Air pollution

76 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Eskişehir atmosferindeki pm2.5 parçacıklarının kimyasal karakterizasyonu ve kaynaklarının belirlenmesi

Tez çalışması kapsamında 2013 ve 2014 yıllarında Eskişehir Anadolu Üniversitesi İki Eylül Kampüsünde gerçekleştirilen atmosferik örneklemeler ile ince partiküllerdeki atmosferik kirletici bileşenlerin derişimleri belirlenmiştir. İnce partiküllerde 48 adet element ve 7 anyonun, 16 çok halkalı aromatik hidrokarbon bileşiğinin (PAH'lar), 25 n-alkan bileşiğinin, karboksilik asitler, levoglukosan ve bunların yanında partikül faz organik ve elementel karbonun derişimleri belirlenmiştir. Elde edilen veri seti istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiş, kirletici bileşenlerin meteorolojik parametrelerle ilişkisi incelenmiştir. Veri setine Pozitif matris faktorizasyonu (PMF) modeli uygulanarak birincil partiküllerin kaynaklarının toplam aerosol üzerindeki katkıları sayısal olarak hesaplanmıştır. Öte yandan Organik karbon ve elementel karbon derişimleri kullanılarak toplam aerosolün ikincil kısmı varsayımsal olarak belirlenmiştir. Elde edilen veriler sonucunda genel olarak kış mevsiminde ısınmaya bağlı olarak partikül madde, PAH, n-alkan, organik karbon, elementel karbon ve anyon derişimlerinde artış gözlemlenmiştir. Benzer şekilde antropojenik kaynaklı metal derişimleri de kış aylarında artış göstermiştir. Çalışmanın gerçekleştirildiği noktada organik ince partiküllerin en önemli kaynağının %26'lık bir payla evsel ısınma olduğu, bunu sırasıyla yer tozu, ikincil organik partiküller ve endüstri emisyonlarının takip ettiği yapılan pozitif matris faktorizasyonu analiziyle belirlenmiştir. EK izleyici yaklaşımı ile PM2.5 kütlesine ikincil organik karbon katkısı belirlenmiş ve ince mod aerosolün yaklaşık %11'inin ikincil olduğu hesaplanmıştır.

Ağır metallerHava kirliliğiOrganik karbon+1
Akif Arı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa ili iç ve dış ortam havasında organoklorlu pestisit (OCP) seviyelerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, iç ve dış ortam hava örnekleri Aralık 2019 ve Şubat 2020 ayları arasında, Bursa ili'nin 15 farklı noktasındaki mekanlardan pasif hava örnekleyici (PHÖ) kullanılarak Organoklorlu Pestisitlerin (OCP'lerin) seviyeleri değerlendirilmeye çalışılmıştır. 15 farklı noktadan iç ortam hava örnekleri alınırken bu noktalardan 6 tanesinden de aynı örnekleme zamanında dış ortam hava örnekleri alınmıştır. Örneklemenin yapıldığı bölgeler Bursa'nın Yıldırım, Kestel, Mudanya, Nilüfer ve Osmangazi ilçelerindedir. İç ortam havasında ölçülen toplam 10 OCP (∑10OCP) konsantrasyonları için minimum değer 93,39 pg/m3 ile Yıldırım ilçesinde Bursa Modern evinde (8.), maksimum değer 887,10 pg/m3 ile Yıldırım ilçesinde Vişne caddesindeki tekstil atölyesinde (5.) tespit edilmiştir. Değerinin yüksek olmasının sebebi bölgenin sanayi olması olduğu belirlenmiştir. Dış ortam havasında ölçülen Σ10OCP konsantrasyonları için minimum değer 130,6 pg/m3 ile Nilüfer ilçesinde Yüzüncüyıl Mahallesinde yer alan referans noktalardan biri olan ev (13.) iken; maksimum değer 888,8 pg/m3 ile Yıldırım ilçesinde Esenevler Mahallesindeki eve (6.) aittir. Bu durum, bölgelerde daha önce pestisitlerin kullanıldığı ve hava ortamında hala etkilerinin gözlenebileceğini ortaya koymaktadır. Yüksek konsantrasyonun alanda kirleticinin varlığına ek nedenlerinden biri de örnekleme döneminde binanın dış bölümünde yapılan boyama çalışmasıdır. İç ve dış ortam OCP konsantrasyonlarının oranları (İ/D) hesaplanmış ve kirleticilerin çoğunlukla iç ortamdan kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Tanı oranları kullanılarak da Bursa'da lindan kullanımının hala devam ettiği belirlenmiştir. PHÖ kullanarak elde edilen OCP'lerin konsantrasyon değerleri kullanarak yetişkin insanlarda ve çocuklarda oluşabilecek kanser riski değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre hem iç hem de dış ortam için yetişkin insanlarda ve çocuklarda solunum yoluyla oluşan OCP'ye ait kanser riskinin yüksek seviyelerde olduğu tespit edilmiştir.

BursaDış mekanHava kirliliği+2
Sündüz Shanabo
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya'da hava kirliliğinin azaltılmasına yönelik çözüm önerileri ve matematiksel modelleme

KÜTAHYA'DA HAVA KİRLİLİĞİNİN AZALTILMASINA YÖNELİK ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE MATEMATİKSEL MODELLEME Oğuzhan Erbaş Makina MühendisIiği,Yüksek Lisans Tezi,2001 Tez Danışmanı: Doç.Dr.Ramazan KÖSE ÖZET Kütahya, son yıllarda önemli bir hava kirliliği tehlikesi ile karşı karşıyadır. Kütahya'da, hava kirliliği, insan ve çevre sağlığını tehdit eden önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu sorunun bir kısmı, Kütahya'nın coğrafık ve meteorolojik koşullan ile bu koşullara uygun olmayan yerleşim durumu gibi değiştiremeyeceğimiz faktörlere, bir kısmı ise; özellikle merkezdeki aşın trafik ve konutlarda kullanılan yakıt özellikleri ile yakma sistemleri gibi optimize edilebilecek faktörlere bağlıdır. Bu çalışmada; hava kirliliğine etki eden faktörlerin tespiti ve azaltılmasına yönelik önlemlerin belirlenmesi amacıyla, şehrin iklim ve topografık özellikleri, kullanılan yakıt ve yakma teknikleri incelenmiş, meteorolojik özellikler ile emisyonlar arasındaki ilişkilerin. SPPS (İstatistiksel Paket Program) yardımıyla regrasyon analizleri, bölgeler bazında yapılmış ve matematiksel modelleri kurulmuştur. Modellerden elde edilen sonuçların yapılan ölçümlere çok yakın olduğu görülmüştür. Bazı noktalarda ki aşırı sapmaların, meteorolojik verilerin tek bir istasyondan alınıyor olmasından ve ölçüm hatalarından kaynaklanabileceği sonucuna varılmıştır. Kütahya'da kullanılan yakıt ve yakma sistemleri ile bina özellikleri üzerine anketler yapılmış, şehir merkezinde bulunan bazı kamu binalarının yakma sistemleri ile baca gazı ölçüm sonuçları değerlendirilmiş ve öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kütahya, Hava Kirliliği, Meteorolojik Parametreler, Regrasyon Analizi, Yakıt ve Yakma Teknikleri, Hava Kalitesi Ölçümleri

Hava kalitesiHava kirliliğiKütahya+1
Oğuzhan Erbaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya ili hava kirliliğinin koyunların bazı kan parametreleri üzerine etkisi

IV KÜTAHYA'DA HAVA KİRLİLİĞİNİN KOYUNLARIN BAZI KAN PARAMETRELERİ ÜZERİNE ETKİLERİ İlker Özcan Ertürk Biyoloji Bölümü, Yüksek Lisans Tezi, 2002 Tez Danışmanı : Doç. Dr. Hayri DAYIOĞLU ÖZET Bu çalışmada iki farklı bölgede bulunan yaş, ırk ve yetiştirme Özellikleri benzer olan dağlıç ırkı koyunların kan özellikleri karşılaştırılmıştır. Yoğun kirlilik bölgesinde yetiştirilen koyunların lökosit, lenfosit değerleri çok önemli ölçüde yüksek bulunurken (P < 0.01) eritrosit ve hemoglobin miktar ve indekslerinde istatistik önem sınırına ulaşmayan fakat % 8 ile % 79' lara varan düşük değerler tespit edilmiştir. Çevre kirliliğinin koyunların kan kimyasında önemli ve olumsuz değişimlere sebep olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Eritrosit İndeksleri, Hava Kirliliği, Hemoglobin, Koyunlar, Lenfosit Lökosit.

