Cultural effect

114 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Sailing through modernity: Journey of mirror of victory to portsmouth and connected history of the Ottoman naval modernisation

In 1850, Mirror of Victory (Mir'āt-ı Zafer) and Stamp of the Sea (Sürāğ-ı Bahrī) went on a journey to Portsmouth and stayed at the harbour for six months for naval purposes. The harbour was the naval base and was amongst the modernising industrial towns of Britain. The journey of the Ottoman ships was an example of how the Ottoman navy was reformed in contact with Britain. During their stay in Portsmouth, both the deck of the ships and the harbour set the conditions for cultural interaction between the Ottoman marines and British locals. The locals visited the ships daily and communicated with the crew. The opinion-based articles of the journalists during and after the visits show that their interaction was not bounded to East-West dichotomy and Eurocentrism. Accordingly, the transmission of naval science and technology revealed after the interaction was an example of reciprocal transfer rather than imitation of Europe. The Ottoman naval officers who were trained at the harbour brought British style guns to on their return to Istanbul. A report written by Captain Mustafa Bey on the journey and logbook of the Mirror of Victory present valuable information about naval reforms. Going beyond the Westernisation/Europeanisation perspective, this thesis discusses Ottoman modernisation on the axis of interaction and transfer of technology. To overcome the problematic nature on the debates over modernisation, a connected modernisation approach is presented through the exemplary case of Mirror of Victory.

NavyCultural effectModernization+4
Büşra Arabacı
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul eğitim yöneticilerinin okul kültürünün oluşması ve geliştirilmesi konusunda liderlik özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Bağcılar ilçesindeki İlkokul eğitim yöneticilerinin okul kültürünün oluşması ve geliştirilmesi konusunda liderlik özelliklerini incelemektir. Bu araştırmada bazı değişkenlere göre okullardaki örgütsel güven düzeyinin farklılaşma düzeyi test edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Bağcılar ilçe sınırları içinde yer alan, Bağcılar ilçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 38 ilkokulda görev yapan 1.622 öğretmen oluşturmaktadır. Bu öğretmenlerin 681'i erkek, 941'i kadındır. Araştırmanın örneklemini oluşturan öğretmenlere 535 anket gönderilmiş ve gelen anketlerden 185'i erkek ve 201'i kadın olmak üzere toplam 386'sı değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmada okul yöneticilerinin liderlik düzeylerini belirlemek için "Liderlik Ölçeği" ve ilkokullarındaki okul kültürü düzeyini belirlemek için de "Okulda Okul Kültürü Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada Liderlik ve Örgütsel Güvenle ilgili kavramlar da ele alınmıştır. Bu araştırmada şu sonuçlara varılmıştır: Bağcılar ilçesinde görev yapan İlkokul öğretmenleri; okul yöneticilerinin liderlik özelliklerinin okul kültürü seviyesini anlamlı bir şekilde etkilediğini belirtmişlerdir. Bu durumda İlkokul öğretmenlerinin eğitim seviyesi arttıkça okullarındaki okul kültür düzeyini yetersiz buldukları görülmüştür. Ayrıca, ilkokul öğretmenlerinin bir sendikaya üye olma durumları ile Örgütsel Güvenin alt boyutları olan Yöneticilere Olan Güven, İletişimsel Ortam ve Yeniliklere Açık Olma arasında anlamlı bir ilişki elde edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Lider, Eğitim Yöneticisi, Okul Kültürü, Örgütsel Güven, Okul Müdürü

Eğitim yönetimiKültürel etkiLiderlik+6
Yaşar Şahin
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel etkileşimin yeni Dünya'nın keşfiyle Osmanlı saray mutfağı özelinde Anadolu yemek kültürüne etkisi

Kendine özgü bir iletişim modeli olan Yemek Kültürü'nden yola çıkılarak yaşamak için gereksinim duyulan beslenmenin, tarihsel süreçte nasıl bir kültürel öğeye dönüştüğü, damak tadının oluşumu ve insanlık tarihi boyunca etkileşimle çeşitlenen mutfak kültürünün öyküsü anlatılmaktadır. Gün geçtikçe artan küreselleşmenin hızlanmasına Yeni Kıta'nın keşfinin nasıl bir motivasyon kattığı ve dünyanın beslenme kültürüne ne gibi etkilerde bulunduğu irdelenmeye çalışılmaktadır. Küreselleşme her geçen gün zaman ve mekân engelini ortadan kaldırırken bu keşfin nasıl bir hızlandırıcı olduğuna değinilecektir. Çalışmada disiplinler arası bir yaklaşımla Türk toplumunun farklı zamanlardaki yemek kültürü ele alınarak Amerika kıtasının keşfi sonrası Osmanlı saray mutfağı özelinde Türk mutfağının farklılaşma biçimi incelenecektir. Kültürün en başat unsurlarından biri olan yemeğin, tüketim biçimleri, nasıl tüketildiği ve yemek kültüründeki dönüşümün sosyal dönüşümle nasıl birlikte yapılandığı incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Kültürel Etkileşim, Yemek Kültürü, 19. Yüzyıl Türk Mutfağı, Kültürel Çalışmalar

19. yüzyılAnadoluKültürel etki+4
Faruk Solmaz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

İslamiyet öncesi Türk destanlarının illüstrasyon ve göstergebilim olarak incelenmesi

Geniş bir coğrafyaya yayılan Türk Dünyası tarihsel süreçlerden beri kendi içerisinde kültürel paylaşımlar içerisinde olmuş, bu süreç içerisinde kurdukları beylikler, devletler, imparatorluklarla değişik toplumları da sosyal olarak etkilemiş ve aynı zamanda yazılı ve sözlü olarak kendi destanlarını örf, adet , gelenekleri içerisinde geliştirerek yeni nesillere aktarmışlardır. Destanlar nesilden nesile yazılı ve sözlü olarak da ağızdan ağıza anlatıldığı gibi yazılı olarak da saymalı taşlar, işaretler, semboller, illüstrasyonlar ve resimsel yorumlamaları kullanmışlardır. Bu nedenle çalışmamda İslamiyet Öncesi Türk Destanlarının neler olduğu açıklanarak bunlar göstergebilim çerçevesi içerisinde yorumlanarak açıklanmıştır.

