Socio-economic situation
280 theses under this subject heading
Doğu Türkistan'dan 1950'li yıllarda Türkiye'ye göç eden kazakların tarihi ve sosyo-ekonomik gelişimi
Doğu Türkistan'daki Çin zulmünden kaçarak önce Keşmir sonra Hindistan ve Pakistan'a gelen Kazaklar daha sonra buradan Türkiye'ye göç etmişlerdir. Kazaklar, Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye göç ettikten sonra Türkiye'de çeşitli illere yerleşmişlerdir. Buralarda tarım ve hayvancılık ile meşgul oldular. Köylerde geçimin zorlaşmaya başlamasıyla birlikte İstanbul'a göç etmişler, burada önce el emeği ile çeşitli ürünler yapmışlar, deri işine girmişler, plastik fabrikaları kurmuşlardır. Bu dönemde Kazaklar arasında eğitim konusuna önem verilmemiştir. Ancak deri ve plastik işlerinin duraklamaya başlamasıyla beraber eğitim konusu önem kazanmıştır. Bu süreçten itibaren Kazaklar ortak atalardan gelme akrabalarının yurdu olarak benimsedikleri Türkiye'de pek çok meslek dalında görünmeye başlamışlardır. İstanbul'a geldikten sonra çeşitli ilçelere yerleşen Kazaklar İstanbul Güneşli'de "Kazakkent" adıyla müstakil bir yerleşim kurmuşlardır. Bugün Türkiye'de kendi kültürlerini devam ettiren Kazaklar yıllar içinde çok büyük mesafeler kat etmişlerdir.
Türkiye'deki istihdam sorunu ve işsizlik: Tekirdağ ili örneği
İktisat bilimi ülkelerin ekonomik gelişme ve sosyal kalkınma düzeylerini konu alan bir bilimdir. Dolayısıyla Türkiye'nin sosyoekonomik yapısına bakıldığında, günümüzde diğer ülkelerde de olduğu gibi istihdam ve işsizlik sorunlarıyla karşılaşılmaktadır. Bu sorunlar son yıllarda artış göstermekle birlikte ciddi anlamda çözüme kavuşturulması gereken ve özellikle işsiz gençler bağlamında oldukça önem teşkil eden bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmada çeşitli iş alanları, işçi-işveren tarafı ve halkın içindeki iş bulamayan bireyler ve özellikle işsiz genç kesim çeşitli veriler ile rapor edilecektir. İşsizlik sorunu tüm boyutlarıyla ele alınarak istihdamın Türkiye'deki güncel durumu ve Tekirdağ ili örneği incelenecektir. İşsizlik, özellikle Türkiye'de toplumun kanayan yarası durumundadır. Türkiye'nin gündemindeki varlığını devam ettirmekte olan işsizlik sorununun bu tez ile Türkiye'deki son durumuna ve bu soruna karşı alınan önlem ve uygulanan politikalara değinilecektir.
Tek Parti Döneminde Siirt (1923-1950)
Bu tezin amacı 1923-1950 yılları arasında Siirt'in siyasi ve sosyoekonomik durumunu incelemektir. 1923 ile 1950 yılları arasında Siirt ilindeki yaşamı daha iyi idrak edebilmek adına, bu tez Siirt'in o yıllardaki demografik özelliklerini, idari yapısını, eğitime erişim imkanlarını, ekonomik hayatını, merkezi hükümetle ilişkilerini, önemli kişilerini ve Siirt ve yöresinde gerçekleşmiş bazı ayaklanmalarını Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemlerinin daha geniş siyasi ve sosyoekonomik koşulları çerçevesinde ele almıştır. Siirt'in 1923-1950 arasındaki dönemine dair akademik literatürün taranmasının yanı sıra, bu yıllar arasında Siirt hakkında yazılmış devlet raporlarının, yapılmış nüfus etütlerinin ve çeşitli arşiv kaynaklarının incelenmesine dayanan bu araştırma Siirt ilinin bahsi geçen zaman dilimindeki özellikleri hakkında bazı çıkarımlarda bulunulmasını sağlamıştır. Siirt, Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemlerinde sosyoekonomik olarak geri kalmış Güneydoğu Anadolu şehirlerinden biridir. Bahsi geçen yıllarda, eğitim ve iktisat alanlarında merkezi hükümet her ne kadar yenilikler yapma yoluna başvurmuş olsa da, bu teşebbüsler Siirt ilinin sosyoekonomik açıdan gelişmesini sağlamaya yeterli olmamıştır. Siirt'in nüfusu zamanla artmış olsa da, 19. yüzyılın sonuna kadar Siirt ve yöresinde yaşadığı bilinen Ermeni ve Hıristiyanların 20. yüzyılın ilk çeyreğinden sonra Siirt ilinde yaşamadıkları görülmektedir. Bu yüzden Siirt ve yöresi inanç bakımından homojen bir karakter kazanmıştır. Ayrıca, Siirt ili ve yöresinde aşiret sistemine dayanan geleneksel yaşam varlığını sürdürmüştür. Bu durum, Cumhuriyet idarecilerinin yaratmak istediği çağdaş ulus-devlet yapısının dışında kalmış ve merkezi hükümet ile Siirt ve yöresindeki halk arasında problemler çıkarmıştır. Siirt ve çevresinde Osmanlının yabancılar tarafından işgal edilmesine karşı çıkılmış ve Milli Mücadele hareketi desteklenmiştir. Ancak, Cumhuriyet kurulduktan sonra Siirt ve yöresinde Ankara hükümetine karşı tepkiler ortaya çıkmıştır. Bu tepkiler zaman zaman silahlı ayaklanmalar olarak kendilerini göstermişlerdir. Bu durum karşısında, Ankara hükümetleri, Siirt'i de içine alan bölgede güvenliğe yönelik politikalara yönelmiştir. Silah toplama, yasak bölge oluşturma, Genel Müfettişlik uygulamasına yönelik politikalar bunların başında gelmektedir. Uygulanan bu politikalar Siirt ve çevresini etkileyerek yeni olayların çıkmasına neden olmuştur. Ortaya çıkan problemler Cumhuriyet'in ilk 15 yılında tam anlamıyla çözülememiştir. Anahtar Kelimler: Siirt, Siirt'in Siyasi Durumu, Siirt'in Eğitim Durumu, Siirt'in İktisadi durumu, Çemil Çeto, Siirt Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Siirt Halkevi, Birinci Umumi Müfettişlik, Silah Toplama, Yasak Bölge, İskân Kanunu, Mahmut Soydan,Ömer Atalay, Siirt Gazetesi, Halil Hulki Aydın, Rıfat Bakır.
