Inclusive education

220 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerin kapsayıcı eğitime yönelik tutumlarının prososyal davranışları açısından incelenmesi

Bu araştırma okul öncesi öğretmenlerin kapsayıcı eğitime yönelik tutumlarının prososyal davranışlar açısından incelenmesini amaçlamıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde gerçekleşmiştir. Araştırmaya 2021-2022 eğitim öğretim yılında resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan 198 okul öncesi öğretmeni dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Kapsayıcı Eğitime İlişkin Tutum Ölçeği", "Kapsayıcı Eğitime İlişkin Özyeterlilik Algıları Ölçeği", "Kapsayıcı Eğitime Yönelik Sınıf İçi Uygulamalar Ölçeği" ve "Yetişkin Prososyallik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin normalliği test edilmiş, dağılım normalitesi sağlandığı için parametrik analizler tercih edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde Pearson koralesyon katsayısı, Hiyerarşik Regrasyon analizi, Bağımsız Grup t- Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre okul öncesi öğretmenlerin yetişkin prososyallik ölçeği puanlarıyla kapsayıcı eğitime ilişkin tutum ölçeği puanları, kapsayıcı eğitime ilişkin özyeterlik ölçeği puanları ve kapsayıcı eğitime yönelik sınıf içi uygulamalar ölçeği puanları arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Diğer bulgu sonuçlarına göre araştırmaya katılım sağlayan okul öncesi öğretmenlerin cinsiyet, medeni durum, çalıştıkları kurum, kurumdaki pozisyonuna, ailede özel gereksinimli birey olma/ma, özel eğitim sertifikası olma/ma durumu, üniversitede kaynaştırma dersi alma/ma durumu, öğretmenlerin üniversitede kapsayıcı eğitime yönelik herhangi bir ders alma/ma durumu, meslek hayatında kapsayıcı eğitime yönelik herhangi bir eğitim alma/ma durumu, kapsayıcı eğitime yönelik herhangi bir seminer alma/ma durumu, sınıfında dezavantajlı çocuk olma/ma durumu ve öğrenim durumuna göre yetişkin prososyallik ölçeği puanları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırmaya dahil olan okul öncesi öğretmenlerin kapsayıcı eğitim konusunda yapılacak odak grup görüşmesine katılma isteği olma/ma durumu ve okulun sosyoekonomik durumuna göre yetişkin prososyallik puanları arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir.

Kapsayıcı eğitimOkul öncesi öğretmenlerPrososyal davranış+1
Ece Özden
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kapsayıcı eğitim uygulamalarının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin matematik dersi başarısına etkisi

Bu araştırmanın amacı, İlkokul 4. Sınıf matematik dersi geometri öğrenme alanında kapsayıcı eğitim uygulamalarının öğrencilerin matematik dersi geometri başarılarına etkisini incelemek, öğretmenin ve velilerin kapsayıcı eğitime yönelik görüşlerini belirlemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel desen kullanılmıştır. Nicel verileri desteklemek amacıyla deney grubunun öğretmen ve velileri ile görüşme yapılmıştır. Araştırma örneklemini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılının 2. döneminde Hatay İlindeki bir devlet ilkokulunun dördüncü sınıfındaki iki şubede bulunan 40 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma, deney ve kontrol grubunda hazırlık çalışmaları (4 hafta) ve deneysel işlemler (5 hafta) olmak üzere toplam 9 hafta ve 25 ders saati olarak uygulanmıştır. Araştırmanın sonucuna göre deney grubu ile kontrol grubundaki öğrencilerin matematik dersi başarıları açısından deney grubu lehine anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Deney grubu lehine oluşan anlamlı farkın, kapsayıcı eğitim etkinliklerinden kaynaklandığı tespit edilmiş olup veli ve öğretmen görüşleriyle de elde edilen sonuç desteklenmiştir.

Akademik başarıGeometriGeometri öğretimi+7
Ali Mazı
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital hikâye anlatımı ile kapsayıcı eğitim bağlamında beden eğitimi öğretmen eğitimi: Bir eylem araştırması çalışması

Bu eylem araştırmasında, dijital hikâye anlatımının (DHA) beden eğitimi öğretmen adaylarının kapsayıcı eğitim bağlamında mesleki gelişimlerine katkısı incelenmiştir. Ayrıca, beden eğitimi öğretmen adaylarının oluşturdukları dijital hikâyelerin öğretmen eğitimcileri tarafından nasıl alımlandığını keşfedilmiştir. Bu amaçla araştırmaya 28 haftalık bir müdahale programına gönüllü 6 beden eğitimi öğretmen adayı ve onlarla çalışan 4 öğretmen eğitimcisi katılmıştır. Bu araştırmada nitel bir yaklaşım benimsenmiştir. Veriler, öğrenme topluluğundaki yarı yapılandırılmış odak grup görüşmelerinin ardından edinilen seslerin kayıtları alınarak, DH'lerin metinleri deşifre edilerek ve alandaki gözlem notları tutularak toplanmıştır. Veri setinin analizi için tematik analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları, DHA'nın dâhil edilmesiyle öğretmen adaylarının kapsayıcı eğitimin bileşenlenlerini kendi deneyimleri üzerinden anlamalarının ve okullardaki uygulamalarını daha kapsayıcı hâle getirmenin değerini, görev sorumluluklarını fark etmelerinin mümkün olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda öğretmen adaylarının kapsayıcı eğitimi, mesleklerinin özü olan hareket ile kendilerinin bağımlı ve bağımsız yaşam kalitesi olarak ortaya koydukları alanlarda sunabilecekleri katkıları anlamlandırabildikleri görülmektedir. Ayrıca DHA'nın dâhil edilmesi, öğretmen adaylarının dinlenmesini sağlayarak üniversitede aldıkları eğitimin daha kapsayıcı olmasına katkıda bulunmaktadır. DHA ile kapsayıcı eğitim olarak özetlenebilecek bu uygulamanın hem öğretmen eğitimcilerinin kendi uygulamaları üzerine yansıma yapması hem de öğretmen adaylarının sesinin duyulması açısından eylem araştırmasının odağında olan "Kendi uygulamalarımızı nasıl değiştirebiliriz?" sorusuna özgün cevapları ortaya çıkardığı söylenebilir. Diğer yandan öğretmenlerin profesyonel sermayelerine vurgu yapan Hargreaves, A., & Fullan, M. (2012), derslerdeki başarı ve kanıtın öneminin yanında standart testlerde gösterilen beceri artışının ölçülmesi hiçbir zaman öğretmenin asıl büyüsü olan çocukların neşeyle sınıfa gelmesi, onların yaşamlarının geri kalanı için edinecekleri ilgi alanları ile buluşması ve zora düştüklerinde onları ayağı kaldırması hikmet ve görkeminin önüne geçmemesi gerektiğini ifade etmektedir(Hargreaves, A., & Fullan, M. ,2012, S.10). Yazarlara göre asıl sorun olan kanıtların kullanılması değil ama sayısal veri, teknolojik araç, gereç ve dar bakışlı test odaklı hedef takıntısının getirdiği işlevsizliktir. Asıl işlevsel olan ise tüm öğrenciler için öğrenme ve başarıyı geliştirmek, onların refahlarını ve karakterlerini geliştirmek ve avantajlı olanlar ile dezavantajlı sosyal geçmişe sahip olanlar arasındaki farkı kapatmaktır (Hargreaves, A., & Fullan, M. ,2012, S.13). Öğretmenin standart eğitimden ziyade öğrencilerin bireysel farklılıklarının farkında olarak dahil edilmesinde etkili olabilmesi için öğretmen eğitimi sırasında özellikle dezavantajlı öğrencilerin dahil edilmesiyle ilgili yenilikçi yaklaşımlar ile tanışmasının, kendi çözümlerini üretmesinin önemli olduğu söylenebilir. Aynı zamanda Hargreaves, A., & Fullan, M. (2012)' öğretmenleri ve öğretimi geliştirmek için öğretmenlerin içinde bulunduğu koşulları ve parçası oldukları topluluk ve kültürlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etmektedir (Hargreaves, A., & Fullan, M. ,2012, S.45). Bu yüzden bu araştırma kapsamında güven ortamı oluşturarak deneyimlerin anlatılması ve anlatılan deneyimlerin daha geniş çevrelerle paylaşılmasına imkan tanıyan atölye temelli Dijital Hikaye Anlatımı aday öğretmenlerin ve öğretmenlerin içinde bulundukları kültürlerin iyileştirmesine katkıda bulunmak amacıyla yenilikçi, yaratıcı ve güçlendirici bir yaklaşım olarak kullanılması planlanmaktadır. Bu sayede aday öğretmenler dezavantajlı grupların yaşam kalitelerinin iyileştirilmesi için yalnızca bireysel bilgi edinmekle kalmayacak aynı zamanda aktif yaşam yoluyla yaşam kalitesinin iyileştirilmesinde bir değişim elçisi olarak hikayelerini daha geniş çevrelerle paylaşıp kültürel dönüşüme öncülük edebileceklerdir. Bu kapsamda araştırmanın amacı, öğretmenlerin ve aday öğretmenlerin bireylerin farklılarını göz önünde bulunduracak şekilde dijital hikâyeleriyle aktif kaliteli yaşamı nasıl anlamlandırdığını incelemektir.