EritrositlerHava kirliliğiHemoglobinler+4
İlker Özcan Ertürk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel ortam partikül madde kirliliği üzerinde, deniz aerosolü etkisinin araştırılması: İstanbul örneği

Nisan 2011-Ekim 2011 tarihleri arasında yapılan bu çalışmada, İstanbul'un her iki yakasında kıyı ve iç bölgelerde, atmosferik aerosollerdeki deniz aerosolü etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bir aylık periyotlarla ASTM-G140 Wet Candle (Islak Fitil) yöntemiyle toplanan aerosol örneklerinde iyon ve iz element konsantrasyonları incelenmiştir. İstanbul'un farklı bölgelerinde Nisan-Ekim 2011 periyodunda, çalışılan istasyonlarda üretilen veriler karşılaştırılarak aralarındaki benzerlik ve farklılıklar belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, Avrupa yakasında Rumeli Feneri, İstinye Emirgan Korusu, YTÜ Yıldız, YTÜ Maslak, YTÜ Davutpaşa, Fenertepe, Koç Üniversitesi, Avcılar, Silivri, Yenikapı, Şirinevler, Bakırköy, Kabataş, Sarıyer ve Levent olmak üzere 15 noktada; Asya yakasında Kadıköy, Bostancı, Maltepe ve Büyük Çamlıca Belediye Tesisleri olmak üzere 4 noktada örneklemeler yapılmıştır. İyon analizleri F-, Cl-, NO-2, Br-, NO-3, SO4-2, PO4-2, Li+, Na+, NH+4, K+, Mg+2, Ca+2 IC cihazı ile ve iz element Al, Fe, Ca, Zn, Co, Pb, Ca, Ni, Fe, Mn, Cr, V, Cu, Al ve B ICP cihazlarıyla yapılmıştır. İç bölge istasyonlarında toplanan aerosol örneklerinde endüstri ve trafik etkisi görülmüştür. Çalışma periyodunda kıyı bölgesi istasyonlarında rüzgar yönü denizden aerosol taşınımına kısmen negatif yönde etkili olmuşsa da, doğal kaynak etkisi gözlemlenmiştir.Marmara denizi, Karadeniz ve İstanbul Boğazı'ndan gelen aerosol taşınımına ilişkin yapılan çalışmada herbir denizi temsil eden istayonların ortalama akı değerleri bulunmuştur. Deniz aerosolünü temsil eden Na+ ve Cl- akıları Marmara Denizi için 34,9±26,2 mg/m2.gün ve 42,5±43,4 mg/m2.gün; Karadeniz için 109,8±59,8 mg/m2.gün ve 77,6±98,5 mg/m2.gün; İstanbul Boğazı için 94,7±94,5 mg/m2.gün ve 67,4±56,8 mg/m2.gün olarak bulunmuştur. Deniz aerosolü oluşumuna ilişkin kıyı örneklemeleri yapılırken; karasal bölgelere taşınım için örneklemeler iç bölgelerdeki istasyonlarda yapılmıştır. İç bölgelerde ortalama Na+ ve Cl- akıları en az İstanbul Boğazı'na 3,3 km uzaklıktaki Levent'te 14,8±16,8 mg/m2.gün ve 14,4±16,2 mg/m2.gün; 3,5 km uzaklıktaki YTÜ Maslak Kampüsü'nde 24,9±16 mg/m2.gün ve 21,7±12,7 mg/m2.gün olarak hesaplanmıştır. Bu parametre akılarının kaynak belirlenmesine ilişkin zenginleşme faktör analizleri (EF) yapılmıştır. Denizsel zenginleşme (EF)d analizleri neticesinde İstanbul'un kıyı hattı boyunca (Marmara, Karadeniz, İstanbul Boğazı) deniz yüzeylerinden etkilenen kıyı bölgesi değerlerine yakın Na+ ve Cl- akıları hesaplanmıştır. EFd değerleri deniz aerosolünü temsil eden iyonlardan Cl- için kıyı istasyonları boyunca yaklaşık 1 olarak hesaplanmıştır. Özellikle yaz döneminde bu bölgelerde ve iç bölgelerde denizsel bir zenginleşme kaydedilmiştir. Ayrıca çalışma periyodu boyunca endüstriyel faaliyetlerin daha yoğun olduğu istasyonlarda krom, kurşun, nikel, çinko, kadmiyum bakımından zenginleşmeler gözlemlenirken; alüminyum, demir ve magnezyum benzeri parametre akı değerlerinin ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde doğal kaynaklardan zenginleşerek İstanbul iline ulaştıkları belirlenmiştir. Bu sonuçlar istasyonlardaki lokal kaynakların etkisi ve Asal Bileşen Analizi (PCA) sonuçlarına uyumla açıklanmıştır.Örneklemelerle elde edilen bulgular, HYSPLIT modeli uzun mesafeli taşınım sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Uzun mesafeli taşınıma ilişkin, örnekleme periyodu dahilinde, Türkiye üzerine 16 Nisan'da Mısır'dan ve 29 Eylül'de Ürdün'den toz taşınımı olduğu görülmüştür. Bu taşınımlara ait uydu haritaları NASA'nın Earth Observatory internet sitesinde yayınlanmaktadır. Sözkonusu taşınımların örneklemeler üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla, aynı tarihlerde HYSPLIT ile 500, 750 ve 1500 m yükseklikte 24 saatlik geri yörünge modelleri çalıştırılmıştır. Model çıktılarına göre, her iki durumun gerçekleştiği zamanlarda İstanbul üzerine gelen hava kütlelerinin Karadeniz üzerinden ulaştığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, bu iki olayın etkili dönemde örneklenen aerosollerin bileşimleri; aerosol kaynaklarının yerel olarak deniz, antropojenik ve toprak kaynaklı olduğu kanaatine varılmıştır.Aerosol bileşenlerinin (iyon ve iz element) istatistik değerlendirmeleri incelendiğinde ise, denizin nispeten stabil bir emisyon kaynağı olduğu, dolayısıyla bu kaynağın daha baskın olduğu, akı değerlerinin dar bir aralıkta değişim gösterdikleri belirlenmiştir. Antropojenik kaynakların etkili olduğu yerlerde ise daha geniş değişim aralığı gözlemlenmiştir.

