Dönüşüm

185 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Mahremiyetin dönüşümü: Yeni medya perspektifinden kuşaklararası farklar

Bu araştırmanın amacı, geçmişten günümüze kadar gelen mahremiyet algısının yeni medya kaynaklı olarak kuşaklar arası değişim gösterip göstermediğini belirlemektir. Bu araştırmada, öncelikle nicel yaklaşımlar temel alınarak betimsel araştırma modeli ve nicel yaklaşımların veri toplama araç ve analiz şekillerinden faydalanılmıştır. Bu nedenle çalışma, anket tekniği ve buna paralel olarak içerik analizi yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan katılımcıların yeni medya kullanım durumlarına yönelik 37 soruluk anket formu aracılığı ile toplanmıştır. Araştırma X, Y ve Z kuşaklarını kapsayan 154 katılımcıyı kapsamaktadır. Araştırma gönüllülük esası alınarak gerçekleştirilmiş ve katılımcılara veri toplamadan önce detaylı bilgi aktarıldıktan sonra onayları alınmıştır. Veri analizinde, SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Betimsel analizler için aritmetik ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. Betimsel analizlerinin yanı sıra cinsiyet değişkenine göre yeni medya kullanımlarına yönelik soruların yorumlanabilmesi için Bağımsız Gruplar (Independent Sample) T Test, iki veya daha fazla gruplara tek yönlü anova ve gruplar arası farklar için post-hoc testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara bakıldığında; katılımcıların %57,8'inin kadın, %42,2'sinin erkek olduğu görülmektedir. Yaş değişkenine göre değerlendirdiğimiz zaman katılımcıların % 35,1'i 15-25 yaşlarında, %72,1'i 26-40 yaşlarında ve %27,3'ü ise 41 ve üzeri yaşlarda olduğunu belirtmişlerdir. Katılımcıların %96,8'i yeni medya araçlarını aktif olarak kullandıklarını belirtirken; %3,2'si yeni medya araçlarını kullanmadıklarını beyan etmişlerdir. Sosyal medya kullanım sıklığı değişkenine göre sosyal medya kullanımlarına yönelik verilen cevaplarda gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Cinsiyet değişkenine göre sosyal medya kullanımlarına yönelik sorulara verilen yanıtlar incelendiği zaman ise istatistiksel olarak anlamlılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Tarihsel olarak bakıldığında; geçmişten günümüze kuşaklar arası mahremiyet algısının gerek gelişen teknoloji sebebiyle gerekse ağ toplumunun getirisi olan gösteriş kültüründen ötürü mahremiyet algısının bireylerde farklı anlamlara gelmesine sebep olmuştur. Bu nedenle, yeni medya bağlamında mahremiyet algısının kuşaklar arası dönüşüme uğradığını söyleyebiliriz.

DönüşümKuşak farklılıklarıKuşaklar+4
Ümran Sarıkan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık hizmetlerinde yaşanan dönüşüm: Eskişehir'de alt gelir grupları üzerine bir inceleme

Bu çalışmanın amacı sağlık hizmetlerinin kamusal niteliğinde yaşanan dönüşümün alt gelir gruplarında yer alan kişiler tarafından nasıl algılandığının ortaya konulmasıdır. Bu amaca yönelik olarak hazırlanan anket araştırmacı tarafından karşılıklı görüşme yöntemi ile ankete katılan kişilere uygulanmıştır. Bu bağlamda araştırmada nicel yöntem kullanılmıştır. Araştırma kapsamında yararlanılan anket üç bölümden ve 57 sorudan oluşmaktadır. Araştırmanın amacına yönelik verileri elde etmek için 400 kişi ile karşılıklı görüşme yöntemi ile anket uygulaması gerçekleştirilmiş ve bu anketlerden cevap alınamayan soruların yer aldığı 13 anket değerlendirilme dışı bırakıldıktan sonra 387 anket araştırma kapsamında değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma bulgularına göre katılımcıların çoğunluğu (%62) sağlık hizmetlerinde yaşanan dönüşümü iyi olarak değerlendirmekte, yaklaşık %30'u ise bu dönüşümün çok iyi olduğunu belirtmektedir. Buna karşın katılımcıların sadece %2,7'si bu dönüşümü olumsuz olarak algılamaktadır. Sonuç olarak Sağlıkta Dönüşüm Programı ile getirilen uygulamaların uzun yıllardan beri sağlık hizmetlerinin sunumunda var olan aksaklıkları ortadan kaldırdığını, ödeme gücü olmadığı için sağlık hizmetlerinden yararlanamayan kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelerini sağladığını ve sağlık hizmetlerinin sunumunda var olan eşitsizlikleri ortadan kaldırarak tüm vatandaşların sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelerini sağladığını ifade edebiliriz. Anahtar Kelimeler: Sosyal politika, sa÷lÕk hizmetleri, Sa÷lÕkta Dönüúüm ProgramÕ,genel sa÷lÕk sigortasÕ

DönüşümSağlık Dönüşüm ProgramıSağlık hizmetleri+3
Emre Kol
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Proficiency in ArtOpen AccessEN

Approaching the director and actor relation within the context ofthe phenomenon of ' satisfying the gaze' and an application: A study of Woyzeck

In contemporary societies gaze has become a controlling element. The individual locates her/his place according to the other. This being the case in everyday life, the theatre also gets its share of the domination of gaze. The actor executes her/his performance as an image that is or will be applauded in front of an audience whose gaze is bounded with certain tastes. As a result of such an inevitable relation, it is thought that the actor will strive to maintain the level of applause that she/he has achieved. Yet, the actor's art is to bring the character to the stage every time she/he plays. When the above is the case, she/he may, for years, have to hold onto her/his sides by which she/he has satisfied the audience's gaze. The question dealt by the thesis is presented in this context. For the solution of the problem, firstly the character is posed as a material that the actor transforms into. Because the actor realizes her/his own prejudices during the said process of transformation. Choices aimed at satisfying the gaze are identified with such an awareness. Secondly, the most competent person to recognize the actor's sides that resist transformation and to intervene is the director. When the above mentioned pitfalls that await the actor are considered, the question of how the director-actor relation should be constitutes the purpose of the thesis. Keywords: Actor, Director, Character, Transformation, Gaze

Brecht, BertoltChekhov, MichaelTransformation+5
Tolga İskit
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2017
00
Master'sOpen AccessTR

6360 Sayılı Yasa ile büyükşehir olan Muğla İlinde yerel kamu hizmetlerinin dönüşümünün Marmaris İlçesi özelinde incelenmesi

