Esnek çalışma
60 theses under this subject heading
Esnek işgücü piyasası politikalarının ücret ve kar üzerine etkisi: 1998-2008 dönemi karşılaştırmalı ülke analizi
1970'li yıllarda kapitalizmin krizine yanıt olarak ortaya konulan neo-liberal politikalar, üretimin ve rekabetin küresel bir boyut kazanmasıyla birlikte serbest bir piyasa mekanizmasının genelleşmesine neden olmuştur. İşgücünün dünya ölçeğinde kullanılmasına olanak sağlayan bu dönemde, sınıflar arası güç dengesi değişmiş ve yaşanan yüksek oranlı işsizliğe çözüm olarak işgücü piyasalarının esnekleştirilmesi sunulmuştur. Esneklik politikaları, sermayenin karlılığı önündeki tüm engellerin tasfiye edilmesi hedefiyle işçiler açısından güvencesiz, denetimsiz bir işgücü piyasasına neden olmuştur. Bu çerçevede çalışmanın amacı, 1998-2008 döneminde 34 OECD ülkesini inceleyerek, esneklik, ücret, kar ve işgücü üretkenliği arasındaki ilişkiler üzerine bulgular sunmaktır. Ülkeler arası karşılaştırmaya dayanan çalışmada, işgücü piyasalarının istihdamı korumada ne derece katı ya da esnek olduğunu gösteren OECD "İstihdam Koruma Mevzuatı Endeksi"nden yararlanılmış ve 1998-2008 yıllarını kapsayan panel veri seti kullanılmıştır. GMM ve Sabit Etki modelleri kullanılarak yapılan tahminlerde, istihdamı korumada katılık derecesindeki artışın ücretleri artırıcı etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kuramsal beklentilerle örtüşen bu sonuca ek olarak, üretkenliğin istihdam koruma ile etkileşimi, istihdamı korumada katılık derecesinin ücretler üzerindeki etkisini azaltmış, azalan etkinin ise katma değer içinde kâra yansıyıp ücretleri negatif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşgücü Piyasaları Esnekliği, Ücret, Kar, İşgücü Üretkenliği
Eğitimde yeni istihdam politikaları ve esnek çalışma ilişkileri: Eskişehir'de ücretli öğretmenler üzerine bir saha araştırması
Bu araştırmanın temel amacı, ücretli öğretmenlerin çalışma koşullarını, yaşam standartlarını, çalışma ilişkilerini ve emek süreçlerini nasıl deneyimlediklerini anlamaya ve açıklamaya çalışan sosyolojik bir analiz yapmaktır. Araştırma genel çerçevede neoliberal süreçle değişen çalışma hayatını, yeni istihdam biçimleri ve eğitimdeki esnekleştirme sürecini, eğitimin ticarileştirilmesini, bilginin ve eğitim kurumlarının piyasalaşmasını ve öğretmenlik mesleğinde yaşanan yapısal dönüşümler hakkında ücretli öğretmenlerin tutum ve görüşlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra araştırma kapsamında okul idarecilerinin ve eğitim sendikalarının yönetici görüşleri de ele alınarak konuya dair farklı bakış açıları sunulmaktadır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemine dayalı olarak yapılmaktadır. Çalışmanın grubunu, Eskişehir'de, MEB'e bağlı okullarda esnek ve güvencesiz istihdam edilen 33 ücretli öğretmen ve 19 okul idarecisinin yanı sıra 4 eğitim sendika yöneticisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak tüm bu eğitim bileşenlerinin esnek ve güvencesiz istihdam biçimlerine yönelik görüşleri nitel veri toplama tekniklerinden görüşme tekniği ile alınmıştır. Saha çalışmasından elde veriler çerçevesinde değerlendirildiğinde, öğretmenlik mesleğindeki istihdam çeşitliliği ve yapısal dönüşümler ücretli öğretmenlerin hayatında ekonomik, sosyal, kültürel ve mesleki yönlerden birçok farklılıklar ortaya çıkarmıştır. Ücretli öğretmenler düşük ücretle, iş güvencesizliğiyle, gelecek belirsizliğiyle, iş yoğunluğu ve düzensiz çalışma saatleri ile baş etmektedirler. Okul idarecilerine ücretli öğretmenlik istihdamı ek iş yükü getirmektedir. Ayrıca, ücretli öğretmenlik istihdamı, farklı çalışma koşulları ve sunulan kurumsal fırsatların zayıflığı nedeniyle hem öğretmenlik mesleğinin prestijinin ve çekiciliğinin azalmasına hem de aynı kurumda aynı işi yapan insanların daha kötü olanaklara sahip olmasının çalışma barışının ve kurum kültürünün oluşmasında çok büyük bir engel oluşturduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Esnek çalışma, Ücretli öğretmenlik, Güvencesizlik, Metalaşma, Proleterleşme, Eskişehir
Atipik istihdamda örgüt iklimi ve örgütsel bağlılık ilişkisi
Son yıllarda küreselleşme, teknolojik gelişmeler, artan rekabet ve hızla değişen dünya düzeni örgütlerin yapısında ve yönetim anlayışlarında önemli değişimleri beraberinde getirmektedir. Ekonomik sınırların tümüyle ortadan kalktığı dünya pazarlarında yoğun rekabet baskıları, örgütlerin faaliyetlerinde sürekli yenilik yapmalarını, gelişmeleri takip etmelerini ve bu gelişmelere uyum sağlamalarını zorunlu kılmaktadır. Son otuz yılın ekonomik yeniden yapılanma süreci, işgücü piyasalarında önemli değişimleri beraberinde getirmekte, esnek istihdam biçimlerine diğer bir ifadeyle ?atipik istihdama? neden olmaktadır. Yoğun rekabet baskısı altındaki örgütleri geleceğe taşımada etkin rol oynayan, örgütün hedef ve değerlerini benimseyen, örgüt için beklentilerin üstünde çaba sarf eden nitelikli işgörenlere olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Atipik istihdam biçimiyle çalışan işgörenlerin, örgütsel başarıdaki katkılarının belirlenmesi bu işgörenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinin bilinmesiyle mümkündür.Örgütsel bağlılık, çalışanın örgüt ile ilişkisini niteleyen psikolojik bir durumdur ve örgüte üyeliğinin devamı konusunda büyük bir etkiye sahiptir. Örgüt üyelerinin çoğunluğunca algılanabilen ve örgüte belirli bir kimlik kazandıran örgütsel iklim kavramı örgütte insan davranışını açıklamada oldukça önemli bir değişken olup, iş tatmini, performans, örgütsel bağlılık ve iş bırakma gibi örgüt için çeşitli sonuçlar doğuran davranışların nedenlerindendir. Bu nedenle, araştırmada, atipik istihdam biçimiyle çalışan işgörenlerin örgüt iklimi algısı ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın verileri, İstanbul İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'ne bağlı kuruluşlarda, atipik istihdam türlerinden olan taşeron uygulaması ile istihdam edilen bakım elemanlarına, uygulanan anket yöntemi ile sağlanmıştır. Uygulanan istatistiksel analiz ve testler sonucunda elde edilen bulgulardan hareketle, örgüt iklimi ile örgütsel bağlılık arasında pozitif ilişki belirlenmiştir.
