Hareket
Bu konu başlığı altında 86 tez
Søren Aabye Kierkegaard'da varoluş ve kendilik'te tekrar kavramının rolü
Felsefede varoluşçuluk denince akla gelen ilk isim Danimarkalı filozof Søren Aabye Kierkegaard ve onun birey temelli felsefe anlayışıdır. Birçok düşünür tarafından varoluşçu felsefenin çıkış noktası olarak da kabul edilen Kierkegaard'ın felsefi terminolojiye kazandırdığı korku, kaygı, umutsuzluk, seçim, tutku ve absürt gibi kavramlar daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan varoluş filozoflarının da sıklıkla üzerinde durduğu kavramlar olmuştur. Kierkegaard'ın felsefi literatüre kazandırdığı bir diğer kavram ise tekrardır. Bu kavram varoluşun gerçekliğini bize anlatmaktadır. Kierkegaard'ın modern felsefeye kattığı tekrar kavramını anlayabilmek içinse Antik Yunan düşünürlerinin üzerinde durdukları oluş ve hareket problemine bakmak gerekmektedir. Antik Yunan'da varlığın hareketine dair Parmenides, Herakleitos gibi isimlerin görüşleri mevcuttur. Parmenides, varlıkta herhangi bir hareketin, değişmenin olmadığını savunurken Herakleitos, Parmenides'in aksine varlığın oluş içerisinde bir harekete tâbi olduğunu düşünür. Bu iki düşünürden sonra gelen Platon ise her iki fikri aynı potada eritme çabası içerisinde olmuştur. Platon bu noktada anamnesis(hatırlama) teorisi ile varlığı, ideaları açıklama girişiminde bulunur. İşte Kierkegaard tam da bu noktada hatırlama ve tekrarın aynı hareketler olduğunu söyler. Ama bir farkla; hatırlama geriye doğru bir hareket iken tekrar daima ileriye doğru gerçekleşen varoluşsal bir harekettir. Çalışmamızın birinci bölümünde Antik Yunan'da hareketin Parmenides, Herakleitos, Platon ve Aristoteles tarafından nasıl ele alındığı üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde Kierkegaard için tekrar kavramının ne anlama geldiği ve bireysel varoluş için ne ifade ettiği anlatılmaya çalışılacaktır. Üçüncü ve son bölümde ise tekrar kavramı ekseninde bireyin kendiliğini nasıl inşa ettiği üzerinde durulacaktır. Çalışmamız Kierkegaard'ın modern felsefeye kazandırdığı tekrar kavramını anlamayı ve tekrar kavramının varoluş ve kendilik için nasıl bir role sahip olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Çağdaş Türk resim sanatında kuş imgesinin hareket bağlamında incelenmesi
Bu araştırmada, resmin temelini oluşturan ve tasarım elemanları olarak da ifade edilen çizgi, biçim, ışık-gölge ve renk öğelerinin hareket ilkesi ile olan ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda hareket ilkesi, Çağdaş Türk Resim Sanatı kapsamında kuş imgesini ön plana çıkaran sanatçıların eserleri üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır. Değerlendirmeye alınan eserlerdeki hareket ilkesi, resmin biçim elemanları göz önünde bulundurularak çözümlenmiştir. Bu bağlamda araştırmanın ilk bölümünde, resmin biçim elemanlarının hareket ilkesi ile olan ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, tuval resminde hareketin oluşum biçimlerinin tarihsel serüveni, Fütürizm ve Op Art sanat akımları çerçevesinde incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, Çağdaş Türk Resim Sanatında hareket olgusu, kuş temalı resimler bağlamında ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Resim Sanatı, Fütürizm, Optik Sanat, Kuş İmgesi, Hareket
Otizmli çocuklarda hareket eğitimi ve eğitsel oyun ile yaşam kalitesi ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırma; otizmli çocuklarda hareket eğitimi ve eğitsel oyun ile yaşam kalitesi ilişkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmaya; Otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 1'i kız, 12'si erkek toplam 13 çocuk katılmıştır. Çocuklara haftada iki gün, günde bir saat olmak üzere 14 hafta süre ile hareket eğitimi programı uygulanmıştır. Tanımlayıcı bir araştırma olup; bu çalışmada kişisel bilgi formu, Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) ile Kaba Motor Gelişim Testi-II (TGMD II) testi kullanılmıştır. TGMD II testinin ön test son test karşılaştırmasında; Lokomotor puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 2 (1-10) iken hareket eğitimi sonrasında 7 (1-13) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. Nesne kontrol puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 5 (1-13) iken hareket eğitimi sonrasında 10 (1-13) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. ÇİYKÖ ölçeğinin Ölçek toplam puanı ortancası (min-maks) hareket eğitimi öncesinde 64,13 (36,96-81,52) iken hareket eğitimi sonrasında 69,56 (40,22-92,39)'ya anlamlı olarak yükselmiştir. Fiziksel sağlık toplam puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 53,13 (31,25-81,25) iken hareket eğitimi sonrasında 68,75 (31,25-96,88) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. Psikososyal sağlık toplam puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 60 (30,00-81,67) iken hareket eğitimi sonrasında 70 (45,00-95,00) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. Sonuç olarak, uygulanan hareket eğitimi ve eğitsel oyun programının otizmli çocukların temel motor becerilerinde ve yaşam kalitesi düzeylerinde olumlu etkiye sahip olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Eğitsel Oyun, Hareket Eğitimi, Otizm, Yaşam Kalitesi
Bilişim destekli hareket eğitiminin temel motor beceri gelişimi ile tutum ve motivasyona etkisi
Bu araştırmanın amacı; 8 yaş ilkokul öğrencilerinde bilişim destekli hareket eğitim programının, öğretmen destekli programa göre temel motor beceri gelişimi ve öğrencilerin uygulamaya yönelik tutum ve motivasyon düzeylerindeki değişime etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma modellerinin bir arada kullanıldığı karma model kullanılmıştır. Nicel bölümde deneysel modellerden deney-kontrol gruplu öntest-sontest deseni kullanılmıştır. Araştırmada 8 haftalık Bilişim Destekli Hareket Eğitim (BDHE) Programının 8 yaş ilkokul öğrencileri temel hareket beceri düzeylerindeki değişime olan etkisini belirlemeye yönelik olarak Ulrich (2000) tarafından geliştirilen (Test of Gross Motor Development, TGMD-2) ve Türkçe uyarlaması Boz (2011) tarafından yapılan Büyük Kas Motor Gelişim Testi-2 (BKMGT-2) kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin uygulamaya yönelik tutum ve motivasyonlarını belirlemeye yönelik nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmaya kolayda örneklem yöntemi ile 96'sı kız, 87'si erkek olmak üzere toplam 183 öğrenci dâhil edilmiştir. Çalışma grubu kontrol grubu (KG=57), Bilişim Destekli Hareket Eğitimi Grubu (BDHE=66) ve Öğretmen Destekli Hareket Eğitim Grubu (ÖDHE=60) olmak üzere 3 gruba ayrılmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiş olup, anlamlılık düzeyi p˂0,05 olarak belirlenmiştir. Verilerin dağılımına Shapiro-Wilk testi ile analiz edilmiştir. Grupların öntest-sontest puan ortalamalarının karşılaştırılmasında Bağımlı Örneklemler T-Testi, Bağımsız Örneklemler T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde, NVIVO 9.0 programı, veri çözümlemesi için kelime sıklık hesaplaması kullanılmıştır. Araştırma sonucunda 8 haftalık BDHE programının 8 yaş ilkokul öğrencileri temel hareket becerileri gelişimi üzerinde olumlu etkisi olduğu, öğrencilerin BDHE programına ilişkin olumlu tutuma sahip oldukları ve programın derse ilişkin motivasyonlarını yükselttiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi ve spor, Bilişim destekli hareket eğitimi, Hareket eğitimi.
