Makroekonomik değişkenler

131 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

BİSTt-100 endeksi ile makroekonomik değişkenler arasındaki nedensellik: 2005-2015 yılları arasında Türkiye uygulaması

Çalışmada BİST-100 Endeksi'ni etkileyen makroekonomik faktörler arasında ilişkinin varlığı ve yönü araştırılmıştır. "Çoklu Doğrusal Regresyon" analizi ile makroekonomik faktörlerin birleşik halde etkisi, "Granger Nedensellik Testi" ile yönü tespit edilmiştir. Bağımlı değişkenimiz BİST-100 Endeksi için, günlük kapanış fiyatlarının oluşturduğu aylık ortalama baz alınmıştır. Bağımsız değişkenlerimiz; para arzı, enflasyon, döviz kuru, faiz oranları, altın fiyatları, öncü göstergelerden oluşan makroekonomik faktörlerdir ve bunların da gün sonu fiyatlarından oluşan aylık ortalama değerleri analiz edilmiştir. Çalışmada analiz edilen veriler, TCMB web sayfasından temin edilmiş olup, Aralık 2005- Haziran 2015 tarihleri arasındaki aylık ortalama değerleri kapsamaktadır. Çalışma sonucunda, "para arzı" ve "altın fiyatları" dışında tüm faktörlerin BİST-100 Endeksi ile "tek yönlü nedensellik ilişkisi" olduğu anlaşılmıştır. BİST-100 Endeksi enflasyon, faiz oranları değişkenlerinden negatif etkilenirken, öncü göstergeler endeksinden pozitif yönlü etkilenmektedir. Ayrıca BİST-100 endeksi, döviz kuru fiyatlarını ise negatif yönde etkilemektedir. Oluşturulan "VAR" modeli sonucu zaman serisi verileri durağan hale getirildiği için, uzun dönemli etkileri yerine "Granger Nedensellik Testi" ile 1 (ay) dönemlik gecikmelere bakılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bist-100 Endeksi, Makroekonomik Faktörler, Çoklu Doğrusal Regresyon, VAR, Granger Nedensellik Testi.

Borsa endeksiBorsa İstanbulGranger Nedensellik Testi+6
Muhammed Emin Aykut
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Makroekonomik ve firmaya özgü değişkenlerin gayrimenkul yatırım ortaklıkları getirileri üzerindeki etkisi: Borsa İstanbul üzerine bir uygulama

Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO) ilk olarak 1961'de ABD'de kurulmuş olup daha sonra başta Avrupa ve Asya- Pasifik bölgesi olmak üzere bütün dünyada hızlı bir gelişim göstermiştir. GYO'lar kuruluşlarından itibaren tüm dünyada gayrimenkul piyasasının en önemli kurumsal yatırımcıları haline gelmişlerdir. Bu tez araştırmasının amacı, Türkiye açısından gerek makroekonomik ve gerekse firmaya özgü bazı değişkenlerle sermaye piyasalarının en önemli kurumlarından biri olan GYO'ların getirileri arasında bir ilişki olup olmadığı ve eğer bir ilişki varsa bu ilişkinin yönü ve derecesinin belirlenmesidir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; GYO kavramı, GYO'ların tarihçesi ve dünyadaki gelişimi, GYO'ların örgütlenme biçimleri ve türleri, ikinci bölümde; GYO'ların öğeleri, faaliyetleri, önemi, yararları, vergi ve hukuki boyutu, risk, getiri ve değerlemeleri, üçüncü ve son bölümde ise literatür taraması ve uygulama bölümü yer almaktadır. Çalışmada kullanılan makroekonomik değişkenler; altın fiyatları, Dolar/TL döviz kuru ve gösterge tahvil faiz oranı; firmaya özgü değişkenler ise GYO portföy büyüklüğü, GYO piyasa değeri / defter değeri ve GYO fiyat/kazanç oranıdır. Araştırmada verilerin analiz edilmesinde çoklu doğrusal regresyon analizi yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda her üç makroekonomik değişkenle GYO getirileri arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu, buna karşın firmaya özgü değişkenlerden sadece GYO piyasa değeri/defter değeri ile GYO getirileri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları, Makroekonomik Değişkenler, Firmaya Özgü Değişkenler

Borsa İstanbulFirmalarGayrimenkul yatırım ortaklıkları+3
Cumhur Şahin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Makro-ekonomik değişkenlerin Pakistan Karachi Borsası üstündeki etkileri

Bu çalışmada Pakistan Karaçi Borsası endeksi (KSE) ve temel makro-ekonomik değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi incelenmektedir. Çalışmada, 2005 Temmuz ayından 2014 Nisan ayına kadar olan zaman dilimindeki aylık veriler göz önüne alınmıştır. Enflasyon oranı (TÜFE), döviz kurları, GSYİH, faiz oranları ve altın ve petrol fiyatları çalışmada incelenen makro-ekonomik değişkenlerdir. Yöntem olarak, Johansen ve Juselius (1990) Eşbütünleşme Analizi, VECM çerçevesinde Granger Nedensellik Testi'nin yanı sıra Sims (1980) Varyans Ayrıştırması ve Etki Tepki Fonksiyonu Analizi kullanılmıştır. Bulgulara göre, çalışmada ele alınan makro-ekonomik değişkenler ve KSE arasında uzun vadede eş bütünleşme olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, uzun vadede tüm makro-ekonomik değişkenlerle KSE 100 arasında tek yönlü Granger nedensellik ilişkisi, kısa vadede ise sadece döviz oranları ile KSE 100 arasında tek yönlü Granger nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

BorsaBorsa endeksiEşbütünleşme+3
Waqar Badshah
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de turizmin seçilmiş makroiktisadi değişkenlerle ilişkilerinin ekonometrik analizi

