Kanunlar

Bu konu başlığı altında 148 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vergi yargısında istinaf kanun yolu incelemesi

Kamusal kaynakların en önemli kalemlerinden olan vergilerin toplanması, konulması ve vergilendirmeye ilişkin yapılan her türlü işlem toplumsal hayatta her anlamda bir etki doğurmaktadır. Bu nedenler vergiye ilişkin oluşumlarda yapılacak değişikliklere toplumlar hassasiyet geliştirmişlerdir. Vergiye ilişkin oluşumlarda olduğu gibi adalet sisteminde yapılan değişiklikler de toplumda hızlı ve etkin şekilde olumlu veya olumsuz tepki doğurmaktadır. Bu çalışma da yargı sisteminde yapılan önemli değişikliklerden birinin vergi yargısı üzerine etkileri ve benzeri uygulamaların farklı ülkelerde ve yargı kollarında görünümleri incelenmiştir. Tüm bu inceleme ile hedeflenen yapılan yargısal değişikliğin kısa zaman içerisinde istenilen sonuca ulaşılamasa bile beklenen faydayı sağlayıp sağlamadığının belirlenmesine ilişkindir.

KanunlarMali hukukVergi Hukuku+4
Özlem Kıran
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emek gücünün metalaşması sürecinde İngiliz yoksul yasaları

Bu çalışma, yoksulluk politikaları açısından önemli bir gelişme olan İngiliz Yoksul Yasalarını, emek gücünün metalaşması bağlamında ele almıştır. Bu doğrultuda öncelikle metalaşma süreçleri açıklanmış; meta, pre-kapitalist ve kapitalist meta üretimi ve metanın değeri incelenmiştir. Sonrasında emek gücünün özgül bir meta olarak ortaya çıkışı anlatılmıştır. Bunla ilgili olarak emek gücünün feodal bağlardan kopuşu ve mülksüzleştirme süreçleri aktarılmıştır. Anılan süreçlerde hukukun ve spesifik olarak iş sözleşmesinin nasıl bir rol üstlendiğinden bahsedilmiştir. Devamında yoksul yasalarının içinden çıktığı tarihsel süreç anlatılmıştır. 1834 yılından önceki kanunlar Eski Yoksul Yasaları altında, sonrasındaki kanunlar ise Yeni Yoksul Yasaları altında incelenmiştir. 1662 tarihli Yerleşim Yasası, 1782 tarihli Gilbert Yasası ve Speenhamland olarak adlandırılan sistem de Eski Yoksul Yasaları kapsamında değerlendirilmiştir. Eski yoksul yasaları döneminde sosyal politikaya hakim olan paternalist anlayış açıklanmıştır. Takip eden bölümde paternalizmden piyasacılığa geçişin kapitalist ilişkilerin derinleşmesiyle bağlantısı ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışma, yoksul yasalarının metalaşma ve emek gücünün metalaşması süreçleriyle ilişkisinin anlatıldığı bölümle sonlandırılmıştır. 1834 tarihli Yeni Yoksul Yasasının, işçi sınıfının sermayeye bağımlı hale getirilmesinde oynadığı rolden bahsedilmiştir. Yoksul yasalarıyla birlikte emek gücü metasının istenilen ölçeklerde piyasada hazır bulundurulmasının koşullarının yaratıldığı ileri sürülmüştür

KanunlarMetalaşmaYoksulluk+2
Emre Öztürk
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effects of the rehabilitation centers on the children in conflict with the law in Burundi: Case study of the Rumonge Rehabilitation Center

The phenomenon of children in conflict with the law is a problem that has affected the justice systems of different countries in the world for centuries. This confusing phenomenon has not spared African countries in general and the Republic of Burundi in particular. Indeed, the management of children in conflict with the law has become a complex problem in Burundi for several decades because Burundi has not included the juvenile justice system in its justice system, children accused of crimes punishable by the law were housed in adult prisons. It was not until April 2015 that Burundi opened its first-ever rehabilitation center for children in contact with the justice system as part of a community reintegration mission for children who infringe the law. The primary objective of this study was to evaluate the social policy of rehabilitation centers for children in conflict with the law in Burundi in the perspective of child rights. A qualitative research design was adopted which included the usage of semi - structured interview guide form with a total of 18 participants, 15 children in conflict with the law and 3 staff members of the Rumonge rehabilitation center for child offenders. The analysıs of these participants findings was carried out with Maxqda 2018 software using thematic coding and data analysis. This study supplies hopeful results to this topic as the policy of rehabilitating children in conflict with the law in Burundi is still a recent experience. The results from the analysis are satisfactory from the point of view of respect for the rights of the child, since the implementation of community reintegration of child offenders through reeducation centers, Burundi children in contact with the justice benefit from moral education, vocational training, and psycho-social treatment. Key Words: Child Offenders, Rehabilitation, Child Rights, Child Welfare.

BurundiLawsLaws conflict+5
Ramadhan Shabanı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk Ticaret Kanunu ve vergi kanunları açısından şirketlerde kısmi bölünme ve bir uygulama

Ekonomik şartların günden güne değişmesi, şirketlerin farklı alanlarda uzmanlaşma isteği, giderek büyüyen işletmelerin yönetim kontrol mekanizmasının zorlaşması, şirket hissedarlarının talebi, vergisel avantajlar gibi sebeplerle şirketler yeniden yapılanma modellerini tercih edebilmektedir.Çalışmamızda yeniden yapılanma modellerinden bölünme işlemini vergisel ve hukuksal avantajları, işleyiş süreci, uygulanma şekli açısından detaylıca açıklamaya çalıştık. Tez giriş bölümü ile birlikte 4 bölümden oluşmaktadır. İkinci bölümde bölünme ile ilgili kavramlar, bölünme nedenleri, bölünme türleri ve Vergi Kanunları açısından bölünme türleri açıklanmaya çalışılmıştır.Tezin üçüncü bölümünde, bölünme işlemleri Türk Ticaret Kanunu açısından detaylıca incelenmiş ve hukuksal çerçevede açıklanmıştır.Tezin son bölümü olan uygulama bölümünde ise Kısmi Bölünme işlemine dair uygulama gerçekleştirilmiştir. Bu bölümde Türk Ticaret Kanunu ve Diğer Vergi Kanunları açısından Kısmi Bölünme işleminin uygulaması ele alınmıştır. Şirket yönetimi ve YMM tarafından hazırlanan belgeler, raporlar ve evraklar tezin ''Ekler'' kısmında yer verilmiştir.

