Mitler

Bu konu başlığı altında 53 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

The myth of Loki revised in the Gospel of Loki and Loki: Where mischief lies

Rewriting myths existed since Renaissance and it is still a popular practice today. Especially in a postmodernist sense, rewriting aims to give voice to the other, to the slighted, marginalised characters. Therefore Loki as the god who is not worshipped and as the villain among the gods who brings apocalypse known as Ragnarok, finds the opportunity to be a hero in the contemporary literature. Also known as the trickster god, Loki possesses the qualities of a universal figure that is the trickster; he plays tricks, he deceives and lies, he brings chaos, however, he gains more human characteristics and moves away from being a primitive character whose only goal is to satisfy his selfish needs. Loki has his own thoughts and feelings expressed in depth and he becomes the hero in a society where binary oppositions and strict categorisation is rejected.

ArchetypeLiterary worksLevi-Straus, Claude+6
Fatma Demirbakan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimFR

Rousseau'da doğaya dönüş motifi: İnsanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı ve temelleri üzerine Söylev'de logosantrizm

Tartışmalı bir figür olmasıyla beraber, Jean-Jacques Rousseau çoğu zaman tutarlı olarak değerlendirmesi zor bir düşünür olmuştur çünkü gerçekten de çoğu zaman Rousseau'nun metinleri tutarsızdır. Bu metinlerin yazarının sistematiklikten hazzetmediği gerçeği bunu pekiştirir niteliktedir. Fakat biz bu çalışmada Rousseau'nun söz konusu tutarsızlığının sadece yüzeysel olduğunu, dolayısıyla derin bir araştırmada Rousseau'nun aslında tutarlı bir yazar olduğunu öne sürüyoruz. Öyle düşünüyoruz ki, tutarlılığının kaynağı da Rousseau'nun metinlerinin belli bir tema etrafında dönmekte olmasıdır: logosantrizm. Derrida'dan ve spesifik olarak Gramatoloji bağlamındaki kullanımında ödünç aldığımız bu terim, düşünsel olarak köken ya da nihayet gibi belirleyici kıstaslar olmaksızın düşünemeyen tipik bir Batı düşünce tarzını tanımlar. Derrida'ya Rousseaucu söylemin tümünde de bu logosantrizm hakimdir. Derrida'nın bu iddiasını benimsiyoruz. Fakat buna ek olarak, çalışmamızda, Rousseau metinlerine yaklaşırken hepsine tekbiçim bakmak yanlış olacağından dolayı, bu metinlerin kendi içlerinde paradigmatik bir değişim geçirdiğini, her bir metnin belli bir paradigma yerine geçtiğini öne sürüyoruz. Bizim seçtiğimiz spesifik "paradigma" ise Rousseau'nun 1755 yılında yayımladığı Eşitsizliğin Kaynağı Üzerine Söylev'dir. Bu eser insanın uygarlık öncesi koşullarının bir tür antropolojik/etnolojik incelemesi yapılır. Rousseau'ya göre uygarlık beraberinde kötülükleri getirmiş, insanı çok daha mutsuz bir ruh durumu içine sokmuş, onu doğal erdemlerinden koparmış ve böylelikle de yozlaştırmıştır. Bu noktada Rousseau ve eserlerini bir paradigma olarak, logosantrizmi de bir tema olarak aldığımızda, çok daha büyük bir konuyla olan paralellikleri kendini göstermeye başlıyor: cennet mitleri. Zira örnek aldığımız Prometheus miti ve Cennetten Kovulma mitinde de Rousseau'nun betimlemelerine benzer şekilde belli bir "dış" ögenin müdahalesinden önceki zamanlarda insanlık mutlu ve tatmin bir varoluş koşulu sürdürür. Bu mitlerin Rousseau için bir diğer paralel olduklarını, Derrida'nın logosantrizm kavramıyla saptadığı zihin yapısının çok daha geniş kapsamlı olup Rousseau'da tesirini ayrıca bu şekilde gösterdiğini öne sürüyoruz. İnceleme konumuz olan Eşitsizliğin Kaynağı Üzerine Söylev'in de bu araştırma için yeterince malzeme sunan zengin ve açık dilli bir metin olduğunu düşünüyoruz. En nihayetinde amacımız, bu söz konusu paralellikleri vurgulamak ve Rousseau'nun sözde tutarsızlığının daha derin bir bakışla ortadan kalkacağı fikrini kanıtlamak istiyoruz.

Canberk Şeref
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

Haunting legend trimetric projection of Boudica in the hunger games trilogy

This dissertation focuses on The Hunger Games trilogy through an Archetypal Criticism in terms of rebellious women warriors to show the correlation between Boudica, the legendary Celtic warrior queen of the Roman Conquest of Britain and the British Revolt against Rome in AD 60, and Katniss, the fictional rebellious character. This study also examines and analyzes how Collins deconstructs the real historical character Boudica and reveals the fictional heroine character Katniss as a trimetric projection of Boudica. However, this dissertation also aims to demonstrate how society forces the ever-ready heroic qualities in Katniss and Boudica to emerge, in what ways dystopian societies force certain roles on the main characters and how the myths of Boudica contribute to the quest and deconstruction of the hero's journey. Keywords: Myths, Fantastic Literature, Archetype, Boudica, The Hunger Games Trilogy.