Üniversitenin bir şehrin sosyal ve ekonomik gelişimine katkısı: Siirt Üniversitesi örneği
Bu tezin amacı, Siirt Üniversitesi'nin Siirt şehrine yapmış olduğu sosyal, kültürel ve ekonomik katkıların neler olduğunu örnekler vererek araştırmaktır. Bu araştırma yapılırken üniversitenin bir şehre yapmış olduğu katkıyı daha iyi anlayabilmek için öncelikle üniversitenin kavramsal analizi ve üniversitenin özelliklerinin neler olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Siirt Üniversitesi'nin tarihsel gelişimi ve günümüzdeki durumu hakkındaki bilgiler sayesinde Siirt şehrine nasıl ve hangi alanda üniversitenin katkı sağladığı ortaya koyulmaktadır. Üniversite Siirt şehrine doğrudan ve dolaylı olarak katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Siirt İli, Siirt Üniversitesi, Sosyal Katkı, Ekonomik Katkı
XIX. yüzyılın ikinci yarısında Siirt sancağının idari ve sosyo-ekonomik durumu
Osmanlı Devleti'nde XIX. yüzyılın ikinci yarısında Tanzimat Fermanı'nın ilanıyla birlikte başlayan yenileşme hareketi taşrada da uygulamaya konulmuştur. Bu dönemde Osmanlı Devleti'nde yeni bir düzen oluşturulmaya çalışılmış ve buna bağlı olarak çeşitli mevzuat çalışmaları yapılarak uygulamaya konulmuştur. Siirt Sancağı da bu gelişmelerden etkilenmiş ve başta sancak merkezi olmak üzere kazalarda çeşitli gelişmeler meydana gelmiştir. Çalışmamızda bahse konu olan dönemde Siirt'te yapılan bürokratik atamalar, şehir hayatı, toplumsal ilişkiler ve kültürel hayat başta arşiv belgeleri olmak üzere devlet ve vilayet salnameleri incelenerek ortaya konulmuş, Siirt'in Osmanlı Devleti'ndeki son yüzyılı Cumhuriyet dönemine kadar aydınlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte Siirt'in adının kaynağı ve anlamı, coğrafyası ile Osmanlı Devleti hâkimiyetine girinceye kadar geçirdiği tarihsel süreç; birinci bölümde Siirt'in idari yapılanması; ikinci bölümde Siirt'in sosyal hayatı; üçüncü bölümde iktisadi hayat ele alınmıştır.
TIMSS'te öğrencilerin fen yeterlik seviyelerinin ve sosyoekonomik durumlarının bazı değişkenler bağlamında incelenmesi
Uluslararası Eğitim Başarılarını Değerlendirme Kuruluşu (IEA) tarafından dört yılda bir 4. ve 8. sınıflara uygulanan TIMSS'in amacı, uluslararası düzeyde öğrencilerin matematik ve fen alanlarındaki bilgi ve becerilerini değerlendirmektir. TIMSS'te başarı testlerinin yanında okul yöneticilerine, öğretmenlere, öğrencilere ve velilere detaylı veriler içeren anketler uygulanmaktadır. Bu araştırmanın amacı TIMSS 2011, TIMSS 2015 ve TIMSS 2019 döngülerinde Türkiye'de 8. sınıf düzeyindeki öğrencilerin fen yeterlik seviyelerini ve ailelerinin sosyoekonomik durumlarıyla ilişkili faktörleri incelemektir. Okul yaşam beklentisi, fen bilimleri öğretmeninin ödev verme sıklığı, okula aidiyet duygusu, fen bilimlerini sevme, fen bilimlerine değer verme ve fen bilimleri özgüveni faktörleri ile öğrencilerin fen yeterlik seviyelerini ve ailelerinin sosyoekonomik durumları arasındaki ilişki araştırıldığı için bu araştırmada ilişkisel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak TIMSS 2011, 2015 ve 2019'a katılan Türkiye örneklemindeki sekizinci sınıf öğrencilerine uygulanan fen bilimleri başarı testlerinin ve öğrenci anketlerinin sonuçları kullanılmıştır. Araştırmanın problemleri için örneklemler; Türkiye'de sekizinci sınıf düzeyinde TIMSS 2011 uygulamasına katılan 6928 öğrenci, TIMSS 2015 uygulamasına katılan 6079 öğrenci, TIMSS 2019 uygulamasına 4077 öğrenci arasından alınmıştır. Araştırmada, betimleyici analiz ve lojistik regresyon analizleri yapılarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, okul yaşamı beklentisi ve fen bilimleri özgüveni faktörleri ile öğrencilerin fendeki yeterlik seviyeleri ve sosyoekonomik durumları arasında pozitif yönde ve diğer faktörlere göre daha güçlü bir ilişkisi olduğunu göstermektedir. Sonuçlar, fen bilimleri öğretmeninin ödev verme sıklığı ile sadece öğrencilerin fendeki yeterlik seviyeleri arasında negatif; okula aidiyet duygusu, fen bilimlerini sevme, fen bilimlerine değer vermeyle ise hem fendeki yeterlik seviyeleri hem de sosyoekonomik durum arasında negatif yönde ilişkisi olduğunu göstermektedir.
Doğal kaynak laneti ve Kazakistan'ın ekonomik politikaları
Bu tez çalışmasında, Kazakistan'ın siyasi, iktisadi ve sosyo-ekonomik tarihinin, bağımsızlık öncesi ile karşılaştırmalı olarak, doğal kaynak laneti tezi çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Tezin temel iddiası, geniş maden, petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip Kazakistan'ın, bağımsızlığının ilk 25 yılında doğal kaynakların dış satımından elde ettiği rantı imalat sanayiine yönlendiremediği, bunun temel sebebinin ise doğal kaynak laneti olarak adlandırılan olgu olduğudur. Tez çalışmasında, Kazakistan'a ilişkin veriler, doğal kaynak laneti tezinin teorik altyapısı ve Kazakistan dahil farklı ülkeler için yapılan çalışmaların sonuçları ışığında, tarihsel bir bakışla incelenmiştir. Sonuç olarak, Kazakistan, bağımsız devlet olarak ilk 25 yılının sonunda, ekonomisi doğal kaynaklara ve kısmen bu kaynakları kullanan metal işleme, petrokimya gibi endüstrilere dayalı bir ülke olarak tanımlanabilir. Doğal kaynak laneti tezi kapsamında öngörülen çoğu mekanizmanın Kazakistan için önemli ölçüde geçerli olduğu söylenebilir. Hollanda hastalığı, ekonomik büyümenin düşmesi, ekonominin çeşitlendirilememesi, ihracatın doğal kaynaklara bağımlılığı, enerji ve sermaye yoğun üretim yapısının güçlenmesi, kurumsal ve yönetsel kalitenin düşüklüğü, insan sermayesine yeterince yatırım yapılamaması Kazakistan için geçerli tespitler olmuştur.
