Urban space

126 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Kentsel politikaların oluşturulmasında çocukların yeri: Antakya-Hatay'da bir uygulama

Kentsel politikalar, kentin sosyal-fiziksel olarak biçimlenmesine ve kent profilinin çizilmesine katkı sağlayan araçlar olarak tanımlanabilir. Kullanım hakkı topluma ait olan bu araçların, demokratik bir yapıda işlerlik kazanması, toplumun tüm gruplarını kapsamına almasıyla mümkündür. Kentsel politikaların oluşum sürecinde katılımcı aktörlerin çeşitliliği (kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk, engelli, kısıtlı vb.) sosyal bir yönü bulunan kentin, tasarımının doğru yapılmasına katkı sağlamaktadır. Birden farklı görüşü içeren kentsel politika belirleme sürecinin sonucu, daha demokratik, daha deneyimli ve daha elverişli kentlerin varlığına işaret etmektedir. Bu çalışmada, farklı toplumsal gruplar arasından çocukların katılımının, kentsel politika belirleme sürecine etki düzeyleri ve sonuçları değerlendirilmektedir. Kenti, çocukların da söz sahibi olduğu politikalar üreterek biçimlendirmenin gerekliliği üzerinde duran çalışma Hatay kentinin Antakya ilçesi örneğini kapsamaktadır. Antakya'da çocukların kente aidiyet duygusunu, kentsel tasarıma katılma düzeyleri ölçüsünde ortaya koymaya çalışan saha araştırması için 11-17 yaş arası çocuklara yöneltilen anket soruları kullanılmıştır. Ayrıca vakıf ve devlet okullarından birer grup amaçlı örnekleme yöntemiyle oluşturularak odak grup görüşmesi yapılmış ardından veriler analiz edilerek yorumlanmıştır. Çalışma, dünya ve Türkiye literatüründen örnek uygulamaları, Antakya-Hatay ölçeğinde değerlendirme ve öneri sunma potansiyeli açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kent, Kentsel Mekân, Kentsel Politika, Çocuk, Çocuk Katılımı, Çocuk ve Kent, Antakya, Hatay

Aidiyet duygusuHatay-AntakyaKentler+5
Zehra Kurt
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kent ve sanat kapsamında uluslararası Sinop Bienali ve yankıları

Bu araştırma ?Kent ve Sanat Kapsamında Uluslararası Sinop Bienali ve Yankıları? konusunu içermektedir. Araştırmada küratörün, sanatçının, sponsorun, gönüllü çalışanın, ve dışarıdan izleyici olarak katılan iki kişinin kentte ilki 2006 yılında başlayan bienal sürecini 2010 yılına kadar oluşum süreci, gelişimi ve yankılarıyla ilgili görüşleri ele alınmıştır. Bu araştırmada bir sanatsal etkinliğin bir kentteki oluşumunu, oluşumunu hazırlayan etmenleri kentte bu süreç içerisinde kentin etkinliğe bakış açısını hem sanatçılar hem de yerel halkın gözüyle incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma, bu modele dayalı olarak nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle gerçekleştirilmiştir.Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, Sinop'ta bienal sürecinin başlangıcından son bienale kadar yerel ve uluslararası alanda önemli bir etkinliğe dönüştüğü görülmüştür. Bienal ile kentteki aktörlerin (Belediye Çalışanları, Valilikler, Çeşitli Kamu Kuruluşları, İl Özel İdaresi, Sivil Toplum Kuruluşları, Gönüllü Dernekler, İş Adamları, Eğitimciler, Esnaf Odaları v.s.) birbirleriyle doğru iletişim kurabilmesi, aynı dili konuşa bilmesi mümkün olmuştur. Bienal düzenlendiği yıllar içerisinde yerli ve yabancı sanatçıların ilgisini çektiği, bienal sponsorlarının sayısının arttığı, yerel, bölgesel ve ulusal basında yer edinmiştir. Katılımcılar Sinop Bienali için kurumsal olma yolunda bağımsız, gönüllüğü teşvik eden, imeceyi ön planda tutan, görünürlik bazında tüm araçalrı kullanma çabasını sürdüren bir anlayışla gelecek bienallere doğru gitmekte olduğunu ve dünya sanat haritasında yerini almaktadır sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kent ve Sanat, Bienal, Uluslararası Sinop Bienali, Sinop, Sinopale, Sinopsis

Kamu kuruluşlarıKentlerKentsel mekan+4
Sabri Gezer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel dönüşüm projelerinin mekânsal etkilerinin coğrafi açıdan analizi (Bursa ili Nilüfer ilçesi Ataevler Mahallesi örneği)

Kentler, var olduklarından bu yana mekânsal değişim ve dönüşüme uygun, canlı organizmalar olarak gelişimlerini sürdürmektedirler. Kentlerin dinamik yapısından kaynaklanan bu durum, insanoğlunun öteden beri yaşadığı mekânları, coğrafi çevre unsurlarına koşut olarak değiştirme ve şekillendirme gayesinin başlıca gerekçelerinden biri sayılabilir. 20. yüzyılda dünya nüfusundaki patlama ve kentsel nüfusta gerçekleşen artışla birlikte; planlama çalışmalarının yetersiz kalması, mekânsal sorunların baş göstermeye başlaması, kentsel alanları; mekânsal, sosyo-ekonomik açıdan yeniden canlandırma fikirleri; mekânın yeniden üretilmesi ve tasarlanması olayını gündeme getirmiştir. Bu süreci, genel olarak kentsel dönüşüm uygulamalarının arka planı olarak ifade etmek mümkündür. Bu sürecin yanı sıra küreselleşme ile gelen mekânsal ve sosyo-ekonomik atmosfer, modern manada kentsel dönüşümün ortaya çıkışını kolaylaştırmış ve kentsel mekânların gelir unsuru olarak görüldüğü bir dönem yaşanmaya başlamıştır. Kentsel alanlardaki kapitalist peyzajdan da okunabilen bu durum, küreselleşmenin kentsel mekânlara bir armağanı olarak da kabul edilebilir. Nihayetinde bu çalışmada, ekonomik ömrünü tüketmiş ve zamana karşı direncini kaybetmiş, Ataevler Mahallesindeki konut alanlarının parçacıl olarak yıkılıp yeniden inşa edildiği kentsel yenileme uygulamaları ele alınmıştır. Araştırma, mahallede 2016 yılında Umut Sitesinin yıkımı ile başlayan sürecin, arazideki mekânsal ve sosyo-ekonomik sonuçlarını ortaya koymayı hedeflemektedir. Kentsel yenileme uygulamaları ile arazide meydana gelen değişim ve dönüşümü odağına alan bu araştırma, bilimsel araştırma yöntemi açısından nitel yöntemle tasarlanmıştır. Ayrıca çalışma, coğrafi metodoloji açısından ise kentsel coğrafyanın bilim dünyasına kazandırdığı bir bakış açısı olan kentsel morfolojik yaklaşım ile arazideki kentsel dönüşüm uygulamalarını incelemeyi de amaçlamaktadır. Öte taraftan saha gözlemleri, mahalle sakinlerine uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formları ve literatür taramaları ile araştırmaya yön verilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda çalışmada ulaşılan bazı sonuçlara bakıldığında depreme dayanıksız dört, beş katlı içe dönük site alanlarının yıkılarak yerlerine sekiz, on katlı dışa kapalı çok katlı konut alanlarının inşa edildiği görülür. Bu durumun getirdiği nüfus artışı ile birlikte arazideki mevcut olgun nüfusun yerini, genç nüfusa bırakma eğiliminde olduğu tespit edilmiş, yenilenen binalarla birlikte ticari mekânlarda artış yaşandığı buna karşıt olarak kentsel yenileme uygulamaları sonucunda konutlar haricinde diğer kentsel donatı alanlarında herhangi bir gelişmenin yaşanmadığı ortaya konulmuştur.

