Interaction
279 theses under this subject heading
Edimsel kaynaklar ve birlikte yaratma ilişkisinde normatif beklentilerin etkisi
Zamanla farklılaşan pazarlama anlayışlarına yeni bir bakış açısı kazandıran birlikte değer yaratma (co-creation) kavramı pazarlama literatüründe önemli bir yere sahip olmuştur. Bu sebeple bu çalışma birlikte değer yaratma kavramının edimsel kaynaklar ve sosyal norm kavramlarıyla olan etkileşimlerini incelemektedir. Dolayısıyla edimsel kaynakların birlikte yaratmaya olan pozitif etkisini ve normatif beklentinin bu etkileşimde olan rolüne bakmaktadır. Sosyal norm beklentisinin yüksek ya da düşük olduğu meslek gruplarında edimsel kaynakların birlikte değer yaratmaya olan etkisi ve bu etkide bir değişiklik olup olmadığı analiz edilmektedir. Ön test verilerine göre belirlenen saygı, dürüstlük, güler yüzlülük ve ilgi normlarının beklentisinin hangi mesleklerde yüksek ve düşük olduğu belirlenmiştir. Normatif beklentilerin düşük olduğu meslek grupları benzinlik görevlisi ve süpermarket kasiyeri; normatif beklentinin yüksek olduğu meslek grupları ise çocuk bakıcısı ve doktordur. Birlikte değer yaratmayı ölçümlemek konusunda getirilen yaklaşım ve bu yaklaşıma göre belirlenen meslek grupları çok büyük önem taşımaktadır. Her biri kendi ortak değer yaratma öğesini içerisinde barındırmaktadır ve birlikte değer yaratma kavramı mesleklerden de bağımsız olarak da ele alınabilmektedir. Normatif beklentinin yüksek olduğu doktor ya da çocuk bakıcısı mesleklerinde, yüksek normatif beklentiden dolayı kişiler kendi edimsel kaynaklarını hizmet ilişkisinde etkileşime katmamaktadırlar. Bu durumda kişiler kendi mevcut olan edimsel kaynaklarıyla birlikte değer yaratmaya devam ettiklerinden dolayı edimsel kaynakların birlikte değer yaratmayı artıran bir etkisi bulunmamaktadır. Bu durumun aksine normatif beklentinin düşük olduğu benzinlik görevlisi ya da süpermarket kasiyeri mesleklerinde, düşük beklentiden dolayı kişiler kendi edimsel kaynaklarını hizmet ilişkisinde etkileşime dâhil etmektedirler. Yani düşük norm beklentisinin olduğu meslek gruplarında edimsel kaynakların birlikte yaratmayı artırmadığı ancak edimsel kaynakların birlikte değer yaratmaya olan etkisinin normatif beklentinin yüksek olduğu mesleklere kıyasla daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Birlikte Değer Yaratma, Edimsel Kaynaklar, Sosyal Norm, Etkileşim, Normatif Beklenti
Tekirdağ Organize Sanayi Bölgeleri ile işletmelerinin etkileşim analizi
Türkiye Organize Sanayi Bölgesi politikasının temelinde az gelişmiş bölgelerde endüstriyel kalkınmayı sağlamak ve işletmelerin verimliliğini, karlılığını arttırmak yer almaktadır. Organize sanayi bölgelerinin işletmelere gerekli lisans ve izinleri sağlanması, endüstride sürdürülebilir ve çevresel kentleşmeyi sağlaması, kaliteli altyapı hizmetleri vererek üretimde yüksek verimlilik sağlaması, kümeleşme ile işletmelere işlem maliyetlerinde ve üretkenliklerinde pozitif etki yaratması gibi katkıları bulunmaktadır. Marmara Bölgesi ve Tekirdağ ili Organize Sanayi Bölgeleri verdiği hizmetler coğrafi konum itibariyle Avrupa'ya ve İstanbul'a yakınlığı, farklı endüstri gruplarını kapsaması, nitelikli personel temini, tedarikçilerin bölgede yer alması ile sanayicinin tercih noktalarından biri olmaktadır. Araştırma üç ana bölüm ile giriş, araştırma yöntemleri, bulgular ve yorum, sonuç ve öneriler bölümlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde Organize Sanayi Bölgesi ve bölgede faaliyet gösteren işletmelerin arasındaki etkileşimi betimleyecek sekiz ana konu başlığı ile irdelenmiştir. Organize Sanayi Bölgeleri kavramı, tarihi ve hukuki analizi konuları sonrasında işletmenin OSB'den aldığı hizmetler, verilen teşvikler, yeşil OSB, teknoloji dönüşümü ve Organize sanayi bölgelerinde eğitim konuları işlenmiştir. İkinci bölüm Türkiye'deki organize sanayi bölgelerinin genel analizi yapılmış, üçüncü bölümde ise Tekirdağ ilinde yer alan organize sanayi bölgeleri; ekonomik çalışmalar, altyapı bilgileri, enerji altyapı bilgileri, bölge hizmet bilgileri, bilim ve teknoloji eğitim bilgileri, çevre yönetim bilgileri, imar bilgileri başlığı altında incelenmiştir. Araştırma sonucunda, Tekirdağ Organize Sanayi Bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerin OSB ile etkileşimde bulunduğu hizmetleri altı alt boyuttan ve yirmi sekiz maddeden oluşmaktadır. Bu alt boyutlar altyapı ve çevre yönetimi bilgileri, OSB'lerin işletmeye katkısı, destekler, bilim ve teknoloji eğitim bilgileri, tek noktadan ofis hizmeti ve bölge hizmet bilgilerinden oluşmaktadır. Çerkezköy OSB'nin altyapı ve çevre yönetimi bilgileri, destekler, bölge ve hizmet bilgileri, bilim ve teknoloji eğitim bilgileri ve tek nokta ofis hizmeti, OSB'lerin işletmeye olan katkıları ve genel memnuniyet düzeylerinin diğer OSB'lere göre daha yüksek olduğu, aynı zamanda Veliköy OSB'nin tek noktadan alınan ofis hizmetinden memnun olma düzeyleri diğer OSB'lere göre daha yüksek düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır.
