Bakım verenler

185 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Şizofreni hastalarına bakım veren yakınlarının depresyon, tükenmişlik ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin saptanması

Amaç: Şizofreni hastalarına bakım verenlerde en sık görülen psikiyatrik bozukluklar arasında Tükenmişlik Sendromu ve Majör Depresif Bozukluk sayılabilir. Bu çalışma ile Hatay'da bir üniversite hastanesine başvuran şizofreni hasta bakım verenlerinin depresyon, psikolojik dayanıklılık ve tükenmişlik düzeylerini saptamak ve çeşitli sosyodemografik değişkenler ile ilişkisini araştırmak ve bu değişkenleri kontrol grubu ile karşılaştırmak amaçlanmıştır. Yöntem: Kesitsel nitelikteki bu çalışma 2019 yılında Hatay'da yaşayan 18 yaş üzeri şizofreni hastalarının bakım verenlerinde ve kontrol grubunda yapıldı. Çalışmaya Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi (HMKU) Psikiyatri polikliniğine başvuran ve dahil edilme kriterlerini sağlayan DSM-5'e göre şizofreni tanısı almış tüm hastaların bakım veren 80 kişi ve sağlıklı gönüllülerden oluşan 80 kişi kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edildi. Katılımcılara uygulanacak anket araştırmacılar tarafından yapılandırılmış olup, Sosyodemografik veriler (bakım veren, hasta ve kontrol grubu olmak üzere), Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri ve Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği bölümlerinden oluşan anket uygulanarak, depresyon düzeyi, psikolojik dayanıklılık ve tükenmişlik düzeyi değerlendirildi. İstatistiksel analizlerde Mann Whitney-U, Kruskal Wallis ve Spearman Korelasyon testleri kullanıldı ve p<0,05 önemli kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya alınan hastaların Pozitif ve Negatif Semptom Skala (PANNS) skoru ortalaması 100,45±31,43, Klinik Global İzlem (CGI) skor ortalaması 5,74±0,61) idi. Çalışmamızda bakım verenlerde Maslach Tükenmişlik Ölçeği skoru ortalaması 60,56±9,67, Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği skoru ortalaması 45,83±10,85, Beck Depresyon Envanteri skoru ortalaması ise 14,60±7,54 olarak bulundu. Kontrol grubunda ise, Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği skoru ortalaması 48,09±11,23, Beck Depresyon Envanteri skoru ortalaması ise 11,19±7,10 olarak bulundu Bakım verenin ek fiziksel rahatsızlığı olması, hasta ile aynı evde yaşama, hastaya sözel şiddet uygulama, bakım veren yaşı, bakım ve hastalık süresi, hastanede yatış sayısı, PANSS ve CGI ile ölçek skorları arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Sonuçlar: Şizofreni hastalarına bakım verenlerde kontrol grubuna göre depresyon ve tükenmişlik düzeyi daha fazla, psikolojik dayanıklılık düzeyleri daha az olarak bulunmuştur. Bu durum bazı sosyodemografik ve klinik bulgularla ilişkilidir ve yaygınlığının saptanıp gerekli müdahalelerin yapılmaması hem hastalar açısından hem de bakım verenler açısından önemli sonuçlar doğuracaktır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Dayanıklılık, Şizofreni, Tükenmişlik, Depresyon

Bakım verenlerBakım verme yüküDepresyon+4
Selin Gülbol
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Evde bakılan bireylerin roy adaptasyon modeline temellenen hemşirelik bakımının bakıcıların bakım yüküne etkisi

Bu çalışma, evde bakılan bireylerin Roy Adaptasyon Modeline temellenen hemşirelik bakımının bakıcıların bakım yüküne etkisini belirlemek amacıyla kesitsel ve yarı deneysel olarak yapılmıştır. Araştırma, Ağustos 2020 - Ağustos 2021 tarihleri arasında Muğla Büyükşehir Belediyesi Menteşe Evde Bakım Birimden hizmet alan gönüllü yaşlı ve bakım veren bireyler ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 20 müdahale, 20 kontrol grubu yaşlı birey ile 40 bakım veren bireyden oluşmuştur. Her iki grubun yaş, cinsiyet ve algı durumları eşitlenmiştir. Veriler, sosyo-demografik özelliklerini içeren anket formu, Standadize Mini Mental Test, Yaşlılarda Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği, Roy Adaptasyon Modeli Tanılama ve Hemşirelik Bakım Planı Formu ve Bakım Veren Yükü Envanteri ile toplanmıştır. Çalışmanın istatistiksel analizi Statistical Package For The Social Sciences 24.0 versiyonu ile değerlendirilmiştir. Anlamlılık p < 0.05 olarak kabul edilmiştir. Normal dağılım göstermeyen değişkenlerimiz, Mann Whitney U Testi, Wilcoxan İşaretli Sıralar Testi ve Ki-kare testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Kontrol ve müdahale grubundaki yaşlı ve bakım veren bireylerin bireysel özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Müdahale grubu yaşlı bireylerin uygulama öncesi ve sonrasında Yaşlılarda Uyum Güçlüğünü Değerlendirme Ölçeği puan ortalamalarında ve Standadize Mini Mental Test puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0.05), kontrol grubunda fark olmadığı (p>0.05) saptanmıştır. Müdahale grubu bakım verenlerin uygulama öncesi ve sonrasında Bakım Veren Yükü Envanteri puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0.05); kontrol grubunda fark olmadığı (p>0.05) bulunmuştur. Evde bakılan yaşlı bireylerin yaşlılarda bilişsel değişikliğe uyumunu sağlamada RAM'nin etkin olduğu ve bakım vericilerin bakım yükünün azaltılması amaçlı kullanılabilir olduğu saptanmıştır. Daha geniş örneklem gruplarında modelin test edilmesi etkinliğin arttırılması önemli bir gösterge olacağı düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, bakım veren, RAM, hemşire, hemşirelik bakımı

Bakım verenlerBakım verme yüküEvde bakım hizmetleri+7
Dilek Onaran
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Palyatif bakım hastalarına bakım verenlerde bakım yükü ve sağlık anksiyetesi ilişkisinin değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı, palyatif bakım hastasıyla sürekli birlikte olmanın bakım verenlerin sağlığına ilişkin endişe ve soruları artırabileceği bilgisinden hareketle, bakım yükü ile sağlık kaygısı arasında bir ilişki olup olmadığını ve bunları etkileyen sosyo-demografik özellikleri araştırmaktır. Bu durumun tespit edilmesi, iki taraflı sağlık risklerinin öngörülmesi ve uygun müdahalelerin yapılması için bir fırsat sağlayabilir. Gereç ve Yöntem: Kesitsel ve prospektif nicel çalışma olarak planlanmış olan bu araştırmada 08.07.2022 ile 08.09.2022 tarihleri arasında Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim Araştırma Hastanesi Palyatif Bakım Merkezinde takip edilen hastalara primer bakım veren kişilere sosyo-demografik veriler, Bakım Verme Yükü Ölçeği, Sağlık Anksiyetesi Ölçeği uygulandı. Bulgular: Palyatif bakım merkezinde takip edilen hastalara bakım veren kişilerde toplam sağlık anksiyetesi puanı 18,79±7,67, Bakım Verme Yükü Ölçeği ortalama puanı 37,70±16,50 idi. Sağlık anksiyete düzeyi ile bakım verme yükü düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki vardı. (r=0.372; p<0.01) Regresyon analizi sonuçlarına göre bakım verme yükü üzerinde sağlık anksiyete düzeyinin etkisi istatistiksel olarak anlamlıydı. (B=0.647; p<0.01) Bakım vermede yardım almanın bakım yükünü ve sağlık anksiyetesini azalttığı belirlendi (B=-15,006; p<0.001). Bakım vermeden memnun olma durumu bakım yükü ile ilişkisi negatif yönlü anlamlıyken (p<0.05) sağlık anksiyetesi ile ilişkisi çok değişkenli analizde anlamlı değildi (p>0.05). Okuryazar olan bireylerde daha yüksek sağlık anksiyetesi (p<0.05) olmasına rağmen eğitim düzeylerinin sağlık anksiyetesi üzerine korelasyon analizi ile bakıldığında anlamlı bir etkisi yoktu (p>0.05). Sonuç: Palyatif bakım merkezinde takip edilen hastalara bakım veren kişilerde orta düzeyde bakım yükü ve artmış sağlık anksiyetesi saptandı. Bakım yükü ve sağlık anksiyetesinin ilişkili olduğu ve bakım vermede yardım almanın bakım yükünü ve sağlık anksiyetesini azalttığı belirlendi. Bakmadan memnun olma durumu bakım yükü ile negatif yönlü ilişkiliyken sağlık anksiyetesi ile anlamlı bir ilişkisi yoktu. Okuryazar düzeyinde eğitime sahip olan bireylerde yüksek sağlık anksiyetesi olmasına rağmen eğitim düzeylerinin sağlık anksiyetesi üzerine anlamlı bir etkisi yoktu. Anahtar Kelimeler: palyatif bakım, bakım veren, sağlık anksiyetesi, bakım veren yükü

