Kamu borçları

60 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisi: Ekonometrik bir analiz

Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisini 2002 sonrası dönemini dikkate alarak araştırmaktır. Bu bağlamda ilk olarak kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik çerçeveye yer verilmiş, ardından literatür taraması yapılarak kamu harcamaları ve dış borçlanma arasındaki ilişki ekonometrik olarak incelenmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik bilgiler sunulmuş, ikinci bölümde ise Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisinin ekonometrik analizi gerçekleştirilerek, Türkiye'de kamu harcamalarının tarihsel gelişimi, kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisine yönelik literatür taraması ve değişkenler arasındaki ilişkinin test edilmesine yer verilmiştir. Değişkenler arasında ilişkinin test edilmesi amacıyla Granger Nedensellik Analizi ve Johansen Eşbütünleşme Analizi kullanılmıştır. Bu analizlerden elde edilen sonuçlara göre ise Türkiye'de 2002 sonrası dönemde kamu harcamaları ile dış borçlanma arasında bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkinin yönünün pozitif olduğu tespit edilmiştir. Teorik beklentiyle uyumlu olan bu sonuç aynı zamanda 2002 sonrası dönemde kamu harcamalarında meydana gelen artışların dış borç stokunda da artışlar yaratacağı bulgusunu sunmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kamu Harcamaları, Dış Borçlanma, Türkiye, Granger Nedensellik Analizi, Johansen Eşbütünleşme Analizi

BorçlanmaBorçlanma yönetimiDış borçlanma+6
Mehtap Tarhan Bölükbaş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu borç yönetiminde etkinliğin OECD ülkelerinin makroekonomik performansına etkisi

Küreselleşme sonrası sermaye hareketlerinin serbestleşmesi, kamu borç portföyünün risklere karşı duyarlılığını arttırarak makroekonomik denge üzerinde bir risk oluşturmuştur. Ekonomik ve finansal istikrarsızlıkları tetikleyen böylesi bir yapı, kamu borç yönetiminde daha profesyonel ve etkin bir yaklaşım sergileme çabalarını teşvik etmiştir. Kamu borç yönetiminde etkinlik, kamunun finansman ihtiyacını düşük maliyet ve kontrol edilebilir risk düzeyinde karşılamak amacıyla oluşturulan strateji geliştirme ve yürütme sürecidir. Etkinlikten uzak ve yasal bir çerçeveye oturtulmayan borç yönetimi politikalarının varlığı kamu maliyesi üzerinde baskı yaratırken, artan borçlanma eğilimi ise makroekonomik dengede bozulmalara yol açmaktadır. Bu çalışmada, 35 OECD ülkesi için 1995-2017 ve 26 OECD ülkesi için 2004-2017 dönemleri baz alınarak kamu borç yönetiminde etkinlik kriterlerinin makroekonomik performans üzerindeki etkisi panel veri analizi ile incelenmiştir. Ekonometrik analiz sonuçlarına göre, kamu borç yükündeki artışın ekonomik büyümeyi negatif etkilediği, işsizlik, enflasyon ve bütçe açığını ise arttırdığı tespit edilmiştir. Ekonomik büyüme üzerinde pozitif bir etki yaratan faiz yükündeki artış, enflasyonu düşürücü yönde bir baskı yaratırken işsizlik oranı ve bütçe açığını arttırmıştır. İşsizlik hariç diğer tüm makroekonomik göstergeler ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olmayan kamu borçlanmasında uzun vadeli faiz oranları ve işsizlik ilişkisine bakıldığında, uzun vadeli faiz oranlarındaki artışın işsizlik üzerinde azaltıcı etkisi tespit edilmiştir. Borçlanmada kısa vadeli faiz oranları ile makroekonomik göstergeler arasındaki ilişkiye bakıldığında kısa vadeli faiz oranlarındaki artışın enflasyon ile bütçe açığını arttırdığı, ekonomik büyümeyi negatif etkilediği ve işsizliği düşürdüğü sonucuna ulaşılmıştır. Kamu dış borç yükü ile makroekonomik göstergeler arasında anlamlı bir ilişki bulunmamış ve bütçe dengesindeki iyileşmenin büyüme ve istihdamı pozitif etkilediği görülmüştür. Ayrıca, Dumitrescu ve Hurlin (2012) panel Granger nedensellik testinden elde edilen bulgular, değişkenler arasında tek ve çift yönlü nedensellik ilişkisinin varlığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Borç Yönetimi, Borç Yönetiminde Etkinlik, Panel Veri Analizi, Makroekonomik Performans Göstergeleri

Borçlanma yöntemiBorçlarDevlet borçları+5
Ahmet Köstekçi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

AB ülkeleri ve Türkiye'nin kamu borçlarının Maastrıcht mali disiplin kriterlerine uyumu açısından yakınsama analizi yöntemi ile incelenmesi

II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa'da bir barış ortamı yaratmak için başlatılan ekonomik birleşme çabaları sonucu 1951'de, Paris Antlaşmasıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu oluşturulmuştur. 1957'de Roma Antlaşması ve altı ülkenin katılımıyla (Almanya, İtalya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg ve Fransa) Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ve yine aynı yıl içerisinde Avrupa Atom Enerji Topluluğu (EURATOM) kurulmuştur.Topluluk önemli ölçüde dinamizm gösterdikçe katılımlar da artmış ve üye ülke sayısı 27'ye yükselmiştir.1963'te Ankara Antlaşması'nı imzalayan Türkiye ise 1987 yılında üyelik başvurusunda bulunmuş, 3 Ekim 2005'te müzakere çerçeve belgesinin kabulü ile resmen müzakere sürecine başlamaya hak kazanmıştır.Ekonomik Parasal Birliğin gerçekleştirilmesi için 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe giren, üye ülke ekonomileri arasındaki farklılıkların giderilebilmesini teminen, bazı makro büyüklükler açısından, ?Maastricht Kriterleri? olarak adlandırılan yakınlaşma kriterleri tespit edilmiş ve bunlara uyulmaması durumunda uygulanacak yaptırımlar belirlenmiştir.Maastricht Kriterleri Avrupa Birliğine üye ülkelerin uyması gereken şartları ifade ederken, Kopenhag Ekonomik Kriterleri ise Avrupa Birliğine üye olmak isteyen aday ülkelerden istenen şartları ifade etmektedir.Bu çalışmada Maastricht Mali Disiplin Kriterlerinden Borç Stoku Kriteri açısından Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye'nin durumu incelenmiştir.Birinci bölümde, genel olarak bütçe açığı ve borçlanma kavramlarından bahsedilmiştir. Bunların çeşitleri, nedenleri ve yönetimi incelenmiştir.İkinci bölümde Maastricht Antlaşması ve yakınlaşma kriterleri incelenerek, Avrupa Birliği ülkeleri ile Türkiye'deki durum tablolarla değerlendirilmiştir.Üçüncü ve son bölümde Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye arasında Borç Stoku ve GSYH için yakınsama analizi yapılarak sonuçlar değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kamu Borçları, Maastricht Kriterleri, Yakınsama

