Kısa film
Bu konu başlığı altında 147 tez
Kısa filmde biçimsel anlatı öğeleri: Uşak Kanatlı Denizatı Kısa Film Festivali örneği
Sinemanın gelişmesinde ilerlemesinde önemli bir yere sahip olan kısa filmin gösterim alanının kısıtlılığı, yapımcıya verdiği sınırlamalar ile kısıtlı sürede bile olsa içinde barındırdığı anlamlar, kullanılan biçimsel motifler ile sağlanmaktadır. Filmde biçimsel öğelerin eksik olması durumunda izleyicinin tatmin olamayacağı açıktır. Biçimsel bütünlük sağlandığı takdirde film başarılı bir film halini alır. Uşak Kanatlı Denizatı Kısa Film Festivalinde de gördüğümüz gibi ödül alan kurmaca filmler biçimsel bir bütünlük içinde kısa zamanda çok şey anlatır. Çalışmada çok kısa bir süre içerisinde büyük başarılar elde eden Uşak Kanatlı Denizatı Film Festivali'nde ödül alan kurmaca filmler üzerinden kısa filmde biçim konusu detaylı şekilde incelenmektedir. Bu çalışmanın amacı, kısa filmde biçimsel anlatı yapısının oluşumunu incelemektir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle biçimsel anlatı kuramı çerçevesinde biçimsel anlatı yapısının oluşmasını sağlayan öğeler detaylı şekilde incelenmektedir. Son olarak, örneklemi oluşturan beş kısa filmin biçimsel anlatı yapısı çözümlenmesi aracılığıyla kısa filmde biçim konusunun oluşumu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Kısa film, Biçim, Kısa Film Festivalleri, Sinemada Anlatı, Uşak Kanatlı Film Festivali, Uşak
Dezavantajlı alanlarda farkındalık yaratıcı bir unsur olarak animasyonun kullanımı ve bir kısa film uygulaması
Dezavantajlı alanlar, disiplinler arası pek çok alanda çalışılan bir konu olmasına rağmen, güzel sanatlar alanında üretilen bileşenleriyle ilgili literatüre sık rastlanmamaktadır. Oysa gerek kâr amacı güden/gütmeyen kurumların kampanya süreçlerinde, gerek ulusal/uluslararası çapta, güzel sanatların çeşitli alanlarındaki üretimleri teşvik eden yarışmalarda, gerekse sergi, festival... vb. gösterim alanlarında yaratılan ve sunulan güzel sanat eserlerinin büyük kısmında dezavantajlı gruplarla ilgili konu, eğilim ve sorunlar ele alınmaktadır. Bu haliyle, güzel sanat alanında salt konu olarak ele alındığı için, görece bağlamdan kopuk ürünler; sosyal bilimler/iletişim alanında ise, salt literatür çalışması/alan görüşmesi olarak ele alındığı için, somut/yaratıcı araçlarla hedef kitleye iletilemeyen yazılar bütünü olarak, iki bağımsız alan resmi çizilmektedir. Tez, ele aldığı konu ve uygulama itibariyle genel anlamda, bu bağlantıyı kuracak literatüre katkı sağlamayı ve bu melez alanda, yaratıcı hareketli görsel ürünler ortaya koymayı; özel anlamda ise, kadın ve mülteci meselesi alanlarındaki sorunların görünür kılınmasına katkı sağlayıp bağımsız festivaller, kâr amacı güden/gütmeyen kurum ve diğer dağıtım ağlarında dolaşıma girerek, mümkün olduğunca çok insanda farkındalık yaratacak bir animasyon film yaratmayı amaçlanmaktadır. Birinci bölümde, uygulamada oluşturulacak olan animasyonun tarihi, teknik süreçleri, örnekleriyle beraber türleri ele alınmış; temel kavramlardan, anlatım biçimi oluşturan bütünlüklü bir araç haline gelene kadarki süreci incelenmiştir. İkinci bölümde, dezavantajlı alan kavramı tanımlanmış; Türkiye'deki konumları itibariyle öncelikli 5 grup (yaşlılar, engelliler, LGBT+ bireyler, kadınlar, göçmenler/mülteciler) ve savunmasızlık nedenleri ortaya konulmuş; bu gruplarla ilgili çalışmalarla, toplum refahı için davranış değişikliği yapmayı hedefleyen sosyal pazarlama anlayışının ortak fayda sağlayacak ilişkileri incelenmiştir. Devamında ise, dezavantajlı alanlarla ilgili üretilen toplam 150 animasyon niteliksel araştırma yöntemiyle incelenmiş; ortak ve özgün yönleriyle bu alandaki animasyon filmler için bir örneklem düzlemi yaratılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde, 2D geleneksel limited animasyon tekniği ile yaratılan 03:40 süreli 'Yerdeniz' uygulama filminin süreçleri ve çıktıları ilk iki bölümle ilişki kurularak sunulmuştur. Bu bağlamda, konu seçiminden, teknik aşamalarına kadar bütün adımlara yazılı ve görsel olarak yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Dezavantajlı grup, savunmasız, kesişimsellik, kadın, mülteci, göç, toplumsal cinsiyet, sosyal pazarlama, 2D geleneksel animasyon, canlandırma