Bakım verenlerBakım verme yüküPalyatif bakım
Muhammed Raşid Kayan
Hitit University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Psikotik hastaların bakım verenlerinin duygu dışavurum düzeyleri, aile işlevselliği ve etkileyen değişkenler

Bu çalışmada, psikotik bozukluk tanısı alan hastaların bakım verenlerinin duygu dışavurum düzeyleri, aile işlevselliğinin ve bunları etkileyen değişkenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikteki bu araştırma Temmuz 2020-Aralık 2020 tarihleri arasında Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi, Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve bu hastanelere bağlı bulunan toplum ruh sağlığı merkezlerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın yapıldığı merkezlerde yatarak ve ayaktan tedavi gören ve psikotik bozukluk tanısı alan hastaların bakım verenleri araştırmanın evrenini, çalışmaya katılmayı kabul eden 180 bakım veren araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu", "Duygu Dışavurumu Ölçeği (DDÖ)" ve "Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ)" uygulanarak toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (One-way ANOVA), Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Bu araştırmada bakım verenler tarafından yanıtlanan, ADÖ toplam puan ortalaması 2,32±,41, DDÖ toplam puan ortalaması 19,68±6,04, olarak belirlenmiştir. Bu sonuca göre psikotik hastalara bakım verenlerin duygu dışavurum düzeylerinin ve bakım verenler tarafından algılanan aile işlevselliklerinin sağlıksız düzeyde olduğu yorumu yapılmıştır. Bakım verenlerin ölçek puanlarıyla, bakım verenlerin ve hastaların çeşitli tanıtıcı özellikleri ve klinik özellikleri arasında ilişkilere rastlanmıştır. Psikiyatri hemşirelerinin psikotik bozukluk tanılı hastaların bakım verenlerine aile işlevselliğini ve duygu dışavurumunu uygun şekilde destekleyecek psikoeğitimler vermesinin hastaların yararına olacağı öngörülmektedir.

Aile işlevleriBakım verenlerBakım verme yükü+6
Şafak Karataş
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fenilketonürili çocuğu olan annelere yapılan eğitimin annelerin bakım yükü ve kaygı düzeylerine etkisi

Fenilketonüri (FKÜ), fenilalanin hidroksilaz eksikliğinin neden olduğu otozomal resesif geçişli metabolik bir hastalıktır. Fenilketonürili çocukların bakıma, özel beslenmeye, takip ve tedaviye ihtiyaçlarının olması sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkilemekte, ailelerin bakım yükünü ve kaygı düzeylerini arttırmaktadır. Bu araştırma; fenilketonürili çocuğu olan annelere yapılan eğitimin annelerin bakım yükü ve kaygı düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma; yarı deneysel olarak planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini; 0-18 yaşları arasında FKÜ tanısı almış çocuğa sahip 38 anne oluşturmaktadır. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Bakım Verme Yükü Ölçeği (BYÖ) ve Endişe ve Anksiyete Ölçeği (EAÖ) ile toplanmıştır. Araştırmaya dâhil edilen annelere, FKÜ hastalığı, diyet/beslenme tedavisi ve sosyal/kişisel destek başlıklarından oluşan üç oturumluk eğitimler yüz yüze ve bireysel olarak uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; Shapiro Wilk, t testi, varyans analizi, Tukey testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Analizler SPSS 22.0 programı yardımıyla gerçekleştirilmiş, p<0.05 anlamlılık seviyesi seçilmiştir. Eğitim öncesi ve eğitim sonrasında uygulanan bakım verme yükü ölçeği ve endişe ve anksiyete ölçeği skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Buna göre eğitim sonrasında Bakım Yükü Ölçeği ve Endişe ve Anksiyete Ölçeği skorlarında düşüş gözlenmiştir. Araştırma sonucunda; fenilketonürili çocuğu olan annelere yapılan eğitimin annelerin bakım yükü ve kaygı düzeylerinde azalma sağladığı saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Bakım yükü, Eğitim, Fenilketonüri, Hemşire, Kaygı düzeyi.

AnksiyeteAnne eğitimiAnneler+4
Derya Butakın
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir vakıf üniversitesi hastanesinde yatan yaşlılara bakım verenlerin bakım yükü ve bakım yükünü etkileyen faktörler