Avrupa BirliğiBütçe açıklarıKamu borçları+2
Cemalettin Çizmeci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Demokratik toplumlarda hükümetlerin oylama gücü ve oylama gücünün kamu borçlarına etkisi: Türkiye örneği

Demokratik toplumlarda siyasi partiler, çıkarları ve kendi seçmen tercihleri doğrultusunda hareket ederler. Alınan kararlar ve bu kararların politik-ekonomik etkileri göz önüne alındığında, partilerin ellerinde bulundurdukları oylama gücü önemlidir. Çoğu zaman oylama gücü, partilerin mecliste sahip olduğu sandalye sayısı olarak algılanır. Fakat karar mekanizmalarında bir aktörün ya da seçmenin gücü, sadece sandalye sayısına değil, aynı zamanda, seçim sistemine, oluşacak koalisyona, uygulanan kota sistemine ve koalisyon oluşumlarını etkileme gücüne bağlıdır. Bu nedenle karar mekanizmalarında, oylama gücünün daha iyi tanımlanabilmesi için bazı ölçüm teknikleri geliştirilmiştir. Ölçüm teknikleri arasındaki farklılıklar çok sayıda indeksin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çok sayıdaki indeksleri ve temel kavramları açıklayarak Türkçe literatüre kazandırmak bu çalışmanın amaçlarından biridir. Çalışmanın bir diğer amacı, 1987 sonrasında meclisteki günlük hareketlenmeye bağlı olarak, meclisteki siyasi partilerin, hükümetlerin ve muhalefetin oylama güçlerini belirlemek ve bunları içeren zaman serileri oluşturmaktır. Bu hesaplamalarda, literatürde yaygın olarak kullanılan Normalize Edilmiş Banzhaf Güç İndeksi'nden (NBI) yararlanılmıştır. Çalışmanın ifade edilebilecek son amacı ise, geliştirilen zaman serileriyle, TBMM'deki siyasi partilerin, hükümetlerin ve ana muhalefetin güç indeksleriyle, kamu kesimi toplam borcu arasında ilişkiyi açıklamaktır. Türkiye için hükümet, hükümeti kuran siyasi parti ve ana muhalefet partilerinin basit oy çokluğuna göre hesaplanmış NBI'ları veri alınarak, oylama gücü ile kamu kesimi toplam borcu arasındaki ilişki, En Küçük Kareler Yöntemi'yle test edilmiştir. Analiz bulgularına göre, literatüre uygun olarak, 1987-2010 yılları arasında TBMM'deki iktidar partilerinin ve bu dönemde oluşan koalisyonların oylama güçleri, kamu kesimi toplam borcu üzerinde pozitif etkiye sahiptir. Ancak istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki yoktur. Ana muhalefetpartilerinin ise, benzer şekilde istatistiksel olarak anlamlı olmadığı fakat kamu kesimi toplam borcu üzerinde negatif etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Oylama Gücü, Basit Oylama, Kazanan Koalisyonlar, Ağırlıklı Oylama, Oylama Gücü İndeksleri, Kota, Etki gücü, Oransal Güç.

Demokratik toplumHükümetlerKamu borçları+3
Ersin Nail Sağdıç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de mahalli düzeyde borçlanmayı açıklayıcı faktörler: Büyükşehir belediyeleri üzerine bir panel veri analizi

Türkiye'de mahalli düzeyde borçlanma, geride kalan yaklaşık kırk yıllık dönemde önemli ölçüde artmıştır. Söz konusu artışın özellikle nüfusun yaklaşık dörtte üçünü barındıran ve elde ettikleri kaynaklar ile yaptıkları harcamalar açısından başlıca mahalli idare türü olarak kabul edilen büyükşehir belediyelerinde yaşandığı belirtilebilir. Sözü edilen nitelikleri de göz önünde bulundurularak büyükşehir belediyelerinin borçlanmalarının farklı yönleri ile incelenmesi önemlidir. Söz konusu belediyelerin borçlanmalarında yöneticilerinin aldıkları kararlar kadar merkezi idare tarafından yapılan düzenlemeler ile uygulanan politikaların belirleyici oldukları belirtilebilir. Nitekim araştırma kapsamında Türkiye'de büyükşehir belediyelerinin borçlanmaları üzerinde etki doğuran faktörlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda büyükşehir belediyelerinin ve merkezi idarenin belirleyici oldukları mali, politik, kurumsal, demografik, sosyoekonomik, iktisadi ve coğrafi faktörler analize katılmıştır. Analiz kapsamında dinamik panel veri modellerinden Sistem Genelleştirilmiş Momentler Tahmincisi kullanılmıştır. Her iki idarenin belirleyici oldukları değişkenlerin ayrı ayrı analize katılması ve borçlanma üzerinde yarattıkları etkilerin birlikte test edilmesine olanak sağlayan yöntemin kullanılması araştırmanın özgün yönlerini oluşturmaktadır. Yapılan analiz sonucunda açıklanan değişken olarak kullanılan borç stoku üzerinde, büyükşehir belediyelerinin belirleyici oldukları yatırım harcamaları, operasyonel denge, faiz harcamaları, ideoloji ve politik bütçe teorisi değişkenleri ile merkezi idarenin belirleyici olduğu genel bütçe vergi gelirlerinden alınan paylar, nüfus, gayri safi yurt içi hasıla ve turistik kent olma değişkenlerinin etki doğurdukları tespit edilmiştir.

BelediyelerBorçlanmaBüyükşehir belediyeleri+3
Halil Serbes
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İç borç yönetimi ve Türkiye

Bu tez çalışmasının amacı; iç borç yönetimi kavramını Türkiye örneği bağlamında tartışmaktır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde iç borçlar ve iç borçların ekonomik etkileri ile ilgili teorik tartışmalar giriş niteliğinde verilmiştir. Bu bölüm ayrıca iç borçlara başvurulmasının temel nedeni olan kamu açıklarını da irdelemektedir. Çalışmanın ikinci bölümü iç borç yönetimi kavramını ele almakta, seçilmiş ülke örneklerinde yürütülmekte olan iç borç yönetimi faaliyetlerini irdelemektedir. Üçüncü bölümde ise ortaya konan teorik çerçeve, Türkiye örneği üzerinde incelenmektedir. Bu bölümde Türkiye de iç borç birikim sürecine ivme kazandıran ekonomik dönüşümler yanında iç borçların fiili boyutları da çok yönlü olarak ele alınmaktadır. Dördüncü bölüm, zaman serisinde eş bütünleşme yöntemi kullanılarak Türkiye de iç borçların sürdürülebilirliğini analiz etmekte, elde edilen sonuçlar ışığında iç borç yönetiminin göz önünde bulundurması gereken faktörlere dikkat çekmeye çalışmaktadır.Çalışmanın genel bulguları ise şu şekilde sıralanmaktadır. Ülkemizde profesyonel anlamda iç borç yönetimi anlayışının oluşması çok gerilere dayanmamakla birlikte hızla gelişim göstermektedir. Bu bağlamda birçok ülkede yatırımcı tabanını genişletmek amacıyla ihraç edilen endeksli senetler vb. yanında teknolojik ve kurumsal birçok yenilik takip edilmektedir. Fakat yapılan çalışmalara rağmen yüksek iç borç yükünün sürdürülememesi tehlikesi de devam etmektedir. Yapılan zaman serisi uygulamasından elde edilen sonuçlar, iç borç yönetiminin bu riske karşı borç senetlerinin alıcı profilini çeşitlendirmesi gerektiğini göstermektedir

