Clay
76 theses under this subject heading
Killerin pişirme davranışları
Bu çalışmada Türkiye'nin farklı bölgelerinden temin edilen Ca ve Mg içerikli killerin pişme davranışları incelenmiştir. Killerde bulunan Ca ve Mg içerikli minerallerin pişiriminde oluşacak yeni minerallerin saptanması amaçlanmıştır.Manisa, Isparta, Eskişehir, Çorum, Bilecik ve Kütahya bölgelerinden temin edilen killer CaO ve MgO oranlarına göre sıralanarak kodlanmıştır. Kil örneklerinin ham olarak plastiklik, termal analiz, kimyasal analiz, tane boyu ve fiziko-mekaniksel özellikleri incelenmiştir. Şekillendirilen kil örnekleri farklı sıcaklıklarda (900-1000-1100ºC) pişirilmiş ve pişmiş örneklerin fiziko-mekaniksel özellikleri ile mineralojik gelişimi tespit edilmiştir.Kil ürünlerin pişmiş bünyelerinde 1000ºC üstünde alkali içerenlerde daha çok cam faz, toprak alkali içerenlerde ise 850ºC'den sonra başlayan sinterleme ile yeni mineraller oluşmaktadır. Farklı sıcaklıklarda pişirilen CaO içerikli killerde anortit, vollastonit, gehlenit gibi ikincil minerallerin, MgO ve CaO içeren killerde ise diyopsit, akermanit, montisellit, forsterit minerallerinin oluştuğu tespit edilmiştir. Ca ve Mg içerikli killerin pişiriminde oluşan ikincil minerallerin nihai ürünün fiziko-mekaniksel özellikleri üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir.
Ham ve ön-işlem görmüş sepiyolit numunelerinin Cu(II) ve Pb(II) alıkoyma davranışlarının XRD, XRF, FTIR, termik analiz (TG-DTA), atomik absorpsiyon teknikleriyle incelenmesi
Bu çalışmada Eskişehir yöresinden elde edilen sepiyolit numunesi demiroksitle muamele edilerek elde edilen ürünün Cu(II) ve Pb(II) tutma kapasitesi sıcaklık, pH, iyonik şiddet, iyon konsantrasyonu ve inorganik ligant varlığında incelendi. Katyon tutturma işlemi batch yöntemiyle dört saatlik muamele süresince uygulandı. Veriler Langmuir ve Freundlich tutunma izotermlerine, yalancı birinci-ikinci derece eşitliklerine de uygulandı. Langmuir modelinin en elverişli model olduğu belirlendi.Artan sıcaklığın HS ve DKS numunlerinde Cu(II) tutunma oranını arttırdığı sonucuna varıldı. 298 K'den 328 K'e değişen sıcaklıkla birlikte HS numunesinde tutulan Cu(II) oranı 14,96 mg/g'dan 39,83'e, DKS numunesinde 21,56'dan 44,52 mg/g olarak değişti. Tutunmaya iyonik şiddet etkisi 0,1, 0,05 ve 0,01 NaNO3 ortamında incelendi.Tutunmaya inorganik ligant etkisi 0,01 M Cl-, SO42- ve HPO42- varlığında incelendi. HS numunesinde tutunma inorganik ligant varlığında azaldı. DKS numunesinde pH 5,3'de 0,01 M SO42- ve HPO42- varlığında tutulan Cu(II) yüzdeleri sırasıyla 92 ve 33 olarak bulundu. Aynı pH'da fakat bu iyonların yokluğunda tutunma yüzdeleri 33 ve 29'dur.Bu çalışmalardan demiroksit kaplaması, artan sıcaklık ve seçimli olarak inorganik ligant varlığının tutunmayı olumlu yönde etkilediği sonucuna varıldı.
Seyitömer (Kütahya) kömür havzası killerinin jeolojisi, minerolojisi ve seramik endüstrisindeki kullanım olanakları
Seyitömer (Kütahya) Kömür Havzası Killerinin Jeolojisi, Mineralojisi ve Seramik Endüstrisindeki Kullanım Olanakları Gürsel Yanık Maden Mühendisliği, Yüksek Lisans Tezi, 1997 Tez Danışmanı: Doç. Dr. İskender IŞIK ÖZET Seyitömer Linyit İşletmesi (SLİ) imtiyaz sahasının tabanında Üst Kretase yaşlı başlıca Iifsi bir mineral olan lizardit'ten [(Mg,Fe+2)6(OH)8(Si4O|0)] oluşan serpantin yer almaktadır. Bu birimi uyumsuz bir şekilde örten Geç Miyosen yaşlı Seyitömer Formasyonu' nda iki ayrı kömür damarına sahiptir. Alt kömür damarı (B damarı) çamurtaşı-kiltaşı üyesinin üst kısmında yer alır. Laminalı şeyi üyesinin üst kısmında yer alan kömür damarı (A daman) ince katmanlı olup kil-killi kömür ardalanmasından meydana gelmektedir. İnceleme alanı Batı Anadolu genleşme ortamının içinde yer almaktadır. Killi seviyeler arazide genellikle gri-bej ancak alt seviyelerde daha koyu çoğunlukla siyah ve yeşilimsi renklerdedir. Çalışma alanındaki killerin 7 ayrı değişik seviyesinden alınan örneklerin yapılan tane boyu analiz sonuçlarına göre kil (<5fxm) boyutu malzeme oranının % 17-33 arasında değiştiği belirlenmiştir. X ışınları kırınım (XRD) ve taramalı elektron mikroskop (SEM) analizleri sonuçlarına göre belirlenen başlıca kil mineralleri illit {Ky (Al, Mg, Fe)2(Aly-Sİ4.y) Oıo(OH)2] yAnahtar Kelime: Jeomorfoloji = Geomorphology ; Kil = Clay ; Kütahya-Seyitömer = Kütahya-Seyitömer ; Mineraloji = Mineralogy
Organik ve inorganik gözenek yapıcı madde katkılarının yapı malzemelerine etkisi
IV ORGANİK VE İNORGANİK GÖZENEK YAPICI MADDE KATKILARININ YAPI MALZEMELERİLERİNE ETKİSİ Rasim CEYLANTEKİN Seramik Mühendisliği, Yüksek Lisans Tezi, 2002 Tez Danışmanı: Doç. Dr. İskender IŞIK ÖZET Bu çalışmada Essen ve Westerwald (Kuzey Almanya) bölgelerinde yer alan karbonatsız (Kuzey kili) ve Baden-Württemberg (Ehingen/Güney Almanya) bölgesinde bulunan marn olarak da bilinen karbonatlı killerinin (Güney kili) karaterizasyonu yapılarak, organik ve inorganik gözenek yapıcı malzeme ilavesinin bu killerin sahip olduğu fiziko-mekaniksel özellikler üzerine etkileri araştırılmıştır. Her iki kile de gözenek yapıcı olarak 70ml kağıt, talaş, polysterol, ağırlıkça %0.6 Syn-por ve %4 perlit ilave edilmiş ve her iki kil için Syn-por, kağıt ve sinterleme elemanı kullanılarak yeni tuğla reçeteleri oluşturulmuştur. Hazırlanan tuğla örnekleri 960°C ve 1000°C de pişirilerek termo-fîziksel, termo-mekaniksel ve fiziko-mekaniksel