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde hareket eğitimiyle birlikte uygulanacak glütensiz diyetin motorik, sosyal ve akademik becerilere etkisi
Bu çalışma; Otizm ve spektrum bozukluğu olan bireylerde hareket eğitimiyle birlikte uygulanacak glütensiz diyetin motorik, sosyal, ve akademik becerilere etkisini incelemek için yapılmıştır. Bu çalışmada, zihinsel yetersizliği olan bireylerin akademik performanslarını değerlendirmek için Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışmanlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü (2009) tarafından geliştirilen başarı değerlendirme formu veri toplamakta ve fiziksel uygunluk parametrelerini ölçmektedir. Araştırmanın evrenini Gaziantep ili, Şahinbey ilçesinde bulunan Vakıflar Bölge Müdürlüğüne bağlı GAZİANTEP OTİZM VAKFI'nda eğitim alan otizm ve spektrum bozukluğu tanısı almış 10 – 20 yaş arasındaki çocuklar oluşturmaktadır. İstatistiksel işlemler için SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Normallik ve homojenlik sınamasının ardından ön son testler arasındaki farklar için bağımlı gruplarda t testi, tekrarlı ölçümler için tek yönlü varyans analizi ve LSD düzeltme testi yapılmıştır. Değerler minimum, maksimum, ortalama ve standart sapma şeklinde sunulmuştur ve 0.05 anlamlılık düzeyinde incelenmiştir. Yapılan istatistiksel analize göre eşleme becerileri, taklit becerileri, yönerge takip becerileri, görsel destek kullanımı, alıcı dil becerileri, ifade edici dil becerileri, oyun müzik becerileri, motor becerileri, sosyal beceriler becerilerinde gruplar arası anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde hareket eğitimiyle birlikte uygulanacak glütensiz diyetin, motorik, sosyal ve akademik becerilere olumlu etkileri olduğu söylenebilir.
Adheziv kapsülitli hastalarda ağrının fonksiyonellik, kinezyofobi, uyku kalitesi ve yaşam kalitesine etkisi
Adheziv kapsülit tanısı almış ve omuz ağrısı şikayeti olan hastalarda ağrının fonksiyonellik, kinezyofobi, uyku kalitesi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi araştırmak amacıyla 50 hasta çalışmaya alındı. Ağrı şiddetleri Vizüel Analog Skala (VAS), fonksiyonellikleri Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH), kinezyofobileri Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ), uyku kalitesi Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve yaşam kalitesi Notthingham Sağlık Profili (NSP) ölçekleri ile değerlendirildi. Ağrı şiddeti ile TKÖ, DASH toplam skor, PUKİ'nin bazı alt başlık skorları ve NSP'nin bazı alt başlık skorları arasında anlamlı ilişki olduğu görüldü (p<0,05). DASH skoru ile PUKİ'nin bazı alt başlık skorları arasında anlamlı ilişk bulundu (p<0,05). Ayrıca DASH skoru ile yaşam kalitesinin NSP Uyku alt başlığı hariç tüm başlıkları ile anlamlı ilişki saptandı (p<0,05). Kinezyofobi skoru ile NSP Ağrı alt başlığı dışındaki tüm alt başlıklar ve PUKİ'nin bazı alt başlık skorları arasında anlamlı ilişki olduğu görüldü (p<0,05). Ayrıca, PUKİ ile NSP'nin bazı alt başlık skorları arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Sonuç olarak, bu çalışma AK'li hastalarda sık görülen ağrı semptomunun fonksiyonellik, kinezyofobi, uyku kalitesi ve yaşam kalitesi üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu gösterdi.
Okul çağındaki pediatrik nörolojik hastaların mobilite seviyesinin katılıma etkisi
Okul çağındaki pediatrik nörolojik hastalarda mobilite seviyesinin katılım üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yaptığımız çalışmaya, yaşları 5-15 olan toplam 63 çocuk ve aileleri alındı. Katılımcılar İstanbul ili sınırları içerisindeki Özel Eğitim Kurumları ve çeşitli Fizik Tedavi Merkezlere devam eden hastalardan seçildi. Çocuklara ve ailelerine tarafımızdan hazırlanan bir Değerlendirme Anketi, uygun durumda olanlara gövde ve alt ekstremite kas kuvveti testlemeleri, Kaba Motor Fonksiyon Ölçeği, Fonksiyonel Mobilite Skalası, Pediatrik Veri Toplama Aracı, Modifiye Barthel İndeksi uygulandı ve cevaplar kaydedildi. Sonuçların analizi SPSS 18 programı kullanılarak, p<0,05 anlamlılık düzeyi kullanılarak yapıldı. Çalışmaya katılan çocukların çoğunun Serebral Palsi'li oldukları görülmüştür. Çalışmamızın sonuçları incelendiğinde, çocukların mobilite düzeylerinin katılım ile ilişkide olduğu (p<0.001), mobilite ile alt ekstremite kas kuvveti ile arasında (p<0.001), gövde kas kuvveti arasında (p<0,01) kuvvetli ilişkiler olduğu, okulda geçirilen sürenin de mobilite (p<0,01), katılım (p<0.001), bağımsızlık (p<0.001) ve kaba motor fonksiyon düzeyleri ile (p<0,05) ilişkide olduğu, çocukların kaba motor fonksiyon düzeylerinin katılım üzerinde etkili olduğu (p<0.001) ve çocukların alt ekstremite kas kuvveti ile katılım arasında (p<0.001), gövde kas kuvvetleri ile katılım arasında (p<0,01), ve bağımsızlık ile alt ekstremite kas kuvveti arasında (p<0.001), gövde kas kuvveti arasında (p<0,01) kuvvetli ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Çalışmamızda okul çağındaki nörolojik hastalığa sahip çocukların mobilite seviyesinin katılımlarını etkilediği belirlendi. Ayrıca mobilite seviyesine bağımsızlık seviyesi, kaba motor düzeyi ve kas kuvvetinin de etkili olduğu, katılım düzeyine ise kaba motor fonksiyon düzeyi, kas kuvveti gibi faktörlerin etki ettiği ve çocukların okulda geçirdikleri sürenin mobilite, katılım ve bağımsızlık seviyelerinden etkilendiği ortaya çıkmıştır.