Metropoliten kentlerin yönetimi, kamu yönetiminin önemli sorun alanlarından bir tanesidir. Türkiye'de bu alanda ilk somut adım 1984 yılında İstanbul, Ankara ve İzmir'de büyükşehir belediyeleri kurulmasıyla atılmıştır. İlerleyen yıllarda büyükşehir belediyesi kurulan il sayısı artmış ve 2000'li yıllara gelindiğinde Türkiye'de toplam 16 büyükşehir belediyesi kurulmuştur. Daha sonra 2012 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Yasa ile birlikte on üç büyükşehir belediyesi kurulmuştur. 2013 yılında ise Ordu ilinde de büyükşehir belediyesi kurularak, büyükşehir belediyesi sayısı 30'a yükseltilmiştir. 6360 sayılı Yasa ile büyükşehir belediyesi kurulan illerden biri de Muğla'dır. Bu tez çalışması, Muğla ilinde yerel kamu hizmetlerinde yaşanan dönüşümün Marmaris ilçesi özelindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda Marmaris Belediyesi'nin yıllık faaliyet raporları incelenmiştir. Elde edilen bulgular ile birlikte Yasa'nın Marmaris ilçesindeki etkisi siyasi, mali ve teknik boyutlarıyla değerlendirilmiştir. Son olarak elde edilen bulgular ışığında Yasa'nın uygulamada yaşanan sorunları tespit edilerek öneriler getirilmeye çalışılmıştır.

Belediye hizmetleriBelediyelerBüyükşehir belediyeleri+5
Ozan Yetkin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyıl Osmanlı vakıf müesseselerinin dönüşümü ve kamu hizmetlerinin yürütülmesinde vakıfların toplumsal hayattaki rolü: Kütahya ili örneği

Osmanlı Devleti'nde XIX. yüzyılda başlayan modernleşme ve merkezileşme hareketleri iktisadi, idari ve askeri alanlardaki geleneksel kurumları etkilediği gibi vakıf müesseselerini de etkilemiştir. Vakıfların yürüttüğü geleneksel kamu hizmetlerinin yerine bu yüzyılda modern ve merkezi bir sistemin kurulması için reformlar yapılmaya çalışılmıştır. Ancak reformlar sonucu ortaya çıkan modern kurumlar ile geleneksel kurumlar ikili bir sistem ortaya çıkarmış ve bu yüzyıl boyunca geleneksel ve modern kurumlar kamu hizmetlerini birlikte yürütmüştür. Bu süreç içerisinde devlet modern kurumlara ağırlık vererek geleneksel kurumların modern kurumlara dönüştürülmesini sağlamıştır. Çalışmada, Osmanlı Devleti döneminde vakıfların yürüttüğü hizmetler günümüzdeki modern kamu hizmeti kavramı açısından değerlendirilerek eğitim, din, beledi, ekonomik ve sosyal hizmetler başlıkları altında sınıflandırılmıştır. Bu başlıklar altında günümüzde devletin görevi olan kamu hizmetlerinin vakıflar tarafından yürütüldüğüne yer verilmiştir. XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde başlayan modernleşme ve merkezileşme çalışmalarının vakıflar üzerindeki etkileri ele alınmış ve araştırma Kütahya ili özelinde sınırlandırılarak şehirdeki vakıflar üzerinde meydana gelen dönüşüm süreci incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Hizmeti, Vakıf, XIX. Yüzyıl, Osmanlı Vakıfları, Kütahya

19. yüzyılDönüşümKamu hizmetleri+7
Ersin Kızılkaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Büyükşehir belediyelerinde yasal dönüşümün köy yönetimlerinin mahalleye dönüşmesi üzerindeki etkisi

Günümüzde küreselleşme ile birlikte idari paradigma değişmekte ve idarede yeni değerleri ortaya çıkarmaktadır. Bu paradigma değişimleri idari sistem içinde yerel idarelerin önemini giderek artırmaktadır. Sanayileşme ile birlikte ortaya çıkan demografik yapıdaki değişmeler ve nüfus artışı gibi etmenler yerel idareler içinde önemli bir yer teşkil eden mevcut büyükşehirlerin daha da büyümesine sebep olmuştur. Büyükşehirlerde ortaya çıkan düzensiz ve plansız gelişmeleri önlemek ve şehir alanlarındaki yerel ihtiyaçlara cevap vermek adına Türkiye'de 1980'li yıllarda büyükşehir idare sistemi kurulmuştur. Büyükşehir belediye idare sisteminde günümüze değin önemli yasal ve yapısal değişiklikler yapılarak diğer yerel yönetimler açısından da yeni düzenlemeler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'de büyükşehir idare sisteminin ortaya çıkışı ve önemi ile köylerin idari yapısı incelendikten sonra, 2012'de 6360 sayılı Kanunla büyükşehir idare sisteminde yapılan değişiklikler ve büyükşehir belediyesi kurulan illerde köylerin mahalleye dönüşmesinin olumlu ve olumsuz etkilerinin neler olabileceği açıklanmış, yapılması gereken yasal ve yapısal değişiklikler konusunda öneriler getirilmiştir. Türkiye'de büyükşehir belediyesi kurulan illerde köylerin mahalleye dönüşmesiyle ortaya çıkan yeni görünümü yansıtmak amacıyla örnek bir köyde köy idarecilerinin ve köy sakinlerinin, köylerinin mahalle olması hakkındaki değerlendirmelerine de yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda elde edilen veriler ışığında ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel İdareler, Büyükşehir İdare Sistemi, Büyükşehir Belediyeleri, Köyler, Mahalleler

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriDönüşüm+7
Veysel Erol
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Karaköy ve Salıpazarı limanı'nın tüketim odaklı mekansal dönüşümü: Galataport İstanbul

18. yy - 20. yy arasındaki zaman içinde askeri kışla, montaj fabrikası, Karaköy Rıhtımı ve Salıpazarı Limanı olarak hizmet veren alan, günümüzde Galataport İstanbul adı altında, alışveriş alanları, yeme-içme alanları, otel yapıları, müzeler, rekreasyon alanı gibi işlevler taşıyarak dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşüm mekansal ve sosyal açıdan incelendiğinde, kıyı alanının tüketim odaklı bir kentsel mekana dönüştüğü gözlemlenmiştir. Kentsel alanda yapılan dönüşümler kapitalist sistemin kendine fayda sağlayacağı potansiyel alanlar olarak görülmektedir. Turizm, ekonomi ve tüketim değeri açısından potansiyeli yüksek olan kıyı alanları da bu durumdan etkilenen alanlar arasındadır. Kıyı alanlarının kamu yararından ziyade ekonomik kaygılar ile dönüştürüldüğü örneklere rastlanmaktadır. Çalışma alanının kruvaziyer limanı adı altında, çoğunlukla alışveriş alanları, yeme içme alanları gibi işlevlerle projelendirildiği ve pazarlama aracı haline getirildiği söylenebilir. Geçmişte Karaköy ve Salıpazarı Limanı olarak hizmet veren kıyı alanı günümüzde Galataport Projesi kapsamında dönüşmüştür. Bu çalışma, Galataport'un eski liman alanından tüketim odaklı bir dönüşüm geçirerek, açık bir alışveriş merkezine dönüşmesine odaklanmaktadır. Bu kapsamda, Karaköy ve Salıpazarı Limanı'nın Galataport Projesi'ne dönüşümü mekansal ve zamansal bağlamda analiz edilmiştir. Liman alanının dönüşürken kentte ortaya çıkardığı tüketim mekanı sorgulanarak Galataport Projesi'ne gelen ziyaretçiler ile anket ve derinlemesine görüşme yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda proje alanının dönüşümü hakkında görüşlere ulaşılmıştır. Ziyaretçilerin çoğu Galataport'u alışveriş merkezi olarak tanımlamış, kıyıda tasarlanan duvar sisteminin kıyı ile boğaz arasındaki ilişkiyi kopardığını belirtmiştir. Ziyaretçiler, Galataport'un bulunduğu kıyı alanında, kamusal kullanımın artırıldığı, daha fazla yeşil alan barındıran, farklı ekonomik gruplara hitap edebilecek sosyal alanlar olması yönünde öneriler getirmiştir.