AerosollerDeniz kirliliğiDeniz kıyıları+1
Nihan Uygur
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul atmosferinde poliklorlu bifenil (PCB) konsantrasyonlarının belirlenmesi

Poliklorlu Bifeniller (PCBler); özellikle 1930?lardan 1970?lere kadar kompleks karışımlar olarak üretilmiş, fiziksel ve kimyasal özellikleri dolayısıyla endüstriyel uygulamalarda geniş yelpazede kullanılmıştır. Günümüzde de PCBlerin, genellikle PCB içeren materyallerin kullanılması, evsel ve endüstriyel yakma, su/hava, toprak/hava arakesitlerinde meydana gelen kütle transferi, atık depolanmış alanlardan, çamur kurutma yataklarından, çöp depolama sahalarından meydana gelen buharlaşmalardan atmosfere salınımı gerçekleşmektedir. Atmosferde PCB kirliliği, PCBlerin küresel olarak hava şartlarında uzun süreler boyunca taşınımından kaynaklanmaktadır. Doğada hiç bulunmayan dolayısıyla çevrimi olamayan ya da çok yavaş olan yapay maddelerinüretilmesi, kullanılması ve atık olarak doğaya verilmesi sonucunda, bu maddeler bırakılan bölgede sürekli olarak birikmektedir. Diğer maddelere kolayca bağlanıp atmosfer yoluyla veya suyla taşınabilmekte ve değişik ekosistemlerietkileyebilmektedirler.PCBler; çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ve kalıcı olmaları nedeniyle geçmişten günümüze geniş bir araştırma konusu olmuştur. Bazı araştırmacılar bunların kaynaklarını tespit etmeye çalışırlarken bazıları atmosferik konsantrasyon seviyelerini, gaz/partikül dağılımlarını ve meteorolojik parametrelerle olan ilişkilerini tespit etmeye çalışmışlardır. Bütün bu çalışmalara rağmen ülkemizde PCBlerle ilgili sınırlı sayıda çalışma olup İstanbul atmosferinde daha önce böyle bir çalışma gerçekleştirilmemiştir.Bu çalışmada Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Davutpaşa ve Beşiktaş Kampüsü ile Fenertepe?de PCB türlerinin atmosferik konsantrasyonları ölçülmüş, gaz/partikül xivdağılımları ve baskın olan homolog gruplar belirlenmiştir. Elde edilen konsantrasyonlar meteorolojik parametrelerle ilişkilendirilerek örnekleme noktalarında PCB kirliliğine sebep olacak muhtemel kaynaklar belirlenmeye çalışılmıştır.Davutpaşa örnekleme noktasında PCB türlerinin toplamının (?PCB?lerin) ortalama partikül faz konsantrasyonu 84,05±5,16 pg/m3 olarak ölçülmüş olup gaz faz için bu değer 889,1±112,25 pg/m3?tür. Beşiktaş örnekleme noktasında ise PCB türlerinin toplamının (?PCB?lerin) ortalama partikül faz konsantrasyonu 74,81±4,96 pg/m3gazfaz konsantrasyonu için bu değer 559,83±53,62 pg/m3olarak belirlenmiştir. Yarı kırsal alan olan Fenertepe?de de PCB türlerinin toplamının (?PCB?lerin) ortalama partikül faz konsantrasyonu 15,20±1,68 pg/m3gaz faz konsantrasyonu ise 57,48±5,72 pg/m3ölçülmüştür.Elde edilen konsantrasyon sonuçlarına göre İkitelli Organize Sanayi Bölgesindeki döküm ve metal tesislerinin Davutpaşa hava kalitesini etkilediği ve PCB kirliliğine katkıda bulunduğu söylenebilir. Ayrıca 2012 Nisan ayında Zeytinburnu ilçesinde meydana gelen tekstil fabrikası yangını sonucunda hava hareketinin Davutpaşa örnekleme noktasına doğru gerçekleşmesi PCB konsantrasyonun aşırı derecede artmasına neden olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: PCB?ler, gaz/partikül faz, konsantrasyon, Davutpaşa, Beşiktaş, Fenertepe

Hava kirleticilerHava kirliliği
Hakan Çelikten
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Meteorolojik parametrelerin hava kirliliğine etkilerinin yapay sinir ağları modeli ile incelenmesi

Hava kirliliği özellikle büyük şehirler için kış aylarında önemli bir sorun olarak kendisini göstermektedir. Kirleticilerin atmosfere bırakılma miktarı yanında olumsuz atmosferik şartlar büyük şehirlerde hava kirliliğinin insan sağlığı için olumsuz konsantrasyon değerlerine ulaşmasına neden olmaktadır. İstanbul ilinin geçmişi göz önüne alındığında bu tür olumsuzluklar özellikle kış aylarında sıkça gözlemlenmiştir. Hava kirliliği modellemesi ile kirletici konsantrasyonların doğru bir şekilde tahmininin yapılması kirliliğin olumsuz etkilerinin azaltılmasında ya da gerekli önlemlerin alınmasında etkili olacaktır. Bu çalışmada İstanbul ili ele alınarak, hava kirliliği konularında giderek daha yaygın uygulama olanağı bulan ve başarılı sonuçlar veren Yapay Sinir Ağları (YSA) modelleri kullanılarak hava kirliliğinin çeşitli meteorolojik parametreler bazında modellenmesi ve hava kirliliğinin tahmini yapılmıştır. SO2, NOx, PM10 ve CO kirletici parametreleri için uygun modeller oluşturulmuş ve bu modeller yardımı ile meteorolojik parametrelerdeki değişimin kirletici konsantrasyonlarına olan etkileri incelenmiştir. Kullanılan meteorolojik parametreler kuru termometre sıcaklığı, deniz seviyesi basıncı, bağıl nem, bulutluluk seviyesi, hakim rüzgar yönü ve rüzgar hızıdır. Bu bağımsız parametrelerle, SO2, NOx, PM10 ve CO konsantrasyonları modellenen ve tahmin edilen hava kirliliği parametreleri olarak kullanılmıştır. Veri tabanı olarak 2003 ? 2005 yılları arasındaki veriler zaman sıralı olarak kullanılmış ve bu veri seti ile en uygun modeller oluşturulmuştur. Yeterli sayıda gizli katman nöron sayısı olmayan modellerin verileri genelleyemediği, diğer yandan fazla sayıda gizli katman nöron içeren modellerin eğitme setini ezberlediği ve genelleme yapabilme kabiliyetinin azaldığı gözlemlenmiştir. Model sonuçları incelendiğinde SO2, NOx, PM10 ve CO'in kış aylarındaki yüksek değerlerden ilkbahar ve yaz aylarına doğru düşüş eğilimi ve yine kış aylarına doğru yükseliş eğilimi YSA modeli ile oldukça iyi temsil edilebilmektedir. Herbir kirletici için en iyi model kullanılarak meteorolojik parametrelerdeki değişimin kirletici konsantrasyonu üzerindeki etkileri incelendiğinde modellerin genel olarak başarılı tahminler yapabildiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Hava kirliliği, yapay sinir ağları, MLP, modelleme, meteorolojik faktörler