BölünmeKanunlarTürk Ticaret Kanunu+4
Mehmet Güngör
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna göre ayıplı malda ve ayıplı hizmette tüketicinin hukuki durumu

Tezin amacı, konuyu 28 Mayıs 2014 tarihinde yürülüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ve bunun gölgesinde 8 Eylül 1995 tarihinde yürürlüğe giren 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, devamında 2003 yılında yürürlüğe giren 4822 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunla değiştirilen 4077 sayılı Kanun ile 4 Şubat 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa göre satıcı ve sağlayıcının ayıplı mal ve ayıplı hizmetler karşısında hangi hallerde sorumluluklarının doğacağı bunun karşısında da tüketiciye tanınan seçimlik haklar incelenerek gerektiğinde bilimsel önerilerde bulunmaktır. Tez giriş, dört ana kısım ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte tüketicinin korunması hakkında genel bilgiler verilerek tüketicilerin korunmasında ne gibi olumlu ve olumsuz gelişmeler yaşandığı hususunda bilgi verilmiştir. Sonrasında genel olarak ayıplı mal ve ayıplı hizmetler kavramlarına değinilerek, ayıplı mal ve ayıplı hizmetlerin uygulama alanı ve türleri konusunda incelemelerde bulunulmuştur. Bir sonrasında ayıplı mal ve ayıplı hizmetler karşısında satıcı ve sağlayıcının sorumlu tutulabilmesi için hangi koşulların gerektiğine vurgu yapılmıştır. Bunun yanında satıcı, üretici ve ithalatçıların satılan mallar karşısında tüketicilere servis sunma zorunluluğundan söz edilip, yapılan reklamlar karşısında bu kişilerin hangi hallerde sorumlu olup olmayacakları düzenlenmiştir. Bunun bir sonraki aşamasında ayıplı mal ve ayıplı hizmetler karşısında tüketicinin sahip olduğu haklardan söz edilmiştir. Ayrıca bu durumlarda sorumlu tutulabilecek kişilerin kimler olduğu, dava zamanaşımı ve ispat yükünün kimlerin üzerinde olduğu konusunda bilgi verilmeye çalışılmıştır. Son aşamada da ayıplı ifanın benzer ifa ihlalleri ile karşılaştırılması yapılmıştır. Burada ayıplı ifanın yanlış ifa ile olan benzer ve farklılıklarına parça ve çeşit satımlarına göre ayrım yapılarak incelenmiş, ardından ayıplı ifanın eksik ifa ile aralarındaki ilişki hususunda değerlendirilmelerde bulunulmuştur. Tezin sonuç kısmında ise, tüketicinin korunabilmesi açısından 25.07.1985 tarihinde çıkartılan AB Direktifiyle birlikte Türk Hukukunda tüketicileri etkileyen sorunlar üzerinde durulmuştur.

Ayıplı malHukuki sorumlulukHukuksal korunma+5
Jasin Sagiri
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mahalli idarelerde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve yerinden yönetim

Günlük hayatımızda büyük önem ifade eden alım, satım, yapım, hizmet, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri yönünden yerel yönetimlerde diğer kamu kurum ve kuruluşları gibi, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve bu kanunlara göre çıkarılmış bulunan yönetmelikler hükümlerine tabi kılınmışlardır. Türkiye'de ihale sistemini düzenleyen 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu 01.01.1984 tarihinden bu yana uygulanmakta olup, günümüzde yaşanan küresel ve teknik gelişmeler açısından belli bir ölçüde yetersiz kaldığı, değişen ve gelişen ihtiyaçlara cevap vermediği, uygulamada ortaya çıkan aksaklıkları gidermede yetersiz kaldığı, bütün kamu kurumlarını kapsamadığı ve AB ile bütünleşme çabaları, Kamu İhale uygulamalarını yönlendirerek denetimini gerçekleştirecek bağımsız bir kuruma ihtiyaç duyulması, yeni bir ihale kanununun ortaya konulmasına zemin hazırlamış ve bu doğrultuda 4734 sayılı Kamu ihale Kanunu hazırlanarak 01.01.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Çıkarılan bu yeni ihale kanunuyla, ihtiyaçların zamanında, kaliteli ve en uygun fiyatla karşılanmasıyla kamu yararı hedeflenmektedir. Rekabet unsuruyla daha uygun fiyatla daha kaliteli alım yapmak, saydamlık kavramıyla da rüşvet, hile v.b. istismarların önlenmesi sağlanacaktır.

KaliteKamu HukukuKamu İhale Kanunu+5
Emel Özcan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evlilik birliği ilişkisi sürecinde aile içi şiddetin rolüne ilişkin kavramsal bir çalışma

Bu araştırmanın genel amacı, eşler arasındaki aile içi şiddet ve evlilik birliğine etkilerinin değerlendirilmesine ilişkin kadınların görüşlerini belirle-mektir.Araştırmanın verileri, nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, görüşme yapılan kadınlar evlilikleri sırasında eşlerinden çeşitli biçimlerde şiddete uğradıklarını belirtmişlerdir. Evlilik sırasında kadının küçük görülmesi, hizmetçi gibi davranılması, başkalarının önünde hakarete maruz bırakılması, farklı düşünmesine izin verilmemesi, parasız bırakılması, duygularına saygı gösterilmemesi, mallarının elinden alınması ya da zarara uğratılması sıklıkla belirtilen diğer sorunlardır. Anahtar Kelimeler: Boşanma, Aile İçi Şiddet/ Ev İçi Şiddet, Evlilik Birliği

Aile birleşmesiAile içi şiddetAile yapısı+5
Serkan Koç
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoktoraAçık ErişimTR

Farklı branşlarda spor yapan sporcuların saldırganlık, öfke düzeylerinin fairplay davranışları üzerine etkisi, sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi kanununa yaklaşımlarının incelenmesi

