İnternet bağımlılığı

198 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Fen bilimlerinde akademik başarının, internet kullanımının, bağımlılığının ve sanal ortam yalnızlık düzey ilişkilerinin belirlenmesi

Çağımız koşulları gereği internet vazgeçilemez bir hal almış ve hemen hemen herkesin bir dokunuşta ulaşabileceği düzeye gelmiştir. Fakat bu bir dokunuşta erişim kolaylığı da avantajlarının yanında dezavantajları da beraberinde getirmiştir. İşte bu dezavantajlardan biri de internet bağımlılığıdır. Sanal dünya olan bu bağımlılık en çok genç yaştaki insanları etkilemektedir. Dolayısıyla gençlerin internet kullanımına dikkat etmek gerekmektedir. Gençlerin interneti kontrolsüzce kullanması sonucunda kendi aralarında sosyal izolasyon kültürü oluşmuştur. Bu kültürün dijital yerlileri iletişim ihtiyaçlarını da internet üzerinden gidermeye başlamışlardır. Yoğun internet kullanımı ve sanal ağlardan iletişim kurma gayesi bir araya gelince çağımız gençlerini yani dijital yerlilerimiz gerçek hayattan kopmuştur. Bu sanal dünya gençler için bir kaçış kapısı gibi gözükse de tıpkı gerçek dünya da olduğu gibi burada da yalnızlık çekmektedirler. Sanal dünyadaki bu yalnızlığın çaresini yine internette arayan bireyler giderek internet bağımlısı olmaktadırlar. İnternet bağımlısı bireyler için internet bir can simidi gibi görünse de durum hiç de öyle sanıldığı gibi değildir. Artan bağımlılıkla beraber düşen akademik başarı gibi pek çok olumsuz durum gençlerin önüne geçmektedir. Ne var ki günümüz de internete erişmek o kadar kolay hale gelmiştir ki öğrenciler okullarda bile rahatlıkla internete erişim sağlayabilmektedir. Duruma bu açıdan bakıldığında internet karşısında güvende kalmak önem taşımaktadır. Yenilenen eğitim müfredatı ile birlikte her bir kazanımı kapsayacak şekilde bazı yeterlilik alanları eklenmiştir. Yenilenen fen bilimleri dersi öğretim programına da yeterlilik alanları eklenmiştir. Bunlardan biri de dijital yetkinliktir. Bu yeterlilik alanında öğrencilerin iletişim ve bilgi teknolojilerini doğru, amacına uygun ve üretken bir şekilde kullanmaları hedeflenmektedir. Öğretim programındaki dijital yetkinlik tüm fen bilimleri kazanımları için geçerli olan bir yetenek gibi görülmektedir. Öğretim programında yer alan dijital yetkinlik tıpkı bilgi ve medya okuryazarlığına benzemektedir. Yirmi birinci yüzyıl becerilerinden biri olan bu yetenek, öğrencilerden internet, sanal ağlar, iletişim kanalları gibi araçlarda bilinçli, eleştirel ve üretken bireyler olmasını beklemektedir. İnternet bağımlılığı, sanal ortam yalnızlığı gibi durumlar yetkinlik alanları ve beceriler için birer tehlike olarak gençleri beklemektedir. Bu çalışmanın hedef grubunu 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı bu kademedeki öğrencilerin internet bağımlılığını, sanal ortam yalnızlık düzeylerini, fen bilimleri dersiakademik başarılarını ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek ve fen bilimleri dersindeki internet kullanımını saptamaktır Ayrıca öğrencilerin akademik başarıları fen bilimleri karne notu belirlenmiştir. Araştırmadaki veriler İzmir'in Bornova ilçesindeki devlet okullarından İnternet Bağımlılık Ölçeği, Sanal Ortam Yalnızlığı ve fen bilgisi dersinde internet kullanım amacı bilgi formu ile toplanmıştır. Bu çalışmanın örneklemi 386 öğrenci olup tarama araştırması niteliğinde nicel bir çalışmadır. Çalışmada yüksek düzeyde internet bağımlısı olarak belirlenen öğrenci sayısı 62'dir. Araştırma sonucunda öğrencilerin akademik başarısının yüksek olduğu ve nispeten sanal yalnızlık çektiği görülmüştür. Fen bilimleri dersinde internet en çok bilgiye ulaşmak, araştırma yapmak için kullanılmaktadır. Sonuç olarak internetin kolayca erişilebilir olması sorunları da beraberinde getirmiştir. İnterneti amacına uygun kullananların dışında sorun teşkil edecek şekilde kullananlarda mevcuttur. Bundan dolayı güvenli ve amacına uygun internet kullanımı için gençleri internetin olumsuz etkileriyle baş başa bırakmamak gerekmektedir. Aksi halde öğrencilere kazandırılmak istenilen dijital yetkinlik konusunda başarısızlık kaçınılmazdır.

Akademik başarıFen bilgisiFen bilgisi dersi+7
Doğan Kahraman
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet bağımlılığı ile fiziksel uygunluk düzeyleri ve problem çözme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; ortaokul ve lise öğrencilerinin fiziksel uygunluk düzeyleri ile internet bağımlılığı ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya, Nevşehir Özel Doğa Koleji'nde öğrenim görmekte olan öğrencilerden, katılıma gönüllü olan 197 öğrenci (98 erkek ve 99 kız) iştirak etmiştir. Deneklerin fiziksel uygunluk düzeyleri EUROFIT test bataryası ile, internet kullanım düzeyleri Balta ve Horzum'un (2008) geliştirdiği "İnternet Bağımlılığı" ölçeği ile ve problem çözme becerileri de travers uygulaması ile ölçülmüştür. Çalışmanın yapılabilmesi için gerekli Etik Kurul izni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu'ndan ve kurum izni Doğa Koleji'nden yazılı olarak alınmıştır. Katılımcıların velilerinden bilgilendirilmiş veli olur formunu imzalamaları istenmiştir. Elde edilen verilerin normal dağılıma uygunluğunun test edilmesi için Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerin yapılabilmesi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmış; betimleyici istatistikler ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde tabloları şeklinde verilmiştir. Gruplar arasındaki farkların incelenmesi için bağımsız örneklem t testi ile Fischer's Exact testi, değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesi için ise Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatiksel olarak analiz edilmesi sonucunda, internet bağımlılığı puanlarının cinsiyete farklılık göstermediği bulunmuştur. Okul düzeylerine göre internet bağımlılığı puanları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Deneklerin travers testi süreleri ile fiziksel uygunluk unsurları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Erkek deneklerin problem çözme becerilerinin, kızların problem çözme becerilerinden daha iyi olduğu bulunmuştur. Erkek deneklerin internet bağımlılığı puanları ile travers testi süresi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmamasına karşın, kızlarda negatif yönlü ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişkinin var olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, deneklerin internet bağımlılığı puanlarının fiziksel uygunluk düzeylerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farka neden olmadığı, kız öğrencilerin internet bağımlılığı puanlarının artmasına bağlı olarak, travers sürelerinde azalma gerçekleştiği bulunmuştur. Bu sonucun, erkek ve kız öğrencilerin internet bağımlılığı puanlarının benzer olmasına karşın, farklı odak noktalarına sahip olmaları nedeniyle ortaya çıkmış olabileceği değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın daha fazla katılımcı ile tekrar edilmesinin, bu çalışmadan elde edilen bulguların test edilmesi ve literatüre katkı sağlama açısından faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