Türkiye'de Hristiyan İranlı sığınmacıların sosyo-ekonomik durumları ve sorunları: Ankara örneği
Bu tez Türkiye'deki İranlı mülteciler ve İranli Hristiyan mültecilerin sosyo- ekonomik durumları ve sorunlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda mültecilerin durumunu daha iyi anlamak için genel olarak ve dünyada mültecilik ele alınacaktır. Birinci bölümde mülteci, sığınmacı ve göçmen kavramları ve arasındaki farklar ve uluslararası platformda mültecilik irdelenecektir. İkinci bölümde Türkiye'deki mülteciler ve onların hukuki statüleri incelenecektir. Üçüncü bölümde Türkiye'deki İranlı mültecilerin geliş nedenleri ve sorunlarına değinilecektir. Son bölümde ise tezin ana eksenini oluşturan Hristiyan İranlıların Türkiye'deki sosyo-ekonomik durumları, din yaşantıları, siyasal durumları, sorunları ve Türkiye'den geleceğe yönelik beklenti aktarılacaktır.
Sosyo-ekonomik koşulların çiftlerin evlenme kararı vermelerindeki etkilerinin incelenmesi: Beylikdüzü örneği
Hızlı değişen toplumsal yapıda kültür ve zihniyet yapısındaki kavramların değişimiyle birlikte insanımız; geleneksel ilişki kalıplarını günümüz modernleşmesinin getirdiği ilişki örgüsü içinde tutarlı şekilde tutum ve davranışlarına yansıtamamaktadır. Bu kültür ve zihniyet değişimi, tarihin en eski biçimi olarak adlandırabileceğimiz aile ve evlilik kavramlarını da geleneksel yapısından uzaklaştırarak yeniden şekillendirmiştir. Gençlerin evliliğe yaklaşımı ve beklentileri değişmiş, sosyal yaşam ve ekonomik şartlar, evliliğin belirleyicilerinin en önemlilerinden olmuştur. Bu çalışmanın amacı, sosyo-ekonomik koşulların çiftlerin evlenme kararı vermelerindeki etkilerinin incelenmesidir. Çalışmanın birinci bölümünü oluşturan kavramsal ve kuramsal çerçeve bölümünde tanımlara, açıklamalara ve evlilik öncesi döneme yer verilmiştir. İkinci bölümünde, nikâhla ilgili kavramlara ve nikâh çeşitlerine yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü kısmında Beylikdüzü Belediyesi'nde evlenme işlemlerini yaptıran 200 nişanlı çift ile yapılan anketin bulgularına yer verilmiştir
Luxury fashion market in nigeria: the impact of consumers' socio-economic status on buying decisions
The purpose of the study is to investigate the relationship between socio economic status of consumers on their decision making of international luxury fashion brands and the effect of this socio economic status on their behavior, perception, purchase decision and social value dimension. The study describes the result obtained from a survey conducted on 182 respondents who either works or lives in Lagos or Abuja, Nigeria. About 50 percent of the respondents are within the working ages between the ages of 31 to 40 years. It could be deduced also from the result that many of the respondents are middle aged and in their active years Quantitative research approach method was adopted to gather information from respondents through questionnaires distributed online and hardcopies to explore the relationship between Nigerian consumers' behavior, consumers' perception, purchase decision and social value dimension of international luxury fashion brands and their socio economic status. Based on the factor analysis, consumers want to purchase luxury products that are not produced en masse, consumers buy a product because of its status and most consumers are interested in new products with status regardless of the price as long as the quality is superior to other brands. The results of the research indicate that socio-economic status of consumers has great influence on consumers' behavior, consumers' perception, consumers' purchase decision and social value dimension of international luxury fashion brands. Keywords: Consumers' Behavior, Consumers' Perception, Consumers' Purchase Decision, Luxury Products, and Socio Economic Status
Farklı sosyo-ekonomik düzeylerdeki anaokuluna başlayan çocukların okula uyum süreci ve nörobilişsel bağıntıların incelenmesi
Okul öncesi dönem, bireyin hayatının en belirleyici dönemidir. Bu sebeple, çocuğun bu süreç içerisinde yetiĢtiği koĢullar büyük önem taĢımaktadır. Çocuk doğduğu andan itibaren kendini bir aile ortamında bulmaktadır. Erken dönemde ise, günün önemli bir bölümünü geçireceği okula uyum sağlama iĢlevi ile karĢılaĢmaktadır. Ġlk kez okula baĢlayan çocuk, farklı eğitim ortamlarına girmiĢ olur. Sahip olduğu becerilerin tümü çocuğu ve onun kapasitesini uyum sağlama ve öğrenme açısından etkiler. Okul öncesi eğitime baĢlama, çocuk ve aileler açısından okula uyumluluğunusergilemektedir. Ġlk kez okula baĢlayan çocuk, farklı eğitim ortamlarına girmiĢ olur. Sahip olduğu becerilerin tümü çocuğu ve onun kapasitesini uyum sağlama ve öğrenme açısından etkiler. Bu süreçte; dikkat, bellek ve zeka gibi nörobiliĢsel iĢlevler önem kazanmaktadır. Bu bağlamda çalıĢmanın amacı, sosyoekonomik düzeyleri farklı olan anaokulu öğrencilerinin okula uyum süreciyle nörobiliĢsel iliĢkilerin değerlendirilmesidir. AraĢtırmada anket ile soru-cevap modeli kullanılmıĢtır. AraĢtırma sonuçlarına göre davranıĢsal boyutun biliĢsel ve duyuĢsal boyut ile doğrudan ve anlamlı olduğu ve bunun da okul olgunluğunu etkilediği belirlenmiĢtir.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin kitap okuma alışkanlıklarının düzeyi nedir