BursaBursaKentsel dönüşüm+3
Soner Duman
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel açık mekânların kalite açısından değerlendirilmesine yönelik bir yaklaşım: İstanbul meydanlarının incelenmesi

Özellikle son on yılda dünyadaki teknolojik, bilimsel gelişmeler paralelinde kentleşme kavramının yeniden sorgulamasıyla birlikte; kentlerdeki yaşanabilirlik, insanların yaşam kalitesi ve bunun paralelinde kentsel mekân kalitesinin geliştirilmesine yönelik, bu konu üzerinde ciddi araştırmalar yapılmakta, bunların sonuçları araştırma raporları olarak sunulmaktadır. Hatta bazı ülkeler bunu devlet araştırmaları olarak desteklemekte ve programlı bir şekilde bu konunun iyice araştırılması için, konu üzerinde ciddiyetle durmaktadırlar.Bu çalışmada da dünyadaki gelişmeler paralelinde, ülkemizdeki kentsel mekânların, mekân kalitesi bağlamında, gerek tasarımı yeni yapılacak gerekse yeniden düzenlemesi yapılacak kentsel mekânlar (meydanlar ve sokaklar) için, ülkemiz genelinde bu mekânların yenilenmesi ve yeni tasarımlarının uygulanmasında, bu mekânlara yönelik kullanılabilecek, bir öneri model ve mekânsal kalite parametrelerinin belirlenilmesine çalışılmıştır.Bu konu kapsamında birinci bölümde konu ile ilgili hipotezler, çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi ortaya konmuştur. 2.bölümde ise mekân kalitesinin tanımı doğrultusunda, mekânın deneyimlenmesi ve algılanması gerekli koşul olduğundan mekân ve algılanması ile ilgili bilgiler verilmiştir.3.bölümde kentsel mekân ve öğeleri tanımlanmış, literatürdeki geçmiş ve günümüz araştırmaları paralelinde detaylı bir şekilde irdelenmiştir. 4. bölümde genel anlamda kalite mekân kalitesi ve kentsel mekân kalitesi nedir araştırılmıştır.5. bölümde bu araştırmalar paralelinde kentsel mekânlar için öneri mekânsal kalite prensipleri, parametreleri ve model sunulmuştur.6. bölümde mekân kalitesinin ölçülmesine yönelik yaklaşım, yöntem ve teknikler üzerinde durulmuş ve bu çalışmada kullanılabilecek yöntem ve teknik belirlenmiştir.7. bölümde çalışma alanlarının seçimi nedenleri ve ölçütleri belirlenmiş, çalışmanın süreci tariflenmiş ve alan çalışmasının sonucunda verilerden elde edilen bulguların sonuçları ve yorumları verilmiştir.8. bölümde ise ulaşılan sonuçların tartışılması ve ileriye dönük bu mekânlara ait yapılacak çalışmalar için önerilerin oluşturulmasına çalışılmaktadır.

AlgıKaliteKentsel mekan+3
Mehmet İnceoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel mekanlarda suyun peyzaj mimarlığı yönünden kullanımı üzerinde bir araştırma

Bu araştırmada, ülkemizde hızlı bir gelişme süreci içindeki Çukurova Bölgesi'nde bulunan Adana kenti mevcut su yüzeylerinin kentin fiziksel yapısına olan etkilerinin belirlenmesine, ayrıca su yüzeyleri planlama ve tasarım ilkelerinin oluşturulmasına çalışılmıştır. Çalışmada önce, Adana kenti bünyesindeki mevcut su yüzeylerinin envanteri çıkarılarak ortamın iklimine ve fiziksel gelişimine olan etki düzeyleri ile park ve meydanlardaki su düzenlemelerinin yapım ve proje karakteristikleri değerlendirilmiştir. Daha sonra, halkın su yüzeylerinden yararlanma eğilim ve beklentileri karşısında, yeni oluşturulacak su yüzeyleri planlama ilkeleri ile mevcut su yüzeylerinin çok yönlü kullanım yollarının ortaya konulmasına çalışılmıştır.

Kentsel mekanSu
Hakan Doygun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Değişen sokak cepheleri üzerine bir araştırma (Talimhane örneği)

Bu tezde anahtar kelimeler olarak ?kentsel mekân?, ?sokak?, ?cephe? ve ?tarihi kent parçasında turizm amaçlı işlev değişimi? kavramları kullanılmıştır. Bu anahtar kelimeler kavramsal ve kuramsal açıdan tanımlanmıştır. Kavramsal ve kuramsal temeli mekânsal sisteme oturtabilmek, örneklemek adına Talimhane çalışma alanı olarak seçilmiştir.Talimhane fiziksel biçimi ile çevresinden ayırt edilir bir dokuya sahiptir. Cumhuriyetin erken dönemlerindeki yapılanmaları ile önemli yapı mirasını (Art Deco ve erken cumhuriyet dönemi) barındırmaktadır. Talimhane'nin örnek alanı olarak seçilmesinin nedeni; tarihsel süreç, yapı yüzündeki farklılıklar ve fonksiyon değişimi açısından zenginlik taşıması ve turizm alanı olmasıdır.Bu tezde kentsel mekân, sokak ve cephe konularında yayımlanmış yerli ve yabancı birçok kaynak taranarak hazırlanan ve kavramsal, kuramsal çerçevede ele alınan çalışma ile turizm amaçlı dönüşen, yapı mirası olan mekânların korunmasına ve devamına izin verecek yaklaşımlara bilgi üretmek amaçlanmıştır.Talimhane tarihi kent parçasında, yapı yüzündeki değişimler kent parçası ve sokak, bina, bina cephesi ölçeklerinde incelenmiştir ve her bir ölçek; algısal, biçimsel, işlevsel veriler literatürü ile çalışılmıştır.Tezin giriş bölümünde problemin tanımı yapılmış, tezin önemi, amacı ve içeriği belirtilmiştir. İkinci bölümde cephe değişiminin etkisi açısından kentsel mekânı çözümleme konusunda kavramlar ve kuramlar irdelenmiştir. Üçüncü bölümde, ikinci bölümde irdelenen kuramlar ve kavramlarla temellenen Talimhane'de sokak cephelerini etkileyen verilerin incelendiği alan çalışması yer almaktadır. Sonuç bölümünde, Talimhane'deki analizler, sokak cephelerindeki değişimlerin kent ölçeğinden yapı ölçeğine kadar tüm verilerden etkilendiğini göstermiştir.Talimhane'deki cephelerin özgün olması ve yeni yapıların da tarihi yapılarla benzer özellikler taşıması, Talimhane'ye gelen turist için bölgenin çekici ve cazip olması açısından önem taşımaktadır. Talimhane gibi tarihi kent parçasında uygulanacak turizm modellerinde, uygulandığı yerin özgün niteliğini koruyarak, bu tezde ortaya koyulan verileri de dikkate alarak, bina bazında değil, kentsel ölçekte detaylı mimari araştırmalar yaparak çözümlere gidilmelidir.Anahtar kelimeler: Kentsel mekân, sokak, cephe, tarihi kent parçasında turizm amaçlı işlev değişimi.

CepheCephe özellikleriKentsel mekan
Selin Emir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul kent mobilyaları üzerine bir araştırma

Amacım İstanbul için kent problemlerinden birisi olan ve fiziki olarak görülen, aslında sosyolojik sebep-sonuç ilişkilerine dayanan ?Kent Mobilyası? sorunsalı hakkında araştırma yapmaktır.Öncelikle ?kent? ve ?kentsel mekan? hakkında literatür araştırması yapılarak; arasındaki ilişki ile gelişimi anlatılmaya çalışılmıştır. Kent ve kentsel mekanın insan hayatındaki önemi vurgulanarak kent mobilyası ile ilişkisi ortaya konmaya çalışılmıştır.Kent mobilyası kavramı değişik açılardan ele alınarak bazı sınıflandırılmalara sokulmuştur. Ardından İstanbul ve Prag'ta alan çalışmaları yapılmış, kent mobilyalarının durumu irdelenmiştir.Tüm bu çalışmalar ışığında İstanbul'daki kent mobilyaları ele alınarak; hem işlevinin arttırılması hem de kent estetiği açısından özellikleri hakkında bazı kriterler oluşturulmaya çalışılmıştır.Sonuç olarak İstanbul'daki kent mobilyalarının; kente yakışır, çağdaş şehircilik ilkeleri doğrultusunda nasıl bir metot ile üretilmesi ve uygulanması gerekliliği ifade edilerek, varolanlara ek olarak bu yönde daha sistematik çalışmalar yapılması gerekliliği anlatılmaya çalışılmıştır.

Kentsel mekan
Çağatay Durmuş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel mekanda iletişim ve iletişim teknolojilerinin gelişimi perspektifinde kentsel kamusal mekan tasarımına bakış