Çıkarıldınız filmi bağlamında sosyal medyanın sinemada temsili
Yirminci yüzyılda daha hızlı gelişmeye başlayan teknolojiyle beraber insanlar arası iletişim bugün çok farklı gelişim alanları göstermiştir. İcat edildiği dönemden beri önemli bir kitle iletişim aracı olan telefon tarihsel süreçte yaşadığı gelişmeler sonucunda cep telefonlarına ve internetle birlikte kullanılmaya başlanmasıyla da akıllı telefonlara evrilmiştir. Yeni iletişim teknolojilerinin geldiği bu noktada mobil teknolojinin bir sonucu olarak sosyal medya, sanal konuşma grupları ve farklı mobil uygulamalarla beraber bireyler sanal ve reel olarak farklı iki dünyada yaşar hale gelmişlerdir. Gelinen noktada telefonun yaşadığı bu dönüşüm ve etki alanları sinemada da karşılık bulmuş, dünya sinemasında kullanılma biçimleri yapılan araştırmalarda incelenmiş, tarihsel süreç içerisinde yerli ve yabancı örnek filmlerle sınırlandırılarak analiz edilmiştir. Yine bu araştırmalar çerçevesinde, mobil teknolojinin orta yaşlarda yer alan bir karakterde yarattığı geçici değişim kurgusu üzerinden 'Çıkarıldınız' kısa filmi üretilmiştir. Bu tez kapsamında yapılan araştırmalar ve gözlemler neticesinde oluşturulan filmle de iletişim alışkanlıklarının değişiminin insanların hayatlarında birtakım iyi ve kötü sonuçlar doğurmuş olabileceğinden hareketle bu durumun yaşamlara olağan etkisi farklı çıkmazların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilme ihtimalini tartışmaya açmaktadır. Anahtar Sözcükler: Yeni İletişim Teknolojileri, İnternet, Sosyal Medya, Akıllı Telefon.
Ahmet Uluçay'ın eserlerinde halk bilimi unsurları üzerinebir inceleme
Sinemanın hakikatle kurduğu ilişkiyi eserlerine yansıtan Ahmet Uluçay yerli kültür hazinemizden en doğal haliyle yararlanabilen bir yönetmen olarak ortaya çıkmıştır. Doğal unsurlarla doğa ötesini anlattığı eserlerinde yaşadığı köyde bütün imkânsızlıklar içinde sinema yapma ya da Uluçay'ca söylersek "filmleri gımıldatma" sevdasına düşmüştür. Ahmet Uluçay kullandığı dil ve üslup ile yerli ve milli kültürden beslenir. Bunda Ahmet Uluçay'ın ömrünü geçirdiği çevrenin; duru, sade, gösterişten uzak, bozulmamış bir dil, kültür ve folklora sahip olmasının da büyük önemi vardır. Ahmet Uluçay'ın ortaya koyduğu eserler millî folklor ve Anadolu inanç sistemlerinin olağanüstü sadelik ve doğallıkla ele alındığı bir yer olarak karşımıza çıkmaktadır. Uluçay; yerel kültür ve folkloru, evrensel değerlerle ortaya koyduğu sanatla bütünleştirmiştir. Eserlerinde gerçekle bağını koparmayan Uluçay, kendi toplumsal değerlerimizden beslenerek taşra atmosferindeki insan ilişkilerini ele almıştır. Uluçay sineması bu bağlamda kendi ifadesiyle hayatın görsel, yeniden ifadelendirilişi ve bunun yine sinemasal bir dille yazımıdır. Ahmet Uluçay bütün eserleriyle, hayatı boyunca karşılaştığı tüm güçlüklere rağmen bir sanat dalı olarak sinemanın olanaklarını kullanarak trajediye düşmeden derdini anlatmak için mücadele etmiştir. Bu çalışmada Uluçay'ın eserleri halk bilimi unsurları açısından incelenmiştir. Sinema ve halk kültürü ilişkisi göz önünde bulundurularak Ahmet Uluçay'ın eserindeki halk bilimi unsurlarını ortaya koyma amaçlanmıştır.
