International competition
87 theses under this subject heading
Türkiye otomotiv sektörü ve küresel rekabet gücünün analizi
Sanayileşmeyle birlikte üretiminde hız kazanan otomotiv, günümüzün en popüler sektörleri arasında yer almaktadır. Buna neden olarak da; başta birçok sektörle olan sürükleyici-lokomotif ilişkisi, teknolojik gelişimi desteklemesi, ana ve yan sanayide yarattığı istihdam ile ekonomiye en büyük katma değer sağlayan sektörler arasında olması gösterilmektedir. Bununla beraber; artan küreselleşme, bilgi ve iletişim teknolojilerinin her geçen gün daha fazla önem kazanması gibi nedenler de otomotivi birçok sektöre göre bir adım daha öne çıkartmıştır. Bu tez çalışmasında, Türkiye otomotiv sektörünün rekabet gücü incelenmiş ve küresel rekabette sektörün önde gelen üreticileri değerlendirilmiştir. Ülkelerin rekabet gücünün incelenmesi, sektörel politikaların hazırlanması sürecinde büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, otomotivin tüm sanayileşmiş ülkelerde ekonomiyi yönlendirici etkiye sahip olması da ülkeler tarafından yakından takip edilen sektörler arasında olmasına neden olmuştur. Çalışmada, sektörün önemi birçok açıdan vurgulanırken, rekabet güçlerini etkileyen faktörlerin belirtilmesi amaçlanmaktadır. Söz konusu analizin yapılması; ülkelerin gelişmişliklerinin arttırılması bakımından oldukça faydalı olmaktadır. Üreticiler; gelişmiş ülkeler ve ekonomik birlikler ile gelişmekte olan ülkeler olarak ayrı başlıklar altında ele alınmış, ülke örnekleri seçilerek sektörel değerlendirmeler yapılmıştır. Ülkelerin rekabet güçleri tespit edilirken; tarihsel gelişim, mevcut durum ve sektörel rekabette söz konusu ülkenin gelişimini etkileyen faktörler, alt başlıklar halinde incelenmiş, ülkelerin sektördeki rekabet güçlerinin hesaplanmasında Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi(RCA) kullanılmıştır. Bununla beraber gelecekte adından oldukça söz ettirecek olan Endüstri 4.0 kavramının sektörle olan ilişkisi açıklanmış, önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de lojistik sektörünün rekabet gücü üzerine değerlendirme
Günümüzün küreselleşmiş ticaret ortamında firmalar yalnızca ulusal firmalarla değil aynı zamanda global firmalarla da güçlü bir rekabet içindedirler. Firmalara, ürün ya da hizmetlerinin kalitesinden sonra rakipleri karşısında üstünlük kazandıracak en önemli araç lojistik tercihleri olmaktadır. Şirketler, müşterilerinin ihtiyaçlarına cevap verirken aynı zamanda rakiplerine karşı üstünlük kurabilmek için lojistik süreçlerini etkili ve verimli kılmalıdır. Lojistik sektörü; üretim ve ticaretin bu denli uluslararasılaştığı, ticari anlamda ülke sınırlarının ortadan kalktığı piyasa ortamında hem ürün hem de hizmet üretiminde faaliyet gösteren firmaların doğal bir ihtiyacıdır. Lojistik sektörü, her sektörü destekleyici pozisyonuyla ve güncelliğini kaybetmeyecek bir alan olması sebebiyle araştırmaya değer bir alandır. Çalışmanın amacı; Türkiye'de uluslararası lojistik sektörünün rekabet gücünü inceleyerek sektörün rekabet edebilirliğini artıracak çözümler aramaktır. Bu amaç doğrultusunda Türk lojistik sektörünün yeri, Lojistik Performans Endeksi ve Küresel Rekabet Gücü Endeksi temelinde araştırılmıştır. Çalışmaya Küresel Rekabet Gücü Endeksi Ulaştırma Altyapısı alt bileşeni dahil edilerek karşılaştırmalar yapılmış ve sektörün uluslararası konumu incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türk lojistik sektöründe uluslararası anlamda rekabet gücü en yüksek alanın havayolu taşımacılığı olduğu görülürken Türk lojistik sektörünün dünya rekabet ortamını şekillendirecek konumda olmadığı sonucuna varılmıştır.
Uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin rolü: Türkiye örneği
Uluslararası rekabet gücü kavramı, bir ülkenin sahip olduğu firmaların uluslararası piyasalarda başarılı olma yeteneği ile birlikte devletin vatandaşlarının yaşam standartlarını ve yaşam kalitesini artırması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda devletler ülkelerinin rekabet gücünü artırmak ve bu artışı sürdürülebilir bir hale getirmek için firma destekli ve piyasa ekonomisi tabanlı politikalar izlemelidir.Çalışmanın birinci bölümünü teorik çerçevede uluslararası rekabet gücü kavramı ve uluslararası rekabet gücünü belirleyen faktörler oluşturmaktadır. İkinci bölümde ise uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin izlemesi gereken roller açıklanmaktadır.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise uluslararası rekabet gücünü belirleyen makro-ekonomik faktörler ile Türkiye ve seçilmiş olan ülkeler arasında karşılaştırma yapılmakta olup çalışmanın üçüncü bölümünün son kısmında ise Türkiye'de devletin uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik izlemesi gereken politika önerileri sunulmaktadır. Türkiye hukukun üstünlüğünü benimsediği ve uyguladığı, makro ekonomik istikrarı sağladığı, ekonomik ve teknolojik altyapı yatırımlarını ve kalitesini artırdığı, kayıtdışı ekonomi ve kayıtdışı istihdamı daralttığı, inovasyon gelişimini artırdığı, KOBİ'lerin rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejiler oluşturduğu ve eğitimin kalitesini artırdığı takdirde uluslararası rekabet gücünü de artıracağı sonucuna varılmıştır.