BorçlarEkonomik etkiKamu borçları+3
Pınar Özdemir
Çukurova University
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Dış borçların sürdürülebilirliği: Türkiye örneği (1980-2010)

Çoğu gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinde karşılaşılan en önemli makroekonomik sorunların başında kamu açıkları gelmektedir. Ekonomi literatürü kamu açıklarını açıklamaya yönelik iki temel konu üzerine odaklanmıştır. Bu konulardan biri son zamanlarda kamu borçlarındaki birikim, diğeri ise bütçe açıkları ve kamu borçları konusunda ülkeler arasında gözlenen önemli farklılıklardır. Birçok gelişmekte olan ülke ekonomilerinde ekonomik büyüme ve kalkınmanın finansmanı için gerekli olan ülke kaynaklarının yetersiz olması bu ülkeleri dış kaynak bulmaya zorlamaktadır. Bu durum sonucunda ise dış borç bu ülkeler için önemli bir finansal kaynak olmaktadır.Gerek gelişmiş ve gerekse gelişmekte olan birçok ülke ekonomilerinde olduğu gibi Türkiye ekonomisi için de dış borç oldukça önemli bir kaynaktır. Bu kapsamda ülkemizde dış borç genellikle tasarruf ve döviz açıklarını gidermek ve yüksek büyüme hızına ulaşabilmek için alınmaktadır. Ülke kaynaklarının yetersiz kalması sonucunda ilk zamanlar ek bir kaynak olarak alınan dış borçlar etkin bir şekilde kullanıldıklarında yatırımları, ekonomik büyümeyi ve kalkınmayı hızlandırmaktadır. Ancak, alınan dış borcun etkin ve verimli olarak kullanılmaması ve dış borç anapara ve faiz ödemelerinin ulusal gelir artışından daha fazla artış göstermesi, borçları ödeyebilmek için tekrar borç alınmasını gerektirmektedir. Bunun sonucunda ise dış borç yükü artarak ülkenin refahında bir azalmaya yol açmaktadır.Bir ülke ekonomisinde dış borçlanma gerek yapısı ve gerekse alınma amaçları bakımından ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Bu nedenle siyasi karar alma sürecinde dış borçlanma ile ekonomiye aktarılan dış kaynakların etkin kullanılıp kullanılmadığını belirlemek için belli ölçütler dikkate alınmalı ve bu doğrultuda analizler yapılarak, elde edilen sonuçlara göre borçlanılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; 1980'den günümüze dış borç stokunun ve dış borç servisinin ülke ekonomisine etkisini değerlendirmek ve Türkiye'de 1980-2010 yılları arası dış borçların sürdürülebilirliğini zaman serilerine dayalı eşbütünleşme analizi yardımıyla açıklamaktır.Anahtar kelimeler: Kamu Açıkları, Kamu Borçları, Dış Borçlar, Eşbütünleşme, Dış Borçların Sürdürülebilirliği

BorçlanmaBorçlarDış borçlanma+4
Sinan Çukurçayır
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu borçları ve orijinal günah göstergelerinin gelişimi: Türkiye örneği

Dünyada 1970li yıllardan bu yana yaşanan liberalleşme ve küreselleşme ile birlikte kamu harcamalarının finansmanında iç ve dış borçlanma süreklilik gösteren hatta normal karşılanan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşanan gelişmeler finansal liberizasyonu da tetiklemiş ve bu süreçte finansal krizlerin sebebi itici unsurlar olarak para ve vade uyumsuzluklarının yanında borçların yapısı önem kazanmıştır. Borç yapısının temelinde ise ülkelerin yurtiçi veya uluslararasından ulusal paraları cinsinden borçlanamama durumları yatmaktadır. Bu durumu açıklamak üzere Orijinal Günah, 1990'lı yıllarda yoğun bir şekilde yaşanan krizler neticesinde Eichengreen ve Hausmann (1999) tarafından ortaya atılmış ve akabinde yapılan pek çok çalışma ile anlamlılığı onaylanmış bir kavramdır. Çalışmalarında ulusal ve uluslarararası olarak ikiye ayırdıkları Orijinal Günahı, ülkelerin yerel paraları ile dış borçlanma yapamaması ya da yurtiçi piyasasında uzun vadeli borçlanamaması durumu olarak tanımlamışlardır. Yabancı para birimi cinsinden borçlanma, özellikle gelişmekte olan ülkeler için oldukça önemli bir finansman kaynağı oluşturmaktadır. Çalışmamızda ülkelerin ulusal para cinsinden uzun vadeli ve sabit faizli borçlanamamasının nedenini menkul kıymet piyasalarının gelişmişlik düzeyi, enflasyonist bekleyişler, para politikası ve kredibilite eksikliği ile uygulanan kur rejimleri şeklinde üç başlık altında ele alınmıştır. Ülkenin ekonomik ve finansal gelişmişlik düzeyinin problemin çözümünde önemli olduğu bulunmuştur. Güçlü politika ve kurumların, kredibilitesi yüksek bir para politikasının ve dalgalı kur rejiminin varlığı sorunun açıklanmasında önem arz eden diğer faktörler olarak belirlenmiştir. Etkin çalışmayan kredi piyasasının varlığı ülkeleri söz konusu probleme karşı açık hale getirdiği tespit edilmiştir. Türkiye için yurtiçi ve uluslararası Orijinal Günahı rasyo analiz olarak incelediğimiz tezimizde uluslararası orijinal günah katsayısı 2004 yılına kadar 1 olarak hesaplanmıştır. 2000 Krizinin ardından yükselen endeks değerleri 2003 yılı düzenlemelerinin ardından iç borçlanma piyasasının göreli olarak derinleşmeye başlamasıyla, döviz kuru rejimindeki değişimin düşen enflasyon oranı ile birlikte piyasa riskini azaltmasıyla 2013 yılına kadar düşük düzeyde gerçekleşmiş olmasına karşın bu yıldan itibaren yüksek değerler almaya başlamıştır. Ayrıca Türkiye ekonomisinin uluslararası orijinal günah göstergeleri de düşük performans göstermektedir. TL nin hala konvertibil bir para birimi olmaması ve tercih edilmemesi sebebi ile uluslararası orijinal günah endeksi göreli azalmalarına rağmen 0,90 lar gibi hala çok yüksek değerlerde seyretmektedir. Uluslararası orijinal günah katsayısının bu denli yüksek oluşu yapılan çalışmaları ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Çünkü değişim çok küçük miktarlarda gerçekleştiğinden analizlerde değişken olarak pek etkin olamamaktadır. Bu çerçevede ülkemizin atacağı politika adımlarında uluslararsı piyasalarda yerli para birimimize olan güveni arttırıcı iş birliklerine ve güven sağlayıcı yeniliklere ihtiyacı vardır. Konvertibilitesinin artmasını sağlayıcı tedbirler ile uluslarararası orijinal günah değeri dünya ekonomisine yön veren beş büyük ülke parası gibi sıfırlanmasa da en azından Avrupa ülkeleri seviyesinde gerçekleşebilecektir. Nitekim Yurtiçi orijinal günah değerleri; 2000 Krizinin ardından yükselse de 2003 yılı düzenlemelerinin ardından iç borçlanma piyasasının göreli olarak derinleşmeye başlamıştır. Döviz kuru rejimindeki değişimin düşen enflasyon oranı ile birlikte piyasa riskini azaltmasıyla küresel finansal krize kadar düşük düzeyde gerçekleşmiş olmasına karşın krizin etkisi ile en yüksek değerlere çıkmış akabinde 2012 yılında döviz cinsi ve dövize endeksli senetlerin kaldıırlması ile ciddi oranda azmaya başlamış, özellikle DSIN1 değeri sıfırlanmıştır. Buradan hareketle uluslararasından ulusal para cinsinden borçlanma imkânı bulamayan ülkelerin yurtiçinde uzun vadeli borç bulma imkânının arttırılması için çeşitli çalışmalar gerçekleştirdiğinde yurtiçi orijinal günah değerlerinde ciddi bir azalma gerçekleştirebileceği sonucuna ulaşılabilmektedir.