ArchetypeThe Hunger GamesCollins, Suzanne+3
Hacer Gözen
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The portrayal of women and nature in the literature since 2700 B.C to present

Throughout history, literature with a great contribution to society has dealt with in a significant approach on every problems of society. The authors have interplayed with social problems in their literary works to be interpreted by the public.This shows us that literature is the reflection of the community, traditions, and culture.The constructive criticism of literature has explicated the valuable issues and changed the concept of old stable visions on the subject. Feminist theories and feminist movements consist of a great deal part of literature. Naturally, the critical component in lots of literary works is also women. Women have been described in different positions, with different aspects; for instance, they have been presented as a goddess in epics, myths, and old literature. But almost in every society, women have been abused in society because of the traditions that tend to patriarchy domination. However, in recent decades, dealing with women issues, literary works have held to support women to release from society's restrictions. In all works of literature, feminism, as literary theory and critical movement, has caused fluctuations on different levels in everywhere and every time. This paper aims to examine the women in the context of literature from 2700 B.C to the present by discussing several literary works and historical contents regarding feminism sort. The other aim of this research is to determine the successes and failures of feminism in societies, which has been ruled by the patriarchy system. Keywords: Gilgamesh epic, Greek goddess, Feminism, Ecocriticism, Ecofeminism

EpicsLiterary worksLiterature+7
Lıva Adıl Shareef
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Kadın miti üzerinden ironik eleştiriler

"Kadın Miti Üzerinden İronik Eeleştiriler" isimli bu çalışma, kadın arketiplerin mitler üzerinden okumasını kapsar. Çalışmada, kökleri bu arketiplerin deneyimlerine dayanan rollerin oluşumu, kadın olgusuna dair dönüşümleri irdelenmektedir. Bugün kendi güncel mitolojik dünyamızda, kendimizi konumlandırdığımız nokta ile geçmiş kültürlerdeki inanışların arketipleri arasındaki bağlantı oldukça kuvvetlidir. Ancak değişen yeni dünya düzeninde, arketipler aracılığı ile kişilere atfedilen roller de dönüşüme uğramıştır. Günümüz kadınları bu yeni olgunun, kendisinden önceki deneyimler ile hem benzer hem de daha önce bir örneğinin olmadığı yanlarının olmasından dolayı, kendi yaşam deneyimlerinde rol model olacak bir arketip olmayışının getirdiği zorluk ile mücadele etmek durumunda kalmışlardır. Bu bağlamda arketipler üzerinden oluşturulan toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamaya başlamış, sanatlarında zaman zaman alaycı bir üslup ile eleştiri getirerek başkaldırmışlardır. Mitlerin sözle aktarılan doğası, tarih öncesinden bu yana sanatla olan bağını desteklemiştir. Dolayısıyla sanat, mitolojinin anlatım dili olmuştur. Zaten bu çalışmanın kapsamı olan kadın arketipler en iyi mitler üzerinden okunacağından, araştırmamızın dilinin sanat olması, çalışmamızı kökleri prehistorik dönemlere dayanan mitoloji ve sanat bağı ile desteklemektedir. Bu çalışmada amacımız, sanat bağlamında ilişkisini kuracağımız mitolojik arketipler üzerinden günümüz kadın olgusuna dair ironik eleştiriler yapmaktır. Nihayetinde sanat ve mit kadar sanat ve ironi de birbiri ile oldukça ilişki içerisindedir. Bu tez kapsamında, kadın miti ve anlam dönüşümleri üzerinden kurulan arketip sembolleri incelenmiş, geçmişten günümüze bu bağlama uyan sanat örnekleri doğrultusunda kişisel görüş ve yaklaşım oluşturulmuştur. Kişisel çalışmalarda, kadına atfedilen rollerin irdelenen düşünsel arka planları, alegorik anlatımlar, sembolik biçimler ve alaycı bir tavırla eleştirilmiştir. Anahtar sözcükler: Kadın, mit, sanat, ironi, eleştiri, arketip, toplumsal cinsiyet.

ArketipEleştiriKadınlar+4
Merve Altın Akkaya
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkin bireylerin cinsiyet rolü algıları ve tecavüz mitlerini kabul düzeyleri arasındaki yordayıcı ilişkiler

Bu çalışmanın amacı yetişkin bireylerin tecavüz mitlerini kabul düzeylerini demografik özellikleri açısından incelemek ve yetişkin bireylerin toplumsal cinsiyet rolü algısı ile tecavüz mitlerini kabul düzeyleri arasındaki yordayıcı ilişkiyi saptamaktır. Araştırma sonucunda katılımcıların toplumsal cinsiyet rolü algıları ile tecavüz mitlerini kabul düzeyleri arasında anlamlı, pozitif ve orta düzeyde ilişki bulunmuştur.

Cinsiyet rolleriMitlerTecavüz+1
Kübra Güneş Karaman
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evli bireylerin cinsiyetlerine göre cinsel mitlere olan inançları ve cinsel doyum arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı evli bireylerin cinsiyetlerine göre cinsel mitlere olan inançları ve cinsel doyum arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Aynı zamanda bu kavramların sosyo-demografik değişkenlerle ilişkisine bakılması da amaçlanmaktadır. Araştırmada yöntem olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 35–50 yaş arasındaki evli kadın ve evli erkek katılımcılar oluşturmaktadır. Araştırmada elverişlilik örneklem yöntemi ile 202 katılımcıya ulaşılmıştır. Katılımcılara araştırmaya katılmadan önce anketin amacı ve gizliliği ile ilgili bilgiler verilmiştir.. Verilerin toplanmasında Sosyodemografik Bilgi Formu, cinsel mitleri ölçmek için Cinsel Mitleri Değerlendirme Formu ve cinsel işlevin niteliğini ölçmek için Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği yer almaktadır. Araştırmada verilerin analiz edilmesinde SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Araştırma bulguları erkeklerin cinsel mit düzeyinin kadınlara göre yüksek olduğunu ve yine erkeklerin cinsel doyum anlamında yaşadıkları sorunların kadınlardan daha yüksek olduğunu göstermiştir. Cinsel mitlerin yaşa göre farklılaştığı görülmüştür. Cinsel doyumda yaşın anlamlı farklılığı evli kadınlarda dokunma alt boyutunda 43 ve 50 yaş aralığında yüksek, evli erkeklerde de dokunma alt boyutunda 35 ve 42 yaş aralığında yüksek tespit edilmiştir. Çocuğu olan katılımcıların cinsel mitlere inanç düzeyinin anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Çocuğu olan katılımcıların Golombok-Rust Erkek Cinsel Doyum Ölçeği'nin sıklık, iletişim, kaçınma ve doyum alt boyutlarında anlamlı derecede yüksek tespit edilmiştir. Cinsel yönden aktif olmayan katılımcıların Golombok-Rust Kadın Cinsel Doyum Ölçeği incelendiğinde cinsel yönden aktif olmayan katılımcıların tüm alt boyutlarda cinsel açıdan aktif olan katılımcılardan anlamlı derecede yüksek puanlar aldıkları gözlemlenmiştir. İlkokul ve ortaokul mezunlarının cinsel mitlere inanç düzeyinin anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir. Golombok-Rust Erkek Cinsel Doyum Ölçeğinin Erken Boşalma, Kaçınma, Doyum, Sıklık ön lisans mezunu olan erkek katılımcıların puan ortalamalarının anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilirken İletişim alt boyutlarında ilkokul/ortaokul mezunlarında yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Cinsel doyumCinsel mitCinsiyet rolleri+3
Eylül Hazan Karadağ
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Kazak mitolojisinin resimsel çözümlemesi