Türkiye'de turizm talebi ile uluslararası ticaret, diğer sektörlere ait faaliyet gelirleri ile istihdam ve enflasyon arasındaki ilişkilerin analiz edildiği bu tez üç makaleden oluşmaktadır. Birinci makalede uluslararası turizm talebi ve uluslararası ticaret arasındaki ilişkiler, Balcılar, Arslantürk ve Özdemir (2010) tarafından geliştirilen Zamanla Değişen Nedensellik yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. İkinci makale uluslararası turizm talebinin diğer sektör faaliyet gelirleri üzerindeki uzun dönem etkileri, Maki (2012) çok kırılmalı eşbütünleşme testi yardımıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Üçüncü makale ise toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel ve sektörel istihdam ile bölgesel enflasyon üzerindeki etkileri Swamy (1970) tarafından geliştirilen Rassal Katsayılar Regresyonu ile tahmin edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre, uluslararası ticaret ile uluslararası turizm talebi arasında zamanla değişen nedensel ilişkiler vardır. Uluslararası turizm talebi, diğer sektör faaliyet gelirleri üzerinde uzun dönemde, çok yüksek olmayan etkiler yaratmaktadır. Toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel istihdam ve enflasyon üzerinde, bölgeden bölgeye değişen anlamlı etkileri vardır. Elde edilen sonuçlar, Türkiye'de turizm talebini etkilemeye dönük turizm politikalarının yeniden gözden geçirilmesi ve daha etkin politikaların yaşama geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Turizm Talebi, Zamanla Değişen Nedensellik,Maki Çok Kırılmalı Eşbütünleşme Testi, Swamy Rassal Katsayılar Regresyonu

EkonometriEkonometrik analizEşbütünleşme+6
Mustafa Kırca
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

Three essays on the relationship between unemployment, employment and environmental pollution: Environmental Phillips Curve and Environmental Employment Curve approaches

Global warming and climate change are a critical issues that has attracted attention in recent years. This thesis consists of three papers on the relationship between economic growth, energy consumption (renewable and non-renewable energy), unemployment, employment and environmental pollution. The first paper analyzes whether there is a trade-off relationship between unemployment and environmental quality according to the Environmental Phillips Curve (EPC) hypothesis in high-income, upper and lower middle income (HUmLmI) economies (developed and developing economies) for the period 1990-2020. In this paper, a new dynamic autoregressive distributed lag simulation approach is used. According to the empirical findings, the EPC hypothesis is not valid in the short and long run in high-income (developed) economies. However, the results support the validity of the EPC hypothesis in upper and lower middle income (developing) economies. This means that lack of decent work opportunities/high unemployment rates hinder environmental quality in high-income countries, support environmental quality in upper middle-income countries and do not improve environmental quality in lower middle-income countries. Moreover, according to these results, economic growth and fossil energy use further increase environmental degradation. On the other hand, the consumption of renewable energy sources reduces environmental pollution by -0.22, -0.54, and -1.15 in HUmLmI countries, respectively. This shows that renewable energy sources adapt to the environmental sustainability motive. In the second paper, the relationship between employment and environmental pollution is investigated and the concept of the "Environmental Employment Curve" (EEC) hypothesis is investigated by using the panel threshold estimation method in G-7 and E-7 countries. The invented function shows that there is an inverted U-shaped relationship between environmental pollution and employment. Empirical findings show that the EEC hypothesis is valid in G-7 and E-7 countries. According to the coefficient estimation, the turning point of employment at which environmental degradation starts to decrease is 66.59. This indicates that deterioration will decrease after the employment rate reaches 66.59 percent. The results show that investments in green energy transition should not necessarily lead to employment loss. Meanwhile, consumption of domestic materials and renewable energies modifies the increase in carbon emissions in G-7 and E-7 economies, while fossil fuel energies further degrade the environment in country groups. Therefore, fiscal policy that encourages research and investment in the development of renewable and clean technologies through public-private partnerships is vital. Finally, the third paper investigates the existence of an environmental employment curve (EEC) in China's main economic sectors. This study analyses the relationship between carbon emissions, economic growth, energy consumption, renewable energy consumption, and employment (industry, services, agriculture) in China from 1990-2020 using threshold autoregressive regression estimation. According to the EEC hypothesis, there is an inverted U-shaped relationship between environmental pollution and employment rate. The empirical results show that the EEC hypothesis seems valid in China. Moreover, the analysis of the effect of employment on environmental pollution in the three main sectors of China (industry, services, and agriculture) shows that the EEC hypothesis cannot be rejected in the industrial and agricultural sectors. The empirical results show that a 1% increase in energy consumption leads to a 0.92% increase in carbon emissions, while the using renewable energy leads to a 0.18% decrease. These results show that investments in green energy transition do not lead to employment losses. Therefore, it is important to support policies that encourage investments in renewable and clean technologies, promote research in renewable energy-related institutions, and support public-private partnerships. Furthermore, to create jobs without compromising the environment or welfare, policymakers should encourage the introduction of alternative technologies that are less polluting or do not produce carbon emissions.

Ecological economicsMacroeconomic variablesEnvironmental economics
Tuğba Koyuncu Çakmak
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli sosyoekonomik ve makroekonomik değişkenlerin yolsuzluk algısı üzerindeki etkileri: OECD'ye üye Avrupa ülkeleri için panel veri analizi

Bu çalışmada, literatür ışığında yolsuzluğun çeşitli belirleyicileri olarak, gelir eşitsizliği, kişi başına düşen GSYH, insani gelişme endeksi, kamu harcamaları ve mallar ve hizmetler üzerindeki vergiler (dolaylı vergiler) gibi çeşitli sosyoekonomik ve makroekonomik değişkenlerin yolsuzluk algı endeksi üzerindeki etkilerini OECD'ye üye Avrupa ülkeleri için sabit etkiler modelinin kullanıldığı bir panel veri analizi ile araştırılmaktadır. Bu çalışmanın ampirik bulguları, gelir eşitsizliği, kişi başına düşen GSYH, insani gelişme endeksi, kamu harcamaları ve dolaylı vergilerin istatistiksel olarak yolsuzluğun çeşitli belirleyicileri olduğuna işaret etmektedir. Bu analiz ile, kişi başı GSYH, insani gelişme endeksi ve mallar ve hizmetler üzerindeki vergilerin (dolaylı vergiler) yolsuzluk algı endeksi üzerinde pozitif etkileri olduğu (yani yolsuzluğu azalttığı) ve gelir eşitsizliği ve kamu harcamalarının yolsuzluk algı endeksi üzerinde negatif etkilerinin olduğu (yani yolsuzluğu arttırdığı) tespit edilmiştir. Bu çalışmayla, kullanılan veri seti ve kapsadığı ülkeler açısından yolsuzluk konusunda yapılan çalışmalara yeni bir boyut kazandırılmaya çalışılmıştır.