BağımlılıkFiziksel uygunlukFiziksel uygunluk testi+5
Volkan Çetinkaya
Hitit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivite ve internet bağımlılığı ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite ve internet bağımlılığı ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Hitit Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 1419 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" , "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ)'' ve "Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin normallik düzeyi One Sample Kolmogorov-Smirnov, ölçek puanlarının karşılaştırılmasında; Ki Kare ve Mann Whitney U, yüzdelik dağılımların belirlenmesinde frekans analizi ve ölçek puanlarının arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda, öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversitelere, fakültere, yaş gruplarına, BKİ gruplamasına, cinsiyete, düzenli fiziksel aktivite yapma durumu, sigara kullanma durumu, kendine ait bilgisayarı olması durumu, internet başında bir seferde geçirdikleri ortalama sürelere göre fiziksel aktivite düzeyleri ve fiziksel aktivite şiddetleri anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Üniversite öğrencilerinin, sigara kullanma durumu, alkol kullanma durumu ve internet başında bir seferde geçirdikleri ortalama sürelere göre internet bağımlılığı düzeyleri anlamlı olarak farklılık göstermektedir (p<0,05). Spor bölümlerinde okuyan öğrencilerin şiddetli aktivite düzeyi sağlık bilimleri fakültesinde okuyan öğrencilerden daha yüksek olduğu anlamlı olarak bulunmuştur (p<0,05). İki farklı bölümün üniversite öğrencilerinin genel olarak hafif fiziksel aktivite puanının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ile internet bağımlılığı semptomları arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Fiziksel aktivite düzeyi düşük olan öğrencilere boş zamanlarında fiziksel aktivite yapmaları konusunda teşvik edilmelidir.

BağımlılıkFiziksel aktiviteÜniversite öğrencileri+1
Merve Cıncık
Hitit University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin internet bağımlılık düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi

Günümüzde hızlı bir biçimde gelişmekte olan teknolojinin hayatımızın her aşamasında girdiğini ve bunun yanında her şeyin eskiye oranla daha hızlı ve basit bir biçimde yapıldığını internet ortamında görmek mümkündür. Gerek internetin gerekse de teknolojinin akıllı telefonlarla birlikte herkesin cebine kadar girdiği günümüzde, her yaştan ve her meslekten insanların kullandığı ve birçok alanda teknolojinin bize sunduğu imkânları kullanmaktayız. Hayatımıza bu kadar etkisi olan ve gün geçtikçe de etkinliğini arttıran internetin yaşamımızın her aşamasını etkileyeceği kaçınılmaz bir sonuçtur. Dolayısı ile internetin yaygın hale gelmesi ve toplum tarafından bilinçsiz bir şekilde kullanılması beraberinde birçok olumsuz sonuçlar da getirebilmektedir. Bu araştırma, Spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin internet bağımlılık düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırma evrenini farklı üniversitelerin spor bilimleri fakültesinde öğrenim görmekte olan öğrenciler, örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak seçilen 541 (317 Kadın, 224 Erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Young (1998) tarafından geliştirilen, Bayraktar (2001) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılmış olan "İnternet Bağımlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26.0 paket programından yararlanılarak, yüzde ve frekans kullanılarak, Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, genel olarak büyük çoğunluğunun internet bağımlılık belirtisi göstermedikleri, yaş, cinsiyet, bölüm, aile gelir ve öğrenim gördüğü lise türü değişkenleri açısından herhangi bir farklılık görülmezken, üçüncü sınıfların internet bağımlılık düzeylerinin daha düşük olduğu, not ortalaması düşük olanların internet bağımlılıklarının da düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

BağımlılıkSporSpor Bilimleri Fakültesi+4
Mehmet Ali Demir
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığının affetme ve mükemmeliyetçilik ile ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlığının affetme ve mükemmeliyetçilik ile ilişkisini incelemektir. Diğer bir amaç ise sosyal medya bağımlılığının cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, okul türü, sosyal medya kullanım süresi ve aktif kullanılan sosyal medya uygulama sayısına göre farklılaşıp farklılaşmadığını araştırmaktır. Araştırma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Bursa ili Gemlik ilçesinde 5 farklı lisede öğrenim gören 9, 10, 11 ve 12. sınıf 472 kız 396 erkek toplam 868 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu Sosyal Medya Bozukluğu Ölçeği, Ergenlerde Affetme Ölçeği ve Çocuk ve Ergen Mükemmeiyetçilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis-H Testi, Spearman-Brown Sıra Farkları Korelasyon analizi teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunurken; kendine yönelik mükemmeliyetçilik ile anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile affetme düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öte yandan lise öğrencilerini sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile affetmenin alt boyutlarından affetmenin bileşenleri ile negatif yönlü anlamlı bir ilişki; öfkeyi sürdürme ve intikam alma ile pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile affetmenin alt boyutlarından empati kurma arasındaki ilişkinin anlamlı olmadığı görülmüştür. Araştırma sonucunda lise öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği ve bu farkın kız öğrenciler lehine olduğu belirlenmiştir. Öte yandan sosyal medya bağımlılığının yaşa, sınıf düzeyine ve okul türüne göre anlamlı bir farklılık göstermediği fakat, sosyal medya kullanım süresi ve aktif sosyal medya hesap sayısına göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

BağımlılıkBağışlamaLise öğrencileri+5
Çağrı Bayrakcı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin internet bağımlılık düzeyleri ile konuşma kaygıları arasındaki ilişkiye yönelik görünümler

Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin internet bağımlılığı ile konuşma kaygıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu kapsamda yürütülen çalışma 2020-2021 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili merkez ilçelerinde yer alan ve azda olsa farklı sosyo-ekonomik ve demografik yapılara sahip mahallelerde bulunan 9 ortaokulda eğitim gören 1037 tane ortaokul 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencisi ile yapılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma kapsamında araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu, Keşaplı ve Çiftçi (2017) tarafından geliştirilen Konuşma Kaygısı Ölçeği (KKÖ) ile Young (1996)'nın geliştirdiği ve Bayraktar'ın (2001) Türkçeye uyarladığı İnternet Bağımlılık Ölçeği (İBÖ) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda hem Konuşma Kaygısı Ölçeği hem de İnternet Bağımlılık Ölçeği ile öğrencilere ait cinsiyet, yaş vb. birçok bağımsız değişkenler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık, ilişki ve bağımsız değişkenlerin bu ölçekleri yordadığı tespit edilmiştir. Ayrıca Konuşma Kaygısı Ölçeği ile İnternet Bağımlılık Ölçeği arasında zayıfta olsa istatistiksel olarak anlamlılık ve Konuşma Kaygısı Ölçeği alt boyutlarından bazılarının İnternet Bağımlılık Ölçeği'ni yordadığı tespit edilmiştir.

BağımlılıkKonuşma becerisiKonuşma kaygısı+5
Abdulhamit Koçoğlu
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde internet bağımlılığının sosyal duygusal sağlık ve bilinçli farkındalık düzeylerine etkisi

İletişim kurmak ve bilgiyi aktarmak insanın en temel ihtiyaçlarındandır. Muhakkak ki, yaşadığımız dönemin en etkili iletişim araçalarından birisi internettir. İnternet kullanımındaki artış beraberinde bir takım problemleri de doğurmuş ve yüzılımızın en önemli problemlerinden biri olan internet bağımlılığı sorununu oluşturmuştur. Bireyin kimlik ve karakter yapısının oluşmasında en etkili dönemeçlerden olan ergenlikte bu sorun başka bir çok problemin de oluşmasına neden olabilmektedir. Türkiye'de nufüsun büyük çoğunluğu gençlerden oluşmaktadır. Sağlıklı bir yaşam için sosyal ve duygusal sağlık ile bilinçli farkındalık kavramları önem kazanmaktadır. Bu çalışmada internet bağımlılığı, bilinçli farkındalık ile sosyal ve duygusal sağlık arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Bu çalışma İstanbul ilinin Eyüp ilçesinde bulunan 4 ayrı lisedeki öğrenciler üzerinden yürütülmüştür. 14- 18 yaş arası, 184 (%53) kız öğrenci, 166 (%47) erkek öğrenci olmak üzere toplam 350 tane öğrenci anketine ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre; 60 (%17) internet bağımlısı, 290 (%83) internet bağımlısı olamayan öğrenci mevcuttur. İnternet bağımlılığı ile bilinçli farkındalık arasında anlamlı ters yönlü zayıf bir ilişki olduğu görülmüştür. Bunun yanında internet bağımlılığı ile sosyal ve duygusal sağlık arasında ters yönlü anlamlı düzeyde zayıf bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İnternet bağımlılığı, ergenlik, bilinçli farkındalık, sosyal duygusal sağlık.