DestanlarGrafik tasarımıGösterge bilim+7
Ümit Dikmen
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Onikinci ve Onüçüncü yüzyıllarda Anadolu'da Bizans-Selçuklu kültürel ilişkileri ve yerel (yerleşik) sanat

Tez, 12. ve 13. yüzyıllarda Anadolu'daki dinî mimari ve medreseleri Bizans-Selçuklu (ve yakın çevre kültürler) ilişkileri çerçevesinde ele almaktadır. Bizans-Selçuklu kültür mirası sentezi kapsamında ele alınmış çalışmada kilise, manastır, cami/mescit ve medreseler üzerinde durulmuş, Konya (İkonion) merkez alınarak İç Anadolu ve yakın çevre bölgeler incelenmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti'nde Hıristiyan ve Türk-İslam dini yapıları tez kapsamında farklı bir çerçeveden ele alınmış, yapıların temelleri, duvar örme teknikleri, malzeme teknik ve süslemeleri Bizans mimarisiyle ilişkisi bağlamında dikkate alınmıştır. 12. ve 13. yüzyıllarda Anadolu'da yaşamaya devam eden Hıristiyanların yanı sıra, Anadolu'ya yerleşen Türkler arasında Müslüman ve diğer din, inanç ve öğretilere (Nesturîler, Budistler, Maniler, Ortodokslar, Şamanistler, vd.) sahip topluluklar vardı. Politik evlilikler, resmî ziyaretler ve karşılıklı sığınmaların da kültürel bir ilişki ortamını yarattığı muhakkaktır. Bizans ve çevre kültürlerin (Gürcü-Ermeni-Latin) Hıristiyanları, Selçuklu egemenliğinde yaşamaya devam etmiş, Anadolu'da 12. ve 13. yüzyıllarda Müslümanlarla birlikte devletin mimarisine ve üretimine katkıda bulunmuşlardır. Yerel malzeme, yerel birikim ve ustalık, Anadolu'da bol miktarda bulunmakla birlikte ortak yaşam ve üretim sürecinde yeni ihtiyaçlar uyarlamalara, yeni gelen sakinlerin birikimleri ve imparatorluk ideolojisi Anadolu Selçuklu mimarisine yön vermiştir.

AnadoluBizans İmparatorluğuBizanslılar+6
Nergis Ataç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Alexandria'daki (İskenderiye) buluntular ışığında İ.Ö. 3. yüzyılda Mısır sanatında görülen kültür etkileşimleri

M.Ö. 331 yılında Büyük İskender tarafından kurulan Alexandria, Hellenistik Dönem'in Doğu Akdeniz'deki en önemli liman kentlerinden biri haline gelmiştir. Yeni kurulan kent, aldığı göçler ve gelişmiş ticaret ağları ile başta Mısır ve Yunan olmak üzere farklı birçok kültürün bir araya gelmesini ve yeni bir kültür yapısının oluşmasını sağlamıştır. Kültür başkenti Alexandria'nın kuruluşundan itibaren M.Ö.3.yüzyıl boyunca yoğun bir şekilde yeni bir toplum ve kültür inşa edilmiştir. Bu yapı ise kendisini en çok sanat alanında ifade edebilmiş ve özellikleri sanat eserleri üzerinde gözlemlenebilmiştir. Alexandria'da yapılan kazılar sonucu ele geçen ve M.Ö.3.yüzyıla tarihlenen buluntuların birçoğu Alexandria üretimi olmakla birlikte ithal edilen örnekler de vardır. Bu buluntular; mimari, plastik, seramik, metal, cam ve mozaik eserler olmak üzere ayrı ayrı ele alınmıştır. Mısır ve Yunan tarzının birleşmesiyle oluşan Alexandrialı Stil, toplumun tarihi, siyasi ve sosyo-kültürel yapısı göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Alexandria, Büyük İskender, Ptolemaios Hanedanlığı, Sanat Eserleri, Kültür Etkileşimi, Alexandrialı Stil.

Büyük İskenderCam sanatıKültürel etki+7
Rüya Tulumbacı
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Turizmin kültürler arası ilişkilere etkisi: Çeşme-Sakız Adası örneği

Günümüzde turizmin bir bölgede hayat bulması için o bölgede yaşayan insanların desteğine ihtiyaç duyması bir gereklilik haline gelmektedir. Bu durum son dönemde yapılan araştırmaların odağını, turizmin algılanabilen etkilerini ölçmeye ve belirlemeye kaydırmıştır. Bu çalışmada turizmin kültürler arası ilişkilere olan etkisini, Türkiye'nin Çeşme ve Yunanistan'ın Sakız Adası arasında gerçekleşen turizm hareketi içerisinde incelemiştir. Ayrıca bu çalışma birbirlerine komşu olan bu iki kültürün turizmden nasıl etkilendiği, bölgede yaşayan halkın gelişen turizm ile beraber birbirlerine karşı olan bakış açılarının değişime uğrayıp, uğramadığını incelemiştir. Verilerin elde edilmesinde yarı yapılandırılmış görüşme ve yapılandırılmamış gözlem teknikleri kullanılmıştır. Söz konusu yöntemler için çalışma grubu oluşturan kişilerin seçimi, amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile gerçekleşmiştir. Görüşmeler için çalışma grubunu Yunanistan'ın Sakız adasında ikamet eden ve Türkiye'den gelen turistlerin sık ziyaret ettiği bölgelerde yaşayan/ çalışan 22 Yunanistan vatandaşı ve Çeşme ilçesinde ikamet eden, Yunanistan'dan gelen turistlerin sık ziyaret ettiği bölgelerde yaşayan/ çalışan 17 Türkiye vatandaşı kişi oluşturmaktadır. Yapılandırılmamış gözlem tekniği uygulanan yerler ise kesintisiz 5 ay, toplamda 9 ay süresince Sakız Adası'ndaki "Xios şehri, "Pyrgi", "Mesta", "Armolia", "Vrontados", "Karfas" köyleri ve 11 ay süresince Türkiye'de Çeşme merkez ve Alaçatı'dır. Turizmin kültürler arası etkisinin araştırıldığı bu çalışmada elde edilen bulgular ile turizm hareketliliğinin farklı kültürler arasındaki etkileşim sürecine etkisi olduğu sonucu elde edilmiştir. Bu etkinin Çeşme- Sakız Adası arasında gerçekleşen turizm hareketliliği çerçevesinde olumlu ve olumsuz olmak üzere iki farklı türde gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bu etkilerin elde edilen bulgular ışığında, çoğunlukla olumlu olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Turizm, Kültürler arası iletişim, Çeşme, Sakız Adası

Bölgesel turizmKültürel etkiKültürlerarası ilişkiler+3
Ekin Özgün
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

George Gerbner'in kültürel göstergeler yaklaşımı ışığında "Muhteşem Yüzyıl" dizisinin Kırgız kökenli izleyicilerin kültür anlayışları üzerindeki etkisi

Televizyon ortaya çıktığı günden itibaren en etkili kitle iletişim aracı olmuş ve günümüzde de yaygın bir şekilde kullanılarak popülerliğini sürdürmektedir. Televizyonu diğer kitle iletişim araçlarından üstün kılan şey, onun hem görsel hem de işitsel özelliğe sahip bir araç olmasıdır. Teknolojik ilerlemenin neticesinde televizyon programları da giderek çeşitlenmektedir. İzleyiler taradfından yoğun bir ilgi ile takip edilen televizyon programlarından biri televizyon dizileridir. Günlük yaşamın içine giren televizyon dizileri birçok konudu insanların tutum ve danışranışlarını belirlemektedir. Bir televizyon program türü olmakla birlikte bir kültür taşıyıcısı olan televizyon dizileri, öykü anlatırken kullandıkları karakter, diyalog, mekan ve zaman gibi araçlar ile ait olduğu toplumun kültürel kodlarını da yansıtmaktadır. Bu çalışma George Gerbner'in Kültürel Göstergeler yaklaşımı ışığında "Muhteşem Yüzyıl" dizisinin Kırgız kökenli izleyicilerin kültür anlayışları üzerinde etkisini ele almaktadır. Televizyon dizilerinde yer alan kültürel göstergelerin izleyiciler tarafından nasıl algılandığı ve izleyicilerde nasıl bir etki yarattığını araştırmak çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Toplum, Televizyon, Teleivzyon Dizileri.