İşletmelerde makro ekonomik yönelimli küresel rekabet gücünün analizi
Küreselleşme süreciyle birlikte ekonomik sınırların ortadan kalkmaya başlaması, üretilen mal ve hizmetlerin tüm dünyada serbestçe dolaşabilmesine ve böylelikle tüm dünyanın tek bir pazar olarak algılanmasına neden olmaktadır. Böyle bir yapı aynı pazarda, aynı amacı taşıyan ve aynı işi yapan işletmeleri ve dolayısıyla ülke ekonomilerini şiddetli bir rekabet ortamına itmiştir. Bu bağlamda, küresel ekonomik sisteme entegrasyon en başta küresel rekabeti kabullenmek anlamını taşımaktadır. Zira, küresel ekonomik sistemin avantaj larından yararlanmanın tek çıkar yolu da küresel rekabet gücünden geçmektedir. Diğer bir ifade ile, küresel ekonomik sisteme entegrasyon sürecinde ortaya çıkan ekonomik sorunların temelinde, alınan makro ekonomik kararların, reel ekonomiyi oluşturan işletmelerin üretim gücünü ve rekabet gücünü küresel normlara çıkartamaması sorunu yatmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye Ekonomisi 'nin küresel ekonomik sisteme entegrasyon sürecinde, yaşanan ekonomik dönüşüm hareketlerine bağlı olarak ortaya çıkan ve kronikleşen makro ekonomik krizlerle, makro ekonomik ve işletme bazlı üretim gücünün ve küresel rekabet gücünün kazanılamaması konularının bağıntısı ele alınmıştır. Bu çerçevede çalışmanın birinci bölümünde küreselleşme olgusunun kavramsal çerçevesi incelenerek, küreselleşmenin nasıl bir süreç izlediği ve hangi olguları ön plana çıkardığı konularına ışık tutulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, Türkiye Ekonomisi'nin nasıl bir ekonomik alt yapıyla sisteme entegre olmaya çalıştığı, işletmelerin genel yapısı ve sisteme entegrasyonda yapılan dönüşüm hareketleri incelenmiştir. Ekonomik küreselleşme hareketlerinin başta makro ekonomik kararlan, işletmeleri, kamu ekonomisini ve finansal ekonomiyi nasıl etkilediği ortaya konarak küreselleşme sürecinde makro ekonomik yönelimli olarak işletmelerin küresel rekabet gücünün analizi yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise, üretim gücü ve küresel rekabet gücü eksiklerinin kronikleşen makro ekonomik krizlerle olan bağıntısı ortaya konmuştur. Ekonominin temel taşlan olan işletmelerin küresel rekabet gücünü elde etmelerinde yapılması gerekenler incelenerek çalışma sonuçlandırılmıştır.
Hazır giyim sektöründe marka oluşturma ve bir işletmede inceleme
ÖZET Artan rekabet koşullarında ticari ve ekonomik akımların yeniden yapılanma içerisinde olduğu günümüzde, güçlü markalar yaratmanın önemi sürekli rekabet halinde bulunan iş dünyasında daha fazla hissedilmektedir. Rakiplerin benzer ürünlerle, hatta daha iyileriyle pazara girmelerinin an meselesi olduğu, teknolojinin çok kısa zamanda el değiştirip yaygınlaştığı, mal ve hizmetlerin birbirine çok benzediği bir ortamda rekabet gücünü belirleyici etkin bir silah olarak karşımıza marka kavramı çıkmaktadır. Bugün özellikle tekstil ve konfeksiyon sektörü başta olmak üzere ülkemizde pek çok firma fason üretim yapmaktadır. Bu durum ihracattan alman katma değer payının düşmesine neden olmaktadır. Önceleri uluslararası pazarda mal satmanın en önemli koşulu, o malı en düşük maliyetle üretmek iken, bugün fiyat unsurunun yanı sıra, kalite ve marka yaratma unsuru da önem kazanmıştır. Bu çalışmada Türk hazır giyim sektörünün, uluslararası pazarda rekabet edebilmesi için, marka oluşturma süreci ele alınmıştır. Türkiye hazır giyim sektörü, kalite ve moda unsurlarına marka unsurunu ekleyerek, doğru stratejiler geliştirirse, uluslararası pazarda, moda ve markasıyla etkin bir güce sahip olacaktır.
Gümrük Birliği`nin Türkiye tekstil ve konfeksiyon sektörlerine etkileri
Uluslararası rekabet; ülkelerin mal ve hizmetlerde fiyat/maliyet ve fiyat dışı unsurları birbirlerine karşı kullanma üstünlüğü elde etme çabasıdır. Bu amaçla ülkeler rekabet üstünlüklerini küresel anlamda kullanmaya çaba gösterirken bazı ülkeler bölgesel birlikler kurarak rekabet güçlerini koruma veya arttırma çabası içindedirler. Bu anlamda Gümrük Birliği ekonomik birlik kurma ve bu ekonomik birlikle rekabet üstünlüğü sağlama amacının bir aşamasıdır. Böylelikle ülkeler bölgeselfeşme yoluyla toplum refahım arttırma gayreti içine girmektedirler. Bu çalışmanın amacı Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye'nin araştırma konusu olan Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü'nde fiyat rekabet güçlerim ölçmeye çalışılmıştır. Bu amaçla literatürde bulunan OECD'nin rekabet ölçüm modeli kullanılmıştır. Bu model çerçevesinde 1992-97 yıllan Avrupa Birliği ülkelerinin ve Türkiye'nin ithalat, ihracat ve toplam rekabet güçleri veriler ışığında hesaplanarak yorumlanmıştır. Çalışma ile sadece fiyat/maliyet rekabeti değil aynı zamanda fiyat dışı rekabetinin de önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü'nde rekabet avantajının fiyat/maliyet avantajından değil fiyat dışı avantajlardan kaynaklandığı tespit edilmiştir.ANAHTAR KELİMELER: Rekabet Gücü, Uluslararası Rekabet, Fiyat Rekabeti, İthalat Fiyat Rekabeti, İhracat Fiyat Rekabeti, Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü. JEL:F13, F14, L67
Clusters and competitive ability of enterprises in the textile industry: Case of Iraqi companies
Recently, Iraqi companies have faced many challenges due to the new economic reform. They started adopting different strategies to stay in the market and compete with international companies. As one of these strategies, the textile companies in Iraq decided to merge. They merged in 2017 and become one huge company. Their goal then in the merger is to enhance their competitive ability. This study aims to evaluate the role of companies' mergers (CM) in enhancing the companies' competitive abilities (CA) in Iraqi textile companies. The contribution of this study is that it provides statistical analysis to specify the effects of CM on CA in Iraq. The study hypothesis is that the CM has a significant effect on CA. The sample population was 900. A random sample method was used to draw a sample. The sample size used in this study is 270. The questionnaire was used to collect data for this study. The regression model results revealed that the Post-Merge Activihaves has a significant impact on the Supplement of Resources. The results also showed that the Turnover of Employees has no significant impact on the Supplement of Resources. The results revealed that the Post-Merge Activities has also a positive and significant impact on the Concentration of Resources. The results also showed that Turnover of the Employees has a positive and significant impact on the Concentration of Resources. The study concludes that the positive effect of post-merge supplementing of resources and concentration of resources is due to applying good plans, strategies, and finance by the new (merged) company. The study concludes that the positive effect of Turnover of Employees on the concentration of resources is due to hiring good-fit managers and employees and firing the bad employees. The study concludes that the results are in line with the literature.