Beden eğitimiBeden eğitimi ve spor dersiBeden eğitimi ve spor yüksekokulları+6
Özgür Yaşar Akyar
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kapsayıcı ortamlarda kültüre duyarlı öğretim etkinliklerinin etkinlik kuramı ve yükleme kuramı perspektifiyle incelenmesi

Bu tezin temel amacı, ilkokul 4. sınıf öğretmenlerinin kapsayıcı kültüre duyarlı pedagojiyi öğretim ortamlarıyla bütünleştirme süreçlerini "Etkinlik Kuramı" ve "Yükleme Kuramı" perspektifinden inceleyerek kapsayıcı pedagojinin öğretimsel süreçlerde etkili bir şekilde kullanılmasını etkileyen faktörleri ortaya çıkarmaktır. Çalışma, amaçlı örnekleme tekniği kullanılarak bir devlet okulundan seçilen üç sınıf öğretmeni ile yürütülmüştür. Tezin çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılının bahar döneminde Ankara'nın Altındağ ilçesindeki bir okulda görev yapan ve sınıfında zorunlu göç mağduru çocuklar bulunan ilkokul dördüncü sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışmanın veri toplama araçları ve kapsayıcı kültüre duyarlı öğretim etkinlikleri uzman görüşleri alınarak araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Çalışma durum çalışması deseninde tasarlanmış olup veri toplama sürecinde gözlem formları, görüşme formları ve saha notlarından yararlanılmıştır. Çalışmada veri toplama ve veri analizi süreci eşzamanlı yürütülmüş olup betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi, sürekli karşılaştırmalı metot ile birlikte kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, sınıf öğretmenleri tarafından kapsayıcı kültüre duyarlı öğretim etkinlikleri işe koşulduğunda ortaya çıkan eylem ve işlemlerin öğretimsel boyutta ne gibi yansımalarının olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada Etkinlik Kuramı ve Yükleme Kuramı perspektifi dikkate alınarak öğretmenlerin kapsayıcı kültüre duyarlı öğretim etkinliklerini uygulama süreçlerinde iyileştirilmesi gereken yönlerin açığa çıkarılmasına ve kapsayıcı öğretimin öğretmenlerdeki karşılığının ne olduğunun keşfedilmesine yönelik sonuçlara yer verilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda kapsayıcı pedagojinin sahadaki öğretmenler tarafından etkili ve verimli kullanılmasına yönelik öneriler sunulmuştur.

Etkinlik KuramıEğitim etkinliğiGöçmenler+6
Dilara Saka
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi öğrencilerine yönelik tutumlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi

Son yıllarda ülkemizde kaynaştırma eğitimi uygulamaları büyük önem kazanmaktadır. Başarılı bir kaynaştırma eğitiminde en önemli faktörler öğretmen ve özel gereksinimli öğrencisidir. Özel eğitim, bedensel ya da zihinsel çeşitli yetersizliklere sahip bireylerin farklı eğitim programı ve metotlarla tek başlarına hayatta kalmalarını sağlayacak yeterlilikleri kazanmalarını ilke edinen bir anlayıştır. Kaynaştırma eğitimi ise özel gereksinimli bireylerin yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte eğitim gördükleri ve etkileşim yoluyla beceri edinmelerini sağlayan, destek eğitim hizmetlerinin de sağlandığı bir özel eğitim uygulamasıdır. Kaynaştırma eğitimi uygulamalarında başarı ancak süreç içindeki anne-baba, öğretmen, okul yönetimi, rehberlik servisi, normal gelişim gösteren öğrenci ve ailelerinin üzerlerine düşen sorumluğu üstlenmelerine bağlıdır. Kaynaştırma eğitiminin yalnızca öğretmen uygulamalarından ibaret olmadığı, bir ekip işi olduğunu unutmamak gerekir. Öğretmen kuşkusuz ki tutum ve davranışlarıyla kaynaştırma eğitiminin başarısını arttıran bir etkiye sahiptir. Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi öğrencilerine yönelik tutumlarını etkileyen faktörleri belirlemek ve daha etkili bir kaynaştırma eğitimi yürütülebilmesi için öneriler geliştirebilmektir. Araştırma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Ümraniye ilçesindeki üç resmi ilkokulda görevli 40 sınıf öğretmeninin katılımıyla yürütülmüştür. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan ve sınıf öğretmenlerinin demografik bilgilerine edinmeye yönelik kapalı uçlu sorulardan oluşan ''Öğretmen Bilgi Formu'' ile açık uçlu sorulardan oluşan ''Görüşme Soruları'' kullanılmıştır. Uygulama, gönüllü olarak araştırmaya destek veren sınıf öğretmenleri ile yüz yüze görüşme yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; okul ve sınıfın fiziki şartlarının, sınıf mevcutlarının, kaynaştırma eğitimi sürecindeki tüm ilgililerin desteğinin sınıf öğretmeninin iş yükünü hafiflettiği ve motivasyonunu arttırdığı saptanmıştır. Öğrencilerin yetersizlik türlerinin sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine yönelik tutum geliştirmelerinde etkili olduğu bir diğer araştırma sonucudur. Ayrıca, konu hakkında bilgi sahibi olan sınıf öğretmenlerinin, olmayanlara göre özel gereksinimli öğrencilere daha olumlu tutumlarla yaklaştıkları saptanmıştır. Kaynaştırma eğitimi için uygun eğitim ortamları yaratmak ve öğretmene bu süreçte yalnız olmadığını düşündürecek destek hizmetler sağlamak uygulamadaki başarıyı arttıracaktır. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma, Özel Eğitim, Gereksinim, Engel, Yetersizlik

Kaynaştırma eğitimiSınıf öğretmenleriÖzel eğitim+2
Zeynep Kara
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek liselerinde çalışan öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin sorunları, çözüm önerileri ve beklentileri

Bu çalışmada Mesleki ve Teknik Anadolu liselerinde çalışan öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin sorunları, beklentileri ve çözüm önerileri araştırılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubu 2015–2016 eğitim öğretim yılında Kocaeli Derince Zehra Emine Öçgüder Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesinde farklı branşlarda 13 ve ayrıca Kocaeli Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde farklı branşlardan 13 olmak üzere toplamda 26 öğretmendir. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan 10 sorudan oluşan görüşme soruları kullanılmıştır. Mülakat formlarından elde edilen bilgiler, sistematik bir hale getirilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin isimleri kodlanarak (rakamsal), verdikleri yanıtlar değerlendirilmiştir. Betimsel analiz yapılarak elde edilen veriler yorumlanmıştır. Eğitimin kademeleri düşünüldüğünde zorunlu temel eğitim sonrasında engelli öğrenciler bireysel özellikleri dikkate alınarak genel veya mesleki eğitime yönlendirilmelidirler. Onların hayatta kendi ayaklarının üzerinde durmasını sağlayacak adımlar bu sayede atılmış olacaktır. Öğretmenlerin öğrencilerin sağlık durumlarını ve yetersizliklerini bilmeleri daha gerçekçi beklentiler geliştirmelerine ve buna uygun planlar yapmalarına yardımcı olur. Kaynaştırma uygulamalarına ilişkin olumlu öğretmen düşünceleri bu uygulamaların başarısını da getirecektir. Engelli olan her öğrencinin her şeyden önce bir çocuk olduğunu da asla unutmamak gerekir. Mesleki ve teknik eğitime devam eden kişilere programın amaçladığı kazanımlara işletme-okul işbirliği ile ancak ulaşılabilir. Bu kapsamda işletmelerin ihtiyaç duyduğu yeterliklere sahip bir meslek çalışanı için mesleki eğitim kendisini sürekli güncel tutmalı, programlar geliştirmeli, staj uygulamalarının verimliliğin sağlanması ve bu kapsamda gerekli düzenlemeleri yapması gerekmektedir. Okul-işletme işbirliğinde mezunların hayatlarını devam edecekleri iş kollarının beklentilerinin alınması ve yapılandırmanın bu beklentiler doğrultusunda yapılması verimliliğin sağlanması adına önemini korumaktadır. Hem okula hem de işletmeye dayalı bir sistem dinamik yapıda olmak zorundadır. Sadece teorik eğitimin verildiği bir meslek eğitimi düşünülemez. İşletmeler teorinin pratiğe dönüşmesini sağlayan uygulama ortamlarıdır. Bu yönüyle bir çeşit eğitim yeridir. Usta çırak ilişkisi temelli öğrencinin niteliğinin artırılmasında önemli roller üstleneceklerdir. Sadece ülkemizde değil Dünya genelinde işgücü piyasası istediği kriterleri iş görenlerde bulamamaktadır. Bu meslek eğitimin başarısını düşürmektedir. Bu sorunun birçok yapısal nedenden kaynaklı olduğunu düşünmek mümkündür. Ancak bireysel özellikler de ihmal edilmemelidir. Meslek eğitim bir beceri işidir. Kişilerin ilgileri göz ardı edilemez. Meslek seçiminde bu ilgiler dikkate alınmak zorundadır. Öyle ki kaynaştırma öğrencileri bu nitelikleri kazanmaya yönelik bireyselleştirilmiş bir meslek eğitim programına ihtiyaç duymaktadırlar. Bu yönüyle öğretmenlerin kaynaştırmaya tabi olan öğrencilere karşı tutumları ve algılamaları önemlidir. Öğretmen eğitim ortamında öğrenci üzerinde en etkili kişidir. Öğretmenin kaynaştırmaya ilişkin olumsuz tutum takınması sistemin doğru işlemesine engel olacaktır. Mesleki teknik eğitime devam eden kaynaştırma öğrencileri pek çok sorunla karşılaşmaktadırlar. Eğitim ortamında karşılaştığı sorunlar yanında, iş yerlerinde karşılaştıkları sorunlar çözülmelidir. Bunun için Mesleki ve teknik eğitime devam eden bir kaynaştırma öğrencisinin staj yaptığı yerlerde, iş atölyelerinde ortamın düzenlenmesi yanında öğrenciyle ilgili işverenlere bilgi verilmesi, mezuniyet sonrası iş olanaklarının araştırılması ve işe yerleştirilmesi özel eğitim hizmetlerinin başarısı için gereklidir. Bu çalışmada Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde çalışan öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin sorunları, beklentileri ve çözüm önerileri incelenmiştir. Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde kaynaştırma uygulamalarının yapıldığı sınıfların durumları ile öğretmenlerin çalışma ortamlarına ilişkin eksikliklerinin giderilmesinde araştırma sonuçlarının katkısıyla çözüm önerilerinin sunulması hedeflenmiştir. Okullarda engelli çocukların kaynaştırma uygulamaları çerçevesinde bulundukları sınıflarında alacakları eğitimler için her okul uygun ortamı hazırlamak ve olumlu tutum sergilemek zorundadır. Yani özel eğitim etkinliklerinde başarı için öğretmen tarafından öğrencinin desteklenmesi gerekmektedir. Bu yönüyle öğretmen çok önemli bir role sahiptir, tutumlarının incelenmesi ve belirlenmesi gereklidir. Ayrıca, öğretmenlerin düşüncelerine göre kaynaştırmaya ilişkin uygulamalardaki zorluklar ve sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin belirlenmesi gerek uygulayıcılara gerekse alan yazına katkılar sağlayacağı düşünülmüştür. Araştırma sonucunda; Öğretmenlerin öğrencilerin sosyalleşmesini desteklediği çalışmalar yaptığı, öğretmenlerin kaynaştırma öğrencilerine verdikleri eğitimden mutlu oldukları, ancak önemli bir çoğunluğun ise olumsuz etkilendiği, kaynaştırmaya ilişkin olarak öğretmenler, kendilerinden, engel türünden ve sitemden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını, sorunlarını çözmek için uzman yardımı aldıklarını, materyal hazırladıklarını ve derste tolerans gösterdiklerini, çalışılan okulların ve sınıfların kaynaştırmaya uygun hale getirilmesi gerektiği, ailelerle iletişime geçildiği ve işbirliği içinde çalışıldığı, öğretmenlerin diğer öğrencilere sorumluluklar verdikleri bilgilendirdikleri, yardım aldıkları ve sorunların çözümüne yönelik öneriler getirmişlerdir.