Avrupa ülkeleriGelir dağılımıMakroekonomik değişkenler+7
Fatih Sönmez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğrusal ve doğrusal olmayan zaman serileri analizinin seçilmiş bazı makroekonomik değişkenler üzerine uygulaması

Günümüzde iktisadi değişkenlerin seyrinin belirlenmesi ve ileriye yönelik gösterecekleri değişimin yönü, karar alıcılar ve politika belirleyicileri için oldukça önem kazanmıştır. Oluşturulacak hedeflerin veya planlamalarının öngörüsünde doğruluk ve tutarlılık gerekmektedir. Son dönemde kullanımı yaygınlaşan Yapay Sinir Ağları ve Yapay sinir ağlarına dayalı hibrit modelleme teknikleri, bu anlamda başarılı bir analiz aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Geleneksel zaman serisi modelleri, otoregresif koşullu değişen varyans modelleri, Markov rejim değişimi modelleri, eşik ve geçiş modelleri tek başına değişkenlerin öngörülmesinde hibrit yapılara göre yetersiz kalmaktadır. Bu doğrultuda tezde ispatlanmak istenen hipotez, "makroekonomik değişkenlerin öngörülmesinde hibrit tekniklerin en güvenilir ve tutarlı sonuçlar üreteceği" yönünde olmuştur. Bu tez çalışmasında, Türkiye ekonomisinin zaman serilerinin farklı özelliklerini içeren 7 makroekonomik değişkeni analiz edilmiştir. Çalışma dönemi 01/01/1997-31/10/2020 için ele alınmış ve tahminler gerçekleştirilmiştir. 01/01/2020-31/10/2020 dönemi için gerçekleştirilen öngörü değerleri gerçek seri değerleri ile karşılaştırılmıştır. Çalışma üç ana başlıkta ele alınmıştır. İlk bölümde zaman serilerinin özellikleri ve yapay sinir ağı teorisinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde yukarıdan bahsedilen modellere ilişkin teorik yapılar ele alınmıştır. Son bölümde de BIST 100 Endeks getirisi, işsizlik oranı, enflasyon, reel para arzı, reel efektif döviz kuru, ihracat ve net dış borç stoku değişkenleri için gerekli tahminler ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Çalışmada ele alınan tüm seriler için hibrit model sonuçları; serinin yapısına bağlı gerçekleştirilen model tahminleri ve yapay sinir ağına dayalı model sonuçlarından daha başarılı olmuş olup gerçeğe en yakın değerleri elde etmiştir. Bu anlamda, karar vericiler için yapay sinir ağlarına dayalı hibrit modellerin makroekonomik değişkenlerin öngörü performansını arttırabilecek şekilde kullanılabileceği belirlenmiştir.

Doğrusal olmayan zaman serileriMakroekonomiMakroekonomik değişkenler+2
Hakan Öndes
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş makroekonomik değişkenlerin uluslararası ticarete etkisi

Makroekonomi, ekonomik kalkınmanın genel senaryosunu dikkate alır. Basit bir ifadeyle, ekonominin bir bütün olarak nasıl çalıştığına odaklanmaktadır. Uluslararası ticaret süreçlerini destekleyen makroekonomik faktörlerin belirlenmesinin avantajı çok önemlidir. Bu, işsizlik, GSYİH ve enflasyon gibi değişkenleri hesaba katmayı içerir.Bu çalışmanın amacı, seçilmiş makroekonomik değişkenlerin uluslararası ticaret üzerindeki etkilerinin açıklanmasına ampirik bir uygulama ile katkı sağlamaktır. Çalışma 2000-2019 yılları arasındaki 20 yıllık ikinci verileri kapsamaktadır. Çalışmada panel veri analizi tercih edilmiş olup, değişkenlerin kısa ve uzun dönemli ilişkilerinin incelenmesi panel ARDL metoduyla analiz edilmektedir. Çalışma, seçilen makroekonomik değişkenlerin uzun vadede ticari açıklık üzerinde güçlü ve anlamlı bir etkisi olduğuna dair kanıtlar sunmaktadır. Ancak, bu çalışmanın kısa dönemli ilişkileri incelendiğinde işsizlik dışında olumlu bir etkiyle karşılaşılmamıştır. Araştırmanın uzun dönemli ilişkilerine bakıldığında karışık bir yapı gösterdiği halde bu yapının hepsi literatürle tutarlılık göstermektedir.

Ekonomik kalkınmaMakroekonomiMakroekonomik değişkenler+2
İlias Ashirov
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılım bankalarının kullandırdığı fonların makro iktisadi göstergelere etkisi: Türkiye örneği

Türkiye'de katılım bankaları ve katılım bankacılığına verilen önem son dönemde giderek artmaktadır. Dünyada 20. y.y.'ın ikinci yarısından sonra finansal sistemde kendisine yer bulan faizsiz bankacılık Türkiye'de de son 20 yılda giderek artan payı ile finansal sistemdeki yerini almaya başlamıştır. Buradan hareketle bu çalışmada Türkiye'de ve dünyada katılım bankacılığının gelişimi ve Türkiye'de panel veri analiz yöntemiyle 2010-2017 yılları arası 3'er aylık dönemlere ilişkin veriler kullanılarak katılım bankalarınn kullandırdığı fonların reel makroekonomik göstergeler üzerindeki ( ithalat, ihracat, faiz oranı, ekonomik büyüme, gayrisafi yurt içi hasıla, istihdam, hane halkı tüketim harcamaları ve yatırımlar) etkileri analiz edilmiştir. Analiz sonuçları göstermiştir ki katılım bankalarının kullandırdığı fonlar Türkiye ekonomisinin dış ticaretini, istihdamını, arz ve talep cephesine ilişkin göstergeleri pozitif yönde etkilemektedir.