Bu araştırma, bir vakıf üniversitesi hastanesinde yatan yaşlılara bakım verenlerin bakım yükü ve bakım yükünü etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla kesitsel bir araştırma olarak gerçekleştirildi. Araştırma Şubat 2020 – Kasım 2020 tarihleri arasında İstanbul'da Avrupa Yakasında bir Vakıf Üniversitesi Hastanesi Dahiliye, Endokrinoloji, Nefroloji, Gastroenteroloji, Onkoloji, Hematoloji ve Kardiyoloji Servislerinde yapıldı. Araştırmada örneklemin belirlenmesi için evreni bilinmeyen örneklem hesabı formülü kullanılarak yapılan hesaplama sonucunda örneklemin 65 yaş ve üzeri minimum 138 kişi olması gerektiği belirlendi. Bu araştırma 65 yaş ve üzeri 140 kişi ve bakım vericileri ile gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri yaşlı hastalara bakım veren bireylerden ve yaşlı hastalardan yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Bakım vericilerden veri toplarken; Bakım Veren Bilgi Formu, Bakım Verme Yükü (BVY) Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Genel Sağlık Anketi-12 kullanıldı. Hastalardan veri toplanırken; Hasta Bilgi Formu ve KATZ Günlük Yaşam Aktiviteleri (GYA) Ölçeği kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel analizler (ortalama, standart sapma, frekans), Student-t testi, Tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanıldı. Bakım veren bireylerin yaş ortalaması 49,20±10,75 olup, %72,9'u kadın, %30,7'si lise mezunu, %75'i evli, %47,1'inin geliri giderinden az ve %39,3'ü ev hanımıdır. Yaşlı bireylerin yaş ortalaması 73,50±6,47 olup, %68,6'sı kadın, %38,6'sının eğitim durumu okur yazardır. Bakım Verme Yükü Ölçeği puan ortalaması 30,65±9,31, GSA-12 Ölçeği puan ortalaması 4,02 ±2,43, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği toplam puan ortalaması 52,61±14,00 bulundu. Araştırmaya katılan hastaların KATZ GYA Ölçeği puan ortalaması 13,65±3,15 olup, %5,7'sinin günlük yaşam aktivitelerinin bağımsız, %26,4'ünün yarı bağımlı, %67,9'unun bağımlıdır. Kadınların, 29-45 yaş grubunda olanların, ortaokul mezunlarının, çalışmayanların, bakım vermek için işini bırakanların, kendisine ait geliri olmayanların ve geliri giderinden az olanların BVY Ölçeği puan ortalaması yüksek bulundu. Sağlığını kötü değerlendirenlerin, düzenli olarak sağlık kontrolü yaptırmayanların, kendi sağlığıyla ilgilenmeyenlerin, bakım verdiği hastanın kendisine ait odası olmayanların BVY Ölçeği puan ortalaması yüksek bulundu. Kadın hastalara bakım verenlerin, ilkokul ve ortaokul mezunu yaşlı hastalara bakım verenlerin, geliri giderinden az olan yaşlılara bakım verenlerin BVY Ölçeği puan ortalaması diğerlerine göre yüksek bulundu. Kanser hastalarına bakım verenlerin BVY Ölçeği puan ortalaması kalp hastalarına bakım verenlere göre yüksek bulundu. Yarı bağımlı olan yaşlı hastalara bakım verenlerin BVY Ölçeği puan ortalaması, bağımlı hastalara bakım verenlere göre yüksek bulundu. BVY Ölçeği ile hastalık süresi arasında pozitif yönde çok zayıf ilişki bulundu. BVY Ölçeği ile Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği arasında negatif yönde zayıf ilişki, GSA-12 ile pozitif yönde zayıf ilişki, KATZ GYA Ölçeği ile negatif yönde zayıf ilişki bulundu. Bakım verme yükü ile sırasıyla KATZ GYA Ölçeği, hastanın yaşı, bakım verenin cinsiyeti, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, bakım verenin düzenli sağlık kontrolüne gitme durumu ve GSA-12 Ölçeği arasında anlamlı ilişki bulundu. Bu değişkenler Bakım Verme Yükü için toplam varyansın %56,3'ünü açıklamaktadır. Bakım verenin kadın olması, ruh sağlığının kötü olması, bakım yükünü olumsuz olarak etkilemektedir. Bakım verenin düzenli sağlık kontrolüne gitmesi, sosyal desteğinin yüksek olması, bakım verdiği hastanın yaşının ve bağımlılık durumunun artması bakım yükünü azaltmaktadır. Bu doğrultuda bakım veren bireylerin hem kendi sağlığını geliştirmeye yönelik hem de bakım yükünü azaltmak için eğitim programları düzenlenip bilgi eksiklikleri giderilerek bakım yükünün azaltılması sağlanabilir. Bakım veren bireye hissedilen bakım yükünü hafifletmeye yönelik kişisel veya sosyal alan oluşturabilecek kaynaklar edinebilmesi, sosyal destek alabileceği aile, arkadaş ve diğer sosyal destekleri değerlendirerek, kendileri için uygun sosyal destek sağlamaları için desteklenebilir. Ayrıca bakım veren bireylerin ruh sağlığını iyileştirmek için erken tanı çalışmaları yapılarak ruhsal sorunlarının erken dönemde belirlenerek ilgili kuruluşlara sevk edilmesi sağlanabilir. Uzun vadede bakım süreci devam eden yaşlı hastalara için birinci ve ikinci basamak düzeyinde evde bakım hizmetleri arttırılarak, bakım verenlerin desteklenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Bakım Vermek, Bakım Yükü, Bakım Yükünü Etkileyen Faktörler,

Bakım verenlerBakım verme yüküGeriatri+5
Hande Kaya
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz tedavisi alan bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım veren yükü, psikolojik dayanıklılık ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi

Hemodiyaliz tedavisi alan bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım veren yükü, psikolojik dayanıklılık ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmış tanımlayıcı kesitsel bir araştırmadır. Örneklem, 229 aile üyesinden oluşmaktadır. Veriler, Tanıtıcı Bilgi Formu, Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği (BVYÖ), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ile toplanmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ile 5 farklı hemodiyaliz merkezinde, Aralık 2021-Nisan 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, Kruskal-Wallis H, Mann-Whitney U, t testi ve tek yönlü ANOVA, pearson korelasyon ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bakım verenlerin yaş ortalaması 47,59±13,41, % 62'si kadın, %87,8'si evli, %34,1'i 4 ve üzerinde çocuğa sahip, %43,7'si ilkokul mezunu, %74,2'si çalışmamakta, %50,7'si 1-6 yıldır bakım vermekte, %58,5'u bakımda bir başkasından destek almaktadır. BVYÖ toplam puan ortalaması 19,48±11,42, KPSÖ toplam puan ortalaması 19,18±7,80, ÇBASDÖ toplam puan ortalaması 50,44±14,07'dir. Aileden algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık düzeyi bakım yükünü negatif yönde yordamaktadır (p<0,05). Bakım verenlerin sosyal destek düzeyi ve psikolojik sağlamlık düzeyi arttıkça bakım verme yükü azalmaktadır. Hemşireler aile üyelerine danışmanlık ve eğitim vererek sosyal kaynaklara yönlendirebilir, psikolojik dayanıklılık düzeyini arttıracak girişimleri rutin uygulama içerisine entegre edebilir. Anahtar Kelimeler: Algılanan Sosyal Destek, Bakım Veren, Bakım Yükü, Hemşirelik Bakımı, Psikolojik Dayanıklılık.

AileAlgılanan sosyal destekBakım verenler+7
Semra Usta
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Demanslı bireylere bakım veren aile üyelerinin olumlu bakım verme deneyimlerinin incelenmesi

Demanslı bireylere bakım veren aile üyelerinin olumlu bakım verme deneyimlerinin incelenmesi amacıyla yapılan araştırmanın verileri Mart 2022 - Ocak 2023 tarihleri arasında Kocaeli Gebze Fatih Devlet Hastanesi'nin 7 farklı yatan hasta servisi ve evde sağlık hizmetleri birimde yürütülmüştür. Örneklemi 167 demanslı birey ve bakım veren aile üyesi oluşturmuştur. Veriler yüz yüze görüşme yöntemiyle, Bakım Alan ve Bakım Veren Bireyler için Tanılama Formu, Düzeltilmiş Standardize Mini Mental Test, Nöropsikiyatrik Envanter, Katz Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, Bakım Verme Deneyiminin Olumlu Yönleri Ölçeği (BVDOYÖ) ile toplanmıştır. Verilerin analizinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, pearson korelasyon testi, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve post hoc (Tukey, LSD) testleri kullanılmışır. Bakım verenlerin yaş ortalaması 45,6±14,81, %71,3'ü kadın, %83,8'i bakımda destek aldığını, %97'si bakım verme sürecini isteyerek kabul ettiğini ve %38,9'u bakım sürecinde olumlu deneyim yaşadığını ifade etmiştir. Bakım alan bireylerin yaş ortalaması 79,4±9,57, %59,3'ü kadın, %77,2' si Alzheimer tip demans, %71,3'ü hastalığın ileri evresindedir. Bakım verenlerin BVDOYÖ toplam puan ortalaması 118,48±17,10'dur. BVDOYÖ alt boyutlarından kişisel kazanç, benlik saygısı ve bakımın sosyal yönü ile bakım veren yaş ortalaması arasında, benlik saygısı ve bakımın sosyal yönü ile eğitim yılı arasında anlamlı ilişki belirlenmiştir (p<0.05). Bakım verenlerin demografik özellikleri ile BVDOYÖ toplam puan arasında anlamlı sonuçlar elde edilmemiştir. Sonuç olarak, bakım verenlerin çoğunluğu bakım sürecinde yeterli düzeyde olumlu bakım deneyimi yaşamaktadır. Olumlu bakım deneyimlerinin tespit edilmesi, pekiştirilmesi ve geliştirilmesi, hemşirelik bakım planına entegre edilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Demans, Bakım veren, Olumlu bakım verme deneyimi, Hemşirelik

AileBakım verenlerBakım verme yükü+5
Gizem Nur Kuruderviş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Determining the level of mental distress among caregivers of patients withepileps