Bu çalışmanın amacı, 2015-2016 öğretim yılında İstanbul ilinin Avrupa yakasında bulunan ilkokullardan rastgele bir şekilde seçilen ilkokullarının 4. sınıf öğrencilerinin kitap okuma alışkanlıklarını incelemektir. Araştırmada 806 öğrencinin kitap okuma alışkanlıkları üzerinde; cinsiyet farklılığı, anne ve babanın öğrenim durumu, ailenin sosyoekonomik durumu ve kardeş sayısının etkileri analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir: Kız öğrenciler erkek öğrencilere göre daha çok kitap okumaktadırlar. Annenin eğitim düzeyinin öğrencilerin kitap okuma alışkanlığını etkileme oranı babaya göre daha yüksektir. Ailenin gelir düzeyi arttıkça öğrencilerin kitap okuma alışkanlık düzeyleri de artmaktadır. Buna karşılık özel okulda eğitim alan öğrenciler ile merkez okulda eğitim alan öğrencilerin kitap okuma alışkanlığı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Ayrıca öğrencilerin kardeş sayılarına göre inceleme yapıldığında okuma alışkanlıkları önemli bir şekilde farklılık göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Anne Eğitim Düzeyi, Okumanın Aşamaları, Okuma Alışkanlığı, Sessiz Okuma, Aile Gelir Düzeyi
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türk devlet politikalarının tekstil ve modaya etkisi
Giysinin tarihçesi incelendiğinde sadece örtünmek için kullanıldığı süreçlerden, her milletin sosyo-kültürel, politik, ekonomik parametrelerine göre sürekli değişerek kendini ifade ettiği bir araç da olmuştur. Ancak şimdiye kadar giysi tarihi yerli ve yabancı kaynaklarda, araştırma ve çalışmalarda genel olarak estetik veya sanatsal olarak yoğunlaşmış, devlet politikalarının giysi üzerine etkileri geri planda kalmıştır. Türk Giysi tarihine bakıldığında ise araştırmalar kısıtlı olmakla birlikte, geçmişten günümüze kalan giysiler genellikle saray kıyafetleridir. Yine dönemsel olarak kıyafetlerin değişimi bu veriler ışığında değerlendirilmiş, tarihsel süreçte doğrudan politika ile bağlantılı olarak değişen Türk giysi modası bu yönü ile incelenmemiştir. Bundan hareketle hazırlanan tez çalışmasında, Türk giysilerinin dönemsel değişimleri interdisipliner bir yaklaşımla, politika, siyaset, sosyo-kültürel açılımlarla geniş bir yelpazede araştırılarak bunların dönemsel politikalarla ilişkisi ve ifadesi incelenmiştir.Bu amaçla yerli ve yabancı litaratür araştırmaları yapılarak görsel kaynaklarla desteklenmiştir. Tez çalışmasında sırası ile; politika kavramı tanımlanarak Osmanlı politikalarına değinilmiş, bu politikaların siyasi kültürel ve ekonomik yönden analizleri yapılarak dönemsel olarak incelenmiş, bunların tekstil kültürü ve sanatına etkisi yorumlanmış ve son olarak da Türk Tekstil ve Giysi kültürünün devlet politikaları yolu ile ifadelerinin etkisi ve bağlantısı kurularak,Türk Giysi tarihinin dönemsel değişimleri çok yönlü bir bakış açısı ile araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tekstil, Moda, Politika, Kültür, Osmanlı
Kent ve afet: Depremler açısından Van kent merkezinin zarar görebilirliği
Bu çalışma afet araştırmalarında giderek kabul gören zarar görebilirlik paradigması bağlamında Van kent merkezinin kırılganlığını ele almıştır. Geçmişinde depremler nedeniyle birçok kayıp yaşamış ve bulunduğu aktif sismik risk bölgesi nedeniyle gelecekte de muhtemel şiddetli depremlere maruz kalabileceği öngörülen Van kent merkezinin sosyomekansal, sosyal ve ekonomik zarar görebilirliği, ulusal ve yerel kaynaklardan edinen veriler etrafında değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında kent merkezini oluşturan Edremit, İpekyolu ve Tuşba ilçelerinin 37 mahallesinde ikamet eden 473.913 kişinin barındığı zarar görebilir konut stoku ile yaşlı, engelli, kadın, çocuk, okuryazar olmayan, yoksul kırılgan grupların dağılımları tespit edilmiştir. Benzer araştırmalardan farklı olarak her bir zarar görebilir unsurun müstakil özelliğinden hareketle, kentin hangi bölgesinin hangi özelliği açısından ne düzeyde zarar görebilir olduğu tablo ve haritalar eşliğinde izah edilmiştir. Yapılan araştırmada 2011 yılında hasar almış konut stokuyla ilgili iyileştirme çalışmalarının yetersizliği başta olmak üzere mevcut konut stokunun %93,3'ünün ruhsatsız diğer bir ifadeyle kaçak olması ve poliçeli yapı oranının %17 ile sınırlı kalması kent merkezinin sosyomekansal açıdan yüksek düzeyde zarar görebilir olduğunu göstermektedir. Özellikle kaçak yapılaşma ve poliçesiz yapı stokunun çevre mahallelerde yoğunlaştığı dolaysıyla merkezden çevreye doğru riskin arttığı tespit edilmiştir. Hasarlı ve hala onarılmamış konut stokunun ise tüm kent merkezi coğrafyasına yayıldığı gözlenmiştir. Sosyal göstergeler açısından yine çevre mahallelerin merkeze oranla çok daha zarar görebilir olduğu tespit edilmiştir. Özellikle yüksek orandaki okuryazar olmayan grupların varlığı, afetlerden sakınım konusunda bilinç düzeyinin düşük olduğunu göstermektedir. Yine ortalama hane halkı büyüklüğünün 5 ve üzerinde seyretmesi, işsiz ve niteliksiz kadın nüfusu, güvencesiz yaşlı nüfusu ile yoğun çocuk nüfusu kentin sosyal özellikleri açısından risk teşkil eden diğer taraflarıdır. Merkez nüfusunun %26'sına tekabül eden 123.087 kişinin vakıflardan çeşitli oranlarda yardım aldığının yanı sıra 44.360 çok zayıf, zayıf veya normal nitelikteki hane sayısı kentin ekonomik açıdan da fazlasıyla kırılgan olduğunu göstermektedir. Özellikle 8.273 çok zayıf veya zayıf düzeydeki hane, mevcut halleriyle afet olmadan afet koşullarını yaşamaktadırlar. Özellikle ekonomik zarar görebilirliğin merkezde kalan mahallelere oranla çevre mahallelerde çok daha belirgin olduğu tüm bu özellikleri nedeniyle Van kent merkezinin sismik risk açısından sosyomekansal, sosyal ve ekonomik açıdan yüksek düzeyde zarar görebilir olduğu tespit edilmiştir. Yine kentin çeperindeki mahallelerin merkezdeki mahallelere oranla çok daha fazla kırılgan oldukları bu araştırma ile tespit edilip haritalarla görselleştirilmiştir.