BankalarFaizsiz bankacılıkFonlar+7
Serkan Varsak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Merkez Bankası`nın enflasyon hedeflemesinin makro ekonomik değişkenlere etkisi

Yüksek oranlı enflasyon, özellikle gelişmekte olan ekonomilerde ortaya çıkan en önemli problemlerin başında gelmektedir. Bu problemi ortadan kaldırmak için, Türkiye'nin de içinde bulunduğu birçok ülke farklı politikalar uygulamıştır. Bu uygulamalarda kimi ülkeler başarılı, kimi ülkeler ise başarısız olmuştur. Enflasyon hedeflemesi son yıllarda, enflasyon ile mücadelede birçok ülke tarafından kullanılan bir politikadır. Bu politikanın amacı, gelecek belirli bir dönemdeki enflasyon oranını hedefleyerek, diğer politikaları bu amaç doğrultusunda yönetmek, yönlendirmek ve böylece istenilen enflasyon oranına sahip olmaktır. Enflasyon hedeflemesinin başarılı olabilmesinin ön koşulu Merkez bankasının bağımsızlığıdır. Bununla birlikte, hükümetin enflasyon hedeflemesi programına tam desteğinin olması ve maliye politikalarını bu yönde kullanması gerekmektedir. Enflasyon hedeflemesinin başarılı olabilmesi için diğer bir koşul da, toplumun uygulanan enflasyon hedeflemesi hakkında bilgi sahibi olması ve toplum tarafından desteklenmesidir. Bu çalışmada; TCMB'nın enflasyon hedeflemesinin makro ekonomik değişkenlere etkisi incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde merkez bankacılığının gelişimi, merkez bankalarının amaç, hedef, görev ve yetkileri, merkez bankalarının işlevi ve konusu, merkez bankalarının para politikaları ile enflasyon ve makro değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir.İkinci bölümde enflasyon hedeflemesi ve Türkiye değerlendirmesi, enflasyon hedeflemesinin tanımı ve para politikasındaki yeri, enflasyon hedeflemesinin gerekçeleri, enflasyon hedeflemesinin özellikleri, enflasyon hedeflemesinin ön koşulları, enflasyon hedeflemesinin aşamaları, enflasyon hedeflemesinin başarılı olabilmesi için gerekli şartlar, enflasyon hedeflemesinin avantaj ve dezavantajları, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde enflasyon hedeflemesi uygulamaları, enflasyon hedeflemesinin Türkiye açısından değerlendirilmesi incelenmiştir.Üçüncü bölümde ise 2002?2010 döneminde TCMB'nın enflasyon hedeflemesinin GSYİH, dış borç stoku, istihdam, İMKB işlem hacmi, kamu kesimi borçlanma gereği, mevduat faiz oranı, ihracat, ithalat, portföy yatırımları ve döviz kuru üzerindeki etkisi regresyon analizi yardımıyla incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda enflasyon hedeflemesinin makro ekonomik değişken üzerinde arttırıcı bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Enflasyon Hedeflemesi, Makro Ekonomik Değişkenler, Regresyon Analizi

EnflasyonEnflasyon hedeflemesiMakroekonomik değişkenler+2
Aynur Tezgör
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Enflasyon ve temel makroekonomik göstergeler arasındaki ilişki: G7 ülkeleri ile Türkiye arasında bir karşılaştırma

Enflasyon kavramı toplumun geneli tarafından kimi zaman doğru, kimi zaman yanlış olarak fakat her zaman olumsuz anlamda kullanılan bir kavramdır. İktisat biliminde fiyatlar genel seviyesinin sürekli artışı olarak tanımlanan enflasyon, yüksek oranlarda seyrettiği durumlarda ekonomi için zararlı bir olgudur. Fiyatlar genel seviyesinde, ekonomik aktörlerin kararlarını etkilemeyecek düzeyde yaşanan yükselişler ise ılımlı enflasyon olarak tanımlanır ve bu durumda fiyat istikrarının sağlandığı kabul edilir. Çift rakamlı enflasyon oranlarının yüksek enflasyon olarak kabul edildiği günümüzde, yüksek enflasyonun pek çok ekonomik göstergeyi olumsuz yönde etkilediği görülmektedir. Bu anlamda, bu çalışmanın amacı enflasyonun temel makroekonomik göstergeler ile olan ilişkisinin ortaya konmasıdır. Bu çalışmada gelişmiş ülkeler olarak kabul gören G7 ülkeleri ve gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye için 1991-2019 arası döneme ait yıllık veriler alınarak enflasyonun ekonomik büyüme, işsizlik, dışa açıklık ve doğrudan yabancı yatırımlar ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Enflasyonun söz konusu temel makroekonomik göstergeler ile olan ilişkisinin ortaya konması adına dört farklı model kurulmuştur. Bu amaçla G7 ülkelerine ait seriler ele alınarak bu ülke grubu için panel veri analizi yapılmıştır. Türkiye'ye ait seriler ele alınarak zaman serisi analizi yapılmıştır. Panel veri analizinde enflasyonun ekonomik büyüme ve işsizlik ile anlamlı bir ilişkisinin olmadığı, dışa açıklıktan negatif yönde etkilendiği ve doğrudan yabancı yatırımları negatif yönde etkilediği sonuçları elde edilmiştir. Türkiye için yapılan zaman serisi analizinde ise enflasyonun ekonomik büyüme, işsizlik ve doğrudan yabancı yatırımları negatif yönde etkilediği, dışa açıklıktan ise pozitif yönde etkilendiği sonucu elde edilmiştir.