Esnek işgücü piyasası bağlamında örgütsel bağlılığın konumu
Örgütsel bağlılık kavramı, çalışan sadakatinin örgüte ve kişiye olan faydalarından ötürü literatürde oldukça büyük bir ilgi konusu olmuştur. Her geçen gün daha da esnekleşen çalışma ilişkileri dünyasında çalışanların örgütlere karşı bağlılıklarının nasıl gelişeceğini incelemek büyük önem taşımaktadır. Bu tezin amacı, esnek işgücü piyasasının mevcut örgütsel bağlılık anlayışını nasıl etkilediğini incelemektir. Bu doğrultuda, nitel araştırma yöntemi benimsenerek, uzaktan çalışan 13 katılımcı ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla katılımcılarla yüz yüze ve çevrimiçi toplantılar gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler MAXQDA 2022 ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, örgütsel bağlılık kavramının öneminin azaldığını göstermektedir. Bulgulara göre, uzaktan çalışanların bağlılıklarının odağında örgüt bulunmamaktadır ve çağdaş istihdam ilişkilerinde örgütsel bağlılık, değişime ve yenilikçi bakış açısına engel teşkil eden potansiyel bir tehlike olarak değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, esnek işgücü piyasasında örgütsel bağlılık olgusuna karşı olumsuz bir tutum gelişmektedir. Anahtar Kelimeler: örgütsel bağlılık, esnek işgücü piyasası, uzaktan çalışma
Çalışanların esnek çalışma uygulamalarına yönelik tutumları ve işte var olma sorunu ilişkisi: Bir kamu kurumu örneği
İşgörenin fiilen işte olması; ancak çalışıyor gibi gözükmesine rağmen kendini işe tam olarak verememesi olarak tanımlanan işte var olamama çalışma hayatında hem işgörenler için hem de örgüt için önemli bir problemdir. İşte var olamama nedeniyle işgörenin performansı ve verimliliği düşmekte ve bu durum genel performansı ve verimliliği de etkilemektedir. İşletmeler bu performans kayıplarını en aza indirmek için birtakım uygulamalar yapmaktadır. Bu uygulamalardan biri de esnek çalışma biçimlerinde iş yapmaya yönelmektir. Özellikle teknolojik gelişmelerin de etkisi ile son yıllarda artış gösteren bu tür uygulamalar kamuda da kendine yer bulmaya başlamıştır. Covid-19 sürecinde kamuda yaygın olarak kullanılan bu çalışma şeklinin, iş ortamlarında pek çok konuda etkisinin olduğuna yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu etkilerden birinin de işte var olmama olduğu varsayımı ile bu çalışmada, kamu çalışanlarının esnek çalışma uygulamalarına yönelik algılarının işte var olamama durumlarına etkileri araştırılmıştır. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada, kolayda örnekleme ile bir kamu kurumunda çalışan 385 kişi örnekleme dahil edilmiştir. Anket tekniği ile birincil veriler toplanmıştır. Anket 5 dereceli likert tipi ölçektir. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda örneklem içinde yer alan kamu çalışanlarının esnek çalışma ya yönelik algılarının orta dereceli olduğu görülmüştür. Kurumlarındaki esnek çalışma uygulamaları onlar için yetersizdir. İşte var olamama sorunu yaşama durumlarına bakıldığında ise yüksek dereceli bir işte var olamama durumunun söz konusu olduğu görülmüştür. Araştırmanın cevap aradığı temel soru olan esnek çalışma uygulamalarının işte var olmamayı etkilemesi durumunun var olup olmadığı ile ilgili yapılan analizler sonucunda, kamu çalışanlarının algıladığı esnek çalışma uygulamalarının işte var olamama sorununu azaltıcı etkisinin olduğu görülmüştür. Ayrıca esnek çalışma ve işte var olmama değişkenlerine yönelik algı demografik özelliklere göre farklılaşmaktadır.
Türk İş Hukuku'nda çalışma süreleri ve denetimi
1970'li yıllardan itibaren küresel piyasalarda ekonomik krizin baş göstermesiyle birlikte esnek çalışma biçimleri çalışma hayatını etkilemiş ve o yıllardan itibaren tartışılan bir konu haline gelmiştir. Esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaşmasıyla beraber sermaye sahipleri klasik çalışma biçimlerini sorgulamaya başlamış, bu nedenle esnek çalışma günümüzde iş hayatında kendisine fazlasıyla yer bulmuştur. Yaygınlaşmaya başlayan esnek çalışma, bazı kesimler tarafından olumlu karşılanırken, bazı kesimler tarafından da olumsuz karşılanarak çalışma hayatındaki sorunları daha da derinleştirdiği iddia edilmiştir. Ülkemizde esnek çalışma biçimlerinin kanuni alt yapısı oluşturulmadan Yargıtay'ın bazı kararlarında yer aldığı görülmektedir. Bu nedenle de sürekli tartışma konusu olan esnek çalışma biçimleri ilk defa 4857 sayılı İş Kanunu ile yasal düzenlemeye kavuşmuştur. 4857 sayılı İş Kanunu klasik çalışma biçimlerinin yanında esnek çalışma biçimlerine de yer vermiştir. Bu çalışmada hem klasik çalışma biçimleri, hem de esnek çalışma biçimleri üzerinde durularak ülkemizdeki çalışma süreleri hakkında açıklama yapılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çalışmanın birinci bölümünde ülkemizde uygulanan İş Kanunları (4857 sayılı İş Kanunu, 854 sayılı Deniz İş Kanunu, 5953 sayılı Basın İş Kanunu) ile ilgili çalışma sürelerine ayrıntılı olarak yer verilmiş, ikinci bölümünde esneklik kavramı açıklanarak, esnek çalışma şekilleri incelenmiş, üçüncü ve son bölümünde ise ülkemizde çalışma hayatının izlenmesinden ve denetiminden sorumlu olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nın teftiş sistemi hakkında açıklama yapılmıştır.