Çölyak hastaları üzerine sosyolojik bir çalışma -Van örneği-
Yerleşik hayata geçmenin sonucu olarak ortaya gelen yeni beslenme alışkanlıklarından kaynaklı olarak, gıdaların mide tarafından tolere edilememesi Çölyak gibi bazı hastalıklara sebebiyet verebilmektedir. Bu çalışma, glüten kaynaklı ve sıkı bir diyet dışında başkaca bir tedavisi henüz bulunmayan Çölyak hastalığının bir sosyolojik bakış açısıyla incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, söz konusu hastalığın sosyal yönleri ele alınmı ve sosyo-ekonomik ve demografik açıdan değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Mevcut araştırmanın temel iddiası, buğday intoleransı kaynaklı genetik ve çevresel etkileri ile çölyak hastalığının düşük sosyo-ekonomik profil sergileyen toplumlarda oransal olarak daha fazla görüldüğü üzerine kurulmuştur. Bu açıdan bölgede bu hastaların başvuracağı en büyük sağlık kurumu olan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Van Dursun Odabaş Tıp Merkezi temelli araştırma yapılarak 3088 kişilik hazır veri ile 81 kişi üzerine incelenme gerçekleşmiştir. Araştırmada sosyo-demografik, yaşam biçimleri, ekonomik durumları, tedaviye ilişkin algıları ve çevre ile ilişkileri gibi durumlarına dair 50 sorudan oluşan bir anket çalışması yapılarak bir hastalık haritası elde edilmiştir. Sosyoloji ve tıp bilimlerini buluşturması açısından büyük ehemmiyet taşıyan mevcut çalışmam neticesinde düşük gelir grubu ile hastalık arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırmada, hastalığın durumu, Van şehrinin mahallelerinin sosyo-ekonomik özelliklerine nazaran kente sonradan eklemlenmiş ve göçler sonrası oluşmuş olan mahalleler açısından, Vangölünün güney ve kuzeyinde bulunan ilçeler açısından ve toplumsal cinsiyet açısından incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çölyak, Hastalık, Sağlık, Tedavi, Diyet, Fakirlik
Güre kazası: Dikey boyutta bir yerel tarih araştırması
Günümüzde Uşak ilinin bir bucağı olan Güre; tarihsel süreçte sırasıyla Lidya, Persler, Roma İmparatorluğu, Doğu Roma (Bizans), Anadolu Selçuklu Devleti, Germiyanoğlu Beyliği ve Osmanlı Devletinin sınırları içinde yer alarak, uzun yıllar Ege bölgesinde küçük bir yerleşim yeri olarak idari yapısını koruduğu görülmektedir. Bu çalışmada; Osmanlı Devleti döneminde Güre'nin nüfus, ekonomi ve sosyal yapısı ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu bağlamda XVI. ve XIX. yüzyıl Osmanlı dönemi kaynakları ile Güre nüfusunun sayısal değeri ve değişimi, kadın-erkek nüfusu, erkeklerin yaş ve tipolojik özellikleri, ekonomik faaliyetleri, mesleki durumu ve verdiği vergiler hakkındaki bilgiler değerlendirilecektir. Bu çalışma; Osmanlı Devlet merkezi ve büyük vilâyetlerinin dışında küçük bir taşra yerleşim birimi hakkında bilgiler vermesi açısından önem arz etmektedir. Tez, 1530 yılı muhasebe, 1676 yılı avârız, 1831 yılı nüfus, 1844- 1845 yılı temettuat defterleri ve XIX. yüzyıl Aydın Vilâyet Salnameleri esas alınarak hazırlanacaktır. Anahtar Kelimeler: Güre, Avarız Defteri, Muhasebe Defteri, Nüfus Defteri, Temettuat Defteri, Aydın Vilayet Salnameleri.
Osmanlı döneminde eşme kazasının sosyo-ekonomik durumu
Günümüzde Uşak ilinin ilçelerinden biri olan Eşme, kadim bir geçmişe sahiptir. Bu tez çalışmasında ise, tarihi çok eskilere dayanan Eşme'nin XV. yüzyıl sonları ile XX. yüzyıl başlarındaki nüfus yapısı, sosyo-ekonomik ve kültürel durumunu bütüncül bir anlayışla ortaya koymak amaçlanmıştır. Bunun için Eşme kazasının Osmanlı Arşivi'nde kayıtlı nüfus ve temettuât defterleri temel alınmıştır. Adı geçen defterlere ek olarak kazanın tahrir, muhasebe, avârız defterleri ve Aydın vilayet salnamelerinden yararlanılmıştır. Tez, giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde yerel tarihin tanımı yapılarak, kısaca gelişiminden ve tez çalışmasının konusu ve kaynaklarından bahsedilmiş, sonrasında bu kaynaklardan tezde kullanılanlar hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, tahrir, muhasebe ve avârız defterlerindeki verilere göre Eşme'nin XV. ve XVII. yüzyıllar arasındakindeki durumu ortaya konulmuştur. İkinci bölümde nüfus ve temettuât defterleri esas alınarak, XIX. yüzyıldaki Eşme kazasında nüfus yapısı ve nüfus hareketleri ana başlığı altında; Eşme kazası ve karyelerinde aileler, aşiretler, müşterek aile adları, hâne miktarları ve erkek nüfus sayıları, şahıs isimleri ve isim verme geleneği, insan tipolojisi, nüfus hareketleri ve meslekler konuları incelenmiştir. Üçüncü bölümde, temettuât defterlerinden hareketle arazi varlığı, hayvan varlığı, yetiştirilen ürünler ve ödenen vergiler alt başlıkları altında Eşme kazasının iktisadi yapısı değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde ise Aydın vilayet salnamelerinde geçen Eşme kazası ile ilgili bilgilere yer verilmiştir.
