Maliyet analizi
Bu konu başlığı altında 147 tez
İnşaat sektöründe bütçeleme ve maliyet analizi
İşletmenin yönetim fonksiyonları içerisinde yer alan bütçeleme için ayrı bir önem verilmesi gerekmektedir. Bütçeleme ile işletmeler faaliyetleri için gerekli hammadde, malzeme, ekipman, işgücü ve nakit ihtiyaçlarını daha iyi belirleyebilirler. Proje bazlı faaliyet gösteren işletmelerde bütçelerin gerçeğe yakın ve detaylı hazırlanması, işletmenin sahip olduğu kaynakları en etkili ve verimli şekilde kullanmasını sağlayacaktır. İşletme bütçelerin hazırlanmasında, varsayımsal tahminlerde bulunmak yerine daha önce benzer faaliyetler ve projelerde elde edilen verilere, şirketin sahip olduğu geçmiş tecrübe ve bilgilere de yer verilmelidir. İnşaat sektörü, proje bazlı çalışmalar yapmakta ve her proje bir diğerinden tasarım, coğrafi koşullar, iş gücü ve malzeme kaynaklarına olan uzaklıklarına göre farklılıklar göstermektedir. Bu koşullar her projenin imalat birim fiyatlarını, yönetim giderlerini, makina ve ekipman giderlerini, şantiye giderlerini olumlu ve olumsuz şekilde etkilemektedir. Tüm bunlar bütçelerde sapmalara neden olmakta olup, bütçeleme ve maliyet analizinin önemini bir kat daha arttırmaktadır. İnşaat sektörü, üretim sektöründen farklılıkları göz önüne alındığında; bütçe, bütçeleme ve maliyet analizi konularında ayrıca incelenmesi gereken bir alandır.
Bir jeotermal saha sondajının maliyet analizi
Enerji, geçmişten günümüze birçok alanda kullanılan temel bir ihtiyaç konumundadır. Bu nedenle enerji talebi giderek artış göstermektedir. Günümüzde bu enerji talebi ağırlıklı olarak fosil yakıtlardan karşılanmasına rağmen nükleer santraller, jeotermal santraller, güneş ve rüzgar enerji üretim tesisleri gibi farklı yöntemlerle de karşılanabilmektedir. Ancak, enerji talebinin optimum şartlar altında karşılanabilmesi için düşük maliyet ile yüksek verimde enerjinin elde edilmesi gerekmektedir. Jeotermal kaynakların tespit edilmesinden sonra yapılacak sondaj çalışmaları ise maliyetin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu çalışmada sondaj işleminin genel özelliklerine ve jeotermal sondajların sürdürülebilir çevre dostu bir enerji kaynağı olarak kullanımının yaygınlaşması neticesinde optimum maliyetin incelenmesi amaçlanmıştır. Burada en önemli maliyet parametreleri için detaylı inceleme yapılarak sondaj maliyetine etkileri değerlendirilmiştir.
Intermittent resources assessment on power grid under an hourly scaled bottom-up model
This study aims to model and examine the Turkish electricity sector by using TIMES modeling framework. It attempts to investigate the decisions of the proposed model under various scenarios. As the energy need grows globally, Turkey's need is also rising each year with the increase in population and industrialization. Properly planned investment decisions are needed to satisfy this need in future periods without facing increased costs or system instabilities. The current electricity sector is modeled in the reference scenario. Other scenarios for regional investment options for wind and solar power plants have been carried out. The policies about government incentives are applied in other scenarios. In the end, a system-wide analysis for cost and investment decisions is done. The results of the proposed scenarios are compared with the reference scenario. The potential pathways to the future electricity sector are underlined.
Orman yol ağının odun hammaddesi üretimiyle ilişkisinin değerlendirilmesi: Bahtiyar Orman İşletme Şefliği örneği
Tez çalışmasının amacı; orman yolu yapım-bakım giderleriyle bölmeden çıkarma ve taşıma giderleri arasındaki ilişkiyi orman yol ağı metrikleri (yol uzunluğu, yol yoğunluğu, yol aralığı, işletmeye açma oranı, arazi işgal alanı, yollların alana konumsal dağılımı, vb.) yardımıyla teknik olarak analiz ederek birim miktar (1 m3) odun üretimi üzerindeki etkisini belirlemek; bu giderlerin (ve mümkünse odun satış gelirlerinin) karşılaştırılmasına dayalı iktisadi bağıntıyı değerlendirmektir. Bu kapsamda, Bahtiyar Orman İşletme Şefliği (Dalaman, Muğla) çalışma alanı olarak seçilmiş ve bölgede yer alan orman yollarının odun üretimi süreçlerindeki işlevi Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) destekli olarak analiz edilmiş, yol metrikleri ile odun hammaddesi üretimi arasındaki ilişki sayısal verilere dayalı olarak ortaya konulmuştur. Çalışma alanında genel yol yoğunluğu 24.7 m/ha, ortalama yol aralığı 253 m, ortalama işletmeye açma oranı %79, ortalama sürütme mesafesi ise 167 m olarak bulunmuştur. Bu koşullarda 1 km orman yolunun yapım maliyetinin 6427.11 $, yıllık bakım maliyetinin ise 57.1 $ olduğu belirlenmiştir. 1 m³ odun hammaddesi için ortalama gider 18.60 $, tomruk için sürütme ve taşıma giderleri ise 15.29 $ olarak belirlenmiştir.1 m3 odun hammaddesi başına yansıyan yol giderleri toplamının ise 1.59 $ olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, orman yol ağının ve konumsal dağılımının, odun hammaddesi üretim faaliyetleriniteknik ve ekonomik açıdan doğrudan etkilediğini göstermektedir. Orman planlama birimleri ölçeğindeki yol ağı analizlerinin, yol yapım-bakım, sürütme ve taşıma giderlerinin minimizasyonu ile orman kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde işletilmesi açısından ormancılık operasyonlarının planlanması ve yönetim süreçlerinde etkili olabileceği ortaya konulmuştur.
