Sosyal yapı
185 theses under this subject heading
Hatay/Kırıkhan yörüklerinde halk bilimi unsurları
Konargöçerlik, temeli hayvancılığa dayanan Türklerle özdeşleşen Anadolu'yu vatan haline getirdikten sonra da uzun yıllar sürdürülen bir yaşam biçimidir. Tarihi süreç içerisinde bu yaşam biçimi merkezinde kendine özgü bir kültür oluşmuştur. Hatay, Antep, Maraş, Kayseri ve Adana bölgeleri tarih boyunca konargöçer yaşam biçiminin sürdürüldüğü daha çok kışlak olarak kullanılan ardından yerleşik hayata geçilen bir coğrafya olmuştur. Söz konusu yaşam biçimi günümüzde, geçmişteki kadar canlılığını korumamakla birlikte, bölgede yaşamaya devam etmektedir. Bu çalışma Hatay bölgesinde konargöçerliği geçmişte yaşamış ve halen yaşamaya devam eden Yörük ve Türkmenleri konu edinmektedir. Bu çalışmada binlerce yıllık, göçebe Türk kültürünün son temsilcisi olan Yörüklerin yaşam biçimini, kültürel hayatımıza katkılarını, binlerce yıllık Türk tarihindeki oynadıkları rolleri ele alınmıştır. Türk toplumunun içerisindeki bazı gruplar yerleşik hayata geçip, şehirler kurup, tarım yaparak yaşamış olsalar da Türklerle ve Türk kültürü ile özdeşleşen yaşam biçimi konargöçerlik olmuştur. Yine çalışmamızda Yörüklerin nereden geldiği ve Yörük- Türkmen kavramlarının açıklanması ve Yörük soy ağacından bahsedilmiştir. Kırıkhan Yörüklerinde geçiş dönemleri olan doğum, evlilik ve ölüm konuları ile birlikte işlevlerinden ve uygulamalarından dinî-millî bayramlar ve törenlerin nasıl yapıldığı ve mevsimlik uygulamaların nasıl olduğundan bahsedilmiştir. Yörüklerde hayvancılık hakkında bilgi verilmiş Yörüklerde deve ve deve ile ilgili terimler, devenin ekonomik katkılarından; koyun ve koyun ile ilgili ekonomik faaliyetler ve koyun ile ilgili terimlerden keçi, keçi adları ve hayvanlardan yapılan süt ve et ürünleri ile alakalı bilgiler verilmiştir. Hayvan hastalıkları ve tedavi yöntemlerinden bahsedilmiştir. Sosyokültürel yapı çerçevesinde, Yörüklerde kültürel yapı, yardımlaşma dayanışma, eğitim öğretim, teknolojik araçlar, göçebelik ve göç ve yaşam tarzları hakkındaki konulardan ve yaşam tarzları ile kıl çadırın yapılışı ile ilgili çalışmalara yer verilmiştir. Halk kültürü ve buna bağlı meslekler ile birlikte halk hekimliği ve halk hekimliğine bağlı olarak kullanılan şifalı bitkiler ve uygulamaları hakkında bilgi verilmiştir. Yörüklerde lakaplar ve kullandıkları öz Türkçe sözcükler ve anlamlarından bahsedilmiştir. Yörüklerde çocuk oyunları, köy seyirlik oyunları ve giyim kuşam bahsedilmiştir. Yörüklerde anonim ve ferdi halk anlatımlarından bunların içerisinde yer alan atasözü, deyim, ağıt, masal, hikâye, şiir, fıkra anlatıları hakkında bilgi verilerek örnekler verilmiştir. Bu çalışmayla Kırıkhan bölgesindeki konargöçer halk kültürünü tespit etmek, tarihi süreç içinde söz konusu kültürde yaşanan değişim ve dönüşümü ortaya koymak, konargöçerlerin oluşturdukları ve konargöçerliği konu edinen halk bilimi ürünlerini kayıt altına almak, benzer çalışmalara katkı sağlamak amaçlanmıştır.
Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel hayatı (1204-1461)
"Trabzon İmparatorluğu'nun Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Hayatı (1204-1461)" adını verdiğimiz bu çalışmamız giriş, üç ana bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde konuya bütünlük kazandırmak amacıyla Trabzon İmparatorluğu'na adını veren Trabzon şehrinin adı, fizikî coğrafyası hakkında bilgi verilip, tezimizde kullanmış olduğumuz dönemin kaynakları tanıtılmıştır. Birinci bölümde, Trabzon İmparatorluğu'ndaki idari yapı ele alınmıştır. Birinci bölümün ikinci kısmında ise bölgedeki demografik yapı ve bu demografik yapıdaki değişim süreci incelenmiştir. Sosyo-ekonomik tarih araştırmalarının temelinde yatan nüfus olgusu özenle incelenmesi gereken bir unsur olduğu için Trabzon İmparatorluğu'nda yaşayan halkın nüfus miktarı ve nüfusun yapısında yaşanan değişimler dönemin kaynaklarının verdiği bilgiler dâhilinde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezimizin ikinci bölümünde ise; Trabzon İmparatorluğu'nun ekonomisi ve bu ekonomiye etki eden faktörler ele alınmıştır. Buradan hareketle bölgenin ticari bakımdan önemi, Türklerin Karadeniz ticaretine dâhil olma süreçleri ve Trabzon İmparatorluğu ile ilişkileri incelenerek; Venedik ve Ceneviz'in Karadeniz ticaretindeki rolleri, Moğolların Karadeniz ticaretinde nasıl rol aldıkları, Trabzon'dan İran'a uzanan seyahat güzergâhı ve ticarî boyutları değerlendirilmiştir. Trabzon İmparatorluğu'nun özellikle XIII. yüzyılın ikinci yarısında demografik yapısında görülen değişim ve bu değişimle birlikte ortaya çıkan ekonomik faaliyetlerdeki canlanma incelenmiştir. Üçüncü bölümde; bölgede yaşanan yoğun ticari ilişkiler neticesinde kültürel alandaki etkileşimler değerlendirilerek, bölgedeki kültürel etkileşimin mimariye etkileri incelenmiştir. Sonuç olarak; XIII. ve XV. yüzyıllarda Doğu Karadeniz Bölgesi'nde hüküm süren Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetlerindeki gelişmeler imparatorluğun çevresindeki Türklerle ilişkileri ekseninde incelenmiş ve kaynakların imkân verdiği ölçüde detaylı bir şekilde ortaya konmaya çalışılmıştır.
Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı tartışmaları üzerine tarihsel sosyolojik bir değerlendirme
Bu çalışmada, Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı tartışmaları üzerine ortaya atılan farklı görüşlerin sistemli bir biçimde analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde döneminde kendi çağdaşlarını etkileyebilmiş özgün çalışmalar incelenerek tartışmaya ışık tutulması hedeflenmektedir. Bu çalışma, betimsel bir araştırma türü olup çalışmada doküman/belge tarama tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda çalışma Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı üzerine geliştirilen tahlillerin dönemsel sınırlılıklarını göz önünde bulundurarak Osmanlı İmparatorluğu'nun devlet ve toplum yapısını tarihsel sosyolojik bir çerçevede değerlendirmiştir. Bu çalışmada, öncelikle Osmanlı toplum yapısını anlamak için tarihsel sosyolojik bir bakış açısının nasıl olması gerektiği üzerinden bir tartışma yürütülmüş ve sonrasında bu bakış açısından hareket ederek Osmanlı Devleti'nin kuruluş süreci, devlet yapısı ve üretim biçimi farklı düşünürlerin düşünceleri etrafında değerlendirilmiştir. Bu nedenle bu araştırmada Osmanlı Devleti'nin toplum yapısını açıklamak için kullanılan feodalizm, doğu despotizmi ve Asya tipi üretim tarzı (ATÜT) kavramları karşılaştırılmıştır. Bu bağlamda çalışmada, alanyazındaki önde gelen tarihçi, sosyolog, iktisatçı ve siyaset bilimcilerin Osmanlı devlet ve toplum yapısı hakkında olan değerlendirmeleri karşılaştırmalı bir biçimde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Asya Tipi Üretim Tarzı, Doğu Despotizmi, Feodalizm, Osmanlı Toplum Yapısı, Tarihsel Sosyoloji
Beylikler ve Osmanlı döneminde Çorum ve çevresi (XII-XVI. yy)
Beylikler döneminden Osmanlıya uzanan süreçte Çorum şehrinin tarihini ele almak özellikle beylikler dönemindeki kaynakların sınırlı oluşundan dolayı oldukça zordur. Bununla birlikte kentin Orta Çağ tarihine yönelik sınırlı sayıda araştırmanın yapılmış olması da bu zorluğu arttırmıştır. Yine de kronikler, seyahatnameler, menkıbeler, nümizmatik eserler ve son olarak Osmanlı Arşiv vesikaları incelenerek bu alandaki eksiklikler giderilmeye çalışılmıştır. Danişmendliler ile birlikte Türk hâkimiyetine giren şehir sırasıyla Selçuklular, İlhanlılar, Eretna Beyliği, Kadı Burhaneddin Beyliği ve Osmanlıların egemenliği altına girmiştir. Burada ilk olarak beylikler dönemi incelendikten sonra Osmanlı hâkimiyetinin şehirde kurulması ele alınmaktadır. Beylikler döneminde özellikle siyasi tarihini açıkladığımız Çorum şehrinin, Osmanlı döneminde tutulan arşiv vesikaları sayesinde sosyal, kültürel, idari ve ekonomik yönlerine de değinme imkanı olmuştur. Sonuç olarak bu çalışma Türk hâkimiyetiyle birlikte başlayan dönemden, Osmanlı Devleti'nin ilk hâkimiyet dönemlerine kadar geçen yaklaşık dört asırlık süreci incelemektedir.
1844- 1845 (h.1260- 1261) tarihli Temettû`ât Defterlerine göre Hüdavendigâr Eyaleti Kütahya Kazası Armudîli Nahiyesine bağlı Kırgıllı, Fındık, Sofca, Kozluca, Çobânlar ve Doğluşah köylerinin sosyal ve ekonomik durumu
Gülhâne Hatt-ı Hümâyûnu'nun ilânı ile vergide adaletin sağlanması için herkesin emlâk, arazi ve hayvan değerlerinin tespit edilip değerlendirilmesi şartıyla vergilendirilmesi yoluna gidildi. Bu amaçla ilk kez Gelibolu ve Hüdavendigâr Sancaklarında tahrire başlanmıştır. Bu tahrirler, özellikle Tanzimat arifesi ve sonrası Osmanlı taşrasının sosyal ve ekonomik durumunun anlaşılmasında son derece önemlidir.Temettû'ât defterleri yapıldığı bölgenin demografik ve etnik yapısı, birey düzeyinde menkul ve gayrı menkul değerler, işletmelerin hacmi, şahısların mesleği, iş gücü, toplam ve izahlı vergi yükü, yetiştirilen tarımsal ürün ve beslenen hayvanlar ile ticarî ve sanayi kurumları hakkında bilgiler ihtiva etmektedir. Temettû'ât Defterleri Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunmaktadır ve 1988 tarihinde tasnif edilerek araştırmaya sunulmuştur. Bizde dönemin önemli kaynaklarından biri olan ve 1844- 1845 (H.1260- 1261) tarihli Hüdavendigâr Eyaleti Kütahya kazası Armudîli nahiyesine bağlı Kırgıllı, Fındık, Sofca, Kozluca, Çobânlar ve Doğluşah köylerine ait defterleri temel alarak adı geçen bölgelerin sosyal ve ekonomik durumunu istatistiksel veriler ışığında değerlendirmeyi amaçladık. Böylece bu çalışma ile adı geçen yerleşim alanlarının Tanzimat dönemindeki genel durumunu ortaya koymayı hedefledik.Anahtar Kelimeler: Temettû' Vergisi, Temettû'ât Defterleri, Kütahya, Osmanlı Sosyal ve Ekonomik Yapı
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Söğüt (1839-1923)
Kuruluşa ve Kurtuluşa beşiklik yapan Söğüt'ün tarihini milattan öncesine dayandırmak mümkündür. Bilinen ilk ismi İTEA'dır. Bizans döneminde THEBASİON veya SEBASİYON diye isimlendirilmiştir. SAFSAF ve BİD kelimelerinin ?Söğüt Ağacı? anlamına gelmesi sebebiyle Müslüman Türkler bu yöreye ?SÖĞÜT? demişlerdir.13. yüzyılda Kayı Boyu Söğüt'e yerleşmiştir. Bursa'nın fethine kadar Os¬manlı Devleti'nin başkenti olmuştur. 1921-1922 yıllarında üç kez Yunan işgaline uğ¬rayan Söğüt, neredeyse tamamı yakılıp yıkılmıştır. Eskiye ait pek fazla bir şeyi kalmayan Söğüt, Cumhuriyet döneminde yeniden inşa edilmiştir. Kuruluş ve Kur¬tuluşa beşiklik eden Söğüt İlçesinde, her yıl Eylül Ayının ikinci hafta sonu yeni nesillerimize Ecdada saygı ve vefa duygusunun, vatan sevgisinin verildiği, birlik ve beraberliğimizin pekiştirildiği ?Ertuğrul Gaziyi Anma ve Söğüt Şenlikleri? düzenlenmektedir.Kurtuluş Savaşının en çetin geçtiği yerlerden birisi de Metristepe'dir. Metristepe bölgeye hakim bir yer olup, İnönü Savaşları bu bölgede yapıl¬mıştır. II. İnönü Zaferi kazanıldığında, Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa'ya çektiği telgrafta " Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makus talihini de yendiniz dediği yerdir. Kazanılan zaferlerin ve aziz şehitlerimizin adına bir anıt yaptırılmış¬tır.Anahtar Kelimeler: Söğüt, Metristepe, Cumhuriyet, Kayı