Değişen sosyo–ekonomik koşullarda Yörükler (Manavgat örneği)
Yörüklük günümüzde giderek kaybolan bir kültürdür. Yörüklerin hayat tarzları sürekli merak konusu olduğundan birçok araştırmalar yapılmıştır. Toroslar göçebe yörüklerin ekonomik faaliyetlerinin sürdürebilmeleri için elverişli doğal ortam şartları sunmaktadır. Manavgat çevresinde yürütülen bir hayvancılık türü olan yarı göçebelik yöre ekonomisi ve ülkemiz için önemlidir. Akdeniz iklim sahasında kalan alanda gür bir bitki örtüsü, verimli topraklar ve yükseltinin artışına bağlı olarak hayvancılık için elverişli otlak alanları bulunur. Yöre halkı topoğrafya şartlarının değişkenliğini iyi bir şekilde kullanmaktadır. Yükseltinin fazla olduğu ve engebeli alanlarda hayvancılığın yanında dar bir alanda tarımsal faaliyetler yapılırken, deniz seviyesine yakın alanlarda tarımsal faaliyetler için ayrılan araziler artmaktadır. Asıl geçim kaynağı hayvancılık olup tarımla da uğraşan yörükler tarımı kendi ihtiyaçları doğrultusunda ve hayvanları için yapmaktadır. Yörükler geçmişte yaylalara çıkış ve yaylalardan inişlerini yaya olarak hayvanları ile birlikte gerçekleştirirken günümüzde ulaşım araçları kullanılmaktan ve teknolojik gelişmelerden olabildiğince faydalanmaktadır. Araştırma sahasındaki önemli bir faaliyet kolu da turizmdir. Turizmle birlikte otel sayıları artmış ve hayvancılığı terk eden yörüklerin büyük bölümü turizmde çalışmaya başlamıştır. Ayrıca Manavgat Irmağı'nda su sporlarının gelişmesi ile Beşkonak civarındaki köylerde yaşayanlar da daha rahat yaşayabilme arzusu ile tarım ve hayvancılığı terk ederek turizme yönelmiştir. Okullaşma oranının artması da göçebe hayvancılığın bırakılmasında etkili olmuş ve okuyan çocuklar günümüz koşullarının etkisiyle göçebelikle uğraşmak istememektedir.
Hükümlülerin sosyo-ekonomik sorunları ve sosyal hizmet: Bingöl M tipi kapalı-açık ceza infaz kurumu örneği
Bu araştırma suç ve sosyal hizmet ilişkisi bağlamında Bingöl M Tipi Kapalı-Açık Ceza İnfaz Kurumunda kalan hükümlülerin sosyo-ekonomik sorunlarını ve ihtiyaç duydukları sosyal hizmet uygulamalarını ortaya koymak amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Toplumsal normlar toplumun düzenini ve devamlılığını sağlayan toplumsal sistemin unsurlarıdır. Toplumsal normlardan sapma eğilimi bazı sorunları ortaya çıkarabilmektedir. Bu sorunların en belirgin olanı ise suç olgusudur. Suç tarihte her zaman kendine yer edinmiştir ve insanlık tarihi boyunca da devam edecektir. Suç birçok bilim dalı ve disiplinler tarafından araştırılmıştır. Her disiplin kendi bakış açısıyla suçu açıklamaya çalışmıştır. Ayrıca suçu incelerken suçlulara da değinmek gerekmektedir. Dolayısıyla hükümlülerin yaşadığı sosyo-ekonomik sorunları, ihtiyaç duydukları sosyal hizmet müdahalelerini, suç işleme nedenlerini ortaya koymak bu araştırmanın temel amaçlarındandır. Araştırmada genel tarama modeli kullanılarak nicel bir çalışma yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Bingöl M Tipi Kapalı-Açık Ceza İnfaz Kurumunda kalan 250 adli hükümlü oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak hükümlülerin sosyo-ekonomik sorunlarını ortaya koymaya yönelik görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada ortaya çıkan verilerde değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak adına ki-kare analizi kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda hükümlülerin yaşları ile suç türleri, aylık gelirleri ile suç türleri, suç işleme nedenleri ile suç türleri, hükümlülerin aile ve yakınlarıyla olan ilişkileri ile ziyarete gelme sıklığı, sosyal destek olma durumları arasında ki-kare analizi sonucunda anlamlı bir ilişki (X2<0,05) olduğu tespit edilmiştir. Ancak grupların homojen dağılması dolayısıyla hükümlülerin öğrenim durumu ile suç türleri, medeni durumları ile suç türleri, meslekleri ile suç türleri arasında ki-kare analizi sonucunda anlamlı bir ilişki olmadığı (X2>0,05) tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular hükümlülerin suç işleme nedenlerini, ceza infaz kurumunda bulundukları infaz süreci boyunca ve ceza infaz kurumundan tahliye sonrası süreçte de yaşadıkları sosyo-ekonomik sorunlar ile ihtiyaç duydukları sosyal hizmet müdahalelerini ortaya koymaktadır. Bunun yanısıra suçun önlenmesine yönelik önerilere de yer verilmektedir. Dolayısıyla çalışma sonucunda sosyal hizmet alanı için önemli bulgular elde edilmiştir.
Gireniz/Pamukören karyesi (Osmanlı Döneminde) dikey boyutta bir yerel tarih araştırması
Tarihi çok eski dönemlere dayanan Gireniz karyesinin günümüzdeki ismi Pamukören'dir. Osmanlı Devleti zamanında Gireniz karyesi ilk olarak Kestel'e (Nazilli), sonra Kuyucak kazasına bağlanmış bir köydür.1955 tarihinde belediye teşkilatı kurulunca kasaba olmuştur. Günümüzde Pamukören, Aydın ili Kuyucak ilçesine bağlı bir mahalledir. Osmanlı arşiv kaynakları olan tahrir, nüfus, temettüat defterleri ışığında ve salnameler, kitabeler ile köy halkından alınan bilgilerle hazırlanan bu araştırma bir yerel tarih çalışmasıdır. Bu bağlamda Gireniz'in geçmişi tarihsel belgelerle incelenip gün yüzüne çıkartılmaya çalışılmıştır. H.1251/M.1835-36, H.1256/M.1840-41 tarihli nüfus defterleri ve H.1260-61/M.1845 tarihli temettüat defterinin tahlili yapılarak köyün nüfus, sosyal ve ekonomik durumu hakkında kapsamlı bilgi verilmiştir. Bu araştırmada Gireniz karyesinde şahıs adları, nüfus yapısı, insan tipolojisi, nüfus hareketleri, meslekler, askerlik, sağlık, aileler, arazi ve hayvan varlığı, yetiştirilen ürünler ile ödenen vergiler değerlendirilerek, yorumlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gireniz, Tahrir, Nüfus, Temettüat, Yerel Tarih.
