Mediterranean diet
64 theses under this subject heading
Üniversite öğrencilerinin beslenme durumlarının Akdeniz diyet kalite indeksi ile değerlendirilmesi
Bu araştırma, Mersin ilinde eğitim gören üniversite öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerini, beslenme alışkanlıklarını ve Akdeniz diyeti kalite indeksi ile beslenme durumlarını değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmaya %58,5'i erkek, %41,5'i kız olmak üzere gelişigüzel seçilen ve çalışmaya katılmayı kabul eden toplam 400 öğrenci alınmıştır. Soru kağıdı ile öğrencilere ilişkin genel bilgiler, boy uzunluğu ve vücut ağırlığı, besin tüketim sıklığı ve fiziksel aktivite kaydı alınmıştır. Ayrıca Akdeniz Diyeti Kalite İndeksi (KIDMED) uygulanmıştır. Öğrencilerin yaş ortalaması erkek öğrencilerde 21,6±1,9 yıl, kız öğrencilerde 21,1±1,7 yıl bulunmuştur. Öğrencilerin büyük çoğunluğu normal BKI'ye (≥18,5-<24,9 kg/m²) (erkeklerde %61,5, kızlarda %73,0) sahiptir. Ortalama BKI erkek öğrencilerde 23,8±3,8 kg/m², kız öğrencilerde 21,5±3,2 kg/m²'dir. Öğrencilerin sigara kullanımı erkeklerde %54,2 kızlarda %35,5'tir. Alkol kullanımı ise erkek ve kızlarda sırasıyla %48,7 ve %35,5'tir. Erkeklerin %62,8'i, kızların %63,9'u öğün atlamaktadır. En çok atlanan öğün erkeklerde %68,0 ve kızlarda %53,8 ile kahvaltı öğünüdür. Öğün atlama nedenine erkeklerin %35,4, kızların %37,8 vakit yetersizliği cevabını vermiştir. Erkek öğrencilerin %51,7'si, kız öğrencilerin %29,5'i düzenli egzersiz yapmaktadır. Öğrencilerin çoğu her gün süt, yoğurt tüketmektedir (erkeklerde %29,1 kızlarda %27,7). Kırmızı et tüketimi genellikle haftada 1-2 kez (erkeklerde %36,3, kızlarda %31,3) iken balık tüketimi genellikle ayda 1 (erkeklerde %33,8, kızlarda %39,8) olmaktadır. Her iki grupta da öğrencilerin yarıdan fazlası beyaz ekmeği her gün tüketmektedir (erkeklerde %51,3, kızlarda %50,6). İçeceklerden kolalı içecekler (erkeklerde %29,1, kızlarda %25,9), çay (erkeklerde %73,9, kızlarda %63,9) ve kahve (erkeklerde %33,3, kızlarda %42,2) her gün tüketilmektedir. Öğrencilerin enerji gereksinimlerinin karşılama oranı erkeklerde %52,8, kızlarda %59,7'dir. Enerjinin her iki grupta da; karbonhidrattan sağlanan oranı ideal aralığın altında, protein ve yağdan gelen oranı ideal aralığın üstündedir. KIDMED puanı kötü (0-3 puan) olan erkek öğrencilerin oranı %50,0 kız öğrencilerin oranı %44,0 . Erkeklerin %10,3'ünün, kızların %6,6'sının KIDMED puanı iyi (8-12 puan) düzeydedir. Üniversite öğrencilerinin yeterli ve dengeli beslenme ve fiziksel aktivite düzeylerini artırmak için bilinç düzeylerini yükseltecek çalışmalar yapılmalıdır. Ayrıca ülkemiz için diyet kalitesini belirleyen basit ve kullanışlı bir kalite indeksi geliştirilmesi de araştırmalar açısından faydalı olacaktır.
11-15 yaş grubu çocukların antropometrik ölçümleri ile besin tüketim sıklığı ilişkisinin kidmed skoru kullanılarak saptanması
Elif Ceren Kalaycık, 11-15 Yaş Grubu Çocukların Antropometrik Ölçümleri İle Besin Tüketim Sıklığı İlişkisinin Kidmed Skoru Kullanılarak Saptanması. Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Programı, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2020. Bu çalışmanın amacı 11-15 yaş grubu okul çağı çocuklarında antropometrik ölçümler ile besin tüketim sıklığı ilişkisinin KİDMED skoru kullanılarak Akdeniz diyetine uyumunun etkisini belirlemektir. Bu amaçla çalışma Aralık-Mart 2019 tarihleri arasında Adana ilinde eğitim gören Vakıfbank ortaokul öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Çalışmaya herhangi kronik rahatsızlığı, besin alerjisi ve malabsorbsiyon gibi hastalığı olan öğrenciler kabul edilmemiştir. Bu nedenle çalışmaya 151 erkek (%54.7), 125 kız (%45.3) olmak üzere 11-15 yaş arasındaki 276 ortaokul öğrencisi alınmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin IPAQ formundan elde ettikleri puan 0-9942 arasında olup IPAQ değerlendirmesi sonucunda öğrencilerden 145'inin (%52.5) orta, 82'sinin (%29.7) yüksek, 49'unun da (%17.8) düşük fiziksel aktivite gösterdiği saptanmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin KİDMED skoru ortalama 5.03±2.56 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuç göz önünde bulundurulduğunda öğrencilerin Akdeniz diyetine uyum düzeyi ortadır. Akdeniz diyetinde yer alan besinleri tüketip tüketme durumlarına göre yapılan değerlendirme sonucunda öğrencilerden 154'ünün (%55.8) orta, 66'sının (%23.9) kötü, 56'sının da (%20.3) en iyi Akdeniz diyet kalitesine sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okul Çağı Çocukları, Beslenme, Akdeniz Diyeti Kalite İndeksi
Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı, fiziksel aktivite ve beslenme durumunun incelenmesi
Günümüzde sosyal medya insanların yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Ancak sosyal medya kullanma alışkanlığı zamanla bağımlılığa dönüşebilmektedir. Sosyal medya bağımlılığı bireylerin fiziksel sağlık, psikolojik sağlık ve beslenme davranışları üzerinde zararlı bir etkiye sahip olabilmektedir. Bu araştırma, üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığını saptamak ve sosyal medya bağımlılığının beslenme durumu ve fiziksel aktivite üzerine olan etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma korelasyonel (illişkisel) bir çalışmadır. Çalışmaya gönüllü 406 üniversite öğrencisi katılmıştır. Veriler online anket formu ile toplanmıştır. Bu araştırmada öğrencilerin demografik özellikleri, beslenme durumu, fiziksel aktivite düzeyleri sorgulanmış ve sosyal medya bağımlılığını değerlendirmek için 'Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği' ve beslenme durumunu belirlemek için 'Akdeniz Diyeti' ne Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin %25.6'sı erkek, %74.4'ü kız olup yaş ortalamaları 21.07±3.06'dır. Öğrencilerin %66.0'sı iki ana öğün tüketmektedir ve en çok atlanan öğün öğle öğünüdür. Erkek öğrencilerin %59.6'sının; kız öğrencilerin %57.9'unun Akdeniz Diyeti' ne uyumları orta düzeydedir. Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde eğitim gören öğrencilerin Akdeniz Diyeti' ne uyumları diğer fakültedeki öğrencilerden daha yüksektir (p<0.05). Ana öğün tüketirken öğrencilerin %6.3'ü her zaman, %20.0'ı sıklıkla sosyal medya kullanırken %18.9'u ana öğün tüketirken hiç sosyal medya kullanmamaktadır. Öğrencilerin %63.8'inde farklı düzeylerde sosyal medya bağımlılığı saptanmıştır. Öğrencilerin %45.6'sı hafif aktivite düzeyindedir. Akdeniz Diyeti' ne uyum azaldıkça sosyal medya bağımlılığında artış olmaktadır (p<0.05). Fiziksel aktivite düzeyi ve SMBÖ puanı arasında ilişki bulunamamıştır (p>0.05). Sonuç olarak sosyal medya bağımlılığı öğrencilerin sağlıklı beslenme durumlarını etkilemektedir. Öğrencilerin sosyal medya kullanımı esnasında yemek yememe, ana öğün tüketirken sosyal medya kullanmama, sosyal medya kullanırken atıştırmalık tüketmeme ve doğru beslenme alışkanlıkları kazanma konusunda bilinçli olmaları sağlanmalıdır. En sağlıklı beslenme şekli olarak kabul edilen Akdeniz Diyeti' ne uyumlu beslenmeleri konusunda eğitilmelidir ve sağlık üzerine etkileri konusundaki farkındalıkları artırılmalıdır.