BorçlanmaDış borçlanmaKamu açıkları+3
Meltem Özbay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu borçlarının ekonomik büyüme üzerine etkileri: Türkiye örneği

Ülkelerin büyüme ve kalkınma süreçlerinde son dönemlerde sürekli artmakta olan ve kamunun olağan geliri niteliğini kazanan kamu borçlanmalarının ekonomik büyümeyi ne yönde ve hangi büyüklükte etkilediği günümüzde sıklıkla tartışılmakta olan bir konu haline dönüşmüştür. Kamu borçlarının ekonomik büyümeyle olan ilişkisi hem gelişmiş ülkeler hem de gelişmekte olan ülkeler açısından oldukça önem taşımaktadır. Gelişmekte olan ülkeler öncelikle kalkınmaya yönelik finansman sağlanması için tasarruflardaki yetersizlik sebebiyle devlet borçlanması yolunu sıklıkla tercih etmektedirler. Gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye'nin de iç tasarruflarının yatırımlara finansman sağlama konusunda yetersiz gelmesi, ulaşılmak istenen ekonomik büyüme hızına erişmesine engel teşkil etmektedir. Çalışmanın amacı Türkiye'deki kamu borçlarının ekonomik büyümeye olan etkilerinin tespit edilmesidir. Bu hususta iç ve dış kamu borçlanmalarının 2002Q3-2020Q3 döneminde ekonomik büyüme üzerindeki etkileri Vector Otoregresyon (VAR) analizi yardımıyla test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Türkiye'de kamu iç borçlanmalarındaki azalmalar GSYİH'da yukarı yönlü harekete sebep olurken; kamu dış borçlanmalarındaki azalmalar GSYİH'de azalmalara neden olmaktadır. Dolayısıyla Türkiye ekonomisinde kamu iç borçlanmaları ile GSYİH arasında ters yönlü; kamu dış borçlanmaları ile GSYİH arasında doğru yönlü bir ilişkiden bahsetmek mümkündür. Bu hususta Türkiye ekonomisinde ekonomik anlamda büyüme ve gelişme sağlanması için kamu borçlanmalarına yönelik politikaların tespitinin iyi yapılarak en uygun politikanın belirlenmesi oldukça önem arz etmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Ekonomik Büyüme, Kamu Borçları, Türkiye Örneği, VAR Analizi

Dış borçlanmaEkonomik büyümeEkonomik etki+3
Zeynep Sertkaya
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu borçlanmasının sürdürülebilirliğinin analizi: G-7 ülkelerine ilişkin uygulamalı bir çalışma

Kamu borçları tarihsel süreç içerisinde her ülke için kaynak ihtiyacının karşılanmasında sıkça başvurulan mali bir araç konumundadır. Dünya ekonomisinin neredeyse elli yıldır yaşadığı bölgesel ve küresel ölçekteki olağanüstü dönemler kamu borçlarının sürdürülebilirliğine dikkat çekmiştir. Özellikle gelişmiş ülkeler son yıllarda bu konuda daha da öne çıkmıştır. Nitekim G-7 ülkeleri dünyanın en fazla kamu borcuna sahip ülkeleri arasındadır. Bu çalışmada, G-7 ülkelerinde kamu borçlarının sürdürülebilirliği konusu incelenmiştir. Bu kapsamda, çalışmamız yatay kesit bağımlılığını ve yapısal kırılmaları dikkate alan panel veri analizi testleriyle ve makroekonomik göstergeler çerçevesinde ele alınmıştır. 1978-2018 dönemi için yapılan analizde, Dönemlerarası Bütçe Kısıtı Modeli dikkate alınmıştır. Test sonuçlarına göre, G-7 ülkelerinde zayıf bir sürdürülebilirlik tespit edilmiştir.

G-7 ülkeleriKamu borçlarıSürdürülebilirlik
Seher Baş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

2000 sonrası Türkiye'de kamu borç yönetimi ve kamu borçlarının analizi

Türkiye 1980'li yıllardan miras kalan yüksek kamu borç stokları ile Kasım 2000 ve Şubat 2001 Krizlerini yaşayarak 2000'li yıllara girmiştir. Hem krizlerin nedeni olması hem de krizden çıkışın en iyi şekilde yönetilmesi amacıyla borç yönetiminde, çeşitli kurumsal ve yasal düzenlemeler yapmak mecburiyeti ile karşı karşıya kalmıştır. Kamu borçlarının yönetilmesi aynı zamanda artan kamu harcamalarının finansmanının optimal şekilde gerçekleştirilmesi amacını da taşımıştır. Bu bağlamda 2002 yılından itibaren, borç yönetimi uygulamalarındaki yasal düzenlemeler ve kurumsal yapıdaki değişikliklerin borç yönetimi amaçları ile örtüşüp örtüşmediği bir başka ifade ile borç yönetimi uygulamalarının değerlendirilmesinin önemi ortaya çıkmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde borçlanma, kamu borçlanması ve borç yönetiminin kavramsal açıdan incelemesi yapılmıştır. Kamu borç yönetiminde yaşanan hukuki ve kurumsal değişimler incelenerek kamu borç yönetimi amaçları, ilkeleri ve risk yönetimi gibi başlıklar altında açıklanmıştır. İkinci ve son bölümde ise kamu borç stokunun vade, faiz, borç servisi, döviz cinsi gibi bileşenleri 2000-2021 dönemini kapsayacak şekilde incelenerek değerlendirilmiştir. Etkin borç yönetimi çerçevesinde 21 yıllık borçlanma verileri incelenerek Türkiye kamu borçluluğu için çeşitli çıkarımlar yapılmıştır. 2002 yılından itibaren borç yönetiminde olumlu gelişmelerin yaşandığı söylenebilmektedir. 2017 yılına kadar korunan gelişmelerin bu yıldan itibaren bozulmalar göstermeye başladığı görülmüştür.