BilinçBilinçli farkındalıkErgenler+5
Elif Çay
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinde internet bağımlılığı ile uyku kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışma, hemşirelik öğrencilerinde internet bağımlılığı ve uyku kalitesi düzeylerini belirlemek, internet bağımlılığı ile uyku kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte yapılan bu çalışmanın evrenini, Kasım 2021-Şubat 2022 tarihleri arasında Çankırı Karatekin Üniversitesi Hemşirelik Bölümünde eğitim-öğretim gören 400 öğrenci oluşturmuştur. Örneklemini ise çalışmaya katılmayı kabul eden, verilerin toplandığı tarihlerde eğitimine devam eden öğrenciler oluşturmuştur. Veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ) ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; ortalama, standart sapma, ortanca, Kolmogorov-Smirnov Testi, Spearman'ın Rho Katsayısı, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis H Testi, Dunn Testi ve Lojistik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre YİBÖ puan ortalaması 30,61±16,71 ve PUKİ puan ortalaması 5,96±2,68 olarak bulunmuştur. Çalışmaya katılan öğrencilerden 17-20 yaşında olanların, 21 yaş ve üzerinde olanlardan (p=0,047), 1. sınıf öğrencilerinin, diğer sınıflardaki öğrencilerden (p<0,001), ev ortamında yaşayanların yurt odasında kalanlardan (p=0,010), günlük internet kullanım süresi 4 saat ve üzerinde olanların daha az kullananlardan (p=0,030), interneti sosyal medya amacıyla kullananların diğer amaçlarla kullananlardan (p=0,028) internet bağımlılığının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Uyku kalitesi bakımından, sigara kullananların (p=0,032), yurt odasında kalanların (p=0,026), günlük internet kullanım süresi 4 saat ve üzerinde olanların (p=0,001) istatistiksel olarak daha fazla düzeyde kötü uyku kalitesine sahip oldukları saptanmıştır. Ayrıca, öğrencilerin YİBÖ ve PUKİ puanları arasında pozitif yönlü, anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.001). Sonuç olarak, internet bağımlılığı yüksek olan hemşirelik öğrencilerinin daha kötü uyku kalitesine sahip olması, internet bağımlılığının uyku kalitesi ile ilişkili önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Bu nedenle iyi uyku kalitesi ve bilinçli internet kullanımının sağlanabilmesi için, gerekli eğitim planlamaları ve psikososyal destek programlarının ivedilikle yapılması önerilmektedir.

BağımlılıkHemşirelerHemşirelik+3
Şemsi Karabulut
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Burden and depression levels of parents of children with tracheostomy and home mechanical ventilator

As a reflection of healthcare technology on patient care through its development today, the number of children, who continue to live as dependent on technological devices at home environment and who need special care, is increasing. This study was carried out descriptively to determine care burden and depression levels of the parents of children with tracheostomy who are on mechanical ventilation at home. Data were collected by a sociodemographic data form including 38 questions which were generated by reviewing literature, and by using "Caregiving Burden Scale" to determine care burden of the parents and "Beck Depression Scale" to determine depression levels. The study was conducted with 70 parents of children with tracheostomy who were on mechanical ventilation at home, who were aged between 1-18 and registered to Domestic Health Services Unit of Ankara Dr. Sami Ulus Obstetric and Pediatric Health Training and Research Hospital between September 2017 and September 2018. Most of the children of the parents included in our study were males (62.9%), 32.9% were 3 years old and younger and 47.1% had a neuromuscular disease. The ratio of children who have been on mechanical ventilation for 25 months and more was 51.4%. All of the parents who were interviewed were mothers; 55.7% of them were between 31-40 years old and 35.7% had an education level of elementary school and lower. At the end of the study, it was determined that sex and age of the children, disease group, nutrition type and the duration of staying connected to ventilator did not have an effect on the mean scores of care burden and depression of the mothers (p>0.05). Significant relationships were found between mean caregiving burden and depression scores and variables such as age of the mother and her state of having a disease, economic status of the family, mother's state of experiencing a problem during social isolation and care, and state of thinking that family bonds and privary were affected (p<0.05). Besides, a positive and weak correlation was detected between caregiving burden and depression scales; and it was determined that depression scale scores increased as caregiving burden scores increased. In conclusion, it was observed that care of technology-dependent children at home was met especially by the mothers; and they had difficulties physically and psychologically. It is important for the nurses to support parents about domestic care adequately, to provide discharge training and consulting and to maintain support through home visits during transfer to home. It can be suggested to plan, improve, evaluate and regularly provide domestic care services for the children who are dependent on medical technology; and to carry out studies that will reduce caregiving burden of the mothers. Key Words : Technology-dependent Child, Caregiving Burden, Depression, Parent, Domestic care, Nursing

ParentsCaregiversCaregiver burden+7
Buse Ateş
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yozgat il merkezinde ortaokul öğrencilerinde internet kötüye kullanım risk değerlendirilmesi ve obezite ilişkisi

Yozgat İl Merkezinde Ortaokul Öğrencilerinde İnternet Kötüye Kullanım Risk Değerlendirilmesi ve Obezite İlişkisi İnternetin kontrolsüz kullanımı, internet bağımlılığına neden olarak sedanter yaşamı yaygınlaştırmaktadır ve obeziteye zemin hazırlamaktadır. Bu araştırma, Yozgat il merkezindeki ortaokul öğrencilerinde internet kullanımı ve obezite arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tanımlayıcı-kesitsel desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evren ve örneklemini, Yozgat il merkezindeki ortaokul öğrencileri oluşturmuştur. Araştırma, Mart 2020-Kasım 2020 tarihleri arasında Yozgat il merkezinde okuyan 450 ortaokul öğrencisi ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, Aileye Yönelik Soru Formu, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ), Beslenme Davranış Ölçeği (BDÖ) ve Çocuklar için Fiziksel Aktivite Soru Formu (FAS) ile elde edilmiştir. Veriler SPSS 23.0 programında tanımlayıcı istatistik testleri, bağımsız gruplar t testi, ANOVA varyans analizi, Pearson Korelasyon analizi ve Lineer Regresyon ile değerlendirilmiştir. Ortaokul öğrencilerinin %83.3'ü 8. Sınıfta, %61.6'sı devlet ortaokulda öğrenim görmekte, %55.8'i kız, ortalama 12.73±0.87 yaşındaydı. Ortaokul öğrencileri ortalama 50.45±11.95 kiloda, ortalama 157.90±9.27 cm boy uzunluğunda, ortalama 20.03±3.60 beden kitle indeksinde ve %22.2'si 50-75 persentil arasındaydı. Ortaokul öğrencilerinin YİBÖ'nden aldıkları 28.25±16.55 puan ile internet bağımlığı düzeyinin düşük oranda olduğu, BDÖ'nden aldıkları 0.76±4.76 puan ile çok düşük düzeyde sağlıklı beslenme davranışlarının olduğu ve FAS'nden aldıkları 15.06±7.70 puan ile düşük fiziksel aktivite düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Ortaokul öğrencilerinin annesi ve babasının beden kitle indeksi ile öğrencilerin beden kitle indeksi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ortaokul öğrencilerinin internet bağımlılığı ile beslenme davranışları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken; internet bağımlılığı ile fiziksel aktivite düzeyi arasında negatif yönde ve zayıf düzeyde anlamlı ilişki saptanmıştır. Ortaokul öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeyi ile obezite arasında arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, ortaokul öğrencilerinin internet bağımlığının sağlıklı beslenme davranışlarını azalttığı, internet bağımlılığı ile annesi ve babasının beden kitle indeksindeki artışın ise öğrencilerde obeziteyi artırdığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İnternet bağımlılığı, fiziksel aktivite, beslenme davranışı, çocuk obezitesi, ortaokul öğrencisi.