Şanlıurfa ili Eyyübiye Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvuran bireylerde metabolik sendrom risk etmenleri ile beslenme örüntüsünün belirlenmesi
Bu çalışma; Şanlıurfa İli Eyyübiye Sağlıklı Hayat Merkezi'ne başvuran bireylerin metabolik sendrom risk etmenleri ile beslenme örüntüsünün belirlenmesi amacıyla toplam 134 (%88,1'i kadın) yetişkin birey üzerinde yürütülmüştür. Bireylerin demografik özellikleri, fiziksel aktivite durumları, beslenme alışkanlıkları, Akdeniz diyetine uyumları, bazı biyokimyasal parametre değerleri ve antropometrik ölçümleri saptanmıştır. Bireylerin Akdeniz diyetine uyumları, Akdeniz Diyetine Uyum Ölçeği (PREDIMED/MEDAS) ile belirlenmiştir. Bireylerin metabolik sendrom risk durumları AHA/NHLBI (American Heart Association / National Heart, Lung and Blood Institute) ve IDF (International Diabetes Federation)'ye ait iki ayrı kriter kullanılarak belirlenmiştir. Bireylerin AHA/NHLBI kriterlerine göre metabolik sendrom prevelansı %24,6 (Erkek: %12,5; Kadın: %26,2), IDF kriterine göre ise sırasıyla %29,9 (Erkek: %37,5, Kadın: %28,8) olarak bulunmuştur. Bireylerin Akdeniz diyet ölçeğine uyumları ile metabolik sendrom durumları arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Hem AHA/NLBI hem de IDF kriterine göre bireylerin metabolik sendrom durumları incelendiğinde; yaş, eğitim durumu, medeni hali, antropometrik ölçümleri (boy uzunluğu, vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, bel çevresi, kalça çevresi, boyun çevresi, bel/boy oranı, vücut yağ yüzdesi), biyokimyasal parametreleri (açlık kan şekeri, total kolesterol, HDL-kolesterol, LDL-kolesterol, trigliserid) ve kan basıncı değerleri ile arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, önemli bir halk sağlığı sorunu olan metabolik sendromun önlenmesi ve tedavisinde uygun beslenme programları hazırlanması ve toplumun beslenmede bilinçlendirilmesi ve eğitimi için sağlık hizmetlerinde diyetisyenlerin daha fazla istihdam edilmesi ve aktif olarak görev almaları gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Metabolik Sendrom, Akdeniz Diyet Ölçeği, Beslenme Durumu
Gebelik öncesi sezgisel yeme davranışı ile gebelikte yeme farkındalığı ve beslenme durumunun gestasyonel vücut ağırlığı artışına etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, gebelik öncesi sezgisel yeme davranışı ile gebelikte yeme farkındalığı ve beslenme durumunun gestasyonel vücut ağırlığı artışına etkisinin belirlenmesidir. Çalışma Gaziantep MMT Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran, 18-40 yaş arasında ve gebeliğin son üç ayında, tek gebeliği olan, gebelik öncesi vücut ağırlığını bilen ve çalışmaya katılmayı kabul eden 61 gebe kadın üzerinde yürütülmüştür. Soru kağıdı ile gebelerin genel bilgileri, gebelik dönemi ile ilgili sağlık durumları, besin tüketim sıklığı, antropometrik ölçümleri, 24-saatlik geriye dönük besin tüketim kaydı, Sezgisel Yeme Ölçeği-2 (IES-2), Yeme Farkındalığı Ölçeği-30 (MEQ) ve Akdeniz Diyetine Uyum Ölçeği (KİDMED) değerlendirilmiştir ve diyet kalitesi Sağlıklı Yeme İndeksi-2015 (HEİ-2015) ile değerlendirilmiştir. Gestasyonel vücut ağırlık kazanımına göre değerlendirdiğinde gebelerin %26,2'si önerilenin altında, %27,9'u önerilen aralıkta ve %45,9'u önerilenin üstünde olarak bulunmuştur. Besin ögeleri alımı incelendiğinde yağ ve sodyum alımı fazla, B1 vitamini, B6 vitamini, folat ve demir alımı yetersizdir. Gebe kadınların ortalama KİDMED skoru 6,7±1,8, HEİ-2015 puanı 52,1±9,8, IES-2 puanı 3,4±0,5 ve MEQ puanı 3,5±0,4 olarak bulunmuştur. Gebe kadınların gestasyonel vücut ağırlık kazanımı durumu ile gebelik öncesi BKİ düzeyi arasındaki ilişki istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p=0,008, p<0,05). KİDMED değerlendirmesine göre MEQ arasındaki farklılık istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p=0,004, p<0,05). MEQ ortalama puanı ile KİDMED puanı ve HEİ-2015 puanı arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (sırasıyla p=0,000, r=0,531-orta kuvvetli ve p=0,021, r=0,296-zayıf). Yeme farkındalığının diyet kalitesine ve Akdeniz diyetine uyuma olumlu etkili olması gebelik sürecinde beslenme eğitimlerinde kullanılabilecek yeni bir yaklaşım olabileceğini düşündürmektedir. Gebelerde sezgisel yeme ve yeme farkındalığı davranışları ile ilgili daha net öneriler verebilmek için daha çok çalışma yapılması gerekmektedir.
Kilis ili merkez aile sağlığı merkezlerinde çalışan sağlık personelinin beslenme alışkanlıkları, sağlıklı beslenme durumları ve beslenme bilgi düzeylerinin belirlenmesi.
Bu çalışmanın amacı Kilis İli Merkez Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışan sağlık personellerinin beslenme alışkanlıkları, sağlıklı beslenme durumları ve beslenme bilgi düzeylerinin belirlenmesidir. Araştırma Ekim 2020 – Haziran 2021 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmaya toplam 72 sağlık personeli (Erkek (E) %37,5 Kadın (K) %62,5) dâhil edilmiştir. Bireylere demografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları, beslenme bilgi düzeyi, Akdeniz Diyet Ölçeğine Uyumları (PREDİMED), antropometrik ölçümleri, besin tüketim sıklığı ve 1 günlük geriye dönük 24 saatlik besin tüketim kaydından oluşan soru kâğıdı yöneltilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması±S 35,4±9,2 (E:40,2±9,4 K:32,6±7,9) yıldır. Sağlık çalışanlarının %44,4'ü hekim, %27,8'i hemşire, %19,4'ü ebe, %5,6'sı acil tıp teknisyeni ve %2,8'i paramediktir. Erkeklerin %44,4'ü, kadınların %55,6'sı düzenli kahvaltı yapmaktadır. Sağlık çalışanlarının öğün atlama durumu incelendiğinde öğün atlama sorusuna erkeklerin %48,1 evet, %48,1'i bazen cevabını verirken kadınların ise %46,7'si evet, %42,2'si bazen cevabını vermiştir. Öğün atlayan erkeklerin %38,5'i en çok ara öğünü, kadınların ise %42,5'i en çok kahvaltıyı atladığı bulunmuştur. Bireylerin %54,2'sı (E:%48,1 K:%57,2) 2 ana öğün tüketmektedir. Bireylerin yeşil yapraklı sebze ve turunçgilleri her gün tüketenlerin oranı sırasıyla %18,1 (E:%14,8 K:%20,0) ve %23,6 (E:%7,4 K:%33,3)'dır. Yağ türü olarak zeytinyağını her gün tüketen bireylerin oranı %51,4 (E:%48,1 K:%53,3)'tür. Erkeklerin hafta içi 1 günlük aldıkları enerjinin ortalaması±S 1657,5±536,5 kkal iken kadınlarınki 1426,8±522,6 kkal'dir. Erkeklerin %48,1'i kadınların ise %55,6'sinin beslenme bilgi düzeyleri orta düzeydedir. PREDİMED sınıflamasına göre bireylerin %47,2'sinin orta seviyededir (E:%44,4 K:%51,9). Toplumun sağlığına yön veren sağlık personelleri için belirli zamanlarda konferanslar ve hizmet içi seminerler düzenlenebilir. Ayrıca bireylerin beslenme durumunun iyileştirilmesi için Aile Sağlığı Merkezlerinde diyetisyen istihdamı sağlanabilir.
İlköğretim çağı çocuklarda obezojenik beslenme alışkanlıklarının akdeniz diyet kalite indeksi ve beslenme tarama testi ile saptanması
Bu çalışmanın amacı ilköğretim çağındaki 6,0-10,0 yaş grubu çocuklarda obezojenik beslenme alışkanlıklarının Akdeniz Diyet Kalite İndeksi (KIDMED), Obezojenik Beslenme Alışkanlığı Tarama Aracı (E-KINDEX) ve fiziksel aktivite düzeylerinin ise Fiziksel Aktivite Soru kâğıdı (PAQ-C) ile belirlenmesidir. Çalışma Ekim 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında Gaziantep il merkezinde eğitim ve öğretim veren iki ilköğretim okulundaki 6-10 yaş grubu 78 erkek 112 kız toplam 190 gönüllü çocuk üzerinde yürütülmüştür. Çocuklar ve ailelere ilişkin bilgi, bir anket formu ile elde edilmiş ve çocukların antropometrik ölçümleri alınmıştır. İstatiksel analizlerde SPSS 22.0 paket programı ve WHO Antro programı kullanılmıştır. Çalışma kapsamına alınan 190 çocuğun %41,1'i erkek, %58,9'u kızdır ve yaş ortalamaları 8,7±1,2 yıldır. Yedi, 8 ve 10 yaş grubu erkek çocuklarının ve 6 ve 7 yaş grubundaki kız çocuklarının boy uzunluğu ortalaması WHO-2007 referans değerleri ortalamasının altındadır. Tüm çocuklarının vücut ağırlığı ve beden kütle indeksi (BKİ) değeri ortalaması WHO-2007 referans değerleri ortalamasından fazladır. Çocukların yaşa göre BKİ değeri Z-skor değerlerine göre değerlendirildiğinde; zayıf, normal, fazla kilolu ve obezite görülme sıklığı sırasıyla %4,2, %43,2 %26,3, %26,3 ve %4,0 olarak bulunmuştur. Bireylerin toplam KIDMED puan ortalaması 5,8±2,1 (E: 5,6±2,3, K: 59±1,9) olarak belirlenmiştir. Kötü, orta ve iyi KIDMED puanına sahip çocukların oranı sırasıyla; %13,7, %63,7 ve %22,6 olarak belirlenmiştir. Yaşa göre vücut ağırlığı çok zayıf grubunda yer alan erkek çocuklarının KIDMED puan ortalaması (2,5±3,5), normal vücut ağırlığı (6,0±2,6) ve fazla kilolu (6,4±1,6) olan çocuklara göre anlamlı şekilde düşük bulunmuştur (p=0,037). E-KINDEX tarama testinde alınan genel puan ortalaması ortalama 58,5±7,9 olarak belirlenmiştir. Bireylerin, vücut ağırlığı, boy uzunluğu BKİ persentil ve z-skor değerlerine göre E-KINDEX tarama testi puan ortalamasının anlamlı bir farklılığı bulunmamıştır. Bireylerin toplam PAQ-C skoru 20,6±5,9 (E:21,3±6,3, K:20,1±5,6) olarak hesaplanmıştır. Bireylerin fiziksel aktivite skorlarının; cinsiyet ve yaşa göre anlamlı bir farklılığı bulunmamıştır. E-KINDEX toplam puanının, KIDMED toplam puanı ve yaş arasında pozitif korelasyon olduğu belirlenmiştir. Bireylerin toplam PAQ-C skoru ile BKİ arasında ise negatif korelasyon saptanmıştır. Sonuç olarak, çocukların beslenme alışkanlıklarının ve fiziksel aktivitenin antropometrik ölçümler üzerine etkisinin olduğu belirlenmiştir. Okul çağı çocuklarda sağlıklı besin ve yapı çevresinin oluşturulması ve izlenmesi çocuklarda obezitenin önlenmesi için önem taşımaktadır.
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin gıda okuryazarlığı ve Akdeniz diyeti kalite indeksine uyum durumlarının belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin gıda okuryazarlığı ve Akdeniz diyeti kalite indeksine uyum durumlarının belirlenmesi ve gıda okuryazarlığı ile diyet kalitesi arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Araştırma, Aralık 2020- Mart 2021 tarihlerinde Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde aktif lisans öğrencisi olan %19,6'sı erkek (n:40) ve %80,4'ü kadın (n:164) olmak üzere 204 gönüllü birey arasında yapılmıştır. Bu çalışmada öğrenciler bölümlerine göre beslenme ve diyetetik, fizyoterapi ve rehabilitasyon ve hemşirelik olmak üzere 3 gruba ayrılmıştır. Anket formu ile öğrencilerin genel bilgileri, beslenme alışkanlıkları, besin tüketim sıklığı, beyana dayalı boy uzunluğu ve vücut ağırlığı belirlenmiştir. Gıda Okuryazarlığı Kısa Formu (SFLQ) ve Akdeniz diyet kalite indeksi (KİDMED) uygulanmıştır. Öğrencilerin yaş ortalaması 21,0±2,0 yıldır. Öğrencilerin ortalama BKİ değerleri erkeklerde 23,2±3,1 kg/m², kadınlarda ise 21,6±2,9 kg/m² saptanmıştır. Öğrencilerin büyük çoğunluğu (%72,1) normal BKİ'ye (≥18.5-<24,9 kg/m²) sahiptir. Öğrencilerin KIDMED puan ortalaması 5,2±1,4'dir. Öğrencilerin %3,4'ü optimal diyet kalitesi ve %11,8'i düşük diyet kalitesine sahip iken %84,8'inin diyetine müdahale edilmelidir. 0-52 arasında puanlanan SFLQ ölçeğinden öğrencilerin ortalaması 35,7±6,4 puandır. Öğrencilerin %81,4'ü yüksek gıda okuryazarlığı ve %18,6'sı düşük gıda okuryazarlığı düzeyine sahiptir. Gıda okuryazarlığı ile diyet kalitesi arasında pozitif ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=,184, p<0,01).Gıda okuryazarlığı ile beden kütle indeksi arasında pozitif yönlü anlamlı bir korelasyon saptanmıştır (r= -,052, p<0,01). Anahtar Kelimeler: Gıda okuryazarlığı, diyet kalitesi, gıda okuryazarlık ölçeği, beslenme okuryazarlığı
Psikolojik danışmanlık merkezi'ne başvuran yetişkin bireylerde psikolojik sağlamlık ve sıkıntı ile duygusal yeme ve Akdeniz diyetine uyum arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı; Psikolojik Danışmanlık Merkezi'ne başvuran yetişkin bireylerde psikolojik sağlamlık ve sıkıntı ile duygusal yeme ve optimal beslenme örüntüsü olarak kabul edilen Akdeniz diyetine uyum arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırma Gaziantep Olea Psikolojik Danışmanlık Merkezi'ne başvuran 18-65 yaş arası ( ±S; 33,9±12,5 yıl) 125 yetişkin bireyde (36 erkek, %28,8; 89 kadın, %71,2) yürütülmüştür. Araştırma kapsamına alınan bireylerin genel özelliklerini, antropometrik ölçümlerini, fiziksel aktivite durumlarını ve beslenme alışkanlıklarını sorgulayan sorukağıdı yüz yüze yöntemle uygulanmıştır. Bireylere Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (BRS), Psikolojik Sıkıntı Ölçeği (K10-PDS), duygusal yeme durumlarını saptamak için Hollanda Yeme Davranışı Anketi (DEBQ) ve Akdeniz diyetine uyumu değerlendirmek için ise Akdeniz Diyetine Uyum Ölçeği (PREDIMED) uygulanmıştır. Beden kütle indeksi (BKI) WHO sınıflamasına göre, bireylerin %2,4'ü zayıf, %44,8'i normal, %29,6'sı hafif şişman, %23,2'si ise şişmandır. Bireylerin %82,4'ü duygusal durumlarındaki değişimlerin beslenmelerini etkilediğini belirtmiştir. Toplam BRS puanı ortalaması 18,1±5,3, K10-PDS puanı ortalaması 24,8±8,3 bulunmuştur. Akdeniz diyetine uyum (PREDIMED) puanı ortalaması 7,6±1,6'dır ve geliştirilmesi gerekli olan düzeydedir. Ortalama DEBQ alt ölçekleri puanları kısıtlayıcı yeme için 2,6±1,0, duygusal yeme için 2,1±1,1 ve dışsal yeme için 3,1±0,9 bulunmuştur. Erkek bireylerin psikolojik sağlamlıklarının kadın bireylerden yüksek olduğu, psikolojik sıkıntılarının ise kadın bireylere oranla daha düşük olduğu saptanmıştır ve istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (sırasıyla, p=0,004, p=0,001). Uyku saati düzenli olan bireylerin, uyku saati düzenli olmayan bireylere göre BRS puanları daha yüksek olup, K10-PDS puanlarının daha düşük olduğu saptanmıştır ve bu fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p=0,001, p<0,05). Psikolojik sıkıntı ile DEBQ alt ölçekleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Psikolojik sıkıntı düzeyinin artması duygusal yeme ve dışsal yeme skorlarını da arttırmıştır ve istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (sırasıyla, p=0,002, p=0,004). PREDIMED ile BRS, K10-PDS ve DEBQ alt ölçekleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0,05). BRS ile K10-PDS arasında negatif yönlü, orta kuvvetli ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p=0,001, r=-0,570). Yüksek düzeyde psikolojik sağlamlık, düşük düzeyde psikolojik sıkıntı ile ilişkili bulunmuştur. Bireylerin psikolojik durumları yeme alışkanlıklarını etkileyebilmektedir. Yanlış beslenme alışkanlıklarının oluşmaması için bireyler multidisipliner bir yaklaşımla takip edilmeli, yeme farkındalığı oluşturulmalı ve sürekli beslenme eğitimi verilmelidir. Ayrıca düzenli fiziksel aktivitenin sağlık için önemi vurgulanmalıdır.
Determination of food selection, nutrition and growth status in children with and without autism spectrum disorder
Autism Spectrum Disorder (ASD) as an umbrella term, is a single area of disability that brings together the previous diagnostic categories (autistic disorder, Asperger's syndrome, childhood disintegrative disorder, pervasive developmental disorder not otherwise specified). The purpose of this study is; to eavaluate the food selection, nutritional habits and nutritional and growth status children with autism spectrum disorder and healthy children of the same age and gender. The study was conducted with a total of 42 children diagnosed with ASD ( n: 21) who were getting training at Gaziantep Autism Foundation and healthy children ( n: 21) of DEVA Schools Gaziantep. Questionnaires were applied to the families, and the demographic characteristics, nutritional habits and physical activity status of the children were questioned. Children's Eating Behavior Inventory (CEBI), Gastrointestinal Sensitivity Index (GI), 24-hour dietary intakes were determined. Anthropometric measurements were taken at the beginning of the study and at the end of 3-month. Body mass index (BMI), waist/hip circumference ratio (WHR), waist circumference/height ratio (WHtR) were calculated. Depending on BMI z-scores 33.3% of ASD and 28.5% of healthy children were found overweight. A significant difference was found between the body fat percentages of children with ASD and healthy (p=0.020, p<0.05). Adherence of children to the Mediterranean Diet were evaluated with KIDMED index. Out of total 42,8% of children with ASD and 66,7% of healthy children were in the optimal diet (≥8 points), 42,9% of children with OBS and 33.3% of healthy children were in a diet that needs improvement (4-7 points) group and 14,3% of children with ASD are in the low-quality diet (<3 points) group. The mean KIDMED scores were 8,2±3,7 in ASD and 8,9±2,5 in healthy children (p=0,036) and adherence to optimal diet, was found higher in healthy children. According to the gastrointestinal sensitivity test constipation was observed in 29% of children with ASD, and 5% of healthy children. Out of total, 14% of children with ASD, and 5% of healthy children had diarrhea and abdominal pain. The mean stool density was found abnormal in 10% of children and, external odor different from normal in 33% of children. Also nighttime awakening, was seen in 52% of ASD children. Out of total, 14.3% of ASD children had GI severity score ≥7 (severe), (mean: ASD: 3,2±2,9, healthy: 0,8±0,7, p=0,000). The total score of the eating behavior inventory score (CEBI) in children with ASD was 93,6 and 97,9 in healthy children. Mean daily energy intakes (meeting recommendation %) of ASD children in ages 4-6, 7-11 ve 12-17 years were 1175,6±372,4 (97,9%), 1556,3±480,5 (97,3%) and 1649,9±360,1 (82,5%) kcal. ASD children's nutritional status, healthy food choices behavior and growth status should be followed by dietitians beginning from early years of life.
Yetişkin bireylerde uyku kalitesinin 25-OH D vitamini düzeyi ve akdeniz diyet kalite indeksi ile olan ilişkisinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı; Sağlıklı yaşam kliniğine başvuran yetişkin bireylerin beslenme durumlarının, serum 25 OH D vitamini düzeylerinin ve Akdeniz Diyetine uyumlarının uyku kalitesi üzerine etkisinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya bu çalışmanın süreci olan 6 ay içinde serum 25 OH D vitaminine bakılmış olan yaşları 19 - 65 arasında değişen 75 kadın, 25 erkek olmak üzere toplam 100 birey katılmıştır. Çalışmaya katılan bireylere genel özelliklerini, beslenme alışkanlıklarını sorgulayan anket formu uygulanmıştır ve 24 saatlik besin tüketim kayıtları alınmıştır. Katılımcıların uyku kalitesini değerlendirmek için Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve Akdeniz Diyetine uyumlarını değerlendirmek için Akdeniz Diyeti Kalite Ölçeği (KIDMED) uygulanmıştır. Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 37,6±12,3 yıldır. Erkeklerin ve kadınların BKİ ortalamaları sırasıyla 27,80±6,45 kg/m2 ve 27,51±7,37 kg/m2 bulunmuştur. Katılımcıların D vitamini düzeyi ortalaması 20,74±10,2 ng/ml olarak bulunmuştur. Katılımcıların D vitamini düzeyleri sınıflandırıldığında %52'sinde D vitamini eksikliği (<20,00 ng/ml) olduğu görülmüştür. Katılımcıların PUKİ puan ortalaması 5,99±2,84 olarak bulunmuştur. Katılımcıların %69,0'u kötü uyku kalitesine sahiptir. Uyku kalitesi ile D vitamini düzeyi ile arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). İyi uyku kalitesine sahip bireylerin ortalama D vitamini düzeyi kötü uyku kalitesine sahip bireylerden daha yüksektir. Üç ana öğün tüketme ile uyku kalitesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p <0,05). İyi uyku kalitesine sahip bireylerin %71,0'nin üç ana öğün tükettiği saptanmıştır. Uyku kalitesi ile KİDMED toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). İyi uyku kalitesine sahip bireylerin KİDMED ortalama toplam puanı kötü uyku kalitesine sahip bireylerin ortalama puanından daha yüksektir. D vitamin yetersizliği, toplumda önemli sağlık sorunlarına yol açabilme potansiyelinde olduğundan üzerinde önemle durulması, ulusal ve uluslarası beslenme plan, politikalarında yer verilmesi gereken bir konudur. Uyku kalitesini etkileyen faktörlerin daha net anlaşılabilmesi için uyku kalitesinin klinik cihazlarla ölçüldüğü büyük örneklem gruplarında yapılan çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Tip 2 Diyabet hastalarında duygusal iştahın beslenme durumu ve metabolik kontrol parametreleri üzerine etkisinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, Tip 2 diyabet hastalarında duygusal iştahın beslenme durumu ve metabolik parametreler üzerindeki etkisini değerlendirmektedir. Çalışma Şanlıurfa Harran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyet Polikliniği'ne başvuran, toplam 66 (Erkek:28, %42,4, Kadın: 38,%57,6) Tip 2 diyabet hastasında yürütülmüştür. Hastaların genel özelliklerini, antropometrik ölçümlerini, fiziksel aktivite yapma durumunu ve beslenme alışkanlıklarını sorgulayan sorukağıdı yüz yüze yöntemle uygulanmıştır. Hastalara Duygusal İştah Anketi (Emotional Appetite Questionnaire-EAQ) ve Akdeniz Diyetine Uyum Ölçeği (PREDIMED/MEDAS) uygulanmıştır. Hastaların yaş ortalaması (±SS) 50,4±8,9 yıldır. Erkeklerde günlük enerjinin karbonhidrat, protein ve yağdan gelen oranı sırasıyla %56±8,9 %14,7±1,8, %29,2±8,5, kadınlarda ise sırasıyla %53±9,1, %15,8±2,1, %31,3±9'dur. Beden Kütle İndeksi (BKİ) ortalama (±SS) erkeklerde 30,2±5,8 ve kadınlarda 34,3±7,0 kg/m2'dir. Bireylerin %32,3'ü (E: %50,0, K: %19,0) hafif şişman ve %60,0'ı (E: %39,5, K: %75,6) şişmandır. Hastaların açlık kan şekeri (E: %96,4, K:%92,1), tokluk kan şekeri (E:%60,7, K:%57,9), HbA1c (E: %92,9, K:%78,9) değerleri yüksektir, farklar cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0,05). Erkeklerin üre (E:44,9±31,7, K:28,9±9,6 mg/dL) ve kreatinin (E: 1,2±0,5, K: 0,8±0,5 mg/dL) değerleri kadınlardan daha yüksektir. Hastaların fiziksel aktivite düzeyi (PAL) ortalama (±SS) 1,50±0,23'dir. Hastaların PREDIMED/MEDAS puan ortalaması 6,9±1,9 (E: 6,54±1,6; K: 7,1±2,1)'dur. Akdeniz Diyetine Uyum Ölçeği'ne erkeklerin %71,4'ü ve kadınların %63,2'si orta uyumludur ve cinsiyete göre aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Hastaların ortalama olumsuz duygu ve iştah puanları (E: 4,1±1,2; K: 3,3±1,5) olumlu duygu ve iştah puanlarına (E: 6,1±0,7; K: 5,9±0,8) göre daha düşük bulunmuştur. Tip 2 diyabet hastalarına beslenme eğitiminin yanı sıra multidisipliner bir tedavi yaklaşımı hastalığın seyri ve kronik hastalıkların oluşmaması açısından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Tip 2 diyabet, Beslenme durumu, Akdeniz diyeti, Duygusal iştah
Kadın üniversite öğrencilerinde hedonik açlık durumları ile Akdeniz Diyet Kalite İndeksi arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı; Beslenme ve Diyetetik Bölümü ve Hemşirelik Bölümü kadın öğrencilerinde hedonik açlık durumları ile Akdeniz Diyet Kalite İndeksi arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırma, Şubat 2023- Nisan 2023 tarihlerinde 176 kadın öğrenci üzerinde elektronik ortamda yürütülmüştür. Katılımcılara Besin Gücü Ölçeği (BGÖ) ve Akdeniz Diyetine Uyum Ölçeği (KIDMED) uygulanmış olup öğrencilerin beslenme durumlarına ilişkin anket soruları kullanılmıştır. Katılımcıların %58,5'inde hedonik açlık varlığı saptanmıştır. Hedonik açlık bulunan 103 kadının %76,7'si Hemşirelik Bölümü öğrencisidir. Katılımcıların BGÖ puan değerlerine göre öğrenim gördükleri bölüm arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0,05). Kadınların %55,1'inin KIDMED puanı 4-7 puan arasında olup diyetlerinin iyileştirme gerektiği %14,2'sinin ise ≥8 puan alarak Akdeniz diyetine uyumlarının en uygun düzeyde olduğu saptanmıştır. Katılımcıların öğrenim gördüğü bölüme göre KIDMED puanları arasında anlamlı bir ilişki saptanamamıştır (p>0.05). KIDMED puanı ile hedonik açlık değişkeni arasında negatif yönlü zayıf bir ilişki saptanmıştır. Akdeniz diyeti, zeytinyağı, zeytin, meyve, sebzeler, tam tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar gibi besinleri yüksek miktarda kırmızı et ve et ürünlerini ise düşük düzeyde öneren bir beslenme modelidir. Akdeniz diyeti en fazla araştırılan diyetlerden birisi olup, birçok sağlık sorunu ile ilişkilidir. Akdeniz diyeti ve hedonik açlık arasındaki ilişki mekanizmalarını anlamlandırabilmek için geniş çaplı çalışmalara gerek duyulmaktadır. Bu konuda farkındalık oluşturmakta diyetisyenlere önemli görev düşmektedir. Anahtar Kelimeler: Hedonik açlık, akdeniz diyeti, beslenme,
İlköğretim çağı çocuklarda boyun çevresi ve obezite arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Günümüzde ciddi bir halk sağlığı problemi olan obezite çocukluk çağında hızlı bir artış göstermektedir. Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre ise önümüzdeki on yıl içinde çocukluk çağı obezitesinin yaklaşık %60 artarak 2030 yılına kadar 250 milyona ulaşacağı öngörülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü-European Childhood Obesity Surveillance Initiative (WHO-COSI), çalışmasında Türkiye 2013 ve 2016 verilerine göre (7-8 yaş) fazla kilolu çocukların prevalansı sırasıyla %14,2 ve %14,4, obezite prevalansı %8,3 ve %9,7 bulunmuştur. Bu çalışmada Gaziantep'te bir okulda öğrenim gören ilköğretim çağındaki çocuklarda basit bir ölçüm olan boyun çevresi ölçümü ile obezite parametreleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya yaşları 6,0-9,9 yıl olan 113 (erkek: 61, %54,0; kız: 52, %46,0) çocuk katılmıştır. Antropometrik ölçümler (boy uzunluğu, vücut ağırlığı, boyun çevresi vd.) tekniğine uygun olarak yapılmıştır. Çocuklara "Aile Beslenme ve Fiziksel Aktivite Ölçeği-ABFA-TR (The Family Nutrition and Physical Activity Screening Tool-FNPA)" Fiziksel Aktivite Soru Formu-Çocuk (Physical Activity Questionnaire for Older Children-PAQ-C) ve Akdeniz Diyeti Uyum Ölçeği (KIDMED) uygulanmıştır. Çocuklarda ortalama (±S) yaş 8,0±1,00 yıl, beden kütle indeksi (BKİ) ise erkeklerde 18,4±4,36, kızlarda 17,6±3,86 kg/m2, boyun çevresi erkeklerde 28,6±2,74 cm, kızlarda 27,4±2,09 cm bulunmuştur. Yaşa göre BKİ değerine göre tüm çocukların %19,5'i (E: %18,0, K: %21,2) fazla kilolu (≥1SD –<2SD) ve %20,4'ü (E: %24,6, K: %15,4) ise şişman (≥2SD)'dır. Ortalama KIDMED puanı 5,6±2,12'dir (E: 5,5±2,31, K: 5,8±1,88). Boyun çevresi; Aile Beslenme ve Fiziksel Aktivite Tarama Ölçeği (r: -0,350), Fiziksel Aktivite Soru Formu (r: -0,301) ve KIDMED ölçeğiyle (r: -0,248) negatif yönde anlamlı korelasyon göstermektedir. Benzer olarak boyun çevresi ölçümü çocuklardan alınan bel/kalça oranı dışındaki tüm antropometrik ölçümlerle pozitif yönlü anlamlı korelasyon göstermektedir (p<0,05). Çocuklarda boyun çevresi değeri arttıkça BKİ (r: 0,810), bel çevresi (r: 0,787), kalça çevresi (r: 0,795), bel çevresi/boy uzunluğu oranı (r: 0,649), üst orta kol çevresi (r: 0,777), triseps (r: 0,697) ve subskapular (r: 0,672) deri kıvrım kalınlıkları, vücut yağ yüzdesi (r: 0,736), vücut yağ kütlesi (r: 0,643) ve vücut yağ miktarının (r: 0,761) da arttığı belirlenmiştir. Bu çalışma boyun çevresi ölçümünün obeziteyi saptamak için kullanılan diğer antropometrik ölçümlerle yüksek korelasyona sahip olduğunu göstermektedir. Bu nedenle basit ve etkili bir yöntem olan boyun çevresi ölçümü çocukluk çağı obezitesini saptamak için kullanılabilecek pratik, kolay ve hızlı yapılabilen, etkin bir antropometrik ölçümdür.
İnsülin direnci olan yetişkin bireylerin duygusal iştah, gece yeme, beslenme alışkanları ve antropometrik ölçümleri ile akdeniz diyetine uyumun irdelenmesi
Bu çalışmanın amacı insülin direnci olan yetişkin bireylerde beslenme durumlarının tespit ederek değerlendirmek ve beslenme alışkanlıklarında etkili olan duygusal iştah, gece yeme alışkanlıkları, Akdeniz Diyeti uyumu arasındaki ilişkiyi irdelemektir. Çalışmaya Özel Sular Vatan Hastanesi Beslenme ve Diyet Polikliniğine başvuran ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden yaşları 18-65 yaş arası 205 (103 kadın, 102 erkek) insülin direnci tanısı olan bireyler üzerinde gerçekleşmiştir. Katılımcıların verileri araştırmacı tarafından hazırlanan ve yüz yüze uygulanan soru formu ile toplanmıştır. Katılımcıların genel bilgileri, antropometrik ölçümleri, sağlık bilgileri, beslenme alışkanlıkları ve Duygusal İştah Anketi (DİA), Gece Yeme Anketi Ölçeği (GYA), Akdeniz Diyeti Uyum Ölçeği (MEDAS), Uluslarası Fiziksel Aktivite (IPAQ- Kısa Form) ve 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kayıtları değerlendirilmiştir. Bireylerin %50.2'si kadın, %49.8'i erkek olup, yaş ortalaması 35,22±12,40 yıldır. Katılımcıların 52'si hafif şişman, 127'si obezdir. Bireylerin Akdeniz Diyetine %22.0'si düşük uyum, %61.0'i orta uyum, %17.1'i yüksek uyum sağladığı tespit edilmiştir. Bireylerin %48.3'ü inaktif ve %8.8'i gece yeme sendromu sahip olduğu tespit edilmiştir. Kadın bireylerin negatif iştah puan ortalaması 51.32±24.17, erkeklerde pozitif duygusal iştah puan ortalamaları 45.28±13.74 bulunmuştur. Çalışmada MEDAS ile HOMA-IR değeri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiş ancak DİA, GYA ve IPAQ arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış, fakat bu ölçekler arasında ilişkiler saptanmıştır. İnsülin direnci olan bireylerin beslenmelerini ve yaşamlarını etkileyen faktörler göz önünde bulundurularak bireye özel beslenme tedavisinin diyetisyen tarafından oluşturulması kişiye yarar sağlayacak ve kronik hastalıkların oluşmasını engellemesinde katkı sağlayacaktır.
Yetişkin bireylerde yeme davranışı ile anksiyete, uyku kalitesi ve akdeniz diyetine bağlılık arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı sağlıklı yetişkin bireylerde duygusal, kısıtlanmış ve dışsal yeme davranışları puanlarını tespit ederek, bireylerin anksiyete seviyeleri, uyku kaliteleri ve Akdeniz diyetine bağlılık skorları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 18-65 yaş arası bireyler dahil edilmiştir. Katılımcıların verileri araştırmacı tarafından hazırlanan çevrimiçi anket ile uygulanan soru formu ile toplanmıştır. Katılımcıların genel bilgileri, Hollanda Yeme Davranışı Anketi (HYDA), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve Akdeniz Diyetine Bağlılık Ölçeği (MEDAS) değerlendirilmiştir. Katılımcıların %68'i (n=348) kadın, %32'si (n=164) erkek olup, yaş ortalaması 32.13±8.69'dur. Katılımcıların %30.6'sı hafif şişman, %14.6'sı obezdir. Katılımcıların HYDA alt boyutları puan ortalamaları, duygusal yeme 30.70±15.66; kısıtlayıcı yeme 26.16±7.98; dışsal yeme 33.80±6.35 olarak belirlenmiştir. Katılımcıların %46.5'inin anksiyeteli olduğu, %49.4'ünün uyku kalitesinin kötü olduğu, %77'sinin Akdeniz diyetine bağlı olduğu görülmüştür. Çalışmada duygusal yeme davranışı puanı arttıkça, katılımcıların anksiyete ve uyku kalitesi bozukluğu seviyesinin arttığı; kısıtlayıcı yeme davranışı puanı arttıkça, Akdeniz diyetine bağlılık seviyesinin arttığı; dışsal yeme davranışı puanı arttıkça anksiyete seviyesinin arttığı ve Akdeniz diyetine bağlılık seviyesinin azaldığı belirlenmiştir. Obezite ve yeme bozuklukları etiyolojisinin yeme davranışları ile ilişkilendirildiği bilinmektedir. Bireylerde yeme davranışları ve bunlarla ilişkili değişitirilebilir yaşam tarzı faktörleri değerlendirilerek yeme bozuklukları ve obezitenin önüne geçilebilir.
Adölesanların Akdeniz diyetine uyumu ile duygusal yeme ve stres durumlarının saptanması
Bu çalışma adölesanların sağlıklı beslenme, duygusal yeme ve stres durumlarının saptanması amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Bu araştırmaya yaşları 11-14 arasında değişen 281 gönüllü adölesan birey katılmıştır. Oluşturulan anket formunda bireylerin genel özellikleri, antropometrik ölçüm verileri belirlenmiş ve 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kaydı alınmış, ayrıca Akdeniz Diyeti Kalite İndeksi (KİDMED), Beslenme Egzersiz Davranışları Ölçeği (BEDÖ), Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), Çocuk ve Adölesanlar için Duygusal Yeme Ölçeği (DYÖ-Ç) uygulanmıştır. Çalışmaya katılan adölesanların %58,4'ü erkek, %41,6'sı kadın olup yaş ortalamaları erkeklerin 11,94±1,08 kadınların 12,30±1,15 yıldır. Katılımcıların %27,8'i hafif şişman, %16,7'si obezdir. Katılımcıların Akdeniz Diyetine uyumları incelendiğinde %25,3'ünün düşük uyum, %53,0'ünün orta uyum, %21,7'sinin yüksek uyum sağladığı tespit edilmiştir. Cinsiyete göre KİDMED puanları istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (χ2=7,412; p=0,025). Erkeklerde çok düşük ve iyi diyet kalitesi oranı, kadınlardaki çok düşük ve iyi diyet kalitesi oranından daha yüksek çıkmıştır. Kadınların ASÖ toplam puanları, erkeklere göre anlamlı düzeyde daha yüksek çıkmıştır. Cinsiyete göre BEDÖ toplam ve alt ölçek puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir (p>0,05). Cinsiyete göre DYÖ-Ç toplam puanları istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (Z=-4,056; p=0,000). Kadınların DYÖ-Ç toplam puanları, erkeklere göre anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Cinsiyete göre kullanılan ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki görülmemiştir (p>0,05). BKİ yüksek olan adölesanların strese yatkın olduğu ve duygusal yeme eğilimi olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Cinsiyete göre KİDMED ile BKİ arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Ancak ASÖ, BEDÖ, DYÖ-Ç arasında ilişki bulunmuştur (p<0,05). Yapılan lojistik regresyon analizi sonucunda yaş ve cinsiyetin çok düşük diyet kalitesini etkileyen önemli bir parametre olduğu saptanmıştır (p<0,05). Stres düzeyi yükseldiğinde, yaş arttığında ve erkek adölesanlarda Akdeniz Diyetine uyumluluk düzeyi düşmektedir. Bu çalışmada, adölesanlarda Akdeniz Diyetine uyum, duygusal yeme ve stres durumu kapsamlı olarak araştırılmış ve ileriki çalışmalara ışık tutacak nitelikte sonuçlar bulunmuştur. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırılması konusunda erken yaşlardan itibaren gerekli önlemlerin alınması, duygusal yeme ve stresle baş edebilme uygulamaları geliştirilmesi için toplum düzeyinde çalışmalar yapılmasına ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Çalışma sonunda konu hakkında farklı yaş gruplarında ve daha geniş kapsamlı, destekleyici çalışmalar yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yetişkin obez bireylerde kronotipin yeme tutumu, gece yeme sendromu, Akdeniz diyetine uyum ve fiziksel aktivite düzeyi ile ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, sirkadiyen ritmin belirteci olan kronotipin, obez bireylerde yeme tutumu, Akdeniz diyeti, gece yeme sendromu ve fiziksel aktivite düzeyleri ile ilişkisiniincelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma 18-64 yaş arası beden kütle indeksi 30 kg/m² ve üzeri olan 337 (34 erkek, 303 kadın) obez bireyle Haziran-Aralık 2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmaya katılan bireylerin sosyodemografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları ve antropometrik ölçümleri beyana dayalı olarak alınmıştır. Bireylerin kronotipinibelirlemek için Horne-Östberg Sabahçıl Akşamcıl Ölçeği (SAÖ), fiziksel aktivite düzeyleri için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Form (IPAQ Kısa Form), yeme bozukluklarını belirlemek için Yeme Tutum Testi (YTT-26), Akdeniz diyeti uyumu için Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS) ve gece yeme sendromu varlığı için Gece Yeme Anketi çevrim içi platformlar aracılığıyla kullanılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 31.5±10.0 yıldır. Kronotipe göre yapılan sınıflandırılmada katılımcıların %15.1'i (n=51) akşamcıl, %70.0'i (n=236) ara tip, %14.9(n=50) ise sabahçıl tip olarak tespit edilmiştir. Cinsiyete göre kronotip sınıflandırılması istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0.05). Fiziksel aktivite düzeylerinin cinsiyetten bağımsızdır (p>0.05). Yeme tutum testi sonucuna göre bireylerin yeme tutumları cinsiyetle bağımlıdır(p<0.05). Gece yeme sendromu varlığı ise cinsiyetten bağımsız olarak bulunmuştur(p>0.05). Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeğinden alınan puanlarcinsiyete bağımlıdır (p<0.05). Bu antropometrik ölçümlerin kronotipe bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir(p>0.05). Kronotip ve gece yeme sendromu ile yapılan regresyon analizi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur(p<0.05). Kronotip ölçeğindeki 1 birimlik değişimin Gece Yeme Sendromu Anketinden alınan puanı 0.253 birim azaltacağı görülmektedir.Kronotip ve gece yeme sendromu istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05)Kronotip ölçeğindeki 1 birimlik değişimin Akdeniz Diyeti Bağlılık ölçeğinden alınan puanı 0.043 birim arttıracağı görülmektedir. Kronotip ve Akdeniz diyetine bağlılık istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05) Gece Yeme Sendromu Anketindeki 1 birimlik değişimin yeme tutum testinden alınan puanı 0.264 birim arttıracağı görülmektedir. Yeme tutumu testi puanı ve gece yeme sendromu istatistiksel olarak anlamlıdır. (p<0.05) Kronotip ve Gece Yeme Anketi arasında da istatistiksel olarak negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (p<0.05).Gece yeme durumları ve yeme tutumu davranışı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır (p<0.05).Gece yeme sendromu varlığı arttıkça yeme tutumu testindeki yeme bozukluğu riski artmaktadır. Çalışma sonucunda obez bireylerin kronotipinin bireylerin beslenme biçimlerini etkilediği görülmektedir.
Akne vulgarisi olan ve olmayan bireylerin yaşam kalitesi ve depresyon düzeyleri ile akdeniz diyetine uyumlarının karşılaştırılması
Bu çalışma akne vulgaris ile beslenme, Akdeniz Diyetine bağlılık, fiziksel aktivite düzeyi, yaşam kalitesi ve depresyon düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışmaya 18-30 yaş arasında 118 gönüllü birey katılmıştır. Bu çalışmada Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi Dermatoloji Polikliniği'ne başvuran, hekim tarafından akne vulgaris tanısı almış 59 birey (51 kadın, 8 erkek) akne vulgaris grubunu; akne vulgaris şikayeti olmayan 59 birey (51 kadın, 8 erkek) ise akne vulgaris olmayan grubu oluşturmaktadır. Katılımcılara yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak anket formu araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Anket formu katılımcıların demografik ve antropometrik özellikleri, Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği, Akne ve Yaşam Kalitesi Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (Kısa Form) sorularından oluşmaktadır. Akne vulgarisi olan bireylerin yaş ortalamaları 21,27±3,27 iken, akne vulgarisi olmayan bireylerin yaş ortalamaları 21,69±,3,09'dir. Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği toplam puan ortalaması; akne vulgarisi olan bireylerin 5,31±1,70 iken, akne vulgarisi olmayan bireylerin 6,63±1,82 olarak bulunmuştur (p<0,05). Akne vulgarisi olan bireylerin Beck Depresyon Envanteri puan ortalamaları 11,69±9,45 iken akne vulgaris olmayan bireylerin 8,14±6,37 olarak bulunmuştur (p<0.05). Akne vulgarisi olan grupta yer alan bireylerin ortalama MET değerleri 1285,33±1384,48 iken; akne vulgarisi olmayan grupta yer alan bireylerin MET değerleri ortalaması 1621,77±1369,30 olarak bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonunda beslenmenin ve Akdeniz Diyetine bağlılığın akne vulgaris ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca akne vulgarisin depresyonu tetiklediği ve yaşam kalitesini düşürdüğü de görülmüştür.
9-14 yaş grubu çocuklarda sağlıklı beslenme tutumu, beslenme bilgi düzeyi, uyku kalitesi ve akdeniz diyeti kalite indeksi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bu çalışma 9-14 yaş grubu arası çocuklarda sağlıklı beslenme tutumu, beslenme bilgi düzeyi, uyku kalitesi ve Akdeniz diyetine bağlılığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışmaya 9-14 yaş aralığında, Eskişehir ilinde yaşayan 265 gönüllü çocuk katılmıştır. Araştırma çocuklara araştırmacı tarafından yüz yüze anket tekniği kullanılarak uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan anket formu, katılımcıların demografik bilgileri, antropometrik özellikleri, sağlık bilgileri, fiziksel aktivite alışkanlıkları, uyku ve beslenmelerine ilişkin bilgiler, Uyku Kalitesi Ölçeği ve Uyku Değişkenleri Anketi, Adölesan Beslenme Bilgi Düzeyi (ABBİD), Sağlıklı Beslenmeye Yönelik Tutum Ölçeği (SBİTÖ), Akdeniz Diyeti Kalite İndeksi (KİDMED) sorularından oluşmaktadır. Çalışmada kız çocuklarının %56'sının erkek çocuklarının %55,7'sinin kötü uyku kalitesine sahip olduğu belirlenmiştir. Uyku kalitesi ile yaş, uyku düzensizliği yaşama durumu, okul zamanı kalkış saati, okul zamanı yatış saati arasında anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır (p<0,05). ABBİD toplam puan ortalaması 19,27±5,57'dir. SBİTÖ puanları değerlendirildiğinde kız çocukları ölçek toplam puanının erkek çocuklarından daha yüksek olduğu saptanmıştır. SBİTÖ sınıflandırması ile yaş ve en çok atlanılan öğün durumu arasında anlamlı farklılık olduğu (p<0,05) saptanmıştır. Kız çocuklarının %57,6'sının, erkek çocuklarının %55'inin KİDMED orta diyet kalitesinde beslendiği belirlenmiştir. Uyku kalitesi ile KİDMED ilişkisine bakıldığında iyi uyku kalitesi olanların %67,4'ünün iyi diyet kalitesine, kötü uyku kalitesi olanların %48,6'sının çok düşük diyet kalitesine sahip olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, çocuklarda hedef sağlıklı ve yeterli uyku davranışları, doğru ve tek tip olmayan beslenme düzeni oluşturmak olmalıdır.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı çalışanlarının sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi
Son zamanlarda önemi artan sürdürülebilir beslenme kavramı, günümüzdeki ve gelecek bireylerin sağlığını, herkesin yeterli, güvenli ve çevresel etkileri düşük besinlere erişimini hedeflemektedir. Bu çalışmada Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı çalışanlarının sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya toplam 240 birey katılmıştır. Anket formu; bireyin sosyodemografik bilgileri, beslenme alışkanlıkları, Sürdürülebilir ve Sağlıklı Beslenme Davranışları Ölçeği, Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği, 24 saatlik besin tüketim kaydı, besin tüketim sıklığı ve Diyet Kalite İndeksini kapsamaktadır. Bireylerin boy uzunluğu ve vücut ağırlıkları kaydedilmiş ve beden kütle indeksleri hesaplanmıştır. Katılımcıların %59,6'sı kadın, %40,4'ü erkektir ve toplam yaş ortalaması 40,96±9,32 yıldır. Bireylerin %69,6'sı lisans, %20,8'i lisansüstü, %9,6'sı lise ve altı öğrenim düzeyine sahiptir. Katılımcıların yalnızca %23,3'ü daha önce sürdürülebilir beslenme kavramını duymuştur. MEDAS puanına göre bireylerin Akdeniz diyetine uyumu orta düzeyde iken Diyet Kalite İndeksi düzeyleri orta düzeyin biraz üzerindedir. Katılımcıların Sürdürülebilir ve Sağlıklı Beslenme Davranışı Genel Ölçek puanları BKİ gruplarında farklılaşmamaktadır. Sağlıklı beslendiğini düşünen katılımcıların Sürdürülebilir ve Sağlıklı Beslenme Genel Ölçeği ortalamaları daha yüksek çıkmıştır. Bireylerin Sürdürülebilir ve Sağlıklı Beslenme Davranışı Ölçek puanı ve et tüketiminin azaltılmasıyla MEDAS puanları arasında güçlü bir ilişki vardır. Besin tüketim kaydına göre katılımcıların toplam enerji ve karbonhidrat tüketimi TÜBER referans değerlerinin altında, toplam yağ tüketimleri referansın üstünde, toplam protein tüketimleri ise uygun referans aralığındadır. Sonuç olarak katılımcıların MEDAS puanları ile Sürdürülebilir ve Sağlıklı Beslenme Davranışları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Akdeniz Diyeti, Besin Tüketimi, Diyet Kalitesi, Sürdürülebilir Beslenme
Sağlıklı perimenopoz ve postmenopozlu kadınlarda akdeniz diyetine uyum, diyet toplam antioksidan kapasitesinin depresyon, anksiyete ve stresle ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma, sağlıklı perimenopoz ve postmenopozlu kadınlarda Akdeniz diyetine uyum ile diyet toplam antioksidan kapasitesinin depresyon, anksiyete ve stresle ilişkisinin incelenmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışmaya, 35-60 yaş arasında 145 perimenopozlu, 58 postmenopozlu toplam 203 gönüllü kadın birey katılmıştır. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ile toplanmıştır. Anket formunda katılımcıların demografik özellikleri, sağlık bilgileri sağlık bilgileri sorgulanmış, antropometrik ölçümleri (vücut ağırlığı, boy uzunluğu) ve 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kaydı alınmış olup ORAC (Oksijen Radikalini Absorbe Etme Kapasitesi) değeri BeBİS programı kullanılarak hesaplanmıştır. Katılımcılar ayrıca Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS), Depresyon Anksiyete Stres-21 Ölçeği (DASÖ-21), SF-12 Yaşam Kalitesi Ölçeğini (SF-12) doldurmuşlardır. Katılımcıların beden kütle indeksi (BKİ) ortalaması 25,4 ±3,7 kg/m^2 (alt: 17,2 kg/m^2 , üst: 35,3 kg/m^2 ) 'dir. Katılımcıların %29'u menopoza girmiş, %71'i ise girmemiştir. MEDAS puanlamasında ˂7 puan Akdeniz diyetine uyum göstermezken ≥7 puan Akdeniz diyetine uyumu göstermektedir. Katılımcıların MEDAS puanları ortalaması 5,6±1,54 puan, DASÖ-21 puanlamasında depresyon, anksiyete ve stres sorularının puanları ayrı ayrı toplanıp puan durumlarına göre değerlendirilmektedir. Sağlıklı bir psikolojiye sahip bireylerin puan ortalaması 0-14 arasında değerlendirilirken çok ileri seviye depresyon, anksiyete ve strese sahip bireylerin puan ortalaması 41 ve üstündedir. Katılımcıların DASÖ-21 ortalama puanı 52 ±11,91; SF-12 puanlamasında 0-100 arasında puan alınabilmektedir. Ölçeğin kesin bir noktası yoktur, ölçekten alınan yüksek puanlar yaşam kalitesinin yüksek olduğunu göstermektedir. SF-12 ortalama puanı 31,8±5,05'dir. Katılımcıların SF-12 puanlarının perimenopozlu, sezaryen doğum yapan, düzenli vitamin, mineral desteği alan ve BKİ durumuna göre obez kadınlarda daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların besin tüketim değerleri analiz edildiğinde; aldıkları MUFA (tekli doymamış yağ asitleri), PUFA (çoklu doymamış yağ asitleri) ve B6 vitamini değerlerinin perimenopozlu kadınlarda postmenopoz kadınların alımların daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Bu çalışmada perimenopozlu bireylerin yaşam kalitesinin daha yüksek olduğu ve SF-12'de bir puan artışının depresyon, anksiyete, stres seviyelerini 0,581 kat azalttığı tespit edilmiştir. Akdeniz diyetine uyumun perimenopoz ve postmenopozlu kadınlar üzerinde depresyon, anksiyete ve stres üzerinde anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmemiştir (p>0.05). Çalışma sonucunda perimenopoz ve postmenopzolu kadınların Akdeniz tipi beslenme uyum durumunun ve diyet toplam antioksidan kapasitesinin depreyon, anksiyete ve stres üzerinde anlamlı bir etkisi görülmemiştir.
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği polikliniğine başvuran hastalarda akdeniz diyeti uyumu ile kardiyovasküler hastalık risk faktörü bilgi düzeyi arasındaki ilişki
Giriş ve Amaç: Sağlıklı beslenme kardiyovasküler hastalık (KVH) ve inme gibi mortalitesi yüksek hastalıkların önüne geçmektedir. Sağlık açısından en uygun ve faydalı diyetlerden biri de Akdeniz diyetidir. Bu çalışmada amaçlanan Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi aile hekimliği polikliniğine başvuran hastaların Akdeniz diyeti uyumuyla kardiyovasküler hastalık risk faktörü bilgi düzeyini ve aralarındaki ilişkiyi incelemektir. Materyal ve Metod: Araştırmamız tanımlayıcı-kesitsel tip çalışma olarak tasarlanmış olup çalışmaya 337 kişi katılmıştır. Araştırma kapsamında 19 soruluk sosyodemografik veri formu, 14 soruluk Akdeniz diyeti bağlılık ölçeği (ADBÖ) ve 28 soruluk kardiyovasküler hastalık risk faktörü bilgi düzeyi (KHRFBD) ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS statistics 24,0 programı kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmamıza katılanların ADBÖ toplam puan ortalaması 6,4±1,9 (4-12) olup KHRFBD ölçeğinin puan ortalaması ise 20,4±3,8 (6-27) olarak tespit edilmiştir. ADBÖ ve KHRFBD puanları arasında istatiksel anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Araştırmamızda katılımcıların cinsiyeti, gelir durumu, düzenli egzersiz yapma durumu, ekran başında vakit geçirme durumu, sağlık beslenmeyi araştırma durumu, sık fast-food tüketme durumu, mutlu bir insan olduğunu düşünme durumu ve düzenli uykuya sahip olma durumu ile ADBÖ puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (sırasıyla p=0,011, p=0,025, p=0,001, p<0,001, p=0,044, p<0,001, p=0,009, p=0,015). Katılımcıların cinsiyeti, mesleği, gelir durumu, sigara kullanma durumu, sağlık yaşam ile ilgili doktora danışma durumu, sağlıklı beslenmeyi araştırma durumu ve düzenli uykuya sahip olma durumu ile de KHRFBD ölçeği puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir (sırasıyla p=0,005, p=0,023, p=0,022, p=0,014, p=0,044, p<0,001, p=0,002). Katılımcıların yaşı ile ADBÖ puanı arasında pozitif yönlü korelasyon bulunmuştur. Sonuç: Sağlıklı yaşam ile ilgilenip, uygulayanlar ile kadın katılımcıların, ADBÖ ve KHRFBD ölçek puanları diğerlerine göre daha yüksek bulunmuştur. Akdeniz tipi beslenme şeklinin günlük yaşamla bütünleştirilmesi gerekir. Özellikle zeytinyağı tüketimine dikkat edilmelidir. Bu yönde aile hekimlerinin bireyleri doğru bir şekilde yönlendirmesi gerekir. Aynı zamanda aile hekimlerinin kardiyovasküler risk faktörlerini hastalarına anlayabileceği şekilde anlatması ve bu yönde gereken sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını uygulatmaya teşvik etme yönünde girişimlerde bulunması faydalı olacaktır. Anahtar kelimeler: Akdeniz diyeti, Kardiyovasküler hastalık risk faktörü bilgi düzeyi, Sağlık yaşam
Yetişkin kadın bireylerde akdeniz diyeti uygulamasının diyet inflamatuvar indeksi, vücut bileşimi ve bazı biyokimyasal parametreler üzerine etkisi
Bu çalışma hafif şişman ve obez yetişkin kadın bireylerde Akdeniz diyeti ve standart sağlıklı beslenme müdahalesinin antropometrik ölçümler, vücut kompozisyonu, bazı biyokimyasal parametreleri değerlendirmek ve diyet inflamatuvar indeksi (Dİİ) arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma, Mart-Mayıs 2021 tarihleri arasında Ankara il merkezinde bulunan özel bir beslenme ve diyet danışmanlık merkezine başvuran Beden Kütle İndeksi (BKİ) ≥ 25.0 kg/m2 (hafif şişman ve obez), ortalama yaşları 36.8±9.82 yıl olan 105 yetişkin kadın birey ile yürütülmüştür. Bir gruba Akdeniz diyeti (AD) ve diğer gruba standart diyet (SD) müdahalesi uygulanarak dokuz hafta süresince takip edilmişlerdir. Bireylerin tanımlayıcı özellikleri, sağlık bilgileri, beslenme alışkanlıkları anket formuna kaydedilmiştir. Çalışma başında ve sonunda bireylerin; fiziksel aktivite düzeyleri, antropometrik ölçümleri, vücut kompozisyon analizleri, biyokimyasal bulguları, günlük enerji, makro ve mikro besin ögeleri alım düzeylerini belirlemek ve Dİİ'yi hesaplamak amacıyla yedi günlük besin tüketim kayıtları alınmıştır. Bireylere Akdeniz Diyetine Uyum Ölçeği (MEDAS) ve Kısa Form-36 (SF-36) Yaşam Kalitesi Ölçeği uygulanmıştır. Çalışma sonunda antropometrik ölçümlerdeki değişim karşılaştırıldığında; BKİ, bel/kalça oranı, boyun çevresi, bel/boy oranı her iki grupta da başlangıca göre önemli olarak azalmıştır (p<0.001). Boyun çevresi ölçüm değerlerindeki değişim AD grubunda önemli olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.01). Akdeniz diyeti grubundaki bireylerin Dİİ değeri çalışma başlangıcında -0.1±1.76, sonunda -1.6±1.91 olup istatistiksel açıdan önemli düzeyde azalmıştır (p<0.001). Çalışma sonunda AD grubunun Dİİ değeri SD grubuna göre önemli olarak daha düşük saptanmıştır (p<0.001). Bireylerin açlık insülin, total kolesterol, trigliserit değerleri her iki diyet grubunda önemli olarak azalmıştır (p<0.05). Düşük dansiteli lipoprotein (LDL) ve aspartat amino transferaz (AST) değerleri yalnızca AD grubunda önemli olarak düşmüştür (p<0.01). Çalışma sonunda C-reaktif protein (CRP) değeri AD grubunda SD grubuna göre önemli düzeyde azalmıştır (p<0.05). İnterlökin-6 (IL-6) değerindeki değişim gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Akdeniz diyeti uyum ölçeği (MEDAS) puanı yalnızca AD grubunda istatistiksel önemli olarak artmıştır (p<0.001). Akdeniz diyeti alan bireylerin Dİİ sonuç değerleri ile MEDAS puanları arasında negatif yönlü ilişki bulunmuştur (p<0.05). Çalışma sonunda AD grubunun SF-36 alt boyutlarından vitalite (enerji), mental sağlık ve genel sağlık algısı puanları SD grubuna göre daha yüksek saptanmıştır (p<0.05). Sonuç olarak Akdeniz diyeti müdahalesinin Dİİ'yi azaltarak, inflamasyon belirteçlerinden CRP düzeyini düşürmede daha etkin olduğu, her iki diyet müdahalesinin de antropometrik ölçümler üzerinde benzer etkilerinin olduğu ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Akdeniz diyeti, diyet inflamatuvar indeksi, obezite, yaşam kalitesi