Mental retardasyonu olan çocuklarda postürün fonksiyonel mobiliteye etkisi
Mental Retardasyonu (MR) olan çocuklarda motor gelişim aşamalarında bazı yetersizlikler bulunmakta, bunun sonucu olarak da postür ve fonksiyonel mobilite seviyeleri etkilenebilmektedir. Bu nedenle çalışmamızın amacı MR olan çocuklarda postür ve fonksiyonel mobilite seviyelerinin değerlendirilmesi ve aynı yaş grubundaki sağlıklı çocuklara göre de normalden sapmalarının araştırılmasıdır. Çalışmamıza 6-12 yaşları arasında, zeka katsayı (IQ) skoru 35–70 olup kognitif düzey olarak komut alabilen MR tanısı konmuş Hafif veya Orta MR 25 birey ile aynı yaş grubunda olan 25 sağlıklı birey katıldı. Bireylerin postür analizi ve fonksiyonel mobilite değerlendirmesi yapılarak sonuçlar iki grupta karşılaştırıldı. Newyork Postür Analizi Yöntemine (NYPAY) göre yapılan postür değerlendirmesinde bireyler anterior, lateral ve posterior yönden değerlendirildi ve MR olan bireylerle sağlıklı bireyler arasında postüral değişiklikler tespit edildi. NYPAY skor değeri ve fonksiyonel mobilite test skorlarının iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklı olduğu görüldü(p<0,05). Postür ve fonksiyonel mobilite testlerinde tek ayak üzerinde denge gözler kapalı sağ testi hariç kız ve erkek cinsiyet arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı(p>0,05). IQ seviyesi ile NYPAY skor değeri arasında anlamlı ilişki görülmezken, Orta MR olan bireylerde, hafif MR olan bireylere göre NYPAY skor değeri ortalamasının daha düşük olduğu görüldü. Fonksiyonel mobilite değerlendirmesinde kullandığımız zamanlı kalk ve yürü testinde ise Hafif MR olan bireylerin, Orta MR olan bireylere göre testi daha erken sürede tamamladığı ve istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görüldü (p<0,05). Çalışmamızın sonuçları MR'li çocuklarda postürün olumsuz yönde etkilendiğini ve fonksiyonel mobiliteyi bozabileceğini göstermiştir. Hafif düzeyde MR'li çocuklarda, fonksiyonel mobilitenin orta düzey MR'li çocuklardan daha iyi seviyede olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Mental Retardasyon, Postür, Fonksiyonel Mobilite
19. yüzyıl sonrası resim sanatında spor temalı eserlerde kompozisyon ve hareket
Bu araştırmada sanat ve spor ayrı disiplinlerde ele alınarak birbirleriyle nasıl etkileşime geçtikleri; eserler ve sanatçılar üzerinden görsellerle incelenmiştir. İki boyutlu yüzey üzerinde hareketin anlatımını kuvvetlendiren, destekleyen yöntemler araştırılarak, kompozisyon bütünlüğü içinde değerlendirilmiştir. Yüzey planlamasında hareket kavramı, sporcu figürleri ile ele alınarak kompozisyon kurguları örneklendirilmiştir. Spor ve sporcu temasını sanatçılar yaşadıkları döneme göre; mücadele, rekabet, hareket, denge, artistik değer gibi kavramları eserlerinde çeşitli kompozisyon ve benimsedikleri üslupla anlatmışlardır. Modern Olimpiyatların kurucusu olan pedagog tarihçi yazar Baron Pierre de Coubertin; daha sağlıklı bir nesille barışçıl bir dünya adına, sporun güzelliklerini ancak sanatçıların anlatabileceği fikrinden yola çıkarak sanatın olimpiyatlarda yer almasına önderlik etmiştir. Böylece spor temalı sanat eserleri, ilk kez 1912 yılında olimpiyat oyunlarına sanat yarışmaları adı altında dahil edilmiştir. Bu çalışmada, spor disiplininde resim sanatının nasıl somutlaştırıldığı örneklerle incelenmiştir. Hareket kavramı ve kompozisyon anlatımı üzerinden spor ve sanat arasındaki ilişki ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Hareket, denge, artistik, spor
İnteraktif sanatlarda mimari mekanın kullanımı
Bilişim Teknolojisinde yaşanan gelişmeler, günümüzde her alanda yaygın kullanım alam oluşturmuş ve etkisini göstermiştir. Bu gelişmelerin sanatsal mekanlardaki ilk etkilerinin I960' lı yıllarda ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu etkiler, sanatçıların teknolojileri kullanma eğilimi ve seyirciyi çalışmanın içine dahil etme çabalan ile kendini göstermektedir. Araştırmanın amacı, "İnteraktif Sanatlar'da mimarlığın rolü nedir?' sorusunun cevabını verebilmektir. Günümüze kadar interaktif sanatlar adı altında yapılan enstalasyon çalışmaları araştırılmış, ana dönemler kapsamında gerçekleştirilen yapıtların üzerinde durulmasına çalışılmıştır. Araştırma mekan kurgusunun düzeni açısından şu adımlarla sunulmuştur:. İnteraktif Enstalasyon tanımı ile ilişkili olan 1960'lı yıllardaki, Optik Sanat, Kinetik Sanat, önemli enstalasyon örneklerle saptanmıştır.. 1970'li yıllarda, bilgisayar teknolojisinin interaktif enstalasyonlarda kullanımı ve gelişen- teknolojinin mekan düzenlemesine etkileri sunulmuştur.. Günümüzde interaktif sanat çalışmaları ve ortaya çıkan mimari mekanlar karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda,. 1960 yılından sonra iletişim teknolojilerinin gelişimi ile interaktif sanatlar arasındaki değişimlerin paralellik gösterdiği tarihler belirtilmiş,. Sırası ile video, bilgisayar ve iletişim ağlarının interaktif sanatlarda kullanılmaya başlandığı dönemler ile, mekan değişimi ilişkileri üzerinde durulmuş,. İnteraktif enstalasyonlarda, tarihsel dönemlere göre teknoloji- mekan- kurgu karşılaştırması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: İnteraktif, Enstalasyon, Algılama, Hareket, Temas
İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin fen ve teknoloji konularını günlük hayat problemlerinin çözümüne transfer düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada, ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin fen ve teknoloji dersi kapsamındaki kuvvet ve hareket ünitesi konularını günlük hayat bağlamındaki problem çözümlerine transferleri incelenmiştir. Eylem araştırması şeklinde desenlenen araştırmanın örneklemini kritik durum örneklemesi yöntemiyle seçilen 33 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kuvvet ve Hareket Ünitesi Başarı Testi (KHÜBT)? ve ?Fen Bilgileri Transfer Testi (FBTT)? ile elde edilmiştir.Araştırma kapsamında elde edilen veriler iki aşamalı olarak ele alınmış, birinci aşamada öğrencilerin başarı testi ve transfer testi puanları arasındaki ilişkiye bakılmış, ikinci aşamada ise öğrencilerin fen ve teknoloji konularını günlük hayat problemlerinin çözümüne transfer düzeyleri belirlenmiştir.Araştırmada yapılan analizler sonucunda öğrencilerin başarı testi puanları ile transfer testinden aldıkları puanlar arasında pozitif yönde, anlamlı ve orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur.Araştırma kapsamında geliştirilen transfer düzeyleri , sıfır transfer, eksik transfer ve tam transfer olarak kategorize edilmiştir. Sekizinci sınıf öğrencilerinin fen ve teknoloji konularını günlük hayat bağlamına tam transfer düzeylerinin oldukça düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğrencilerin sıfır transfer yanında büyük oranda eksik transfer gerçekleştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır.