Kütahya-Altıntaş folkloru
Teknolojik yapıdaki hızlı ve çarpıcı gelişmeler, yaşamın hemen her yerinde olduğu gibi, bir zincir halinde kültürel birikimi de etkilemekte, insanoğlunun ilk çağlarındaki çok kültürlülüğünü, evrensel bir tek kültürlülüğe doğru götürmektedir. Bu durum folklorik ögelerin de hızla değişip yok olmasına ortam oluşturmaktadır. "Kütahya-Altıntaş Folkloru" adını verdiğimiz çalışmamızda, eksen alınan halkbilimi yöntemleri ile sözünü ettiğimiz kültür unsurları incelenerek, yöre insanının geçmişten geleceğe aktardığı tüm maddi ve manevi folklor ürünlerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Herhangi bir halkbilimsel incelemeye konu edilmemiş olan Altıntaş coğrafyası sahip olduğu birikimle tipik bir İç Batı Anadolu yerleşmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Elde edilen bulgular, yörenin bir geçiş coğrafyası olduğunu doğrulamakla beraber, günümüzde hala canlı tutulan yöreye özgü bir folklor varlığının da bulunduğunu göstermektedir. Altı bölüm halinde vücuda getirilen çalışmada, edinilen bulgularla Altıntaş İlçesinin folklor hazinesinin kayıt altına alınarak, sonraki süreçte daha farklı araştırmalara kaynaklık etmesi öngörülmektedir.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan aşiret, şeyh ve ağa oluşumlarının yönetsel sosyoloji açısından incelenmesi
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Türkiye genelinde görülmeyen farklı bir sosyal yapı söz konusu. Duverger'in ifade ettiği "devletsiz toplum" modeli yöre insanı tarafından adeta benimsenmiş bulunmaktadır. Çünkü devletin yapamadığını Ağa, Şeyh, Bey gibi bir resmi statüsü olmayan insanlar yapmaktadırlar. Bu da yönetim mekanizmasında kargaşa ve alışık olmadığımız bir anlayışı doğurmaktadır. İşin ilginç tarafı ise yöre insanı yukarıda ifade etmeğe çalıştığımız gibi resmi statüsü olmayan insanlardan memnun olmadığı halde bir aşirete mensup olmayı ve o aşiret reisinin büyüklüğüyle övünmeyi büyük bir erdemlilik olarak görmektedir. Şeyhliğin ve ağalığın oluşturduğu sacayağının diğer bir adımını aşiret olgusu oluşturmaktadır. İşte doğu ve Güneydoğu insanının sosyal yapısı bununla içiçedir. Çünkü halkın sırtından geçinen bu müessesenin insanları, halkı "aşiretçilik" şemsiyesi altında idare etmeye devam etmektedirler. Bu şemsiye "milletleşmenin" önünde bulunan en büyük engel ve gayri resmi bir şekilde kurulan müessesenin en büyük dayanağıdır. Doğu ve Güneydoğu'nun kalkınması için evvela çok büyük miktarda toprak sahibi olan bu ağaların ve şeyhlerin eski anlayışı sürdürmelerinin yerine, sosyal değişmeyi, teknolojik ilerlemeyi ön plana çıkarmaları gerekir. Bu, bölge kalkınmasını daha da kolaylaştıracaktır. Bölgenin kalkınmasında ikinci, belki de en önemli etken zihniyetle ilgilidir. Yıllardan beri Doğu ve Güneydoğu'yu geriye götüren, kalkınmasını engelleyen zihniyet değişmediği müddetçe bölgede yaşayan insanlar rahat edemeyecektir. Eğer bölgede işsizlik varsa, fakirlik varsa bunun sebebi "girişimciliğin" olmamasıdır. Girişimciliği de önleyen en büyük engel yılların birikimi olan bu zihniyettir. Bunun için eğitim tabana yayılmalı ve bu zihniyetin izalesine gidilmelidir. Ancak bunun çok zaman alacağı açıktır. Diğer yandan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yıllarında olduğu gibi, kalkınmanın; eğitime ek olarak İktisadi Devlet Teşekküllerinin yörede oluşturulması ile desteklenmesi gerekir. Aynı zamanda yöre özelliğini gözeten bir toprak reformu ile mevcut olumsuz sosyal ve ekonomik yapı olumlu yönde etkilenebilir. Şüphesiz özel Teşebbüsün teşviki de gerekir. Ancak bu teşviklerle 74 yıllık cumhuriyet tarihimizde yeterli değişim bu bölgede sağlanamamıştır.
70 numaralı Kütahya Şer`iyye sicili transkripsiyonu ve kritiği
V ÖZET Osmanlı Devleti Dünya siyasi tarihinin muhakkak ki en büyük devletlerindendir. Sahip olduğu toprakların büyüklüğü ekonomik, askeri gücünün yanında esas takdire şayan olan yüzyıllarca değişik din, dil, ırk ve anlayışlara sahip milletleri bir arada huzur ve barış içinde yaşatabilmesidir ki, batılı tarihçilerin "Pax Ottoman" ( Osmanlı Barışı ) dedikleri bu sistem üzerinde halen araştırmalar yapılıp esasları anlaşılmaya çalışılmaktadır. Adalet toplumların temel direğidir. Adil olan yönetim ve yöneticilerin tarihteki başarılan sabittir. İşte Osmanlı Devleti'nin temel taşı da adalete verdiği önem olmuştur. İlk atanan devlet memurlarından birinin kadı olması adalete verilen değerin ifadesidir. Kadıların tutmuş oldukları Şer'iye Sicilleri Osmanlı tarihi hakkında içinde barındırmış olduğu önemli bilgiler açısından Osmanlı tarihinin en önemli kaynaklarından birisidir. Şer' iyye sicilleri sayesinde sicilin tutulduğu senelerde toplumun sosyal durumu, ekonomik durumu askeri ve adli durumu hakkında bilgi edinilmektedir. Aynı /.amanda Şer'iyyc Sicillerinde yer alan mekan isimleri de öğrenilebilmektedir'. Çalışma konumu/. olan "70 Numaralı Kütahya Şer'iyye Sicili "itin değerlendirilmesi sonucu o dönem Kütahya ve çevresinin; örf ve adetleri gelenekleri, mekan isimleri, şahıs isim ve unvanları, cemiyetin fikri yapısı, Müslümanlar ile gayri müslimlerin münasebetleri incelenebilir; aile hukuku, ceza ve miras hukukunun yapısı sergilenebilir. Çalışmamızın temel hedefi Kütahya toplumu hakkında bilgi sahibi olarak Osmanlı toplumu hakkında yapılacak araştırmalara katkıda bulunmaktır.