Hava kirliliği
Mehmet Erkan Gündoğdu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Yapı içi hava kirleticileri ve risk yönetimi

nsanların en temel gereksinimlerinden bir tanesi barınmadır. nsanlar yasamlarının büyük bir bölümünü kapalı ortamlarda geçirmektedir. Bu nedenle yapı içi hava niteliginin (IAQ) iyi olması insan saglıgı için önemlidir. Yapı içi havasını dogal ve yapay kirleticiler kirletir. Bu kirleticiler yapı dısından (egzoz dumanı, endüstri ve konut bacaları, doga olayları vb.), yapı kullanıcılarının eylemlerinden (canlının biyolojik ve fizyolojik eylemleri, hobileri, mesleki eylemleri, sigara dumanı vb.) ve yapı içindeki ürünlerden (mobilyalardan, kaplamalardan, dogramalardan vb.) kaynaklanan kirleticilerdir. Yapı içi hava kirleticilerinin insan saglıgı üzerinde etkileri yapı kullanıcılarına göre degisebilmektedir. Her kirletici o ortamda bulunan her insanda aynı etkiyi göstermeyebilir ya da aynı etkiyi farklı sürelerde, farklı derecelerde gösterebilir. Yapı içi hava kirleticilerinin risk yönetimlerini olusturabilmek için risklerin kabul edilebilir ya da kabul edilemez olduklarının degerlendirilmesinin yapılması gerekmektedir. Risk yönetimi, yönetilebilir degerlerdeki riskler için yapılmaktadır. Risk gruplarındaki risklerin düzeyine göre; yapıda iyilestirme yapılabilir, yapı yok edilmeden kullanılması engellenebilir ve ya yapı yıkılabilir. Yapı içi hava kirleticilerinin insan saglıgını olumsuz etkilememesi veya olusabilecek etkilerin en az düzeyde tutulabilmesi için risk yönetimi olusturulacak teknik bir grup tarafından hazırlanmalı ve dogru uygulanmalıdır. Anahtar kelimeler: Yapı içi hava niteligi, yapı içi hava kirleticileri, yapı içi kirletici kaynaklı saglık sorunları, risk süreçleri, risk degerlendirmesi, yapı içi hava kirliligi risk yönetimi.

Hava kirliliğiRisk yönetimi
Gözde Şaylan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Katı atık düzenli depo sahalarından kaynaklanan VOC emisyonlarının dağılımının modellenmesi

Günümüzde, artan nüfus ve şehirleşme ile birlikte artan katı atık miktarları, katı atıkların düzenli bir şekilde bertaraf edilmesi gereksinimini de gündeme getirmiştir. Bilindiği gibi, günümüzde uygulanan yakma, kompostlaştırma ve düzenli depolama gibi bertaraf yöntemlerinden en çok kullanılanı, şüphesiz düzenli depolamadır. Düzenli depolanan katı atıkların, kaynakta başlayan parçalanma işlemi, depolandıktan sonra sahada da devam eder. Biyolojik parçalanma işlemi sonucunda, depo sahalarında sızıntı suları ve gaz emisyonları oluşmaktadır. Gaz emisyonları arasında, bazı kokulu bileşiklerin de atmosfere atılması söz konusu olmakta; bu kokulu bileşikler, civar bölgelerde koku problemlerine yol açmaktadır. Bu çalışmada, Odayeri Düzenli Depo Sahası'ndan atmosfere atılan kokulu bileşiklerin yakın beldelerdeki atmosferik dispersiyonları, model yaklaşımıyla tahmin edilmiş; depo sahasına en yakın yerleşim yeri olan Göktürk beldesinde konsantrasyon modellemesi yapılmıştır. Model yaklaşımında, kokulu bileşiklerden bazıları (22 VOC ve hidrojen sülfür) çalışılmıştır. Çalışmaya konu olan kokulu bileşikler, literatürde KEK'u bilinenlerden seçilmiştir. Çalışmada öncelikle, uzun vadeli modelleme (UVM) yapılmıştır. UVM'de ISCLT3 kullanılmış olup, model sonuçları, iki spesifik VOC türünün (etil merkaptan ve metil merkaptan), depo sahası içinde ve yakınında koku problemine yol açabileceğini, ancak bu problemin Göktürk'e ulaşmayacağını göstermiştir. UVM sonuçlarına dayanarak, bu iki spesifik türün, belirli meteorolojik şartlar altında Göktürk beldesinde de kokuya neden olabileceği düşünülmüş ve bir kısa vadeli model (KVM) çalışması da yapılmıştır. KVM için MCGP 2.0 kullanılmış olup, sonuçlar, sadece bir VOC türünün (etil merkaptan), belirli meteorolojik şartlar altında, Göktürk beldesinde kokuya neden olabileceğini göstermiştir. Nitekim, bu bölgede, zaman zaman koku problemi olduğu bilinmektedir ki bu da model sonuçlarını desteklemektedir.

Hava kirliliğiKatı atıklarModelleme
Selami Demir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Hava kirliliği dağılımının belirlenmesinde ISCST3 model programının kullanımı: AÇS örneği

Bu çalışmada Adana Çimento Fabrikası' nın, tesis ve çevresindeki hava kalitesine olan etkilerini belirlemek amacıyla USEPA tarafından geliştirilen " Industrial Source Complex Short Term, (ISCST3) " model programı kullanılmıştır. Model girdileri olarak ; Adana Çimento Fabrikası baca gazı emisyonları ve bölgenin meteorolojisini yansıtan meteorolojik veriler kullanılmış ve tesisten kaynaklanan PMıo, NOx, CO ve S02 emisyonlarının tesis çevresindeki 20x20 km'lik alanda oluşturacağı yer seviyesi konsantrasyonları belirlenmiştir. Tesisten kaynaklanan kirleticilerin bölgede oluşturacağı dağılım, 2D ve 3D haritalar ile gösterilmiştir. Ayrıca fabrikadan kaynaklanan kirleticilerin, tesisin çevresindeki en büyük yerleşim merkezi olan İncirlik Beldesi üzerindeki hava kirliliğine katkıları da belirlenmiştir. Modelin doğruluğunu kanıtlamak üzere model sonuçları ile hava kalitesi ölçüm sonuçları karşılaştırılmış, model sonuçlarının yüksek oranda doğruluk gösterdiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Hava Kirliliği, Adana Çimento Fabrikası, Hava Kalitesi, ISCST3

Adana Çimento FabrikasıHava kalitesiHava kirliliği
Ahmet Atlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye genelinde kükürt dioksit ve partiküler madde kirlilik dağılımlarının analizi

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yaşam şartları, nüfus ve gelişen teknolojiyle artan enerji talebi çevre için artan kirlilik yükü getirmektedir. Oluşan bu kirliliğin önemli kollarından biri olan hava kirliliği, mevcut tüketim yüküyle birlikte ciddi boyutlara ulaşmaktadır.Hava kirliliğinin başlıca kaynağı olarak gösterebileceğimiz yanma reaksiyonları sonucu atmosfere birçok çeşitli kirleticiler salınmaktadır. Bu kirleticilerin atmosferdeki değişken durumlarında mevcut ortam şartlarının, bir başka deyişle meteorolojik verilerin önemli etkileri vardır. Bununla birlikte insan yaşamındaki birçok çevresel olmayan faktör doğrudan veya dolaylı olarak hava kirliliğine etkimektedir.Bu çalışmada hava kirliliğini oluşturan başlıca kirleticilerden SO2 ve PM konsantrasyonlarının, kirliliğe indikatör ve katalizör etki yapan çeşitli çevresel olmayan verilerle birlikte analizi yapılmıştır. Mevcut kirlilik değerleri, kirliliğe neden olan tüketim ve tüketime yol açan talebi oluşturan verilerle ilişkilendirilmiştir. Sonuç olarak kükürt içeriği yüksek yakıtların tüketimi başta olmak üzere ısınma amaçlı fosil yakıt tüketiminin, hava kirlilik seviyesinin artmasında büyük bir etki yaptığı görülmüştür.

Hava kirliliğiKükürt dioksitPartiküler maddeler
Faruk Özdemir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Araç kaynaklı trafik kirliliğinin lavanta bitkisinin fizyolojik özelliklerine etkisi

Taşıtların sebep olduğu hava kirliliği Türkiye ve Dünya'da kentsel hava kirliliğinin en önemli faktörlerinden biridir. Bu çalışmada son yıllarda önemi ve kullanım alanı artan lavanta bitkisi seçilmiştir. Çankırı Karatekin Üniversitesinin Uluyazı Yerleşkesinde araç trafiğinin bulunmadığı yani temiz alanlardan ve araç trafiğinin bulunduğu kirli alanlardan örnekler alınmıştır.

