Life satisfaction

458 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Üstün yetenekli çocukların psikolojik, sosyal ve duygusal özellikler açısından incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, üstün yetenekli çocuklar ile normal akranlarının duygusal zekâ, psikolojik kırılganlık, mükemmeliyetçilik, büyüklenmeci narsisizm, psikolojik dışlanma, sadakat ve yaşam doyumu düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Ayrıca üstün yetenekli çocuklarda duygusal zekâ, psikolojik kırılganlık, mükemmeliyetçilik, büyüklenmeci narsisizm, psikolojik dışlanma, sadakat ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi çalışmanın bir diğer amacını oluşturmaktadır. Bu konuda literatürde az sayıda çalışmaya rastlanılmış olması çalışmanın litearüre katkısını açısından değerini oluşturmaktadır. Araştırmanın katılımcılarını Türkiye'nin farklı bölgelerinden BİLSEM'lere devam eden 386 üstün yetenekli çocuk ile 411 normal gelişim gösteren akranları oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Rotterdam Duygusal Zekâ Ölçeği, Psikolojik Kırılganlık Ölçeği, Olumlu ve Olumsuz Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Revize Çocuk ve Ergen Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Narsistik Hayranlık ve Rekabet Ölçeği, Ergenler İçin Sosyal Dışlanma Ölçeği, Bireysel ve Grup Sadakat Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde normal dağılım sergileyen verilere Bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, Basit Doğrusal Regresyon Analizi gibi parametrik testlerden yararlanılmıştır. Ayrıca Bayesian Çıkarım Analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi yapılmıştır ve önem düzeyi olarak p<.05 ölçüt alınmıştır. Üstün yetenekli çocukların duygusal zekâ, kendine yönelik olumlu mükemmeliyetçilik ve yaşam doyumu toplam puan ortalamaları normal gelişim gösteren akranlarına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek çıkmıştır. Buna karşın üstün yetenekli çocuklarda sosyal dışlanma toplam puan ortalamaları normal akranlarına nazaran istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha düşük çıkmıştır. Bu çalışmanın belki de en çarpıcı bulgularından biri üstün yetenekli çocuk ve ergenlerde büyüklenmeci narsisizmin normal akranlarından daha yüksek çıkmış olmasıdır. Duygusal zekâ ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide psikolojik kırılganlık, mükemmeliyetçilik ve sadakat aracı rollere sahiptir. Çalışma bulguları literatür ışığında tartışılmıştır.

Duygusal zekaYaşam doyumuÖzel yetenekliler eğitimi+2
Hakan Sarıçam
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Rekreatif dans faaliyetlerine katılan bireylerin esenlik düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, serbest zamanlarında dans etkinliklerine katılan kişilerin elde ettikleri esenlik seviyelerini incelemek ve bu seviyeleri belirli demografik özellikler çerçevesinde karşılaştırmaktır. Araştırmanın evrenini daha önce hiç rekreatif olarak dans aktivitelerine katılmamış üniversite öğrencileri oluştururken, örneklem grubunu ise tesadüfi örnekleme yöntemine dayalı olarak Trakya Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerden seçilmiş, toplamda 68 gönüllü öğrenci, 34 erkek ve 34 kadın olacak şekilde bir araya getirilmiştir. Araştırma kapsamında veri toplamak için kişisel bilgilerin yer aldığı bir form ve VanderWeele (2017)'nin geliştirdiği, "Yeni Esenlik Endeksi (New Florishing Index)" olarak adlandırılan ve Alkan (2022) tarafından Türkçe Formu Geçerlilik ve Güvenirliliği yapılan "Yeni Esenlik Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek güvenilirliğini tespit etmek amacıyla Cronbach Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, bağımsız ikili grupları karşılaştırırıken, bağımsız örneklem (independent Sample) T testi, bağımlı ikili grupları karşılaştırırken bağımlı(paried) örneklem T-testi ve grup ve zaman ortak etkileşiminin analizinde tekrarlı ölçümlerde iki faktörlü ANOVA kullanılmıştır. Esenlik Ölçeği ve alt boyut puanlarının çalışma ve kontrol grubu arasındaki karşılaştırılmasında ise ANCOVA analizi kullanılmıştır. Bulgulara göre katılımcıların rekreatif amaçlı dans aktivitelerine katılımlarıyla esenlik düzeyinin artması ilişkisinin yüksek olduğu (p<0,01) ve demografik değişkenlere göre farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0,0160). Haftalık dans aktivitelerine katılan bireylerin Esenlik Ölçeği toplam ortalama puanları (ort: 80,32) katılmayanlara oranla (ort:74,18) anlamlı bir şekilde daha yüksektir. Sonuç olarak, reakreatif amaçlı dans etkinliklerine katılan bireyler ile herhangi bir katılım göstermeyen bireyler arasında esenlik düzeylerine göre anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Faaliyetlere katılan bireyler, "mutluluk ve yaşam doyumu, zihinsel ve fiziksel sağlık, yaşam amacı ve anlamı, yakın sosyal ilişkiler ve finansal ve maddi durum" boyutlarında önemli bir artış ve iyileşme gösterirken, kontrol grubunda bu durum sabitliğini koruyamamış ve azalma yönünde eğilimler göstermiştir. Bu bulgulara dayanarak, rekraetif amaçlı dans aktivitelerinin bireylerin esenliğinde iyileştirme ve koruma sağladığı söylenebilir.

DansEsenlikRekreasyon+3
Hamza Tarık Gencer
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Spor Bilimleri öğrencilerinin duygusal öz farkındalık düzeyleri, duygu düzenleme becerileri ve yaşam doyumlarının incelenmesi

Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın temel amacı; spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin duygusal öz farkındalık becerileri, duygu düzenleme becerileri ve yaşam doyum düzeylerini incelemek ve bu üç değişken arasındaki ilişkiyi çeşitli demografik ve spora ilişkin özellikler açısından değerlendirmektir. Ayrıca katılımcıların yaşam doyumu ve duygu düzenleme düzeylerinin cinsiyet, bölüm, spor branşı, sporculuk düzeyi, spor yaşı, spora başlama yaşı, fiziksel ve ruhsal hastalık geçmişi ile ilaç kullanımı gibi değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini Trakya Üniversitesi Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Bu araştırmada, katılımcıların duygusal öz farkındalık düzeyleri, duygu düzenleme becerileri ve yaşam doyumlarını belirlemek amacıyla dört farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla Sporcu Bilgi Formu, Duygusal Öz Farkındalık Ölçeği, Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği'dir. Ölçeklerin uygulama aşaması online ortamda bireysel olarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Betimleyici istatistiklerin yanı sıra tek yönlü varyans analizi (ANOVA), bağımsız örneklem t-testi ve çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, duygusal öz farkındalık düzeyleri duygu düzenleme becerilerinin %28,3'ünü, yaşam doyumunun ise %9,2'sini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Duygu düzenleme becerileri ise yaşam doyumunun %19,5'ini açıklamaktadır. Demografik değişkenler açısından, cinsiyet, sporculuk düzeyi, spora başlama yaşı ve branş yılı gibi değişkenlerin anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Buna karşın, ruhsal hastalık ve ilaç kullanımı gibi değişkenler yaşam doyumu ve duygu düzenleme becerileri üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Sonuç: Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu, duygu düzenleme becerileri ve duygusal öz farkındalıklarının çeşitli demografik ve sportif değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Bulgular ışığında, hem yaşam doyumu hem duygu düzenleme becerileri hem de duygusal öz farkındalıkları açısından belirli değişkenlerin anlamlı farklılıklar yarattığı, bazı değişkenlerin ise etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Bu bulgular, genç yetişkinlik döneminde olan üniversite öğrencilerinin psikososyal iyi oluşlarının birçok faktörden etkilendiğini göstermektedir. Yaşam doyumu düzeylerine bakıldığında, genel ortalamanın orta düzeyin üzerinde olduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgu, öğrencilerin yaşamdan genel anlamda memnun olduklarına işaret etmektedir. Ancak bu memnuniyet düzeyinin çeşitli bireysel ve çevresel faktörlerden etkilenmekte olduğu da belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Duygu düzenleme, yaşam doyumu, duygusal öz farkındalık.

