Gürültü

Bu konu başlığı altında 156 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoğun bakım ünitesindeki kanıt temelli non-farmakolojik düzenlemelerin deliryumu önlemedeki etkisi

Deliryum yüksek morbidite, mortalite oranları ve tedavi maliyeti artışı ile ilişkili olup, görülme sıklığı yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) daha fazladır. Bu araştırmada, YBÜ'de non-farmakolojik düzenlemelerin deliryum gelişimine etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmamız Haziran 2017-Ocak 2018 tarihleri arasında, dahiliye YBÜ'de yürütülmüştür. Veriler Hasta Tanılama Formu, APACHE II, Glasgow Koma Skalası, Richmond Sedasyon-Ajitasyon Skalası, Yoğun Bakım Ünitesinde Konfüzyon Değerlendirme Ölçeği, Richard-Campbell Uyku Ölçeği ve Günlük İzlem Formu kullanılarak hastaların izlenmesi ile elde edilmiştir. Ayrıca eş zamanlı olarak YBÜ'de gürültü düzeyinin sürekli ölçümleri sağlanmıştır. Araştırma örneklemini, araştırmaya katılmayı kabul eden,YBÜ'de en az 24 saat kalmış, Glasgow Koma Skalası puanı ≥10 ve RASS -3 ve üzeri puan almış, iletişim kurulabilen toplam 78 hasta oluşturmuştur. YBÜ rutinlerinde hiçbir değişiklik yapılmaksızın kontrol grubu verileri elde edilmiştir. Aynı değerlendirme formları "Yoğun Bakımda Analjezi, Sedasyon ve Deliryum Yönetimi için Kanıt ve Görüş Temelli Rehber (2015)" de yayınlanan ışık ve gürültü azaltmaya yönelik non-farmakolojik önlemler alınarak yeni hasta grubunda tekrar uygulanmıştır. Çalışmamıza katılan hastaların yaş ortalaması 70,01±13,18'dir. Çalışmamızda deliryum görülme sıklığı; kontrol grubunda yer alan hastalarda %60, müdahale grubunda yer alan hastalarda %44,7 olarak hesaplanmıştır (p>0,05). Alınan önlemler sonrası, YBÜ ortalama gürültü seviyesi 70,89±3,81 dB(A)'den 62,66±3,45 dB(A)'e gerilemiş (p<0,01), Richard-Campbell Uyku Ölçeği puan ortalaması 48,29±1,39'den 62,05±1,81'e yükselmiştir (p<0,01). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda deliryum görülme oranlarının azaldığı ve gürültü seviyesindeki azalmanın hastanın uyku kalitesini pozitif yönde etkilediği saptanmıştır. Düzenlemelerin etkinliğinin daha iyi gösterilmesi için daha geniş örneklem gruplarında araştırmanın tekrarlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler:Deliryum, yoğun bakım ünitesi, uyku kalitesi, gürültü, hemşirelik.

DeliryumGürültüHemşirelik+6
Nihal Topçu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ameliyathanede gürültü düzeylerinin ameliyat ekibinin stres düzeyleri ve iş yüküne etkisinin değerlendirilmesi

Araştırma bir devlet hastanesinin ameliyathanelerinde, gürültü seviyesini ve gürültünün ameliyathane çalışanlarının iş yükü ve stres düzeyleri üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak gerçekleştirildi. Araştırma verileri Temmuz-Ekim 2019 tarihlerinde genel cerrahi, ortopedi, üroloji ameliyathanelerinde hafta içi günlerde gerçekleştirilen 403 ameliyatta gürültü ölçümleri ve ameliyathane çalışanlarının stres düzeyleri ve iş yükleri değerlendirilerek elde edildi. Veri toplamada, CA 834 gürültü ölçüm cihazı, Durumluk Kaygı Ölçeği (STAI FORM TX-I), NASA-TLX İş Yükü Ölçeği ve Ameliyata ve Ameliyat Ekibine İlişkin Bilgi Formu kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum gibi tanımlayıcı tanımlayıcı istatistiksel metotlar, Shapiro-Wilk, Student t, Oneway Anova, Bonferroni, Bonferroni-Dunn testleri, Pearson korelasyon analizi ve Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Örneklem grubuna alınan ameliyatların, %27.5'i üroloji, %41.4'ü genel cerrahi, %31.1'i ortopedi ameliyatı idi. Ameliyatların ortalama süresi 69.84±23.67 dakika sürmektedir. %63'ü açık ameliyat, %75.4'ü genel anestezi altında yapılmakta ve %59.3'ünde hastanın ASA I'dir. Ameliyathane çalışanların yaş ortalaması 34.89±7.41, ameliyathanede çalışma deneyimleri ise 8.00±5.82 yıldır. Çalışanların,%53,3'ü erkek,%37,8'inin (n=17) ameliyathane hemşiresi, %24,4'ü (n=11) cerrah ve %37,8'i (n=17) anestezi ekibindendir. Evre 1 ortalama gürültü düzeyleri ise 63,00±3,50, evre 2 ortalama gürültü düzeyleri ise 62,94±3,75,evre 3 ortalama gürültü düzeyleri ise 63,67±2,81 olarak saptandı. Durumluk kaygı puan ortalaması ise 34,50±6,09 olarak saptandı. Toplam iş yükü düzeyi ise ortalama 56,91±15,67 olarak bulundu. Durumluk kaygı puanları (p<0,01) ve iş yükü puanları (p<0,01) ile gürültü düzeyleri arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. Sonuç olarak, ameliyathanedeki gürültünün Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü'nün iş yerleri için önerdiği sınır olan 85 dB(A)'ya yakın olduğu, ameliyathanedeki gürültünün ameliyathane çalışanlarının algıladıkları iş yükü ve stres düzeylerini arttırdığı belirlendi. Ameliyathane çalışanlarına gürültü kontrolü eğitimi verilerek bilgilerinin ve farkındalıklarının arttırılması, gürültü ölçümlerinin belirli aralıklarla yapılması, ameliyathanelerde gürültü azaltılmasına ilişkin teknolojilerin kullanılması önerildi. Anahtar kelimeler: Ameliyathane, Gürültü Düzeyi, Stres, İş Yükü

AmeliyathanelerDoktorlarGürültü+4
Ayşen Arabacı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Belediyelerde iş sağlığı ve güvenliği önlemleri üzerine örnek bir çalışma

Ülkemiz gelişen Dünya ile her alanda inovasyon çalışmaları içindedir. Oldukça genişleyen sanayileşme ve üretim, iş sağlığı ve güvenliğinin önemini ortaya koymuştur. Gün geçtikçe yaşanan iş kazaları ve can kayıplarının fazlalaşması, insanların bu alandaki yanlış, bilinçsiz davranışları konunun önemini arttırmıştır. İş sağlığı ve güvenliği konusu hem kamu hem de özel sektör tarafından dikkatle irdelenmeye başlanmıştır. İş Sağlığı ve Güvenliğinde temel hedef, tüm çalışan ve işverenlerimizin bilinçli ve farkındalık düzeyini yüksek hale getirmektir. Belediyelerde yapılan hizmetlerin çeşitliliği iş sağılığı ve güvenliği çalışmalarını daha önemli kılmaktadır. Bu tez çalışmasında, belediyelerde çalışanların maruz kaldıkları gürültü ve aydınlık değerleri araştırılmıştır. Buna ek olarak, işyerinde risklerin tespit edilmesi ve risk analizi çalışması yapılması amaçlanmıştır. Yayılan gürültünün olumsuz etkilerinden çalışanların etkilenmemesi için gürültünün azaltılması konusunda ne gibi önlemler alınabileceği tartışılmıştır. Bu çalışmaya göre belirli noktalarda ölçüm yapılmış, gürültü seviyelerinin durumuna göre saha çalışmasında renklendirme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre minimum ve maksimum değerler saptanmıştır. Fine Kinney metoduna göre risk değerlendirme tablosu oluşturulmuştur. Son olarak ise yapılan ölçüm sonuçları değerlendirilerek belirlenen maruziyetlerin mevzuatlara uygunluğu tartışılmıştır. Risk değerlendirme tablosunda mevcut tedbirlerden bahsedilmiştir. Bu tablo sonucunda riskleri önleyici veya en aza indirecek önleme faaliyetleri hakkında önerilerde bulunulmuştur.