1 numaralı Kütahya Şer'iyye sicili (1.bölüm) transkripsiyonu ve kritiği
ÖZET Osmanlı Devleti üç kıtaya yayılmış geniş bir imparatorluk, cihan hakimiyetini amaçlayan bir askeri güç olmasının yanı sıra iktisadi ve sosyal açıdan da gelişmiş bir yapıya sahipti. Bu sistemin en önemli parçası olarak kabul edilen "adalet" kavramı Osmanlı Devleti'nin temel prensibi olarak kabul edilmekteydi. Bunun en önemli göstergesi de. adli sistemin merkezden en ücra köşelerinde yaşayan tüm vatandaşına kadar herkese eşit şekilde uygulanması olmuştur. Bu yapılanma Osmanlı Devleti'ni farklı ulusları bünyesinde uzun süre barındırabilme özelliğini vermekteydi. Adli sistemin uygulayıcısı olan kadılar Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan itibaren en önemli memurlardan biri olarak görülmüştür. Bu durum adalete verilen önemin göstergesi olması açısından önem taşımaktadır. Ancak tarih ilminin en önemli yanı belgeler eşliğinde çıkarımlarda bulunmaktır. Osmanlı Devleti 'nde adalet kavramının, bunun uygulayıcısı olan ve Osmanlı bürokrasisinde önemli bir yeri olan kadının kararlarının yer aldığı ve Şer'iyye Mahkemelerince tutulan Şer'iyye Sicillerinin incelenmesi ile Osmanlı adaletini daha iyi yorumlayabilmek mümkün olacaktır. Ayrıca siciller tutulduğu dönemin iktisadî ve içtimaî durumu hakkında bilgi vermesi nedeniyle de o dönem hakkında çıkarımda bulunacak araştırmacılar açısından da önem taşımaktadır. Çalışmamız olan "1 numaralı Kütahya Şer'iyye Sicili ve Edisyon Kritiği" ile amaç Cemaziyelevvel 1109-Zilhicce 1112 tarihleri arasında Kütahya ve çevresindeki sosyal ve iktisadi yapıyı, bu dönemde uygulanan aile ve miras hukukunun içeriği ve uygulanışı hakkında değerlendirmede bulunulabilmektir. Çalışmamızda Kütahya'nın ve "bundan yola çıkarak" Osmanlı Devletinin içtimaî ve iktisadî tarihinin yorumlanmasına ve bu konu üzerinde yapılan araştırmaların içeriğine katkıda bulunabilmek amaçlanmıştır.
İlköğretimde sosyal bilgiler eğitiminin geçirdiği muhteva değişimi ve bunun Türk toplum yapısındaki değişim dinamikleri içerisindeki yeri
Sosyal Bilgiler Eğitiminin ilköğretimde okul müfredatına girmesiyle birlikte toplumun geleceğinin teminatı olan çocukların sağlıklı düşünme ve yetişmesine birinci dereceden katkı sağlamıştır. Bireyde kişiliğin gelişmesine yardım eden, onun gelecekteki yaşantısında başarılı, mutlu, düşünce yapısı sağlam; ülkesi ve ulusu için yararlı bir insan olmasını sağlayan bilgi, beceri tutum ve davranışları kazandırma süreci olan eğitimde Sosyal Bilgiler öğretimiyle, üzerinde en çok durulan konulardan biri öğrenci davramşlarının değiştirilmesidir. Bu davranış değişikliğiyle ulaşılmak istenen hedeflere daha kalay ulaşılacağına inanılmaktadır. Bireyin bilişsel, duyuşsal ve hareket özelliklerini amaçlanan yönde geliştirip değiştirme işi eğitimin özelliklede sosyal Bilgiler eğitiminin kapsamı içindedir. Her toplum, o toplumu oluşturan bireylerini kendi amaçları doğrultusunda yetiştirmek istemektedir. Bir başka deyişle, her toplum kendi toplumsal yapısına uygun, toplumsal amaçları doğrultusunda ve var olan gizli gücüne göre eğitmek zorundadır. Bireylerin eğitimi sırasında toplumsal yapı içerisinde ki değişim dinamiklerine uygun, toplumun düzenini bozmayacak doğrultuda bu çalışmaların yapılması gerekmektedir. Sosyal Bilgiler Eğitimiyle toplum dinamiklerinin Toplumsal koşullara göre, toplumun ve bireyin gereksinimlerine yanıt verecek insan gücünü yetiştirme görevini, Sosyal Bilgiler dersleriyle yerine getirmeye çalışmaktadır. İlköğretim okullarının dördüncü ve beşinci sınıflarda okutulmakta olan ve bugün altıncı ve yedinci sınıflara da konulmuş olan Sosyal Bilgiler dersinin temel amacı, öğrencilere önemli sosyal beceriler kazandırarak onların toplumsallaşmalarını sağlamak ve onları iyi bir vatandaş olarak yetiştirmektir. Bu bakımdan, Sosyal Bilgiler dersinin ilköğretim programında önemli bir yeri vardır.VI Sosyal Bilgiler dersiyle verilen eğitimle hayata hazırlanan öğrenciler daha sağlıklı düşünme gücüne kavuşacaklardır. Toplumun her kademesinde aktif bir rol oynayacak olan bireyler toplum dinamiklerini (nüfus, aile, siyaset, ekonomi, eğitim) daha yaşanır hale getirmeye çalışacaklardır. Ulusal eğitim politikasının belirlenmesi ve bunun uygulanmaya konulmasıyla da bu dinamikler kendi aralarında daha uyumlu hale geleceklerdir. Sosyal Bilgiler öğretiminin niteliği doğrudan Sosyal Bilgiler öğretimi Programı ile ilişkilidir, öğretim programı, eğitim programı içinde önemli ölçüde ağırlık taşımakta, genellikle belli bilgi kategorilerinin bir sistem içinde düzenlenmesinden oluşmaktadır. Ulusal eğitim politikasının uygulamaya dönüştürülmesinde eğitim programları önemli bir rol oynamaktadır. Eğitim programlarının, toplumu meydana getiren bireyleri ulusal çıkarlar doğrultusunda eğitmesi temel amaç olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda kalkınma, gelişmişlik, sosyo-politik değerler, gelir dağılım ve işsizlik gibi konularda istenen hedefler varılmaya çalışılmıştır. Programların sürekli olarak değişen ve gelişen toplum koşullarına ayak uydurması, bireyin beklenti ve gereksirıimlerine cevap vermesi önemli bir zorunluluktur. Bu nedenle de var olan programların araştırmalara dayalı bir süreç içerisinde sürekli olarak geliştirilmesi bir mecburiyet olmaktadır. Gelişen ve değişen toplumda Sosyal Bilgiler Eğitiminin toplum dinamikleri içerisindeki yeri günümüzde daha iyi anlaşılmaktadır.