DönüşümGalataportLimanlar+1
Fatma Esra Kara
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarım sektörünün küreselleşmesi ve Türkiye'de tarımsal dönüşüm

Türkiye tarımının, 1980 sonrası geçirdiği dönüşüm yeni bir tarımsal yapının oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Bu yeni yapı, tarımsal üretimde kendine yeterli olmayı amaçlayan Cumhuriyet Türkiyesinin 1980 sonrasında benimsediği ihracata dayalı büyüme modeline uygun görünse de gıda güvenliğini olumsuz yönde etkilemiştir. Neoliberal politikaları uygulayan uluslararası ekonomik kurumlarla gerçekleştirilen işbirlikleri, tarım alanında faaliyet gösteren kamu kurumlarının özelleştirilmesini ve tarım sektörünü düzenleyen yasaların serbestleştirilmesini gerektirmiş, bu şekilde açılan alana da çok uluslu şirketler yerleşmiştir. Çokuluslu şirketler, girdilerden pazarlamaya, üretimden finansmana kadar tarımın her alanında faaliyet göstermekte ve faaliyet gösterdikleri piyasalardaki rekabetçi yapıyı değiştirmektedir. Çokuluslu şirketlerin tarımsal tedarik zincirlerinin ana unsuru haline gelmesiyle birlikte tarımsal piyasalar yoğunlaşmış, bu da özellikle küçük üreticilerin karşı karşıya kaldığı maliyet ve pazarlama sorunlarını daha da artırmıştır. Diğer yandan, tarımsal ticaretin uluslararası piyasalara açılması ithalat artışıyla sonuçlanmış, ithalat artarken ihracatın aynı hızda artmaması stratejik ürün gruplarında net dış ticaret açıklarına yol açmıştır. Tarım üreticileri maliyet artışları karşısında yeterince desteklenmediğinde oluşan arz açıkları ithalat ile kapatılırken, ihracat olanakları yeterince değerlendirilememektedir. Türkiye'nin tarımsal dış ticaret yapısına bakıldığında, gıda güvenliğine yönelik ürün gruplarında ithalat eğilimin arttığı, ihracatta ise meyve ve sebzenin öne çıktığı görülmektedir. Küreselleşme, beklendiği gibi yeni bir tarımsal işbölümü getirmiştir. Ancak, tarımsal ihracat gelirleri gittikçe artan ithalat talebini karşılamaya yetmemekte; başka bir deyişle, tarımsal net dış ticaret açık vermektedir.

DönüşümKüreselleşmeTarım ekonomisi+3
Ebru Kapdan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mudanya köy okullarının (1960-1973) kullanım dönüşümü ilkelerinin belirlenmesi

Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar eğitim politikalarında sistemsel değişiklikler yapılmıştır. Bu değişen sistemler beraberinde fiziki mekanlarda da değişikler getirmiştir. En etkili eğitim sisteminin bulunması yönünde araştırmalar yapılarak farklı sistemler uygulanmıştır. İlkokul eğitimiyle başlayan Cumhuriyet Dönemi eğitim politikaları 1940 yılında Köy Enstitülerinin kurulmasıyla devam etmiştir. Köy Enstitüleri ile birlikte kırsaldaki eğitim yapılarının sayısı artmış, "Her Köye Bir Okul" politikası uygulanmıştır. 1961 yılında çıkarılan ''İlköğretim ve Eğitim Kanunu'' ile eğitim yapılarının inşası hız kazanmıştır. İhtiyaç duyulan eğitim yapılarını karşılamak amacıyla Bayındırlık Bakanlığı tarafından 1961, 1962 ve 1966 yıllarında tip projeler hazırlanmıştır. 1973 yılında kabul edilen "Milli Eğitim Temel Kanunu" ile eğitim sistemi baştan ele alınarak büyük düzenlemelere tabi tutulmuştur. Bu nedenle 1973'ten sonraki eğitim mimarisi, farklı politikalar ile şekillendiğinden tezin kapsamı dışında tutulmuştur. 1980'lerin sonunda yeni bir sistem olan taşımalı eğitim uygulaması başlamıştır. Bu sistemle birlikte ilköğretim sekiz yıl zorunlu hale gelmiş ve merkez okul kavramı ortaya çıkmıştır. Tüm bu politikalarının neticesinde yeni, farklı niteliklere sahip eğitim yapıları inşa edilmeye başlanmıştır. Bunun yanı sıra mevcut eğitim yapılarından bazıları yeterli donanımda olmaması nedeniyle farklı işlevler verilmiş veya kullanım dışı bırakılmıştır. Modern mimarlık mirası olarak değerlendirilebilen bu eğitim yapılarından köy okulları tez kapsamında incelenmiştir. Bursa ili Mudanya ilçesi tezin çalışma alanı olarak seçilmiş olup, Mudanya kırsalındaki eğitim yapıları araştırmaya konu olmuştur. Arazi çalışmaları ile çalışma alanındaki köy okulları için envanter fişleri hazırlanmıştır. Yapılan tüm çalışmalar sonucunda incelenen okul yapılarının kültürel miras değerleri açığa çıkarılmıştır. Bu köy okullarının kültürel miras değerleri göz önüne alınarak korunması ve kullanım dönüşümüne yönelik ilkeler belirlenmiştir.