Background / objective: Caregivers play an important role in the management of epilepsy in the community. Caring for patients with epilepsy can cause emotional distress in caregivers. This study investigated the effect of demographic characteristics and dimensions of mental distress among family caregivers of epilepsy patients. The purpose of this study was to determine the level of mental distress in those who care for patients with epilepsy. Method: A total of 100 caregivers of patients with epilepsy in the Specialist Center for Neurodegenerative Diseases at Diwaniyah Teaching Hospital were included. Non-probability sampling was performed. Data were collected from 10/5/2020 to 10/11/2020. Data in the study were collected with an information form and the General Health Questionnaire (GSQ). The data were analyzed using Microsoft Excel version 2010 and SPSS version 20. Statistical significance was set at 5% level of probability. Results: The caregivers consisted of 100 people comprising 48.0% females and 52.0% males. Patient caregivers had mean total GSQ-28 points of 11.36 ±2.505. The mean scale points were high by a statistically significant degree for patient caregivers with young age, high educational level, inadequate income level, those living in rural areas and who were parents of the patient (p<0.05). Conclusion: Emotional distress was present among caregivers for patients with epilepsy and the need for attention to improve the psychological care factors of the caregivers is noted. Key words: Caregivers, epilepsy, general health, mental distress

CaregiversEpilepsyPatient care+2
Mohanad Mahdı Abdallah Almaawarı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Açık kalp ameliyatı olan hastalara bakım verenlerin bakım yükleri ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin hastaların psikososyal uyumlarına etkisi

Araştırma, açık kalp ameliyatı olan hastalara bakım verenlerin bakım yükleri ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin hastaların psikososyal uyumlarına etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın evrenini; Haziran 2020 – Aralık 2020 tarihleri arasında açık kalp ameliyatı olan hastalar ile hastaların bakım verenleri; örneklemi ise dahil edilme kritirlerine uyan hasta (n=100) ve bakım verenler (n=100) oluşturmuştur. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Connor Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (CDPSÖ), Zarit Bakım Yükü Ölçeği (BYÖ) ve Hastalığa Psikososyal Uyum Öz Bildirim Ölçeği (HPUÖÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sayı, yüzde, aritmetik ortalama standart sapma Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis testi, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; hastaların uyumlarının kötü olduğu, bakım verenlerin bakım yüklerinin düşük ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Açık kalp ameliyatı olan hastalarda; düzenli ilaç kullanımı olanların (p<0.05), bakım verenleri ile iletişim sıkıntısı yaşayanların (p<0.05), hastalığa psikososyal uyumlarının kötü düzeyde olduğu saptanmıştır. Bakım verenlerde ise; hasta ile iletişim sıkıntısı yaşayanların (p<0.01), bakım verme sorumluluğuna katılan başka birinin olmaması (p<0.01), bakım verme konusunda yetersiz olanların (p<0.01) bakım yüklerinin daha yüksek düzeyde ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, hastaların HPUÖÖ ve bakım verenlerin CDPSÖ ve BYÖ puanları arasındaki korelasyon analizinde önemli ilişkiler olduğu, bakım verenlerin psikolojik sağlamlık düzeyi attıkça ve bakım yükü puanları azaldıkça, hastaların psikososyal uyum düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, çalışma açık kalp ameliyatı olan hastaların ameliyat sonrası uyumları üzerinde bakım verenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin ve bakım yüklerinin önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan açık kalp ameliyatı olan hastaların psikososyal uyumlarını arttırmaya yönelik koruyucu ve geliştirici sağlık uygulamalarına öncelik verilmelidir. Anahtar Kelimeler: Açık Kalp Ameliyatı, Bakım Yükü, Psikososyal Uyum, Psikolojik Sağlamlık.

Bakım verenlerBakım verme yüküCerrahi-kardiyovasküler+4
Damla Öksüz Kargın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Demanslı bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım yükü ve aleksitimi düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırma, demanslı bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım yükü ve aleksitimi düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı nitelikte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran demanslı bireye bakım verenler; örneklemi ise dahil edilme kriterlerine uygun demanslı bireye bakım veren aile üyeleri (n:106) oluşturmuştur. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Bakım Verenlerin Yükü Envanteri (BVYE) ve Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ) kullanılarak toplanmıştır. Veriler yüzyüze görüşme yöntemi ile Ağustos 2020- Nisan 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, shapirowilk, t testi,pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Bakım verenlerin %67'si kadın, yaş ortalaması 41,77±13,68, %50'si üniversite mezunu, %42,5'inin geliri giderden az ve %13,2'si kronik bir hastalığa sahiptir. Ayrıca bakım verenlerin%30,2'si annesine bakım verdiğini, %57,5'i 1-5 yıl arası bakım verdiğini, %77,4'ü bakımda diğer aile üyelerinden destek aldığını ve %58,5'i kendilerine vakit ayırabildiklerini bildirmiştir. Bakım verenlerin BVYE toplam puan ortalaması 47,66±22,65,TAÖ toplam puan ortalaması 58,18±10,86'dir. Bakım verenlerin %32,1'isinin aleksitimik özellik göstermediği, %26,4'ünün muhtemel aleksitimik özellik gösterdiği, %41,5'inin ise aleksitimisi olduğu saptanmıştır. Bakım verirken kendisine vakit ayıramayan, bakımda hasta ile iletişim sorunu yaşayan ve bakım verirken diğer aile üyelerinden destek alamayan bakım verenlerin BVYE ve TAÖ toplam puan ortalaması diğer bakım verenlere göre daha yüksektir(p<0.05). BVYE toplam puanı ile TAÖ toplam puanı arasında orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki vardır (p<0,05). TAÖ toplam puan ortalaması arttıkça BVYE toplam puan ortalaması da artmaktadır. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak; bakım yükünü etkileyen etmenlerden bir tanesi de aleksitimidir. Hemşireler bakım verenlere destek olurkne bakım yükünü etkileyen önemli etmenlerden birisi olarak aleksitimiyi de değerlendirmeli, gereksinime göre hemşirelik bakımını planlamalı ve uygulamalıdır. Anahtar Kelimeler: Aleksitimi, Bakım Veren, Bakım Veren Yükü, Demans, Hemşirelik

AileAleksitimiBakım verenler+3
Serap Satılmış
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

0-2 yaş arası kronik hastalığı olan çocuğa sahip annelerin bakım yükü ile psikolojik sağlamlık düzeylerinin incelenmesi

Araştırma 0-2 yaş arası kronik hastalığı olan çocuğa sahip annelerin bakım yükü ve psikolojik sağlamlık düzeylerini belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte olan bu araştırmanın örneklemini Nisan 2021-Ağustos 2021 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesi Bebek Servisinde kronik hastalık nedeniyle yatmakta olan 134 çocuğun annesi oluşturmuştur. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplamak amacıyla, Kişisel Bilgi Formu, Bakım Verme Yükü Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; ortalama, standart sapma, ortanca, Kolmogorov-Smirnov Testi, Shapiro-Wilks Testi, Spearman'ın Rho Katsayısı, T Testi, Mann-Whitney U Testi, Levene Testi, Kruskal-Wallis H Testi, Dunn Testi ve Ki-Kare Testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre BVYÖ puan ortalaması 43,78±13,62 ve KPSÖ puan ortalaması 14,91±5,51 olarak elde edilmiştir. Çalışmaya katılan, üniversite mezunu annelerin diğer öğrenim durumuna sahip annelerden (p=0,013), çalışan annelerin, çalışmayan annelerden (p=0,001), epilepsi ve nörolojik hastalıklara sahip çocuğa bakım veren annelerin, bu hastalıklara sahip olmayan çocuğa bakım veren annelerden (p<0,001) daha yüksek bakım yüküne sahip oldukları saptanmıştır. Bakım konusunda çevresinden maddi ve manevi destek alan annelerin, almayan annelere göre KPSÖ puanının daha yüksek olduğu görülmüştür (p=0,019; p=0,021). BVYÖ puanı ile KPSÖ puanı arasında ters yönlü, anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,001). Sonuç olarak, araştırma ile 0-2 yaş arası kronik hastalığa sahip çocuğa bakım veren annelerin bakım yükünün ileri düzeyde olduğu belirlenmiştir. Psikolojik sağlamlık düzeyleri yüksek olan annelerin bakım verme yükünün daha düşük olması, psikolojik sağlamlığın bakım yükü ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kronik hastalığı olan çocuğa sahip annelerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin artırılmasına ve bakım yüklerinin azaltılmasına yönelik sağlık hizmetleri planlaması önerilmektedir.