Farklı branşlar'da spor yapan sporcuların saldırganlık ve öfke düzeylerinin fairplay davranışları üzerine etkisi ve sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi kanununa yaklaşımlarının incelendiği çalışmanın örneklem grubunu tesadüfü yöntemle seçilmiş ve spor yaşantıları aktif olarak devam etmekte olup Kayseri de yaşayan 504 gönüllü sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak; Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği, Çok Boyutlu Sportmenlik Yönelimi Ölçeği ve araştırmacı tarafından 6222 sayılı Kanun hakkında hazırlanan form ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; sporcuların saldırganlık ve öfke puanları değerlendirildiğinde yaş, sigara kullanma, alkol kullanma, meslek, spor branşı'na göre saldırganlık alt boyutunda anlamlı fark tespit edilmiştir. Aynı zamanda yaş, cinsiyet, gelir seviyesi ile öfke alt boyutu arasında anlamlı fark belirlenmiştir. Sporcuların çok boyutlu sportmenlik yönelimi puanları incelendiğinde cinsiyet, yaş, spor branşına göre sosyal normlara uyum alt boyutu ile anlamlı fark tespit edilmiştir. Ayrıca cinsiyet ve spor branşı ile kurallara ve yönetime saygı alt boyutu arasın anlamlı fark tespit edilmiştir. Bir diğer alt boyut olan rakibe saygı alt boyutu ile cinsiyet ve alkol kullanımı arasında anlamlı fark tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra sporcuların saldırganlık ve öfke düzeyleri ile sportmenlik yönelimleri arasında negatif ve yüksek düzeyde ilişki tespit edilmiştir. Yani sporcuların saldırganlık ve öfke düzeyleri arttıkça sportmenlik yönelimlerinin azaldığını söyleyebiliriz. Araştırma bulguları incelendiğinde, sigara kullanma durumu ve spor branşı'na göre sporcular spor sahalarındaki şiddet ve düzensizliğin verilen cezalarla önlenebileceğini belirtmişlerdir. Aynı zamanda yaş, eğitim seviyesi, meslek, sigara kullanma ve alkol kullanma durumuna göre sporcular 6222 sayılı kanunun uygulanmasıyla sporda şiddet olaylarında azalma meydana geldiğini belirtmişlerdir. Sporcular yaş ve alkol kullanma durumu değişkenine göre en fazla şiddet olayları ile gündeme gelen spor branşı'nın futbol olduğu saptanmıştır. E bilet uygulaması sigara kullanma durumu, alkol kullanma durumu değişkenlerine göre değerlendirildiğinde bu uygulamanın şiddeti önleyici bir etken olarak belirtmişlerdir. Sporcular yaş değişkenine göre şiddeti önlemek için eğitim, seminer ve panel verilmesinin gerekli olduğunu belirtmişlerdir.

Fair playKanunlarSaldırganlık+5
Keziban Yoka
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of foreign nationals on state policy: Refugees and asylum seekers, European Court of Human Rights case law and Turkish Asylum Law

This thesis addresses the question of how an individual who is foreign and in a vulnerable position can affect state policy. Considering recent developments as preparation of a draft asylum law and increasing European Court of Human Rights judgments in refugees? cases against Turkey, this question attracts attention in context of Turkey. In line with this question, the aim of this thesis is to understand how an individual refugee, who is part of the most vulnerable group in the society in economic, political or social terms, can have impact on Turkish state asylum policy.This thesis is based on the central argument that ECtHR judgments have been effective in shaping the draft asylum law of Turkey. Since ECtHR procedures proceed through individual petition, the thesis also argues that even an individual refugee can have influence on state policy even if this effect is mediated by other actors. At this point, involvement of third parties into relation between individual refugee and state is of utmost significance. Moreover, ECtHR?s inclusion of individuals by virtue of right to individual petition is crucial as well. However, refugees? lack of action capacity restrains them from exploiting those legal opportunities. From this perspective; NGOs, activists, and lawyers come to front as mediators not only between state and individual but also between ECtHR and applicant refugee.Focus on ECtHR judgments as significant effects on draft asylum law brings about questioning refugees? access to the Court. Therefore, this thesis analyzes both the content of the draft law in comparison with judgments of the Court and the actual application process. Accordingly, major contribution of the thesis is analysis of Court judgments? effect on domestic legislation from the lenses of individual level of analysis. In other words, ECtHR judgments? effect is analyzed as a mediated effect of individual on state outcome.

European Court Human RightsState policiesLaws+7
Gökçen Yılmaz
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kaçar tarih yazıcılığında hanedanın meşruiyeti

Safevi Devleti'nin yıkılışı ile birlikte Kaçarlar İran'ın iktidara talip güç unsurlarından biri oldular. Rakipleri Afşarlar ile Zendleri bertaraf edip İran saltanatını ele geçirmeleri 1796 yılını buldu. Meşrutiyet Devrimi'nin sarstığı Kaçar hanedanı Birinci Dünya Savaşı'nı takip eden istikrarsızlık sırasında, 1925'te Meclis kararıyla son buldu. Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmada Kaçar idaresinin tarih yazıcılığı vasıtasıyla ortaya koyduğu meşruiyet anlayışı incelenmiştir. Kaçar vekayinamelerinde hanedana idari, dinî ve tarihî meşruiyet kazandırmaya yönelik anlatılara yer verilmiştir. İdari meşruiyetin inşası amacıyla hükümdarlar ile veliahtlarının saltanatın hak sahipleri oldukları açıklanmış, devletin hanedana aidiyetinin nedenleri, ülkenin tarihî topraklarına niçin hâkim olunması gerektiği ve iktidarın mutlak oluşunun lüzumu üzerinde durulmuştur. Dinî meşruiyetin inşasında Şii fıkhıyla doğrudan çelişilmeyerek hükümdarların ve devletin İslamiyet'i ve Şiiliği temsil ettikleri ileri sürülmüştür. Kullanılan hukukî kavramlarla Kaçar yönetim anlayışının hukuka yaklaşımı ortaya konmuştur. Bu sayede kanuna dayalı bir idarenin kurulamayışının düşünsel nedeni anlaşılmaktadır. Tarihî meşruiyetin teminine yönelik, hanedanın kökeni ve geçmiş devirlerin hanedanlarıyla bağları hakkında iddialarda bulunulmuştur. Bu iddialar Türklerin ve İran'ın İslam öncesi tarihleri ile İslam'dan sonra İran'ı yöneten hanedanların bir arada değerlendirildiğini göstermektedir. Halkın memnuniyetini kazanmayı başaramayan Kaçar idaresinin inşasına çabaladığı meşruiyet anlayışı, muhaliflerinin fikriyatına yenik düşmüştür. Şii fıkhının siyasi kuramı Kaçar tarihi boyunca hanedanın dinî zeminini aşındırmıştır. Kanuna dayalı muntazam bir idare kuramayan mutlak saltanatın yerini meşruti saltanat almış, nihayet Kaçar hanedanı iktidarı kaybetmiştir. Kaçar hanedanı ıslahatın başarılamayışının ve ülkenin içinde bulunduğu zaafın müsebbibi olarak addedilmiştir. Islahat talep eden aydınların faaliyetleri neticesinde İran'ın İslam öncesi tarihini merkeze alarak Türk unsurunu dışlayan bir tarih ve kimlik anlayışı gelişmiştir.