Film yapımlarında yapım sonrası (Post production) aşamaları ve uygulama örneği
Bu çalışmada; film yapımlarının yapım sonrası (postproduction) aşamalarının incelenmesi amaç edinilmiştir. Bu amaca bağlı olarak film yapımı sonrası, bir filmin yapımına katkısı olan kişileri ve rollerinin ortaya konulması ile yapımcıların yapım sonrası ekiple uyumlu bir işbirliği içinde olmalarının gerekliliği üzerinde durulmuştur. Elde edilen bulgular doğrultusunda örnek bir kısa film hazırlanmıştır. Araştırma sürecinde sinema filmlerinin yapım aşamaları genel olarak tanıtılmış, "film yapım" kavramı üzerinde durularak kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. Film yapımlarında digital teknolojinin kullanılmasının, masaüstü çalışmalarıyla seyirciyi etkileme ve izlenebilirlik derecesi kazandırılmasında yapımcılara sağladığı kolaylıklara değinilmiştir. Filmin senaryosuna uygun mekân, zaman ve süreç açısından etkin çözümler sağlanabildiğine işaret edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, filmin izlenebilirlik kalitesi yapım sonrası ekibinin kendi aralarındaki ve yönetmenle olan iş birliktelikleriyle ilgili olmaktadır. Masaüstü ekibinin yazılımları kullanmadaki becerilerinin önemine değinilerek, buna uyulmadığı takdirde tuhaf görüntülere ve emek israfına yol açacak sorunların yaşanabileceği belirtilmiştir. Elde edilen verilere göre örnek bir kısa film hazırlanmış ve film yapımcıları ile tasarımcılara bu yönde önerilerde bulunulmuştur.
Cezayir'de yabancı dil olarak Türkçe öğretenlerin ve öğrenenlerin eğitsel kısa film materyalinin öğrencilere sağladığı dilsel ve kültürel kazanımlara ilişkin görüşleri
Cezayir 2 Üniversitesinde yabancı dil olarak Türkçe öğrenen öğrencilerin ve öğreticilerin eğitsel kısa film materyalinin öğrencilere sağladığı dilsel ve kültürel kazanımlara ilişkin görüşlerinin belirlenmesine yönelik sorulara cevap arayan bu çalışma nicel desende bir tarama araştırmasıdır Çalışmanın evreni, Cezayir 2 Üniversitesinde Türkçe öğreten 22 öğretici ve bu üniversitede Türkçe öğrenen 100 öğrenciden oluşturmaktadır. Bu araştırmada, Cezayir'de yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin film materyalinden yararlanma durumlarına ve bir dil öğrenme aracı olarak film materyalinin dil gelişimine ve kültür vii aktarımına katkısına ilişkin görüşler belirlenmiştir Bu çalışmanın amacı; yabancı dil olarak Türkçe öğretim sürecinde film materyalinin yaygınlaşmasına, öğrencilerin dil yetilerinin gelişmesine, öğrencilerin Türk kültürünü daha iyi tanımalarına, yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanına bilimsel katkı sağlamaktır.
Eğitsel nitelikli Almanca kısa filmlerin dil, ülke bilgisi ve medya yeterliği doğrultusunda geliştirilmesinin ve öğretmenler tarafından film materyallerinin kullanım oranın incelenmesi
Bu çalışma kestirimsel deneysel bir araştırma olup, nicel araştırma yöntemiyle ele alınmıştır. Veri toplamada araç olarak bir anket ve yedi analiz yönergesi kullanılmıştır. 2015–2016 Eğitim-Öğretim yılında uygulanan ankete katılan çalışma grubu, aktif olarak çalışan 20 Almanca öğretmeni tarafından oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler okuldaki dijital altyapı, film kullanımı ve Almanca dersinde görsel-işitsel materyallerin kullanımı ile ilgili öğretmen görüşleri kapsamında analiz edilmiştir. Bununla bağlantılı olarak özel ve devlet okulları arasındaki farklar irdelenmiştir. Nicel verilerin analizi Microsoft Excel 2013 programı ve SPSS yazılım programı ile gerçekleştirilmiştir. Anketten elde edilen veriler sayılar ve yüzdelik biçimde tablo ve grafik halinde verilmiştir. Yabancı dil olarak Almanca materyalleri konusunda kaynak sağlayan yayınevleri tarafından ek kaynak olarak sunulan eğitsel nitelikteki Almanca kısa filmler dil seviyesi, her ünitenin dilsel içeriği, ülke bilgisi ve medya estetiği içeren unsurlar bağlamında incelenmiştir. Ders kitabı analizi, analiz yönergesi yardımıyla sunulmuştur. Bu çalışmanın genel amacı, ilk etapta seçilmiş çeşitli film materyallerinin listelenmesi ve bu görsel- işitsel medyalarının öğretmenler açısından kullanım olasılıklarının incelenmesi. Bir diğer yandan Bursa ilindeki öğretmenlerin Almanca derslerindeki Almanca eğitsel kısa film kullanımı araştırılacaktır. Bunun ötesinde film kullanımı için görevde aktif olan ve gelecekte mesleğe atılacak olan öğretmenlere kılavuz olması açısından ve böylece film kullanımını kolaylaştırması açısından çözüm önerileri geliştirilecektir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda tüm okulların farklı ama yine de film materyalini sunma açısından yeterli dijital altyapıya sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda farklı kullanım sıklıklarıyla beraber görsel – işitsel ek materyallerin kullanıldığı ama henüz günlük almanca dersinin bir parçası olmadığı saptanmıştır. Ayrıca öğretmenler açısından film kullanımına ilişkin ilgi tespit edilmiştir.