21. yüzyıl bireyinin yalnızlık ve izolasyon halinin kavramsal sorgulamasından elde edilen çıkarımların bütünsel bir çağdaş dans koreografisine dönüştürülmesi: "İzole"
"İzole" isimli bu tez çalışmasında, koreograf Tan Temel'in yaşadığı, sanatsal olarak beslendiği ve sanatsal üretimini yaptığı sosyal çevrenin koşullarını, problemlerini incelediği; bunların kendisi üzerindeki psikolojik ve fiziksel yansımalarını araştırarak özgün bir anlatımla sahneye koyduğu dans koreografisinin araştırma ve yapım aşaması anlatılmaktadır. Koreograf sıkışmışlık, hareketsizlik, yorgunluk, iletişimsizlik, özgürleşememe, özgürleşme arzusu, baskı altına alınma, zorlanma, dayatma, cinsellik, ait olma, sahiplenme, duvarlar, kapatma, kapatılma korkusu, inşa etme, yıkma, yıkım, tortu gibi kendi gözlemlerinden yola çıkarak belirlediği kavramsal motivasyonları incelemiş ve bunları dans koreografisine dönüştürmüştür. "İzole"de bahsi geçen dinamiklerden yola çıkılarak günümüz hayatına uygun bir şekilde küçük bir oda içinde yaşam döngüsünü sürdüren izole olmuş iki birey üzerinden 21. yüzyılın bireyi ve içinde bulunduğu durum sorgulanır. Bu tez çalışması yedi bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünün ardından, ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerde tezin kavramsal çerçevesini oluşturan motivasyonlar incelenmektedir. Beşinci bölümde, koreografın stüdyoda çalışma sürecini, koreografinin oluşum aşamalarını ve bölümleri anlatılmaktadır. Altıncı bölüm, mekan, ışık, kostüm, sahne tasarımı ve müzik unsurlarının hazırlık aşamasını ve bunların hareket dizinleri ile birleşme süreci anlatılmaktadır. Sonuç Bölümünde, değişen toplumsal ve sosyal yapıların, ortaya çıkardığı kaçınılmaz sonuç nedir sorusunun yanıtı; bireyin izole olması, sınırlanma, bozulan direkt iletişim ve hareketsizleşen bedenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kavramsal sorgulamaların çerçevesinde dansçıların ve diğer sanatçıların kendi yüzleşmelerini ve iç hesaplaşmalarını içeren koreografide, bu döngünün devam ettiği/edeceği sonucuna varılır. Bu durum koreografinin hareket kalitesine, sahne tasarımına da döngüsel bir form olarak yansır. Performans, dansçıların koreografinin başında olduğu gibi daire şeklinde koşması ile bir başka başlangıca gitmek üzere sonlanır. Anahtar Kelimeler: İzolasyon, Duvar, Yalnızlık, Bloke Olma, İlişkiler
Adana il merkezinde ve kırsal alanında yaşayarak tarımsal faaliyetlerine devam eden ailelerde toplumsal yapı ve toplumsal cinsiyet
Bu çalışmada, Adana il merkezinde ve kırsal alanında yaşayarak tarımsal faaliyetlerine devam eden çiftçiler, toplumsal yapı ve toplumsal cinsiyet açısından incelenmiştir. Ayrıca, kırsal ve kentsel kesim arasında kuşaklararası karşılaştırma yapılarak aradaki farkların ortaya konulmasına çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Yapı, Toplumsal Cinsiyet,, Toplumsal Değişme, Göç, Cinsiyet Rolleri
Hatay ilinin sosyo-ekonomik yapısı ve gelişme potansiyeli
Yerleşim birimleri, toplumsal düzeyde ki sosyo-ekonomik gelişmelerin izlenebilmesine fırsat vermektedir. Bu nedenle illerin sosyal ve ekonomik yapılarının iktisat bilimi tarafından ele alınması bir zorunluluktur. Hatay, tarihte pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış bir ildir. Bundan dolayı, Hatay ili tarihi ve kültürel yönden önemli zenginlikler barındırmaktadır.Hatay ilinin sosyo-ekonomik yapısının ortaya konulmaya çalışıldığı bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde bölge ve bölgesel kalkınma kavramları irdelenmeye çalışılmış, bölgesel kalkınma teorilerine değinilmiştir. İkinci Bölüm'de; ilin coğrafi yapısı ile nüfus, eğitim ve sağlık potansiyeli ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise, ilin ekonomik yapısı ayrıntılı olarak incelenmiştir Çalışmada ilin sosyal ve ekonomik yapısı tablolar ve şekiller yardımıyla değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra ilin SWOT analizine yer verilerek, fırsat ve tehlikeler ile güçlü ve zayıf yönleri ortaya konulmuş ve il genelindeki il genelindeki uygun yatırım alanlarına dikkat çekilmiştir.
19. yüzyılda Erbaa kazasına bağlı Karayaka nahiyesinin sosyo-ekonomik yapısı
Bu çalışmada Karayaka Nahiyesi'nin 16146 numaralı temettüat defterine göre sosyo-ekonomik yapısı ortaya konulmuştur.Bunun için Osmanlı Arşivi'nde Maliye Nezareti Varidat Defterleri Fonu'nda yer alan H. 1256/M. 1840 tarihli ve 16146 numaralı temettüat defterleri esas alınmıştır.Amacım Tanzimat reformuyla başlatılan Kazanca (temettüat) ait vergilendirme sistemi ile tutulan temettüat defterlerine göre bir çalışma yapmak suretiyle 19. Yüzyıla ait Erbaa'nın sosyo-ekonomisine ışık tutulmaya çalışılmıştır.Buna göre incelenen temettüat defteri ile 26 köye ait bilgiler yer almıştır. Köylere ait hane sayısı, kişilerin adları, lakapları, fiziksel özellikleri, emlak dönümleri, ekili arazi dönümü, büyükbaş ve küçükbaş hayvan adeti, çift ve koşum hayvanları adetleri, arı kovanı adeti, yaptıkları işler ve en sonunda emlak ve hayvan kıymetleri ile temettü gelirleri ve toplamından oluşan kıymetleri gibi bilgiler işlenerek tablo ve grafik haline getirilmiştir.Bu çalışmada tablo ve grafikler oluşturulmak suretiyle konunun anlaşılmasında etkili olabilecek yöntemler izlenmiştir. Ayrıca hazırlanan dönemle günümüz arasında mukayese yapmak suretiyle o dönemin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Erbaa kazası, Karayaka nahiyesi, Tanzimat Dönemi, Temettüat defterleri.
