Macroeconomic policies

67 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kırmızı mercimek üretiminin ekonomik açıdan sürdürülebilirliğinin incelenmesi

Baklagiller grubunda yer alan mercimek, zengin içeriğiyle önemli bir besin kaynağıdır. Besin değerinin yüksek olmasının yanı sıra iyi bir azot bağlayıcı olduğu için toprağa gübre atılmasına gerek bırakmaz ve nadasa bırakılan alanların azalmasına yardımcı olmaktadır. Mercimek Türkiye'de üretim ve tüketim açısından büyük öneme sahip olup, Dünya ticaretinde de önemli bir konumdadır. Bu çalışmada 1961-2021 yıllarındaki mercimek hasat edilen alanı, üretim miktarı ve verim değerleri alınarak Box-Jenkins Metodu (ARIMA), zaman serilerindeki değişiklikleri dikkate alarak geleceğe yönelik tahminler yapılmıştır. Bu kapsamda; hasat edilen alanı, üretim miktarı ve verim FAO ve TÜİK, dış ticaret yani ithalat ve ihracat verileri için UN Comtrade ve FAO veri tabanlarından yararlanmıştır. Türkiye'de 1961-2021 yılları arasındaki üretim alanı, üretim miktarı ve verim verileri kullanılarak koşulan ARIMA modellemesi sonucunda modeli sonucunda Türkiye'de mercimek önümüzdeki 5 yıl hasat edilen alan ilk önce artış olacağı sonrasında azalışa geçeceği, üretim miktarı ise giderek artacağı verim ise ilk önce artıp sonra azalacağı öngörülmüştür.

ARIMAGelecek tahminiMakroekonomik politikalar+3
Hediye Aslan
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Makroekonomik belirsizliğin firma kârlılığı üzerine etkisi: Borsa İstanbul taş ve toprağa dayalı sanayi örneği

1980'li yıllardan itibaren hız kazanan küreselleşme ve finansal serbestleşme sonucu tüm dünya genelinde reel ve finansal piyasalar arası bütünleşme artmış, finansal krizlerin sıklığı ve şiddeti geçmişe oranla göreceli olarak yükselmiştir. Ayrıca ülke ekonomileri yurtdışında meydana gelen ekonomik ve sosyal değişimlere karşı daha duyarlı hale gelmiştir. Bu durumun sonucunda, yurtiçi ve küresel makroekonomik istikrarın sağlanması ve sürdürülmesi güçleşerek, makroekonomik belirsizlik faktörü firmaların karar verme süreçlerinde önemli bir değişken haline gelmiştir. Bu çalışmada; Borsa İstanbul Taş ve Toprağa Dayalı Sanayi sektörü örnekleminde 2003-2016 yılları arasında çeyreklik veriler kullanılarak, makroekonomik belirsizliğin firmaların aktif ve faaliyet kârlılıkları üzerindeki etkisi panel regresyon analizi ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda döviz kuru, faiz oranı ve büyüme oranındaki belirsizliğin hem aktif kârlılığı hem de faaliyet kârlılığını negatif yönde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca kaldıraç oranının firma kârlılığını negatif, cari oranın ise firma kârlılığını pozitif etkilediği tespit edilmiştir.

BelirsizlikBorsa İstanbulHisse senetleri+7
Işıl Erem Ceylan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

Dinamik makroekonomi üzerine üç makale

Bu tez dinamik makroekonomi ile ilgili üç makaleden oluşmaktadır. Birinci makalede devlet politikası, eğitim ve maaş eşitsizliği arasındaki ilişki Acemoglu (1998, 2002) tarafından kullanılan teorik modellere benzer bir çerçevede incelenmektedir. Teorik modelin analitik çözümü, iki sektörlü ve teknolojik ilerlemenin kar amacıyla icat edilen ve monopolistik rekabet içerisinde satılan yeni teknolojiler ile sağlandığı bir ekonominin desentralize dengesinin optimal olmadığını göstermektedir. Bu çerçevede izlenmesi gereken optimal devlet politikası, sektörlerden birinin görece daha fazla desteklenmesinin ekonomideki göreli fiyatların bozulması ve büyüme oranını düşürmesi nedenleriyle, varolan tüm sektörlerin aynı oranda teşvik edilmesini gerektirmektedir. İkinci makalede merkez bankası bağımsızlığı ve enflasyon arasındaki ilişki hem empirik hem de teorik çerçevede incelenmektedir. Empirik analiz sonunda bu iki makroekonomik değişken arasında doğrusal olmayan bir ilişkinin varlığı gözlenmektedir. Bu gözlemin teorik dinamiklerinin incelenmesi için oyuncularının merkez bankası ve devlet olduğu bir oyun teorisi modeli kurulmuş ve oyuncular arasında mali genişlemenin maaliyetine ilişkin bilgi asimetrisinin varlığının bu doğrusal olmayan ilişkiyi doğuracak unsurlardan biri olabilieceği gösterilmiştir. Üçüncü makalede European Social Survey veritabanından yararlanılarak Avrupa ülkelerindeki nesillerarası eğitimsel hareketlilik dinamikleri empiric olarak incelenmiştir. Ekonometrik analiz sonuçları eğitimsel hareketlilik trendlerinin ülke, nesil, cinsiyet ve aile yapısına göre farklılaştığını göstermiştir.

