Urban space

157 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Eşitsizlik mekânlarının kent ölçeğinde okunması; deneysel tabanlı bir model önerisi

Çalışmanın konusu, kentsel ölçekte yaşanan eşitsizlik olgusunun mekânsal boyutta tespit edilmesi ve analizi hakkındadır. Kentsel-kamusal alanlarda hemen hemen her yerde hissedilen ve yaşanılan bir eşitsizlik durumundan söz etmek mümkündür. Aslında bu durum sadece fiziksel olarak değil sosyal ve algısal olarak da yaşanmaktadır. Dolayısıyla kentsel-kamusal mekânda birçok boyutta eşitsizlik durumu ortaya çıkmaktadır. Bu ifade ile başlanılan doktora tezi, tüm çevre-davranış araştırmalarında olduğu gibi, ortak hedefi insan-fiziksel çevre dinamiklerini anlamak olan, eşitsizliklerin mekansal temsili nedir? sorusuna yanıt aramaktadır. Bu nedenle çalışmanın amacı; eşitsizlik mekânlarının tespit edilmesi için model önerisi getirilmesidir. Böylece çalışma kapsamında, eşitsizliğe sebep olan etkenler ve kent mekânı-kullanıcı arasındaki ilişkiye dikkat çekerek öneri model ile yapılan analizlerle eşitsizlik mekânları belirlenecektir. Çalışma kapsamında eşitsizlik mekanlarının tespitine yönelik bir model önerisi geliştirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada, bir arada ve eş zamanlı yöntemlerin kullanımının yanı sıra kent ölçeğinde eşitsizliğin mekânsallaştırılması konusuna daha önce uluslararası ve ulusal literatürde değinilmemiş olması çalışmanın özgün değerini ortaya koymaktadır. Önerilen modelin test edilmesi ana hedefini üstlenen Antalya MarkAntalya AVM ve yakın çevresi alan çalışması, kentsel mekânı kullanıcı odaklı olarak incelemektedir. Çalışma, yaya hareketleri esas alınarak max yürüme mesafesi olan 1000 m'lik yarıçap içerisinde kalan alanı kapsamaktadır. Epistemolojik olarak çevre-davranış teorilerine dayanan Eşitsizlik Mekân Ökumalarında Deneysel Üygulama Modeli- Emodum, metodolojisini, doku analizi, davranış haritalama, mekân dizim ve anket yöntemlerinin bir arada ve eş zamanlı kullanımlarını tanımlayan çeşitli işlemlere temellendirmektedir. Buna göre, "Doku analizi" olarak tanımlanan yöntem, çalışma alanına ilişkin morfolojik yapı, doluluk-boşluk, işlev ve ulaşım analizlerini içermektedir. Morfolojik yapı, doluluk-boşluk ve ulaşım analizi; yayaların kentin hangi mekânsal katmanlarında yoğunlaştıklarını ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. İşlev analizi; çalışma alanı sınırları içinde mekanların hangi işlevlere sahip olduğunun tespiti ile işlev haritasının oluşturularak harekete etkisinin ortaya koyulmasından ibarettir. "Davranış haritalama" video kaydı aracılığıyla alanda belirlenen noktalarda gün boyu belirli sürelerde geçen yaya yoğunluğunu tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Video kaydı 4-6 metre yükseklikten İP kamera kullanılarak ÖpenCV yazılımı ile Öffline olarak yapılmıştır. Video kaydı hafta içi ve hafta sonu farklı günlerde, 90 gün boyunca 98 noktada gerçekleştirilmiştir. "Mekân dizim" yöntemiyle "bağlantılılık (connectivity)", "bütünleşme (integration)", "tercih (choice)" ve görünürlük (VGA) analizleri yapılmıştır. "Anket" yönteminde, kullanıcıların deneyimledikleri mekânda bulunma amaç ve nedenleri "Kentsel Mekân Tercih" ölçeği ile araştırılmıştır. Anket çalışması, saha çalışmasının son aşaması olup yaklaşık 45- 60 gün devam etmiştir. Çevre-davranış üzerine kurgulanan alan araştırması neticesinde, bölgenin gerek fiziksel gerek sosyal gerekse algısal eşitsizlik mekanları barındırdığı belirlenmiş ve sosyal yapının etkilenmemesi adına bu etkenin dikkate alınması gerektiği önerilmiştir. Modelin uygulama ve kuramsal anlamda literatüre saylayacağı faydalara ilişkin hedefler: 1.Kentsel ölçekte eşitsizlik mekânlarının belirlenebilmesi için yeni bir model önerisi, 2.Gündelik aktivite ve sosyal etkileşim üzerindeki etkileri ile birlikte kamusal alanların rolleri hakkında bilgiler sunmak, 3.Yeni model kapsamında eş zamanlı kullanılan araştırma yöntemlerinin, 'eşitsiz mekân' bağlamında çevre-algı-davranış çalışmalarının yapılması için önemli bir kaynak oluşturması, 4.Kullanıcının davranış örüntülerinin, yaya hareketleri doğrultusunda kentsel alanların değişim ve dönüşümüne dair öngörülerin oluşması, 5.Çalışmada yer almış olan kullanıcıların beklentilerinden kentsel ve sosyal donatıların iyileştirilmesi ve mekânsal projelerin geliştirilmesi, çalışma alanının çevresindeki mahallelerde yaşayan farklı toplulukların proje sonucunda elde edilen kazanımlardan yararlanabilmesi, alanı günübirlik kullanan kentlinin de alandaki iyileştirmelerden faydalanabilmesi için literatürde bir kaynak oluşturulması, 6.Mekânsal anlamda getirilebilecek çözüm önerileri ile hem noktasal suç oranlarının azaltılabileceği böylece daha güvenli kentsel alanlar yaratılabileceği bunun neticesinde de daha demokratik mekânların oluşturulabileceği şeklindedir. Sonuç olarak, Emodum'un geçerliliği ispatlanmış olup ve farklı özelliklere sahip alanlar için eşitsizlik mekân tespitinde kullanılması önerilmiştir.

Bölgesel eşitsizlikDoğrulayıcı faktör analiziFiziksel mekan+7
Aslıhan Çetin
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mekânsal kalite değerlendirmesinde entropi yaklaşımı

Bu çalışmada, Isparta ili sınırları içerisinde yer alan Gökçay Mesireliği'nin mekânsal kalite düzeyi, uzman değerlendirmelerine dayalı nicel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın temel amacı, kentsel açık ve yeşil alanlarda mekânsal kaliteyi oluşturan ana kriterlerin göreli önem düzeylerini belirlemek ve alanın genel mekânsal kalite performansını ortaya koymaktır. Bu doğrultuda mekânsal kalite; erişilebilirlik/ulaşılabilirlik, konfor ve imaj, kullanım ve aktiviteler, sosyal etkileşim ve güvenlik olmak üzere beş ana kriter üzerinden ele alınmıştır. Araştırma kapsamında, farklı disiplinlerden uzmanların katılımıyla hazırlanan anket formu aracılığıyla değerlendirme verileri elde edilmiştir. Uzmanlardan alınan puanlar doğrultusunda, ana kriterlere ait ortalama değerler hesaplanmış ve kriterlerin göreli önem düzeyleri Entropi Ağırlıklandırma Yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Entropi yöntemi ile elde edilen ağırlık katsayıları, kriterlerin mekânsal kaliteyi açıklamadaki ayırt edicilik düzeylerini ortaya koyarken; ortalama ve ağırlıklı skorlar alanın mekânsal kalite performans düzeyinin değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Gökçay Mesireliği'nin genel mekânsal kalite skoru 3,064 olarak hesaplanmış olup, bu değer beşli Likert ölçeğinde alanın mekânsal kalite düzeyinin orta düzeyin üzerinde olduğunu göstermektedir. Sonuçlar, sosyal etkileşim ile kullanım ve aktiviteler kriterlerinin mekânsal kaliteyi açıklamada daha belirleyici olduğunu; konfor ve imaj ile erişilebilirlik gibi kriterlerde ise mekânsal iyileştirme potansiyeli bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışma, mekânsal kalite değerlendirmelerinde kriterlerin performans düzeyi ile ayırt edicilik düzeyinin birlikte ele alınmasının önemini vurgulamakta; uzman değerlendirmelerine dayalı Entropi Ağırlıklandırma Yöntemi'nin kentsel açık ve yeşil alanların mekânsal kalite analizlerinde kullanılabilirliğini ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçların, benzer nitelikteki kamusal alanlara yönelik planlama ve tasarım kararlarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Kentsel kaliteKentsel mekan
Büşra Gedik
Süleyman Demirel University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatında yeraltı romanlarına mekân bağlamında bir bakış