Kaynaştırma eğitimiLise öğretmenleriMeslek liseleri+3
Rumeysa Şen
İstanbul Aydın University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Rehber öğretmen adaylarının özel eğitime ilişkin öz yetkinlik algıları ve kaynaştırmaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Rehber öğretmenler, okullarda psikolojik danışmanlık görevini üstlenmektedir. Bu nedenle rehber öğretmenlerin öğrencilere yönelik yaklaşımları ve gözlemleri son derece önemlidir. Rehber öğretmen adaylarının öz yetkinlik algıları ve kaynaştırmaya ilişkin düşüncelerinin belirlenmesi bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, rehber öğretmen adaylarının düşüncelerini tespit etmek için Veysel Aksoy ve İbrahim H. Diken (2009) tarafından geliştirilen "Rehber Öğretmenlerin Özel Eğitime İlişkin Öz yetkinlik Ölçeği" ve Kırcaali-İftar (1996) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan "Kaynaştırmaya İlişkin Görüşler Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; rehber öğretmen adaylarının öz yetkinlik algıları ve kaynaştırmaya ilişkin düşüncelerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı görülmektedir. Ölçeklerin uygulandığı Akdeniz, Biruni, Kültür ve Hasan Kalyoncu Üniversiteleri'nde öğrenim gören rehber öğretmen adayları arasında öz yetkinlik algıları ve kaynaştırmaya ilişkin düşünceleri arasındaki farkın anlamlı olduğu gözlenmiştir. Araştırmada ayrıca, engelli yakını olan rehber öğretmen adaylarının kaynaştırmaya ilişkin görüşleri yüksek düzeydeyken engelli yakını olmayan rehber öğretmen adaylarının orta düzeyde kaynaştırma eğilimi olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan rehber öğretmen adaylarının verdiği yanıtlar aracılığıyla bu sonuçların elde edilmesi, çalışmanın sınırlılıklarını meydana getirmektedir. Anahtar Kelimeler: Öz yetkinlik, Kaynaştırma, Rehber öğretmen adayları.

Aday öğretmenlerKaynaştırma eğitimiRehber öğretmenler+2
Duygu Özdemir
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim ve kaynaştırma sınıflarına devam eden hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenciler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada ortaokul özel eğitim sınıflarına ve kaynaştırma sınıflarına devam eden hafif düzeyde zihin engelli öğrenciler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri karşılaştırılmıştır. Öğrencilerin cinsiyetinin, sınıf düzeylerinin, kardeş sayılarının, doğum sıralarının ve yakın arkadaş sayılarının yalnızlık düzeylerine etkisi incelenmiştir. Araştırma grubunu, 2016-2017 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Şişli, Beyoğlu, Fatih, Kağıthane, Eyüp ve Sarıyer İlçelerine bağlı resmi ortaokulların 5.,6.,7. ve 8. Sınıf düzeyindeki normal gelişim gösteren öğrenciler ile bu sınıflardaki okuma-yazma bilen hafif düzeyde zihinsel engelli tanısı almış kaynaştırma öğrencileri ve okul bünyesindeki özel eğitim sınıflarındaki okuma yazma bilen hafif düzeyde zihinsel engelli tanısı almış öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmaya normal gelişim gösteren 90 öğrenci, özel eğitim sınıflarına devam eden 93 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci ile kaynaştırma sınıfına devam eden 89 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci olmak üzere toplam 272 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile ilgili veriler "Çocuklar için Okul Temelli Yalnızlık Ölçeği" (Kaya, 2005) ile toplanmıştır. Kişisel özelliklere (cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, doğum sırası ve yakın arkadaş sayısı) ilişkin verilerin toplanması için ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Veriler, SPSS 21.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, kaynaştırma öğrencilerinin yalnızlık düzeylerinin, özel eğitim sınıfı öğrencilerinden ve normal gelişim gösteren öğrencilerden yüksek olduğu görülmüştür. Özel eğitim sınıfı, kaynaştırma ve normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi ve doğum sırasına göre farklılaşmadığı görülmüştür. Özel eğitim sınıfı öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile kardeş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırma sonucunda, hiç kardeşi olmayan ve 5 ve daha fazla kardeşi olan öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin diğer kardeş sayılarına sahip öğrencilerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Kaynaştırma öğrencilerinin ve normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile kardeş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Özel eğitim sınıfı öğrencileri ve kaynaştırma öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile yakın arkadaş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırma sonucunda hiç yakın arkadaşı olmayan (kaynaştırma öğrencilerinde) ve 1 tane yakın arkadaşı (özel eğitim sınıflarında) olanların yalnızlık düzeyinin yüksek olduğu görülmüştür. Normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile yakın arkadaş sayısı arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.

Eğitim psikolojisiKaynaştırma eğitimiYalnızlık+4
Hatice Allahverdi
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul kaynaştırma öğrencilerinin matematik soyutlama düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı ortaokul kaynaştırma öğrencilerinin matematik soyutlama düzeylerini incelemektir. Araştırma zaman ve mekân ile sınırlandırılmış bir durum olması ve özel bir durumun belirlenmesi ile durumun betimlenmesi ve detaylandırılması amaçlandığından dolayı "içsel durumun incelendiği" bir durum çalışmasıdır. Araştırmanın katılımcılarını 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Van il merkezindeki bir ortaokulda öğrenim gören 4 ortaokul kaynaştırma öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcıların seçiminde amaçlı örnekleme tekniklerinden homojen grup örnekleme tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda aynı hazırbulunuşluk seviyesinde ve yetersizliğe sahip olan öğrencilerin matematik soyutlama düzeyleri incelenmiştir. Araştırma, ülkemizde ve tüm dünyada etki gösteren salgın (koronavirüs) sebebiyle Eğitim Bilişim Ağı (EBA) canlı ders uygulaması ile gerçekleştirilmiştir. Konu ile ilgili yasal dayanaklar, yüksek lisans ve doktora tezleri, makaleler, kitaplar, internet ve diğer kaynaklar detaylı olarak incelenmiştir. Kaynaştırma öğrencilerinin matematik soyutlama düzeylerinin incelenmesi için uzman görüşü alınarak "zihinden toplama işlemi yapma" ve "örüntü oluşturma, devam ettirme ve genelleyebilme" ile ilgili her biri için dörder açık uçlu soru hazırlanmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerden biri herhangi bir soyutlama düzeyinde çıkmamış, ikisi deneysel soyutlama düzeyinde ve biri de birinci derece yansıtıcı soyutlama düzeyinde çıkmıştır.