Tez çalışması kapsamında yapılan araştırmalar Kazak resim sanatı tarihinde Kazak mitolojisinin oluşumuyla ilgili eserlerin önemli bir yere sahip olduğunu göstermiştir. Bu konuda yapılan çeşitli araştırmalar, bilimsel çalışmalar, yorumlar ile tahliller ve karşılaştırmalar Kazak mitolojisinin başlangıcından bugüne kadarki Kazak mitlerinin birbiriyle sıkı bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur. Mitoloji ile ilgili araştırmalar başta tarih olmak üzere edebiyat, felsefe, din ve kültür gibi alanlarda da yapılmış ve Kazak mitolojisini zenginleştirecek olan materyaller elde edilmiştir. Sanat alanında ise mitoloji ile ilgili incelemeler ve çalışmalar yeterli değildir. Özellikle resim sanatı bu konuda zayıftır. Bundan dolayı resim sanatındaki mitoloji ile ilgili çalışmaların tespit edilmesi, incelenmesi ve özellikle Kazak mitolojisinin resimsel çözümlemesinin yapılması için böyle bir tez konusu seçilmiştir. Tez çalışmasında, Kazak mitolojisinin tanımı ile tarihine yer verilmiş ve araştırmacıların mitolojiyle ilgili çalışmalarından bahsedilmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde mitoloji ve sanat ilişkisi üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte Kazak sanat tarihindeki Kazak mitolojisinin önemli konuları tespit edilmiş ve onların ressamların çalışmalarını ne şekilde etkilediği incelenerek karşılaştırmalı bir biçimde yorumlanmıştır. Kazak resim sanatının tarihî oluşumunun ilk dönemlerindeki ile günümüzdeki çağdaş ressamların "Kazak Mitolojisi" kavramı çerçevesinde yapmış oldukları çalışmalar tahlil edilmiştir. Yapılan çeşitli araştırmalar neticesinde Kazak mitolojisinin başka milletlerin mitolojisine nazaran daha evrensel olduğu ortaya konmuştur. Kazakların dünya görüşü ile mitolojisini tamamıyla anlatan "Er Töstik" mitindeki olay örgüsüne göre resimsel çözümlemeler yapılmıştır. "Er Töstik" miti eski ve yeni geleneği birbiriyle bağdaştıran Kazak mitolojisinin en önemli mitlerinden biridir. Kazak mitolojisinin atası sayılan "Er Töstik" mitinin resimsel çözümlemesini yapmak için ağaç baskı tekniğine başvurulmuştur. Tez kapsamında yapılan resimler "Er Tostik" mitinden esinlenerek, insanların ve kendi hayatımda yaşadığım olayların hem biçimsel bir formda hem de kompozisyon yapısı, renk, görsel, imge açısından nasıl etkilenildiği üzerinde durulmuştur. Anahtar sözcükler: Kazak mitolojisi, Kazak ressamları, Er Töstik, sanat, resim, ağaç baskı tekniği

Er Töştük DestanıKazaklarMitler+2
Karim Baıgutov
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Simurg söyleni üzerine görsel anlatılar

Simurg Söyleni kuşlar alemindeki tüm kuşların bilge kuş Simurg'u bulmak adına Kaf Dağı'na yaptıkları yolculuğu anlatır. Yol ve yolculuk kavramları metaforik olarak çokluktan birliğe varış sürecinde kişinin kendini gerçekleştirdiği yer olarak yaşamı tanımlar. Yaşam gerçekliğinde bireyin temel sorunsalı ise varoluş meselesidir. Kuşların Simurg'a ulaşması, özün kaynağına ulaşması şeklinde yorumlanırken bireyin varoluşuna dair yaptığı sorgulamalar onu kendi gerçekliğine ulaştırır. Bu çalışmada varlık meselesi, sözel bir anlatıdan hareketle sanatsal pratikler eşliğinde yeniden yorumlanmaya çalışılmıştır. Sanatın bünyesinde barındırdığı metaforik yapılanma söylenler içerisinde de mevcuttur. Simurg Söyleni'nin içeriğinde yere alan kuş, yol, dağ, ateş ve ayna imgeleri sanat tarihsel süreçte sıklıkla kullanılan imgelerdir. Seçilen bu imgeler, söylensel olanla sanatsal olan arasında bağ kuran yeni bir alan yaratmaktadır. Farklı sanatsal pratikler eşliğinde deneyimlenen bu alan, yapıtların içeriğini zenginleştiren anlatım olanaklarını da beraberinde sunar. Anahtar sözcükler: Sanat, Simurg, söylen, metafor, kuş, yol, ateş, dağ, ayna.