Borçlanma yönetimiBorçlarKamu borçları
Elif Keleş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu borçlarının Maastricht mali disiplin kriterleri çerçevesinde AB ülkeleri ile karşılaştırmalı analizi (2000-2014)

Avrupa Birliği, kuruluşundan itibaren birliğe üye olacak ülkelerin belirli şartları taşımasını öngören uygulamalar gerçekleştirmiştir. Özellikle beşinci genişleme döneminden sonra tam üyelik başvurusunda bulunan ülkelere belirli siyasi ve ekonomik kriterlere uyma şartı getirilmiş, topluluğa katılmak isteyen ülkelerden AB ekonomisine uyumunu sağlayacak olan gerekli ekonomik şartları sağlaması beklenmiştir. Tez çalışmasında , AB ile olan ilişkileri 1959 yılına dayanan ve 2005 senesinde ise AB'ye tam üyelik başvurusu kabul edilen Türkiye'nin, Maastricht Kriterleri çerçevesinde 2000 sonrası bütçe dengesi ve kamu borç stoku göstergelerinin AB ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmektedir. Özellikle Maastricht Kriterleri'nden mali disiplin konusunu ilgilendiren bütçe açığı ve borç stoku kriteri ele alınmaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin 2000 - 2014 yılları arasında kamu maliyesi alanında gösterdiği gelişim ve uyguladığı stratejilerin ortaya konulmakta ve bu süreçte Maastricht Kriterleri'ne uyum çalışmalarının mali göstergeler üzerindeki etkisi incelenmektedir

Avrupa BirliğiKamu borçlarıKamu maliyesi+4
Osman Gülden
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Devletin Merkez Bankası'ndan borçlanmasının ekonomik etkileri

ÖZET Devletin, belirli bir karşılık veya imkan sağlamak amacıyla, belirlenmiş bir vade sonunda geri ödenmek üzere ve prensip olarak borcu verenlere hiçbir baskı yapmaksızın, iç ve dış piyasalardan çeşitli değerleri elde etmesine "kamu borçlanması" adı verilmektedir. Kamu borçlarının finanse edildiği kaynakların farklılığına göre çeşitli makro ekonomik etkiler görülmesine karşın; çalışmamızda yer alan etkiler sadece Merkez Bankası'ndan borçlanılması varsayımına dayandnılmaktadır. Çalışmamızın uygulama kısmında; "Türkiye'de, 1993-2003 döneminde Merkez Bankası'ndan borçlanılmasının yol açtığı makro ekonomik etkiler" incelenmiştir. n

BorçlanmaBorçlanma yöntemiEkonomik etki+3
Deniz Züngün
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu borç yönetimi açısından Türkiye'de piyasa yapıcılığı sisteminin yabancı ülke uygulamalarıyla karşılaştırmalı analizi

1980'li yıllardan başlayarak Türkiye'de borç stoku artma eğilimine girmiş ve bu artış, borçlanma riskini ve maliyetini yükseltmiştir. Kamunun borçlanma koşullarının ağırlaşması ile birlikte yaşanan ekonomik krizler, borç yöneticilerini finansal koşulların iyileştirilmesi ve borçlanma maliyetinin düşürülmesi için bazı önlemler almaya yöneltmiştir.Kamu borç yönetiminin etkinleştirilmesi amacıyla Türkiye'de 2000 yılında pek çok gelişmiş ülkenin de uyguladığı piyasa yapıcılığı sistemi uygulanmaya konulmuştur. Piyasa yapıcılığı sistemi ile kamunun borçlanma ihtiyaçlarının iç piyasadan sağlayarak dışa bağımlılığı azaltılması, mümkün olan minimum riskle ve maliyetlerle kamunun finansman ihtiyacının giderilmesi amaçlanmaktadır.Bu çalışmada, piyasa yapıcılığı sisteminin amaç ve faydaları irdelenmiş ve piyasa yapıcılığı sisteminin Türkiye ve bazı yabancı ülke uygulamaları incelenmektedir.Anahtar Sözcükler:1.Kamu Borçlanması2.Kamu Borç Yönetimi3.Piyasa Yapıcılığı Sistemi4.Piyasa Yapıcı5.Birincil Piyasa6.İkincil Piyasa7.Hazine Yükümlülüğü

Borçlanma yönetimiKamu borçlarıKarşılaştırmalı analiz+1
Meltem Yüce
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu borç yönetimin para ve maliye politikaları ile koordinasyonu: Türkiye örneği

1929 Büyük Buhranı ile uygulanmaya başlayan Keynesyen politikalar, kriz döneminde başarılı sonuçlar vermesine karşın, kriz sonrası izlenen savurgan politikalar neticesinde bütçe açıklarına ve dolayısıyla kamu borç stoku artışına sebep olmuştur. Maliye politikasının artan borç stokunun ekonomi üzerindeki etkilerini yönetmede yetersiz kalması, önceleri maliye politikasının bir aracı olarak görülen kamu borç yönetiminin, bağımsız bir politika olarak yürütülmesi yönünde görüş ayrılıklarına sebep olmuştur. Günümüzde kamu borcunun sürdürülebilirliği ve etkin bir kamu borç yönetimi politikası ile ekonomik istikrar arasında önemli bir ilişki olduğu kabul edilmektedir. Bu sebeple kamu borç yönetiminin bağımsız bir politika olarak kabul edilmesi ve makroekonomik çerçeve içerisinde para ve maliye politikaları ile uyumunun sağlanması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışma bağımsız bir politika olarak görülen kamu borç yönetiminin para ve maliye politikası ile koordinasyonu üzerine yapılan çalışmaların azlığını dikkate alarak kamu borç yönetiminin para ve maliye politikası ile koordinasyonunu, Türkiye'de bu doğrultuda yapılan çalışmaları ve bu çalışmaların olumlu ve olumsuz yönlerini analiz etmeyi amaçlamıştır. Bu doğrultuda kamu borç yönetimi, kamu borç yönetiminin para ve maliye politikaları ile koordinasyonu, bu koordinasyonun önemi, koordinasyon eksikliğinden kaynaklanan sorunlar ve Türkiye'de politikalar arası koordinasyon sağlanması için doğrudan ya da dolaylı şekilde yapılan düzenlemeler ve gelişmeler incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Borç Yönetimi, Maliye Politikası, Para Politikası,Politikalar Arası Koordinasyon.