Kentsel kamusal mekanlar ilk yerleşmelerden günümüze kadar insanlar arası iletişim ve etkileşim alanı olarak gelişmiştir. Ancak 1990'lı yıllarda teknoloji sayesinde hayatımıza aktarılan yeni iletişim biçimleri ile kentsel kamusal mekanın bu niteliği zayıflamaktadır. İletişim teknolojileri, insanlara sanal mekanda farklı bir hareket alanı kazandırmakla birlikte insanların kent içindeki hareketliliğini de değiştirmektedir. Bu süreçte işlevsel niteliği önem kazanan kentler, özel mekan ve ulaşım fonksiyonları odağında biçimlenmekte, farklı iletişim biçimlerini benimseyerek gelişen yeni nesil ise kent ve toplumdan uzak bir gelecek riski taşımaktadır. Bu noktada, kentsel kamusal mekanların toplumun değişen yüzüne uyum sağlaması gerekmektedir.Tezin amacı, hızla gelişmekte olan yeni iletişim biçimlerine koşut olarak, kentsel kamusal mekanın anlamını sorgulamak ve tasarımı üzerine bakış açısı geliştirmektir. Çalışmada kentsel mekan kavramı ?fiziksel iletişim? odaklı incelenmiş, yeni gelişen iletişim biçimlerinin mevcut ve tasarlanan yapısına bağlı olarak, kentsel yaşam ve mekan üzerindeki değişim ve değişim potansiyelleri ortaya koyulmuştur.Bu kavramsal çerçeveye dayanarak, Büyükdere caddesi ve yakın çevresi örnek çalışma alanı olarak değerlendirilmiştir. İstanbul'da üç ilçenin kesişim alanında bulunan çalışma alanı bir merkezi iş alanı ve çevresindeki konut alanlarından oluşmaktadır. Çalışma alanı, ?iletişim ve etkileşim? kavramları çerçevesinde fiziksel ve sosyal açıdan incelenmiştir. Fiziksel açıdan, arazi kullanım, araç ? yaya hareketliliği, kentsel doku ve ölçek gibi çeşitli analizlere bağlı olarak kentsel kamusal mekan kurgusunun ?toplumsal iletişime uygunluğu?, sosyal açıdan ise yapılan anket ve gözlem çalışmalarına dayanarak ?insanların yeni gelişen iletişim biçimleri ile ilişkisi? incelenmiştir. Ortaya çıkan senteze göre, kentsel kamusal mekanların yetersizliği ve değişen iletişim biçimleri karşısında kentsel tasarımın anahtar rolü belirginleşmiş, bu çerçevede çalışma alanında öne çıkan değişkenlere göre öneriler sunulmuştur.Bu çalışma hızla bireyselleşen, özelleşen, ayrışan bir dünyada gelecek adına yapılacak planlama ve tasarım çalışmalarında ?iletişim? alt başlığının önemine dikkat çekmektedir.Anahtar kelimeler: İletişim, kentsel mekan, iletişim teknolojileri, kentsel kamusal mekan.

Kentsel mekanİletişimİletişim teknolojisi
Serkan Sınmaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Ticaret mekanlarının oluşum ve gelişim ilkelerinin incelenerek tipolojik açıdan sınıflandırılması

Çalışma, ticaretin kentlere ve mekanlara yaptığı etkinin incelenmesiyle başlar. Giriş ve sonuç bölümleri dışında dört aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın hazırlanması sırasında özellikle farklı dönemlere ve kültürlere ait örneklerden yararlanılmıştır. Bunun en önemli nedeni ticaretin evrensel bir olgu olduğu düşüncesidir. Çalışmanın ilk aşamasını ticaretin kente ve sosyal çevreye yaptığı etkinin incelenmesi oluşturur. Bu bölümde kuramsal kaynaklardan yararlanılarak yapılan çalışma sonucunda, ticaretin kentlerin kurulmalarında en önemli etken olduğu belirlenir. Bu da kaçınılmaz bir şekilde sosyal yaşamı etkiler. Ticaretin değiştokuştan kurtularak gelişmesi, bir takım kentsel kurumların oluşumuna ve tüccarların kent yönetiminde söz sahibi olmalarına neden olur. ikinci aşama olarak belirlenen üçüncü bölümde, ticaret yollarının kentlerin oluşumuna yaptığı etkiden söz edilmektedir. Ticaretin gelişmesi ile ulaşımın gelişmesi arasındaki paralellik, kentlerin de gelişimini etkiler. Bir ticaret yolu üzerinde bulunan kent, yol kullanıldığı sürece varlığını sürdürür. Ya da tam tersi gerçekleşir ve ticaret yolunun artık kullanılmaması kentin yok oluşunu hazırlar. Ticaret yollarının etkisi altoda kentlerin fiziksel dokusunun incelenmesinden hemen sonra yapılan, aynı zamanda konunun devamı niteliğinde gördüğümüz İşlem; kent içindeki ticaret bölgelerinin belirlenmesidir. Üçüncü aşamayı oluşturan dördüncü bölümde, ticaretin yer aldığı kentsel mekanlar ve kente özgü diğer yapılara ticaretin etkisi araştırılmaktadır. Kentsel mekanları oluşturan meydan ve sokaklar, bu çalışma içinde sadece ticaret eyleminin yaşandığı yerler olarak değerlendirilmektedir. Konu bağlanımda, ticaret eylemi ile neredeyse bütünleşmiş mekanlar olan agora ve forumdan özellikle söz edilmektedir. Ve kentteki diğer yapılar. Bunlar ticaretle doğrudan ilişkili olmasa da, bir şekilde ticaretten etkilenen yapılardır. Bu yüzden bölümün ikinci kısmında yukarıda sözü geçen yapılar ticaret ilişkisi açısından incelenmektedir. Ticaretin kentle ilişkisi, kenti biçimlendirmesi, kent içinde bulunduğu bölge önceki bölümlerin konulan oldu. Son aşama olarak gördüğümüz beşinci bölümde ise inceleme konusunu ticaret yapılan oluşturmaktadır. İlk zamanlardan günümüze kadar geçen süre içinde çeşitli örnekler biçimsel açıdan incelendi ve bu anlamda sınıflandırıldılar. Sınıflandırma ilk aşamada iki ana grup altoda yapıldı: 1. Tekrarlanan birimlerden oluşan ticaret yapılan, 2.Tek büyük mekanlı ticaret yapılan. Sonuç bölümünü oluşturan altıncı bölümde, genel değerlendirme adı altoda yukarıda özetlenen bölümlerden elde edilen bulgular değerlendirilerek, iki ana başlıkta ortaya konuldu. Bu başlıklar şunlardır: 1. Bölümlerin değerlendirilmesi, 2. Ticaret yapılarının değerlendirilmesi. IV

KentleşmeKentsel mekanTicaret merkezleri
Yasemen Say Özer
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Ülkemizde 1950'li yıllar sonrası yaşanan iç göçlerin kent kimliğine mekansal etkileri üzerine bir araştırma

Tarihin başlangıcından günümüze kadar geçen süreçte, göçler, insan yaşamının bir parçası haline gelmiştir. Mağaradan, tarımsal arazilere doğru yaşanan ilk toplu göçler, zaman içinde değişim göstererek büyük yerleşim birimlerine doğru bir gelişme göstermektedir. Endüstrileşme hareketlerinin öncesinde, can güvenliği ve geçim sıkıntısı gibi nedenlerle, insanlar yaşadıkları yerlerden başka yerlere göç etmişlerdir. Kentleşme hareketleri sürecinde, göçler farklı boyutlar kazanmıştır. Kentleşmeyi sağlayan; ekonomik, sosyo kültürel ve siyasal tabanlı yerdeğiştirme hareketleri olarak göçler, kırsal kesimde yaşayan insanların, endüstrileşmekte olan büyükkentlere akın etmesine neden olan bir süreci anlatmaktadır. Türkiye'de, kentleşmenin başladığı 1950'li yıllar sonrasında yoğunlaşan ve doğudan batıya doğru gelişme gösteren göç hareketleri, günümüzde nüfus yoğunluğunun kentlere kaymasına neden olmuştur. Türkiye'nin hızlı ve çarpık kentleşmesine neden olan göçler sonrasında, bazı sorunlar görülmektedir. İç göçlerin yarattığı bu sorunları belirlemek, tartışmak ve çözüm üretmek büyük önem kazanmaktadır. Bu amaca yönelik olarak yapılan bu çalışmanın giriş bölümünde; çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi açıklanmaktadır. İkinci bölümde; göçlerle ilgili tanımlamalar yapılmakta, göç türleri ve göçlerin nedenleri belirlenmeye çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde; kentin tanımı ve evrimi ile, kent kimliği kavramı ve oluşumunu etkileyen faktörler ile kentleşmenin tanımı yapılmaktadır. Türkiye'de kentleşmenin nedenleri ve kentleşme sürecinde yaşanan iç göçler de, üçüncü bölüm kapsamında ele alınmaktadır. Dördüncü bölümde; kentleşme sürecinde yaşanan iç göçlerin neden olduğu sorunlar, maddeler halinde irdelenmekte, iç göçlerin, özellikle kentsel kimlik değişimine etkileri, tarihsel fiziksel ve kültürel çevre bağlamında ele alınmaktadır. Beşinci bölümde; İstanbul örneğinde iç göçlerin kent kimliğine etkileri tartışılmaktadır. Süleymaniye örneğinde; eski kent bölgesindeki değişimler ile Kartal Maltepe Gülsuyu örneğinde çarpık kentleşmenin ürünü gecekondulaşma bölgesinin sorunlarına değinilmektedir. Son bölümde genel sonuçlar derlenerek, çözüm önerileri sunulmaktadır.