özellikler incelenmiştir. XRF yöntemi ile yapılan kimyasal analiz sonuçlarına göre kuzey kilinde ağırlıkça % 68.75 Si02, %18.11 A1203, %5.72 Fe2O3 ve güney kilinde %53.55.SiO2, %15.39 AI203, %14.29 CaO ve %6.60 Fe203 saptanmıştır. XRD yöntemi ile yapılan mineralojik analiz sonuçlarına göre her iki kil de major olarak kuvars, kaolinit, illit, albit ve mikroklin mineralleri içermektedir. Ayrıca güney kilinde farklı mineral olarak klorit, kalsit ve dolomit mineralleri saptanmıştır. Tane boyu analiz sonuçlarına göre kuzey kilindeki kil boyutlu malzeme miktarı (<2um) %55, güney kilinde ise %31 olarak belirlenmiştir. Fiziko-mekaniksel test sonuçlarına göre sırasıyla kağıt, talaş ve Syn-por ilavesi 960°C ve 1000°C'deki su emme ve görünür gözeneklilik miktarını arttırırken, polysterol fazla değiştirmemiş, perlit ilavesi ise azaltmıştır. Ancak Syn-por haricindeki katkılar hem kuru hem de pişme mukavemetini azaltırken, Syn-por'un nispeten homojen dağılımlı ve küresel gözenek oluşturması nedeni ile hazırlanan reçetenin pişme mukavemeti katkısız kile göre yaklaşık %150 arttırmıştır. Ayrıca termal analiz sonuçlarına göre Syn-por ilavesi karbonat bozunma sıcaklığını düşürerek kalsiyum silikat oluşumunu arttırmış ve kalsitli killerin serbest CaO' den kaynaklanan olumsuz etkilerini ortadan kaldırmıştır. Anahtar Kelimeler: Tuğla, Gözenek, Syn-por, Karbonatlı Kil (Marn).
Değişik çevresel koşullar altında, şişen zeminlerin özelliklerinin belirlenmesi
DEĞİŞİK ÇEVRESEL KOŞULLAR ALTINDA, ŞİŞEN ZEMİNLERİN ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ Murat ÇETİN İnşaat Mühendisliği, Yüksek Lisans Tezi, 2003 Tez Danışmanı: Yrd.Doç.Dr. Yücel GÜNEY ÖZET İnşaat mühendisliğinde; su muhtevasındaki değişime bağlı olarak önemli ölçüde hacim değiştirme potansiyeline sahip zeminler şişen zeminler olarak tanımlanmaktadırlar. Şişen zeminler dünyanın pek çok yerinde önemli zararlara neden olmaktadırlar. Şişen zemin problemi özellikle hafif yapılar ve yollar için deprem, sel gibi diğer doğal afetlerden daha tehlikelidir. Şişen zemin problemlerinin çözümü için genellikle kimyasal katkı maddeleri ile stabilizasyon, ön ıslatma, sıkışma kontrolü, sürsaj yüklemesi, su muhtevasının korunması gibi yöntemlerle zemin iyileştirilmesi yöntemlerine başvurulur. Bu yöntemlerden özellikle kireç stabilizasyonıı etkin ve ekonomik kullanımı nedeniyle en sık başvurulan yöntemdir. Bu zeminler, stabilize edilmeden önce veya sonra ıslanma-kuruma, sıcaklık, kür süresi, donma-çözünme, su muhtevası değişimleri, kirlilik gibi çok sayıda çevresel etkilere maruz kalmaktadırlar. Bu çalışmada şişme potansiyeline sahip doğal ve farklı oranlarda bentonit ve kaolen içeren kil karışımları kullanılmıştır. Doğal ve kireç-çimento ile stabilize edilmiş numuneler üzerinde su muhtevası, uygulanan sıkıştırma enerjisi miktarı, katkı maddeleri, kür süresi, kür sıcaklığı, donma-çözünme ve ıslanma-kuruma çevrimleri gibi çevresel koşulların şişme özelliklerine etkileri incelenmiştir. Deneyler sonucunda, şişme potansiyelinin su muhtevasının azalması ve sıkıştırma enerjinin artması ile arttığı belirlenmiştir. Ayrıca katkı miktarının, kür süresinin ve sıcaklığının artması ile şişme potansiyelinin azaldığı görülmüştür. Islanma kuruma çevrimlerinin doğal zeminlerde şişme potansiyelini önemli ölçüde azaltırken, stabilize edilmiş zeminlerde ıslanma kuruma çevrimlerinin şişme potansiyelinde az bir miktarda artışa neden olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Islanma-Kuruma, Kür Şartları, Stabilizasyon, Şişen Zeminler
Ağır metal ve tuzlarla kirlenmiş killi zeminlerin geoteknik özelliklerinin belirlenmesi
IV AĞIR METAL VE TUZLARLA KİRLENMİŞ KILLI ZEMİNLERİN GEOTEKNIK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ Tayftın ŞENGÜL İnşaat Mühendisliği, Yüksek Lisans Tezi, 2003 Tez Danışmanı: Yrd.Doç.Dr. Yücel GÜNEY ÖZET Evsel ve endüstriyel atık depolama alanlarında oluşan sızıntı suları geçirimsiz kil tabakalarının geoteknik özelliklerini değiştirmektedir. Bu değişimin önceden tanımlanabilmesi geoteknik mühendisliği açısından önemlidir. Çünkü bu tür geçirimsiz deponi tabakalarında kimyasal kirlilikten dolayı oluşabilecek hasarlar, çevre ve insan sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, çöp deponi tabakası malzemelerinin kirleticiler karşısında geoteknik, fîziko-kimyasal ve mikro yapısal özel liklerindeki değişimlerin belirlenmesi amacıyla laboratuarda deneyler yapılmıştır. Çalışmalarda çöp deponi tabakası malzemesi olarak Na- Bentonit/Kaolin kili karışımları, kirletici olarak da PbCl2, CuCl2, ZnCl2 metal çözeltileri, NaCl, CaCl2, KC1 tuz çözeltileri, HC1 asidik çözeltisi, NaOH bazik çözeltisi ve B203 içerikli bor madeni ayrıştırma suyu kullanılmıştır. Bu çözeltilerle kirletilen Na-bentonit/Kaolin karışımları üzerinde konsolidasyon, serbest şişme, kıvam limitleri, serbest basınç, elektriksel iletkenlik, pH deneyleri ve taramalı elektron mikroskobu analizleri yapılmıştır. Deneyler sonucunda; kirlenmiş Na-Bentonit/Kaolin karışımlarının, serbest basınç mukavemeti, likit limit ve plastik limit miktarlarında azalma, permeabilite değerlerinde ise artma belirlenmiştir. Taramalı elektron mikroskobu analizlerinden ise kilin mikro yapısında bozulmalar meydana geldiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çöp Deponi Tabakası, Geoteknik Özellikler, Kaolin, Kimyasal Kirlilik, Mikro Yapı, Na-Bentonit.