İnsanların dünya üzerinde yaşadığı değişim ve dönüşümler, sanatsal faaliyetlere belirli bir birikime ulaştıktan sonra yansımaktadır. Teknolojinin ve ulaşımın önemli düzeyde gelişmesi dünyanın bir ucunda yaşanan bir hareketliliğin benzer bir şekilde başka bir nokta da karşılığını bulabilmesinde etkili olmaktadır. Bu durumun örneklerinden biri, üst kültüre yönelik bir karşı hareket olan yeraltı anlayışında da görülmektedir. Bireylere etki eden dışsal faktörler, düşünce dünyalarında değişime neden olmuş ve bunun sonucunda dünyadaki farklı bölgelerde aykırı bir tavır olarak nitelendirebileceğimiz yeraltı anlayışı ölçüsünde yazılan ve bir tür olarak değerlendirilebilecek birikime ulaşan bir anlayış doğmaya başlamıştır. Bu anlayışın doğmasında dünyada 1950'lerden itibaren etkili olmaya başlayan Rock müziğin tetikleyici bir unsur olarak değerlendirilebileceği görülmektedir. Etkiler sınırlı bir alanda kalmamıştır. Beat kuşağı, bu etkilerin edebiyata yansıması olarak değerlendirebilecek bir anlayışı imlemektedir. Türkiye'de ise dünyada daha önceden etkili olmuş bu hareketlilik, 1980'lerin siyasal, ekonomik, kültürel ortamının etkisi ile kendine yer açmıştır. Bu etkiler müzik yayınlarının artışının yanı sıra fanzinlerle birlikte edebiyatın farklı bir çizgiden, başka bir ifade ile üst kültürün dışında kalan bir dil ile kendine yer bulmasına sebep olmuştur. Türk yeraltı romanının seksenlerden itibaren gelişmeye başladığı görülmektedir. Kültürle kuvvetli bir ilişkisi olan mekânın alt-kültürleri, karşı kültürleri ön plana alarak yazılan yeraltı romanlarında görünümlerini ele almak sosyo-kültürel ve psikolojik çıkarımlar yapmamıza olanak sağlamaktadır. 1990- 2020 arasında yazılmış seçilen romanlarda hem mekân çeşitliliğinin ne ölçüde olduğu ve çeşitliliğin hangi mekânlarda ağırlık kazandığı sorgulanmış hem de edebi esere mekânın hangi bağlamlarda derinlik kazandırdığı ortaya konulmaya çalışılmıştır.

AltkültürKarşı kültürKentsel mekan+7
Büşra İlayda Çevik
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ekofeminist bir bakış açısıyla kent mekânı ve kentli kadınlar: İstanbul'da yaşayan kentli kadınlar örneği

Dünya genelinde, 1950 yılında 751 milyon olan kent nüfusu 2018'de 4.2 bilyona ulaşmıştır. Nüfusun modern kentlerde giderek artması beraberinde bazı problemleri de getirmektedir. Bunların başında ekolojik dengenin bozulması ve kent yaşamının var olan sınıf, cinsiyet, etnisite gibi sosyal kimlik temelli eşitsizleri perçinlemesi veya farklı biçimlerde yeniden üretmesi gelmektedir. Bu eşitsizlikler içinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ekolojik dengenin bozulması kent yaşamı açısından önemli ve ilişkili bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslında birbirinden ayrı gibi görünen bu iki problemin kaynağı temel olarak ataerkil kapitalist sistem olarak açıklanmaktadır (Shiva & Mies, 2018) Bu nedenle kent yaşantısındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve ekolojik krizlerin sebeplerinin bir arada araştırılması disiplinler arası bağlantı kurularak çözüm yollarının güçlendirilmesini sağlamaktadır. Ekofeminist yaklaşım da doğanın ve kadının sömürülmesini ve ezilmesini birbiriyle ilişkili biçimde ele alarak hem feminist hem de ekolojik yaklaşımı kapsayan bir çerçeve sunmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı da söz konusu ekofeminist yaklaşım çerçevesinde kent hayatını ve kent hayatındaki kadınların deneyimlerini yeşil alan kullanımı ve tarım alanlarıyla ilişkileri bağlamında ele alarak, İstanbul'da yaşayan kentli kadınlar örneği üzerinden yapılacak mülakat verileri temelinde anlamaktır. Araştırma sonuçları neticesinde, İstanbul özelinde, yeşil alanların ve tarımsal alanların yetersiz olduğu, kadınların bu gibi alanların arttırılmasını talep etmelerine karşın bir yandan da muhtemel güvenlik açıkları sebebiyle bu alanları kullanmaktan zamansal ve kent içi bölgesel bazda çekindikleri verileri ortaya çıkmıştır. Ayrıca yeşil alanların kullanımının oransal olarak tarımsal alan kullanımına göre daha fazla olduğu belirlenmiştir. Tarımsal alanların kullanımı bu alanları ziyaret ederek deneyimlemenin ötesinde tarımsal alanlardan ürün alımı ve dolayısıyla bu alanlarla kurulan ilişki bağlamında ele alınmış ancak katılımcıların bu alanların varlığına dair bilgisinin de eksik olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırma sonuçları neticesinde kadınların, yeşil ve tarımsal alanların kent içerisindeki varlıkları çeşitli biçimlerde kısıtlanmış, kimi durumlarda engellenmiş halde olduğu görülmüştür. Kadınların karar mekanizmalarında da son derece kısıtlı bir biçimde yer almaları sebebiyle ihtiyaç ve taleplerin dile getirilmesinde sıkıntı yaşanmaktadır. Bu nedenle yalnızca uygulamaların düzenlenmesi değil, karar mekanizmalarının temsiliyet yapısının da bu çerçevede dönüştürülmesi gerekmektedir. Çalışmanın temel amacı bu kısıtlanma ve engellenme hallerini ortaya çıkararak bu sorunlara yönelik çözüm yolları üretmek ve dolayısıyla kentin daha geniş bir kitleye hitap etmesini sağlayarak aynı zamanda kenti yalnızca günümüz için değil gelecek için de sürdürülebilir kılacak öneriler sunmaktır.

EkofeminizmKadınlarKentler+4
İdil Ece Çınarlı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Kentsel mekanda ayrışmanın gündelik hayata ve kişisel sanat pratiğine etkisi

Günümüzde dünya nüfusunun yarısından fazlasının yaşadığı kentler, kurulduklarından beri yönetilir, mekânsal olarak ayrıştırılır ve güçlüler tarafından işgal edilir. Modernizm ile birlikte katmerlenen bu süreç, günümüzde bizzat kentsel mekânın metalaşması, kolayca ve kerelerce el değiştirebilmesi ile kentin yönetimsel boyutunun karmaşıklaşmasına yol açmıştır. Böylece kentte yaşayanlar için önceleri yönetimlerce sosyo-ekonomik kurallar doğrultusunda mahalleler, sokaklar ve alanlar aracılığıyla yaşanan mekânsal ayrışma, Postmodern süreçte doğanın, kentsel belleğin, kamusal alanların tahribatıyla kent insanının artık kendini tecrit etmeyi yeğlemesine doğru evrilmiştir. Çünkü bu ucu bucağı belirsiz tahribat, bireylerin alanlarını hiç ummadıkları şekilde daraltmış, onları yalnızlaştırarak yaşadıkları hayata yabancılaştırmış ve gündelik hayatlarını doğrudan etkilemiştir. Bu sebeple "gündelik hayat ve eleştirisi" 19.yy'dan beri sanatın ve felsefenin önem verdiği konular arasında yer alırken, kentin gündelik hayatına dair sıradan kişisel tespitlerin önemi gün geçtikçe açığa çıkmaktadır. Tüm sanat alanları bu tespitlerin vurgulanmasında önemli bir ifade biçimi olarak rol oynamaktadır. Anahtar Sözcükler Kent, Mekân, Ayrışma, Yabancılaşma, Gündelik Hayat, Sanat

Günlük yaşamKentsel mekanSanat+5
Esma Burcu Havası
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel düşünce merkezinin kuruluşu ve bir uygulama örneği olarak Esenler Belediyesi

Son yıllarda hızlı bir gelişim ve dönüşüm sürecine girmiş olan dünyada, gerek sosyo-kültürel gerekse ekonomik ve politik alanlardaki yapısal reformlarla birlikte değişen kent dinamikleri kentlerin kimliklerini de değiştirmektedir. Günümüzde küreselleşme ile yaşanan teknik gelişmeler yerel kültürleri de dünyaya açmaktadır. Artık devletlerin yerini kentler ve örgütlenmiş olan kurumlar alırken, kentlerin sosyal ve ekonomik yaşamdaki önemi de gitgide artmaktadır. Kentsel dönüşüm, bir kentin bütünü veya belli yerleşim bölgelerine yönelik sistemli ve planlı eylemler olmaktadır. Küreselleşme olgusu genel anlamda yeni bir dünya düzeni oluşturma amacıyla ortaya çıktığı için, her kent bu doğrultuda bir kıpırdanış içine girerek yeniden yapılanmalara girişmişlerdir. 1980?li yıllarla birlikte kent dinamiğinde önemli bir yere sahip olan kentsel dönüşüm projeleri yerel yönetimler için önemli bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Bu tür projelerde farklı düşünce merkezlerinin de rolü büyük olmaktadır. ?düşünce fabrikaları? olarak da tanımlanan düşünce üretim merkezleri, belli kesimleri özel gereksinimlerini projelendirmek yerine, ürettikleri stratejiler ile gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde etki yaratmaktadırlar. Özgür ve yenilikçi düşünceler yaratabilmek için hükümet dışı fonlardan beslenen bağımsız düşünce merkezlerinin hedefi olabildiğince çok düşünce üreterek yenilikçi ve yaratıcı politikalar belirlerler. Anahtar kelimeler: kentsel dönüşüm, düşünce merkezi, kentsel kimlik, kent imajı