İnmeli hastalarda demografik bulgular ile hastalık özelliklerinin fonksiyonel durum, günlük yaşam aktiviteleri ve özürlülük düzeyi ile ilişkisi
İnmeli Hastalarda Demografik Bulgular ile Hastalık Özelliklerinin Fonksiyonel Durum, Günlük Yaşam Aktiviteleri ve Özürlülük Düzeyi ile İlişkisiAmaç: Bu çalışmada inmeli olguların demografik özelliklerinin, inme etyolojisi, inme süresi ve etkilenen hemisferin hastaların fonksiyonel durumları, günlük yaşam aktiviteleri, ambulasyon, mobilite ve özürlülük düzeylerine olan etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: 126 inmeli hastanın demografik özellikleri, inme risk faktörleri kaydedildi. Hastalar etyolojilerine, etkilenen hemisfere, yaşa, cinsiyete ve başvuru sürelerine göre gruplara ayrıldı. Ambulasyonları, mobilite düzeyleri, günlük yaşam aktiviteleri ve özürlülük düzeyleri değerlendirildi.Bulgular: Çalışmaya katılan inmeli hastaların % 48'inin kadın, % 52'sinin erkek olduğu ve % 77'sinin iskemik, % 23'ünün hemorajik kaynaklı inme olduğu belirlendi. İskemik ve hemorajik inmeli olgularda her iki grupta da en sık karşılaşılan risk faktörü hipertansiyon olarak saptandı. Hastaların fonksiyonel durum ve disabilite düzeyleri karşılaştırıldığında yaş, cinsiyet, etkilenen hemisfer ve hastalık süresine göre anlamlı farklılık bulunamadı. Fonksiyonel Ambulasyon Skala skorları ile Rivermead Mobilite ve Modifiye Barhel İndeksi skorları arasında güçlü pozitif, Modifiye Rankın Skala skoru arasında güçlü negatif ilişki saptandı. Rivermead Mobilite İndeksi ile Modifiye Barhel İndeksi skoru arasında çok güçlü pozitif, Modifiye Rankın Skala skoru ile arasında güçlü negatif ilişki saptandı. Brunnstrom evreleri ile hastaların ambulasyonları, günlük yaşam aktiviteleri, mobilite ve disabilite düzeyleri arasında yüksek korelasyon bulundu.Sonuç: Hastalarda ambulasyon, günlük yaşam aktiviteleri, mobilite ve disabilite düzeyleri açısından yaş, cinsiyet, etkilenen hemisfer ve hastalık süresine göre anlamlı farklılık bulunamadı. Fonksiyonel Ambulasyon Skalası ile Rivermead Mobilite İndeksi ve Modifiye Barhel İndeksi skorları arasında güçlü pozitif, Modifiye Rankın Skala skoru arasında güçlü negatif, Rivermead Mobilite İndeksi ile Modifiye Barhel İndeksi skoru arasında çok güçlü pozitif, Modifiye Rankın Skala skoru arasında çok güçlü negatif ilişki olduğu saptandı.Anahtar sözcükler: İnme, risk faktörleri, günlük yaşam aktiviteleri, ambulasyon, mobilite, disabilite
6 haftalık post aktivasyon potansiyeli antrenmanlarının dairesel tekme hızına olan etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı kick boks sporcularına uygulananan 6 haftalık Post Aktivasyon Potansiyeli antrenmanlarının dairesel tekme hızına olan etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmaya Türkiye Kick Boks Federasyonunca lisanslı, şampiyonalara katılmış, spor yaşları en az 4 yıl olan, yaşları 16 – 25 aralığında değişen, boy uzunlukları 160 cm ile 185 cm arasında değişen, sağlıklı 24 erkek kick boks sporcusu gönüllü olarak katılmıştır. [Kontrol Grubu (K.G, n=8, vücut ağırlığı: 70,85±5,39 kg; boy uzunluğu: 1,78±0,02 m; yaş: 21,42±3,45 yıl), Antrenman Grubu (A.G, n=8, vücut ağırlığı: 63,5±9,81 kg; boy uzunluğu: 1,73±0,08 m; yaş: 18,87±2,03 yıl) ve Post Aktivasyon Potansiyeli Grubu (PAP, n=8, vücut ağırlığı: 73,87±15,30 kg; boy uzunluğu: 1,75±0,08 m; yaş: 18,12±2,03 yıl]. 6 hafta süren çalışmada PAP grubu haftada üç gün antrenmanlarının ana evresi öncesinde 1 tekrar maksimalin %90'ı (1TM %90) 3x3 back squat yaptıktan sonra 8 dk dinlenip kum torbasına 40 sağ – 40 sol dairesel tekme atmış ve antrenmanına devam etmiştir. A.G. haftada üç gün kick boks antrenmanlarına devam ederken K.G. kick boks antrenmanı yapmamıştır. Sürecin etkilerinin dairesel tekme hızına etkilerini değerlendirmek için her üç gruba da çalışma başlangıcında ilk ölçüm, üçüncü hafta sonunda ara ölçüm ve altıncı hafta sonunda son ölçüm olarak akıllı telefon üzerinde Force Data uygulaması kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 200 örneklem hızında (200hz) hız (m/s) olarak alınan ölçümlerde akselerometre görevi gören akıllı telefon katılımcının dominant ayağının lateral malleol kemiği üzerine sabitlenmiş ve kum torbasına dairesel tekme atması istenmiştir. Ön test, ara test ve son test arasındaki farklar tek yönlü varyans analizi (ANOVA), farklılıkların nereden kaynaklandığını bulabilmek için post hoc testlerinden Bonferroni testi ve Zaman x grup etkileşim farklarını gözlemlemek için ise karışık dizayn Anova kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak ele alınmıştır. Sonuç olarak AG ve PAP grubunda zamana bağlı olarak hız (m/s) ortalamalarında sürekli bir artış gözlemlenmiş. A.G. hız (m/s) ortalamasında toplam %19'luk ve PAP Grubu hız (m/s) ortalamasında toplam %6,57'lik artış görülmüştür. K.G.'nun ara testlerden sonra hız (m/s) ortalamasının düştüğü görülmektedir.