AynaDağlarKuşlar+6
Gülay Karakuş
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Serikbol Qondıbay'ın "Arğıkazak Mifologiyası" adlı eserinde mit kavramsallaşması ve Kazak mitoloji tasarımı

Mit, belirli bir tarihte, belirli bir coğrafi alanda, belirli bir politik, sosyal, kültürel ve ekonomik durumda yaşayan insan toplumunun yaşadığı çevre hakkında, nasıl ortaya çıktığı ve insanları etkileyen içsel kuvvetler hakkında, evrendeki toplumun yeri ve derecesi hakkında anlaşılır bir klişe ile ilgilidir. Bu çalışmada kullanacağımız kitap, dört ciltten oluşmaktadır. Kitaplarda genel olarak, Kazak dilinin iç ve dış yeteneklerini ve mitoloji yoluyla tarihimizin ilk aşamalarının gelişim sırasını kullanarak yeniden yapılandırma yolları, Kazakların gökbilimsel mitolojik konuları, Kazaklarda kadın imajı, yılan ve ejderha kültü, bazı hayvan totemleri, ikizler mitolojisi, kılıç kültü gibi konular yer almaktadır. Tezimiz, giriş ve onu takip eden üç ana bölümden oluşmaktadır. Akabinde sonuç ve kaynakça bölümleri gelmektedir. Giriş bölümünde Serikbol Qondıbay'ın hayatı, eserleri hakkında kısa bir değerlendirme yapıldıktan sonra tezin amacı, konusu, yöntemi ve bölümleri anlatılmıştır. Eserin kavram incelemesinin yapıldığı birinci bölümden sonra ikinci bölümde yazarın oluşturduğu eserde kullandığı yöntemler ele alınmış ve René Guénon ile benzerlikleri ve farklılıkları ile ilgili örnekler üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Üçüncü bölümde Qondıbay'ın bu dört ciltlik eserinde birinci cildin çeviri yazısına yer verilmiştir. Çalışma doküman incelemesi yöntemiyle incelenip içerik analizi ile yorumlanmıştır. Çalışmada mitolojik ürün, Bağlam Merkezli Halkbilim Kuramlarından Alan Dundes'in "Metin, Sözel Doku ve Bağlam" adlı çalışmasına göre analiz edilmiştir. Anahtar Sözcükler Kazak, Kazakistan, Mit, Mitoloji, Serikbol Qondıbay

KazakKazakistanMitler+2
Sebahat Caynak
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Klinik hemşirelerinin LGBTİ bireylere yönelik, tutum, duygu, davranış ve mitleri

Bu çalışma, klinik hemşirelerinin LGBTİ bireylere yönelik, tutum, duygu, davranış ve mitlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Ankara İli Belediye sınırları içinde şehir merkezinde bulunan 100 ve üzeri yatak kapasitesine sahip eğitim ve araştırma, devlet, özel ve üniversite hastanelerinde çalışan klinik hemşireleri araştırma evrenini oluşturmuştur. Yapılan güç analizi sonucunda; %90 güç ve % 5 tip I hata düzeylerinde çalışmaya en az 251 hemşirenin alınması gerekli olduğu belirlenmiştir. Araştırma verileri, araştırmacılar tarafından geliştirilen ve iki bölümden oluşan tek form ile toplanmıştır. Formun ilk bölümü hemşireleri tanıtıcı bilgilerle ilgili olup, ikinci bölümü klinik hemşirelerinin LGBTİ bireylere yönelik tutum, duygu, davranış ve mitlerini belirlemeye çalışan anketi içermektedir. Araştırmadan elde edilen verilerin sunumunda sıklık (sayı, yüzde) analizlerinden yararlanılmıştır. Çalışmada hemşirelerin yaklaşık yarısının LGBTİ bireylerle aynı ortamda çalışma, arkadaş olma, onlara özel bir birimde hemşirelik bakımı sunma konusunda olumsuz tutumlara sahip olduğu ya da kararsız kaldığı, hemşirelerin çoğunluğunun da LGBTİ bireye bakım verme konusunda olumlu tutum içinde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin LGBTİ bireylere yönelik çoğunlukla heteroseksüel hastalardan farklı duygular hissetmediği, farklı davranışlar sergilemediği ancak bazı özel durumlarda nasıl yaklaşım göstereceği konusunda zorlandığı görülmüştür. Hemşirelerin bir kısmının LGBTİ olmayı hastalık, konjenital anomali, ruhsal bir sorun, travmatik olaya bağlı gelişen bir durum, sapıklık, ahlaki zayıflık; bu bireyleri uyuşturucu madde kullanmaya yatkın, HIV gibi bulaşıcı hastalık taşıyabileceği düşünülen, fuhuş sektöründe çalışan, rastlantısal cinsel ilişkiler yaşayan bireyler olarak görme mitlerine sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucunda hemşirelerin olumsuz tutum, duygu, davranış ve mitlerinin değiştirilmesine yönelik farkındalık ve eğitim çalışmalarının yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Homoseksüellik, transseksüel bireyler, interseks bireyler, tutum, hemşire

DavranışDuyguEş cinsellik+7
Sinem Öcalan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2000 sonrası Türk sineması korku film türünde mitler

Toplum; insanların içerisinde yaşadığı doğadan etkilenerek, bilim ve bilimin getirdiği yeniliklerle, zaman ve mekan bağlamında yaşam koşullarının değiştiği, bir kültürdür. Toplum ile kültür arasında mitler bir araçtır. Mitler, tarih boyunca söz konusu olan kültürü şekillendiren anlatılar olarak yer alır. Mitlerin yarattığı etkiler; kolektif bellekte tarih boyunca süregelmektedir. Mitler, geçmiş ile şimdiki arasında bir iletişim aracı olarak bilimsel çalışmalara kaynaklık eder. 19.yy.'da mitler üzerine yapılan araştırmalardan biri; mit anlatılarındaki işaretlerle ve sembollerle toplumun ortak mit dilinin yapısı incelenerek, arketiplerin ortaya çıkması sağlanmaktadır. Her bir arketipin temsil ettiği mitler bulunmakta ve söz konusu bu mitler sinemaya temsili olarak uyarlanmaktadır. Toplumun tarihsel süreç içerisindeki etkileri Türk sinemasının türlerini belirlemesine kaynaklık ederek, alt tür olan ve geç dönemde görülen korku film türünü oluşturmaktadır. Postmodernizmin toplumu sosyo-kültürel olarak değiştirmesi ve sinemadaki tecimsel kaygıların artmasıyla birlikte korku film türü de etkilenmektedir. 2000 öncesi ve 2000 sonrası Türk sineması korku film mitleri arasında farklılık bulunmaktadır. Postmodernist toplumun antropolojik değerlerini tekrar yönetmeye başlayan din ideolojisi, geleneksel dönemden farklı bir biçimde ele alınarak, korku film türünün içerisinde yer alan arketipler ve mit temsilleriyle, kendine yeni bir sinema dili yaratır. Söz konusu olan bu çalışma 2000 sonrası Türk Sineması korku film türünde yer alan mit temsillerini ele almaktadır.