BelediyelerBilim ve sanat merkezleriDeğişim+7
Emrullah Aydın
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessEN

Calls to prayer and sounds of birds: The production of space and place-making practices in Erenköy-Konya

"There shall be heard only calls to prayer and sounds of birds." This is how Tahir Büyükkörükçü, one of its founders, describes Erenköy. This phrase tells the story of the Erenköy neighbourhood of Konya in a very meaningful way. Erenköy was built in 1969 when a group of people came together with the idea of living Islam better under the leadership of Tahir Büyükkörükçü. Single-storey houses designed by their users, lush and wide gardens, garden walls exceeding two meters, numerous entrances, cedar pines along the street and several things belonging to the neighbourhood bear traces of fifty years ago. This thesis sets out by examining the social solidarity and process that brought the residents of Erenköy together and questions their basic motivation to build a living space. It examines architectural structures, interior designs, gardens and objects as the embodied forms of this motivation. In addition, it focuses on those who built them, the feelings, dreams, disappointments, conflicts, discourses, and practices. It draws attention to the founding role of feelings e.g. love, responsibility, voluntariness, negotiation, and comfort. By opposing the argument that space consists only of physical structures, it deciphers the indirect but powerful relationship of space with faith. Therefore, in addition to space theories, it appeals to affect theory, new ontology, Islamic sciences, and Sufism. While examining the whole process, it does not remove Erenköy context from current discussions, also analyzes strategies and tactics, current life practices, the role of capital, spatial transformation, and the latest trends. In sum, this thesis tells the process of a grape field in 1969 becoming one of the most elegant districts of Konya today. Although it was established years ago, it argues that the production and the construction of space in Erenköy continues.

Urban spaceHousing architectureSocial anthropology+4
Melike Sıla Acar
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Urban spaces and contentious action in the Syrian cities

Despite the great momentum of the Syrian revolutions, big cities in Syria like Damascus and Aleppo- unlike the situation in Tunisia or Egypt- appeared to be pushed aside from the revolutionary scene. Despite the fact that the uprising in Syria was inspired by the events in the broader Arab world, the revolutionary action differed in its tactics of mobilization and in its spatial nature right from the beginning. The big blanket thrown by the term "Arab spring" at the beginning, led to overlooking or downplaying many factors. However, it is because of this framing many themes and features were contrasted and compared for analysis or theory building, such as state structures, or armies' structures even sometimes overlooking the urban divergence. In the literature on Syria, the ongoing upheaval and the militarized complexities has seized the most attention. Less attention has been given to the onset of the revolution, particularly to the social fabric in relation to the urban fabric and the logics of action of the different urban settings that varied internally and also in comparison to the broader Arab spring scene. By mapping space, forces and contention in the four main cities in Syria (Damascus, Aleppo, Homs and Hama), this study examines the social networks of the different settings and their place mainly in relation to other settings in order to interpret the logics of action at the onset of the revolution of the different urban settings in the Syrian cities. Keywords: Urban settings, Contentious action, Mobilization; Space, Networks.

CitiesUrban areasUrban space+5
Lına Shamy
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Zamansallık ve mekansallık bağlamında heterotopyaların sentaktik ve semantik irdelenmesi

Tez çalışması, günümüz kentlerindeki mekansal heterotopyaların zamansallık ve mekansallık bağlamında nasıl anlamlarla yüklü olduklarını, nasıl biçimlendiklerini morfolojik, sentaktik ve semantik düzeyde irdelemeyi hedeflemektedir. Tezde Foucault'nun karşı mekan anlamına gelen ve birçok anlamsal kargaşayı içinde barındıran heterotopya kavramı altı özelliğine göre irdelenmektedir. Çok kültürlü ve tarihi mahalleler bağlamında heterotopik mekanların oluşumunu ve değişimini inceleyip, nicel ve nitel açıdan değerlendirilmelerini sağlayacak bir model oluşturulmaktadır. Alan çalışması mahalle ölçeğinde, heterotopik bir mekan olarak İstanbul'un Samatya semtini, modelde öne sürülen heterotopik özellikler üzerinden yorumlamayı, morfolojik, sentaktik ve semantik açıdan artzamanlı yaklaşım ile irdelemeyi hedeflemektedir. Çalışmanın amacı, zamansallık ve mekansallık çerçevesindeki bu kuramsal ve deneysel irdelemeler sonucunda, heterotopya kavramının güncel bir tanımını yapmaktır. Heterotopya kelimesi "diğer yer", "öteki yer" ya da "farklı yer" olarak Türkçe'ye çevrilmektedir. Heterotopyalar, normal düzen sistematiğini reddeden ve kendi düzen sistematiğini yeniden oluşturan bir oluşum olarak tanımlanabilmektedir. Mekansal olarak heterotopyalar, Foucault'nun "Başka Mekanlara Dair" adlı yazısında anlatılmıştır (Foucault, 1984, 1986, 2011). Tez çalışmasının kavramsal altyapısını oluşturmak için Foucault'nun heterotopyalar ile ilgili açıklamaları, diğer kuramlar ve kavramsal çalışmalara dayandırılarak hermenötik irdeleme ile ortaya konmuştur. Bu bölüm, kentsel mekana yansıyan özelliklerinin değerlendirilmesini ve bu özelliklere göre kavramın tekrar tanımlanmasını amaçlamaktadır. Çok kültürlü ve tarihi mahalleler kapsamında, heterotopik özellikler barındıran kentsel mekanları sentaktik ve semantik olarak irdelemek için, metodoloji bölümünde bir model ortaya konmaktadır. İlk aşamada, İstanbul Tarihi Yarımada'da heterotopik özellikler gösteren beş mahalle kentsel ölçekte sentaktik olarak irdelenmiştir. Bütünleşme ve topolojik seçim analizleri üzerinden beş farklı heterotopik mahallenin İstanbul tarihi boyunca değişimi gözlemlenip yorumlanmaktadır. Mahalle ölçeğinde ise, öncelikle morfolojik-sentaktik irdeleme yapılmaktadır. Bu, alan çalışmasının yapılacağı heterotopik bölgenin makro ölçekte kentle ilişkisinin dönüşümünü sorgulamaktadır. Heterotopik mekanları sentaktik irdelemek için üçlü bir irdeleme modeli izlenmektedir. İlk aşamada, heterotopyaların zamana bağlı oluşunu simgeleyen heterokronilerin, Türkçe'de artzamanlı nirengi noktalarının, irdelenmesi hedeflenmektedir. Artzamanlı nirengi noktaları, yani mahallede uzun zamandır varolan önemli yapılar mahallenin fiziksel ve sosyolojik değişimi nedeniyle fiziksel, sentaktik ve anlamsal değişimlere uğramaktadırlar. Kolektif hafızanın mahalini (locus) taşıyan bu yapıların sentaktik değerlendirmesi mekanın artzamanlı değişiminin gözlemlenmesi açısından önem taşımaktadır. İkinci aşamada, heterotopyaların kendi içlerinde tutarlı olmayan pekçok mekanı yan yana getirebilme özelliğini ele alarak, mahalle düzeyinde çok kültürlülüğün mekanlara yansıması ve çeşitli kültürleri temsil eden grupların mekan kullanımı, mahalle ve sokak ölçeğinde kültürel çeşitlilik ve etkileşimi irdelenmektedir. Üçüncü aşamada ise, illüzyon heterotopyaları irdelenecektir. Bu tip heterotopyalar, mahallenin gerçekliğinin dışında, bir anlam veya işlev kaydırılması ile bilinçli olarak ve genellikle başka bir yerden ödünç alınan bir gerçekliğin belli bir yere uyarlanması ile oluşmaktadır. Uzun vadede mahalleyi kendi gerçeğinden uzaklaştırmaktadır. Üçlü metodolojik kurgu semantik irdeleme ile desteklenmektedir. Semantik irdeleme, mahallede ortaya çıkan güncel durumları ve farklı kültürel grupların güncel yaşantısallığını; sosyolojik, sosyo-ekonomik ve sosyo-demografik açılardan tartışmaktadır. Samatya alan çalışmasından çıkan sonuçlara göre artzamanlı nirengi noktaları, kentsel mekanda algının zaman dilimlerine bağlı olarak değişmesi sonucu anlamlarını sürdüren veya kaybeden kültürel referans noktaları olarak tanımlanabilir. Mekan dizimi analizlerinde bütünleşme ve eşgörüş alanı değerleri azalan artzamanlı nirengi noktalarında semantik düzeyde de anlam kaybı oluşmaktadır. Anlam kaybı genel olarak bir artzamanlı nirengi noktasının operasyonel niteliğini kaybetmesi sonucunda oluşmaktadır. Aktif olarak kullanılmadığından ancak bir iz niteliğini taşımaktadır. Mekan dizimi analizlerinde bütünleşme ve eşgörüş alanı değerleri artan artzamanlı nirengi noktalarında ya anlam korunmakta ya da bu noktalara sahte anlamsal değerler yüklenmektedir. Bu gibi sahte anlamların yüklenmesi genellikle, soylulaştırma veya kentsel dönüşüm gibi süreçlerin sonucunda olmaktadır. Almaşık mekanlar, toplumun mekan kullanımının zaman dilimlerine bağlı olarak değişmesine ve dönüşmesine dayanır. Uzun yıllardan bu yana, kültürel ve sosyo-demografik süreklilik gösteren kentsel mekanların sentaktik okunabilirliğinin arttığı tesbit edilmiştir. Çok kültürlü almaşık mekanlarda, uyumsuz olarak belirlenen farklı kültürel gruplar mekansal olarak da gruplaşmayı seçmektedir. Bu gruplaşmaların bir sonucu olarak "mahalle içinde mahalle"ler oluşmaktadır. Bir kültürel grubun bir bölgeden çekilmesi ve pekçok farklı nitelikteki grup ve topluluklarla yeniden bölgenin mesken tutulması durumunda, yeni gruplar global bütünleşme değeri çok yüksek veya yüksek olan akslar üzerine yerleşmeyi, bu şekilde anonim kalmayı tercih etmektedirler. Bu şekilde kentlerde "onlar alanı" (Heidegger, 1996) oluşmaktadır. Bu alanlarda ana akımın belirlediği kurallar çerçevesinde, kültürel gruplara özgü değerler görmezden gelinerek veya kamusalda eritilerek yaşanmaktadır. İllüzyon mekanları ise, mekanın toplumsal meselelere göre değişmesi veya toplumun mekanların değişimine göre dönüşmesi ya da uyum sağlaması sonucu ortaya çıkmaktadır. Mekanın toplumsal meselelere göre değişmesi daha çok illüzyon heterotopyalarını, toplumun mekana göre değişmesi veya uyum sağlaması, soylulaştırma ya da kentsel dönüşüm gibi durumları simgeler. Mahallenin yapısına aykırı yaşam tarzları illüzyonlar yoluyla mahalle yaşamının bir parçası haline getirilebilmektedir. Yaşam tarzının ve kullanımın değişimi, morfolojik ve sentaktik değişimi ile bağlantılıdır. Daha önce başka mahalleye uygulanan değişim örnek alınarak illüzyonlar oluşturulmaktadır. Kentsel mekanlar, kendi gerçeklerinden koparılmaktadır. Bu değişim ve tektipleşmede, ayrıca bu mekanlara olan ilginin artırılmasında medya ve popüler kültür rol oynamaktadır.