Ortaöğretim mesleki okullarda ders envanteri olarak film gösteriminin eğitim-öğretimdeki etkisi
Son yıllarda Türkiye'de ve dünyada ekonomik alanda yaşanan değişim ve gelişmeler sonucu nitelikli işgücüne ihtiyaç artmıştır. Ortaöğretimde üniversite sınavlarına hazırlanan genç nüfusun artması, üniversite mezunu işsizlerin çoğalması Milli Eğitim Bakanlığını farklı arayışlara itmiştir. Bunun sonucunda teknik ve mesleki liselere ağırlık verilmiş, öğrencilere meslek kazandırılmaya çalışılmıştır. Öte yandan sanayi ve iş sektörlerinin ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücü de sağlanmıştır. Bununla birlikte mesleki ve teknik okullarda uygulamalı verilen derslerde istenen başarının sağlanması yolunda çeşitli yöntemler aranmıştır. Bunlardan biri de internet, akıllı tahta, projeksiyon ve televizyonların sunduğu olanaklardan yararlanarak film gösterimiyle eğitim yapmaktır. Bu çalışmada; film gösterimiyle eğitim ve öğretimin öğrencilere daha kalıcı bilgiler sunduğu ve eğitimlerini geliştirdiği iddiasına yanıt aranmaktadır. Ortaöğretimde öğrencilerin sosyal medyaya fazla zaman ayırıp ilgi göstermeleri öğrenmenin ve kendini geliştirmenin önünde bir engel gibi durmaktadır. Bu açıdan görsel ve sanal olanın öne çıkarılmasıyla tekniki ve mesleki okullarda köklü bir eğitim ve öğretim verilebilir mi sorusuna yanıt aranmaktadır. 20. yüzyılın başlarından itibaren sinema filmlerinin başta askeri alanlar olmak üzere birçok alanda eğitim amaçlı kullanıldığı bilinmektedir. Türkiye'de filmle eğitimin tarihsel gelişimi, günümüzdeki uygulamaları ve filmde temsil-ideoloji etkisi de mesleki liseler bağlamında irdelenmektedir. Bu çalışmanın sonunda kısa film yapımıyla ilgili de kısaca yapım süreçleri sunulmaktadır. Çalışmada literatür ve arşiv araştırması yapılmış, meslek liselerindeki öğrencilerinin anketleri nitel ve nicel analize tabii tutulmuştur. Film yapımı süreçleri ile ilgili yönetmen, senarist, yapımcılar ve çekim ekiplerinde yer alan uzmanlarla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır.
Sürdürülebilirlik uygulamalarının kısa film yapım maliyetlerine etkileri
Çalışma, sürdürülebilirlik ilkelerinin sinema yapım süreçlerinde yalnızca çevresel değil, maliyet boyutunda da belirleyici sonuçlar üretebildiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, ışık ve enerji tüketimi, ulaşım, mekân planlaması, dekor/kostüm ve yiyecek-içecek gibi kritik kalemlerde sürdürülebilir yaklaşımların mali yansımaları incelenmiştir. Yöntem olarak, aynı konuya sahip iki kısa belgeselin tek günlük çekim koşullarında, biri sürdürülebilir diğeri geleneksel yöntemlerle üretilmesi tercih edilmiştir. Buna bağlı olarak çalışma, sürdürülebilirliğin teorik boyutlarını ele alırken, aynı zamanda bu ilkelerin pratik uygulamalar üzerindeki izdüşümlerini somut verilerle örneklendirmeyi hedeflemektedir. Bu tasarım, farklı değişkenleri sabitleyerek karşılaştırmaya elverişli bir zemin sunmuş, ancak büyük ölçekli yapımlara genellenebilirliğin sınırlı olduğunu da ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, ulaşım ve mekân gezilerinde sürdürülebilir yaklaşımın ciddi mali avantaj sağladığını göstermiştir. Geleneksel sette ile sürdürülebilir set arasındaki Genel bütçe karşılaştırmasında sürdürülebilir yapımda toplam 11.012 TL harcama yapılırken, geleneksel yöntemlerle oluşturulan filmde ise 11.618 TL harcama yapılmıştır. Böylelikle geleneksel sete göre yaklaşık 600 TL avantajla neredeyse denk maliyetle gerçekleştirilmiştir. Bu sonuç, sürdürülebilir yapımın maliyet artırıcı bir tercih olmadığını, aksine doğru planlama ile bütçe nötrlüğüne hatta tasarrufa yol açabileceğini göstermektedir. Çalışma, küçük ve orta ölçekli projelerde çevresel faydaları gözetirken maliyetin de kontrol altında tutulabileceğini, böylece sinema sektörü için uygulanabilir bir üretim modeli sunduğunu ortaya koymaktadır.