1950 sonrasıKent kimliğiKentleşme+4
Cemal Erip
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Planlara ve düzenleyici yasal kurallara uygun olmayan yapılaşma alanlarının dönüşüm sürecinde planlamanın etkinliği: Gültepe örneği

Ülkemizde 1950'lerde başlayan hızlı kentleşme olgusunun kentsel mekanlardaki en önemli yansıması nüfus yığılması, konut gereksinimi ve yapılaşmanın yasadışı boyutu olmuştur. Olanakları konut sunum sistemleri ile çakışık olmayan kişilerin yöneldiği çözüm olan yasadışı yapılar 1948 yılında başlayarak çıkarılan af yasaları ile yasallaştırılmış, altyapı olanaklarına kavuşturulmuş, küçük kümeler halinde başlayan yapılaşma süreç içinde mahalle ve kent ölçeğine ulaşmıştır. Kentleşme süreci ile koşut gelişen yasadışı yapılaşma gecekondulaşma ve kaçak yapılaşma içeriğinde gelişmiş, kentsel alanlarda yasal ve yasadışı diye ikili bir yapı oluşturmuş, günümüzde İstanbul gibi büyükşehirlerimizin % 70 'ini kapsar bir boyuta ulaşmıştır. Bu boyut kentle ilgili söylemlerin ve eylemlerin yasadışı yapılaşma içeriğini kaçınılmaz kılmaktadır. Yasadışı yapılaşma olgusu bir yandan gelişirken, diğer yandan da kendi içinde bir dönüşüm süreci geçirmiş, dönüşüm sürecinde ortaya çıkan kentsel mekan sorunlarının boyutları daha da ağırlaşmıştır. Yasadışı yapılaşmış alanların kentsel mekan sorunlarının etmeni içeriğindeki yasadışılık iken, yerel yönetim sınırlan içine alınmış olma ve planlama ancak yapılaşma sonrası devreye girebilmiştir. Gecekondu alanlarının gelişim ve dönüşüm sürecini planlama, yasama ve politika etmenleri yönlendirmiş, yasallaştırılma sürecinde bu tür alanlardaki yapılar imarlı gelişmiş alanlardaki yapılarla özdeşleşmiştir. Bu çalışmada yasadışı yapılaşma sürecinin gelişim ve dönüşüm sürecinde etmenler araştırılmış, bu tür alanların kentsel mekan sorunları belirlenmeye çalışılmıştır. Yasadışı gelişimin ve dönüşüm sürecinin niteliklerinin belirlenebilmesi, mekanın süreç içersinde izlenmesini gerektirmektedir. Bu amaçla örnek alan seçilen Gültepe'de alan çalışması yapılmıştır. Örnek olarak seçilen alan, eski bir gecekondu alanı olması nedeniyle gelişim ve dönüşüm sürecinin tüm evrelerini kapsamakta, gecekondu alanlarının kendi içinde ve son dönemde de yapsatçı eliyle gerçekleşen dönüşüm sürecinin verilerini sunmaktadır. Bölge; yasadışı gelişmiş alanlarının dış girdilerin etkisiyle dönüşüm sürecinim de yaşamakta olup, bu niteliğiyle belli bir kesite kadar yasadışı gelişme alanlarının kendi içinde dönüşüm sürecinin bir kesitten sonra da dış girdilerin kentsel dönüşümde oluşturduğu faklılaşmamn izlerini taşımaktadır. Yasadışı yapılaşma sürecinde farklı dönemlerde farklı aktörler devreye girmekte, gerek arsa sunumunu gerçekleştiren ve son dönemde mafyalaşmış bir nitelik kazanan kişi veya grupların, gerek yapımcı veya yapsatçımn, gerekse gecekonducuların arsaya bakış açısı yapılaşmada en akılcı yolu benimsemek içerikli gelişmektedir. Arsa komisyoncusu, donatıları en aza indirmeyi amaçlamış, yapsatçı ise gecekonducu ile koşut olarak daha fazla inşaat alanına yönelmiştir. Bu süreçte yasadışı gelişmiş alanların en önemli sorunlarını da donatı gereksinimi ve olgunun çevre hakkı, ortak yaşam kaynaklarını koruma hakkını yok eder dizgede süregelen yapılaşma süreci oluşturmaktadır. Yasadışı yapılaşmış alanlarda planlama, politika ve yasal içeriğin etkinliği araştırıldığında, kentsel dönüşümde etkin rant olgusu ile karşılaşılmaktadır. Arsadan en fazla yararlanmayı gerektiren rantı artırma yaklaşımı hem dönüşüm sürecini yasal çerçevenin dışına çekmekte, hem de az yoğun yapılaşmış gecekondu alanlarının betonlaşmayı içeren dönüşüm sürecinde donatı alam elde etmeyi güçleştirmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde giriş, amaç, kapsam, çalışma yöntemi ve çalışmaya yönelik varsayımlar yer almaktadır. İkinci bölümde dünyada ve Türkiye'de yasadışı yapılaşma olgusunun gelişimi ve etmenleri incelenmiş, örnek seçilen çalışma alanımızında da içinde yer aldığı İstanbul Metropolünde yasadışı yapılaşma olgusu ve dönünüşüm süreci tanımlanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde Gültepe'de yapılmış olan alan çalışmas yer almaktadır. Gültepe'de kentsel dönüşüm süreci ve etmenleri incelenmiş, büyükşehirlerimizde kentsel mekanda çoğunluğu oluşturan gecekondu alanlarının gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılayacak nitelikte bir gelişim ve dönüşüm süreci yaşaması için yapılabilecekler araştırılmış, günümüzdeki dönüşüm sürecinin kapsamına yönelik varsayımlar örnek alanda test edilmiştir. Dördüncü bölümde ise ulaşılan sonuçlar ve öneriler yer almaktadır.

Gecekondu ıslahıGecekondularKentsel mekan+1
Ercan Koç
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim mekanı olarak kent, mekanın dönüşümü ve üniversite öğrencileri

Her ne kadar tarihsel süreçte 15. Yüzyıl'a kadar geriye götürülebilse de bu çalışmada 1980 sonrası süreç üzerinden irdelenmiş olan küreselleşme, çok boyutlu ve karmaşık bir süreçtir. Genel anlamda siyasal, kültürel, ekonomik görünümleri üzerinden tartışılan süreç, yine bu başlıklar üzerinden daha da daraltılarak açıklanabilir. Küreselleşmenin ekonomik görünümleri içerisinde açıklanabilecek olan piyasaların küreselleşmesi, gerçekleşme düzeyi ve yol açtığı sonuçlar açısından çok önemlidir ki küreselleşmenin çok yönlülüğü üzerinde duranlar çoğunlukla piyasanın küreselleşmesinin gerçekliğini yadsımaksızın, diğer boyutların varlığına da dikkat çekmektedir. Hal böyle olunca finansal küreselleşme ve tüketim mekanı olarak kent üzerine yoğunlaşılan olan bu çalışmada, Türkiye'de tüketim mekanının öznelerinden biri konumunda olan üniversite öğrencileri üzerinden mekanın yeniden nasıl üretildiği ve bu sürecin mekanda nasıl bir sosyal gerçeklik yarattığı sorgulanmıştır. Temel hak durumundaki hizmetlerden biri olan eğitim çerçevesinde sosyal devlet, sunduğu hizmetler ile üniversite öğrencilerinin barınma ihtiyaçlarını karşılarken sosyal refah politikalarının terk edilmesiyle birlikte yapı gereksinimleri karşılayamaz hale gelmiştir. Bu noktada temel ihtiyaçlardan biri olan barınma ihtiyacının karşılanmasında özel sektör ya da inşaat sermayesi devreye girmektedir. Araştırmada; öğrenciler üzerinden yaratılan mekan ekonomisinin inşa edilme sürecine ve tüketim-mekan ilişkisini üreten ve sürdüren toplumsal mekanizmalara odaklanılmıştır. Bu bağlamda yaratılan mekan ekonomisi ile birlikte ortaya çıkan sosyal gerçeklik üzerinden üniversite öğrencilerinin barınma sorunu, öğrenci kimliğinin ve yaşam tarzının tüketim üzerinden yeniden inşa edilmesi, öğrencilerin finansallaştırılması süreci ve üniversite öğrencileri aracılığıyla yaratılan neo-liberal kentsellik araştırılmıştır.

Kentsel mekanMekanMekansal değişim+6
Can Öztürk
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamusal mekân kullanımında suça maruz kalma korkusu: Ordu Rüsumat sahili örneği

Antik dönemlerden günümüze kadar kentlerde yaşayan insanlar, kent içerisinde zaman zaman farklı işlevler için kullanılan kamusal mekânlar oluşturmuşlardır. Zaman içerisinde kentlerde yaşayan insanların ihtiyaç ve beklentilerinin değişmesi nedeni ile kamusal mekânların kullanım amacının değiştiği birçok araştırmacı tarafından ortaya koyulmuştur. Bu kapsamda günümüz kamusal mekânları küreselleşme, artan nüfus, ekonomik farklılar gibi birçok nedenden dolayı idealize edildiği şekliyle kullanılmamaktadır. Bu farklılaşma kamusal mekân kullanımında suça maruz kalma korkusunu gündeme getirmektedir. Kamusal mekânlarda suça maruz kalma korkusu nedeni ile insanlar kamusal mekânları kullanmaktan kaçınmaktadır. Bu çalışmada kamusal mekânlarda yaşanan suça maruz kalma korkusunu, nedenleri ile birlikte inceleyerek kamusal mekân kullanımı ile arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Ordu kentinde yaşayan bireylerin çalışma alanını kullanırken suça maruz kalma korkusunu ne derece ve neden hissettiği araştırılmıştır. Araştırma kapsamında anket yöntemi ile elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0, bilişsel haritalama yönteminin değerlendirmesinde ArcGıs 10.7 ve sözlü görüşmenin değerlendirilmesinde MAXQDA 2020 yazılımları kullanılmıştır. Sosyo-demografik değişkenler ile ilgili analizler için bağımsız t-testi, tek yönlü ANOVA ve iki değişkenli pearson's korelasyon uygulanmıştır. Kamusal mekân kullanımı üzerinde suça maruz kalma korkusunun yarattığı etki ve bu amaca uygun olarak oluşturulan hipotez, CBS kapsamında en uygun noktasal sıcaklık analizi (optimized hotspot analysis) ile test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre suça maruz kalma korkusu, kamusal mekân kullanımını olumsuz yönde etkilemektedir ve mekânsal özellikler ile arasında doğrudan bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, kamusal mekânda suça maruz kalma korkusunu azaltmaya yönelik tasarım odaklı öneriler getirilmiştir.