Vergi cennetlerinin uluslararası vergi rekabetine etkileri
Dünyada küreselleşmenin artması ile birlikte sermaye serbestliği başlamış, bu durumdan yararlanmak isteyen ülkeler, uluslararası yabancı sermayeyi, kendi ülkelerine çekmek için vergi kanunlarında düzenlemeler yaparak başta kurumlar vergisi olmak üzere birçok alanda vergi indirimleri yapmışlardır. Ülkeler arasında yaşanan vergi rekabetinin olumsuz sonucu olarak hiç vergi alınmayan veya az vergi alınan vergi cennetleri ve off-shore finans merkezleri ortaya çıkmıştır. Vergi cennetleri, hiç vergi alınmayan veya az vergi alınan bölgeler olduğu için vergi kaçakçılığı veya vergiden kaçınmanın merkezleri haline gelmişlerdir. Birçok şirket, az vergi vermek için merkezlerini bu bölgelere taşımaktadır. Bunun sonucunda ülkelerin vergi gelirlerinde azalma meydana geldiği için bütçelerinde bozulmalar oluşmaktadır. Dünyadaki vergi cennetlerinin uluslararası vergi rekabetine etkilerinin araştırıldığı bu çalışmada; vergi cennetlerinin ortaya çıkışı, nedenleri ile mücadele yöntemleri incelenmiştir. Türkiye'nin vergi cenneti ülkeler ile rassal olarak seçilen OECD üyesi ülkeler arasında karşılaştırma yapılarak Türkiye'nin vergi cennetleri olgusunda hangi konumda olduğu araştırılmıştır. Çalışmada nitel araştırma metotlarından literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Birçok kaynaktan yapılan araştırmalar ile vergi cennetlerinin varlığının olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için uluslararası kuruluşlar öncülüğünde önlemler alındığı ve çalışmalar yapıldığı, bu önlemlere riayet etmeyen ülkelere karşı yaptırım uygulanmaktadır. Türkiye'nin de bu yaptırımlara maruz kalmamak ve vergi cenneti ülke konumuna düşmemek için mevzuatında bir takım düzenlemeler yaptığı sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'nin uluslararası rekabet gücü ve doğrudan yabancı sermaye açısından değerlendirilmesi
Daralan pazar ekonomileriyle birlikte gelişen ülke pazarları, diğer bir deyimle küresel pazarlardaki firmalar gerek bulundukları ülkelerde, gerekse de yaşamlarını sürdürmeyi arzuladıkları ülkelerde birçok rakiple karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum günümüzde `küresel rekabet' diye adlandırılmaktadır. Yaşamlarını sürdürmek ve devamlılıklarını sürekli kılmak isteyen firmalar, küresel rekabetin getirdiği olumlu ve olumsuz sonuçlara katlanmak zorunda kalmaktadır.Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere bakıldığında küresel rekabet açısından farklı durumların görüldüğü tespit edilmiştir. Gelişmiş ülke pazarlarında rekabet unsurlarının sert oluşunun yanında rakip firmaların çokluğundan ve pazardaki tüketicinin doygunluğundan dolayı firmaların beklentilerinin karşılanmadığı görülmektedir. Bu sebeple firmalar doğrudan yabancı sermaye yatırımları aracılığıyla adı `küresel pazar' olarak da adlandırılan gelişmekte olan ve az gelişmiş ülke pazarlarına nüfus etme çabasındadırlar. Gelişmekte ve az gelişmiş ülkelere bakıldığında ise durum farklı bir şekilde göze çarpmaktadır. Küresel pazar yaklaşımının artması ile ortaya çıkan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının, bu ülkelerde yeni teknoloji kullanımını özendirmesi, sıcak para akışının hızlandırması, bunun yanında ülke ekonomisinde faaliyet gösteren firmaların rekabet güçlerini arttırmak adına dünyayı takip etme isteği uyandırması ve sadece kendi pazarlarının durumunu değil, diğer ülke ekonomilerinin de durumunu öğrenme arzusuyla birlikte kendini geliştirme isteği uyandırması gibi firmaların rekabet yarışına büyük katkısı bulunmaktadır.Doğrudan yabancı sermaye yatırımına ve küresel rekabet gücüne genel olarak bakıldığında ise, doğrudan yabancı sermaye yatırımcılarının getirdikleri bilgi, teknoloji, eğitim seviyesi artışı, kalite gibi faydalarla gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin gelişmelerinin hızlanması ve küresel rekabet gücünü yakalamaları adına olumlu etkileri olduğu görülmektedir. Bu suretle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülke ekonomilerinin rekabet gücü açısından hayati önem taşıdığından da bahsedebiliriz.Anahtar kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Rekabet Gücü, Küresel Rekabet
Rekabetçi devalüasyonun dış ticaret dengesine etkisi: Asya ülkeleri örneği
Küresel sistemde, serbest piyasa ekonomisinin gereği olarak ortaya çıkan ihracat ve ithalat kavramları, ülkelerin gelişmişlikleri ve ekonomik güçleri hakkında söz sahibi olmalarını sağlamıştır. İhracatın ithalatı aşması, diğer ülkelere karşı dış ticaret fazlası vermesi anlamına gelmektedir. Bu durum ülkelerin ellerinde bulundurdukları büyük bir koz haline gelmiş ve gerek teknolojik gerekse sosyoekonomik kulvarda rekabet avantajı sağlamıştır. Dış ticaret açığı veren ülkeler bu açığı mümkün olduğunca kapatmayı, gelişmiş ülkeler ise bunu sürdürülebilir kılmayı hedeflemişlerdir. Bu hedefe giden yollardan biri de döviz kuruna yapılan müdahaleler olmuştur. Ülkeler ulusal para birimlerinin değerini düşürerek, ithalatı daha pahalı hale getirmekte, ihracatı teşvik etmektedirler. Yapılan devalüasyon dış ticaret dengesinde iyileşmeye yol açacak böylece ülkeler rekabette üstünlük sağlayacaktır. Bu çalışma kur savaşları kapsamında yapılan rekabetçi devalüasyonun ülkelerin dış ticaret dengesine etkisini araştırmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde; döviz kuru oluşumu, rejimleri, devalüasyon kavramı ve devalüasyonun etkileri açıklanmıştır. İkinci bölümde ticaret savaşlarının kur savaşlarına dönüşümü, rekabetin kur boyutu, kur savaşları olgusu ve tarihçesi ayrıca kur savaşlarının etkileri açıklanmıştır. Bu bağlamda 9 Asya ülkesi ele alınmış, 1994-2018 yılları arasındaki yıllık ekonomik veriler kullanılmıştır. Panel veri analizi yöntemi ile devalüasyonun dış ticaret dengesine olan etkileri incelenmiştir.