Kaynaştırma eğitimiMatematik eğitimiOrtaokul öğrencileri+3
Tuğçe Toygan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

5. sınıf matematik öğretmenlerinin kesirlerle işlemler alt öğrenme alanında öğrenme güçlüğüne sahip öğrenciler ve normal öğrenciler için sınıfta oluşturmayı amaçladıkları sosyomatematiksel normlar

Bu çalışmada kaynaştırma öğrencilerinden öğrenme güçlüğüne sahip öğrencilerin olduğu bir sınıfta matematik öğretmeninin sınıf içerisinde ortaya çıkarmaya çalıştığı sosyomatematiksel normları belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma durum çalışması olup çalışmanın katılımcılarını Türkiye'nin batısındaki bir ilin ilçesine ait devlet okullarında eğitim veren ve sınıflarında birer tane öğrenme güçlüğüne sahip öğrencinin bulunduğu üç matematik öğretmeni oluşturmuştur. Gözlem ve doküman incelemesi yoluyla toplanan çalışmanın verileri içerik analizi ile analiz edilmiştir. Çalışmada öğretmenlerin öğrenme güçlüğüne sahip ve normal öğrenciler için sınıflarında hem sosyomatematiksel normları hem de sosyomatematiksel norm olmaya aday normları oluşturdukları görülmüştür. Çalışmanın bulgularından öğretmenlerin öğrenme güçlüğüne sahip öğrenciler için oluşturdukları normların sınıftaki bütün öğrenciler için oluşturdukları normlara göre az sayıda olduğu söylenebilir. Norm olan davranışların öğrenme güçlüğüne sahip öğrenciler için "gerekçelendirmeden açıklamayı kabul etme" ve "matematiksel anlamda farklı çözümler üretmek ve önermek" şeklinde, sınıftaki bütün öğrenciler için ise "matematiksel anlamda farklı çözümler üretmek ve önermek, sınıfta ortaya atılan matematiksel muhakemeleri gerekli sorgulamalarla masaya yatırıp tartışarak bir uzlaşmaya varma, basit kolay ve etkili çözümler sergileme, gerekçelendirmeden açıklamayı kabul etme, rehberlik ederek sonuç buldurma, farklı çözüm yolları sunma, kabul edilebilir matematiksel açıklama ve gerekçeler ortaya koyma, başka bir öğrencinin çözümünü yeniden açıklamak ve çözümlemek" şeklinde olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın bulgularından öğrenme güçlüğüne sahip öğrencilerin bulunduğu sınıflarda öğretmenlerin kullandıkları sosyomatematiksel normların öğrencinin anlamlı öğrenmesine olumlu katkı sağlayacak nitelikte olduğu buna karşın süreçten ziyade sonucu önemseyecek nitelikte öğrencinin gelişimine çok da katkısı olmayacak şekilde normların da kullanıldığı belirlenmiştir. Bulgular ışığında öğretmenlere çözüm sürecine odaklanabilmelerini ve öğrencilerin daha özgür ve aktif olmalarını sağlayan bazı sosyomatematiksel normları sınıflarında daha fazla kullanmaları önerilebilir.

Branş öğretmenleriKaynaştırma eğitimiKesirler+7
Hava Öksüz
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul kaynaştırma öğrencilerinin yazılı anlatımlarındaki aktif kelime servetinin belirlenmesi(Kütahya/Gediz örneği)

Çalışmanın amacı, Kütahya ilinin Gediz ilçe merkezinde öğrenim gören ilköğretim 7 ve 8. sınıf düzeyindeki kaynaştırma öğrencilerinin yazılı anlatımlarında sahip oldukları kelime servetlerini belirlemektir. Çalışmada Gediz ilçe merkezinde bulunan 1 Eylül İmam Hatip, Atatürk, Fatih ve Mehmetçik Ortaokullarında öğrenim gören 15 kaynaştırma öğrencisine anı, otobiyografi türlerinde; Erdemler, Spor-Sanat, Millî Mücadele ve Atatürk temalarında yazılar yazdırılmıştır. Öğrencilerden elde edilen veriler çalışma günü sonunda ortak köklü sözcükler yanlarına isim veya fiil yazılarak, sesteş sözcükler ise yanlarına İngilizce anlamları yazılarak Microsoft Word 2016 ortamında yazıya aktarılmış; internet adreslerinden yararlanılarak metinlerin toplam sözcük sayısı, düz bir metinde geçen sözcüklerin tekrarlanma sıklıkları listelenmiş ve kaydedilmiştir. Bu listelerdeki sözcüklerle, araştırmada kullanılan alt problemlere göre sözlükler oluşturulmuş ve toplam sözcük ve çeşit sözcük sayılarına ulaşılmıştır. Bazı çalışmalarda devamsızlıklar olduğu için toplamda 65 adet metin verisi elde edilmiştir. Bu çalışmaların tamamında toplam 3553 kelime kullanılmıştır. Öğrenciler 923 çeşit kelime kullanırken 416 kelimeyi bir defadan fazla kullanmışlardır. En çok tekrar eden kelime 90 tekrarla "ve" bağlacıdır. Bu kelimeyi 79 tekrarla "çok", 72 tekrarla "bir" takip etmektedir. Toplamda 18 deyim kullanan 6 öğrenci, 3 deyimi bir defadan fazla kullanmışlardır, 9 öğrenci ise hiç deyim kullanmamıştır. 6 öğrenci yazılarında 10 ikileme kullanmıştır fakat 9 öğrenci yazılarında hiç ikileme kullanmamıştır. Yapılan çalışmalarda öğrencilerin verilerinden elde edilen sonuçlara göre en çok kelime 826 kelime ile Millî Mücadele ve Atatürk temasında kullanılmıştır. Anı türünde 807, Erdemler temasında 741, Spor-Sanat temasında 738, otobiyografi türünde 429 kelime kullanılmıştır. En çok kelimeyi 1290 kelime ile özel öğrenme güçlüğü raporlu öğrenciler kullanmışlardır. Bu sayıyı 1081 kelime ile hafif düzey, 716 kelime ile bedensel yetersizlik, 429 kelime ile işitme yetersizliği takip etmektedir. En çok deyimi işitme yetersizliği olan öğrenci kullanmıştır. Toplam 7 deyim kullanan öğrenci 1 kez de ikileme kullanmıştır. Özel öğrenme güçlüğü raporlu öğrenciler 5 deyim, 5 ikileme kullanmışlardır. Hafif düzey raporlu öğrenciler hiç deyim kullanmazken 4 ikileme kullanmışlardır. Bedensel yetersizliği olan öğrenciler ise hiç ikileme kullanmazken 5 deyim kullanmışlardır.

Kaynaştırma eğitimiOrtaokul öğrencileriOrtaokullar+5
Hakan İnce
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk eğitiminde kapsayıcı eğitimin niteliğine yönelik paydaş görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, erken çocukluk eğitiminde kapsayıcı eğitimin niteliğine yönelik öğretmenlerin, ebeveynlerin, okul yöneticilerinin, yerel yönetim yetkililerinin ve sivil toplum kuruluşu yetkililerinin görüşleri incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak yürütülen bu araştırma durum çalışması deseniyle gerçekleştirilmiştir. Amaçlı örneklem yöntemi ele alınan kavramı en iyi şekilde açıklayabilecek kişilerin seçilebilmesi için kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında kapsayıcı eğitime yönelik projelere dahil olmuş Konya ili MEB' e bağlı bağımsız anaokulları ve ilkokullarına bağlı anasınıflarında çalışan 6 öğretmen, 6 ebeveyn ve 6 okul yöneticisi, 6 yerel yönetim yetkilisi ve Konya'da bulunan sivil toplum kuruluşlarının 6 yetkilisi toplam otuz kişi oluşturmaktadır. Veriler görüşme yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Bireysel görüşmelerde veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından düzenlenen yarı yapılandırılmış "Değerlendirmeye Yönelik Paydaş Grupları (öğretmen, okul yöneticileri, ebeveyn, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetim yetkilileri) Görüşme Formu" kullanılmıştır. Veriler tümevarımsal yaklaşım göz önünde bulundurularak içerik analizi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları ve sonucunda kapsayıcı eğitim uygulamalarının niteliğini belirleyen özellikleri ve erken çocukluk eğitimine etkileri incelenmiştir. Çalışma katılımcılarının görüşleri doğrultusunda kapsayıcı eğitim uygulamaları sırasında karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri ortaya çıkarılmıştır.

Erken çocuk eğitimiKapsayıcı eğitimKapsayıcılık+2
Ayşe Berre Durmuş
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the opinions of pre-service and in-service English language teachers on inclusive education

Inclusive education (IE) is the only way to educate all students. Inclusion in all educational institutions is necessary for equality in education. Teachers, students, parents, and schools must be informed and willing to adopt IE. Policies and laws should also encourage shareholders and provide means and resources for inclusive education. Finally, as ELT involves unique strategies, resources, and tools for students with special needs, in-service and pre-service instructors' attitudes, beliefs, and expertise are crucial for inclusive education in EFL classrooms. This study examined EFL pre-service and in-service teachers' views on IE. A mixed-methods research design was utilized to perceive the perspectives of pre-service and in-service teachers on IE. Following the collection of responses from 44 participants using a 3-Likert scale questionnaire, 10 volunteers were interviewed using a semi-structured format to elicit participants' detailed perspectives. By integrating qualitative and quantitative research, the researcher aimed to gather information that would supplement the statistical data with real-world examples. The results indicated that pre-service and in-service instructors generally support IE, although some opposed including special needs pupils. Unlike pre-service teachers, some in-service instructors were hesitant to have students with special needs in their classrooms due to unfavorable attitudes and poor support from parents and management. Most participants supported inclusive education but stressed the need for faculty, administrative, and policy support, training, and instruction. This study showed that while pre-service and in-service instructors are supported in education and experience, other stakeholders should be educated and provided with policies, physical circumstances, and equipment for a better and more equitable education.