Esnek (uzaktan) çalışmanın işgören memnuniyeti, işgören performansı ve işveren maliyetlerine etkisi üzerine bir araştırma
Son yıllarda yaşanan sosyal, ekonomik, teknolojik gelişmeler ve pandemi ile birlikte çalışma hayatında köklü değişiklikler meydana gelmiştir. Şimdiye kadar yapılan çalışma ve uygulamalarda esnek çalışmanın özel sektörde yaygın olarak kullanılmasının altında önemli maliyet avantajı sağlaması yatarken, günümüzde pandemi ve deprem gibi olaylarla pek de kontrol altında tutulamayan sebepler nedeniyle zorunluluktan kaynaklı olarak esnek çalışmanın kullanım yelpazesi genişleyerek kamu sektöründe de uygulama alanı bulmuştur. Kamu sektöründe uygulanmasının temelinde ise kamu hizmetinin sürekliliğinin sağlanması yer almaktadır. Esnek çalışma, iş faaliyetlerinin iş yerlerinden uzak mekânlarda yerine getirilmesi ve işin yapılması esnasında zaman yönetimi ve mekân belirlemede söz sahibi olması, klasik çalışma sistemine göre çalışma şartlarında esnekliğe yer verilmesi anlamı taşımaktadır. Çalışanların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla iş yerindeki görev ve sorumlulukları gereği istenilen işin ortaya konulabilmesi için harcadığı zaman ve çaba işgören performansı olarak tanımlanmaktadır. İşgören memnuniyeti ise çalışanların işine karşı gösterdiği olumlu ya da olumsuz tavır olarak açıklamak mümkündür. İşveren maliyeti ise işletmelerin/kurumların esnek çalışma sistemine geçmesiyle birlikte katlanmak zorunda kalan bütün maliyet kalemlerini kapsamaktadır. Bu çalışmanın amacı Adalet Bakanlığına Bağlı Ankara Merkez İcra Müdürlüklerinde uygulanan uzatan (esnek) çalışma sisteminin işgören memnuniyeti, işgören performansı ve işveren maliyetlerine etkisini belirlemektir. Tez kapsamında esnek çalışmanın işgören memnuniyeti, işgören performansı ve işveren maliyetleri arasında istatistiki olarak anlamlı bir etkisinin olup olmadığı araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda demografik değişkenler bakımından araştırma değişkenleri konusunda anlamlı bir farklılık olup olmadığı belirlenecektir. Bu çalışmada icra dairesi çalışanlarının esnek çalışmaya yönelik tutumlarının çalışanların memnuniyetleri, performansları ve işveren maliyetine ilişkin tutumları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmada ayrıca çalışanların memnuniyet düzeylerinin performans seviyeleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Son olarak esnek çalışmanın çalışan performansına etkisinde çalışan memnuniyetinin aracılık rolü olup olmadığı araştırılmıştır. Bu amaçla 400 çalışandan yüz yüze görüşme yapılarak anket ile veri toplanmıştır. Araştırma hipotezleri yapısal eşitlik modeli analizi ve process makro analizi ile test edilmiştir. Yapısal eşitlik modeli analizi sonucunda esnek çalışmanın işgören memnuniyetini, işgören performansını ve işveren maliyetini pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca işgören memnuniyetinin işgören performansı üzerindeki anlamlı etkisi doğrulanmıştır. Process makro analizi sonucunda ise esnek çalışmanın işgören performansı üzerindeki etkisinde işgören memnuniyetinin yüksek düzeyde aracılık rolüne sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular göstermektedir ki esnek çalışma ve mesai dışı çalışma icra çalışanlarında memnuniyete neden olmakta bu memnuniyet neticesinde de çalışanların performanslarında artış meydana gelmektedir. Yapılan tez çalışmasıyla esnek çalışmanın Adalet Bakanlığı ile birlikte diğer kamu kurumlarında da uygulanmasının yaygınlaşması beklenmektedir. Kamu hizmetinin devamı ve sürekliliği için maliyetlerin önemli bir ölçüt olduğu göz önünde bulundurulduğunda çağın gerekleri, doğal afet ve pandemi gibi büyük bir kitleyi etkisi altına alan olaylar çalışma hayatının uygulama alanına sınırlamalar getirdiğinden işgörenlerin çalışmalarını sürdürebildiği esnek çalışma modeli ile işgören memnuniyetinin sağlanmasına, işgören performansının artmasına ve işgören maliyetlerinin düşürülmesine önemli katkı sağlaması ile etkin ve verimli bir çalışmaya hayatı açısından yol gösterici olacaktır.
Esnek çalışma uygulamalarının ücret sistemlerinde ortaya çıkardığı sorunların belirlenmesine yönelik bir araştırma
Esnek çalışma uygulamaları, ülkemizde ve dünyada pandemiyle birlikte oldukça yaygın hale gelmiştir. Daha önce iş süreçlerinde esnek çalışmayı hiç kullanmayan işletmeler dahi kısmen veya tamamen esnek çalışma modelinde iş yapmaya başlamışlardır. Esnek çalışma uygulamaları hem işverenler için hem de çalışanlar için yeni bir uygulama olduğundan bazı karmaşık durumlara da sahip olabilmektedir. Özellikle çalışana ödenecek ücret ve ücrete ek ödemeler açısından değerlendirildiğinde ücret sistemlerinin güncellenmesini de gerektiren bir iş modelidir. Bu sebeple esnek çalışma uygulamaları, ücret sistemlerinde birtakım sorunları da ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada esnek çalışma uygulamaları, ücret sistemleri bağlamında incelenmiştir. Esnek çalışma uygulamalarının genel olarak değerlendirilmesi, enek çalışmada yaşanan veya yaşanabilecek sorunların belirlenmesi, bu sorunlara yönelik geliştirilen çözüm yollarının ortaya çıkarılması çalışmanın amaçlarından biridir. Bir diğer amacı ise esnek çalışma yapan işletmelerdeki ücret sistemlerinin incelenmesi, bu kapsamda yaşanan sorunların ve de bu sorunlara yönelik insan kaynakları yöneticilerinin ne tür çözümler ortaya koyduğunun belirlenmesidir. Araştırma kapsamında, hizmet ve imalat sektörlerinde İstanbul' da faaliyet gösteren, kuruluşunu tamamlamış ve üzerinden en az 2 yıl geçmiş ve esnek çalışma uygulayan işletmelerin insan kaynakları yöneticileri ile görüşmeler yapılarak birincil veriler toplanmıştır. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin insan kaynakları yöneticileri ile yapılan görüşmeler çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Bu evrenden kasti örnekleme ile seçilen 17 insan kaynakları yöneticisi ise araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Görüşmelerden elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında işletmelerin çalışanlarla belirsiz süreli iş sözleşmesi imzaladıkları, temel ücret dışında işçilere prim, ikramiye, yol ve yemek ücreti gibi ödemelerin yapıldığı, işletmelerin genellikle tam zamanlı çalışma süresinde işçi çalıştırdıkları, pandemi döneminde uzaktan çalışma ve kısmi zamanlı çalışma yönteminin uygulandığı belirlenmiştir. Esnek çalışma olarak işletmeler genellikle uzaktan çalışma ve hibrit çalışma modelini kullanmış, pandemi döneminde kısa çalışma ve nakdi ücret desteği uygulamalarından da yararlanmışlardır. Vardiyalı çalışma, telafi çalışma, kısmi süreli çalışma da uygulanan diğer esnek çalışma modelleridir. Esnek çalışma uygulayan işletmeler; iletişim, teknik alt yapı sorunları, maliyet artışları, personel kayıpları, iş ve özel yaşamın birbirine karışması gibi sorunlar yaşamıştır. Esnek çalışmadan kaynaklı olarak, zamana dayalı ücret sistemi uygulanan işletmelerde çalışma sürelerinin takip edilememesinden ötürü ücreti belirlemede sorunlar yaşandığı, bu sorunları aşabilmek adına ücretlerde cüzi miktarlarda artışlar gerçekleştirdikleri, ücret ödemelerinde gecikmeler yaşandığı, ücret ödemelerini düzenli yapmaya çalışarak sorunun çözülmeye çalışıldığı, performansa bağlı ücrette ise performans kriterlerinin tam olarak belirlenememesinden dolayı çalışan şikayetlerinin arttığı, sorunu çözmeye yönelik olarak işletmelerin adil bir ücret politikasını uygulamaya çalıştıkları, enflasyondan kaynaklı ücret azalışlarına karşı işletmelerin işçi ücretlerinde periyodik olarak artış yaptıkları belirlenmiştir.