An investigation of mechanical, physical, and microstructural properties of full-scale soilcrete column in organic and clay soil
Jet grouting methods have recently become one of the soil enhancement technologies utilized to provide strength improvement and solve most problems of weak soils. In this study, a full-scale 1 m diameter and 5 m length soilcrete (SC) (jet grout) column was constructed in the organic soil with a water-to-cement ratio of 1 and 400 bar pressure injections. Besides that, SC column has been constructed with 1m depth in clayey soil regarding different pressure injections (300, 325, 350, 375, 400) bar and different rotations (25, 35, 45) rpm. A mechanical, physical, and microstructural investigation was performed on SC samples taken from six different depths (0.0, 0.5, 1.0, 1.5, 2.0, and 2.5) m and at the same depth at five different locations, including the center for organic soil. For clayey soil, the observation of geomechanical properties of SC was taken according to different pressure, rotation parameters, and different location of specimens in grout column. Following tests are performed on each sample: strength characteristics in all conditions, water absorption, density, porosity, and surface friction between SC-soil samples. Scanning electron microscopy (SEM) and energy dispersive X-ray spectrometer (EDX) were performed on selected samples to investigate microstructural variation of SC columns regarding all different parameters. The test results showed that the strength of SC varies with depth that exceeded 48%, and within the same depth, the variation is approximately 20% for organic soil, while for clayey soil, the strength decreased by 38% with increasing the pressure and decreased it (6%) with increasing rotations. Other properties (water absorption, density, porosity) also vary regarding all different parameters for both SC in organic and clayey soil. As well as, the surface friction angle of different types of soil-cement grout gains 42° for organic and its varies between 9°-to-19° for clayey soil. The theoretical part of this study is to predict the diameter of SC in both types of soils
Figüratif seramik heykellerde farklı kil etkileri
Tarih öncesi dönemlerden beri süregelen ve günümüzde de figüratif seramik heykellerde, estetik kaygı ve sanatsal gaye arayışında olan eserler üretilmiştir. Geçmiş ve günümüzdeki eserler karşılaştırıldığında figüratif seramik heykelin ne kadar değiştiği ve geliştiği görülmektedir. Figüratif seramik heykel sanatçıları üretimini, biçimlendirme, kurutma, sır, doku, pişirim gibi seramiğin temel öğeleri doğrultusunda yapması gerekmektedir. Bu aşamaları en çok etkileyen unsur kildir. Seçilen kilin özellikleri sanatçı tarafından çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Kilin yapısı, dokusu, boyutu, plastiklik, mukavemeti, pişme rengi, pişme derecesi, su emme değerlerine, pişirim sonrası küçülme payına gibi özelliklerin bilinmesi çok önemlidir. Bu araştırmada figüratif seramik heykel sanatında kullanılan kilin etkileri konusu irdelenerek konu ile ilgili bazı sanatçıların örnek niteliğinde olduğu düşünülen çalışmaları araştırılmıştır. Uygulama kısmında kırmızı, şamot ve beyaz kil kullanılarak ortaya çıkarılan eserlerdeki kilin etkileri kanıtlanmıştır. Avantajları ve dezavantajları irdelenerek daha sonra ki çalışmalarda yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Seramik, Heykel, Figüratif Seramik Heykel Sanatı, Kil
Effect of the waste glass on engineering properties of a bentonite
This thesis presents some engineering properties of bentonite-glass mixtures. The waste glass (WG) with two different sizes (Fine WG-FWG and Coarse WG-CWG) was mixed with bentonite at ratios of 0%, 10%, 20%, 30%, and 40%. A series of laboratory tests including compaction, fall-cone, consolidation, direct shear, crumb, double hydrometer, viscosity, unconfined compression (UC), and bender element (BE) tests were performed on the specimens. Testing results showed that WG additions increased the maximum dry unit weight (γdmax) of bentonite. Consolidation testing results showed decrement in void ratio with WG additions. Maximum unconfined compressive strength (qu) value of the specimens was obtained at bentonite-30% CWG mixture. Angle of internal friction of bentonite increased until 30% WG content and then decreased. The dynamic viscosity and dispersion potential of bentonite decreased with WG additions. Shear wave velocity (vs) and compressional wave velocity (vp) values of bentonite increased with WG additions. The vp to vs ratio of the specimens varied between 2.0 and 2.5, thus, yielding Poisson's ratios (υ) from 0.33 to 0.40. Effect of a medium plastic silt (ML) at 0%, 10%, 20%, 30%, 40%, and 50% mixture ratios on the triaxial behavior of a sand were also presented. The undrained triaxial tests (CU) tests showed that addition of ML decreased the deviatoric stress of Narlı sand. Furthermore, mixtures with the ML showed more contractive behaviour.