DevletDevlet idaresiDin+6
Mümin Semercioğlu
Mimar Sinan Fine Arts University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6360 sayılı Büyükşehir Yasası'nın muhtarlıklar üzerine sosyo-ekonomik etkileri üzerine bir araştırma: Vakfıkebir/Trabzon örneği

Ülkemizde büyükşehir belediyeciliğine yönelik düzenlemeler 1982 Anayasası'na dayanmaktadır. Belediyeciliğin farklı bir boyuta ulaşmasını sağlayan büyükşehir belediyeciliği, pek çok kente bu yönde beklentilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu beklentilere yanıt vermek için çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerden sonuncusu 2012'de çıkarılan 6360 sayılı yasadır. 6360 Sayılı Yasa doğrultusunda yapılan bu çalışmada, köy iken mahalleye dönüştürülen yerleşimlerin, dönüşüm sonunda ortaya çıkan olumlu ve olumsuz koşulları ele alınmıştır. Yönetimleri irdelenmiştir. Çalışmada toplam 40 kişiyle görüşülmüştür. Çalışmada görüşülenlerin tamamı erkeklerden oluşmuştur. Katılımcılardan 38'i evli iken yalnızca 2'si bekardı. Katılımcılardan %47.5'inin hane halkı birey sayısı 5 ve üzerinde iken %37.5'inin 4, %7.5'inin 3, %5'inin 1 ve %2.5'inin de 2 olduğu görülmüştür. Muhtarların büyük çoğunluğu (%57.5) ilkokul mezunu iken %25'i ortaokul, %17.5'i de lise mezunuydu. Muhtarlardan %80'i çalışmakta iken geri kalan %20'si ise emeklidir. Katılımcılardan %82.5'inin aylık toplam geliri 3000-5000 TL arasında iken, %17.5'inin ise 1000-3000 TL'dir. Çalışma neticesinde 6360 Sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesi sonucunda eğitim-öğretim kurumlarının sayısında, sağlık kurumlarının ve çalışan sağlık personeli sayısında, sanayi ve üretim tesislerinin sayısı ve büyüklüğünde, kadınların çalışma hayatına katılmalarında, ulaşım hizmetlerinde çok dikkat çekici olmasa da iyileşmeler gerçekleştiği, buna karşın vergilerdeki artış, su ücretlerinin şehirde yaşayanlar ile aynı katsayı üzerinde alınması, daha önce muhtarlıklarda yapılacak olan işlerin artık ilçelerde yapılacak olması gibi kötüleşmelere yol açtığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, 6360 Sayılı Yasa, Muhtar, Vakfıkebir, Trabzon

BelediyelerBüyükşehirlerKanunlar 6360 sayılı+6
Gökhan Bahadır
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun sahada uygulanması (Erzurum Şeker Fabrikası örneği)

Amaç: Araştırma 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanununun çalışanlar tarafından uygulaması, eksiklerin tespiti, karşılaşılan sorunların çözümleri üzerinde çalışma yapmak üzere planlanmıştır. Yöntem: Araştırma, Erzurum Şeker Fabrikası'nda yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 240 fabrika çalışanı oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini evrenden gönüllülük esasına bağlı olarak çalışmayı kabul eden 42 fabrika çalışanı oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak 35 sorudan oluşan anket yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS programı ile Ki-Kare testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan çalışanların büyük bölümünün tecrübeli çalışanlardan oluştuğu, bunun sonucu olarak İSG kurallarının bilinmesi ve uygulanması noktasında sektördeki diğer tesislere göre daha iyi durumda olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Sonuç: Araştırmaya katılan çalışanların 6331 sayılı kanun ve ilgili yönetmelikler hakkında bilgi sahibi oldukları anlaşılmıştır. İSG eğitimi, kurallara uyma, tehlike ve riskler, iş kazası ve meslek hastalıkları, sağlık kontrolleri konularında birçok eksik uygulamanın olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: 6331 sayılı kanun, fabrika, çalışanlar

FabrikalarKanunlar 6331 sayılıKanunlar+4
Murat Acar
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Büyükşehir yasasının olumlu ve olumsuz yönleri: Erzurum örneği

Bu çalışmada yeni büyükşehir yasası Erzurum ili bazında değerlendirilmiştir. Günümüzde belediyecilik, yerel yönetimler arasında giderek önem kazanmaktadır. Özellikle büyükşehir belediyeciliği, kentsel alanlardaki nüfus yoğunlukları, hızlı kentleşme, hizmet taleplerine cevap verememe gibi nedenlerden dolayı ortaya çıkmıştır. İlk olarak 1984 yılında 3030 sayılı Büyükşehir Belediye Yasası ile Büyükşehir belediyeciliği somutlaşmıştır. 2012 yılında 6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile Büyükşehir belediyeciliğinde yapısal ve işlevsel değişiklikler yapılmıştır. Yönetim, finansal ve hizmetler bakımından farklılıklar olduğu gözlenmektedir. Bu bağlamda Erzurum ili örneği yeni büyükşehir yasasına bağlı olarak teorik bakımdan ortaya konulmuştur. Uygulamada, Erzurum Büyükşehir Belediyesi personeli ve vatandaşlar ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler ile pratikle de desteklenmektedir. Çalışmanın uygulama kısmında, derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır ve görüşme yoluyla elde edilen verilerde içerik ve betimsel analiz yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, 6360 sayılı yasa ile Erzurum Büyükşehir Belediyesinin gelirlerinde artış olduğu ve bu durumun Erzurum iline olumlu olarak yansıdığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Büyükşehir Yasası, 6360 Sayılı Kanun, Erzurum, Büyükşehir Belediyesi