Hava kirliliğiLavanta
Murat Doğruyol
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of acid rain on some building materials

Today, the environment is regarded as one of the most important and pressing issues that requires human attention and care in general and in particular, as well as state representation in legislation in particular, because preserving it means preserving humans and other living creatures of all kinds. Given that the environment encompasses all of the environments in which we live, we believe that it is critical for people to pay attention to it in order to exist. Thus, pay attention to pollution and consider it one of the factors that degrade and affect the ecosystem. As a result, the purpose of this research was to shed light on the issue of rainwater pollution, which is the most essential and harmful sort of pollution that people face, by addressing its idea, image, and impact. In my research, I've demonstrated the impact of acid rain on our environment as well as the dangers it poses to humanity in general. because of its impact on humans, animals, plants, rivers, and lakes ( because water is the secret of life ) . This is due to a rise in pollution, population growth, and the absence of alternative energy consumption. Today in this century, we are confronted with the problem of pollution, and the state must offer facilities for the use of clean alternative energy in order to protect the environment. Experiments were conducted under the influence of natural factors in Baghdad from 2/2/2022 to 2/5/2022 using three models of building materials (hollow blocks, red roof tiles, and bricks) with different concentrations of pH (3-4-5) for each model. To show its effect, It was found through experiments that the more acidic the rain, the greater the corrosion in building materials. This corrosion rate is at pH 3 for each of them (hollow block 17.7%), (brick 10.3%), and (red roof tiles 1.1%), as well as the difference in materials in corrosion, which gives importance in the construction of statues and buildings in terms of priority in the rates of i erosion. This shows the susceptibility to erosion of the roofs, with red tiles more capable of bearing acid rain.

Acid rainAir pollutionPollution+2
Mustafa Salah Rashıd Al-faoor
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa'daki hava kirliliğinin matematik modelle incelenmesi

Herhangi bir bölgedeki hava kalitesini tahmin edebilmek için çok sayıda difüzyön modeli geliştirilmiştir. Bu çalışmada, Bursa'daki S02 ve partikül madde konsantrasyonlarını tahmin edebilmek için ATDL ( Atmospheric Turbulent Diffusion Laboratory) dispersiyon modeli kullanılmıştır. Birinci bölümde, Bursa ilinin coğrafî ve meteorolojik durumu ile ildeki nüfus dağılımı anlatılmıştır. Herbir griddeki alan kaynak kuvvetleri, kişi başına düşen yakıt miktarı ve emisyon faktörleri ile ilgili bilgileri kullanarak hesaplanmış ve mevcut kirliliğin durumu hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise, matematik modelin gayesi açıklanmış ve ATDL modeli kullanılarak yapılan çalışmalar hakkında bilgiler verilmiştir. Alan ve nokta kaynaklar için geliştirilen ifadeler anlatılmıştır. Son bölümde ise BASIC dilinde yazılmış program geliştirilerek kirletici konsantrasyonları hesaplanmış ve ölçüm değerleri ile karşılaştınlmışür. Böylece, bu kalibrasyondan sonra çeşitli kontrol stratejileri için kirletici konsantrasyonlarını tahmin edebilmede bu modelin kullanılabileceği gösterilmiştir.

BursaHava kalitesiHava kirleticiler+2
Nedim Vardar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İklim değişiklikleri, çöl tozları ve hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılması

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı yaşadığımız bölgede hava kirliliğinin, çöl tozlarının ve iklim değişikliklerinin özel hastalık grupları için hastane başvuruları, mortalite ve morbidite üzerine olan etkilerinin araştırılmasıdır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çalışma için 01 Ocak 2009 ve 31 Mart /2014 tarihleri arasındaki Gaziantep ilindeki dört kamu hastanesi ve Gaziantep Üniversitesi hastanesinden elde edilen veriler kullanılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS for Windows version 22.0 paket programı kullanılmış ve P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. BULGULAR: Toplam 1916 günde 89 toz fırtınası günü tespit edildi. Yaklaşık 10.000.000 hastane başvurusu tarandı ve bunlar içerisinden toplam 886.971 hasta çalışmaya dâhil edildi. KOAH'a bağlı yatış ve ölümler fırtınadan etkilenmemişti. Fırtınalı günlerde Astıma bağlı ayaktan hastane başvuruları, yatışlar ve mortalite artmıştı. PM10 düzeyi yüksek iken pnömoniye bağlı başvurular ve yatışlar artmıştı; PM10 yüksek olmasına rağmen sıcaklık arttıkça başvurular ve yatışlar azalmıştı. Fırtınanın varlığı ve maksimum sıcaklık göğüs ağrısına bağlı başvuruları ve AKS tanısına bağlı olan yatışları artırmıştı. Ancak fırtınalı günlerde ilginç olarak AKS'a bağlı ölümler azalmıştı. Fırtınanın olduğu günlerde kalp yetmezliği alevlenmeleri artırmıştı. PM10 düzeyi yüksek olduğu günlerde ve fırtınalı günlerde SVO'ya bağlı acil servis başvuruların sıklığı artırmıştı. Fırtınalı günlerde gebelik hipertansiyonu başvurularında artış gözlenmiştir. SONUÇ: Toz fırtınaları ve PM10'deki artışlar astım bağlı yatışları, pnömoniye bağlı başvuru ve yatışları, göğüs ağrısı başvurularını, AKS'a bağlı hastane yatışlarını, kalp yetmezliği alevlenmelerini ve SVO'a bağlı acil servis başvuruları arttırmaktadır. Anahtar kelimeler: Çöl tozu fırtınası, partiküler madde, insan sağlığı, Acil servis.

Acil servis-hastaneHava kirliliğiPartiküller+4
Mustafa Boğan
Gaziantep University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana'da bazı işletmelerde iç ortam hava kalitesi ve çalışanların sağlığına olan etkilerinin değerlendirilmesi