Normal konsolide killerde gerilme boşalmasının geoteknik parametrelere etkileri
ÖZET Bu çalışmada araziden numune alınması sırasında kaçınılmaz bir etki olarak meydana gelen gerilme örselenmesi, yani gerilme boşalmasının normal konsolide killerin mühendislik davranışları üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışma İstanbul yeşil kili ve Kaolen gibi plastisite, likit limit ve geçirgenlik özellikleri birbirinden çok farklı iki numune üzerinde yapılmıştır. Zemin numunelerinde özelliklerin daha kolay kontrol edilebilmesi için laboratuvarda, konsolidometrede normal konsolide olarak hazırlanmış homojen, gerilme tarihçesi belirli blok numuneler kullanılmıştır. Bu blok numuneden üç eksenli basınç deneyi için numune hazırlanarak üç seri deney yapılmıştır. I. seri deneylerle arazideki zemin davranışı örneklenmiştir. Bunun için numune Ko koşullarında konsolide edildikten sonra drenajsız şartlarda yüklenmiş ve bu numunelere 'arazi numunesi"adı verilmiştir. Gerilme boşalmasının ve numune bekletme süresinin geoteknik parametrelere etkisinin araştırıldığı II. seri deneylerde lgün, 7gün ve 28gün bekletilmiş numuneler arazi düşey efektif gerilmesi drenajsız şartlarda hidrostatik olarak etkirken yine drenajsız koşullarda eksenel basınç arttırılarak yüklenmiş ve bu numunelere 'laboratuvar numunesi" adı verilmiştir. Numunenin konsolidometreden çıkarılması ile deney yapma zamanı arasında geçen süre 'numune bekletme süresi" olarak tariflenmiştir. III. seri deneylerde ise gerilme boşalmasına maruz kalmış laboratuvar numunelerinde, laboratuvar deneyleri ile arazideki zemin davranışını örnekleyebilmek için tekrar konsolide etmenin etkisi araştırılmış ve laboratuvar numuneleri izotropik oktahedral gerilmede konsolide edilip drenajsız şartlarda göçmeye ulaşılmıştır. Bu numunelere 'tekrar konsolide edilmiş laboratuvar numuneleri" adı verilmiştir. Arazi numunelerinin ve laboratuvar numunelerinin davranışları karşılaştırılarak, gerilme boşalmasının geoteknik parametrelere olan etkileri belirlenmiştir. Laboratuvar numunelerinde bekletme süresi arttıkça kalıcı boşluk suyu basıncı UR'de, drenajsız kayma mukavemetinde, elastisite modülünde ve boşluk suyu basıncı parametresi Af' de oldukça büyük kayıplar meydana gelmiştir. Böylece arazi zemin davranışının laboratuvarda konsolidasyonsuz drenajsız üç eksenli deney ile örneklenemediği bu çalışmada da görülmüştür. Belirli numune bekletme sürelerinde tekrar konsolide edilen laboratuvar numuneleri ile arazi numunelerinin davranışı karşılaştırıldığında, gerilme birim deformasyon, boşluk suyu basıncı değişimi ve elastisite modüllerinin çok farklı olduğu ancak drenajsız kayma mukavemeti ve efektif gerilmelere göre belirlenen (J>' değerlerinin birbirine yakın değerlerde olduğu belirlenmiştir. Böylece normal konsolide killi zeminlerde, gerilme örselenmesinin etkisini gidermek için numunelerin tekrar konsolide edilmesinin, efektif gerilmeler cinsinden içsel sürtünme açısını ve drenajsız kayma mukavemetini çok fazla etkilemediği görülmüştür. XI
Normal konsolide yumuşak killerde arazi ve laboratuvar deneylerinin karşılaştırılması
Normal konsolide yumuşak killer yeryüzünde kalın tabakalar halinde çok geniş alanları kaplamaktadır. Bu yüzden yumuşak killer üzerinde inşa edilecek yapıların tasarım ve yapımı son yıllarda geoteknik mühendisliğinin önemli problemlerinden biri haline gelmiştir. Alibey Barajı sözü edilen normal konsolide yumuşak bir kil tabakası üzerinde inşa edilmiş yapılardan biridir. Yumuşak alüvyal çökellerden oluşan baraj temel zemininde göçme meydana gelmemesi ve oturmaların kontrol altında tutulabilmesi için baraj dolgusu kademeli bir şekilde yaklaşık 15 yılda inşa edilmiş ve dolgu inşaatından önce yerleştirilen ölçüm aletleri sayesinde arazi boşluk suyu basıncı değişimleri ile zemin hareketleri gözlem altında tutulmuştur. Bu şekilde arazi enstrumantasyonuna sahip olması, inşa süresi ve sonrasında zemin hareketleri ile boşluk suyu basınçlarının gözlemlenmesi nedeniyle Alibey Barajı benzer yapılar arasında önemli bir yere sahip bulunmaktadır. Bu çalışmada normal konsolide yumuşak bir kil tabakası üzerinde inşa olunan Alibey Barajı'nın inşaatından sonra temel zemininin geoteknik yönden incelenmesi ve elde edilen bulguların inşa öncesi elde edilenlerle karşılaştırılması yanında barajın ve altındaki jeolojik ortamın matematiksel olarak modellenebilmesi için gerekli geoteknik ve mekanik parametrelerin elde edilmesi amaçlanmıştır. Alibey Barajı temel zemininin endeks, mukavemet ve sıkışabilirlik özellikleri 1967 ve baraj inşaatı sonrası 1996 yılında yapılan sondajlar ve sondajlardan elde edilen örnekler üzerinde yapılan laboratuvar deneyleri ile saptanmıştır. Bu çalışmada 1967 ve son olarak 1996 yılında yapılan arazi ve laboratuar deney sonuçlan düzenlenerek baraj dolgusu altındaki normal konsolide yumuşak kil zemin tabakalarına ait kayma mukavemeti ve sıkışabilirlik parametreleri belirlenmeye ve dolgu yüklemeleri altında zaman içinde baraj altı zemin tabakalarında meydana gelen değişimler incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca zemin üzerinde yapılan arazi ve laboratuar deneyleri sonucu elde edilen veriler değerlendirilmiş ve birbirleriyle karşılaştınlmışlardır.