Moğol istilası öncesi ve sonrasında Mardin
Tarih boyunca dünyanın değişik bölgelerindeki medeniyetler farklı siyasi, iktisadi ve toplumsal özellikleri ile birbirinden çok fark+lı bir karakterde yaşam sürmüştür. Her millet tarihten getirdiği medeni birikimle, bulunduğu coğrafyaya uyum sağlamak için sergilediği davranışlar o milletin karakterini oluşturmuştur. Böylece milletlerin farklı maddi ve manevi değer, anlayış, inanç ve davranışları zamanla o milletin adeta bir kimliği haline gelmiştir. Medeniyetler süreç içerisinde kendi yaşam alanında, kendine özgü bir kültür birikimi oluşturmuştur. Tarihin ilk dönemlerinden itibaren insanlar arasındaki etkileşim devamlı olarak süre gelmiştir. Bu etkileşim bazen ticaret, bazen göç, bazen de savaş gibi etkenlerle süre gelmiştir. Etkileşim az veya çok dünyadaki bütün medeniyetlerde kendini göstermiş ve her millet belki de hiç bilmediği toplumsal özellikleri bu süreçler sonrasında görmüş, tanımış ve zamanla kendi kültüründe yaşamaya başlamıştır. Bölge coğrafyasında müstesna bir yeri olan Mardin, binlerce yıllık tarihi ile birçok medeniyetin kültürel birikiminin harmanlandığı, kültürlerin geçmişle bugün arasında ve birbirleriyle büyük bir etkileşim içerisine girerek, yeni yaşam tarzlarının oluştuğu bir mekân haline gelmiştir. 13. yüzyılda tarihin kaderini değiştirecek büyük bir güç, Asya'nın doğusundan ortaya çıkıp dünyada büyük bir istila hareketine girişmiştir. Savaşlar, yıkımlar, göçler… Bu süreç öte taraftan bahsedilen medeniyetler arası etkileşime büyük bir zemin hazırlamıştır. Moğol harekâtının ulaştığı noktalardan biri olan Mardin'de de böyle bir etkileşimin ortaya çıkması kaçınılmazdı.
Okul öncesi dönemde oyun uygulamalarında öğretmen-çocuk etkileşiminin incelenmesi
Öğretmen-çocuk etkileşimleri gelişim ve öğrenme üzerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada alanyazında öğretmen-çocuk etkileşimlerinin en çok gözlemlenebileceği zamanlar olduğu belirtilen serbest oyun zamanı ve oyun tabanlı öğrenme süreçlerindeki öğretmen çocuk etkileşimleri derinlemesine incelenmiştir. Araştırma nitel araştırma yöntemi ile yürütülmüş bir çoklu durum çalışmasıdır. Araştırmanın veri toplama aracı yarı yapılandırılmış gözlem tekniğidir. Araştırmanın çalışma grubunu Aydın ilindeki farklı kurum türlerindeki üç okul öncesi öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıfındaki 60-72 ay aralığındaki 48 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın analizleri Flanders'ın Etkileşim Analizi Kategorileri (FIAC) ile gerçekleştirilmiştir. FIAC analizleri sonucunda öğretmenlerin çocuklarla olan etkileşimlerinde en çok sunar, sorular sorar ve yönetir kategorilerini kullandıkları; çocukların bu etkileşimlere genellikle cevap vererek katıldıkları, öğretmenlerin çocuklara göre daha çok etkileşim hamlelerinde bulundukları bulguları elde edilmiştir. Bu bulgular alanyazında var olan çalışmalar ile birlikte tartışılmıştır. Bulgularla paralel olarak okul öncesi öğretmenlerine, okul öncesi eğitim araştırmacılarına ve öğretmen eğitimi ile ilgili kurumlara önerilerde bulunulmuştur.
Enhancing peer collaborative oral interaction through interactional strategy training
This study aims to examine the effectiveness of interactional strategy training on the level of collaboration between pairs during peer interaction. The research sample consisted of 28 students, aged 18-22, who were divided into two groups: the experimental group, which received instruction in interactional strategies, and the control group, which engaged in the same pair-tasks as the experimental group but without strategy training. Employing a mixed-methods research design, quantitative and qualitative data were collected through pre-task, immediate post-task, and delayed post-task speaking activities, self-evaluation forms, and interviews. The interactions during pre-, post-, and delayed post-tasks were analyzed to identify the interactional strategies and patterns formed by the dyads. The self-evaluation forms and interviews provided additional insights into the participants' reflections and perceptions of the interactional strategy training. The analysis of dyadic interaction revealed that both groups showed increased collaboration and utilization of interactional strategies in the post-task. However, the experimental group exhibited a significantly higher level of collaboration and implementation of strategies during interactions. The examination of interaction patterns and strategy use demonstrated the positive impact of interactional strategy training in enhancing collaboration and promoting the use of interactional strategies. Furthermore, the analysis of self-evaluation forms and interviews revealed that participants in the strategy group experienced various benefits, including heightened awareness of their interactional behaviors, improvements in speech fluency, interactional skills, strategy usage, and affective factors such as motivation, self-confidence, and anxiety levels.