BağımlılıkBeslenme davranışıFiziksel aktivite+5
Fatma Nur Taş
Yozgat Bozok University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde akran zorbalığı, internet bağımlılığı ve duygusal zeka düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ergenlerin zorbalık eğilimleri, internet bağımlılıkları ve duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın evreni 2016-2017 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili Şehitkamil ilçesinde yer alan lise düzeyindeki okulların 9. 10. 11. ve 12. sınıflarında eğitim gören ergenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Gaziantep ili Şehitkamil ilçesinde yer alan ve her lise düzeyinden basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 191 kız, 218 erkek toplam 409 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmada elde edilen verilerin analizleri SPSS 22.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Spearman Sıra Farkları Korelasyon analizi, bağımsız örneklemlerde t-testi ve tek yönlü faktör analizi (One-Way Anova) uygulanmıştır. İlişkisiz örneklemler için Mann-Whitney U Testi, üç ve daha fazla örneklem grubunda Kruskal Wallis Testi uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda; araştırmaya katılan ergenlerin akran zorbalığına eğilimlerinin; cinsiyet, anne çalışma durumu, okul türü ve sınıf düzeyleri açısından anlamlı düzeyde farklılaştığı görülürken, anne ve baba eğitim düzeyleri açısından anlamlı bir farklılaşma saptanmamıştır. Duygusal zeka düzeylerinin de cinsiyet, anne çalışma durumu ve okul türü açısından anlamlı düzeyde farklılaştığı görülürken; sınıf düzeyi, anne ve baba eğitim durumları açısından ise anlamlı bir farklılaşma bulunamamıştır. İnternet bağımlılık düzeylerinin ise sadece cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaştığı saptanmıştır. İnternet bağımlılığı ile duygusal zeka ölçeğinin toplamından elde edilen puanlar arasında negatif yönde zayıf ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İnternet bağımlılığı ile akran zorbalığının tüm alt boyutlarından elde edilen puanlar arasında ise pozitif yönde zayıf ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır.

Akran zorbalığıBağımlılıkDuygusal zeka+5
Mehmet Feyzi Sezen
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adolesanlarda internet, akıllı telefon bağımlılığı ve ilişkili faktörler

Amaç: Çalışmada, Manisa İli Şehzadeler İlçesi'nde 9-10-11. sınıfta öğrenim gören adolesanlarda akıllı telefon ve internet bağımlılığı sıklığını saptanmak ve bağımlıkla ilişkili faktörleri belirlemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipteki araştırma Manisa'da merkez bir ilçenin 9., 10. ve 11. sınıf öğrencileri arasında 21.02.2023-14.03.2023 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmaya 227'si 9. sınıf, 215'i 10. Sınıf ve 258'i 11. sınıf öğrencisi olmak üzere 700 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri internet bağımlılığı ve akıllı telefon bağımlılığı olma durumudur. İnternet bağımlılığının değerlendirilmesi için Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ) kullanılmış, ≥50 puan alanlar internet bağımlısı, ≤49 puan alanlar ortalama kullanıcı olarak tanımlanmıştır. Akıllı telefon bağımlılığı için Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği – Kısa Versiyonu (ATBÖ-KV) kullanılmış, ≥29.5 puan alanlar "akıllı telefon bağımlılığı" var olarak kabul edilmiştir. Bağımsız değişkenleri ise; adolesanlara ait sosyodemografik ve yaşam biçimi özellikleri; akıllı telefon kullanım özellikleri; internet kullanım özellikleri, U.C.L.A Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu, Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği, Çocuklar İçin Epidemiyolojik Çalışmalar Merkezi Depresyon Ölçeği oluşturmaktadır. Veriler SPSS 23.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler sayı, yüzde, Ort ± ss, ortanca (min-max) ile değerlendirmiştir. Tek değişkenli sürekli verilerde Student t test, kategorik verilerde Ki-Kare Testi kullanılmıştır. Çok değişkenli analizde logistik regresyon analizi kullanılmıştır. Kritik tip 1 hata değeri <0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan 700 adolesanın yaş ortalaması 15.9 ± 0.9'dur. İnternet ve akıllı telefon kullanmaya başlama yaşı sırasıyla ortalama 10.5±2.8 ve 12.1±2.2'dir. Araştırma grubunun %22.7'si (%20.4'ü riskli kullanıcı, %2.3'ü bağımlı) internet bağımlısıdır. Akıllı telefonu olan katılımcıların %51.2'sinde akıllı telefon bağımlılığı mevcuttur. Günlük ekran süresi ortalama 4.3 ± 2.9 saattir. Lojistik regresyon son modele göre; özel okulda öğrenim gören adolesanların 3.2 (%95GA 1.4-7.4) kat, sağlığını çok kötü / kötü olarak değerlendirenlerin 2.5 (%95GA 1.02-6.5) kat, saat 00.00'dan sonra uyuyanların 1.6 (%95GA 1.06-2.5) kat, boş zaman aktivitesi yapmayanların 2.1 (%95GA 1.3-3.4) kat, arkadaşlarıyla daha çok sanal ortamda görüşenlerin 2.0 (%95GA 1.08-3.8) kat, daha önce akıllı telefon veya internetin doğru kullanımı hakkında eğitim almayanların 1.9 (%95GA 1.2-3.0) kat ve akıllı telefon bağımlısı olan adolesanların 3.9 (%95GA 2.4-6.2) kat daha fazla internet bağımlısı olduğu saptanmıştır. Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği toplam puanındaki her bir birimlik artışın da internet bağımlılığı riskini 1.02 (%95GA 1.005-1.03) kat artırdığı saptanmıştır. Akıllı telefon bağımlılığıyla ilgili yapılan lojistik regresyon son modeline göre; internet bağımlısı olan adolesanlarda olmayanlara göre 4.0 (%95GA 2.5-6.4) kat daha fazla akıllı telefon bağımlısı olarak saptanmıştır. Çocuklar İçin Epidemiyolojik Çalışmalar Merkezi Depresyon Ölçeği toplam puanındaki her bir birimlik artış akıllı telefon bağımlılığı riskini 1.03 (%95GA 1.01-1.04) kat artırmaktadır. Sonuç ve Öneriler: Araştırmamızda neredeyse her dört adolesandan birinin internet bağımlısı, her iki adolesandan birinin ise akıllı telefon bağımlısı olduğu saptanmıştır. Akıllı telefon bağımlılığı riskini artıran durumlar internet bağımlılığı ve depresyon olarak karşımıza çıkmıştır. İnternet bağımlılığı riskini artıran durumlar ise akıllı telefon bağımlılığı, özel okulda okuma, algılanan sağlık düzeylerinin kötü olması, gece 00.00'dan sonra uyuma, boş zaman aktivitesi yapmama, arkadaşlarla daha çok sanal ortamda görüşme, sosyal kaygının yüksek oluşu, akıllı telefonun/ internetin doğru kullanımı konusunda eğitim almamış olmaktır. İki bağımlılık birbirine eşlik etmekte ve birbirlerinin risklerini de artırmaktadır. Bununla beraber en çok risk yaratan durumlardan biri, özel okulda öğrenim görme olduğundan; alınacak önlemlerde özel okullar önceliklendirilmelidir. Adolesanların uyku öncesi akıllı telefon kullanmamasını sağlama gibi uyku hijyenini artırıcı önlemler alınıp, gerçek hayatta hobi edinmelerini sağlamak için öğrenci kulüpleri, kolları vb. daha aktif hale getirilebilir. Ayrıca adolesanların kaygı ve depresyonlarıyla baş etmek için rehberlik ve sınıf öğretmenlerinin de katkısıyla çalışmalar yürütülmelidir. Son olarak teknolojinin doğru kullanımı hakkında okullarda seminerler vermek mücadeleye katkı sağlayabilir.