Entelektüel yetersizliği olan çocuklarda hareket eğitiminin denge becerilerine etkisi
Amaç: Bu araştırmanın amacı özel hareket eğitimi programının entelektüel yetersizliği olan çocukların denge becerileri üzerine etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda entelektüel yetersizliği olan çocuklarda "Duyu Bütünleme Bozukluğu" ile doğrudan ilişkili olduğu düşünülen hareket eğitiminin denge becerilerine etkisinin araştırılması hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, deneysel desenden yararlanılmıştır. Çalışma grubu; Burdur il merkezindeki bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde eğitim gören yedi – 10 yaş arası 23 entelektüel yetersizliği olan çocuktan oluşmaktadır. Uygulama grubuna 11 hafta süresince haftada iki gün 45er dakikadan 22 ders boyunca "Denge Becerilerini Geliştirmeye Yönelik Kurgulanmış Temel Hareket Eğitimi Programı (DEP)" uygulanmıştır. Uygulama öncesi ve sonrasında birer hafta ön test ve son test uygulanarak çalışma 13 haftada tamamlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracları olarak; "Duyu Profili Testi", "Pediatrik Denge Skalası", "Flamingo Denge Testi", "Yürüme Aletinde Denge Testi", "Denge Aletinde Durma Testi" ve "Denge Ölçüm Cihazı" kullanılmıştır. Bu araştırmada parametrik olmayan testlerden Mann Withney U Testi ve Wilcoxon Testi ile kullanılmıştır. Bulgular: DEP ile Duyu Profili Testi, Pediatrik Denge Skalası, Flamingo Denge Testi, Yürüme Aletinde Denge Testi, Denge Aletinde Durma Testi ve Denge Ölçüm Cihazı uygulama grubunun ön test - son test skorları arasında anlamlı fark görülmüştür. Sonuçlar: Araştırmadan elde edilen sonuçlarda hareket eğitimi ile entelektüel yetersizliği olan çocukların denge becerelerini geliştirdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimler: Entelektüel Yetersizlik, Hareket Eğitimi, Denge Becerisi, Duyu Profili, Duyu Bütünleme
Çocuklarda temel hareket becerilerinin gelişiminde kinect teknoloji destekli scratch oyun uygulamalarının ilişkisi
Amaç: Scratch ile hazırlanan ve Kinect ile oynanabilen oyunların çocukların motor beceri gelişim düzeyleriyle ilişkisi olup olmadığını ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde İzmir ili Karşıyaka ilçesindeki amatör spor (futbol) kulübünde uygulanmıştır. Katılımcıların (10 erkek öğrenci) beşi deney grubuna, diğer beşi ise kontrol grubuna dâhil edilmiştir. Deney grubundaki gönüllü beş öğrenciye sekiz haftalık Kinect Destekli Scratch Oyun Uygulamaları (KDSOU) uygulanmıştır. Kontrol grubu öğrencileri aynı dönemde futbol antrenmanlarına devam etmişlerdir. Bulgular: Deney ve Kontrol gruplarının KDSOU ve Sarkaç Top son test puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmamaktadır (p>,05). KDSOU ve Sarkaç Top son testleri puanı KDSOU' da Deney grubu lehinedir. Deney ve Kontrol gruplarının KDSOU ve Sarkaç Top ön test ve son testleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunmamaktadır (p>,05). Ancak KDSOU ve Sarkaç Top son test-ön test puan farklılıkları Deney grubu lehinedir. Sonuç: Sonuç olarak KDSOU oynayan öğrencilerin temel hareket becerilerini sanal olmayan gerçek ortamlara (Sarkaç Top Testi) nadiren transfer edebildikleri ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin bireysel farklılıklarına göre transfer edebilme düzeyleri değişkenlik göstermektedir.
A comparative study of motion verbs used by Turkish EFL learners in their L1 and L2
For the last four decades, researchers have shown interest in motion events and their descriptions in typologically different languages. Talmy (1985, 2000) and his lexicalization patterns formed a ground for this interest. Slobin's (1996a) Thinking for Speaking hypothesis proposed that lexicalization patterns have certain consequences for the ways in which speakers express motion events as their choices and syntax structures might change by typological variations. Much of the research so far has focused on the expression of these events in first languages while less research has been conducted on foreign languages especially in terms of Turkish EFL learners. To fill this gap, this study aims to provide with an explanation to the problem of foreign language acquisition by limiting its scope to the semantic domain of motion within the definite language typology suggested by Talmy's verb-framed language vs. satellite-framed language typology and Slobin's thinking for speaking hypothesis as the theoretical framework. By classifying two languages namely English and Turkish according to their lexicalization patterns and making use of tasks that are specifically designed to elicit language production and language comprehension data, this study seeks the linguistic expression differences of motion verbs, compares the linguistic comprehension of motion verbs in these two languages and reveals the cross-linguistic effects on the linguistic expression of motion verbs when translated from English to Turkish and Turkish to English. While some results of the study are in line with Jackendoff's Universalist view (1990, 1996), some support Slobin's Thinking for Speaking hypothesis (1996a) as an extension of Whorf's linguistic relativity hypothesis (1956). These results present important implications about the perceptions and idiosyncratic lexicalization patterns of language learners in terms of their linguistic expression which could be used by language teachers in evaluating their students' language production and comprehension. Key Words: motion verbs, verb-framed languages, satellite-framed languages, lexicalization pattern, linguistic comprehension.