Kentsel mekanSosyo-mekansal etkileşimTarihi mekan
İlgi Hacıhasanoğlu
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Birey ve kimlik süreçleri bağlamında geçiş mekanlarının değerlendirilmesi, Galata Köprüsü örneği

Günümüzde kentsel kamusal mekanın tasarım süreçlerinde birey anonim bir varlık olarak kabul edilmekte bir başka deyişle bireyler ve sahip oldukları benzersiz kişilikleri göz ardı edilmektedir. Oysa her bir bireyin diğerlerinden farklı ve benzersiz bir kimliği vardır. Kamusal mekanın kamusallık derecesini ve mekansal kalitesini artırabilecek potansiyel; şüphesiz bir takım ortaklıklara ve bununla birlikte bireylerin fiziksel, algısal ve sosyo-kültürel farklılıklarına uygun katmanların varlığına da bağlıdır. Bu şekilde katmanlı kent gündelik hayat pratikleri içerisinde her bir bireye eşit ve şimdikinden daha katılımcı bir rol verebilir. Bu nedenle bu araştırmanın amacı; kamusal mekanın sahibini anonim bir birey olarak değil birbirinden farklı fiziksel, algısal ve sosyo-kültürel özelliklere sahip bireyler olarak değerlendirmek ve bu bireylerin gözünden kamusal mekanın mevcut-olası katmanlarını tartışmaya açmaktır. Bu çalışma ile; bireyin gündelik mekanizmalar üretme, mevcut mekanizmalarla uyuşma taktikleri ve bu taktiklere imkan veren mekansal durumlar araştırılmış ve kentin kritik noktalarında yapılan analizler ile araştırma desteklenmiştir. Bireyin yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak üzere kullandığı, gündelik aktivitelerin mekanlarını bağlayan gündelik rotalar; yüksek oranda karşılaşma potansiyeline sahiptir. Bu geçiş mekanlarından bir kısmı sahip olduğu potansiyeli çok iyi bir biçimde kullanırken; bir kısmı da geçilip gidilen yerler olarak kalır. Bu bağlamda gündelik birikmelerin ciddi ölçüde yaşandığı, yüksek oranda sosyal çeşitlilik içeren, kritik bir rota olarak Galata Köprüsü çalışma alanı olarak seçilmiştir ve bu geçiş rotası üzerinde birey-mekan etkileşiminin derinlemesine incelenmesi hedeflenmiştir. Bu rotayı diğerlerinden farklı ve özel kılan bütün meseleler, toplumsal durumların kesişim bölgesinde, kuşbakışı değil bizzat kullanıcısının gözünden analiz edilerek sıradan ve gündelik olan üzerinden mekanın izleri sürülmüştür. Bu çalışma ile kentsel tasarımda çoğunlukla göz ardı edilen bireysel farklılıkların kamusal mekanlar için önemli bir potansiyel olduğu gerçeği üzerinde durulmuş ve sıradan olanın çeşitliliğini içinde barındıran gündelik aktivitelerin sahip oldukları potansiyelleri değerlendirmek üzere bir bakış açısı kazandırılması hedeflenmiştir. Zorunlu (yaşamsal gereklilikleri içeren) aktivitelerin tekrarını kesen temas bölgeleri ve toplumun bizzat kendisinin sahip olduğu çeşitliliğin önemi ve kentsel tasarıma nasıl dahil edilebileceği tartışılmıştır. Bu çalışma kapsamında; tespit edilerek kentsel peyzaja katılmasıyla kamusal mekanı daha nitelikli bir hale getirebilecek olan kentsel taktikler konusu ve önemli bir potansiyel barındıran geçiş mekanları üzerinde durulmuştur. Kamusal mekanların bireyin kimlik süreçleri bağlamında nitelikli yerlere dönüşümünde 'bireyin katılımı ve sosyal çeşitlilik, kişiselleştirme ve mekansal aidiyet, keyfi aktivite değeri ve çeşitliliği ile mekansal uzlaşma' değişkenlerinin etkili olduğu düşüncesi ve bu düşüncenin arka planı; kentsel kamusal alanlardan örneklerle detaylı olarak anlatılmıştır. Bu süreçte bireyin aktif olarak mekanın dönüşümünde aldığı rol, kentsel taktikler bağlamında değerlendirilerek örneklenmiştir. Bu tip kentsel taktiklerin varlığı o mekanın esnekliğinin ve katmanlılığının bir sonucudur. Bu nedenle yüksek potansiyellere sahip kentin gündelik rotalarının; kullanıcısının özgün yaratıcı eylemlerine açık olması, yaşantıyı zenginleştirebilecek önemli bir gerekliliktir. Bu çalışma; nitelikli bir kentsel temas noktasını araştırmanın ötesinde, bu araştırma aracılığı ile kentsel kamusal alanlar adına genel bir değerlendirme yapmakta ve farklı çalışma alanlarında yapılabilecek araştırmalar için bir yaklaşım önerisi getirmektedir.