Borçlanma yönetimiDış borç yönetimiKamu borçları+5
Dilek Kara
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1980 sonrası kamu kesimi iç borçlanmasının özel sektör yatırım ve tasarrufları üzerindeki etkisi

Borçlanma; günümüzde, hemen hemen her ülkede kullanılan önemli bir finansman aracıdır. Vergi gelirlerinin yetersiz kalması sonucu devletler artan ihtiyaçlarını karşılamak için borçlanmakta ve bu şekilde harcamalarını finanse etmektedir.Türkiye'de 1980 öncesinde kamu, finansman açıklarında Merkez Bankası kaynaklarına yönelirken, 1980 sonrasında ağırlıklı olarak iç borçlanmaya yönelmiştir. Kamunun artan oranda borçlanması sonucu borçlanma faizleri yükselmiş, böylece özel kesimin yüksek faizle fon sağlama olanakları azalmıştır. Özellikle 1990'lı yıllar boyunca konsolide bütçe gelirleri içinde yatırım harcamalarının payı azalırken, faiz ödemelerinin payı artmıştır. Böylece iç borçlanma süreci bir yandan ülkenin üretim kapasitesinin ve verimliliğinin artırılmasına engel oluşturarak üretimin azalmasına yol açmış; bir yandan da gelir dağılımı eşitsizliğini artırmıştır.Kamu açıklarının finansmanında en fazla kullanılan yöntemlerden biri olan iç borçlanma miktarı, faiz oranları, borçlanmanın kaynağı ve borcun vadesi ekonominin makro dengelerini olumsuz yönde etkilemiştir. Türkiye'de devletin aşırı derecede borçlanması, Türkiye ekonomisinde yaşanan krizlerin de en önemli nedeni olmuştur.Bu kapsamda çalışmada 1980-2006 yılları arasında iç borçların gelişimi neticesinde iç borçların etkileri ele alınarak incelenmektedir. Çalışmanın amacı; 1980 sonrası artan kamu kesimi iç borçlanmasının özel sektör yatırım ve tasarrufları üzerindeki etkisini tespit etmektir. Özellikle iç borçlanmaya bağlı olarak artan iç borç faiz oranlarının özel yatırımlar üzerinde azaltıcı etkisinin olduğu görülmüştür. Çalışmada 1989-2006 yılları arasındaki iç borçların ekonomik etkileri özellikle yatırımlarda meydana gelen değişmeler ele alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.Sonuç olarak, devletin iç piyasalardan borçlanması; borçlanmanın maliyeti olan faizlerin artmasına ve dolayısıyla özel sektörce reel ekonomide yapılması planlanan yatırımların dışlanarak, tasarrufların kamu borçlanma kağıtlarına yönelmesine sebep olurken, ulusal tasarrufların kamu açıklarının finansmanında kullanılması, kamu kesiminin borçlanma gereksinimini daha da maliyetli hale getirip özel sektör yatırımları üzerinde bir dışlama etkisi meydana getirmiştir.

1980 sonrasıBorçlanmaEkonomik etki+5
Müge Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük Şehir Belediyelerinin borçları ve çözüm önerileri: Mardin Büyükşehir Belediyesi örneği

Türkiye'de yerel yönetimlerin temeli Osmanlı Devleti döneminde atılmaya başlanmış ve cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yerel yönetimlerin önemi fark edilerek bu konu üzerinde daha fazla durulmaya başlanmıştır. İlk aşamalarda yapılan düzenlemeler pek yeterli olmasa da zaman içinde düzenlemelerin yasalaşması ve yeni yasaların çıkarılması ile yerel yönetimler alanında oldukça olumlu düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Hazırlanan yasalarda güncel şartlara uyumun gözetilmesi de ülkemizdeki yerel yönetimler açısından olumlu gelişmeler yaşandığının göstergesidir. Gelinen en son noktada 2012 yılı itibariyle 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası ile büyükşehirler konusundaki yapılanma sürecinde en kapsamlı değişiklikler hazırlanmış ve uygulamaya geçirilmiştir. 2012 yılına gelinceye kadar ülkemizde büyükşehirlerle ilgili pek çok düzenlemenin yapıldığını söylememiz mümkündür. Bu bağlamda büyükşehir yönetimine dair ilk olarak 1960'lı yıllarda başlanan yapılanma süreci 1984 yılına gelindiğinde yasalaşmıştır. 1984 yılında yapılan bu yasa üzerinde yetersizlikler konusundaki tartışma sonucunda, 2004 yılı itibariyle yasa genişletilmiş ve 2008 yılında bir bütünleştirme faaliyetine gidilmiştir. Yapılan bu düzenlemelerin son basamağı olan 2012 yılında yapılan yasal düzenlemelerle önceki dönemlere ait yasaların olumlu tarafları alınarak bütünsel ve güncel bir yasa çıkarılmıştır. Ancak bu olumlu tarafların alınması diğer yasaların bütününü kapsayan ve bunların dışında herhangi bir şeyin dâhil edilmediği bir yasa şeklinde algılanmamalıdır. Nitekim 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı yasa güncel dünya gereksinimlerine de cevap verebilecek bir niteliğe büründürülmeye çalışılmıştır. Yapılan yeni yasanın çalışmamız açısından önemi büyükşehir belediyelerine ekonomik anlamda sunulan payların artırılmasıdır. Nitekim belediyelerin genel bütçe ve kendi özel imkânları ile sunmuş oldukları hizmetleri açısından yetersizliği her daim gündeme getirilmiş olması 2012 yasasıyla daha fazla dikkate alınmış ve bu bağlamda Büyükşehir belediyelerinin genel bütçe içinden aldıkları pay artırılmıştır. Bu artırımının sabit olmaması ise çıkarılan yasada adalet unsurunun göz önüne alındığının göstergesidir. Büyükşehir belediyeleri bu yeni yasayla önceki yasal düzenlemelere göre genel bütçeden daha fazla pay alabilmekle birlikte, nüfus, alan vb. özellikler bakımından da neredeyse tüm büyükşehirler farklı oranlarda pay almaktadır.