Branch teachersPre-service trainingInclusive education+6
Selda Deliktaş
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokula devam eden kaynaştırma öğrencilerinin yaşam doyumları, aile işlevleri ve kaynaştırma hakkındaki görüşlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; kaynaştırmaya devam eden özel gereksinimli öğrencilerin yaşam doyumları ile, özel gereksinimli öğrenci ailelerinin işlev düzeylerinin ve özel gereksinimli öğrencilerin kaynaştırmaya ilişkin görüşlerinin arasındaki ilişki olup olmadığını incelemektir. Çalışmanın katılımcılarını; Ankara'da kaynaştırma eğitimine devam eden zihinsel, işitsel, bedensel yetersizliği ve öğrenme güçlüğü olan öğrenciler ve aileleri oluşturmaktadır. Çalışmaya 176 öğrenci katılmıştır. 55 zihinsel yetersizlik, 42 bedensel yetersizlik, 46 işitsel yetersizlik ve 33 öğrenme güçlüğü tanılı öğrencinin 91'i kız, 85'i erkektir. Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği, Aile Değerlendirme Ölçeği ve araştırmacı tarafından tasarlanan Kaynaştırma Öğrencilerinin Kaynaştırma Hakkındaki Görüşlerine İlişkin Anket Formu kullanılmıştır. Uygulama sonrasında uygun istatistiksel analizler uygulanarak demografik bilgi formundan elde edilen verilerin her birinin öğrencilerin yaşam doyumları, aile işlev düzeyleri ve kaynaştırmaya ilişkin görüşleri ile ilişkisi ortaya konmuştur. Buna ek olarak bütün ölçeklerden elde edilen verilerin arasındaki korelasyon saptanmıştır. Çalışma sonucunda yaşam doyumu yüksek öğrencilerin aile işlev düzeylerinin yüksek olduğu ve kaynaştırmaya ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

AileAile işlevleriKaynaştırma eğitimi+3
Nihan Atlan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Beden eğitimi öğretmen adaylarının kaynaştırma eğitimi ile ilgili duygu, tutum ve kaygılarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi öğretmen adaylarının kaynaştırma eğitimi ile ilgili duygu, tutum ve kaygılarının, öğretmen adaylarının cinsiyet ve öğrenim görülen sınıf değişkenine göre farklılık gösterip göstermediğini; duygu, tutum ve kaygı düzeyi arasında ilişki olup olmadığını incelemektir. Betimsel bir çalışma niteliği taşıyan araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubu 69 erkek, 77 kadın olmak üzere toplam 146 beden eğitimi öğretmen adayından meydana gelmiştir. Veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu ve Kaynaştırma Eğitimi ile ilgili Duygular, Tutumlar ve Kaygılar Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan beden eğitimi öğretmen adaylarının kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygılarının, adayların cinsiyetine göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek amacıyla yapılan analiz sonucunda elde edilen bulgular kadın ve erkek beden eğitimi öğretmen adaylarının duygu, tutum ve kaygı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını ortaya koymuştur. Öğretmen adaylarının kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygılarının, adayların öğrenim gördükleri sınıfa göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacı ile yapılan analiz sonucunda elde edilen bulgular 1. sınıf, 2. sınıf, 3. sınıf ve 4. sınıf beden eğitimi öğretmen adaylarının duygu, tutum ve kaygı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını ortaya koymuştur. Araştırmaya katılan beden eğitimi öğretmen adaylarının kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygıları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olup olmadığının belirlenmesi amacı ile yapılan analiz sonucunda öğretmen adaylarının duygu ve kaygı puanları arasında istatistiksel olarak pozitif yönde, orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konmuştur.

Aday öğretmenlerAnksiyeteBeden eğitimi+4
Gülnur Çağıran
Mersin University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kaynaştırma ortamında birlikte öğretim ile uygulanan uyarlanmış sosyal bilgiler öğretiminin özgül öğrenme güçlüğü tanılı öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal özelliklerine etkililiğinin incelenmesi

Özgül öğrenme güçlüğü (ÖÖG) olan öğrencilerin kaynaştırma/bütünleştirme sınıflarındaki eğitimleri her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Buna karşılık sınıf içinde ÖÖG olan öğrencilere yönelik hangi çalışmaların ne şekilde uygulanacağına ilişkin öğretmenler güçlükler yaşayabilmektedir. Bunun öneminden yola çıkılarak tasarlanan bu araştırmanın temel amacı, uyarlanmış birlikte öğretim uygulamalarının sosyal bilgiler (SB) dersinde 5. sınıfa devam eden ÖÖG olan öğrencilerin akademik başarı, SB dersine yönelik tutum ile sosyal katılım ve karar verme becerilerine etkisinin belirlenmesidir. Ayrıca araştırma ile öğrenciler, öğretmenler ve ailelerin bu uygulamaya yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2022/2023 eğitim-öğretim yılının güz döneminde Sivas ili merkez ilçesindeki dört devlet ortaokulunda gerçekleştirilmiştir. Karma araştırma yöntemiyle eşzamanlı üçgenleme deseninde tasarlanan bu araştırmanın nicel bölümü yarı deneysel desende, nitel bölümü ise eylem araştırması modeliyle tasarlanmıştır. Araştırmanın deney ve kontrol gruplarının belirlenmesinde ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya ÖÖG olan toplam 35 öğrenci dahil edilmiştir. Deney grubunda 7 ayrı sınıftan ÖÖG olan 18 öğrenci yer alırken, kontrol grubunda ise 6 ayrı sınıftan ÖÖG olan 17 öğrenci yer almıştır. Çalışmaya sınıfında ÖÖG olan öğrencisi bulunan 7 SB öğretmeni dahil edilmiştir. Araştırmada birlikte öğretim çalışmalarının bir arada yürütüldüğü deney grubunda iki ayrı ortaokulda görev yapan toplam 5 SB öğretmeni yer almaktadır. Araştırmanın kontrol grubunda yer alan öğretmen sayısı ise iki ayrı ortaokulda görev yapan 2 SB öğretmenidir. Deney grubunda uyarlanmış birlikte öğretim çalışmaları, kontrol grubunda ise mevcut SB öğretim programına dayalı normal öğretim uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Uyarlanmış birlikte öğretim uygulamasının ders planları araştırmacı tarafından hazırlanmış ve planlama aşamasında birlikte öğretim yapılan SB öğretmenlerinin görüşüne sunulmuştur. Araştırmacı ve SB öğretmeninin yürüttüğü uyarlanmış birlikte öğretim aşamaları; planlama, öğretimsel süreç ve değerlendirme basamaklarından oluşmaktadır. Araştırmanın nicel verileri; akademik başarı testi, SB tutum ölçeği, karar verme ölçeği ve sosyal katılım ölçekleri ile toplanmıştır. Nitel veriler ise; öğrenci görüşmeleri, öğrenci günlükleri, uygulama öncesi ve uygulama sonrası öğretmen ve aile görüşmeleri ile toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde bağımlı gruplar t testi ve bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel bulgulara göre deney grubunda yer alan öğrencilerin akademik başarı, SB tutum ve beceri ön-test son-test puanları arasında son-test lehine anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Kontrol grubunda yer alan öğrencilerin ise akademik başarı ön-test son-test puanları arasında son-test lehine anlamlı bir farklılık olduğu ancak SB tutum ve beceri ön-test son-test puanları arasında son-test lehine anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen nitel bulgularda, deney grubunda yer alan SB öğretmenlerinin görüşlerine göre öğrencilerin; derse yönelik ilgilerinde ve sınıf-içi kurallara uyma davranışlarında artış yaşandığı, öğrencilerin topluluk önünde kendini ifade etme becerisinde gelişme görüldüğü, olumlu iletişim, işbirliği, özgüven ve aidiyet duygularını geliştirdikleri bununla birlikte öğretmenlerin uyarlanmış birlikte öğretim uygulamalarının gelecekte uygulanabileceğini düşündükleri bulgularına ulaşılmıştır.Ayrıca öğretmenler uygulamada; ders-içi materyallerin çeşitlendirilmesi ve mekânsal farklılıkların tasarlanması gerektiğini ve uygulamanın tüm yetersizlik gruplarına yönelik tasarlanması gerektiğini ifade etmiştir. Deney grubunda yer alan öğrencilerin ise derslerde en çok; kavram haritası, afiş tasarlama, grup etkinlikleri, arkadaşları ile konuyu tartışma, ses kayıtlarından dersi tekrar etmeyi sevdikleri bulgularına ulaşılmıştır. Bununla birlikte öğrenciler dersleri eğlenceli, merak uyandırıcı, farklı ve güzel olarak nitelendirmiştir. Aileler ise çocuklarının okula devamlılığı ve evde ders çalışma hususunda daha istekli olduğunu, öğrencinin kendisini daha başarılı hissettiğini ve öğrencide; özgüven, olumlu akran iletişimi, öğretmenlere karşı saygıda artış gibi farklılıkların yaşandığını belirtmiştir. Bu bağlamda tüm bu bulgular neticesinde araştırmanın nicel ve nitel bulgularının birbirini destekler nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgulardan hareketle, uyarlanmış birlikte öğretim uygulamalarının ortaokul 5. sınıfa devam eden ÖÖG olan öğrencilerin akademik başarı, SB dersine yönelik olumlu tutum ve beceri gelişiminde etkili olduğu sonucu elde edilmiştir. Öğrencilerin derse ilişkin ilgi ve isteklerinde ayrıca olumlu akran iletişimi, özgüven ve aidiyet konularında da sosyal gelişimlerinin olumlu yönde etkilendiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte uygulamaya dahil olan SB öğretmenlerinin uygulama sonunda uyarlanmış birlikte öğretim çalışmaları ile birlikte güncel yaklaşımlara yönelik olumlu duygu ve düşüncelere sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu uygulama sürecinin, birlikte öğretim yapılan SB öğretmenlerinin mesleki gelişim ve mesleki motivasyonlarına olumlu katkılar sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, öğretmenlerin kaynaştırma ortamlarında birlikte öğretim ile uygulanan uyarlanmış öğretim yöntemini uygulama becerisi geliştirilmelidir. Bir diğer taraftan birlikte öğretim ve öğretimsel uyarlama konularında farklı deneysel çalışmalar gerçekleştirilebilir. Anahtar Kelimeler: Özgül öğrenme güçlüğü, öğretimsel uyarlama, birlikte öğretim, sosyal bilgiler öğretimi, karma yöntem