KorkuKorku sinemasıMitler+2
Aşkım Firuze Arslan
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eski Türklerde ölüm ve sonraki yaşam

Doğaüstü ve kutsal kabul edilen tanrıların eylemlerinin öyküsüne mit ya da mitos denilmektedir. İnsanlık tarihinin başından itibaren neredeyse her millet ya da topluluğa ait mitlerin tümüne ve bu mitlerin araştırılmasına dayalı bilime de mitoloji denilmektedir. Birçok mit kıyamet hakkında çeşitli anlatılara sahiptir. Bu anlatılar üzerine çalışan, insanlığın ya da zamanın sonunu konu edinen teoloji dalına da eskatoloji denilmektedir. Eskatolojik anlatılar birçok mitte nihai sona giden yol bakımından benzese de olayların gerçekleşme şekli bakımından farklılık göstermektedir. Her kültürün yaşadığı coğrafyadan ve tarihinden birçok olguyu kendi geleneği içerisinde harmanladığını gözlemleyebilmekteyiz. Araştırmamızın ilk bölümünde teorik terminoloji incelenmiş olup konuya bir giriş yapılmıştır. Mitoloji, eskatoloji ve ölüm ana başlıklarından oluşup genel bir çerçeve çizilmeye çalışılmıştır. Araştırmamızın ikinci kısmında ise genelden özele inerek eski Türklerin ölüm ve ölümden sonraki hayat ile ilgili inanışları incelenmiş olup Türklerin İslamiyet'ten öncede ölüm ve sonraki hayat ile ilgili inanışlarının olduğu vurgulanmaya çalışılmıştır.

EskatolojiEski Türk dinleriKıyamet+3
Alaaddin Fatih Gülşen
Balıkesir University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Öznellik ve liminalite temelinde antigone miti

What is described in this thesis is the myth of Antigone, which will always be rediscovered, and which defies centuries with its ability to constantly say something about it. According to Butler, this myth, about which a lot has been written, was a symbol of the feminine revolt against statism for feminist theorists like Irigaray, while it represented the transition from matriarchy to patriarchy for thinkers like Hegel. But somehow it continued to be a representation of the relationship between power, authority and women by different disciplines and thinkers from Lacan to Zizek. According to Zizek (2016), Lacan emphasizes that Antigone assumes the border position of the symbolic order against the kinship order and is a representation of reaching outside the order. There is, mainly, considerable literature on the myth of Antigone. But precisely for this reason, the reasons for the representation of Antigone that defy the centuries have been addressed here. In this study, while addressing the effects of myth on the collective consciousness, it is shown how the mythical thought is kept alive through rituals. The marginal position of Antigone, formed by the exclusion of Polynices from the death ritual by the power, is examined with the concept of liminality, which expresses a certain ritual order created by Van Gennep and developed by Turner. While the burgeoning process of the people on the threshold, which is likened to being in the womb by Turner, is explained under the concept of subjectivity, together with Kristeva's concepts such as chora, abject and poetic language, which will be understood in relation to each other, while using the concepts of thinkers such as Guattari and Levinas, how the subjectivity is pre-individual. It is shown that it can be constructed as a singularity in moments of crisis. Finally, it is discussed how Antigone, one of the founding myths of Western thought, was reconstructed in both the discursive and creative act of a woman writer, even after centuries. At this point, while Durkheim's concept of collective consciousness explains the situation, it is seen how Kristeva's concept of intertextuality affects the writer's collective consciousness in the literary dimension. Keywords: subjectivity, liminality, myth, rite, chora, abject, poetic language, collective consciousness, intertextuality.

Abject artThresholdChora+7
Seher Özkaya
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yazılı kaynaklar ışığında eski çağ'da mitler

Mitler, antik halklara ait olan, evrenin ve tanrıların varoluşlarını açıklamaya çalışan, kahramanı genelde tanrılar veya doğaüstü güçlere sahip kimseler olan, ayrıca toplumları derinden etkileyen olayları açıklamayı amaçlayan yazın anlatısı veya söylencedir. Mitlerin ne olduğu sorusu, toplumların psikolojik bir yapısı, özlemleri ve korkuları olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesiyle cevaplandırılamaz. Biz de bu gerçeklerden hareketle, "Yazılı Kaynaklar Işığında Eski Çağ'da Mitler" başlıklı bu çalışmamızda, antik mitlerden eski toplumlara dair ulaşılabilecek gerçekleri değerlendirmeye çalıştık. Bu bağlamda, tezimizin temel coğrafyası uygarlığın beşiği olarak kabul edilen Mezopotamya'dan başlayarak Anadolu ve Batı güzergâhı üzerinde ilerlemektedir. Bu durum, diğer eski çağ uygarlıklarının öneminin yadsındığı anlamına gelmemektedir. Zaman ve mekân darlığından dolayı Mezopotamya- Anadolu- Batı sıralaması takip edilmiş olup bahsi geçen bu coğrafyalar içerisinde dahi sınırlandırmalara gidilmiştir. Tezimiz 5 bölüm halinde ele alınmıştır, öncelikli olarak mit hakkında bilgiler verilmiş, ardından Mezopotamya kültürü ile yazılmış mitler incelenmiştir. Sırası ile takip eden bölümde Anadolu mitleri incelenmiş olup, ardından Yunan ve Roma mitlerine yer verilmiştir. En son bölümde ise kültürler arası olası etkileşimi gözler önüne sermek adına karşılaştırmalara gidilmiş, bahsi geçen bölgeler arasındaki paralellikler ve farklılıklar değerlendirilmiştir. Konuya farklı bir bakış açısı katmak amacı ile en son bölümde ise adı geçen mitler ile kutsal kitaplar arasında bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır. Sonuçta görülmüştür ki, antik çağ mitleri birçok açılardan içinden çıktığı toplumu yansıtmaktadır ve mitleri içinden çıktığı atmosferden ayrı düşünmek mümkün değildir. Mitler, peşinen uydurmaca hikâyeler olarak kabul edilmemeli, aksine bu edebi anlatımların altındaki olası gerçekler değerlendirilmeye çalışılmalıdır. Bunun dışında sınırlı iletişim imkânları içerisinde dahi, antik toplumların birbirlerini etkilediği ve bu etkileşimin de kendini mitlerde açık bir biçimde gösterdiği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mit, Mezopotamya, Anadolu, Yunan, Roma.

AnadoluAntik YunanEski Çağ+4
Pınar Kurşun Cengiz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ruh sağlığı okuryazarlığının ruhsal hastalıklara yönelik toplum tutumları üzerine etkisinde şizofreniye ilişkin mitlerin aracılık rolü

Amaç: Bu çalışma; ruh sağlığı okuryazarlığının ruhsal hastalıklara yönelik toplum tutumları üzerine etkisinde şizofreniye ilişkin mitlerin aracılık rolünü incelemek amacıyla tasarlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı-ilişki arayıcı modelde tasarlanmış bu araştırmanın evrenini bir üniversite hastanesinde dahili ve cerrahi birimlerde yatarak bakım hizmeti alan hastaların yakınları oluşturmaktadır. Evreni belli olmayan örneklem hesabı yapılmış ve çalışma 270 (n=270) hasta yakınının katılımı ile tamamlanmıştır. Veriler Nisan 2022-Ekim 2022 tarihleri arasında Kişisel Bilgi Formu, bu çalışma kapsamında geliştirilen Şizofreniye İlişkin Mitler Formu, Ruh Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği, Ruhsal Sorunlu Bireylere Yönelik Toplum Tutumları Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın aracılık etkisinin değerlendirilmesinde hiyerarşik regresyon analizleri PROCESS Model 4 kullanılmıştır. Anlamlılık değeri p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Ruh sağlığı okuryazarlığının ruhsal hastalıklara yönelik olumlu toplum tutumları (iyi niyet alt boyutu, toplum ruh sağlığı ideolojisi alt boyutu) üzerine etkisinde şizofreniye ilişkin mitlerin aracılık rolü bulunmazken (p>0,05), olumsuz toplum tutumları (korku/dışlama alt boyutu) üzerine etkisinde mitlerin aracılık ettiği tespit edilmiştir (β:0,403; p=0,000). Sonuç: Bu çalışma ile birlikte şizofreniye ilişkin mitleri değerlendiren bir form geliştirilmiştir ve aracılık etkisi ilk kez değerlendirilmiştir. Ayrıca şizofreniye ilişkin mitlerin olumsuz toplum tutumlarına neden olduğu belirlenmiştir. Bu doğrultuda ruh sağlığı okuryazarlığı düzeyinin arttırılarak mit düzeyinin azaltılmasına ve olumlu toplum tutumlarının geliştirilmesine yönelik toplumsal farkındalığı arttıracak hemşirelik girişimlerinin planlanması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Hemşirelik, Mit, Ruh sağlığı okuryazarlığı, Şizofreni, Tutum.

MitlerRuh sağlığıSağlık okuryazarlığı+2
Türkan Peşkirci
Eskişehir Osmangazi University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The journey of the hero; patterns, symbols and unconscious fantasy

The purpose of this study is to identify the parallels and patterns between three heroes from three different literary works: Beowulf, The Hobbit and Harry Potter. While discussing the similarities, with the help of interdisciplinary research, this thesis aims to examine the patterns of heroic myths and tales, as explained by expert scholars on the topic, and to analyze the reasons behind their recurring elements. Different aspects from different theories and disciplines including psychoanalysis, history, folk studies and literature, will be employed in order to discuss the three characters. The concept of "Unconscious Fantasy" will be discussed as instrumental in providing an insight into the reasons behind the necessity of recurring elements, in view of its connections to the readers' fantasies and their desire to fulfill them. Keywords: Hero, unconscious fantasy, hero patterns, psychoanalysis, hero myths

FantasyHeroesMyths+2
Burak Akkurt
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Troia Savaşı ve Laocoon mitosunun Avrupa resim sanatına etkileri: Laocoon mitosu üzerine uygulamalar

Yüzyıllar boyunca Avrupa kültürünü kalıcı bir şekilde etkilemiş olan Troia mitleri, düş ve gerçek arasındaki bağlantıyı resimlerle kurmuştur. Tanrılar ve kahramanlarla meydana gelen pagan dünyayı, antik dönemden beri görsel olarak aktaran zanaat ve sanat yapıtları, söz konusu mitlerin toplumların bilinçlerinde yer etmesini sağlamıştır. Antik çağ ozanı Homeros'un destanlaştırdığı, Vergilius'un Roma uygarlığının tarihi haline getirdiği Troia efsanelerine, ilk olarak Anadolu'da kırmızı ve siyah figür tekniğindeki seramik vazolarda, ardından Roma dönemi mozaik ve duvar resimlerinde rastlanmaktadır. Troia mitoslarının canlılığını koruyarak Orta Çağ'a aktarılmasını sağlayan kaynaklar, Vergilius Vaticanus ile Vergilius Romanus minyatürleridir. Şövalyeliğin hakim olduğu Orta Çağ için ideal bir aidiyet hikayesi sunan söz konusu mitler, Hıristiyanlık çerçevesinde çağın estetiğine uyarlanmıştır. Troia efsaneleri, Avrupa'da 1400'lerden itibaren Hümanizm ve bilimsel materyalizmin filizlendiği Rönesans'da etkisini yitirerek kesintiye uğrasa da Achilleus, Odysseus, Helena, Paris ve Hector gibi evrensel nitelik kazanmış karakterlerle hayatta kalmayı başarmış ve ahlaki içerikleri açısından sanatçılara ilham kaynağı olmaya devam etmiştir. XVIII. yüzyıl Aydınlanma Çağı'nın antikite estetiğinde ise sanatçıların eserlerinde yeniden dirilerek toplumu eğitici bir zemin üzerinde yükselmiştir. Yeni-Klasikçi üslubun etkili olduğu bu dönem içersinde Tischbein, Flaxman, Genelli, Cornelius, Hamilton ve David gibi ressamlar, Troia efsanelerine yoğun ilgi göstererek çağdaşlarını ve modernistleri etkileyen önemli eserler vermişlerdir. Vergilius'un Aeneis Destanı'na ve El Greco'nun Laocoon resmine konu ettiği Laocoon mitosu, uygulama çalışmalarını etkilemiştir. Rönesans, Maniyerist ve Neo-Klasik üslupta, konuyla ilgili eserler vermiş ressamların sahnelendirme niteliklerinden, figür ve kompozisyon kurgularından esinlenilip alıntılama yapılarak tuval üzerine yağlıboya tekniğinde resimler oluşturulmuştur.

AvrupaAvrupa sanatıLaocon mitosu+4
Betül Serbest Yılmaz
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The myth of Ulysses in European literature

The present thesis is a research on the archetype of Ulysses, which originated in ancient Greece and was given a literary representation by Homer. Both as a literalised and literary myth in latter stages of its development, the archetype is handled in relation to the philosophical background of its age in a diachronical way. Starting from its Greek genesis, the archetype is analyzed in Italian literature in relation to Medieval tradition with Dante Alighieri?s The Divine Comedy, in French literature, in relation to Renaissance tradition with Joachim Du Bellay?s sonnets, in English literature, in relation to Victorian tradition with Alfred Lord Tennyson?s Ulysses, and finally in modern Irish literature with James Joyce?s Ulysses. These works of art are discussed in respect to the archetype?s development in European literature and its references in the age?s philosophical background. The theoretical bases of our study is constructed on contributions of some scholars that of W. Watt, Adler, Jung, Campbell, Claude Levi-Strauss, Mircea Eliade, Vickery, Frazer, Mche, William Robertson Smith, Brunel, Ken Dowden, Propp and Raglan. In order to create a theoretical ground in our study, some methods and principles of research are to be applied, which are namely, text analysis, intertextualism, literary theory, myth-criticism, thematology, and text-analysis. The structural level of our study corresponds to the certain schemas. It consists of an introduction followed by five other chapters and each chapter includes some other subtitles. The thesis ends with a conclusion part as a final view to our study, followed by a bibliography and an index.

ArchetypeEuropean artDante+7
Burak Çavuş
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

Klâsik Türk şiirinde zâhirî ve bâtınî mitoslar

Mitoloji en genel tanımıyla, ilk insanın yaratılış ve nesnelerin kökenini bilme arzusundan teşekkül etmiştir. İnanma ve ritüellerle yayılma alanı bulan mitoslar, girdikleri her kültürde o kültürün kendine has elbiselerini kuşanmaktadır. Bu bağlamıyla özellikle sanat eserindeki mitik örüntüler, sanatçının kendi kültürünün arketiplerine göre şekillenmektedir. Dolayısıyla Osmanlı coğrafyasında yaşayan, geniş bir kültür alt yapısına sahip şair de eserinde etkileşime girdiği kültürlerden almış olduğu motifleri kullanırken kendisine bigâne olmayan, kendi kültürel kodlarında taşıdığı motiflere yakın olan mitos ve motifleri tercih etmiştir. Bu çalışmada Sümer, Babil, Mezopotamya, Mısır, Hint, Yunan, Çin, Pers, Arap ve Türk mitolojilerinin mukayesesi yapılmış, tespit edilen müşterek motiflerin klasik Türk şiirindeki kullanımı ortaya konmuştur. Mitolojinin, nesnelerin kökenini bilme arzusu neticesinde teşekkül etmiş olması, anlatılardaki müşterekliği de kaçınılmaz kılmıştır. Hangi kültürde, hangi coğrafyada olursa olsun kişinin kendisine ve etrafında olup bitene karşı duyduğu merak, müşterek anlatı ve ritlerin teşekkül etmesine zemin hazırlamıştır. Hamasi –kadim- dönemdeki kahramanlıklarla övünüp, millî bilinci taze tutma güdüsü de mitolojik şahsiyetlerin isminin yaşatılmasını sağlamıştır. Klasik Türk şairinin mitolojik malzemeyi -büyük ölçüde- genelde Pers mitolojisinden özelde Şehnâme'den aldığı doğrudur. Ancak motiflerin müşterekliği incelendiğinde Şehnâme kahramanlarının yalnızca isimlerinin özgün ve millî kaldığı, hayatları etrafında teşekkül etmiş anlatıların diğer milletlerin mitolojileriyle müşterek bir yapıda oldukları görülecektir. Bu çalışmada bir nebze de olsa ortaya konmaya çalışılan bu husustur. Ezcümle klasik Türk şairinin mitolojik malzemesi kendi kültürel kodlarından gelen motiflerin şekillendirdiği, müşterek bir mitolojiden beslenmektedir. Bu çalışmada mitolojik anlatı veyahut şahsiyetlerin mukayeseli incelemesinden sonra referans olarak verilen beyitlerde, mitik hadise ya da şahsın ismen geçmesiyle yetinilmemiş, birebir mitik anlatı veya riti ihtiva eden beyitler tespit edilmeye çalışılmıştır. Ana metin içerisinde söylenenleri destekleyen beyitler ışığında klasik Türk şairinin mitolojik dünyası ortaya konmaya çalışılmıştır.

ArketipDivan şiiriMitler+5
Zeliha Açar
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gebelikte cinsel mitler ölçeğinin geliştirilmesi

Gebelik kadın hayatını çok yönlü etkileyen son derece farklı bir süreçtir. Bu süreç içerisinde fiziksel değişikliklerin yanı sıra pek çok psikolojik değişiklikler de ortaya çıkar. Cinsellik ve cinsel istek aslında insanın içinde doğuştan var olan içgüdülerden biridir. Bu güdünün amacı varlıkların kendi soyunu devam ettirme isteğidir. Gebelikte cinsel ifade yüksek derecede bireyseldir. Cinsel ilişki, emosyonel faktörlerden, gebelikte seks hakkındaki mitlerden, cinsel disfonksiyondan ve kadındaki fiziksel değişikliklerden etkilenir. Yapılan literatür taramasında gebelikte cinsel yaşam değişikliklerinin belirlenmesine yönelik çok sayıda çalışmaya rastlanmıştır. Gebelikte cinsel mitlerin belirlenmesine yönelik ise az sayıda çalışma bulunmakla birlikte bu alanda geliştirilmiş bir ölçeğe rastlanmamıştır. Bu çalışmanın amacı, "Gebelikte Cinsel Mitler Ölçeği'nin geliştirilmesidir. Araştırma, bir üniversite hastanesinin gebe polikliniklerinde 210 gebe ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, istatistiksel analizler için IBM SPSS Statistics 22 ve SPSS AMOS 22 (IBM SPSS, Türkiye) programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda geliştirilen Gebelikte Cinsel Mitler Ölçeği, 25 madde ve "gebelik ve cinsellik", "bebeğe ilişkin endişe", "cinsiyet/cazibe" ve "gebeliğe ilişkin endişe" olmak üzere 4 alt boyuttan oluşmuştur. Ölçeğin toplam Cronbach's Alpha katsayısının 0,916, alt boyutların 0,717-0,913 arasında değiştiği saptanmıştır. Sonuç olarak; Gebelikte Cinsel Mitler Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu belirlenmiştir.

CinsellikGebelikMitler+4
Emel Salcan
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mitlerin iletişimsel gücü: Yeniden üretilen ve yaşayan mitoslar

İnsanoğlunun bilimsel bulgular ışığında tarih sahnesindeki varoluşu toplumbilimsel açıdan ele alındığında avcı toplayıcı zamandan itibaren kendini var etme mücadelesi kadar kendini ve yaşadığı topluluğu anlamlandırma mücadelesi verdiği görülmektedir. Doğadaki diğer tüm canlılardan farklı olarak ürettiği bilgiyi inşa edebilen insan elde ettiği tecrübeleri kendinden sonraki kuşaklara aktarabilmek için hikâye ve öykü kavramını yaratmış, bu şekilde yaşamı yönetilebilir ve doğayla kontrol edilebilir bir ilişki sürmeye çalışmıştır. Zaman içerisinde bu kavramlar kültür olgusunu yaratmış bu hikayeler bir kontrol mekanizması olarak mitlere ve kadim anlatılara evrilmiştir. Günümüz kitle iletişim araçlarını göz önünde bulundurduğumuzda bu anlatıların hem amaç ve hem içerik olarak medyanın ve kitle iletişiminin temelinde hala barındığı gözlemlenmiştir. Medyanın temel işlevlerinde kontrol, bilgilendirme, meşruiyet oluşturma ve belli başlı davranış kalıpları oluşturduğu gözlemlenmiştir. Çalışma, Carl Gustav Jung'un Arketipler Kuramı, Temsil Kavramı ve Hikâye Anlatıcılığı gibi çalışmaları kuramsal dayanak olarak belirlemiştir. Çalışmada nitel içerik analizi metodu kullanılmış, anlatıların ve mitlerin hem kültürel hem de içerik oluşumu bakımından kadim anlatılar, mitler ve mitlerin yeniden dönüşümü kapsamında evreni temsil eden örneklemler incelenmiştir.

AnlatıHikaye anlatmaKitle iletişimi+4
Kudret Akın Toker
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Joseph Campbell'ın dinler tarihine katkıları

Bu çalışma XX. yüzyılda yaşamış Amerikalı mitolog Joseph Campbell (1904-1987) ve onun başlıca çalışmaları üzerinedir. Karşılaştırmalı mitoloji ve din üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Campbell'ın geçmişten günümüze kadar olan mitler çerçevesinde üzerinde durduğu konular ön plana çıkarılmıştır. Bu yapılırken de onun dinler tarihine olan katkılarının vurgulanması amaçlanmıştır. Çalışma; Campbell'ın hayatı, eserleri, tanrı tasavvuru, din hakkındaki görüşleri ve onun mitoloji anlayışı üzerinedir. O, mitin tek bir gökyüzünün altında yaşayan insan tekinin müziği olduğunu söylemektedir. Bu müziğin sözleri farklı da olsa notaları her yerde duyulmaktadır. Çünkü mitlerde işlenen temalar hemen hemen her kültürde benzerlik göstermektedir. Bu da insanlığın paylaştığı kolektif bilincin olguları olmasındandır. Kolektif bilincin olguları olan mitler de dinlere kaynaklık etmiştir.

BiyografiCampbell, JosephDinler tarihi+2
Emine Tayyare
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk mitolojisindeki "Kadın" konulu efsanelerin yüksek baskı tekniğine yönelik kompozisyon ve baskı uyarlamaları

Mitler toplumların içerisinde bulunduğu duruma göre değişiklik göstermiştir. İlk çağlarda insanlar arası iletişim kısıtlıyken zamanla yeni yöntem ve tekniklerle gelişmiştir. Bu gelişim süreci birçok efsanenin günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Efsanelerin nerden geldiği, nasıl oluştukları, farklı kültürlerdeki benzerlik veya farklılıklarını araştıran bilim dalına mitoloji denir. Milletlerin kendine has mitolojik anlatıları bulunmaktadır. Türk mitolojisi de anlatılarıyla zengin bir alandır. Anlatıların derinine inildiğinde kadının Türk mitolojisi için ne ifade ettiği önemli bir husus olmuştur. Türk mitolojisindeki efsanelerin içerisinde kadının karakteristik yapısının ve özelliklerinin nasıl olduğu, ailede hangi konumlarda yer aldığı ve üstlendiği görevlerin ne olduğu, erkek karakterler ile arasındaki benzerlik ve farklılıklar bize Türk tarihi ve mitolojisinin kadına bakış açısını göstermektedir. Türk mitinde kadın kutsal bir varlık olarak nitelendirilmiş ve kadınsız ne devlet ne de aile işleri yürümemiştir. Kadın karakterler de erkek karakterlerin yapabildiği işleri yapabilmiş hatta onlardan da üstün geldiği zamanlar olmuştur. Bu araştırmada Türk mitolojisi ekseninde "Kadın" konulu efsaneler araştırılarak belirlenen anlatılar için disiplinler arası bir yaklaşımla yüksek baskı tekniğine yönelik kompozisyon düzenlemeleri ve baskı uygulamaları yapılmıştır.

Baskı teknikleriEfsanelerKadınlar+5
Esra Atacan
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

İlgili konular