Dış mekanKamusal mekanlarKentsel mekan+2
Kamile Öztürk
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Mülkiyet ve müşterekler arasında bir "tolerans aralığı" olarak mekan

Tez çalışmasının amacı "mekan" kavramının "sahiplenme" ve "ortaklaşma" ile ilişkisini sorgulamaktır. Bu sorgulama ile sahiplenme ve ortaklaşmanın mekansal karşılıklarını tartışmak hedeflenmiştir. Tezin temel sorusu "insan [nasıl] mekansallaşır?" sorusudur. Bu soru üzerinden "özne-mekan" ilişkileri açılmış; sahiplenmenin mekansal açılımı olarak "mülkiyet"; ortaklaşmanın mekansal açılımı olarak "müşterekler" tartışmaya katılmıştır. Mülkiyet, sahiplenme üzerinden sahip ve sahip-olmayanı ayıran ve bu ayrım ile mekansal ilişkileri düzenleyen, ötekileştirici ve dışlayıcı bir mekanizmadır. Müşterekler ise, eşitlik, işbirliği, üretim ve paylaşıma dayanan bir ortaklaşma pratiği; her türlü katılıma açık bir ilişki biçimidir. Tez çalışması, "insanın [mülkiyet ve müşterekler arasındaki] mekansallaşmasına" odaklanmıştır. İnsan toplumsal bir varlık olduğu için, insanların birlikte-varoluşunun açıldığı ve kapandığı mekansal durumlar tartışmaya açılmıştır. Bu durumlar, insanın doğasında varolan "mekansal eğilimler" [yerleşiklik" ve "göçebelik]; mülkiyet ve müştereklere dair düşünce, teori, bilgi, pratik üreten ve üretimlerini kurumsallaştıran "kuramsal yapı" [felsefe, mimarlık, dil ve politika]; mülkiyet ilişkilerini ve müşterekler pratiğini sorgulatan [sanal ve fiziksel] "eylemsellik" durumlarıdır. Tez çalışmasının, "insanın [mülkiyet ve müşterekler arasındaki] mekansallaşmasını" sorgulaması ile bu sorgulamanın hangi yöntem ile yapılacağının araştırılması eş zamanlı gelişmiştir. Mülkiyet ve müşterekler arasındaki birlikte-varoluşun açıldığı ve kapandığı durumları karşıt mekansal ilişkiler olarak tartışmanın ötesine geçebilmek ve hem potansiyellerini hem de sorunlarını birlikte inceleyebilmek araştırmanın temel "yöntem sorunu" olarak belirlenmiştir. Bu sorunu aşmak için, iki kutuplu bakış yerine bir "aralık" üzerinden tartışma yaklaşımı geliştirilmiştir. Bu aralığa, farklı görüş, inanış ve yaşam pratiklerinin birlikte varolabilmeleri, iletişim kurabilmeleri ve ilişkilerini sürdürebilmeleri prensibi olan "tolerans" kavramından hareketle "tolerans aralığı" adı verilmiştir. Tezin, tolerans aralığı kavramı ile çözmeye çalıştığı "yöntem sorunu", mekansal ilişkilerin tartışılma yöntemi kadar tartışma araçlarını da sorunsallaştırmıştır. Bu amaçla mülkiyet ve müşterekler arasındaki mekansal durumların [mekansal eğilimler, kuramsal yapı ve eylemsellik], bir "aralık" üzerinden tartışılması amacıyla, ilişki ağı haritalanmıştır. Ortaya çıkan ağ haritasına "tolerans aralığı grafiği" adı verilmiştir. Tolerans aralığı grafiğinde, mülkiyet ve müşterekler arasındaki mekansal durumlar [mekansal eğilimler, kuramsal yapı ve eylemsellik] bağlantı noktaları olarak; bağlantı noktaları arasında oluşan ilişki ağları ise "tolerans aralığı" olarak değerlendirilmiştir. Bu yaklaşım, bağlantıların varlığının farklılıklar ile temasın kurulduğu ve ilişkiselliğin sağlandığı bir tolerans ortamı olarak görülmesine dayanmaktadır. Dolayısıyla, ilişki ağının genişlemesi tolerans aralığının genişlemesi; ilişki ağının daralması ise tolerans aralığının daralması şeklinde okunmuştur. Grafiğe göre tolerans aralığı müşterekler tarafına doğru genişlemektedir. Mülkiyet ve müşterekler arasındaki mekansal durumların [mekansal eğilimler, kuramsal yapı ve eylemsellik] bir tolerans aralığı içinde incelendiği tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, tezin sahiplenme, ortaklaşma ve mekansallaşmaya dair temel soruları; tezin yöntem sorunu ve önerdiği "aralık" kavramı açıklanmıştır. İkinci bölümde, "insan [nasıl] mekansallaşır?" sorusu sorulmuştur. Bu soru üzerinden "özne-şey" ve "özne-mekan" ilişkilerine bakılmış; "sahiplenme ve ortaklaşma" ile "mülkiyet ve müşterekler" kavramsal olarak incelenmiş ve mekansal açılımları tartışılmıştır. Üçüncü bölümde, önce "tolerans" kavramı irdelenmiştir. Daha sonra "insanın [mülkiyet ve müşterekler arasındaki] mekansallaşması" tolerans aralığı içinde değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeye dayanarak mülkiyet ve müşterekler arasındaki mekansal durumlar [mekansal eğilimler, kuramsal yapı ve eylemsellik] açılmış ve tolerans aralığının oluşum ve gelişim süreci olarak görülen "tolerans aralığının oluşumu, genişlemesi, katlanması ve ekseni" başlıkları altında tartışılmıştır. Bu bölümdeki mülkiyet ve müşterekler tartışmaları, tolerans aralığı grafiği üzerinden yapılmıştır. Son bölümde ise, mülkiyet ve müştereklerin "tolerans aralığı" içindeki tartışmalarına dair sonuçlar değerlendirilmiştir. Tez çalışması, karşıt durumlar olarak kuramsallaştırılan mülkiyet ve müştereklerin bir aralık içinde incelendiğinde, doğrudan ya da dolaylı olarak ilişki halinde olduğunu göstermiştir. Fakat bu ilişkiler tolerans aralığını dengelecek ölçüde olmayıp, tolerans aralığı bir mekansal ortaklaşma pratiği olarak müşterekler tarafına doğru genişlemektedir.

Kamusal mekanlarKentsel mekanMimari mekan+3
Deniz Çetin
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gerilim ve refleks alanı olarak kamusal mekan tasarımı

Günümüz kentlerinin gündelik yaşamı ve kamusal karakteri, birçok farklı ve çeşitli toplumsal, kültürel ve ekonomik girdilerle ve bu girdiler arasındaki karmaşık ilişkilerle belirlenmektedir. Bunların yanında, söz konusu kentin gündelik hayatının geçtiği kamusal mekânların nasıl tasarlandığı, bu alanların kentsel yaşamı nasıl çevrelediği de önemli bir faktör olarak belirginleşmekte ve bu bağlamda, kamusal alanların nasıl bir tasarım yaklaşımıyla ele alındığının, kentlerin sosyal yaşantıları ile nasıl ilişkiler kurulduğunun incelenmesi de yüksek potansiyelli bir araştırma alanı olarak öne çıkmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, kenti şekillendiren temel girdiler bağlamında günümüz kamusal mekân tasarım eğilimlerinin incelenmesi üzerinde durulmaktadır. Söz konusu tasarım eğilimleri özellikle kamusal ortamda görülen tartışmalı konular üzerinden ve otorite-birey ilişkilerindeki olası çatışmalar çerçevesinden ele alınmakta ve bu doğrultuda, kamusal alanda tanımlanabilecek problemlerin güncel kamusal mekân tasarım pratiklerine nasıl yansıdığı sorusu derinlemesine irdelenmektedir. Çalışmanın amacı, güncel kamusal mekân tasarım yaklaşımlarının incelenebilmesi için kuramsal bir altlığın oluşturulması, daha sonra da bu altlık yardımıyla bir okumanın kamusal alan kavramı içerisinde örneklendirilmesi olarak özetlenebilir. Tez içerisinde güncel kamusal mekân tasarım eğilimleri, çalışma boyunca üretilen ve kendi özgün anlamları ve ilişkilerine sahip kavramlar yardımıyla irdelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde kentsel mekânda birey ve otoritenin kenti şekillendirme arzularını ve bu arzuların olası çatışmalarını temsil eden 'etki' ve 'tepki' kavramlarından yola çıkılarak 'gerilim' ve 'refleks' kavramları ortaya konulmuştur. Böylece 'gerilim ve refleks' alanı olarak kamusal mekân tasarımı tanıtılmakta ve söz konusu kuramsal altlık elde edilmektedir. Öncelikle kentsel mekânı şekillendirme olanaklarına sahip otorite unsurlarının kenti düzenleme ve denetleme çabaları 'etki' kavramı içinde ele alınmaktadır. Bu çabaların karşısında yer alan, yaratıcılık dâhilinde kentsel yaşamda değişimi arzulayan girişimler ise 'tepki' kavramı dâhilinde irdelenmektedir. Kenti şekillendirme arzularının olası zıtlıkları ve çatışmaları 'gerilim' kavramıyla, bu 'gerilim'lere yöneltilen tasarım yaklaşımları ise 'refleks' kavramıyla incelenmektedir. Bu kavramlar yardımıyla yapılan okumalara göre, kamusal mekânı şekillendirmek için gösterilen her türlü tasarım çabası, kamusal alanda gözlemlenebilen 'gerilim'lere o ya da bu şekilde yanıt vermektedir. Bu yanıtlar kentsel mekânda 'etki' dâhilinde kamusallığı düzenleme ve baskılama eğilimini ya da bu eğilimlerin karşısında konumlanan 'tepki' yaklaşımlarını ifade edebilmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, oluşturulan kuramsal çerçeve doğrultusunda iki adet güncel 'gerilim' alanı seçilerek bu alanla ilgili tasarım yaklaşımları üzerinde durulmuş ve örnek uygulamalar yardımıyla detaylı analizler yapılmıştır. Bu alanlar ise 'ortaklık ve anıtsallık' ekseninde ve 'yürüme deneyimi' ekseninde kamusal mekân tasarımı olarak belirlenmiştir. Kamusal mekânda toplanma eylemi ve meydan tipolojileriyle doğrudan bağlantılı 'ortaklık ve anıtsallık' alt başlığında, meydan tipolojilerinde süregelen anıtsallık üzerinden mekânı kurma eğilimleri, değişen 'ortaklık' tanımları üzerinden sorunlaştırılmıştır. 'Yürüme deneyimi' ile ilgili olarak ise, kentin sokaklarında özel alan ve kamusal alan sınırları üzerine 'kapanma' kavramının açılımları üzerinden gidilmektedir. İki alan için de örnek uygulamalar aracılığıyla karşılaştırmalar ve analizler üretilmekte ve görselleştirilerek ifade edilmiştir.