BelediyelerBorçlarBüyükşehir belediyeleri+3
Yusuf Koçaklı
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin iç borç yapısı ve sürdürülebilirliği

Borçlanma; günümüzde, hemen hemen her ülkede önemli ve doğal bir finansman aracı olarak kullanılmaktadır. Sınırlı gelirleriyle sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanan devletler, kanunlardan aldıkları yetkilerle borçlanmakta ve bu şekilde harcamalarını finanse edebilmektedirler. Ancak; sınırsız bir şekilde borçlanma yetkisiyle donatılan devletlerin, yetkilerini kontrolsüzce kullanmaları, ülkelerin ekonomi göstergelerini olumsuz yönde etkilemektedir.Ülkemizde de 1980'li yıllarla beraber hızlanan ve günümüzde bir kısır döngü halini alan borçlanma, ekonomik dengeleri olumsuz yönde etkilemektedir. Devlet, milli tasarrufların tamamını tüketir hale gelmiş ve borç yükü, altından kalkılamayacak boyutlara ulaşmıştır. Yüksek reel faizler, sıklaşan krizler, belirsizlikler ve mali disiplinsizlik, devletin tüm gelirlerinin borçlarına gitmesine sebep olmaktadır. Devlete yatırım ve tasarrufta bulunacak kaynak kalmamaktadır. Borçlarındaki hızlı artışlara karşın; yeterli büyümenin ve güven ortamının sağlanamayışı, devletin borçlanma politikasının sürdürülebilirliğini tehlikeye sokmaktadır. Harcamaların kontrol altına alınamaması,ek gelir kaynaklarının bulunamaması ve güven ortamının yaratılamaması durumunda, devletin mevcut borçlanma politikası sürdürebilmesi düşük bir ihtimal olarak görülmektedir.Bu çalışmada; Türkiye'de, devletin iç borçlanmasının sürdürülebilirliği araştırılacaktır. Çalışmanın birinci bölümünde; borçlanmanın nedenleri ve kaynakları, ikinci bölümde; borçlanma araçları ve borç yönetimi incelenecektir. Son bölümde ise mali sürdürülebilirlik ile ilgili teorik yapı incelenip çeşitli oranlar yardımıyla Türkiye'de devlet borçlanmasının sürdürülebilirliğine ilişkin sonuçlara ulaşılacaktır.

BorçlarBütçe açıklarıKamu açıkları+2
Zeynep Yırtar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessEN

External public debt management: Use of derivative instruments

Public debt is a financing tool that is frequently applied for increasing public spending in the face of increasing public costs or for financing large countrywide public investments.There have been many different schools of though and theory put forth on public debt from ancient times to the present day. The impossibility of achieving an equilibrium between market conditions and the understanding the state?s role of the social state in the economy is a reality accepted by virtually every country today. Taken in this context, for those countries that lack the internal dynamics for public debt financing to go the route of external borrowing to cover public debt is an unusual phenomenon.Budget deficits in developing countries have reached serious levels due to many global crisis?s that have developed in International markets, and cyclical changes that occur as a result of inflationary pressures. These countries which do not have a robust economy and financial structure had to resort to foreign borrowing to finance public deficits.This process of borrowing that gained substantial acceleration especially during 1980s, effecting the debt rates and services of developing countries? economies and thus jeopardizing the status of countries that has been the lender. This situation revealed that developing countries needed to focus on public domestic and external debt management. From this period forward, the debt management issues such as debt stock limit, risk ratio, internal and external debt sustainability gained importance for developing countries. During the same period, the derivative products emerged as a result of the studies performed in order to reduce the risks brought by borrowing in international markets. These products began to be used effectively by many developed countries to avoid risks such as exchange rate, interest rate, inflation. These products that were used in these markets grew as time went on and with the promotion of certain economic and financial institutions began to attract the attention of developing countries.The situation in Turkey was not different than in other developing countries. Especially after 1980, the external public debt levels increased sharply by means of economic and financial reforms that had been performed during this period. The derivative instruments which ensure the risk management and which emerged in the '80s as an alternative in the public internal and external debt management only began to attract attention at the end of the 90s in Turkey and the trading volume could be increased with the opening of the Derivatives Market in 2002. But this interest remained confined only to the private sector.It is not possible to ignore the benefits that may be obtained by use of derivative instruments when the past experiences of Turkey are observed.In this study it is explained the importance of a sound external public debt management and the advantages of use of derivative instruments within this frame. It is signified that evaluation and development of the derivative market will be advantageous, both in order for the economic development plans to be executed in a more clear way and in terms of assistance to the monetary policies to become successful.

BorrowingDebt managementDebt method+5
Şara Çepni
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu İcra Hukukunda ödeme emri ve ödeme emrine dava

Kamu alacağının vadesinde ödenmemesi durumunda ilişkiye, kamu düzenini sağlanması ve korunması adına alacağın etkin ve hızlı tahsilini sağlayan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uygulanır. Kamu borçlusu, kamu alacağının takip ve tahsili sırasında herhangi bir hukuka aykırılık gördüğünü düşünüyorsa, Anayasa'nın 40. maddesindeki hak arama özgürlüğü ve 125. maddesindeki idarenin yargısal denetimi hususları uyarınca dava açma hakkını kullanabilir. Kamu borçlusuna tahsil ve takip sürecince, ödeme emrinin tebliğine itirazdan başlayıp kanun yollarına başvuruyu da içine alan geniş bir itiraz yetkisi tanınmıştır. Bunun yanında ödeme emrinin tebliğinde ve dava açma süresi gibi içeriğinde bulunması gereken hususlar konusundaki sıkıntılar, mücbir sebepten kaynaklı olarak ödeme emrinin gecikmeli şekilde dava edilmesi, davanın kaybedilmesi sonucunda yüksek oranda haksız çıkma zammı ile karşı karşıya kalınması konularında kamu borçluları yüksek uğraş içine girebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kamu İcra Hukuku, Ödeme emri, Dava Açma Süresi, İtiraz

DavalarKamu HukukuKamu borçları+4
Nilüfer Coşkun
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliğinde devlet borçları sorunu ve Yunanistan etkisi

Çalışmanın amacı; 2008 yılında ABD'de ortaya çıkan krizin Avrupa ülkelerine olan etkilerini ve Avrupa ülkelerinde başlayan krizlerin nasıl Avrupa Borç Krizi'ne dönüştüğü ve bu dönüşümde Yunanistan Krizinin etkisi vurgulamaktır. Bu doğrultuda 2008 yılından 2013 yılına kadar Avrupa'da gerçekleşen önemli ekonomik ve siyasi olaylar anlatılmış, bir kriz kronolojisi oluşturularak, Avrupa Borç Krizi'ni tetikleyen unsurların açıkça görülebilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 2008 küresel ekonomik krizinin nasıl Avrupa Borç Krizi'ne dönüştüğü incelenirken, Avrupa Borç Krizi'nin oluşmasında Yunanistan'ın, dolaylı ya da dolaysız etkisinin olduğu görülmektedir. Krize karşı alınan önlemlerin, geçmişten gelen makroekonomik dengesizliklere karşısında etkinliğini yitirdiği, uygulanan reformların ve kurtarma paketlerinin kısa dönemde sonuç vermediği görülmüştür. Ekonomist ve iktisatçılar Avrupa'daki ekonomik durumun kriz öncesindeki hale gelebilmesinin oldukça uzun süreceği görüşünde hem fikirdirler.