EducationWageArticle+5
Oğuz Öztunalı
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Gıda fiyatları ve para politikası ilişkisi: Türkiye'den bulgular

Son dönemlerde tüm dünyada gıda fiyatlarında yaşanan artış, özellikle tüketim sepetinde gıdanın baskın olduğu orta ve düşük gelirli ülkelerde refah düzeyinin ve genel enflasyonun temel belirleyicisi olması açısından büyük önem taşımaktadır. Diğer taraftan, özellikle enflasyon hedeflemesi yapan merkez bankaları için gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar sadece mevcut enflasyon için değil, gelecekteki gıda ve manşet enflasyonu tahmin etmek için de sorun teşkil etmektedir. Dolayısıyla gıda fiyatlarında istikrar, yoksul hane halklarının refahı açısından ve enflasyon hedeflemesi ortamında enflasyon beklentilerinin çapalanmasında para politikası otoritelerinin güvenilirliği açısından bir politika gerekliliği doğurmaktadır. Bu çalışmanın amacı ilk olarak, son dönemde yüksek ve dalgalı olarak seyreden gıda enflasyonun yaşandığı Türkiye ekonomisinde gıda fiyatlarının belirleyicilerini ortaya koymaktır. İkinci olarak, gıda fiyatlarındaki artışın neden olduğu ikinci tur etkilerin varlığı da araştırılmaktadır. Bu amaçlar doğrultusunda çalışmada 2003-2023 dönemini kapsayan ve aylık verilerden oluşan Bayesyen Yapısal VAR (BSVAR) yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, Türkiye ekonomisinde gıda fiyatlarını belirleyen değişkenlerin küresel gıda fiyatları, enflasyon, para arzı ve tarımsal girdi fiyatları olmasının yanı sıra, en önemli itici gücün döviz kuru olduğunu ortaya koymuştur. Buna ek olarak analiz sonuçları gıda fiyatlarından çekirdek enflasyona ikinci tur etkiyi doğrulamaktadır. Bu etki Toda Yamamoto nedensellik testi ile desteklenmektedir. Ayrıca, gıda fiyatları enflasyon beklentilerinin yükselmesine yol açarak ikinci tur etkinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu doğrultuda Türkiye'deki yüksek enflasyonun önemli bir kısmı gıda fiyatlarındaki kalıcı ve yüksek enflasyon tarafından etkilenmektedir. Enflasyon hedefinin tutturulması, döviz kurlarında istikrarın sağlanması ve dolayısıyla gıda fiyatlarının kontrol altına alınması politika yapıcılar açısından önem arz etmektedir.

Makroekonomik faktörlerMakroekonomik politikalar
Fatma Türken
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Toplam arza yönelik makro ekonomik politikalar

YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ TOPLAM ARZA YÖNELİK MAKRO EKONOMİK POLİTİKALAR Levent Erdoğan İktisat Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eylül 1999 Danışman: Prof. Dr. Necat Berberoğlu Toplam arz, makroekonomflc değişkenler arasındaki ilişkileri çözümlemede toplam taleple birlikte önemli bir rol oynar. Toplam talep aracılığıyla durgunluk ve işsizliği içeren ekonomik problemlerin sadece bir bölümü incelenebilir. Bununla birlikte, ekonomideki problemlerin bir çoğu arzdan kaynaklanmaktadır. Toplam arz-toplam talep modeli bu problemleri analiz etmekte kullanılan önemli bir makroekonomik araçtır ve aynı zamanda bu model fiyat düzeyinin yanısıra çıktıdaki dalgalanmaları çözümlemede de kullanılan bir araçtır. Bu araç dengeli bir büyümeden ekonominin uzaklaşma nedenlerini belirlemek için kullanılır. Bu aynı zamanda fiyat istikrarım sağlamak, çıktıdaki dalgalanmaları ve işsizliği önlemek amacım güden hükümet politikalarının sonuçlarım değerlendirmek için de kullanılır. Toplam talepteki değişmelerin etkisini görebilmek için toplam arz eğrisinin eğimi günümüz iktisadının temel problemlerinden birisidir. Bu çalışmada toplam arzı belirleyen unsurlar ele alınmış ve ayrıca çıktı ve istihdamı etkilemeye yönelik arz yanlı politikalar analiz edilmiştir. Son olarakta, çıktı ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki açıklanmaya çalışılmıştır.

ArzEkonomi politikalarıGelirler politikası+2
Levent Erdoğan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Fiyat istikrarının sağlanmasında para ve maliye politikaları ve fiyat düzeyi mali teorisi

Makro ekonomik politikaların amaçları arasında fiyat istikrarını gerçekleştirmek son yıllarda üzerinde fikir birliğine varılan amaç olarak dikkat çekmektedir. Bu amacı gerçekleştirmek için, merkez bankalarına her türlü hükümet baskısından ve müdahalesinden uzak kalabilmesi için araç ve amaç bağımsızlığı verilmektedir. Geleneksel bir bakış açısıyla değerlendirilen bu amaç doğrultusunda uygulanan para politikası uygulamaları parasalcı yaklaşımın bir uzantısı olarak değerlendirilmektedir.Diğer yandan maliye politikasının fiyatlar genel düzeyi üzerindeki etkisi son yıllarda yoğun bir şekilde tartışılmaktadır. Para politikası uygulamalarının tek başına fiyat istikrarının sağlanabilmesi için yetersiz kalacağını ve maliye politikası ile uyumlu bir para politikası uygulanması gerekliliği üzerine vurgu yapılmaktadır. Maliye politikalarının fiyatlar genel düzeyi üzerindeki etkisini kamu borç stoğuna bağlayan ve maliyeci yaklaşım olarak adlandırılan Fiyat Düzeyi Mali Teorisi, geleneksel yaklaşımın tersine ekonomik rejimin Ricardocu olmayan bir yapı sergilediği durumlarda maliye politikalarının ve özellikle kamu açıklarının enflasyonun belirleyicisi olacağını savunmaktadır.Çalışmada 1989?2007 dönemine ait üçer aylık veriler kullanılarak Türkiye Ekonomisinde iktisadi rejimin Ricardocu mu yoksa Ricardocu olmayan özellikler mi gösterdiği VAR modeli ile analiz edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar, özellikle 2000 dönemi sonrasında maliye politikası baskın (dominant) bir rejimin varlığını desteklemektedir.