Kamusal mekanlarKent mimarisiKentsel mekan+4
Çağlar Yılmaz
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Highly-skilled migrants' adaptation process through participatory urban interior design

In this thesis the migration process of highly-skilled migrants is examined from a psychological viewpoint, especially with regards to factors supporting or hindering the adaptation process. The terms migrant and urban interior are linked to each other as a notion, by their temporality and mobility. A participatory urban interior design project is proposed as a measure to ease the adaptation process of highly-skilled migrants. With creating a participatory urban interior design platform, it is argued that becoming citizen is a condition that appears through spatial and expressive negotiations between the local society and the mobile people.

Sense of belongingEmigrantsUrban space+4
Selen Kurt
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gündelik yaşamın yeniden tanımlanması: Hakkari kadın merkezleri örneği

Bu çalışmanın amacı, kadınların gündelik yaşam pratiklerinde kentsel mekanlara ve kurumlara erişimde deneyimledikleri cinsiyete dayalı ilişkilerin nasıl şekillendiğini araştırmaktadır. Bu bağlamda çalışma ekonomik, sosyal, fiziksel, kamusal mekanların, kadınların ne sıklıkla, hangi şekillerde kullandığını, kadınların bu mekanlara yönelik algılarını oluşturan etmenleri keşfetmek ve mekanlarda nasıl örgütlendiğini amaçlamaktadır. Kadınların kentsel, kamusal mekan deneyimleri, ayrışma olgusunun toplumsal cinsiyet boyutuyla incelenmiştir. Toplumsal cinsiyet ilişkileri kamusal mekan ve kamusal alanla yakından ilgilidir. Gündelik yaşamın makanı olan mahalle, caddeler ve sokakların kadınlar tarafından kullanımda, cinsiyet etkisi farklılaşma yaratabilmektedir. Dolasıyla gündelik yaşam, cinsiyet eşitsizliği bakışı ile şekillenirken kadınların kent hakkını kullanımını da sınırlandırmaktadır. Gündelik yaşamın her kesiminde kendini gösteren ataerkil yapıya karşı, kadınların kent hakkı tanımlanmalı ve tüm uygulamalarda dikkate alınmalıdır. Bunu yapabilmek için öncelikle kent hakkının sadece kamusal alanlarda değil, özel alanlarda da geçerli olduğu, özel ve kamusal alanlarda bu hakka erişmenin bir hukuk probleminin ötesinde toplumsal bir mesele olduğu kabul edilmelidir. Kentlerde kadınların dışlanmasına sebebiyet veren eril mekanların kadınların kolektif güçlerini desteleyecek olumlu mekanlara dönüştürülmelidir. Bu bağlamda çalışmada Hakkari'de yaşayan kadınların kent ve mekan algıları, kenti hangi açılardan nasıl kullandıkları tartışılacaktır. Bu araştırılırken kadın örgütlerinin Hakkari'de kadının yaşamını sosyal bir dönüşümle katılımcı bir noktaya getirdiği üzerinde durulacaktır. Bu kapsamda kavramsal çerçevede kent, mekan, kadına çizilmiş müphem sınırlar, kadına adanmış mekanlar incelenirken, gündelik yaşam pratiklerinin kadına örgütlerinin faatliyeterli ile birlikte değişimine odaklanılacaktır. Çalışmada özelikle kadınların mekanları kullanımındaki değişimin kadın örgütleri üzerinden analizinde, örgütlülük ve dayanışma kavramlarının temel alındığı söylenebilir. Böylece kadın örgütleriyle bağlantı halinde olan ve bu örgütlerin kentteki faaliyetlerine katılan kadınlar ile alan çalışması yürütülmüştür. Hakkari'deki kadın STK'ların ile derinlemesine mülakatlar yapılırken, bu STK'ların çalışmlarına dahil olan kadınlar ile rastgele örneklem yöntemi kullanıralarak anket uygulaması yapılmıştır. Çalışma ile gündelik yaşamın Hakkari örneğinde kadınlar için ne ifade ettiği, kadın örgütlerinin varlığının mekan kullanımlarına etksi ile birlikte incelenmiştir.

Günlük yaşamHakkariKadınlar+5
Seray Eskici
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-politik açıdan bir mahalle:Van Hacıbekir Mahallesi örneği

Kent sosyolojisi bağlamında mahalle, yalnızca fiziksel bir yaşam alanı olmaktan ziyade toplumsal ilişkilerin şekillendiği, aidiyet duygusunun inşa edildiği bir sosyal mekân olarak değerlendirilmektedir. Mahalle, bireylerin gündelik hayatlarını sürdürdüğü, ortak değerler etrafında kolektif bir yaşam inşa ettiği ve belirli sosyo-kültürel normların yeniden üretildiği bir yapı olarak öne çıkmaktadır. Ancak kentleşme süreçleri mahallelerin bu özgün yapısını dönüştürmüş, özellikle dezavantajlı grupların yoğunlaştığı bölgelerde sosyal eşitsizliklerin derinleşmesine neden olmuştur. Değişim ve dönüşümün mahalle örgütlenmelerinin sosyolojik çalışmalara konu olması bu açıdan önem arz etmektedir. Özellikle dezavantajlı mahallelerin, kentsel mekânda nasıl konumlandığı ve damgalanma süreçlerinin sosyal yapıya nasıl yansıdığı, kentleşme sürecinin mahalleler üzerindeki etkisine dair önemli bir tartışma alanı sunmaktadır. Hacıbekir Mahallesi örneği üzerinden yapılan bu inceleme, kentleşme ve mahalle ilişkisini derinlemesine anlamaya katkı sağlamaktadır. Bu çalışma Van kent merkezinde bulunan Hacıbekir mahallesini sosyo-politik bir çerçevede ele almaktadır. Hacıbekir Mahalle'sinin kent içerisinde ki konumunun kimliğe olan etkisi ve mahallenin sosyo-kültürel durumunu irdelemek bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Hacıbekir Mahallesi, kent merkezine olan yakınlığına rağmen, sosyo-ekonomik ve kültürel bağlamı nedeniyle kentsel mekânda damgalanmış bir alan olarak öne çıkmaktadır. Hacıbekir Mahallesi, kentin diğer bölgelerinden farklı olarak etnik, kültürel ve sosyo-ekonomik açıdan görece heterojen bir görünüm sergilemekte; bu durum hem toplumsal ilişkileri hem de mahallede yaşayan bireylerin kentle kurduğu bağı etkilemektedir. Nitel araştırma yönteminin tercih edildiği bu çalışmada veri toplama aracı olarak derinlemesine mülakat kullanılmıştır.