The impact of remote working on Türkiye's energy consumption and greenhouse gas emissions: Learning from the experiences of COVID-19 era
The first Covid-19 case was announced on March 11, 2020 in Türkiye. The transformation of the disease into a global epidemic has radically changed the way of doing business. Remote working emerged as an important alternative to office working. As part of this transformation, Türkiye put in force this practice in certain months of 2020 and 2021, which led to serious decline in energy consumption. The first aim of this study is to find out the contribution of remote working on reducing Türkiye's energy consumption in car fuel (diesel, gasoline, LPG) and electricity in case the country's whole potential is used. The second aim is to reveal the contribution of this decline in energy consumption on reducing Türkiye's greenhouse gas emissions. The third goal is to determine the possible drivers for the permanent implementation of remote working when the outbreak is over. Although it is presumable to expect a fall in car fuel consumption as a result of remote working, this study revealed that it also decreased electricity consumption. According to the results, in a scenario where Türkiye's remote working potential is fully utilized, the country can reduce 1.8 million tons of oil equivalent of it's energy consumption which corresponds to 1.66% of the total energy consumption and 1.4 billion USD dollars with 2019 prices. With a total of 7.73 million tons carbon dioxide equivalent GHG emission mitigation, Türkiye will be able to reduce its transport related emissions by 3.2% and electricity related emissions by 3.79%. Therefore, considering that Türkiye is a net fossil fuel importer country and a party to the Paris Agreement, it is necessary to promote remote and hybrid working as a complementary energy efficiency and climate change policy. While this study aims to reveal the benefits of working remotely in reducing the consumption of refined petroleum products and electricity under normal conditions by making use of the experiences of the pandemic period, it is beneficial to investigate the effect of remote working on energy consumption, including natural gas, during energy crises such as the Russia-Ukraine War in future studies.
Esnek istihdam politikalarının geçici personele etkileri: Elazığ Eğitim Araştırma Hastanesi örneği
Çalışma, ?Esnek İstihdam Politikalarının Geçici Personele Etkileri: Elazığ Eğitim Araştırma Hastanesi Örneği?ni konu alan bir alan araştırmasıdır.Araştırmanın amacı esnek istihdam politikaları çerçevesinde Elazığ Eğitim Araştırma Hastanesinde çalışan geçici pozisyondaki çalışanların toplumsal konumları, sosyo-kültürel ve ekonomik durumlarını, sorunlarını anlamak, tespit etmek ve ortaya koymaktır. Çalışma 486 personel içinden tesadüfî örneklemle seçilmiş 100 denek üzerine odaklanmıştır.Bu çalışmada elde edilen genel veriler ışığında aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırma grubundaki çalışanlar; genç ve orta yaş grubunda yer alan, birçoğu evli, eğitim durumları lise düzeyinde olan, ekonomik bakımdan alt gruplarda yer almaktadırlar. Çalışanlar; yaptıkları işin karşılığını tam olarak alamadıklarını, mesleki doyum ve bütünleşmelerinin yetersiz olduğunu, çalışma şartlarının ağır ve kötü olduğunu düşünmektedirler. Çalıştıkları pozisyonun şartlarının düzelmesi ve ülkenin genel durumu konusunda karamsardırlar. Çalışanlar, işlerini kaybetmelerine sebep olabileceği düşüncesiyle sendikal hareketlere katılıma mesafeli durmaktadırlar. Bununla beraber, boş zamanlarını daha çok aileleriyle geçirmektedirler.Gelecekte geçici çalışanların, sayıca artacakları ve farklı çalışma alanlarına yayılmaları ihtimali düşünüldüğünde, benzer çalışmalara ihtiyaç artacaktır.
Dönüşümcü liderlik ve çalışan performansı ilişkisinde dijital olgunluğun aracı ve esnek çalışmaya olan tutumun düzenleyici rolleri
Pandemiyle birlikte zorunlu olarak esnek çalışma modellerine geçiş yapılması ve pandeminin sona ermesiyle birlikte geleneksel çalışma yöntemine geri dönüş yöneticiler ve çalışanlar arasında çalışma yöntemi ve buna bağlı olarak performansa yönelik düşünce ayrılıklarına sebep oldu. Esnek çalışma yöntemine geçip geçmeme konusunda ikilem ortaya çıkardı. Bundan dolayı araştırmanın amacı; Dönüşümcü liderlik ve çalışan performansı ilişkisinde djital olgunluğun ve esnek çalışmaya olan tutumun rolünü tespit ederek yaşanan bu ikileme bilimsel bir bakış açısı kazandırarak kalıcı olarak esnek çalışma modeline geçmekte tereddüt yaşayan yöneticilere ışık tutarak bilimsel bir yöntem sunmaktır. Öğrenci/araştırmacı kolayda örneklem yöntemi ile seçilmiş, Türkiye'de ticaret odasına kayıtlı ve faaliyet süresinin en az bir döneminde esnek çalışma yöntemleri uygulamış ve/veya uygulamaya devam eden şirketlerde çalışan üst düzey, orta düzey ve onlara bağlı beyaz yaka ekip çalışanların araştırmaya katılmasıyla anket uygulaması gerçekleştirmiştir. 468 kişi, 78 sorudan oluşan 5'li Likert tipi bir ölçekle hazırlanan anketi yanıtlamıştır. Öğrenci/araştırmacı ölçeklerin güvenirliğini güvenilirlik analizi ile, ölçekler arasındaki ilişkiyi Pearson korelasyonu ile test etmiş ve süreç analizi ile aracı ve moderatör rollerini değerlendirmiştir. Araştırma çalışması, veri analizi için bir yapısal eşitlik modeli kullanmıştır. Çalışmada kurulan modele dayalı olarak, öğrenci/araştırmacı basit doğrusal regresyon analizi uygulamıştır. Çalışma, dönüşümcü liderliğin çalışan performansı üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir; dönüşümcü liderlik ile çalışan performansı arasındaki ilişkide dijital olgunluğun aracı rolü olduğu; dönüşümcü liderlik ile çalışan performansı arasındaki ilişkide ise esnek çalışmaya yönelik tutum düzenleyici bir role sahiptir. Bu nedenle dönüşümcü liderlik çalışan performansında etkilidir. Dijital olgunluk, dönüşümcü liderlik ile çalışan performansı arasındaki ilişkiyi kolaylaştırıyor ve esnek çalışma, dönüşümcü liderlik ile çalışan performansı arasındaki ilişkinin gücünü ve yönünü artırıyor.