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriBüyükşehirler+5
Recep Polat
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

5651 sayılı Kanun çerçevesinde internet erişiminin engellenmesi ve Erişim Sağlayıcıları Birliği

Bu çalışmada, internet ortamında gerçekleşen hak ihlalleri ile mücadele etmek amacıyla kullanılan Erişimin Engellenmesi ve İçeriğin Yayından Çıkarılması araçları, 5651 s. İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlar Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde incelenmiştir. Bu kapsamda kanunun 8.maddesinden başka, 2014 ve 2015 yıllarında yapılan değişikliklerle kanuna eklenen 8/A, 9 ve 9/A maddelerindeki Erişim Engellenmesi ve İçeriğin Yayından Çıkarılması mekanizmaları; karar vermeye yetkili makamlar ve karar verilecek haller, kararların hukuki niteliği, kararlara karşı itiraz mekanizmaları, kararları yerine getirecek merciler, kararların uygulanmasında kullanılacak teknikler, erişim engelleme tedbirlerinin süresi ve sona ermesi yönlerinden incelenmiştir. Ayrıca, söz konusu değişiklikler yapılmasıyla kanunda yer verilen erişim engelleme hallerinin genişletilmesinin bir sonucu olarak, kararları yerine getirecek mercilerin tespiti konusunda yaşanan belirsizliklerin giderilmesi amacıyla kurulan Erişim Sağlayıcıları Birliği de inceleme konusu yapılmıştır. Çalışmada, Birliğin yetki ve görevlerine yer verilmiş; kanunla kurulmakla birlikte özel hukuk tüzel kişisi niteliğinde olması, zorunlu üyelik esasını kabul etmesi, erişimin engellenmesine karar verebilmesi gibi eleştirilen yönleri incelenmiştir. Son olarak Birliğin karşılaştırmalı hukuktaki benzeri olduğu düşünülen ve İngiltere'de faaliyet gösteren Internet Watch Foundation kuruluşu incelendikten sonra Erişim Sağlayıcılar Birliği ile ortak ya da farklı yönleri ifade edilmiştir. Erişim Sağlayıcıları Birliği, özel hukuk tüzel kişisi olmakla birlikte, bazı kamusal yetkileri de bünyesinde barındıran, doktrinde kamu hukuku tüzel kişiliğine yaklaşan özel hukuk tüzel kişileri olarak ifade edilen sınıfa dâhil edilebilecek bir kuruluştur. Internet Watch Foundation ile kuruluş ve nitelik açısında benzer nitelik taşımaktayken, faaliyet alanı ve kapsamı açısından farklı nitelik arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: 5651 s. Kanun, Erişimin Engellenmesi, İçeriğin Yayından Çıkarılması, Erişim Sağlayıcıları Birliği, Internet Watch Foundation

Elektronik erişimEngellemeErişim Sağlayıcıları Birliği+7
Melikşah Çırakoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Compromise at the juridical disputes According to the Legislative Decree Numbered 659

In this study, the provisions with respect to the compromise of the Legislative Decree Numbered 659 that are to be applied in case of settlement of the disputes by using compromise in which the public authorities are the party have been observed. The compromise, which means to end disputes without the need to a court decision through an agreement between parties, has been regulated both in the Code of Civil Procedure Numbered 6100 and the Legislative Decree Numbered 659. In this sense, firstly the concept of compromise has been observed in general and then the provisions that are regulated in the Code of Civil Procedure and the Legislative Decree Numbered 659 have been handled in details and lastly the differences between the concerned Code and the Legislative Decree have been compared. Key Words: Compromise Agreement, Compromise before Court, Legislative Decree Number 659, Code of Civil Procedure Numbered 6100

Code of Civil ProcedureCode of Civil ProcedureLegal disputes+6
Nurbanu Erzurumlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplu İş Hukukunda yetki tespiti

2012 yılında yürürlüğe giren 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'na göre sendikalar, işçi ve işverenlerin iş ilişkilerindeki ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla kurulur. Kanunumuz işçi ve işveren sendikası için farklı bir tanım öngörmemiştir. Ancak sendikaların kurulma amacı, esas itibariyle işçi sendikaları açısından önem arz eder. Sendikalar, kurulmalarında ve varlık göstermelerinde büyük bir öneme sahip olan toplu iş sözleşmesi ile üyesi olan işçilerin hak ve çıkarlarını korur ve geliştirirler. Ayrıca işçi ve işveren arasında bireysel düzeyde kurulan iş ilişkisi toplu iş sözleşmesi ile kolektif düzeye taşınır. 6356 sayılı Kanun açısından toplu iş sözleşmesinin işveren tarafını, işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren; işçi tarafını ise sadece işçi sendikası oluşturur. Ancak her işçi sendikasının üyesi olan işçiler için toplu iş sözleşmesi yapabilmesi mümkün değildir. Bunun için sendikanın kanunda yer alan toplu iş sözleşmesi yapma ehliyet ve yetkisine de sahip olması gerekir. Toplu iş sözleşmesi yapma süreci, öncelikle tarafların ehliyet ve yetki şartlarına sahip olup olmadıklarının araştırılması ile başlar. Ardından da toplu görüşme, toplu iş uyuşmazlıkları ve çözüm yolları ile devam eden uzun bir süreç gerektirir. Çalışmamızın kapsamı, toplu iş sözleşmesi yapma sürecinde toplu görüşmenin başlamasına kadarki kısım ile sınırlıdır. Bu nedenle çalışmamız kapsamında toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi, yetki tespiti, yetki itirazı ve yetki belgesi verilmesi aşamalarının yanı sıra konuyla bir bütünlük arz eden toplu iş sözleşmesi yapma ehliyeti de incelenmiştir. "Toplu iş hukukunda yetki tespiti" konusunu taşıyan çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Konunun incelenmesinde mülga 275 ve 2822 sayılı Kanunlarda ve yürürlükteki 6356 sayılı Kanun'da yer alan düzenlemelere yer verilmiştir. Bunun yanı sıra konuyla ilgili doktrinde ortaya çıkan tartışmalar incelenmiştir. Son olarak konuya ilişkin tespitlere yer verilmiş ve öneriler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Toplu İş Sözleşmesi, Toplu İş Sözleşmesi Yapma Ehliyeti, Toplu İş Sözleşmesi Yapma Yetkisi, Yetki Tespiti, Yetki İtirazı

