Van

117 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Van ilinde çalışan sağlık çalışanlarının çocuk istismarına yönelik bilgi, tutum ve davranışları

Bu araştırmanın amacı sağlık çalışanlarının çocuk istismarı ve ihmali hakkında bilgi, tutum ve davranışlarının incelenmesidir. Çalışma grubunu Van İli Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi ve Van il merkezindeki ASM'lerde çalışan doktor, hemşire, ebe ve ATT'lerden oluşan 251 gönüllü katılımcı oluşturmuştur. Araştırma kesitsel tanımlayıcı tipte bir anket çalışmasıdır. Çalışmamıza katılan sağlık çalışanlarının sosyodemografik özelliklerine ve çocuk istismarı ve ihmaline ait bilgi, tutum ve davranışlarına ilişkin verileri elde etmek amacıyla Sosyodemografik Bilgi Formu ile Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek (ÇİİBRTYÖ) kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi ve Duncan testinden faydalanılmıştır. Katılımcıların %52.5'i (n=132) doktor, %35.8'i (n= 90) hemşire, %7.9'u (n=20) ebe ve %3.1'i (n=8) ATT'dir. Araştırmaya dahil edilenlerin %52.9'u (n=133) kadın, %47.1'i (n=118) erkektir. Çalışmaya katılan sağlık çalışanları %41 (n=103) ile en çok 26-30 yaş aralığındadır. En az bir çocuğu olanlar toplam katılımcı sayısının %43.8'ini (n=110) oluşturmaktadır. Çocuk istismarıyla karşılaşan katılımcı oranı %53'tür (n=133) ve %57 (n=76) ile en çok fiziksel istismarla ardından %47 (n=63) ile cinsel istismarla, %45 (n=60) ile ihmalle, %27 (n=36) ile duygusal istismarla ve %14 (n=19) ile ekonomik istismarla karşılaşmışlardır. Araştırmamıza dahil edilen sağlık çalışanları istismar vakalarında kendilerini en çok zorlayan durum olarak %48.6 ile (n=90) ebeveynlerin tepkisini göstermişlerdir. Diğer zorlayan durumlar %32 ile (n=60) anamnez alma, %23 ile (n=43) fizik muayene, %20 ile (n=37) adli mercilere bildirme şeklinde sıralanmıştır. Katılımcılar çocuk istismarı vakalarında bildirim yapılacak yerler olarak en çok polis ve Çocuk İzlem Merkezi'ni seçmişlerdir. Çalışmamıza katılan sağlık çalışanları bildirim yapmadıkları takdirde bildirim yapmama sebebi olarak istismara uğrayan çocuğun bu süreçten zarar görebileceği endişesini %42 ile (n=63) ilk sıraya koymuşlardır. Diğer bildirim yapmama sebepleri %23 ile (n=34) tanı koymada kendine güvenmemesi, %23 ile (n=34) bildirim yapma prosedürünü tam bilmemesi, %12 ile (n=19) sosyal olarak başına gelebileceklerden kendini korumak istemesi olarak bulunmuştur. Çocuğun herhangi bir konudaki davranışını düzeltmek, yanlışını göstermek için çocuğa yüksek sesle konuşma, bağırma, hafif tokat atma vb. uygulamaların istismara gireceğini düşünenlerin ÇİİBRTYÖ'den aldıkları puanlar daha yüksek çıkmıştır ve istismar olmadığını düşünenlere göre istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Cinsel istismara uğradığını bildiği bir hastası sonraki süreçte herhangi bir nedenle muayeneye geldiğinde ona karşı daha özenli, kibar olurum diyenlerin İÇÜFB, İİÇDB ve İÇÜB alt ölçeklerinde ortalama puanları daha düşüktür ve diğer hastalarıma nasıl muamele ediyorsam onlara da öyle ederim diyenlerle aralarındaki fark karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Sonuç olarak çalışmamızdaki sağlık çalışanlarının çocuk istismarı ve ihmali konusunda bilgilerinin yetersiz ve bildirim oranlarının bir takım nedenlerden dolayı tam olmadığı belirlenmiştir. Özellikle fiziksel ve cinsel istismar gibi bariz bulguları olmayan duygusal ve ekonomik istismar ile ihmalin de belirlenerek gerekli koruyucu tedbirlerin alınması gerektiği üzerinde de durulmalıdır. Birinci basamakta hizmet veren aile hekimliği uzmanları, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları topluma en kolay ve direkt ulaşabilen sağlık çalışanları olduğu için istismardan korunma, tanı, tedavi ve bildirim konularında daha yetkin olmaları, daha dikkatli bir şekilde bu konunun üzerinde durmaları gerekmektedir. Bunun sağlanabilmesi için mezuniyet öncesi ve sonrası eğitimlerle birinci basamak sağlık çalışanlarının çocuk istismarı ve ihmaline yönelik farkındalık ve bilgi düzeylerinin arttırılması, bildirimde bulunmama sebeplerinin çözümüne yönelik adımların atılması ayrıca toplumun bu konuda duyarlılığını arttırmak için öncelikle birinci basamakta halka yönelik eğitimlerin yapılması gerekmektedir.

Bilgi düzeyiDavranışSağlık personeli+6
Alaaddin Sarıyar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van Güzel Sanatlar Lisesinde görev yapan piyano öğretmenlerinin piyanoda deşifre kullanımına yönelik görüşlerinin incelenmesi

Bu çalışmada GSL'nde görev yapan piyano öğretmenlerinin piyano eğitiminde deşifrenin önemine ilişkin düşüncelerinin neler olduğunun belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Van İlinde görev yapan piyano öğretmenleri, örneklemini ise Van Tuşba GSL'nde görev yapan beş (5) piyano öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada "amaçlı örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, var olan bir durumun derinlemesine incelenmesini sağlayan nitel araştırma yöntemlerinden "durum çalışması" modeline dayalı olarak planlanmıştır. Araştırma verileri; piyano eğitiminde deşifre yöntemine yönelik öğretmenlerin düşünce ve varsa piyano eğitimi uygulaması süresince kullandıkları yöntemlerin tespit edilmesi amacıyla dokuz sorudan oluşan "yarı yapılandırılmış görüşme formu" ile toplanmıştır. Bu form araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Verilerin toplanması için öncelikle MEB'ten gerekli izinler alınmış ve VAN GSL'nde öğretmenlerle yüz yüze bire bir görüşmeler yapılmıştır. Görüşme sırasında ses kayıt cihazı kullanılmış ve her görüşme yaklaşık 10-15 dakika sürmüştür. Araştırmanın veri kaynağı olan yarı yapılandırılmış görüşme formuna verilen cevaplar içerik ve betimsel analizi teknikleri yoluyla analiz edilmiştir. Veriler analiz edilirken öğretmenlerin ses kayıt cihazındaki görüşlerin dökümü bilgisayara aktarılmıştır. Öğretmenlerin görüşleri bilgisayara aktarılırken her öğretmene bir kod verilmiştir. Öğretmenlerin görüşleri incelenirken, araştırmacı tarafından kodlar oluşturulmuş ve oluşturulan kodlar belirli temalar etrafında bir araya getirilmiştir. Daha sonra ikinci bir araştırmacı, bağımsız olarak bu görüşler üzerinde okumalar yapmış ve birinci araştırmacı tarafından oluşturulan kod ve temalara uygunluğunu yeniden incelemiştir. İki araştırmacının kodlamaları arasındaki tutarlılık yüzdeleri Miles ve Huberman (1994)'ın önerdiği formüle göre hesaplanmıştır. Bu formüle göre iki araştırmacının kodlamaları arasındaki tutarlık yüzdesi % 94 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, çalışmaya katılan öğretmenlerin görüşlerini mümkün olduğunca aktarabilmek için öğretmenlerin görüşlerinden doğrudan alıntılar yapılmıştır. Verilerin analiz edilmesi sonucunda öğretmenlerin belirttikleri düşünceler, "Deşifre", "Uygulama", "Duyuşsal özellikler", "Öğrenci", "Piyano", "Fiziki şartlar", "Yöntem" ve "Deşifrenin yaptırılması" temaları kapsamında bir araya getirilmiştir. Araştırmanın bulgularından yola çıkarak, piyano eğitiminde deşifre tekniğinin gerekli, önemli ve faydalı olduğu, bu tekniğin öğrencinin piyano becerisini arttırdığı, öğrencilerin bu teknik sayesinde piyanoya karşı olumlu tutum geliştirdiği, piyano öğretilmesi sürecinde öğretmenlerin farklı kaynaklardan faydalandıkları, piyano ders saatinin az olduğu, piyano dersindeki öğrencilerin sayısının fazla olduğu, piyano çalışma odalarının ve piyano sayısının az olduğu sonucuna varılmıştır.

DeşifreGüzel sanatlar liseleriLiseler+5
Sultan Timur
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Boşanmalar üzerine sosyolojik bir araştırma: Van örneği (2001-2016)

Tarihsel süreçte toplum yapılarının çoğunda aile kurumu önemli bir yer tutmuştur. Günümüz modern toplumlarında da değişen koşullara ve algılara rağmen ailenin birey ve toplum hayatında parsellediği geniş bir alandan söz edilebilir. Fakat diğer taraftan da hem geçmişte hem de günümüzde neslin devamı, cinsel hayatın tanzimi, duygusal beraberlik, sosyo-kültürel ve dinsel normların kuşaktan kuşağa aktarımı gibi hayati öneme sahip olan aile birliğinin çeşitli sebeplerle zayıflaması ve çözülmesi ile boşanmalar gerçekleşmiştir ve gerçekleşmeye devam etmektedir. Özellikle II. Dünya Savaşı'nın ardından tüm dünyayı, 2000'li yıllarla birlikte de Türkiye'yi etkisi altına alan boşanmalar, sosyo-ekonomik ve kültürel gelişmelere bağlı olarak artış kazanmaya başlamıştır. Modernleşmeyle birlikte birey ve toplum hayatında yaşanan sosyo-ekonomik dönüşümler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de evlilik kurumunu etkileyerek boşanma eğilimlerini de arttırmıştır. Boşanmaların sadece modern toplumsal kesitlerde kendini gösteren bir olgu olmadığı bunun yanı sıra bireyin yaşam alanını kuşatan ve bu konuda dirençli bir tavır takınan geleneksel dokularda da kendini hissettirdiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı bir taraftan sosyo-ekonomik bileşenler üzerinden modern bir toplumsal desen diğer taraftan da barındırdığı gelenek, kültür ve aşiret dokusuyla yoğrulmuş geleneksel bir yapı özelliğine sahip Van'da 2001-2016 yılları arasında gerçekleşen boşanmaları sosyolojik açıdan incelemektir. Van'daki boşanmaları merkeze alan bu çalışma, konuyu Doğu Anadolu Bölgesi ve Türkiye'deki genel boşanmalar ile birlikte tartışmayı da hedeflediğinden 2001-2016 yılları arasında bu cephedeki boşanmaları da etüt etmektedir. Van'daki boşanmaları geniş bir açıdan değerlendirmeye çalışan bu araştırmada konu, TUİK (2001-2016), Aile Mahkemesi (2013-2016), Van Barosu Adli Yardım Bürosu (2013-2016) ve nitel görüşmelerden elde edilen geniş bir veri seti üzerinden anlamlandırılmaya çalışıldı. Van'da boşanmalar hem kadın hem de erkek açısından kültürün ve geleneğin bütün anlaşmazlıklara rağmen ertelemeye ya da kamufle etmeye çalıştığı bir durum olmaktan çıkmış görünmektedir. Boşanmaların ard alanına bakıldığında evlilik kurgusu, evlilik biçimi, aile sermayeleri kadar kentin barındırdığı sosyolojik dokunun da etkili olduğu ortaya çıkmaktadır.

BoşanmaBoşanmış ailelerSosyolojik analiz+1
Aylin Çiçekli
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Van bölgesindeki romatoid artrit hastalarında hepatit B ve hepatit C prevelansının belirlenmesi

AMAÇ:Romatoid artrit (RA) dünya nüfusunun yaklaşık %1'ini etkileyen inflamatuvar bir poliartropatidir. Hepatit B (HBV) ve Hepatit C (HCV) virüsleri ise dünyada 2 milyardan fazla enfekte insanın olduğu kronik karaciğer hastalığının önde gelen nedenlerindendir. RA tedavisinde kullanılan immun baskılayıcı ve immun düzenleyici ilaçlar hepatit virüs enfeksiyonlarının RA hastalığında insidansını arttırabilmektedirler. Çalışmamızda Van bölgesindeki RA hastalarındaki HBV ve HCV insidansını saptamanın yanında hastaların kullandığı immun baskılayıcı ve immun düzenleyici ilaçların bu insidansa olan etkilerini araştırmayı hedefledik. GEREÇ VE YÖNTEM:Bu çalışmaya 2015 ocak ile 2018 temmuz tarihleri arasında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Romatoloji Bölümlerinde RA tanısı alan, takip ve tedavisine devam edilen ardışık 403 hasta alındı. Hastaların demografik bilgileri ve laboratuvar değerleri retrospektif olarak tarandı. Hastalar kullandıkları ilaç tiplerine göre 3 gruba ayrıldı. Metotreksat, Salazopril, Hidroksiklorokin veya Leflunamid gibi hastalık modifiye edici (DMARD) grubu ilaç kullananlar grup 1, DMARD ile birlikte kortikosteroid alanlar grup 2, biyolojik ajanlarla birlikte DMARD ve/veya kortikosteroid kullananlar ise grup 3 olarak sınıflandırıldı. Gruplar arasında AST, ALT, ALP ,GGT, CRP, ESR, RF, anti-CCP, HBsag, Anti-HBs, Anti HCV düzeyleri arasındaki istatistiksel ilişki incelendi. Çalışmamızda üzerinde durulan özelliklerden sürekli değişkenler için tanımlayıcı istatistikler; ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler olarak ifade edilirken, kategorik değişkenler için sayı ve yüzde olarak ifade edilmiştir. Hesaplamalarda istatistik anlamlılık düzeyi p değeri 0,05 olarak alınmıştır. BULGULAR:Hastaların yaşları ortalama 50,943 ± 12,90; aralık (19-91) yıl idi. Hastalık süreleri ise 4,876 3 ± 3,74; aralık (1-20) yıl idi. Hastalar aldıkları tedaviye göre gruplandırıldığında ise birinci gruptaki 183 hasta (% 45) Metotreksat, Salazopril, Hidroksiklorokin veya Leflunamid gibi hastalık modifiye edici (DMARD) grubu ilaç kullanmakta iken, ikinci gruptaki 176 hasta (% 43,6) ise DMARD ile birlikte kortikosteroid almaktaydı, üçüncü grupta da 45 hasta (% 11,1) biyolojik ajanlarla birlikte DMARD ve/veya kortikosteroid kullanmaktaydı. Hastaların HBsag, Anti-HCV ve Anti- HBs pozitiflik yüzdeleri sırası ile %2,8, %0,8 ve % 28,1 olarak bulundu. Anti-HCV ve anti HBS değerleri arasında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmazken HBsag pozitiflik oranları biyolojik ajanların bulunduğu 3. grupta anlamlı olarak yüksek bulundu. (p<0.05) SONUÇ:RA hastalarında HBV ve HCV prevelansında normal popülasyona göre belirgin bir artış görülmemekle birlikte özellikle biyolojik ajan kullanımında hepatit reaktivasyon riski göz önünde bulundurulmalıdır. Tüm hastalardan tedavi öncesi viral hepatit tarama testleri istenmelidir ve aşılanma gereken hastalar hepatit aşısı planlanmalıdır. Ülkemizde RA'da HBV prevelansını değerlendiren çeşitli çalışmalar mevcut olmakla birlikte bizim çalışmamız ise Van bölgesindeki RA hastalarındaki HBV ve HCV prevelansını değerlendirmek açısından yapılmış ilk çalışmadır.

Artrit-romatoidHepatit BHepatit C+6
Azer Gökmen
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırsal kalkınmanın aracı olarak Van'da hayvancılık faaliyetleri

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kırsal alana yönelik bilimsel çalışmaların arttığı görülmektedir. Dünyada ve Türkiye'de kırsal alanların içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durum, kırdan kente göçün artmasına neden olmuştur. Göç olgusu kentleşmeyi de beraberinde getirmiş fakat kentlileşme aynı hızda gerçekleşmemiştir. Bu durum kırsal sorunların kentlere taşınmasına neden olmuş ve kırsal yapının bir bütün olarak kentlere taşınması "Kırsal Kalkınma" olgusunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kırsal nüfusun ekonomik gelirlerini ve yaşam kalitelerini arttırmayı amaçlayan kırsal kalkınmanın kapsadığı çalışmaların başında özellikle tarım ve hayvancılık faaliyetleri gelmektedir. Bu çalışmanın temel amacı bölge ve Türkiye küçükbaş hayvancılığında birinci sırada yer alan Van'ın hayvancılık faaliyetlerinin kırsal kalkınma üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Yörenin sosyo-ekonomik yönden kalkınması bakımından hayati öneme sahip olan hayvancılık faaliyetlerinin önünde yatan engelleri tespit etmek hedeflenmektedir. İl hayvancılığının kültürel temellere dayanması, coğrafi koşullardan dolayı tarımın sınırlı olması ve kırsal nüfusun büyük çoğunluğunun temel geçim kaynağının sadece hayvancılık olması bu çalışmanın en önemli gerekliliklerindendir. Van, toplam hayvan sayısı bakımından Türkiye'de Konya'dan sonra ikinci sırada, küçükbaş hayvan sayısı bakımından da 2,7 milyon hayvan ile birinci sırada yer almaktadır. Buna rağmen yeterli verim sağlanamamakta ve hayvancılık faaliyetleri gittikçe azalmaktadır. Bu durumun temel nedenlerini ise toplam kırsal alanın yaklaşık % 30'unda güvenlik gerekçesiyle uygulanan yayla ve mera yasakları, yem ve saman fiyatlarının yüksek olması, yayla ve meraların aileler tarafından bölünmesi-sahiplenilmesi ve bazı yıllar etkili olan kuraklık oluşturmaktadır. Hayvan sayısı bakımından önemli olması, verimin yetersiz olması ve aşılabilir engellerin olması bu çalışmanın gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. "Kırsal Kalkınmanın Aracı Olarak Van'da Hayvancılık Faaliyetleri" adını taşıyan bu çalışma doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü alan ile ilgili temel coğrafi bilgileri ve çalışmanın metodolojisini içermektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde kırsal kalkınma olgusuna yönelik temel kavramlar ve dünya ile Türkiye'deki durumları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde dünyada ve Türkiye'de hayvancılığın tarihsel gelişimi, mekânsal dağılışı ve güncel durumu değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde Van'da hayvancılığının coğrafi temelleri, mekânsal dağılışı, yapılan hayvancılık faaliyetleri ile türleri, Van'da hayvancılığın tarihsel gelişimi, hayvancılığın il ekonomisi üzerindeki etkisi ve hayvansal üretim ele alınmıştır. Çalışmanın alan araştırmasına dayanan son bölümünde ise elde edilen bulgular üzerinde durulmuştur. Alan araştırması kapsamında Van'ın 75 kırsal mahallesinde (köyünde) 225 kişi ile görüşülerek karma yöntem ile veri elde edilmiştir. Sahadan elde edilen veriler ışığında Van'da hayvancılığın temel sorunları tespit edilmiş ve muhtemel çözümleri üzerinde durulmuştur. Bu veriler Coğrafi Bilgi Sistemlerinin mekânsal betimleme teknikleriyle görselleştirilmiş ve çalışmanın zenginleşmesi sağlanmıştır. Çalışmada aynı zamanda TÜİK ile Tarım ve Ormancılık Bakanlığı verilerinden faydalanılmıştır.

Ekonomik coğrafyaHayvancılıkHayvancılık+5
Numan Ertaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesine ergonomik yaklaşım

''Van Yüzüncü Yıl Üniversitesine Ergonomik Yaklaşım'', Tez çalışmasında, Üniversitenin ergonomik yapısı ele alınmıştır. Genel olarak binaların giriş merdivenleri, giriş kapıları, tekerlekli sandalye engellileri rampası, asansörler, görme engelliler için tasarımlar, Üniversitenin kaldırımları, kaldırım rampaları, duraklar, spor tesisleri ve otoparklar incelenmiş elde edilen değerler standart değerler ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda; Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi engelli olmayan bireyler için genel olarak olumlu sonuçlar elde edilirken, bazı tasarımların ise yapılan değerlendirmede ergonomik olmadığı görülmüştür. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde yapılan tasarımların görme ve tekerlekli sandalye engelliler açısından yetersiz olduğu ve çoğu tasarımın da ergonomik olmadığı saptanmıştır. Bu incelemeler insanın fiziksel özelliklerine göre yapılmış antropometrik değerler ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, 2011 Yılı Van Depreminden sonra yapılan tasarımların daha ergonomik olduğu tespit edilmiştir. Üniversitemizde ileriki yıllarda yapılacak olan yeni binalar, kaldırımlar ve diğer alanların ergonomik yapılmasının kampüs içi yaşamın kolaylaştırılması için önemli olduğunu düşünmekteyiz. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde çalışmalar devam ettiği için yapılan bu çalışma Haziran 2017 ye kadar inşa edilmiş olan çalışmaların analizleri yer almaktadır. Yapılan bu çalışma hem Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi hem de diğer üniversiteler için tasarım ve yapımda önemli bir örnek olacaktır. Anahtar Kelimeler : Ergonomi, Antropometri, Tasarım, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sayfa Sayısı : 329 Tez Danışmanı : Dr. Öğr. Üyesi Seda KARAÖZ ARIHAN

AntropometriAntropometrik parametrelerErgonomi+2
Aydın Göçeber
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The role of The Qur'an courses in understanding The Qur'an and shaping student behaviors (Van case)

Religious education institutions have an important place in the understanding of the messages of the Quran. Quran courses are one of these institutions. In this context, it is important to examine the role of Quran courses in understanding the Qur'an and shaping student behaviours. In the research, the sample group includes 390 students who attend the Quran courses of Edremit, Tusba, İpekyolu, Ercis, Gurpinar and Çaldıran districts, their 25 instructors and 30 parents which are representative of socio-economic and socio-cultural differences. By applying a questionnaire to the students and interviewing the parents and instructors, data has been collected. By analysing these findings, it is understood that the Qur'an courses have an effect on the individual's understanding of the Qur'an, his behaviour in social life, his perception of value, his regular worship and having basic religious knowledge. As a result of the findings, it is found out that according to the opinions of the students, their parents and the instructors, the Qur'an courses have a positive effect on shaping student behaviours but there are shortcomings such as "reading and focusing more on memorizing" due to the course programs. Accordingly, the participants share their opinions and make some suggestions. They state that the courses should aim at shaping students' behaviours, understanding the Quran, teaching the Quranic stories and the lives of the prophets. In accordance with the results and the suggestions, in the education and teaching activities of the Quran courses, it is necessary to use the educational methods, materials and technology used in modern education. It is thought that the study will contribute to the development of the curriculum and educational activities of the Quran courses program. Key Words: Religion education, Religion, Qur'an education, Qur'an course, Understanding the Qur'an.

Religious educationTheological schoolsKoran+4
Mücahit Daştan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Van kedisi'nde görülen sağırlığın insidansı ve göz renklerine göre dağılımı üzerine araştırmalar

Bu çalışmada Van kedisinde görülen sağırlığın insidansı ve göz rengine göre dağılımının ortaya konulması amaçlandı. Bu amaçla Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü ve Van İli sınırları içinde bulunan 2 ay ile 8 yaş arası her biri eşit sayıda olan 3 (üç) ayrı grup olmak üzere toplam 300 (üç yüz) adet Van kedisine Otometrics ICS Chartr Ep 200 Klinik ABR cihazı ile işitme testi yapılmıştır. Çalışma sonucunda Van kedileri'nde sağırlık oranı %14.33 olarak belirlenmiştir. Sağırlığın cinsiyet, tüy uzunluğu ile bir ilişkisinin olmadığı, kafasında benek bulunan Van Kedilerinde sağırlığın bulunmadığı görülmüştür. Van kedilerinin duyma eşikleri baz alınarak yapılan değerlendirme sonucunda Van Kedilerinin çoğunluğunun çok iyi işittiği (0-10 dB nHL) ortaya konulmuştur. Van kedilerinde tek taraflı sağırlığın diğer beyaz kedi ırklarına göre çok daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak Van kedilerinde görülen sağırlık oranının diğer beyaz kedi ırkları ile kıyaslandığında daha düşük olduğu ortaya konulmuştur. Yapılan bu çalışma ile Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi, Van ve çevresinde ABR test sonuçlarına göre sağır olduğu tespit edilen kedilerin çiftleştirilmesinin önüne geçilecektir. İleride yapılacak çalışmalarla Van kedilerindeki sağırlığın insidansının düşeceği düşünülmektedir. Bu çalışma Van kedilerinde yapılan ilk sağırlık çalışması olduğundan ve ileride yapılacak olan çalışmalara ışık tutacağından sunulmaya değer bulundu. Anahtar Kelimeler: Van kedisi, sağırlık, insidans

Göz rengiSağırlıkSağırlık+4
Funda Almaç Çelik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de göç sorunu ve yönetimi: Van ili örneği

Göç, zaman ve mekan bakımından insanlığın kadim olgularından biridir. Türkiye de kurulduğu günden bu yana göçe maruz kalmıştır. Sınırları belirlendikten sonra ilk olarak soydaş göçüyle karşılaşan ülkemiz, günümüzde bunun ötesine geçerek ekonomik göçün de hedefi olmuştur. Çalışmada göç tarihsel süreçte, kavramsal, türleri ve nedenleri-sonuçları açısından incelenmekle beraber, mekânsal olarak Türkiye'de yaşanan iç göç ve dış göçlere odaklanmaktadır. Tezin birinci bölümünde göçün tanımı yapılmış, çeşitleri belirlenmiş, nedenleri-sonuçları incelenmiş, sonrasında geçmişten günümüze kıtalar baz alınarak dünya göç tarihi incelenmiştir. Ayrıca Türkiye'nin cumhuriyetten bu yana göç tarihi ve uygulanan politikalar iç göç ve dış göç üzerinde anlatılmaya çalışılmıştır. Aynı şekilde Avrupa Birliği ayrı olarak göç ve göçmen politikalarıyla birlikte tez çalışmasında yerini almıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde göç olgusunun Türkiye'de nasıl yönetildiği ele alınmaktadır. Bu bağlamda Türkiye'de göç yönetiminin yapısal gelişimi üzerine durulmuş ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü teşkilat yapılanmasına yer verilerek göçün yapısal ve hukuki süreçlerine değinilmiştir. Ayrıca genel müdürlüğün görev ve yetkileri ile Van İl Göç İdaresi de ele alınarak göçün taşra örgütlenmesi aydınlatılmak istenmiştir. Van İl Göç İdaresi'nin kentteki düzensiz göç olgusu karşısında karşılaştığı ve üstesinden geldiği temel durum ve olaylar ele alınmıştır.Tezin asıl amacı olan Van'ın göç açısından incelenmesi de üçüncü ve son bölümde gerçekleştirilmektedir.Bu kapsamda Van'ın cumhuriyetten bu yana olan göç süreci incelenmiş ve Van'ın aldığı dış göç, yapılan anket çalışmasıyla anlaşılmaya ve açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan güvenirlik analiziyle de çalışma güvenilirliğikanıtlanmıştır.Yapılan anket çalışmasıyla yabancıların Türkiye ve Türkiye ve Van'ı tercih etme sebeplerini ve tercih edenler arasında ortak bir noktanın olup olmadığını anlama amaçlanmıştır.

GöçlerSosyoekonomik sorunlarVan+1
Buse Melis Türközü
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van ilinde yaşamakta olan mültecilerin/sığınmacıların yaşadığı sağlık sorunları ile ilgili bir araştırma

Türkiye birçok ülkeye geçiş güzergȃhı olmasından dolayı özellikle Ortadoğu ve Asya ülkelerinden oldukça yoğun bir göç almaktadır. Göç edilen ülkelerin başında da İran, Afganistan, Irak ve Suriye gelmektedir. Özellikle Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle neredeyse tüm kentlere yoğun bir göç hareketi yaşanmaktadır. Yaşanan bu göçler Türkiye'yi de birtakım önlemler almaya, gelen kişileri insani şartlarda yaşatmaya dönük politikalar üretmeye ve bu politikaları uygulamaya yöneltmektedir. Göç etme nedenleri farklılık göstersede göç ettikleri ülkelerde insani ihtiyaçlardan kaynaklanan sorunlar yaşamaktadırlar. Bunların başında da sağlık sorunları gelmektedir. İnsani bir hak olan sağlık hakkı, her bireyin ulaşılabilir ve eşit bir şekilde hizmet almasını gerektirir. Ülkesinde dini, siyasi, ekonomik, cinsiyet kaynaklı ve birtakım bireysel nedenlerle zulme veya haksızlığa uğrayacağından korkan ve bu sebeplerden dolayı ülkesini terk etmek durumunda kalan mülteciler / sığınmacılar, sığındıkları ülkelerde her türlü sağlık hakkından faydalanmak durumundadırlar. Bu araştırma, Van ilinde yaşanan bu sorunların tespitini bizzat mültecilerin / sığınmacıların anlatımıyla ortaya çıkarmaktadır. Araştırma sadece sorunların ortaya çıkarılmasını değil aynı zamanda sunulan sağlık hizmetlerinin kapsam ve niteliğini objektif bir şekilde çalışmaya konu edinmiş ve sorunların çözümüne dönük öneriler de bu perspektifle oluşturulmuştur.

GöçmenlerMültecilerSağlık sorunları+1
Serhat Şimşek
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van Gevaş – Bitlis Hizan ilçelerinde bulunan Gargar /Karkar bölgesi kiliseleri

Van'ın Gevaş İlçesi'ne bağlı Anaköy, Daldere, Töreli Köyleri ile bu köylere bağlı Tatlıca, Beşadım ve Doruklu mezraları ile Bitlis'in Hizan İlçesi'ne bağlı Güngörmez Köyü'ne bağlı Erdoğan ve Baltacı mezralarında çalışılmıştır. Bölge; Osmanlı İmparatorluğu döneminde Van Sancağı'na bağlı Gargar / Karkar isimleriyle anılan idari bir bölgeydi. Gargar'da on iki kilise tespit edilmiştir. Bu yapılardan on tanesi incelene bilmiştir. İki tanesi ise günümüze gelememiştir. Bu çalışma bölgede yer alan kiliselerin tamamının Sanat Tarihi metodolojisi açısında ilk defa ele alınarak, gerek mimari gerekse süsleme açısından bilim dünyasına tanıtılması noktasında önem taşımaktadır. Kiliselerin günümüzdeki son durumları saha çalışmaları ile tespit edilmiş, plan çizimleri gerçekleştirilerek görsel malzeme ile desteklenmiştir. Bu temellendirmeden sonra kiliselerin tanıtımı yapılmıştır. Öncelikle Ermeni mimarisindeki yerlerine değinilmiştir. Değerlendirme kısmında ise tek nefli kiliselerin plan tipi ve mimarisine ağırlık verilmiştir. Saha çalışmaları sırasında gerek arazi şartları gerekse güvenlik sorunları nedeniyle zaman zaman sıkıntılı anlar da yaşanmıştır. Ancak bölgede yer alan kiliseler hakkında bilimsel çalışmanın olmaması, bu alanda yer alan kiliselerin bilimsel metotlar ile araştırılmasına önem kazandırmıştır. Yapılan tespitler Gargar / Karkar'da yer alan kiliselerin plan tipolojisinin belirlenmesi açısından değerlidir. Bölge kiliselerinin tamamı tek nefli plan şemasında inşa edilmiştir. Boyut açısından farklılık gösteren kiliselerin, naos bölümleri doğu – batı doğrultusunda dikdörtgen bir alana oturtulup üstü beşik tonoz ile kapatılmıştır. Yapılar bu halleriyle oldukça mütevazi boyutlardadır ve anıtsallık yoktur. 1904 tarihli tamir kitabesi olan Anaköy Noreşan Surp Sarkis Kilisesi hariç diğer yapıların hiçbirinde tarihlendirmeye yardımcı olacak inşa kitabesi tespit edilememiştir. Bu açıdan bakıldığında yukarıda belirtiğimiz kiliselerin plan ve mimari özellikleri tarihlendirmede de önemlidir. Yapıların hiç birisinin üst örtüsünde kubbe kullanılmamıştır. Günümüze ulaşabilen yapıların tamamında farklı sayılarda duvar nişlerine yer verilmiştir. Bu duvar nişleri kiliselerin iç kısımda yer almaktadır. Dış cephelerde hareketliliği sağlayacak herhangi bir duvar niş veya yırtmaç niş bulunmamaktadır. Cephelerde hareketliliği sağlayan tek unsur girişler ve pencere açıklıklarıdır. Kiliselerin tamamında ana taşıyıcı unsuru beden duvarlarıdır. Beden duvarlarının yanında; duvar payeleri ve kemer atılımları da kullanılmıştır. İncelenen yapılar süsleme açısından oldukça sadedir. Ancak devşirme malzeme olarak kullanıldığını düşündüğümüz beden duvarlarındaki haç işlemeli taşlarda süsleme bulunmaktadır. Yapı malzemesi olarak ağırlıklı şekilde moloz taş ve kaba yonu taşın yanı sıra üst örtüde kayaç taş (şist) - yaprak taş kullanılmıştır. Sadece üç yapıda lokal yerlerde azda olsa tuğla malzeme kullanılmıştır. Tüm bu veriler yapıların gösterişten uzak işlevsel amaçlı yapıldıklarını göstermektedir. Bu durum lokal bir bölgede inşa edilen kiliseleri yapanların ekonomik anlamada da gücünün yetersiz olduğunu göstermektedir.

BitlisBitlis-HizanDini yapılar+6
Musa Sari
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma sağlık ekonomisi ilişkisinin Van ilinde analizi

Sürdürülebilir kalkınma, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme yeteneğini ortadan kaldırmaksızın şimdiki neslin ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurları arasında ekonomik unsurlar, sosyo-kültürel unsurlar ve çevresel unsurlar yer almaktadır. Açlığın azaltılması, nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, temiz su ve sıhhi koşullar, insana yakışır iş ve ekonomik büyüme, sanayi- yenilikçilik ve altyapı, eşitsizliklerin azaltılması, sorumlu tüketim ve üretim, sudaki yaşam, karasal yaşam, barış ve adalet, yoksulluğun azaltılması, erişilebilir temiz enerji, sürdürülebilir şehir ve yaşam alanları ile sağlıklı bireyler sürdürülebilir kalkınmanın temel hedeflerinden bazılarıdır. Bu hedeflere ulaşmada sağlık önemli göstergelerden biri olarak kabul edilmektedir. Sağlık insanoğlunun temel ihtiyaçlarından biridir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan tanıma göre sağlık; bireylerin fiziki, ruhsal ve sosyal yönden tam iyilik halleri olarak ifade edilmektedir. Doğaldır ki bu tam iyilik hali yaşanılan ekonomik kalkınma ve onun etkilediği çevre ile yakından ilişkilidir. Sürdürülebilir kalkınmanın hedeflerini değerlendirmede kullanılacak sağlık göstergeleri arasında beslenme durumu, ölüm oranı, hijyen koşulları, içme suyu, sağlık hizmetler gibi değişkenler yer almaktadır. Bütün bu değişkenlerin değerlendirilmesi , sağlık adına yapılan çalışmalarında daha verimli olması için ekonomi biliminin alt dalı olarak sağlık ekonomisinin payı artmıştır. Bu tez çalışması kapsamında ''Sürdürülebilir Kalkınma Sağlık Ekonomisi İlişkisinin Van İlinde ki Analizi'' ortaya konulmuştur. Çalışmada Sürdürülebilir Kalkınma tanım ve kapsamı ile Sağlık Ekonomisi tanım ve kapsamı ve gelişimi ele alınmıştır. Van ilinde yaşayan vatandaşlara uygulanan anket çalışması ile Sürdürülebilir Kalkınma Sağlık Ekonomisi İlişkisinin Van İlinde ki Analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda Sürdürülebilir Kalkınma ve Sağlık Ekonomisi arasında olumlu bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler : Sürdürülebilir Kalkınma, Sağlık Ekonomisi, Van

Ekonomi metinleriKalkınmaKalkınma politikaları+3
Nida Günsan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van ve Hakkâri yöresi halılarından örnekler

Doğal şartlara, iklim koşullarına, insanoğlunun ihtiyaçları ve inançlarına bağlı olarak geçmişten günümüze kadar yüzyıllar boyunca çeşitli gelişme ve değişimler gösteren dokumacılık, kuşkusuz insanlığın en eski sanatlarından birisidir. Özellikle soğuk iklimin hâkim ve hayvancılığın yaygın olduğu yerlerde karşımıza çıkan dokuma örnekleri önceleri insanlar için bir ihtiyaç maddesi ürünü iken zaman içerisinde giderek kişisel ve mekânsal zevklere yönelik birer süs öğesi olmuşlardır. Bunun yanı sıra dokumalar, ait oldukları halkların kendine özgü kültür ve sanat anlayışını yansıtan birer belge olma niteliğini kazanmışlardır. Orta Asya'da Türklerin yaşadığı bölgelerde ortaya çıktığı ve onlarla birlikte yayılarak geliştiği kabul edilen dokuma geleneği, Selçuklular yolu ile Anadolu'ya gelmiş ve burada gelişimini sürdürmüştür. Anadolu bu yönüyle oldukça zengin bir dokuma kültürüne sahiptir. Türk kültür ürünlerinden biri olan halı, kökeni milattan önceki yüzyıllara dayanan "Dokumacılık" sanatının bir koludur. Halıcılık, Türklerin en eski el sanatlarından birisidir. Halının sadece bir örtü veya süsleme malzemesi olarak değil, Türk topluluklarında aynı zamanda bir taht örtüsü olarak ta kullanıldığı bilinmektedir. Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya göçüyle beraber Orta Asya'daki halıcılık bilgileri de Anadolu'ya taşınmıştır. Dokumacılık yönünden köklü ve zengin bir geçmişe sahip olan Anadolu'da her yörenin kendine has dokuma malzemesi, teknikleri ve motif özellikleri mevcuttur. Bu anlamda Van ve Hakkâri yörelerinin Anadolu'daki önemli dokuma merkezleri arasında yer aldığı ve bu yörelerde halı dokumacılığının önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Bunun en önemli sebebi hayvancılığın bu yörelerde ana geçim kaynağını oluşturmasıdır. Bu sebeple bu çalışma kapsamında Van ve Hakkâri halılarından örnekler malzeme, renk, motif ve kullanılan kompozisyon açısından değerlendirmeye alınarak tanıtılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Dokuma, Halı, Motif, Van, Hakkâri.

Dokuma sanatıDokumalarEl sanatları+4
Bülent Oktay
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Van ilinde Klavikula'nın BT'deki antropometrik ölçümlerden cinsiyet tayini

İskelet haline gelmiş, çürümüş, parçalanmış veya tamamen yanmış cesetlerde kimliğinin belirlenmesi için gerekli morfolojik özelliklerin, parmak izlerinin ve DNA gibi biyolojik materyallerin elde edilememeleri nedeniyle pozitif kimliklendirme yöntemlerinin kullanılması bazen mümkün olamamaktadır. Bu durumlarda, genellikle diğer tanımlanabilir özelliklerden daha uzun süre dayanabilen dişler ve iskelet üzerinde yapılacak antropolojik kimliklendirme yöntemleri çok daha faydalı olabilmektedir. Literatürde Radyolojik Görüntüleme yöntemlerini kullanarak klavikula kemiğinden kimliklendirmeye ilişkin birçok çalışma bulunmakta olup; bunların çoğunluğu cinsiyet tayini üzerinde yoğunlaşmış ise de, yaş, ırk ve boy tayinine yönelik çalışmaların da mevcut olduğu görülmektedir. Çalışmamızda, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji ve Radiyodiagnostik Anabilim Dalı tarafından 01.01.2015 – 01.01.2017 tarihleri arasında çekilmiş 21 yaş ve üstü olgulara ait PET Tüm vücut BT görüntüleri incelenerek, arasından seçilen ve literatürdeki diğer makalelerden farklı olarak yaş gruplarına ve cinsiyete göre standardize edilmiş 180 erkek ve 180 kadın olmak üzere, toplam 360 olgudan oluşan geniş bir seri üzerinde her iki taraf klavikula kemiklerinde yapılacak olan antropolojik ölçümler ve bu ölçümlerden yola çıkılarak yapılacak hesaplamalar ile elde edilen verilerin, cinsiyet ve tarafla birlikte değişimlerinin ve yine yaş gruplarına göre bir değişikliğe uğrayıp uğramadığının belirlenmesi, klavikula ölçümlerinin cinsiyet ve taraf tayini için kullanılıp kullanılamayacağının araştırılması ve sonuç olarak varsa farklılıkların olası sebeplerinin tartışılması amaçlanmıştır. Çalışmada her bir taraf klavikulasından Klavikulada maksimum uzunluk (MLC), Klavikulada eğrisel uzunluk (CLC), Midklavikular maksimum yükseklik (MMHC) ve Midklavikular maksimum ön-arka genişlik (MMWC) olmak üzere her bir taraf klavikulasından 4 ölçüm olmak üzere toplamda 8 ölçüm yapılmış; ayrıca Klavikula maksimum uzunluğu ile eğrisel uzunluk farkı (CDC), Midklavikular maksimum çevre (MMCC) ve Midklavikular maksimum alan (MMAC) olmak üzere her bir taraf klavikulasından 3 hesaplama olmak üzere toplamda 6 hesaplama kullanılmıştır. Bu ölçümler üzerinde tanımlayıcı istatistikler yapılmış; hesaplamalar için SPSS istatistik paket programından yararlanılmış ve hesaplamalarda istatistik anlamlılık düzeyi %5 olarak alınmıştır. Ayrıca, ölçümü yapılan özelliklerin (değişkenlerin) cinsiyet ve taraf tayininde etkisini belirlemek üzere, Univariate Diskrimiant Analizi ve Adımsal (Stepwise) Diskriminant Analizi yapılmıştır. Yapılan Stepwise Diskriminant Fonksiyon Analizi'ne göre erkek olgularda %86,4; kadın olgularda %89,7 ve tüm olgular göz önüne alındığında ise %88,1 doğruluk oranında cinsiyet tayini yapılabildiği; sol tarafta %59,7; sağ tarafta %61,4 ve tüm olgular göz önüne alındığında ise %60,6 doğruluk oranında taraf tayini yapılabildiği, ancak klavikulaların ölçümlerindeki yaş ile değişimlerden faydalanılarak, erişkinlerde yaş tayini yapılabilmesi mümkün görülmemiştir. Sonuç olarak, çalışmamızda elde edilen sonuçlara göre klavikulalarının antropometrik ölçümlerinin orta derecede seksüel dimorfizm gösterdiği, cinsiyet tayini açısından tek başına kullanılması için kabul edilebilir doğruluk oranı olan %95 ve üzerine ulaşamadığı tespit edilmiş; bu sebeple klavikula ölçümlerin tek başına cinsiyet tayinindeki güvenilirliğinin kısıtlı olduğu, buna karşılık yalnızca klavikula kemiklerinin bulunduğu durumlarda çalışmamızda elde edilen verilerin yön gösterici olabileceği, elde edilen verilerin taraf dimorfizmi için ise düşük değerlerde olması nedeniyle kullanılabilirliğinin oldukça kısıtlı olacağı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Klavikula, Cinsiyet Tayini, Taraf Tayini, Yaş Tayini, Adli Antropoloji, Antropometri, Diskriminant Fonksiyon Analizi.

Adli antropolojiAntropometriCinsiyet tahmini+7
Uğur Demir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadelede kadınların geliştirdiği stratejiler: Bir örnek olay olarak tandırda ekmek pişiren kadınlar üzerine bir alan araştırması(Van kent merkezi örneği)

Son yıllarda az gelişmiş, gelişmekte olan ve hatta gelişmiş ülkelerin manşetlerinde yer alan yoksulluk olgusu neredeyse tüm ülkelerin kaderi haline gelmiştir. İnsanlık tarihinde sürekli var olan ve çözüm aranan bir sorun olarak karşımıza çıkan yoksulluk olgusu ülkede yaşayan tüm bireyleri etkilemektedir. Ancak yoksulluk olgusu ülkeden ülkeye, toplumdan topluma farklı şekillerde algılanmakta ve bireylerde farklı etkilere neden olmaktadır. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye'de ise yoksulluk olgusu yüksek düzeylerde yaşanmakta ve ülkede bulunan bireyleri farklı etkilemektedir. Ancak Türkiye'de daha çok ataerkil bir toplum yapısının benimsenmesi ve toplumun hakim olduğu dini normlar, toplum tarafından belirlenmiş toplumsal cinsiyet rolleri kadınların erkeklere oranla yoksulluk karşısında daha savunmasız bırakmıştır. Değişen toplum yapısıyla birlikte aile yapısının değişmesi, boşanmaların artması, evlilik dışı çocuk sahibi olma oranının artması ve çocukların kadınlar tarafından bakılması, kadınların istihdam oranının azalması, toplumsal cinsiyet rolleri gereği kadınların ev gibi özel alanlara mahkum edilmesi, kadın emeğinin enformel sektörde ve vasıfsız işlerde sömürülmesi gibi faktörler kadın yoksulluğunun gündeme gelmesini tetiklemiştir. Bu bağlamda kadınlar yoksulluk olgusuna karşı farklı mücadeleler geliştirmiş ve bu yoksullukla mücadele, kadın yoksulluğuna farklı bir çalışma alanı katmıştır. Bu çalışma da ise daha çok kadınların yoksullukla mücadelede geliştirmiş oldukları stratejiler üzerinde durulmuştur. Çalışmanın saha araştırması Van merkez ilçelerine bağlı kentin dış çeperinde yer alan mahallelerde yürütülmüş, sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan bu mahallelerde ikamet eden görüşmecilere ilçe kaymakamlıklara bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracığıyla ulaşılmıştır. Çalışmanın asıl sorunsalı ise bu mahallelerde ikamet eden yoksul kadınların hane içinde gerçekleştirdikleri bir faaliyet olan tandırda ekmek pişirmenin haneye katkısının olup olmadığını, bu faaliyetin kadın sağlığını etkileyip etkilemediğini ve en önemlisi de geleneksel bağlamda da ele alınan bu faaliyetin yoksullukla mücadele mi yoksa gelenek mi olduğunu saptamak olmuştur.

EkmekKadın girişimciliğiKadın iş gücü+6
Ayşegül Çelik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi Çocuk Hematoloji Kliniği granülosit süspansiyonu transfüzyon deneyimi

Kan Bankacılığı ve Transfüzyon Tıbbı Yüksek Lisans Tezi, Van, 2019.Bu çalışmada Yüzüncü yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi Çocuk Hematoloji Kliniği'nde 2017-2018 yılları arasında tedavi gören, ateşi ve nötrofil sayısı 500/µl'nin altında olan, , uygun antibiyotik veya diğer tedavilere cevap alınamayan, bu nedenle granülosit tranfüzyonu yapılan 0-18 yaş arasındaki 9 hastanın verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Granülosit toplanması için alloimmünüzasyondan sakınmak amacıyla sağlıklı ve akraba dışı donörlerden granülosit toplandı. Donörlere bir gün önceden oral yolla tek doz 8 miligram metil prednizolon ve aferez işleminden 12 saat önce akşam 5 mikrogram/kg dozunda granulosit-koloni stimüle edici faktör (G-CSF) subkutan olarak verildi. Donörlerden aferez işlemi ile granülosit toplandı ve ürünler 25 Gy radyasyon dozunda ışınlanarak hastalara verildi. Transfüzyon öncesi hastaların ortalama Mutlak nötrofil sayısı (MNS): 52,2 hücre/mikromolL, ortalama beyaz küre sayısı (BKS): 260 hücre/mikromolL idi. Transfüzyon sonrası 24. saatte tüm hastaların mutlak nötrofil sayısı ve beyaz küre sayısı arttı. 9 hastaya toplam 45 ünite granülosit süspansiyonu transfüze edildi.. Bir hasta dışında tüm hastalarda tam klinik yanıt saptandı. Çalışmamızdaki ölüm hızı %11,1 oldu. Transfüzyonla ilişkili hastalarda ve ürün toplanan donörlerde herhangi bir komplikasyon gözlemlenmedi. Bu çalışmamız geleneksel tedaviye dirençli nötropenik ateşli çocuklarda granülosit transfüzyonunun güvenilir ve etkili bir destek tedavisi olduğunu göstermiştir. Bu tedavinin etkinliğine ilişkin ilave çok merkezli klinik çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Sözcükler: Granülosit, Nötrofil, Transfüzyon,

GranülositKan bileşenleri transfüzyonuKan transfüzyonu+2
Ümit Altın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yaşlılık olgusu yaşlılara ilişkin tutumların kültürel temelleri üzerine bir alan araştırması Van-Muğla örneği

Bu çalışmanın konusu hem dünyada hem de Türkiye'de değişen nüfus yapısı ve artan yaşlı nüfus oranıyla birlikte önemli bir toplumsal gerçekliği içinde barındıran yaşlılık ve yaşlanma olgusudur. Yaşlılık, takvimsel yaşın artması sonucu bireyde görülen fiziksel, bilişsel ve sosyal düzeyde fonksiyonel yetersizlik ve düşüşlerin görülmesidir. Yaşadığımız çağda bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ilerlemesi ve önem kazanması toplumun demografik yapısını da değiştirmiştir. İnsan ömrünün uzaması ve doğum oranlarının düşmesi, giderek Türkiye'deki yaşlı nüfusunu arttırmıştır. Bu nedenle diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye de hızla yaşlanan ülkeler arasına girmiştir. Araştırma, Türkiye'nin doğusu olarak nitelendirilen ve daha çok geleneksel tutum ve değerleri ile öne çıkmış Van ili ile Batı ili olarak kabul edilen görece modern, seküler bir yaşam tarzının hâkim olduğu Muğla ilinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma, Türkiye'nin iki önemli ili olan Van ve Muğla'da yaşayan bireylerin kültürel düzeyde yaşlılığa bakış açıları, yaşlılığa yükledikleri anlamlar, yaşlı bireylere ilişkin algı ve tutumlarını ele almayı amaçlamıştır. Araştırma kapsamında Türkiye'deki yaşlılara yönelik algı ve tutumlar nicel ve nitel veriler üzerinden incelenmiştir

Aile tutumuAlgıDavranışsal tutum+6
Hicret Gök
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van Belediye mezbahasında kesilen ruminantlarda paramphistomum SPP.'nin moleküler identifikasyonu

Paramphistomum türlerinin morfolojik olarak teşhisi mikroskobik yöntemlerle yetersiz olduğundan, kesin teşhis için moleküler yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışma Mart 2018–Eylül 2018 tarihleri arasında Van Belediye mezbahasına kesime getirilen ruminantlarda bulunan Paramphistomum spp.'nin moleküler yöntemler ile identifikasyonu amaçlandı. Çalışma materyali, toplam 100 adet enfekte ruminantdan (50 sığır ve 50 koyun) toplanan ergin Paramphistomum spp.'lerden oluşmaktadır. Paramphistomum parazitlerinin DNA izolasyonları, ticari kit ile yapıldıktan sonra rDNA ITS2 gen bölgesi PCR ile çoğaltıldı. Elde edilen PCR ürünleri agaroz jelde yürütülerek 399 bp'lik bantlar elde edildi. Amplikonlar sekanslanmış ve BLAST ile Genbank'daki referans sekanslarla karşılaştırıldı. İzolatların genotipleri tam veya en yakın benzerliklerine göre belirlendi. Ayrıca, Neighbour-Joining Tree kullanılarak MEGA 7 program ile filogenetik ağaç oluşturuldu. Çalışmamızda elde edilen 10 adet PCR ürünününden çift yönlü sekans analizi yapıldı. Sekans analizi sonucu 5 koyun ve 3 sığırdan Paramphistomum leydeni, 2 adet sığırdan ise Calicophoron daubneyi identifiye edildi. Sonuç olarak, Türkiye'de daha önce morfolojik tanı yöntemleri ile varlığı bildirilen Calicophoron daubneyi'nin Van ilinde moleküler yöntemler ile varlığı kesinlik kazanmış olup, ayrıca daha önce Türkiye'de bildirilmeyen P. leydeni ise ilk defa moleküler yöntemlerle bu çalışma ile tespit edildi.

MezbahalarMoleküler yapıParamphistomiasis+4
Yusuf Padak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel ekonominin kalkınmasında turizmin etkisi: Van örneği

Dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de yerel-bölgesel gelişmişlik farkları bulunmaktadır. Yerel ekonomik kalkınma politikaları ile geri kalmış alanlarda sosyo-ekonomik dengesizlikler giderilebilmektedir. Yerel kaynakların en etkin kullanılacağı sektörün belirlenmesi sektör seçiminin önemini ortaya koymaktadır. Turizm sektörü, yer aldığı bölgenin GSYH'na olumlu katkıları, çarpan etkisiyle pek çok sektörün gelişmesine ve bu sektörlerdeki istihdamın artmasına, döviz girdilerindeki artış oranlarıyla gerek yerel bazda gerekse de ülke ekonomisine katkılarıyla önemli bir sektör konumundadır. Van ilinin kalkınma hamlelerini gerçekleştirebilmesi için Turizm sektörünün önemli bir araç olabileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, turizmin yerel ekonominin kalkınmasındaki rolünü Van ili özelinde analiz etmektir. Turizmin yerel ekonominin kalkınmasında sağladığı etki ve ilin sahip olduğu alternatif turizm potansiyeli ortaya konulacaktır. Ayrıca bu potansiyele ilişkin ilde ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanmasında turizmin önemini vurgulamak, turizmin dinamik etkisiyle sürdürülebilirliğini sağlayarak İran pazarından devamlı gelişleri sağlamak adına neler yapılması gerektiğine dair saptama ve öneriler yoluyla bölgesel/yerel turizm yetkililerine ya da kontrol yöneticilerine yol gösterici bir örnek çalışma sergilenmesi hedeflenmektedir. Çalışmada, Van ilini ziyaret eden İranlı turistler ile esnaf ve turizm işletmelerine anketler uygulanmıştır. Bu anket çalışmaları ile turizmin bölge ekonomisine katkısı ölçülmeye çalışılmış ve ortaya çıkan sonuç çerçevesince bazı öneriler sunulmuştur. Çalışmada toplanan veriler SPSS 19.0. istatistik programı ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Ekonomik Kalkınma, Turizm, Kalkınma, İran Pazarı, Van

EkonomiEkonomik etkiEkonomik kalkınma+4
Mazlum Karaağaç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlikte örgütsel sessizlik ve örgütsel sinizm ilişkisi: Van örneği

Çalışmanın amacı, örgütsel sessizliğin örgütsel sinizm üzerinde olumlu veya olumsuz herhangi bir etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Örgütsel sessizlik; kabullenici sessizlik, savunmacı sessizlik ve örgüt yararına sessizlik olmak üzere üç boyutta ele alınmıştır. Örgütsel sinizm; bilişsel sinizm, duyuşsal sinizm ve davranışsal sinizm olmak üzere üç boyutta ele alınmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda Van ilindeki devlet okullarında çalışan 314 öğretmenden, kolayda örnekleme yöntemiyle toplanan veriler Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, kabullenici sessizliğin örgütsel sinizmin üç boyutu olan bilişsel sinizm, duyuşsal sinizm ve davranışsal sinizmi arttırdığı tespit edilmiştir. Savunmacı sessizlik çalışanlar arasında duyuşsal sinizmi arttırırken, bilişsel ve davranışsal sinizm üzerinde bir etkiye sahip değildir. Örgüt yararına sessizlik, duyuşsal sinizm üzerinde anlamlı bir etkiye sahip iken, bilişsel sinizm ve davranışsal sinizm üzerinde anlamlı bir etkiye sahip değildir. Bu sonuçların yanı sıra yaş ve cinsiyet değişkenlerinin de örgütsel sinizm üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışanların yaşının örgütsel sinizm tutumları üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Kadın çalışanların erkek çalışanlara nazaran davranışsal sinizm boyutunda daha fazla sinist davranışlar sergilediği tespit edilmiştir.

VanYapısal Eşitlik ModeliÖrgütsel sessizlik+2
Tülin Erdoğan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van ilinde köpeklerde echinococcus spp. koproantijenlerinin ELİSA yöntemi ile belirlenmesi

Bu çalışma, Van ilinde sokak köpeklerinde Echinococcus spp.'nin yayılışını koproantijen ELISA yöntemi ile tesbit etmek amacıyla yapılmıştır. Toplam 150 köpek dışkısı önce Taenia spp. yumurtaları yönünden çinko sülfat flotasyon metoduyla muayene edilmiştir. Dışkı örneklerinde Echinococcus spp.'nin koproantijenlerinin varlığı ticari bir koproantijen ELISA kiti kullanılarak (Combined kit) (COMBINED BIOTECH CO., LTD, Shenzhen,P.R.China) incelenmiştir. Köpeklerin % 15.3'ünün Taenia spp. ile enfekte olduğu tespit edildi. Köpeklerde Echinococcus spp'nin. koproantijen prevalansı % 29.3 oranında bulundu. Dışkı muayenesinde köpeklerin Taenia spp. haricinde Toxascaris leonina (% 13.3), Toxocara canis (% 11.3), Ancylostoma caninum (% 2.6) ve Trichuris vulpis (% 0.6) ile de enfekte olduğu görülmüştür. Bu çalışma Van'da köpeklerde Echinococcus spp.'nin koproantijen ELISA tekniği ile araştırıldığı ilk çalışmadır.

AntijenlerEchinococcusEnzime bağlı immünosorbent testi+3
Pınar Kartal Varol
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van gölü havzasının doğusunda heyelan duyarlılık analizi

Çalışma kapsamında heyelan duraylılığı haritası üretilmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla heyelan yoğunluğu görece daha yüksek olan Van ilinin kuzeyi seçilmiştir. Analizlerde yükselti, eğim, bakı, yamaç eğriselliği, ana faylara yakınlık, akarsu aşındırma gücü indeksi, arazi örtüsü, litoloji ve toprak parametreleri, oluşturulan heyelan envanter haritasına göre değerlendirilmiş ve yeniden sınıflandırılmış parametre haritaları üretilmiştir. Bu parametreler haritaları coğrafi bilgi sistemleri yardımıyla üretilmiş ve arazi çalışmaları ile teyit edilmiştir. Daha sonra her bir parametre için frekans oranları elde edilmiş ve heyelan duyarlılık haritası üretilmiştir. Frekans oranı yöntemine göre hazırlanan heyelan duyarlılık haritası çok düşükten çok yükseğe doğru 5 sınıfa ayrılmıştır. Çalışma alanına ait yol ağı ve yerleşme yerleri verileri üretilerek heyelan duyarlılığının bu faktörlere etkisi incelenmiştir. Çalışma alanının özellikle kuzey ve kuzeybatı kesimlerinde duyarlılık değerleri yüksek çıkmıştır. Buralarda yapılacak her türlü beşerî etkinlikten önce mutlaka heyelan değerlendirilmesi yapılmalıdır.

CoğrafyaFiziki coğrafyaFiziki coğrafya+4
Hasan Sayın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van'ın Bahçesaray ilçesi Sterrhinae türleri üzerine faunistik bir çalışma (lepidoptera, geometridae)

Tezde, Van İli Bahçesaray ilçesindeki Sterrhinae altfamilyası faunistik olarak araştırılmıştır. Çalışma sonucunda bu altfamilyadaki 5 tribusa ait toplam 25 tür tespit edilmiştir. Alanda tespit edilen tribuslar ve bunlara ait tür sayıları şöyledir: Sterrhini (10), Scopulini (8), Rhodostrophiini (4), Cosymbiini (2) ve Rhodometrini (1). Idaea proclivata ve Rhodostrophia cuprinaria türleri sadece Doğu Anadolu'da bulunur. Buna karşılık, Rhodostrophia bahara, R.cuprinaria, Idaea proclivata, I. humiliata, Scopula transcaspica ve S. diffinaria türleri ise Türkiye, Kafkasya, Iran ve Afganistan başta olmak üzere lokal olarak yayılış gösterir; bundan dolayı nadir türler olarak değerlendirilir.

FaunaGeometridaeLepidoptera+3
Nesrin Ecer
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ve ortaokul düzeyinde aile katılımının veli görüşleri doğrultusunda incelenmesi: Van ili örneği

Bu araştırmada, ilkokul ve ortaokul düzeyinde aile katılımının veli görüşleri doğrultusunda incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda karma araştırma desenlerinden Ardışık Açıklayıcı Karma Desen kullanılmıştır. Çalışma, 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Van ili Merkez ilçelerdeki (Tuşba, İpekyolu ve Edremit) ilkokul (3 ve 4. sınıflar) ve ortaokulda (5, 6, 7 ve 8. sınıflar) öğrencisi bulunan 806 veli ile yürütülmüştür. Verilerin toplanması sürecinde nicel veriler için "İlköğretimde Okul ve Aile Katılımı Ölçeği/Veli Formu", nitel veriler için "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson çarpım momentler korelasyon katsayısı ve basamaklı regresyon analizi kullanılmıştır. Nicel veriler elde edildikten sonra maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile belirlenen 20 veli ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizinde içerik analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuncunda ulaşılan bazı önemli sonuçlar aşağıda sunulmuştur: • Okul ile veli arasındaki ilişkilerin iyi düzeyde olduğu, evde ve okulda aile katılımının sıklıkla gerçekleştiği, anne-babalık rolü yapılanmasının çok yüksek düzeyde olduğu, anne-baba yeterlik algısının yüksek düzeyde olduğu, veliler arasında ara sıra iletişim kurulduğu tespit edilmiştir. • Elde edilen bulgular neticesinde öğrencisinin sınıf seviyesi yükseldikçe, ebeveynlerin aile katılımlarının düştüğü sonucuna ulaşılmıştır. • Öğrencisi için daha üst seviyede bir eğitim-öğretim hayatı düşüncesi içerisinde olan velilerin, daha yüksek düzeyde aile katılımı davranışları sergiledikleri görülmüştür. • Okul ve veli arasındaki ilişkiler, anne-babalık rolü yapılanması, anne-baba yeterlik algısı ve diğer ailelerle kurulan iletişim boyutları ile evde aile katılımı ve okulda aile katılımı boyutları arasında pozitif yönde ve orta düzeyde, anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu boyutların evde aile katılımı ve okulda aile katılımı boyutlarının anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Anahtar Sözcükler İlkokul, ortaokul, aile katılımı, veli görüşleri

Aile katılımıOrtaokullarVan+2
İbrahim Çıkar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00

Related subjects