Küreselleşme sürecinde istihdamın esnekleşmesi ve kısmi süreli istihdam
1980'lerin başında artan rekabet ve teknolojik gelişmeler dünyada sınırları ortadan kaldırmıştır. Küreselleşme olarak ifade edilen bu süreç toplumların yaşamlarında da büyük değişimler yaratmıştır. Çalışmada öncelikli olarak bu değişimler açıklanmış, bunların istihdam piyasalarında ortaya çıkardığı yeni çalışma şekilleri üzerinde durulmuştur. Esnek çalışma olarak isimlendirilen bu çalışma biçimleri arasında özellikle kısmi süreli çalışma bu çalışmanın üzerinde yoğunlaştığı çalışma biçimidir. Tam zamanlı çalışmadan farklı olarak günün belirli saatlerinde veya haftanın belirli günlerinde yapılan çalışma, kısmi süreli çalışma olarak isimlendirilmektedir ve toplam istihdam içerisinde sürekli artış göstermektedir. Bazen işveren bazen de çalışan arzusuyla ortaya çıkan bu çalışma şekli, uluslar arası kuruluşlar tarafından işsizlikle mücadele, dezavantajlı grupların istihdamı ve verimlilik gibi nedenlerle hükümetlere tavsiye edilen politikalardan birisidir. Özellikle kadın istihdamı içerisindeki önemi nedeniyle de sivil toplum örgütleri tarafından desteklenmekte bazen de eleştirilere uğramaktadır.
Türkiye, Almanya ve İsveç'te çalışma süreleri, esnek çalışma, dinlenme süreleri ve tatiller
İş hayatında çalışma ve dinlenme süreleri iş-yaşam dengesinin temellerini oluşturmaktadır. Yapılan bilimsel araştırmalar çalışma/dinlenme süreleri ile çalışan motivasyonu ve yaşam memnuniyeti arasında doğrusal bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada Türkiye, Almanya ve İsveç ülkelerinde çalışma süreleri, fazla çalışma, kısa çalışma, esnek çalışma, dinlenme süreleri ve tatiller araştırılmıştır. Bu ülkelere ait iş kanunları incelenerek ülkeler arasındaki benzerlik ve farklılıklar ele alınmıştır. Ayrıca, bu benzerlik veya farklılıkların çalışma motivasyonu ve yaşam memnuniyeti üzerine etkisi literatür verileri ile desteklenerek iş ortamında daha iyi koşulların sağlanması ile ilgili öneriler sunulmuştur. Çalışma neticesinde, Türkiye'nin son yıllarda güncellenen iş kanunu ile modernleşme yolunda önemli adımlar attığı görülmüştür. Türkiye iş hukuku ile Alman ve İsveç iş hukukları karşılaştırıldığında aralarında çok büyük farklılıklar gözlemlenmediği ancak uygulama ve denetleme açısından aksaklıklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sendikaların güçlendirilmesi, çalışma ortamlarının daha sıkı denetlenmesi ve cezai yaptırımların caydırıcı nitelikte olmasının çalışan memnuniyetini arttıracağı, aynı zamanda işletmelerin verimliliğine olumlu yansımaları ile ülke ekonomisine önemli katkı sağlanacağı değerlendirilmektedir.
Çalışma yaşamında esneklik-uygulamalı bir çalışma
Günümüz koşullarında, küresel ve uluslararası rekabet, çalışma hayatının yeniden şekillenmesini zorunlu hale getirmiştir. Sanayileşmiş dünya ülkelerinin, çalışma hayatı ve çalışanların bu hayata uyumu konusundaki çalışmaları ise; giderek hız kazanmıştır. Dünyada yaşanan küreselleşme, çalışma hayatı dışında sermaye ile hizmet sunumunun serbest hareket etmesine zemin oluşturmuştur. Bu nedenle birçok alanda olduğu gibi çalışma hayatı içinde de esnek sistemler bulunmaktadır. Artan işsizlik ile küreselleşmenin yarattığı istihdam açığı çalışanların sosyal hayatı ve iş hayatı üzerinde de farklılıklar meydana getirmiştir. Bu çalışmada esnek çalışma üzerinde durularak konu bütün boyutları incelenmiş, çalışma hayatında esnek çalışmanın yeri, çalışan ve işveren üzerinde olabilecek etkileri hakkında açıklama yapılmaya çalışılmıştır. Tez çalışması yedi bölümü içermektedir. Birinci bölümde esnekliğin kavramsal boyutu hakkında bilgi verilip ikinci bölümde ise esneklik ile ilgili teorilere yer verilerek ortaya çıkışı konuları üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde esnek çalışmanın çeşitleri üzerinde açıklamalar yapılmıştır. Dördüncü bölümde de yabancı ülkelerdeki esnek çalışma şekillerine değinilmiştir. Beşinci bölümde Türk İş Hukukunda yer alan esneklik düzenlemelerine ve esnek çalışmaya yer verilmiştir. Altıncı bölümde ise Türkiye'de bankacılık üzerine bir araştırma yapılıp araştırmanın sonuçları yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Esneklik, Ücret, Hukuk, İşveren, Çalışma Süreci, Rekabet, İş Hayatı
Esnek çalışmanın kadınların çalışma hayatındaki istihdamına etkisi
Bu çalışmanın amacı ülkemizde esnek çalışmanın kadınların çalışma hayatındaki istihdamına etkisini belirlemektir. Bu doğrultuda bazı bulgulara ulaşmak için esnek çalışmanın kadının çalışma hayatına etkisine ilişkin ölçek ve esnek çalıştırılan kadınların çalışma hayatındaki istihdamına ilişkin ölçek olmak üzere iki ölçek kişisel bilgi formu ile birlikte hazırlanmıştır. İstanbul İli Mecidiyeköy Bölgesinde Bilişim sektöründeki firmalarda çalışanlar arasından seçilen 107 kişiye uygulanan anket sonucunda cinsiyet, medeni durum, en küçük çocuğun yaşı, bu işletmedeki çalışma süresi ve iş hayatındaki iş deneyimi farklılığına bağlı olarak esnek çalışmanın kadının çalışma hayatına etkisinde bir farklılık görülmemektedir, ancak çocuk durumu, yaş, eğitim durumu, pozisyon, aylık gelir, çalışma şekli, çalışma saati esnekliği faydalanma durumu ve haftalık ortalama çalışma saati farklılığına bağlı olarak esnek çalışmanın kadının çalışma hayatına etkisinde bir değişiklik olmaktadır. Cinsiyet, yaş, işletmedeki çalışma süresi, iş hayatındaki iş deneyimi, pozisyon, aylık gelir ve çalışma saati esnekliği faydalanma durumu farklılığına bağlı olarak esnek çalıştırılan kadınların çalışma hayatındaki istihdamına etkisinde bir farklılaşma olmaktadır. Medeni durum, çocuk durumu, en küçük çocuğun yaşı, eğitim durumu, çalışma şekli ve haftalık ortalama çalışma saati farklılığına bağlı olarak esnek çalıştırılan kadınların çalışma hayatındaki istihdamına etkisinde bir değişme olmamaktadır. Esnek çalışma, kadınların çalışma hayatındaki istihdamını etkilemektedir.