Kız adölesanlarda skapula stabilizasyon egzersizlerinin klavikula hareketliliğine etkisi
Elpeze G., Kız adölesanlarda skapula stabilizasyon egzersizlerinin klavikula hareketliliğine etkisi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sağlık Bilimler Enstitüsü, Fizyoterapi Ve Rehabilitasyon Programı Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018. Çalışmamız sağlıklı bireylerde skapula stabilizasyon egzersizlerinin klavikula hareketliliğine etkisini araştırmak amacıyla planlandı. Çalışmaya 37 birey katıldı. Bireyler rastgele yöntemle 2 gruba ayrıldı. Her iki grupda haftada 3 gün olmak üzere 8 hafta boyunca yaz okulu kapsamında uygulanan fiziksel aktivite programına alındı. Çalışma grubuna fiziksel aktivite programına ek olarak skapula stabilizasyon egzersiz eğitimi, kontrol grubuna ise yalnızca fiziksel aktivite programı uygulandı. Tüm bireyler çalışma öncesi ve sonrası eklem hareket açıklığı (Gonyometrik Ölçüm), kas kuvvet testi (Manuel Kas Kuvvet Testi), omuz abduksiyon ve elevasyonu sırasında klavikulanın açısal değişiklikleri (Video Analiz Yöntemi) ve üst ekstremite fonksiyonel durumu (Quıck Dash Türkçe) bakımından değerlendirildiler. Hem çalışma grubunda hem de kontrol grubunda üst ekstremite fonksiyonel durumunda artış görüldü. Çalışma grubunda egzersiz eğitimi sonrasında omuz skapular düzlem elevasyonu sırasında özellikle non-dominant taraf klavikula elevasyonunda, omuz abduksiyonu sırasında ise dominant ve non-dominant tarafta klavikula elevasyonunda artış görüldü.Çalışma grubunda fiziksel aktivite programı ile skapular stabilizasyon egzersiz eğitimi sonrası dominant tarafta hem klavikular protraksiyon hem de retraksiyon hareket açıklığında artış gözlemlendi, non-dominant tarafta klavikular protraksiyon artış gösterdi (p<0.05). Omuz kinematiğinin daha iyi anlaşılması açısından sternoklavikular (SK) eklemde meydana gelen klavikula hareketlerinin akromioklavikular (AK) eklemde gerçekleşen skapula hareketleri ile glenohumeral (GH) eklem hareketlerinin birlikte analiz edilmesi daha faydalı olabilir. Anahtar kelimeler: adölesan, skapular stabilizasyon egzersiz, biyomekanik, omuz, klavikula, hareket analizi, kinematik.
Takım ve bireysel sporcuların fonksiyonel hareket analizi, postür ve dinamik dengelerinin incelenmesi
Bu çalışma Adana ilinde farklı branşlarda aktif olarak yarışmalara katılan takım ve bireysel sporcuların fonksiyonel hareket analizi, postür ve dinamik dengelerini birlikte incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya gönüllü olarak takım sporları (n=59) ve bireysel sporlar (n=53) toplam 112 erkek sporcu katılmıştır. Çalışmaya katılan sporcuların yaş 19,02±1,36 yıl, vücut ağırlık 71,92±8,98 kg, boy ortalamaları 1,79±0,07 m, spor yaşları 6,50±2,48 yıl, haftalık antrenman sayısı 5,27±0,97 gün ve haftalık antrenman saati 12,01±2,61 saat olarak bulunmuştur. Çalışmada elde edilen verilerin normallik dağılımını belirlemek için Kolmogorov-Smirnov testi uygulanmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiği için parametrik testler uygulanmıştır. Ortalamalar arasındaki farkların karşılaştırılmasında bağımsız t testi ve One Way ANOVA, iki kategorik grup arasındaki farklılığın karşılaştırılmasında da ki kare testi uygulanmıştır. Elde edilen verilere göre takım ve bireysel sporcuların fonksiyonel hareket analizi, alt ekstremite Y dinamik denge, anterior postür analizi, dik duruştaki açı değerleri ve gövde fleksiyon-ekstensiyon açı sonuçları arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Üst ekstremite Y dinamik dengede ise sadece medial yönde takım sporları (Basketbol) lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Lateral postür analizinde(postural asimetri) de takım sporları lehine sadece akromiyon (Voleybol) (p=0,04) ve trochanter majörde (Hentbol) (p=0,01) anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bu bulgular doğrultusunda, üst ekstremite Y dinamik denge ve Lateral postür analizlerindeki takım sporları lehine bulunan farklılığın, takım sporlarındaki branşların genellikle üst ekstremitenin aktif bir şekilde rol aldığı branşlar olmasından ayrıca bu branşlarda devamlı olarak oyun içerisinde yer değiştirme, aldatma yapma, ikili mücadelelere girme gibi faaliyetlerden dolayı ağırlık merkezinde değişme ve buna bağlı olarak da postural asimetrinin meydana geldiği söylenebilir. Sporculardaki postural asimetrinin, ilerleyen dönemlerde sakatlık, performans kaybı, hareket kısıtlılığı gibi bedenin sağlık ve performans parametrelerini olumsuz yönde etkileyebileceği göz önüne alınmalıdır. Bundan dolayı takım sporlarında yer alan sporcuların postural durumlarının takip edilerek, postüral yapılarında tespit edilecek sapmaların normal sınırlarına getirilmesi için gerekli düzeltici egzersiz (corrective exercise) programları oluşturulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Fonksiyonel Hareket Analizi, Postür, Dinamik Denge, Omurga Açıları, Postural asimetri.