On the role of short films in enhancing reading comprehension skills: Critical discourse analysis of perceptions of EFL students
The historical background of using technology in EFL classrooms has an important role for the development of 21st century perspectives. This study aimed to investigate whether short films have a role in improving English reading comprehension skills of preparatory school students in a state university in Turkey. Also, this research aimed to analyse the students' perceptions on the effects of short films which were integrated into the classes for 12 weeks. This study employed an experimental research design based on a mixed approach. For quantitative data, a reading test which was given as pre-test and post-test was benefitted to investigate whether the students enhance their English reading comprehension skills and do better after the treatment, namely watching short films during the targeted period. For qualitative data, semi-structured interviews including a set of open-ended questions were conducted with randomly selected 13 students at the end of the treatment period. The analysis results of the quantitative data collected through pre-test & post-test which had been applied to both control group and experimental group demonstrated that there was a statistically significant difference between the experimental group and the control group (t=-13.805; p=.000). Besides, the critical discourse analysis of the qualitative obtained from semi-structured interviews made with randomly selected 13 participants at the end of the 12-week treatment period revealed that integration of short films was an effective and useful method in enhancing English reading comprehension skills of EFL learners. Key Words: Reading comprehension, short films, EFL classrooms, critical discourse analysis
Bir balenin anatomisi
Türkiye'de, klasik bale sanatının eser yaratılırken geçtiği aşamaları ve bunun seyirci ile buluşmadan önceki dönemi ele alınmıştır. Devamında röportajlar yapılarak içerik ve kaynak yaratması için oluşturulan bu film, eseri sahneleyen ve içinde dans ederek var olan kişilerin de kendi yorumları ile zenginleştirilmiştir. Amaç; Devlet Opera ve Balesi olgusunu da içine katarak, görüntülerle destekleyerek bu anlamda bir araştırma çalışması olması için kaynak oluşturmaktır. Türkiye'de sanatsal değişimin ve çalışma ilişkileri üzerindeki etkilerinin, tarihsel süreçlerini de barındırarak balenin doğuşunu, gelişimini ve şu anda olduğu noktada süreci olduğu haliyle gösterip belgeleyerek içerik hazırlanmıştır. Bu açıdan sadece sahnede gördüğümüz ve izlerken tanık olduğumuz eserin oluşma aşamasındaki her adım, organizasyon süreci ve geçtiği aşamalardan seyirciye ulaşması açısından bir kaynak oluşturma amacıyla yapılmıştır. Film oluşturulurken, halen gösterimde olan dört ayrı eser üzerinden gidilerek, Sondan önce, 3 Aşk, 4 Mevsim ve Fındıkkıran balelerinin prova ve sahnelenme süreçlerinde yaratıcı ve sahneleyen ekibin yanında olup gözlemleyerek ve röportajlar yaparak filmin içeriği oluşturulmuştur. Eser üretim süreci ve çalışma süreci ile ilgili başta başkoreograf Ayşem Sunal olmak üzere, Cem Cüneyt Çelik, Çağrı Çekiç Hazan, Eymen Arıslı, Hüma Ersel Sökmen,Mehmet Nuri Arıkan, Melih Mertel, Sinan Kaymak ile birebir konuşmalar ve prova gösteri öncesi çalışmalarında gözlemde bulunulmuştur.
Büyük Yalnızlık
Fikret, filmde adı anılmayan yitik bir kente gelir. Bir kafeteryanın bahçesinde bir süre dinlenmek ister. Sabahın erken saatleridir. Kafeteryanın bahçesinde kimseler yoktur. Biraz sonra genç bir kadın (canan) karşı tarafa gelir ve kemanını çantasından çıkartıp hazırlık yapar. Fikret sigara çıkartıp yakar. Bu süreçte kadın yok olmuştur. Ruhsal olarak normal olmadığı her halinden anlaşılabilen Fikret, sokaklarda keman çalan Canan'ı arar, bulur. Kör bir akordeoncu ve arkadaşlarıyla karşılaşır. Kör akordeoncu ve arkadaşları Canan'ı da alıp dünya seyahatlerine devam edeceklerini konuşurlar. Fikret, kaldığı otelinde, bir gece birlikte olduğu kemancı Canan'ın uyarılarına karşın ona âşık olur. Canan için bu ilişki bir gecelik bir şeydir. Fikret ise o ilişkilerini sürdürmek istemektedir. Hastalıklı kıskançlığın pençesinde kıvranan Fikret kendini otelde elinde bıçak ve akordeoncuyu otel odasında öldürmüş olarak bulur.