EnflasyonG-7 ülkeleriMakroekonomik değişkenler+3
Muhyettin Erdemli
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sektöründe sorunlu kredilerin makroekonomik değişkenlerle ilişkilerinin araştırılması

Bankaların önemi, bütün dünya ekonomilerinde olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de gün ve gün artmaktadır. Ekonomi de büyümenin görülebilmesi, küçük ve atıl durumda ki kaynakların kartopu gibi büyüyerek yeni yatırımlarda kullanılmasına bağlıdır. Tasarruf sahipleri tarafından gelir elde etmek amacı ile banka kasalarında toplanan küçük meblağlar büyüyerek buradan piyasaya kredi olarak aktarılmaktadır. Banka kredilerinin verimli yatırımlara aktarılarak, ekonomik yaşamın canlılığı, atıl durumda ki paranın değerlendirilmesi, endüstrileşmede yeni projelerin devreye sokulması, mali piyasaların canlanması gibi sonuçları bulunmaktadır. Kredilerde olabilecek sorunlar tasarruf sahiplerini, işletme sahiplerini, bankaları, işletme ile bir şekilde bağı olan tüm kişi ve kurumları sonuçta da ülke ekonomisine olumsuz yansımaları olacaktır. Bu çalışmada, sorunlu hale gelen banka kredilerinin makroekonomik değişkenlere yansımaları araştırılmıştır. Sorunlu krediler ile makroekonomik göstergeler arasındaki ilişkinin değerlendirildiği bu çalışmada, 2010:1Ç-2019:4Ç dönemine ait üçer aylık bağımlı değişken olarak Sorunlu Krediler, bağımsız değişken olarak da Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla, Toplam Özel Tüketim Harcamaları Reel Artış Hızı, TÜFE Değişim Hızı verileri kullanılmıştır. Çalışmada değişkenler arasındaki uzun vadeli ilişkilere bakılmış olunup bu amaçla ARDL Sınır Testi ile eş bütünleşme analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Hata Düzeltme Modeli (VECM) ile kısa dönemli ilişkilere de bakılmıştır. Son olarak, yapılan analiz sonucunda elde edilen bulgular yorumlanmıştır.

ARDL Sınır TestiBanka kredileriBankacılık sektörü+6
Mustafa Eraslan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel emeklilik sistemi, devlet katkısı ve makroekonomik göstergeler arasındaki etkileşim: Türkiye örneği

Bu araştırmanın amacı makroekonomik değişkenlerin ve devlet katkısının bireysel emeklilik sistemine katılım ve tasarruf edilen tutar üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaçla makroekonomik göstergeler olarak, döviz kuru, faiz oranı, enflasyon ve borsa endeksi kullanılırken; bireysel emeklilik sistemine katılım ve tasarruf ile ilgili katılımcı sayısı, katkı payı tutarı ve katılımcının fon tutarı değişkenleri kullanılmıştır. Bu etki Toda-Yamamoto nedensellik testi ve Mann-Whitney U testi ile 2010-2015 yılları arasındaki aylık verilerle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; devlet katkısı ilanından sonra katılımcı sayısı, katkı payı tutarı ve katılımcıların fon tutarında anlamlı bir artış olmuştur. Ayrıca bireysel emeklilik sistemi ile makroekonomik göstergeler arasında bir nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, devlet katkısı bireysel emeklilik sistemine katılımı teşvik etmekte ve ekonomik konjonktür bireysel emekliliğe katılımı ve tasarrufu etkilemektedir.

Bireysel emeklilikDevlet katkısıEmeklilik sistemi+1
Bedri Özmen
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of some macroeconomic variables on FDI inflows in the selected countries during the period (2000-2014) panel-data model

The study examined the determinants of foreign direct investment inflows to the selected countries (Malaysia, Singapore, Saudi Arabia, and Turkey) by using Panel-Data Model. The main objective of this study was to find out the major macroeconomic determinants of foreign direct investment in these countries during the period 2000 - 2014. According to empirical results all the variables Political stability, BOP, Inflation rates, and Exchange rate was statistically significant with high significant levels and considered as an important determinants of FDI flow to these countries, except economic growth variable. In this study we initially tested the unit root test, which includes test of Augmented Dickey-Fuller (ADF) and Phillips-Perron (PP) test, this test is used to find out stationarity degree in time-series of economic variables under study, according to ADF test and PP test with a constant and a general trend, that all data (time-series) integrated and stable and do not suffer from unit root and other test such as Pooled OLS Regression test; Fixed effect model; Random effect model; Hausman test; diagnostic tests and Heteroscedasticity test. Based on the findings we recommend that policies that encourage foreign direct investment such as provide the political stability case, improve the situation of the balance of payments, moderate exchange rate depreciation, the stability of inflation rates, should be implemented. Key words: FDI Inflows, Macroeconomic variables, Panel data, Unit Root, Political stability.

Unit rootForeign direct investmentsMacroeconomy+4
Alan Nazar Ahmed
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası sermaye varlıkları fiyatlama modeli kapsamında ülke betası ve Türkiye'de ülke betasını etkileyen faktörler