Anadolu Selçuklu Devleti'nde sosyal yapının dinamikleri
Bu tez çalışması, Anadolu'ya göç eden Türkmenlerin Orta Asya'dan getirmiş oldukları âdetlerini, geleneklerini, aile yapısını, inançlarını ve Anadolu'yu Türkleştirme- İslamlaştırma konusunda büyük katkıları olan Ahî Teşkilatı, Anadolu velileri, mutasavvıflar gibi gönül erlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma hazırlanırken, esas çağdaş kaynaklar ile konuyla ilgili yerli ve yabancı araştırma eserlerinden faydalanılmıştır. Moğol istilasından kaçarak akın akın Büyük Selçuklu Devleti topraklarına kaçan Türkmenler, siyasi ve ekonomik sebeplerle Anadolu'ya sevk edilmiştir. Anadolu'ya gönderilmekle Büyük Selçuklu Devleti bu kadar insanı ülkesine yerleştirmekten kurtulmuştur. Diğer taraftan da Türkmenlerin kalabalık bir şekilde Anadolu'ya girmesi Anadolu'yu fethetmelerini kolaylaştırmış ve Anadolu'yu Müslüman-Türk yurdu hâline getirmelerini sağlamıştır. Anadolu'ya gelen Türkmenler ile Anadolu'da yaşayan yerleşik halk arasında sık sık sürtüşmeler yaşandığı için devlet ile Türkmenler karşı karşıya gelmiştir. Bu sebepledir ki Türkmenler, hem yerli halka hem de arkalarından gelen Moğollara karşı örgütlenmek zorunda kalmışlardır. Ahî Teşkilatı, bu örgütlenmeyi tesis etmiş ve Türkmenlere; uyum, yerleşim, eğitim ve meslek edinme konularında yardımcı olmuştur. Bu çabalar sonrası Hristiyan halkın elinde olan tarım ve ticaret Türkmenlerin eline geçmeye başlamış ve zamanla Türkmenler ekonomide söz sahibi olmuştur. Ayrıca eğitim ve sağlık problemlerinin çözümü ile sosyal yardımlar hususunda vakıf sisteminin çok büyük katkıları olmuştur.
Ekip kaynak yönetimi uygulamaları üzerinde toplumsal kültür ve örgütsel kültürün etkileri: Türk sivil havayolu firmalarında bir araştırma
İncelenen sivil havayolu kaza ve kırımları, kazaların oluşumunda % 60 ila % 80 gibi yüksek oranlarda insan faktörünün etkili olduğunu göstermektedir. İnsan faktörüne bağlı hataların nerelerde olduğuna ilişkin arayışlar, hataların büyük oranda kurallara uyum, stres ve yorgunluk, iletişim, takım ve liderlikle ilgili olduğuna işaret etmektedir. Bu faktörler Ekip Kaynak Yönetimi (EKY) altında toplanmaktadır. Yapılan araştırmalar da, EKY uygulamalarının farklı faktörlerden etkilenebileceğini göstermektedir. Özellikle kültürel değer, anlayış ve uygulamaların uçuş ekibinin tutum ve davranışları üzerinde yaygın etkisi olabileceğine ilişkin bulgu ve görüşler bulunmaktadır Bu çalışma sivil havayolu kazalarının önlenmesi amacıyla oluşturulan EKY prensiplerinin Türk sivil havayolu sektöründe toplumsal kültür ve örgüt kültürü ile olan ilişkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada Türk sivil havayolu sektöründe faaliyette bulunan 5 firma incelenmiştir. Çalışmanın istatistiksel analiz sonuçları EKY prensiplerinin toplumsal kültüre oranla örgüt kültüründen daha fazla etkilendiğini göstermektedir. Bunların yanında elde edilen diğer sonuçlar EKY'nin örgüt içinde başladığını Türk sivil havayolu sektöründe faaliyette bulunan firmaların örgüt kültürlerinin iyi analiz edilmesinin, EKY açısından gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi için gerekli olduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Ekip kaynak yönetimi, toplumsal kültür, örgüt kültürü.
Temettuat Defterlerine göre sorgun kazasının sosyo-ekonomik yapısı
Tanzimat dönemi ile birlikte Osmanlı Devleti'nde yeni bir dönem başlamış ve bu yeni dönemde, çeşitli iyileştirmelere ihtiyacı olan mevcut kurumların tekrar düzenlenmesi amaçlanmıştır. Devletin en önemli gelir kaynaklarından olan vergilerin etkili ve adil bir şekilde toplanabilmesi için kimi çalışmalar yapılmıştır. Yapılan çalışmalar neticesinde halkın sahip olduğu tüm arazileri, hayvanları, emlakları ve gelir getiren mesleklerinin kayıt altına alınabilmesi için Temettuat sayımları yapılarak bunların Temettuat Defterlerine kayıt edilmesi usulü benimsenmiştir.Bu çalışmanın ana kaynakçasını, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde yer alan Maliye Nezareti Temettuat Defterleri içindeki Sorgun Temettuat Defterleri oluşturmuştur. Sorgun kazası, kaza merkezi ve köy bazında incelenerek hane reisleri tek tek ele alınmıştır. Bu defterler vasıtasıyla bölgede yaşayan müslüman ve gayrimüslim nüfusun sosyal ve ekonomik durumu ile kazada hâkim olan ekonomik yapı belirlenebilmiştir. Sorgun temettuat defterleri vasıtasıyla elde edilen veriler ile özelden genele bir yaklaşım anlayışı takip edilerek sonuca ulaşılmıştır.Sivas eyaletine bağlı Bozok Sancağı'nın kazası durumunda olan Sorgun'a ait 1844 (1260) yılı temettuat defterlerin de kaza merkezi ile 85 köy yer almıştır.