TGA yöntemine dayalı işbirlikli grup çalışmalarındaki söylemsel yapıların incelenmesi
Bu çalışmada beşinci sınıf Fen Bilimleri dersinde TGA yöntemine dayalı işbirlikli grup çalışmaları sırasında grup üyelerinin etkileşimsel rollerinin neler olduğunu, grupların akıl yürütme şekillerini, söylem desenlerini ve öğretmenin etkileşimsel müdahalelerini inceleyebilmek için video ve ses kaydı aracılığıyla veri toplanmış ve söylem analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi kullanılarak oluşturmuştur. Araştırma sonucunda a) öğrencilerin etkileşimsel rolleri "Birlikte anlamayı teşvik eden" ve "Birlikte anlamayı engelleyen roller" olarak kodlanmış ve görülme sıklıkları belirlenmiştir. b) Grup çalışması sırasında açığa çıkan rollerin grupların akıl yürütme şekillerini etkilediği görülmüştür. Yüzeysel akıl yürüten gruplarda görev dışı konuşmaların sıkça yer aldığı, derinlemesine akıl yürüten gruplardaki öğrencilerin ise iş birlikli çalışma sırasında bilgiyi birlikte yapılandırdığı, birbirlerinin fikirlerini geliştirdikleri ve detaylandırdıkları görülmüştür. c) Yüzeysel ve derinlemesine akıl yürüten gruplara öğretmenin etkileşimsel müdahalelerinin farklı olduğu belirlenmiştir. Bulgulara göre öğretmenin genel olarak derinlemesine akıl yürüten gruplarda en fazla öğretici müdahalede bulunduğu, yüzeysel akıl yürüten grupta ise en fazla yeniden yönlendirici müdahalelerde bulunduğu gözlenmiştir. d) Öğrencilerin grup içi etkileşimlerinde genellikle üçlü desen görülürken öğretmenin sürece dahil olduğu zamanlarda etkileşimde zincir deseninin ortaya çıktığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, işbirlikli grup çalışması sırasında grup rollerinin belirlenmesi ve grupların akıl yürütme şekillerinin ortaya konması; grup dinamiklerini anlama ve öğrencilerin işbirlikli öğrenme stratejilerini geliştirme açısından önemlidir. Öğretmenin etkileşimsel müdahaleleri öğrencilerin daha derinlemesine düşünmelerini ve fikirlerini açıklamalarını teşvik ederek söylem desenlerini zenginleştirebilir. Bu nedenle hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerde işbirlikli grup çalışmalarında öğretmen müdahalelerinin etkisinin çalışılması öğretmen eğitimlerinin kalitesinin artmasını sağlayacaktır.
Sanal ortamda mekan ve figür çözümlemeleri
Sanat, bilim ve teknoloji arasındaki ilişki modernizm ve endüstrileşme dalgasıyla yakınlaşmıştır. Modernizm, tüm dünyayı saran bir bireyselleşme iklimi ortaya çıkarmış, teknolojik yeni buluşlar ortaya koyma ve patentini alma gibi olanakların önünü açmıştır. Bu gelişmelerden sanatçılarda etkilenmiştir. Sanatçılar 1960'lı yıllardan sonra, güzel sanatlar disiplini dışındaki disiplinler ile interdisipliner çalışmalar yapmaya başlamıştır. Son 20 yılda hızla gelişen teknoloji, sanal gerçeklik alanında büyük ilerlemeler kaydedilmesine olanak tanımıştır. Konu üzerinde yapılan çalışmalar Sanal Gerçeklik (Virtual Reality) başlığı altında toplanmıştır. Sanal gerçeklik, sanatçılar için oldukça heyecan verici yeni olanaklar sunmaktadır. Oyun motorları, 3D modelleme ve animasyon programları sayesinde bu olanaklar her geçen gün daha da heyecan verici bir hale gelmektedir. Olanaklarının anlaşılması ve sanal gerçeklik teriminin tanımının iyi bir şekilde yapılması, ortaya konan yeniliğin tarihsel geçmişi ile değerlendirilmesi ile mümkün olacağı düşünülmektedir. Bu bilgiler çerçevesinde, tez raporu kapsamında yapılan çalışmalar bir zemine oturtularak, Vr mekanda yapılan sanat eseri çalışmalarının teknik ve düşünsel gerekçeleri ifade edilmeye çalışılacaktır.
Sanal ortamda özne olmak: 3 boyutlu animasyonla etkileşim arayışları
Mevcut üretim biçimlerinde meydana gelen her değişim diğerini etkileyerek disiplinlerarası bir zinciri çeker. 21. yüzyıl teknolojilerinin sağladığı üretim biçimleri de bireyin etkileşim kurabildiği sanal ortamlar yaratılmasına olanak sağladığında yeni bir ilişki biçimi hazırlamıştır: Sanal ortam ve Özne. Kendi yapısal kuralları olan sanal ortamlar, kendisiyle ilişki içerisindeki özneyi kullanıcıya dönüştürerek fizikselliğe alternatif yeni bir ortam yaratılmasını sağlamıştır. Merkezinde aynı öznenin yer alması nedeniyle fiziksel gerçekliğe paralel olarak değerlendirilebilecek bu ortam bağımlı bir değişken olarak ele alınabilir. Tasarlayıcı ve alımlayanı olarak merkezinde aynı özne olması nedeniyle bağımlı, fiziksel gerçekliğin kurallarını esnetebildiği ölçüde de değişkendir. Bu tezde de özne ve sanal ortam ilişkisi Lacanyen Özne kuramı üzerinden okunarak irdelenmiştir. Sanal ortamın mekân ilişkisi Lefebvre'nin mekân yaklaşımından hareketle ele alınmıştır. Buna göre sanal ortam ve gerçeklik ilişkisinde sanal gerçeklikler özne merkezli yapısıyla fiziksel gerçekliğe alternatif ve paralel mekânlar olarak yer edinmektedir. Mekânın sanal ortamda var olma şeklinin ve bireyin kullanıcıya dönüşümünün okunabilmesi için tamamen saran sanal ortamda "Fanus" isimli bir sanal gerçeklik uygulaması yapılmıştır. Uygulama tamamen saran sanal ortamların araçlarından sanal gerçeklik gözlüğü ve ekipmanlarıyla deneyimlenebilmektedir.