İhtimal (Kısa Film)
Meryem resim yapmaktadır. Fonda sürekli çalan telefon sesi duyulur. Meryem kalkıp sigara yakar. Sonrasında çalan telefonu açar. Arayan arkadaşı Serap'tır. Serap, saatlerdir aradığını ve telefonunu neden açmadığını sorar. Geçmişe gideriz. Meryem salonda beklerken, eşi Arda gelir. Kavga etmeye başlarlar. Arda, Meryem'i iter ve gider. Meryem'in arkasından küfrederek bağırdığını duyarız. Meryem'in bağırmasıyla salonda Arda ile Meryem'in mutlu olduğu anların fotoğraflarını görürüz. Sonrasında tuvalde farklı bir resim görürüz. Tuvalin altında kan vardır. Kanı takip ettiğimizde Meryem'in bileğini kestiğini görürüz. Kafasını çevirdiği yerde Arda kanlar içinde yatmaktadır. Her şey başa dönmüştür. Meryem tuvalde yine resim yapmaktadır, sonrasında tekrar telefonla konuşur. Meryem, Serap'a yurt dışına gideceğini söyler. Bavulunu alır ve evden gider.
Karşılaşma
Sinema hikâyelerini bulurken çarpıcı senaryolar üretmeyi amaçlar ve dolayısıyla mitlerden, rüyalardan da beslenir. Tez olarak yapılan bu filmde rüyalar ve arketipler hikâyenin itici gücü olmuştur. "Karşılaşma" filmi rüyalarıyla gerçekleri birbirine karışan bir genç adamın (Murat) öyküsüdür. Murat, rüyalarından kurtulmak için uyumamak ister. Ama gerçekleştiremez, uyudukça rüyalar ve bilinçdışı onu geçmişine götürecektir. "Karşılaşma", insanın bilinçdışı ve öteki "ben" leriyle hesaplaşmasıdır.
Tabu
Bu film çalışmasında, klasik bir kurgusal olay omurgası üzerinden farklı kültürel kodlara sahip, lâkin aynı şehirde yaşayan üç insanın duygusal çatışmaları sinematografik bir dille aktarılmıştır. İçinde bulundukları sosyal şartlara uyum sağlamak için çaba sarf eden bu üç kurgusal karakterin geçmişlerinden kurtulamamaları, onları yabancılaşma kavramının somut göstergeleri haline getirir. Dramaturjik olarak postmodern bir yapıya sahip olan film; anlatı tarzı ile klasik ve çağdaş sinemayı harmanlamayı hedeflemiştir.
Öylesine bir kadın
Otuzlu yaşlarında sıradan bir kadının, toplumun beklentileri karşısında, cenneti andıran bir mekanda, psikolojik kafa sesleri ve yerinde müzik kullanımı ve görüntüsel efektler ile, yaşam aşkı dolu oluşu, hayalleri ve gerçekler arasında sıkışmış sıradan olmayan iç benliği ve sıradan eylemleri… Her şeye rağmen (hayatında bulunmayan bir 'Âdem' varken) hala gülümseyebilmesi ve huzurlu bir cennetvari ortamda çıplak ayak yürüyüşü… Kadının içinde tuttuğu, biriken değerlerin, gerçek yaşam içinde dışa dökülememesi ancak iç ses olarak verildiği takdirde filmin özellikle hissedilmesi beklenilen kısımlarında netlikle ortaya çıkması söz konusudur. Ourobrosun (kendi kuyruğunu yiyen yılan) oluşturduğu döngüselliğe, film jeneriğinde; kadının boynunda kundalini dövmesi olarak da yer verilir. Geleneksel sınırlara karşı duruşuna dair iç ses de verilir. Bu içiçe geçmiş, şimdiki zaman, gerçeklik ve hayal karışımı olsa dahi aynı kişiye ait kafasında beliren olgulara kafesi yordamı ile tanıklık ederek bir döngüselliği tamamlamış oluruz: geçmiş olmadan bugün olamaz ve bugün yarına can verir.