Kent sosyolojisiKentsel mekanMahalleler+1
Kübra Durmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Experiencing the places where interior and exterior qualities are ambiguous on Ataturk Boulevard

This thesis examines ambiguous spaces that emerge due to the co existence of particular qualities of interior-exterior and public-private space on Atatürk Boulevard. With the Turkish Republic's proclamation, Capital Ankara and Kızılay District, which entered the rapid transformation process, offered a spatiality to the increasing population. The transformation found a response in the building stock and the urban space. It also triggered the emergence of complex and modern spatial situations. Kızılay District, which became the city's Central Business District in the 1950s, hosted numerous passages, carsıs, business centers, and administrative buildings. Besides, public interior and urban spaces, cinemas, restaurants, city parks, and housing projects served the urbanites in the district. The continuous reconstruction and transformation process in the Yenişehir blurred the border between interior-exterior and public-private spaces. By reviewing the modern architecture literature focusing on interior-exterior relationships with a nonlinear historical approach, a lens is created to evaluate these ambiguous spaces. The subject of the thesis emerged as a result of exploratory walks focusing on the embodied experiences on Atatürk Boulevard. Hence, phenomenology is adopted, and Peter Zumthor's Atmosphere theory is instrumentalized for an architectural approach. The created lens is equipped with the Atmosphere theory and used in the exploratory walks to the ambiguous places on Atatürk Boulevard. The thesis aims to examine the ambiguous interior and exterior spaces and construct a taxonomy of interiority and exteriority regarding the effective parameters in the construction or emergence of these spaces.

Ankara-Atatürk AvenueOutdoorExternality+5
Cihat Çaglar
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mekan dizimi ve zihinsel haritalama yöntemleri ile Ordu kent merkezinin mekan okunabilirliğinin değerlendirilmesi

Yoğun insan nüfusun ortak yaşam alanları olan kentler; insan eliyle gerçekleşen faaliyetlerin etkisiyle büyük bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir. Bu değişimler; kent mekanlarının fiziksel yapısını ve sosyal yaşantıyı önemli ölçüde etkilemektedir. Mekanın fiziksel yapısından kaynaklanan özellikler ile mekan kullanıcısının algısıyla ilişkili olarak mekan okunabilirliği; kentsel tasarım ve planlama süreçleri için öne çıkan bir kavramdır. Bu çalışma ile; nüfus yoğunluğu ve yapılaşma oranı hızla artan Ordu kent merkezinde yaşayan kişilerin fiziksel çevrelerine ilişkin algılarını ve bu algıların mekansal temsilleri nasıl şekillendirdiğini belirlemek, kent merkezinin fiziksel özellikleri ile kişilerin zihinsel temsilleri arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda kent merkezinin okunabilirliğinin değerlendirilmesinde; mekan dizimi yöntemi (space syntax) ve zihin haritalama yöntemlerinden faydanılmıştır. Mekan dizimi; mekanın sahip olduğu biçimsel özellikler ve sosyal yapı arasındaki etkileşimi tanımlamak üzere geliştirilen analitik bir yöntemdir. Yöntemin uygulanmasında; depthmapX 0.8.0 yazılımı kullanılarak bağlantılılık, küresel, yerel entegrasyon ve anlaşılırlık değerleri hesaplanmıştır. Zihin haritalama yöntemi ise; kişilerin mekanı tanımlama biçimlerini, mekansal duygu, deneyim ve bilgilerini ölçmek adına kullanışlı bir araçtır. Verilerin elde edilmesinde katılımcıların çizdiği zihinsel haritalar, Lynch'in kentsel imajı oluşturan unsurlarına (sınırlar, yollar, bölgeler, odak noktaları, işaret ögeleri) göre tek tek incelenmiştir. Dizimsel analiz sonuçlarına göre yüksek değerler alan diğer cadde ve sokaklar; kent içindeki insan faaliyetlerinin yoğun olduğu, çoğunlukla kafe ve restoranlar, oteller, yüksek yoğunluklu ticari işletmelerin bulunduğu Düz ve Şarkiye mahallelerinde yer almaktadır. Aynı zamanda bu mahalleler, zihin haritalarında en sık çizilen kent unsurlarının yer aldığı bölge olmuştur. Kent merkezinin kişiler tarafından okunabilirliğinin daha kolay olduğu bu bölümünün kent kimliğini güçlendirecek şekilde planlanması ve iyileştirilmesi önem taşımaktadır.

Bilişsel haritalarKentsel mekanMekan dizimi analiz yöntemi
Rabia Nurefşan Karabörk
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kent dönüşümlerinin 1980 sonrası Türk sinemasında temsili: Beyoğlu örneği

Bu çalışmada, kentsel mekân ve öteki kavramları çerçevesinde, kent dönüşümlerinin Beyoğlu örneklemi üzerinden sinemada nasıl temsil edildiği incelenmektedir. Türk Sineması için İstanbul gerek doğal fon olarak gerekse toplumsal değişimlerin göstergesi olarak her zaman önemli bir konumda yer almaktadır. Toplumsal dönüşümleri en etkili biçimde yansıtan sanat olma özelliği gösteren sinemada, kentin temsili ise toplumun içerisinde bulunduğu siyasal, kültürel ve ekonomik yapıya göre değişim göstermektedir. Siyasi politikalar sonucunda toplumsal süreçte yaşanan sosyo-ekonomik değişimler, kentsel mekanları da dönüşüme uğratmaktadır. İstanbul'un en eski yerleşim bölgelerinden biri olan Beyoğlu, içerisinde her dönem farklı 'öteki' kimliklerini barındırması ile toplumsal dönüşümün yansımalarını en fazla yaşayan mekân olma özelliği ile karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle tezde araştırılmak üzere Beyoğlu'nun farklı dönemlerini ele alan üç film seçilmiş ve incelenmiştir. Güz Sancısı filmi ile ötekileştirilen gayrimüslimler, Muhsin Bey filmi ile göç ile ortaya çıkan ve elit tabaka tarafından hor görülen arabesk kültür ve Gece, Melek ve Bizim Çocuklar filmi ile toplumsal normlara uymayan travestiler, eşcinseller, hayat kadınları ile toplum tarafından öteki olarak adlandırılan cinsel kimlikler değerlendirilmiştir. Tezde, nitel veri analiz türlerinden biri olan betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Amaçlı örneklem ile seçilen filmler incelenmiş ve elde edilen veriler önceden belirlenmiş temalara göre özetlenip yorumlanmıştır. Lefebvre ve Harvey'in kente dair görüşleri araştırmanın kuramsal çerçevesini oluşturmakta ve analiz kısmından önce mekan ve öteki kavramları açıklanarak, bu kavramlar çerçevesinde veriler ,temalara uygun şekilde yorumlanmıştır. Sonuç olarak siyasi politikaların toplumsal örgütlenmeye, kültür ve cinsiyet politikalarına ve bu olguların sonucunda yerleşim alanları olan kentsel mekanlara nasıl etki ettiği araştırmanın kapsamını oluşturmaktadır.

1980 sonrasıKentsel dönüşümKentsel mekan+4
Gamze Kalkan
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel heterotopya ve müşterekler siyaseti: Müşterekleştirme pratikleri üzerine nitel bir araştırma

İçinde bulunduğumuz geç kapitalizm döneminde, modern iktidar ve neoliberal kentsel politikalar eşliğinde kentte yapılan düzenlemeler, bireylerin gündelik yaşamlarını, kent deneyimlerini ve kent mekanında bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini etkilemektedir. Kentler, farklılıkların gündelik hayatta yollarının kesiştiği müşterek mekanlardır ancak nüfusun denetiminin yanı sıra sermaye dolaşımını sağlamak adına kent mekanında yapılan tektipleştirici ve kısıtlayıcı müdahaleler, farklı kimliklerin bir arada bulunmasını giderek zorlaştırmakta; müşterek mekanların kullanımının, paylaşımının ve inşasının önünde engel oluşturmaktadır. Heterotopik mekanlar yaratmanın önemi de burada yatmaktadır. Heterotopyalar, farklı kimliklerin bir arada varolabildiği ve piyasa düzenininden kopabilmiş "öteki" mekanlardır. Alternatif bir mekan yaratma potansiyelini içlerinde barındıran heterotopyalar, yeni bir kent siyasetini tartışmaya açmak adına önem taşır. Bu bağlamda heterotopik mekanlar yaratabilmenin yolunun müşterekleştirici pratiklerden ve müşterekler siyasetinden geçtiği düşünülmektedir. Yapılan bu çalışmada neoliberal kent politikaları ve piyasanın kent mekanını düzenlemesine karşı 21. Yüzyılın alternatif düzen arayışında yaratılan heterotopik mekanlar ve buna bağlı olarak geliştirilen müşterekleştirme pratikleri tezin konusudur ve son dönemlerde sıkça dile getirilen müşterekler siyasetini Türkiye bağlamında ele almak, müşterekleştirme sürecine dahil olan aktörlerin, bakış açılarının ve motivasyonlarının ne olduğunu ortaya koymak tezin amacıdır. Bu amaç doğrultusunda tez kapsamında Bursa, İstanbul ve Ankara illerinde, kentte ortak yaşam üzerine düşünen ve müşterekleştirme pratikleri icra eden inisiyatifler, kent konseyleri, semt meclisleri, semt dernekleri, kent ve ekoloji savunmaları gibi topluluklardan 15 görüşmeci ile nitel bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Görüşmecilerin kent ve topluluk deneyimleri, müşterekleştirme pratikleri ve kent tahayyüllerine ilişkin sahadan elde edilen veriler eşliğinde bu toplulukların, heterotopik mekanlar yaratma potansiyeli olduğu görülmüştür.