Hemşirelik öğrencilerinin gerçek hasta ile etkileşime ilişkin beklenti ve deneyimleri
CAZ, B. Hemşirelik Öğrencilerinin Gerçek Hasta ile Etkileşime İlişkin Beklenti ve Deneyimleri, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hemşirelik Esasları Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Araştırma, hemşirelik öğrencilerin stoması olan gerçek hastayla laboratuvarda etkileşime ilişkin beklentilerini belirlemek ve deneyimlerini ortaya koymak amacıyla niteliksel araştırma yaklaşımlarından fenomenoloji deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nde 2018-2019 Öğretim Yılı Bahar Dönemi'nde Hemşirelik Esasları Dersi' ne kayıtlı 138 hemşirelik 1. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenen 17 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada yer alan öğrenciler gerçek hasta ile etkileşimleri öncesinde ve sonrasında odak grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri, gerçek hasta – öğrenci etkileşimi öncesinde ve sonrasında gerçekleştirilen odak grup görüşmeleri ile elde edilmiştir. Odak grup görüşmelerinde, yarı yapılandırılmış olarak hazırlanmış sorular kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nitel verilerin analizinde, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin gerçek hasta ile etkileşime girmelerine ilişkin heyecanlı oldukları, etkileşimin öğrencilerin mutlu olmalarını sağladığı, öğrencilerin etkileşim sonucunda bireysel ve profesyonel gelişimlerine, kaliteli hasta bakımı sunumuna ilişkin kazanımlar elde ettikleri belirlenmiştir. Gerçek hasta etkileşiminin öğrenciler üzerindeki en büyük etkisi, öğrencilerin hasta ve hastalığa dair önyargıların kırılması olmuştur. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda farklı hasta gruplarının hemşirelik eğitimi boyunca laboratuvar, sınıf gibi öğrenme ortamlarında yer alması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Gerçek Hasta, Stoma, Hemşirelik Öğrencisi, Hasta Etkileşimi, Hizmet Kullanıcısı Katılımı
Incidental vocabulary learning through reading authentic text
This study examines whether authentic reading texts are more effective than simplified reading texts in improving incidental vocabulary learning in instructed foreign language classes. We compared the vocabulary development and retention of randomly divided two intermediate level groups through matching, sentence completion and production tasks after reading authentic story and simplified authentic story. Results of the pre-test, post-test and delayed post-test showed us that both of the groups could boost their vocabulary knowledge and usage however, experimental group given authentic text, achieved higher scores in all tests. Consequently; authentic text has been proved to be beneficial for the students at intermediate level without simplification, as the rich input together with interaction and attention leads to better vocabulary development.
Türkiye'de tüketim kültürü çerçevesinde evlilik ritüellerinin yeniden şekillenmesi
Tüketim, ilk çağlardan itibaren var olan bir olgudur ancak fordist dönemle birlikte kapitalizmin getirdiği yeni tüketim anlayışı temel ihtiyaçların karşılanmasından öte iletişimsel bir araç olarak kullanılarak, hedonik, gösterişçi ve sembolik anlamlar yüklenmektedir. Bireyleri metalar ile kuşatarak, çeşitli sebeplerle yeni nesneler kümesine yönlendirmekte ve bu arayışı hiç sonlandırmamaktadır. Türkiye' de ve Dünya' da özellikle 1980 sonrasındaki değişim ve yeni oluşumlar Tüketim Kültürünün az gelişmiş ülkeler üzerindeki etkilerini arttırmıştır. Kapitalizmin önemli unsurlarından olan tüketim kültürü, kitle iletişim araçları ve küreselleşmeyle birlikte yaşamın her evresinde olduğu gibi evlilik ritüellerinin organize edilmesinde de uygulama alanı bulmuştur. Bu çalışma ile; kitle iletişim araçları aracılığıyla uluslararası kültür öğelerinin Türkiye' deki evlilik ritüellerini değiştirmesi, yeni ritüellerin toplum tarafından benimsenerek yaygınlaşması irdelenmiştir. Araştırma kapsamında 2016 yılında Türkiye' de yayınlanan evlilik dergileri taranarak, söz konusu dergilerde en çok yer alan organizasyon şirketleriyle mülakatlar yapılmıştır. Türkiye' de evlilik ritüellerinin yeniden şekillenmesi ve yeni türevlerinin ortaya çıkması ile Tüketim Kültürü arasında bir etkileşim olduğu sonucuna varılmıştır.
Beyond holocene: The question of peak oil in eco-fiction
During the latest decades, significant issues that are correlated with maintaining the environmental balance and the depletion of oil reserve started to gain wide popularity amid serious challenges the world is facing today. Commonly, the nature-writings and sciences are interacting with each other in imaging, picturing out and forming the humans' life. The first question that comes to mind is what about the contribution of literature as an active role in stirring up the cultural imagination? In a point of fact, many Eco-critics and scholars started to call for a deeper invest in geological and ecological disciplines, noting that Eco-criticism is regarded as the interdisciplinary field that calls for a deeper understanding of both humans and the nonhuman's world. Accordingly, Eco-fiction works have come to evaluate the sustainable means of life, by referring to cases strained the dominant culture like the impacts of the world-wide immoderation of climate, pollution and the depletion of oil. In response to the challenges that contemporary societies pose to literature, it is important to shed light on novels that demonstrate different approaches in quest to see how the Eco-centric topics are represented and what is the relevance of oil implication? Considering the fact that Michael Crichton's State of Fear still fuels contradicted Eco-centric views and attitudes, however, focusing on the debated work aforesaid in addition to Alex Scarrow's Last light is an attempt to show that as an acknowledged approach, Geoscience in literature is better suited to arouse common sense on many phenomena articulated with the surrounding world. It can be argued that, by adopting this understanding, the two novels are able to hold on to the traditional literary concepts; thereby, constructs the route by which the development of Eco-fiction is likely to take.