Türkiye plastik sektöründe uluslararası rekabet gücünün açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler kuramı açısından analizi
Küreselleşme sürecinin hız kazandığı 1970 sonrası dönemde uluslararası ticaret artmıştır. Bu artışla daha fazla getiri elde etmek ve pazar payına sahip olmak için ülkeler arasında bir yarış başlamıştır. Ülkelerin birbirine benzer mal ve hizmet arzları kaçınılmaz olarak rakip durumda olmalarına yol açmaktadır. Bir ülkenin diğeri üzerindeki üstünlüğü ise rekabet gücü analizleri yardımıyla belirlenmeye çalışılmaktadır. Ülkeler ve Endüstriler bazında yapılan çalışmalar, ülkelerin rekabet yeteneklerini ortaya koyan yararlı kaynaklardır. Bu nedenle özellikle 1990'dan sonra artan çalışmalarla literatür genişlemiştir. Ülke ve sektör seçimlerinin araştırmacıya tanıdığı özgürlük göz önüne alındığında rekabet gücünün çok çeşitli alanlarda analizini yapmak mümkündür. Çalışma üç bölüm olarak hazırlanmıştır. Çalışmada Türkiye plastik sektörünün rekabet gücünün belirlenmesi amaçlanmaktadır. Sektörün 2001-2018 dönemi ele alınmıştır. Çalışma sektörün rekabet gücünü açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler (RCA) yöntemine göre ölçmektedir. Türkiye plastik sektörü dünya karşısında rekabet dezavantajına sahiptir. Sektörün alt ürün gruplarında ise en yüksek RCA değeri plastikten sofra eşyası, mutfak eşyası, diğer ev eşyası ve sağlık veya tuvalet eşyası grubudur.
Döviz kuru değişimlerinin uluslararası rekabet gücüne olan etkisi: Türkiye ve Çin karşılaştırması
Dış ticaret bilançosu açığı, Türkiye'nin kronik ekonomik sorunlarından biri haline gelmiştir. Bu açığı giderme konusunda, ihracata dayalı sanayileşme politikası ile birçok önemli adım atılmıştır. Bu süreçte, katma değer yaratma, ürün geliştirme, teknolojik yenilikler, satış, pazarlama, marka vb. yapısal uygulamalar dışında, Türk Lirası (TL)'nın değer kaybı gibi kalıcı olmayan ancak kısa dönemde rekabeti artıran önlemlere de başvurulmuştur. Son yıllarda TL'nin sert değer kayıplarıyla karşı karşıya kalması, ihracatta rekabetçi kur etkisinin ortaya çıkıp çıkmadığı tartışmalarını alevlendirmiştir. Bu durum, Renminbi (RMB) değerini düşük tutarak uluslararası pazarlarda ihracat hacmini hızla artıran Çin ile Türkiye arasında benzerlikler olabileceği düşüncesini gündeme getirmiştir. Bu çalışmada, söz konusu görüşleri incelemek amacıyla Türkiye ve Çin'in dış ticareti iki farklı analiz yolu ile karşılaştırılmıştır. Öncelikle Türkiye ve Çin'in düşük, orta ve yüksek teknolojiye dayalı imalat sanayi ihracatındaki rekabet gücü ölçülmeye çalışılmıştır. İkinci aşamada, dış ticarette önemli bir etken olan döviz kurunun etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, ülkelerin reel efektif döviz kuru, ihracat ve ithalat hacmi arasındaki ilişki hesaplanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın birinci analiz yönteminde, Türkiye ve Çin'in 1995-2019 yılları arasında, Liesner (1958) tarafından ortaya atılan, Balassa tarafından (1965) geliştirilen Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlük (RCA) endeks ölçümü yapılmış ve iki ülkenin yıllık imalat sanayi rekabet gücü karşılaştırması gerçekleştirilmiştir. İkinci analizde, Türkiye ve Çin'in 2014/1 – 2021/9 dönemindeki aylık reel efektif döviz kuru, ihracat ve ithalat değerleri arasındaki eşbütünleşme ilişkisi incelenmiş ve bağımlı değişken olarak tutulan ihracatı, bağımsız değişkenler olan reel efektif döviz kuru ve ithalatın ne oranda etkilediği tespit edilmiştir. Çalışmada ilk olarak ilgili dönemdeki verilerin durağanlıkları ADF ve Philips- Perron birim kök testleri ile analiz edilmiştir. Serilerin durağanlıklarından emin olunduktan sonra, ARDL sınır testi ve Hata Düzeltme Modeli ile değişkenler arasındaki kısa ve uzun dönem eşbütünleşme ilişkisinin varlığı incelenmiştir. Son olarak modelden elde edilen katsayılar ile reel efektif döviz kuru ve ithalatın her iki ülkenin ihracatına olan etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen katsayıların ayrıca CUSUM ve CUSUM Kare grafikleri yardımıyla kararlılıkları analiz edilmiştir.