3526 numaralı nüfus defterine göre Kırşehir Sancağı 1830 (Nüfus ve toplum)
Osmanlı Devleti XIX. Yüzyıl başlarında üç kıtada toprağı olan geniş bir coğrafyaya yayılmış bir devletti. Zamanla sistemin işleyişinden de kaynaklanan sorunlar yüzünden yenilikler yapılması gereği duyuldu. Özellikle Yeniçeri Ocağının kaldırılması ve müteakiben Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye adıyla yeni bir ordunun kurulmak istenmesi askerin nasıl temin edileceği konusunu gündeme getirdi. Bu bağlamda imparatorluk içinde nüfus sayımı yapılması kararı alınmıştır. Biz de sayım defterlerinden yola çıkarak ilk nüfus sayımının defterlerinden 3526 numaralı defteri tezimize konu edindik. Bu araştırmada, Başbakanlık Osmanlı Arşivi tasnifinde bulunan NFS.d.3526 künyesi ile kayıtlı bulunan Müslim defteri baz alınarak hicri 1246 (Miladi 1830-1831) yılı Karaman Eyaleti'ne bağlı Kırşehir Sancağının demografik ve sosyal yapısını incelenmektedir. Bahsi geçen tarihte, Kırşehir Sancağında yaşayan insanlar Müslim defterine yazılarak kayıt altına alınmışlardır. Sayım, hicri 1246 tarihinde yapılmıştır. Bu tarih, miladi olarak 1830-1831 tarihine denk gelmektedir. İncelenen defterde hicri 1246 tarihinde Kırşehir Sancağına bağlı 12 mahalle, 4 kaza, 5 nahiye, 1 kasaba ve 122 köy toplam 144 yerleşim yeri olduğu tespit edilmiştir. Yine bu 144 yerleşim biriminde yaşayanların sayısı (erkek nüfus) ve bu kişilerin fizikî özellikleri, akrabalık ilişkileri, yaşları, meslekleri ve sosyal durumları gibi verilere ulaşılıştır. 3526 numaralı defterlerdeki veriler istatistiki yöntemlerle analiz edilerek, Kırşehir Sancağında yaşayan insanların demografik bilgilerine ve Kırşehir Sancağının sosyal yapısına ait değerli bilgilere ulaşılmıştır. Ayrıca, ilgili defterdeki verilere ve özel işaretlere göre, Osmanlı Devleti'nin bu sayımda ulaşmak istediği amaçlardan birinin Müslümanlardan askerlik yapabilecek olanları belirlemek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Demografi, Kırşehir, Kırşehir Nüfus Defterleri, Nüfus Defterleri.
Cumhuriyet Döneminde tarihi, sosyal, siyasal ve ekonomik yönüyle Seyhan (Adana) şehri (1923-1956)
Tarihi süreç içerisinde Çukurova ile Adana ifadeleri özdeşleşerek adeta birbirinin yerine kullanılır olmuştur. İki ifadenin bu kadar özdeşlemesinde bölgenin verimli topraklarının önemli kısmının Adana vilayeti sınırları içerisinde yer alması önemli bir etken olmuştur. Nitekim bu özelliğinden dolayı tarih boyunca pek çok devlet bölgeye hâkim olmak istemiştir. Bölgeyi en son hâkimiyeti altına alanlar ise Türkler olmuştur. Abbasiler idaresinde bölgeye yerleşmeye başlayan Türkler, önce Ramazanoğulları akabinde de Osmanlı Devleti hakimiyeti altında toplanarak bölgedeki varlıklarını günümüze kadar sürdürmüşlerdir. Türklerin hakimiyeti, sürekli el değiştiren ve karışıklık içerisinde olan bölgeyi idari açıdan olduğu kadar iktisadi ve sosyal açıdan da istikrara kavuşturmuştur. Buna bağlı olarak artan ticari hareketlilik pek çok han, hamam, cami, medrese gibi sosyal yapının inşasına neden olmuştur. Ancak bir süre sonra Osmanlı Devletinin istikrarlı yapısı bozulmaya başlamıştır. Bu durumdan Çukurova bölgesi de etkilenmiştir. Hatta karışıklıktan istifade eden bölgedeki önemli Türkmen aşiretleri isyan teşebbüsünde dahi bulunmuşlardır. Fakat 1833-1840 yılları arasında bölgenin idaresini ele geçiren İbrahim Paşa, bölgeyi otoritesi altına alarak gerçekleştirdiği tarımsal reformlarla Çukurova?nın kaderini değiştirmiştir. Ancak bölgenin hakimiyetinin 1840 yılında Osmanlı Devletine geçmesi ile birlikte asayiş tekrar bozulmuştur. Bunun üzerine Osmanlı devlet adamları, Fırka-ı İslahiye adını verdikleri askeri birliklerle bölgedeki göçebe Türkmenleri kontrol altına alarak yerleşik hayata geçirmişlerdir. Türkmenlerin yerleşik hayata geçirilmesinde pamuk üretimi için ihtiyaç duyulan işgücü açığı da önemli bir etken olmuştur. Artan tarımsal üretim bölgedeki ilk sanayi tesislerinin ortaya çıkmasına da neden olmuştur. 19. yüzyılın sonuna doğru Adana-Mersin demiryolunun inşası ve artan ticari hareketlilik, bölgenin dünya pazarları ile entegre olma sürecini de başlatmıştır. Ancak gerek 1909 Ermeni Olayları, gerekse I. Dünya Savaşı ve hemen akabinde başlayan İstiklal Harbi yıllarında şehrin iktisadi ve sosyal yapısı bozulmuştur. Bununla birlikte Osmanlının son döneminde ortaya çıkan ve Cumhuriyet döneminde varlığını muhafaza eden sanayi müesseselerinin de katkısı ile şehir kısa sürede tekrar eski günlerine dönmüştür. Bu süreç, Çukurova bölgesinin 1950'li yıllarda Adana merkezli olarak büyük bir değişim geçirmesine neden olmuştur. Bu değişimin temelini "Marshall Yardımı" ile bölgeye giren traktörler, Seyhan Barajı, Adana Çimento fabrikası ve İncirlik askeri üssünün inşası oluşturmuştur. Artan traktör sayısına bağlı olarak ekilebilen arazi miktarının artması ve bu arazilerin Seyhan Barajı ile sulama imkanına kavuşması elde edilen mahsul miktarını ciddi miktarda artırmıştır. Bunun yanı sıra barajdan elde edilen ucuz maliyetli elektriğin sanayide kullanılmaya başlanması ile birlikte üretilen malların daha ucuza mâl olması, bölgenin uluslararası alandaki rekabet şansını artırmıştır. Bu durumun neden olduğu nakit girişi ise bir taraftan bölgede yeni sanayi tesislerinin kurulmasına bir taraftan da bölgenin hızla göç almasına sebep olmuştur. Ancak dönemin yerel idarecilerinin bu sürece ayak uyduramaması, Adana'yı çarpık kentleşmenin hakim olduğu bir şehre dönüştürmüştür. Bu çalışmada, 1923-1956 yılları arası Adana şehrinin sosyo-ekonomik yapısı farklı açılardan incelenmiştir. Anahtar Kelimeler Adana, Seyhan, Çukurova, Pamuk, ?ehir Tarih