AnnelerBakım verenlerBakım verme yükü+5
Esra Karakaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Burden and depression levels of parents of children with tracheostomy and home mechanical ventilator

As a reflection of healthcare technology on patient care through its development today, the number of children, who continue to live as dependent on technological devices at home environment and who need special care, is increasing. This study was carried out descriptively to determine care burden and depression levels of the parents of children with tracheostomy who are on mechanical ventilation at home. Data were collected by a sociodemographic data form including 38 questions which were generated by reviewing literature, and by using "Caregiving Burden Scale" to determine care burden of the parents and "Beck Depression Scale" to determine depression levels. The study was conducted with 70 parents of children with tracheostomy who were on mechanical ventilation at home, who were aged between 1-18 and registered to Domestic Health Services Unit of Ankara Dr. Sami Ulus Obstetric and Pediatric Health Training and Research Hospital between September 2017 and September 2018. Most of the children of the parents included in our study were males (62.9%), 32.9% were 3 years old and younger and 47.1% had a neuromuscular disease. The ratio of children who have been on mechanical ventilation for 25 months and more was 51.4%. All of the parents who were interviewed were mothers; 55.7% of them were between 31-40 years old and 35.7% had an education level of elementary school and lower. At the end of the study, it was determined that sex and age of the children, disease group, nutrition type and the duration of staying connected to ventilator did not have an effect on the mean scores of care burden and depression of the mothers (p>0.05). Significant relationships were found between mean caregiving burden and depression scores and variables such as age of the mother and her state of having a disease, economic status of the family, mother's state of experiencing a problem during social isolation and care, and state of thinking that family bonds and privary were affected (p<0.05). Besides, a positive and weak correlation was detected between caregiving burden and depression scales; and it was determined that depression scale scores increased as caregiving burden scores increased. In conclusion, it was observed that care of technology-dependent children at home was met especially by the mothers; and they had difficulties physically and psychologically. It is important for the nurses to support parents about domestic care adequately, to provide discharge training and consulting and to maintain support through home visits during transfer to home. It can be suggested to plan, improve, evaluate and regularly provide domestic care services for the children who are dependent on medical technology; and to carry out studies that will reduce caregiving burden of the mothers. Key Words : Technology-dependent Child, Caregiving Burden, Depression, Parent, Domestic care, Nursing

ParentsCaregiversCaregiver burden+7
Buse Ateş
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin bakım kavramına ilişkin metafor algıları ve bakım davranışları

Bu araştırma hemşirelerin bakım kavramına ilişkin metafor algılarını ve bakım davranışlarını belirlemek amacıyla ile kesitsel ve tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini bir üniversite ve devlet hastanesi ile iki özel hastanede çalışan ve araştırmayı kabul eden 345 hemşire oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanmış olan tanıtıcı özellikler formu, Bakım Davranış Ölçeği (BDÖ-24) ve metafor algılarını ölçmek için oluşturulan sorular kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik testleri, Mann Whitney U, Kruskall Wallis-H, Student t Testi, Anova, Fisher, Ki-kare testleri kullanılmıştır. Hemşirelerin BDÖ-24 toplam ölçek ve alt ölçek puanları incelendiğinde; ölçek genel toplam puanının 5,40±0,50, güvence alt ölçek puanının 5,43±0,57, bilgi ve beceri alt ölçek puanının 5,66±0,42, saygılı olma alt ölçek puanının 5,32±0,61 ve bağlılık alt ölçek puanının 5,21±0,66 olduğu belirlenmiştir ve en düşük puanı bağlılık alt ölçeğinden en yüksek puanı ise, bilgi ve beceri alt ölçek puanından aldıkları saptanmıştır. Hemşirelerin çalıştığı hastane, çalıştığı klinik, çalıştığı klinikteki konumu, hasta yatağı sayısı, bakıma ayrılan ortalama süre, hemşirelik mesleğini isteyerek seçme, bakımı hemşirenin rolleri arasında görme, bakım vermeyi hemşirenin birincil görevi olarak görme durumlarına göre bakım davranış ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Hemşirelerin bakım kavramına ilişkin 132 metafor ürettikleri belirlenmiştir. Hemşirelerin "bakım" kavramına ilişkin oluşturdukları metaforlar 8 kategoride ele alınmıştır. Hemşirelerin en çok metafor üretikleri kategorilerin; çocuk, çiçek, temizlik, sevgi, ilaç, bebek ve toprak olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin bakım davranışlarının belirli aralıklarla yeniden değerlendirilmesi önerilir. Anahtar kelimeler: bakım, hemşirelik bakımı, bakım davranışı, bakım algısı, metafor

Bakım verenlerHasta bakımıHemşireler+5
İmren Altın
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nöroloji hastalarına bakım verenlerin taburculuk öncesi hazır oluşluk düzeyleri ve bakım yüklerinin belirlenmesi

Bu araştırmada, nöroloji hastalarına bakım verenlerin taburculuk öncesi hazır oluşluk düzeyleri ve bakım yüklerinin belirlenmesi amaçlandı. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapılan araştırmanın örneklemini Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi ile Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinde nöroloji hastalığı tanısı almış yatarak tedavi gören 206 hastaya evlerinde bakım verecek olan kişiler oluşturdu. Veriler Anket Formu, Bakım Verme Yükü Ölçeği (BVYÖ) ve Bakım Vermeye Hazır Oluşluk Ölçeği (BVHOÖ) ile toplandı. Gerekli yasal izinler ve etik kurul onayı alındı. Veriler tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra Kruskall Wallis Analizi, Mann Whitney U testi, Spearman Korelasyon Analizi ve Basit Doğrusal Regresyon ile analiz edildi. Bakım verenlerin %64.6'sı kadın, yaş ortalaması 44.36, %70.9'u evli, %49'u lise ve üniversite mezunu ve %72.3 hastanın 1. derece yakınıdır. Bakım verenler BVYÖ'nden ortalama 36.13±15.533 puan ve BVHOÖ'nden ortalama 19.94±7.640 puan almışlardır. Bakım verenlerin BVYÖ puanı ile BVHOÖ puanı arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Buna göre bakım verenlerin bakım yükü artıkça bakıma hazıroluşlukları azaldığı görülmüştür. Sonuç olarak bakım verenlerin bakıma hazıroluşlukları ve bakım yükü orta düzeydedir. Nöroloji hastalığı olan bireylere bakım verenlerin hazır oluşluk düzeyini artırmak ve bakım yükünü azaltmak için bakım verenler bireylerle uygulamalı olarak hasta bakımı yapılması ve hastaya özel hazırlanan taburculuk eğitiminin hasta ve ailesine verilmesi önerilmektedir.