Kentsel mekanKentsel peyzajKentsel tasarım+3
İsra Nur Alkan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk romanında şehir (1872-1923)

Roman türünün ortaya çıkışıyla birlikte anlatmaya bağlı metinler içinde önemli bir yer tutmaya başlayan mekân; şehir bileşenleri üzerine kurulu, çok yönlü bir yapıyı esas alır. Karakter yaratma ve ona dair izlenim kazandırma gayesi üzerine kurulu klasik romanlarda, şehir, roman karakterini yansıtma açısından önem arz eder. Türk edebiyatında 1872-1923 yılları arasında yayınlanmış romanlarda şehir olgusunun ele alındığı bu çalışma, modernleşme hareketlerinin olumlu ve olumsuz etkileri bağlamında şehrin estetik ve kültürel dokusunu incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, insan-mekân etkileşiminin şehrin işlevine ve diline etkilerini gündelik yaşam ve tarihsel dekor üzerinden ortaya koymaya çalışmaktadır. Belirlenen amaçlar doğrultusunda söz konusu dönemi kapsayan romanlar, roman inceleme yöntemleri kapsamında taranmış, çeşitli tespitler yapılmıştır. Elde edilen bilgi ve bulgular, kronolojik ve mukayeseli bir yöntem çerçevesinde tasnif edilmiş, belirli sonuçlara ulaşılmıştır. Yapılan inceleme ve tasnifler sonucunda ulaşılan sonuçların, Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türk romanında şehir-kültür-medeniyet etkileşiminin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

EstetikGeleneklerKentler+4
Deniz Polater
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suç ve mekân ilişkisinin araştırılması: Düzce örneği

Mimari tasarım, soyut düşünceden somut tasarıma ilerleyen karmaşık bir süreçtir. İnsanların maddi bir mekâna dair sezgisel ve soyut algılarını sağlam bir matematiksel yolla ortaya koyan kentsel araştırma paradigması olan mekân dizimi, mekânın sosyal özelliklerini nasıl temsil ettiğini araştırmaktadır. Morfolojik çalışmalarda, sezgisel açıklamalar yerine, insan yapımı çevreye ilişkin farklılıkların analizi, belirli mekânsal sistemin ilişkisel veya konfigürasyonel yapısının anlaşılmasını gerektirir. Mekân dizimi, bu mekânsal konfigürasyonları analiz etmek için geliştirilmiş bir yaklaşımdır. Mekân morfolojisi analizine odaklanan bu çalışma, "mekânsal suç" kavramını öne sürerek bu kavram ışığında mekânların kendi içinde, birbirleriyle ve insan davranışıyla olan ilişkilerini irdelemektedir. Suçun eşit olmayan mekânsal dağılımı, onu bu sosyolojik çerçeve içinde analiz için ideal bir aday yapar: suç evrenseldir, ancak mekânsal olarak yoğunlaşmıştır; herkesi hedef alır, ancak herkesi eşit olarak değil. Çalışma bu kapsamda, mekânların görünmeyen özelliklerini ortaya çıkararak kentsel doku içindeki rolünü sorgulamayı ve farklı mekânsal kurguların insan davranışı üzerindeki etkisi sonucunda suç ile ilişkisini tartışmayı hedeflemektedir. Çalışmanın araştırma yöntemi mekân dizimi analizlerine dayanmaktadır. Düzce ili merkez mahallelerini örnek alan ve kentsel çevre içinde sokak dokusuna odaklanan bu çalışma, mekân dizimi teorisi ve nicel analiz yöntemi yardımıyla mekânların kurgusal önemini ortaya koyarak ilgili öneriler sunmaktadır. Çalışma alanı olarak seçilen bölgede mekân dizimi analizleri kapsamında Depthmap yazılımına aktarılan verilerle bağlanabilirlik (connectivity), derinlik (mean depth), bütünleşme (integration), seçim (choice) ve kavranabilirlik (intelligibility) analizleri yapılmıştır. Ulaşılan değerler yardımıyla farklılaşan mekânsal ilişkiler tespit edilerek, mekân kurgusuna ve mekânın anlamına etkisi tartışılmıştır. Bununla birlikte kent morfolojisi analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde mekân morfolojisi kapsamında mekânsal kurgunun değişiminin mekânın kullanımı, anlamı ve kentsel ilişkiler bütünü içindeki konumuna nasıl etki ettiği; böylelikle suç potansiyeli ile ilişkisinin kuvvetli olduğu görülmüştür. Mekân dizimi yönteminin bilime dayalı bilgiyi tasarım sürecine aktararak bilim ve tasarım arasında bağlantı kurmayı başardığını ve tasarımcının tasarım önerilerini test ederken kullanabileceği grafiksel ve matematiksel veriler ürettiğini göstermiştir.

DüzceKent morfolojisiKentsel mekan+2
Zeynep Mıhçı Yıldırım
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel mekânlarda bilgi ve veri toplama yöntemi olarak haritalama: Kuğulu Park örneği

Haritalar insanların yer, mekân, kültür ve nesne kavramları ile ilişkisinin tanımlandığı, ifade ve iletişim araçlarıdır. Herhangi bir bilginin-verinin mekân üzerindeki dağılımını gösteren şema olarak da tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere nesnelerini mekân ile kurgulamaları haritaların en önemli özelliklerinden biridir. Haritalama ise yaratıcısının algılarını yansıtan, hayal ile gerçeği bir arada barındıran, sanat, edebiyat ve bilim dâhil olmak üzere birçok alanda kullanılan bir bilgi ve veri yorumlama aracıdır. Günümüzde teknoloji büyük bir veri birikiminin oluşmasına neden olmaktadır. Bu verinin görselleştirilmesi, planlama ve tasarım için kullanılabilir hale getirilmesi, aktarılması önemli hale gelmiştir. Bu nedenle veri toplama ve yorumlama aracı olarak haritalama, planlama ve tasarım disiplinleri açısından önemli bir araç olarak görülmektedir. Mimarlıkta haritalama özellikle yapılı çevreden verilerin toplanması, yorumlanması ve kentsel tasarımda yer-kullanıcı ilişkilerinin daha iyi kavranması amacı ile kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı; kentsel mekânları sosyal etkileşimlerle birlikte incelemek ve mimarlıkta haritalamanın önemini vurgulamaktır. Bu araştırma literatür çalışması ve alan çalışmaları olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın kavramsal temelini oluşturan kent, kentsel mekân ve haritalama ile ilgili literatür çalışması yapılmıştır. Elde edilen bilgiler ile alan çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, seçilen belirli bir alandan toplanan bilgi ve verilerin farklı haritalama yöntemleri kullanılarak analiz edilmesi ve bu analizlerin görselleştirilmesi hedeflenmiştir. Araştırma boyunca harita analizleri, kelime bulutu, bilişsel, aktivite ve yaratıcı haritalama gibi farklı haritalama çeşitleri ve teknikleri uygulanmıştır. Ankara'nın Çankaya ilçesinde bulunan Kuğulu Park'ta aktivite haritalaması yapılmıştır. Bu yöntemin kullanılmasının amacı, kamusal alanlardaki toplanan verilerin incelenmesi, yorumlanması ve kentsel tasarımda yer-kullanıcı ilişkilerini daha iyi kavranmasını sağlamaktır. Kullanılacak haritalama yöntemleri, kentsel mekânların doğal ve dinamik süreçlerini aktarmamıza olanak sağlayacaktır. Bu çalışma; kentsel mekânların incelenmesine alternatif üreterek, mekânsal kademelenmede kamusal alanların konumunu ve haritalamanın mimariye katkısını vurgulayacaktır.