Nanokompozit sentezinde kullanılacak na-bentonit kilinin saflaştırılması
Bu araştırmada, Reşadiye ? Tokat bölgesinden çıkartılan Karakaya bentonitin detaylı yapı tayini yapıldıktan sonra, uygun saflaştırma prosesi araştırılmış ayrıca bu işlem için uygun pilot üretim tesisi kurulmuştur. Saflaştırma prosesi sonucu elde edilen killerin kuaterner amonyum tuzları sentezlenerek, bu killerin nanokompozit sentezi için kullanımının uygunluğu incelenmiştir. Yapılan çalışmalarda yapı tayinleri için, XRD, XRF, ICP, SEM, TGA kullanılmıştır.
Yumuşak kil zeminlerin geogrid donatı ile güçlendirilmesi
Bu çalışmada, geogrid donatı ile güçlendirilen doğal kil zeminlere oturan yüzeysel temellerin taşıma gücü ve oturma davranışları, arazi ortamında büyük ölçekli yükleme deneyleri yapılarak irdelenmiştir. Deneylerde yüzeysel temel olarak 30cm, 45cm, 60cm ve 90cm çaplarında dairesel rijit model temel plakaları kullanılmıştır. Güçlendirme elemanı olarak kullanılan geogrid donatılar, doğal kil zemin üzerine serilen stabilize dolgu tabakası içine yerleştirilmiştir. Deneylerde; stabilize dolgu tabakası kalınlığı, ilk donatı derinliği, donatılararası mesafe ve donatı tabaka sayısı gibi parametrelerin taşıma kapasitesi ve oturma üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Deneylerin ardından sonlu elemanlar yöntemine dayanan PLAXIS yazılımı kullanılarak iki ve üç boyutlu sayısal analizler yapılmış, elde edilen sonuçların deney sonuçları ile olan uyumu araştırılmıştır. Daha sonra temel boyutları esas alınarak ölçek etkisi analizi yapılmış ve bir takım istatistiksel bağıntılar önerilmiştir.
Atatürk Barajında kil çekirdek malzemesi olarak kullanılan kilin dispersif (dağılgan) özelliklerinin araştırılması
Bu çalışma 2011-2012 öğretim yılında Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalında Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanmıştır.Bu çalışmada Atatürk Barajı'nın kil çekirdek inşasında kullanılan malzemesinin dispersif (dağılgan) özelliği belirlenmiş olup, bu özelliğin barajın uzun süre stabilite durumuna etkisi araştırılmıştır. Kullanılan killi zeminden alınan örselenmiş zemin numunelerine sınıflama deneyleri yapılmıştır. Zeminin üzerinde yapılan XRF, XRD ve SEM analizleri ile zeminin Vermikülit, Kaolinit ve Simektit türü kil minerallerince zengin olduğu belirlenmiştir. Mühendislik deneylerinden Standart Proctor Deneyi yapılarak zeminin maksimum kuru birim hacim ağırlığı ve optimum su içeriği belirlenmiş olup bu değerler kullanılarak İğne deliği, çifte hidrometre ve dağılma deneyleri yapılmıştır. Sonuç olarak, kil çekirdek malzemesinin dispersif (dağılgan) olmadığı belirlenmiştir.
Adıyaman ilinin tarım dışı alanlarındaki tuğla-seramik hammadde kaynaklarının kullanım potansiyellerinin belirlenmesi
Adıyaman Bölgesindeki, tarım dışı alanlardaki toprak/kil hammadde kaynaklarının tuğla-kiremit-seramik üretimine uygunluğu araştırılmıştır. Bu nedenle, uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri ile Adıyaman-Merkez, Besni, Kahta, Samsat bölgesinde saptanan olası kaynak alanlarında alınan 13 farklı örnekte fiziksel, kimyasal, mineralojik ve sub-mikroskopik analizler yapılmıştır. Örneklerden hazırlanan tuğlalarda geleneksel ve güncel yöntemlerle üretimler gerçekleştirilmiş ve teknolojik deneylerle standartlara uygunluğu saptanmıştır.Ayrıntılı analiz ve üretimler sonrasında, Rzp ve Çmgz hammaddelerinin yüksek oranda kil, Smst-1 örneğinin ise yüksek oranda kireç içerdiği saptanmıştır. Bsn-1 ve Ekosan'nın pH değeri dışındaki diğer tüm örneklerde pH istenilen düzeylerdedir. Tuzluluk değerleri Ekosan ve Egrçy örneklerinin dışında kabul edilebilir değerler arasındadır. Organik madde içeriği tüm örneklerde TSE standartlarına uygun olan sınırlarda, düşük düzeyde saptanmıştır. Örneklerin tamamında baskın birincil mineral kalsitken smektit başat kil mineralidir. 900oC'de fırınlanan tüm örneklerde diyopsit ve gehlenit, 1040oC'de fırınlanan tüm örneklerde ise akermanit, diyopsit ve bredigit en yaygın yüksek sıcaklık mineralleri olarak belirlenmiştir.Tarama Elektron Mikrokobisi analizleri Hsnck-1 ve Kht-1 örneklerinde 1040°C'de ileri düzeyde sinterleşme olduğunu ortaya koymuştur. Buna karşın 900oC'de sinterleşme düşük kalmıştır. Teknolojik analizler sonrasında örneklerin plastiklik derecesinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Plastisite değerinin en yüksek ve en düşük değerleri arasındaki farkın yüksek oluşunun nedeni olarak örnekler arasındaki kil içeriği farklılığı gösterilebilir. Analizler sonrasında, Bsn-1, Bsn-2, Bsn-3, Smst-1 ve Smst-2 örneklerinin dışında kalan başta Rzp olmak üzere tüm örnekler tuğla ve kiremit üretiminde kullanılabilecek sınırlarda su emme, dayanım ve küçülme davranışları göstermiştir.Sonuç olarak irdelenen Adıyaman Bölgesinde tarım dışı alanlarda yer alan toprak/kil hammaddelerinin uygun karışımlar ile seramik, tuğla ve kiremit endüstrisinde kullanılabileceği ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kil, tuğla, Adıyaman, seramik teknolojisi, tarım dışı alanlar