Factors influencing the adoption of social media tools by travel agencies: The case of Afghanistan
This study focused on the social media usage (primarily Facebook) as it is amongst the most extensively practiced tool in the world. The present research was established based on the Diffusion Of Innovation (DOI) theory which acts a key element in growing acceptance, intent and real technology adoption. By definition, innovation comprises of transformation, either in the mass media or the means of engaging traditional technique. The attributes of innovation, as derived from DOI such as interactivity, ease of use, perceived benefits, trust and external pressure from the customers on social media adoption were included. The purpose of this dissertation was to investigate the factors that influence social media (Facebook) usage among travel agencies operating in Afghanistan. In addition, It examined the impact of social media usage on organizational performance of the travel agencies operating in Afghanistan. Moreover, this study sheds light over the factors that influence Afghani travel agencies in the adoption of social media for business purposes, by contrasting the results obtained from this research with the factors that affect social media adoption and have been previously mentioned in the existing literature, as well as studied how this adoption affects organizational performance, by attempted to identify the problems and challenges that travel agencies face and the benefits that they experiment once they have adopted social media. This study used quantitative research technique and data was collected from 250 respondents of at least 40 travel agencies operating in Afghanistan. Data was analyzed with the help of SPSS version 20 and AMOS version 23. The results revealed that ease of use and trust are not significantly co-related with the adoption of social media (Facebook), whereas interactivity, perceived benefits and external pressure from customer influences the adoption of social media tools by travel agencies operating in Afghanistan.
Grafik tasarımın fotoğraftan etkileşimi
Grafik tasarım ile birlikte fotoğraf tekniklerinin gelişimine en önemli desteği verenler arasında teknoloji ön plana çıkmaktadır. Fotoğraf analog dönemden sayısal döneme doğru bir süreç tamamlamış ve bu sayede sayısal verilere dönüştürülmüş görüntüler üretme olanağı sunmuştur. Dijital görüntüler görme biçimlerimizi ve algılarımızı değiştirerek, tasarım süreçlerinde daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Bu gelişim sürecinde de olduğu gibi her teknolojinin arka planında birikimle birlikte ilerleyen temel bilgi vardır. Analog dönemin karanlık odası neyse dijital dönemin ki de bilgisayar olmuştur. Fotoğraf ortaya çıktığı andan itibaren anlatım dili bulunan ve mesajını izleyicisine direkt aktaran en güçlü iletişim aracı olarak grafik tasarım süreçlerinde iletişimsel bir işlev görerek kullanılmıştır. Bir grafik tasarımcı daha etkili tasarım ürünleri ortaya çıkartabilmek için fotoğraf ögesi üzerinde de uzmanlaşmalıdır. Çünkü fotoğraf tarihsel ilerleyişi ve toplumlar üzerinde yaratmış olduğu gerçeklik algısını günümüzde koruyarak, kendine has teknikleriyle geniş bir alandır. Fotoğrafın Grafik Tasarımın birçok alanında hizmet verdiği kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Fotoğraf ögesinin yadsınamaz görsel algı gücü, bilgisayar ortamında ki yazılımlar ile görüntü işleme tekniklerinin aşamalarında kullanılması grafik tasarımın fotoğraftan etkileşimini göstermektedir. Bu nedenledir ki fotoğraf bilgisi doğrultusunda tasarlanacak görsellerin daha etkili ve doğru bir şekilde hedef kitleye iletildiği düşünülmektedir. Fotoğrafın, Grafik Tasarım alanlarında ki kullanımını ve iletişim sürecine olan etkisini gösteren, faydalı bilgiler sunmak amaçlanmıştır.
İrrasyonel inanışların kişisel biriciklik algısına olan etkisi ve birbirleriyle olan etkileşimleri
Bu çalışmada, kişisel biriciklik algısının, irrasyonel inançlarla ilişkisi ve birbiriyle olan etkileşimleri incelenmiştir. Literatürde kişisel biriciklik algısı ile ilgili çok az sayıda çalışma vardır. Bunun yanında rasyonel duygucu davranışçı terapide yer alan irrasyonel inançlar, ruh sağlığı alanında birçok araştırmaya konu olmuştur. Araştırmada Tutumlar ve İnanışlar Ölçeği 2; aşırı talepkarlık, rahatsız olmaya katlanamama, felaketleştirme ve kendi kendine derecelendirme irrasyonel inancına ek olarak başarı, rahatlık ve onaylanma irrasyonel talepleri ortaya çıkarmak için kullanılmıştır. Kişisel Biriciklik Algısı Ölçeği ise, kişinin kendisini ne ölçüde biricik – eşsiz hissettiğini ölçmek için değerlendirilmiştir. Demografik yapı ile ilgili analizlerin yanında çoklu doğrusal regresyon modelleri ve korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre tüm irrasyonel inanışların, kişisel biriciklik algısı ile aralarında negatif yönde ilişkisi ortaya konmuştur. Ayrıca, aşırı talepkarlık, kendini derecelendirme, rahatsız olmaya katlanamama irrasyonel inanışlarına, onaylanma talebi eşlik ettiğinde kişisel biriciklik algısı değişkenini yordadığı görülmüştür. Başarı talebinin eşlik ettiği durumlarda ise tüm irrasyonel inanışların kişisel biriciklik algısı değişkenini yordamadığı görülmüştür. Rahatlık talebinin ise sadece aşırı talepkarlık irrasyonel inancı ile birlikteyken kişisel biriciklik algısı değişkenini yordadığına dair bulgulara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kişisel Biriciklik Algısı, İrrasyonel İnançlar, Rasyonel İnançlar