AileBakım verenlerBakım verme yükü+2
Hasan Beldek
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Erkek öğrenci hemşirelerin bakım verirken yaşadığı zorlukların belirlenmesi

Bu araştırma erkek öğrenci hemşirelerin bakım verirken yaşadığı zorlukların belirlenmesi amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini; İç Anadolu Bölgesinde bulunan ve araştırmaya izin veren 7 üniversitede öğrenim gören, klinik uygulamaya çıkmış ve araştırmaya katılmayı kabul eden 300 erkek öğrenci hemşire oluşturmuştur. Araştırma 01.10.2019/01.11.2019 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için etik kuruldan, kurumlardan yazılı izin, erkek öğrenci hemşirelerden sözlü izin alınmıştır. Veriler araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanmış olan "tanıtıcı özellikler formu" ve "öğrencilerin bakım verirken yaşadığı zorluklar formu" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik testleri Ki-kare testleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalamaları 21,30 ± 2,00 olup %38,3'ünün 2. sınıf, %30,7'sinin 3. sınıf ve %31,0'ının 4. sınıf olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin %73,3'ünün mesleği ilk 5. sırada tercih ettikleri ve %47,0'ının kısmen isteyerek mesleğe geldiği saptanmıştır. Öğrencilerin %60,0'ının bazen stresli olduğu ve %55,0'inin klinik stres yaşadığı bulunmuştur. Erkek öğrenci hemşirelerin; kliniklerde kadın hastalarla çalışırken %72,0 oranında bakım sırasında utangaçlık-çekingenlik hissetmeleri, erkek hastalarla çalışırken %44,7 oranında kendilerine güvenmemeleri, hasta yakınlarıyla çalışırken %67,0 oranında sürekli hastalarının yanında olmak istemeleri, meslektaşlarıyla çalışırken %76,7 oranında fiziksel güç gerektiren görevlerde iş yükünün erkek hemşirelere bırakılması, hekimlerle çalışırken de %37,7 hekimlerin streslerini kendilerine yansıttıkları konularında sorun yaşadıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilerin sınıf düzeyi, mesleği isteyerek seçme, kendini tanımlama durumu, aile tutumu, klinik stres yaşama durumu ve stresle baş etme yöntemleri gibi özelliklerinin klinikte yaşadığı zorlukları etkilediği bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, erkek öğrenci hemşirelerin çoğunlukla hasta ve hasta yakınlarıyla sorun yaşadıkları, hekimlerle ve meslektaşlarıyla daha az sorun yaşadıkları belirlenmiştir. Araştırmanın farklı bölgelerde daha geniş popülasyonda yapılması önerilir.

Bakım verenlerBakım verme yüküCinsiyet+7
Habibe Zeybek
Yozgat Bozok University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların gözüyle bakım kalitesi ve hemşirelik girişimlerine karşı duyulan korku arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu araştırma, hastanede yatan 6-12 yaş arasındaki çocukların gözüyle bakım kalitesi ve hemşirelik girişimlerine karşı duyulan korku arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırma Yozgat Şehir Hastanesi ile Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin çocuk kliniklerinde yatan, 6-12 yaş grubu çocuklar ve onların ebeveynleri ile gerçekleştirilmiştir (N=138). Araştırmanın yapılması için Yozgat Bozok Üniversitesi etik kurulundan, Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü'nden ve Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nden kurum izinleri alınmıştır. Veriler Çocuk ve Ebeveyn Tanıtıcı Bilgi Formu, Çocukların Gözü ile Bakım Kalitesinin Değerlendirilmesi Ölçeği ve Çocuklarda Hemşirelik Girişimleri ve Kullanılan Materyallere Karşı Korku Ölçeği kullanılarak yüz yüze görüşme tekniğiyle toplandı. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler, Mann Whitney U, Kruskal Wallis H, t testi, One-way ANOVA, Pearson ve Spearman korelasyon analizleri kullanılmıştır. Çocukların bakım kalitesi değerlendirilmesi ölçeği puan ortalaması 46,95±13,80'dir. Çocukların psikososyal bakım (14,41±6,61) ve bilgilendirme (13,55±4,40) alt boyutlarından aldığı puan ortalaması, fiziksel bakıma (18,99±5,63) oranla daha düşüktür. Annesi çalışan çocukların psikososyal bakım alt boyut puan ortalaması daha yüksektir (p<0.05). Geniş aile tipinde yaşayan çocukların fiziksel bakım alt boyut puan ortalaması daha yüksektir (p<0.05). Hastanede yatmaktan korkan çocukların fiziksel bakım alt boyutu ve bakım kalitesi değerlendirilmesi ölçeği toplam puan ortalaması daha düşüktür (p<0.05). Çocukların hemşirelik girişimleri ve kullanılan materyallere karşı korku puan ortalaması 31,86±9,99'dur. Çocukların sık karşılaşılmayan materyallere karşı olan korkusu (18,37±6,63), sık karşılaştığı materyallere (13,49±4,36) oranla daha yüksek bulunmuştur. Anne, baba ve çocuğun yaşı arttıkça korku puanının azaldığı tespit edilmiştir (p<0.05). Babası ilkokul mezunu olan çocukların korku puanının daha düşük olduğu saptanmıştır (p<0.05). Aile geliri giderinden fazla olan çocukların korku puanının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Okulda daha önce hastane ve sağlık çalışanı tanıtımı yapılmayan çocukların daha çok korktuğu saptanmıştır (p<0.05). Çocukların fiziksel bakım alt boyut puanı arttıkça sık karşılaşılan materyaller ve hemşirelik girişimlerine karşı olan korkusunun azaldığı tespit edilmiştir (p<0.05). Çocukların hemşirelik bakım kalitesi değerlendirme puanı arttıkça sık karşılaşılan materyallere olan korkusunun azaldığı tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç olarak; araştırmamızda, baba eğitim durumu azaldıkça ve çocuğun yaşı arttıkça çocukların korkuları azalmaktadır. Buna yönelik, hemşire tarafından çocukların yaş grubuna uygun şekilde yapılacak işlem öncesinde kullanılacak materyallerle etkileşimde bulunması sağlanarak zaman, süre ve ağrı hissetme bakımından gerçekçi bilgilerin verilmesi önerilebilir. Araştırmamızda, okulda hastane ve sağlık personeli tanıtımı yapılmayan çocukların korku düzeyi fazladır. Buna yönelik, okullarda okul sağlığı hemşirelerinin istihdam edilerek hastane, sağlık personeli ve kullanılan materyaller ile ilgili bilgilendirme yapması, çocuk sağlığı hemşirelerinin okullara giderek hastane ve tıbbi materyaller hakkında eğitimler vermesi önerilebilir. Araştırmamızda, hastanede yatmaktan korkan çocukların hemşirelik girişimleri ve kullanılan materyallere karşı korkusu artarken, bakım kalitesi değerlendirmesi azalmaktadır. Ayrıca bakım kalitesi değerlendirmesi arttıkça korku düzeyinin azaldığı saptanmıştır. Buna yönelik, kliniklerde hemşirelerin çocuklara ve ebeveynlere hastaneler ile ilgili gerekli eğitimler vermesi ve çocuklara yönelik psikososyal bakım ve bilgilendirme açısından holistik yaklaşımda bulunması önerilebilir. Anahtar kelimeler: bakım kalitesi, korku, çocuk, hemşire

Bakım verenlerHemşirelikHemşirelik bakımı+4
Esra Tekinyıldız
Yozgat Bozok University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşire ve hastaların hemşirelerin bakım davranışlarını değerlendirmesi

Bu araştırma bir üniversite hastanesinde yatan hastalar ve çalışan hemşirelerin hemşirelik bakım davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı ve karşılaştırmalı olarak yapılmıştır. Araştırmada hemşireler için örneklem seçimine gidilmemiş olup evrenin tamamına ulaşmak hedeflenmiştir. Ancak 351 hemşireye ulaşılmıştır. Hastalar için evreni belli olmayan örneklem hesabı yapılmış olup 369 kişiye ulaşılmıştır. Veriler "Sosyo-demografik Veri Formu" ve "Bakım Davranışları Ölçeği 24" kullanılarak toplanmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistiklerin yanısıra Spieramn Korelasyon analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan hemşirelerin %62'si kadın, %83'ü lisans mezunu ve %59'u günlük bakım verdikleri hasta sayısının 16-25 olduğunu belirtmişlerdir. Hastaların %55'i kadın, %48'i üniversite mezunu ve %28'i hastaneye bir kez yattığını belirtmişlerdir. hasta ve hemşirelerin bakım davranışlarına yönelik algıları tanımlayıcı ve karşılaştırmalı olarak incelenmiş olup sonuçları verilmiştir. Bu araştırmada hastaların, en düşük puan ortalamayı saygılı olma alt boyutunda alırken, en yüksek puan ortalamasını bilgi-beceri alt boyutunda aldıkları belirlenmiştir. Hemşirelerin ise, en düşük puan ortalamasını bağlılık alt boyutunda alırken, en yüksek puan ortalamasını bilgi-beceri alt boyutunda aldıkları belirlenmiştir. Bu araştırmada hemşirelerin bakım davranışları toplam puan ortalaması hastaların bakım davranışları toplam puan ortalamasından yüksek olduğu belirlenmiştir.