Çalışma hayatında esneklik ve çalışan performansı üzerindeki etkisine yönelik deneysel bir araştırma
Bu çalışmada, esnek çalışma yöntemleri uygulayan işletmelerdeki çalışanların esnek çalışma düzenlemelerine yönelik tutumlarının örgütsel sadakatları, iş tatmini, işin esnekliğe uygunluğu, esnek çalışma saatlerine karşı tutumları, motivasyon, işe bağlılık ve işin negatif etkisinin çalışan performansı üzerinde etkisi anket yöntemiyle analiz edilmiştir. Bu doğrultuda farklı sektörlerde faaliyet gösteren ve esnek çalışma saatleri düzenlemesinin mevcut olduğu firma çalışanlara yönelik anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasında toplam 200 çalışana ulaşılmıştır. Araştırma modelini kapsayan esneklik alt faktörleri ve çalışan performansı arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda, iş-yaşam dengesini sağlama konusunda esnek çalışma düzenlemelerinin çalışan performansı üzerinde pozitif etkisi olduğunu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan regresyon analizi sonucunda esnek çalışma saatleri ile çalışanların esnek çalışma düzenlemelerine yönelik olumlu tutumlarının örgütsel sadakat üzerinde doğrudan ve pozitif etkisi olduğu ve çalışan performansını artırdığı görülmüştür.
Kısmi süreli çalışmaya geçiş hakkı
Son yıllarda yaşanan gelişmeler sebebiyle ekonomi alanında birtakım değişiklikler yaşanmış ve böylece esnek çalışma modelleri ortaya çıkmıştır. Kısmi süreli çalışma ise, bu esnek çalışma şekilleri arasında en yaygın olarak kullanılan çalışma şekillerinden biridir. Ülkemizde kısmi süreli çalışma ilk defa 4857 sayılı İş Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu Kanun hükümleri, AB ve ILO kapsamında yer verilen hükümlere paralel olarak hazırlanmıştır.Kısmi süreli çalışma, 4857 sayılı Kanun'un 13. maddesinde, "işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlendiği sözleşme" olarak tanımlamıştır. Ayrıca kısmi süreli çalışanlar ile tam süreli çalışanlar bakımından ayrımı haklı kılan nedenler olmadıkça farklı işlemler gerçekleştirilemeyeceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla, bölünebilen haklar bakımından kısmi süreli çalışanlar, çalışma sürelerine göre faydalanırken; bölünemeyen tüm haklardan tam süreli çalışanlar gibi faydalanırlar.Sözleşme özgürlüğü çerçevesinde taraflar serbestçe kısmi süreli iş sözleşmesi yapabilmektedir. Ancak 6663 sayılı Kanun ile 4857 sayılı Kanun'un 13. maddesine eklenen fıkralar kapsamında işverenlere ebeveynin talebi ile kısmi süreli çalışmaya geçiş hakkı getirilmiştir. Üstelik bu hak hem kadın işçilere, hem de erkek işçilere tanınmıştır.
Çalışanların esnek istihdama yaklaşımları ve Trabzon ili örneği
02. Özet Son dönemlerde teknolojide yaşanan ilerlemeler, buna bağlı olarak oluşan yeni üretim teknikleri, küreselleşme ve uluslararası rekabetin artması çalışma hayatını da etkilemiş ve esnek çalışma modellerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tezimizde çalışanların esnek istihdama yaklaşımlarının tespiti amaçlanmıştır. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde esnek çalışma kavramı, çalışma hayatında esnekliği gerekli kılan nedenler ve esnek çalışma modelleri incelenirken ikinci bölümde esnek çalışmanın çalışanlar üzerindeki etkilerinin neler olduğu kavramsal olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise ikinci bölümde kavramsal olarak incelenen bu etkilerin Trabzon ili baz alınarak yapılan alan araştırması ile uygulamak olarak tespiti yapılarak çalışma tamamlanmıştır. Alan araştırmasında anket yöntemi kullanılmıştır. Sonrasında yapılan istatistiksel testler ile, çalışanların esnek istihdama yaklaşımları tespit edilmeye çalışılmıştır. Alan araştırması sonucunda, katılımcıların %77' sinin esnek çalışmayı olumlu bir çalışma biçimi olarak değerlendirdiği görülmektedir. Buna rağmen katılımcıların sadece %47'si esnek çalışma karşılığında elde ettikleri ücreti yeterli bulmaktadır. Ayrıca katılımcılar esnek çalışmanın en önemli avantajı olarak "zamanı dilediği gibi kullanma olanağı sağlaması" seçeneğini belirtmişlerdir. Yine katılımcılara göre, esnek istihdamın en önemli dezavantajı ise "ücretin az olması"dır. VII
Türkiye'de değiştirilen çalışma yaşamı: Ulusal istihdam stratejisi
Ulusal İstihdam Stratejisi, Türkiye'deki çalışma yaşamında köklü değişiklikler meydana getirmeyi amaçlayan ve uluslararası kuruluşlar ile sermayenin talepleri doğrultusunda hazırlanan kapsamlı bir pakettir. Paket, çalışanların en önemli güvencelerinden kıdem tazminatından, çalışma saatlerine, sosyal güvenlik haklarından, kadının işgücüne katılımına varana kadar pek çok değişikliği içeren bir yapıya sahiptir. Çalışmada, Düzenleme Kuramı kullanılarak, 2000'li yılların sonundan itibaren çalışma yaşamında yapılan değişiklikler ve bu değişikliklerin hangi yöntemlerle hazırlandığı, neleri etkileyeceği incelenmeye çalışılmıştır. Kurama göre, devlet artık tek başına, her şeyi yöneten aktör değil, içinde barındırdığı toplumsal katmanlarla bir bütündür. Devlet, sermaye ve ücretli kesim gibi sınıflandırılan bu katmanlar arasında bahsedilen istikrarın sürmesinin en önemli yöntemi, sistemde sorun çıkarması olası kısımların dağıtılarak yeniden yapılandırılmasıdır. Bu bağlamda Türkiye'nin de Post-Fordist dönemde ekonomik istikrarını devam ettirmek için seçtiği yöntem Ulusal İstihdam Stratejisi başlığı altındaki geçici işçilik, esnek çalışma ve kıdem tazminatı konusunda yapılan ve yapılması planlanan değişikliklerdir. Sonuç olarak, bu çalışmada küreselleşme kavramının ortaya çıkışından başlanarak, ekonomik küreselleşme ve Düzenleme Kuramı'nın tanımı yapılmış ve farklı birikim modelleri tarihsel karşılaştırmalarla kuramsal olarak analiz edilmiştir. Sistemin genelinde ortaya çıkan değişiklik ve Türkiye'nin bu süreçte nerede durduğu tartışıldıktan sonra ise kuram yardımıyla Türkiye'deki çalışma yaşamının değişimleri ele alınmıştır. Elde edilen bilgiler ışığında Ulusal İstihdam Stratejisi'nin, sistemdeki ülkelerin yaptığı değişikliklerin Türkiye versiyonu olduğu tespit edilmiş, düzenlemenin gelişmiş ülkeler tarafından oluşturulmuş yapılar aracılığıyla Türkiye'ye tavsiye edildiği ve sermaye kesiminin de çıkarları gereği bu değişiklikleri savunduğu tespit edilmiştir. Neoliberal yaklaşımların iddialarının aksine, yapılan değişikliklerin ücretli kesimin yaşamında olumsuz yönde büyük değişiklikler yaratacağı ve güvencesiz, düşük ücretli köleleşmiş bir sınıfın ortaya çıkacağı sonucuna varılmıştır.