19. yüzyılın ilk yarısında Gelibolu kazasının sosyo-ekonomik durumu
Bu çalışmanın amacı 19. yüzyılın ilk yarısında Gelibolu kazasının sosyo-ekonomik durumu, nüfus yapısı ve hareketliliklerini ortaya koymaktır. Bu sebeple Gelibolu kazasının 19. yüzyılın ilk yarısında sosyo-ekonomik durumu ve nüfus yapısını ortaya çıkarmak için farklı arşiv malzemelerinden yararlanılmıştır. 155 (1842/1843), 285 (1843/1844), 321 (1844/1845), 923 (1847/1848) numaralı cizye defterleri, 4057 (1830/1831), 4060 (1841/1842), 4064 (1844/1845), 4066 (1844/1845), 4068 (1844/1845), 4071 (1844/1845) numaralı nüfus defterleri ve 16.124 (1840/1841), 16.125 (1840/1841) numaralı temettuat defterlerinden hareketle Gelibolu kazasına ait nüfus yapısı ve sosyo-ekonomik özelliklerini içeren çeşitli tespitler yapmak mümkün olmuştur. Başta kazanın sosyo-ekonomik dinamikleri ve nüfus özellikleri olmak üzere kişilerin yaş ortalamaları, tipolojileri, sağlık durumları, askerlik ile ekonomik faaliyetlerini kapsayan gelir ve giderlere ait mühim bilgiler ortaya çıkarılmıştır. Bu sebeple çalışmamızın yerel tarih araştırmalarına örnek olması ve özellikle Gelibolu tarihinin bir kesitini/19. yüzyılın ilk yarısını detaylı şekilde ortaya koyması bakımından alana katkı sağlanması beklenmektedir.
Tasfiye talepnamelerine göre Yunanistan'dan mübadil olarak gelen Romanların sosyo-ekonomik durumları ve iskânı
I. Dünya Savaşının sona erdiği 1918 yılında pek çok ülke barışa kavuşurken, Osmanlı coğrafyası emperyalist devletlerin işgallerine maruz kalmıştır. İşgallere karşı direnen Türk milleti, Sevr Antlaşmasını geçersiz sayarak, yerine daha onurlu bir antlaşma olan Lozan Antlaşmasını imzalamıştır. Milli Mücadelenin sona ermesi ile birlikte, Anadolu'dan Yunanistan'a giden Rumların sevk ve iskânı önemli bir sorun olmuştur. Her iki devletin de azınlık sorunlarıyla artık uğraşmak istememesi, zaten fiilen büyük oranda gerçekleşmiş olan nüfus mübadelesini gündeme getirmiştir. Lozan görüşmelerinin hemen başında gerçekleşen mutabakat sayesinde Türkiye'de yaşayan Ortodoks Rumlar ile Yunanistan'da yaşayan Müslümanların mübadeleye tabi tutulması kararlaştırılmıştır. 1923 yılında kararlaştırılan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi, sadece Türkiye ve Yunanistan'ı ilgilendiren tarihi bir olay değildir. Mübadeleye nedenleri ve sonuçları açısından baktığımızda, birçok toplumu çeşitli yönleri ile derinden etkilediği görülmektedir. Mübadeleden etkilenen toplumlardan birisi de Romanlardır. Yunanistan'da yaşayan Romanlar, Müslüman kimliklerinden dolayı mübadeleye dâhil edilmiştir. Çalışmamamızda, nüfus mübadelesine dâhil edilen Romanlara ait tasfiye talepnameleri ile Romanların sevk ve iskânına ilişkin arşiv belgeleri esas alınmıştır. Tasfiye talepnamelerinde Romanlar, Osmanlı merkez ve yerel bürokrasisinin kullandığı 'Kıpti' kelimesi ile ifade edilmiştir. Tarihi coğrafya göz önüne alındığında, mübadeleye tabii tutulan bu grubu nitelemek için, Roman kelimesinin daha uygun olacağını düşündük ve çalışmamızda Kıpti yerine Roman ifadesini kullandık. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Tezimizin birinci bölümünde; 1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi öncesinde yaşanan gelişmeleri, mübadele sürecini, Roman, Çingene, Kıpti kelimelerini anlamları, Romanların mübadeleye dâhil edilme süreci ve bu süreci etkileyen unsurlar hakkında bilgi vermeye çalıştık. Tezimizin ikinci bölümünde; Mübadeleye dâhil edilen Romanlara ait Tasfiye Talepnamelerini esas alarak sosyal ve ekonomik durumlarına dair bir dizi tespitte bulunmaya çalıştık. Mübadeleye tabi tutulan Romanlara ait 271 adet tasfiye talepnamesini inceleyerek Romanların geldikleri şehir ve kasabalar, gayrimenkul durumları/miktarı, geçim kaynakları ve meslekleri, isimleri, hanelerin gelir durumu vb. konularda tablolar oluşturarak bilgileri yorumlamaya çalıştık. Üçüncü bölümünde; iskân belgelerini, TBMM tutanaklarını ve temel başvuru kaynaklarını inceleyerek, mübadeleye tabi tutulan Romanların iskân durumlarını analiz etmeye çalıştık. Romanların iskân edildikleri bölgelerde yaşadıkları sosyo-ekonomik problemleri, yer değişikliği taleplerini, meslekleri dâhilinde dükkân ve arazi taleplerini, mesleklerine göre iskân edilme isteklerini, firar, iç göç sorununu ve konulara yönelik yapılan yasal düzenlemeleri ele almaya çalıştık. İncelediğimiz belgelerin ışığında Romanların nüfuslarına, mesleklerine, Yunanistan'daki yaşamlarına, Türkiye'ye getirildikten sonraki durumlarına dair tespitlerimiz doğrultusunda, Türkiye tarihi içerisinde de şekillenmiş olan Roman tarihine katkı sağlamayı amaçladık.