Doğumda hareket ve pozisyon özgürlüğünün pasif doğum ile karşılaştırılması ve hormonlar üzerindeki etkisinin incelenmesi
Amaç: Doğumda hareket ve pozisyon açısından serbest bırakılan gebelerle, daha çok yatağa bağımlı rutin bakımı yapılan dolayısıyla pasif konumda kalan gebelerin doğum sonuçlarını ve hormon düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Deneysel tipte planlanan araştırma, 07.08.2019 ve 01.07.2020 tarihleri arasında yapılmıştır. Veriler Uşak Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde toplanmıştır. Çalışmaya toplam 90 kadın dâhil edilmiştir. Kadınlar rastgele üç gruba ayrılmıştır: Normal doğum masası grubu, dikey doğum masası grubu ve kontrol grubu. Bulgular: Katılımcıların vital bulguları, fetal kalp hızı ve uterus kontraksiyon süresi açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır (p<0,05). Kontrol grubunda indüksiyon uygulanma oranı ve VAS skoru ortalaması vaka gruplarına göre yüksektir (p<0,01). Kontrol grubu kadınların doğum konfor ve memnuniyet ölçekleri puanları her iki vaka grubundaki kadınlara göre anlamlı düzeyde düşük saptanmıştır (p<0,05). Dikey masa grubunda doğum sonrası oksitosin seviyesi kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubunda prolaktin düzeylerinde azalma saptanmıştır (p<0,05). Sonuçlar: Doğum eyleminde hareket ve pozisyon özgürlüğünün (dik pozisyonların) ağrı düzeyini ve indüksiyon ihtiyacını azalttığı; doğum konforunu, doğum memnuniyetini, doğum sonu oksitosin ve prolaktin hormon düzeylerini arttırdığı bulunmuştur. Ayrıca sırtüstü litotomi pozisyonundaki kadınlarda kan basıncının daha düşük olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, annelere bilgi verildiğinde ve desteklendiklerinde doğumda farklı pozisyonları kullanmaya istekli oldukları gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Doğum, hareket ve pozisyon, hormon, ebelik
Rüzgâr sörfü ve uçurtma sörfü sporcularının fonksiyonel performanslarının karşılaştırılması
Amaç: Rüzgâr sörfü ve uçurtma sörfü sporcuları üzerinde performans analizi yaparak, fonksiyonel performansları üzerinde incelemelerde ve değerlendirmelerde bulunmak. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, rüzgâr sörfü ve uçurtma sörfü sporcuları arasındaki fonksiyonel performans beceri ölçümü yapmak üzere tasarlanmış akut ve deneysel bir alan çalışmasıdır. 18-41 yaş arası ileri seviye 13 erkek rüzgâr sörfü ve 12 erkek uçurtma sörfü sporcusunun katıldığı çalışmada uygulanan ölçüm yöntemleri vücut kompozisyon ölçümleri, izometrik kuvvet dinamometre ölçümleri, derinlik sıçrama testi-reaksiyon hızı ölçüm yöntemi, Y denge testi ölçümü, FHG testidir. Elde edilen veriler SPSS 23 paket program kullanılarak istatistiksel olarak karşılaştırılmış iki grup arasındaki istatistiksel farklılıkları gözlemlemek için Man Withney U testi uygulanmıştır. Anlamlılık değeri p<0,05 olarak alınmıştır. Bulgular: Bu çalışmada yapılan fonksiyonel performans test veri analizleri sonucunda rüzgâr sörfü ve uçurtma sörfü sporcuları arasında vücut kompozisyonu ölçümleri, Y denge testi ve derinlik sıçrama testi-reaksiyon hızı ölçümü bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05). Ancak iki branş arasında rüzgâr sörfü sporcularında daha iyi olan sörf yaşı farkına (p<0.05) rağmen uçurtma sörfü sporcularının izometrik bacak kuvvet değerlerinin, FHG 6. testi omuz fonksiyonu hareketi ve ayrıca FHG testi toplam skor sonuçları bakımından iki branş arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre rüzgâr sörfü ve uçurtma sörfü sporcuları arasında fonksiyonel performans analizi bakımından iki branş arasında anlamlı farklılıklar olduğu bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Rüzgâr Sörfü, Uçurtma Sörfü, FHG, Reaksiyon Hızı, İzometrik Kuvvet, Y denge Testi, Fonksiyonel Performans testleri.
Elit karatecilerin iki farklı döner tekmesinin üç boyutlu kinematik analizi
Elit karatecilerin iki farkli döner tekmesinin üç boyutlu kinematik analiziniyapılmıştır. Bu çalışmanın amacı 3 boyutlu hareket analizi yöntemi kullanarak karate?de ki iki farkli döner tekmesinin (Giako ve kizami mavaşi gerinin) kinematik özelliklerini incelemektir. Karate sporcularının tarafından oluşturulan kinematik değişkenleri Yer değiştirme ile ilgili, doğrusal hız, alt gövde bölümlerinin ivmesi, öteleme, bacak ivme ve vertical yer tepki kuvveti analiz edildi. 21 elit seviye karate sporcusu iki farklı döner tekme tekniği incelenmiştir. Deneklerin yaşları 20 ile 26 yaş arasında değişmektedir. Hareketler saniyede 240 kare fotoğraf çekebilen 8 adet yüksek hızlı kameraya sahip "Phase Space" optik hareket yakalama sistemi ile kaydedilmiştir. Kaydedilen pozisyon bilgilerinden ayak bileği, diz ve kalça linear yerdeyişimi, hızları ve ivmeleri hesaplanmıştır. Ayrıca, kuvvet platformu kullanılarak karatecilerin yere uyguladıkları tepki kuvvetleri de hesaplanmıştır. Sonuçlar kizami Mavaşi Geri, Giako Mavaşi Geri kıyaslandığında daha büyük bir doğrusal hız oluşturulan görülmüştür. Benzer şekilde, kizami mavaşi geri, giako mavaşi geri'ye göre daha büyük doğrusal hızlanma oluşturmüşdur. Ayrıca, giako mavaşi geri Kizami mavaşi geri'ye göre daha büyük öteleme bacak ivme oluşturdu. Sonuç olarak, tüm kinematik değişkenler için sonuçlar tekme türünü çalışılan her bir faktörün büyüklüğü en önemli belirleyici olduğunu gösterdi. Ayrıca; bu teknik önemli ölçüde ortaya çıkan yer değiştirme, doğrusal hız, ivme ve öteleme bacak ivme etkileyebilir. Anahtar Kelimeler: Kizami Mavaşi Geri, Giyako Mavaşi Geri, Kinematik, 3D hareket analizi
5-6 yaş grubu çocuklara uygulanan Temel Hareket Eğitim Programının hareket becerilerinin gelişimine etkisi
Bu araştırmanın amacı, ( TGMD-2) Test of Gross Motor Development ?2'nin (Ulrich, 2000) uyarlama çalışmasını yapmak, 5-6 yaş grubu çocuklarına yönelik temel hareket eğitimi programının oluşturulması, uygulanması ve sonucunda bu programın 5-6 yaş grubu çocukların hareket beceri gelişimine etkisini ve cinsiyet-yaş değişkenlerinin motor gelişim üzerine etkisini incelemektir.Araştırma iki boyutlu olarak yürütülmüş, öncelikle TGMD-2'nin uyarlama çalışması için geçerlik, güvenirlik ölçütleri sınanmış ikinci olarak; temel hareket eğitim programının 5-6 yaş çocukları hareket becerilerine etkisi araştırılmıştır. TGMD-2'nin uyarlama çalışmasında rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 5-10 yaş grubu 480 çocuk örneklem grubunu oluşturmaktadır. İkinci aşama olan temel hareket eğitim programının etkisinin sınanması için 5 yaş grubu 60 çocuk (30 deney,30 kontrol) ve 6 yaş grubu 60 çocuk (30 deney,30 kontrol) ile araştırma yürütülmüştür. Ölçümler Büyük Kas Motor Gelişim Testi (BKMGT-2) ve Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlik Testinin (BOMYT) denge alt testi ile yapılmıştır. 5-6 yaş grubu çocukların ön test uygulamaları sonunda deney grubuna haftada 2 gün 30 dakika olmak üzere 12 hafta süreyle Temel Hareket Eğitim Programı uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise bu eğitim verilmemiştir.TGMD-2'nin geçerlik güvenirlik çalışmasında iç tutarlık, test-tekrar test güvenirliği, bağımsız değerlendiriciler arası güvenirlik, içerik geçerliği, madde analizi, yapı geçerliği test edilmiştir. Araştırmada deneysel işlemlerden elde edilen verilerin analizinde Tek Faktörlü Kovaryans analizi (ANCOVA), ve yaş-cinsiyet değişkenlerinin etkisi için Tek Faktörlü Varyans analizi (ANOVA) ve regresyon yapılmıştır.Bulgularda, yaş gruplarına göre BKMG testinin alfa katsayıları .87 nin üstünde, ölçümler arası korelasyon katsayısı .85 in üzerinde ve değerlendiriciler arası korelasyon katsayısı .94 ün üzerinde bulunmuştur. BKMG Testi faktör analizi sonucunda ki karesi 230.00; sd: 53; RMSEA 0.069 bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda BKMG Testinin Türk çocukları için geçerli ve güvenilir olduğu söylenebilir.Temel hareket eğitim programına katılan ve katılmayan çocukların BKMGT-2 son test ortalama puanları ve çocukların denge beceri punları arasında anlamlı bir farkın olduğu bulunmuştur (p<.01]. Büyük kas motor becerisi son test puanları arasında yaşa göre anlamlı bir fark olduğunu görülmektedir [F(1,58)=103.743, p<.01]. Cinsiyet ise farklılık yaratmamaktadır. Yaşın ve cinsiyetin denge alt testinden alınan son test puanlarına etki ettiği görülmektedir. ( p<.01; p<.05).Bu bulgular ışığında çocukların hareket becerilerini geliştirmeye yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.
Sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuar ile doğrulayıcı laboratuar yöntemlerinin fen ve teknoloji öğretmen adaylarının başarı, kavram yanılgısı ve epistemolojik inançları üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; gelecek nesilleri yetiştirecek olan fen ve teknoloji öğretmen adaylarının kuvvet ve hareket konusunda sahip oldukları kavram yanılgılarının belirlenmesi ve sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuar yöntemi ve doğrulayıcı laboratuar yöntemi ile giderilmesi, epistemolojik inançlarının etkinlikler öncesi ve sonrası durumlarının belirlenmesi ve uygulanan ölçeklerden elde edilen başarı puanları ile kavram yanılgısı puanlarının epistemolojik inançlarla olan ilişkisinin belirlenmesidir.Bu çalışmada hedef evren Ankara ilindeki fen ve teknoloji öğretmenliği alanında eğitim veren devlet üniversitelerinin üçüncü sınıf öğrencileridir. Ancak çalışmadaki ulaşılabilir evreni ise Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi üçüncü sınıf fen ve teknoloji öğretmenliği öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi uygun örnekleme yöntemi kullanılarak deney grubunda 38 kontrol grubunda 40 olmak üzere toplam 78 fen ve teknoloji öğretmenliği üçüncü sınıf öğrencilerinin katılımıyla oluşturulmuştur.Bu çalışma yarı deneysel bir çalışmadır. Deney grubuna sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuar yöntemi uygulanırken, kontrol grubunda ise doğrulayıcı laboratuar yöntemi altı hafta süresince kullanılmıştır.Araştırmanın alt problemlerini sınamak için ön test ve son test olarak iki veri toplama aracı kullanılmıştır. Birincisi, KKT (FCI) testidir. Bu test üç aşamaya göre puanlandırılarak öğrencilerin başarı ve kavram yanılgısı puanları ortaya çıkartılmıştır. Ayrıca, ögretmen adaylarının epistemolojik inançlarını belirlemek için ise epistemolojik inançlar ölçeği kullanılmıştır.Çalışmanın sonucunda alt problemleri sınamak için ANCOVA, karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA, ilişkisiz örneklemler t-testi ve Pearson momentler çarpımı korelasyonu kullanılmıştır. Sonuçlar .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.Yapılan istatistikî analizler sonucunda, sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuarın yönteminin doğrulayıcı laboratuar yöntemine göre fen ve teknoloji öğretmen adaylarının kuvvet ve hareket konusunda başarı, kavram yanılgısı ve epistemolojik inançlarına anlamlı bir katkı sağladığı görülmüştür. Ayrıca başarı ve kavram yanılgılarının epistemolojik inançlar ile anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Sorgulayıcı araştırma Yöntemi, Kuvvet ve Hareket, Kavramsal Değişim ve Epistemolojik İnançlar.
Osteoartritli ve romatoid artritli hastalarda el eklemlerindeki hareket açıklığının ve kavrama kuvvetinin sağlıklı bireylerle karşılaştırılması
Osteoartrit (OA) dünyada ve ülkemizde en sık karşılaşılan eklem hastalığıdır. Romatoid artrit (RA) sinovyal enflamasyonla karakterize kronik, sistemik bir hastalıktır. OA'da ve RA'da el bileği ile el eklemleri ilk ve en sık etkilenen eklemlerdir. El eklemlerinin tutulumu, hastaların yaşam kalitesinde belirgin bir azalmaya yol açar. Bu çalışmada RA ve OA'nın el kavrama kuvveti ve eklem hareket açıklıklarının (EHA) sağlıklı bireylerle karşılaştırılması ile hastaların günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlığının değerlendirilmesi amaçlandı.Tezimizi Fırat Üniversitesi Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniğinde ve Romatoloji Polikliniğinde takip edilen, (30-60 yaşları arasında) Amerikan Romatoloji Birliği (ACR) kriterlerine göre RA tanısı konulmuş 62 kadın, 52 OA'lı kadın ve 52 sağlıklı kadın olmak üzere toplam 166 birey değerlendirmeye alındı. El kavrama kuvveti elektronik el dinamometresi, parmak kavrama kuvveti ise parmak dinamometresi ile ölçüldü. El bileği ve parmakların EHA ölçümleri için standart gonyometre ve parmak gonyometresi kullanıldı. El bileği çevresi ve çapı ile el uzunluk ölçümü standart antropometrik ölçüm aletleriyle gerçekleştirildi. Ayrıca çalışmaya alınanların tamamına sağlık değerlendirme anketi (HAQ) uygulanarak özürlülük düzeyi belirlendi.Çalışmamızda tüm olguların el ve parmak kavrama kuvvetleri, el bileği ve parmakların EHA ölçümleri ile el bileği çevre ve çap değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,001). Hasta ve sağlıklı bireylerin el uzunluk ölçümünde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamadı (p>0,05). Tüm olguların HAQ skoru ile el ve parmak kavrama kuvveti arasında negatif yönde çok güçlü korelasyon bulundu.Sonuç olarak OA'lı ve RA'lı hastalarda anatomik bütünlüğün bozulması, EHA'nın, el ve parmak kavrama kuvvetlerinin azalması ve ağrı hastaların günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlığını etkilemiştir.Anahtar Kelimeler: Osteoartrit, romatoid artrit, kavrama kuvveti, hareket açıklığı.