Bursa-MudanyaDönüşümKöy okulları+1
Hilal Bozkan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim ve sosyal medya çağında din eğitiminin dönüşüm ve etkileri

İçerisinde bulunduğumuz iletişim çağının hiç şüphesiz en önemli unsuru internettir. İnternet aracılığı ile kullanıcılar tarafından üretilen, ortaya koyulan içeriklerin yine bu kullanıcılar tarafından paylaşıldığı sanal ağ, sosyal medya olarak tanımlanmaktadır. Sosyal medyanın etkileri sadece bireysel olgu ve düşüncelerin paylaşılması ile sınırlı kalmayarak geleneksel yaşamı, kültürü ve dini hayatı doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmada hayatımızın her alanına aktif olarak yerleşmiş olan sosyal medyanın din eğitiminin dönüşümü üzerine etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın incelenme aşamasında nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması deseni kullanılmıştır. Öncelikle iletişim, medya, sosyal medya ve din eğitimi kavramları tanımlanmaya çalışılmış, devamında insanlığın iletişim tarihi ve sosyal medyanın hayatımıza dahil oluşuna, iletişim ve sosyal medya çağında dini eğitimin dönüşümüne ve sonrasında sosyal medyadaki dini dönüşüm ve algılara değinilmiştir. İlerleyen bölümlerde ise sosyal medyada mahremiyet sınırlarından bahsedildikten sonra tezin temel konusu olan iletişim ve sosyal medya çağında din eğitiminin nasıl olması gerektiği üzerinde durularak çalışma özetlenmeye çalışılmıştır.

Din eğitimiDönüşümMahremiyet+2
Ömer Faruk Yazar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Balanced scorecard aracılığıyla performans analizi ve Kütahya Gediz Devlet Hastanesinde bir model denemesi

Finansal muhasebe ölçümlerine dayanan performans ölçüm yöntemlerinin artık eskimesi, geçerliliğini yitirmesi ve Balanced Scorecard'ın ortaya çıkışı performans ölçme ve strateji belirleme üzerine yeni bir çığır açmıştır. Bir kurumun faaliyetlerinin hedeflenen sonuçlara ulaşılıp ulaşılmadığı, hizmetlerin verimli, etkin ve karlı bir düzeyde gerçekleşip gerçekleşmediği konuları Balanced Scorecard ile daha iyi ölçülmüş ve planlanmıştır.Bu çalışmanın yapılma nedeni Balanced Scorecard'ın sağlık işletmelerinde ve yönetiminde kullanılarak performans, verimlik ve hizmet kalitesinin arttırılması, örgütsel değişime ayak uydurulması, kurum içi işleyişin iyileştirilmesi, öngörülen misyon ve vizyonun fiziksel ölçüler haline dönüştürülerek bu kalıplara göre sürekli gelişim ve değişimi sağlayarak stratejik hedeflere ulaşılması, hasta ve hasta yakınlarının beklentilerinin saptanarak onlara en iyi sağlık hizmetinin verilmesi, hastane personelinin eğitimi ve gereksinimlerinin karşılanarak hizmet kalitesi ve personel memnuniyetinin ve performansının arttırılması ve sıraladığımız bu boyutlar arasında dengeyi sağlayarak stratejik planlama ve yönetim üzerindeki etkilerinin nasıl gerçekleştirildiğine dair bilgi toplamaktır.Kütahya Gediz Devlet Hastanesi'nde uygulanan model neticesinde kurumun ilk önce vizyon ve misyonu doğrultusunda Balanced Scorecard'ın dört boyutunu da kapsayan stratejik amaçları belirlenmiştir. Kurumun çalışma prensibi, sahip olduğu tıbbi ve fiziki yapısı, kurumdan hizmet alan hasta ve hasta yakınları ve kurum çalışanları (kurumun; finansal, ?müşteri?, iç işlemler ve öğrenme, gelişme boyutları) belirlenen stratejik amaçlar kapsamında değerlendirilip başarı ve performansı ölçülmeye çalışılmıştır. Ölçümleme ve değerlendirmeler neticesinde kurumun başarılı ve başarısız, güçlü ve zayıf yönleri tespit edilerek öneri ve eleştirilerde bulunulmuş, stratejik yönetim açısından önemli bulgulara ulaşılmıştır.

AnalizBilgi teknolojisiBütçe+7
Bekir Keskin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinlik sağlanması açısından Sağlık Dönüşüm Programı'nın analizi ve OECD ülkleriyle kıyaslanması

Toplumun sağlık düzeyi ile ülkenin ekonomik gelişmişlik düzeyi arasında sıkı bir ilişki söz konusudur. Bireylerin sağlıklı olması, ekonominin beşeri sermayesinin gücünü arttırarak ekonomik gelişmeye katkıda bulunmaktadır. Toplumun sağlık düzeyini yükseltmek için eşit, adil, etkin ve yaşam kalitesini arttıracak şekilde sağlık hizmetleri sunulmalıdır. Bu sebeple yapılacak olan sağlık reformlarda bu kriterler göz önünde bulundurulması gerekir. Bu çalışmanın amacı, Sağlık Dönüşüm Programının sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinlik açısından sağlık göstergelerinde ne gibi değişiklikler meydana getirdiği ve OECD ülkelerine ait göstergelerle kıyaslandırılarak Türkiye'nin mevcut durumu analiz edilmiştir.Birinci bölümde, sağlık hizmetlerinin tanımı, sınıflandırılması, finansmanı ve etkinliği anlatılmaktadır. İkinci bölümde, Türkiye'nin kurulduğu tarihten itibaren uygulamaya konulan reformlar açıklanmıştır ve OECD ülkelerinde uygulanan sağlık sistemleri ve reformlar anlatılmıştır. Üçüncü bölümde OECD ülkeleri ile Türkiye Performans göstergeleri karşılaştırılmıştır ve reformların performans göstergeleri üzerinde iyileşmeler sağladığı ortaya konulmuştur. Ancak iyileşmeler diğer ülkelerin baya altında kalmaktadır ve dolayısıyla sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinlik düşüktür. Meydana gelen iyileşmelerin attırılması ve uzun dönemde sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinliğin sağlanması için politika önerilerinde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sağlık Hizmetleri, Etkinlik, Performans Göstergeleri, Sağlık Hizmetlerinde Reform.

DönüşümHizmet işletmeleriHizmet sektörü+6
Safiye Çetin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksellikten neo-liberal muhafazakârlığa Türkiye'de İslamcılığın dönüşümü

Modern bir ideoloji olarak İslamcılık, belirli bir tarihsel dönemde ortaya çıkmıştır. İslamcılık, toplumun temelleri ve yapısı itibariyle yukarıdan aşağıya İslamileştirilmesini hedeflemektedir. İslami bir devlet ve toplum inşasını amaçlayan İslamcılık, modernlikle olan ilişkisinde, modernliği sorgulamasına karşın onu reddetmemektedir.Türkiye'de 1970'li yıllarla birlikte bağımsız siyasal bir parti etrafında örgütlenen İslamcı hareket, 1990'lı yıllara dek milliyetçi, muhafazakâr ve radikal bir politik güç olarak yükselmiştir. Bu dönemde İslamcılık; öz İslam'dadır, hakikati İslam'da aramak ve İslam'ın altın çağına dönmek gibi politik söylemlere sahiptir. Ancak, 1990'lı yıllardan itibaren İslamcılık, küreselleşme, neo-liberalizm ve ulus-ötesi kapitalizmle bütünleşerek ve önceki ideallerinden vazgeçerek dönüşmüştür. Türkiye'de İslamcılığın dönüşümü, İslamcı hareketin Batı ile olan ilişkisinde açıklık kazanmaktadır. 1970'li yıllarla 1990'lı yıllar arasında İslamcılık, Batı karşıtı bir ideoloji olarak gelişme gösterirken, 1990'larla birlikte ve 2000'li yılların başında İslamcılık dönüşerek Batı siyasal formu olan liberal demokrasilerle bütünleşme çabası içinde olmuştur. Bu nedenle, 2000'li yılların başında muhafazakâr İslamcı iktidar partisi AKP, yeni muhafazakâr hareket olarak politik kimliğini ?muhafazakâr demokrat? olarak ifade etmiştir.Anahtar Kelimeler: İslamcılık, Küreselleşme, Neo-liberalizm, Ulus-ötesi Kapitalizm, Yeni Muhafazakârlık, Dönüşüm