Hemodiyaliz ünitesinde maliyet analizi: Bir kamu hastanesinde vaka çalışması
ÖZET HEMODİYALİZ ÜNİTESİNDE MALİYET ANALİZİ: BİR KAMU HASTANESİNDE VAKA ÇALIŞMASI Amaç: İnsanların hayatlarını devam ettirebilmesi için birçok mal ve hizmete gereksinimleri vardır. Bu gereksinimlerin başında sağlık hizmetleri önemli yer tutar. Sağlık hizmetlerinin maliyetlerinin ölçülebilmesi, sunulan hizmetlerin maliyetlerinin değerlendirilmesi, maliyetlerin analizinin yapılabilmesi için maliyet muhasebesi sistemine ihtiyaç vardır. Yürütülen vaka çalışması sonucunda elde edilen bulgular sayesinde ilgili kamu kuruluşunda sunulan hemodiyaliz hizmetinin birim maliyetinin tespit edilmesi, bu doğrultuda kaynakların daha etkin ve verimli kullanılması amacıyla maliyet kontrolüne yönelik öneriler sunulması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada kamu sağlık kurumunun 2023 yılına ait muhasebe verilerinden faydalanılmış olup giderlerin dağıtımında basit (doğrudan) dağıtım yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak doküman analizi yöntemi kullanılmış ve kamu sağlık kurumunun 2023 yılına ait hemodiyaliz hizmet maliyetini oluşturan muhasebe verileri ilgili dokümanlardan temin edilmiştir. Bulgular: Ordu'da bulunan bir kamu hastanesinin hemodiyaliz ünitesinde yapılan araştırmada hemodiyaliz ünitesinin toplam gideri 19.483.815,8 TL'dir. Hastanenin araştırma yapılan yıla ait toplam gideri 764.132.730,86 TL'dir. Diyaliz ünitesi hastanenin toplam giderin %2.54'lük kısmını oluşturmaktadır. Sonuçlar: Birinci ve ikinci gider dağıtımı sonunda hemodiyaliz ünitesinde biriken toplam gider toplam seans sayısına bölünerek hemodiyaliz ünitesinin birim seans ücreti 1.859,14272 TL olarak hesaplanmıştır. 2023 yılı sağlık uygulama tebliği hemodiyaliz geri ödeme fiyatı 1.195 TL olup hastanenin hemodiyaliz maliyetinin sağlık uygulama tebliği fiyatına göre %55,5 fazla olduğu belirlenmiştir. Maliyet kontrolü doğrultusunda hastane tarafından hemodiyaliz hizmet sunumunda yüksek pay teşkil eden gider kalemleri olan memur ücret ve giderleri ile ilk madde ve malzeme giderleri üzerine odaklanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Maliyet analizi, hemodiyaliz, kronik böbrek yetmezliği, sağlık sektörü
Hastanede yatan erişkinlerdeki viral solunum yolu enfeksiyonlarının ekonomik yükünün incelenmesi
Bu çalışmada viral solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı yatan hasta tedavi harcamalarının, yani doğrudan sağlık harcamalarının ve iç gücü kaybına bağlı dolaylı harcamaların incelenmesi amaçlanmıştır. 01 Aralık 2018 ve 31 Mart 2019 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi İç Hastalıkları servislerinde tanı ve tedavi amacıyla yatan ve solunum yolu viral paneli gönderilen hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen 262 hastanın 125 (%47,7)'inde en az bir viral etken saptandı. Hastaların 55'i (%20,9) influenza pozitif olarak bulundu. Viral etken pozitif ve viral etken negatif olan hastaların demografik özellikleri ve komorbiditeleri benzerdi. Ancak, solunum yolu panelinde herhangi bir viral etken saptanan hastaların kişi başı ortalama hastane yatış maliyetinin viral etken saptanmayanlardan 2.220,74 TL daha fazla olduğu görüldü (sırasıyla 17.069,98 TL ve 14.849,24 TL). İnfluenza enfeksiyonu diğer viral solunum yolu enfeksiyonları ile kıyaslandığında 913,49 TL (sırasıyla 17.581,53 TL ve 16.668,04 TL) doğrudan ek tıbbi maliyete neden olmaktaydı. İnfluenza ile enfekte hastalar ile hiçbir virüsle enfekte olmayan hastalar arasında 2.117,24 TL doğrudan tıbbi maliyet farkı bulundu (sırasıyla 17.581,53 TL ve 15.464,29 TL). İnfluenza enfeksiyonu olan hastalarda ise aşılı olmayan hastaların kişi başı hastane yatış maliyeti aşılı olan hastalardan 15.594,27 TL fazlaydı (sırasıyla 19.715,27 TL ve 4.121 TL). İnfluenza enfeksiyonuna bağlı yatan hasta tedavi harcamalarının büyük bir kısmı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmaktadır. İnfluenzaya bağlı ortaya çıkan harcamaların fonksiyonel olarak sınıflandırılmasına bakıldığında en büyük pay ilaç harcamalarına aittir (%43). İlaç harcamalarını hizmet giderleri (%18) ve sarf malzeme harcamaları (%15) takip etmektedir. İnfluenza enfeksiyonuna bağlı hastane yatışı nedeniyle oluşan iş gücü kaybı sonucu kişi başı 5.397,95 TL dolaylı hastalık maliyeti olduğu görülmüştür.
Investigating the effects of various reinforcements on the bearing capacity of highway pavement
Generally, in order to increase the road bearing capacity, base and subbase layer thicknesses can be increased. However, this method significantly affects the cost of the road. For this reason, this study examines the effects on cost by providing a more robust road construction by using various reinforcement types. The study consists of two main parts. In the first part, the effects of geotextiles, geogrids, and fiber reinforcements on the bearing capacity of the road and how the soil changes its behavior were examined with California Bearing Ratio (CBR) tests. In the prepared samples, reinforcements were tested in different depths, quantities and combinations, and the most efficient placement method was determined in the soil. In addition, the effects of knitting patterns and surfaces on the bearing capacity of the road were discussed by examining the reinforcements under a microscope. Also, by comparing the performances of the reinforcements with each other, the materials that increase the bearing capacity most were determined. In the second part, an uncoated road is designed according to the flexible road design criteria determined by AASHTO (American Association of State Highway and Transportation Officials), which sets the highway and transportation standards. Base and subbase layer thicknesses were calculated for reinforced and unreinforced conditions and compared. Then, considering the soil and reinforcement costs, the models were evaluated in terms of price and performance. As a result, it was observed that the behaviors changed in different reinforced road model samples, and as the settlement increased, it was determined that the reinforcements significantly increased the bearing capacity of the road and decreased the construction cost by decreasing the required layer thicknesses. Considering the price and performance criteria together, the most efficient results were observed in models reinforced with thin geotextile reinforcement.