Bilişsel özelliklerDuyuşsal özelliklerKarma yöntemler+6
Emine Seçil Karamuklu
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokulda yabancı uyruklu öğrencilere ikinci dil olarak Türkçe öğretiminin kapsayıcı eğitim açısından incelenmesi

Bu çalışma ilkokulda yabancı uyruklu öğrencilere ikinci dil olarak Türkçe öğretimini kapsayıcı eğitim açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma Konya ili Karatay ilçesinde bir devlet okulunda sınıfında yabancı uyruklu öğrenci bulunan 10 sınıf öğretmeni ve 3 PİKTES öğretmeni ile bu okulda eğitim gören 10 yabancı uyruklu öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma nitel araştırma desenlerinden olan durum çalışması ile yürütülmüş olup veriler görüşme aracılığıyla toplanmıştır. Görüşmeler katılımcının kendini rahat hissettiği ortamlarda sohbet havasında gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış aynı zamanda ses kayıt cihazı ile veriler desteklenmiştir. Elde edilen verilerin analizi için kodlar oluşturularak veriler kodlar altında toplanmıştır. Kodlar altında toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında yabancı uyruklu öğrencilere ikinci dil olarak Türkçe öğretimi için eğitim hayatının başında sistemli bir uygulama olmadığı, öğrencilerin sınıflarda Türkçeye maruz kalarak öğrendiği ve okul çapınca öğrenciler ve velilerde Türkçe dil sorunu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan gözlemlerde öğrencilerin çoğunun okuduğunu anlama gerektiren durumlarda zorlandığı, öğretmenlerin hiçbir öğrenciyi seçmeden sürece dâhil etmeye çalıştığı gözlenmiştir. Ulaşılan sonuçlar değerlendirildiğinde ikinci dil olarak Türkçe öğretiminin iki şekilde yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. PİKTES projesinin olduğu okullarda ayrı bir sınıf oluşturulmaktadır ve bu durumun kapsayıcı eğitime uygun değildir. Bununla beraber projenin olmadığı okullarda ise sınıfta öğretmen ve akran etkileşimi ile öğrendikleri yabancı uyruklu öğrencilerin fazla olduğu sınıflara bir yardımcı öğretmen verilerek öğretmenlerin sınıf içinde her öğrencinin aktif katılımını sağlaması hususunda destek verilebilir. Aynı zamanda dil bilmeyen çocukların PİKTES projesi kapsamında ayrı sınıflara alınmasındansa çocukların aşamalı bir şekilde ders saatleri dışında destek eğitime alınması şeklinde bir program geliştirilebilir. Bunların dışında en eğitimin en önemli unsurlarından olan aile faktörünün süreçte daha aktif bulunabilmesi için velilere yönelik dil eğitimleri veya kurs sınıfları açılarak ulaşılmak istenen amaçlara daha kalıcı ve hızlı bir şekilde ulaşılabilir.

Kapsayıcı eğitimTürkçeTürkçe öğretimi+5
Esra Ovalı
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul birinci sınıf kaynaştırma öğrencisi otizmli bir çocuğun sınıf ortamına uyum sürecinin incelenmesi

Kaynaştırma eğitimi, özel ihtiyaçlı bireylerin toplum tarafından kabul görmelerini hedefleyip, bunun hayat boyu ilerlemesini sağlayan eğitimdir. Her birey birbirinden ayrı olarak, bireysel farklılıklarla dünyaya gelir. Tüm bireyler eşit eğitim görmelidir. Kaynaştırma eğitimi gören özel ihtiyaçlı bireylerde, tipik gelişim gösteren çocukların sınıfında eğitim görme hakkına sahiptir. Bu araştırmada, ilkokulda kaynaştırma eğitimi gören otizmli çocuğun sınıf ortamına uyum sürecinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemleri desenlerinden biri olan eylem araştırması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Konya İlinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir ilkokulda araştırmacının sınıfında kaynaştırma eğitimi gören otizmli bir öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama araçları olarak, yarı yapılandırılmış görüşme formu, günlükler ve kaynaştırma eğitimi gören otizmli çocuk ve diğer tipik gelişim gösteren çocuklarla yapılan etkinlik kayıtları kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde nitel veri analizi yaklaşımlarından içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ilkokulda kaynaştırma eğitimi gören otizmli çocukların normal sınıf ortamına uyum sürecinde sınıf öğretmeninin rolünün çok büyük olduğu, sınıf öğretmeni derslerde bu tür çocukların bireysel farlılıklarını göz önüne alarak sınıfına kaynaştıracak etkinliklere yer vermesinin önemi görülmüştür. Bu aşamada otizmli çocuğun sınıf öğretmeniyle olan etkileşiminin de çok önemli olduğu ortaya çıkmıştır.

Kaynaştırma eğitimiOtistik çocuklarOtizm spektrum bozukluğu+4
Canan Güneş Akgül
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kaynaştırma meslek lisesi sınıf ve mobilya tasarım gereksinimleri üzerine bir inceleme