Küreselleşmeyle birlikte artan sermaye hareketleri, ülke finansal sistemlerini birbirlerine oldukça yaklaştırmıştır. Bu durum ülke ekonomilerinin entegrasyonuna neden olurken, finansal yatırımcılar açısından da bir çok yatırım fırsatı yaratmaktadır. Yatırımcıların yatırım olanakları artmış, artık kendi ülkelerindeki sermaye varlıklarıyla sınırlı kalmadan dünya piyasalarına yatırım yapma imkânı ortaya çıkmıştır. Uluslararası yatırımcılar ve araştırmacılar için bir ülkeye ya da bir ülkenin piyasa endeksine yatırım yapılacağı zaman bu piyasanın dünya piyasasından neden farklı getirilere sahip olduğu ve/veya olacağı önemli bir konudur. Bu farklılık ülkenin dünya sermaye piyasalarına olan duyarlılığından yani ülke riski olarak kabul edilen ülke betasından kaynaklanmaktadır. Çalışmanın temel amacı Türkiye'nin ülke riskini etkileyen makroekonomik değişkenlerdeki beklenmeyen değişimlerin etkisini 1998Q1-2013Q3 periyodu için tespit etmektir. Yerel ve küresel değişkenlerin Türkiye'nin ülke riskine etkisi ülke betası modeliyle sınanmıştır. Ülke Betası Modeli Harvey ve Zhou (1993), Erb vd. (1996), Bekaert vd. (1996), Gangami vd.(2000) tarafından geliştirilen, temeli Uluslararası Sermaye Varlıkları Fiyatlama Modeline dayanan bir modeldir. Çalışma sonucunda ülke riskinin göreceli olarak hem yerel hem de küresel faktörlerden etkilendiği tespit edilmiştir. Yerel faktörlerden Türkiye'nin yerel enflasyondaki, Gayri Safi Yurtiçi Hasıladaki ve Türk Lirası cinsinden mevduata ödenen faizlerdeki beklenmeyen değişimlerden, küresel bazda ise ABD'nin hazine bonosu getirisindeki, ABD'nin enflasyonundaki, ABD'de Euro Dolar mevduat faiz oranı ile hazine bonosu getirisinin farkındaki ve petrol fiyatlarındaki beklenmeyen bir değişimden etkilendiği tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Portföy yönetimi, ülke riski, ülke betası modeli, makroekonomik değişken

BetaBeta katsayılarıFiyatlandırma+7
Mustafa Can Samırkaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Bootstrapping methods and applications on Turkish macroeconomic variables

This paper mainly has two aims. In the first place, an extensive discussion on bootstrap methods used in statistical estimation and inference with cross section and time series data sets is presented. In particularly, dynamics through which bootstrap refines the statistics of interest and outperforms classical statistical approach are discussed in detail. In addition, a special attention is paid to the application of bootstrap with different data sets such as cross section and time series and how the procedure must be conducted are explained comprehensively. As the second aim of this study, three bootstrap applications with Turkish macroeconomic time series are performed. Because stationarity tests are quite common among empirical practitioners and because they have explicit implications in terms of long term cointegration relationships between time series, the first two applications of this study focus on bootstrapped unit root tests under the presence of small samples where bootstrap approach is known to be superior to conventional unit root tests suggested in literature. Besides, bootstrap unit root tests results and unit root tests allowing for single and multiple endogenous structural breaks are compared. The third application of the study is devoted to obtain bootstrap estimation of the Keynesian consumption function for the Turkish economy, by employing an auxiliary method used in determining the number of structural breaks occurring in the relationship between the series involved in the model. Results show that conventional and bootstrapped unit root test results show substantial differences on the presence of unit root. Furthermore, bootstrapped unit root test results are highly in line with the results suggested by the unit root tests allowing for single and multiple structural breaks. Furthermore, the Keynesian consumption function estimated by Ordinary Least Square and bootstrap method differ significantly in terms of the magnitude of the model coefficients estimated across three regimes determined endogenously.

Unit root testsBootstrap methodsMacroeconomic variables+1
Mehmet Fatih Traş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ar-Ge harcamalarının makroekonomik değişkenler üzerine etkisi

Ar-Ge harcamaları, teknolojide dışa bağımlılığının azaltılmasında, ülke ekonomisinin büyümesinde ve gelişmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada Ar-Ge Harcamalarının makroekonomik değişkenler üzerine etkisi araştırılmıştır. Türkiye de 1990-2018 dönemi temel alınarak Ar-Ge harcamalarının Ekonomik Büyüme ve İhracat değişkenleri arasındaki ilişki eşbütünleşme ve hata düzeltme modelleri vasıtasıyla sınanmıştır. Uzun dönem bulgularına göre Ar-Ge harcamalarının hem ekonomik büyüme hem de ihracat üzerinde pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Kısa dönem bulgularından elde edilen analiz sonuçlarına göre hata düzeltme mekanizmasının çalışmakta olduğu tespit edilmiş olup uzun dönem bulgularını desteklemektedir. ANAHTAR KELİMELER: Ar-Ge Harcamaları, GSYH, İhracat, Engle-Granger Eşbütünleşme Analizi, Hata Düzeltme Modeli

Araştırma-geliştirme harcamalarıEkonometrik analizEkonomik büyüme+5
Sıla Erdoğan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Makroekonomik değişkenlerdeki değişimin tüketici davranışları üzerine etkisi

Ekonomi, tüketicilerin yaşamına doğrudan yön veren önemli faktörlerden biridir. Makroekonomik göstergeler ise ekonomiyi şekillendiren temel bileşenlerdir. Makroekonomik göstergelerdeki değişim, farklı sosyo-ekonomik ve demografik özelliklere sahip tüketicileri, refah düzeylerinden yaşam şekillerine kadar birçok alanda farklı etkileyebilmektedir. Ancak söz konusu bu etkilenme yalnızca ekonomik boyutun değil, sosyal ve psikolojik boyutlarında etkisiyle gerçekleşebilmektedir. Bu nedenle tüm bu boyutların etkilerinin nasıl ve hangi ölçütte olduğunun irdelenmesi de bir o kadar önemlidir. Bu çalışmanın amacı, makroekonomik değişkenler ile tüketici davranışları arasındaki mutlak ilişki hipotezini test etmektir. Çalışmada temel makro-ekonomik değişkenlerin, tüketicilerin gelir ve harcama ilişkilerine etkisi, iktisadi açıdan incelenirken aynı zamanda sosyolojik ve psikolojik açıdan da ele alınması amaçlanmıştır. Bu etkinin analiz edilebilmesi için anket çalışması yapılmış ve anket çalışmasının evreni olarak Türkiye geneli, anket kısıtlaması olaraksa on sekiz yaş ve üstü gelir sahibi olan bireyler hedeflenmiştir. Anket çalışması neticesinde yapılan analizler sonucunda, makroekonomik değişkenlerdeki değişimin büyük oranda tüketici davranışlarını etkilediği, bunun yanı sıra farklı psiko-sosyal etkilerinde beklenen sonuçları çeşitli süreçlerde doğruladığı sonucuna varılmıştır.