Esnek çalışma saatlerinin kadın çalışanların sosyal rolleri ve çalışma performansı üzerine etkileri: Akdeniz Üniversitesinde bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı esnek çalışma sistemlerinin çalışan kadınların sosyal rolünü nasıl etkilediği ve performansına nasıl yansıdığını ortaya koymaktır. Çalışma hayatında esnekliği ortaya çıkaran nedenler ve kadın çalışanları esnek çalışmaya yönelten faktörlerin belirlenmesi, bu tercih sonrasında çalışanların ve örgütlerin elde ettikleri sonuçlar sorgulanmaktadır. Bu bağlamda araştırma kapsamında esnek çalışmanın iş-aile dengesi, örgütsel bağlılık, iş tatmini ve sonuç olarak çalışanların performansına etkisi ile ilgili alan yazını incelenmiştir.Bu anlamda araştırmanın örneklem alanı için hem mesai saatine uyma zorunluluğu olan idari personeli hem de yasal olarak olmasa da geleneksel olarak daha esnek mesai saatleri ile çalışan akademik personeli bir arada istihdam eden üniversite yapısı tercih edilmiş ve ulaşılabilirlik açısından da Akdeniz Üniversitesi çatısı altındaki birimler ele alınmıştır.Gerçekleştirilen çalışmada hazırlanan soru formu Antalya ilinde kurulu 1.656 akademik ve idari kadın çalışanı olan (Şubat 2010) Akdeniz Üniversitesinin çeşitli birimlerinde uygulanmıştır. Kullanılan soru formu 3 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, esnek çalışma saatlerine karşı tutum, esnek çalışma saatlerinin örgütsel bağlılık ve iş tatmini üzerindeki etkileri, iş-aile çatışması ve yaşam tatmini sorgulanmaktadır. İkinci bölümde algılanan iş performansını tespit edilmesine yönelik sorular bulunmaktadır. Son bölümde ise demografik sorular yer almaktadır.Çalışmada toplanan verilerden elde edilen bulgulara göre akademik bayan personel için esnek çalışma ile performans arasında doğrudan bir ilişki ortaya çıkmasa da işin esnekliğe uygunluğu artıkça örgütsel bağlılık ve iş tatmini artmakta, örgütsel bağlılık ve iş tatmini de performansı artırmaktadır. İdari personelin performans değerleri ile iş tatmini, işin esnekliğe uygunluğu, örgütsel bağlılık, yaşam tatmini, işin yaşam kalitesine etkisi, iş-aile çatışması ve işten ayrılma niyeti arasında herhangi bir ilişki saptanmamıştır. Tüm bu bilgiler ışığında akademik personele sunulan esnek çalışma saatlerinin örgütsel bağlılığı ve iş tatminini artırarak performansı olumlu yönde etkilediğini ileri sürmek mümkündür. Yapılan analizler göstermektedir ki, esnek saatler dışındaki iş tatmini, örgütsel bağlılık, yaşam tatmini, işin yaşam kalitesine etkisi, iş-aile çatışması ve işten ayrılma niyeti de idari kadın personelin performansını etkilememiştir. İdari kadın personelin performansı bu araştırma kapsamında yer almayan başka faktörlerden etkilenmektedir.Çalışmanın temel sınırlılığı örneklem alanının sadece Akdeniz Üniversitesi birimlerinden oluşmasıdır. Üniversitelerde esnek çalışma uygulamasının kadın çalışanların sosyal rolü ve çalışma performansı üzerine etkileri ile ilgili Türkiye'yi temsil edebilecek daha geniş çaplı yapılmış görgül araştırmalara ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır.
Örgütlerde iş yaşam dengesi ve esnek çalışma sistemleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Afyonkarahisar'da bir araştırma
Teknolojik gelişmeler, küresel iş modelleri, değişen pazar koşulları ve rekabetin artan baskısı, örgütlerin mevcut sistemler ile varlıklarını sürdürmelerini neredeyse olanaksız hale getirmiştir. Bu nedenle örgütler daha düşük maliyetle, yüksek performans sağlayabilecekleri yenilikçi ve rekabetçi iş düzenlemelerine yönelmek zorunda kalmışlardır. Yoğun rekabet ve teknolojik değişimin baskısı, örgütler kadar, örgütlerde çeşitli göreve ve sorumlulukları yerine getiren çalışanlar üzerinde de etkili olmaktadır. İnsanlar bir yandan teknolojideki değişimin gerektirdiği yeni yetenek ve becerileri geliştirmeye çalışırken, diğer yandan yaşamının iş ve mesleki uğraşlar dışında kalan kısmında anlamlı ve tatmin edici biçimde sürdürmek için çaba göstermektedirler. İnsanların yoğun iş ve görevleri ile iş dışındaki kişisel yaşamları arasında sürekli bir çatışmanın varlığını hissetmeleri, iş yaşam dengesinin yeterince sağlanamadığını göstermektedir. Öte yandan, iş dışı yaşamdan elde edilen motivasyon, sosyal destek, sevgi ve ait olma duygusu gibi olumlu psiko-sosyal koşullar, bireylerin çalıştıkları örgüte olan bağlılıklarını ve performanslarını olumlu biçimde etkileyebilmektedir.Bu nedenle, örgütlerde iş yaşam dengesini oluşturabilecek koşulları hazırlamak ve bu dengenin sürekliliğini sağlayabilecek politikalar belirlemek, çağdaş örgütlerin en önemli sorumlulukları arasında yer almaktadır. Teknolojik gelişmelerin yanı sıra, bilgi teknolojilerinin örgütlerdeki tüm fonksiyon ve iş süreçlerinde yaygın bir şekilde kullanılabilir hale gelmesi, artık tam zamanlı iş gücü istihdamı yerine iş gücünün esnek zamanlı biçimde kullanılmasını olanaklı hale getirmiştir. Böylece, örgütler gelişmiş bilgi teknolojilerinin katkısı ile neredeyse tüm fonksiyonlarını dijital bir platformda yerine getirmektedir. Üretimde ise endüstri 4.0, devrimi, artık örgütlerde üretim ve destek faaliyetler için geleneksel insan emeğinin varlığını bütünüyle ortadan kaldırmaya hazırlanmaktadır. Böylece gelişmiş çok yönlü yetenek ve becerilere sahip az sayıda iş gücünün, dar olarak tanımlanmış ve tam zamanlı istihdamı gerektiren görevler yerine, esnek zamanlı, geniş olarak tanımlanmış ve güçlendirilmiş görevlere tayin edilmeleri söz konusudur. Çalışma yaşamında devrim niteliğindeki bu dönüşüm, aynı zamanda çalışanların iş yaşam dengesini sağlamaları için yeni bazı fırsatları da beraberinde getirmektedir. Böylece örgütler sanallaşırken, çalışanlar fiziksel uzaklık, zaman ve mekan sınırlaması olmaksızın, görev ve sorumluluklarını yerine getirebileceklerdir. Esnek çalışma sistemleri adı verilen bu tür uygulamalar, çalışanların hem iş hem de, iş dışı yaşamı etkin bir biçimde kontrol edebilme ve dengeleyebilme olanağını da sunmaktadır. Bu çalışma örgütlerde iş yaşam dengesinin, esnek çalışma sistemleri ile sağlanabileceği varsayımından hareket ile iş yaşam dengesi ve esnek çalışma sistemleri arasındaki ilişkiyi araştırmıştır. Araştırma sonuçları, iş yaşam dengesi ve esnek çalışma sistemleri arasında pozitif yönlü anlamı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Böylece, araştırmanın gerçekleştirildiği örneklem sınırları içinde, esnek çalışma sistemlerinin, çalışanların iş yaşam dengesinin sağlanmasında ve sürdürülebilmesinde olumlu etkilerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Esnek çalışmanın psikolojik sözleşmeye etkisi
Esneklik, rekabetin arttığı ve çevresel değişimlerin hız kazandığı bir ortamda hayatta kalabilmenin en önemli yollarından birisidir. Çevresel değişimlere cevap verebilmenin yolu teknolojiden üretime, stratejiden örgüt yapısına kadar her alanda esnek olmayı gerektirmektedir. İş görenler ve örgütler üzerinde etkileri olan esnek çalışmanın etkilediği alanlardan biriside psikolojik sözleşmedir. İş görenler ve örgütler üzerinde etkileri olan esnek çalışma örgütler için kontrol gibi önemli bir sorunu da beraberinde getirmektedir. Esnek çalışma türlerinde psikolojik sözleşmenin farklılaşacağı ve iş görenin örgüte olan taahhütlerini yerine getirmesinde kontrolün etkili olacağı düşünülmektedir. Bu nedenle araştırmada esnek çalışmada psikolojik sözleşmenin durumu ve esnek çalışmada kontrolün psikolojik sözleşme üzerindeki etkisi incelenmiş, kontrolün psikolojik sözleşme üzerinde etkili olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bir esneklik biçimi olarak uzaktan çalışmanın refah bağlamında değerlendirilmesi
Araştırmanın nihai amacı esnek çalışmanın çalışma refahı ile ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırmada, esnek çalışmanın ve çalışan refahının kavramsal çerçevesi, tarihsel gelişimi, esnek çalışma ve çalışma refahını etkileyen faktörler ve iş yaşamındaki anlamı ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Esnek çalışma ve çalışma refahı ilişkisi bilgi iletişim teknolojilerini sıklıkla kullanan ve esnek çalışma uygulamalarına ulaşmada avantaj sağlayabilecek bilgi çalışanları bağlamında incelenmiştir. Ayrıca esnek çalışmaya ve çalışan refahına dair beklentiler açıklanmıştır. Bu araştırma hem esnek çalışmanın hem de refah anlayışının kavramsal çerçevesini detaylı şekilde ele aldığından literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırma esnek çalışmaya dair beklentileri ülkeler ve sektörler açısından derlemiştir ve ayrıca esnek çalışmanın yaygınlaşma dinamiklerini grafiklerle ayrıntılı ve anlaşılır şekilde sunmaya çalışmıştır. Ek olarak bu araştırmada esnek çalışmayı etkileyecek birden fazla unsura (psikolojik, sosyolojik, teknolojik) yer verilmiştir. Ele alınan konu bütüncül şekliyle değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma yapılırken konu ile ilgili görgül araştırmaların bulguları derlenmeye ve betimlenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda araştırmada kullanılan yöntem literatür taramasıdır. Araştırma sonuçları çalışan refahı ve uzaktan çalışma arasında ilişkiye dair kesin ve geçerli sonuçlara ulaşamamıştır. Çünkü araştırma konusuyla ilgili literatürde eksiklikler hala mevcuttur ve esnek çalışmayı da çalışma refahını aynı anda etkileyen birden fazla faktör olması, bu faktörlerin yaş, cinsiyet, sektör, ülke, teknolojik gelişmişlik gibi başka değişkenlerden etkilenmesi kesin ve geçerli sonuçlara gidilmesini engellemektedir.
Türk iş hukukunda evde çalışma
İşçinin iş görme borcunun işverenin ana işyeri dışında, işçinin evinde ya da belirleyeceği başka bir yerde ifa edilmesi olan evde çalışma ile ilgili 4857 sayılı İş Kanunu'nda doğrudan bir düzenleme bulunmamaktadır. Evde çalışma Türk Borçlar Kanunu'nda Evde Hizmet Sözleşmesi başlığı altında düzenlenmiştir. Tezin konusu olarak evde çalışma, evde bağımsız yapılan çalışmaları değil, bir işverene bağımlı şekilde ücret karşılığında yapılan çalışmaları kapsamaktadır. ILO'nun 177 sayılı Evde Çalışma Hakkında Sözleşme ve 184 sayılı Evde Çalışma Hakkında Tavsiye Kararı'nda madde 1/a'ya göre, evde çalışma; evde çalışan olarak adlandırılabilecek, ulusal mevzuat ve mahkeme kararlarınca bağımsız çalışma için gerekli olan özerklik ve ekonomik bağımsızlığa sahip olmayan kişi tarafından, kendi evinde yahut ana işyeri dışında olmak şartıyla kendisi tarafından seçilen diğer yerlerde, ücret karşılığında, malzeme, ekipman ve diğer giderlerin, kendisi, işveren veya aracı durumdaki kişi tarafından sağlanmasına bakılmadan, işveren tarafından belirlenmiş mal veya hizmetin üretimi amacıyla çalışmadır. Türk İş Hukukunda esnek çalışma uygulamalarına yer verilmiş olsa da genel olarak klasik iş ilişkisine yönelik düzenlemeler bulunmaktadır. Evde çalışma ile ilgili doğrudan düzenleme olmadığından bu tezde, klasik iş ilişkisine yönelik düzenlemeler içinde evde çalışma uygulamasında zorluk oluşturan durumlar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Evde çalışma modeli ile ilgili literatür taraması sonucunda iş hukuku içinde öneriler ortaya konulmaya çalışılmıştır