Yabancı
Bu projede, günümüz teknolojisi üzerinden ilerleyerek yakın bir gelecekte geçen bir hikâye üretilmek istenmiştir. Projede amaçlandığı üzere yabancılaşma unsurları hikâyenin oluşmasında temel alınmıştır. Bu film, yakın gelecekte insanların günlük hayatlarına cep telefonu, bilgisayar gibi dahil olan yapay zekaya sahip bir bileklikten dolayı zaman içerisinde insanların kendi duygu ve düşüncelerine yabancılaşmasını anlatmaktadır. İnsanlar kendi duygularından uzaklaştıkları için bu durumun farkına varamamakta, günlük hayat tamamen yapay zekanın yönlendirmeleriyle oluşmaktadır. Proje; yapay zekâ, teknoloji, insanın hür iradesi ve düşünceleri üzerine yakın gelecekten bir kesit işlemeye çalışarak, yabancılaşma temasını sinemada uygulamayı hedeflemiştir.
Şehrin sahnesi: Sokak müziği
Tez çalışması kapsamında çekilen belgesel filminde İstanbul şehrinde icra edilen sokak müziğinin Kadıköy'de ne amaçla, nerelerde icra edildiği, Kadıköy'de sokak müziği yapan Semoke grubunun tecrübeleri üzerinden sokak müzisyenliğinin gelişimi, Kadıköy halkının sokak müziğine yaklaşımı ve sokak müzisyenlerinin kazanımlarının öğrenilmesi amaçlanmıştır. Bu belgesel filminde, Sema ve Barış'ın kurduğu Semoke grubu fona alınarak, öncesinde diğer sokak müzisyenleriyle de yaptığımız görüşmelerden edinilen ortak görüşler yansıtılmıştır. Semoke gurubunun bir gününe şahit olunulan belgesel filminde, grubun üyeleri Sema ve Barış'ın röportaj yöntemi ile görüşleri alınıp paralelinde sokaktaki müzik performansları kayıt edilmiştir. Sonuç olarak müzisyenlerin sokak müziğine yönelmesinin en etkili nedeninin zaman ve mekândan bağımsız olarak iş akışlarını yönetebilmelerinin sağladığı özgürlük olduğu anlaşılmıştır. Kadıköy semtinin bu rahatlıktan dolayı sokak müzisyenleri tarafından tercih edildiği gözlemlenmiştir. Teorik bölümden sonra film ile ilgili afiş çalışması, sahne arkası görüntüler, filmin bütçesi ve filmin künyesi gibi bilgiler verilmiş, sonuç kısmında sokak müziğinin bu belgeseldeki perspektif açısından anlatımı kısaca özetlenerek gelecekte bu alanda eser üretecek kişilere öneriler sunulmuştur.
Film Noir (Kara film)
Belgesel film görsel bir kitap gibidir. Sinemanın derinliği, kitapların engin bilgisi içinde insanları gezdiren bir rehberdir belgesel. Bu yüzden belgeseller içinde estetiği, tarihi ve bilimi bulunduran eşsiz bir hazinedir. Bu hazineyi geliştirip, çeşitlendirip ve zenginleştirip hem bugüne hem de yarınlara sunmak sanatçının bir vazifesidir. Bu belgesel filmde sinemanın önemli parçalarından biri olan Film Noir (Kara Film) türünü inceleyecek ve anlatacağız. Kara Film'de bütün diğer türler gibi sinemada çeşitli izler bırakmıştır. Bu izler çoğu zaman kalıcı olurken bazen de zamanın şartlarına uyarak yok olup gitmişlerdir. Kara Film'de bu değişimden etkilenen türlerden biri olarak dünya sinema tarihinde yerini almıştır. Yıllar içerisinde bazı değişimlere uğrasa da güçlü anlatım yapısı etkileyici görsel gücü sayesinde zamana direnmeyi başarmıştır. Bu direnişten güçlü bir şekilde çıkan Kara Film, bazen de başka türlerin içine girerek yeni anlamlar yeni söyleyişlerde çıkarmayı başarmıştır. Polisiye filmlerle başlayan hikayesi zaman içinde bilimkurguya hatta komediye kadar bile uzanmıştır. Bu yapıtların içinde de en az polisiye filmlerde ki kadar etkili anlatılar geliştiren Kara film sinemanın kadim türlerinden biri olmayı da başarmıştır.
Reha Özcan'ın çok kişili dünyası
Bu çalışma, yaşamı oyunculuk sanatı olan, tiyatro, sinema, televizyon alanında uğraşı veren ve ödüller alan Reha Özcan'ın profesyonel tiyatro ile tanıştığı 1987 yılından, tek kişilik oyunu Ruki'ye kadarki önemli ve sanatsal değeri olan anları konu edinmektedir. Çocukluğu, anne ve babası, tiyatroyla tanışması, lise ve üniversite hayatı, en iyi arkadaşı, evliliği ve çocukları, aktörlük yaşamı ve tiyatro alanındaki düşünceleri, tek kişilik oyunu Ruki ve onun hakkındaki düşünceleri, kısacası Reha Özcan'ın hayatını bu belgesel gün ışığına çıkarmıştır.