DizilerGerbner, GeorgeKültür+6
Meerim Sydygalieva
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul ortaokullarındaki 11-14 yaş arası çocukların müzik beğenisi

Günümüzde kültürel yaşamı etkileyen en önemli unsurların başında müzik gelmektedir. Müzik gerek sosyal yaşamı gerek kültürel yaşamı biçimleyen özelliklere sahiptir. Bunun yanı sıra yaşanılan bölgedeki kültür de müzik beğenisini doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmada da 11-14 yaş aralığındaki gençlerin müzik ve sosyal hayat arasındaki bağı irdelenmiştir. Müzik türlerinin yaşanılan bölge ve müzik eğitimi arasındaki ilişkisi değerlendirilmeye çalışılmıştır. Günümüz gençliğinin tercih ettiği müziklerin, popüler müzik ve popüler kültür gibi kavramların açıklanmaya açıklandığı çalışmada, ülkemizde icra edilen müzik türleri gözden geçirilmiştir. Genel olarak popüler müzik hakkında bilgi verilmiş ve yeni neslin müzik tercihleri arasındaki ilişkisi incelenmiş, müzik beğenisini belirleme sürecindeki popüler müzik uygulamaları irdelenmiş ve bu süreçte çeşitli önerilerde bulunularak değerlendirmeler yapılmıştır. Buna ek olarak; müzik, insanda zihinsel bir aktivite gerektirdiği için, sosyal araştırmaların bir konusu olarak komplike bir tarihe sahiptir. Karmaşık bir insan aktivitesi olarak müzik algısı, doğal olarak özellikle sosyoloji için bir ilgi alanı olmuştur. Bu durum, dinleyicinin sosyal ve bireysel farklarının göz önüne alınması gerektiğini gösterir. Öğrencilere yapılan çalışmanın içerisinde kültür ve gelir düzeyi gibi farklılıkların olmasının yanı sıra cinsiyet farkı da sonuçlara etki edecek önemli bir unsur olarak göze çarpmaktadır. Söz konusu yaştaki bireylerin müzik zevkleri çevresel şartlar, aile yapısı, kültür yapısı gibi birçok sebeple farklılaşmakla birlikte bu farklılığın içinde de cinsiyet gibi birtakım değişkenler bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, müziğin sınıflandırıcı etkileri, toplumsal sınıfların tüm bireylerini içine alır. Öyle ki bölgeden bölgeye değişen popüler kavramlar ya da beğenilerin farklılığı o bölge anlayışı hakkında fikir sahibi olmamıza ön ayak olabilir. Burada asıl tartışılması gereken çok az dinlenilen müzik dallarının hangi bölgelerde ortalamanın üstünde veya altında olduğudur. Ortalamanın altında ve üstünde olan okulların özellikleri göz önüne alındığında sonucu etkileyebilecek birçok değişkenin olduğu söylenebilir. Genel olarak ele aldığımızda; Öğrencilerinin kitle iletişim araçları ve öğrenim hayatı yoluyla yönlendirilme sürecinde, müzik beğenisi, popüler kültür ve popüler müzik ile ilgili görüşlerinin neler olduğunu, bölgesel ve ailevi değişkenliklerini de göz önünde bulundurarak açıklamak, derinlemesine analiz etmek, yorumlamak ve aynı zamanda bir şehrin yaşam standartları farklı bölgelerinde yaşayan genç bireylerin müziğe bakışının nasıl değiştiğini bulmak, düzeltilmesi gereken sorunlara ışık tutabilmek çalışmanın temelidir.

Kültürel duyarlılıkKültürel etkiMüzik+7
Emrecan Kuranel
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültürün hedonik satın alma davranışına etkisini belirlemeye yönelik Alman ve Türk kadın tüketiciler üzerine bir uygulama

Araştırmanın amacı, Alman ve Türk kadın tüketicilerin hedonizim- kültür ilişkisinin tekstil ürünlerinin satın alma kararına etkilerini incelemektir. Araştırmanın alan yazın taramasında kültür; modernizm, postmodernizm ve tüketimin antropolojisi; hedonizm, tüketim, satın alma davranışı ve alışveriş teorileri konu ile bağlantılı olarak ele alınarak tüketicilerin satın alma kararına kültürel etkilerin mi yoksa hedonik tutumların mı baskın olduğu tespit edilecektir. Çalışmanın yöntemi kapsamında, araştırma deseni, örneklem seçimi, hipotezler ve veri toplama bilgileri detaylı olarak verildikten sonra, son bölümde araştırmanın sonuçları ve analizler yer almaktadır. Sonuç kısmında ise, her iki kültürdeki alışveriş tutumlarında kültür ve hedonik davranışların etkisi irdelenecektir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda, küreselleşen ekonomide sürekli değişen koşulların, firmaların satış politikalarında ihtiyaçlarına yönelik hizmet önerilerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Pazarlama alanında hedef kitlenin tüketim alışkanlıklarının bilinmesi önemlidir. Uluslararası pazarlama alanında ise, kültürel farklılıklar ve kültürel farklılıkların tüketici davranışlarını etkileme boyutu oldukça önemlidir. Küreselleşen iş dünyasında rekabet avantajı sağlayabilecek konulardan biri de çapraz küresel araştırmalardır. Kültürlerarası karşılaştırmalı çalışmaların neticesinde, işletmeler farklı kültürlerdeki tüketici taleplerine yönelik farklı ürün ve hizmetler sunabilirler. Sonuç olarak çalışmada ele alınan konu, tekstil sektöründe kadın tüketicilerin satın alma davranışının kültürel ve hedonik davranışları ile ilişkilendirilmesidir. Bu çerçevede varılan sonuca göre, tekstil sektöründe faaliyet gösteren işletmeler, hedonizm, kültür ve satın alma davranışları arasındaki ilişkileri kavrayabildikleri ölçüde, pazarlama stratejilerini oluşturabilecekleri gibi ürün ve hizmet çeşitlendirmesine de gidebilirler. Anahtar Kelimeler: Hedonizm, Kültür, Satın Alma Davranışı

AlmanlarAlışveriş davranışlarıHedonizm+7
Emine Kavas
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İç güvenlik hizmeti veren kolluk kuvvetlerinin karşılaştığı kültürel etkilere dayalı iletişim engelleri

Bu çalışmada öncelikle kültür ve kültürel farklılıkların iç güvenlik hizmetlerine etkisi ile iletişim, kültür ve güvenlik arasındaki ilişkinin ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Kültür, toplumları ve toplumları oluşturan bireyleri etkilediği gibi, kültürün güvenlik uygulamalarına da büyük etkisi vardır. Kültür konusunda yapılan çalışmalar, kültürün değerler açısından toplumdan topluma farklılıklar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Kültürlerin sahip oldukları farklı bilgi, inanç, değer ve tutumlar bireysel bağlamda davranış, fikir ve düşüncelere yansıdığı gibi, örgütsel ortamlarda da sistem, süreç ve yaklaşımları etkilemektedir. Bunun sonucu olarak; bireysel bağlamda davranışlar, fikir, düşünce ve bakış, açıları, kültürden kültüre farklılık gösterdiği gibi, örgütsel bağlamda da sistem, süreç ve yaklaşımlar kültürlere göre değişiklik göstermektedir. Çalışmada aynı zamanda, farklı kültür çevrelerinde insan davranışlarının güvenlik hizmetlerine etkisi ve bu farlılıkların kaynağı olan toplumun kültür kodlarının neler olduğunun tespit edilmesi de de amaçlanmaktadır. Ayrıca tezimize konu olacak konu başlığında da vurgulandığı üzere Türkiye'de emniyet ve asayişi sağlamakla görevli kolluk olan polis ve jandarma teşkilatın da hizmet veren personelin, Türkiye'nin değişik coğrafyalarında, farklı sosyo-kültürel yapılarda görevlerini yaparken, hizmet verdikleri vatandaşların sahip oldukları farklı kültürel kodlarından gelen davranışları alışkanlıkları ritüellerine dikkat ederek ne şekilde davranmaları gerektiği konusuna değinilecektir. Ayrıca iç güvenlik uygulamalarında kültür, iletişim ve halkla ilişkiler bağlamında kolluk kuvvetlerinin görevlerini icra ederken dikkat edecekleri iletişim engelleri tespit edilmeye çalışılıp, toplumun kültüründen gelen bu engellere karşı kolluk kuvvetlerinin uygulayacakları hareket tarzları neler olabilir tespit edilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Güvenlik, İletişim

Güvenlik hizmetleriJandarmaKolluk+7
Seracettin Karatepe
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessDE

Die Interkulturell bedingten verstandnisschwiderigkaiten bei literarischen texten

Misunderstanding Arising From Cultural Differences in literal Texts. Today the close relations among countries has led the knowledge of a foreign language become a crucial need. Learning a foreign language not only means learning language, but it also presents the possibility of acknowledgement of a foreign culture and values, life styles and thoughts of that language users. Particulary the literal textts, written in a foreign language, reflect the life experiences of a society by having cultural characteristics of that society they symbolize. In foreign language instruction a reader/ student who has communication through a literal text receives it depending on his/ her world schemata or culture. Meeting of two different cultures occurs in the communication between the foreign literal text and foreign language learner.If the learner doesn't know about that foreign culture, during the process of text reception, s/he may try to understand the text by his/her own schemata and cultural experiences.Thus this may cause difficulties in comprehension or even misunderstandings. In this research, the reasons of comprehension difficulties and misunderstandings and how to manage with them succesfully were quested. In the beginning it was determined by an experimental study that the reason of difficulties and misunderstandings arouse from the students unawareness of the foreign culture.Afterwards with the aim to compensate for the lack of cultural knowledge that makes students misunderstand or not understand the literal text, cultural knowledge related to the text was given to the students by a communicative-explanatary method. As a conclusion of this method application, by the statistical measures done, it was seen that this method increases success of learners in literal text comprehension. Under the light of these findings it is emphasized that this method has a crucial function in literal text comprehension and so that it is required to use this method in foreign instruction.

Gülsüm Uçar
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı askeri bandoların bulundukları bölgelere kültürel ve eğitsel yönden katkılarının incelenmesi

Bilimin her geçen gün daha da geliştiği günümüzde, bilimsel araştırmalarda buna paralel olarak gün geçtikçe yeni gelişmelerle değişmekte, gelişmekte ve çoğalmaktadır. Bu bilimsel ilerleyişin yanında teknolojik ilerlemeler de durmadan devam etmekte, bilimsel araştırmalar da bu değişime ve gelişime ayak uydurmaktadır. Bu doğrultuda sosyal ve beşerî bilimlerde yapılan yeni araştırmalar bilimde pek çok yeni yaklaşımlara ışık tutmakta ve yol göstermektedir. Bu araştırma, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı askeri bandoların bulundukları bölgelere kültürel ve eğitsel yönden katkılarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu doğrultuda temeli Tuğ geleneğine dayanan askeri bandoların daha geniş kapsamda incelenebilmesi için, Tuğ, Mehter ve Muzika-i Hümayun'dan günümüze uzanan süreçteki tarihsel gelişimi araştırılmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Bando Komutanlıklarının kuruluşundan günümüze kronolojik ve tarihsel aşamaları, ilgili bandoların bağlı bulundukları bölgelere kültürel ve eğitsel katkıları belirlenmeye çalışılmıştır. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı askeri bandoların 2016-2021 yılları arasında bulundukları bölgelerde gerek sadece bando olarak gerekse resmi ve sivil toplum kuruluşları ile gerçekleştirdikleri ortaklaşa kültürel ve eğitsel tören, konser ve etkinlikler incelenmiş ve bandoların hem kültürel açıdan hem de eğitsel açıdan bulundukları bölge ve çevrelerine katkıları ortaya çıkarılmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlar doğrultusunda Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı askeri bandoların yapılandıkları çevreye kültürel ve eğitsel anlamda birçok pozitif etki sağladığı, resmi ve sivil toplum kuruluşları ile ortak birçok etkinlikler gerçekleştirdikleri, bu etkinlikler yoluyla milli ve manevi açıdan toplumsal gelişime ve değişime pozitif yönden katkı sağladıkları ve kültürel gelişimde etkin rol oynadıkları sonuçları elde edilmiştir. Bu sonuçlara bağlı olarak Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı askeri bandoların eğitim kurumları ile dayanışma içerisinde önemli görevler üstlenebileceği ve ülkemiz genelinde askeri bando müziğinden daha çok yararlanılabilme doğrultusunda geliştirilen önerilerle, bu alanda yapılabilecek diğer çalışmalara ışık tutulmaya çalışılmıştır.

AskeriAskeri müzikBando+6
Sayıt Gülsu
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Havaalanı alışverişçilerinin gümrüksüz satış mağazalarındaki satın alım davranışlarının kültürlerarası karşılaştırmalı analizi

Havayolu sektöründe yaşanan trafik artışı, serbestleşme, özelleşme ve küreselleşme hareketlerinin bir sonucu olarak; sahipliği, kontrolü ve işletmeciliği devlet tarafından yürütülmesi gerektiği düşünülen havaalanlarında da özelleştirme ve ticarileşme gibi yapısal değişikliklere gidilmiştir. Özellikle havaalanlarının ticarileşmesi ile birlikte havaalanı yönetiminde ve pazarlamasında yeni bir döneme girilmiştir. Havaalanları, yalnızca hava taşımacılığına hizmet etme rolünden sıyrılarak adeta birer alışveriş merkezi haline gelmiştir. Geleneksel yönetim anlayışıyla işletilen havaalanlarının yegâne müşterisi ve en önemli gelir sağlayıcısı havayolları iken, ticari havaalanı modeli ile havaalanlarının müşteri portföyleri genişlemiştir. Perakendeciler için yeni bir dağıtım kanalı olarak karşımıza çıkan havaalanları, farklı milliyetlerden milyonlarca yolcunun giriş çıkış yaptığı uğrak bir mekân olmanın yanında seyahat amacı gütmeyen farklı müşteri gruplarını da kendine çeken önemli bir alışveriş mekânı olma niteliği kazanmıştır. Böyle bir ortamda havaalanında tüketicilerin satın alma davranışlarının incelenmesi önemli hale gelmiştir. Bu çalışma ile müşterilerin, gümrüksüz satış mağazalarındaki satın alma davranışını ve memnuniyet seviyesini etkileyen faktörler incelenerek, bu faktörlerin farklı kültürlerde ulusal kültür boyutlarına göre nasıl farklılaştığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmanın sonuçları, Türk, Alman, İngiliz ve Ruslar ile yapılan görgül araştırmanın bulgularına göre bu dört ulusal kültür arasında çeşitli kriterler bakımından farklılıkların olduğunu ortaya koymuştur.

Gümrüksüz satış mağazalarıHava alanlarıHava yolu işletmeleri+7
Ümran Ünder
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketicilerin kurumsal itibar algısı üzerindeki kültürel etkiler

İtibar işletmelere mevcut pazarlarında sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlayan soyut bir varlık, ekonomik bir değerdir. Literatürde rekabet üstünlüğü ve kurumsal itibar arasında doğrusal bir ilişki olduğu görüşü yaygın bir biçimde kabul görmektedir. Bu bağlamda itibar örgütsel alanda stratejik bir kaynak olarak görülmektedir. Literatür işletmelerin itibar katsayılarının hesaplanmasına yönelik yaklaşım ve yöntemler açısından olgunluğa erişmiş durumdadır. Bu araştırmanın mevcut literatüre en önemli katkısı ise tüketicilerin söz konusu katsayıların oluşmasında hangi faktörlere öncelik verdiği ve söz konusu faktörlerin birbirlerine olan üstünlüklerinin AHP (Analitik Hiyerarşi Prosesi) yöntemi ile yeni bir model ortaya koyacak bir biçimde faktör düzeyinde belirlenmiş olmasıdır. AHP objektif ve sübjektif tüm kriterleri ikili karşılaştırmalar yaparak ölçen ve bu kriterlerin birbirlerine göre önceliklerini bularak önem sıralarını belirleyen bir karar verme tekniğidir. Kültür kavramının epistemolojik önemi ve ontolojik gerçekliğinden hareketle araştırmanın iki farklı kültürde sürdürülmesi sebebiyle iki farklı çalışma evreni ve örneklemi bulunmaktadır. Güçlü temsil yeteneği sebebiyle seçkisiz örnekleme ile gerçekleştirilen anket uygulamasında iki farklı kültürel grubun itibar algısı kıyaslanmış ve bu algıyı şekillendiren temel değişkenlerler ve atfedilen önem dereceleri belirlenmiştir. Sonuç olarak, farklı tüketici gruplarının itibar algısını oluşturan temel değişkenlerin kültürler arasında önemli farklılıklar gösterdiği tespit edilmiş ve öneri kısmında da araştırmada kullanılan 23 maddeden oluşan ölçeğin 7 madde ile uygulanması noktasında yeni bir öneride bulunulmuştur. Anahtar Kelime: Kurumsal itibar, Algılanan İtibar, İtibar Yönetimi

Kurumsal itibarKültürKültürel etki+3
Volkan Yüncü
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

I. Dünya Savaşının baskıresimlere yansımaları

Tarihte insanlığı etkileyen büyük olayların sanata etkileri her zaman kaçınılmaz olmuştur. 20. yüzyılın başında yaşanan I. Dünya savaşı insanlık tarihinde ve buna bağlı olarak sanat tarihinde büyük izler bırakmıştır. Bu çalışmada, I.Dünya Savaş'ının, plastik sanatların önemli anlatım araçlarından biri olan baskıresimlerdeki ifadelerine yer verilmiştir. Savaşı anlatan bu eserler, konu açısındandan incelenerek ve arkalarındaki hikayeler anlatılarak okuyucunun eserleri anlayabilmesi ve o dönemi daha yakından hissedebilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada bir araya getirilmiş baskıresimler, I. Dünya savaşının tanımlayıcı yönlerinden hemen hemen her birini göstermektedir. Bu yalnızca farklı birçok cephede aynı anda savaşılan ve birçok ulusun dahil olduğu ilk Dünya savaşı değil, aynı zamanda ağır topların egemen olduğu, daha önce hiç görülmemiş kitlesel katliamla, kasaba ve köylerin yerle bir olmasıyla ve manzaraların mahvedilmesiyle sonuçlanan ilk mekanize savaş olmuştur. Ziyaret edilen yurtdışı kütüphanelerinde yararlanılan kaynaklardan baskıresim görselleri fotoğraflanıp kayıt altına alınmış ve çalışma içerisinde kullanılmıştır. Çalışma için toplanmış bu görsellerin nadir bulunabilen eserlerin görselleri olmasına özen gösterilmiştir. Kaynakların bir çoğu yabancı kaynaklardan oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sanat, Savaş, Baskıresim, Propoganda, Litografi, Gravür Baskı.

Baskı resimDünya Savaşı IGravür+5
Elif Feyza Ulu
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl siyasetinin klasik tarzda şiir yazan şairlere etkileri

Türkiye'deki 20. yüzyıl siyasi haraketliliğinin edebi yaşantıyı epeyce etkilediği muhakkaktır. Savaşların, fikir hareketlerinin ve siyasi karakterlerin edebi eserlerde çeşitli yönleriyle kendisini göstermesi özellikle de Türk şiirinde siyasi imge olarak karşımıza çıkması bize siyasi dönemin çarpıcılığını yansıtmaktadır. II. Meşrutiyetin ilanıyla birlikte her alanda ortaya çıkan özgürlük ortamı edebiyatta da kendisini göstermiş, şairlerin çoğu siyasi şiirler kaleme almışlardır. Özellikle istibdat devrine karşı kin ve nefret duyan şairler şiirlerinde Abdülhamit ve onun dönemine karşı en ağır hakaretleri kullanmaktan geri durmamışlardır. İttihat ve Terakki'nin yönetimi ele almasıyla birlikte kendileri için övgü dolu şiirler kaleme alınmış, şairlerin nazarında Devletin Yeni Kurtarıcıları ve Hürriyetin Müsebbibleri olarak telakki edilmişlerdir. Ancak bu olumlu hava fazla uzun sürmeyecektir. Siyasi başarısızlıklar şiire de tesir etmiş ve İttihat ve Terakki de bundan nasibini almaya başlamıştır. Devletin kurtarılması uğruna ortaya çıkan fikir hareketlerinin de pek bir faydası olmamıştır. Tüm bu hengâmeler şiire yeni kavramlar getirmiş, Türk Bayrağı, Mehmetçik, Vatan Sevgisi gibi temalar çoğu şair tarafından ele alınmıştır. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yeni bir ivme kazanan Türk şiirinin bünyesine yeni siyasi kavramlar yerleşmiş, muhteva ve şekil konusunda da değişikliğe gidilmiştir. Bu kavramların başında Atatürk gelirken onun armağan ettiği Yeni Türkiye ve diğer kazanımlar şiirde epeyce kendisine yer bulmuştur. Atatürk'ü siyasi tema olarak ele almayan şair ise çok azdır. Ayrıca Türkçülük İdeolojisi de bu devrenin önemli unsurlarından birisi olarak göze çarpar. Anahtar Kelimeler: 20. Yüzyıl, Siyaset, Şair, Şiir

20. yüzyılEdebi eserlerKültürel etki+7
Yasin Tüzen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Çok kültürlü kişilik ve kimlik imgesinin kültürlerarası iletişime etkilerini belirlemeye yönelik bir uygulama

Sınırların ortadan kalkmasıyla birlikte kültürlerin birbiriyle etkileşimi kaçınılmaz hale gelmiştir. Toplumlar kozmopolit hale geldiğinden dolayıdır ki iletişim kurabilmenin önemi daha da fazlalaşmış, bireylerin eğitim hayatında, sosyal hayatında ve iş hayatında kendinden farklı kültürden insanlarla karşılaşma olasılığı yükselmiştir. Farklı kültürlerden olup bir araya gelen bireylerin kişilik özellikleri bu noktada önemli rol oynamaktadır. Esnek, iletişime açık, hoşgörülü, dengeli ilişkilerin kurulabilmesi adına bireylere önemli görevler düşmektedir. Öncelikle kişiliğin çok kültürlülüğe açık olması ve zamanla kazanılan kimliğin kültürlerarası iletişimi desteklemesi zorunlu hale gelmiştir. Kendi kültürüne hâkim olan bireyin, diğer kültürlere olan yaklaşımını sürekli olarak geliştirmesi, zorunlu hallerde değişmesi ve yenilenmesi gereklidir. Bunun için kişilik ve kimliğin önemi kültürlerarası iletişimde öne çıkmakta ve vazgeçilmez bir unsur olarak kabul edilmektedir. Kültürlerarası iletişimde, bireylerin ırk, dil, din, milliyet vb. gibi temel unsurlara dikkat ederek yaklaşması ve gerektiğinde ortak bir kültür yaratma çabası içine girmesi gerekmektedir. Oluşacak ortak kültür kişilik ve kimlik gelişimini destekleyerek bireylerin eğitim, sosyal ve iş hayatlarında başarılı olmalarını sağlayacaktır.

EtkileşimKimlikKimlik işlevleri+5
Emine Oyur
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Piyanonun Türk kültürüne uyumunun, eğitim fakülteleri bünyesinde incelenmesi

Bu araştırmada; bugün Türkiye'de piyanonun müzik öğretmenliği mesleğinde kullanımına ilişkin sorunlar, Ankara, İstanbul ve İzmir?deki müzik bölümlerinde incelenmiş ve çözümüne ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Araştırma, Türk kültürü içinde müzik eğitiminin işlevi incelenmesinden dolayı antropoloji, müzik eğitimi, etnomüzikoloji ve eğitim antropolojisi gibi birbirinden farklı dört disiplinle bağlantılı olarak gerçekleştirilmiştir. Bu disiplinler arasında çalışılırken araştırma yöntemi olarak niteliksel araştırma, yaklaşım olarak kişilerin deneyimlerini esas alan fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. 48 katılımcıyla gerçekleştirilen alan araştırmasında gözlem, derinlemesine görüşme ve odak grup toplantısı gibi veri oluşturma teknikleriyle bulgular elde edilmiş, müzik ve piyano eğitiminin çeşitli boyutları ve sorunlu alanları ortaya koyulmaya çalışılmıştır.

Aday öğretmenlerKültürKültürel etki+5
Sevda Kulaoğlu Tonger
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoctorateOpen AccessEN

Significance of intercultural competence development for study-abroad students: Preparing Turkish international sojourners to undertake graduate programs in English L1 countries

This study consists of investigating intercultural competence needs of government-sponsored Turkish international graduate students from an ELF perspective, designing an IC development syllabus, and its implementation. Being the first one to take up the opportunity of identifying IC needs of government-sponsored students undertaking an English language preparatory program, it intends to provide remedies to potential communication problems they face in the context of English L1 countries where ELF is used as a medium of real communication through an intercultural competence development course to equip them with the capability of communicating their own identities, affairs, opinions and reflections in global settings as well as providing utilizable information for the stakeholders in the areas of setting goals and objectives consistent with the students' IC development needs, and developing instructional material selection/adaptation criteria to match the recipients' needs in intercultural competence. The sociocultural learning theory (Vygotsky 1997) was used as the grounded theory in the study, which was accomplished by using the social-constructivist approach that involved the preparatory school's administration in a collaborative process throughout the study. Parallel to this approach, the process oriented model of (Deardorff 2006) was used as a framework for the design and implementation of the syllabus. The study is based on two-phase data collection and analysis. The first phase data collection was used for the needs analysis of the syllabus design which consisted of e-mail interview responses of 25 government-sponsored Turkish students during their graduate studies in English L1 countries, open-ended responses of 9 graduate students to 6-videoclips in which different varieties of English were presented for their comments upon completion of their English preparatory programs prior to their departure to English L1 countries, and self-assessment needs analysis questionnaire (Bayyurt 2009) and intercultural sensitivity scale questionnaire (Chen & Stratosa 2000) responses of 30 graduate students prior to their commencement of an English preparatory program in Turkey. The second phase of data collection was used to evaluate the effects of the implementation of the syllabus which included the field notes taken during the implementation of the syllabus, the students' and the preparatory school's administrator's accounts of its effects during and upon completion of its implementation, and comparison of self-assessment intercultural sensitivity scale responses of students who participated and who did not participate in its implementation. The subjects' e-mail interview responses to ten open-ended questions focusing on the assessment of their own intercultural experience in the ELF context of English L1 countries during their sojourns and used to identify the subjects' orientation to the English language, awareness of ELF and intercultural sensitivity by analyzing their views within five overarching themes and categories that emerged from their: • perceptions of the "ideal English" and native speakerism; • perceptions of their own English; • views on their English learning experiences; • receptivity to ELF; and • intercultural awareness and views on intercultural development needs. Along with a considerable shift in the subjects' perceptions of the "ideal English" and native speakerism indicating that communication was more important for them than conforming to the norms, the study stresses the subjects' lack of intercultural sensitivity and awareness prior to their departure and their desire for intercultural competence development training prior to their sojourns and their propensity to ELF as contributory factors that would contribute to their adjustment and successful communication in the host country. The data based on the participants' videoclip responses prior to their departure was analysed and evaluated in terms of their interaction engagement, respect for cultural differences, interaction confidence, interaction enjoyment, and interaction effectiveness; and their EFL awareness accounted for their attitudes towards the English spoken in the videoclips, their awareness of the cultures of the speakers, and their tolerance for the cultures of these speakers, their willingness and readiness for participating in conversations with these speakers if need be. The videoclip responses presented a critical view on normative based study-abroad preparatory programs, their deficiencies in the area of intercultural competence development, and ELF awareness needed for successful interaction in the ELF context of English L1 countries. The data collected by the Needs and Attitude Analysis Questionnaire and Intercultural Sensitivity Scale Questionnaire prior to the participants' commencement of the preparatory program also demonstrated a significant degree of lack of ELF awareness and intercultural sensitivity in all the five dimensions of the scale's measure indicating the necessity of training prior to sojourn. The syllabus content includes intercultural competence development topics - such as cultural self-awareness, deep cultural knowledge and sociolinguistic awareness - and activities focusing on the global nature of English, which intend to develop sufficient ELF awareness, and knowledge and skills necessary to communicate in ELF encounters such as the attitude of respect and value other cultures, openness, adaptability, flexibility, ability to withhold judgements, and curiosity and discovery while tolerating ambiguity. The data collected in the second phase indicated that the implementation of the syllabus made significant contribution to the participants' in their ELF awareness and intercultural competence skills while the data collected from those who did not take the instruction did not indicate any such improvement. The outcomes of the study have significant pedagogical implications for syllabus design, language planning and policy, language teacher education, and research in language education.

Cultural effectIntercultural relationsIntercultural competence+7
Faruk Kural
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Antakya'da yaşayan Özbeklerde kimlik ve aidiyet

Bu tez, 1982 yılında Antakya'ya iskân edilmiş olan Özbeklerin kültürel etkileşimlerine bağlı olarak şekillenen kimlik ve aidiyet yapılarını konu almaktadır. Araştırmanın amacı, Özbeklerin, yerel halkla kurdukları ilişki biçimlerini ve ortak yaşam alanlarını nasıl kurguladıklarını anlamaktır. Böylelikle Özbeklerin kimlik ve aidiyet duygularının nasıl şekillendiği ve nasıl yeniden kurgulandığı anlaşılmış, aidiyet duygularının şekillenmesinde etken olan değişkenler ortaya konulmuş olacaktır. Bu çalışma; Haziran-Temmuz 2011 tarihlerinde yaptığım ön araştırma ile Eylül 2011-28 Ocak/08 Şubat-Temmuz 2012 tarihleri arasında gerçekleştirdiğim alan araştırmasından elde ettiğim bulgulara dayanmaktadır. Çalışmada kalitatif araştırma yöntemini destekleyen katılımcı gözlem ve derinlemesine mülakat tekniğinden faydalandım. Alandan elde ettiğim bulguları, Fredrik Barth'ın subjektif ve objektif olarak belirlediği kriterlerden yola çıkarak anlamaya gayret ettim. Özbeklerin kim olduklarını ifade ederken kullandıkları sözcüklerin yanı sıra, objektif unsurlar kategorisinde değerlendirdiğim giyim-kuşam, yaşam tarzı, yemek kültürleri, gündelik yaşam pratikleri, evlilik tercihleri, gelenekleri vb. olguları anlamaya çalıştım. Böylelikle, kişilerin kendilerini nasıl ifade ettiklerini, yerel halkla kurdukları ilişkiler sonucunda kimliklerini yeniden nasıl inşa ettiklerini anlamayı hedefledim. Özbeklerin kimlik ve aidiyet duygularını yeniden kurgularken, vatandaşlık, eğitim, askerlik, mülk edinme, politik hayat, anavatan, eşit yurttaşlık gibi alanların etkili olduğunu tespit ettim. İkinci olarak, Özbek kimliğinin yeniden şekillenmesine etki eden evlilik, iş, komşuluk, arkadaşlık ve güven ilişkilerinin kimlik üzerindeki yansımalarını irdeledim. Bu unsurların etkileri, üç kuşak üzerinde farklı sonuçlar doğurduğundan, her kuşağı kendi içerisinde değerlendirmeye gayret ettim. Alan araştırmamın sonucunda genel hatlarıyla birinci kuşağın etkileşim ortamında değişime kapalı bir yapı sergilediğini, ikinci kuşağın değişen yaşam koşullarına ayak uydurmaları gerektiğini bildikleri için değişime daha ılımlı baktıklarını ve gelenek ile yeni arasında stratejiler geliştirdiklerini fark ettim. Atalarından farklı bir iklimde doğup büyüyen üçüncü kuşağın ise kimlik ve aidiyet algısının etkileşim sürecinde yeniden yapılandığını tespit ettim. Anahtar Kelimeler: Özbekler, kimlik, aidiyet, kültürel etkileşim, Antakya, Afganistan, Antakya'da yaşayan Özbekler.

AfganistanHatay-AntakyaKimlik+6
Aylin Eraslan
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültürel etkileşim ve göç bağlamında İsrail'de Türk Musikisi icraları

Kültürel akış, teknoloji, ekonomi, ideolojiler, yerele vurgu yapan kültürel konular ile basın ve yayın organları aracılığı ile birbirine geçmiş bağıntıların yumağında kendine hem küresel, hem de küyerel bir yol çizerek sürüp gitmektedir. Akışın çok yönlü oluşu, günümüzün dünyasında sosyal uygulamaları biçimlendirmekte, aynı zamanda siyasetlere ve ekonomilere de şekil vermektedir. Yenidünyanın karmaşık ve icad edilmiş kültürel yapısı, yaratıların birbiriyle karışımı ve yeniden üretimini desteklemektedir. Bu anlamda, coğrafi sınırlar arasındaki mesafeler yakınlaşmakta ve etkileşimin sınır-ötesi yansımaları hem benzerlikler, hem de farklılıklar arz ederek melez birer üretim halinde varlık göstermektedir.Yukarıda belirtildiği üzere, kültürel akış bağlamında ele alınan bu tezin içeriği, Türkiye musikisinin sınır-ötesi bir başka coğrafyada, bir Orta Doğu ve Akdeniz ülkesi olan İsrail'de nasıl var olduğu ve ne şekilde konumlandırıldığı ile ilintilidir. Çalışmanın sorunsalı, yayınlar ve etnografi çalışmaları sonucunda bir tür durum resmine ulaşılmasını sağlamakta ve bu tezin çalışma alanı olan İsrail'de Ocak 2009-Ekim 2009 tarihleri arasında gerçekleştirilen alan araştırmaları sonucunda elde edilen antropolojik ve etnomüzikolojik bulguların ayrıntılı analizlerine yer verilmektedir.Tezin ilk bölümünde, İsrail'e göç eden Türkiye Yahudilerinin göç hikâyeleri ve yeni bir yaşam kurmaya çalıştıkları ülkelerine Türkiye'den götürdükleri alışkanlıklar ve kültür üzerinde durulmaktadır. Antropolojik açıdan göç, kültürel melezlik ve esnek kültürleşme, kültür, çok kültürlülük, alt kültür ve madun kültür açısından ele alınmaktadır. Postmodernizimde uzamlar ve kültürel akış, değişim ve devamlılık, küreselleşme ve küyerelleşme, eritme potası ve asimilasyon, ulusal, kültürel ve dinsel kimlik gibi küresel ve küyerel modern dünya ile postmodern antropolojiyi yakından ilgilendiren konular ele alınmaktadır. Ayrıca, İsrail toplumu ile bu ülkenin musikisi bağlamında göçen musiki ve İsrail'de Türk musikisi icraları, İsrail sahnesinde melez duyumlar, İsrail'de musiki kültürü ve sınır alanında buluşmalar, coğrafya ve ulus ötesi ses uzamları, kültürel akış dinamikleri ile musikinin yeniden sunumu, muğlak ana vatan ve diyaspora bağlamlarında musikinin yeri ve önemi, İsrail'de marjinalleşen musiki kimlikleri, İsrail'de kimlik algılamaları ve bunun musikiye yansımaları konuları etnomüzikolojik olarak derinlemesine incelenmekte ve bu bilgiler, çalışmanın kuramsal çerçeve bölümünde sunulmaktadır.Öznelerarası ve özdüşünümsel metodoloji ile gerçekleştirilen alan araştırmasında, İsrail'de görüşülen musikiciler ve genel musiki düşünüşleri içerisinde Türkiye musikisinin varlık alanı anlaşılmak istenmiştir. İsrail'e Türkiye'den göç eden Yahudiler ile beraber bu ülkeye göçen kültür ve musikiyi hem antropolojik, hem de etnomüzikolojik açıdan inceleyen bu çalışma, Türkiye'deki Yahudiler, İsrail'deki Türkiye göçmenleri, her iki ülkede üretim yapan musikiciler ve cemaat yetkilileri ile gerçekleştirilen derinlemesine mülakatları ve ilgili literatürde ilk olma iddiasını taşıyan önemli bulgu ve analizleri içermektedir.İsrail musiki kültürü ve İsrail'de Türk musikisi icraları incelenirken, İsrail'e Türkiye'den göçen Sefarad Yahudilerinin beraberlerinde taşımış oldukları dinsel musiki Maftirim musikisi ile dünyevi musiki Judeo-Espanyol/Ladino musikisinin festivaller ve özel sunumlarda icrasına tanık olunmuştur. Diğer tarafta İsrail güncel musiki yaşamına, 1975 yılı sonrasında giren Türkiye Arabesk musikisi ve diğer popüler musikilerin giriş öyküleri tezin bulgular ve analizler bölümünde sunulmaktadır.İsrail musiki yaşamında, çok kültürlü ve melez musiki sahnesinde yer alan Musika Etnit (Kültürel Musiki), Musika Olamit (Dünya Musikisi), Musika Mizrahit (Doğulu Musiki) ve Musika Yam Tihonit (Akdeniz musikisi) türleri üzerinde Türk Halk musikisi, Türk Sanat (makam) musikisi ve Türkiye Arabesk (popüler) musikisinin etkileri irdelenmektedir. Etnomüzikolojik açıdan Türkiye musikisinin İsrail musiki sahnesinde varsayılandan çok daha önemli ölçüde etkili olduğu ortaya çıkarılmaktadır.

EtkileşimGöçlerKültürel etki+6
Mehtap Demir
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Fırat'ın dili olsa: Zorunlu göç ve yeniden yerleşim sürecinde mekân-kültür etkileşimi: Halfeti örneği

Bu tez araştırması, `göçün sosyokültürel sonuçları' konusunda, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki Orta Fırat havzasında inşa edilen Birecik Barajı'ndan etkilenen yerleşimleri incelemektedir. ?Mekân-Kültür İlişkisi, Halfeti 1998-2011? başlığı altında; göç olgusunun yol açtığı mekân değişimi ile sosyal değişme arasındaki `karşılıklı' ilişki, araştırmanın hareket noktasını teşkil edecektir.Halfeti ilçe merkezi, 1999 sonunda hizmete giren Birecik Barajı'nın su tutma havzasında kalması nedeniyle Fırat nehri kıyısından 10 kilometre uzakta, çok farklı coğrafi karakterde bir mezraya taşındı. Eski ve Yeni Halfeti adlarıyla iki farklı yaşam alanı oluştu. Bu ilgi çekici durum, göçün yarattığı sonuçlara, her şeyden önce mekânsal değişim açısından bakmak gereğini işaret ediyordu.Göç ve yeniden yerleşim sürecine tanıklığım 12 yıl önce başladı. Belgesel film çekimi için ilk kez 1998 yılında Orta Fırat Havzası'nda gittiğimde, iki yıl sonra hizmete girecek olan Birecik Barajı'nın etkileyeceği bölgedeki sosyal yaşamı, doğal ve tarihi yapıyı, etnografik materyal birikimini kaydetmeye çalıştım. 2000 yılında baraj gölünün henüz su tuttuğu günlerde bölgeye tekrar gittiğimde de yeniden yerleşim sürecini konu edinen iki film daha çektim. Bu üç belgesel, ?Tufandan Önce?, ?Tufandan Sonra?, ?Zeugma-Hasankeyf-Allianoi? başlıklarıyla televizyon kanallarında (Kanal D, CNN Türk ve Euro D) yayımlandı.Öncül çalışmalar fizikî coğrafyanın ve birey-aile / toplum yaşamının geçirdiği dramatik değişimleri gözlemlemek açısından zengin olanaklar sunarken, değişimin baş aktörü olan `insan'a ve onun mekânla ilişkisine daha yakından bakmak gereğini hissettirdi. Bu amaçla 2010 ve 2011 yıllarında bölgeye yaptığım ziyaretlerde de (1) mekân kültürünün -12 yıllık dönemde- yeniden üretilmesi (kültürel süreklilik), (2) sosyal değişmenin mekân kültüründeki yansımaları ve (3) doğal ve kültürel mekân değişim sürecine bireysel ve toplumsal uyum sağlama başlıklarına odaklandım.Anahtar Kavramlar: Göç, Yeniden Yerleşim, Yer (Coğrafi Alan), Mekân (Uzam), Sosyal Değişme ve Kimlik.

GöçlerGüneydoğu Anadolu bölgesiKimlik+8
Handan Türkeli
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dış politikasında Afrika açılım stratejisi: Ekonomik, kültürel dinamikleri ile Türkiye'nin Mağrip bölgesi politikası

Tarih içerisinde Türk insanının dışa açılımını inceleyerek, günümüz Türkiye'sinin de tarihinde olduğu gibi dünyaya açılması gerektiğini ortaya koyan bu çalışmada, Kuzey Afrika- Mağrip Bölgesi özelinden hareketle Afrika ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmesi için bir model oluşturulmaya çalışılmıştır. Mağrip Ülkelerinin coğrafi özellikleri, Bölge ülkelerinin genel sosyal oluşumları, geçmişten günümüze bu bölgelerde yaşanan küresel rekabetin sonucu olarak ?Sömürgecilik? kavramı ele alınmıştır. Dünya politikasında en önemli yeri alan ülkelerin enerji ihtiyaçları ve bu toprakların Dünya enerji koridorundaki önemi, özellikle AB ülkeleri için etkisi ve küresel boyutta oluşumlar ortaya konulmaya çalışılmıştır.Çalışmada Mağrip Bölgesi ülkeleri ile Osmanlı'nın tanışma sürecinden başlayan ilişkiler bölgenin Osmanlı Devleti'nce yönetimi, Osmanlı sonrası Sömürge İmparatorluklarının bu bölgeleri paylaşmaları, sömürgeci yönetimlere karşı iki asır süren bağımsızlık mücadeleleri kısaca özetlenmektedir.1950'lerden itibaren bölgede bağımsızlığını kazanan devletlerle, Türkiye Cumhuriyeti'nin ?Soğuk Savaş? konjonktürünün etkisindeki ikili ilişkileri ele alınmıştır. Türk dış politikasında Afrika açılım süreciyle başlayan ikili ve toplu görüşmeler, yapılan Afrika Zirveleri ve İş Konseyleri sayesinde bölge ülkeleri ile ekonomik ilişkilerin boyutu ortaya konulmuştur. Bu çerçevede Türkiye'nin bölgesel aktör olabilme yolunun Kuzey Afrika bağlamında genel olarak Afrika'dan geçtiği yaklaşımı tartışılmıştır. Küresel rekabetin çok dinamik ve had safhada yaşandığı bölgede, Türkiye'nin yaşanan bölgesel karışıklıklar ve çatışmaları değerlendirme potansiyeli üzerinde durulmuş; başlattığı Afrika açılım sürecinin boyutları tartışılmıştır.

AfrikaAfrika ülkeleriDış ticaret politikaları+8
Sezgin Akkanlı
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00

Related subjects