BelediyelerGürültüGürültü analizi+7
Ayhan Can Doğruöz
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çimento fabrikasında gürültü düzeylerinin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında analiz edilmesi

Endüstrileşme ve modern anlamda teknolojilerin gelişmesi sonucunda meydana gelen sorunlardan birisi de ses kirliliğidir. Gürültü olarak da bilinen ses kirliliği, dinleyiciye anlamsız, istenmeyen gürültü ve insanları rahatsız eden düzensiz, yüksek ses olarak tanımlanır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na göre; Meslek hastalıklarının% 10'u gürültüye bağlı işitme kaybı olarak tanımlanmaktadır. Yüksek gürültü seviyeleri canlıların yaşamına birçok yönden olumsuz etki etmektedir. İnsan sağlığı ile ilgili olumsuz sonuçların azaltılması veya yok edilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Çimento ve klinker üretimi yapan tesiste TS 2607 ISO 1999:2005 ve TS EN ISO 11204 standartları kullanılarak gürültü düzeylerinin belirlenmesi ve çalışanlardaki etkilerinin ortaya konulması ile ilgili yapılan bu çalışmada 6 bölümde bulunan 11 ünitede toplam 33 gürültü maruziyet ölçümü ve bölümlerin yer aldığı noktalardan 6 adet ortam gürültü ölçümü gerçekleştirilmiştir. Elde edilen ölçüm sonuçlarına göre günlük gürültü maruziyet değerlerinin en çok kırıcı 1, kırıcı 2, kömür 1, kömür 2 ve döner fırın 1 ünitelerinde olduğu tespit edilmiştir. Ortam gürültü düzeylerinin ise özellikle kömür değirmenlerinin ve kırıcı ünitelerinin bulunduğu yerlerde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yüksek gürültü düzeylerinin ölçüldüğü yerler için teknik ve çalışanlara yönelik tedbirler önerilmiştir.

GürültüGürültü analiziÇimento+4
Özgür Kalelioğlu
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Analysis of non-auditory effects of industrial noise on worker productivity – Case study of Erbil Steel Company

Sound is among the significant environmental factors for people's health, it has an important role in both physical and psychological injuries, and it affects individuals' performance and productivity. The aim of this study was to determine the effect of exposure to high noise levels on the performance and rate of error in manual activities. The industrial noise in Erbil Steel Company in Erbil city-Iraq is a concern for workers, possibly due to the negative effects of industrial noise, and industrial noise affects the decision-making process in producing companies. Furthermore, the effects on worker productivity are one of the significant external costs. The productivity is subjected to decrease in the workplace due to machines' noise in addition to the costs to prevent or reduce industrial noise caused by machines. The increased number of machines made workers' life painful and worrisome especially in the nearby machines, and hence it is accompanied by health and economic risks on the worker. Non-auditory effects of noise were studied among 120 workers from Erbil Steel Company. Statistical analyses of the responses gathered were analysed and reported. Descriptive statistics was carried out using SPSS version 20 and graphs were plotted using Microsoft Excel 2016. The statistical analysis showed that that there is so much noise at Erbil Steel Company and that company workers are at a higher risk of being disturbed by noise at work. The effect of noise on the productivity of workers at Erbil Steel Company was quite high based on responses from the selected workers.

Industry businessesNoiseProductivity+3
Ramzı Farıs Ahmed Ahmed
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel tasarımda yer alan bina cephelerinde ses yalıtımı: Gaziantep Akkent Kongre Merkezi'nin cephe incelemesi

Mevcut binalara sonradan dâhil edilen yalıtım iyileştirmeleri hem maliyetli hem de konforu sağlamakta yetersiz kalabilmektedir. Bu açıdan, bina cephelerinde uygun malzeme seçimi, akustik performansın hem mevcut hem de gelecekteki koşulları temsil eden dış gürültü verileri dikkate alınarak belirlenmesi için önemlidir. Mimari projenin ilk aşamalarından itibaren disiplinler arası bir çalışma yürütülerek, akustik uzman kontrolünde yalıtımın tasarıma dahil edilmesi, bina cephelerinde ideal mimari konforun sağlanması açısından dikkate alınması gereken bir unsurdur. Bina cephelerindeki ses yalıtımını konu alan bu tez çalışmasında; öncelikle ulusal, uluslararası literatür taraması yapılmış ve gürültü, gürültü kontrolü, bina cephelerindeki ses yalıtımı, mimari akustik vb. kavramlar mimari açıdan irdelenmiştir. Araştırma devamında ülkemizdeki mevzuatlar incelenerek, işitsel konforun sağlanmasına yönelik Türkiye'de, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 31 Mayıs 2017 tarihinde yayınlanan "Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkındaki Yönetmelik" bazında bina cepheleri analiz edilmiştir. Edinilen bilgiler ışığında yöntem belirlenmiş ve kongre merkezlerinin kent bağlamında öneminden yola çıkılarak Gaziantep özelinde iki cephesi karayolu trafiğine maruz kalan Gaziantep Akkent Kongre Merkezi örneklem olarak seçilmiştir. Örneklem hakkında incelemeler sonucunda, yapı özelinde simülasyon programı (Insul) kullanılarak, cephe analizi yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Araştırma verileri doğrultusunda; kongre merkezi mevcut cephesinin mimari akustik performansı, yönetmelik kapsamında değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları raporlanarak, öneriler getirilmeye çalışılmıştır. Bu şekilde yürütülen projeler dijital çağın getirilerine daha kolay adapte olup, sürdürülebilir bir sistemin parçası olarak ekonomik, yenilikçi, kaliteli ve konforlu alanlar oluşturmaya katkı sağlanacağı öngörülmektedir.

Bina cephesiGürültüGürültü denetimi+2
Fatma Derya Boyraz
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda dinleme eforu ve işitsel dikkatin değerlendirilmesi

Özel öğrenme güçlüğü (ÖÖG) tanısı alan çocuklarda dikkat eksiklikleri, konuşmayı işlemleme güçlükleri ve işitsel işlemleme bozukluklarının sıklıkla birlikte gözlendiği belirtilmektedir. Bu çalışmada, ÖÖG tanısı alan çocukların gürültüde konuşmayı anlama becerisi, işitsel dikkat ve bilişsel beceriler ile dikkati bölme yeteneğini yansıttığı varsayılan dinleme eforu değerlendirilerek normal çocuklar ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bununla birlikte gürültüde konuşmayı anlama becerisi, işitsel dikkat ve dinleme eforu testinden elde edilen sonuçlar arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışma grubuna 7-12 yaş arasında ÖÖG tanısı almış 23 çocuk, kontrol grubuna ise 7-12 yaş arasında 23 normal çocuk dahil edilmiştir. Çalışmaya katılan tüm çocuklara gürültüde konuşmayı anlama becerisini değerlendirmek üzere Türkçe Kolaylaştırılmış Matrix Testi (TURSIMAT), dinleme eforunu değerlendirmek için İkili Görev Paradigması ile Dinleme Eforu Testi ve işitsel dikkati değerlendirmek için Dinlemede Dikkat Testi (DDT) uygulanarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. TURSIMAT, DDT, İkili Görev Paradigması ile Dinleme Eforu Testi ve yaş arasındaki ilişkiler de incelenmiştir. Çalışma sonucunda iki grup arasında TURSIMAT testinde anlamlı bir fark bulunmazken (p>0,05), DDT ve Dinleme Eforu testlerinde anlamlı fark elde edilmiştir (p<0,05). TURSIMAT testi ile DDT ve Dinleme Eforu Testi arasında bilateral koşulda anlamlı bir ilişki bulunamazken, tek taraflı koşullarda kısmen anlamlı ilişki elde edilmiştir (p<0,05). DDT ve Dinleme Eforu testi arasında sadece orta koşulda anlamlı ilişki elde edilmiştir (p<0,05). Ayrıca yaş ile TURSIMAT'ın tüm koşulları ve Dinleme Eforu Testi'ndeki zor ve orta koşul arasında anlamlı bir ilişki elde edilirken (p<0,05), yaş ile DDT testi arasında anlamlı bir ilişki belirlenememiştir. Elde edilen bulgular ÖÖG tanılı çocukların normal çocuklara kıyasla daha fazla dinleme eforuna ve daha zayıf işitsel dikkat becerisine sahip olduğunu göstermektedir.