HeterotopiKentsel mekanMekan+1
Meltem Bayrak
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel dönüşümün eşı̇ğı̇nde ev, mahalle ve kent deneyı̇mı̇: Lı̇montepe örneğı̇

Bu tez, kurulduğundan bu yana yıkılma tehlikesi taşıyan, 2012 yılında ise resmen kentsel dönüşüm bölgesi ilan edilen İzmir'in Limontepe semtindeki iki gecekondu mahallesinde yaşayan birinci ve ikinci kuşak sakinlerin, evleri, mahalleleri, komşuları ve diğer kent mekânlarıyla geliştirdiği ilişkiyi toplumsal sınıf ve toplumsal cinsiyet tartışmaları üzerinden analiz eder. Kentleşme sürecinin getirdiği dönüşüm coğrafyasında yaşayan kent yoksullarının, dönüşüm sürecinde mekânla kurdukları ilişkiyi, tarihsel olarak nasıl geliştirdikleri ve anlattıklarını inceler. Bir kentlilik biçimi olan gecekondulu olmanın ve gecekonduda yaşamanın taşıdığı gerilimleri, uzlaşma ve ayrışma durumlarını açıklığa kavuşturmaya çalışır. Türkiye'nin çeşitli bölgelerindeki kırsal mekânlardan 1970'lerde göç ederek İzmir'e gelen ve bir mahalle kuran göçmenlerin mikro pratikleriyle makro süreçlerin bağını kuran bu tez araştırması, periferinin tarihini yaşayanların hayat anlatılarıyla ortaya çıkarmaya çalışır. Dönüşümün, geçiciliğin ve yoksulluğun mekânında kalıcılık ve süreklilik için atılan adımları, mekân deneyiminde görünür kılmaya çalışır. Mekân üretim ve kullanım pratiklerinde, aidiyet ve sahiplik ilişkisinde kuşaklar, cinsiyetler ve farklı topografik yapıya sahip mahalleler arasındaki benzerlik ve farklılıkları eleştirel bir değerlendirmeye tutar. Gecekondunun mekân dinamikleri değerlendirilirken mahallelinin hayat anlatılarına, etnografi ve oto-etnografinin imkânlarına başvurulur. Gündeliğin bilgisini akademik bilgiye dönüştürmenin olanakları tartışmaya açılır.

Beşeri coğrafyaKent sosyolojisiKentleşme+7
Leyla Bektaş Ata
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Demir Özlü'nün eserlerinde kent ve insan

Birey ve kent arasında ilişki, insanın yerleşik yaşama geçtiği andan beri farklı şekillere girerek günümüze kadar gelmiştir. Kimi zaman sadece yaşama imkân sağlayan mekânlar olarak değerlendirilen kentler kimi zamansa insanı değiştiren ve geliştiren mekânlar olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Kentler, sınırları çizilmiş kara parçaları olarak ele alınmamalıdır. Özellikle değişen ve gelişen dünyada kentler, içerisindeki mekânlarla (ev, otel, sokak, cadde, meydan, istasyonlar vb.) birey üzerinde oldukça etkilidir. Türk edebiyatında özellikle 1950'li yıllardan sonra varoluşçuluk, modernizm gibi farklı düşünce sistemlerinin tanınması ve edebiyata yansıması ile beraber kentler ve mekânlara farklı gözle bakılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada kentler ve kentli insan Demir Özlü'nün hayatı ve eserleri bağlamında ele alınmıştır. Türk öykücülüğünde 1950 Kuşağı önemli isimlerinden olan Özlü'nün hayatı ve eserleri kent algısını değerlendirme açısından verimli bir çalışma alanı sağlamaktadır. Demir Özlü'nün eserlerinde –tür ayırt etmeksizin- birey merkezli kent algısına ve kentlerin tüm yapılarıyla bir bütün olarak ele alınmasına odaklanılmıştır.

Dış mekanKentsel mekanModern birey+5
Asena Eylül Küçükal
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Aşiretlerin kente eklemlenme tarzı: Batman örneği

Aşiret, sosyal bilimin en tartışmalı kavramlarındandır. Antropoloji, sosyoloji, etnografya, tarih gibi sosyal bilim disiplinler, kendi metodolojileriyle bu toplumsal grubu açıklamaya çalışmıştır. Ortadoğu sosyolojisi açısından aşiret kavramı, örgütlenme biçimi bağlamında toplumsal, ekonomik, politik, kültürel ve coğrafi gibi bileşenlere gönderme yapmaktadır. Ortadoğu toplumsal yapısında aşiretler, kırsal ve kentsel mekânda bazen süreçlere uyum gösteren bazen çatışan bazen de süreçleri etkileyen sosyal grupların başında gelir. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra kapitalist üretim tarzı, dünyanın birçok coğrafyası gibi Ortadoğu'yu da etkisi altına almıştır. Kapitalizm, Ortadoğu'da Batı Avrupa deneyiminden farklı olarak kapitalizm öncesi toplumsal yapıları ve ilişkileri çözmek yerine eklemlenme biçimi yaratmıştır. Ortadoğu kentleşme biçimiyle yakından ilişkili olarak aşiretler, dini tarikatlar, etnik gruplar gibi toplumsal yapılar varlıklarını, ilişkilerini, ağlarını kentsel mekâna eklemlenme yaparak sürdürebilmiştir. Türkiye'nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki birçok kentte olduğu gibi Batman'da da aşiretler, ekonomik, siyasal, toplumsal-kültürel olarak varlıklarını korumaktadır. Batman'da ekonomi, siyaset, toplumsal yaşamda aşiretler kentlileşirken diğer yandan aşiretler de kentin her alanını aşiretleştirmektedir. Buradan hareketle bu çalışma, 1950'lerde petrol sayesinde oluşan Batman'da Raman aşiretinin kente eklemlenme süreçlerini anlamayı amaç edinmiştir. Aşiret reisi ve aşiret mensuplarından oluşan 23 katılımcıyla yapılan bu çalışmada kartopu örneklem ve derinlemesine görüşme gibi nitel veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca yerel gazete, resmi belgeler gibi nitel bulgulara da başvurulmuştur

AşiretlerBatmanKapitalizm+5
Hasan Biçim
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

A theoretical and empirical analysis of shopping mall formation in Istanbul, Turkey

This study aims to analyze the reasons behind the excessive development of shopping mall in Turkey by focusing on the Istanbul case. In order to clarify the economic reasoning behind the emergence of this new type of retail place in an urban city which is already full of traditional retail places?bazaars, arcades, etc.?, the study proceeds in two main branches: first, in the theoretical part, the economic literature is reviewed in order to demonstrate the distinction between clustering in a shopping mall from other retail places. Next, in the empirical part, the shopping mall development in Istanbul is examined in order to link the theoretical results to what is observed in reality. Supported with focus group studies and in-depth interviews, the general argument is that shopping malls provide firms and consumers with services that are not available in other retail places?an argument leads us to make the claim that malls should be seen as ?clubs?. On consumers? side, they provide parking and security services and extra entertainment activities within a clean and orderly environment in order to attract them. Considering firms, on the other hand, the mall developers help them to overcome some obstacles ?such as large-sum financial credit and receiving construction approvals from the urban planning authorities. In that regard, the study argues, entrepreneurs use their advantage on power and network relations, which necessitates their existence as the service facilitator in the mall. This necessity gains further importance in the Istanbul case, due to the lack of commercialized plots in the areas that are close to central business districts.

Shopping centersShopping centersUrban space+2
Meltem Odabaş
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Reconstructing the city and the citizen through the Istanbul courses

This study investigates into the imagination of the city, specifically İstanbul and the projection of identity for the İstanbulite urban subject within the context of İstanbul courses. The courses, inspired by an educational project carried out as part of İstanbul 2010 European Capital of Culture, became part of the primary school curriculum for the state schools in İstanbul. A similar course, "City and Culture: İstanbul", was also designed to be offered as an elective for universities in the city. It is argued that the courses constitute an example of the consumer-capitalist ideology in the urban space and constitute one of the strategies of urban entrepreneurialism. They create and disseminate a normative discourse about the urban space with the help of the reproductive function of education. The thesis analyzes the course books in terms of the three criteria of "the world construct", "history" and "the urban citizen". It is argued that within the world construct that the courses project, İstanbul emerges as a postcard-city emptied out of its social and historical context for purposes of place marketing. History functions as a reservoir to contribute to this construct by providing myths concerning the city's past. In this context, the desirable urban citizen that the courses aim to bring about is imagined as spectator, a tourist and a tourist guide. The courses therefore enable the reproducing of the consumer-capitalist ideology in the urban space and raise the individuals that are properly integrated into it.

European capital of cultureEducation projectsEducation sociology+7
Miray Çakıroğlu
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00

Related subjects