Beden eğitimi ve spor yüksekokullarıDuygusal farkındalıkSporcu öğrenciler+2
Pelin Kaya
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu ve egzersiz algılarının egzersiz davranışlarına göre incelenmesi

Bireylerin çocukluktan ergenliğe, ergenlikten yaşlılığa kadar düzenli spor ve egzersiz yapması, beden sağlığını koruması açısından büyük önem taşımaktadır. Egzersiz yapmak kadar, bireylerin egzersize ilişkin algıları da yaşam doyumlarını etkilemektedir. Bu çalışma üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu ve egzersiz algılarının egzersiz davranış değişim basamaklarına göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden birisi olan genel tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışmanın evrenini Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi öğrencileri oluştururken, örneklem grubunu ise merkez kampüste bulunan fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarında öğrenim gören ve olasılıklı tabakalama yöntemi ve basit tesadüfi teknik kullanılarak belirlenen 726 kadın, 588 erkek toplam 1314 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcılara sırasıyla; Egzersiz Engel/Yarar Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, Egzersiz Davranış Değişim Anketi uygulanmıştır. Ayrıca katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu uygulanarak, yaş, cinsiyet, sigara kullanma durumu, ailede spor yapma durumu ve aylık harcama ile ilgili bilgiler elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 18 paket programı kullanılmış, Non-parametrik verilerin analizinde Mann Whitney-U, çoklu karşılaştırmalar için ise Kruskal Wallis testleri uygulanmıştır. Çalışmanın Cronbach-Alpha iç tutarlılık katsayısı 0,89 olarak bulunmuştur. Bulgularımıza göre; egzersiz algısının toplam puanları ile egzersiz davranış değişim basamakları arasında anlamlı bir farkın olduğu görülmektedir. Egzersiz algısı toplam puanlar üzerinden bakıldığında "Eğilim, Hazırlık, Hareket, Devamlılık" ile "Eğilim öncesi" faktörleri arasında "Eğilim, Hazırlık, Hareket, Devamlılık" lehine olmaktadır. Bunun yanında yaşam doyumu ile egzersiz davranış değişim basamağı arasında da anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Yaşam Doyumu, Egzersiz Algısı, Egzersiz Davranış Değişim Basamağı, Üniversite Öğrencisi.

AlgıDavranışDeğişim+3
Nihal Ata
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de eğitim ve sosyal göstergelerin mutlulukla ilişkisi

Bu çalışmada, mutluluk ve sosyoekonomik göstergelerin ilişkisi incelenmiştir. Mutluluğa dair teorik bir alt yapı sunularak, literatür özetlenmiş ve ampirik olarak mutluluğun belirleyicileri araştırılmıştır. Bu amaçla; bireyin yaşı, cinsiyeti, eğitim durumu, medeni durumu, yerleşim yeri, çalıştığı sektör, çalıştığı işteki kariyer basamağı bireysel ve hane halkı geliri gibi faktörler bağımsız değişken olarak seçilmiştir. Kategorik bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişki sıralı logit modelle tahminlenmiş ve bireyin mutluluk düzeyinin belirleyicilerine yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Değişkenlere ilişkin tanımlayıcı istatistikler detaylı şekilde açıklanmıştır. Uygulama bölümünde sosyoekonomik göstergelerin mutlulukla bağlantısını gösteren çapraz tablolara yer verilmiştir. Bağımlı değişken mutluluk ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi çözümleyen sıralı logit model tahmini ve yorumlarına yine uygulama bölümünde yer verilmiştir. Elde edilen bulgular yardımıyla, bilimsel literatürde yer alan eğitim-mutluluk yaklaşımlarından hangisinin ülkemizde geçerli olduğunun tespitine çalışılmıştır. Bulgular değerlendirildiğinde, kadınların erkeklere göre daha mutlu olduğu, en mutlu yaşın 65 ve üzeri en düşük mutluluk oranı ise 45-54 yaş grubunda olduğu, evli bireylerin nispeten daha mutlu olduğu bulguları saptanmıştır. Eğitim düzeyi değerlendirildiğinde en düşük ve en yüksek eğitim düzeyine sahip bireylerin en mutlu bireyler olduğu gözlenmektedir. Çalışma durumuna bakıldığında, çalışan bireylerin çalışmayanlardan daha mutlu olduğu çalışmayan veya ev işleri ile ilgilenen bireylerin daha mutlu olduğu saptanmıştır. Öte yandan elde diğer diğer bulgulara göre, kamu çalışanlarının özel sektör çalışanlarına göre daha mutlu olduğu, çalışan bireylerden ücretsiz aile işçileri olan bireylerin daha mutlu olduğu görülmüştür. Gelir ve mutluluk incelendiğinde, en yüksek mutluluk düzeyinin en yüksek gelir grubuna ait olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Mutluluk, Yaşam Memnuniyeti, Sübjektif Refah, Eğitim

EğitimMutlulukRefah+1
Arife Yinanç
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Beslenme ve diyetetik bölümü öğrencilerinde yaşam doyumunun besin seçimi ve ortoreksiya nervoza eğilimine etkisinin araştırılması

Ege, K.B. Beslenme ve diyetetik bölümü öğrencilerinde yaşam doyumunun besin seçimi ve ortoreksiya nervoza eğilimine etkisinin araştırılması, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Tekirdağ, 2020. Yaşam doyumu, bireyin sahip olmak istedikleri ile gerçekte sahip olduklarının karşılaştırılması olarak tanımlanmaktadır. Birey sahip olmak istediklerine ne düzeyde ulaşırsa yaşam doyumu o düzeyde artmaktadır. Üniversite öğrencileri yaşamlarında en fazla stres hisseden kişilerden olduklarından hem daha düşük yaşam doyumu düzeyi hem de yeme bozuklukları riski altındadırlar. Son yıllarda yapılan çalışmalar yaşam düzeyi seviyelerinin yeme bozuklukları ile ilişkisi olduğuna işaret etmektedir. Özellikle sağlık çalışanları ve diyetisyenlerde sıklıkla görülen sağlıklı beslenme takıntısı yani ortoreksiya nervoza ile yaşam doyumu düzeyi arasında bir ilişki olabileceği düşünüldüğünden, bu çalışmada 18-25 yaş arasındaki beslenme ve diyetetik bölümü öğrencilerinde yaşam doyumunun besin seçimi ve ortoreksiya nervoza eğilimine etkisi araştırılmıştır. Öğrencilere sosyodemografik bilgiler, ORTO-11 ölçeği, Yaşam Doyumu ölçeği, Uluslararası Fiziksel Aktivite anketi kısa formu ve besin tüketim sıklığı anketi içeren 6 bölümden oluşan bir anket "Google Dokümanlar" üzerinden iletilmiş ve gönüllü olanlar çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya toplamda 283 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin ORTO-11 puanı ortalaması 25,87±3,637'dir. Katılımcıların %64,7'sinin ortorektik eğilimler gösterdiği saptanmıştır. İkinci sınıfta okuyan öğrencilerin, üçüncü sınıfta okuyanlara göre daha fazla ortorektik eğilimler gösterdiği görülmüştür (p<0,05). Öğrencilerin yaşam doyumu skoru ortalaması 15,59±3,536, MET skoru ortalaması 1197,78±1466,44'tür. Kadın öğrencilerin %49,4'ü sedanter iken, erkek öğrencilerin %26,7'si sedanter bulunmuştur. Süt, yoğurt, tavuk, kuru baklagil, sebze ve meyve tüketimi ortoreksiya eğilimi ile ilişkili bulunurken; dana eti, domates, marmelat/reçel ve krema tüketimleri yaşam doyumu ile ilişkili bulunmuştur. Öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ile meyve, sebze, ekmek ve kahve tüketimleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak öğrencilerin besin seçimlerinin yaşam doyumu ve ortoreksiya nervoza eğilimlerine bağlı olarak değiştiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: ortoreksiya nervoza, yaşam doyumu, besin seçimi