Davranışsal ekonomiEkonomik değişkenlerMakroekonomik değişkenler+2
Selahattin Melih Cennet
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vadeli işlemler piyasasının gelişimi: Dünyadaki gelişmiş ve gelişmekte olan bazı ülke piyasaları ile mukayeseli bir yaklaşım

Özellikle son yıllarda finansal piyasaların küreselleşmesi hacmin muazzam büyümesine ve finansal işlemlerin çeşitlendirilmesine yol açmıştır. Finansal türevler bu büyümenin temel unsurları olarak ön plana çıkmaktadır. Türkiye'de 1980'lerden sonra uygulanan dışa açık ekonomi politikaları yeni finansal araçların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Daha sonra 2005 yılında vadeli işlem ve opsiyon borsası kurularak bu tarihlerden sonra türev araçlar konusunda işlem hacimlerinin giderek arttığı görülmektedir. Bu çalışmada ekonomik gelişmişlik seviyesi ile finansal sistemin genel durumunu bazı makroekonomik göstergeleri kullanarak, türev araçlar olan vadeli işlem ve opsiyon piyasaları üzerinde etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Bu kapsamda gelişmiş ülke olan Almanya, gelişmiş ülke tanımına çok yakın Güney Kore ve gelişmekte olan Türkiye'nin işlem hacimleri gözü önüne alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, bazı makroekonomik değişkenlerin vadeli işlem ve opsiyon piyasalarını güçlü bir şekilde etkilediği görülmüştür.

Makroekonomik değişkenlerOpsiyon piyasalarıTürevler+1
Volkan Erhan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Birim kök testlerinin makroekonomik değişkenler üzerine uygulamaları

Serilerin durağan olması gerekliliği varsayımı altında ekonometrik teoride bu amaçla, birçok görüş ortaya atılmış ve durağanlığın test edilmesi için pek çok test yöntemi geliştirilmiştir. Son dönemlerde geliştirilen test yöntemlerinin büyük bir kısmında, ortaya çıkan yapısal kırılma durumunda geçerli olan birim kök testleri üzerinde durulmuştur. Serilerde meydana gelen yapısal değişmeler dikkate alınmadan birim kök testlerinin uygulanması yanıltıcı sonuçlara neden olabilmektedir. Durağan-dışı makro verileri dikkate alan panel veri ekonometrisi 1990'larda başlamasına rağmen oldukça hızlı bir gelişim göstermiştir. Bu gelişmeler panel verilerin öncelikle makroekonomik seriler olmak üzere birçok alanda etkin bir şekilde kullanılmasına olanak sağlamıştır. Bunun başlıca nedenlerinden birisi hem birim hem de zaman boyutunu bir arada ele alabilmesidir. Bu bağlamda, Türkiye'ye ait bazı makroekonomik zaman serilerinin yapısal değişiklik altında durağanlığının sınanması amaçlanmıştır. Ayrıca panel veri analiz teknikleriyle durağanlık sınamaları yapılmıştır. Bu amaçla serilerin birim kök içerip içermedikleri, serilerde meydana gelen yapısal kırılmaların birim kök sürecini etkileyip etkilemedikleri incelenmiş ve ayrıca serilerin panel verilerle durağanlığı ele alınmıştır. Bu bağlamda Türkiye'ye ait on makroekonomik değişkenin yıllık frekansları kullanılmıştır. Çalışmada GSMH, tüketim, kamu harcamaları, reel döviz kuru, tefe, M3, enflasyon, faiz, ithalat, ihracat serilerine ait gözlemler kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Zaman Serileri, Birim Kök testleri, Yapısal Kırılmalar, Panel Birim Kök Testleri

Birim kök testleriMakroekonomik değişkenlerPanel veri modelleri+2
Dilek Nesrin Konaklı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Makroekonomik göstergelerin dış ticaret hacmi üzerindeki etkisi: BRICS-TM ülkeleri üzerine ekonometrik bir analiz

Dış ticaret kavramı yüzyıllar boyunca iktisatçıların ilgilendikleri ve araştırdıkları, günümüzde ise ülkeler tarafından öneminin kavranması ile ağırlık verilen bir olgu haline gelmiştir. Günümüz ekonomilerine bakıldığında zenginliğin kaynağının dış ticaretten geçtiği açık bir şekilde görülmektedir. Yüksek büyüme oranları ve dış ticaret rakamları ile dikkat çeken BRICS-TM ülkeleri ise araştırılması gereken ülkelerin başında gelmektedir. Bu kapsamda, çalışmada dış ticaret hacmi ile enflasyon, ekonomik büyüme ve reel faiz oranları arasındaki ilişki, 1991 – 2017 dönemini kapsayan yıllık veriler, ekonometrik yöntemler kullanılarak test edilmiştir. Yapılan analizlerde dış ticaret hacmi verisi olarak, ihracat ve ithalat hacmi toplamı kullanılmıştır. Analizlerde hipotez testi için LMadj testi, CIPS durağanlık testi, Delta testi, Durbin-Hausman eşbütünleşme testi, CCE ile AMG tahmincisi ve Dumitrescu-Hurlin panel nedensellik testleri kullanılmıştır. Test sonuçlarına göre; dış ticaret hacmi ile enflasyon oranı arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilirken, büyüme oranından dış ticaret hacmine doğru tek yönlü nedensellik ilişki görülmektedir. Diğer değişkenler arasında ise herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: BRICS-TM, Dış Ticaret, Enflasyon Oranı, Büyüme Oranı, Reel Faiz Oranı