Kanunlar 6356 sayılıKanunlarToplu iş hukuku+3
Sevde Bulun Tokkaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurum bakımı deneyimi olan yetişkinlerin iş yaşamına uyumları

Kurum bakımı hizmeti korunma gereksinimi olan çocuklara sağlanan bakım modellerinden en yaygın olan hizmet türüdür. Kurum bakımı sonrası, yetişkinlerin sosyal yaşamlarını, evlilik yaşamlarını ve iş yaşamlarını sağlıklı bir şekilde yürütebilmeleri için bu olumsuz etkilerin en aza indirgenmesi gerekmektedir. Bu nedenle son yıllarda ülkemizde aileye dönük çalışmalar artmış olup, çocuğun öncelikle aile ortamında yetişmesi için ailenin güçlendirilmesi önem kazanmıştır. Bu araştırmada; kurum bakımda yetişip 3413 Sayılı Kanun kapsamında istihdam edilen yetişkinlerin, istihdam edilme şekilleri ve iş yaşamına uyumları incelenmiştir. Ayrıca 3413 Sayılı Kanunun etkileri ve sonuçları bütün yönleriyle ele alınmıştır. Bu araştırma nitel desende olan olgu bilim (fenomenolojik) yaklaşımına dayanmaktadır. Çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden kartopu örnekleme ile belirlenmiştir. Çalışma grubu Siirt İlinde belli bir dönem kurum bakımda kalmış ve 3413 Sayılı Yasa ile işe girip halen Siirt ilinde çalışmaya devam eden 20 yetişkinden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde ise, bilgisayar destekli nitel veri analizi programından (NVivo) yararlanılmış ve içerik analizi yöntemi kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Korunma gereksinimi olan çocukların çoğunluğu ebeveyn kaybı sonrasında kurum bakımı altına alındıkları, çocukların eğitimleri kurum bakımda ayrıldıklarında düşük seviyede olduğu, çocukların kurum bakımında ayrılıp işe yerleşene kadar geçen süre zarfında sorunlar yaşadığı, çocukların istihdam edilirken almış oldukları eğitimler göz ardı edildiği, çocuklara yönelik kurum bakımı altında iken yönlendirici ve mesleki rehberlik faaliyetlerinin olmadığı, çocukların iş yaşamından önce ve iş yaşamında herhangi bir uyum eğitimi alamadığı gibi önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: 3413 sayılı yasa, işe uyum, korunma gereksinimi olan çocuk, kurum bakımı, sosyal hizmet, sosyal hizmet uzmanı

KanunlarKorunmaya muhtaç çocuklarKurum bakımı+4
Bedrettin Varol
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimEN

Murder in the family: Law, order, and criminal justice in the nineteenth century Ottoman society

This study deals with the murders committed within the family in the Ottoman provinces in the second half of the nineteenth century. Based on Ottoman archive documents, it focuses on the conflicts of various family members with each other and various reckonings both within the nuclear and extended family, from a socio-legal point of view and without any regional restrictions. The study claims that the ties that held the family together were extremely sensitive and fragile and that the family had both compassion and brutality in itself, with various paradoxes. The fact that we were able to obtain detailed information about the Ottoman provincial family and the word-for-word statements of family members from their mouths was a result of the judicial reforms that took place in the second half of the nineteenth century. Since this study, which presents a multi-layered portrait of the Ottoman provincial family through the nizamiye court records, is shaped on various family anomalies, the portrait presented is far from the claim of a full-scale family portrait. This study also tries to understand and make sense of ordinary people's mentality regarding their roles in both the domestic and public spheres. The way ordinary people customize the events in their minds, and the sub-judicial solutions they develop constitute the main axis of this study. Finally, this study reveals how the two courts operate in murder cases that fall into the common domain of both sharia and nizamiye courts in the new judicial order.

19. centuryFamilyDomestic violence+7
Zehra Şamlıoğlu Berk
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anonim ortaklıklarda yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesi

Günümüzde toplumların ekonomik yapıları incelendiğinde anonim ortaklık türünde kuruîan şirketlerin önemli bir paya sahip olduklarını görmekleyiz. Bu öneme sahip oîart anonim ortaklıklar ise tüzel kişi oldukları İçin onlara canlılık verecek gerçek kişilere İhtiyaç duyulmaktadır. Yani anonim ortaklıklara yön yerecek olanlar gerçek kişilerdir. Fakat anonim ortaklıklarda çok sayıda ortak olduğu İçin uygulamada kolaylık sağlaması amacıyla ortaklığı idare ve temsil edebilecek ayrı bir organa İhtiyaç duyulmaktadır. Bu organda yönetim kurulu adını almaktadır. Yönetim kurulu gerçek kişilerden oluştuğuna göre ve bir iş o İşi yapanın şahsiyetinden ayrı tutulamayacağına göre üyelerin niteliklerinin önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. İşte üyelerin şahsiyetlerinin önemi nedeniyle bu araştırmada bizatihi üyeler incelenmiştir. Bu nedenle birinci bölümde gerçek kişilerin nasıl yönetim kurulu öyesi olabilecekleri, ikinci bölümde de bu kişiler seçilirken nelere dikkat edilmesi gerektiği ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise yönetim kurulu üyesi sıfatını taşıyan kişilerin görevleri sırasındaki özellikleri ve bu özelliklerin yitirilmesi halinde sonucun ne olacağı incelenmeye çalışılmıştır.