Bakım verenlerDavranışHasta bakımı+5
Sıddık Mehmet Kutluca
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tükenmişlik ve iş yaşam dengesi: Engelli bakım merkezleri ve huzurevlerinde çalışan bakım personeline ilişkin bir araştırma

Bu çalışmada engelli bakım merkezinde ve huzurevinde çalışan bakım personelinin tükenmişlik ve iş-yaşam dengesi arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın bir diğer amacı ise bakım personelinin sosyo-demografik değişkenlerine göre tükenmişlik ve iş-yaşam dengesi düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesidir. Araştırma, Kırşehir il merkezinde bulunan engelli bakım merkezleri ve huzurevlerinde görev yapan 241 bakım personeli üzerinde yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak tükenmişlik ölçeği ve iş yaşam dengesi ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerde frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmış, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis, korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada; çalışılan kurum, cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, haftalık çalışma saati, vardiyalı çalışma ve kurumda çalışma süresine göre katılımcıların tükenmişlik ve iş yaşam dengesine ilişkin algıları anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Araştırmada tükenmişliğin iş yaşam dengesi üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda engelli bakım merkezi ve huzurevinde çalışan bakım personelinin iş-yaşam dengesinin sağlanması ve tükenmişliğin azaltılması için çalışma şartlarının, çalışan personelin, çalışma ortamının ve çevresel şartların bir bütün olarak değerlendirmesine ihtiyaç duyulduğu söylenebilir.

BakıcılıkBakım hizmetleriBakım ve barınma merkezleri+5
Cihad Küçükdeveci
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geriatri kanser hastasına bakım verenlerin yorgunluk düzeyi ve baş etme tutumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma, Şubat-Mart 2017 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesinde tedavi gören geriatrik kanser hastasına bakım verenlerin yorgunluk düzeyi ve baş etme tutumlarının değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini geriatrik hastalara bakım verenler, örneklemini ise çalışma kriterlerine uygun olan ve bakım veren 100 aile bireyi oluşturdu. Örneklem sayısı power analizi ile hesaplandı. Araştırmanın verileri; Soru Formu, Piper Yorgunluk Ölçeği (PYÖ) ve Baş Etme Tutumları Ölçeği (BETÖ) ile toplandı. PYÖ; dört alt boyut ve toplam yorgunluk puanı (0-10)'ndan oluşmakta ve puan arttıkça yorgunluk düzeyi de artmaktadır. BETÖ ise 15 alt boyuttan oluşmakta, alt boyutlardan alınacak puanların yüksekliği hangi başa çıkma tutumunun, kişi tarafından daha çok kullanıldığını ifade etmektedir. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında Anova, Shapiro Wilks, Tukey HSD post hoc testi ve Pearson korelasyon analizi ile değerlendirildi. Bakım verenlerin yaş ortalamasının 48,1±14,4, %50'sinin kadın, %35'inin okur-yazar veya ilköğretim mezunu olduğu, %53'ünün annesine bakım verdiği, %68'inin bakım verdiği hasta ile aynı evi paylaştığı, %50'sinin bakmakla yükümlü olduğu başka birinin de bulunduğu, %58'inin günlük 0-8 saat süre ile hastaya bakım verdiği, %37'sinin bakım verme rolü nedeniyle sağlık sorunu yaşadığı ve %65'inin bakım konusunda başkasından yardım aldığı saptandı. Bakım verenlerin toplam yorgunluk puan ortalamasının 4,4±2,4 olduğu, BETÖ alt boyutlarından en çok yararlı sosyal destek kullanımı (12,4±2,5), duygusal sosyal destek kullanımı (12,2±2,3) ve plan yapmayı (12,8±2,2) kullandıkları tespit edildi. Bu sonuçlar doğrultusunda, geriatrik kanser hastalarına bakım verenlerin yorgunluk düzeyi ve baş etme durumunun değerlendirilerek bu konuda desteklenmeleri önerilebilir.

Bakım verenlerBakım verme yüküGeriatri+6
Figen Yıldızeli
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Palyatif bakım ünitesinde ve dahiliye servisinde yaşlı hastaya bakım verenlerin deneyimlediği bakım verme yükü ve baş etme stratejileri

Amaç: Araştırma, palyatif bakım ünitesi ve dahiliye servisinde yaşlı hastalara bakım verenlerin bakım yükü ve bakım yükü ile başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacı ile karşılaştırmalı ve tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Materyal ve Metod: Araştırmanın örneklemini Nisan - Haziran 2017 tarihleri arasında bir şehir hastanesinde Palyatif Bakım Ünitesinde ve Dahiliye Servisinde yatmakta olan yaşlılara bakım veren 80 bakım veren oluşturdu. Bu çalışmada, araştırmacılar tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği ve Başa Çıkma Stilleri Ölçeği- Kısa Formu kullanıldı. Verilerin değerlendirmesinde; bağımsız gruplarda t testi ve tek yönlü varyans analizi ile Pearson's korelasyon analizi kullanılmıştır. Önemlilik düzeyi p<0.05 olarak alındı. Bulgular: Yaşlılara bakım verenlerin % 65'i kadındır ve % 38.8'i 50 yaş üzerindedir. Bakım verenlerin Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği toplam puanı palyatif bakım ünitesinde 50.37 ± 10.93 iken dahiliye kliniğinde 32.72 ± 8.72 olarak bulundu. Başa Çıkma Stilleri Ölçeğinin Planlama ve Amaca Yönelik Sosyal Destek Arama alt boyutlarında ve Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği toplam değerinde iki grup arasında anlamlı farklılık saptandı. Sonuç: Hemşireler, palyatif bakım ünitelerinde yaşlı hastalara bakım verenlerin bakım verme yükü için risk oluşturabilecek sosyo-demografik özelliklerini, mali zorluklarını, aile ilişkilerini belirlemeli ve oluşan bakım yükü için baş etme stratejilerini geliştirmelerinde yardımcı olmalıdır. Anahtar Kelime: Baş etme, Bakım Yükü, Hemşirelik, Palyatif Bakım, Yaşlı

Bakım verenlerBakım verme yüküBaşa çıkma+6
Şerife Köleoğlu
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin empati düzeylerine göre kültürlerarası duyarlılıkları