DönüşümKapitalizmKüreselleşme+3
Kerem Özbey
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de İslamcı kadın hareketinin tarihsel dönüşümü

Tarihsel süreç içerisinde insan ve toplum yaşamlarını etkileyen değişim ve dönüşümlere neden olmuş pek çok düşünce akımı var olmuştur. Bu akımlardan birisi olarak değerlendirilebilecek İslamcılık da, geniş bir etkileşim alanına ve uzun bir geçmişe sahiptir. Bu çalışmada İslamcı kavramı üzerinde durulmuş ve İslamcılık düşüncesinin fikri sahipleri kökeni ve toplumdaki tezahürleri de irdelenmeye çalışılmıştır. Türkiye'de Osmanlı son döneminden itibaren tartışılmaya başlanan İslamcılık, Osmanlıdan günümüze kadar her dönemin atmosferinden etkilendiği ve etkilediği bu bağlamda kendince düşünce ve çözümler üreten bir hareket olmuştur. Türkiye'deki İslamcı kadına tarihsel olarak bakıldığında; genel anlamda İslamcı kadın, kapalı kapılar ardında ve ataerkil yapı içerisinde bir oluşum göstermiştir ve var olmaya çalışmıştır. Özellikle 1960'lardan sonra gerek rol model diyebileceğimiz şahsiyetlerin çalışmaları, gerek kentlileşmenin gereği olarak İslamcı kadının topluma katılımı söz konusu olmuştur. Çünkü 1960'lı yıllar öncesine bakıldığında İslamcı kadın figürünün toplumda ya da kamusal alanda görünürlüğü söz konusu değildir. İslamcı kadın; gerek ev ortamında, gerek kendi habituslarında sınırlı kalarak ve topluma katılım söz konusu olamamıştır. Fakat bugün İslamcı kadın toplumun bir üyesi olarak artık daha da göz önündedir. Bu süreç içerisinde İslamcı kadının bir dönüşümü söz konusudur. Bu sürecin oluşmasında etkili olan çeşitli faktörler vardır. Modernleşme, kentlileşme, eğitim hayatına katılım gibi faktörler önem derecesi yüksek olanların başında gelmektedir. İslamcı kadın artık geçmişte olmadığı kadar toplumun her alanında var olma iddiasındadır. Özellikle 1980 sonrası bu durum daha da görünürlük kazandığı söylenebilir. Bu görünürlüğü sağlayan etmenlerin başında sivil dayanışma örnekleri, dönemin siyasi parti konjonktürü ve başörtüsü mücadelesinin getirmiş olduğu gruplaşma gelmektedir. Bu arada İslamcı kadın hızlı bir şekilde kamuoyunda toplumsal bir bilinç oluşturmuş ve toplumda bir aktör olma çabası içerisinde olduğu gözlenmektedir. Bu çalışma da yöntem olarak nitel araştırma yöntemlerinden literatür tarama ve sonrasında derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda farklı başlıklar altında çeşitli tartışma konuları açılmış ve bu tartışmalar neticesinde farklı cevaplar alınmıştır. Bu cevaplar ışığında çalışmanın uygulama bölümünde konuyla ilgili fikirlerin karşılaştırması yapılmış ve sonuç olarak Türkiye özelinde söz konusu olan bir toplumsal dönüşümün evrelerini anlama çabası içerisinde olunmuştur. Anahtar Kelimeler: İslamcılık, Din, Kadın, Modernleşme, Kentlileşme, Eğitim, Feminizm, İslam, Toplumsal Dönüşüm.

DinDönüşümFeminizm+7
Feyzeddin Aytepe
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Buji ile ateşlemeli bir motorun doğalgazlıya dönüşümünün performans ve emisyonlara etkisi

IV BUJİ İLE ATEŞLEMELİ BİR MOTORUN DOĞAL GAZLIYA DÖNÜŞÜMÜNÜN PERFORMANS VE EMİSYONLARA ETKİSİ (Yüksek Lisans Tezi) DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ÖZET Bu çalışmada, buji ile ateşlemeli bir benzin motorunun doğal gazlıya dönüşümünün performans ve emisyonlara etkisi araştırılmıştır. Doğal gaza dönüşüm için, regülatör, gaz karıştırıcı ve yüksek basınca dayanıklı doğal gaz tüpü kullanılmış, doğal gazın oktan sayışırım yüksek olmasından dolayı, motorun termik verimini artırmak düşüncesiyle, konsrüksiyonunun müsaade ettiği ölçülerde, silindir kapağı taşlanarak, sıkıştırma oranı artırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, doğal gazla çalışmanın performans değerlerinde benzine göre azalma, emisyon değerlerinde ise, özellikle HC ve CO gibi zararlı emisyonlarda olmak üzere, önemli ölçüde azalmalar olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanısıra, özgül enerji maliyetinin düşük olması, doğal gazın benzine göre oldukça ekonomik olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Buji ile ateşlemeli motor, doğal gaz, sıkıştırılmış doğal gaz, doğal gaz yakıtlı motor.

Doğal gazDönüşümMotorlar
Ahmet Keskin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Moderniteden postmoderniteye geçiş sürecinde çalışma yaşamında ortaya çıkan sosyo-ekonomik dönüşüm