Begonvil
Masal, gündelik hayatın monotonluğundan ve toplum baskısından bunalmış bir kadındır. Bu nedenle kendisi ile yüzleşmesi için bulunduğu ortamı terk etmesi gerekmektedir. İçinde bulunduğu durumdan uzaklaşmak adına kendisini, kurmuş olduğu düşlerin içerisinde bulur. Yaşamış olduğu şehrin gürültüsünden uzaklaşmanın tek yolu kurmuş olduğu düşlerde kaybolmaktır. Bulunduğu ortamı terk ederek arınmak ve içsel yolculuğunda kaybolmak istemektedir. Uykudan yeni uyanmış bir şekilde artık olmak istediği yerdedir. Kendisini en yalın hissettiği yer olan doğadadır. Doğa kendini en rahat ifade edebildiği ve kendisini en özgür hissedebildiği tek yerdir. Onun düşüncesinde her zaman toplum yargılar, doğa ise kucaklar. Bu nedenle onu ormanın derinliklerinde kaybolmuş şaşkın ve meraklı bir ifade ile ormanın içinde dolaşırken izleriz. Bu filmde Masal'ın ani ruh değişimleri ve kendisini sorgulama süreci ise aynanın karşısında gerçekleşmektedir. Yüzleşme ormanın derinliklerinde görmüş olduğu bir aynanın karşısında başlayacak ve kendisini artık daha da özgür hissettiğine inandığı an bulunduğu o ortamı da terk etmesiyle devam edecektir. Masal bir düşün içinde midir? Yoksa düş ile gerçek birbiri ile iç içe mi geçmiştir?
B planı çıkmaz sokak
Rıfat, Ziya ve Atalay üniversitede sosyoloji son sınıf öğrencisi, Müge ise fotoğrafçılık mezunudur. Dört arkadaş İstanbul sokaklarında gizlice sosyolojik deneyler yapan bir şirket adına çalışmaktadır. Son deneylerinde işler ters gider ve Rıfat açığa çıkar. B planına geçen ekip olay yerinden uzaklaşmak üzereyken, mahalle sakinlerinden Sadık bey olaya dahil olur. Dört arkadaş Sadık beyden kurtulmak için ellerinden geleni yaparlar ancak bu hiç kolay olmaz.
Evre
Çoğu zaman geleceğe uzanabilmek için önce geçmişi yakalaman gerekir. Hayat adeta uzun bir maraton gibi… Koşarken takıldığımız taşların başında, neden bu taşa takıldık diye düşünmüyoruz. Önce biraz sekerek yürüyoruz, yavaşlıyoruz ama sonra tekrar koşmaya devam ediyoruz. Hayattaki engellerin de koşarken takıldığımız taşlardan farkı yok. Film, izleyicinin geçmiş hatalarından dolayı kendini suçlamayı bırakmasını, daha fazla zaman kaybetmeden geçmişten ders çıkararak yarınını inşa etmesi için farkındalık yaratmayı amaçlar.
Temas
Büyük kentte yaşayan Elif hastaneye gider. Yeni teşhis konulan hastalığı kendisini büyük ölçüde etkiler. Hastalığını ilk öğrendiği anda inanmak istemese de hastaneden çıktıktan sonra düşünmek için yalnız kalmak ister. Geçtiği yolda karşılaştığı sokak köpeğiyle parkta tekrar karşılaşır. Elif ve köpek fiziksel temasa geçmeden birbirlerine sadece bakarlar. Parka gelen iki gencin hareket ve konuşmaları Elif ve köpek için huzursuz edici bir hal alır. Doğal yaşam alanlarının azlığı nedeniyle apartmanlar arasında bulunan parkta kentin diğer alanları gibi sıkışmış haldedir.Hayvanların kendine yaşam alanı bulamamasının yıkıcı etkisi dikkatini çekemeye başlar. Köpeğin içinde bulunduğu zor koşullara rağmen Elif'e yaklaşması Elif'i o andan itibaren olumlu bir psikolojiye yönlendirir. Bu ortamda Elif'in ve hayvanların dışarıda kalma, tedirginlik, tekinsiz hali ele alınmıştır. Parklar ve arsalar binaların arasında küçük, önemsiz bir yer kaplamaktadır. Elif hastalığının inkâr ve kabul aşamasını tek başına atlatmaya çalışırken parkta gördüğü bir köpek Elif'in ruh halini olumlu anlamda etkileyecektir. Bütün canlıların var olma hakkı insanın duyarlığına bağlıdır. Bu filmde; farkındalığın gelişmesi ve hayvanlarla iyi ilişkiler kurulmasının, sokak hayvanları kadar, insanların da lehine olacağı gösterilmiştir.