Sağlıklı çevre açısından dış ortam hava kalitesinin sağlığa etkileri yanında, iç ortam havasının etkileri de önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ), pek çok risk faktörünün küresel hastalık yüküne olan etkilerini incelemiş ve iç ortam kirliliğinin, küresel hastalık yükünün %2,7'sinden sorumlu olan hastalık sıralamasında sekizinci neden olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle İç Ortam Hava Kalitesi-İOHK, daha ayrıntılı olarak değerlendirilmeli ve sağlık etkileri araştırılmalıdır. İç ortam havasındaki kirleticileri ve sağlık etkileri, konutlar dışında insanların yaşamlarının uzunca süresini geçirdikleri işyerlerindeki etkilenmeleri açısından da çok önemlidir. Çalışmamızda, Adana'da üç farklı iş kolunda, İOHK ölçümlerinin ve bu işyerlerindeki İOHK'nin çalışanların sağlığına olan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. AOSB'deki üç ayrı işletme üretim ve idari bölümlerindeki iç ortam hava kalitesi ölçümleri yapılmış ve bu bölümlerde çalışanların sağlık durumlarını belirlemek için15.10.2014-15.07.2015 tarihleri arasında anket uygulanmıştır. İç ortam kalitesini etkileyen en önemli gazlardan karbon monoksit, kükürt dioksit, hidrojen sülfür, PID ve oksijen ölçümleri yapılmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Çalışma, Adana organize sanayi bölgesinde %85,9'u erkek toplam 198 çalışanla yapılmıştır. Araştırma grubundaki çalışanların en küçüğü 20, en büyüğü 63 yaşında olup yaş ortalaması 31,17 ± 6,92'dir. Çalışanların %33,8'i lise mezunudur ve %60,6'sı evlidir. Çalışmaya katılanların %29,8'i 0-12 aydır veya 4-6 yıldır aynı işyerinde bulunmaktadır ve %88,4'ü üretim sahasında çalışmaktadır. Araştırılan işyerlerindeki işçiler, günde en az sekiz saat kapalı ortamda çalışmaktadır. Bu işçilerden %88,4'ü, kişisel koruyucu donanım kullanmaktadır. Çalışanların %9,1'i iş kazası geçirdiğini bildirmiştir. Bu kazaların %58,8'inin kesici aletle yaralanma olduğu saptanmıştır. Çalışmamızda yapılan ölçümlerde, O2gazı yoğunluğunun, EPA'da belirtilen sınır değerleri aşmadığı görülmüştür. İşletmelerin imalathane bölümlerindeki CO gazı değerleri, EPA ve DSÖ tarafından belirlenen sekiz saatlik maruz kalma miktarı olan 9 ppm'lik sınır değerinin altında (0-9ppm) ölçülmüştür. Araştırmamızdaki her üç işletmede, iç ortam hava kalitesi için değerlendirilen H2S, SO2 ve PID ölçümlerinin, EPA sınır değerlerini aşmadığı saptanmıştır. İç ortam hava kirliliğinin engellenmesinde en önemli konu, toplumsal bilincin arttırılmasıdır. Bina yapımında uluslararası standartlara uyum, iç ortam hava kirliliğinin önlenmesinde önemli basamaklardan birisidir. Havalandırma sistemi ve çalışma koşulları yeterli olmayan işletmeler başta olmak üzere tüm işletmelerde sürekli ve düzenli ölçümlerin planlandığı epidemiyolojik çalışmaların yapılması gerekmektedir.

AdanaHava kalitesiHava kirliliği+4
Bekir Akıncı
Çukurova University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde Adana'daki çeşitli bölgelerde iç ve dış mekân hava kalitesinin bazı parametreler bakımından incelenmesi

Teknolojinin gelişmesi, nüfusun artması buna bağlı çarpık ve düzensiz yapılaşmanın artması hava kirliliğini tetiklemektedir. Pandemi şartları sonrası iç ve dış ortam hava kalitesi ve havalandırma daha da önem kazanmıştır. İnsanlar vakitlerinin büyük kısmını kapalı alanlarda geçirdiği için iç ortam hava kalitesinin insan sağlığını etkilemeyecek düzeyde tutulması önemlidir. Bu çalışma, Adana ilinde bulunan 4 farklı ilçede (Seyhan, Yüreğir, Sarıçam ve Çukurova) gerçekleştirilmiş olup ölçümler 6 ay sürmüştür. Her ilçede bir istasyon seçilerek iç ve dış ortamda günde 3 kez (saat 10:00, 13:00, 16:00'da) karbondioksit, bağıl nem ve sıcaklık ölçümleri elle taşınan karbondioksit ölçüm cihazı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen ölçümler Matlab 2019rd programı kullanılarak grafiklere dönüştürülmüş ve IBM SPSS 26 bilgisayar programı ile istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Sonuçlar varyans analizi (ANOVA), Tukey HSD ve Hockberg testleri kullanılarak yorumlanmıştır. Ölçüm sonuçlarına göre iç ortam karbondioksit ve bağıl nem miktarının kişi sayısı ile arttığı görülmüş olup hem dış hem iç ortamda çevresel faktörlerin ölçüm alınan istasyonlarda etkili olduğu görülmüştür. İstasyonlardaki iç ortam karbondioksit değerlerinin genel olarak 1000 ppm lik ASRAE Standardına uyduğu dolayısıyla insan sağlığı açısından iç ortam hava kalitesinin yeterli olduğu tespit edilmiştir. Detaylı yorum ve tartışmalar bulgular ve tartışma kısmında yapılmıştır.

Hava kalitesiHava kirliliğiMühendislik
Nur Didem Keşer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Gaziantep ilinde bazı hava kirleticilerinin ölçümü, modellenmesi ve değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Gaziantep ilinin, hava kalitesi ve iklim değişikliğinden etkilenme durumu analiz edilmiş ve alınacak önlemler tartışılmıştır. Bu amaçla 2015-2020 yılları arasında 30 noktada özellikle kış dönemlerinde NO2 ve SO2 için 5 ölçüm dönemi pasif örnekleme yapılmıştır. Pasif örnekleme verilerinin istatistiksel analizlerinde SPSS 17 programı kullanılmış olup, veriler arasında anlamlı bir istatiksel ilişki olduğu belirlenmiştir. Söz konusu veriler SigmaPlot sürüm 11.0 programı ile analiz edilmiş olup NO2 ve SO2 parametreleri için korelasyon katsayıları (R2) sırasıyla 0,9999 ve 0,9762 olarak hesaplanmıştır. Pasif örnekleme verileri doğrusal yapay sinir ağı (ANN) ve doğrusal olmayan yapay sinir ağı (NARX-ANN) regresyon algoritmalarına göre değerlendirilerek, en uygun modelin doğrusal olmayan NARX-ANN yapısının, Bayesian Regularization Algoritması (NO2 için R2=0,8785, SO2 için R2=0,9021) olduğu anlaşılmıştır. Modelleme çalışmaları sonucunda SigmaPlot ile yapılan modellemede elde edilen sonuçların R2 değerinin 1'e yakın olması; geliştirilen bu model ile daha güvenilir sonuçlar elde edilebileceği göstermektedir. Gaziantep ilinde yapılan sera gazı hesaplama çalışmaları sonucu toplam 10,05 milyon ton CO2e sera gazı salınımı hesaplanmış ve şehirdeki toplam sera gazı salınımının %35'sini sanayi sektörünün oluşturduğu tespit edilmiştir. Hava kalitesi ve iklim değişikliğinin kontrol altına alınabilmesi amacıyla yerel ve ulusal ölçeklerde uyum ve azaltım eylem planlarının hazırlanması, belirlenen azaltım eylemlerinin fiyat/performans odaklı yöntem ve teknolojilerin belirlenerek hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Azot dioksitHava kirliliğiKükürt dioksit+2
Gökhan Yaman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Manisa'da hava kirliliğinin acil servise başvuran çocuklarda solunum yakınmalarına etkisi