Gereksiz sağlık harcamaları: Kolesistektomi işleminde tekrarlayan tanı testlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. İlk amaç; kolesistektomi işlemi yapılan hastalarda, en sık kullanılan sağlık teknolojilerinden olan, beş adet karaciğer fonksiyon testi ve üç adet abdominal ultrason testlerine ait gereksiz tekrarlayan test sayıları ve maliyet oranlarını hesaplamaktır. İkinci amaç ise; gereksiz tekrarlayan test maliyetlerinin toplam test harcamaları ve toplam hasta harcamaları içindeki payını hesaplamaktır. Araştırma 2016 yılında, ANEAH'ta (Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi) kolesistektomi işlemi yapılan tüm hastaları ve bu hastalarda kolesistektomi işlemi yapılabilmesi için kullanılan tanı testlerinden; alkalen fosfataz (ALP), alanin aminotransferaz (ALT), spartat transaminaz (AST), gamma glutamil transferaz (GGT), bilirubin (total ve direkt) ve ultrasonu kapsamaktadır. Hastaların kolesistektomi işlem tarihinden doksan gün öncesi ile doksan gün sonrasını içine alan toplam yüz seksen günlük süre içerisindeki, ANEAH'daki tüm kayıtları incelenmiştir. Literatür bilgiler ve uzman görüşleri de alınarak ASA skorlarına göre her test için gereklilik şeması oluşturulmuştur. Her hastaya ait test kayıtları bu çizelgeye göre işlem öncesi ve sonrası olarak belirlenmiştir. Test maliyetleri ve hastaya ait diğer harcamaların hesaplanmasında, 18.06.2016 tarihli güncel SUT fiyatları kullanılmıştır. Çalışmada gereksiz tekrarlayan test sayı ve maliyet oranları, bunların toplam test ve hasta harcamaları içindeki payları hesaplanmıştır. Tekrarlayan test maliyetlerinin cinsiyet, ameliyat tekniği, yaş ve ASA skorlarına göre değişkenlik gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma sonucunda, laboratuvar tanı testlerinin yaklaşık %80'inin ve ultrasondan testlerinin yaklaşık %20'sinin gereksiz tekrarlandığı bulunmuştur. Gereksiz tekrarlayan test harcamaları toplam test harcamalarının %8,48'ini, toplam hasta harcamalarının %0,93'ünü oluşturmaktadır. Gereksiz tekrarlayan testlerin cinsiyet, ameliyat tekniği, yaş ve ASA skorlarına göre değişkenlik gösterdiği incelenmiştir. Gereksiz tekrarlayan test oranlarının düşürlmesi amacıyla getirilebilecek öneriler arasında hekimlere; geri bildirimlerin sağlanması, test maliyetleri konusunda, tıbbi ve hukuki kaygılara yönelik eğitimler düzenlenerek, kullanılan bilgisayar programlarında hekimlerin hastaya ait test sonuçlarına kolayca ulaşımı ve kullanım kolaylığı sağlanarak, kullanılan bilgisayar programı test istem modüllerinde uyarı ve bilgilendirme ekranları koyarak ve bu programlar üzerinde test sipariş panelleri oluşturulması engellenerek düşürülebileceği düşünülmektedir.
Eksüdatif tip yaşa bağlı makula dejenerasyonunda direkt tedavi maliyeti ve kazanılan/korunan görme miktarı ile yapılan harcamanın karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmada eksüdatif tip Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonunda (YBMD) direkt medikal masrafların; korunan veya kazanılan görme miktarı ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Ocak 2009-Ocak 2014 tarihleri arasında yaş tip YBMD tanısı ile tedavi gören ve en az 2 yıl takibi bulunan hastaların klinik verileri retrospektif olarak taranmıştır. Çalışmaya, yalnızca intravitreal ranibizumab ile tedavi edilmiş olan ve çalışma periyodu boyunca ek okuler cerrahi geçirmemiş olan hastalar dahil edilmiştir. Hastaların demografik verileri, yıllık tanısal işlem, vizit ve enjeksiyon sayıları; başlangıç, birinci ve ikinci yıl sonu görme keskinliği düzeyleri kaydedilmiştir. Tanısal işlem, muayene, enjeksiyon yapılması birim ücretleri ve ilaç ücretleri için Sosyal Güvenlik Kurumu geri ödemeleri dikkate alınmıştır. Alt grup analizleriyle birlikte, tedavinin birinci ve ikinci yıl toplam maliyeti ve kazalanılan veya korunan görmenin değeri hesaplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya; yaş ortalaması 72.3±7.8 olan, 86'sı erkek 89'u kadın, toplam 175 hastanın 200 gözü dahil edilmiştir. Ortalama görme keskinliği başlangıçta 0.292 (logMAR 0.67), birinci yıl sonunda 0.338 (logMAR 0.60) ve ikinci yıl sonunda 0.299 (logMAR 0.67) bulunmuştur. Tedavinin ikinci yılı sonunda; 82 gözde görme keskinliği artmış, 42 gözde korunmuş ve 76 gözde azalmıştır. Ortalama vizit sayısı ilk yıl 6.56 (3-12) ve ikinci yıl 5.74 (3-10); ortalama enjeksiyon sayısı ilk yıl 4.42 (1-8), ikinci yıl 2.25 (0-7) olarak saptanmıştır. İki yılın sonunda YBMD tedavisinde kişi başı toplam direkt medikal gider 9.628,13 TL bulunmuş olup; toplam muayene masrafı 529,11 TL, fundus floresein anjiografi ve indosiyanin yeşili anjiografi masrafı 115,33 TL, intravitreal enjeksiyon yapılması işlemi masrafı 611,84 TL ve ilaç (ranibizumab 0.5 mg enjeksiyonluk solüsyon) masrafı 8.371,84 TL olmuştur. İlk yıl bir sıra görme artışının maliyeti 11.911 TL bulunmuş olup; görme keskinliğinde düşüş olması nedeniyle ikinci yıl bu hesaplanamamıştır. Sonuçlar: YBMD yaşlı populasyonda körlük nedenlerinin başında gelmektedir ve bu hastalar için yapılan direkt, indirekt medikal giderler ile non-medikal giderler ciddi bir biçimde artmaktadır. Hasta sayısının fazlalığı, hastalığın ekonomik yükünü arttırmakta ve katma değere dayalı tıbbın önemini gündeme getirmektedir. Çalışmamızda görülmüştür ki tedavi ile önemli oranda hastada görme korunabilmiş veya arttırılabilmiştir. İkinci yıl tedavi maliyetleri daha düşüktür. Geri ödemelerde en büyük pay ilaç masraflarına aittir. Anahtar kelimeler: Yaşa bağlı makula dejenerasyonu, direkt medikal giderler, QALY
KTÜ Farabi Hastanesi Kardiyovasküler Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesinde uzayan yatıştaki hastaların kuruma maliyetinin belirlenmesi
Sağlık sistemi ve ekonomik sistem birbiriyle yakından ilgilidir. Küreselleşmenin sonucunda iktisadi alanda gerçekleşen değişme ve gelişmelerden sağlık sektörü de etkilenmiştir. Bu nedenle ekonomik ve sosyal hayatta yaşanan tüm olaylar sağlık sistemini yakından etkilemektedir. Hastane işletmeleri sağlık hizmetlerinin sunumunda, toplumun bedenen-ruhen sağlıklı olmasına ve sağlıklı bir yaşam sürmede önemli görevleri olan hizmet işletmeleridir. Sağlık hizmetlerinin sunumunda kıt kaynakların en etkin ve verimli şekilde kullanılması açısından sağlık hizmetlerine ayrılan sınırlı kaynakların optimal şekilde değerlendirilmesi ve üretimde etkinliğin sağlanması noktasında sağlık kurumlarının bir işletme olarak algılanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle maliyet bilgileri; hastane işletmelerinde kaynakların en verimli şekilde değerlendirilmesini ve yöneticilerin karar alma mekanizmalarını en doğru şekilde kullanmasını sağlar. Bu çalışmada, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Kardiyovasküler Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesinde 2012, 2013, 2014 yıllarında uzayan yatış hastalarının, hastaneye olan maliyetlerinin analiz edilerek belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma sonucunda, uzayan yatış hastalarının maliyetlerinin incelenerek; hastanenin yapısı ve işleyişinin anlaşılmasında etkili olabilecek bilgi kaynakları elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Hastane İşletmesi, Maliyet Kontrolü, Uzayan Yatış
Kronik yatalak hastaların evde sağlık hizmetleri ile yataklı tedavi kurumlarındaki tedavi maliyetlerinin karşılaştırılması
Ülkemizde, yaşam şartlarının iyileştirilmesi, doğurganlık ve mortalite oranlarının düşmesi, teknolojinin gelişmesi sosyal ve çevresel etkenlerin düzeltilmesi, aşılamayla bağışıklık düzeyinin arttırılması ve bulaşıcı hastalıklara karşı yüksek direncin oluşması yaşam süresini uzatmıştır. Buna bağlı olarak insanların uzayan yaşam sürecinde kronikleşen hastalıklara yakalanma riski artmıştır ve tedavi olmak için farklı sağlık kurumlarından hizmet almaktadırlar. Hizmet alma noktasında, farklı kurumlarla sağlanan sağlık hizmetlerinin en etkin ve düşük maliyetli olanını bulmak için maliyet analizi yapılmış olup tablolarla kıyaslanmıştır. Yaptığımız bu araştırma, T.C. Sağlık Bakanlığının kurmuş olduğu evde sağlık hizmetlerinin, yardıma ve tedaviye ihtiyaçlı insanların kronikleşen hastalık seyrinde hastaneye göre daha ucuz veya pahalı mı olduğunu açıklamaya yönelik yapılmış tez çalışmasıdır. Tez çalışmamız, Trabzon Ortahisar ilçe sınırları içerisinde bulunan ve yaşlı yatağa bağımlı kişileri, kronikleşen hastalıkları nedeniyle yatalak durumda olan hastaları, engelli bireyleri kapsamaktadır. Araştırmamızda Trabzon Ortahisar İlçesi içerisinde bulunan Fatih Devlet Hastanesi hasta kayıt verileri ve T.C. Sağlık Bakanlığı Trabzon Halk Sağlığı Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi Biriminin istatistikî verileri kullanılmıştır. Tez çalışmasında TSİM'de (Temel Sağlık İstatistikleri Modülü) en çok görülen 5 tanı baz alınmıştır. Bu tanılarla, hastaneye yatan 50 hasta ile evde sağlık hizmetleri birimi tarafından takip edilen 50 hasta olmak üzere toplam 100 hastanın maliyeti araştırılmış, Fatih Devlet Hastanesinin boş yatak maliyeti ve aynı zamanda evde sağlık hizmetleri biriminin giderleri hesaplanmış ve tablolarla kıyaslanmıştır. T.C. Sağlık Bakanlığının farklı kurumlarından tedavi amaçlı fayda sağlamaya karşılık alınan bu hizmetlerin hastaya ve devlete yansıyan maliyeti analiz edilmiş ve düşük olanı bulmaya yönelik araştırma yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Evde Bakım Hizmeti, Maliyet Analizi, Sağlık Uygulama Tebliği
Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi'nde yatarak tedavi gören mental retardasyonlu (MR) çocukların maliyet analizi
Bu çalışma Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesinde Yatarak Tedavi Gören Mental Retardasyonlu Çocukların Hastaneye Maliyetini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırma 01.01.2014 -30.05.2014 tarihleri arasında KTÜ Farabi Hastanesi'nde yatarak tedavi gören 4-18 yaş arası 40 hasta (10 kız 30 erkek) ile yapıldı. Veriler bu hastaların dosyalarından ve 01.06.3013 - 30.05.2014 tarihleri arasında kurumun bir yıllık fatura bilgilerinden elde edildi. Hastaların %25'i kız, %75'i erkektir. Hastaların %47.5'i köyde yaşamakta, %65'inin sosyal güvencesi SSK, %57.5'inin geliri 900 TL'nin altındadır. Annelerin %45'inin hamilelik yaşı 29'dan küçüktür. Aile'lerin %35'inde 1.derece akraba evliliği bulunduğu görülmektedir. Hastaların %55'i hipoksik doğum yaşamış, %70'i ise epilepsi-konvülsiyon geçirdiği görülmüştür. Hastaların %45'inin ağır MR hastası olduğu ve en sık %35 oranında alt solunum yolu enfeksiyonu (ASYE) ile hastaneye başvurduğu ortaya konmuştur. Çok ağır MR grubunda olan hastalar hastanede bir yılda ortalama 121.5 gün tedavi görmüş ve hastalara uygulanan tedavinin toplam maliyeti ortalama 67259,60 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu çalışma sonucunda MR'li çocukların ve bu hastalığa ek enfeksiyon (ASYE, bronşit-astım, epilepsi-konvülsiyon, malnütrisyon, üriner sistem enfeksiyonu vb.) gibi nedenlerle hastanede yattıklarını, bunların da tedavi ve bakım maliyetlerini önemli oranda artırdığı ortaya konmuştur.
Akut miyokard infarktüsünde hastalık maliyeti ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi
Akut Miyokard İnfarktüsü (AMİ), tüm dünyada ölüm nedenleri arasında önemli yere sahiptir. Hem yaşam kalitesini olumsuz etkilemekte hem de hastalara, hasta yakınlarına, sağlık sistemlerine ve topluma ekonomik yük getirmektedir. AMİ'nin yaşam kalitesine etkilerinin incelenmesi ve maliyetinin hesaplanarak oluşturduğu ekonomik yükün tespit edilmesi önemlidir. Bu araştırmanın amacı AMİ hastalık maliyetini hesaplamak, hastaların yaşam kalitesini ölçmek, hastalarda risk faktörleri, eşlik eden hastalık, tedaviye uyum durumlarını tespit etmek ve hastalık maliyeti ile yaşam kalitesini birlikte değerlendirmektir. Araştırma, Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi'nde 2022 yılında AMİ geçirmesi nedeniyle tedavi olmuş 284 hastayla gerçekleştirilmiştir. Hastalık maliyeti hasta ve hasta yakını, geri ödeme kurumu ve toplumsal perspektiflerden Aşağıdan Yukarı Maliyetleme yaklaşımı ile hesaplanmıştır. Hastalığa özgü ve genel yaşam kalitesi ölçülmüştür. Hastaların yaşam kalitesi; hasta ve hasta yakınlarının katlandığı doğrudan maliyetler ve gelir kayıpları verileri telefon görüşmesi ile elde edilmiştir. Geri ödeme kurumunun katlandığı tıbbi bakım maliyetleri hasta faturalarından alınmıştır. Olası belirsizliklerin hastalık maliyeti üzerindeki etkisini tek yönlü duyarlılık analiziyle değerlendirilmiştir. AMİ'nin bütçe etkisi analizi yapılmıştır. Araştırma grubunun hastalığa özgü yaşam kalitesi skoru olarak HeartQol fiziksel 2,22±0,90, HeartQol duygusal 1,88±0,54 ve HeartQol genel skoru 2,13±0,73'tür. Genel yaşam kalitesi skoru olarak EuroQol indeks 0,84±0,24 ve EuroQol VAS 70,74±22,94'tür. Hasta ve hasta yakını perspektifinden toplam hastalık maliyeti 1.565.307,69 TL (94.190,67 $); ortalama hastalık maliyeti 5.511,65 TL (331,66 $); geri ödeme kurumu perspektifinden toplam hastalık maliyeti 3.029.935,39 TL (182.323,04 $) ve ortalama hastalık maliyeti 10.668,79 TL (641,98 $); toplumsal perspektiften toplam hastalık maliyeti 5.339.458,12 TL (321.296,03 $); ortalama hastalık maliyeti 18.800,91 TL (1.131,32 $)'dir. Yaşam kalitesi ile cinsiyet, yaş, çalışma durumu, kalış günü, hipertansiyon, diyabet, kolesterol, sigara kullanma ve obezite risk faktörleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Hastalık maliyeti ile obezite ve diyabet risk faktörleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Hastalık maliyeti ve yaşam kalitesi ilişkisi incelendiğinde hasta ve hasta yakını perspektifinden hastalık maliyeti ile hastalığa özgü yaşam kalitesi puan ortancaları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Hastalık maliyetinde önemli paya sahip olan tıbbi bakım maliyetlerini azaltmak amacıyla kaynakların daha verimli kullanılmasına yönelik tedbirler önerilmektedir. Hastalık maliyeti, yaşam kalitesi ve kardiyolojik risk faktörleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunduğundan gelecek araştırmalarda bu konuların birlikte değerlendirilmesi önerilmektedir.
Sismik izolasyon sistemlerinin fayda-maliyet analizi açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmada geçmişte oluşan depremlerin sebep olduğu can ve mal kayıpları göz önüne alınarak ayrıca Türkiye coğrafyasının depremselliğinin yüksek fay hatlarına sahip olması durumu değerlendirilerek deprem kuvvetlerinin zarar verici etkilerini minimize etmek veya tamamen etkisiz hale getirmek için yapılarda sismik enerjiyi sönümlendiren sismik izolasyon sistemlerinin fayda-maliyet açısından da değerlendirilerek kullanılması gerekliliği ve farkındalığının oluşması sağlanmaya çalışılmıştır. Belirlenen örneklem grubu ile yapılan anket çalışmasından alınan verilerin ön değerlendirilmesi yapıldıktan sonra istatiksel analizi SPSS (Statistical Package For The Social Sciences – Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paketi) bilgisayar programı ile yapılmıştır. Bulunan bulgularda sismik izolasyon sistemlerinin deprem riskine karşı yüksek fayda sağladığı ve kullanılması gerekliliği tespit edilmiştir.
İki farklı periferik intravenöz kateter ile yapılan girişimin flebit gelişimi ve kateter maliyeti üzerine etkisi
Bu araştırma teflon ve violan yapıdaki periferik intravenöz kateterlerin rutin (72 saatte bir) ve klinik bir endikasyon varlığında değiştirildiği hastalarda flebit gelişimi ve maliyet açısından farklılık oluşup oluşmadığını belirlemek, hasta memnuniyetini değerlendirmek amacıyla yarı deneysel bir çalışma olarak yapılmıştır. Araştırma Kasım 2021- Nisan 2022 tarihleri arasında Torbalı Devlet Hastanesi Dahili Servislerinde yatan, dahil edilme kriterlerine uyan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 100 hastada gerçekleştirilmiştir. Hastalar kontrol grubunda periferik intravenöz kateteri rutin değişen gruplar teflon grubu 25, vialon grubu 25 ve çalışma grubunda periferik intravenöz kateteri klinik endikasyon varlığında değişen gruplar teflon grubu 25, vialon grubu 25 olmak üzere ayrılmıştır. Kontrol grubundaki hastaların periferik intravenöz kateteri rutin 72 saatte 1 değiştirilmiştir. Çalışma grubundaki hastaların periferik intravenöz kateteri klinik endikasyon varlığında değiştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Görsel infüzyon Flebit Tanılama Skalası ve Newcastle Hemşirelik Bakımından Memnuniyet Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotları, Cochran Q testi, Kolmogorov Smirnov ve Shaphiro Wilk testleri, Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda periferik intravenöz kateteri klinik endikasyon varlığında değişen teflon grubunda 48. saatten itibaren flebitin geliştiği 72. saatte en fazla flebitin görüldüğü, vialon grubunda 72. saatten itibaren flebitin geliştiği 96. saatte en fazla flebit geliştiği ve gruplar arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu (p<0,05), kontrol ve çalışma gruplarında maliyetler bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu (p<0,05) ve teflon gruplarının vialon gruplarına göre maliyetinin daha az olduğu, grupların memnuniyet düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmadığı (p>0,05) ve memnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak hastaların periferik intravenöz kateter giriş yeri flebit gelişimi açısından sık aralıklarla gözlemlenmeli ve kayıt altına alınmalı, klinik endikasyon varlığında değişimleri sağlanmalı, özellikli hasta gruplarında invaziv işlemlerin azaltılması açısından vialon kateterlerin kullanımının yaygınlaştırılması sağlanmalıdır.
Tam gıdada işgücü devrinin fayda-maliyet analizi
Belirsizlik düzeyinde maliyet-hacim-kar analizlerine normal dağılım yaklaşımı -Bir imalat işletmesinde uygulama denemesi-
İş kazası nedeniyle acil servise başvuran hastaların yaralanma mekanizmaları, klinik özellikleri ve maliyetlerinin değerlendirilmesi
Amaç: İş kazası, iş yerinde gerçekleşen ve meydana getirdiği travma nedeniyle sakatlık ve ölümlere neden olan bir durumdur. İş gücü kaybı, maddi yük ile ülkelerin sağlık sistemleri ve kurumların bütçelerinde etkilenimler meydana getirmektedir. Bu çalışmada; acil servise iş kazası nedeniyle getirilen hastaların demografik verilerinin ve hastane maliyetlerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmada, etik kurul onayı sonrası Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi Acil Servisinde, 01.01.2020-31.12.2020 tarihleri arasında iş kazası nedeniyle acil servise getirilen hastalar değerlendirildi. Hastaların demografik verileri, yaralanma yerleri, başvuru dönemleri ve maliyetleri IBM Statistical Package for the Social Sciences versiyon 22 programı kullanılarak frekans değerleri ve kategorik analizler gerçekleştirildi. Bulgular: Acil serviste takip edilen 150 hastanın 124'ünü (%82,66) erkek hastalar oluşturdu. Bu hastaların yaş ortalaması 36,5±10,4 olarak saptandı. En sık saptanan iş kazası 41 kişi (%27,33) delici- kesici alet yaralanması idi. Acil serviste takip edilen hastaların (n=79) %52,67'sinin triyaj kodu yeşil olarak saptandı. En sık yaralanma günün ilk vardiyası olan 08-16 saatleri arasında görüldü. Vardiyalar arasında anlamlı bir fark görülmedi (p=0,6875). Hastalar en sık ocak ayında başvurdu (n=16) %10,67. Yaralanan bölgeler arasında yapılan karşılaştırmada en sık saptanan alan %53,3 üst ekstremiteydi. Pelvis %6 oranla en az travmanın görüldüğü alan olarak gözlendi. Takip edilen hastalarda mortalite gözlenmezken, hastaların %96,67'si acil servisten taburcu edildi. Hastaların ortalama maliyetleri 116,8±136,4 TL olarak bulundu. Sonuç: İş kazalarında sık görülebilen kafa, üst ve alt ekstremite yaralanmalarının önlenmesi için tedbirler alınmalı ve eğitimler artırılmalıdır. Bu durumun morbidite, mortalite ve maliyetin azalmasında etkili olacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, İş Kazaları, Maliyet
Bir üniversite hastanesi endokrinoloji polikliniğinde takip edilen tip 2 diyabetes mellitus tanılı hastaların maliyet analizi
Çalışmanın amacı; ayaktan takip edilen tip 2 DM hastalarında toplam hastalık maliyetinin ortaya konarak, komorbidite ve komplikasyonların maliyet üzerine etkilerinin değerlendirilmesi. Çalışma grubu, 01.08-30.10.2023 tarihleri arasında endokrinoloji polikliniğine ayaktan başvuran ve dahil etme kriterlerini karşılayan tip 2 DM hastalarından oluşmaktadır. Çalışmada hastaların komorbiditeleri ACCI, komplikasyonları ise DCSI kullanılarak ICD-10 tanı kodları üzerinden değerlendirildi. Çalışmada tip 2 DM doğrudan tıbbi olmayan ve dolaylı maliyeti hasta perspektifi, doğrudan tıbbi maliyeti ise SGK perspektifi dikkate alınarak hastalık maliyeti toplumsal perspektiften tahmin edilmeye çalışıldı. Çalışma grubunun %55.6'sı kadın, yaş ortalaması 63.83 ± 8.93 yıl, hastalık süresi ortalaması 14.86 ± 7,99 yıl idi. Hastaların %48.1'inde ≥5 adet komorbiditesi bulunmakta olup %62.2'sinin ACCI skorları ≥5 idi. En yaygın DM uç organ hasarı nöropati (%35.9) olup bunu kardiyovasküler hastalık (%30.6) ve retinopati (%29.4) takip etmekte idi. Hastaların DCSI'den skor ortalamaları 2.52±2.04 olup, %40.3'ünün skoru 1-2 arasında iken DCSI'ye göre metabolik komplikasyon sıklığı %57.2 idi. Tip 2 DM yıllık toplam maliyeti 279,756.46 USD olarak saptanırken, yıllık ortalama kişi başı maliyet 847.24±637.17 USD idi. Yıllık toplam hastalık maliyetinin %81.1'ini doğrudan tıbbi, %4.5'ini doğrudan tıbbi olmayan, %14.4'ünü dolaylı maliyet oluştururken hastaların katlandıkları cepten ödemelerin payı %12.6 idi. Çok Değişkenli Lineer modelde; yaş, öğrenim durumu, sigara/tütün ürünü kullanımı, düzenli fiziksel aktivite alışkanlığı, hipertansiyon ve hiperlipidemi nedeniyle ilaç kullanımı ve komplikasyonların hastalık maliyeti üzerinde etkili olduğu saptandı. Çalışmada tip 2 DM hastalığı yönetiminin toplum üzerinde önemli bir ekonomik yüke neden olabileceği, bu maliyete en fazla katkı sağlayan kalemin kullanılan tedavi rejimindeki ilaçlar ve komplikasyonlar olduğu düşünüldüğünde DM yönetiminin önemi ortaya çıkmaktadır.
Malatya ilinde bir binada toprak kaynaklı ısı pompası uygulamasının merkezi klima ve doğalgazlı sistemlerle karşılaştırılması
Bu çalışmada; toprak kaynaklı ısı pompası, Malatya ilinde bir binada merkezi klima ve doğalgazlı sistemlerle karşılaştırılmıştır.Bu karşılaştırmada, sadece ısıtma yapabilen doğalgazlı sistemlere soğutma yapabilmeleri için soğutma grubu sistemi uygulanmıştır. Toprak kaynaklı ısı pompasında ve doğalgazlı sistemde ısıtma ve soğutma, yerden ısıtma ve soğutma ile; merkezi klima sisteminde ise hava kanalları ile yapılması planlanmıştır. Tüm sistemlerin ilk yatırım maliyetleri ve yıllık enerji sarfiyatları hesaplanmış, elde edilen değerler üzerinden para geri ödeme süreleri bulunmuştur.Elde edilen para geri ödeme süreleri ile ısıtma ve soğutmanın birlikte uygulanması göz önüne alındığında, toprak kaynaklı ısı pompasının diğer sistemlerden daha avantajlı olduğu sonucuna varılmıştır.
Moritanya'da güneş enerjisinden elektrik üretiminin optimizasyonu ve fizibilitesi; Nuakşot, Nema ve Wadan şehirleri için örnek çalışma
Bu çalışmada, Moritanya'nin enerji görünümü ve yenilenebilir enerji kaynaklarının genel durumu ele alınarak Maritanya'nın üç ili için güneş enerjisi potansiyeli detaylı olarak incelenmiştir. Bu kapsamda Moritanya'da bulunan ve belirlenen iller için 1 MW kapasitede şebeke bağlantılı fotovoltaik güç santrali PVsyst 7.2 yazılımı ile tasarlanmıştır. Güç santrali kurulumu için gerekli teçhizat ve ekipmanların seçimi yapılmış, belirlenen konumun güneş enerjisi verileri NASA bünyesindeki Atmosferik Bilim Veri Merkezi'nden temin edilmiştir. Bölgedeki iller için oluşturulan tasarımın sonunda, aylara göre elektrik enerjisi üretim miktarları ile farklı enerji üretimi ve kullanıcı ihtiyaçları değerleri hesaplanmıştır. Güç santralinin elektrik enerjisi üretiminden elde ettiği yıllık gelirler, ilk yatırım maliyetleri dikkate alınarak maliyet analizi yapılmıştır. Ayrıca Geri Ödeme Süresi (GÖS) ve Net Bugünkü Değer (NBD) ile geri dönüş süresi hesaplanmıştır. Maliyet analizi sonucunda Moritanya'da belirlenen iller için yatırımın uygun olup olmadığı hesaplanmıştır. Yapılan bu çalışmaya göre Moritanya'da belirlenen iller için yıllık elektrik enerjisi üretimi Nuakşot için 1802 MWh/yıl , Nema için 1694 MWh/yıl ve Wadan için 1734 MWh/yıl olarak hesaplanmıştır. Performans oranı en yüksekolan il Wadan % 80,53, Nuakşot %80,15 ve en az performans oranı ise Nema %79,78 olarak hesaplanmıştır. Geri ödeme sürelerinin 4,1 ve 4,3 yıl arasında değerler aldığı belirlenmiştir. Bunların yanında bölge illerinin tamamının net bugünkü değerleri pozitif değer alırken, NBD değerleri ise 585.900 ile 744.163 $ arasında değişmiştir.