İnteraktif (etkileşimli) grafik tasarım uygulamlarında öğeler ve ilkeler (TRT Çocuk mobil uygulaması/sürüm 1.1)
Günümüzde genel olarak dijital ya da interaktif(etkileşimli) tasarım olarak kabul edilen bu çağda, kullanılan akıllı ve taşınabilir cihazların, internetle birlikte hızlı gelişimi önemli konular arasında yer almaktadır. Ancak asıl üzerinde durulması gereken konunun bu cihazlarda ya da ortamlardaki kullanıcı arayüz tasarımlarının çoklu ortam ile desteklenerek interaktif(etkileşimli) hale getirilmesi önem taşımaktadır. Akıllı taşınabilir cihazların boyutu bilgisayar ekranlarına göre ne kadar küçük olursa olsun interaktif tasarım kuralları halen geçerli olmaktadır. İnteraktif tasarımın içerisinde yer aldığı kullanıcı deneyimi tasarımıyla önemli bir bileşendir ve tasarımcılar mantıksal düşünülmüş eylemler aracılığıyla dikkat çekici web veya mobil arayüzler oluşturmaya odaklanmışlardır. Başarılı bir interaktif(etkileşimli) tasarım, arzulanan kullanıcı deneyimlerini oluşturmak için ilke, eleman ve teknolojiyi kullanmaktadır. Bunu sağlayabilmek için bu ilke ve elemanların iyi bilinerek uygulamalara doğru bir şekilde aktarılması gerekmektedir. Araştırmada İnteraktif(etkileşimli) grafik tasarım ilke ve elemanlarının tarihsel hareketleri ve eğilimleri hakkında insanları bilgilendirmek amaçlanmıştır. Bu sebeple bir disiplin olarak köklerini gün yüzüne çıkartmak istenmiştir. Bu amaç doğrultusunda TRT Çocuk mobil uygulaması ile sınırlandırma yapılmıştır. Yapılan araştırma sonrasında3 farklı uzman görüşü alınmıştır. Bu farklı uzman görüşleri hazırlanan bir formla güvenilirliliği ve geçerliliği onaylanmıştır. Bununla birlikte 10 uzmanın görüşleri doğrultusunda anket maddelerinin frekans ve yüzde dağılımları tablolarla ifade edilmektedir. 10 uzmanın görüşleri arasındaki tutarlılığın bir ölçüsü olarak sınıf içi korelasyon katsayıları incelenmiş uzmanlar arasındaki değerlendirme puanları arasındaki korelasyonun 0,98 olduğu yani 10 uzmanın görüşlerine dayalı değerlendirmeye ait güvenirliğin 0,98 ile çok yüksek düzeyde tutarlı olduğu görülmektedir. Bu durum TRT Çocuk mobil uygulamasının interaktif grafik tasarım ilke ve elemanlarına göre ne derece uygun olduğuna dair 10 uzmanın görüşleri arasındaki tutarlılığın çok yüksek düzeyde güvenilir olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuçlar dâhilinde TRT Çocuk mobil uygulamasının incelenen ilkeler ve elemanlar doğrultusunda yeterli olduğu ancak interaktif(etkileşimli) yönüyle bir takım eksikleri olduğu saptanmıştır. Belirlenen eksikler öneriler ile araştırmada ortaya koyulmuştur. Bu sayede İnteraktif(etkileşimli) grafik tasarım uygulamalarında temel olabilecek ilkeler ve elemanlar belirlenerek, uygulama aracılığı ile somut hale getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İnteraktif, grafik tasarım, etkileşimli, etkileşimlilik, arayüz, çoklu ortam, öğeler ve ilkeler, TRT Çocuk.
Resim sanatında grafik tasarımın etkileri
Sanat ve tasarım toplu halde yaşamaya başladığından itibaren var olagelmiştir. Tarihsel gelişim boyunca da bu iki etkinlik sürekli birbirinden etkilenmiştir. Tasarımın bugünkü anlamda bir etkinliğe dönüşmesi 19. Yüzyılın sonunda dünyayı sarsan endüstri devrimine koşut olarak gelişen sanat hareketleri sayesinde mümkün olmuştur. Batı dünyasında meydana gelen köklü değişimlere paralel olarak ortaya çıkan bu yeni sanat harekeleri, mevcut tasarım ve sanat ortamını temelinden değiştirerek endüstriyel bir dünya için yeni bir dünya görüntüsü ve yorum getirmiştir. Bu araştırmamda hem sanat hem de grafik tasarım birbirinden etkilenmiştir. Bu iki kavram arasındaki tek fark ise; sanat eserinde sanatçı tasarımını kendi beğenisine göre yapılandırır ve topluma sunar. Grafik tasarım ürünü ise bir amaç ve belli bir hedef kitleyi amaçlayarak tasarım yapar. Bu çalışmamda vardığım izlenimde sanat tasarımı, tasarımda sanatı kapsar. Çalışmamda geçmiş tarihteki sanat akımlarından yararlanarak tezimi oluşturmaya çalıştım. Yer verdiğim bilgiler doğrultusunda değerlendirmemi yapmaya çalıştım. Anahtar Kelimeler: Sanat, Grafik Tasarım, Etkileşim.