Anonim ortaklıklarKanunlarYönetim kurulu üyeleri
Mehtap Poyraz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1994
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6360 sayılı Kanunun kıyı belediyelerinde hizmet sunumuna etkisi: Kuşadası Belediyesi örneği

6360 Sayılı On dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla birlikte, yerel yönetim sistemi belli alanlarda önemli değişiklere uğramış veya etkilenmiştir. Bunların başlıcaları; idari yapılanma, görev yetki ve sorumluluklar, mali kaynakların dağılımı, yerel yönetimlerin tüzel kişiliği ve özerkliği, koordinasyon, personel yapısı, bürokrasi, yerel hizmetlerin sunumu ve yürütülmesi, siyasi coğrafya alanlarında meydana gelen değişiklikler olarak sayılabilir. 6360 Sayılı Kanunun yayımlanmış olduğu 2012 tarihinden bu güne kadar, üzerinden 10 yıl geçmiş olmasına rağmen yarattığı sorunlar ve etkileri, halen devam etmektedir. Bunun en çok etkisi, büyükşehir olan illerdeki, ilçe belediyelerinde görülmektedir. Bu sorunların farklı görünümleri ise özellikle Kuşadası gibi kanunla büyükşehir statüsü kazanmış illerin kıyıdaki belediyelerinde, mevcut sorunların üzerine ilave olarak ortaya çıkmaktadır. Bu gün bile bu etkiler, hem belediye yöneticileri, hem de merkezi yönetimin taşra teşkilatlarında görev yapan yöneticiler tarafından hissedilmektedir. Bu çalışmada söz konusu etkiler, 6360 sayılı kanunla bu değişime maruz kalan, bir turizm ve kıyı belediyesi olan Kuşadası Belediyesi üzerinde incelenmektedir. Bu kapsamda literatür taraması yanında bu çalışma, Kuşadası'nda taşra yönetimini temsil eden; kaymakam, ilçe müdürleri, yerel yönetim boyutunda belediye başkanı, belediye başkan yardımcıları, belediye müdürleri, diğer kamu yöneticileri ve mahalle muhtarları ile 6360 sayılı kanunun hizmet sunumu açısından neden olduğu yeni durum, bunun olumlu ve olumsuz tarafları, sorunlar ve çözüm önerileri hakkında yarı yapılandırılmış görüşme formunu temel alan, bir alan araştırmasına dayanmaktadır. Çalışmanın ağırlıklı bölümü, Kuşadası İlçesi'nde yerel hizmet sunumunda birinci sırada görev ve sorumlulukları olan belediye saha müdürleri ile mahalle muhtarlarıdır. Bu analizde, aktörlerin gözünden yapılan yarı yapılandırılmış görüşmede özellikle 6360 sayılı kanun öncesi ve sonrası dönemde sunulan hizmetlerin detaylı olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu alan araştırmasından elde edilen veriler ışığında, 6360 sayılı kanun öncesi durum ile şu anda mevcut durum arasındaki olumlu ve olumsuz gelişmeler, bunun nedenleri ve çözüm önerileri üzerinde çalışılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: 6360 Sayılı Kanun, Büyükşehir Belediyeleri, Hizmet Sunumu, Kıyı Belediyeleri, Kuşadası Belediyesi.

Aydın-KuşadasıBelediyelerHizmet sunma+5
Remzi Çengel
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suriyeli göçmen çocukların 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilmesi: Hatay örneği

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, 2011 yılından itibaren ülkemize giriş yapmış olan göçmen çocuklarında korunmasıyla ilgili bir yasadır. Bu yasa çerçevesinde ihmal ya da istismara uğramış çocuklara danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma gibi tedbirler uygulanmaktadır. En fazla göçmen barındıran illerin başında gelen Hatay İli, söz konusu kanun kapsamındaki uygulamalara da bir manada merkez olmuştur. Bu sebeple çalışmamızda Hatay İlinde bulunan göçmen çocuklara danışmanlık, eğitim, barınma, bakım ve sağlık tedbirlerinin ne oranda sağlanabildiği üzerinde durulmuştur. Bu meyanda hem Türkiye genelinde hem de göçmen nüfusun yoğun olduğu diğer illerde yapılan uygulamalar değerlendirilmiştir. Hatay ilindeki çocukların topluma sosyal uyumu ve kayıp nesil olmamaları konusunda neler yapılabileceği hususunda öneriler getirilmesi ve saha çalışmalarında kullanılabilecek analizler yapılması tasarlanmıştır. Yapılan genel değerlendirmede ise Çocuk Koruma Kanunu kapsamında göçmen çocuklara da uygulanan tedbir kararlarının göçmen çocukların kayıp nesil olmamaları, eğitim almaları ve aileleri ile sosyal uyumu üst düzeyde gerçekleştirmeleri için kritik bir öneme sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Kanunun uygulanmasında göçmen çocuklar özelinde yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğu ve yeni sosyal politikaların gerektiği düşünülmektedir.

GöçlerGöçmenlerHatay+7
Bora Tolga Aras
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

6360 sayılı yasa'nın ilçe belediyelerinin hizmet sunumlarına etkileri: Hatay örneği

Büyükşehirlerin yeniden ölçeklendirilmesi istemi ile yapılan 6360 sayılı Yasa ve akabinde gelen radikal değişimler; meclis kürsülerinde, akademik literatürde ve medya organlarında sıklıkla gündeme getirilmiş ve tartışılmıştır. Tartışmaların yerele nasıl yansıdığı ve yerelde ne gibi etkilere neden olduğu bu çalışmanın bir konusudur. Çalışma kapsamında, 6360 sayılı Yasa'nın öngördüğü yeni model ve uygulama sonuçları, Hatay ölçeğinde ele alınarak katılımcıların Yasa hakkındaki tespitleri ve çözüm önerileri somut eylemler düzeyinde analiz edilmiştir. Dolayısıyla bu çalışma, yerelde radikal değişimlerin önünü açan ve önce "yerel ve bölgesel" nitelikli; uygulamada karşılaşılan somut sorunlar bağlamında şiddetlenen tartışmaların ardından "ulusal boyutta" bir sorun haline gelen ve en hafif ifade ile "revize edilmesi gereken" 6360 sayılı Yasa'nın; Hatay Büyükşehir Belediyesi'nin ve Büyükşehir İlçe Belediyeleri'nin hizmet sunumuna etkisi üzerinde yoğunlaşmaktadır. Yasa'nın Hatay "il ölçeğinde / kent yöneticileri nezdinde" uygulamaya yansımasında önemli bir eksiklik görülmektedir. Bu eksikliğin doldurulması amacıyla yapılan alan araştırması, nitel bir yaklaşım ile desteklenmiştir. Alan araştırmasında kullanılan yöntem ise görüşme tekniğine dayanmaktadır. Çalışma ile 6360 Sayılı Yasa'nın Hatay yerelinde ortaya çıkardığı sorunları ve çözüm önerileri kapsamlı şekilde ortaya konmuştur.