Bilişsel haritalamaDavranış haritalamaHaritalama+4
Nisa Doğru
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat nesnesinin dönüşümü ve hazır nesne

Gündelik kullanım nesnelerinin var oluşu büyük ölçüde; barınma, savunma, korunma, inanç, ibadet, hayatta kalma, yaşamı kolaylaştırma ve hatta statü yaratma amaçlıdır. Bu nesneler büyük ölçüde; fiziki koşullar, ekonomi, siyaset, teknik gelişmeler, inanış biçimleri, kültürel normlar ve önceden öngörülmesi mümkün olamayan başka birçok faktörün bir araya gelmesi sonucu oluşur ve de sürekli olarak değişir. Olumsuz hava koşullarından korunmaya yarayan kıyafetler, ulaşım ihtiyacını kolaylaştıran araçlar, savunma amaçlı üretilen teknolojik aygıtlar ya da en asgari düzeyde beslenebilmek için tabak ve bardak gibi yeme-içme eylemlerini kolaylaştıran aletler bu kapsamda ilk akla gelenlerdendir. Her yerde/her evde bulunabilen tabak veya bardak gibi porselen, cam ya da seramik malzemelerle belli bir geleneksel beğeni ve biçimsel-estetik anlayışına göre üretilen ve işlevsel araçlar olarak kullanılabilen bu gibi nesneler; aynı zamanda toplumsal, kültürel ve duygusal bağlamlarda önemli bir sembol haline gelir. Nesnelerin anlamı, sadece fiziksel özellikleriyle değil, aynı zamanda insanların bu nesneleri nasıl algıladığı ve kullanmayı tercih ettiği toplumsal ve kültürel faktörlerle de şekillenir. Bu nesneler sanatın sürekli değişime uğrayan tarihsel sürecinin içerisinde devamlı olarak yer almış ve kaçınılmaz olarak dönüşüme uğramıştır. Sanatçılar, gündelik nesnelerin içinde bulundukları anlam ve kullanımlarını aşarak, bu nesnelere sanat alanında yeni anlamlar yükleyerek değişime uğratabilirler. Böylelikle sanatçı tarafından doğrudan kullanımı ya da dönüştürülerek kullanımıyla birlikte nesne yeni anlamlar kazanarak sanat alanında da sanat nesnesi ve sanatçının nesnesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Nesnenin sanat alanında yaşadığı bu dönüşüm ve sanatın görüneni olduğu gibi aktarma amacı güden taklitçi bir sanat anlayışından izlenimciliğe, dışavurumculuktan kübizme, sürrealizmden Dadaizm'e ya da kavramsal sanata evrilme süreçleri gözlemlenmeye çalışılmıştır. Sanat eserinin oluşturulma süreci, nesnenin geleneksel yapısından ve temsiliyetinden ayrılarak, sıradan günlük mekânından çıkarak sanat alanında varlık bulma sürecine odaklanır. Bu bağlamda, nesne artık sadece bir nesne olarak değil, aynı zamanda sanatçının kendine özgü bakış açısı ve yaratıcı sürecinin bir yansıması olarak ele alınır. Bu dönüşüm, nesnenin yeni anlamlar ve ifadeler yaratma potansiyelini ortaya çıkarır. Bunun yanı sıra sanatın malzeme bakımından geleneksel medyumlarının ve bir süs eşyası ya da yalnızca işlevsel bir araç olma stabilitesinden öteye geçen günlük kullanım nesnelerinin dönüşüm süreçlerine odaklanılmıştır. Tezde sanat üretimlerinde bir ifade aracı olabilme potansiyeli kazanan gündelik kullanım nesneleri ve nesnenin dönüşüm süreçleri; çeşitli sanatçılar, eserleri, bazı akımlar, tarihsel kırılma noktaları ve bireysel üretimler üzerinden gözlemlenmeye ve çözümlenmeye çalışılmıştır.

Görüntü dönüşümleriHazır nesneKentsel mekan+7
Özge Hacıoğlu
Düzce University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kent ve mimarlığın stratejik taktik ve operasyonel düzeylerde tartışılması

Teknolojinin hızla gelişmesi, dijital tabanlı tasarım yöntemlerinin sınırlarının genişletilmesi, farklı üretim modelleri ve yeni mekan alternatiflerinin hızla üretilmesi, kentlerin ve gündelik yaşam pratiklerinin, hızlı dönüşümünü başlatır ve güçlendirir. Kentlerde, biçimsel olarak yaşanan bu dönüşüm, aynı zamanda, sosyo-psikolojik ve sosyo-kültürel anlamda, bir değişimi hızlandırır. Modernizmle birlikte gelen yabancılaşma, yersizleşme kavramlarının metropol kentlerle birlikte gelişmesi, kentlerin sosyal/psikolojik değişiminin sonucudur. Biçimsel anlamda da yeni mekan arayışları, kuramsal alanda ve pratik alanda karşımıza çıkmaktadır.Bir mimari probleme/duruma karşı, bugün, "pozisyon alınmalı"dır. Günün değişen ve dönüşen yapısı ile mücadele etmek için, "alternatif/yaratıcı fikirler ve stratejiler" üretilmeli; kentlerin dönüşüm ve yenileme sürecine katkı sağlayabilecek alanlarda tasarımlar geliştirilmeli; biçimsel tasarımın önerilmesinden ziyade, kentsel planlamanın stratejisini/metadolojisini/kuramsal alt yapısını oluşturmak amaçlanmalıdır. Bu anlamda, kentsel/mimari tasarımın geleceğini öngörebilmek için, bugün, bitmiş projeler ya da çalışmalar sunmanın yerine stratejiler geliştirmenin, stratejik planlamanın önemi vurgulanmalıdır.Çağımızda gerçekleşen her türlü değişim ve dönüşüm, mimarlık pratiğini doğrudan etkilemekte olup, bu değişim ile baş etmenin yollarından birisinin de, mimari tasarıma, tasarlama ve representasyonuna stratejik yaklaşılması ve taktikler geliştirerek tasarım stratejilerinin oluşturulması; bu taktik ve stratejik kararların da operasyona dönüştürülmesinin sağlanması olduğu düşünülmektedir.Bu tez kapsamında, kavram olarak strateji, mimarın ve paydaşlarının elindeki bir tasarım aracı iken, taktikler ise, mimarın stratejilere ulaşmak için kullandığı araçlar olup, aynı zamanda, kent kullanıcısının zaman içerisinde geliştirdiği kamusal alanı kullanma biçimleridir. Kavramsal olarak operasyon/operatif olan ise, tasarım sürecinin ve mekanı tarifleyecek eylemin tasarlanması ve tasarımın eyleme geçirilmesidir.Günümüzde "Stratejik Mimarlık" başlığı altında tartışılan "mimarlıkta stratejik planlama ve tasarlama" açılımlarının geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmada, günümüz kentlerinin kontrolsüz, önü alınamaz şekilde, biçimsiz ve içerikten yoksun, kendi halinde gelişmesi ile mücadele etmenin, salt stratejik tasarlama ile yapılamayacağı öngörülmektedir. Eksik kalan stratejik planlama ve tasarlama çalışmalarının tamamlanması ve geliştirilmesi için, yeni kentsel tasarlama taktikleri geliştirerek, geleceğe dönük stratejileri daha özgün ve başarılı kılacak operatif yaklaşımların geliştirilmesinin gerekliliği vurgulanmalı; stratejik, taktik ve operatif düzeylerde kent ile mücadele edilmeli; kente müdahalenin bu bağlamda tartışılması gerektiği benimsenmelidir.Anahtar Kelimeler : Stratejik, taktik, operatif, kentsel gelişim düzeyleri

Kamusal mekanlarKent planlamaKentsel dönüşüm+6
Saliha Aslan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Kutsal mekan - ticaret ilişkisi: Hacı Bayrâm-ı Velî Külliyesi örneği

Hacı Bayrâm-ı Velî Külliyesi, Ankara'nın manevi ve sosyal hayatında önemli bir yere sahip olmanın yanı sıra çevresindeki ticari faaliyetlere de yön veren stratejik bir mekân olarak öne çıkmaktadır. Bu araştırma, kutsal mekânların sosyal, kültürel ve ekonomik etkilerini Hacı Bayrâm-ı Velî Külliyesi örneğinde incelemiş ve bu mekânın toplumsal ilişkiler üzerindeki etkisini ortaya koymuştur. Araştırma sonuçlarına göre, Külliye'nin manevi atmosferi hem ziyaretçiler hem de esnaf üzerinde derin etkiler bırakmakta, bu durum güven duygusunu güçlendirmekte ve ticari faaliyetlere olumlu yansımaktadır. Esnaf, Külliye çevresinde konumlanmanın ekonomik avantajlarından faydalanırken, kutsal mekânın ziyaretçi yoğunluğu ve manevi değerleri iş yerlerinin müşteri tercihlerini ve ticari başarılarını artırmaktadır. Katılımcılar, kutsal mekânda bulunmanın sosyal ve dini boyutlarının ticaretle iç içe geçtiğini belirtmiş; kutsal zamanlarda artan ziyaretçi akışının ekonomik kazançlarla birlikte sosyal bağları da güçlendirdiğine dikkat çekmiştir. Araştırma, Külliye çevresindeki işletmelerin hizmet ve ürünlerini manevi değerlerle ilişkilendirdiğini ve bu yaklaşımın hem müşteri memnuniyeti hem de toplumsal sorumluluk açısından olumlu sonuçlar doğurduğunu göstermiştir. Özellikle restorasyon çalışmaları, bölgedeki ticari faaliyetlere katkı sağlamış ve mekânın stratejik önemini artırmıştır. Sonuç olarak, Hacı Bayrâm-ı Velî Külliyesi, kutsal mekânların sadece dini bir merkez değil, aynı zamanda ticaret ve sosyal hayatı şekillendiren bir odak noktası olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, kutsal mekân ve ticaret arasındaki ilişkinin toplumsal ve ekonomik dinamikleri nasıl etkilediğini anlamaya önemli katkılar sunmaktadır. Bu çalışma, kutsal mekânların manevi etkilerinin ekonomik faaliyetler üzerindeki derin etkisini ve bu ilişkinin toplumsal yapıya olan katkılarını somut örneklerle göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Mekân, Mekân Etkisi, Kutsal Mekân, Ticaret, Hacı Bayrâm-ı Velî Külliyesi