Ülkemizde engelli kavramı ile engellilerin yaşam koşulları ve eğitim gereksinimlerine 1990'lardan itibaren ciddi derecede önem gösterilmeye başlanmıştır. Okulların engellilerin ihtiyaçlarına yönelik tasarlanmaması, engellilere eğitim sağlayabilecek gönüllü ve uzman eğitimci sayısının sınırlı olması, inşaat maliyetlerinin yüksekliği, devletin imkanlarının kısıtlı olması ve bu imkanların elverişsiz olması gibi nedenler yüzünden birçok engelli birey eğitim alma hakkından mahrum bırakılmıştır. Ancak her ne olursa olsun engelli çocuklar da engelsiz çocuklar gibi okula gitmesi gereklidir aksi taktirde psiko-sosyal sorunlar ortaya çıkacaktır. Amaç engelli türlerinin en yaygını olan (C.P) Cerebral Palsy (Çoklu Engellilik Durumu) durumundaki bireyleri eğitmeden bir odada tecrit etmek, özel mekânlarda sınırlandırarak toplumdan izole etmek yerine, gerekli eğitimi sağlayıp, onları bağımsız yaşayabilecekleri şekilde topluma geri kazandırmaktır. Daha ötesi melek liselerinde eğitimlerine devam etmeleri ve topluma faydalı birer birey olmaları için, meslek sahibi olmaları arzu edilmektedir. C.P'li çocuklara gerekli eğitim sağlandığı taktirde çok büyük başarılar elde edilebilmektedir. Buna örnek olarak çağımızın en başarılı bilim adamlarından Stephen Hawking ağır bedensel engelli olmasına rağmen tekerlekli iskemle ve bilgisayar yardımı ile ders vermekte ve kitaplar yazmaktadır. Ülkemizdeki engellilerin büyük bir kısmının eğitimlerini normal okullarda sürdürebilmeleri mümkündür. Özel eğitim gerektiren çocuklar için yapılacak birtakım düzenlemeler, özel çalışma mekanlarının yapılması (özellikle fizyo-terapi açısından), araç-gereç geliştirme ve öğretim tekniklerindeki ilerlemeler sayesinde engelli öğrencilerin normal sınıflarda eğitimlerini başarıyla sağlamaktadır ve bu ancak kaynaştırma eğitimi ile gerçekleşebilmektedir. Kaynaştırma eğitimi sayesinde çocuğun ilgi alanları, algı kapasitesi ve mevcut yetenekleri belirlenerek bu doğrultuda her öğrenciye kendisine uygun yöntemlerle mesleki eğitim sağlanabilir. Dünyada ve Türkiye'de engelli bireylere uygun birçok örnek eğitim merkezi olmasına rağmen, çoğu mesleki yönde katkı sağlamamaktadır. Bazıları bakım evi mantığı gibi tüm yaş aralıklarını kapsamakta iken bazıları da hastane gibi sadece tıbbi faaliyet göstermektedirler (Bu yüzden meslek eğitimi sağlayan lise çağında gençlere özel herhangi bir örneğe rastlanmadığı için projemize konu olmuştur). Günümüzde ülkemizde de engelli öğrencilerin topluma kazandırılmasına ve de akranlarıyla beraber okumalarına yönelik kaynaştırma eğitimi sağlayan ilk öğretim kurumları hizmet vermeye başlamıştır. Ancak bu çocukların devam edebileceği lise, yüksek okul veya meslek okulu mevcut olmadığından dolayı bir gelecek vaat edilememiştir. Bu çalışmada "Serçev Engelsiz Meslek Lisesi Projesi"nin sınıf ve mobilya tasarımları ele elınmıştır. "Serçev Engelsiz Meslek Lisesi Projesi", Ankara Çayyolu mevkinde Radyo-TV, Gazetecilik ve Bilişim alanlarında eğitim-öğretim veren kaynaştırma meslek lisesidir. Bu proje Cerebral Palsy'li öğrencilerin sosyal yaşama entegrasyonunu sağlamak amacıyla akranları ile aynı mekânda eğitim-öğretimlerine devam etmesi düşüncesi üzerine geliştirilmiş önemli bir sosyal sorumluluk girişimi olarak oldukça önemlidir (Çoklu engel grubu olarak fiziksel ve zihinsel engelliler tariflenmektedir). Kullanıcı profilini; 14-20 yaş arasındaki engelsiz öğrenciler, engel derecelerine göre hareket kabiliyetleri değişiklik gösteren bedensel engelli (tekerlek sandalye kullanan, yürüteç ile hareket edebilen vb) ve özel eğitime ihtiyaç duyan zihinsel engelli öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmada, Serebral Palsi farklı engellilik türlerini kapsadığı için, Serebral Palsi'li bireylerinin bedensel hareket sınırları ve özellikleri, kullandıkları tüm yardımcı araç gereçler ve cihazlar incelenmiştir. Bu bilgiler onlar için gerekli kullanışlı mekân ve alan büyüklüklerine erişim açısından tespit etmek büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma kapsamında incelemelerin devamında, "Serçev Engelsiz Meslek Lisesi" yapısında gerekli mimarî düzenlemeler yapılıp, derslik iç mekân ve donatıları söz konusu olan C.P'li kullanıcıların erişim kolaylığına cevap verecek şekilde tasarlanıp incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Serebral Palsi, Engelli, Meslek Eğitimi, Kaynaştırma Eğitimi, Eğitim, Okul, Sosyal.

Eğitim ortamıFiziksel engelli çocuklarKaynaştırma eğitimi+7
Alıakbar Shoarıan Sattarı
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

An investigation on life center unit's design criteria in inclusive education environments: A case study on SERÇEV Accessible Vocational High School

In Turkey, disabled people's interaction with their physical environment poses many difficulties for their daily lives. For those with special needs, social integration to society should be encouraged from early ages. Increasing the level of communication and creating an inclusive environment would boost disabled people's self-confidence and help them realize their true potential. In this context, the existence of an accessible environment is highly important for the disabled in terms of increasing their interaction with the society. Accessibility in design is an approach not only embodying spatial and environmental solutions, but also promising a fair society. In this sense, access to educational facilities brings about a problem for children with special educational needs. Disability should be discussed in different context to help promote accessibility in educational environments accommodating broad and distinctive participants. Universal design, which is cultivated by existence of many other terms bringing affluence in literature for both accessibility and usability such as design for all, inclusive design, barrier free design, transgenerational design, stands on a unique position in discussion concerning the design requirements of educational environment to promote equality. In this sense, inclusive education environment should be provided through universal design principles to provide spatial equality for individuals as much as possible. Students with special educational needs can have strong relationship with their environment thanks to the increase in the efficiency and adequacy in their educational environments with a social-rehabilitation purpose. In addition, support spaces have a significant position in inclusive education environment in terms of rehabilitating and teaching fundamental life skills to students with special educational needs. Life center unit is an enterprise in Ankara Gökkuşağı Primary Schools, having a similar purpose. For this reason, some interviews and investigations were made in Ankara Gökkuşağı Primary School, which demonstrated once again the necessity of support spaces in inclusive schools open for all –including students with special educational needs- to teach them fundamental skills. Life center unit is a place where students can gain empathy and social sensibility beyond regular education and socialize. Related to this topic, the idea of accommodating diverse physical abilities in same educational environment leads to raise the accessibility and usability concerns in inclusive education environment. Social integration, one of the purpose of inclusive education environment, is only possible with support spaces to rehabilitate the abilities of students with SEN. This foresees the need of design criteria for life center unit to define spatial requirements comprehensively. According to reviews on universal design and inclusive education, assessments are made to identify life center unit in terms of user type, type of use, period of use and spatial requirements. In this research, universal design is utilized to solve spatial problems in life center units, both technically and theoretically, to put forward a design approach for future. A design guideline is prepared for further implementation of life center unit in addition to the development of a design project for life center unit of SERÇEV Accessible Vocational High School. In this context, this thesis study, which focuses on "life center unit's design criteria in inclusive education environment", is comprised of six chapters: In the first chapter, definition of the problem, scope of the thesis and methodologies used in the thesis are introduced. In the second chapter, the idea of accessibility and usability are examined with references to the literature. Terms related to the idea of accessibility and usability, are introduced in order to provide further knowledge before in depth analysis of what universal design embodies. Following the definition of the terms, universal design is discussed in terms of its conceptual framework. Disability is analyzed in the context of universal design. In the third chapter, inclusive education is introduced within the concept of special educational needs with focus on both its evolution and purposes. Inclusive education environment is also explained in terms of environmental requirements. In the fourth chapter, existing life center unit in Gökkuşağı Primary School is analyzed in terms of accessibility and usability. Further expectations from life center units are introduced with the help of the interviews conducted to identify the design approaches on life center unit. In the fifth chapter, primitive design decisions on life center units are put forward with conceptual understanding of the project of life center unit in SERÇEV Accessible High School. In the sixth chapter, concurrence between universal design and inclusive education will be discussed in order to take design decisions for inclusive education environments. Conclusion and recommendation are given for further implementations of life center units in order to raise awareness on equality and non-discrimination within an inclusive education environment.

Disabled personsAccessibilityUniversal design+7
Simge Gülbahar
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimindeki yeterlilik düzeyleri ile bireyselleştirilmiş eğitim programı hazırlama ve uygulama süreçlerinin incelenmesi

Bu çalışma, Altıeylül İlçesinde görev yapan ortaokul öğretmenlerinin, kaynaştırma eğitimine ilişkin yeterlik düzeyleri ile bireyselleştirilmiş eğitim programı hazırlama ve uygulama süreçlerini incelenmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 Eğitim Öğretim yılında Balıkesir İli Altıeylül İlçesinde görev yapan ortaokul branş öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinden Açımlayıcı Sıralı Desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerini Hollender (2011)tarafından geliştirilen ve Meral ve Bilgiç tarafından Türkçeye uyarlanan "Kaynaştırmada Öğretmen Yeterliği" ölçeğinden elde edilen veriler, nitel verilerini ise araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel verileri 10 farklı branştan 257 ortaokul öğretmeninden toplanırken, nitel veriler için 10 farklı branştan 17 öğretmen ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler betimsel istatistikler, t-Testi, varyans analizi ile analiz edilirken nitel verilerin çözümlenmesi için ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri sonucunda; kaynaştırma eğitim yeterliliği açısından en yüksek olan branşın Görsel Sanatlar olduğu, öğretmen yeterliklerinin, branş, cinsiyet, kıdem yılı, sınıf mevcutları, sınıfta kaynaştırma öğrenci bulunma durumu, hizmet içi eğitim ve lisansta özel eğitim dersi alma durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği, okulda rehber öğretmen bulunma durumu açısından anlamlı bir farklılık gösterdiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel verilerine bakıldığında ise; öğretmenlerin BEP hazırlarken öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeyleri ve RAM raporunu dikkate aldıkları, bunların yanında sınıf içi gözlemler ve hazırbulunuşluk sınavından faydalandıkları, rehber öğretmen, zümre öğretmenler, diğer branş öğretmenler ve öğrenci velileriyle iletişim kurdukları sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu, online platformdaki hazır programları kullandıklarını ya da mevcut öğretim programındaki kazanımları sadeleştirerek BEP hazırladıklarını, az sayıda öğretmen ise BEP hazırlarken öğrencilere ait önceki yıllarda hazırlanmış BP'leri, ilgili yönetmeliği ve diğer kaynak kitapları kullandıklarını, ek olarak BEP hazırlama sürecinde zorluk yaşamadıklarını belirtmişlerdir. Bunlara ek olarak nitel verilerden elde edilen diğer sonuçlar aşağıda maddeler halinde verilmiştir. Öğretmenler BEP hazırlama sürecinde öğrencilerin hazırbulunuşluğunu tahmin etme, öğrencilerin okuma yazma bilmeme durumları, uygun materyal ve etkinlik seçme konularında zorluk yaşadıklarını ayrıca veli tutumunun da bu süreci zorlaştırdığını belirtmiştir. Öğretmenler BEP uygularken sınıflarında oturma düzeni dışında fiziksel düzenleme yapamadıkları, kaynaştırma öğrenciye ders esnasında çok az zaman ayırdıkları ve tümevarım, düz anlatım, gösterip yaptırma, soru cevap gibi yöntem ve teknikleri kullanırken ders esnasında oyun tabanlı etkinliklere, bulmaca ve kavram haritalarına yer verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ölçme değerlendirme konusunda, öğretmenlerin birçoğu sınavlarda daha az soru sorduklarını, genel olarak boşluk doldurma, çoktan seçmeli, resim ve bulmaca ağırlıklı soru türlerine yer verdiklerini dile getirmiştir. Ayrıca öğretmenlerin yönetmeliğe uygun olarak öğrenciye düşük not vermemek adına öğrencilere ek puan ve süre tanıdıklarını belirtmiştir. Öğretmenler BEP uygulama sürecinde, konuyu kaynaştırma öğrenci seviyesine indirgeme, kaynaştırma öğrenciye zaman ayırma, sınıf yönetimi, kaynaştırma öğrencilerin motivasyon düşüklüğü ve sergilediği agresif davranışlar, öğrenciye uygun materyal bulama gibi zorluklar yaşadıklarını da belirtmişlerdir.