Bipolar bozuklukta mesleki işlevselliğin iyileştirilmesinde sosyal biliş ve etkileşim terapisinin etkisi
Bipolar Bozukluk (BB) kronik bir ruh sağlığı sorunu olarak, tanı alan hastalarda çeşitli işlevsellik alanlarının ve bilişsel süreçlerin gerilemesi ile sonuçlanabilmektedir. Temel işlevsellik alanlarından biri olan mesleki işlevselliğin iyileştirilmesi, bu hastalarda ekonomik bağımsızlığın yanı sıra tedavi hedeflerinden olan duyguların yönetilmesi, kişilerarası ilişkilerin düzenlenmesi ve damgalanma ile başa çıkma açısından önem kazanmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, Sosyal Biliş ve Etkileşim Terapisi (SBET) yoluyla BB hastalarının mesleki işlevselliklerinin iyileştirilmesidir. Seçkisiz kontrol gruplu ön test-son test deneysel çalışma olarak tasarlanan bu araştırmanın evrenini İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Duygudurum Birimi'nde tedavi ve takipleri devam eden BB tanılı hastalar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evrenden belli kriterlere göre seçilen deney (n1=12) ve kontrol (n2=16) grubu olmak üzere toplam 28 BB-I tanılı birey oluşturmuştur. Deney grubu standart tedaviye (ilaç tedavisi ve psikiyatrik görüşme) ek olarak 8 hafta SBET' ne katılmış, kontrol grubuna herhangi bir terapi uygulanmamıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Katılımcı Bilgi Formu, Hamilton Depresyon Değerlendirme Ölçeği (HDDÖ), Young Mani Derecelendirme Ölçeği (YMDÖ), Gözler Testi (GT), Üst Biliş Ölçeği (ÜBÖ), Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalama Ölçeği (RHİDÖ) ve Kısa İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği (KİDÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS 21 programında analiz edilmiş, demografik veriler betimsel istatistik yöntemlerinden frekans, yüzdelikler ve aritmetik ortalama ile gösterilmiş, araştırmadaki analizlerin kullanımında grup sayısına dikkat edilmiştir. Gruplar arası ve grup içi karşılaştırmalarda n<0,05 olduğu için parametrik olmayan testlerden Mann-Whitney U Testi, Wilcoxon Testi ve Kruskal-Wallis Tek Yönlü Varyans Analizi ile değerlendirilmiştir. Yapılan nicel analizlerde uygulamanın sosyal biliş, mesleki işlevsellik ve damgalanma üzerindeki etkilerine odaklanılmıştır. Bulgular her hafta iki oturum halinde uygulanan 8 haftalık SBET grup sürecinin hastalarda sosyal biliş ve mesleki işlevsellik üzerinde anlamlı farklılıklar sağlayabildiğini ancak damgalanma üzerinde anlamlı bir farklılık sağlamadığını göstermektedir. Araştırma sonucunda SBET grup uygulamasının BB tanılı hastaların mesleki işlevselliğini iyileştirici yönde etkilemiş olması dikkat çekicidir. Tüm bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılarak gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.
Altın fiyatı ile altın ithalat miktarı, işlem miktarı, Brent petrol ve dış ticaretin etkileşimi
Bu tezde Türkiye'nin 2000 ile 2017 yılları arasında üçer aylık külçe/gr altın fiyatı, altın ithalat miktarı, altın piyasası endeksi, altın işlem miktarı, brent petrol fiyatı, dış ticaret endeksi, USD kuru ve EURO kuru arasında olan ekonomik ilişki istatistiksel olarak modellendirilip; açıklanmaya çalışılmıştır. Temel amacımız altın ithalat miktarı, altın piyasası endeksi, altın işlem miktarı, dış ticaret endeksi, USD kuru ve EURO kurundaki çeyrek dönemlik değişimlerin bir bütün olarak külçe/gr altın fiyatı üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Aynı zamanda altın fiyatıyla bu değişkenler arasında karşılıklı ilişkilerin olup olmadığını varsa bu ilişkilerin derecelerin araştırmaktır. Yapılan regresyon analizi sonucu; cumhuriyet altını fiyatı, brent petrol fiyatı ve dış ticaret endeksinde oluşan değişiklikler altın fiyatını aynı (pozitif) yönlü etkilerken, altın piyasası endeksi, altın işlem miktarı ve altın ithalat miktarında oluşan değişiklikler ters (negatif) yönde etkilemektedir.
Günümüz sanatındaki yeni portre yaklaşımları: Yüz ve maske
Bu tezin temel amacı, değişim ve dönüşüm unsuru olan maskenin ilkel toplumlardan gnümüze kadar olan kullanımı, kullanım alanları, günümüz sanatına olan etkilerini örnekleriyle ortaya koymaktır. Bu tezde öncelikli olarak genel maske kavramından, ortaya çıkış nedenlerinden ve psikolojik temellerinden bahsedilmiştir. Daha sonraki bölümlerde ise maskenin eski ve Uzakdoğu kültürlerindeki yeri, işlevi ve önemi incelenmiştir. Daha sonra ise bu kültürlerin günümüzdeki yansımaları aktarılmıştır. Son olarak maskenin günümüz sanatındaki etkileşimleri ve yorumu sanatçı örnekleriyle ele alınmıştır.
Günümüz sanatında renk ve ışığın dramatik etkileşimi
Bu metin, renk ve ışığın sanat tarihi boyunca kullanılma biçimlerini dramatik açıdan incelemektedir. Renk ve ışığın, fiziki ve metafiziksel varlıkları üzerinden açıklamaların paralelinde kültürel, coğrafi ve inançsal bağlamlarda kullanımlarını, çeşitli disiplinlerde hangi açılardan ele alındığını spesifik örnekler üzerinden açıklama amacındadır. Sanat, var olduğu coğrafya ve kültüre göre değişkenlik göstermiş, ortaya çıktığı günden bu güne çeşitli evrelerden geçmiştir. Çağların genel yapılarına, teknolojik, sosyolojik, psikolojik ve toplumları etkileyen daha pek çok faktörü göz önünde bulundurarak bakıldığında sanatın da bu bağlamda değiştiği gözlemlenmektedir. Çağları tanımlarken kullandığımız karanlık ya da aydınlık kavramları, eserlere de nüfuz etmiş böylelikle dönemini yansıtmıştır. Renk, sanat yapıtlarında hala sembolik olarak kullanılmakla birlikte, değişen teknoloji ve üretilen yeni malzemelerle fiziki açıdan farklılık göstermektedir. Işık, daha önceleri çeşitli boyama teknikleri ya da tuşe ve form üzerinden betimlenirken, bugünün sanatında yapay kaynaklarla doğrudan anlatıma dahil edilmekte ve sembolik açıdan kullanılmaya devam edilmektedir.