DikkatDinlemeDinleme becerisi+6
Hatice Merve Yücel
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Normal işiten tinnituslu bireylerde gizli işitme kaybının araştırılması

Tinnitus, harici bir uyaran olmaksızın birey tarafından hissedilen anormal ses algısı olarak tanımlanmaktadır. Tinnitusun altında yatan mekanizmaları aydınlatmak için pek çok çalışma yapılmıştır. Tinnitus nedeni, algısal özellikleri ve eşlik eden semptomları açısından klinik olarak heterojendir. Bu çalışmanın amacı tinnitus etiyolojisi için potansiyel bir faktör olarak gösterilen gizli işitme kaybını araştırmaktır. Çalışmaya standart ölçümlere göre (0,125-8 kHz) normal işiten 20 tinnituslu birey (çalışma grubu) ve 20 normal birey (kontrol grubu) katılmıştır. Katılımcıların 0,125-16 kHz aralığında saf ses işitme eşikleri belirlenmiştir. Sonrasında katılımcılara davranışsal ve elektrofizyolojik testler uygulanmıştır. Katılımcıların ABR bulguları incelendiğinde tinnituslu bireylerin I. dalga amplitüdlerinin ve V. dalga amplitüdlerinin normal bireylere kıyasla daha düşük olduğu gözlenmiştir (p<0,05). Bireylerin genişletilmiş yüksek frekans işitme eşikleri değerlendirildiğinde tinnituslu bireylerin işitme eşiklerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). TEOAE bulguları incelendiğinde tinnitus grubunda çoğu frekansta anlamlı farklılaşma görülmemesine rağmen daha düşük emisyon cevabı elde edilmiştir (p>0,05). Her iki grupta kontralateral supresyon ölçümü sonucunda 1000 Hz haricindeki frekanslarda anlamlı farklılaşma görülmemiştir (p>0,05). Ayrıca tinnitus grubunda akustik refleks eşiği daha yüksek elde edilmiştir (p<0,05). Katılımcıların gürültüde konuşma algısı becerileri değerlendirildiğinde tinnituslu bireylerin gürültüde konuşma algısı performansının daha zayıf olduğu görülmüştür (p<0,05). Eşik üstü işlemleme becerileri incelendiğinde tinnituslu bireylerin daha zayıf performans gösterdiği saptanmıştır (p<0,05). Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde tinnitusun genişletilmiş yüksek frekans işitme eşiklerindeki kayıp ile ilişkili olabileceği düşünülmüştür. Gürültüde konuşma algısının ve eşik üstü işlemleme becerilerinin bozulmasının nedeni koklear hasarla ilişkili olabilir. Anahtar Kelimeler: Tinnitus, Gizli İşitme Kaybı, Genişletilmiş Yüksek Frekans

GürültüKonuşma algısıKonuşmayı ayırdetme testleri+4
Halime Sümeyra Sevmez
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

İşitme kayıplı bireylerde arka plan konuşma gürültüsü varlığında konuşma algısı

. Bu çalışmanın amacı tek konuşmacılı arka plan gürültüsünde hedef konuşma algısı performansının normal işiten ve bilateral işitme cihazı kullanan işitme kayıplı yetişkinler arasında karşılaştırılması ve hedef konuşmayı algılarken ses farkı ipuçlarından yararlanma becerisini değerlendirmektir. Çalışmaya kontrol grubu olarak normal işiten 19-52 yaş aralığında (ortalama 31.4 ± 9.4) 30 yetişkin ve çalışma grubu olarak her iki kulağında da işitme cihazı kullanan 18-62 yaş aralığında (ortalama: 36.3 ± 12.6) 30 işitme kayıplı yetişkin katılmıştır. Kullanılan materyal Hacettepe Üniversitesi ve University of Groningen iş birliği ile University of Groningen laboratuvarlarında oluşturulmuştur. Test, toplamda 91 aşamadan oluşmaktadır. Hedef cümleler üç ayrı sinyal gürültü oranında (-6 dB, 0 dB, +6 dB) ve dört farklı ses ipucu farklılığı (Aynı, ΔF0, ΔVTL, ΔF0+VTL) kombinasyonu ve kontrol koşulu olarak arka plan gürültüsü olmayan yedi cümleyi içermektedir. Dinleme görevi sonucunda, katılımcıların yanıtlarının doğruluk skorları, sinyal gürültü oranı, ses ipucu farklılıklarına göre normal işiten ve işitme kayıplı yetişkinler arasında karşılaştırılmıştır. Veri analizi ve görsel grafikler R (versiyon 4.2.3 R Core Team, 2020) ile yapılmıştır. Skorlar doğruluk oranı (0-1) temel alınarak raporlanmıştır. Her iki grubun performansı sinyal gürültü oranı baz alınarak incelenmiş ve istatistiksel analizi için Generalized Additive Model (GAM) modeli uygulanmıştır. GAM modeline her bir grup için göre kübik regresyon uygulanmış, k parametresi 3'e ayarlanmış ve tüm modelleme sınırlı maksimum olabilirlik metoduna (restricted maximum likelihood method) göre yapılmıştır. Bulgular, artan TMR ve artan ses ipuçları ile konuşma ayırt etme skorlarının arttığı görülmekle beraber, normal işiten ve işitme kayıplı dinleyiciler arasında anlamlı derecede fark gözlenmiştir (p<0.05).

GürültüKonuşmaKonuşma algısı+2
Pınar Ertürk
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Normal işitmeye sahip öğretmenlerin gürültüde işitme ve konuşmayı anlama performanslarının değerlendirilmesi

Öğretmenler, okulda bulundukları süre boyunca sınıf içi ve sınıf dışı tüm gürültülere maruz kalmaktadır. Bu çalışmanın amacı, normal işitmeye sahip öğretmenlerin işitme, konuşma ve gürültüde konuşmayı anlama performanslarının normal işitmeye sahip bireylerle karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya 25-45 yaş arası, normal işitmeye sahip olan ve aktif olarak görev yapan 16 öğretmen (14 Kadın, 2 Erkek) ve gürültüye maruz kalmamış 16 birey (13 Kadın, 3 Erkek) dahil edilmiştir. Katılımcılara standart odyolojik test bataryasına ek olarak yüksek frekans odyometri, bozulma ürünü uyarılmış otoakustik emisyon (Distortion Product Otoacoustic Emission- DPOAE), TEN (Threshold Equalizing Noise) testi, Türkçe Matrix test, Tinnitus Engellilik Anketi, Konuşma, Uzaysal Algı ve İşitme Kalitesi Ölçeği ve Weinstein Gürültü Hassasiyet Ölçeği uygulanmıştır. Tüm katılımcılarda standart test bataryasındaki testlerden elde edilen bulgular normal sınırlarda elde edilirken, akustik refleks eşiği testinde gruplar arası sol kulakta 500 ve 2000 Hz frekanslarda anlamlı farklılık elde edilmiştir (p<0,05). Diğer testlerden elde edilen bulgulara göre; gruplar arası yüksek frekans odyometride her iki kulakta 9 kHz ve 11200 Hz frekanslarda, TEN testinde her iki kulakta tüm frekanslarda, DPOAE testinde sol kulakta tüm frekanslarda, sağ kulakta ise 8000 Hz harici tüm frekanslarda S/G değerlerinde, Türkçe Matrix testte sol kulak, sağ kulak ve binaural S/G değerlerinde anlamlı farklılık elde edilmiştir (p<0,05). Yapılan tüm anketlerde ve anketlerin birbirleriyle olan korelasyonlarında anlamlı fark elde edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak sürekli ve düzenli olarak gürültüye maruz kalmak, öğretmenlerde koklear sinaptopatiye ve buna bağlı olarak gizli işitme kaybına neden olmaktadır. Sınıf içi ve sınıf dışı gürültünün öğretmenlerde işitsel semptomlarda artış ve psikolojik yönden olumsuz yönde etkilediği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Gürültü maruziyeti, koklear sinaptopati, gizli işitme kaybı, 111111111111111111gürültü