Akıllı telefonlarBağımlılıkEkran bağımlılığı+4
Gülsüm Şanlı Erkekoğlu
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinde görülen internet bağımlılığı ile algılanan anne baba tutumu ve iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinde görülen internet bağımlılığı ile algılanan anne baba tutumu ve iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış olup, araştırmaya Adana ili merkez ilçelerinden Çukurova, Seyhan ve Yüreğir ilçelerindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokullar arasından seçkisiz tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen altı okul dahil edilmiştir. 2016-2017 eğitim - öğretim yılında araştırmaya dahil edilen okullardan 612 öğrenci seçilerek çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplamak için "Kişisel Bilgi Formu", "İnternet Bağımlılığı Ölçeği", "Anne Baba Tutum Ölçeği" ve "İletişim Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler; bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon analizleri kullanılarak yorumlanmıştır. "İnternet Bağımlılığı Ölçeği"ne göre öğrenciler; "İnternet Bağımlısı", "Sınırlı Semptom Gösteren" ve "Semptom Göstermeyen" olmak üzere üçe ayrılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre; katılımcılar arasında internet bağımlısı öğrenci tespit edilmemiş olup sınırlı semptom gösteren öğrencilerin oranı %7,68'dir. Çalışmada öğrencilerin internet bağımlılığı puanlarının cinsiyet, sınıf, günlük internet kullanım süresi, internet kullanım geçmişi ve oynadıkları dijital oyunların yaş sınırı ile anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Çalışmada öğrencilerin internet bağımlılık puanlarıyla demokratik, ihmalkar ve müsamahakar ebeveyn tutumu ve iletişim becerileri arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: İnternet bağımlılığı, anne baba tutumu, iletişim becerileri

Aile tutumuAna-baba tutumuBağımlılık+5
Fikri Pekel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde akademik başarı, sosyal destek ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinde akademik başarı, algılanan sosyal destek ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya Yozgat ili Merkez ilçesi ve Şefaatli ilçesinde öğrenim gören 14-19 yaş aralığında olan 259 kız ve 206 erkek olmak üzere toplam 465 lise öğrencisi katılmıştır. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Şahin (2018) tarafından geliştirilen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği Öğrenci Formu ve Yıldırım (1997) tarafından geliştirilen Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde Sosyal Bilimler İstatistik Paket Programı (SPSS) kullanılmıştır. Normallik dağılımını test etmek için Kolmogorov-Smirnov testi, öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı ve algılanan sosyal destek puanlarının tespiti için betimsel istatistikler, ikili değişkenler için Mann-Whitney U testi, ikiden fazla değişkenler için Kruskal-Wallis H testi yapılmıştır. Sosyal medya bağımlılığı ile algılanan sosyal destek arasındaki ilişkiyi belirlemek için ise Sperman Rho testi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerdeki sosyal medya bağımlılığının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Sosyal medya bağımlılığı puanları cinsiyete, okul türüne, anne ve baba eğitim düzeyine ve sosyal medya için kullanılan araç değişkenlerine göre farklılık göstermezken, sınıf, akademik başarı, aylık ortalama gelir, evde internet bağlantısı olup olmama, ne kadar zamandır sosyal medyayı kullandığı ve sosyal medya kullanım amacı değişkenlerine göre farklılık göstermiştir. Araştırmanın bir diğer sonucuna göre öğrencilerin algıladıkları sosyal destek düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Algılanan sosyal destek puanları cinsiyete ve evde internet bağlantısı olup olmama değişkenlerine göre farklılık gösterirken, sınıf, okul türü, akademik başarı, anne ve baba eğitim düzeyi, aylık ortalama gelir, ne kadar zamandır sosyal medyayı kullandığı, sosyal medya kullanım amacı ve sosyal medya için kullanılan araç değişkenlerine göre farklılık göstermemiştir. Yapılan analizler sonucunda, sosyal medya bağımlılığı ile algılanan sosyal destek arasında negatif yönde bir ilişki oluğu tespit edilmiştir. Bu sonuca göre algılanan sosyal destek düzeyi azaldıkça sosyal medya bağımlılığının arttığı söylenebilir. Öğrencilerdeki sosyal medya bağımlılığını azaltmak için İl/İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri ve Rehberlik ve Araştırma Merkezleri ile iş birliği yapılarak eğitimler düzenlenebilir. Yerel yönetimler (Valilikler, Kaymakamlıklar, Belediyeler vb. ) ve Sivil Toplum Kuruluşları (Dernekler, Vakıflar, Odalar vb.) kendi bölgelerinde sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler yaparak öğrencilerin sosyal medya dışında zaman geçirmeleri sağlanabilir.

Akademik başarıAlgılanan sosyal destekBağımlılık+4
Kaan Doğan Yazan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı, bilinçli farkındalık ve can sıkıntısı düzeylerinin incelenmesi

İnternet kullanımı günlük hayatımızın, eğitim, iş, eğlence, alışveriş gibi birçok alanında tercih edilmektedir. İnternet sayesinde çevrimiçi etkinliklerle boş zamanlarımızı sıkılmadan geçirebilmekteyiz. İnternet kullanım süresinin ve sıklığının artması ile internet bağımlılığı riskinin de arttığı ifade edilmektedir. Kişinin sosyal, akademik ve ailevi alanlarında bozulmalara yol açan internet bağımlılığının, gelişen teknolojiye daha meraklı ve teknolojiyi kullanma eğilimi daha yüksek olan genç nüfusta daha yaygın olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle araştırmamız Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinin çeşitli fakültelerinde eğitim gören 498 üniversite öğrencisi ile yapılmıştır (351=kadın, 147=erkek). Bu araştırmanın amacı, internet bağımlılığı, bilinçli farkındalık ve can sıkıntısı arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve bilinçli farkındalık ile can sıkıntısının internet bağımlılığını yordayıp yordamadığının tespit edilmesidir. Verilerin toplanmasında Young İnternet Bağımlılığı Testi-Kısa Formu (YİBT-KF), Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ), Boş Zaman Can Sıkıntısı Ölçeği (BZCSÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde Jamovi programının 1.6.11. sürümünden yararlanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Pearson Korelasyon katsayısı yönteminden yararlanılmış ve sonucunda internet bağımlılığının bilinçli farkındalık ile negatif yönlü düşük düzeyde (r = -0.21) anlamlı (p<.001) bir ilişkiye sahip olduğu; can sıkıntısı ile pozitif yönlü düşük düzeyde (r = 0.24) anlamlı (p< .001) bir ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur. Bilinçli farkındalık ve can sıkıntısını internet bağımlılığını yordayıp yordamadığına bakmak amacıyla yapılan Regresyon analizi sonucunda, bilinçli farkındalık ve can sıkıntısının internet bağımlılığını %9 oranında yordadığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlarla beraber üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeylerinin; cinsiyet, öğrenim gördükleri fakülte, interneti kullandıkları araç, sahip oldukları sosyal medya araçlarının sayısı, günlük internet kullanım süreleri ve algıladıkları akademik başarı düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gösterip göstermediğine bakılmıştır. İnternet kullanımının, boş zamanlarda yaşanan can sıkıntısı durumu ile olumsuz baş etme stratejisi olduğu düşünülmektedir. Can sıkıntısı ile olumlu baş etme stratejileri geliştirebilmek amacıyla bilinçli farkındalık uygulamalarından yararlandığımızda internet bağımlılığı riskinin azalacağı söylenebilir.

BağımlılıkBilinçli farkındalıkSıkılma algısı+5
Rabia Zafer
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya bağımlılığı ve sosyal onay ihtiyacı arasındaki ilişki

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı ile sosyal onay ihtiyacı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmaya çeşitli ana bilim dallarında öğrenim görmekte olan 155 erkek ve 387 kadın olmak üzere 542 üniversite öğrencisi katılmıştır.Üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyini ölçmek için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği- Öğrenci Formu (SMBÖ-ÖF), sosyal onay ihtiyacını belirlemek amacıyla Sosyal Onay İhtiyacı Ölçeği (SOİÖ) formu ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile sosyal onay ihtiyacı düzeyleri arasındaki ilişkiyi Pearson Korelasyon Analizi uygulanarak araştırılmıştır. Üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık puanlarının, sosyal onay ihtiyacı puanlarını yordayıp yordamadığını incelemek için basitdoğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Sosyal medya bağımlılık puanlarının ve sosyal onay ihtiyacı puanlarının ana bilim dalı, cinsiyet, sınıf düzeyi, sosyal medya kullanım yılı ve günlük sosyal medyada geçirilen süre değişkenlerine farklılık gösterip göstermediğini bulgulamak için t testi ve ANOVA'dan yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre üniversite öğrencilerinde algılanan sosyal onay ihtiyacı ile sosyal medya bağımlılığı arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca üniversite öğrencilerinde sosyal onay ihtiyacı, sosyal medya bağımlılığını %43.1 oranında açıklamaktadır. Araştırmada sosyal onay ihtiyacı alt boyutlarından başkalarının yargılarına duyarlılık sosyal medya bağımlılığını negatif ve istatistiksel olarak anlamlı derecede yordamaktadır. Sosyal onay ihtiyacı alt boyutlarından sosyal geri çekilme ve olumlu izlenim bırakma ise sosyal medya bağımlılığını pozitif ve istatiksel olarak anlamlı bir şekilde yordamaktadır.

BağımlılıkSosyal medyaSosyal onay ihtiyacı+3
Gülsüm Şahin
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin akademik başarı, siber aylaklık, problemli ı̇nternet tüketimi ve ı̇nternet katılım profillerinin ı̇ncelenmesi

Bu çalışma, ortaöğretim öğrencilerinin akademik başarıları, siber aylaklık, problemli internet kullanımı ve internet katılım profillerini incelemeyi amaçlayan bir araştırmadır. Mevcut literatürde, seçilen değişkenlerle ilgili olarak lise öğrencilerinden oluşan çalışma grupları için yapılan çalışmalar kısıtlıdır. Bu durum, lise öğrencilerinin akademik başarıları, siber aylaklık, problemli internet kullanımı ve internet katılım profillerinin anlaşılmasını ve bu bağlamda destekleyici politikaların oluşturulmasını engellemektedir. Araştırmada, öğrencilerin akademik başarıları, siber aylaklık, problemli internet kullanımı ve internet katılım profilleri, cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, ders çalışma süresi ve akıllı telefon kontrol sıklığı gibi bağımsız değişkenler temel alınarak karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Ayrıca, araştırmanın bağımlı değişkenleri arasındaki ilişkiler de değerlendirilmiştir. İlişkisel tarama modeline dayalı olarak yürütülen bu nicel araştırma, Kırşehir ilindeki özel ve devlet ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören lise öğrencilerini kapsamaktadır. Maksimum çeşitlilik örneklemesi ve gönüllü katılım esasıyla, 598 lise öğrencisi çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma grubu, çoğunlukla (%54,7) Anadolu Liselerinden oluşurken, sınıf düzeyi dağılımında en yüksek oran (%42) 11. sınıf öğrencilerine ve en düşük oran (%11) 12. sınıf öğrencilerine aittir. Cinsiyet dağılımında ise erkek öğrenciler (%58) biraz daha fazladır. Veri toplama sürecinde, öğrencilere sınıf ortamında kağıt-kalem formunda bir veri toplama aracı sunulmuştur. Problemli İnternet Kullanımı ve İnternet Katılım Profili değişkenleri için ölçümler, Şimşek ve Akbulut (2022) tarafından geliştirilen Likert tipi ölçeklerle gerçekleştirilmiştir. Siber aylaklık düzeylerini belirlemek amacıyla araştırma kapsamında bir Likert tipi ölçek geliştirilmiştir. Geçerlik ve güvenirlik bulguları, veri toplama araçları bölümünde raporlanmıştır. Araştırma sorularına ilişkin bulguların elde edilmesi için SPSS (v.26) ve Lisrel (v.8.80) yazılımları kullanılmıştır. Ölçümlerin geçerliğine ilişkin kanıt elde etmek amacıyla açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi teknikleri uygulanmıştır. Güvenirlik için Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayıları raporlanmıştır. Bağımsız değişkenlere göre bağımlı değişkenler arasındaki farkların incelendiği durumlarda gerekli varsayımlar karşılandığından t-testi ve tek yönlü ANOVA analizleri raporlanmıştır. Çalışma sonuçları, lise öğrencilerinin cinsiyet, anne eğitim düzeyleri, baba eğitim düzeyleri, ders çalışma süresi ve akıllı telefon kontrol sıklıklarına göre akademik başarı, siber aylaklık, problemli internet kullanımı ve internet katılım profillerindeki farklılıkları ortaya koymuştur. Bulgular, erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre daha yüksek düzeyde problemli internet kullanımı, pasif tüketim ve siber aylaklık davranışlarına sahip olduğunu göstererek, cinsiyete özgü internet kullanım davranışlarının var olabileceğini ortaya koymuştur. Ayrıca, öğrencilerin ders çalışma süresi ve akıllı telefon kontrol sıklığı, siber aylaklık ve problemli internet kullanımı ile negatif ilişkili bulunmuştur. Sonuçlar, internet kullanım davranışlarını düzenleyebilen öğrenciler ile okul dışında 2 saatten fazla süre ders çalışan öğrencilerin, akademik başarılarının yüksek olduğunu göstermiştir. Araştırma sonuçları, lise öğrencilerinin internet kullanımı ve akademik başarıları arasındaki ilişkileri anlamak için önemli sonuçlara ulaşılmasını sağlamıştır. Elde edilen sonuçlar temelinde politika yapıcılara, okul yöneticilerine, öğretmenlere, velilere ve diğer paydaşlara yönelik öneriler geliştirilmiştir. Öğrencilerin bilinçli ve sorumlu internet kullanımını desteklemek için politikalar ve eğitimler geliştirilmeli; ebeveynler, çocuklarının internet kullanımını denetleyerek onların akademik başarılarını desteklemelidir. Okul yöneticileri ve öğretmenler, problemli internet kullanımını ve siber aylaklığı azaltacak etkinlikler ve rehberlik hizmetleri sunmalıdır. Eğitim paydaşlarının işbirliği ile öğrencilere sağlıklı dijital alışkanlıklar kazandırılmalı ve akademik başarılarının artırılması hedeflenmelidir.

Akademik başarıAkıllı telefonlarKullanıcı profili+6
Mahmut Sami Sarıyıldız
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları ilişki ile sosyotelist olma durumlarının incelenmesi

Teknolojinin hızla gelişmesi ile akıllı telefonlar günlük hayatımızın pek çok alanında vazgeçilmez hale gelmektedir. Yaptığımız birçok işte kolaylıklar sağlayan akıllı telefonun aşırı kullanımı riskleri de beraberinde getirmektedir. Özellikle aile içinde varlığını sürdüren ve günümüzde sanal bağımlılık olarak da ifade edilen sosyotelizm davranışı gitgide yaygınlaştığı gözlenmektedir. Sosyotelizm davranışı kişiler arası etkileşimin önüne geçmekte olup aile içi iletişimimizi olumsuz etkilediği söylenebilir. Bu nedenle araştırmamız çocuklu ebeveynler arasından seçilen 400 kişi ile yapılmıştır. Bu çocuklu ebeveynlerin 206'sı anneden 194'ü babadan oluşmaktadır. Bu araştırmanın amacı; ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları ilişki ile sosyotelist olma durumları arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik olup, ebeveyn-çocuk ilişkisinin olumlu ya da olumsuz olmasının ebeveynlerin sosyotelist puanlarını anlamlı düzeyde yordayıp yordamadığını belirlemektir. Verilerin toplanmasında Genel Sosyotelist Olma Ölçeği (GSOÖ), Ebeveyn-Çocuk İlişkisi Ölçeği (EÇİÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS programından yararlanılmıştır. Sosyotelizm ile ebeveyn-çocuk ilişkisi düzeyleri arasındaki ilişkileri belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelayon analizi sonucunda sosyotelizm ile ebeveyn-çocuk ilişkisi arasında negatif yönlü düşük düzeyde (r=-0.14) anlamlı (p<.01) bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları olumlu ilişki ve olumsuz ilişki puanlarının sosyotelizm puanlarını yordayıp yordamadığına bakmak amacıyla yapılan Regresyon analizinin sonucuna göre ise ebeveyn-çocuk ilişkisinin alt boyutları olan olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisi ve olumsuz ebeveyn-çocuk ilişkisi düzeylerinin sosyotelizmi %7 oranında yordadığı tespit edilmiştir. Ayrıca; ebeveynlerin olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisi puanları sosyotelizm puanlarını anlamlı düzeyde yordamakta, ebeveynlerin olumsuz ebeveyn-çocuk ilişkisi puanları sosyotelizm puanlarını anlamlı düzeyde yordamamaktadır. Bu sonuçlarla beraber ebeveynlerin sosyotelizm düzeylerinin; cinsiyet, aktif kullanılan sosyal medya hesabı değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini bulmak için yapılan Bağımsız Örneklemler T testi sonucuna göre kadın ve erkek ebeveynlerin sosyotelizm puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Ebeveynlerin sosyotelizm düzeylerinin; yaş, eğitim durumu, ekonomik düzey, meslek, günlük telefon kullanım süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini bulmak için ise yapılan Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) sonuçlarına göre yaş, eğitim durumu, meslek, günlük telefon süresi değişkenleri ile sosyotelizm puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak ekonomik düzey değişkeni ile sosyotelizm puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sosyotelizm davranışının artması ile kişilerarası iletişimin zedeleneceği dolayısıyla toplumun temel yapı taşı olan ailede, ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları ilişki kalitesini düşüreceği düşünülmektedir. Yüz yüze iletişimi geliştirmek ve ilişki kalitesini arttırmak adına düzenli dijital cihaz kullanma zaman aşımı dönemleri, ebeveynlerin çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmesi gibi farkındalık uygulamalarından yararlandığımızda sosyotelizm davranış riskinin azalacağı dolayısıyla sosyotelist olmamızın önüne geçilebileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sosyotelizm, Sosyotelist, Ebeveyn-Çocuk İlişkisi

Aile içi ilişkilerAkıllı telefonlarBağımlılık+7
Esra Örtücü
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Spor yapma durumlarına göre 10, 11 ve 12. sınıf öğrencilerinin internet bağımlılık düzeylerinin ve sosyal beceri düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi (Kırşehir il örneği)

Bu çalışmanın amacı spor yapma durumlarına göre lise öğrencilerinin (10,11 ve 12. Sınıf düzeyleri) internet bağımlılık düzeylerini ve sosyal beceri düzeylerini bazı değişkenlere göre incelemektir. Çalışmaya Kırşehir ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı merkez ve ilçelerde öğrenim gören 421 öğrenci kolayda örnekleme yöntemiyle dahil edilmiştir. Katılımcıların kişisel bilgilerini belirlemek için araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu, internet bağımlılık düzeylerini belirlemek için İnternet Bağımlılık Ölçeği (İBÖ) ve sosyal beceri düzeylerini belirlemek amacıyla Sosyal Beceri Envanteri Kısa Formu (SBE) kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde parametrik testler kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda ikili değişkenler ile SBE ve İBÖ'nin analizinde bağımsız t-testi, üç ve daha fazla değişkenlerin analizinde ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Bununla birlikte Post Hoc LSD testi ile anlamlı farklılığın kaynağı belirlenmiştir. Bağımsız t-testi sonuçlarında anlamlı farklılığın etki büyüklüğünü hesaplamak için n2 etki büyüklüğü katsayısı kullanılmıştır. Lise öğrencilerinin sosyal beceri düzeylerinin yordanmasında ise internet bağımlılıklarına etkilerini belirlemek amacıyla basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Lise öğrencilerinin İBÖ ve SBE'de yer alan maddeler için verdikleri cevaplar beşli likert tipinde olup değerlendirme ölçeği grup değer aralığının tespitinde; a = Ranj / Yapılacak Grup Sayısı formülü kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, araştırmaya katılan lise öğrencilerinin internet bağımlılık düzeyi ortalaması "Nadiren" düzeyinde belirlenmiştir (x=34.82). Araştırmaya katılan lise öğrencilerinin sosyal beceri düzeyi ortalamalarının (x=3.09) olduğu ve bu ortalamanın "benim gibi" düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Çalışmamızda spor lisesi ve anadolu lisesi öğrencilerinin meslek lisesi öğrencilerine kıyasla sosyal beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu (F(2:418):3.543; p<0.05), spor yapmayan öğrencilerin (𝑥̅ =40,92), spor yapan öğrencilere (𝑥̅ =29,84) kıyasla internet bağımlılık düzeylerinin daha yüksek olduğu, spor yapan öğrencilerin (𝑥̅ =3,17) spor yapmayan öğrencilere (𝑥̅ =2,99) göre sosyal beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu, 1-3 yıl spor yaşı olan öğrencilerin (𝑥̅ =33,24) 5-8 yıl spor yaşı olan öğrencilere (𝑥̅ =27.19) kıyasla internet bağımlılık düzeylerinin daha yüksek olduğu ve katılımcıların verdikleri yanıtlar incelendiğinde; katılımcıların internet bağımlılığı ile sosyal beceri düzeylerinde negatif yönlü orta düzeyde bir ilişkinin olduğu(r: -0,462; p<0,001), internet bağımlılığı artıkça sosyal beceri düzeyinin düştüğü, genel olarak sosyal beceri toplam varyansının %21,3'ünün öğrencilerin internet bağımlılığı tarafından açıklandığı ve internet bağımlılığının sosyal beceri düzeyini negatif yönde güçlü bir şekilde etkilediği sonuçları ortaya çıkmıştır. Haziran 2023, 81 Sayfa Anahtar Kelimeler: Spor, Beden Eğitimi, Sosyal Beceri, İnternet Bağımlılığı.

BağımlılıkBireysel sporlarKırşehir+5
Ahmet Vahap Deniz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü çalışanlarının iş stresi ve tükenmişlik düzeylerinin internet bağımlılığına etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü çalışanlarının iş stresi ve tükenmişlik düzeylerinin internet bağımlılığına olan etkisi ve bazı değişkenlere göre aradaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nde çalışan bireylerin iş stresi ve tükenmişlik düzeylerinin internet bağımlılığıyla ilişkisinin ve demografik değişkenlere göre incelenmesinin belirlenmesi amacı ile ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından oluşturulan verilerin toplanması için "Kişisel Bilgi Formu", Hause ile Rizzo (1972) tarafından oluşturulan ve Efeoğlu (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "İş Stresi Ölçeği", Tükenmişliğin ölçülmesi için araştırmada Maslach ve Jackson (1981) tarafından oluşturulan ve Ergin (1992) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ve Günüç ile Kayri (2010) tarafından oluşturulan "İnternet Bağımlılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmanın verileri, Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne bağlı olarak çalışan 93 erkek ve 88 kadın olmak üzere toplamda 181 kişi katılmıştır. Yapılan araştırmanın sonunda edinilen bulgulara göre iş stresi ve tükenmişlik düzeyleri arttıkça internet bağımlılığı düzeyinin de arttığı sonuca varılmıştır. Ayrıca demografik değişkenler ile iş stresi, tükenmişlik ve internet bağımlılığı arasında da anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.

BağımlılıkGençlik ve Spor İl MüdürlüğüStres+7
Yusuf Yeşilyurt
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fiziksel aktivitenin teknoloji çağı hastalıkları netlessfobi ve nomofobi ile ilişkisi

Teknolojinin gelişmesi, dijital araçların yaygınlaşması ve sosyal medyanın bilinçsizce kullanılması nedeniyle bireylerde netlessfobi ve nomofobi adı verilen çeşitli teknoloji çağı hastalıkları ortaya çıkmıştır. Netlessfobi ve nomofobi gibi psikolojik rahatsızlıklar gençlerin zihinsel ve sosyal gelişimini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle gençlerde netlessfobi ve nomofobinin ortaya çıkışını engellemeye yönelik koruyucu önlemler alınmalıdır. Gençlerin netlessfobi ve nomofobiden korunmasında fiziksel aktivitenin etkili bir araç olabileceği ön görülmektedir. Bu nedenle araştırmada orta öğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerde fiziksel aktivitenin netlessfobi ve nomofobi ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemi 2019-2020 Eğitim Öğretim yılında Aydın ili Efeler ilçesindeki orta öğretim kurumlarında öğrenim gören 986 (n=480 kadın ve n=506 erkek) gönüllü öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği ve Nomofobi Ölçeği kullanıldı. Elde edilen veriler SPSS 25,0 paket programında %95 güven aralığında ve 0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Yapılan istatistiki analizlerde fiziksel aktivite ile internet bağımlığı ve nomofobi arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşıldı (p<0,05). Araştırmada istatistiki analizlerden elde edilen bulgular doğrultusunda öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerinin artmasına bağlı olarak netlessfobi ve nomofobi görülme riskinin düşük düzeyde de olsa azalabileceği sonucuna ulaşıldı. Bu nedenle öğrenciler ilgi alanlarına uygun fiziksel etkinliklere yönlendirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Öğrenci, Netlessfobi, Nomofobi

Fiziksel aktiviteNetlessfobiNomofobi+6
Gülsüm Tanır
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde internet bağımlılığı ve zaman yönetimi ilişkisinin belirlenmesi

Amaç: Bu çalışma, hemşirelerde internet bağımlılığı ve zaman yönetimi ilişkisini incelemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem:Tanımlayıcı ve açıklayıcı tipte olan bu çalışma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 15.04.2018 – 15.10.2018 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın örneklemini hastanede servislerde çalışan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 250 hemşire oluşturdu. Veri toplama aracları; Bilgi Formu, İnternet Bağımlılığı Ölçeği (İBÖ) ve Zaman Yönetimi Ölçeği (ZYÖ)'dir. Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalaması 32,56±8,19,%72,8'i kadın, %55,0'ı evli, %57,1'i lisans mezunudur. Hemşirelerin%52,4'ünün zamanı kullanma durumunun orta düzeyde olduğu, %44,0'ının 10 saatten az/haftada internette geçirdiği tespit edildi.İnternet Bağımlılığı Ölçeği ve alt boyutları; yoksunluk, kontrol güçlüğü, işlevsellikte bozulma, sosyal izolasyon sırasıyla 26,51±9,38, 18,96±7,53, 12,51±5,84, 11,40±5,15 ve 69,66±24,43'tür. Zaman Yönetimi Anketi ve alt boyutları; zaman planlaması, zaman tutumları, zaman harcattırıcılar ve zaman yönetimi ölçeği toplam puan ortalamaları sırasıyla 49,25±10,97, 23,46±4,25, 13,20-3,28, 86,00±14,79 olarak bulundu. Hemşirelerin İBÖ ve alt boyutları ile ZYÖ ve alt boyutları arasındaki korelasyon orta, negatif ve anlamlı olarak belirlendi. Sonuçlar: Hemşirelerin İnternet Bağımlılığı Ölçeği ile Zaman Yönetimi Anketi puan ortalamaları arasında negatif yönde ve orta düzeyde bir ilişki bulundu. Örneklem sayılarının arttırılarak konuyla ilgili farklı gruplarda çalışmaların yapılması önerilebilir.

BağımlılıkHastane hemşireleriHemşireler+6
Çetin Eroğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeyinin anne baba tutumları ile ilişkisinin incelenmesi: Manisa örneği

Amaç: Yeni iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ile birlikte internet kullanımı özellikle ergenlik döneminde bağımlılık boyutuna ulaşmış durumdadır. "İnternet bağımlılığı", "patolojik internet kullanımı (PİK), "așırı internet kullanımı" ya da "uygun olmayan internet kullanımı" şeklinde adlandırılan sorun, bireyde olması gerektiğinden fazla internette vakit geçirme isteği, vakit geçiremediği durumlarda stres ve sinir halleri, aile, iş ve sosyal çevresindeki ilişkilerde bozulmalar şeklinde kendini gösterir. International Federation of Social Work'e (IFSW) göre sosyal hizmet, bireylerin sosyal işlevselliğini arttırmak için yardım etmenin sistematik yoludur. Bu nedenle ergenlik dönemindeki internet bağımlısı gençlerin, sosyal yaşama sağlıklı erişkinler olarak dahil edilebilmesi sosyal hizmetin hedefleri arasında yer alır. Ergenlik döneminde aile ile ilişkilerin, internet bağımlılığı üzerindeki etkisini çözümlemek uygun sosyal hizmet müdahalesinin geliştirilebilmesi açısından önemlidir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, lise dönemindeki öğrencilerin anne baba tutumları ile öğrencilerin internet bağımlılığı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve ortaya çıkan bulgular ışığında sorunlara çözüm üretilmesidir. Anahtar kelimeler: Sosyal hizmet, internet bağımlılığı, anne baba tutumu, ergenlik

Ana-baba tutumuBağımlılıkErgenler+4
Mehmet Bilge
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
30
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde internet bağımlılığı ve aile işlevselliği ilişkisi

Amaç: Ergenlerde internet bağımlılığı ve aile işlevselliği ilişkilerinin incelenmesidir Gereç ve Yöntem: Çalışma tanımlayıcı ve ilişkisel olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Ergen Davranım Bozukluğu Polikliniği'ne başvuran 12-18 yaş aralığındaki ergenler arasından amaçlı örneklem yoluyla seçilmiş 86 çocuk oluşturmuştur. Bulgular: Ergenlerin internet bağımlılık düzeyi ortalaması 32,58±7.76'dır. Katılımcılar genel ve bireysel bir değerlendirmeye tabi tutulduğunda semptom göstermeyen kullanıcılar olarak tanımlanabilir. Bireysel bir değerlendirme yapıldığında ise 24 öğrencinin (%27,9) sınırlı semptom gösteren, 61 öğrencinin (%70,9) semptom göstermeyen kullanıcı, 1 (%0,1) öğrencinin patolojik internet kullanıcısı olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar: Ergenlerin İnternet Bağımlılığı Ölçeğinden aldıkları toplam puanları ile Aile Değerlendirme Ölçeği (Çocuk) arasında negatif yönde çok zayıf, roller alt boyutu arasında negatif yönde çok zayıf, gerekli ilgiyi gösterme alt boyutu arasında negatif yönde çok zayıf, davranış kontrolü alt boyutu arasında negatif yönde çok zayıf, genel işlevler alt boyutu arasında negatif yönde çok zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

AileAile işlevleriBağımlılık+3
Gizem Akdaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00

Related subjects