İnsanlık tarihi bu güne dek iki değişiklik dalgası geçirdi. Bunlar daha uzun sürede oluştular ve bu toplumların; ekonomik, siyasi, sosyo-kültürel teknolojik ve eğitim yapıları birbirinden tamamen farklıydı. Günümüzdeki yapılanmalar ve değişimler ise diğerlerinden çok değişik ve çeşitlidir. Pre-endüstriyel toplumlarda her şey ev merkezliydi ve tüm yaşamsal faaliyetler bu ev etrafında dönmekteydi. Eğitim aile içerisinde gerçekleştirilirdi. Siyasi yaşam ilk zamanlarda yok denilecek kadar belirsizdi. Endüstri toplumunun oluşumuyla birlikte iş evden dev fabrikalara kaymış, eğitim faaliyetleri ailenin elinden alınıp okula verilmiş, siyasi yaşam bütün halkı kapsar hale getirilmiş ve devlet yoluyla demokratik sürece geçilmeye çalışılmıştır. Toplum içindeki kamu alanları yaygınlaşmıştır. Bu dönemde ekonomik alanda; uzmanlaşan, standartlaşma kitleselleşme, senkronizasyon, merkezileşme gibi oluşumlar yaygındır. Bu dönemin oluşumunda itici rol oynayan teknoloji buhar makinesidir. Çalışma ilişkilerinde ise yoğun bir hiyerarşi söz konusudur. Telekomünikasyon ve bilişim teknolojileri ile birlikle her şey daha hızlı, daha çabuk ve zahmetsiz yapılır hale gelmiştir. İş dev fabrikalardan küçük ve orta işletmeleri, evlere taşınmıştır. Yönetici - işçi ilişkileri şeffaf bir ortamda alış-veriş havası içinde geçmekte (Yönetici gerektiğinde işçiye bilmediklerini sormakta ve herhangi bir konuda danışmaktadır). Eskiden iş hayatında etkili olan ve iş hayatım/ilişkilerini şiarlarına göre düzenleyen Taylorizm ve Fordizm gibi yaklaşımların yerini esnek uzmanlaşma (Post-Fordizm) almıştır. İşletmeler esnekleşmeyle birlikle yoğun bürokrasi ve hiyerarşiden sıyrılmıştır. Günümüz Türkiye'sine bakacak olursak, Türkiye'de aynı mekan ve zamanda bir tarafta çapayı, diğer tarafta montaj zinciri çalışanlarını ve diğer bir tarafta da enformasyon çalışanlarını görmek mümkündür. Türkiye endüstrileşme aşamalarını tamamen geçirip bu süreçten alnının akıyla çıkabilmiş değildir. Türkiye tam anlamıyla bir enformasyon ülkesi de değildir. Çünkü başta bu teknolojiyi üretilemiyor ve bunu beraberinde cereyan eden bilişimler ve yenilikler dışarıdan ithal edilmektedir. Bu durum Türkiye'nin kendi içinde ve uluslar arası alanda konumlanışım / konumlanamayışını doğrudan etkilemektedir.

DönüşümModernitePostmodernite+2
Murat Uygun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de ceza infaz kurumlarının yönetsel açıdan dönüşümü: Kavramsal bir araştırma

Bu çalışmada ceza infaz kurumlarının tarihsel gelişimi ve yapısı hakkında ayrıntılı bir şekilde araştırma yapılmış ve ceza infaz kurumlarında yönetim sürecine ilişkin detaylı bilgi verilmiştir. Bu araştırmada, geniş bir biçimde literatür araştırması yapılarak ceza infaz kurumları hakkında bilgiler verilmiş olup, yönetim süreci ele alınmıştır. Bu araştırma sürecinde, literatürde yer alan ve ceza infaz kurumlarını ele alan tez çalışmaları, kitap, makaleler dikkate değer bir biçimde incelenerek kaynak taraması yapılmıştır. Aynı zamanda cezaevi ile ilgili çıkan yasa, tüzük, yönetmelik gibi kaynaklara da tezde yer verilmiştir. Bu kaynaklara dayanarak hükümlü ve tutukluların işledikleri suç türleri, ceza infaz sistemleri, cezaevlerinde yaşanan asayiş sorunları, ceza infaz kurumunda bulunan servislerin mahkûmlara yönelik iyileştirme ve onları ıslah etme çabaları ele alınmıştır. Bu araştırmanın amacı, ceza infaz kurumlarının tarihi geçmişi, yapısı ile ilgili literatürde var olan bilgileri ortaya koymak ve yönetim biçimleri hakkında bilgiler vermektir. Bu araştırma, kavramsal bir araştırma olup, literatürde var olan kaynakların kapsamlı bir şekilde taranması ile gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte araştırma detaylarının ortaya çıkarılması için, güncel olan; kanun, tüzük ve yönetmeliklerden de faydalanılmıştır. Veri tabanındaki bilgilerin istatistikleri alınmış ve bu alınan veriler tablo yardımıyla verilmiştir. Araştırmada taranan kaynaklardan ve diğer kanun, tüzük ve yönetmeliklerden ve araştırmanın bulgularından elde edilen bilgiler ışığından ortaya çıkan sonuçlar, tasnif edilerek tezin sonucu ortaya koyulmuştur.

CezaCeza infaz kurumlarıDönüşüm+5
Erkan Akturan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel koordinat dönüşümleri

Jeodezik amaçlar için üretilen harita, plan ve benzeri sayısal üretimlerin anlam kazanmasında en büyük faktör, kullanılan koordinat sistemleridir. Normal olarak tüm bu amaçlara yönelik koordinat bilgilerinin ortak bir referansa dayanması beklenir. Ancak gerek ülkesel ve gerekse bölgesel anlamda jeodezik çalısmalar için çesitli referans sistemleri temel alınmıstır. 1954 yılında Türkiye Ulusal Datumu ? 1954 (TUD54) tanımlanmıs ve daha sonra bu datum ED50' ye dönüstürülmüstür. Türkiye' deki bölgesel bozulmaların bir sonucu olarak ED50 pratik ihtiyaçları karsılayamaz duruma gelmistir. Yeni bir jeodezik aga ihtiyaç duyulmus ve bu agın GPS teknolojisine dayalı olması öngörülmüstür. Bu nedenle yeni temel jeodezik ag 1997 ? 1999 yılları arasında yapılan ölçme ve degerlendirme çalısmaları sonucunda kurulmus ve TUTGA99 olarak adlandırılmıstır. Büyük Ölçekli Harita ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeligi (BÖHHBÜY)' nin 2005 yılında yürürlüge girmesi ile birlikte haritalardaki konum bilgilerinin, Türkiye Ulusal Temel GPS Agı koordinat sistemine dayalı üç boyutlu kartezyen koordinatlar (X, Y, Z) veya GRS80 elipsoidinde jeodezik koordinatlar (enlem, boylam, elipsoit yüksekligi) ile belirlenmesi zorunlu hale gelmistir. Yerel yönetimlerin yeni koordinat sistemi hakkında çok fazla bilgiye sahip olmamasından dolayı, haritalardaki konum bilgilerinin yeni koordinat sistemine dayalı olarak üretilmesi henüz tam olarak gerçeklestirilmemistir. Türkiye' de pratikte iki farklı datum kullanılmakta olup bu datumlar arasındaki dönüsümün belirlenmesi kaçınılmaz olmustur (ITRF ? ED50). Bu çalısmada ülkemizde kullanılan datumlardan ve bölgesel koordinat dönüsümü çalısmalarında, farklı koordinat sistemleri arasındaki koordinat dönüsümünün nasıl yapılacagından bahsedilmistir. Bu amaçla Gaziosmanpasa bölgesinde BÖHHBÜY uyarınca bir çalısma yapılmıs ve bölgesel koordinat dönüsümü çalısmalarında kullanılabilecek degisik koordinat dönüsüm yöntemleri incelenmistir. Anahtar kelimeler: Datum, dönüsüm, koordinat dönüsümü, ITRF, ED50.