Cost of illness analysis: Hidradenitis suppurativa
Introduction: Hidradenitis Suppurativa (HS) is defined as chronic, inflammatory, recurring, debilitating skin disease of the hair follicles that usually presents after puberty with painful, deep-seated, inflamed lesions in the apocrine gland-bearing areas of the body, most commonly the axillae, inguinal and anogenital regions and also known as Acne Inversa. Due to the few studies regarding economic burden of HS on patients were conducted up to now in US, Europe and Israel, it is inevitable to prepare such a project in the context of HS disease for Turkey. To the best of our knowledge, there has not been any HS cost of illness (CoI) study conducted in Turkey. Therefore, the aim of this study is to estimate the yearly cost of HS disease in Turkey with the perspective of the Turkish Ministry of Health. Material and Methods: This is a prevalence-based CoI study in focus on direct health care costs with the perspective of Ministry of Health which means the payer. A multipoint data collection procedure has been done based on the literature search regarding HS epidemiological data, treatment choices and direct health care costs in order to obtain the necessary data for the analysis and the structure of CoI of HS. A literature search on studies published in English on HS was performed in PubMed with the key words of "Hidradenitis Suppurativa", "Acne Inversa" and "Verneuil Disease" from 1949 to November 2017. Disease itself and treatment options have been reviewed comprehensively. Results: Total numbers of Turkish people with HS has been estimated as 79.815 according to 0.10 % prevalence rate of Garg and his colleagues' prevalence study. The 12 months cost were estimated as 20.807.609,17 TRY (+/- 1.040.380,46 TRY)for patients on Hurley stage I, 622.988.590,40 TRY (+/- 31.149.429,52 TRY) for Hurley stage II and 88.681.664,65 TRY (+/- 4.434.083,23 TRY) for Hurley stage III for the year 2017. We estimated the total direct cost attributable to HS as 732.477.864,22 TRY (+/-36.623.893,21 TRY) and revealed that average one-year direct cost per patient was 9.177 TRY (+/- 458 TRY) which can translated as 192.757.332,69 USD (+/- 9.637.866,63 USD) and 2.415 USD (+/- 120 USD) respectively.. Discussion and Conclusions: Medications seem to be only the definitive important resources funded by the Turkish public health system. Even though the studies' methods are different, it is possible to compare the results of other available HS CoI studies with our study. Cost per patient seems similar between the studies but source and the proportions of the costs were different. Even though HS is a disease which attributed as 'rare' and 'unknown', it is surprising that it takes an important place in terms of treatment costs.
Cost-effectiveness of dipeptidyl peptidase-4 inhibitors versus sulfonylureas as a second line therapy added to metformin in the treatment of type 2 diabetes mellitus in Turkey: a pharmacoeconomic study
Type 2 Diabetes Mellitus (T2DM) is a serious public health problem with a major cause of morbidity and mortality. As the population ages, the prevalence of T2DM continues to increase which leads to the development of new treatment technologies and medicines. Thus the health expenditures to treat T2DM is augmenting accordingly. As a result, in today's world, regulatory health authorities should develop strategies to address this staggering economic burden by introducing systematic cost-effectiveness evaluation among most recent innovative oral antidiabetics (OADs) with older treatment options while safeguarding the timely access of patients to optimum treatments. This study aimed to assess the cost-effectiveness of an innovative OAD class, dipeptidyl peptidase-4 inhibitors (DPP4is), with an older OAD class, sulfonylureas (SUs), as 2nd line therapy added to metformin in T2DM in Turkey. An event driven cost-effectiveness model developed with a 1 year time horizon with health care payer's perspective. Target T2DM population for the analysis calculated with data from literature. Direct costs of drug acquisition, screening, laboratory testing and costs of efficacy parameters included events of hypoglycemia, microvascular and macrovascular complications calculated. Incremental cost-effectiveness ratio was calculated as TL 2.779,82. Because the ICER value is below the ICER threshold of TL 45.463 per QALY gained, DPP4is estimated to be a cost-effective treatment alternative compared with SUs for the treatment of patients with T2DM.
İleri ağrı tedavisinde infüzyon pompalarının ekonomik analizi
Nöropatik ve kanser ağrıları için Türkiye'de harcanan konvansiyonel tedavi maliyetleri gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle zor kanser hastalarının %70 kadarında ağrı ve %65'nin de non-malignant nedenlerle kaybedilmesi yeni tedavi yöntemlerinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. 1980 yıllarından beri uygulanan intratekal enjeksiyon ile opioid- morfin tedavisi gelişerek intratekal infüzyon pompa uygulaması haline gelmiştir. Ülkemizde de ileri ağrı şikayetlerinin çok görülmesi ve harcanan bütçelerin her yıl artmasını gözlememizden dolayı, Avrupa'daki infüzyon pompa üreticisi olan İntratekal İnfüzyon Pompaları'nın ekonomik analiz çalışmasına başlanmıştır. İntratekal morfin uygulamaları ile diğer medikal ve cerrahi tedaviler kıyaslanarak intratekal infüzyon tedavisi maliyet etkililik bazında değerlendirilmelere başlanmıştır.Bu çalışmada maliyet verileri kılavuzlar, literatür, uzman görüşlerinden geliştirilmiş tedavi/müdahale yolu üzerinden hesaplanmış ve kullanılan etkilillik ölçü birimi olarak intratekal morfin uygulamaları için ?ağrı şiddetindeki azalma oranı? seçilmiştir. Ölçüm değerlendirmesi için VAS( Görsel Analog Ölçek) ve NRS(Nümerik Rating Skala) kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre, intratekal pompa uygulanmamış ve halen ilaç ve cerrahi tedaviye devam eden hastalar ile intratekal pompa uygulanmış hastalar için maliyet etkililik değerlerine bakıldığında intratekal pompa tedavisi toplam maliyeti kronik ağrı hastalarında 22.749,75 TL olarak bulunmuştur. Konvansiyonel tedavi toplam maliyeti kronik ağrı hastalarında 15,418,14 TL olarak değerlendirilmiştir. İntratekal infüzyon pompa tedavisinin ağrı şiddetini azaltma oranı %52,4 olarak belirlenmiştir. Maliyet etkililik düzleminde maliyeti yüksek ve etkililiği yüksek olarak değerlendirilirken, intratekal infüzyon pompalarının kronik ağrıda diğer tedavi seçeneklerine göre maliyet etkili bir sağlık teknolojisi olduğu bulunmuştur.Kronik ağrıda maliyet etkili bir ürün olan intratekal infüzyon pompaları, hastaya yüksek kaliteli yaşam kazandırarak üstün tedavi seçeneği durumunda değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Nöropatik Ağrı, Kronik Ağrı, İntratekal Morfin, İnfüzyon Pompası, Konvansiyonel Tedavi ve Maliyet Etkililik.