Selüloz katkılı seramik bünyelerle, raku tekniği pişiriminin artistik yönden araştırılması
Bu çalışmada, selüloz katkılı seramik bünyelerle indirgen atmosfer pişirimlerinden biri olan raku pişiriminin artistik yönden araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada, Söğüt kili, Almanpınarı kırmızı kili, şamotlu çamur ile ESÇ-1 akçini seramik çamuru, farklı oranlarda selüloz içerikli peçete-gazete kâğıtları, pamuk, selüloz, sır için oksitler ve sırlı pişirim için raku fırını kullanılmıştır. İlk olarak kâğıtlar belli %'de oranlarında tartılıp parçalara ayrılmış, suda ıslatılarak bekletilmiş ve parçalayıcı ile kâğıt hamuru haline getirilmiştir. Pamuk ve selüloz ise, belli oranlarda tartılıp suda bir süre bekletilip, daha sonra da seramik çamurları ile karıştırılmıştır. Deneysel örnekler, plaka yöntemiyle ve küre formunda şekillendirilmiştir. Bisküvi pişirimleri, çamur bünyenin özelliğine göre 900℃-980℃ ve 1050℃'de elektrikli fırında, sırlı pişirimleri de raku fırınında yapılmıştır. Sonuç olarak, bu katkı maddeleri ve hammaddelerle elde edilen seramik ürünlerin pişme öncesinde kuru mukavemetlerinin arttığı görülmüştür. Bisküvi pişirimi sonrası, hem seramik bünye katkı oranı kadar hafiflemiştir, hem de gözenek oluşmuştur. Oluşan gözeneklerde, raku pişirim sonrası redüksiyonlu atmosferle sırlı bölgelerde metalik görünümler sırsız olan bölgelerde ise isli görünümler elde edilmiştir. Selüloz katkılı seramik bünyelerin, raku pişirimi ile probleme yol açmadan pişirilebileceği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Selüloz, seramik, raku pişirimi, kil
Polimer-kil kompozitlerinin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, sentezlemiş olduğumuz N-(4-bromofenil)-2-metakrilamit (BrPMAAm) ve N-(4-florofenil)-2-metakrilamit (FPMAAm) monomerleri serbest radikal polimerizasyonu ile polimerleştirildi. Montmorillonit (MMT) içerikli ham kil (NaMT), saf kil (SMT) ve sentezlenen organokil (OSMT) için yapı aydınlatılması Fourier transform infrared spektroskopisi (FTIR) ve tabakalar arası uzaklıkları X-ışını kırınımı (XRD) analizleri ile belirlendi. Daha sonra BrPMAAm ve FPMAAm monomerlerinin kil kompozitleri % 2, 4, 6 ve 10 organokil kullanılarak yerinde (in-situ) polimerizasyonla elde edildi. Sentezlenen polimer-kil kompozitler FTIR, XRD ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizleriyle karakterize edildi. Heksadesiltrimetilamonyum bromür (CTAB) ile modifiye edilen organofilik kille üretilen polimer-kil kompozitlerin dağılmış bir yapı gösterdiği XRD ile ortaya konmuştur. Jel geçirgenlik kromotografisi (GPC) ile homopolimer ve % 10 organokil katkılı polimerlerin molekül ağırlıkları belirlendi. Polimerlerin termal özellikleri termogravimetrik analiz (TGA) ve diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) cihazları kullanılarak incelendi. Ayrıca polimerlerin termal özelliklerinin geliştiği gözlendi.
Van/Bardakçı bölgesi zeminlerinde arazi ve laboratuvar deneyleri arasındaki ilişkilerin jeoteknik ve istatistiksel açıdan incelenmesi
Van Gölü doğusunda yer alan Bardakçı bölgesi ve civarı, eski göl çökelleri üzerine kuruludur. Bu bölgede, Van Gölü'nün seviye değişimleri sonucunda, farklı kalınlık ve tane boyuna sahip sedimanlar çökelmiştir. Yapılan çalışma kapsamında, inceleme alanındaki kil seviyelerinin saha ve laboratuvar verileri ve bu veriler arasındaki ilişkileri incelenmiştir. Aynı noktada yaklaşık 5 m mesafe ile açılan iki farklı kuyu içerisinde, Standart Penetrasyon Testi (SPT) ve Menard Presiyometre Testi (MPT) yapılmıştır. Aynı zamanda, kil çökellerden örselenmiş ve örselenmemiş (UD) zemin numuneleri alınmış ve laboratuvarda bu numunelerin fiziksel ve mekanik özellikleri belirlenmiştir. Elde edilen deneysel veriler doğrusal (lineer) ve doğrusal olmayan (non-lineer), tek ve çok değişkenli regresyon analizleri ile karşılaştırılmıştır. Tüm deneysel veriler arasındaki ilişkiler incelenmiş ve Menard deformasyon modülü (EM) – ön konsolidasyon basıncı (Pön), EM – SPT-N60 ve EM – kohezyon (c) arasında yüksek belirleme katsayıları olan ilişkiler elde edilmiştir. Çoklu regresyon analizinin sonuçları, su muhtevasının SPT-N60'ın belirlenmesinde etkili bir parametre olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca bu çalışmada, aynı zemin türü için farklı EM, SPT-N60, Pön ve c değerleri belirlenmiştir. Böyle bir bulgunun nedenleri bu tezde araştırılmış ve zeminin mekanik özellikleri üzerinde, mevcut düşey örtü yükü ve Van Gölü'nün geçmişte yükselmiş olduğu seviye sonrasında oluşan su yüküne kıyasla, bölgedeki aktif Van Bindirme Fayı'nın daha fazla etkili olduğu belirlenmiştir.