Yoksulluk bağlamında sokakta çalışan çocukların sosyo-ekonomik profilleri ve gelecek beklentileri: Şırnak örneği
İnsanlık tarihi boyunca hemen hemen tüm toplumların farklı düzeylerde karşı karşıya kaldıkları ve mücadele verdikleri problemlerden biri de yoksulluk sorunudur. Yoksulluk ilk bakışta belli bir gelirin altında veya yaşam için temel gıda ve ihtiyaçlardan yoksunluk olarak görülse de sosyal, toplumsal ve siyasi birçok ögeyi içerisinde barındıran da bir olgu olmuştur. Toplumdaki tüm bireylerin farklı boyutlarda karşı karşıya kalabildiği bu sorun en çok da dezavantajlı gruplar içerisinde yer alan çocukları etkilemiştir. 20. yüzyıla kadar göz ardı edilen çocuk yoksulluğu bu dönemden sonra ayrı bir alan olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Toplumlar farklı sebeplerin yanı sıra çoğu zaman da yoksullukla mücadele konusunda çocuk işgücünden yararlanabilmektedir. İşgücü içerisinde yer alan çocuklar farklı tür sektörlerde çalışabilmektedir. Bu sektörlerden biri de sokakta çalışmadır. Sokakta çalışan çocuklar her ne kadar yoksulluk temelli sorunlardan işgücüne katılmış olsalar da çoğu zaman ihmal ve istismarları da söz konusu olabilmektedir. Çocukların birçok yönden gelişimlerini etkileyen tüm ortam, ilişki ve çalışma koşullarından uzak durması gerekirken farklı nedenlerden dolayı denetimsiz ve birçok riske açık olan sokakta çalışma serüvenine girmekte, sosyal, toplumsal ve bireysel yaşamda yer edinebilmek ve gerekli olanakları ulaşmak için mücadeleye erken yaşta girişmektedirler. Gerek yoksulluk gerekse de sokakta çalışma konusunda şuana kadar birçok araştırma yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. Bu tezi diğer çalışmalardan ayıran başat nokta gelişmiş bölgelerin veya büyükşehirlerin aksine gelişmemiş ve küçük bir şehirde yapılmasıdır. Bu seçimin sebebi de konu ile ilgili yapılan çoğu çalışmaya veri olan gurupların bu bölgeden göç eden bireyler veya akrabalarından oluşmasıdır. Bu bilgiler doğrultusunda sokakta çalışan çocukların çalışma sebeplerini tespit etmek, yoksulluk, ihmal ve istismar ile bağlarını saptamak, sokakta bulunan çocukların sosyal ve ekonomik profillerini belirlemek ve bu şartlarda çalışan çocukların nasıl bir gelecek beklentisi içinde olduğunu sorunun ana kaynağında tespit etmek amacıyla tez çalışması yürütülmüştür. Tez çalışması nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket görüşmesi esasından oluşmuş ve gerekli görülen yerlerde nitel araştırma tekniklerinden de yararlanılmıştır. Şırnak ili ve ilçelerinde 550 kişi ile yapılan anket görüşmesi verileri analiz edilmiş ve karşılaştırmalı olarak veriler yorumlanmıştır. Tez çalışması için yürütülen anket çalışması sonucunda çocukların yoksulluk esaslı sebeplerle sokakta çalışma yaşamına girdiği görülmüş fakat tek etmenin yoksulluk olmadığı ihmal ve istismarın da önemli etken olduğu görülmüştür. Sokakta çalışan çocukların birçok riskle karşı karşıya kaldıkları ve özellikle ihmal ve istismardan dolayı suça karışma eğilimleri olduğu gözlemlenmiştir. Gerek riskler gerekse de sokakta bulunmanın getirdiği güç koşullardan dolayı fiziksel ve psikolojik gelişimleri olumsuz etkilenen çocukların gelecek beklentisi üzerinde önemli bir etkisi olduğu görülmüştür.
Ailenin sosyo-ekonomik düzeyi ile yüksek öğretime giriş arasındaki ilişki: Sudan-Hartum üniversitesi örneği
Bu çalışma yükseköğretime erişim (access to higher education) ile ailenin sosyo-ekonomik düzeyi ya da sosyal sınıf konumu arasındaki nedensel ilişkinin mahiyeti hakkındadır. Bu ilişki Sudan Cumhuriyeti'nde Hartum Üniversitesi'nde yapılmış bir vaka çalışması yoluyla incelenmektedir. Araştırmanın temel sorusu, öğrencilerin sınıfsal kökenleri ile üniversitede kaydoldukları bölümler arasında ne türden ve ne yönde bir nedensel ilişki olduğu ve bu ilişkinin eğitim politikaları, toplumsal dışlanma ve mahrumiyet üretme kabiliyetinde olan diğer toplumsal etmenler ve bireysel vasıflar ile nasıl bir etkileşim içinde şekillendiğidir. Çalışma, sınıf kuramları ve toplumsal sınıf konumu ile eğitimsel başarı arasındaki ilişkileri açıklamaya çalışan kuramsal yaklaşımlar dikkate alınmak suretiyle nitel bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın ampirik verileri 2017-2018 eğitim yılı itibariyle Hartum Üniversitesi'nde kayıtlı bulunan ve toplam sayıları 27,000'i aşan lisans öğrencisi arasından kendilerine kartopu örneklemi yöntemiyle erişilmiş olan 40 öğrenci ile yapılan derinlemesine mülakatlar vasıtasıyla derlenmiştir. Bu 40 öğrenci, öğrencilerin üniversiteye kabul edilme puan aralığı dikkate alınarak oluşturulmuş olan beş farklı tabakada yer almakta olup, araştırma sürecinde her bir tabakada yer alan 6 ila10 öğrenci ile mülakat yapılmıştır. Araştırma verileri hem tabaka içi hem de tabakalar arası (yani vaka-içi ve vakalar-arası) karşılaştırma yoluyla, toplumsal sınıf konumunun ve toplumsal dışlanma biçimlerinin ifadesi olan etkenlerin yine belli sınıf konumlarına erişimin mesleki temelini oluşturan belli akademik bölümlere erişimi nasıl etkilediğini ortaya koyacak şekilde niteliksel olarak analiz edilmiştir. Bu analizin amacı sınıf kökeni ve toplumsal dışlanma örüntülerinin eğitim kurumu üzerinden başlangıçtaki toplumsal sınıf konumlarının değişen şartlar altında yeniden üretilmesi ve sürdürülmesine nasıl bir katkı sağladığı ve nedensel mekanizmalarının nasıl işlemekte olduğuna dair nedensel bir değerlendirme yapmaktır. Araştırma bulguları, bir bütün olarak, eğitim hareketliliğinde bireylerin gösterdikleri veya gösterebilecekleri performans veya başarının derecesinin onların bireysel biyografilerinin ve yeteneklerinin birçok yapısal eşitsizlik biçimleri ve bunları ifade eden avantaj ve dezavantajlar ile tam olarak nerede, ne zaman ve nasıl kesiştiği ile alakalı olduğunu göstermektedir. Bu kapsamda üst ve üst-altı sosyal sınıfların eğitim hareketliliği yoluyla kendi konumlarını sürdürmede avantajlı bir durumda oldukları görülmektedir. Onlar bunu öncelikli olarak sahip oldukları toplumsal, iktisadi ve kültürel sermayelerini erken yaştan itibaren çocuklarının daha kaliteli bir eğitim almalarını sağlayarak onların "prestijli fakülteler"e girebilmek için ihtiyaç duydukları liyakate yani üniversiteye giriş için gerekli yeterli puana dönüştürmek suretiyle yapmaktadırlar. Giriş puanının yetersiz olduğu durumda ise özel kabul yoluyla, yani yetersiz olan puanı telafi etmek için belirlenmiş bir çerçeve içinde özel öğrenim ücreti ödemek yoluyla sağlamaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Sınıf, Toplumsal Cinsiyet, Eğitimsel Başarı, Toplumsal Dışlanma, Kır, Kent, Hartum Üniversitesi, Yükseköğretim