Özet Giriş : Dış ortam hava kirliliği çocukluk çağında, solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere birçok akut ya da kronik hastalığı neden olabilir. Bu araştırma, hava kirliliği ile çocuklarda akut solunum yolu hastalıkları arasındaki ilişkinin ortaya koyulması amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Bu araştırmaya, 1 Ocak 2017-31 Aralık 2017 tarihleri arasında Manisa ilinde acil servise solunum yolu yakınmaları ile başvuran olgular dahil edildi. Araştırmada hava kirliliği indikatörleri olarak PM10 ve SO2 seçilmiştir. İndikatörlere ilişkin günlük veriler, çalışmanın yapıldığı ilin Hava Kalitesi İzleme İstasyonları Web Sitesi'nden alındı. Araştırmada hava kirliliği indikatörleri olarak PM10 ve SO2 seçilmiştir. İndikatörlere ilişkin günlük veriler, çalışmanın yapıldığı ilin Hava Kalitesi İzleme İstasyonları Web Sitesi'nden alındı.Toplanan veriler ışığında ölçülen PM10 ve SO2 konsantrasyonları ile çocuklardaki solunum yolları yakınmaları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bulgular: Bu araştırmaya 38696 olgu dahil edildi. Hava kirliliğinin en yoğun olduğu aylar kış dönemine aittir. Ay bazında yapılan değerlendirmelerde PM10 değerinin 118.40±6.55 μg/m³ ile Kasım ayında en yüksek seviyeye ulaştığı görülmektedir. Yine ay bazında yapılan değerlendirmelerde SO2 değerinin 16.00±1.14 μg/m³ ile Kasım ayında en yüksek seviyeye ulaştığı görülmektedir . Çocuk acillere başvuru sıklığı değerlendirildiğinde 4144 çocuk ile en fazla başvurunun ekim ayında yapıldığı belirlenmiştir PM10 ve SO2 konsantrasyonları ile solunum yakınmaları ile hastanelere başvuran çocuk sayısı arasında aynı yönlü anlamlı ilişkiler saptandı. (p<.05) PM10 ve SO2 konsantrasyonları çocuklarda akut nazofarenjit nezle, akut üst solunum yolu enfeksiyonu, akut bronşit, akut bronşiolit, otitis media ve astımı artırmaktaydı.Tanı sıklığı değerlendirildiğinde %45.6 sıklık oranı ile akut üst solunum yolu enfeksiyonu idi. Sonuç: Dış ortam hava kirliliğine ait olan parametreler çocukluk çağında akut solunum yolu bulgularının artmasına ve kronik hastalıkların akut alevlenmesine yol açmaktadır. Acil servis başvuruları da bu doğrultuda değişmektedir. Bu nedenle çocukların yaşam ortamları oluşturulurken bu gözetilmelidir.

Acil servis-hastaneAcil tıpBelirti ve semptomlar+5
Şuayip Bora Kunay
Manisa Celal Bayar University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıflardaki hava kalitesinin öğrenme üzerine etkisi

Öğrenciler, öğrenim süreçleri boyunca yaşantılarının büyük bir bölümünü sınıflarda yani kapalı mekânlarda geçirmektedirler. İyi havalandırılmayan, karbondioksitin, toz parçacıklarının ve biyolojik kirleticilerin seviyesinin arttığı olumsuz bir iç mekânda öğrenciler, öğretmenleri ile beraber hiçte kısa sayılamayacak bir süre geçirmektedirler. Kirli hava koşullarının insan sağlığı başta olmak üzere, dikkat dağınıklığı, uyku halinin artması gibi birçok negatif etkisi düşünüldüğünde öğrenmeler üzerinde var olan olumsuz etkileri göz ardı edilemez. Eğitim öğretimin devam ettiği yaz ve kış aylarında sınıflarda bulunan karbondioksit miktarı ders öncesinde sınır değer kabul edilen 1000 ppm'in altında olsa da ilk 10 dakika içinde bu sınır rahatlıkla aşılmaktadır. Bu durum, öğrencilerin öğrenmeleri ile birlikte başarı düzeyleri üzerinde olumsuz etkiler yaratmakta ve eğitim yöneticilerinin bu konuda gerekli tedbirleri almasını zorunlu kılmaktadır. Çalışmada 8 ay boyunca değişik büyüklüklerde ve öğrenci sayılarının farklılaştığı sınıflarda karbondioksit ölçüm aracıyla beşer dakikalık ölçümler yapılmış ve her dersin beşer dakikalık değerlerinin ortalamaları hesaplanmıştır. Bu veriler nicel olarak ortaya konmuş ve karbondioksitin sınır değeri kabul edilen 1000 ppm'in üzerinde olduğu zamanlarda öğrenciler gözlemlenmiştir. NIOSH'un "İç hava kalitesi ve çalışma alanı semptomları formu" doğrultusunda geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile 25 katılımcının görüşleri alınmıştır. Bu veriler NVivo12 nitel veri analizi programı aracılığıyla modellendirilerek anlamlandırılmıştır. Alınan bu veriler doğrultusunda karbondioksit miktarının sınır seviye kabul edilen 1000 ppm'in üzerine çıktığı süreçlerde öğrencilerde dikkat dağınıklığı, uyku hali, solunumda hızlanmalar, öksürük gibi birçok şikayetin arttığı belirlenmiştir. Hava kalitesinin arttırılması için okul binalarında ve sınıflarda temiz hava dolaşımının sağlanması bir zorunluluktur. İyi bir hava kalitesine sahip sınıflarda öğrenci ve öğretmen performanslarında artışlar olacaktır. Anahtar Kelimeler: İç hava kalitesi, karbondioksit, öğrenme

Hava kalitesiHava kirliliğiHava kirliliği-bina içi+4
Evren Kuşcu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu şehir merkezinin hava kalitesinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada Kastamonu şehir merkezine ait Temmuz 2018 – Haziran 2021 dönemine ait PM10, PM2,5, SO2, NO, NO2, NOx, O3 ve CO verileri yaz ve kış dönemindeki saatlik ile aylık değişimler analiz edilmiştir. Ayrıca şehir merkezindeki bağımsız bölüm, doğalgaz abone sayıları, doğalgaz tüketim miktarları, katı yakıt miktarları ve motorlu araç sayılarındaki değişim ile kirletici parametreler arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Meteorolojik parametreler olan sıcaklık ve yağış miktarları ile rüzgâr yönlerinin kirletici parametrelere etkilerine yansımalarına bağlı olarak hava kirliliğine olan etkileri incelenmiştir. Yapılan değerlendirmelerde 2018 yılında PM10 değerlerinin aylık sınır değer olan 60 μg/m³'ü Temmuz – Aralık döneminde 15, 2019 yılında 152, 2020 yılında 81 ve 2021 yılında ise 13 defa sınır değer olan 50 μg/m³'ü aştığı görülmüştür. Diğer parametreler olan kükürt dioksit, azot dioksit ve karbon monoksitin sınır değerleri aşmadığı görülmüştür. 2018 yılı PM10 yıllık ortalama değeri 57 μg/m³ gerçekleşmiş ve yönetmelik sınır değeri olan 44 μg/m³'ü yaklaşık olarak %30 oranında, 2019 yılı yıllık ortalama değeri 56 μg/m³ olup yönetmelik sınır değeri olan 40 μg/m³'ü yaklaşık olarak % 40 oranında, 2020 yılı yıllık ortalama değeri ise 41 μg/m³ olup yönetmelik sınır değeri olan 40 μg/m³'ü yaklaşık olarak %2,5 oranında aştığı ve 2021 yılında ise yıllık ortalama değeri ise 30 μg/m³ olup yönetmelik sınır değeri olan 40 μg/m³'ü aşmamıştır. Yıllık ortalama azot oksitler (NOx) 2018 yılında yıllık ortalaması 50 μg/m³, 2019 yılında yıllık ortalaması 56 μg/m³, 2020 yılında 50 μg/m³ ve 2021 yılında ise 39 μg/m³ olarak gerçekleşmiş ve Hava Kalitesinin Korunması ve Yönetmeliği gereği yıllık sınır değer 30 μg/m³ olması gerekmekte iken 2018 yılında %66, 2019 yılında ise %86 2020 yılında %66 ve 2021 yılında ise %30 oranında aştığı görülmüştür. Günlük en düşük karbon monoksit değeri 2018 yılı Ağustos ayında 181,89 μg/m³, 2019 yılı Haziran ayında 146,24 μg/m³, 2020 yılı Mayıs ayında 91,78 μg/m³ ve 2021 yılında ise Ocak ayında 23,53 μg/m³, en yüksek değer ise 2018 Kasım ayında 3015,74 μg/m³, 2019 yılı Kasım ayında 1910,32 μg/m³, 2020 yılı Aralık ayında 1688,13 μg/m³ ve 2021 yılı Mart ayında 2795,29 μg/m³ olarak gerçekleşmiş olup, yönetmelik sınır değerlerini aşmamıştır. Yaz ve kış verilerine göre yapılan değerlendirme sonucunda ısınmanın kirletici parametrelere olan etkisi değerlendirildiğinde 2018 yılında PM10 %14, SO2 % 0, NO %56, NO2 %32, NOx %46, CO %56, 2019 yılında PM10 %24, SO2 %33, NO %54, NO2 %31, NOx %42, CO %53, 2020 yılında PM10 % 3, SO2 %68, NO2 %36, NOx %50 ve CO %43 ve 2021 yılında ise PM10 %0, SO2 %26, NO2 %35, NOx %41 ve CO değerlerine %46 olduğu ortaya çıkmaktadır. Sıcaklık değerlerinin O3 hariç diğer kirletici parametrelerin konsantrasyonlarında azalma yönünde değişime katkısı olsa da, bazen tersi yönde yükselişlerinde görüldüğü, ancak O3 değerleri üzerinde daha çok etkisi görülmüştür. Yağışların ise tüm parametreler üzerinde azalması yönünde etkisi olsa da gün içerisindeki bazı saatlerde bu etkiler gözlenememiş veya farklı yönde etkilerin olduğu görülmüştür. Genellikle rüzgârın N (Kuzey-Yıldız) ve NNE (Yıldız-Poyraz) yönünde, akşam saatlerine doğru NNW (Yıldız - Karayel) sonrasında yön değiştirerek S (Güney-Kıble) ve SSW (Kıble - Lodos) olarak gece boyunca aynı yönde estiği görülmektedir. Rüzgarın kuzey yönlerinden estiği sabah saatlerinde PM10, PM2,5, SO2 değerlerinin güney yönlerinden estiği zamanlardaki değerlerden daha yüksek olduğu, fakat NO, NO2, NOx ve CO değerlerinde ise tersi yönde olup güney rüzgarlarında daha yüksek değerlerde olduğu görülmüştür. Rüzgar hızının düşük olduğunda ise PM10 ve SO2 değerlerinin de bir miktar düşük olduğu, NO, NO2, NOx ve CO değerlerinin ise rüzgar hızının düşük havanın durgun olduğunda daha yüksek değerlerde olduğu görülmüştür.