Atık suların arıtılmasında uygun adsorban seçimi
Yüzey suları ve atık sulardaki agır metallerin varlıgı halk saglıgı ve çevreyi ilgilendirmektedir. Endüstriyel islemlerde metal ve kimyasal kullanımının artması nehir sularının kirlenmesiyle sonuçlanmaktadır. Antimon toksik metallerden biridir. Alasımlar, piller, kablolar, tesisat lehimi, kursun alasım, cephane, sac ve boruda çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalısmada, atık sulardaki antimonun giderilmesi için ucuz ve dogal bir adsorban olan Gri ve Kırmızı renkli Erzurum killeri kullanılarak batch sistemde incelenmistir. Adsorbsiyon deneylerinde sulu ortamdaki Sb(III)'ün uzaklastırılması üzerine adsorban miktarı, parçacık büyüklügü, karıstırma hızı, çözelti sıcaklıgı ve pH etkileri gibi ana parametreler çalısılmıstır. Adsorbsiyon ile çözeltideki Sb(III) iyonları miktarının azalması Differensiyel Puls Anodik Stripping Voltammetri (DPASV) metodu ile saptanmıstır. Deneysel çalısmalar sonucunda, Gri ve Kırmızı Erzurum Kili üzerine Sb(III)'ün adsorbsiyonu için optimum sartların, 0.5 g adsorban miktarı, 500 mesh partikül büyüklügü, 500 dev/dak. karıstırma hızı, 25 ºC çözelti sıcaklıgı ve 45 dak. karıstırma süresi oldugu gözlendi. Adsorpsiyon için Langmuir ve Freundlich izotermleri çizildi. Adsorpsiyon Langmuir modeliyle benzerlik gösterdi. Farklı iki sıcaklıkta entalpi (H) : 21.138 kjmol-1 olarak hesaplanmıstır. Bundan dolayı antimonun kil yüzeyine baglanması fiziksel bir adsorbsiyondur. Ayrıca adsorbanın yüzeyi FTIR kullanılarak aydınlatılmıstır. Anahtar Kelimeler: Adsorbsiyon, Antimon(III), Erzurum Kili, Atık Su, , Voltammetri.
Seyhan Baraj Gölü çevresindeki kil içeriği yüksek malzeme ile stoneware bünyelerin geliştirilmesi
Çalışmada Adana ili, Seyhan Baraj Gölü çevresinden temin edilen kil içeriği yüksek malzemenin stoneware bünyede kullanım olanakları araştırılmıştır. Referans bir stoneware çamurunda bulunan iki ticari kilden biri seçilerek kilin reçete içerisindeki miktarı %10-100 oranında kademeli olarak azaltılmış, yerine reçetede azalan miktarı kadar Seyhan Baraj Gölü çevresinden temin edilen kil içeriği yüksek malzeme katkısı yapılarak, stoneware çamur reçetesinde kullanımına uygunluğu araştırılmıştır. Hazırlanan deney çamurları 1210℃'de 58 dakika süre ile endüstriyel koşullarda roller fırında pişirilmiştir. Ticari kilin azalan %'de miktarı kadar katkı oranları ile hazırlanan deney örneklerine % su emme, % pişme küçülmesi, mukavemet ve CIE L*a*b renk değerleri ölçüm testleri uygulanmıştır. Sonuç olarak Seyhan Baraj Gölü çevresinden alınan kil içeriği yüksek malzeme oranının katkısı arttıkça % su emme değerlerinde düşüş, % pişme küçülme ve pişmiş mukavemet değerlerinde artış gözlemlenmiştir. Bünye renkleri katkı oranına bağlı olarak gri, açık gri ve bej olarak gözlemlenmiştir. Deneyler sonucunda ticari kil yerine Seyhan Baraj Gölü çevresinden temin edilen kil içeriği yüksek malzeme katkısı ile oluşturulan sanatsal çalışmalarda 1210℃'de herhangi bir probleme yol açmadan kullanılabileceği görülmüştür. Endüstriyel çalışmalarda ise ısıl deformasyon riski nedeniyle katkı oranı %50 üzerinde kontrollü kullanılmalıdır.
Değişik dispersif ajan ve çimento ile stabilize edilen kilinserbest basınç dayanım özellikleri
Bu deneysel çalışmada Ankara kilinin serbest basınç dayanımının çimento ve değişik dispersif ajanlarla nasıl değiştiği araştırılmıştır. Çalışmanın öncelikli hedefi çimentonun killi zeminin stabilizasyonunda kimyasal ajanların etkinliğinin araştırılmasıdır. Çalışma kapsamında kil üzerinde ilk olarak sınıflama deneyleri yürütülmüş ve zemin sınıfının yüksek plastisiteli kil olduğu saptanmıştır. Daha sonra kil üzerinde Standart Proktor deneyi yapılarak kilin optimum su muhtevası %29,81 ve maksimum kuru birim hacim ağırlığı 13,42 kN/m3 olarak belirlenmiştir. Kilin optimum su muhtevası ve maksimum kuru birim hacim ağırlığı, katkılı ve katkısız tüm serbest basınç numunelerinin hazırlanmasında kullanılmıştır.Serbest basınç deneyleri üç aşamada yürütülmüştür. İlk aşamada kil, saf su veçimento/(çimento + kil) oranı %0, 5, 10 olan çimento karışımıyla elde edilen numunelerin dayanımına sadece çimentonun etkisi araştırılmıştır. İkinci aşamada kil ve ajan/su oranı %5, 10 ve 20 olan solüsyon halinde karışıma katılan kimyasal ajanların karışımıyla elde edilen numunelerin dayanımına sadece kimyasal ajanların etkisi araştırılmıştır. Kimyasal katkı olarak sodyum hegzametafosfat, alüminyum sülfat, sodyum karbonatve sodyum silikat kullanılmıştır. Üçüncü aşamada kil, çimento ve solüsyon halinde karışıma katılan kimyasal ajanlardan oluşan karışımın serbest basınç dayanımına çimento ve kimyasal katkının beraber etkisi araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre çimento içeriği arttıkça dayanımın arttığı gözlenmiştir. Tüm kimyasal katkılarda kimyasal katkının solüsyon içindeki konsantrasyonu arttıkça serbest basınç dayanımı belirgin olarak azalma eğilimi göstermektedir.