Besin tercihleriBeslenmeDiyet+4
Kardelen Büşra Ege
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kontrol odağının iş tatmini ve yaşam doyumuna etkisi

Bu çalışmada, kontrol odağının iş tatmini ve yaşam doyumuna olan etkisi incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilecek olan bulgular doğrultusunda kamu çalışanlarının iş tatminlerinin artırılmasına yönelik önerilerde bulunulacaktır. Bu kapsamda çalışmanın örgütsel davranış alanında yapılacak olan yeniliklere, çalışan performansının artırılmasına yönelik uygulamaların geliştirilmesine katkıda bulunması beklenmektedir. Bireylerin kontrol odağı algılarının iş tatmini ve yaşam doyumları üzerindeki etkisinin ve bu değişkenler arasında bir ilişkinin olup olmadığının ve bu değişkenlerin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi üzerine yapılan araştırma nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama yöntemiyle yapılırken veriler ise anket yöntemi ile toplanmıştır. Çalışmanın katılımcıları, amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenirken katılım sağlayan 347 kamu görevlisi ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Veriler SPSS 22.0 ile analiz edilmiştir. Yapılan çalışmada katılımcıların demografik bilgilerine göre kontrol odağının, iş tatminin ve yaşam doyumunun istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte kontrol odağı ile iş tatmini ve yaşam doyumu arasında düşük düzeyde pozitif yönde, iş tatmini ile yaşam doyumu arasında ise orta düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda kontrol odağının yaşam doyumu skorlarına anlamlı bir etkisi olmadığı belirlenirken, iş tatminine ise anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir.

Yaşam doyumuİş tatmini
Yahya Kuas
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmenlerde iş becerikliliğinin belirleyicileri ve sonuçları: Öz-yeterlik, lider-üye etkileşimi ve sosyal ilişki gereksiniminin rolü

Öğretmenler, eğitim örgütlerinin yalnızca bilgi aktaran unsurları değil; aynı zamanda değişen koşullara uyum sağlayan, karmaşık sosyal ilişkileri yöneten ve proaktif roller üstlenen aktörlerdir. Bu bağlamda, öğretmenlerin mesleki rollerini etkili biçimde yerine getirebilmeleri sahip oldukları bireysel kaynaklara ve içinde bulundukları örgütsel ilişkilerin niteliğine bağlıdır. Bu kapsamda çalışmada, öğretmenlerin iş becerikliliği davranışları, öz-yeterlik, lider-üye etkileşimi, sosyal ilişki gereksinimi, iş tatmini ve yaşam doyumu arasındaki ilişkileri yapısal eşitlik modeliyle incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 526 öğretmen (265 kadın, 261 erkek) oluşturmaktadır. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin öz-yeterlik düzeylerinin tüm iş becerikliliği boyutlarını (görev, ilişkisel ve bilişsel) anlamlı ve olumlu yönde etkilediğini, en güçlü etkinin ise görev becerikliliği üzerinde olduğunu ortaya koymuştur. Lider-üye etkileşiminin ise bilişsel ve ilişkisel becerikliliği anlamlı biçimde etkilediği ancak görev becerikliliği üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Bu durum, öğretmenlerin okul yöneticileriyle kurdukları ilişkilerin işlerine dair algılarını ve meslektaşlarıyla etkileşimlerini şekillendirdiğini, ancak görevlerini yeniden yapılandırma davranışlarının daha çok bireysel inisiyatifle belirlendiğini göstermektedir. Bunlarla birlikte yalnızca bilişsel beceriklilik davranışlarının, iş tatmini ve yaşam doyumu üzerinde olumlu bir etkisi olduğu görülmüştür. Bu da öğretmenlerin işlerine atfettikleri anlamın, davranışsal değişikliklerden daha etkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca öz-yeterlik ve sosyal aidiyet düzeyleri düşük olan öğretmenlerin işlerini anlamlandırma süreçlerinde okul müdürlerinin desteğine daha fazla ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin iyi oluşunu ve mesleki verimliliğini artırmaya yönelik anlayışın geliştirilmesi için okul yöneticileri ve öğretmenler için katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Lider-üye etkileşimiSosyal ilişkilerYaşam doyumu+4
Ramazan Furkan Özkul
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hastalarda öz-yeterlilik ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olan hastalarda öz yeterlilik ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi, amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Bu çalışmanın evrenini Mardin Devlet Hastanesi ve Kızıltepe Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Servisinde Mart 2018-Ağustos 2018 tarihleri arasında KOAH tanısı ile tedavi olan hastalar, örneklemini ise kabul edilme kriterlerine uygun 127 hasta oluşturmuştur. Veriler hasta tanıtım formu, Yaşam Doyum Ölçeği (YDÖ), Genel öz yeterlilik Ölçeği (GÖYÖ) ile araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %62, 2 si erkek ve yaş ortalamasının 66. 04±13. 44olduğu belirlenmiştir. Hastaların yaşam doyumu ile öz yeterlilikleri arasında pozitif yönlü, orta düzeyde bir ilişki olduğu istatistiksel açıdan önemli olduğu saptandı (p<0.05). Araştırmaya katılan hastaların yaşları ile genel öz yeterlilik puanları arasında istatistiksel olarak önemli negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu bulundu (p<0.05, r:-0.27). Araştırmaya katılan hastaların yaşları ile yaşam doyumu puanları arasında istatistiksel olarak önemli negatif yönlü orta düzeyde bir ilişki olduğu bulundu (p<0.05, r:-0.18). Sigara kullanmayanların Genel öz yeterlilik puanları daha yüksek bulundu (p<0, 05). Ancak hastaların sigara içme durumu ile yaşam doyumu arasında önemli bir ilişki saptanmamıştır. (p>0,05). KOAH'lı hastaların öz yeterlilik ve yaşam doyumlarının saptanarak, uygun hemşirelik girişimlerinin planlanması ve uygulanması, hastaların öz yeterlilik ve yaşam doyumlarını düşüren sebeplerin belirlenerek bu sebeplere yönelik hemşirelik girişimlerinin uygulanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: KOAH; Öz yeterlilik; Yaşam doyumu.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifKronik hastalık+2
Ömer Tanrıverdi
Sanko University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde mevsimlik tarım işçisi çocukların okul terki riski ile ilişkili faktörler

Bu araştırmanın temel amacı koronavirüs pandemi döneminde mevsimlik tarım işçisi çocukların öznel iyi oluş, umut, aile yaşam doyumu, okul iklimi ve okul terki risklerini çeşitli sosyodemografik değişkenlere göre incelemek ve bu değişkenlerin okul terki riskini yordama gücünü ortaya koymaktır. Bu kapsamda Şanlıurfa Suruç'ta ortaokulda kayıtlı olan 369 mevsimlik tarım işçisi çocuğa Öğrenci Öznel İyi Oluş Ölçeği, Umut Ölçeği, Aile Yaşam Ölçeği, Okul İklimi Ölçeği ve Okul Terki Riski Ölçeği uygulanmıştır. Ölçeklerden toplanan veriler SPSS 26 paket program aracılığıyla analiz edilmiştir. Katılımcıların okul terki riskinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini test etmek için bağımsız grup t testi, sınıf kademesine göre anlamlı bir fark olup olmadığını test etmek için de ANOVA analizi uygulanmıştır. Kız öğrencilerin öznel iyi oluş, aile yaşam doyumu ve okul iklimi puanları erkeklere göre anlamlı derecede daha yüksektir. Sınıf kademesine göre farklılığa bakıldığında ise 8. sınıf öğrencilerinin öznel iyi oluş, umut, aile yaşam doyumu ve okul terki riski puanları diğer sınıflara göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Öznel iyi oluşun, umudun, aile yaşam doyumlarının ve okul iklimi tutumlarının okul terki riskini yordama gücünü belirlemede hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Analiz soncunda elde edilen bulgulara göre öznel iyi oluş, aile yaşam doyumu ve okul iklimi puanları okul terki riskini anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılarak yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Okul iklimiOkul terkiUmut+2
Gamze Münüklü
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin ekran sürelerinin tek başına olma, yaşam doyumu ve depresyon belirtisiyle ilişkisi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin ekran süreleri ile cinsiyetleri, sınıf düzeyleri, yalnızlık, yaşam doyumu ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada yordamaya dönük korelasyonel desen ve nedensel karşılaştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 yıllarında COVID-19 kapanması nedeniyle eğitimlerine uzaktan devam eden, Türkiye'deki üniversitelerin çeşitli lisans programlarına kayıtlı, kartopu örnekleme yoluyla seçilmiş 390 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Tek Başına Olma Türleri Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 26 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma kapsamında kullanılan ölçeklerin geçerlik analizleri için doğrulayıcı faktör analizi yapılmış; güvenirliği test etmek için Cronbach alfa ve Mcdonald omega katsayıları hesaplanmıştır. Araştırma verileri normal dağılmadığı için doğrulayıcı faktör analizlerinde ki-kare testine Satorra-Bentler düzeltmesi uygulanmış ve aracılık etkisini değerlendirmek için bootstrap güven aralıkları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ölçeklerden elde edilen verilerin geçerlik ve güvenirlik katsayılarının yüksek olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda ekran karşısında geçirilen süre ile öğrencilerin cinsiyetleri, sınıf düzeyleri arasında bir fark bulunmamıştır. Ayrıca ekran süreleri ile tek başınalık düzeyleri ve yaşam doyumları arasında bir fark bulunmazken, depresyon ile pozitif yönde, düşük düzeyde ilişki bulunmuştur. Anahtar sözcükler: ekran süresi, tek başına olma, yaşam doyumu, depresyon, üniversite öğrencileri

DepresyonEkran kullanımıTek başına yaşama+3
Gülçin Sezer
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Mesleki ve teknik lise öğrencilerinin insana yakışır iş algılarının yordayıcı ve sonuç değişkenleri

Bu çalışmanın temel amacı Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde eğitimlerine devam eden öğrencilerin Çalışma Psikolojisi Kuramı temelinde gelecekteki insana yakışır iş algılarına yönelik bir model test etmektedir. Çalışma toplam 1102 katılımcıyla yürütülmüştür. Bu amaç doğrultusunda öncelikle Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin gelecekteki insana yakışır iş algılarını ve çalışma iradelerini ölçmeyi amaçlayan Gelecekteki İnsana Yakışır İş Ölçeği ve Çalışma İradesi Ölçeği-Öğrenci Formunun psikometrik özellikleri öğrenciler üzerinde incelenmiştir. Psikometrik özelliklerin belirlenmesi amacıyla doğrulayıcı faktör analizi, ölçüt bağıntılı geçerlik ve iç tutarlılık anlamında güvenilirlik katsayıları hesaplanmıştır. Ölçeklerin ölçüt bağıntılı geçerlikleri için Genel Öz-Yeterlik Ölçeği ve Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği-Kısa Formu kullanılmıştır. İlgili ölçeklerin mesleki ve teknik lise öğrencileri üzerinde geçerli ve güvenilir olduğu görülmüştür. Ardından bağımsız değişkenlerin çalışma iradesi ve kariyer uyumluluğu, aracı değişkenin gelecekteki insana yakışır iş algısı ve bağımlı değişkenlerin iş ve eğitimle ilgili gelecek beklentileri ve yaşam doyumu olduğu bir model test edilmiştir. Model testi amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Çalışma İradesi Ölçeği-Öğrenci Formu, Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği-Kısa Formu, Gelecekteki İnsana Yakışır İş Ölçeği, Ergen Gelecek Beklentileri Ölçeği ve Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği-Kısa Formu kullanılmıştır. Sözü edilen modelin sınanması için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Model testi sonucunda çalışma iradesi ile yaşam doyumu arasındaki doğrudan ilişki dışında bağımsız değişkenler ile bağımlı değişkenler, aracı değişken ile bağımlı değişkenler ve bağımsız değişkenler ile aracı değişken arasındaki ilişkilerin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular ışığında sonuçlar tartışılmış ve araştırmacılara, okul psikolojik danışmanlarına, politika yapıcılara çeşitli öneriler verilmiştir.

Gelecek beklentisiKariyer uyumuLise öğrencileri+6
Hakan Büyükçolpan
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici karar verme tarzları, dürtüsel davranış, materyalizm ve yaşam doyumu: Efsane Cuma örneği

İnsanlığın varlığı kadar eskiye dayanan tüketim olgusu, tarihsel süreçte insanoğlunun gelişip dönüşmesiyle birlikte "istek ve ihtiyaçların karşılanması" tanımının ötesinde konumlanarak bireylerin yaşamında belirleyici bir rol üstlenmektedir. Pek çok faaliyeti tüketim kapsamında gerçekleşmekte olan bireyin tüketime yönelik davranışlarını anlamak yaşamın sağlıklı yönetilebilmesi açısından önemlidir. Bu çalışma, tüketici davranışlarını etkileyen faktörlerden tüketici karar verme tarzları, dürtüsel davranış, materyalizm ve yaşam doyumu ile Amerika'da başlayıp tüm dünya ile birlikte ülkemizde de popüler hale gelen bir indirim kampanyası olan Efsane Cuma (Black Friday) arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma evreni Ticaret Bakanlığı merkez teşkilatı personelidir. Araştırma verileri katılımcıların demografik özellikleri ve 2020 yılı Efsane Cuma alışverişlerine yönelik sorularla birlikte Tüketici Karar Verme Tarzları Ölçeği, UPPS Dürtüsel Davranış Ölçeği, Materyalist Değerler Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeğini içeren araştırma formu aracılığıyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler (ortalama, standart sapma, minimum, maksimum, sıklık, yüzde ve birikimli yüzde), güvenirlik analizi (Cronbach's Alfa), fark analizi (Mann–Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri) ve ilişki analizi (Spearman korelasyon testi) uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, tüketici karar verme tarzları ve materyalizmin Efsane Cuma harcama tutarına göre farklılaştığı ancak dürtüsel davranış ve yaşam doyumunun Efsane Cuma harcama tutarlarına göre değişmediği sonucuna ulaşılmıştır. Tüketici karar verme tarzları ile materyalizm arasında; yaşam doyumu ile dürtüsel davranış ve materyalizm arasında anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Bununla birlikte, tüketici karar verme tarzları ile yaşam doyumu arasında, aynı zamanda da dürtüsel davranış ile materyalizm arasında anlamlı ilişki tespit edilmemiştir. Araştırmada ayrıca, tüketici karar verme tarzları, dürtüsel davranış, materyalizm ve yaşam doyumunun demografik değişkenlerden yaş, cinsiyet ve gelir düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, materyalizm yaşa göre farklılaşmakta; dürtüsel davranış, materyalizm ve yaşam doyumu cinsiyete göre farklılaşmaktadır. Diğer taraftan tüketici karar verme tarzları, dürtüsel davranış, materyalizm ve yaşam doyumu gelir düzeyine göre değişmemektedir.

Dürtüsel davranışKarar vermeMateryalizm+5
Derya Karşı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde kalan bireylerde kinezyofobinin ağrı, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık ve yaşam doyumu ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışma huzurevinde kalan bireylerde kinezyofobinin ağrı, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık ve yaşam doyumu ile ilişkisini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmamıza huzurevinde yaşayan 125 birey dahil edildi. Katılımcıların kinezyofobi düzeylerini belirlemek için Tampa Kinezyofobi Ölçeği, ağrı düzeylerini değerlendirmek amacıyla Geriatrik Ağrı Ölçeği, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık düzeylerini değerlendirmek için Katz Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, yaşam doyumu düzeylerini değerlendirmek için Yaşam Doyumu Ölçeği kullanıldı. Katılımcıların kinezyofobi düzeyleri ile ağrı düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı (r=0,827, p=0,000). Çalışmamıza katılan bireylerin kinezyofobi düzeyleri ile günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık düzeyi arasında istatistiksel açıdan anlamlı negatif yönlü bir korelasyon saptandı (r=-0,793, p=0,000). Katılımcıların kinezyofobi düzeyleri ile yaşam doyumu düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir korelasyon saptandı (r=-0,782, p=0,000). Huzurevinde kalan bireylerde kinezyofobi, ağrı, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık ve yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi incelediğimiz bu çalışmada huzurevinde yaşayan bireylere yapılacak olan değerlendirmelerde bu parametrelerin göz önünde bulundurulması gerektiği düşünülmektedir.

AğrıFonksiyonel yetkinlikGünlük yaşam aktiviteleri+3
Mürüvvet Aydemir
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim sürecinde Tıp fakültesi öğrencilerinin psikolojik özelliklerinin mühendislik fakültesi öğrencileri ile karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmada, tıp ve mühendislik fakülteleri öğrencilerinde temel kişilik özelliklerinin, duygusal zekâ faktörlerinin, yaşam doyumlarının düzeyleri ve sorunlarla başa çıkma yöntemleri incelenmiştir. Farklı iki alan olan sağlık ve teknoloji alanlarında ki bu iki fakülte eğitim süreçleri ve eğitimde kullanılan materyaller olmak üzeri birçok anlamda birbirinden ayrışmaktadır. Bu araştırmada farklı fakültelerde eğitim alan benzer bilişsel özelliklere sahip bu öğrencilerin psikolojik özelliklerinin düzeyleri ve eğitim sürecinin bu özelliklere olası etkileri açısından farklılıklar olup olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca öğrencilerin psikolojik özelliklerinin okul başarıları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu doğrultuda farklı iki fakülte eğitimi ile öğrencilerin psikolojik özelliklerinin ilişkisi ayrıntılı olarak incelenmiştir. Tarama modelinde olan araştırma Hacettepe Üniversitesi'nde 2021-2022 eğitim öğretim yılında Tıp Fakültesi 1. ve 5. sınıf ile Mühendislik Fakültesi'ne bağlı Bilgisayar, Elektrik-Elektronik ve Yapay Zekâ Mühendisliği bölümlerinde öğrenim görmekte olan 1. ve 4. sınıf öğrencilerini kapsamaktadır. Çalışma 1563 öğrenciden 341'inin gönüllü katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Temel Kişilik Özellikleri Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, Duygusal Zekâ Özellik Ölçeği, Baş Etme Yolları Ölçeği kullanılmıştır. Veriler anket yöntemiyle, elektronik olarak toplanmıştır. SPSS programı ile yapılan analizlerin değerlendirmelerinde istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre tıp fakültesi öğrencilerinin öz denetim, nevrotizm, yaşam doyumu, iyi oluş düzeyleri ile duygusal başa çıkma ve sosyal destekle başa çıkma ölçek puanları mühendislik fakültesi öğrencilerinden yüksektir. Tıp fakültesi 1. sınıf öğrencilerinin yaşam doyumu ve duygusal başa çıkma düzeyleri mühendislik fakültesi 1. sınıf öğrencilerine göre yüksektir. Tıp fakültesi 5. sınıf öğrencilerinin dışa dönüklük, öz kontrol, duygusallık ve sosyallik düzeyleri tıp fakültesi 1. sınıf öğrencilerine; öz denetim ve duygusallık düzeyleri ise mühendislik fakültesi 4. sınıf öğrencilerine göre daha yüksek iken olumsuz değerlik ve sorunlarla duygusal başa çıkma puanları ise tıp fakültesi 1. sınıf öğrencilerine göre daha düşüktür. Mühendislik fakültesi 4. sınıf öğrencilerinin sorun odaklı başa çıkma düzeyleri mühendislik fakültesi 1. sınıf öğrencilerine göre yüksektir. Tıp fakültesi 1. sınıfta düşük not ortalamasına sahip olan öğrencilerin özdenetim ve yaşam doyumu düzeyleri aynı sınıfta daha yüksek not ortalamasına sahip öğrencilere göre düşüktür. Tıp fakültesi 5. sınıfta ise düşük not ortalamasına sahip olan öğrencilerin özdenetimleri daha yüksek not ortalamasına sahip öğrencilere göre düşük iken sosyallik düzeyleri daha yüksektir. Mühendislik fakültesi öğrencilerinin not ortalamalarına göre psikolojik özelliklerinin puanları anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır. Çalışmaya katılan tüm tıp fakültesi öğrencilerinde öz denetim ve nevrotizm, tıp fakültesi 1. sınıf öğrencilerinde ise öz denetim, olumsuz değerlik ve yaşam doyumu özelliklerinin başarı puanları üzerinde anlamlı yordayıcılar oldukları tespit edilmiştir. Bu özelliklerin düzeyleri arttıkça okul başarılarının da arttığı görülmektedir. Bu öğrencilerde başarıyı etkileyen en önemli değişkenin ise öz denetim olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmadaki diğer gruplarda (sınıflar düzeyinde tıp fakültesi 5. sınıf, mühendislik fakültesi 1. ve 4. sınıflar ve fakülteler düzeyinde tüm mühendislik fakültesi öğrencileri) öğrencilerinin başarı düzeyleri üzerinde psikolojik özelliklerin yordayıcı etkisi tespit edilmemiştir. Bu bulgular eşliğinde tıp eğitimi ile çalışma kapsamında incelenen psikolojik özelliklerin ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır.

Başa çıkmaBeş faktör kişilik modeliElektrik mühendisliği+7
Sevil Temur
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Anne girişimcilerin motivasyonları, yaşam doyumları, girişimcilik deneyimleri: Fenomenolojik bir çalışma

Bu araştırmanın amacı, anne girişimcilerin girişimcilik serüvenlerini ortaya çıkarmaktır. Nitel araştırmanın fenomenoloji (olgubilim) araştırma yaklaşımı kullanılmıştır. Anne girişimciliği konusu, kadın girişimciliği altında yeni bir olgu olduğundan ve Türkiye'de daha önce benzer bir konuda araştırma yapılmadığı için nitel araştırma yöntemi seçilmiştir. Araştırmaya konu olan fenomen, anne girişimci olmak olduğu için, araştırma evrenini anne girişimciler oluşturmuştur. Girişimini kurduğunda bakmakla yükümlü olduğu, ilkokul çağında (0-10 yaş arası) en az bir çocuğu olan anne girişimciler araştırma evrenini oluşturmuştur. Çeşitli platformlardan 22 anne girişimciye ulaşılmış ve bire bir görüşmeler yapılmıştır. Anne girişimcilere, girişimcilik ve annelik ile ilgili düşünceleri, girişimcilik motivasyonlarının neler olduğu, girişimleri için aldıkları destekler, girişimleri sonrasında karşılaştıkları problemler, girişimlerinin hayatlarını nasıl etkilediği, başarı ve büyüme kriterleri ve bilişim teknolojilerinin özellikle sosyal medyanın girişimlerini nasıl etkilediği ile ilgili sorular yöneltilmiştir. Bu çalışma çok sayıda sonuç ortaya koymuştur. Anne girişimcilerin annelik ile ilgili bireysel ve toplumsal olarak adlandırılan iki ana kategori altında sınıflandırılan söylemleri incelendiğinde bireysel boyut altında "Yeni bakış açıcı kazanmak" en çok tekrarlan kod olurken, toplumsal kategori altında "Sorumluluk" ve "Öncelik" öne çıkmıştır. Kadınların anne girişimci olma motivasyonları beş temel grup altında toplanmıştır: "Kişisel Nedenler", "Ailevi Nedenler", "Sosyal Nedenler", "Kurumsal Çalışma Hayatı" ve "Yeni İş". Tüm motivasyon faktörleri incelendiğinde, "Ailevi Nedenler" altında yer alan çocuk ile ilgilenebilme isteğinin "Kişisel Nedenler" altında yer alan çalışma isteği faktörünün ardından ikinci sırada yer aldığı görülmüştür. Anne girişimciliği sayesinde, kadınlar üretken olmaya devam ederek, çocuklarından da uzak kalmamayı hedeflemişlerdir. Sosyal medyanın girişimlerini kurarken çok önemli bir rol oynadığı, pazarlama için bütçe ayırmadan, sosyal medyanın olanaklarını kullanarak, birçok kişiye ulaşma şansı elde ettikleri, sanal ortamda kendi dükkânlarını açma fırsatı yakaladıkları gözlenmiştir. Araştırma, kadın girişimcilikte annelik olgusunun girişimleri nasıl etkilediği ile ilgili bulgular sunarak girişimcilik literatürüne; annelik ile ilgili bulgular sunarak da annelik literatürüne katkıda bulunmuştur.

AnnelerDeneyimGirişimciler+7
Meliha Çalışır
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinin liderlik stillerinin ve bazı kişisel değişkenlerin öğretmenlerin yaşam doyumu üzerindeki etkisi

Araştırma, öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin liderlik stillerinin (sürdürümcü ve dönüşümcü), cinsiyetin, yaşın, öğretmenlik mesleğini sevmenin ve okul müdürünü sevmenin öğretmenlerin yaşam doyumu düzeyleri üzerindeki etkisini incelemeye yönelik olarak yapılmış olan betimsel bir çalışmadır. Araştırma evrenini; 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında, İstanbul İli Eyüp, Gaziosmanpaşa, Sultangazi ve Şişli İlçelerinde kamu okullarında (ilkokul, ortaokul ve lise) görev yapan öğretmenler oluşturmuştur. Belirtilen evrenden tesadüfî örneklem yöntemi kullanılarak 305 öğretmen, araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada gerekli verileri elde etmek için "Liderlik Stilleri Ölçeği", "Yaşam Doyumu Ölçeği" ve "Kişisel Bilgiler Formu" kullanılmıştır. Verilerin toplanması amacı ile ölçekler öğretmenlere uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS 21 Paket Programı'ndan yararlanılmıştır. Araştırmada, öğretmen algılarına göre liderlik stillerinin (sürdürümcü ve dönüşümcü), cinsiyetin, öğretmenlik mesleğini sevmenin ve okul müdürünü sevmenin öğretmenlerin yaşam doyumu düzeyi üzerindeki etkisini belirlemek için Parametrik İstatistik olan Bağımsız Gruplarda t-testi Analiz Tekniği kullanılmıştır. Araştırmada ayrıca, yaşın öğretmenlerin yaşam doyumu düzeyi üzerindeki etkisini belirlemek için Parametrik Olmayan İstatistik olan Kruskal-Wallis H Analiz Tekniği kullanılmıştır. Farklılığın nereden kaynaklandığını saptamak amacı ile Mann-Whitney U Tekniği kullanılmıştır. Araştırmada, anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, okul müdürlerinin liderlik stillerini dönüşümcü liderlik stili olarak algılayan öğretmenlerin yaşam doyum düzeyleri yüksek çıkmıştır. Okul müdürünün liderlik stilini yüksek dönüşümcü liderlik stili olarak algılayan öğretmenlerin yaşam doyum düzeyi, düşük dönüşümcü liderlik stili olarak algılayan öğretmenlerin yaşam doyum düzeyinden anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin cinsiyetinin, yaşının, öğretmenlik mesleğini sevmenin ve okul müdürünü sevmenin yaşam doyumu düzeyi üzerindeki etkisine bakıldığında, araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin cinsiyetinin yaşam doyumu düzeyi üzerindeki etkisi anlamlı çıkmamıştır. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin yaşının yaşam doyumu düzeyi üzerindeki etkisi anlamlı çıkmıştır. Yaşı 30 yaş ve altında olan öğretmenlerin yaşam doyumu düzeyleri, yaşı 41-50 ve 51 ve üstü olan öğretmenlerin yaşam doyumu düzeylerinden anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Bu bulgu, yaş düzeyi arttıkça yaşam doyumu düzeyinin düştüğünü göstermektedir. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini sevmelerinin yaşam doyumu düzeyi üzerindeki etkisi anlamlı çıkmıştır. Öğretmenlik mesleğini seven öğretmenlerin yaşam doyumu düzeyleri, öğretmenlik mesleğini sevmeyen öğretmenlerinkinden anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin okul müdürlerini sevmelerinin yaşam doyumu üzerindeki etkisi anlamlı çıkmamıştır.

LiderlikLiderlik modelleriMüdürler+5
Tülay Sarıdemir
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin problemli internet kullanım davranışları ile yaşam doyumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Çağımızda gelişen teknoloji insanların ilgisini çekmeyi başarmıştır. Bilgisayar, cep telefonu ve internet sosyal etkileşimde dünya çapında bir çığır açmıştır. İnsanların ihtiyaçlarını giderirken, bilinçsiz kullanımlar neticesinde olumsuzluklara yol açabilmektedir. Genç yaşta problemli internet kullanımı insanların gelişimini olumsuz etkilemektedir. Aşırı ve kontrolsüz kullanımlar sonucu bireyin kendi ve çevresi ile alakalı yaşadığı sorunlar yaşam doyumunu da etkilemektedir. Bu araştırmada, ergenlerdeki problemli internet kullanımı davranışları ile yaşam doyumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Temel olarak araştırma nicel yöntemle gerçekleştirilmiştir. Nicel veri toplama aracı olarak Ceyhan, E., Ceyhan, A.A. & Gürcan, A.'nın , (2007) geliştirdiği ''PİKO-E (Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği) ve Diener, Emmans, Lorsen ve Giffin'in (1985) Yaşa Doyum Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırma örneklemi, 2014–2015 eğitim-öğretim yılı içerisinde Güngören ilçesinde ortaöğretimde okuyan 294 öğrencidir. İzzet Ünver Lisesi ve Sultan Alpaslan Anadolu İmam Hatip Lisesi ortaöğretim okullarına devam eden birinci(9), ikinci (10), üçüncü (11) ve dördüncü (12) sınıfta okuyan öğrencilerle, Kişisel Bilgi Formu, PİKO-E (Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği) ve Yaşa Doyum Ölçeği aracılığla veriler elde edilmiştir. Araştırmada, veriler Spss 17 istatistik programı kullanılarak korelasyon, t-testi, F-testi, ANOVA ve TUKEY testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre, internet kullanım süresi ve okuduğu sınıf arttıkça problemli internet kullanımının arttığı, sosyo-ekonomik düzeyleri yüksek öğrencilerin, evde internet kullanan öğrencilerin ve kardeş sayısı az olan öğrencilerin yaşam doyumlarının diğerlerine göre daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Problemli internet kullanımı ve yaşam doyumu ile ilgili okullarda öğrencilerin benlik saygılarını olumlu ya da olumsuz etkileyen deneysel araştırmalar yapılması sağlanmalıdır. Okul rehber öğretmeni öğrencilerin kişilik özelliklerinin, ana baba tutumlarının, sosyal çevrelerinin yaşam doyumlarını etkilemesi nedeniyle belirli periyodlarla çalışmalar yaparak öğrencilerin yaşamlarıyla ilgili riski en az düzeye düşürmede fayda sağlamaları önerilebilir. Yaşam doyumunun yapıcı ve destekleyici yaklaşımla, rehberlik etkinlik ve oturumlarının düzenlenmesi fayda sağlayabilir. NAHTAR SÖZCÜKLER: Problemli internet kullanımı, Ergen, Yaşam doyumu, İnternet Kullanımı.

BilinçdışıErgenlerErgenler+6
Muhammet Çınar
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çatalca'da yaşayan evli bireylerin bağlanma stilleri, romantik kıskançlık düzeyi ve evlilik doyumu arasındaki ilişki

Bu araştırmada Çatalca'da yaşayan evli bireylerin bağlanma biçimleri, kıskançlık düzeyleri, evlilik doyumları arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olup olmadığı ve bu değişkenlerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, evlilik süresi, evlenme biçimi ve çocuk sayısı açısından farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemi 200 kişiden oluşmaktadır (104 kadın- 96 erkek). Araştırma betimsel bir çalışma olup; örneklemi ise kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanmış olan Kişisel Bilgi Formu (KBF) verilmiştir. Katılımcıların bağlanma biçimini ölçebilmek için 1998'de Brennan, Clark ve Shaver tarafından geliştirilen 'Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II (YİYE II)' kullanılmıştır. Romantik kıskançlık düzeyini ölçmek için de Pines ve Arenson tarafından 1983'te geliştirilmiş olan 'Romantik Kıskançlık Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmada evlilik doyumu ise 2006 yılında Çelik tarafından geliştirilmiş olan 'Evlilik Doyumu Ölçeği (EDÖ)' ölçülmüştür. Verilerin analiz edilmesinde betimleyici istatistikler, Spearman Korelasyon Analizi, Mann-Whitney U analizi, Kruskal-Wallis H testi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan sonuçları bağlanma stiline göre evlilik doyumu ve kıskançlık düzeyinin değiştiğini göstermektedir. Demografik değişkenlerden, maddi durum ve eşin eğitim durumunun evlilik doyumu ve bağlanma stili üzende etkisinden söz edilebilmektedir. Regresyon analizleri sonuçları ise evlilikten alınan doyumun yordayıcılarının kaçıngan bağlanma ve maddi durum olduğunu söyler iken; kıskançlık tetikleyicilerinin yordayıcıları ise kaçıngan bağlanma ve evlilik doyumu olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Romantik Kıskançlık, Evlilik Doyumu.

BağlanmaBağlanma stilleriEvli çiftler+6
Büşra Girgin
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli bireylerin erişilebilir teknolojik araç kullanım düzeylerinin yaşam doyumlarına katkısı hakkında görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, erişilebilir teknolojik araç kullanım düzeylerinin görme engelli bireylerin yaşam doyumlarına katkısının incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, İstanbul ilindeki kartopu örnekleme çeşitlerinden amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiş 7'si erkek, 6'sı kız olmak üzere 13 yetişkin dönemindeki görme engelli birey oluşturmaktadır. Bu araştırmada katılımcıların konuya ilişkin görüşlerinin tespit edilmesi için yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan görüşme yöntemi ve yaşam doyum ölçeği uygulanmıştır. Çalışmamızda uyguladığımız; araştırma yöntemi, karma model yöntemine göre tasarlanmış durum çalışmasıdır. Bu modelde nitel ve nicel araştırma yöntemleri bir arada kullanılır. Nitel araştırma yönteminde, görüşme, gözlem ve döküman analizi gibi nitel veri toplama yöntemleri kullanılarak olaylar doğal ortamda gerçekçi ve bütüncül bir şekilde ortaya konulmaktadır. Yapılan görüşmelerin sonucu elde edilen görüşme metinlerinin analizinde içerik analizi kullanılarak, içerik analizi çeşitlerinden de "kategorisel analiz" gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel veri analizinde kategorizasyondan yararlanılarak iki verinin bulguları birbiri ile karşılaştırılmıştır. Engel durumlarından dolayı bireyler, özel ve kamusal alanda; eğitim eksikliği, destek ve ekipman eksikliği, önyargılar gibi fiziksel, çevresel ve toplumsal birçok sorunla karşılaşmaktadır. Bu durumların görme engelli bireylerde yetersizlik, korku ve bunalıma sebep olmaması, içe kapanık bir kişiliğe dönüşmemesi için eğitim ve destek büyük önem arz etmektedir. Ayrıca bir insana bağlı yaşamak, ayrımcılık ve toplumsal önyargılar görme engelli bireylerin yaşam doyumu düzeylerini olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuzlukları azaltmak ve görme engelli bireylerin hayata kolay uyum sağlayabilmesi ve bir insana bağlı olarak yaşama durumunun onlara verdiği psikolojik yükten kurtulması adına, teknoloji ve onun insana sağladığı kolaylaştırıcı aletler devreye girmektedir. Bu sıkıntılar erişilebilir teknolojik araçlar sayesinde bir bakıma aşılmıştır. Araştırmanın sonucunda; görme engelli bireylerin yaşam doyum düzeyleri ve yaşam doyum düzeylerine katkı sağlayan erişilebilir teknolojik araçlar ve bu araçlara duyulan ihtiyaçlar, yeterlilikleri, ulaşılabilirlikleri ve yaşanan sorunların belirlendiği söylenebilir. Toplum, özel kurumlar ve devlet olarak yapılabilecekler hakkında önerilerde bulunulmuş ve bu alanda literatüre katkı sunması açısından önemli bir çalışma olması umulmuştur. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Görme Engelli, Erişilebilirlik, Teknolojik araçlar, Yaşam Doyumu

ErişilebilirlikGörme engellilerTeknoloji kullanımı+1
Serap Çifcibaşı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dil kullanımı ile depresyon ilişkisinde varoluşsal iyi-oluş ve duygusal zekânın aracılık rolü

Bu araştırma dile dökülemeyen yaşantı ve duyguların, ruh sağlığı üzerinde nasıl etki bıraktığını tespit etme, bu çıkarımdan hareketle çözümleme ve olumsuz etkileri en aza indirgeme adına önerilerde bulunabilme bilinciyle yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada dil kullanımının depresyona olan etkisi varoluşsal iyi oluş ve duygusal zekâ aracı değişkenleri üzerinden incelenmiştir. Çalışma, yaşları 14-19 arasında olan 512 ergen bireyden oluşmakta olup bu katılımcıların 218'i kadın, 294'i erkektir. Araştırmada ölçüm araçları olarak;Demografik Bilgi Formu, Dil Hakkındaki İnançlar Ölçeği (BAFL), Varoluşsal İyi-Oluş Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Duygusal Zekâ Özellik Ölçeği–Kısa Formu uygulanmıştır. Veriler SPSS 21.0'de düzenlenip yapılsal model bakımından test edilmek adına Lisrel 8.51 programından yararlanılmıştır. Elde edilen bulgularla hipotez doğrulanmaya çalışılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, dil kullanımı ile depresyon arasındaki ilişkinin arka planında varoluşsal iyi oluş ve duygusal zekânın aracılık etkisinin olduğu görülmüştür. Tüm sonuçlar literatüre göre tartışılmış, araştırma ve uygulamaya yönelik ileride yapılabilecek çalışmalar önerilmiştir. Anahtar sözcükler: dil kullanımı, depresyon, varoluşsal iyi oluş, ontolojik iyi oluş, duygusal zekâ, yaşam doyumu, öyküsel yaklaşım.

DepresyonDil kullanımıDuygusal zeka+2
Ezgi Nur Şahin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversitedeki kız öğrencilerin yeme tutumlarının yaşam doyumu ve çocukluk çağı travmaları ile ilişkisi

Bu araştırmada üniversitede okuyan kız öğrencilerde yeme tutumlarının çocukluk çağı travması ve yaşam doyumu ile ilişkisi araştırılmıştır. Araştırmaya İstanbul'daki çeşitli devlet ve vakıf üniversitelerinde eğitim gören 268 kız öğrenci dahil edilmiştir. Öğrencilere sosyodemografik bilgi formu ile birlikte, Yeme Tutumları Testi, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre çocukluk çağı travmaları yeme tutumları ve yaşam doyumu üzerinde anlamlı etki yaratmaktadır. Çocukluk çağı travmalarından duygusal istismar, fiziksel istismar, duygusal ihmal ve cinsel istismar yeme bozuklukları düzeyini artırırken; duygusal istismar, fiziksel ihmal ve duygusal ihmal, yaşam doyumu düzeyini azaltmaktadır.

Kız öğrencilerYaşam doyumuYeme tutumu+2
Nilsu Gürcan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bağlanma stilleri ile cinsel doyum arasındaki ilişkide ontolojik iyi-oluş düzeyinin aracılık etkisinin yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmesi

Bu çalışmada, bağlanma stilleri ve cinsel doyum arasındaki ilişkide ontolojik iyi oluş aracı değişkeninin etkisi eş datası ile yapısal eşitlik modellemesi çalışması ile incelenmiştir. Araştırmanın evrenini 2015-2016 yılı içerisinde İstanbul, İzmir, Bursa, Eskişehir, Elazığ, Samsun gibi çeşitli illerde bulunanan evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini çeşitli kurumlarda tesadüfi olarak belirlenen evli bireylere kapalı zarf içinde ölçeklerin elden dağıtılarak gönüllülük esasına dayalı olarak ulaşılmasını kapsamaktadır. Örneklem, yaşları 23-60 yaşarası değişen toplamda 165 çiftten (165 kadın, 165 erkek N=330) oluşmuştur. Bağlanma ve cinsel doyumarasındaki ilişkide ontolojik iyi oluşun aracılık rolünü ölçmek amacıyla çalışmada, Kişisel Bilgi Formu, Anne Babaya Bağlanma Ölçeği, Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği (kadın/erkek), Ontolojik İyi-Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada literatür kapsamında öne sürülen hipotezler araştırma verileri ile doğrulanmıştr. Yapılan yapısal model analizine göre, bireylerin bağlanma stillerinin ontolojik iyi oluş üzerinden cinsel doyum ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen tüm sonuçlar igili literatüre göre tartışılmış ve uygulamaya yönelik ileride yapılabilecek çalışmalar konusunda önerilerde bulunulmuştur.

BağlanmaBağlanma stilleriCinsel doyum+5
Selda Demirtaş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin yaşam doyumlarının kaygı düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin yaşam doyumları ve kaygı düzeylerini; cinsiyet, yaş, okunulan fakülte, sosyoekonomik düzey, anne-bab tutumu, gelecekten beklenti ve dini inanç değişkenlerine göre incelemektir. Araştırmanın örneklemi, 2017-2018 öğreim yılında İstanbul Arel Üniversitesi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nin farklı bölümlerine devam etmekte olan 246 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Öğrencilerin yaşam doyumu düzeyini belirlemek amacıyla Diener ve ark.(1985) tarafından geliştirilen ve Köker (1985) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan "yaşam doyumu ölçeği"; kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla da Beck ve ark. (1988) tarafından geliştirilen ve Ulusoy ve ark.(1998) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan "beck anksiyete ölçeği"; bağımsız değişkenlerle ilgili bilgileri elde etmek amacıyla da araştırmacı tarafından oluşturulan "kişisel bilgi formu" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu ve kaygı düzeyleri; cinsiyet, yaş, okunulan fakülte, sosyoekonomik düzey, anne-baba tutumu, gelecekten beklenti ve dini inanç değişkenlerine göre değişmektedir. Bulgular doğrultusunda sonuçlar tartışılmış olup önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yaşam doyumu, Mutluluk, Durumluluk- sürekli kaygı, Üniversite Öğrencileri, İyi oluş.

KaygıKaygı düzeyiMutluluk+5
Zeynep Akın Çiçek
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00

Related subjects