DönüşümKoordinat dönüşümü
Mehmet Ümit Demirtaş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Bursa Hanlar bölgesi değişim ve dönüşüm sürecinin incelenmesi ve bölgenin korunması üzerine bir araştırma

14. yüzyıl sonunda Anadolu'nun en büyük kentlerinden biri olan ve dünya ticaretine katılan Bursa, 15. yüzyılda dünya ile ekonomik baglantıları olan uluslararası transit ticaret merkezi olmustur. Bursa'da ticaretin bu denli gelismesinde ipekçilik, ticari yollar, esnaf örgütlenmesi ve yabancı tüccarlar önemli rol oynamıstır. 14. yüzyılda olusmaya baslayan bölge; hanlar, bedesten, arasta köprü, çarsılar, pazarlar ve dükkanlarla geliserek, 16. yüzyıl ortalarına kadar gelisimini tamamlamıstır. Bursa Hanlar Bölgesi, Türk kentlerinde degisik ticaret yapılarının çarsıyı nasıl olusturdugunu göstermesi açısından ilk örnektir. 17.ve 18. yüzyıllarda devletin siyasi otoritesini yitirmesi ile bölgeye yeni yapı yapılmamıstır. 1839 Tanzimat Fermanı'yla sosyo-ekonomik ve kültürel dönüsümler gerçeklesmistir. Bu dönemde Bursa'da yönetim ve kültür yapıları insa edilmis, ulasım sisteminin degismesi sonucunda yeni yollar açılmıstır. 19. yüzyılda bütünlügü olan bir planlama stratejisinden söz etmek mümkün degildir. Devlet adına yönetme yetkisini elinde bulunduran valilerin görüsleri dogrultusunda planlama çabaları yapılmıstır. 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl basında, sehircilik projeleri ile sınırları belirlenmis bir merkez olusmustur. Ulasım sisteminin degismesi, bölgenin kent içindeki konumunu güçlendirmis, ancak birçok anıtsal yapının yıkılmasına neden olmustur. Cumhuriyet döneminde Hanlar Bölgesi, ticaret, yönetim ve kültür merkezi olma özelligini korumustur. Siyasi örgütlenmede yasanan degisim, kent yönetimlerinde de görülmüstür. Kurulan kent yönetimleri, kentlerde gelisen bu potansiyeli yönlendirebilmek için imar düzenlemeleri ile ilk kent planlama çalısmalarını baslatmıstır. Osmanlı Devleti'nin ilk baskenti ve 668 yıllık bir geçmise sahip Bursa'da merkez üzerinde yer alan baskıların kaldırılması, bölgenin korunarak gelecek kusaklara aktarılması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Bursa Hanlar Bölgesi, ticaret yapıları, dönüsüm, koruma.

DönüşümKorumaTicari binalar
Özlem Köprülü Bağbancı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kramers-kronig bağıntılarının dielektrik verilerine uygulanması

Kompleks dielektrik sabitinin reel ve sanal kısımlarını bir birine bağlayan Kramers- Kronig dönüşümleri kompleks dielektrik sabitinin hem empirik fonksiyonlarında hem de deneysel verilerin analizinde kullanılmaktadır. Kramers-Kronig dönüşümleri için nümerik integrasyon metodlanndan biri üzerinde çalışılmış ve Kramers-Kronig dönüşümlerini analitik olarak sağlayan bir fonksiyon referans olarak seçilerek Maclaurin's formülü için Fortran dilinde bir bilgisayar programı yazılmıştır. Elde edilen sonuçlardan, nümerik Kramers-Kronik dönüşümü ile analitik yoldan elde edilen verilerin birbiriyle çok iyi uyum içinde olduğu bulunmuştur. Ayrıca bu dönüşümün geçerli olduğu frekans aralıkları da ilk defa tarafımızdan belirlenmiş bulunmaktadır.

DielektriklerDönüşümSayısal analiz
Sıtkı Eker
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessEN

Complex kernel of ZZ integral transform and its applications in ordinary differential equations

This master thesis follows the following construction: In the first section, an introduction to integral transforms with a literature review on numerous transform areas is given. A review of differential equations with their benefits in the scientific world is presented. In the second section, basic definitions and properties that will enrich the work, specifically on the ZZ transform that would be the seed for the entirety of the work are discussed. The third section discusses the basic properties of proposed integral transform (SEA) and its applications to the primary functions. Some of these properties are supported by practical examples for clarification. Finally, the fourth section includes the application of the SEA transformation to miscellaneous subjects from different fields of science.

Differential equationsTransformationMechanical engineering+2
Alı Hameed Alı Alı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı muhasebe düzenlemelerine göre hazırlanan finansal tabloların dönüşüm sürecinin değerlendirilmesi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri üzerine bir araştırma

Türkiye'de bağımsız denetime tabi işletmeler, finansal tablolarını farklı muhasebe düzenlemelerine göre hazırlamaktadırlar. Muhasebe kayıtlarının tutulmasında ve vergi beyannamesi ekinde yer alacak finansal tablolarını Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine (MSUGT) göre hazırlayan işletmeler, bağımsız denetime tabi olacak finansal tablolarını ise Türkiye Muhasebe / Finansal Raporlama Standartlarına (TMS / TFRS) ya da Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardına (BOBİ FRS) göre hazırlamaktadırlar. TMS / TFRS ya da BOBİ FRS'ye göre hazırlanan finansal tablolar, MSUGT'ler uyarınca hazırlanan mizandan hareketle dönem sonunda dönüştürme yoluyla hazırlanmaktadır. Dönüştürme işlemi ise genellikle bağımsız denetim şirketlerinde çalışan meslek mensupları tarafından yapılmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de bağımsız denetime tabi olan işletmelerin MSUGT'lere göre hazırlanan finansal tablolarının TMS / TFRS ya da BOBİ FRS'ye dönüştürülmesi sürecinin değerlendirilmesi, karşılaşılan sorunların tespit edilmesi ve sorunların giderilmesine yönelik çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak bağımsız denetim şirketlerinde çalışan ve finansal tabloların dönüşüm sürecinde aktif rol alan 25 meslek mensubuyla yüz yüze ya da çevrimiçi görüşme yapılmıştır. Çalışmada, katılımcıların çoğunluğu tarafından ikili muhasebe sisteminin daha sağlıklı ve faydalı bulunmasına rağmen işletmelerin muhasebe altyapıları ve sistemin getireceği ilave maliyetler nedeniyle uygulanmasının zor olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların dönüşüm sürecinde en çok müşteri işletmeden talep edilen bilgi ve belgelerin temin edilmesinde zorlandığı ve nakit akış tablosunun hazırlanmasında daha fazla sorun yaşadıkları ortaya konmuştur. Katılımcıların büyük çoğunluğu tarafından dönüşüm yoluyla hazırlanan finansal tablolarda sunulan bilgilerin faydalı finansal bilginin taşıması gereken niteliksel özelliklere sahip olduğu düşünülürken, bazı katılımcılar sunulan bilgilerin zamanında sunum özelliğine sahip olmadığını düşünmektedirler. Farklı düzenlemelere göre yapılan raporlamanın gereksiz olduğunu belirten katılımcılar, işletmelerin tek bir düzenlemeye göre raporlama yapmalarının ve bu düzenlemenin de TMS / TFRS'ler olması gerektiğini ifade ettikleri görülmüştür. Ancak mevcut uygulamada olduğu gibi iki farklı düzenlemeye göre raporlama yapmaya devam edilmesi halinde katılımcıların büyük çoğunluğu tarafından BOBİ FRS'nin tercih edildiği tespit edilmiştir. Katılımcıların, MSUGT'lere göre hazırlanan finansal tabloların TMS / TFRS ya da BOBİ FRS'ye dönüşümü sürecinde sınıflandırma, değerleme, değerleme farklarının hesaplanması ve muhasebeleştirilmesi ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan önemli sorunlarla karşılaştıkları belirlenmiştir. Ayrıca, dönüşüm sürecinde karşılaşılan bu sorunların dışında işletmeden, standartlardan, yasal düzenlemelerden, diğer kişi, kurum ve kuruluşlardan kaynaklanan sorunlarla da karşılaşıldığı ifade edilmiştir. Dönüşüm sürecinde aktif rol alan katılımcıların bahsedilen sorunların giderilmesine yönelik dönüşüm işleminin niteliğinin artırılması, raporlamada standardizasyonun sağlanması, hesap planı ve iyileştirmeleri, eğitim faaliyetleri ve düzenleyici kurumların faaliyetleri çerçevesinde çözüm önerilerinde bulundukları tespit edilmiştir.