Avrupa BirliğiBorç kriziEkonomik kriz 2008+4
Sertaç Hekimoğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de iç borç sorunu ve 1980-2001 yılları arası enflasyonist ilişkisi

ÖZET Devlet veya diğer kamu kuruluşları, normal gelirlerinin yanında gerektiği ve ihtiyaç duyulduğu zamanlarda borçlanma yöntemiyle ayrı kaynaklar temin edebilirler. Bu gelirlere kamu borçları veya devlet borçlan denir. Gelişmiş ekonomilerde iç borçlanma genellikle çok amaçlı kullanımı olan bir ekonomi politikası aracıdır. Borçlanma devletin bir özel hukuk tüzel kişisi olarak, iç özel iktisat sektöründen veya dış sermaye çevreleri ve bankalar ile yabancı devletlerden yapılabilir. Devletin borçlanması veya istikraz yapması aslında para bulmak için başvurulan bir tekniktir. Yapısı özel hukuk hükümlerine dayanan bir borç aktidir. Özel hukukta olduğu gibi kamu borçlanmasında da alacaklı ve borçlu iki taraf vardır. Borçlu taraf devlettir ve borcun faiz vade ve ödemesi sözleşme şartlarında belirtilir. Türkiye de iç borçlanma tekniği kamu açıklarının karşılama amacına yönelik olarak kullanılmaya başlamıştır. Gelişen ekonomik gelişmeler ve 1999 depremi ve soması olan 2001 ekonomik krizi Türkiye de Merkez Bankasından kullanılan kaynakların artmasına sebep olmuş ve kamu kesiminin otomatik olarak daha fazla harcama yapmaya yöneltmiştir. Türkiye de uygulanan sistemde kısa süreli borçlanma ve yüksek faizli iç borçlanma sonuç itibariyle fiyatlar genel seviyesine yansıyacak, otomatikman toplam talebin artmasına ve fiyatlar genel seviyesinin yükselmesine sebep olacaktır. Bu durum nihai neticesinde enflasyon ortaya çıkacaktır. Kamu kesiminin finansman yöntemlerinden biri olan iç borçlanmanın sakıncalarını şöyle sıralayabiliriz. Kamu borçlan siyasi iktidarların iktisadi ve mali yetkilerini sınırlandırır, bu borçlar ülkenin üretim kapasitesini düşürebilir, dolayısıyla enflasyonisttir. İç borçlar ülkenin G.S.M.H sim aşağıya çekerek dolayısıyla milli gelir dağılımım bozabilir. Bu dört sakıncada Türkiye de tamamıyla mevcuttur. Türkiye de kamu açıklan 1980 li yılların ortalarına kadar genelde Merkez Bankasından borçlanma ile (Emisyon ile) kapatılmaya çalışılmıştır. 1980 li yıllardan itibaren iç borçlanma hissedilir bir biçimde kullanılmaya başlamıştır. Özellikle 1980 -2001 dönemleri arasında kısa süreli borçlanmaya gidilmiştir ve bunun sonucunda iç borçlanma ile enflasyon arasındaki ilişki belirgin bir hale gelmiştir. Bu çalışmada yer alan dört bölümde de Türkiye de iç borç sorunu, enflasyon kuramı ve iç borcun enflasyon üzerinde yarattığı sonuçları inceleyeceğiz.

BorçlarEnflasyonKamu borçları+1
Osman Cenk Kanca
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Mali alan: Ülke uygulamaları

Mali alan, literatürde yeni yeni ele alınan bir kavram olmasına karşın yapısı itibarıyla geçmişten beri uygulanmaya devam eden birçok maliye politikasıyla bağdaştırılabilir. Bunun yanı sıra, mali alanın birçok mali, ekonomik ve politik araçla olan etkileşimi her geçen gün artarak devam etmektedir. Özellikle ülke yönetimlerinin, kamu finansmanı aşamasında bütçelerinde oluşturmak istedikleri manevra kabiliyetinin gerekliliği, tarihsel süreç boyunca elzem bir ihtiyaç olarak hissedilmiştir. Bu nedenle daha yakından incelenmeye başlanan mali alan, her ülkenin potansiyeline göre şekillenen oldukça geniş bir perspektifle ele alınmaktadır. Ülkelerin gelişmişlik seviyelerine göre farklılık gösteren mali alanın, oluşturma yöntemleri ve kullanım alanları da bu yüzden birbirinden ayrılmaktadır. Oldukça geniş bir kapsamı olan mali alanın, ülke uygulamaları bazında değerlendirilerek ülkelerin gelişmişlik seviyeleriyle bağdaştırılması ve her ülkenin sahip olduğu mali alan potansiyelinin en iyi hangi şekilde ortaya çıkarılabileceği hususu farklı açılardan ele alınmaktadır. Bu çalışmanın amacı, bazı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin mali alan oluşturma kapasitelerini genel literatür ve ülke uygulamaları kapsamında inceleyerek hangi ülke grubunun daha avantajlı konumda olduğunu anlamaya çalışmaktır. Bu amaçla çalışmada betimsel yöntem kullanılarak öncelikle mali alanın kavramsal çerçevesi irdelenmiş, daha sonra etkileşim halinde olduğu temel kavramlar sunulmaya çalışılmıştır. Ardından mali alan oluşturma yöntemleri ve oluşturulan mali alanı ölçme yaklaşımları farklı bakış açıları eşliğinde açıklanmıştır. Son olarak hem mali alanın kavramsal çerçevesiyle bağdaştırılan hem de mali alan oluşturma yöntemleri içerisine giren ülke uygulamaları ele alınarak ülkelerin gelişmişlik seviyelerine göre değerlendirilmiştir. Çalışmada, bazı gelişmiş ülkelerin mali alan oluşturma ve bu alanı sürdürülebilir kılma kapasitesinin, gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Devlet bütçesiFinansal sürdürülebilirlikGelişmekte olan ülkeler+6
Bünyamin Aydemir
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Anonim şirketlerde kamu boçlarından sorumluluk

Bu çalışmada sermaye şirketleri arasında yer alan anonim şirketlerin kamu borçlarından sorumluluğu incelenmiştir. Çalışma kapsamında asıl sorumlu şirket tüzel kişiliğinden kamu alacağının tahsil edilememesi durumunda, şirketin kanuni temsilcilerinin sorumluluğu, bu sorumluluğun kapsamı, şartları ve sınırları AATUHK ve VUK kapsamında ele alınmıştır. Akabinde ise anonim şirketlerin TTK'de belirtilen koşullar çerçevesinde yapısal değişikliklere uğraması hâlinde kamu borçlarından sorumluluğuna ilişkin düzenlemeler KVK kapsamında açıklanmıştır.

Anonim şirketlerKamu borçları
Sıla Beydoğan
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Related subjects