FiyatFiyat düzeyiFiyat istikrarı+6
F. Zişan Kara
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Havayolu taşımacılığının makroekonomik belirleyicileri: Türkiye üzerine bir zaman serisi analizi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de havayolu taşımacılığı ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu kapsamda 1983-2015 dönemi ampirik olarak ele alınmıştır. Çalışmada havayolu taşımacılığına ilişkin iç hat yolcu, dış hat yolcu ve dış hat kargo değişkenleri kullanılmıştır. Çalışmada iç hat yolcu, dış hat yolcu ve dış hat kargo değişkenleri esas alınarak bunlarla ilişkili olduğu varsayılan makroekonomik faktörlerin dâhil edildiği üç farklı model oluşturulmuştur. Birinci modelde iç hat yolcu sayısı değişkeni ile kişi başına gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYH), faiz oranı ve tüketici fiyat endeksi (TÜFE) arasındaki ilişki incelenmiştir. İkinci modelde dış hat yolcu sayısı değişkeni ile gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYH), faiz oranı ve tüketici fiyat endeksi (TÜFE) arasındaki ilişki ele alınmıştır. Üçüncü ve son modelde ise, dış hat kargo miktarı değişkeni ile gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYH), dış ticaret hacmi, sanayi üretim endeksi ve doğrudan yabancı yatırım tutarı arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmanın bulguları iç ve dış hat yolcu sayısında kişi başına gelir, gayrisafi yurtiçi hâsıla ve tüketici fiyat endeksi değişkenlerinin etkili olduğunu göstermektedir. Dış hat kargo miktarında ise gayrisafi yurtiçi hâsıla ve sanayi üretim endeksi değişkenlerinin önemli ölçüde etkili oldukları gözlemlenmektedir.

Ekonomik zaman serisiHava yolu taşımacılığıMakroekonomik değişkenler+7
Kasım Kiracı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekonomik politika belirsizliği ve politik istikrarsızlığın makroekonomik değişkenler üzerine etkisi

İktisat biliminde belirsizlik, teorik olarak gerçekleşen onca gelişmelere rağmen hala üzerinde tartışılan bir kavram olarak yerini korumaktadır. Belirsizliğin bu kadar çok tartışılmasının arkasında yatan unsur ise belirsizlik kavramının soyut iktisadi düşüncede sahip olduğu anlamsal ölçütlerin kavramsallaştırılamaması değil, belirsizlik kavramı ile ilgili bir fikir birliğinin oluşturulamamasından kaynaklanmaktadır. Belirsizlikle ilgili bir fikir birliğinin olmayışı ise bu kavramla ilgi farklı yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada diğer belirsizlik indeksleri ile karşılaştırıldığında daha güçlü ve politik unsurları da içermesi nedeniyle Baker, Bloom ve Davis (2015)'in Amerika Birleşik Devletleri için geliştirmiş oldukları ekonomik politika belirsizliği (EPB) indeksi kullanılmaktadır. ABD'deki EPB'nin yanında gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlık göstergeleri de dikkate alınmaktadır. Çalışmada Keşfedici Faktör Analizi'yle 17 politik istikrarsızlık göstergesi kullanılarak politik istikrarsızlığın üç farklı boyutu ortaya çıkarılmıştır. Bu boyutlar şiddet ve gerilim, hükümet karşıtlığı ve protesto ve rejim içi istikrarsızlıktır. Dinamik Panel Sistem Genelleştirilmiş Momentler Metodu kullanılarak gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlığın ve ABD'deki EPB'nin gelişmekte olan ülkelerdeki makroekonomik değişkenler üzerine etkisi incelenmektedir. Çalışmanın bulguları ABD'deki EPB'nin ve gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlığın üç farklı boyutunun enflasyon oranı ve doğrudan yabancı yatırımlar üzerinde farklı etkileri olduğunu ortaya koyarken bu değişkenlerin gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme oranı üzerinde güçlü ve negatif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Ekonomik politika belirsizliği, Politik istikrarsızlık, Enflasyon,Büyüme, Doğrudan yabancı yatırımlar

Ekonomi politikalarıEkonomik etkiEnflasyon+7
Ömer Akkuş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Makro ihtiyati politikalar ve finansal istikrar: Türkiye deneyimi

Bu çalışmada vektör hata düzeltme modeli (VECM) kullanılarak Türkiye'de finansal istikrar ve makro ihtiyati politikalar arasındaki ilişki ortaya konulmuş ve makro ihtiyati politikaların finansal istikrar üzerindeki etkinliği araştırılmıştır. Tahminler 2010- 2017 yılları arasında aylık frekanstaki verilerin kullanılması ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla öncelikle finansal sistemin sağlık durumunu ifade eden bileşik bir finansal istikrar göstergesi (FSI) oluşturulmuş, daha sonra da tahmin modeli geliştirilmiştir. FSI değerlerinin hesaplanmasında bankacılık sektörü aktif karlılık oranı, bir yıl vadeli tüketici kredisi faiz oranı, bankacılık sektörü yurt içi kredi hacmi ve sepet kur göstergeleri kullanılarak bir ağırlık vektörü elde edilmiştir. Makro ihtiyati politika göstergesi olarak bankacılık sektörü kredi yoğunlaşması, bankalararası para piyasası net pozisyonu, kaldıraç oranı, sermaye tamponları, zorunlu rezervler ve yabancı para borç sınırları kullanılmıştır. Elde edilen VECM modeli sonuçlarına göre kredi yoğunlaşması ve sermaye tamponunu temsil eden oranlar finansal istikrara olumlu katkı sağlamaktadır. Kaldıraç oranı ve para piyasası net pozisyonunu temsil eden değişkenler ise finansal istikrarı olumsuz etkilemektedir. Çalışma sonucunda makro ihtiyati politika kullanımının finansal istikrara pozitif katkı sağladığı sonucuna varılmıştır ve para politikası makro ihtiyati politika araçlarıyla desteklenmelidir. Anahtar Sözcükler: Makro İhtiyati Politika, Finansal İstikrar, VECM Modeli.