DönüşümDönüşümsel değişimFinansal tablolar+5
Nurettin Özdemir
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çin Halk Cumhuriyeti: Politik ve ekonomik dönüşüm süreci (1970–2011)

Neoliberalizmin hızla yayıldığı 1980'li yılların Çin Halk Cumhuriyeti'nde (ÇHC) ekonomik dönüşümlerinin yaşanmaya başladığı döneme denk gelmesi sonucu, neoliberalizm akımı ÇHC ekonomik dönüşümünü hızlandırmıştır. ÇHC, 1990'lı yıllarda ekonomik dönüşümler sayesinde elde ettiği yıllık %9-11 kalkınma hızıyla dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi haline gelmiştir. Küreselleşmenin, tek bir çıkış yeri ve başlangıç noktası olmamasına karşın Soğuk Savaş sonrası 1990'lı ve özellikle 2000'li yıllarda hızla ilerlemesi Çin ekonomik dönüşümüne olumlu katkıda bulunmuş ve ÇHC'nin dünya ekonomik sistemi ile bütünleşmesine etkisi oldukça önemli hale gelmiştir. Küreselleşmenin etkisinde muazzam dönüşümler yaşayan ÇHC ekonomisi, uluslararası alanda da önemli değişimler yaşayarak, özellikle 2001'de Dünya Ticaret Örgütü'ne üyeliği ile dünyaya kapılarını tamamen açmıştır. Küreselleşme akımının etkisiyle geçirdiği ekonomik dönüşümler sonrasında, küresel ekonomik sistemi ile bütünleşmesi, ÇHC'nin uluslararası ilişkiler çerçevesinde yeni sorumluluklar üstlenmesini gerektiren bir yaklaşımı da beraberinde getirmiştir. Anahtar kelimeler: ÇHC ekonomisi, ekonomik dönüşüm, küreselleşme, neoliberalizm.

DönüşümEkonomik değişmeKüreselleşme+5
Selin Dağtekin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kuru tarımdan sulu tarıma geçişin kadının dönüşümüne etkisi: Koyunluca ve Parapara köylerinin sınıfsal perspektiften karşılaştırmalı incelemesi

"Kuru Tarımdan Sulu Tarıma Geçişin Kadının Dönüşümüne Etkisi: Koyunluca ve Parapara Köylerinin Sınıfsal Perspektiften Karşılaştırmalı İncelemesi" başlığını taşıyan bu tez çalışması ile Güneydoğu Anadolu Projesinin uygulama alanı olarak en geniş yer bulduğu Harran yöresinde, kadınların sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik durumlarındaki dönüşümlerin incelenmesi esas alınmaktadır. Bu alanda somut anlamda bir gelişmenin varlığı, kadınların kazanımları ve kadınların mevcut durumlarının gelişmesinin önündeki engellerin neler olduğu irdelenmiştir. Tezin kuramsal ve kavramsal kısmında toplumsal cinsiyet, kalkınmanın ana kavramları, Türkiye'deki kırsal kalkınma evreleri ile kalkınma sürecinde Güneydoğu'ya yönelik politikalar ve kadının konumlanışı, ikinci olarak farklı bilimsel alanların özellikle de patriarşik ve sınıfsal perspektiften Kadın Kuramları tartışılmaktadır. Kadının tabakalaşma sistemi içindeki yeri asgari üç düzeyde ele alınmaktadır: • Kadının bio-seksüel ayrışma ve konumlanışı, • Kültür-değerler sisteminde (patriarşal) var olan ayrışmalar ile • Sınıfsal açıdan konumlanışı olarak irdelenmiştir. Bu üç durumun çoğu zaman iç içe geçtiği de görülmektedir. Araştırmanın uygulamalı kısmında a) iki köyün genel konum ve tarihi, aşiret ilişkileri, sosyo-ekonomik ve kültürel geçmişi, b) kalkınma süreci, tarım ve sulamanın gelişimi, c) mevcut veriler dâhilinde kadınların konumu, rolleri, toplumsal cinsiyeti, sosyo-ekonomik durumu, kalkınmadaki konumu, sorun ve kazanımları irdelenmiş olup sınıfsal perspektiften ve karşılaştırmalı olarak betimlemesi yapılarak açıklama ve yorumlamalara yer verilmektedir. Araştırmada ayrıca yöreye özgü olan ağalık ve geleneksel söylem ile mülkiyet biçimlerine/sınıfsal ayrışmanın kadının dönüşümüne olan ilişkisine/engellerine, toplumsal cinsiyet bağlamında değinilmiştir. Elde edilen bulgularla kadınların kalkınmada aktif bireyler olarak rol alamamalarının önünde yarıfeodal-geleneksel yapı, mülkiyet ilişkileri ile önemli ölçüde bunlardan beslenen ataerkilliğin engel olduğu sonucu çıkmaktadır. Anahtar kelimeler: Kadının dönüşümü, kırsal kalkınma, GAP, sınıf, toplumsal cinsiyet

Cinsel kimlikDeğişimDönüşüm+7
Sabiha Tüysüz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Related subjects