Kapitalist öncesi ve sonrası dönemde sosyal yapı-ekonomik yapı ilişkisi
Geçmişten günümüze toplumların yaşayışlarını belirleyen temel kurumlar ekonomi, siyaset, hukuk, din gibi kurumlar olmuştur. Marx gibi bazı düşünürler bunlardan sadece birini (ekonomi) temel belirleyici olarak ele alıp indirgemeci bir yaklaşımı tercih ederken, Weber gibi bazıları hepsinin etkili olduğunu benimsemişlerdir. Bu çalışmada biz de kapitalizm-öncesi, kapitalizm ve kapitalizm-sonrası dönemlerde toplumlarda sosyo-kültürel yapı ile politik ve ekonomik yapının ilişkilerini ele alacağız. Çalışmamızda daha fazla İbn Haldun, Karl Marx, Emile Durkheim, Max Weber, Jürgen Habermas ve Anthony Giddens gibi bilim insanlarının din, toplum, siyaset ve ekonomi arasında keşfettikleri ilişkilerini vermeye çalışacağız. Çalışmada genel anlamda Eski Yunan'dan Avrupa feodalizmine ve Osmanlı Timar rejimine kadar temel üretim tiplerinde söz konusu ilişkiyi belirlemeye gayret edecek ve daha sonra kapitalizm ve kapitalizm-sonrası dönemde bu ilişkilerin niteliğini analiz edeceğiz.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Salihli kazası (1923-1933)
"Cumhuriyetin İlk Yıllarında Salihli Kazası (1923-33)" adlı tez çalışmasında Osmanlı Devleti'nin son yılları, Milli Mücadele dönemi ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yılları ele alınmıştır. Kazanın idari, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısında meydana gelen değişim, dönüşüm yerel ve genel boyutlarıyla verilmeye çalışılmıştır. Salihli kazasının adı ve kuruluşundan başlayarak, bölgenin iklimi, bitki örtüsü, coğrafi özellikleri incelenmiştir. Bununla konunun farklı boyutlarının daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır. Ardından Osmanlı son dönemlerinde hızla gelişen ve bir kaza kimliğine kavuşan Salihli'nin içinde yer aldığı bölgenin kısa tarihçesi verilmiştir. Salihli kazasının tarihi ile ilgili yapılan tüm çalışmalar antik Sart şehri ile başladığı için aynı yol tercih edilmiştir. Salihli kazasının, Yunan işgaline karşı hangi özelliklerinden dolayı Milli Mücadele'nin merkezlerinden biri olduğu üzerinde durulmuştur. Burada yaşanan hâkimiyet mücadelesi tüm yönleriyle ele alınmıştır. Salihli'nin işgal yılları ve kurtuluşunda yaşanan acılar, dönemin hatıralarından takip edilmiştir. Yunanlıların çekilirken verdikleri zararları ve Salihli yangınının uzun yıllar silinmeyen izleri takip edilmiştir. Osmanlı döneminde Kafkasya ve Balkanlardan gelen göçmenler ile Cumhuriyet döneminde Yunanistan ile yapılan mübadele sonunda gelen göçmenlerin sorunları araştırılmıştır. Bu göçlerin Salihli'nin sosyal ve ekonomik yapısında nasıl bir değişime yol açtığı analiz edilmiştir. Salihli kazasında eğitim, kültür ve sosyal yaşamda meydana gelen değişimler, gelişmeler dönemin gazetelerinden ve hatıralarından takip edilmiştir. Salihli kazasında bayındırlık ve imar faaliyetleri, belediye hizmetleri ile ulaşımda yaşanan değişimler işlenmiştir. Kazanın iktisadı yapısında yaşanan değişimler, gelişmeler farklı kaynaklar ve istatistikler analiz edilerek verilmiştir.
Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e Turgutlu: 1839-1908
Çalışma konumuz, 1839-1908 yılları arasındaki dönem dâhilinde, Osmanlı Devleti'nin yapısını önemli ölçüde etkileyen Tanzimat'ın ilanı ile II. Meşrutiyet idaresi arasındaki modernleşme sürecinin, Turgutlu ölçeğinde yansımalarını ve izdüşümlerini kapsamaktadır. Şehrin bulunduğu coğrafyanın ve dönemin gelişmelerinin, Turgutlu'ya yaptığı etkiler, bilhassa nüfus ve iktisadi yapı üzerindeki değişmeler çalışmamızda ele alınmıştır. Kaza'da, nüfusun doğal seyri dışında hızla artması, tarım ürünlerinde pamuk ve üzümün, hububata nazaran daha çok ekim alanı olarak tercih edilmesi, küçük ölçekli işletme sayısında artış ve fabrikaların kurulmaya başlama süreci, eserde ayrıntılı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu süreçte Turgutlu'nun, bir köyden tam anlamıyla bir "Kaza" hüviyetine kavuşması, idari yapının dönemin usulüne göre teşekkül etmesi, gayrimüslim nüfusun genel nüfus içerisindeki yerinin, sadece oran bakımından değil, sosyal ve iktisadi hayattaki etkisine göre de arttırması ve 1866 yılında şehre demiryolunun gelmesinin, Turgutlu'ya etkileri değerlendirilmiştir. Kısacası bu çalışmada, Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e (1839-1908) kadar geçen süre içerisinde Turgutlu'nun sosyal, ekonomik, idarî ve demografik yapısı işlenmiştir. Şehrin nüfusu, dinî yapısı, meslekî teşekkülleri, eğitim ve kültürel yapısı, tarım, hayvancılık, ticaret, sanayi gibi iktisadî yapısını oluşturan unsurları, idarî teşkilâtı ve yönetim evreleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Turgutlu, Kasaba, Tanzimat, Meşrutiyet, Kasaba Demiryolu.
Foucaultcu bir okuma ile siyasete katılıma dair ampirik bir değerlendirme: MCBÜ örneği
Bu çalışmanın amacı Michel Foucault'nun iktidar düşüncesini açıklarken kadın ve iktidar arasındaki ilişkiyi çözümlemektir. Siyasi iktidara olan bakış açımızı cinsiyet temelli geleneksel toplum yapısı ve kadına yöneltilen olumsuz özellikler etkilemektedir. Bu durum ve nedenleri birçok çalışmanın konusu olmuştur. Çalışma sonucunda, temel amaç cinsiyet ve siyasal iktidar arasındaki ilişkiyi incelemektir. Değişkenler arasında anlamlı, olumlu bir ilişki bulunmuştur.Tezin amprik çalışma bölümünde Foucault'cu okumaların ortaya koyduğu toplumlar üzerindeki kontrol ve displin süreçlerinde ortaya çıkan yönetimsellik kavramının somut izdüşünlerini ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. İktidar anlayışı, üniversitedeki öğrencilerin gözünden iktidar, siyasi yapılanma içerisinde kadınlara bakış konularında genel bir tartışma sunulmaktadır.