Türkiye'de yaşanan yoğun göç süreci; ekonomik, sosyal, sağlık ve kültürel sorunları beraberinde getirmektedir. Bu kapsamda hemşireler de uygulama alanlarında farklı kültürlerden gelen bireylere bakım verirken farklı sorunlarla karşılaşabilmektedir. Bu doğrultuda etik sorunların yaşanmaması için bakım verilen grubun hastalık ve sağlığı nasıl algıladığını ve buna nasıl tepki verdiğini kavramak oldukça önemlidir. Bu nedenle bu araştırma, yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin empati düzeylerine göre kültürlerarası duyarlılıklarını belirlemek amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırmanın evrenini Gaziantep'te yer alan bir kamu hastanesinde görev yapan hemşireler oluşturdu. Çalışmada örneklem seçimine gidilmeden, evrenin tamamına ulaşılması hedeflendi ve araştırma 203 hemşire ile tamamlandı. Veriler soru formu, Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği (KDÖ) ve Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ) ile toplandı. KDÖ; Bulduk ve ark. tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. Ölçek; iletişimde sorumluluk, kültürel farklılıklara saygı, iletişimde kendine güvenme, iletişimden hoşlanma, iletişimde dikkatli olma alt boyutları ve toplam puandan oluşmaktadır. Ölçekten alınabilecek en düşük toplam puan 24, en yüksek toplam puan 120'dir. Ölçekten alınan toplam puanın artması kültürlerarası duyarlılık düzeyinin arttığını göstermektedir. EEÖ ise; kişilerin günlük yaşamda empati kurma düzeyini ölçmek amacıyla Dökmen tarafından 1988 yılında geliştirilmiştir. Ölçekten alınacak puan 20 ile 100 arasında olup, puanın yüksek olması, empatik eğilimin yüksek olduğunu, düşük olması empatik eğilimin düşük olduğunu gösterir. Araştırmadan elde edilen veriler Student t, One Way Anova ve Kruskal Wallis testleri ile değerlendirildi. Hemşirelerin %35,5'inin 26-33 yaş grupları arasında, %65,0'ının lisans mezunu olduğu, %37,9'unun meslekte 10-20 yıldır, %52,2'sinin nöbet-vardiya şeklinde çalıştığı, %59,6'sının mesleği isteyerek seçtiği, %45,8'inin 0-3 yıldan beri yabancı uyruklu hastalara bakım verdiği ve bu süreçte %97,0'ının sorun yaşadığı belirlendi. KDÖ alt boyut puan ortalamalarının sırasıyla; iletişimde sorumluluk 24,8±4,5, kültürel farklılıklara saygı 21,7±3,7, iletişimde kendine güvenme 16,4±3,5, iletişimden hoşlanma 10,9±2,3, iletişimde dikkatli olma 10,6±2,2 ve toplam puan ortalamasının 84,9±11,2 olduğu saptandı. EEÖ toplam puan ortalamasının ise 67,3±8,6 olduğu görüldü. Hemşirelerin empatik eğilim düzeyi ile kültürlerarası duyarlılık düzeyleri arasında, pozitif yönde istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlılık olduğu belirlendi. Sonuç olarak bu çalışmada yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin empatik eğilim ve kültürlerarası duyarlılığının "orta düzeyin üzerinde" olduğu, empatik eğilim arttıkça kültürlerarası duyarlılığın da arttığı görüldü. Bu sonuçlar doğrultusunda; yabancı uyruklu hastalara bakım veren hemşirelerin bu süreçte yaşayabileceği sorunların yönetimi konusunda desteklenmesi önerilebilir.

Bakım verenlerEmpatiHastalar+7
Haydar Çevik
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Epilepsi hastalarına bakım verenlerin bakım verme yükünün incelenmesi

Bakım verme yükü; Kronik hastalığı, fiziksel veya ruhsal yetersizliği olan çocuk, genç, yaşlı aile üyesine ya da bir başkasına bakım veren kişinin zorlanması, anksiyete yaşaması, kendini yük ve baskı altında hissetmesi olarak tanımlanabilir. Epilepsi hastaları da bakım vericiler için yük oluşturabilmektedir. Bu araştırma epilepsi hastalarına bakım verenlerin bakım verme yükünün incelenmesi amacı ile tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi nöroloji polikliniğinde Haziran-Kasım 2016 tarihleri arasında ayaktan tedavi görmekte olan epilepsi tanılı tüm hastaların yakınları oluşturmuştur. Örneklemi ise araştırma kriterlerine uyan ve gönüllü olan 122 hasta yakını oluşturmuştur. Veriler literatür taranarak araştırmacı tarafından oluşturulmuş "Hasta ve Hasta Yakını Tanılama Formu" ile Bakım verme yükü ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmamızda epilepsi hastalarına bakım verenlerin ZARİT Bakım Verme Yükü ölçeğinden aldıkları puan ortalaması 27,19±13,70 olarak bulunmuştur. Epilepsi süresi (yıl) arttıkça, bakım verme yükü ölçek puan ortalaması artmaktadır (X2=13,753, p=0,003). Ailede başka bir epilepsi hastasının daha olması bakım yükünü artırmaktadır (Z=-1,995;p=0,046). Bakım verenlerin bakım verme yükü ölçeğinden aldıkları puan ortalamasının yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu arasında anlamlı fark bulunmamaktadır. (p>0,05) Araştırmamızın sonucunda epilepsi hastalarının tanı alma sürelerinin artması ve ailesinde başka bir epilepsi hastası daha olmasının bakım yükünü arttırdığı belirlenmiştir. Hemşirelerin, epilepsi hatalarına bakım verenlerin bakım yükünü değerlendirerek, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinde bakım verenlerin sorunlarının belirlenmesi, bu sorunlarla baş etme becerilerinin geliştirilmesi ve bakım vericilerinin desteklenmesi gerektiği konusunda farkındalık yaratılması önerilebilir.

Bakım verenlerBakım verme yüküEpilepsi+4
Nesibe Neşe Sedef
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Demanslı hastanın beslenmesine yönelik verilen eğitimin etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma demanslı hastaların bakım vericilerine yönelik yürütülen beslenme eğitim programının demanslı hastanın beslenme güçlüğü, beslenme durumu, yutma güçlüğü, sarkopeni durumu, antropometrik ölçüm değerleri ve bakım vericinin bilgi düzeyi üzerine etkinliğinin araştırılması amacıyla yürütüldü. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma ön test-son test tasarımında randomize kontrollü bir çalışmadır. Çalışma 69 hasta ve bakım verici ile yürütüldü (girişim grubu=31, kontrol grubu=38). Girişim öncesi ve sonrasında girişim ve kontrol gruplarından Tanımlayıcı Bilgi Formu, Edinburgh Demansta Beslenme Değerlendirme (EdFED) Ölçeği, Mini Beslenme Değerlendirmesi, Multipl Sklerozda Disfaji Değerlendirme Ölçeği ve Sarkopeni Tarama Testi (SARC-F) kullanılarak veri toplandı. Girişim grubu üç ay boyunca standart bir eğitim programı aldı. Verilerin değerlendirilmesinde sayı yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, medyan ve çeyrekler arası aralık değerleri kullanıldı. İki grup arasındaki fark bağımsız gruplarda Mann-Whitney U testi ile değerlendirildi. Bağımlı gruplarda değişim Wilcoxon İşaretli Sıra Testi ile değerlendirildi. Bulgular: Bakım vericilere yönelik yürütülen Demansta Beslenme Eğitim Programı'nın, hastanın beslenme durumunu, sarkopeni durumunu, bel çevresi, kalça çevresi, baldır çevresi ve bel boy oranında azalmayı iyileştirmede etkili olduğu, bakım vericinin demansta beslenme bilgisini arttırdığı (p<0,05); beslenme güçlüğünü ve yutma güçlüğünü azaltmada, vücut ağırlığında ve beden kütle indeksindeki azalmayı iyileştirmede etkili olmadığı saptandı (p>0,05). Sonuçlar: Çalışma sonuçlarına göre bakım vericilere yönelik yürütülen Demansta Beslenme Eğitim Programı'nın hasta ve bakım vericileri üzerinde etkili olduğunu söylemek mümkündür. Anahtar Sözcükler: Demans, bakım verici, beslenme, yeme, eğitim.

Alzheimer hastalığıBakım verenlerBeslenme+4
Fatma Uyar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00

Related subjects