Ekonomi politikalarıFinansal istikrarMakro ihtiyati politikalar+4
Ayşegül Akça
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

OECD'ye üye G20 ülkelerinin Covid-19 dönemi 2019-2020 yılı makroekonomik performansları

Dünya'da uluslararası ticaret, küreselleşmeyle birlikte hız kazanarak rekabetin arttığı bir ortam haline gelmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte piyasada hızlı bir şekilde değişimler olmaktadır. OECD ve G20 gibi ekonomik kuruluşların içinde barındırdığı sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkeler sürdürülebilir büyümeyi, ekonomik olarak kalkınmayı ve insanların refah içinde yaşamalarını hedeflemektedir. Bu doğrultuda sanayileşen ve gelişmekte olan ülkeler küresel piyasadaki pozisyonlarını güçlü tutmak için bu değişimlere ayak uydurmaları gerekmektedir. Ülkelerin birbirleriyle olan ticari ilişkilerini etkileyen olağanüstü durumlarda yaşanabilmektedir. Olağanüstü durumlar bazen diplomatik bazen savaş bazen de salgın hastalıklar olabilmektedir. Bu olağanüstü durumlardan biri de 2019 yılının sonunda Dünya'yı etkisi altına alarak ülkelerin sınırlarını kapatmak zorunda kaldığı, üretimlerin durma noktasına gelmesiyle ithalat ve ihracatın aksamasına neden olan Covid-19 pandemisi olmaktadır. Bu çalışmada OECD'ye üye G20 ülkelerinin Covid-19 pandemi döneminin ekonomik etkilerini görmek için 2019-2020 yıllarının makroekonomik performansları belirlenerek sıralama yapılmaktadır. OECD'ye üye G20 ülkeleri olan ABD, Almanya, Avustralya, Birleşik Krallık, Fransa, Güney Kore, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika ve Türkiye olmak üzere toplam on bir ülke dahil edilmektedir. Çalışmada makroekonomik performans çalışmalarında en çok tercih edilen beş makroekonomik değişkene yer verilmektedir. Bu beş makroekonomik değişken büyüme oranı, enflasyon oranı, işsizlik oranı, ihracat ve ithalat olmaktadır. Değişkenlere ait veriler OECD, World Bank ve IMF'ten alınmaktadır. Ülkelerin makroekonomik performans sıralaması için karar verme sürecinde kolaylık sağlayan çok kriterli karar verme yöntemlerinden TOPSIS ve VIKOR tercih edilmektedir. TOPSIS ve VIKOR ile uygulama yapılarak çıkan sonuçlar Covid-19 pandemisi öncesi ve sonrası performans sıralaması olarak analiz edilmekte, iki yöntem arasında karşılaştırılmaktır.

COVID 19G-20 ülkeleriMakroekonomi+4
Enes Çelik
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de COVİD 19 dönemi makroekonomik etkilerinin analizi

Covid-19 salgının 2019 yılının sonunda başlayan ve ülkemizde mart ayının başlarında görülen küresel ve yerel olarak ülkemiz açısından sağlık alanındaki etkisi ile, makroekonomik eksende etkisi yapılan bu tez çalışmasında elde edilen bulgular ile analiz edilerek anlatılmıştır. Makroekonomik olarak salgının büyümeye, enflasyona, işsizliğe, kurlara, cari denge hesaplarına nasıl bir etki yarattığı, bu oranları ne derece de etkilediği incelenmiştir. Araştırma yapılırken 2020 yılının ilk çeyreği yani salgının ilk görüldüğü zaman ile görece salgının aşılama etkisinin azaldığı hayatın kademeli ve kontrollü olarak normale döndüğü dönem olarak 2021 yılının yaz ayına kadar olan süreç baz alınarak bu çalışma yapılmıştır. En çok üzerinde durulan unsurların başında ülkemizin bu süreçte sahip olduğu makroekonomik veriler olmuştur. TCMB'nın Para Politikası Kurulu faiz kararları ve kura etkisi çalışma da yer almaktadır. Bu süreç içerisinde makroekonomik verilerin kuşkusuz kötüye gittiğini, ülkemizde derin bir yoksulluk ve ekonomik sıkıntı getirdiğini söylememiz mümkündür. Bu çalışmada TCMB, TUİK, BDDK, SPK gibi resmi kurumların ilan ettiği makroekonomik veriler ve raporlar kullanılarak, Covid-19 salgını sürecinin analizinde kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Makroekonomi, Covid -19, Türkiye'de Makroekomik Veriler

COVID 19MakroekonomiMakroekonomik büyüklükler+7
Utku Nalçakan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kayıt dışı istihdamın ekonomik boyutu

Kayıt dışı ekonomi genel çerçevede kamu otoritelerinin bilgisi ve denetimi dışında yer alan her türlü ekonomik işlem olarak tanımlanmaktadır. Kayıt dışı ekonomi çalışma hayatında, sosyal güvenlik yasalarına aykırı olarak işçi çalıştırılması şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Kayıt dışı ekonominin hacmi son 30-40 yıl içinde özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler olmak üzere bütün dünya ekonomilerinde önemli bir boyuta ulaşmıştır. Doğası gereği, kayıt dışı ekonominin gerçek boyutunu tahmin etmek mümkün olmamaktadır. Bu bağlamda hesaplamalarda kullanılan bazı tahmin yöntemleri ve tanımlamada kullanılan bazı kavramlar ülkeden ülkeye farklılık gösterebilmektedir. Kayıt dışı ekonomiyi, ekonomik faaliyetlerden başka sosyal, siyasi, ahlaki ve psikolojik unsurlarda etkilemektedir. Bu yüzden çok kompleks yapıya sahiptir. Bir çok teorik çözümler üretilmesine karşın varlığı halen daha tüm dünya ülkelerinde tartışılan bir olgudur. Kayıt dışı ekonominin en önemli belirleyicisi ve birinci alt başlığı kayıt dışı istihdamdır. Kayıt dışı ekonominin çalışma hayatına yansıyan tarafı kayıt dışı istihdam olduğundan bu konu üzerinde ayrıntılı durulmuştur. Çalışmamızda genel çerçeveleriyle kayıt dışı ekonomi ve istihdama neden sonuç ilişkisi ile bakılmıştır ve kayıt dışı ekonomi, makroekonomik değişkenler bazında incelenmiştir. Gelişmekte olan ülkeler içerisinde türkiye'nin kayıt dışı istihdamı ekonometrik yöntemle analiz edilmiştir. Bu bağlamda, türkiye'de kayıt dışı istihdamla mücadele çalışmaları kapsamında uygulanan politika ve faaliyetler genel bir çerçeve içinde sunulmuş ve çeşitli çözüm önerileri getirilmiştir. Çalışmanın literatürde kayıt dışı istihdamla ilgili eksiklikleri gidereceği düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: kayıt dışı ekonomi, kayıt dışı istihdam, makroekonomi, sosyal güvenlik, türkiye

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik etki+7
Nurullah Kızılca
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinin para ve maliye politikalarına etkileri ve Türkiye

ÖZET Yüzyılımızın en belirgin oluşumlarından biri olan "Küreselleşme", dünya üzerinde iletişim ağının hızlı bir teknolojiyle ilerlemesiyle birlikte, ülkeler arasında sınırlan ortadan kaldırabilecek kadar etkili olabilmektedir. Böylelikle, gerek çokuluslu büyük şirketler, gerekse ticari veya parasal uluslararası anlaşmalar, kuruluşlar, ekonomik alanda küreselleşmeyi oluşturur. Bu küreselleşme olgusunun, Türkiye'de para ve maliye politikaları gibi makro ekonomik yönetim enstrümanlarını nasıl etkiledikleri bu tez çalışmasında konu alınacaktır. Küreselleşmenin ne anlama geldiği, boyutları, küreselleşmeyi sağlayan birtakım ekonomik unsurların neler olduğu bu çalışmada irdelenmektedir. Türkiye benzeri gelişmekte olan ülkelerin bu olgudan nasıl etkilendikleri önem taşımaktadır. Nihayetinde Türkiye'nin para ve maliye politikalarında ne gibi etkilerinin söz konusu olduğunu saptayıp, ileriye yönelik nasıl bir etki doğurabileceğini ve ne gibi önlemler alınması gerektiğini yorumlamak bu tez çalışmasının amacıdır. Günümüzde, sosyal, politik, kültürel tüm gelişmeler; küreselleşmenin bir sonucu olarak yorumlanabilmektedir. Ekonomi de bunların arasındadır. Dolayısıyla, küreselleşme olumlu gelişmelerin yanı sıra sorunları da beraberinde getirmektedir. Kökeninde küreselleşme olduğu kabul edilen sorunlara yaklaşabilmek için de önemle üzerinde durulması gereken nokta küreselleşme olmaktadır. Yine ülkemiz açısından neler getirip neler götürdüğü makro ekonomi politikaları açısından büyük bir önem taşımaktadır.

Ekonomi politikalarıEkonomik etkiKüreselleşme+3
Özgür Manap
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılım bankalarının kullandırdığı fonların makro iktisadi göstergelere etkisi: Türkiye örneği

Türkiye'de katılım bankaları ve katılım bankacılığına verilen önem son dönemde giderek artmaktadır. Dünyada 20. y.y.'ın ikinci yarısından sonra finansal sistemde kendisine yer bulan faizsiz bankacılık Türkiye'de de son 20 yılda giderek artan payı ile finansal sistemdeki yerini almaya başlamıştır. Buradan hareketle bu çalışmada Türkiye'de ve dünyada katılım bankacılığının gelişimi ve Türkiye'de panel veri analiz yöntemiyle 2010-2017 yılları arası 3'er aylık dönemlere ilişkin veriler kullanılarak katılım bankalarınn kullandırdığı fonların reel makroekonomik göstergeler üzerindeki ( ithalat, ihracat, faiz oranı, ekonomik büyüme, gayrisafi yurt içi hasıla, istihdam, hane halkı tüketim harcamaları ve yatırımlar) etkileri analiz edilmiştir. Analiz sonuçları göstermiştir ki katılım bankalarının kullandırdığı fonlar Türkiye ekonomisinin dış ticaretini, istihdamını, arz ve talep cephesine ilişkin göstergeleri pozitif yönde etkilemektedir.

BankalarFaizsiz bankacılıkFonlar+7
Serkan Varsak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The Federal Reserve's response to the global financial crisis and its effects: An interrupted time-series analysis of the impact of its quantitative easing programs

The financial crisis that started in the U.S. at the end of 2007 and later spread to other countries was the most severe economic and financial disaster since the Great Depression. The crisis began in the U.S. housing market in August 2007, rapidly extended to other sectors of the U.S. economy, and became global following the collapse of various U.S.-based international financial institutions. To counter the negative effects of the crisis, the Federal Reserve (the central bank of the United States) and other central banks conducted monetary policies that are widely considered unconventional. This master's thesis examines the monetary policies the Federal Reserve implemented in response to the crisis. More specifically, the thesis analyzes the Federal Reserve's quantitative easing (QE) programs, liquidity facilities, and forward guidance operations implemented from 2007 to 2018. The thesis' detailed examination of these policies is concluded with an interrupted time-series (ITS) analysis of the causal effects of the QE programs on U.S. inflation and real GDP. The results of this design-based natural experimental approach show that the QE operations positively affected U.S. real GDP but did not significantly impact U.S. inflation. Specifically, it is found that, for the 2011Q2-2018Q4 post-QE period, real GDP per capita in the U.S. increased by an average of 231 dollars per quarter relative to how it would have changed had the QE programs not been conducted. Moreover, the results show that, in 2018Q4, ten years after the beginning of the Federal Reserve's QE programs, real GDP per capita in the U.S. increased by 14% relative to what it would have been during that quarter had there not been the QE programs.

Economic policiesEconomical crisis 2008Federal Reserve Bank+5
Arnaud Cedrıic Kamkoum
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin rolü: Türkiye örneği

Uluslararası rekabet gücü kavramı, bir ülkenin sahip olduğu firmaların uluslararası piyasalarda başarılı olma yeteneği ile birlikte devletin vatandaşlarının yaşam standartlarını ve yaşam kalitesini artırması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda devletler ülkelerinin rekabet gücünü artırmak ve bu artışı sürdürülebilir bir hale getirmek için firma destekli ve piyasa ekonomisi tabanlı politikalar izlemelidir.Çalışmanın birinci bölümünü teorik çerçevede uluslararası rekabet gücü kavramı ve uluslararası rekabet gücünü belirleyen faktörler oluşturmaktadır. İkinci bölümde ise uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin izlemesi gereken roller açıklanmaktadır.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise uluslararası rekabet gücünü belirleyen makro-ekonomik faktörler ile Türkiye ve seçilmiş olan ülkeler arasında karşılaştırma yapılmakta olup çalışmanın üçüncü bölümünün son kısmında ise Türkiye'de devletin uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik izlemesi gereken politika önerileri sunulmaktadır. Türkiye hukukun üstünlüğünü benimsediği ve uyguladığı, makro ekonomik istikrarı sağladığı, ekonomik ve teknolojik altyapı yatırımlarını ve kalitesini artırdığı, kayıtdışı ekonomi ve kayıtdışı istihdamı daralttığı, inovasyon gelişimini artırdığı, KOBİ'lerin rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejiler oluşturduğu ve eğitimin kalitesini artırdığı takdirde uluslararası rekabet gücünü de artıracağı sonucuna varılmıştır.

MakroekonomiMakroekonomik etkiMakroekonomik politikalar+5
Güner Tuncer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru geçiş etkisi: Türkiye örneği

Makroekonomik performansın belirlenmesinde önemli değişkenlerden biri olarak kabul edilen döviz kuru, enflasyonun temel açıklayıcı değişkenleri arasında yer almaktadır. Literatürde döviz kurunun enflasyonist etkileri genellikle geçiş etkisi teorisiyle açıklanmaktadır.Gelişmiş ülkeler için ve döviz kurlarının dışsal ayarlamalar üzerine rolünün incelenmesi ile ilgili pek çok çalışmanın bulunduğu döviz kuru geçiş etkisi (exchange rate pass-through) literatüründe, gelişmekte olan ülkeler için yapılan çalışmalar da büyük artış göstermeye başlamıştır. Bu çalışmalarda döviz kurlarının dışsal ayarlamalar üzerine rolünün incelenmesinin yanında, esas olarak gelişmiş ülkelerdekine benzemeksizin döviz kurlarındaki artışın ithal malların yerli para birimi cinsinden değerinin yükseltilmesiyle, öncelikle ithalat fiyatlarını, daha sonra da ithal girdi kullanılarak üretilen tüm yerli malların piyasadaki fiyatlarını etkileyiş mekanizması üzerine yoğunlaşılmıştır.Bu çalışmada, Türkiye'de döviz kurunun ithalat fiyatlarına geçiş etkisi araştırılmıştır. Uygulamada Johansen Eşbütünleşme Analizi aracılığı ile 2002:01-2008:10 dönemi analiz edilmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'de ithalat fiyatlarının döviz kuruna esnekliğinin oldukça yüksek oluğu ve kısa dönemde uzun döneme göre daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Döviz kuruDöviz kuru politikalarıDöviz kuru rejimi+5
Bahar Cantürk
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Politik karar alma sürecinde oylama gücü ve makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisi

Ekonomi ve politika arasındaki ilişki kendisini en net şekilde hükümetlerin ekonomi politikalarında gösterir. Bu politikalar ve ekonomiye etkileri her zaman ekonomistlerin ve politika bilimcilerin yoğun ilgisini çekmiştir. Bu yoğun ilgi politikaları belirleyen hükümetlerin oluştuğu demokratik iklimle ekonomi arasındaki ilişkiyi ilgi çeker hale getirmiştir. Ancak demokrasi ile ekonomik değişkenler arasındaki ilişki gerek teorik gerekse uygulamalı olarak kesin bir şekilde tanımlanamadığı için, alana ilişkin araştırmalar demokratik iklimden ziyade mevcut politik sistemin istikrarı temelinde irdelenmektedir. Politik istikrarsızlık içinde öne çıkan faktörlere bağlı olarak politik istikrarsızlık göstergelerinin oluşturulması iki farklı ölçüte bağlı kalarak yapılmaktadır. Bu ölçütler meclis dışı politik istikrarsızlık ölçütü ve meclis temelli politik istikrarsızlık ölçütüdür. Politik istikrarsızlık ile ekonomik performans arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar, özellikle ekonomik büyüme, enflasyon ve istihdam üzerinde politik istikrarın etkisinin varlığına işaret etmektedir. Bu tezin amacı politik istikrarsızlık literatüründe yer alan ampirik araştırmalardaki değişkenlere yeni bir değişken ekleyerek, makroekonomik değişkenler ile oylama gücü arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Oylama gücü, politik karar alma sürecinde iktidardaki partilerin veya muhalefetteki partilerin herhangi bir kararı almada sahip oldukları gücü ifade eder. Karar mekanizmalarında partilerin birbirine karşı sahip oldukları gücü ifade eden oylama gücü, yönetilenlerin seçimler yoluyla millet meclislerine gönderdiği politik partilerin birbirlerine göre sahip oldukları göreli güçtür. Tezimizde oylama gücünün politik istikrarsızlık değişkeni olarak kullanılabileceğini gösterdikten sonra, bu gücün 47 ülkenin 1987-2009 döneminde gerçekleşen seçim sonuçları temelinde oluşturulan Normalize Edilmiş Banzhaf İndeksi değerleri ile politik istikrarsızlık literatüründe de en çok kullanılan makroekonomik değişkenlerden enflasyon, istihdam ve ekonomik büyüme üzerindeki etkileri analiz edilmektedir. Oylama gücü indeks değerlerinin makro ekonomik değişkenler üzerindeki etkisi panel veri yöntemi ile test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre üç ekonomik değişken (enflasyon, büyüme ve istihdam) üzerinde oylama güç değerleri etkilidir. Hem basit hem de nitelikli çoğunluk kuralı altında hükümeti kuran partinin ve koalisyonu oluşturan partilerin toplam güç indeks değerleri istatistiksel olarak büyüme ve istihdam üzerinde pozitif anlamlı bir etkiye sahipken, enflasyon üzerinde istatistiksel olarak anlamlı negatif bir etkiye sahiptir. Basit ve nitelikli çoğunluk kuralı altında ana muhalefet partilerinin oylama güç indeksi ile enflasyon arasında doğru orantılı bir etki varken, büyüme ve istihdam ile negatif ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Güç indeksi, Basit çoğunluk kuralı, Nitelikli çoğunluk kuralı, panel veri analizi, politik istikrarsızlık, demokrasi, oylama gücü, normalize edilmiş Banzhaf indeksi

DemokrasiEkonomiEkonomi politikaları+6
Ceyhun Haydaroğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Avusturya konjonktür teorisi: Türkiye için bir analiz

Avusturya Konjonktür Teorisi, para otoriteleri tarafından yaratılan kredilerin, yatırımları toplumun uzun vadeli tasarrufları ile karşılanamadığı bir noktaya ittiğini, arz ve talep arasında bir uyumsuzluk yarattığını ve bu durumun kaçınılmaz olarak bir durgunluğa neden olduğunu iddia etmektedir. Ayrıca bu teori durgunluk döneminde uygulanan genişlemeci para politikalarının sadece gerekli yapısal düzenlemeleri ertelediğini, bu durumun ise ekonomide daha ciddi sorunlara yol açabileceğini savunmaktadır. Bu tezin amacı, Avusturya Konjonktür Teorisini açıklamak ve onun için ampirik kanıtların varlığını belirlemektir. Çalışmada, bu yaklaşımın temelleri ve Avusturya Konjonktür Teorisi'nin ekonomi literatüründeki son uygulamaları gözden geçirilmiştir. Tezin ampirik bölümünde, Vektör Hata Düzeltme Modeli (VECM) kullanılarak tüketim, yatırım ve para politikası arasındaki ilişki incelenmiştir. Para Arzı (M1) para politikası için proxy değişken olarak kullanılmıştır. Model, 1968'den 2017'ye kadar olan Türkiye verileri kullanılarak tahmin edilmiştir. Sonuçlar, para politikası şoklarının konjonktürel dönemleri açıkladığı Avusturya Konjonktür Teorisinin hipotezi ile tutarlıdır.

AvusturyaEkonomiEkonomi politikaları+6
Seçil Durmaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mali kuralın makroekonomik performans üzerine etkisi: Türkiye uygulaması

Maliye politikası ekonomiye yön verme noktasında kilit konumda olan politikalardan bir tanesidir. Politikaya elverişli vasıtalardan yararlanmak suretiyle ekonomiye konjonktüre göre bir yön verilip içinde bulunulan dar dönemden ya da aşırı ısınmadan kurtulmada etkilidir. Maliye politikasının kurala dayalı ya da ihtiyari uygulanmasına yönelik tartışmalar süre gelmiştir. Mali disiplin kavramının önem kazanmasıyla mali kurala, bir başka ifadeyle kurallı maliye politikasına da ilgi artmış durumdadır. Mali disiplinin sağlanması istikrarın temini için anahtar konumdadır. Çünkü mali disiplin sağlanamadığında makro ekonomik istikrar da bozulmaktadır. Bu tezin amacı mali disiplinin makro ekonomik istikrarı sağlama da önemini ortaya koymaktır. İlk iki bölümde teorik analiz yapılmak suretiyle maliye politikası, mali kural ve mali disiplin kavramları ele alınmış, son bölümde ise etki- tepki analizi ile mali disiplinin makro ekonomik performansa etkisi sınanmıştır

MakroekonomiMakroekonomiMakroekonomik politikalar+5
Erdem Akgül
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

A macro stress test application on the financial system of Turkey: A credit risk perspective

Macro stress testing applications were initially introduced in 1991 with the Financial Sector Assessment Program (FSAP) launched by International Monetary Fund (IMF). Along with each economic and financial crisis, the popularity of macro stress testing increased. This study aims to investigate the financial stability of Turkey by testing it against shocks on macro variables using the Vector Error Correction model and the most up-to-date publicly available data. To this end, the banking sector as the main pillar of the financial sector was stress-tested against macroeconomic shocks using the Vector Error Correction Model based on monthly data for the period between 2005-2021. The impact of the shocks on the selected financial stability indicator, non-performing loan ratio was analyzed using Impulse Response Functions. The results showed that the banking sector was resilient to the applied shocks and the increase in non-performing loan ratio was of no significant concern. The present study also highlighted that the need for prudential oversight by conducting periodic tests and publication of the results remains of substantial importance to be prepared for possible future shocks.

Financial systemCredit riskMacroeconomy+5
Ayşegül Alan
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde döviz kuru rejimi tercihi ve makro ekonomik performans

Döviz kuru rejimleri, gerek ülkelerarası ekonomik ilişkilerin temel belirleyicisi olması, gerekse ulusal piyasaları doğrudan etkilemesi nedeni ile uluslararası iktisat literatüründe sıklıkla tartışılan bir konudur. Küreselleşmenin artması ile birlikte, hem uluslararası mal ve hizmet ticaretinin hacmindeki genişleme, hem de sermaye piyasalarındaki serbestleşme döviz kurlarının önemini daha da arttırmıştır.Bu çalışmada, gelişmekte olan ülkelerde, döviz kuru rejim tercihi ve döviz kuru tercihinin makro ekonomik etkileri incelenmiştir. Öncelikle bu ülkelerde döviz kuru rejim tercihinde ?İki kutupluluk Hipotezi?nin geçerliliği olup olmadığı araştırılmıştır. 1990 sonrasında gelişmekte olan ülkelerde, serbest dalgalı döviz kuru rejim tercihinde artış göstermiştir. Ancak finansal serbestleşmede artış olmakla birlikte, ara rejimlerin uygulamadan kalktığı söylenemez. İkinci olarak döviz kuru rejim tercihinin makro ekonomik performans üzerindeki etkileri incelenmiştir. Döviz kuru rejim tercihinin büyüme, enflasyon ve dış ticaret üzerinde net bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.Ancak sabit kuru rejimlerinin gelişmekte olan ülkelerde kriz olasılığını arttırdığı söylenebilir.Son olarak gelişmekte olan ülkelerde rejim tercihine ilişkin Panel Probit analiz yapılmıştır. Analiz sonucunda Optimal Para Alanı'na ilişkin değişkenler, dışa açıklık hariç, teorik beklenti doğrultusunda etkide bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak enflasyon ve merkez bankası bağımsızlığının, döviz kuru üzerinde tercihler üzerinde önemli bir etkide bulunmadığı gözlenmiştir. Demokratikleşme, finansal derinlik ve dış borç yükü ise, dalgalı döviz kuru tercihini pozitif yönlü etkilediği tespit edilmiştir.

Döviz kuruDöviz kuru politikalarıDöviz kuru rejimi+6
Rüstem Yanar
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu açıklarının ekonomik, politik ve sosyal belirleyicileri: Gelişmekte olan ülkeler üzerine bir uygulama

Kamu açıkları günümüzde gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerde karşılaşılan en önemli makroekonomik sorunların başında gelmektedir. Kamu açıkları, özellikle 1970' li yılların başlarından itibaren gelişmekte olan ülkelerde kronik bir sorun haline gelmeye başlamıştır. 1980'li yılların ortalarından bu yana mali reformlarda sağlanan önemli gelişmelere rağmen, birçok gelişmekte olan ülke tekrarlanan büyük bütçe açıklarıyla karşı karşıyadır.Kamu açıklarını açıklamaya yönelik ekonomi literatürü, iki temel konu üzerine odaklanmıştır. Bunlardan biri son zamanlarda kamu borçlarındaki birikim diğeri ise, bütçe açıkları ve kamu borçları konusunda ülkeler arasında gözlenen önemli farklılıklardır. Geleneksel ekonomik modeller bu durumu tek başına yeterli biçimde açıklamakta başarısız olmuştur. Bu nedenle, politik ekonomi yaklaşımı olarak bilinen yeni analitik çalışmalar mali politikaların özellikle de bütçe dengelerinin açıklanması konularında politik ve kurumsal faktörlerin rolünü vurgulamaktadır. Bu bağlamda, maliye politikası literatüründe mali sonuçlar üzerinde etkili olan politik ve kurumsal faktörleri açıklayan ve ampirik kanıtlar sağlayan teoriler giderek artmaktadır. Bununla birlikte mevcut ampirik çalışmaların büyük bir kısmı OECD ülkeleri üzerine yapılmıştırBu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerde ekonomik faktörlerin yanı sıra, politik ve kurumsal faktörlerin bütçe açıkları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu doğrultuda ülkemizinde içinde yer aldığı gelişmekte olan 33 ülke için yatay kesit analizi yardımıyla ampirik bir çalışma yapılmıştır. Elde edilen uygulama sonuçlarına göre dışa açıklık düzeyi, ekonomik büyüme oranı ve kişi başı milli gelir düzeyi gibi ekonomik faktörlerin yanı sıra ekonomik özgürlük düzeyi, hukuk sisteminin etkinliği, kamusal regülasyonların yükü, kamusal harcamalardaki savurganlık ve politik istikrar gibi politik ve kurumsal faktörlerin de bütçe açıkları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.Bu çalışmada yapılan ampirik analizler bütçe açıklarının farklı ekonomik ve politik kararların sonucu olarak ortaya çıktığını ve dolayısıyla ekonomik faktörler kadar politik faktörlerin de bütçe açıkları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır.Anahtar Kelimeler: Kamu Açığı, Gelişmekte Olan Ülkeler, Ekonomik ve Sosyal Faktörler, Politik Faktörler, Yatay Kesit Analizi.

Ekonomik faktörlerEkonomik sorunlarGelişmekte olan ülkeler+4
Aylin Koç
Çukurova University
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir ekonomik büyüme bağlamında yenilenebilir enerji kaynakları: Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye örneği üzerine bir değerlendirme

Enerji, hayatın vazgeçilmez unsurlarından birisidir. İnsanlık, tarih boyunca her zaman enerjiye bağımlı olmuş, hatta yerleşim alanlarını dahi enerji kaynaklarına yakın bölgelere kurmuşlardır. Ancak, günümüzde yüzyıllardır süregelen ve insanlığın kullanımına sunulan enerji kaynakları, gerek bilinçsiz kullanım ve gerekse de hızla artan dünya nüfusu nedeniyle talebi karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda, yenilenebilir enerji kaynakları önem kazanmaktadır. Geleneksel enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim, hem çevresel etki bağlamında tercih edilmekte hem de ülkelerin ekonomik büyüme performanslarının sürdürülebilirliğini sağlamaktadır. Fosil kaynaklarda dışa bağımlı olan ülkeler muhtemel fiyat artışları durumunda yüksek enflasyon baskısı altında kalmakta ve bu da, ekonomik istikrarı bozmaktadır. Bu tezde, yenilenebilir enerji kaynakları kullanımının ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğine katkısı Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye ekseninde ele alınmaktadır.

Avrupa BirliğiEkonomik büyümeEnerji kaynakları+5
Aslı Şentürk
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00

Related subjects