Farklı stabilizasyon malzemelerinin sıkıştırılmış kil duvarların fiziksel ve mekanik özelliklerine etkisi
Alternatif yapı teknikleri üzerine yapılan araştırmalar, çevreci yapıların önem kazanmasıyla artmaktadır. Dünya üzerinde çeşitli çevreci yapı malzemeleri ile üretilen yapı tasarımları bulunmakta olup bunlardan biri de sıkıştırılmış kil duvar tekniğidir. Sıkıştırılmış kil duvarlar, belirli oranlarda kil, agrega ve suyun karıştırılıp kalıp içerisine katmanlar halinde yayılarak sıkıştırılması ile üretilen çevreci, yenilenebilir, sağlıklı ve ekonomik bir yığma yapım tekniğidir. Ülkemizde kerpiç ve hımış gibi malzeme ve üretim tekniği açısından sıkıştırılmış kil duvarlara benzer yığma yapım uygulamalarına rastlanmakla birlikte, sıkıştırılmış kil duvarlar dayanım ve dayanıklılık açısından farklılık arz etmektedir. Ayrıca sıkıştırılmış kil duvarlar sağlık, enerji verimliliği ve çevreye duyarlılık gibi hususlarda yığma duvar sistemlerinden daha iyi performans sergilemektedir. Bu çalışmada, farklı kil/kum oranlarında numuneler hazırlanarak birim hacim ağırlık ve basınç dayanımı kriterleri göz önünde bulundurularak en uygun kil/kum oranı belirlenmiştir. Daha sonra, maksimum kuru birim hacim ağırlıktaki optimum su oranını belirlemek için standart sıkıştırma (proktor) deneyi yapılmıştır. Devamında takviye yapılacak karışım oranları ile hazırlanan 15x30 cm silindir ve 10x10x50 cm prizma numuneler üzerinde basınç dayanımı, birim hacim ağırlık, eğilme dayanımı, ultrases geçiş hızı, rezonans frekansı deneyleri yapılıp en iyi özelliklere sahip karışımlar belirlenmiştir. Sonuç olarak, tüm kil duvar karışımlarının kuru haldeki birim hacim ağırlıklarının 2.05 gr/cm³ değerinden düşük olduğu; çimento, çimento-dolomit ve çimento-yüksek fırın cürufu takviyeli kil duvarların dayanım değerlerinin ülkemizin deprem yönetmeliğinde taşıyıcı duvarlardan istenen minimum 5 MPa kriterini sağladığı, ultrases geçiş hızı ve rezonans frekansı deney sonuçlarının elde edilen veriler ile tutarlılık gösterdiği, %10 çimento-%0.5 cam lifi ve %10 çimento-%1 cam lifi takviyeli sıkıştırılmış kil duvar numunelerinin en yüksek performansa sahip olduğu belirlenmiştir.
Doğal kil katalizörlüğünde fenton prosesi ile boyar madde giderimi
Bu çalışmada Reaktif Kırmızı 218 (RK218) ve Reaktif Sarı 95 (RS95) boyalarının sulu çözeltilerden Fenton prosesi ile giderilmesi amacıyla katalizör olarak doğal kil kullanımı araştırılmıştır. Doğal kilin karakterizasyonu için X-ışını floresan (XRF), Brunauer-Emmett-Teller (BET), termogravimetrik analiz (TGA) ve Fourier-Transform Kızılötesi Spektroskopi (FTIR) analiz teknikleri kullanılmıştır. Doğal kil kullanılarak yapılan adsorpsiyon deneylerinde pH 3 değerinde RK218'in %9 ve RS95'in %42 giderimi sağlanmıştır. Fenton prosesinde boyar madde giderimine etki eden parametrelerden başlangıç çözelti pH değeri, kullanılan kil miktarı, H2O2 dozajı, başlangıç boyar madde konsantrasyonu, sıcaklık ve doğal kilin (katalizörün) tekrar kullanılabilirliğinin etkileri ve bu parametrelerin seviyeleri araştırılmıştır. Deneyler sonucunda optimum pH'ın yaklaşık 3 ve katalizör miktarının 2,25 g olduğu gözlenmiştir. Katalizörün yeniden kullanılabilirliğinin test edildiği deneylerde doğal kil üç döngüde kullanılmış ve her kullanımda giderim hızlarının azaldığı tespit edilmiştir. Sonuçlar, katalizör olarak kullanılan doğal kilin RK128 ve RS95'in Fenton prosesi ile gideriminde kullanılabileceğini göstermiştir. ANAHTAR KELİMELER: Doğal Kil, Fenton Prosesi, Boyar Madde, Renk Giderimi, Reaktif Kırmızı 218, Reaktif Sarı 95
Çeltik kavuzunun tuğla üretiminde kullanılabilirliğinin araştırılması
Bu tez çalışmasında, kil tuğlası üretiminde çeltik kavuzu (ÇK) katkısı kullanılarak yüksek yalıtım ve mühendislik özelliklerine sahip yapı tuğlalarının üretilmesi amaçlanmıştır. Tuğla kiline çeltik kavuzu, ikame yoluyla ve hacimsel olarak; % 5, % 10 ve % 15 oranlarında, öğütülmüş ve ham halde olmak üzere iki farklı şekilde eklenmiştir. Çalışmada kullanılan kil ve ÇK Çorum yöresinden temin edilmiştir. Şekillendirilen örnekler farklı sıcaklıklarda (700, 800, 900 ve 1000 oC) pişirilerek örneklerin fiziksel ve mekanik testleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre ÇK katkısı tuğla örneklerin kızdırma kaybı oranı, su emme oranı ve görünür porozite değerlerini arttırmıştır. Bununla birlikte artan katkı oranı, tuğla örneklerin net birim hacim ağırlığını ve basınç mukavemet değerlerini azaltmıştır. Pişirme sıcaklığının artması örneklerin ısı iletkenlik katsayısını arttırıcı, katkı oranının artması ise azaltıcı bir etki oluşturmuştur. Basınç mukavemeti açısından tuğla üretiminde hacimsel olarak ham çeltik kavuzu (HÇK) katkısının % 10, öğütülmüş çeltik kavuzu (ÖÇK) katkısının ise % 15 oranına kadar kullanılabileceği, bununla birlikte HÇK katkılı tuğlanın daha iyi ısı iletkenlik özelliklerine sahip oldukları belirlenmiştir. Diğer özellikler bakımından ise ÇK katkı tipinin sonuçlar üzerinde çok fazla etkili olmadıkları görülmüştür. Sonuç olarak, 800 oC ve üzerinde pişirilen ve HÇK katkısının % 15 oranında yapıldığı tuğlalar dışında kalan katkılı tuğlaların yapılarda bölme duvar malzemesi olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.