Uluslararası ticarette elektronik bilgi sistemlerinin kullanımı ve sağladığı rekabet avantajı
Küreselleşme ile dünyada birçok alanda olduğu gibi ticarette de sınırlar önemsiz hale gelmiş ve dolayısıyla kıyasıya bir rekabet yaşanmaya başlamıştır. 1947 yılında GATT'ın kurulması ile gümrük tarifelerinin ve kotaların kaldırılması ticari engelleri azaltarak küresel ticareti daha da yaygınlaştırmıştır. Çeşitli sebeplerle uluslararası ticarette bulunan ülkeler ve örgütler, bu rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmek için farklı kaynaklardan faydalanmaktadırlar. Yaşanan sosyal, ekonomik ve teknolojik değişimler, küresel piyasalardaki ticari sistemi ve rekabet anlayışını da etkilemiştir. Dolayısıyla endüstri toplumundan bilgi toplumuna geçiş sonrasında rekabet avantajı sağlayan kaynakların değiştiği görülmektedir. Mevcut küresel piyasalarda var olabilmek bilginin stratejik olarak kullanılması ile yakından ilgilidir. Bilgiden verimli bir şekilde yararlanmayan örgütlerin başarılı olabilmesi mümkün değildir. Örgütlere karar süreçlerinde ve diğer tüm faaliyetlerinde destek sağlayan bilgi sistemleri işletmeler için vazgeçilmez bir unsurdur. İşletmelerde kullanılan elektronik bilgi sistemlerinin incelenerek küresel piyasalarda sağladığı rekabet avantajının ortaya çıkarılmasının amaçlandığı bu çalışmada literatür taraması yapılmıştır. Çalışmada elektronik bilgi sistemleri yerine bilgi sistemleri kavramı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, bilgi sistemleri sayesinde gerekli bilgilerin hızlı ve güvenilir bir şekilde elde edildiğini ve bunun da örgütlere çok önemli rekabet avantajları sağladığını göstermiştir.
Kümeleşen sektörlerin uluslararası rekabetçiliğin gelişmesine katkıları: Salihli örneği
Farklı unsurların tesirinde nüfus ve iktisadi etkinlikler devletlerin az ve belli sayıdaki belli şehirlerinde ve bölgelerinde toplanmakta ve kümeleşmektedir. İşletmelerin belli bir coğrafik alanda kümeleşmesindeki en önemli faktörlerden birinin pozitif harici ekonomilerden faydalanma gayreti olduğu günümüzde ekonomistler arasında genel olarak benimsenmiştir. Bir rekabet aracı olarak kümelerin rolü, Dünya ve Türkiye?de uygulanan kümeleşme politikaları açıklamasıdır. Pazardaki bütün aktörleri içinde bulunduran kümeleşme teorisi, stratejik rol haritasındaki tüm aktörlerin bu teoriyle iktisadi ve toplumsal yararlar edinmesini hedeflemektedir. Bu çalışma, iktisadi etkinliklerin yeni yer seçimini belirten kümeleşme konusuna odaklanmaktadır. Çalışmada Michael E. Porter?ın çalışmaları esas alınmıştır. Çalışmada Salihli'deki tuğla ve kiremit fabrikalarında sektör incelemesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kümeleşme, rekabet, tuğla, kiremit, küme
Sağlık ürünlerinde rekabet üstünlüğü ve sağlık işletmelerinin hisse senedi getirileri arasındaki ilişki: BIST örneği
Sağlık ürünleri, hastalıkların teşhis ve tedavi edilmesi için kullanılan tıbbi ve medikal malzemelerdir. Bu malzemelerin ulusal kaynaklar ile üretilmesi o ülkedeki sağlık hizmetleri arzının kalitesinin ölçülmesinde önemli bir göstergedir. Sağlık ürünlerinde rekabet avantajının elde edilmesi o sektörde faaliyet gösteren firmaların finansal performanslarına (verimlilik, karlılık vb.) katkı sağlayacaktır. Bu çalışmada Türkiye'nin sağlık ürünlerinde açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük derecesi ile Borsa İstanbul'da (BİST) faaliyet gösteren sağlık işletmelerinin hisse senedi getirileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlk olarak Türkiye'nin sağlık ürünlerinde açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük skorları Balassa ve Vollrath Endeksleri kullanılarak hesaplanmıştır. Balassa ve Vollrath Endekslerinin hesaplanabilmesi için SITC Revize 3, 4. seviye için ürünün ülke içi ihracat düzeyleri ile aynı ürünün dünya ihracat düzeyleri değişkenleri kullanılmıştır. Daha sonra ise Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren sekiz sağlık işletmesinin ortalama hisse senedi getirileri ile sağlık ürünlerinin açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük dereceleri ile ilişkisi eşbütünleşme analiz yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Veri seti 2000-2022 dönemi aylık verilerden oluşmaktadır. Analiz aşamasında 29 farklı sağlık ürünü ve BİST'de işlem gören 8 sağlık işletmesi kullanılmıştır. Birinci aşamada elde edilen analiz sonuçlarına göre Türkiye'nin 29 sağlık ürün grubunun 26'sında rekabet dezavantajına sahip olduğu belirlenmiştir. Rekabet avantajının olduğu ürünlerin HS 7311, HS 7324 ve HS 9402 kodlu ürünler olduğu ve bu ürünlerin katma değeri düşük (demir çelikten sağlığı koruyucu eşya/kaplar ve ameliyat/dişçi masa/koltukları) nitelikteki ürünler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İkinci aşamadan elde edilen sonuçlara göre BİST'de işlem gören sağlık işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri ile bu işletmelerin üretim portföyünde yer alan sağlık ürünlerindeki açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük katsayıları arasında eşbütünleşme ilişkisinin olduğu belirlenmiştir. Buna göre ANGEN işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 9019 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeksi arasında; DEVA işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 2936, HS 2941, HS 3003, HS 3004 ve HS 3006 ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında; ECILC işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 2936, HS 2941, HS 3003, HS 3004 ve HS 3006 ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında; GENIL işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 3003 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında; MEDTR işletmesinin ortalama hisse getirisi ile HS 9020 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında; RTALB işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 9019 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında; SEYKM işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 3005, HS 3808 ve HS 9020 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında ve son olarak TRILC işletmesinin ortalama hisse senedi getirisi ile HS 2936, HS 3003 ve HS 3004 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeks skorları arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca aynı ürün grubunu üreten birden fazla işletmenin ortalama hisse senedi getirisi ile söz konusu ürünün Vollrath Endeks değerleri arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Buna göre HS 2936 kodlu ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile DEVA-ECILC-TRILC işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 2941 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile DEVA ve ECILC işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 3002 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile RTALB ve TRILC işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 3003 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile DEVA-ECILC-GENIL-TRILC işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 3004 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile DEVA-ECILC-GENIL-TRILC işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 3006 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile DEVA-ECILC-GENIL işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 3808 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile MEDTR ve SEYKM işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında; HS 9019 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile ANGEN-MEDTR-RTALB işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında ve son olarak HS 9020 ürün grubunun Vollrath Endeks skoru ile ANGEN-MEDTR-SEYKM işletmelerinin ortalama hisse senedi getirileri arasında eşbütünleşme ilişkisinin olduğu belirlenmiştir.
Uluslararası rekabet gücünü belirleyen faktörler: OECD ülkeleri için panel veri analizi
1950'lerden itibaren uluslararası ticarete yönelik korumacı politikaların zamanla serbestleşmesi ve küreselleşmenin de daha derin bir hal alması, uluslararası rekabetin şiddetini arttırmıştır. Küreselleşme, ülkelerin sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi vb. birçok alanda birbirine yakınsamasına neden olurken, ülkelerin talep yapıları da birbirine benzemeye başlamıştır. Birbirine benzeşen talep yapılarına paralel olarak, ülkeler de uluslararası piyasanın taleplerine cevap vermek ve dış ticaretten daha fazla pay almak için benzer ürünler üretmeye başlamıştır. Bu şartlarda, bir ülkenin rakiplerine karşı uluslararası rekabet gücünü arttırması, dış ticarete konu olan malları daha kaliteli ve daha uygun maliyetle üretip, uluslararası piyasalara diğer ülkelere göre daha ucuza sunması gerekmektedir. Dolayısıyla, ülkelerin uluslararası rekabet gücünü attırmak için, küresel talep yapısındaki değişmeleri takip etmeleri ve kendi ihracat yapılarını da iyi analiz etmeleri gerekmektedir. Bu noktadan hareketle, çalışmanın amacı, uluslararası rekabet gücünü belirleyen faktörleri incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın iki aşamada ele alındığı ifade edilebilir. Birinci aşamada OECD ülkelerinin ihracat rekabet gücü, teknoloji yoğunluklarına göre Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler İndeksi ile analiz edilmiştir. Böylelikle ülkelerin sahip olduğu ihracat yapısı ve uluslararası rekabet gücü düzeyi ortaya konulmuştur. İkinci aşamada ise, uluslararası rekabet gücünü belirleyen faktörler (GSYH, döviz kuru, dışa açıklık, DYY, sermaye stoku, beşeri sermaye, patentler) panel veri analizi ile incelenmiştir. Analizler 1994-2017 dönemini kapsayan verilerle 18 OECD ülkesi için gerçekleştirilmiştir. Ekonometrik analizlerde, önceki aşamada ülkelerin rekabet gücü düzeyini gösteren AKÜ indeksi ile elde edilen katsayı değerleri uluslararası rekabet gücü göstergesi olarak ele alınmıştır. Ekonometrik uygulamalar, öncelikle modellerin yatay kesit bağımlılığı ve homojen-heterojenlik testi ile başlanmış, daha sonra AMG katsayı tahmin yöntemi ve panel nedensellik testi ile devam edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, ele alınan makroekonomik göstergelerin, uluslararası rekabet gücü üzerinde anlamlı etkilere sahip olduğu gözlemlenmiştir.
Petrol ihraç eden ülkelerin dış ticaret hadlerindeki değişmelerin gelir etkisi: Azerbaycan örneği
Günümüzde, petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarının ülke ekonomisi ve sosyal hayat üzerinde yarattığı etki bilinen bir gerçektir. Azerbaycan Cumhuriyeti, özgürlüğüne yakın bir geçmişte kavuşan ve sınırlı sayıda ülkelenin elinde olan petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahiptir. Zengin petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip olunması, Azerbaycan için bir taraftan avantaj olarak görülmekle beraber yanında bazı olumsuzlukları da taşıdığı bilinmektedir. Bu çerçevede, dış ticarette uluslararası rekabet gücünü gösteren değişkenlerden birisi olan dış ticaret hadleri ve dış ticaret hadlerinin gelir etkisi üzerine yapılmış olan bu çalışmada, Azerbaycan ın uluslararası ilişkilerinde petrolün rolü incelenmiştir. Bunun için, petrolün iktisadi gelişme surecindeki yeri, 1996-2011 yıllarını kapsayan dönemde, Nicholson ve Sachs-Dornbusch yöntemleriyle incelenmiştir. Bu dönem zarfında ülkede, 1996 yılından başlayan ekonomik gelişim süreçleri temel makroekonomik parametrelere dayanılarak detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Ayrıca, petrol ihracatının toplam ihracatı içinde önemli paya sahip olan; Venezuela, Kazakistan, Rusya Federasyonu ve Nijerya gibi ülkelerin de Nicholson yöntemiyle dış ticaret hadlerinin gelir etkisi hesaplanarak, Azerbaycanla karşılaştırma yapılmıştır. Diğer taraftan, Azerbaycan ekonomisinde sanayi çeşitlenmesinin olup olmamasının araştırılması da çalışmanın sonucları arasında yer almaktadır.
Düzce fındık sektörünün rekabet gücü üzerine bir araştırma
Bir ülkenin kalkınmasında birçok etken bulunmakla birlikte, bölgesel kaynakları göz önünde bulundurarak hazırlanan bir kalkınma planının başarılı olma olasılığı daha yüksek görülmektedir. Bu doğrultuda araştırmamızda Batı Karadeniz bölgesi için önemli bir gelir ve geçim kaynağı olan fındık sektörü ele alınmıştır. Bölge genelinde fındık yetiştiren şehirlerde sanayi sektörü ön plana çıkarken, Düzce'de fındık sektörü ön planda gözükmektedir. Dolayısıyla araştırma alanı olarak Düzce şehri seçilmiştir. Yapılan bu araştırmanın temel amacı, Düzce fındık sektörünün rekabet gücünü Porter'ın "Elmas Modeli" yardımıyla ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Buna bağlı olarak veriler görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın evreni, Düzce'de fındık sektöründe ön plana çıkan oyunculardan (Ziraat Odaları, Ticaret Borsası, Düzce Üniversitesi, Ticaret Odası, Tarım Kredi Kooperatifleri, Fiskobirlik ve Fındık İşletmeleri) oluşmaktadır. 30 kişi ile görüşülmesi planlanmış ancak 24 kişi ile görüşme yapılarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda modeldeki her bir faktör için ortaya çıkan sonuçlar; girdi koşulları orta düzeyde, talep koşulları orta-yüksek düzeyde, firma stratejisi ve rekabet yapısı çok düşük-düşük düzeyde, ilgili ve destekleyici kuruluşlar orta düzeyde, devlet faktörü düşük-orta ve şans faktörü yüksek düzeyde rekabet gücüne sahip olduğu belirlenmiştir. Genel anlamda değerlendirildiğinde ise Düzce fındık sektörü rekabet gücünün orta düzeye yakın bir yapıya sahip olduğu ancak sektördeki değişken unsurların (iklim, fiyat politikası, yeni üretim alanları, yeni rakipler) etkilerine yönelik bir tedbir alınmadığı takdirde rekabet gücünün düşük düzeye doğru yönleneceği öngörülmektedir.
İran-Turan-Afgan coğrafyası üzerinde İngiliz-Rus rekabeti ve bu rekabetin Osmanlı basınına yansımaları
İran-Turan-Afgan coğrafyası tarih boyunca stratejik bir öneme sahip olmuştur. 19. Yüzyıldan 20. Yüzyılın başına kadar Rusya'nın Hindistan'a ulaşma emeli ve İngiltere'nin Hindistan'daki varlığını koruma mücadelesi doğrultusunda iki devletin siyasi, askeri ve iktisadi alanlarını genişlettiği "Büyük Oyun" veya "Gölgeler Yarışması" olarak adlandırılan rekabete sahne olmuştur. İran-Turan-Afgan coğrafyasında uzun yıllar devam eden hâkimiyet mücadelesinin Osmanlı Devleti'ne etkileri ve halifelik kurumundan dolayı Osmanlı Devleti'nin İslam âleminin lideri kabul edilip, devletin bölge üzerindeki Müslüman devletlere ve Türkistan hanlıklarına karşı kayıtsız kalamaması, mücadelenin basında yer almasına sebep olmuştur. Özellikle Meşrutiyet döneminde, çalışmanın ana kaynağını oluşturan süreli yayınların bilgilendirme ve bilinçlendirme aracı olarak kullanılması, İngilizRus rekabetine dair bilgi ve tespitlerin yapılmasını sağlamıştır. Ayrıca basında yer alan makaleler ve yazılardan çıkan sonuç ile Osmanlı Devleti'nin hâkimiyet mücadelesine bakışı, coğrafyaya eğilimi ve Türk aydınlarının mücadeleye karşı fikir ürettikleri görülmüştür. Bu çalışmada İngiliz-Rus rekabetinin boyutları, Türk aydınlarının gözünden Osmanlı basını vasıtasıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada basının yanı sıra Osmanlı arşiv belgeleri, araştırma ve inceleme eserler kullanılarak çalışmaya daha geniş çerçeveden bakılması sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: İran-Turan-Afgan, İngiltere, Rusya, Osmanlı, Meşrutiyet, basın, rekabet.
Düzce ili medikal turizm sektörünün uluslararası rekabetçilik analizi
Düzce ili medikal turizm sektörünün uluslararası rekabetçilik düzeyini ortaya çıkarmak bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın evrenini Düzce ilinde turizm, sağlık turizmi, medikal turizm ve sağlık alanında hizmet veren kurum/kuruluşlar ve yerel yönetimler oluşturmaktadır. Araştırmada tesadüfi olmayan örneklem türlerinden olan amaca dayalı örneklem türü bu çalışma için uygun görülmüş olup, araştırma örneklemini oluşturmak için iz sürme (tracer) tekniği kullanılmıştır. Araştırma verileri nitel araştırma yöntemlerinden olan yarı yapılandırılmış görüşme ve katılımlı gözlem teknikleri kullanılarak elde edilmiştir. Görüşmeler 25 Nisan–10 Mayıs 2019 tarihleri arasında Düzce ilinde 15 kurum kapsamında 30 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Toplanan veriler Maxqda 12 programında içerik analizi yapılarak ve katılımlı gözlem verileri de eklenerek bulgular ve sonuç oluşturulmuştur. Araştırmanın analiz kısmında Porter'ın Elmas Modeli kullanılmış olup Düzce ili medikal turizm sektörünün uluslararası rekabetçilik düzeyi düşük- orta düzeyde tespit edilmiştir. Bu bağlamda, modelin ana değikenlerini oluşturan; devlet faktörü orta düzeyde, girdi koşulları orta düzeyde, firma stratejisi ve rekabet düzeyi düşük, talep koşulları düşük, ilgili destekleyici kuruluşlar düşük düzeyde tespit edilmiştir. Sonuç olarak Düzce ilindeki doğal kaynakların medikal turizm sektörü açısından yeterli olduğu, ancak verimli kullanılmadığı, birçok doğal kaynağın atıl durumda olduğu ve Düzce ilinde medikal turizm sektörü için özellikle gerekli alt yapı ve yatırımların yetersiz olduğu ortaya çıkarılmıştır. Düzce ili henüz medikal turizm sektörüne girmeye hazır durumda değildir. Bu bağlamda en az 5 yıllık bir çalışma planı (master plan) oluşturulmalı ve şehrin (bölgenin) yatırımcılar tarafından tercih edilebilir bir konuma getirmek için kümelenme temelli sektörel geliştirme (cluster based sectoral development) çalışmaları kesinlikle başlatılmalıdır.