GürültüKokleaKonuşmayı ayırdetme testleri+3
Cennet Öz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tinnitusu olan bireylerde konuşma uyaranıyla frekans takip cevabının ve gürültüde konuşmayı algılama becerilerinin değerlendirilmesi

Tinnitus herhangi bir dış ses kaynağı olmadan işitsel sistemde ses algısıyla karakterize toplumda yaygın görülen bir semptomdur. Tinnitusun oluşum mekanizması ve etkilenen bölgelerle ilgili olarak bugüne kadar birçok teori ileri sürülse de hala tam olarak fikir birliğine varılamamıştır. Bu çalışmada normal işiten tinnitusu olan bireylerin subkortikal seviyedeki işitsel işlemlemelerinin değerlendirmesi ve tinnitusun gürültüde konuşmayı anlama üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya standart odyometrik frekanslarda (0,25-8 kHz) normal işiten 16 tinnitusu olan birey ve kontrol grubunu oluşturması için 20 normal birey katılmıştır. Katılımcıların saf ses odyometri değerlendirmesiyle 0,25-16 kHz aralığında işitme eşikleri belirlenmiştir. Sonrasında katılımcıların subkortikal işitsel işlemlemeleri objektif testler olan auditory brainstem response (ABR) ve speech frequency following response (FFR) kayıtlarıyla değerlendirilmiştir. Gürültüde konuşma algısının değerlendirilmesinde ise davranışsal bir test olan Türkçe Matriks Testi çeşitli dinleme durumlarında kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen bulgular incelendiğinde saf ses işitme eşikleri açısından iki grup arasında anlamlı fark olmadığı görülmüştür (p>0,05). Katılımcıların ABR bulguları incelendiğinde tinnitusu olan bireylerin I. dalga amplitüdlerinin normal bireylere kıyasla daha düşük olduğu gözlenmiştir (p<0,05). Ayrıca tinnitusu olan bireylerin ABR I., III. ve V. dalga mutlak latansları anlamlı şekilde daha geç elde edilmiştir (p<0,05). Katılımcılar FFR bulguları incelendiğinde tinnitusu olan bireylerin dalga amplitüdleri açısından normal bireylerle anlamlı farklılaşmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Dalga latansları açısından ise Vₙ, A, D, E ve F dalga latanslarında iki grup arasında anlamlı fark gözlenmezken (p>0,05), O dalga latansı tinnitusu olan bireylerde anlamlı olarak daha geç elde edilmiştir (p<0,05). Ek olarak FFR sonuçlarında tinnitusu olan bireylerde uyaran harici aktivasyonun normal bireylere kıyasla daha fazla olduğu görülmüştür (p<0,05). Katılımcıların gürültüde konuşma algısı becerileri incelendiğinde ise tinnitusu olan bireylerin normal bireylere kıyasla daha zayıf gürültüde konuşma algısı performansı olduğu gözlenmiştir (p<0,05). Elde edilen bulgular ışığında ABR I. dalga amplitüdlerinde anlamlı azalma gözlenmesi normal işiten tinnitusun koklear sinaptopatiyle ilişkili olabileceği düşündürmektedir. Ayrıca FFR bulgularından O (offset) dalgasının anlamlı uzamış olması ve uyaran harici aktivasyonda artış gözlenmesi tinnitusu olan bireylerde inhibisyonun azaldığı ve subkortikal işitsel işlemlemelerinin bozulduğu şeklinde yorumlanmıştır. Tinnitusu olan bireylerin normal işitmelerinin olmasına rağmen daha zayıf gürültüde konuşma algısı performanslarının olması söz konusu bireylerde koklear sinaptopati olabileceği görüşünü desteklemiş ve ek olarak bilişsel becerilerin etkilenmiş olabileceğini düşündürmüştür.

GürültüKonuşmaKonuşma algısı+5
Hasan Çolak
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uyaran içerisindeki akustik komponentlerin akustik değişim kompleksi cevabına katkısı

Akustik değişim kompleksi (ADK), devam eden bir sesteki değişikliğe yanıt olarak ortaya çıkan kortikal işitsel uyarılmış potansiyeldir. /ui/ uyaranı ile oluşan ADK cevabı /i/ sesinin başlangıcı ve /u/ sesinden /i/ sesine geçişte gerçekleşen F2 formant frekansı değişiminden kaynaklanmaktadır fakat bu iki akustik olaydan hangisinin cevaba daha fazla etkisi olduğu daha önce araştırılmamıştır. Mevcut çalışma bu iki akustik olayın ADK cevabına katkısını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 18-30 yaş arası herhangi bir psikiyatrik ve nörolojik problemi, gürültü maruziyeti ve herhangi bir işitme patolojisi olmayan, enstrümantal müzikle profesyonel olarak uğraşmamış 11 kadın ve 10 erkek olmak üzere toplamda 21 gönüllü birey katılmıştır. Çalışmada sessiz koşul ve +5 dB SGO'da, maskeli koşul ve filtrelenmiş maskeli (2400 Hz yüksek frekans geçişli) koşul olmak üzere 3 farklı arka plan koşulunda /ui/ uyaranı sunulmuştur. ADK N1 latans değerlerinin ve ADK N1-P2 tepeden tepeye amplitüdlerinin koşullar arasında karşılaştırılması için tekrarlı ölçümlerde varyans analizi yapılmıştır. İkili karşılaştırmalar sonucunda ADK N1 latanslarının filtreli maskelenmiş koşulda sessiz koşula ve maskeli koşula göre anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür (sırasıyla p= .038 ve p=.022). Amplitüd değerleri açısından ikili karşılaştırmalarda filtrelenmiş maskeli koşul ADK N1-P2 ve maskeli koşula göre anlamlı derecede düşük olduğu bulunmuştur. (p= .000). Sessiz koşul ve maskeli koşul arasında latans ve amplitüd açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu bakımdan /i/ sesinin seçici olarak maskelendiği koşul cevap amplitüdlerinin ve latanslarının anlamlı derecede etkilendiği koşul olmuştur. Sonuçlar /i/ sesinin başlangıcının /ui/ uyaranı ile oluşan ADK N1 cevabını oluşturan temel akustik özellik olduğunu düşündürmektedir. İlerideki çalışmalarda davranışsal olarak belirlenen maske düzeylerinin ve filtre frekanslarının kullanılması, daha zorlayıcı dinleme koşullarının oluşturulması önerilebilir. Anahtar kelimeler; Akustik değişim cevabı, maskeleme, gürültü

AkustikAkustik algılamaGürültü+4
Sare Yıldırım Altay
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

Development of methodologies and their applications on the improvement of vehicle NVH performance

In today's competitive automotive industry, analyzing the noise level inside a passenger compartment and determining the contributors to the interior noise level has become more important due to opportunities for improvement. Finding opportunities for improvement to provide customers with a more refined vehicle in terms of passenger compartment noise level provides an advantage to the automotive manufacturer over its competitors. In the first phase of our study, integration of Acoustic Source Quantification (ASQ) and SEA methodologies is aimed to model the interior noise level inside the passenger compartment. The ASQ Direct Method, briefly explained in theory part of section 2, has been used to perform Panel Contribution Analysis (PACA), in order to investigate regions with panels that contribute primarily to the interior noise level and to determine opportunities for refining the interior noise levels within vehicles. To determine the airborne contributions of engines, the ASQ Indirect Method, briefly explained in theory section, has been applied. Creating a contribution model using MATLAB (PACA and Engine ASQ), the interior noise level of the vehicle has been calculated and correlated with the test results. By performing further analysis on the interior noise contribution model and focusing on the panel contributions, the regions with the most contributing panels have been determined and interior noise refining actions have been applied. By applying interventions, which are the refining outputs of the panel acoustic contribution analysis, an improvement of up to 3 dB(A) for a few engine speed ranges has been obtained for the overall noise level of the vehicle. In addition to the panel contribution analysis, which is the primary focus of this study, thickness optimization of the inner dash isolator has been performed for a correlated SEA model, which confirms that no performance loss occurred in the acoustic transfer functions from the engine to the passenger compartment. The physical prototype of the optimized inner dash isolator has been assembled in the vehicle during the panel contribution analysis validation tests. The integration of the ASQ (direct & indirect) and SEA techniques may be offered as a unique method that can be applied in the refinement phase of product development when the physical vehicle is available, to release refined and lower weight vehicles. In the second phase of our work, we have developed an analytical model of a multilayer porous material based on the transfer matrix method to predict the absorption behavior at plane wave incidence. The aim of this study is to modify/tune the sound absorption coefficient of a felt to obtain an improved absorbing performance in the mid frequency range without increasing its weight. To achieve this target, the developed model has been used to find the best combination of each layer type and thickness. The analytical results were validated by test results. The second section consists of three parts. First, we describe the analytical model based on the transfer matrix method of a multilayer porous material to predict the sound absorption coefficient subjected to plane waves with a rigid backing boundary condition. Second, the sound absorption coefficient calculation result of the model for a multilayer material has been presented to obtain more absorbing performance in the mid frequency range without increasing its weight, which is the main objective of this study. Generally, the mid-frequency range sound absorption performances of felts are low compared to their performance in the relatively high frequency range. There may be some cases where one may want to increase the mid-frequency absorption performance of a felt without increasing its weight. In such cases, according to the experimental results shown in this section of our study, one can modify the sound absorption curve characteristic of a felt using elastic films and the air gap without increasing or decreasing its weight. Finally, the model results have been validated with the experimental results. There is a good agreement between the analytical and experimental results in terms of the amplitude of the sound absorption coefficient in most of the frequency range and the tendency of the behavior of the curve comparing different configurations. In conclusion, compared to the initial condition, with 12% less weight, one can gain 35% in the absorption performance in the relatively mid-frequency range with a loss (20%) in the relatively high frequency range. In the third phase of our work, we have developed an analytical model that uses the transfer matrix method to predict the transmission loss (TL) of a resonator system with a helical side branch duct connected to the main duct. The resonator system is tuned to a proper frequency range to be applied on vehicle in order to decrease the air intake pipe radiated noise of the selected passenger car below 1000 Hz. In order to fulfill the packaging requirements, the developed resonator does not require an additional volume. The designed helical resonator is a tunable resonator and can be tuned to the required frequency range by adjusting the dimensions. Resonator in our study is tuned to mainly 300 Hz – 600 Hz frequency range to decrease the noise level of the selected passenger car of which's air intake pipe radiated noise in the specified frequency range is high. Developed helical resonator has been analyzed numerically, the analytical results are first validated with the numerical ones, and the prototype part has been produced with rapid prototyping technique. Finally, the prototype part has been tested on a 1.6 l Gasoline Engine Vehicle. Our numerical calculations show that the 1D analytical approach yields satisfactorily accurate approximations in the 0 to 1000 Hz. The physical verification test results are well correlated with the numerical analysis results for both the pressure drop and the sound transmission loss. The developed tunable resonator shows significant improvement in the noise radiated from the AIS pipe between 300 and 600 Hz. This improvement resulted in a quieter passenger compartment. Considering these results, the designed tunable helical resonator is a solution for high AIS radiated noise in vehicles, especially those vehicles with small volume engine compartments where strict packaging requirements are necessary. The application of these resonators may become widespread with the further development of rapid prototyping techniques.

NoiseNoise analysisNoise elimination+6
Cem Meriç
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi, temel eğitim ve ortaöğretim okullarında fiziksel risk etmenlerinden gürültünün incelenmesi

Çalışanların korunması daha sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmaları iş sağlığı ve güvenliği ilkesinin öncelikli amacıdır. Çalışma ortamında fiziksel risk etmenlerinin varlığı kişinin sağlık ve güvenliğinde risk oluşturmaktadır. Özellikle çalışma ortamlarındaki yüksek gürültü seviyeleri, kişileri fizyolojik, psikolojik ve performans anlamında etkilemektedir. Bu çalışmada, kamuya ait okulöncesi, temel eğitim ve ortaöğretim okullarında Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğünden gerekli izinler alındıktan sonra, sınıf ortamında ders sırasında eşdeğer gürültü seviyesi ölçümü yapılmış ve sonuçları öğrenci ve öğretmenler açısından değerlendirilmiştir. Okulların dördü ilkokul, dördü ortaokul ve dördü lise olmak üzere 12 okuldan toplamda 144 ölçüm alınmıştır. Ölçümler için SC310 CESVA "Sound Level Meter" gürültü ölçüm cihazı kullanılmış, TS ISO 1996-2' ye göre ölçümler alınmıştır. Çalışmada elde edilen veriler Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğinde belirtilen sınır değerlerle karşılaştırılmış ve bu değerlerin üzerinde olduğu görülmüştür. Sonuç olarak sınıf ortamında ders süreleri düşünüldüğünde öğretmenler ve öğrenciler açısından gürültü konusunda bir bilinçlenme ve sınıflarda gürültüyü kontrol yöntemleri çerçevesinde akustik anlamda iyileştirme çalışması yapılması gerektiği söylenebilir.

GürültüRiskİlkokul çocukları+3
Latife Özce
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gürültülü çalışma ortamının çalışanlar üzerindeki psikososyal etkilerinin incelenmesi: Tekstil sektöründe ampirik bir çalışma

Tekstil sektörü çalışma şartları göz önüne alındığında gürültü düzeyinin yüksek olduğu ortamları barındırdığı bilinmektedir. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden faydanılarak genel tarama modeliyle oluşturulmuştur. Uşak ili Tekstil sektöründe faaliyet gösteren işletmede gürültü ile ilgili risklerden korunmalarına dair yönetmelik esaslarına uygun olarak Doğrudan Ölçüm yöntemi ve çalışanların gürültü maruziyetini değerlendirmek amacıyla nicel veri toplama aracı olan anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Günümüz sanayi ve tekstil sektöründe çalışan bireylerin sayısındaki artış hızının yüksekliği; çalışma ortamında çevresel risk etmenlerine bağlı olarak fizyolojik ve psikososyal sorunların çalışanlar üzerinde etkili olduğu görülmektedir. İşletmede yapılan ölçümlerden edinilen bulgular incelendiğinde ise 97.08 dB(A) seviyesine çıkan değerler bunu kanıtlar derecededir. Bu mevcut gürültü düzeyi çalışanda geçici ve kalıcı işitme kayıplarına, performans düşüklüğüne ve verimin düşmesine sebep olabilecek ciddi zararlar ortaya çıkarabilmektedir. Bu bulgular incelendiğinde gürültü düzeyinin yüksekliğinden kaynaklı ortaya çıkarabilecek rahatsızlıklar, çalışanda bıraktığı etki ve meslek hastalıklarının iş sağlığı ve güvenliği kapsamında psikososyal etkiler doğrultusunda değerlendirilmesi gereken önemli bir konu olduğu görülmektedir. Bu amaçla yapılan çalışma, gürültünün çalışanlarda oluşturacağı ii psikolojik etkilerin önüne geçmek amacıyla iş sağlığı ve güvenliği kanununu esas alarak gerekli tespitleri ve önerileri sunmaktadır.

GürültüGürültü kirliliğiGürültü-mesleki+3
Fatih Ulukaya
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uşak yöresi dokuma atölyelerindeki gürültü maruziyetinin araştırılması

Önemli iş kollarından birisi olan tekstil endüstrisinin kollarından birisi olan dokuma fabrikalarında gürültü en önemli risk faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Gürültü özellikle, çok sayıda makinenin bir arada çalıştırıldığı dokuma atölyelerindeki ortamlarda, makineleri kullanan çalışanların sağlığını ve çalışma verimlerini olumsuz etkilemektedir. Gürültü düzeyinin yüksek olması nedeniyle kalıcı veya geçici işitme kayıplarının yanında işçilerin psikolojik olarak olumsuz etkilenmeleri nedeniyle işçilerde yorgunluk, buna bağlı bezginlik ve bu olumsuz duruma bağlı yaralanmalı veya ölümlü kazaların meydana gelme olasılığı artmaktadır. Bu çalışmada Uşak Yöresindeki farklı çalışma ortamlarına sahip beş adet dokuma fabrikasında oluşan gürültü analizlerinin yapılması ve elde edilen veriler ışığında alınması gerekli önlemlerin önerilmesi hedeflenmiştir.

Dokuma işletmeleriDokuma makineleriGürültü+6
Necla Yaman Turan
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Turgutlu şehrinde gürültü kirliliğine yönelik algı ve tutumların belirlenmesi

Günümüzde toplum ve insan sağlığı, son derece önem arz etmektedir. İnsan sağlığını olumsuz etkileyen faktörlerden birisi de gürültü kirliliğidir. Gürültü kirliliğinin ortaya çıkmasında çeşitli etkenler rol oynamıştır. Sanayileşme, nüfus artışı, sosyo-ekonomik özellikler ve eğitim bu etkenlerden bazılarıdır. Bu çalışmada Turgutlu şehri halkının gürültü kirliliğine karşı farkındalığının hangi düzeyde olduğu saptanmaya çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda 561 kişiye anket uygulanmıştır ve çalışmaya katılan kişilerin (273)'ü erkek, (288)'i kadındır. Çalışmaya gönüllü olarak katılan kişilere gürültü kirliliği algısı ve gürültü kirliliği ölçeği uygulanmıştır. Toplanan verilerin değerlendirilmesinde Independent T testi ile Anova testi uygulanmıştır. Parametrik dağılım gösteren boyutlar için Mann-Whitney U Testi ve Kruskal Wallis Varyans Analizi kullanılmıştır. Turgutlu halkının gürültü kirliliği algısı ve tutumu arasında bulunan ilişkiyi belirlemek için Pearson Korelasyon testi uygulanmıştır. Uygulanan analizler neticesinde Turgutlu halkının gürültü kirliliğine yönelik algı ve tutumun belirlenmesinde gürültü kirliliği algısı ölçeği ile gürültü kirliliği tutumu ölçeği uygulanmasının sonucunda bazı değişkenlerde anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır. Bu anlamlı farkların hangi gruplar arasında bulunduğunu tespit etmek için ikili gruplarda LSD post hoc testi kullanılmıştır (p<.05). Uygulanan ankette gürültünün insan sağlığına etkisi, gürültünün insan yaşamını olumsuz etkilediğine yönelik bulgular vb. gibi değişkenleri belirlemeye yönelik bir araştırma amaçlanmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada gürültü kirliliğinin etkilerini azaltmak için alınabilecek önlemler üzerinde durulmuştur. Anahtar kelimeler: Gürültü Kirliliği, Anket, Turgutlu İlçesi

AlgıGürültüGürültü kirliliği+4
Emine Kocaman
Uşak University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konuşma gürültüsünün farklı ünsüz-ünlü heceler ile oluşturulmuş kortikal n1 cevabı üzerindeki etkisi

Gürültünün kortikal uyarılmış işitsel potansiyeller üzerindeki etkisi konuşma uyaranları ile oluşan kortikal cevapların sessiz ve gürültülü koşullardaki amplitüd ve latans değerleri karşılaştırılarak daha önceki yapılmış çalışmalarda ortaya konulmuştur. Bu etki yapılan çalışmalarda sıklıkla az sayıda farklı uyaranlar kullanılarak değerlendirilmiştir. Mevcut çalışma ise sesli ve sessiz olmak üzere dört ünsüz-ünlü hece kullanarak bu hecelerle oluşan kortikal cevapların gürültüden etkilenimlerinin hecelerin sesli-sessiz özellikleri üzerinden karşılaştırmak için yapılmıştır. Normal işitmeye sahip 18-23 yaş arası 20 katılımcıya (10 Kadın, 10 Erkek) hem sessiz ortamda hem de gürültü arka planında rastgele olmak üzere /bi/,/pi/,/di/ ve /ti/ uyaranları sunulmuştur. Uyaranlar her iki koşulda 65 dB SPL şiddetinde, gürültü ise +5 dB sinyal gürültü oranında (SGO) 60 dB SPL şiddetinde katılımcılara sunularak kortikal N1 cevabı kaydedilmiştir. Yapılan analizlerde bütün uyaranlar için N1 latansları gürültüde uzama göstermiş, amplitüdlerde gürültü etkisi gözlenmemiştir. Uyaranların gürültüden farklı etkilenimleri konusunda /pi/ uyaranının gürültülü arka planda latans uzaması /bi/ uyaranına göre anlamlı derecede yüksek elde edilmiştir. Ayrıca sessiz ortamda /di/ ve /ti/ uyaranının amplitüdleri farklı değilken gürültülü arka planda /di/ uyaranının amplitüdü /ti/ den yüksek elde edilmiştir. Gürültüde /ti/ ile oluşan cevap amplitüdleri /di/ uyaranına kıyasla gürültüden daha fazla etkilenmiş ve bu etki /ti/'nin amplitüdünün /di/'ye göre gürültüde daha düşük elde edilmesiyle sonuçlanmış olabilir. Bu bakımdan hecelerin ötümlülük özelliğinin bu heceler ile oluşan kortikal cevapların gürültüden etkilenimleri üzerinde etkisi olduğu düşünülebilir. İleriki çalışmalarda farklı akustik özelliklerin kortikal cevapların gürültüden etkilenimleri üzerindeki etkileri değerlendirilebilir, davranışsal yöntemlerle test edilmesi zor olan gruplarda gürültünün hangi akustik özelliğin işlenmesinde zorluklara sebep olabileceği incelenebilir. Anahtar kelimeler: İşitsel kortikal N1, gürültü, konuşma uyaranı, ünsüz-ünlü heceler

Dil bilgisi-ünsüzlerGürültüHece+4
Hasan Çoban
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

SWORD Çipi'nin MFA (Made For All) özelliğinin konuşmayı anlama üzerine etkisi

İşitme kayıplı bireyler işitme cihazı kullanmaya başladıkları ilk andan itibaren işitmelerinin düzeleceğini ve farklı ortamlara girdiklerinde rahatlıkla iletişim kurabileceklerini düşünmektedirler. Aslında yapılan birçok çalışma bize kulakların beyne açılan bir kapı olduğunu gösteriyor. İşitme cihazı kullanana kadar geçen zaman da beyin o seslerin yokluğuna alışır, işitme cihazı kullanılmaya başlandığında ise beyin tüm seslere uyum sağlamak için kendini yeniden yapılandırır. İşitme kayıplı bireyler, sosyal yaşantılarında, telefon görüşmelerinde ya da müzik/televizyon vs. dinlerken işitme cihazlarının yetersiz kaldığını belirtmektedirler. İşitme kaybına sahip bireylerin çektiği en büyük zorluklardan biri de telefon görüşmesi sırasında telefon ahizesinden gelen ses sinyalinin parazitlenmesinden kaynaklı olarak konuşmaları anlamakta güçlük çekmeleridir. İşitme cihazı üreten markalar, tüm bu zorluklara karşı zaman içerisinde farklı teknolojiler geliştirmişlerdir. Günümüzde aktif olarak Bluetooth teknolojisi kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, unilateral ya da bilateral işitme cihazı kullanıcılarında, direkt bağlantı özelliğinin, gürültülü ve gürültüsüz ortamlarda test edilerek, kelimeleri anlamada kullanıcıya sağladığı faydalarının araştırılmasıdır.

BluetoothGürültüKonuşmayı ayırdetme testleri+6
Ezgi Şenel
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mastoid cerrahisi yapılan hastalarda preop-postop yüksek frekans işitme eşiklerinin değerlendirilmesi

Tur cihazı kullanılarak gerçekleştirilen mastoid cerrahisinde; ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası 3. ayda özellikle yüksek frekanslarda anlamlı bir işitme farkının olup olmadığının kontrolü sağlanarak, işitme sistemine olan etkilerin erken dönemde tespiti ve koruyucu tedbirlerin alınması yönünde dikkat çekmek amaçlanmıştır. Çalışmamıza mastoid cerrahisi kararı verilmiş, yaşları 10 ile 69 arasında değişen, 9 kadın (%33,3), 18 erkek (%66,7) olmak üzere toplam 27 hasta dâhil edilmiştir. Katılımcıların %40,7'si sağ kulaktan, %59,3'ü sol kulaktan ameliyat edilmiştir. Katılımcılar preoperatif dönemde saf ses odyometrisi, konuşma odyometrisi ve yüksek frekans odyometrisi ile değerlendirmeye alınmıştır. Aynı katılımcılar postoperatif dönemde, 3. ayda yeniden ayrıntılı incelemeye alınarak test tekrarları ile işitmede bir değişiklik olup olmadığı kontrol edilmiştir. Elde edilen verilerle yaş, cinsiyet gibi demografik özellikler oranlanmış, preop ve postop olmak üzere sağ-sol kulak işitme eşikleri istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Mastoid cerrahisinin yüksek frekanslara (9000-16000 Hz) kalıcı etkisinin olup olmadığını tespit etmek üzere yaptığımız çalışmada: Yüksek frekans işitme eşiklerinin sağ ve sol kulakta operasyon öncesi ve sonrası karşılaştırmasında tüm ölçüm şiddetleri için (p>0,05) bulunduğundan anlamlı farklılık olmadığı anlaşılmıştır. Buna göre operasyon öncesi ve sonrası ortalamalar eşit kabul edilmiştir. Ancak havayolu ölçümlerinin sol kulakta HY 1000 Hz değerleri operasyon öncesi ve sonrası karşılaştırmasında (p<0,05) bulunduğundan anlamlı farklılık söz konusudur. Katılımcıların %59,3'ünün sol kulaktan ameliyat edildiği göz önünde tutulduğunda, uygulanan cerrahinin işitmenin iyileşmesine katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Elde edilen veriler, mastoid cerrahisinin ve cerrahide kullanılan tur motor sesinin yüksek frekanslarda işitmeye olumsuz ve kalıcı bir etkisinin olmadığı yönündeki görüşünü desteklemektedir.

GürültüMastoidOdyoloji+3
Yücel Özdeş
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gürültüye maruz kalan sürücülerde işitmenin değerlendirilmesi

Gün içinde aktif araç kullanarak ulaşım gürültüsüne maruz kalan sürücülere subjektif odyolojik değerlendirme yöntemlerinden biri olan saf ses odyometrisi testi uygulanarak işitme kaybı varlığı, işitme kaybı olması durumunda hangi frekansı, ne ölçüde etkilediğinin tespiti amaçlanmıştır. Bu bağlamda, gürültüye bağlı işitme kaybı için risk faktörü kabul edilen, 80 dB sese 8 saat maruz kalan araç kullanıcılarına işitme testi uygulanmıştır. Yaşa bağlı işitme kaybı bakımından risk altında olmayan (<50 yaş), farklı tiplerde araç kullanan, kronik hastalığı veya düzenli kullandığı bir ilacı olmayan kişiler çalışma grubumuzda yer almıştır. Çalışmamızda yaşları 18 ile 48 arasında değişen,20 kamyon sürücüsü, 20 otobüs sürücüsü, 20 minibüs sürücüsü, 20 taksi sürücüsü, 20 kendi aracı ile seyahat eden 100 kişiye ulaşılmıştır. Bahsedilen araç grubunun sürücülerinin büyük bölümü erkek cinsiyetinden oluştuğundan çalışmamıza yalnızca erkek sürücüler dahil edilmiştir. Katılımcıların % 36'sı 18-35 yaş grubunda yer alırken, %64'ü ise 36-48 yaş grubundadır. Örneklemde gürültüye maruz kalma yılı %65 oranında 10 yıl ve daha az iken, % 35 oranında ise 10 yıldan daha fazla şekilde dağılım göstermiştir. Elde edilen verilerle yaş, gürültüye maruziyet yılı ve işitme eşikleri istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Ulaşım gürültüsünün işitme kaybına olan etkisini araştırdığımız çalışmada; 125, 250, 500, 1000, 2000, 4000, 6000 ve 8000 Hertz hava yolu, 500, 1000, 2000 ve 4000 Hertz kemik yolu ölçümü sonuçları değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucu 36-48 yaş grubunda, 18-35 yaş grubuna göre daha fazla işitme kaybı olduğu anlaşılmıştır. Yine yapılan istatistiksel değerlendirmede 10 yıldan uzun süredir gürültüye maruz kalan sürücülerde işitme kaybında anlamlı bir fark görülmüştür. İşitme kaybında öncelikle etkilenmenin tiz frekanslarda başladığı, ilerleyen dönemde gürültü maruziyeti ile birlikte pes frekansları da etkilediği de tespit edilmiştir. ii Maruziyetin devam etmesi durumunda ilerleyen yaş ve metabolik hastalıklar gibi etkenlerin devreye girmesi ile işitme kaybının kişinin sosyal hayatını etkileyecek boyuta ulaşabileceği düşünülmektedir. Elde edilen veriler neticesinde ulaşım gürültüsüne maruz kalan sürücülerde işitme kaybı gelişebileceği anlaşılmaktadır. Gürültü maruziyeti olan kişilere gürültünün kaynaktan azaltılması, alıcıya ulaşmadan azaltılması ve kişisel koruyucu kulaklık kullanımı hakkında eğitim verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

GürültüGürültü-meslekiSürücüler+4
Özlem Balcı
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gürültü maruziyetinin vokal yapılara etkisinin akustik ses analizi ile değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, gürültülü ortamda çalışmanın sesin genel parametreleri üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Çalışmamız, Otomotiv sektöründe sac kalıp üretimi yapan Dünya Kalıp Mak. ve Oto Sanayide gerçekleştirildi. Çalışmaya yaş ortalaması 37.8 olan, gürültülü atölye ortamında çalışan 40 erkek dahil edilmiştir. Tüm katılımcılara 3 saniye süreyle sessiz bir ortamda -a, -e, -ı, -i, -o, -ö, -u, -ü sesli fonemleri söyletilerek kayıt edilmiş, Praat programıyla akustik analiz yapılıp, temel frekans ve harmonikleri, % Jitter, % shimmer ve harmonik gürültü değerlendirilmiştir. Praat yazılımı, Amsterdam Üniversitesi Fonetik Bilimler Bölümünden Paul Boersma ve David Weenink tarafından geliştirilen ücretsiz bir yazılımdır. Ayrıca katılımcılara ses handikap indeksi anketi, algılanan stres ölçeği ve gürültü hassasiyet ölçekleri uygulanmıştır. Gürültülü ortamda çalışma süresi ile temel frekans (E, İ, O, Ö, U) ölçümleri arasında ve F2-I ölçümü arasında zayıf düzeyde negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Gürültülü ortamda 10 yıldan fazla çalışanlarda Jitter-A istatistiksel olarak anlamlı ve daha yüksek bulunmuştur (P=0,039). Gürültülü ortamda 10 yıldan fazla çalışanlarda F2-İ istatistiksel olarak anlamlı ve daha yüksek bulunmuştur (P=0.026). Sigara kullananlarda F2-A istatistiksel olarak anlamlı ve daha yüksek bulunmuştur (P=0,024). Sigara kullananlarda F2-I istatistiksel olarak anlamlı ve daha yüksek bulunmuştur (P=0,009). Gürültülü ortamda çalışma süresi ile stres arasında orta düzeyde negatif yönlü (rs = -0,454) istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Ses handikap anketi (VHI) ile F2-E ölçümü arasında zayıf düzeyde pozitif yönlü (rs = 0,356) istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. VHI ile Jitter E ölçümü arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Gürültü hassasiyet ölçeği (WGHÖ) ile Jitter-I ölçümü arasında zayıf düzeyde negatif yönlü (rs = -0,361) istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Stres ile Jitter-İ ölçümü arasında zayıf düzeyde pozitif yönlü (rs = 0,336) istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Yüksek arka plan gürültüsünün ses sorunları için risk faktörü olabileceği ve çalışanların bu konuda bilinçlenmelerine katkı sağlayacağı düşünüldü. Bu amaçla çalışanlara ses hijyen eğitimi verilerek ses kalitesini korumaya yönelik bilgilendirmeler yapılabilir. Ayrıca çalışma grubunun sayıca sınırlı olması ve sadece erkek bireylerden oluşması nedeniyle elde edilen veriler toplum genelini yansıtmamaktadır. Bu sebeple daha fazla sayıda kadın ve erkek katılımcı ile yapılacak çalışmalara ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

AkustikGürültüGürültü analizi+4
İnci Yavuz Esen
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı maske gürültülerinin ve gürültüde ayırt etmenin işitsel kortikal N1 cevabı üzerindeki etkisi

Arka plan gürültüsü varlığında konuşmayı anlamada güçlük yaygın olarak bildirilen bir sorundur. Gürültünün varlığına bağlı olarak üst düzey nöral fonksiyonlarda değişiklikler meydana gelirken, artan gürültü ile nöral tepkiler de zayıflar. Yapılan bu çalışmanın amacı; gürültüde konuşmayı ayırt etme becerisi farklı olan normal işitmeye sahip bireylerde ses başlangıç ve ses değişimleri ile oluşan kortikal N1 cevabının, farklı sinyal gürültü oranlarında ve farklı gürültü türlerinden etkilenimlerini karşılaştırmaktır. Çalışmaya normal işitmeye sahip 18- 30 yaş arası 15 erkek, 15 kadın toplam 30 birey katılmıştır. Katılımcılar gürültüde konuşmayı ayırt etme testinden aldıkları puanlara göre medyan değerinin üstü (grup-1) ve altı (grup2) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Elektrofizyolojik değerlendirmelerde /ui/ uyaranı sessiz ortam, +5 dB ve +10 dB sinyal gürültü oranında beyaz gürültü ve International Collegium for Rehabilitative Audiology (ICRA) gürültüsünde sunulmuştur. Ses başlangıç ve ses değişim N1 latans ve N1- P2 tepeden tepeye amplitüdleri koşullar arasında ve gruplar arasında karşılaştırılmıştır. Ses başlangıç N1 latansları tüm gürültü tipleri ve sinyal gürültü oranlarında sessiz koşula göre latansta uzama gösterirken, N1- P2 tepeden tepeye amplitüdleri ise her iki sinyal gürültü oranında ICRA gürültüsünde sessiz koşula göre düşük bulunmuştur. Aynı sinyal gürültü oranında ICRA gürültüsünde elde edilen latans ve amplitüdler beyaz gürültüye göre sırasıyla daha geç ve daha düşük olarak elde edilmiştir. Ses değişim N1 latansları ise ICRA gürültüsü +10 dB ve beyaz gürültü +5 dB sinyal gürültü oranında sessiz koşula göre daha yüksek elde edilirken, N1- P2 tepeden tepeye amplitüdleri ICRA +5, +10 dB ve beyaz gürültü +5 dB sinyal gürültü koşulunda sessiz koşula göre daha düşük olmuştur. Sinyal gürültü oranının ses başlangıç ve ses değişim cevapları üzerinde etkisi gözlenmemiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda ise sadece beyaz gürültü +5 dB sinyal gürültü oranında grup-2'nin ses başlangıç N1- P2 amplitüdleri grup-1'e göre daha yüksek olmuş, gürültüde konuşmayı ayırt etme skorları ile kortikal cevaplar arasında ilişki bulunamamıştır. Sonuç olarak gürültü varlığı ses başlangıç ve ses değişim N1 cevaplarını değiştirmektedir, gürültü tipinin etkisi uyarılan cevaba göre değişiklik göstermektedir. Gürültüde konuşmayı ayırt etme becerisi farklılık gösteren daha geniş popülasyonlarda, gürültüde konuşmayı ayırt etme problemi olan bireylerde kortikal cevapların karşılaştırılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Gürültüde konuşmayı ayırt etme, kortikal N1 cevabı, sabit gürültü, değişken gürültü.

GürültüGürültü analiziKonuşmayı ayırdetme testleri+1
Yasemin Bostan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özgül öğrenme güçlüğü tanısı alan çocuklarda eşiküstü işitsel işlemleme becerilerinin değerlendirilmesi

Karakoç, K., Özgül Öğrenme Güçlüğü Tanısı Alan Çocuklarda Eşiküstü İşitsel İşlemleme Becerilerinin Değerlendirilmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Odyoloji Programı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2020. Özgül öğrenme güçlüğü (ÖÖG) olan çocukların öğrenme güçlükleri ile akademik becerilerde zorluklar göstermesinin nedenleri arasında, kompleks ses uyaranlarının ilgili işitsel ipuçlarını işlemlemedeki bozukluklar olabileceği bildirilmiştir. Bu çalışmada, özgül öğrenme güçlüğü tanısı alan çocukların eşiküstü işitsel işlemleme, gürültüde konuşmayı tanıma becerileri değerlendirilerek, normal çocuklar ile karşılaştırılması ve eşiküstü işitsel işlemleme, gürültüde konuşmayı tanıma becerileri ile zekâ testi puanları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda; çalışma grubuna 6-11 yaş aralığında özgül öğrenme güçlüğü tanısı alan 25 çocuk, kontrol grubuna ise 6-11 yaş aralığında 25 normal çocuk dahil edilmiştir. Tüm çocuklara, eşiküstü işitsel işlemleme becerilerini değerlendirmek üzere; Temporal Fine Structure (TFS) Hassasiyet Testi ve Temporal Envelope (TE) Hassasiyet Testi, gürültüde konuşmayı tanıma becerisini değerlendirmek üzere Ünsüz Ses Tanıma Testi uygulanarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Ayrıca özgül öğrenme güçlüğü tanısı alan çocuklara Wechsler Çocuklar İçin Zekâ Ölçeği - Dördüncü Baskısı (WISC-IV) testi uygulanarak, eşiküstü işitsel işlemleme ve gürültüde konuşmayı tanıma becerileri ile arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma sonucunda eşiküstü işitsel işlemleme testlerinde ve gürültüde konuşmayı tanıma testinde, özgül öğrenme güçlüğü tanısı alan çocuklar ile normal çocuklar arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca eşiküstü işitsel işlemleme testleri ve gürültüde konuşmayı tanıma testi ile zekâ testleri arasında ilişki bulunmamıştır. Bulgularımız doğrultusunda, özgül öğrenme güçlüğü olan çocukların eşiküstü işitsel işlemleme ve gürültüde konuşmayı tanıma becerilerinin etkilendiği gözlemlenmiştir. Özgül öğrenme güçlüğü tanısı alan çocuklarda, eşiküstü işitsel işlemleme ve gürültüde konuşmayı tanıma becerilerinin içinde olduğu bütüncül bir değerlendirme yaklaşımının gerekliliği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Özgül öğrenme güçlüğü, eşiküstü işitsel işlemleme, gürültüde konuşmayı tanıma, temporal fine structure, temporal envelope.

Eşiküstü işitsel işlemlemeGürültüÖzgül öğrenme güçlüğü+2
Kürşad Karakoç
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00

İlgili konular