Arap alfabesinden Latin alfabesine geçişin çağdaş Türk resmine yansımaları
İnsanoğlu kadar eskidir yazının öyküsü. Mağara duvarlarına resimler çizmekle başlayan serüvene, göstergeler, piktogramlar, ideogramlar eklenir. Kendini keşfeden insan, zihnindekileri aktarma ve varlığının izini bırakma ihtiyacı hissetmiştir. Elbette ki yazı da bu ihtiyacın ürünüdür. Bu tezde de yazının doğuşu genel hatlarıyla ele alınmış ve tezin temel konusu olan ?hat sanatı? na kaynaklık eden Arap yazısı, Osmanlı hat sanatı irdelenmiştir. Çağdaş Türk resminde hat sanatı geleneğinin konumu değerlendirilmiştir. Tezin birinci bölümünde yazının kaynağı, doğuş nedenleri kaba hatlarıyla anlatılmıştır. Tezin temel konusu, hat sanatı olduğu için öncelikle Arap alfabesinin incelenmesi esas alınmıştır. Osmanlı hüsn-ü hat sanatının tarihçesi, hangi teknikle hangi zeminlerde uygulandığına değinilerek hattın temel alfabesi olan Arap harflerinin, anlamsal ve şekilsel varlığı, ontolojik bir değerlendirmeyi gerekli kılmıştır. Bu ontolojik inceleme sırasında harflerin âlimi olan İbn-i Ârabi felsefesinde ?harf? kavramına değinmenin gerekli olduğu düşünülmüştür. Tezin ikinci bölümünde Türk resminin Batılılaşmasına öncülük eden Osman Hamdi Bey?in tabloları ?yazı-okuma-ilim? üçgeninde ele alınarak incelenmiştir. Bu inceleme sırasında tablolardaki batılı resim anlayışının hâkimiyeti vurgulanmış ve Türk resminin modernleşmesi sürecinde, Osman Hamdi Bey?in etkili kişiliği ele alınmıştır. Tezin üçüncü bölümünde, Çağdaş Türk Resminde hat sanatının nasıl konumlandığı, hangi felsefi düşüncelerle nasıl işlendiği, Abidin Elderoğlu, Burhan Doğançay ve Mithat Şen gibi sanatçıların yapıtları referans alınarak incelenmiştir.
Sanatta yeni toplumsal stratejiler ve pratikler: Yeni tip kamusal sanat
Yeni tip kamusal sanat, 90'lı yıllara gelinirken, dünyanın içinde bulunduğu sosyo-politik durumlara sessiz kalamayan, bir grup aktivist sanatçının, ayrımcılıklara, adaletsizliklere karşı arayışlarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Merkezi bir konuma koydukları izleyici kavramlarının öncüsü olarak 70'li yıllar sonrasında gelişen feminist marksist grupları göstermektedirler. Sol görüşü benimseyen bu sanatın kavramları; politik, toplumsal sorunlar ve izleyicisiyle etkileşim üzerine kurulmuştur. Geçmişte örneklerini gördüğümüz öncü sanat gruplarının düştüğü konuma gelmemek için kendine sorular soran cevaplar arayan bir sanattır. Suzanne Lacy'nin Türkçe'ye daha çevrilmemiş olan kitabı Mapping The Terrain: New Genre Public Art kitabı çalışmamın temelini oluşturmaktadır. İlk olarak bu oluşumun arkasındaki politik süreçler, etkilendikleri kavramlar irdelenmeye çalışılmıştır. Ardından bu sanatın oluşumunda etkili olmuş Suzanne Lacy, Mary Jane Jacob, Suzi Gablik, Guillermo Gomez Pena, Lucy R. Lippard, Allan Kaprow gibi sanatçıların ve küratörlerin bu sanata bakış açılarını, görüşlerini, eleştirilerini ve önerilerini kapsamaktadır. Bu çalışmada aynı zamanda toplumsal tabanlı bu sanatın örnekleri sunulmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kamu, Etkileşim, Toplumsal, Farklılıklar, Yeni tip kamusal sanat, Diyalog, İzleyici, İlişkisel, Öteki, Çok kültürlülük, İşbirliği.
2000 yılı itibari ile moda-sanat etkileşimi
Sanatçılar, tasarımcılar ile yeni fikirleri keşfetmek, pazarlarda bulunmak ve iş birliği yapmak için arayış içerisine girmiştir. Son zamanlarda bu iş birlikleri bir yandan ivmeli olarak gelişmekte bir yandan da geniş kitlelere yayılmaktadır. 21. yüzyılın başlarından itibaren moda, sanatsal bir bağlamda sergilerde, çağdaş sanat galerilerinde ve geleneksel sanat müzelerinde yerini almaktadır. Günümüz çağdaş modanın bu yönüne katılan önemli sanatçılar, hem moda evlerinin ve müzelerinin yaratıcı çalışmalarını üstlenmiş, hem de mağazalarını gittikçe sanat galerilerine veya minyatür müzelere benzeterek sanat ve moda arasındaki çizgiyi muğlak hale getirmişlerdir. Moda markalarının sanatsal stratejilerinin ve sanatsal yönlerinin belirgin olduğu moda sergileri, moda şovları performansları, moda binaları, işbirlikçi ürünleri ile daha geniş bir alana yayılmıştır. Butikler ve alışveriş merkezleri müze estetiğine uygun biçimde tasarlanmış, ürünler birer sanat nesnesi gibi sunulmuştur. 21. yüzyıl başlarından itibaren moda, "yatırım parçası" ya da "sınırlı sayıda" gibi terimlerle de sanat dilini kullanmaya başlamıştır. Bu çalışmada hem modanın bir sanat olduğunu hem de sanatın 2000 yılından itibaren, moda ile hangi alanlarında etkileşime girdiği örnekler verilerek analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: moda ve sanat etkileşimi, müze, mağazalar, vitrinler, moda gösterileri.