Dünya hazır giyim endüstrisinin rekabet gücü analizi: 1995-2018
1995-2018 döneminde dünya hazır giyim endüstrisinin rekabet gücü analizini gerçekleştirmek amacıyla hazırlanan bu çalışmada, söz konusu dönemde 10'ar yıllık aralıklarla dünya hazır giyim ihracatında en yüksek rakamlara ulaşan dokuz ülkenin (Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), Hong Kong, Almanya, ABD, İtalya, Hindistan, Bangladeş, Vietnam ve Türkiye) SITC Rev.3 84 numaralı hazır giyim ve aksesuarları ürün grubunda B. Balassa tarafından geliştirilen Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler (AKÜ) indeksi ve T.L. Vollrath'ın Rekabet Gücü indeksleri üç haneli ürün grupları bazında hesaplanmıştır. Yapılan hesaplamalar sonucunda ÇHC, Türkiye, Hindistan, Bangladeş, Vietnam, İtalya ve Hong Kong'un dünya hazır giyim endüstrisinde karşılaştırmalı üstünlük ve rekabet gücüne sahip oldukları tespit edilmiştir. Dünya hazır giyim ihracatında lider olan ülkeler arasında en yüksek rekabet gücüne sahip olan ülke Bangladeş, en düşük rekabet gücüne sahip olan ülke ise Hong Kong'dur. Buna karşılık, Almanya ve ABD'nin çalışma kapsamında yer alan diğer ülkelerle karşılaştırıldığı zaman, dünya hazır giyim endüstrisinde karşılaştırmalı üstünlük ve rekabet gücü bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Yapılan hesaplamalar sonucunda 1995-2018 döneminde Türk hazır giyim endüstrisi rekabet gücünde önemli derecede düşüş gerçekleştiği tespit edilmiştir. Ülkelerin rekabet gücünü belirleyen en önemli faktörün düşük ücretli işgücü ve düşük maliyetle üretim olduğu görülmektedir. Bu durum işgücü ücretleri Asya ülkelerine kıyasla daha yüksek olan Türk hazır giyim endüstrisinin rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir. Söz konusu dönemde rekabet gücü indeks değerlerinde önemli düşüşler gerçekleşen Türkiye'nin hazır giyim endüstrisinde rekabet gücünü artırmak için AR-GE faaliyetlerine, teknolojik gelişime, marka ve özgün tasarım, lojistik, kaliteli ürün üretimi, verimlilik gibi faktörlere yatırım yapması gerekmektedir.
Türkiye mücevherat sektörünün uluslararası rekabet gücünün analizi
Küresel ekonomik ilişkilerde en önemli kavramlardan birisi rekabettir. Rekabet, küreselleşmenin etkisiyle hem ulusal hem de uluslararası pazarlardaki ekonomik ilişkilerde temel bir rotasyon oluşturmaktadır. Rekabetin yarattığı bu dinamik ilişkilerde rekabet gücünün ölçülmesi elzemdir. Bir ülkenin bir alanda rekabet üstünlüğüne sahip olması küresel pazarda o alanda söz hakkını da doğrudan etkilemektedir. Mücevherat sektörü son dönemlerde Türkiye'nin en önemli ihracatçı sektörlerinden birisi haline gelmiştir. Çalışmamızda, Türkiye mücevherat sektörünün küresel ölçekte rekabet gücünün ölçülmesi amaçlanmaktadır. Sektörün 2009-2019 yılları arasındaki ticaret sonrası verileri baz alınarak açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler yaklaşımına göre uluslararası rekabet gücü analiz edilmiştir. Ayrıca belli başlı diğer rekabet gücü ölçüm yöntemleri de kullanılarak çalışma desteklenmiştir. Sektör toplam bazda net bir rekabet avantajına sahip değildir. Ancak sektörün en fazla ihracat yaptığı alt grup altından mücevherci eşyasıdır ve sektör altından mücevherci eşyası alt grubunda rekabet avantajına sahiptir.
Tıbbi cihaz sektörünün beş güç modeline göre rekabet analizi: İstanbul ili örneği
Bu araştırmanın amacı, tıbbi cihaz sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin, rekabet modellerinden M.E. Porter (2000)'ın Beş Güç Modeline göre uluslararası rekabet gücünün analiz edilmesidir. Araştırmanın evrenini, İstanbul'da faaliyet gösteren tıbbi cihaz üretici ve satıcısı işletmeler oluşturmaktadır. Görüşme talebine olumlu şekilde dönüş yapan 12 işletme ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler doğrultusunda beş tema altında toplam on sekiz kategori elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda, işletmelerin Beş Güç Modelinin boyutlarına göre; sektördeki rakipler (mevcut rakipler) in yerli rakipler açısından düşük, yabancı rakipler açısından rekabetin yüksek seviyede olduğu, sektör tedarikçilerinin genelde yurtdışı tedarikçi ağının güçlü olduğu sonuçları elde edilmiştir. İkamelerin sektörde fazla olduğu ve bu durumun rekabeti şiddetlendirdiği, alıcıların pazarlık güçlerinin fazla olmasının işletmeleri fiyat anlamında zorladığını ve sektöre yeni girecek işletmelerin rekabeti şiddetlendireceği sonuçlarına varılmıştır. Beş Güç Modelinin boyutları doğrultusunda tıbbi cihaz sektör rekabetinin yurtiçi ve yurtdışı pazarlarda şiddetinin yüksek olduğu, özellikle yurtdışı pazarlarda rakipler arasındaki rekabet şiddetinin daha yüksek olduğu analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tıbbi Cihaz Sektörü, Beş Güç Modeli, Uluslararası Rekabet, Örnek Olay Deseni, Nitel Veri Analizi.
Küresel rekabetçilik endeksi verilerine göre Türkiye ile Avrasya ülkelerinin rekabet gücünün Promethee Gaia yöntemiyle karşılaştırılması
Küreselleşme, uluslararası ilişkilerdeki aktörlerin öneminde değişikliklere neden olmuştur. Yenidünya düzeninin yeni teması da küresel rekabettir. Küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle hem ulusal hem de uluslararası alanda rekabette değişiklikler meydana gelmektedir. Küresel rekabette avantaj elde etmek, farklılaşmak ve yatırımcılar için en cazip koşulları sunmak gibi unsurların önemi artmış ve bu gibi unsurları tesis etmek ülkeler açısından adeta bir zorunluluk olarak algılanmıştır. Tüm dünyada ülkelerin temel amacı; rekabetçi bir kimliğe sahip olarak ülke kalkınmasını, halkın değişimlerden zarar görmeksizin mevcut düzenlerini, refahlarını koruyabilmektir. Bu düşünceden hareketle rekabet gücünün çok boyutlu olduğu ve birçok faktörün ülkelerin ve işletmelerin rekabet gücünü etkilediği konusunda fikir birliği bulunmaktadır. Bu çalışmada; her yıl yayımlanan Küresel Rekabetçilik Endeksi (WEF) 2019 verileriyle Türkiye ve Avrasya ülkelerinin (Azerbaycan, Rusya, Kazakistan, Gürcistan, Ermenistan, Tacikistan, Ukrayna, Moldova ve Kırgızistan) Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerinden biri olan Promethee aracılığıyla rekabetçilikte her ülkenin sahip olduğu kriterler belirlenmiş ve bu kriterlerin arasında detaylı bir karşılaştırma yapılarak en iyi alternatifler sıralaması elde edilmiştir.