Hava kalitesiHava kirliliğiKastamonu+2
Meftun Alay
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yarı Eberhart tipi kireç fırınlarının modifikasyonunun üretim enerjisi, yakıt ekonomisi ve hava kirliliği açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; ülkemizde yaygın olarak kullanılan yarı Eberhart tipi (yamaç türü) kireç fırınlarında yapılacak çeşitli iyileştirmelerle, fırınların çevreye verdikleri zararı en aza indirmek, emisyon salınımını sınır değerler içinde tutmak ve aynı zamanda minimum yakıt tüketimiyle birlikte kullanılan enerjiyi maksimize etmektir. Bu amaçla; çalışma alanı olarak Eberhart türü kireç fırını kullanan bir firma seçilmiş ve deneysel olarak çalışılmıştır.Deneysel çalışma öncesinde firmaya ait kireç ocaklarında bazı yapısal değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler arasında yakma havası kontrolü ve özel kanallarla bir yanma bölgesinin oluşturulması ile otomatik kontrollu baca gazı rejenerasyonu yer almaktadır. Baca gazı sürekli şartlarda ölçülerek yakma havası fanlarının debilerinin ayarlanması sağlanmıştır. Yapılan deneylerdeki baca gazı ölçümleri ve emisyon ölçüm sonuçları, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği kapsamında değerlendirilmiştir. Baca gazı hızı, karbonmonoksit (CO), kükürtdioksit (SO2), azotoksitler (NOX), toz konsantrasyonu ve islilik değerleri yönetmelikte verilen sınır değerleri sağlamıştır. Sonuç olarak tesiste emisyon salınımlarının iyileştirilmesi için yapılan tüm çalışmalarla birlikte, tesis emisyon sınır değerlerini sağlamıştır.Uygulanan modifikasyonlar sonucunda üretim hızında % 33 lük bir artış elde edilmiştir. Bu artışın nedeni, sürekli ve kontrollü olarak bir yakma havası fanı kullanılması sonucu daha hızlı biçimde yakıtın yakılmasıdır. Yakıtın hızlı yanması doğal hava akışı ile olan yanmaya kıyasla üretimin birim zamanda daha fazla yapılabilmesi sonucunu doğurmuştur.

Hava kirliliğiKireç
Evin Uğur Yıldırım
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Emisyon ölçümleri ve sonuçların ulusal-uluslararası mevzuata göre değerlendirilmesi

Bu çalışma; hava kirliliği, hava kirleticileri ve kaynakları, kirleticilerin çevre ve insan sağlığı açısından etkileri bakımından örnek bir uygulamanın Yönetmelikler kapsamındaki değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş, TÜRKAK tarafından akredite edilmiş bir çevre laboratuvarının imkanları kullanılarak; ülkemizde kozmetik üretimi yapan bir tesisin emisyon kaynakları tespit edilmiş, bu kaynaklarda Uluslararası Standartlar ve Metodlar kullanılarak emisyon ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen ölçüm sonuçları için gerekli hesaplamalar yapılarak, sonuçlar hava kirliliğinin kontrolü konusunda ülkemizde yürürlükte olan ?Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği?ne göre değerlendirilmiş ve yorumlar getirilmiştir. Bu kapsamda ?Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği? hakkında bilgiler verilmiş olup, Yönetmeliğin her bir maddesi ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Ayrıca hava kirliliği kapsamında AB Mevzuatı ve Direktifler genel olarak ele alınarak, ölçüm yapılan kozmetik sektörüne ait AB Mevzuatına ilişkin sınır değerlerin kıyaslanması yapılmıştır.

EmisyonHava kirliliğiYönetmelikler
Yasemin Alınaner
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Adsorbsiyon yöntemi ile baca gazından kükürt dioksitin giderilmesi

ÖZET Yüksek Lisans Tezi SORPSİYON YÖNTEMİ ÎLE BACA GAZINDAN KÜKÜRT DİOKSİTİN GİDERİLMESİ Mehtap DEMİR Fırat üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 1995, Sayfa: 34 Kış aylamda, yerleşim yerlerindeki hava kirliliği önemli bir sorun olarak görülmektedir. Kirliliğin en önemli nedeni ısı üretmek amacıyla tüketilmekte olan yakıtlardır. Sıvı ve katı yakıtların kimyasal yapısında bulunan yanar kûkürtün yanması sonucu, yanar kükürtün iki katı miktarda kükürt dioksit kent atmosferine yayılmaktadır. Bu çalışmada, atmosfere yayılan kükürt dioksit miktarını azaltmak amacıyla, soba ve ısı kazanlarında yakılan yakıttan oluşan kükürt dioksitin baca gazından adsorbsiyonu için kuru sabit yataklı filtre denenmiştir. Sorpsiyon maddesi olarak kireç taşı, mermer tozu ve uçucu kül kullanılmıştır. Kükürt dioksitin sorpsiyonu üzerinde, sorpsiyon maddesinin kolon uzunluğunun ve kolona giren kükürt dioksit miktarın etkisi 90 °C'lik kolon sıcaklığı altında araştırılmıştır. Çalışmanın sonunda, sorpsiyon maddesi olarak kullanılan uçucu külün sorpsiyon üzerinde daha etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Hava kirliliği, kükürt dioksit, adsorbsiyon, kükürt giderme.

AdsorpsiyonBaca gazıHava kirliliği+1
Mehtap Demir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
10

Related subjects