BelediyelerHatayHizmet sunma+4
Burak Karaoğlan
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Malatya kent merkezindeki kahvehane, lokanta ve pastane sahiplerinin tütün yasağı yasası sonrası görüş ve uygulamaları

Dünyanın en önemli sağlık sorunu olan tütünle mücadelede kapalı alanlarda kullanımın yasaklanması önemli stratejilerden biridir. Bu anlamda ülkemizde 3 Ocak 2008 tarihinde 5727 sayılı yasa yürürlüğe girmiştir. Çalışmamızın amacı, kapalı alanlarda tütün kullanımını yasaklayan yasadan sonra kahvehane, lokanta, pastane sahiplerinin görüş ve uygulamalarını araştırmaktır.Malatya kent merkezinde bulunan 125 kahvehane, 99 çay ocağı, 110 lokanta, 24 kafeterya, 20 pastane ve 8 birahane örnekleme seçilmiştir. Anketler Haziran-Eylül 2010'da iş yeri sahipleri veya sorumlu müdürleri ile yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır.Ankete katılan 386 kişinin yaş ortalaması 37.2'dir ve 378'i erkektir (%98). 218 (%56.5) kişi işletme sahibi iken, 168 kişi ise (43.5) sorumlu müdürdür. İşletme sahiplerinden 63'ü (%16.4) yasadan sonraki ilk üç ay içerisinde gelirlerinde değişiklik olmadığını ifade ederken, 111 kişi ise (%45.6) gelirlerinde %61 ve üzeri azalma olduğunu ifade etmiştir. Sadece kahvehane sahipleri ele alındığında ilk üç ay içerisinde gelirlerindeki azalma oranı ortalama olarak %65.5 iken, diğer işletmelerde bu oran %33'tür (p<0.05). Kahvehane dışındaki işletme sahiplerinin %9.2'si gelecekte işyerini kapatacağını ifade ederken, kahvehane sahiplerinde bu oran %40.8dir (p<0.05).Sonuç olarak yasadan en çok kahvehane sahiplerinin olumsuz etkilendiği görülmüştür.Anahtar kelimeler: Tütün yasağı, ikram sek

KahvehanelerKanunlarMalatya+3
Mert Kartal
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2011
10
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Malatya İl Tütün Kontrol Kurulu'na dahil olan kurumlarda çalışanların 4207 no'lu Yasanın amaç, kapsam ve işleyişine yönelik tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Amaç: Tütün yasasının yürürlülüğündeki başarı, uygulayıcı kurumların konuya bakışaçısı, bilgi ve farkındalık düzeyi ile yakından ilişkilidir. Bu çalışmada 4207 sayılı kanununişlerliğinde önemli rolü olan il tütün kontrol kurullarında (ITKK) görevli kurumlarda çalışankamu personellerinin tütün yasası hakkındaki farkındalık ve duyarlılık düzeyleri, yasaya bakışaçıları araştırılmıştır.Gereç ve Yöntem: Malatya İl Valiliği, Belediye, Milli Eğitim Müdürlüğü, SağlıkMüdürlüğü, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Verem Savaş Dispanseri, İl Müftülüğü veEmniyet Müdürlüğü'nde çalışan 305 kamu personeline anket uygulanmıştır. Ankette olgularındemografik verileri, sigara içme durumları, çalıştıkları kurumlar, yasayı öğrenme yolları,yasadan sonra kendi sigara içme tutumlarında değişiklik, yasa hakkındaki bilgi düzeyleri,yasanın işlerliği hakkındaki görüşleri, yasa hakkında bireysel ve kurumsal sorumlulukhakkındaki düşüncelerini sorgulayan sorular yöneltilmiştir.Bulgular: Olguların yaş ortalaması 35.9±8.9 olup %73.1'i erkektir. Lise ve üniversitemezunu oranı %92.1'dir. %58.4'ü aktif sigara içicidir. Verem Savaş Dispanseri'nde sigaraiçme oranı diğer kurumlardan fazladır (%75). Yasa sonrası sigara içme oranlarının en çokazaldığı kurum %50.8 ile Emniyet Müdürlüğü'dür. Yasa hakkında olguların %77'si medyayoluyla haberdar olurken kurum amiri yoluyla öğrenenlerin oranı %5.9'dur. Olgulardan%81.3'ü yasayı desteklemektedir. %30'u çalıştığı kurumda sigara içildiğini, %22.3'ü yasakyerde sigara satıldığını görmüştür. Çalışmaya katılan kişilerin yasanın uygulanmasındakendilerini ne kadar sorumlu hissettiklerini anlamaya yönelik 3 farklı soru sorulmuştur.?Kapalı alanda sigara içeni gördüğünüzde tutumunuz ne olur? sorusuna katılımcıların %57.8'iikaz ederim, %7'si 155/184'ü ararım, %10.3'ü kurum yetkisine şikayet ederim, %23.2'siilgilenmem, %1.7'si eşlik ederim şeklinde cevap vermiştir. İzmarit atan gördüğündekatılımcıların %65'i ikaz edeceğini, %25.2'si ise ilgilenmeyeceğini belirtmiştir. Katılımcıların%57'si yasak satış gördüğünde ikaz edeceğini, %22.2'si ilgilenmeyeceğini, %16.9'u ise184/155'i arayacağını ifade etmiştir.Sonuç: İTKK' da görev alan kurumlarda bile tütün yasasının tam işlerliğininsağlanamadığı, personelin yasa hakkında halkla benzer şekilde medya yoluyla haberdarolduğu, personelin ¼'ünün yasa konusunda kendini sorumlu hissetmediği saptanmıştır.ITKK'da yer alan kamu kurum ve kuruluşlarındaki personelin eğitiminin tütün kontrolündesağlanacak başarıya katkıda bulunabileceği düşünülmüştürAnahtar kelimeler: Tütün kontrolü, İl Tütün Kontrol Kurulu, Tütün Yasası

KanunlarTütünTütün politikaları+1
Fadime Tülücü
İnönü University
2011
10

İlgili konular