BRICS-TBRICS-TMBüyüme oranı+7
Kamil Özgür Kocalar
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Makroekonomik değişkenlerin borsa ile ilişkisi; Türkiye ekonomisi üzerinden yapısal kırılmalı testler ile ekonometrik bir analiz

Milli gelir, enflasyon, işsizlik, büyüme gibi tüm ülkenin sosyo-ekonomik yapısını ilgilendiren makroekonomik göstergeler, başta yatırımcılar ve politika üreticileri olmak üzere ülkede faaliyet gösteren tüm birimleri önemli derecede etkilemektedir. Gerek üreticiler gerekse finans piyasaları bu göstergelere göre pozisyon almaktadırlar. Aralarında güçlü bir korelasyon olan finans ve imalat sektörleri, makroekonomik göstergeler üzerinden doğru tahminler ile katma değer yaratmaktadırlar. Bu nedenle, bir ülkenin makroekonomik göstergelerindeki istikrar, küresel piyasalarda dahi önemli bir rekabet unsurudur. Tez çalışmasında makroekonomik göstergelerin borsa ile ilişkisi incelenmektedir. Menkul kıymet borsaları, finans piyasaları arasında en büyük potansiyele sahip alandır. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ise ağırlıklı yabancı sermayenin elinde olduğu için borsa endeksini etkileyen faktörlerin doğru analiz edilmesi gerekmektedir. "Seçili makro ekonomik göstergeler ile borsa arasında uzun dönemli ilişki vardır" şeklinde kurgulanan çalışmanın hipotezi yapısal kırılmaya izin veren ekonometrik testler ile analiz edilmektedir. Bu kapsamda öncelikle ADF ve PP testlerinin yanı sıra tek yapısal kırılmaya izin veren Zivot Andrews testi ile serilerin durağanlığı test edilmiştir. Devamında ise değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkinin tespiti için ARDL sınır testi ve değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin tespiti için ise Toda-Yamamato Nedensellik testleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda borsa ile seçili makro ekonomik değişkenler arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisi görülmüştür. Nedensellik testlerine göre ise borsadan faiz oranlarına doğru tek yönlü ve borsadan işsizliğe doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi yakalanmıştır.

ARDL Sınır TestiBorsaEkonometrik analiz+7
Seydi Vakkas Karaca
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal derinleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: BRICS-T örneği

Ekonomik sistem içerisinde her geçen yıl önemi daha da artan finansal sistem, bilişim teknolojileri ve küreselleşme ile her kesimden ekonomik birimlerin ulaşabileceği bir piyasaya dönüşmüştür. Finansal piyasaya hizmet sunan bankalar ve bankalar gibi finansal aracılar sayesinde herkesin sahip olabileceği finansal araçlar her geçen yıl çeşitlenerek yatırımcılara hem riski azaltmasına hem de tercih seçeneklerinin artmasına yardımcı olmaktadır. Finansal sistemin gelişmesi ve finansal araçların çeşitlenmesi finansal derinleşmeyi sağlayarak günümüzde ekonomik büyüme ve kalkınma üzerinde ne gibi etkileri olduğu son yıllarda en çok incelenen konulardan biridir. Çalışmada, Brezilya, Çin, Hindistan, Güney Afrika ve Türkiye'de finansal derinleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi 1974-2018 dönemi için panel veri yöntemi ile incelenmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde araştırma ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. İkinci bölümde finansal sistem ve piyasalardan ve finansal sistem ile ilgili teorik bilgilerden, finansal derinleşme kavramından ve BRICS-T ülkelerinin makreokonomik göstergelerinden bahsedilmektedir. Üçüncü bölümde finansal derinleşme ve incelenen ülkelerin makreokonomik göstergelerine yer verilmektedir. Dördüncü bölümde literatür taraması ve akabindeki kısımlarda materyal, yöntem ve bulgulara yer verilmektedir. Panel veri yönteminin kullanıldığı çalışmada finansal derinleşme göstergelerinden olan para arzı ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü nedensellik ilişkisinin varlığı ortaya konmuştur. Tasarruftan ekonomik büyümeye doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda sermaye birikimi ve para arzının ekonomik büyümeyi pozitif yönde etkilediğini, finans sektörü tarafından sağlanan kredilerin negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir.

BRICS-TEkonomik büyümeEkonomik etki+4
Mehmet Keskin
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş ülkelerde savunma harcamalarını etkileyen makroekonomik değişkenler üzerine ampirik bir analiz (2000-2018)

Savunma sanayisi, bir ülkenin ulusal ve uluslararası güvenliğinin sağlanması için hayati önem taşıyan ve yalnızca üretim ile açıklanamayacak çok yönlü yapıya sahip bir sektördür. Bu çalışmanın amacı, seçilmiş ülkelerde savunma harcamaları ile ekonomik büyüme, ARGE, ticaret hacmi, istihdam, nüfus arasındaki ilişkinin analiz edilmesidir. Bu çalışmada 2000-2018 yılları arasında ABD, Avusturya, Brezilya, Çin, Fransa, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Almanya, Türkiye, Rusya ve Suudi Arabistan için savunma harcamaları ile ekonomik büyüme, AR-GE harcamaları, ticaret hacmi, istihdam değişkenleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Öncelikle yatay kesit bağımlılığı testi yapılmıştır. Ardından CADF Birim Kök Testi, Delta Testi ve Dumitrescu Hurlin Nedensellik Testi son olarak da AMG Katsayı tahmini yapılmıştır. Yapılan nedensellik testi sonuçlarına ekonomik büyümeden savunma harcamalarına doğru, istihdamdan savunma harcamalarına doğru tek yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yapılan AMG sonuçlarına göre ise savunma harcamaları ile AR-GE Harcamaları ve ticaret hacmi arasında negatif, savunma Anahtar Kelimler: Ekonomik Büyüme, ARGE, Ticaret Hacmi, İstihdam, Nüfus Savunma Harcamaları

Araştırma-geliştirmeAraştırma-geliştirme harcamalarıEkonomik büyüme+5
Safiye Kocalar
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects