Literary works
391 theses under this subject heading
Nurmırat Sarıhanov'un Yagtılıga Çıkanlar Povesti (Dil incelemesi-transkripsiyonlu metin-aktarma-dizin)
Türkmen yazı dilinin gelişiminin bir bütün olarak ele alınabilmesi için Türkmenistan edebiyatının tarihi dönemlerine ait eserlerinin incelenmesi önem arz etmektedir. Türkmen edebiyatı dönemleri incelendiğinde İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki Türkmen edebiyatının hem edebiyat açısından hem de bu eserlerin dili açısından ayrı bir önemi olduğu anlaşılmaktadır. Bu yıllar "durgunluk dönemi edebiyatı" olarak nitelendirilse de Türkmen edebiyatının parlak aydın, yazarlarının mücadelesinin ortaya konulduğu dil açısından Türkmen Türkçesinin halkın günlük söylemindeki canlı birçok ifadeyi barındıran eserler yayınlanmıştır. Bu eserlerden biri de Nurmırat Sarıhanov'a ait olan Yagtılıga Çıkanlar povestidir. Tez çalışmamız giriş, ses bilgisi, şekil bilgisi, metin transkripsiyonu, metnin Türkiye Türkçesine aktarımı, dizin ve sonuç olmak üzere altı bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın giriş bölümünde Türkmen edebiyatı ile ilgili açıklamalarda bulunarak yazarın hayatının geçtiği dönem ve yazar hakkında bilgiler verilmiştir. Ses bilgisi bölümünde ünlü ve ünsüzler, art süremli olarak ele alınarak ses olayları tespit edilmiştir. Şekil bilgisi bölümünde metinde geçen isimler, sıfatlar, zarflar, zamirler, edatlar ve fiiller sınıflandırılarak ele alınmıştır. Dizin bölümünde metnin gramatikal dizini verilmiştir. Kiril alfabesiyle yazılan povestin transkripsiyonu yapılarak Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkmen Türkçesi, Nurmırat Sanhanov, Yagtılıga Çıkanlar, ses bilgisi, şekil bilgisi.
Diller arasındaki yapısal farkların edebî çeviri sürecine etkisi: Halid Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu romanı örneğinde
The idea that the activity of translating is not a mere linguistic transfer but rather that it is a multidimensional activity with complex nature is accepted by modern translation theories in general. What complicates the work of translating so much is the existence of several factors which influence the process of translating directly or indirectly. Structural differences between the languages involved in the translation process are an example for one of these factors which influence the translation process directly. There are some similarities between certain languages in the world, as they belong to the same language family. But it is not possible to speak about a complete identity even between these languages. Since the lifestyle and cultural values of a community affect the morphology, the syntax and the vocabulary of a language. On the basis of these presuppositions, this study seeks to answer the question: "What effect do the syntactical and morphological differences between Turkish and German have on the literary translation process?". In accordance with this purpose, Halid Ziya Uşaklıgil's novel Aşk-ı Memnu and its German version with the title Verbotene Lieben translated by Wolfgang Riemann were analyzed comparatively on the basis of translation theories. First of all, the source text and its translation were analysed by taking the "translation-oriented text analysis model" of Christiane Nord as a basis. After that, the translation problems caused by interlingual structural differences were determined and it was examined which translation techniques were used by the translator to solve such problems. As a result, it was noticed that the translator preferred a content-oriented method of translating by disregarding some of the literary characteristics of the source text. In the translation process, he paid special attention to making the source text easily readable for German readers. But in the translation analyses it was determined that for some parts of the source text it was possible to keep both the content and the literary style of the source text. Keywords: Literary Translation, Aşk-ı Memnu, Interlingual Structural Differences, Style
Jean Jacques Rousseau'nun Emile eserindeki çocuk eğitimi düşüncesinin eğitim programlarına yansıması
Amaç: Araştırmanın temel amacı Jean Jacques Rousseau'nun Emile adlı eserindeki çocuk eğitimi ile ilgili düşüncelerinin öğretmen görüşleriyle birlikte değerlendirilerek günümüz eğitim sistemiyle örtüşen yönlerinin olup olmadığını belirmektir. Yöntem: Temel nitel araştırma deseni kullanılan bu araştırmaya Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilk ve ortaokul kademesinde görev yapan 20 öğretmen katılmıştır. Araştırmada nitel veri toplama tekniklerinden doküman analizi ve araştırmacının hazırladığı yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Bulgular: Araştırmada Rousseau'nun Emile adlı eserinde ortaya koyduğu çocuk eğitimi ile ilgili düşünceleri çoğunlukla günümüzde kullanılan eğitim programına yansıdığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin görüşlerinden elde edilen bir başka bulgu ise Rousseau'nun kitabında ortaya koyduğu görüşleriyle günümüz eğitim programının özellikleri örtüşse de programın pratikte uygulamaya yansımadığı ya da yetersiz yansıdığı belirlenmiştir. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonucunda öğretmenlerin Rousseau'nun çocuk eğitimi ile ilgili görüşlerinin çoğuna katıldıkları bulunmuştur. Aynı zamanda öğretmenlerin Rousseau'nun düşüncelerinin büyük kısmının günümüz öğretim programlarına yansıdığı görüşünde oldukları belirlenmiştir. Bununla birlikte Rousseau'nun çocuk eğitimi ile ilgili görüşlerinin programların uygulama boyutunda yeterli yer bulamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Programların uygulanma sürecini etkileyen eksikliklerin ve aksaklıkların giderilerek yeniden düzenlenmesi için Rousseau'nun eğitim ile ilgili ortaya koyduğu düşüncelerinden yararlanılabilir.
Değerler eğitimi açısından Kutadgu Bilig
Değerler, bir toplumun temelini oluşturan yapı taşlarıdır. Nesilden nesile çeşitli yollarla aktarılarak toplumların günümüze kadar varlığını devam ettirmelerini ve toplumların sanat, bilim, teknik, sağlık gibi birçok alanda gelişmelerini sağlamışlardır. Bu çalışmada İslami Türk Edebiyatının ilk yazılı eserlerinden birisi olan Kutadgu Bilig Talim Terbiye Kurulu'nun Değerler Eğitimi Yönerges'inde bulunan, öğrenciler açısından önem arz eden değerler bakımından incelenmiş ve bu eserin değerler eğitiminde materyal olarak kullanımı üzerinde durulmuştur. Beyitlerin tespitinde Fikri Silahdaroğlu'nun Günümüz Türkçesi ile Kutadgu Bilig Uyarlaması adlı eseri kullanılmıştır. Eserde yazarın kullandığı değer öğretim yöntem ve tekniklerini belirlemek için ise Reşit Rahmeti Arat'ın Türkçe'ye çevirdiği Kutadgu Bilig adlı eser kullanılmıştır. Amacımız Kutadgu Bilig'in değerler eğitiminde materyal olarak kullanımı ve eserde değer öğretiminde hangi yöntemlerin kullanıldığının ortaya konulmasıdır. İlk olarak "Eğitim" ve "Değer" kavramlarından hareket edilerek araştırmaya giriş yapılmış ve bu kavramlar üzerinden asıl konumuz olan Değerler Eğitimi, Değerler Eğitiminde aile, okul, öğretmen, edebi eserlerin rolü ve Değerlerin işlevleri, sınıflandırılması konusu hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Ardından Kutadgu Bilig'in tarihsel süreci ve eserin sahibi Yusuf Has Hacip hakkında gerekli bilgiler verilerek belirlediğimiz on dokuz değerle ilgili beyitler Kutadgu Bilig'den tespit edilerek analiz edilmiştir. Değerlerin eserden tespitinden sonra yazarın değer öğretiminde kullandığı yöntem ve teknikler tespit edilerek Kutadgu Bilig'in din ve değer öğretiminde materyal olarak kullanımı hakkında örnek ders modelleri üzerinden bilgi verilmiştir.Çalışmamızda betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Tespit edilen beyitler eserden aynısı gibi alınarak tablolar halinde yazılmış ve yorumlanmıştır. Anahtar Kavramlar: Eğitim, Değer, Değerler Eğitimi, Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hacip
İsmail Hâmi Danişmend, eserleri ve tarihçiliği
Bu çalışmada Türk tarihine önemli katkılar sunan tarihçi İsmail Hâmi Danişmend'in hayatı, eserleri ve tarihçiliği konuları işlenmiştir. 1889 yılında Merzifon'da doğan İsmail Hâmi Bey, Türk tarihi ve kültürü üzerine oluşturduğu eserlerle birlikte şiirler yazmış, dil çalışmaları ve çeviriler yapmıştır. Eserlerinin büyük kısmını 1955 yılında "vatana ihanet" suçlaması ile yargılandığı Ankara İstiklal Mahkemesi'nden beraat ettikten sonra oluşturmuştur. Eserlerini oluştururken Ayasofya ve Nuru Osmaniye Kütüphanelerinde; Başbakanlık, Osmanlı ve Fetih Cemiyeti arşivlerinde araştırmalar yapmıştır. Eserleri akademik çalışmalar şeklinde olmayıp geleneksel tarihçiliğin özelliğini taşımakta, bu yönüyle de geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de: İsmail Hâmi Danişmend'in çocukluğu, gençliği, tahsil hayatı, çalışma hayatı, evlilikleri, şahsiyeti, siyasi hayatı ve vefatı çalışmalarına yer verilmiştir. İkinci Bölüm'de: İsmail Hâmi Bey'in eserleri yayın tarihine göre verilip daha sonra eserlerinin tanıtımları yapılmıştır. Eserlerinden bağımsız olarak makale ve konferansları konularıyla birlikte tarih sırasına göre verilmiştir. Üçüncü Bölüm'de: İsmail Hâmi Bey'in tarihçiliğinden, eserlerinde işlediği konulardan yola çıkarak görüşlerinden ve oluşturduğu eserlerle Türk tarihine olan katkısından bahsedilmiştir. Anahtar Kavramlar: İsmail Hâmi Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, Milliyetçilik, Türklük, Türk Kültürü.
Çağdaş batı literatüründe Kur'an metnine yaklaşımlar: Metin bütünlüğü arayışları
Kur'an'ın metin yapısı, XIX. yüzyıldan itibaren Batılı Kur'an araştırmalarının en dikkat çekici konuları arasında yer almıştır. Bahsi geçen dönemle birlikte beliren "dağınık metin" tasavvuru, 1980'lere kadar devam etmiştir. Sonrasında, Kur'an'ın "bütüncül metin" olduğu varsayımı temelinde yeni yaklaşımlarla karşılaşılmaktadır. Bu kapsamda, kısa Mekkî sûrelerden başlayıp Kur'an metninin tamamına uzanan seviyelerde bütünlük arayışını ifade eden esaslı bir literatür teşekkül etmiştir. Kur'an metininin yapısına ilişkin Batılı tasavvurda meydana gelen böylesine önemli bir evrilmenin nedenlerinin tespiti, Batılı Kitâb-ı Mukaddes ve Kur'an araştırmalarının tarihî ve teorik arka planının aydınlatılmasıyla mümkündür. Bu zaviyeden bakıldığında, XIX. yüzyıldan XX. yüzyılın son çeyreğine kadar bahsi geçen alanlarda tarihsel-eleştirel metotların etkili olduğu görülmekte ve bu etki neticesinde Kur'an'ın tarihsel metin olarak incelendiği bir döneme tanık olunmaktadır. Bu süreçte Kur'an'ın kendi tarihini aydınlatacak en otantik tarih metni olarak telakki edilmesi ise, metnin kronolojik tertibine yönelik arayışları beraberinde getirmiştir. Bu dönemde hâkim kanaat, mevcut tertibi itibariyle pek çok edebî "kusur" barındırdığı düşünülen Kur'an metninin, bir tarihsel akış sunmaktan da hayli uzak bir yapıda olduğu şeklindedir. Ne var ki, Kur'an metninin kronolojik tertibine ilişkin çalışmalar, ne tarihsel akış ne de varsayılan edebî sorunsalların çözümü hususunda kayda değer neticeler doğurmuştur. Bu durum, "metin yapısı probleminin" çözümü bağlamında yeni arayışları beraberinde getirmiştir. 1950'lerden sonra çağdaş edebiyat kuramlarında ve Kitâb-ı Mukaddes araştırmalarında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu dönemde bahsi geçen alanlarda metin-merkezli yaklaşımların öne çıkması ve metnin kendisinin; yazarından ve tarihinden daha güçlü bir otorite haline gelmeye başlaması, Kur'an'ın Mushaf tertibinin mantığı üzerinde yoğunlaşan bir literatürü teşvik etmiştir. Söz konusu arka planda öne çıkan üç yaklaşımdan birincisine göre, metin bütünlüğünün tespiti için Kur'an, kendi tarihinde metinlerarası bir okumaya tabi tutulmalıdır. Bunun için İslam literatüründen ziyade; kâhin sözleri, kaside, Kitâb-ı Mukaddes gibi "harici" verilere müracaat edilmelidir. İkinci yaklaşımda Kur'an metni, büyük ölçüde tarihinden bağımsız olarak temalar, hitap ifadeleri, kalıp ifadeler, tekrarlar ve retoriğe konu olan bazı unsurlar yardımıyla incelenmelidir. Üçüncü yaklaşımda Kur'an'ın Grek değil Sami kültürüne ait bir metin olduğu, Sami retoriğinde metinlerin doğrusal (lineer) ilerlemekten ziyade simetrik yapılardan oluştuğu vurgulanmaktadır. Yine bu kapsamda bazı sûrelerin ve âyet pasajlarının sahip olduğu varsayılan simetrik yapılardan hareketle bunların dinsel çoğulculuk mesajı içerdiği iddia edilmektedir. Bütün bu yaklaşımların, kayda değer bulguların yanı sıra yer yer öznellik, genelleştirme, indirgemecilik, eklektisizm ve tarihsel veri sıkıntısı gibi birtakım zafiyetler barındırdığı görülmektedir.
Refik Halid Karay'ın eserlerindeki hayvan unsurları
Hayvanlar, aynı gezegeni paylaştığımız yaşam ortaklarımızdır. En eski tarihi bulgulardan günümüze kadar bakıldığında hayvanların insanlığın yaşamındaki önemi dikkat çekmektedir. Vahşi ve yırtıcı olan hayvanlara karşı duyulan korku, insanların buluşlar yapmasını sağlamış ve medeniyete uzanan yolda önemli bir etken olmuştur. Kimi zaman İnsanlar hayvanlarla dostluk etmiş kimi zaman ise hayatı kolaylaştırmak adına çeşitli alanlarda hayvanlardan faydalanmıştır. Hayvanların yaşamımızdaki önemli yeri, bu durumun sanata yansımasını sağlamıştır. Duvar resimlerinde, heykellerde arkeolojik kazılarda bulunan günlük yaşam ürünlerinde hayvan figürlerinin izlerine rastlanmaktadır. Destanlar, efsaneler, masallar hayvan unsurları ile doludur. Günümüze yaklaştıkça her edebi dönemde, edebi ürünlerde hayvanlara yer verildiği görülmektedir. Hayvanlar edebi ürünlerde; savaş esnasında sahibiyle mücadele veren bir dost, kişinin yiğitliğini kanıtlamak amacıyla yenmesi gereken güçlü bir varlık, haberci, uysal, çalışkan, azimli, lider, sinsi, kötü niyetli gibi yönleriyle ele alınmış ve bunlar gibi pek çok kavramın simgesi olacak şekilde kullanılmıştır. Ömrü boyunca çok sayıda eser veren Refik Halid Karay'ın eserlerinde hayvanları kullanma sıklığı dikkat çekicidir. Kendisi de farklı hayvanların bakımını üstlenmiş olan yazar, çok çeşitli hayvan adlarını eserlerinde kullanmış, hayvanları kullanarak soyut kavramları somutlaştırmıştır. Yazarın eserlerinde hayvanları günlük yaşamın bir parçası, binek hayvanı, etinden faydalanılan bir varlık şeklinde kullandığını gördüğümüz gibi dostluk, sinsilik, cesaret, güçlülük, art niyetlilik, ağırkanlılık, sevimlilik, güzellik, çeviklik gibi soyut kavramları karşılayacak şekilde kullandığı da görmekteyiz. Yaptığımız araştırma sonucunda hayvanların insan yaşamında aslında ne kadar önemli bir yeri olduğu saptanmıştır. Bu tez ile Refik Halid Karay'ın eserlerinde hayvanları kullanma biçimini tespit etmek amaçlanmıştır. Bununla birlikte insanlarla ortak yaşam alanını paylaşan hayvanlara şefkat ve saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulamak, bir nebze olsun farkındalık kazandırmak da hedeflenmektedir.
Cahit Irgat ve eserleri üzerine bir inceleme
Cahit Saffet Irgat ve eserleri üzerine olan çalışmamız giriş kısmından ve 3 bölümden oluşacaktır. Birinci bölümde Cahit Irgat'ın biyografisi hakkında genel bilgilere yer verilecektir. Edibin biyografisi üzerine yapılan bu araştırma ile edebiyat tarihimizin bir dönemine ışık tutmak amaçlanır. Türk edebiyatı tarihinde, edebiyatın toplumsal işlevinin son derece ileri boyutlarda algılandığı, toplumu yeniden oluşturmanın aracı görüldüğü Cumhuriyet dönemi edebiyatının 1940'lı yıllarından başlayıp etkin olarak 1971 yılına kadar bu dönemde eser vermiş yazarlar arasında yer alır. Siyasi ve ekonomik anlamda Türkiye'nin en bunalımlı yıllarına şahit olan yazar, yaptıkları ve yazdıklarıyla Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edinmiştir. Bu bağlamda ikinci bölümde edebî kişiliği üzerine bir inceleme yapılacaktır. Üçüncü bölümde de yazarın eserleri ele alınacaktır. Cumhuriyet döneminin bu hareketli ve çalkantılı yıllarında toplumcu-gerçekçi anlayışa uygun yapıtlar veren Cahit Irgat'ın eserlerindeki konu ve fikirleri tespit etmeyi, yorumlarını, eleştirilerini ve düşüncelerini belirleyip ortaya çıkarmayı ve bu yoldan ilerleyerek edebiyat tarihçiliğine katkıda bulunmayı öngördük.
Nuri Pakdil'in hayatı-eserleri ve hayatı ekseninde tiyatrolarının incelenmesi
Nuri Pakdil, yazılarıyla olduğu kadar Edebiyat dergisi ile de çevresini yetiştirmiş Türk Edebiyatının önemli üstadları arasında yer alır. Bütün hayatı boyunca yaşadıklarını hep en üst duyarlılıkla hissetmiş, insanın modern çağda duyarsızlaşmasına da yine en üst seviyede tepki göstermiştir. Onun bütün yönü Mutlak Öğretiye doğru olmuş ve bu öğretiden uzaklaştıran her unsuru bütün eserleriyle gözler önüne sermiştir. Bu tezin amacı Nuri Pakdil'in bütün hassaslıklarının toplamı olan hayatını, eserlerini ve bu hayatının yansıması olan eserlerinden tiyatrolarını incelemektir. Tiyatro, ona göre temelinde 'eylem' olduğu için bütün türlerden üstündür. İnsanlığı devrim ateşine yönlendiren eserlerinin yanında bu sözlerini eyleme dönüştüren tiyatroları da tezimizin önemli bir bölümüdür. Bu nedenle tezin ilk bölümünde Nuri Pakdil'in çocukluğundan başlayarak ömründeki aile, çevre, eğitim ve iş hayatı anlatılır. Yazmaya başlama sürecinden günümüze kadar geldiği nokta aktarılır. İkinci bölümde bütün eserleri türlerine göre gruplandırılarak incelenir. Eserlerin dış yapılarından, basımlarına, sayfa sayılarından, genel konularına ve eserlerdeki önemli sözlerine kadar incelemesi yapılır. Her eser hakkında diğer önemli sanatçıların görüşlerine de yer verilir. Üçüncü bölümde Nuri Pakdil'in tiyatroları ele alınır. Öncelikle tiyatro kavramı tanımlanmaya çalışılır, tiyatronun gelişimi ve türleri hakkında bilgi verilir. Bu bilgiler ışığında Nuri Pakdil'in tiyatrolarının hangi tiyatro tarzında olduğuna da açıklık getirilmeye çalışılır. Bütün yazarlarda olduğu gibi Nuri Pakdil'in de sözleri hayatından bağımsız değildir. Bu nedenle eserlerine ve tiyatrolarına hayatı ekseninde açıklık getirilmeye çalışılır. Anahtar Kelimeler: Kudüs, Anne, Mutlak Öğreti, Yabancılaşma, Eylem, Devrim, Umut, Deneme, Sessizlik, Edebiyat Dergisi, Absürt Tiyatro.
Türk edebiyatında Gülşenî gelenek: Şairler, eserler, kavramlar
Gülşenîlik, Halvetîliğin Rûşeniyye kolundan türeyen ve temelleri İbrahim Gülşenî tarafından Mısır / Kahire Bâbüzüveyle'deki tekkede atılan bir tarikattır. Gülşenîlik, Osmanlı şairlerinin en çok itibar ve intisap ettiği tarikat olmasıyla tasavvuf şiiri açısından önemli bir yere sahiptir. Gülşenî şairlerin meydana getirdikleri eserleri dinî edebiyat bakış açısıyla ele alarak bu tarikatın edebî birikimini bir bütün olarak değerlendirmenin amaçlandığı tezimizde Gülşeniyye tarikatı hakkında genel ve öz bir malumat verilmiş, Gülşenîliğin etkili olduğu 16. - 20. yüzyıllar arasında manzum eser veren şairler ve bu şairlerin Türk edebiyatına kazandırdığı edebî birikim ortaya konmuştur. Gülşenî şairlerce yazılmış manzum eserler dil, üslûp, vezin, nazım şekilleri, nazım türleri gibi edebî yönlerden ve eserlerdeki dinî-tasavvufî kavramlar üzerinden incelenmiştir.
Ali Halim Neyzi'nin romanları üzerine bir inceleme
Ali Halim Neyzi, Türk edebiyatına birçok türde eser kazandırmış bir yazardır. Çalışmamızda Neyzi'nin on üç romanı incelenmiş olup roman tekniği ve romanları ile anıları arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır. Neyzi romanlarında gerçek âlem ve kurmaca âlemi özdeştirerek kendisine has bir roman dünyası yaratır. Yaşadığı, tanık olduğu olayları romanları vasıtasıyla gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan Neyzi'nin romanları edebî değerlerinin yanında bir devri ele alan içerisinde akan yaşamı da barındıran eserler olma özelliğini taşımaktadır. Çalışmamızda Ali Halim Neyzi'nin romanları üç başlıkta incelenmiştir. Birinci bölüm "Ali Halim Neyzi'nin Hayatı, Sanatı ve Eserleri" başlığı ile hayatı ve edebi yaşamının ardından eserleri ile ilgili genel bilgi verilmiştir. İkinci bölüm "Ali Halim Neyzi'nin Romanları" başlığı ile romanlar olay örgüsü, zaman, mekân, anlatım teknikleri kavramları etrafında tahlil edilmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümde ise "Ali Halim Neyzi'nin Romanlarında Anının Yeri ve Önemi" başlığı altında romanların kurmaca mı yoksa gerçek âleme mi ait olduğu romandaki bulgular etrafında incelenmiştir. Çalışmamız genel bir değerlendirmenin yer aldığı sonuç ve kaynakça bölümleri ile bitirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ali Halim Neyzi, Roman, Roman Tahlili, Olay Örgüsü, Zaman, Mekân, Kişiler, Anlatım Teknikleri.
Yabancılara Türkçe öğretiminde metin uyarlama ve Memduh Şevket Esendal'ın "Pazarlık" hikayesinin 2 seviyesine göre uyarlanması
Yabancı dil olarak Türkçenin öğretimi amaçlı ders kitabı ve akademik pek çok kitap basılmıştır. Ancak öğrenciler yardımcı materyallere ihtiyaç duyduğunda, alanda basılan kaynaklar yetersiz kalmaktadır. Özellikle okuma ve anlama beceresine katkıda bulunacak kaynaklar azdır. Bu çalışmada Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenler için özgün metinleri uyarlamada kullanılacak yöntemler açıklanmıştır. Bir uyarlama örneği olarak, özgün bir metin olan "Pazarlık" hikâyesi A2 seviyesine göre uyarlanarak çalışmada verilmiştir. Çalışmanın evrenini Memduh Şevket Esendal'ın hikâyeleri, örneklemini Memduh Şevket Esendal'ın "Pazarlık" isimli hikâyesi oluşturmaktadır. Tarama yöntemiyle A2 seviyesine uygun olmayan dil bilgisi yapıları ve sözcükler tespit edilmiştir. Bu yapılar ve sözcükler Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Metninde belirlenen seviyelerin kazanımları ve İstanbul Yabancılar İçin Türkçe A1 ve A2 Ders Kitapları, , Yedi İklim Yabancılar İçin Türkçe A1 ve A2 Türkçe Ders Kitapları, Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Temel Seviye Ders Kitabı ve Gazi TÖMER Yabancılar İçin Türkçe A1 ve A2 Ders Kitaplarında yer alan dil bilgisi kuralları dikkate alınarak uyarlanmıştır. Bu setlerde ayrıca okuma öncesi, okuma sırası, okuma sonrası yapılan etkinlikler incelenmiş, uyarlanan metin için etkinlik örnekleri hazırlanmıştır. Yeni Türk Edebiyatı eserlerinin yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılması Türk Edebiyatının ve Türk kültürünün yakından tanınmasına olanak sağlamaktadır. Bu çalışma ile ayrıca Yeni Türk Edebiyatının farklı kültürlerde de tanınması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Metin uyarlama, yabancılara Türkçe öğretimi, yeni Türk edebiyatı, Memduh Şevket Esendal, okuma metinleri.
Michael Ende'nin çeviri çocuk edebiyatı kitaplarının çocuk edebiyatına uygunluğu ve çocuk edebiyatının temel ögeleri bakımından incelenmesi
Michael Ende'nin Çeviri Çocuk Edebiyatı Kitaplarının Çocuk Edebiyatına Uygunluğu ve Çocuk Edebiyatının Temel Ögeleri Bakımından İncelenmesi Çocukla buluşacak olan kitaplar çocuğun hayal evrenine dili ve görselliğiyle ulaşabilmeyi başardığı oranda işlevini yerine getirebilir. Düşünen, sorgulayan, okuma alışkanlığı edinmiş bireyler çocukluğunda kendisine o dünyayı açan kitaplarla buluşabilmiş kimselerdir. Bu tezin hedefi Michael Ende'nin eserlerini çocuk edebiyatının temel özellikleri açısından incelemektir. Bu çalışmada Michael Ende'nin Çocuk Edebiyatına yönelik olarak üretmiş olduğu eserler çocuk edebiyatının temel ilkelerine ve çocuk edebiyatına uygunluğu bakımından incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma türlerinden olan belge (doküman) incelemesi tekniğinden yararlanılmıştır. Michael Ende'nin basımı olan Türkçeye çevirisi yapılan eserleri üzerinde araştırma yapılmıştır. Toplamda 5 kitap incelenmiştir. Araştırma 4 bölümden oluşmaktadır. Kitaplar ise iç yapı ve dış yapı olmak üzere iki başlığa göre incelenmiştir. Yapılan incelemelerden elde edilen sonuçlara bakıldığında eserlerde kahramanların çocukların özdeşim kurabileceği karakterler olduğu belirlenmiştir. Konularının hayatı ve insanı anlamlandırabilme açısından okura yön verdiği görülmüştür. İncelenen kitaplar verdiği mesaj açısından çocuk edebiyatına elverişli görülmüştür. Dil ve anlatım özelliklerinin genel olarak Türkçe bilincini yansıttığı gözlemlenmiştir. Resim özellikleri bakımından okurun hayal kurmasında ve içeriği tahmin etmesinde kolaylaştırıcı etkisinin olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Çocuk, çocuk ve edebiyatı, çocuğa görelik, Michael Ende
Kâtib Çelebi'nin Fezleke'sindeki şair biyografileri
Kâtib elebi birçok alanda kaleme aldığı eserleriyle 17. yüzyılın en nemli ilim adamlarından biridir. Eserleri hem yaşadığı d neme ışık tutmuş hem de ünümüze kadar yapılan birçok çalışmada kaynak olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise Osmanlı tarihi ve Osmanlı biyo ra i eleneği hakkında çalışma yapanların başvurduğu eserlerinden biri de Fezleke'dir. Bu çalışmada Osmanlı biyo ra i eleneğinin nemli bir rneği olan Fezleke ele alınmıştır. Fezleke'deki şairlerin derli toplu bir şekilde edebiyat dünyasına kazandırılması amaçlanmıştır. Eser dikkatli bir şekilde incelenmiş ve 110 şair tespit edilmiştir. Tespit edilen şairler hakkındaki bil iler klasik kaynakların çoğuyla ve modern kaynakların bir kısmıyla karşılaştırılarak esere ori inallik kazandıran bil iler üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: 17. yüzyıl Kâtib elebi Fezleke, şair biyografi.
"Klasik edeb kaynaklarında Sokrat'a nispet edilen anekdotik ve hikemi merviyyât
Klasik Arap nevâdir eserlerinde filozof Sokrat'ın yeri çok önemlidir. Klasik edeb kaynak- laın muhtevasında yer alan Sokrat'a ait mizahi parçalar, anekdotik anlatımlar ve filolojik mahiyetteki espriler dolayısıyla mizah tarihi açısından da çok zengindir. Bu çalışmada Sokrat'a nispet edilen anekdotik ve hikemî sözlerini incelenmiştir; Sokrat'ın hayat felse- fesine dair bir takım görüşleri, hayatındaki kişiler (karısı, öğrencileri, krallar) gibi, haya- tının bilinmeyen bazı yönleri, karısıyla arasında geçen kimi diyalog ve polemiklerden, ev haline dair bazı rivayetlerin satır aralarından, keza dost ve öğrencileriyle münasebetlerin- den bahsedilmiştir. Ayrıca Sokrat'a nispet edilen özlü sözlerden hikemiyâtı bazı veciz, tema itibariyle çarpıcı, üslup bakımından da sanatlı olan nitelikli bazı örneklere(hak, ha- kikat,zülüm, bilgi, cehalet,akıl,düşünce, soyluluk, kötülük,) gibi ve pratik hayatın tecrü- besinden doğan bilgece yaklaşımlarına da yer verilmiştir.
Cezaevı̇ edebı̇yatı bağlamında Eymen el-Utûm'un "Yâ Sâhı̇bey'ı̇s-Sı̇cn" adlı romanının yapı ve ı̇çerı̇k bakımından ı̇ncelenmesı̇
Genel olarak, Okyanus'tan Körfez'e otoriter rejimlerin hâkim olduğu Arap ülkelerinde yaşanan siyasî despotizm sosyal, kültürel ve ekonomik birçok alanda etkisini göstermekle birlikte edebî alanı da etkilemiş ve böylece cezaevi edebiyatının ortaya çıkmasında bir etken olmuştur. 20. yy'ın ilk çeyreğinde liberal, solcu ve sağcı farklı siyasî eğilimdeki birçok yazar ve şair, otobiyografi, biyografi, anı, roman ve şiir gibi edebî türlerden eserler vererek cezaevi edebiyatının oluşumuna katkı sağlamışlardır. Böylece cezaevi edebiyatı günümüzde modern Arap edebiyatının önemli bir parçası haline gelmiştir. Buna rağmen akademik çalışma sahasında pek rağbet görmemiştir. Biz bu çalışmada cezaevi edebiyatına dair yapılan önceki tanımlamaları karşılaştırarak daha uygun bir tanım bulmaya ve bu tanım üzerinden cezaevi edebiyatına ait ortak özellikleri tespit etmeye çalıştık. Daha Ürdünlü yazar Eymen el-Utûm'un cezaevi romanına güzel bir örnek olarak değerlendirdiğimiz "Yâ Sâhibeyi's-Sicn" adlı eserini yapı ve içerik bakımından inceledik.
Suriye'de çocuk edebiyatı ve bir çocuk edebiyatçısı olarak Süleyman el-İsa
Tarih boyunca pek çok medeniyet ve devlete beşiklik etmiş olan Suriye toprakları, uzun bir dönem Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetilmiştir. Coğrafî keşifler, reform ve rönesans hareketleri, sanayi devrimi ve Fransız ihtilali gibi gelişmeler, Batıda siyasî, askerî, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda birbirini etkileyen pek çok değişimlere sebep olmuş; bu sayede Batı dünyası birçok büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Bu gelişmeler, Osmanlı İmparatorluğu bünyesindeki tüm halkları etkilemiştir. Özellikle sanayi devrimi sonrası artan hammadde ihtiyacı, zengin kaynaklara sahip toprakları Batı'nın hedefi haline getirmiştir. Dolayısıyla Batılı devletler, hammadde ihtiyaçlarını karşılamak için dünyanın pek çok bölgesini işgal etmişler; işgal ettikleri coğrafyalarda, planlı bir şekilde Batı kültür ve düşüncesini yaymaya çalışmışlar; kendilerine engel olarak gördükleri imparatorlukları parçalayarak dünyanın pek çok bölgesinde maddi ve manevi sömürünün yollarını açmışlardır. Batı'nın, ilim, teknik, askeri ve ekonomik alanda kat ettiği ilerlemelerden etkilenen geri kalmış ülkelerin yönetici ve aydınlarının, ilerlemek için Batıya öykünmeleri sömürgecilik faaliyetlerini kolaylaştırmıştır. Çünkü onları taklit etme, özellikle Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde yer alan bölgelerdeki pek çok gencin, eğitim için Batılılar tarafından açılan okullara veya oradaki ülkelere özellikle Fransa'ya yönelmesine sebep olmuştur. Böylece İmparatorluk bünyesinde ilerlemek için çözüm olarak sunulan Batı kültür ve düşüncesini takip etmek gerektiği fikri, bu tarz eğitim alarak yetişen aydınlar aracılığıyla yayılmaya başlamıştır. Batı kültür ve düşüncesinin yayıldığı araçlarından biri çocuk edebiyatıdır. Çocuk edebiyatı, 18-19. yüzyılda toplumsal kalkınma konusunda çocuğun rolünün keşfedildiği Batı'da, özellikle psikoloji, eğitim bilimleri gibi ilimlerin ilkeleri doğrultusunda çocuklara yönelik edebî ürünler yazılmasını ve çocukların o edebî ürünlerde sunulan değerlere göre yetiştirilmesini hedefleyen bir edebiyattır. Çocuk edebiyatı, daha sonra Batı kültür ve düşüncesinden etkilenen coğrafyalarda da yayılmıştır. Modern çocuk edebiyatı ürünlerinin, Arap coğrafyasında 19. yüzyılın ortalarından sonra ilk önce Mısır'da, ardından Suriye'de yazılmaya başlandığı anlaşılmaktadır. 1. Dünya Savaşı'ndan sonra 1920 yılında kurulan Suriye'de de çocuk edebiyatı alanında yazan pek çok edebiyatçı olmuştur. Edebiyatın toplum için var olduğunu savunan edebiyatçıların, dünyada yaşanan gelişmelerden etkilenmemeleri, içinde yaşadıkları toplumun sorunlara çözüm aramayıp, onlara tepkisiz kalmaları mümkün değildir. Ancak sorunlara çözüm önerilerinin hepsinin aynı olması da mümkün değildir. Çözümlerin bazısı özgün ve millî olurken, bazısı da taklide dayalı ve gayri millî tepkiler olmuştur. 1789 Fransız Devrimi'nden sonra dünyaya yayılan milliyetçilik fikri, 1920 yılında Fransız mandası altında yönetilmeye başlanan Suriye'de de bağımsızlık ve kalkınmak için halk, edebiyatçı ve aydınlar arasında en fazla savunulan düşünce olmuştur. Suriye'nin Fransız manda yönetiminden kurtulup 1946 yılında bağımsızlığını kazanmasından sonra çağdaş Arap edebiyatı alanında eserler yazan Arap milliyetçisi edebiyatçılardan biri Süleyman el-İsa'dır. O, Arap milliyetçiliği aracılığıyla bağımsızlığın ve çağdaş ülkeler seviyesine çıkmanın mümkün olduğunu savunan edebiyatçılardan birisidir. Başlangıçta yetişkinlere yönelik eserler yazan el-İsa, Arap dünyasının yaşadığı geri kalmışlık, işgal ve zulümler sonucunda yetişkinlerden umudunu kesip çocuklar için yazmaya yöneltmiştir. Arapların eski parlak dönemlerine yeniden dönebilmeleri için Arabi kökenlerinden miras alınan Arap milliyetçiliği temeline dayalı, Batılı düşünce tarzını benimseyerek yola devam etmek gerektiğini savunmuştur. Anahtar Sözcükler: Süleyman el-İsa, Çocuk Edebiyatı, Suriye'de çocuk edebiyatı, Arap milliyetçiliği.
H. G. Wells's dystopic vision of (trans/post) humanist encounters in the Island of Doctor Moreau and the Time Machine
The last two centuries' technological and scientific progress have caused ruptures in the life of man, which is a harbinger of a philosophical transition from human-centrism to the transhumanist, posthumanist, eco-critical and futurist philosophies of life and existence. These theories are in a growing tendency of condemning and subverting the hierarchies among species and their artificial boundaries, an example of which can be observed in posthumanism's Post-anthropocentric and Ecocritical stance in describing ideological and biological relationships in life through the Deleuzian concept of rhizome. The challenging definitions of the human condition and its connections in a world that witnessed unprecedented scientific, political and philosophical changes influenced and shaped literature unprecedently at the turn of the twentieth century. In this context, this thesis aims to analyse Wells's dystopic Visions of (Trans/Post)Humanist encounters in The Island of Doctor Moreau and in The Time Machine. Wells envisions the future of humanity in his science fiction and other scientific romances as an eminent representative of the fin de siècle British literature, addressing and representing the concerns and fears of the period and envisioning a complicated future for the human race and its ideologies. Key Words: Posthumanism, transhumanism, identity, science, liminality, H. G. Wells.
Fikirler mecmuası inceleme, fihrist, çeviri yazı (1-10 sayılar)
Cumhuriyetin ilanından ve özellikle 1928 yeni Türk harflerine geçiş sürecinden sonra edebiyatta oluşan gelişmeler o dönemin eserlerini, dilini ve konularını ciddi manada etkilemiştir. Edebiyat dergileri de bu dönemde yoğun ilgi görmüş, halkı bilinçlendirmek gibi önemli bir misyon üstlenmişlerdir. Cumhuriyetin ilanından sonra İzmir'de yayımlanmaya başlayan Fikirler (1927) de diğer dergiler gibi kıymetli yazar kadrosu ve işlediği konular itibariyle önemli bir yere sahiptir. Dergide dil, kültür ve eğitim gibi konular üzerine yazılar yazılmış, çeviriler yapılmıştır. Dönemin arka planına ışık tutan diğer sosyo-kültürel meseleler ile ilgili halkı bilinçlendirmek amacıyla yayınlar yapılmıştır. Bu çalışmada ise 1927 yılında İzmir'de yayımlanan Fikirler dergisi'nin ilk on sayısı ele alınmıştır. 1 Kasım 1928 Harf inkılabından önce yayımlandığı için dergi eski harflerle kaleme alınmıştır. Çalışmanın ağırlıklı kısmı derginin 10 sayısının yeni Türkçe harflere aktarıldığı bölümdür. Mevcut tüm nüshalar yazılardaki konulara göre sınıflandırılarak incelenmiş ve araştırmacıların dikkatine sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Fikirler dergisi, dil, kültür, eğitim
Samed Behrengi'nin eserlerinin değerler eğitimi ve dil zenginliği açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, çocuk edebiyatı yazarlarından biri olan Samed Behrengi'nin eserlerini değerler eğitimi ve dil zenginliği açısından incelemektir. Bu çalışmayla hedeflenen çocukların eğitim ve öğretiminde bir araç olarak kullanılan eserlerden ne ölçüde faydalanılabileceğini ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma materyallerini yazara ait olan 9 adet çocuk kitabı oluşturmaktadır. Araştırma betimsel nitelikte olup eser içerikleri doküman incelemesi yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışmada elde edilen veriler Schwartz tarafından geliştirilen Değer Ölçeği ve Türk Dil Kurumu'nun sözlükleri esas alınarak toplanmıştır. Bu çalışmanın sonucunda eserlerde en çok kullanılan değer alanlarının sırasıyla öz yönelim, iyilikseverlik ve başarı olduğu; alt değerlerin ise merak duyabilmek, zeki olmak, kendi amaçlarını seçebilmek, gerçek dostluk ve cesur olmak olduğu tespit edilmiştir. En az kullanılan değer alanlarının ise hazcılık, evrenselcilik ve uyum olduğu; alt değerlerin ise bağımsız olmak, mahremiyete-özel hayata saygı, açık fikirli olmak ve çevreyi korumak olduğu tespit edilmiştir. Eserlerde ulusal güvenlik, dünyada barışı istemek ve iç huzur alt değerlerine ise hiç rastlanmamıştır. Eserlerde en çok kullanılan söz varlığı unsurlarının ise sırasıyla deyimler, ikilemeler, kalıp sözler ve atasözleri olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçlarından hareketle araştırmacı ve eğitimcilere yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Manastırlı Mehmet Rıfat'ın Mecâmi'ü'l-Edeb isimli eserinin Eski Türk edebiyatı nazarından tahlili
19. yüzyılda adından bahsettirmeyi başararak eserleriyle Türk Edebiyatına hizmette bulunmuş olan Manastırlı Mehmet Rıfat edebiyat, dil, belagat gibi alanlarda eserler vermenin yanında din, sosyoloji, medeniyet tarihi ve mimarlık gibi alanlarda da eserler vermiştir. Manastırlı Mehmet Rıfat; geniş yönlü, döneminin eli kalem ve kılıç tutan yazar ve aydınlarından biridir. Yazarın başta belagat, şiir ve mensur içerikli olan kitabı Mecâmi'ü'l-Edeb Eski Türk Edebiyatı sahasının mevzularını içermekle beraber bu alan tarafından umumi bir şekilde değerlendirilmeye tabi tutulmamıştır. Bolca örneklerin yer aldığı ve geniş bir kaynak taramasından sonra kaleme alınan eser, Eski Türk Edebiyatı nazarından ilk defa tahlil edilmeye çalışılmış ve eserin Eski Türk Edebiyatı çalışmalarına bir katkı sunması amaçlanmıştır. Eserde Arapça ve Farsça iktibaslar haricinde metnin tamamı ele alınmış ve her bölümde genel malumat verilerek her bölümün sonunda elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Eserle birlikte yazar Manastırlı Mehmet Rıfat'ın Eski Türk Edebiyatının çalışma sahasının neresinde durduğu ve hangi görüşleriyle bu sahadan ayrıldığı üzerinde durulmuştur. Elde edilen veriler yazarın ele aldığı mevzulardaki görüşlerinden ya da tesirinde kaldığı başka yazarların görüşlerinden sağlanmış ve bu durumlar değerlendirilmiştir. Elde edilen tüm veriler ışığında eserin Eski Türk Edebiyatı alanına kazandırılması hedeflenerek 19. yüzyılda belagat, nazım ve nesrin seyri ortaya konmaya çalışılmıştır.
Ali Süha Delilbaşı'nın edebi çalışmaları üzerine bir inceleme
Ali Süha Delilbaşı, Fecr-i Âti topluluğunun temsilcilerindendir. İkinci Gençlik adıyla bir romanı, Kaybolan Ses adıyla da bir tiyatro eseri bulunmaktadır. Bunların yanında yazarın Fransızcadan tercüme ettiği birçok eseri vardır. Telif ve çeviri eserlerinden ayrı olarak birçok dergi ve gazetede yazıları bulunan Ali Süha Delilbaşı, hemen her türde eser vermiş bir sanatçıdır. Bu tezde Ali Süha Delilbaşı'nın hayatının bilinmeyen yönleri gün yüzüne çıkarılmıştır. Yazarın, ailesiyle ilgili bilgiler araştırılmış, bilhassa eşi Mediha Güzin hakkında önemli bulgular elde edilmiştir. Mesleki ve siyasi hayatında sağladığı başarılar aydınlatılmış, doğum ve ölüm bilgilerindeki bulanıklık giderilmiştir. Edebî kişiliği ayrıntılı olarak ele alınarak, söyleşi, röportaj ve hatırat gibi birinci elden kaynaklarla yazarın edebî fikir ve düşünceleri gün yüzüne çıkarılmıştır. Çalışmada, Delilbaşı'nın İkinci Gençlik ve Kaybolan Ses adlı eserleri tematik olarak incelenmiş, dergi ve gazete sayfaları arasında kalan edebî yazıları birçok dergi ve gazete taranarak tespit edilmiş ve daha sonra bunlar tasnif edilerek tahlil edilmiştir. Böylelikle yazarın Servet-i Fünun ve Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı arasında yazmış olduğu edebî yazılarının tümü incelenerek Yeni Türk Edebiyatı araştırmacılarının dikkatine sunulmuştur.
Ahmet Kabaklı'nın Türk edebiyatı hakkındaki eserleri üzerine bir inceleme
Ahmet Kabaklı, çok yönlü bir kişiliğe sahiptir. Burada, Ahmet Kabaklı'nın eserleri temelinde, Ahmet Kabaklı'nın Türk edebiyatına dair bilimsel/nesnel sayılabilecek kitapları üzerinde bir incelemeye gidilmiştir. Böylece elde edilen bilgiler kadar, elde edilen bilgiler ile yeni sentezler ortaya koyma da önemsenmiştir. Ahmet Kabaklı'nın Türk edebiyatına dair eserlerinden kastedilen, edebiyata dair bilgi verme amacıyla yazılmış kitaplardır. Bunlar içerisinde, bilgi ağırlıklı olanlar kadar düşünce ağırlıklı olanlar da vardır. Fakat biyografi ve çeviri kitapları incelenmemiştir. Tez, iki ana bölümden oluşur: Ahmet Kabaklı'nın hayatı, Türk edebiyatı hakkında olmayan eserleri; Ahmet Kabaklı'nın Türk edebiyatı hakkındaki eserleri. İlk bölüm kısa tutulmuştur. İkinci bölümde ise dört önemli konu üzerinde durulur: Batı edebiyatı, Türk edebiyatı, edebiyat tarihi, edebi türler. Ahmet Kabaklı'nın hayatı ve ilgili eserlerinin incelenmesi sırasında, farklı metin analiz yöntemlerinden yararlanılmış, gerektiğinde farklı kitaplara da başvurulmuştur. Böylece sığ bir çalışma ortaya çıkarmamaya çalışılmıştır. Sonuç olarak Ahmet Kabaklı'nın Türk edebiyatı hakkındaki eserlerinde iki önemli konu tespit edilmiştir: Türk-İslam merkezli bakış açısı, milliyetçilik. Yazarda M. Celalettin Rumi gibi derinlik/aşk, Yunus Emre gibi akıcılık/özgünlük olduğu görülmüştür.
Ahmet Ümit'in romanları üzerine bir inceleme
Roman, tahkiye unsurlarının bir araya gelmesiyle oluşan edebî bir türdür. Bu unsurlar romanın iskeletini oluşturur ve konu, olay örgüsü, şahıs kadrosu, mekân, zaman, anlatıcı, bakış açısı olmadan meydana getirilen bir roman yapısı düşünülemez. Nitekim edebî eserler üzerine yapılan bu denli yapı incelemeleri, edebiyat alanında önemli bir yere sahiptir. Edebî hayatına 1980'lerde başlayan Ahmet Ümit, günümüzde çok okunan bir yazar olarak karşımıza çıkar. Bu bağlamda yayınlanan her romanının binlerce baskı sayısına sahip olması, farklı ülkelerde yirmiye kadar yabancı dile çevrilmesi, yazarın romanları hakkında bir çalışma yapmanın merakını ve gerekliliğini ortaya koymuştur. Ahmet Ümit'in romanları üzerine bütüncül bir inceleme çalışmasının yapılmamış olması bu boşluğun doldurulması için gereken çalışmanın tarafımızca yapılmasını gerekli kılmıştır. Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Ahmet Ümit'in on üç romanı tahkiye unsurları bakımından incelenmeye çalışıldı ve Ahmet Ümit'in edebiyat tarihindeki yerinin saptanması amaçlandı. Yapılan bu çalışma, sonradan yapılacak olan eser incelemelerine, gerek kaynakça gerek yöntem bakımından kılavuzluk edecektir.