Kentsel mekanSosyal mekanSosyo-mekansal etkileşim+2
Mehmet Ata Mirzaoğlu
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Gündelik yaşamda kamusal kent mekânlarındaki sosyal karşılaşmalarda etkileşim pratikleri: Ankara şehiriçi otobüslerinde alan araştırması

Bu çalışmada kişilerarası etkileşim temel alınarak, toplu taşıma araçlarından biri olan şehir içi otobüsler fenomenolojik bir yaklaşımla incelenmiştir. Fenomenolojik yaklaşım bir olguyu tüm boyutlarıyla incelemeyi gerektirir. Bu doğrultuda ilk olarak Ankara'daki şehir içi belediye ve özel halk otobüslerinin alan araştırması için seçildiği bu tezde, bireylerin otobüslerdeki etkileşimlerine etkide bulunan Ankara'daki gündelik hayatın akışı, katılımcıların şehre dair düşünceleri ve şehrin kişiler arası etkileşime etkisi incelenmiştir. Ardından görüşmecilerin toplu ulaşım araçlarından hangilerini, ne gibi nedenlerle tercih ettikleri ve toplu ulaşım alışkanlıkları; otobüslerin mekânsal özellikleri; otobüslerdeki toplumsal etkileşime neden olan faktörler ve etkileşimin nasıl kurulduğu; yolcuların izlenim yönetimleri gibi mevzular mercek altına alınmıştır. Yolcular arası etkileşimin yanında otobüslerde şoför-yolcu iletişimi de oldukça önemlidir. Bu nedenle yolcu-şoför etkileşimine şekil veren şoförlerin çalışma koşulları, yetkileri ve yaşadıkları sorunlar ile bunların yolcu-şoför etkileşimine bulunduğu etki çalışmanın bir diğer boyutunu oluşturmuştur. Tüm bu konular, mikro sosyolojinin alanına giren etkileşim ve gündelik yaşam kuramları, kent sosyolojisi ve ulaşım sosyolojisi literatürünün sağladığı kuramsal arka plan ile ele alınmıştır. Toplu ulaşımın herhangi bir alanı daha önce böylesi bir kapsamda ve hem yolcuların hem de şoförlerin görüşlerine yer verilerek incelenmediği için bu tezin alanda önemli bir boşluğu doldurması hedeflenmiştir. Çalışma sonucunda toplu ulaşım alanında yönetimsel alandan kaynaklanan çok temel ve elzem kimi sorunların olduğu, bu sorunların yolcular arası etkileşimde ve şoför-yolcu iletişiminde problemlere neden olduğu; var olan sorunlara rağmen yolcuların birbirleriyle ve şoförlerle önemli yardımlaşma ve dayanışma ilişkileri geliştirdikleri; otobüs yolculuklarının içerdiği olumsuz koşullara rağmen, bu alanın bir boş zaman değerlendirme yeri olarak da kullanıldığı, ayrıca bu mekânın bir özel alan olarak da kamusal alan da yolculara hizmet ettiği gibi bulgulara ulaşılmıştır.

AnkaraEtkileşimEtkileşim toplulukları+7
Ayşe Mirza Girgin
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni gelişme alanlarında sosyal ilişkilere bir bakış: Pertek Barış Yapı Kooperatifi örneği

İnsanların barınma ihtiyaçları ve bu mekânlardaki ilişkilerinin tarihi çok eskidir. Birinci Dünya Savaşından sonra yaşam koşullarının iyileşmesiyle birlikte insanların barınma gereksinimi dikkat çekmiştir. Zaman ilerledikçe nüfus artmaya başlamış, ekonomik koşullar iyileşmiş, zevkler değişmiş ve bu gibi durumlar yapılan konut türlerinde farklılıkların meydana gelmesini sağlamıştır. Bu gibi durumlar mekân olgusunda değişimler meydana getirmiş ve ilk değişimler gecekondular üzerinde görülmüştür. Gecekondulaşma, nüfusun hızla artmasına bağlı olarak insanların konut ihtiyacını gidermek için ortaya çıkmış ve şehirleşmenin ilk boyutunu oluşturmuştur. Daha sonra gecekonduları ıslah çalışmaları başlamış ve apartman dairesine doğru geçişler olmuştur. Nüfusun artmasıyla birlikte konutlar yeterli gelmeyince kat sayıları artırılmaya ve toplu konutlar yapılmaya başlanmıştır. Yeni gelişen her alan beraberinde yeni sosyal ilişkileri ve ilişki gruplarını da getirmiştir. Bu tez çalışması da yukarıdaki açıklamayla benzer şekilde, terör olayları sebebiyle Pertek ilçesine yoğun göç dalgasının olması sonucu meydana gelen konut ihtiyacını gidermek için yeni bir alanda kurulan Barış Yapı Kooperatifindeki sosyal ilişkileri ele alan bir çalışmadır. Barış Yapı Kooperatifi Pertek ilçe merkezine araçla 15 dakika uzaklıkta sınırları belirlenmiş bir mekân üzerine konumlandırılmıştır. Evlerin ilçe merkezinden farklı olarak yeni ve betonarme bina olması, dubleks formatta yapılması ve sınırları belirlenmiş bir mekan üzerinde konumlandırılmış olması bu kooperatif alanının kenti andırır nitelikte olmasını sağlamıştır. Bu alana yerleşen insanlarla birlikte yeni sosyal ilişki grupları da doğmuştur. Bu çalışmada amaçlanan, yeni gelişme alanı olan Barış Yapı Kooperatifindeki sosyal ilişkileri incelemektir. Bu amaç doğrultusunda da kooperatif alanında bulunan 21 haneye anket çalışması uygulanmış ve 40 denek ile görüşülmüştür. Elde edilen veriler SPSS Paket Programına aktarılarak elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kent, Sosyal İlişkiler, Pertek, Yeni Gelişme Alanı

Kentsel mekanKooperatif yapılarıKooperatifler+1
Ayşegül Aslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası sanat ortamının yeni yönelimleri: Kent ve mekan üzerine plastik çözümlemeler

Kent, tarihsel süreçte Gotik, Rönesans, Barok dönemler, Romantizm ve sonrasında modern sanatta İzlenimcilik, Dışavurumculuk gibi akımlarla resimde imgeye dönüşmüştür. Oysaki günümüzde insan elinden çıkma bir nesne haline gelmiştir. Özellikle Rönesans'tan sonra sanatçılardaki konu özgürlüğü kenti bir imge olarak öne çıkarmıştır. Çünkü Rönesans ve öncesinde en önemli imge din olduğu için yapılan eserler kutsal sayılmıştır.Kentleri yeniden inşa etme, yenileme modern bir tutumdur. Modernizme göre kent, uygarlığın beşiği, insan aklının en yetkin ürünüdür. Bu bağlamda modernistlerin kente bakış açıları değişmiş ve işlevsel olmuştur. Sergi salonları, galeriler, müzeler modernleşme ile birlikte kamusal alanlarda hizmet vermiştir. Sanayi Devrimi sürecinde kente farklı bir gözle bakan sanatçılar, kent imgesini benimsemişlerdir. Sanatçılar konuları arasına insanların gündelik yaşamları, işçi sınıfı, toplumsal yapı gibi konuları ele almışlardır.Kentin kültürel, ekonomik, sosyal dinamikleri imgenin dönüşümünü belirler. Dolayısıyla kültür dönüşümleri, kentin siyasal, ekonomik bağlamdaki değişmeleri ve teknolojik gelişmeler karşısında kent kimlikleri farklılaşarak netlik kazanmıştır. Kent bazen bir zeminde hayat bulmakta, bazen de göstergeler yardımıyla anlaşılabilmekte ya da siyasal bir söylemin parçası haline gelmektedir. Postmodernizmde kent, çoğulcu, çok sesli, anarşik, oyun oynanan ve denetlenemez kaotik bir oluşum olarak tanımlandıktan sonra sanat, galeri ve müzelerden çıkarak bir seçenek olarak kent içerisinde yaşamını sürdürmüştür. Bu bağlamda kent günümüzde üretim nesnesi konumuna gelmiştir.Bir sorun olarak ele alınan kent, gözlem ve deneyimler sonucunda uygulama çalışmalarına yansıtılmıştır. Kentin pek çok kültürü bir arada yaşatmasından dolayı çeşitlilik ve zıtlıklar, yeni yaşam modellerinin bireyler üzerinde yarattığı sarsıntı, başkalaşım, yabancılaşma ve yalnızlaşma gibi konular uygulama çalışmalarına kuramsal olarak yansımaktadır. Binalar da insanlar gibi birbiriyle uyumsuz ve bir yapı içindedir. Bu yapıya rağmen oluşturulan yanlış kültür politikaları sebebiyle hızla tek tipleşen insan ve kent karşılıklı etkileşimden dolayı hastalıklı bir hale gelmiştir. Toplumsal dönüşüm uygulama çalışmalarının düşünsel boyutunu meydana getirmiştir. Biçimsel olarak, kente ait formlar, gerçekçi bir dilden uzak, göstergelerle aktarılmıştır. Teknik olarak boya ve farklı malzemeler kullanılmıştır. Çalışmalarda kenti olduğu gibi yansıtmak yerine, insanlar üzerindeki etkisi ve bunun ruhsal yansımaları doğrultusunda ifade edilmiştir.