Bireysel eğitimBranş öğretmenleriEğitim programları+5
Hilal Karakış
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin kaynaştırma öğrencilerine yönelik sosyal kabul yordayıcıları: Duygusal mesafe ve empati

Bu çalışmada, lise öğrencilerinin kaynaştırma öğrencilerine yönelik duygusal mesafe ve empati düzeyinin sosyal kabule etkisini belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmaya 2022-2023 yılında Türkiye'de bulunan basit tesadüfi örneklem seçme yöntemi ile seçilmiş lise düzeyindeki 721'i kadın, 411'i erkek olmak üzere okuyan 1132 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Sosyal Kabul Ölçeği (SKÖ)", "Ötekine Karşı Duygusal Mesafe Ölçeği" ve "KA-Sİ Ergenler için Empatik Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin normallik sınaması Skewness ve Kurtosis değerleri ile test edilmiş ve verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Normal dağılım gösteren değişkenlerin analizinde parametrik test teknikleri kullanılmıştır. Değişkenler arasında farklılıkların belirlenmesinde ise iki grup için bağımsız örneklemler T-testi, ikiden fazla gruplar için tek yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır. Tek yönlü varyans analizi sonucunda farkın kaynağının belirlenmesinde Post-hoc testi kullanılmıştır. Değişkenler arası ilişkileri belirlemede Pearson Korelasyon Analizi, değişkenler arasındaki etkiyi belirlemek için regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada verilerinin analizinde IBM SPSS Statistics 23 paket programı ve excel veri tabanından yararlanılmıştır. Lise öğrencilerinin kaynaştırma öğrencilerine yönelik duygusal mesafe ve empati düzeyinin sosyal kabule etkisinin incelendiği bu çalışmada sonuç olarak; duygusal mesafe ve empati, sosyal kabul düzeyi üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.

Duygusal mesafeEmpatiKaynaştırma eğitimi+5
Zeynep Akyürek
Balıkesir University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler öğretmenleri için kaynaştırma/bütünleştirme süreci el kitabı tasarımı

Bu araştırmanın amacı, sınıfında kaynaştırma/bütünleştirme öğrencisi bulunan sosyal bilgiler öğretmenlerine yönelik, özel eğitim ve kaynaştırma/bütünleştirme uygulamaları hakkında ihtiyaç duyabilecekleri bilgileri edinmelerine yardımcı olacak şekilde bir el kitabının oluşturulmasıdır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden uygulama odaklı eylem araştırması modelinde kurgulanmıştır. Çalışma grubu, Gaziantep'te Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı 2021-2022 eğitim öğretim yılında çalışan 6'sı kadın 2'si erkek olmak üzere toplam 8 Sosyal Bilgiler öğretmeni ve bu okullarda idari sorumluluk üstlenen 6 okul yöneticisinden oluşmaktadır. Sosyal bilgiler öğretmenleri için kaynaştırma/bütünleştirme sürecine yönelik oluşturulan el kitabı, eylem araştırmasının ana problem durumunu oluşturmaktadır. El kitabı oluşturulurken ve oluşturulduktan sonra alanyazındaki, ilgili araştırmalardan, sosyal bilgiler öğretmenleri ve uzman görüşlerinden faydalanmıştır. Gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra el kitabına son hali verilmiş ve derslerinde kullanılma biçimi ve derste üstlendiği/karşıladığı işlevleri tespit edilmek için öğretmenlerin dersleri gözlemlenmiş ve uygulama sonunda öğretmenlerden el kitabına yönelik görüşleri alınmıştır. Çalışma için veriler, görüşme ve gözlem yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizine tabi tutulmuş ve temalara ayrılarak özetlenip yorumlanmıştır. Araştırma sonunda geliştirilen ve uygulanan el kitabının sınıflarında kaynaştırma/bütünleştirme öğrencileri olan sosyal bilgiler öğretmenlerinin öğretim sürecini kolaylaştırıcı rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sosyal bilgiler, özel eğitim, el kitabı

Branş öğretmenleriBütünleşik eğitim programıBütünleştirme+6
Ayşe Yüksel Kayacan
Ankara University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapılma olasılığı yüksek isteklerde bulunma strateji eğitiminin okul öncesi öğretmenlerin stratejiyi uygulama ve özel gereksinimli çocukların sınıf içi geçişlerine etkisi

Araştırmada Yapılma Olasılığı Yüksek İsteklerde Bulunma Strateji (YOYİB) Eğitimi ve YOYİB strateji uygulamasının kaynaştırma/bütünleştirme uygulamalarında görev alan okul öncesi öğretmenlerinin stratejiyi uygulama durumları ve uygulanan stratejinin özel gereksinimli (ÖG) çocuklar üzerindeki etkileri ile çalışmanın sosyal geçerliliği incelenmiştir. Araştırmada yarı deneysel desenlerden zaman dizileri modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri okul öncesi öğretmenlerin YOYİB stratejisini doğru uygulama düzeyleri ve ÖG çocukların sınıf içi geçiş becerileri, problem davranışları, toplam geçiş süreleri ve bekleme süreleridir. Araştırmanın bağımsız değişkenleri ise araştırmacı tarafından öğretmenlere sunulan YOYİB Strateji Eğitimi ve okul öncesi öğretmenlerin YOYİB stratejisini uygulama düzeyleridir. Araştırmanın çalışma grubunu; Ankara Yenimahalle ilçesinde bulunan kaynaştırma/bütünleştirme uygulamaları yürütülen okul öncesi sınıflarda görev yapan 10 okul öncesi öğretmeni ve sınıflarında bulunan 10 ÖG çocuk ve 10 tipik gelişen (TG) çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada; (1) Çalışma Grubuna İlişkin Veri Toplama Araçları, (2) Öğretmen Eğitimine İlişkin Veri Toplama Araçları, (3) YOYİB Stratejisi Öğretiminin Etkililiğine İlişkin Veri Toplama Araçları, (4) Çalışmanın Güvenirliği ve Geçerliğine İlişkin Veri Toplama Süreci ve Araçları ve (5) Sosyal Geçerlik Veri Toplama Süreci ve Araçları öğretmen ve çocuk çıktılarını değerlendirmek amacıyla kullanılmıştır. Öğretmenlere ve çocuklara ilişkin veriler hem grafiksel olarak hem de SPSS 19 paket programı ile istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlere sunulan YOYİB Strateji Eğitiminin öğretmenlerin YOYİB stratejisini doğru uygulama yüzdelerinde artışa neden olduğu belirlenmiştir. Sınıf içi geçişlerde YOYİB stratejisinin uygulanması; öğretmenlerin YOYİB stratejisini başarılı şekilde uyguladıkları geçiş sayıları ve sorunsuz geçiş sayılarının yüzdelerindeki artışa; YOYİB stratejisini yanlış şekilde uyguladıkları geçiş sayıları ve gerekli olduğu halde stratejiyi uygulamadıkları geçiş sayılarının yüzdelerindeki azalışa da etki etmiştir. Ayrıca sınıf içi geçişlerde ÖG çocuklara uygulanan YOYİB stratejisinin; çocukların sınıf içi geçiş becerilerinin artmasında, toplam geçiş sürelerinin, bekleme sürelerinin ve problem davranışlarının azalmasında etkili olduğu görülmüştür. Son olarak sosyal geçerlik çalışmasında ise öğretmenlerin kendilerine sunulan eğitimden memnun oldukları ve uygulanan müdahale sonrasında ÖG çocukların incelenen hedef davranışlarının TG akranlarının davranışları ile benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Özel gereksinimli çocuk, kaynaştırma/bütünleştirme, sınıf içi geçişler, strateji öğretimi, yapılma olasılığı yüksek isteklerde bulunma stratejisi.

BütünleştirmeKaynaştırma eğitimiOkul öncesi eğitim+6
Pervin Naile Aykaç
Ankara University · Institute of Educational Sciences
2023
00

Related subjects