1980 sonrasıGüzel sanatlarKentler+6
Mustafa Duymaz
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Marka kent oluşturmada sembol yapıların değerlendirilmesi ve bir uygulama

Bu araştırmada, marka, marka imajı, marka kimliği, destinasyon markalaması, sembol, sembol yapılar, kent markalama, Türkiye ve dünyadaki sembol yapılar ve marka kentler konularına değinilmiştir. Marka olarak kentlerin olumlu bir imaja sahip olması gerekliliği ve marka kimliğini oluşturan elemenlerden biri olan kent sembollerinin kentin markalaşmasına etkisi araştırılmıştır.Dünyada marka kentler ve bu kentlerin tanınmış sembolleri bulunmaktadır. Türkiye 2023 Turizm Stratejik Planında dört il (İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya) "marka kent" kapsamına alınmış ve geliştirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Çalışmanın temel veri kaynağını bu dört il oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, 2023 Turizm Stratejik Planında ?marka kentler oluşturulması? kapsamında yer alan İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya illeri sembol yapılarının tespit edilmesi ve bu yapıların kentin markalaşmasına etkilerinin belirlenmesidir. Bu amaca ulaşmakta yerel halk ve yerel turistlerin görüşleri dikkate alınmıştır.Araştırmada her bir il alt evren olarak kabul edilmiş ve her bir ilde yaşayan halk ilçe, mahalle ve sosyo-ekonomik durumlarına göre belirli ölçüde ayrılarak (tabakalanarak) tabakalı örnekleme yöntemiyle örneklem seçilme yoluna gidilmiştir. Diğer taraftan araştırma kapsamındaki illeri ziyaret eden yerli turistler kolayda örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm demografik özellikleri belirlemeye yönelik beş sorudan oluşmaktadır. İkinci bölümde beşli likert ölçeği kullanılmıştır. Katılımcılara sembol yapıların önemi ve marka kent oluşturma sürecine katkılarını belirlemeye yönelik sorular yöneltilmiştir. Üçüncü bölümde belirtilen dört ilde bulunan en önemli sembol yapıların belirlenmesine yönelik seçenekler sunulmuştur. İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya ve diğer kentlerde yerel halk üzerinde toplamda 1937 anket formu uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde araştırmann amacına uygun olarak frekans ve yüzde dağılım, aritmetik ortalama, standart sapma, t- testi, one - way anova, kullanılmıştır.Yapılan analizler sonucunda, sembol yapılar kentlerin marka oluşturma sürecinde olumlu etkisi bulunduğu ve katılımcıların sembol yapıları ziyaret etme eğiliminde oldukları tespit edilmiştir. Kentlerin tanıtımında sembol yapıların kullanılması gerekliliği, ancak tek başına yeterli olmadığı görülmuştur. Araştırma kapsamına alınan Ankara, Antalya, İstanbul, İzmir illerinin sembol yapıları tespit edilmiştir. İstanbul'un en önemli sembol yapısı Ayasofya Müzesi olduğu tespit edilmiş, ancak az farkla Topkapı Sarayı da ikinci önemli sembol yapı olarak görülmüştür. Ankara kentinin diğer sembol yapılara göre çok güçlü bir sembol yapısı bulunduğu tespit edilmiştir. Anıtkabir Ankara'nın en önemli sembol değeri taşıyan yapı kabul edilmiştir. İzmir Kenti'nin sembol yapısı Saat kulesi olarak tespit edilmiştir. Meryem Ana Evi onu takip eden ikinci önemli yapı olmuştur. Antalya kenti'nin en önemli sembol yapısı Aspendos Tiyatrosu olarak tespit edilmiştir.

AnkaraAntalyaAspendos+12
Necibe Emin
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel mekanların kullanımı ve seyyar satıcılık: Diyarbakır örneği

Günümüz kentlerini şekillendiren önemli unsurlardan birisi de seyyar satıcılardır. Seyyar satıcılar özellikle yoğun göç alan kentlerde varlıklarını daha fazla hissettirirler. Kentsel nüfusun yoğunlaştığı mekânları bir iş sahası olarak kullanırlar. Köşe başları, alt ve üst geçitler, kırmızı ışıklarda kavşaklar, otobüs durakları, metro istasyonları, vapur iskeleleri, kaldırımlar vb. yerler, seyyar satıcıların satış yaptıkları mekanlardır.Gelişmiş ülkelerde göreceli olarak az rastlanan seyyar satıcılara, gelişmekte olan ülkelerde daha sık rastlanır. Seyyar satıcılar, Asya, Afrika, Güney Amerika gibi gelişmekte olan ülkelerin göç ile beslenen büyük kentlerinin adeta değişmez görüntüleridir. Gelişmekte olan birçok ülke, bu işi engellemek bir yana, yoksulluğa çare olarak gördüklerinden seyyar satıcılığı desteklemektedir. Bangladeş, Hindistan, Meksika bu ülkelere örnek olarak verilebilir.Ülkemizde seyyar satıcılığın tarihi eski dönemlere kadar iner. Köy köy gezen çerçiler seyyar satıcıların ilk örnekleri arasındadır. Osmanlı dönemi kentlerinde de seyyar satıcılara rastlanır. Cumhuriyet döneminde ise 1950'li yıllardan itibaren kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru olan göçler sonucunda; İstanbul, İzmir, Ankara ve Diyarbakır gibi hızla büyüyen kentlerimizde seyyar satıcıların sayıca çok fazla arttığı görülmektedir.1990'lı yıllar Diyarbakır'ın kentsel alan ve kent nüfusu açısından çok büyüdüğü yıllardır. Bu dönemde Diyarbakır farklı bir göç olgusu ile karşı karşıya kalmıştır: Zorunlu göç. Bölgede yaşanan terör olayları ve buna bağlı olarak köylerin boşaltılması kentsel nüfusu son 25 yılda iki katından fazla artırmıştır. Kent merkezine sığınan bu vasıfsız insanların tek geçim kaynağı gündelik işler ve seyyar satıcılık olmuştur.İşte bu çalışmanın konusunu da Diyarbakır'da önemli bir geçim kaynağı olan seyyar satıcılık ve seyyar satıcıların kentsel mekânları kullanımı oluşturmaktadır. Diyarbakır'daki seyyar satıcılar, araç ve yaya trafiğinin yoğunlaştığı sokak ve caddeleri aralarında resmi bir sözleşme olmaksızın paylaşmışlardır. Diyarbakır'daki seyyar satıcıların çoğunluğunu erkekler oluşturmaktadır. Çocuk yaştaki seyyar satıcılar da azımsanmayacak bir sayıdadır. Seyyar satıcılar arasında evli olanların sayıca fazla olması da bu işin önemli bir geçim kaynağı olduğunun göstergesidir. Diyarbakır'daki seyyar satıcılar kalabalık ailelerden gelmektedir. Ailelerin kalabalık olması ataerkil aile yapısından değil, çocuk sayısının fazlalığından ileri gelmektedir. Seyyar satıcıların eğitim seviyeleri ve elde ettikleri kazançlar da düşüktür. Seyyar satıcıların çoğunluğu göç ile gelenlerin yerleştiği ve gelir seviyesi düşük olan mahallelerde oturmaktadırlar.Anahtar Kelimeler: Seyyar satıcı, Kentsel mekânların kullanımı, Kentsel yoksulluk, Göç, Diyarbakır

DiyarbakırGöçlerKentsel mekan+4
Taner Kılıç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects