Milli Eğitim Bakanlığı

Bu konu başlığı altında 77 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Eğitim Bakanlığı birimlerinde istihdam edilen personellerin bulaşıcı ve salgın hastalıklar konusunda bilinç düzeyleri ve tutumları: Tarsus örneği

Bu tez çalışması, Mersin İli Tarsus İlçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında çalışan öğretmen ve idarecilerin, oluşabilecek bulaşıcı ve salgın hastalıklar konusunda bilinç düzeyleri ve tutumları ile ilgili mevcut durumu araştırmayı amaçlamıştır. Çalışmamızda tanımlayıcı tipte ve kesitsel olarak yapılan anketin örneklemini 3854 öğretmeni bulunan Tarsus ilçesindeki 353 personel oluşturmuştur. Anketin Bilinç Düzeyi ölçeğindeki 4 faktörden oluşan 22 sorusu için iç tutarlılık kat sayısı alpha=0.931; 1 faktörlü Tutum Ölçeği için ise alpha=0.734 olarak çok yüksek çıkmış, anket geçerli ve güvenilir bulunmuştur. 435 katılımcının verileri SPSS 22.0 programında analiz edilmiştir. Katılımcıların demografik özellikleriyle ilgili verilerini çözümlemek amacıyla frekans ve yüzde çıkarımları hesaplanmıştır. İki bağımsız grup için t-testi, ikiden fazla bağımsız grup için tek yönlü Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okullarda en sık karşılaşılan hastalıklar üst solunum yolu hastalıkları olmuştur. OSYE varlığında, katılımcılarımızın 224'ünün(%51,5) okulunda varlığı, 47'sinin(%10,8) okulunda yokluğu, 164'ünün(%37,7) okulunda varlığı konusunda fikri yoktur. Beyaz Bayrak varlığında, katılımcılarımızın 200'ünün(%46) okulunda varlığı, 121'inin(%27,8) okulunda yokluğu, 114'ünün(%26,2) okulunda varlığı konusunda fikri yoktur. Okulum Temiz Belgesi varlığında, katılımcılarımızın 340'ının(%78,2) okulunda varlığı, 28'inin(%6,4) okulunda yokluğu, 67'sinin(%15,4) okulunda varlığı konusunda fikri yoktur. Katılımcılarımızın 54'ü(%12,4) idareci 381'i(%87,6) öğretmendir. İdarecilerin fiziksel önlemler(4,78), eğitsel faaliyetler(3,07), gözlem(1,98) ve tutum(3,91) puanları öğretmenlerden yüksek bulunmuştur. Yaş ortalaması arttıkça bilinç düzeyi puanları artmaktadır. Çalışılan okul türüne göre ilkokullarda çalışanların farkındalık ve gözlem puanları ortaokul ve liselerde çalışanlara göre anlamlı farklılık göstermektedir. Cinsiyete göre erkeklerin genel bilinç düzeyi kadınlara göre anlamlı farklılık göstermektedir. Korelasyon analizlerine göre katılımcıların Genel bilinç düzeyi ile tutumları arasındaki ilişki(r=0.74) pozitif yönde yüksek çıkmıştır. Araştırma sonucunda geleceğimizi şekillendirdiğimiz okullarımızda görev yapan öğretmen ve idarecilerin bulaşıcı ve salgın hastalıklar konusunda bilinç ve tutumlarını arttırmaya yönelik eğitimlerin arttırılması, sağlık ve eğitim personelinin yakın temas halinde çalışması ve okullarda sağlık personeli temini konusunda önerilerde bulunulmuştur.

BilinçBulaşıcı hastalıklarEpidemiyoloji+6
Kaan Aksun
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

İç denetim sisteminin Milli Eğitim Bakanlığı taşra örgütü denetim sistemine uyarlanması ve bir model önerisi

Bu araştırmanın amacı il milli eğitim müdürlükleri için çağdaş denetim yaklaşımlarına uygun bir denetim modeli sunmaktır. Bu modeli sunabilmek için iç denetim sisteminin benimsenme ve uygulanabilir bulunma düzeyi araştırılmıştır. Bunun yanında demografik değişkenler ile ilişkisine bakılarak; cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim düzeyi, görev (meslek), branş, kurum ve çalıştığı yer değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırma karma araştırma yöntemi ile desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini Nevşehir ilinde MEB'e bağlı resmi kurum ve okullarda görev yapan 3576 öğretmen, 452 yönetici, 10 maarif müfettişi oluşturmaktadır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Nicel veriler "İç Denetim Sisteminin Benimsenme ve Uygulanabilme Ölçeği" ile nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde nicel verilerin normal dağılım göstermediği anlaşılmış ve ikili küme karşılaştırmaları için "Mann Whitney U Testi", üç veya daha fazla küme karşılaştırmaları için "Kruskal Wallis H Testi" kullanılmıştır. Ayrıca iç denetimin benimsenme ve uygulanabilme düzeyinin sözel anlatıma dönüştürülmesi için ortalama ağırlığı hesaplanmıştır. Nitel verilerin analiz edilmesinde betimsel analiz ve içerik analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların iç denetim sistemini büyük ölçüde benimsedikleri ve il milli eğitim müdürlüklerinde uygulanabilir buldukları görülmüştür. Ayrıca katılımcıların görüşleri iç denetim sistemine entegre edilerek, il milli eğitim müdürlükleri için amaç, yapı ve süreç boyutunda bir denetim modeli oluşturulmuştur.

DenetimEğitim denetimiEğitim kurumları+3
Ali Erkan Barış
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Peyami Safa'nın genel eğitim bağlamında din eğitimi ile ilgili görüşleri

Türk edebiyatının ve Türk fikir hayatının önemli şahsiyeti olan Peyami Safa'nın hayat mücadelesinde genel eğitim anlamında din eğitimi için verdiği mücadele bu tezin ana esasını oluşturur. Milli, maneviyatçı, mukaddesatçı düşünceleriyle bilinen Peyami Safa zor yaşam koşullarında yetişmiş olmasına rağmen, bu zorluklar, onu yıldırmamış, bildiği doğruları söylemekten alı koymamıştır. Özellikle de döneminin birçok ilmini kalem oynatacak kadar öğrenmiştir. Edebiyat, edebi akımlar, felsefe, sosyoloji, psikoloji ve mantık alanlarında kendini yetiştirmiş makale, fıkra, roman, hikaye ve tiyatro gibi edebi türlerde eserler yazmıştır. Türk inkılabının doğru bir şekilde anlaşılması için etkin bir mücadele vermiş, döneminde din eğitiminin yapılması hususunda gayret etmiştir. Peyami Safa, yazılarında "terbiye" ve "din terbiyesi" kavramlarını kullanmıştır. Genel eğitim anlamında Maarif Vekâletinde (Milli Eğitim Bakanlığı) gördüğü aksaklık ve eksiklikleri yazmıştır. Ayrıca din eğitimin yapılmasına yönelik ülke genelinde konulan engeller ve oluşturulan manipülasyon ile dezenformasyona karşı mücadele etmiştir. Safa, din ve bilimin bir arada olabileceğini dolayısıyla eğitim sistemimin her kademesinde genel eğitim ile birlikte din eğitimin de verilebileceğini din eğitimi ve öğretiminin genç nesle gerekli olduğunu karakter, nitelik, ahlak kazandırılması açısından son derece önemli ve elzem olacağını düşünmüştür. Ayrıca din ile bilimin birbirinden ayrı olmadığını söylemiş, bunun için dünya bilim tarihine damga vurmuş şahsiyetleri örnek olarak vermiştir. Peyami Safa, bunun yanında özellikle gençler arasında yayılan ateizmle de mücadele etmiştir.

Din eğitimiEdebiyatEğitim+2
Nebi Kaçira
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Eğitim Bakanlığı ödül sistemine ilişkin yönetici görüşleri: Bursa ili örneği

Milli Eğitim Bakanlığı personel ödül sistemi "Başarı Belgesi, Üstün Başarı Belgesi ve Ödül" den oluşmaktadır. Başarı Belgesi verilebilecek personel MEB Ödül Yönergesi Madde 5- (1) Başarı Belgesi, olağanüstü gayret ve çalışmaları ile emsallerine göre başarılı görev yapmak suretiyle; a) Kamu kaynağında önemli ölçüde tasarruf sağlanmasında, b) Kamu zararının oluşmasının önlenmesinde veya önlenemez kamu zararlarının önemli ölçüde azaltılmasında, c) Kamusal fayda ve gelirlerin beklenenin üzerinde artırılmasında veya sunulan hizmetlerin etkililik ve kalitesinin yükseltilmesinde somut olaylara ve verilere dayalı olarak katkı sağladıkları denetimlerde veya disiplin amirleri ile Başarı Belgesi vermeye yetkili makamlarca tespit edilen personele verilebilir. Üstün Başarı Belgesi verilecek personel Madde 6- (1) Üstün Başarı belgesi, üç defa başarı belgesi alan personele verilir. Ödül verilebilecek personel Madde 7- (1) Ödül, Üstün Başarı Belgesi alan personele verilebilir. Şeklinde düzenlenmiş ve bunlar motivasyon aracı olarak kullanılmaktadır Motivasyon kavramının dilimizde tam bir karşılığını bulmak oldukça zordur. Bu kavram İngilizce ve Fransızca "Motive" kelimesinden türetilmiştir. Türkçe karşılığı olarak güdü, saik veya harekete geçirici olarak belirlenebilir. Motivasyon, bir veya birden fazla insanı, belirli bir gaye veya amaca doğru devamlı bir şekilde harekete geçirmek için yapılan çabaların toplamıdır. Motivasyon (güdüleme) dilimize güdü, harekete geçiren güç olarak yerleşmiştir. Motivasyon (güdüleme) iş görenleri çalışmaya isteklendirme ve örgütte verimli çalıştıkları takdirde kişisel ihtiyaçlarını en iyi şekilde tatmin edeceklerine inandırma sürecidir. Kısaca motivasyon, bir insanı belirli bir amaç için harekete geçiren güç demektir. Motivasyon Kuramları genel olarak: İnsan Doğası Hakkında Motivasyon Teorileri McGregor'un X ve Y Kuramları, Argyris'in Olgunluk Kuramı'dır.Kapsam Teorileri: Abraham Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramı: Herzberg'in Çift Faktör Kuramı, McClelland'ın Başarı İhtiyacı Teorisi, Alderfer'in ERG Teorisi'dir. Süreç Teorileri: Wroom'un Bekleyiş Teorisi, Lawler ve Porter'ın Geliştirilmiş Bekleyiş Teorisi, Skinner'ın Davranış Şartlandırma Teorisi, Adams'ın Eşitlik Teorisi, Locke'un Amaç Teorisi'dir. Bütün teorilerin, kendilerine has yaklaşımları vardır. Hedefleri ile önem verdikleri noktalar farklıdır. Motivasyon konusunda; her zaman, her yerde, her ortamda ve her insana uygulanabilecek bir teori önerilmemiştir. Zaten bu, insanın tabiatına aykırıdır. Motivasyon konusunda bahsedilen teorilerin, hedefleri ve motivasyon konusuna yaptıkları katkılar ise şöyle toparlanabilir: İhtiyaçlar Hiyerarşisi İnsan, sahip olduğu, belirli sıradaki ihtiyaçlarını tatmin edecek davranışları gösterir. Hijyen İhtiyaçlar yine motivasyonun temel faktörlerindendir fakat bazıları motive etmez sadece motivasyon için gerekli ortama katkı sağlarlar. Başarı İhtiyacı Kişinin başarıya olan isteği ne kadar fazla olursa performansı da o kadar fazla olur. ERG İnsan sıra halindeki ihtiyaçlarını tatmine çalışır. (İhtiyaçlar arasında kesin sıra yoktur.) Bekleyiş ( V ) İnsan işi ilgilendiren ödüllere değer biçer ve gayreti ile ödül arasında ilişki olduğunu bilerek hareket eder. Bekleyiş ( L & P ) Ana nokta gayret – ödül ilişkisidir fakat kişi kendi ödülü ile başkalarınınki arasında eşitlik olmasını bekler. Davranış Şartlandırma Ödül ya da ceza kullanılarak davranışların sürdürülmesi, durdurulması, kuvvetlendirilmesi veya zayıflatılması amaçlanır. Eşitlik İnsanlar çabaları sonucu elde ettikleri sonuçlar ile başkalarınınkini karşılaştırma eğilimindedir. Amaç İnsanların motivasyon ve performans dereceleri sahip oldukları amaçlarının ulaşılabilirliğine bağlıdır. Buna göre kişi, en alt düzeydeki ihtiyacını tatmin etmeye çalışacaktır ve ihtiyaçlarını sırasını takip ederek tatmin etme yolunu izleyecektir. Örgütsel adalet teorisinin temelleri Adams'ın (1965) Eşitlik Teorisi'nden ortaya çıkmıştır. Bu kurama göre, bireylerin işlerindeki başarıları ve doyum sağlama dereceleri, iş ortamına ilişkin algıladıkları eşitlik ya da eşitsizlikle ilişkilidir (Luthans, 1997, Akt. Önderoğlu, 2010). Adams(1965), insanlar arası alışveriş ilişkilerinde, eşitsizliği adaletsizlikle eşanlamlı tutmuş, eşitsizliğin iş yaşamında doyumsuzluk, olumsuz duygular, öfke, suçluluk ya da farklı biçimlerde sonuçlanabildiğini ileri sürmektedir. Eşitlik kuramına göre, çalışanlar eğitim, emek ve deneyimlerini işlerine girdi olarak getirmektedir. Yaptıkları işin sonucunda da ödeme ve terfi gibi çıktılar almaktadır. Çalışanın yaptığı iş, sağladığı kazanımla karşılaştırıldığında algılanan oran, eşitlik ya da eşitsizliği belirlemeye yardımcı olmaktadır. Örgütsel adalet konusunda çeşitli araştırmalar yapılmış, bu konuyu ele alan bilim adamları (Thibaut vd. 1975, Bies vd. 1986, Greenberg 1990,1993, Colquitt 2001, Cohen-Charash vd. 2001, Ambrose 2002, Nowakovski vd. 2005 Akt.Önderoğlu, 2010) konuyu farklı açılardan ele almışlardır. Literatürde örgütsel adalet algılarını Cohen-Crahash vd. (2001 Önderoğlu, 2010) dağıtım adaleti, süreç adaleti, etkileşim adaleti şeklinde üç boyutlu olarak ele alırken, Colquit vd. (2001) dağıtım adaleti, süreç adaleti, bireyler arası adalet ve bilgisel adalet olarak 4 boyutlu ele almıştır. Bazı araştırmalarda ise örgütsel adalet 5 boyut olarak ele alınmıştır. Bunlar dağıtımsal adalet, işlemsel adalet, etkileşimsel adalet, ilişki adaleti, bilgi adaletidir. Bu çalışma ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan yöneticilerin Milli Eğitim Bakanlığı Ödül Sisteminin uygunluğu, adil uygulanıp uygulanmadığı ve işe motive edip etmediğine ilişkin görüşlerinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın evreni 2013–2014 eğitim öğretim yılında Bursa ilindeki Merkez İlçelerdeki (Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Gürsu ve Kestel) okullarda görev yapan toplam 1344 yöneticiden oluşmaktadır. Bu araştırma örneklemi için, Bursa ilindeki Merkez İlçelerdeki 123 müstakil ilkokul, ortaokul ve lise edilmiştir. Kurumlara gönderilen 500 ölçekten 459'u geri dönmüş, değerlendirme sonucunda 453 anket kullanılabilir olarak belirlenmiştir. Araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı Ödül Sistemine ilişkin ifadeler ölçeği "Uygun Bulma", "Adil Uygulama" ve "Motive Etme" şeklinde yönergede belirtilen hükümleri içeren ölçek kullanılmıştır. Ölçek boyutlarının örneklemimize uygunluğunu test etmek için doğrulayıcı faktör analizi kullanılmış ve elde edilen verilerle ölçekler doğrulanmıştır. Verilerin analizi sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı Ödül Sisteminde verilen ödüllerin ve veriliş yönteminin uygun bulunduğu, yöneticileri işe motive ettiği, ancak yeterince adil uygulanmadığı saptanmıştır. Bu saptanan sonuçlarda cinsiyet, öğrenim durumu, görev süresi ve görev yapılan kuruma göre anlamlı farklılıklar görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Ödül sistemi, uygun bulma, adil uygulama, motive etme,

BaşarıBaşarı değerlemeBursa+5
Mustafa Çelikezen
Uşak University
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Eğitim Bakanlığı stratejik planlarının hedefleri açısından incelenmesi ve uygulamaya dönük yansımalarının değerlendirilmesi

Bu araştırmada, Türk eğitim sisteminin Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Stratejik Planları Eğitim Göstergeleri açısından incelenmesi, buna yönelik olarak performans değerleri açısından değerlendirilmesi ve tartışılması amaçlanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı Stratejik planlarının değerlendirilmesinde, rapor haline getirilen hedeflerin yıllara göre kıyaslanması üzerine bir yaklaşım sergilenmesi amaçlanmıştır. Türk eğitim sisteminin, Avrupa Birliği (AB) eğitim politikalarına uyum çalışmaları da göz önüne alındığında; planlanan eğitimin hedeflere ulaşmasında, karşılanma durumlarının nasıl bir etki bıraktığı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada Stratejik planların okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim boyutlarında; amaçlanan hedeflere ulaşma açısından genel eğitim sorunları ve kazanımlarının incelenmesi yapılmıştır. Türkçede FÜTZ Analizi veya GZFT Analizi olarak da bilinen, fakat en çok SWOT deyimiyle kullanılan analiz, hem kamu hem de özel sektörde kullanılacak esneklikte genel bir çerçeve sunmuştur. Elde edilen verilerin SWOT analizi şeklinde sınıflandırılması yapılarak, her bir boyutuna ilişkin güçlü yönler, zayıf yönler, fırsatlar ve tehditler türleri oluşturulmaya çalışılmıştır. Toplanan ve değerlendirilen tüm analiz verileri açık kaynak erişimi olduğu için herkes tarafından elde edilebilecek değerlerdir.

Eğitim planlamasıEğitim politikalarıMilli Eğitim Bakanlığı+3
Seyit Özdemir
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı yurt dışı okulların swot analizi

Stratejik bir planlamanın en önemli adımlarından biri, kurumun iç ve dış çevresini değerlendirebilmesine rehberlik eden durum analizidir. Durum analizi yaparken en çok kullanılan yöntemlerden biri olarak SWOT analizi öne çıkmaktadır. Çünkü SWOT analizi kurumlara iç çevrelerinin değişkenleri olan güçlü ve zayıf yönlerini keşfetmeye, dış çevrelerinin değişkenleri olan fırsatları ve tehditleri belirlemeye olanak sağlamaktadır. Bu sayede kurumlar, güçlü yönleriyle tehditleri engelleyebilecek ve çevredeki fırsatlarla zayıf yönlerini güçlendirecek planlamalar yapmaktadır. Bu araştırmada, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı yurt dışında faaliyet gösteren okulların mevcut durumlarını SWOT analizi ile ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Araştırma, MEB'e bağlı yurt dışında faaliyetini sürdüren 60 okulda yapılmıştır. Araştırmada hem nitel hem de nicel verilere ulaşılmıştır. Nicel verileri elde etmek için tüm okulların temsil edilebilmesi adına toplamda 8.sınıf ve üstü 530 öğrenci, 128 öğretmen ve 50 yöneticiye araştırmacı tarafından hazırlanan güvenirliği ve geçerliği sağlanmış anketler uygulanmıştır. Nitel verileri elde etmek için MEB'e bağlı yurt dışı okullarda daha önceden görevlendirilmiş beş öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Öğretmen, öğrenci ve yöneticilerinden elde edilen bulgular ayrı ayrı analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Bu doğrultuda MEB'e bağlı yurt dışı okullardaki öğretmen, öğrenci ve yönetici görüşleri ile bu okulların güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri tespit edilmiştir. Son olarak, MEB'e bağlı yurt dışı okullara yönelik belirlenen güçlü ve zayıf yönlerle fırsat ve tehditler karşılıklı çaprazlanarak SWOT Matrisi oluşturulmuş ve dört farklı strateji geliştirme örneği verilmiştir.

Eğitim kurumlarıEğitim programlarıMilli Eğitim Bakanlığı+5
Özlem Aköz
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Eğitim Şuralarında öğretmen yetiştirmeye ilişkin görüşler, kararlar ve önerilerin incelenmesi

Bu araştırmada, Türkiye'de öğretmen yetiştirmenin tarihini ele almak ve bu konuda var olan sorunların temeline inmek amaçlanmıştır. Bu sebeple, Milli Eğitim Bakanlığının en yüksek danışma kurullarından biri olan Milli Eğitim Şuralarında öğretmen yetiştirmeye ilişkin görüşler, kararlar ve öneriler tarihsel bir süreç içerisinde anlamlı bir bütün halinde incelenmiştir. Bu çalışmanın, öğretmenlerin mesleki itibar ve statüsü ve niteliğini artırmak için yapılacak çalışmalara katkı sağlaması; öğretmen adayı seçim süreçlerinden hizmet öncesi ve hizmet içi öğretmen yetiştirme sistemlerine kadar öğretmen yetiştirme süreçlerinin geliştirilmesine yardımcı olması, öğretmen alım süreçlerinde dikkat edilmesi gereken noktalara ışık tutması, toplumun çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkması için öğretmen yetiştirme konusunda yapılacak çalışmalara kaynak teşkil etmesi umulmuştur. Bu araştırmada, Birinci Milli Eğitim Şurasından hâlihazırdaki son şura olan 19. Milli Eğitim Şurasına kadar öğretmen yetiştirme konusunu ele alan on beş milli eğitim şurası betimsel tarama yöntemlerinden biri olan doküman analizi tekniği kullanılarak incelenmiştir. Veriler MaxQda 12 programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda ortaya çıkan temaların, alt kategorilerin, kodların ve alt kodların adlandırılması konusunda dört uzman görüşü alınmış ve uzmanların görüşleri doğrultusunda nihai temalar belirlenmiştir. Araştırmanın temaları şu şekilde sıralanmıştır: "Öğretmenlerin mesleki statüsü ve itibarı", "Öğretmen yeterlikleri", "Öğretmen yetiştirme süreçleri", "Öğretmen alım süreçleri" ve "Öğretmen yetiştirmeye yönelik alınması gereken önlemler". Elde edilen temalar, alt kategoriler, kodlar ve alt kodların şuralardaki kodlanma frekansı ve yüzdeleri tablolaştırılmıştır. Tablolar aracılığıyla sunulan bulgular ilgili alanyazın ve şuralardaki örnek konuşmalarla desteklenerek yorumlanmış, sonuca ulaşılmış ve öneriler geliştirilmiştir. Araştırma sonucunda; bütün şuralarda üzerinde en çok durulan temanın öğretmen yetiştirme süreçleri olduğu, en az ise öğretmen yeterlikleri hakkında konuşulduğu gözlenmiştir.

Mesleki yeterlilikMilli Eğitim BakanlığıMilli Eğitim Şurası+5
Ebru Ürün
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Bilişim Ağı'nda bulunan biyoloji dersi elektronik içeriklerinin değerlendirilmesi

Millî Eğitim Bakanlığı'nın eğitim yaşantılarını ve öğrenme ortamlarını teknolojiyle desteklemek adına başlattığı FATİH Projesinin en önemli bileşenlerinden biri de e-içeriklerin yayımlandığı EBA platformudur. Bu platformda EBA Ders başlığı altında güncellenen eğitim programlarına uygun, ders akışları şeklinde e-içerikler yer almaktadır. Bu çalışmada EBA Ders platformunda Biyoloji dersinde bulunan e-içerikler öğretmen görüşleri ile değerlendirilmiştir. Bu çalışma özü itibariyle tarama modelindedir. Örneklem, seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal örnekleme ile belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 'EBA Ders Biyoloji e-içerikleri Kullanım Anketi' adında elektronik anket kullanılmıştır. EBA Ders platformu Biyoloji dersi e-içeriklerinin; farklı sınıf düzeylerinde ve farklı içerik türlerinde kullanımı ile kullanımını etkileyen etmenler öğretmenlere uygulanan anket ile değerlendirilmiştir. Veriler yüzde, frekans ve temel istatistikler yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmada üç alt probleme yönelik olarak anket soruları gruplanmıştır. EBA Ders biyoloji içeriklerinin kullanım durumu, ihtiyaç durumu, eğitsel açıdan fayda durumu, öğrenciler için ilgi çekici/ motivasyon arttırıcı olma durumu ile konuyu açıklamadaki yeterlik durumu 9. ve 10. sınıflarda yüzde olarak yüksek değerlerdeyken, 11. ve 12. sınıflarda yüzde olarak oldukça düşük çıkmıştır. Video ve soru çözümü içeriklerinde kullanma sıklığı ve ihtiyaç durumu oldukça yüksek iken, ilgi çekici /motivasyon arttırıcı olma durumunda soru çözümü son sırada yer almıştır. EBA Ders kullanımına etki eden etmenlerin başında internet alt yapı sorunları, ders süresinin yetersizliği, internet hızı yer almaktadır. Bu veriler ışığında 11. ve 12. sınıf biyoloji dersi e-içeriklerinde farklı içerik türlerinde üretim yapılması, ayrıca etkileşimli uygulamalar, sanal deneyler, 3D görseller ile desteklenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Donanımsal problemlerin tüm illerde giderilerek internet alt yapı ve hız sorunlarının giderilmesi önerilmektedir.

BiyolojiBiyoloji dersiEğitim+7
Pelin Kılıç Koçak
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı stratejik planı çerçevesinde eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyinin değerlendirilmesi: Trabzon Ortahisar ilçesinde bir uygulama

Bu araştırmayla, Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı çerçevesinde eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyi incelenerek önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın evrenini 402 eğitimci oluşturmuştur. Örneklemini ise Trabzon ili Ortahisar ilçesindeki resmi okul ve kurumlarında 2010-2014 yılı "Stratejik Planlama ve Koordinasyon Ekibi"nde görev alan 266 eğitimci oluşturmuştur. Araştırmanın kapsamı içinde kalan Trabzon ili Ortahisar ilçesinde görevli eğitimcilerin görüşlerini belirlemek için stratejik plan çerçevesindeki alt boyutlarla ilgili 20 madde ve kişisel bilgileri içeren bir anket geliştirilip, geçerliliği ve güvenirliliği sağlandıktan sonra kullanılmıştır. Ankette örneklem yeterliliği 0.949 ile mükemmel çıkmıştır. Anketin varyansı toplamın %75.241'ini açıklamıştır. Anketin güvenirlik çalışmasında cronbach alfa katsayısının 0.7'den büyük değer alması ölçeğin "güvenilir" değer aralığında olduğunu göstermiştir. Veriler, SPSS 21.0 programı ile analiz edilmiş ve sonuçların güvenirlik düzeyinin % 95 düzeyinde olduğu değerlendirilmiştir. Yapılan analizde, kurumlarında stratejik planlama çalışmasına katılan ve katkı veren eğitimcilerin büyük çoğunluğunun öğretmen olduğu ve yarısının stratejik planlama eğitimi almadığı görülmüştür. MEB stratejik planında öngörülen eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyine ilişkin; hedeflere ulaşma derecesi, stratejik plan uygulama değerlendirmeleri, kurumsal kimlik ve stratejik plan uygulama yeterlikleri faktörleri değerlendirmesinde katılımcıların görüşleri "kararsızım" ve "çok katılıyorum" düzeyindedir. Ayrıca, MEB stratejik planında öngörülen eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyine ilişkin genel algı değerlendirmesi "çok katılıyorum" düzeyindedir. Alt faktörler açısından; "Kurum amiri stratejik plan hazırlama ve uygulama sürecine sürekli destek verir" en yüksek, 'Okulumuz/kurumumuz, stratejik planın uygulanması ve izleme değerlendirmesi konusunda yeterli rehberlik ve danışmanlık hizmeti alıyor' en düşük değeri almıştır. Cinsiyet değişkenine göre stratejik plan uygulama yeterlikleri boyutu açısından anlamlı fark bulunmaktadır. Erkekler kadınlara göre stratejik plan uygulama yeterlilikleri boyutuna ait gerçekleşmeleri daha yeterli görmektedir. Yine stratejik plan eğitimi alma değişkenine göre hedeflere ulaşma derecesi, kurumsal kimlik ve stratejik plan uygulama yeterlikleri boyutunda, eğitim alanlar ile almayanlar arasında anlamlı farkın olduğu görülmektedir. Okul ve kurumların stratejik plan hazırlama, uygulama, değerlendirme ve eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyini geliştirmek için, yöneticilerin stratejik yönetim sürecine ait tüm uygulamalarda paydaşların katılımını öne çıkaracak önlemleri almaları sağlanabilir. İl Milli Eğitim Müdürlükleri bünyesindeki Ar-Ge birimlerine Bakanlık tarafından etkili rehberlik yapılmalıdır. Ayrıca Ar-Ge ekipleri geliştirdikleri deneyim ve donanımlarını sahaya daha çok yansıtmalıdır.

Amaç gerçekleştirme düzeyiAmaçlara göre yönetimEğitim hedefleri+6
Efkan Selami Topcu
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan kaynakları yönetimi açısından Milli Eğitim Bakanlığının eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin eğiticilerin başarı düzeylerine etkileri

Araştırmada, insan kaynakları yönetimi açısından Milli Eğitim Bakanlığının eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin, eğitimcilerin başarı düzeylerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Trabzon / Ortahisar ilçesi uygulama sahası olarak seçilmiştir. Nitel araştırma desenine uygun olarak tasarlanan bu çalışmanın örneklemini; okul müdürü, müdür yardımcısı, bilişim teknolojileri öğretmeni, rehber öğretmen / psikolojik danışman, sınıf öğretmeni ve din kültürü ahlak bilgisi öğretmeni olarak görev yapan ve toplam 6 farklı meslek grubunu temsil eden yönetici ve öğretmenlerden oluşan 327 gönüllü katılımcı oluşturmuştur. Ortahisar ilçesinde yer alan resmi 25 ortaöğretim kurumu / lise ile resmi 26 ortaokul ve resmi 22 ilkokul olmak üzere toplam 73 kurumda anket uygulaması yapılarak veriler elde edilmiştir. Çalışmada katılımcılardan elde edilen veriler, frekans analizine tabi tutularak ve ilgili verilerin yüzde değerleri hesaplanarak yorumlama yapılmıştır. Araştırmada öğretmen ve yöneticilerin katıldığı hizmet içi eğitim türleriyle almış oldukları ödül çeşitlerinin branşlara dağılımı ve edinilen başarılar ve/veya ödüller ile hizmet içi faaliyetlere katılım sağlamanın yönetici ve öğretmenlerin mesleki / kariyer gelişimlerine katkı düzeyleri incelenmiştir. Çalışmanın bulgular bölümünde hem yönetici hem de öğretmenlerin katılım sağladığı hizmet içi eğitimlerden ilk 10 sırada ve en çok yer alan hizmet içi eğitime yer verilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen bulgulara göre; eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin yönetici ve öğretmenlerin başarı düzeylerine etkisinin olumlu yönde ve yüksek düzeyde olduğu görülmüştür.

Başarı düzeyiEğitimEğitim politikaları+5
Şevket Sezgin
Avrasya University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de Dünya Bankası kredilerine dayalı eğitim projelerinin hazırlık ve uygulama sürecine ilişkin bir değerlendirme

Bu araştırmada; Türkiye'de Dünya Bankası'nın finanse ettiği ve Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yürütülen Temel Eğitim Projesi I. Faz (TEP-I), Temel Eğitim Projesi II. Faz (TEP-II) ve Ortaöğretim Projesi'nin (OÖP) hazırlık ve uygulama süreçlerine Banka'nın müdahalesinin kamu yönetimi iç denetim sisteminde kullanılan yasal, mali, sosyal, performans ve itibar açıdan ne tür sorunlara yol açtığı üzerinde durulmuş ve bu sorunların nedenin ne olduğu alt boyutları açısından değerlendirilmiştir. Bu araştırmada, durum analizi yapmaya imkân tanıyan ve olguları olduğu gibi yansıtan "Betimsel tarama modeli" kullanılmıştır. Veriler ise iki şekil de toplanmıştır. İlk aşamada Dünya Bankası (DB) ile ilgili bilgi ve belge içeren her türlü yazılı kaynaklar ile DB tarafından yayınlanan eğitimle ilgili belge, kitap ile internette yer alan bilgiler ve konu ile ilgili araştırmalardan elde edilmiştir. İkinci olarak, görüş bildirmeyi kabul eden 51 katılımcı ile yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan görüşme formları kullanılarak yüz yüze görüşme yapılarak veriler elde edilmiştir. Bu araştırmanın katılımcıları Dünya Bankası kredili eğitim projelerinde görev alan, karar alma ve uygulama süreçlerinde etkin olarak yer alan kamu personeli yönetici ve öğretmenler ile proje kapsamında istihdam edilen uzmanlardır. Özellikle sadece kamu personeli olan yönetici ve öğretmenler değil objektifliği sağlamak için TEP-I, TEP-II ve OÖP projelerine katılmış DB esas ve usullerine göre işe alınmış uzmanların da görüşlerine başvurulmuştur. Araştırma bulgularına dayanılarak şu sonuçlara ulaşılmıştır: Dünya Bankası kredili (TEP-I ve TEP-II) projeler, ilköğretimi yaygınlaştırarak eğitime erişimi ve niteliği arttırma, OÖP projesiyle de ortaöğretim programının yenilenmesi ve geliştirilmesi ile öğretmenlerin hizmetiçi eğitim alması sağlanmıştır. Bununla beraber; ülke yasaları yerine DB'nin mevzuatı esas alınması ve proje hazırlama süreci, uygulama planlarının hazırlanması, proje amaç ve hedeflerinin belirlenmesine kadar her aşamada ülke koşullarını dikkate almayan ABD'de bulunan merkez ofiste çalışan bir ekip lideri ve uzmanlarının yeralması ve anlaşmaya göre proje işlerinin yapılmasınının bu kişilerin iznine bağlanması çalışmaları olumsuz olarak etkilemiştir. Bu proje yönetimi nedeniyle ihale onaylarının gecikmesinden dolayı okul inşaat süreleri uzamış, öğretim programları zamanında yenilenmemiş, eğitim materyallerinin satın alınması uzamış ve bunların sonucunda da öğrenci, öğretmenler, eğitim yöneticileri, MEB ve ilgili diğer kamu kuruluşları ile eğitim paydaşları arasında sorunların ortaya çıktığı ileri sürülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre geliştirilen öneriler de şunlardır: Dünya Bankası, eğitim alanında ülkelerin kendi öncelikleri, ulusal standartları ve vizyon hedeflerine bağlı kalmalı, müdahale yaklaşımı yerine katkı vermeyi amaçlamalıdır. DB'nin uluslararası tecrübesini de dikkate alarak MEB kendi eğitimci ve uzmanlarıyla projeleri hazırlamalıdır. DB'nin bu süreçteki rolü teknik danışmanlık düzeyinde kalmalıdır. Projelerin onaylanması ve faaliyet izinlerinin alınması sürecinde Amerika'daki merkez ve başka ülkelerdeki bölge ofisleri yerine DB Türkiye Ofisi nihai karar verici olmalıdır.

Dünya BankasıEğitimEğitim projeleri+2
Mahmut Tüncel
Ankara University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Eğitim Müdürlükleri ve kamu okullarında görev yapan yöneticilere göre Kraliçe Arı Sendromu

Günümüzde kadınlar yasaların onlara vermiş olduğu haklar doğrultusunda hayatın her kademesinde erkeklerle birlikte bulunmaktadır. Bu nedenle, özellikle eğitim, sağlık, işgücü ve sosyal yaşam alanlarında yirminci yüzyıla oranla kadınların, sayıca kayda değer artan varlığından bahsedebiliriz. Ancak bu varlık yönetici pozisyonlarına çıkıldıkça eşit olmayan erişim engeline dönüşmektedir. Bu erişim engeli bazen daha genç hemcinsine mesleki terfie ulaşmada yardıma isteksiz üst pozisyondaki kadınlar yöneticiler "kraliçe arılar" tarafından konulmaktadır. Kraliçe arı tanımlaması 1970'lerden bu yana; üst yönetim kademesine ulaştıktan sonra diğer kadınlara yabancılaşan dolayısıyla onların ilerlemesini engelleyen kadın yöneticiler için kullanılmaktadır. Ülkemizde eğitimin alt basamaklarında çoğunluk oluşturarak bulunmasına rağmen yönetim kademesinde benzer sayıda bulunamayan kadın yöneticilerin durumunun arka planındaki sebepleri irdeleme hedefinden yola çıkılan bu araştırmanın amacı; Milli Eğitim Müdürlükleri ve kamu okullarında görev yapan yöneticilerin, kraliçe arı sendromuna ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmaya konu olan kraliçe arı sendromu davranışına bilimsel açıdan anlam kazandıran sosyal kimlik teorisi çalışmanın kavramsal çerçevesini oluşturmaktadır. Nitel bir araştırma olan çalışmada, temel yorumlayıcı desen kullanılmış olup veriler yöneticilerin kişisel görüş ve deneyimlerini öğrenmeye bağlı hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu çerçevesinde yüz yüze yapılan görüşmelerle elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunda amaçlı örnekleme türlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme stratejisi kullanılmış, bu doğrultuda 20 erkek, 20 kadın olmak üzere il milli eğitim kadrosunda görev yapan 40 yönetici ile görüşülmüştür. Elde edilen veriler MAXQUDA 2020 nitel analiz programı aracılığıyla içerik analizine tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda ulaşılan bulgular; eğitimde yönetici olma kararı, eğitim kovanında kraliçe arı algısı ve eğitim yönetiminde kadın yönetici sorunsalı olmak üzere 3 tema bu temalara ilişkin alt temalar üzerinden açıklanıp yorumlanmıştır. Yönetim içindeki kadınlara yönelik yönetici görüşlerini içeren araştırma sonucunda; kadınları otoriter ve baskıcı, toplumsal davranış olarak alışılagelmiş cinsiyetine bağlı beklentiler dışında tanımlanmaktadır. Genel olarak kraliçe arı sendromu'nun varlığına işaret edilmektedir. Sosyal kimlik ayrımcılığı ve çalışma yaşamı içindeki rekabete dayalı oluşan sosyal karşılaştırma davranışlarından doğan düşünceler sendromu destekler niteliktedir. Kadın yönetici sayısının az olmasındaki etken kadının yaşadığı sosyal rol karmaşası olarak belirlenmiştir. Eğitim yönetiminde temsil sorununu iyileştirmek adına örgütsel ve toplumsal alanda düzenlemelerin yapılması gerekliliği ortaya çıkan sonuçlardandır. ANAHTAR KELİMELER: Eğitim Yönetimi, Kraliçe Arı Sendromu, Sosyal Kimlik Kuramı.

Devlet okullarıEğitim yönetimiKraliçe arı sendromu+5
Sevdiye Karabulut
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Eğitim Şuraları karar metinlerinin seçilmiş kavramlar açısından incelenmesi

Türkiye'de Atatürk önderliğinde yürütülen Milli Mücadele sadece milletin bağımsızlığını tesis etme amacını taşımamıştır. Kurtuluş Savaşı sürerken yeni ve modern bir devletin temellerini atmak için 1921 yılında toplanan Maarif Kongresi'nde eğitimin genel durumu gözden geçirilmiş, daha sonra üç kez düzenlenen Heyet-i İlmiye toplantılarında ise yeni bir eğitim atılımı gerçekleştirmek için bir dizi kararlar alınmış ve bu kararlar uygulamaya konulmuştur. Eğitimde büyük bir atılımı hedefleyen Cumhuriyet yönetimi ve eğitimcileri, daha geniş katılımı ve temsili sağlamak amacıyla Milli Eğitim Şûralarını düzenlemişlerdir. 22 Haziran 1933 tarih ve 2287 sayılı kanunla hukuksal bir statü kazanan Milli Eğitim Şûrası, Milli Eğitimin planlanması, program, müfredat ve hedeflerin belirlendiği, eğitimcilerin katıldığı danışma organı olarak eğitim tarihimizde önemli gelişmelere imza atmıştır. Günümüze kadar on yedi kez toplanmış olan Milli Eğitim Şûrasının ilgili kanun gereğince önceden belirlenen gündemlerle toplanması erekmektedir. Milli Eğitim Şûralarının başkanı Milli Eğitim Bakanıdır. Milli Eğitim Şûrası Milli Eğitim Bakanlığının en yüksek danışma organı özelliğini taşımaktadır. Şûra bünyesinde gündem maddeleri komisyonlarda görüşülür. Komisyonlarda hazırlanan raporlar genel kurulda görüşülerek onaylanır veya değiştirilir. Onaylanan kararlar Şûra kararı olarak Milli Eğitim Bakanlığına tavsiye niteliğinde gönderilir. Milli Eğitim Bakanlığı alınan kararların tümünü veya bir bölümünü uygulamaya koyar veya hükümete öneri olarak sunar. Bu açıdan Milli Eğitim Şûrasında alınan kararların uygulamaları Bakanlığın ve siyasi otoritenin yaklaşımları ölçüsünde gerçekleşmektedir. Bugüne kadar toplanan on yedi şûrada eğitime yön veren pek çok karar alınmıştır. Alınan kararların bazıları dönemin veya daha sonraki dönemlerin hükümetleri ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tamamen veya kısmen uygulamaya konulmuş, bazı kararlar ise uygulanmamıştır. Bu araştırma ile araştırmanın seçilmiş kavramları olan lâiklik, Atatürkçülük, Atatürk İlke ve İnkılâpları, eğitimde fırsat eşitliği, din eğitimi ve zorunlu eğitim ile ilgili şûralarda alınan kararlar ile uygulamalar arasında anlamlı bir fark olup olmadığı; şûraların eğitimimizi nasıl etkilediği ve ne ölçüde yön verdiği sınanmaktadır.

AtatürkçülükDin eğitimiFırsat eşitliği+4
Mehmet Akay
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de batılılaşma hareketlerinin piyano müzik eğitimine etkisi tarihsel bir yaklaşım

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden itibaren başlayan ve Cumhuriyet ile ivme kazanan Batılılaşma hareketleri, Türkiye'nin sosyo-kültürel ve eğitimsel yapısında köklü değişimler yaratmış; bu dönüşümün en belirgin yansımalarından biri de müzik ve piyano eğitimi alanında görülmüştür. Bu araştırmanın amacı; Türkiye'de 1839 Tanzimat Fermanı ile başlayan ve günümüze kadar uzanan Batılılaşma hareketlerinin, piyano müzik eğitimi üzerindeki pedagojik ve kurumsal etkilerini tarihsel bir perspektifle incelemektir. Piyanonun, Tanzimat'tan Cumhuriyet devrimlerine, çok partili dönemden neo-liberal politikalara kadar uzanan sosyo-politik dönüşümlerle iç içe geçmiş köklü bir eğitim olgusu olarak ele alınması, araştırmanın önemini oluşturmaktadır. Nitel araştırma yaklaşımlarına dayalı tarihsel araştırma modelinde tasarlanan çalışmada, veri toplama ve analiz aracı olarak "doküman analizi" tekniği kullanılmıştır. Alanyazındaki resmî belgeler, akademik kitaplar, makaleler ve lisansüstü tezler incelenerek; piyano eğitiminin gelişimi 1839-1923, 1923-1950, 1950- 1980 ve 1980-2025 olmak üzere dört temel dönem üzerinden kronolojik ve tematik olarak sentezlenmiştir. Araştırma bulgularına göre; birinci dönemde; piyano, sarayda ve mekteplerde bir Batılılaşma sembolü olarak girmiş, geleneksel meşk sisteminden nota sistemine geçilmiştir. İkinci dönemde; Erken Cumhuriyet'in "Milli Musiki" hedefiyle çağdaş ulus inşasının stratejik ve ideolojik bir taşıyıcısı olmuştur. Üçüncü dönemde; popüler kültürün yükselişiyle birlikte piyano eğitimi, devlet eliyle akademik kurumlara çekilmiştir. Son dönemde ise; neo-liberalizm ve dijitalleşmenin etkisiyle piyano eğitimi, devlet tekelinden büyük ölçüde çıkarak informel ve küresel bir ağa entegre olmuştur. Sonuç olarak; Batılılaşmanın veya Türk modernleşmesinin önemli bir göstergesi olan piyano eğitimi; devletin "yukarıdan aşağıya" dikte ettiği ideolojik bir proje olarak başlamış, zamanla kurumsallaşmış ve süreçle teknoloji tabanlı, bireysel ve uluslararası akademik standartları yakalamış bir eğitim disiplinine evrilmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriCDMilli Eğitim Bakanlığı+5
Engin Şahin
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2026
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışları kapsamında hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörler: Çorum ili için bir araştırma

Bireylerin tasarruf yapabilmesi ve yaptığı tasarrufları değerlendirmesi yatırımların gerçekleşebilmesi için ön koşuldur. Bireyler tasarruflarını değerlendirirken genellikle finansal yatırım araçlarından döviz, altın, vadeli mevduat hesabı gibi araçları tercih ettikleri, hisse senedini çok fazla tercih etmedikleri söylenebilir. Bu nedenle örgütsel davranış temelinde farklı sektördeki çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırılması önem arz etmektedir. Bu bağlamda çalışmada Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışı kapsamında hisse senedi tercihini etkileyen faktörlerin bağımsız örneklem T testi, tek yönlü Anova testi, post-hoc ikişerli karşılaştırma testleri ve lojistik regresyon analiziyle davranışsal finans çerçevesinde belirlenmesi amaçlanmıştır. Analizlerden önce günevirlik, normallik testleriyle faktör analizi uygulanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan 551 çalışana 27 soruluk anket uygulanmış, anket verileri SPSS 27.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Bağımsız örneklem T testi ve tek yönlü Anova testi sonuçlarına göre cinsiyet, öğretmenlerin eğitim kademesi, gelir düzeyi, ev sahibi olma durumu, hisse senedine yatırım yapma süresi, portföy büyüklüğü ve finansal eğitim durumuna göre katılımcılar arasında farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu testlerde katılımcıların kendine güven yönlü, bilgi yönlü, duygusal ve sosyal yönlü davranışsal eğilimler temelli hisse senedi yatırımlarında farklılık tespit edilmiştir. Lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre erkek çalışanlar ve gelir düzeyindeki artışın hisse senedine yatırım yapma olasılığını arttırdığı belirlenmiştir. Ev sahibi olma, yaş, eğitim ve medeni durumun hisse senedine yatırım yapma olasılığına istatistiksel olarak anlamlı etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Konuyla ilgili çalışmalar değerlendirildiğinde farklı sektörlerde çalışanlar için hisse senedine yapılan yatırımlar davranışsal finans kapsamında araştırılmıştır. Ancak Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırıldığı ve lojistik regresyon analizi yönteminin kullanıldığı çalışmalara rastlanmamıştır. Bu yönüyle çalışmanın yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Davranışsal finansHisse senetleriLojistik regresyon analizi+7
Resul Şen
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Eğitim Bakanı Orhan Dengiz'in Türk eğitim tarihindeki yeri ve önemi

Türkiye'yi yükseltmek, yüksek medeniyetler seviyesine çıkarmak için yapmamız gereken şey, Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve inkılaplarına bağlı, vatanını ve milletini seven, kendi öz benliğini ve kültürünü yitirmeden ülkesi için çalışan genç nesiller yetiştirmektir. Bunu sağlayacak olan en önemli kurumda Milli Eğitim Bakanlığıdır. Ailede başlayan eğitim, eğitim kurumlarının desteği ile hayat boyunca devam etmektedir. Anahtar Kelime: Milli Eğitim Bakanı Orhan Dengiz, Eğitim ve Öğretim, Öğretmenler, Üniversiteler, Teknikerler, Bütçe Görüşmeleri

BakanlarDengiz, OrhanEğitim politikaları+4
Neşe Tufan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Eğitim Bakanlığının uzaktan hizmetiçi eğitim yöntemiyle bilgisayar eğitimi uygulamasına ilişkin öğretmen görüş ve önerileri

Bu çalışmada ilköğretim okulu öğretmenlerinin Milli Eğitim Bakanlığının uzaktan hizmetiçi eğitim yöntemiyle bilgisayar eğitimi uygulamasına ilişkin öğretmen görüşleri neler olduğu amaçlanmıştır.Araştırma,

Bilgisayar destekli eğitimBilgisayar eğitimiEğitim+5
Filiz Baran
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin, Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatlanmasında ki üst yönetimlerle yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri (Gaziantep ili örneği)

Bilim ve teknolojik gelişmelerin sonucunda eğitim sistemimiz de kendini yenilemek ve çağa ayak uydurmak zorundadır. Bu yüzden eğitim sisteminin en küçük yapı taşı olan okullardan bakanlık makamına kadar bütün yöneticilerin, bu çerçevede kendini geliştirmesi ve çağa ayak uydurması gereklidir. Eğitimde böyle pozitif bir gelişmenin süreklilik haline gelebilmesi için okul yöneticilerinin okul yönetimi sırasında, üst yönetimlerle yaşadığı sorunlara değinmek ve bu sorunlara çözüm önerileri getirmek amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim-öğretim yılı içinde Gaziantep ili Şahinbey, Şehitkamil ve Araban ilçelerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan okul yöneticileri oluşturmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu bu ilçelerde görev yapan 50 okul yöneticisine uygulanmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan verilerin analiz sürecinde nitel analiz yöntemlerinden içerik analizi kullanılarak bulgular elde edilmiştir. Merkez ve taşra teşkilatı arasındaki kopukluğun giderilmesi için merkez teşkilatlanmasında eğitim alanında uzmanlaşmış yetkin yöneticilerin olması önerilmektedir. Okul yöneticilerinin daha etkin bir yönetim sunabilmesi adına yöneticilik alanında düzenli bir eğitime tabi tutulmaları ve taşra teşkilatlanmasında adam kayırmaca anlayışını bitirmek adına daha liyakatli yöneticilerin göreve getirilmesi sorunların çözülmesine imkan sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Üst yönetimler, Okul yöneticilerinin sorunları, Bakanlık teşkilatlanması, Taşra teşkilatı,

Eğitim yönetimiMilli Eğitim BakanlığıOkul yöneticileri+2
Faruk Kozak
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Maarif müfettişlerinin eğitimde yerelleşmenin okulların ekonomik sorunlarının çözümüne katkılarına dair görüşlerinin incelenmesi(İstanbul ili örneği)

Yerelleşme veya daha doğru kullanımla yerinden yönetim, yetkilerin yerel otoriteler tarafından kullanıldığı, yerel otoritelerin merkezi yönetimden bağımsız olarak kararlar verebildiği ve sorumluk üstlendiği yönetim biçimidir. Yerinden yönetim, bugün Dünya'da ve Türkiye'de üzerinde önemle durulan kavramlardan birisidir. Türkiye'de aşırı merkeziyetçi anlayıştan kaynaklanan hantal bir yapının olduğu ve bu durumun önemli problemlere sebep olduğu ile ilgili görüş ve tespitlere yaygın bir biçimde yer verilmektedir. Ayrıca, Türkiye'de eğitim sistemi içerisinde yer alan önemli problemlerden birisi de okulların ekonomik sorunlarıdır. Bu çalışmanın amacı; İstanbul ilinde görev yapan Maarif Müfettişleri örnekleminde, Maarif müfettişlerinin eğitimde yerelleşmenin okulların ekonomik sorunlarının çözümüne katkılarına dair görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma, kesitsel tarama modelinde nicel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini İstanbul'da 2015-2016 yıllarında görev yapmakta olan Maarif Müfettişleri oluşturmuştur. Örneklem ise bu evren içerisinden uygun (kolaycı) örnekleme yoluyla seçilen toplam 222 maarif müfettişinden oluşmuştur. Araştırmanın verileri toplam 21 kanıdan oluşan ve araştırmacı tarafından geliştirilen anket aracılığıyla toplanmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin çözümlenmesi betimsel analiz yöntemiyle yapılmıştır. Sonuç olarak, Maarif Müfettişleri örnekleminde, Maarif Müfettişlerinin eğitimde yerelleşmenin okulların ekonomik sorunlarının çözümüne katkılarına dair görüşlerinin çeşitli değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğinin tespiti amacıyla yapılan farklılık analizlerinde; Cinsiyete göre yapılan analiz sonucunda, cinsiyete göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı, katılımcıların yaşlarına göre karşılaştırılması amacıyla yapılan analiz sonucunda göre anlamlı bir farklılık bulunduğu en fazla 42-48 yaş aralığında Maarif Müfettişinin ankete katıldığı, katılımcıların kıdem yıllarına göre karşılaştırılması amacıyla yapılan analiz sonucunda, kıdem yılına göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı, görev yapılan bölgeye göre yapılan analiz sonucunda yapılan bölgeye göre anlamlı bir farklılık bulunduğu, katılımcıların eğitim durumuna göre karşılaştırılması amacıyla yapılan analiz sonucunda eğitim durumu değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı, katılımcıların branşlarına göre karşılaştırılması amacıyla yapılan analiz sonucunda branş değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmüştür. Yerinden yönetim lehine olan sorulara katılımcıların verdiği cevapların katılım ortalamasının 2,98 olduğu, katılımcıların bu sorulara genel olarak "katılıyorum" cevabını verdikleri, cevaplar detaylı olarak incelendiğinde katılımcıların en fazla katıldıkları kanıların fiziki sorunların çözümü, okul aile birliklerine destek ve okul – çevre ilişkilerine katkı olduğu görülmüştür. Ayrıca, Maarif Müfettişlerine göre yerinden yönetim okulların ekonomik sorunlarının çözümüne önemli katkılar sağlayacaktır. Yerinden yönetim aleyhine olan sorulara katılımcıların verdiği cevapların katılım ortalamasının 1,36 olduğu, katılımcıların bu sorulara genel olarak "katılmıyorum" cevabını verdikleri, cevaplar detaylı olarak incelendiğinde katılımcıların en fazla katılmadıkları cevapların nitelikli personel eksikliğinin olmasının olumsuz sonuçlar doğuracağı ve fırsat eşitsizliğinin ortaya çıkacağı ile ilgili kanılar olduğu görülmüştür buradaki cevaplar da katılımcıların yerinden yönetimi destekleyici cevaplar verdiklerini göstermektedir.

DenetçilerEkonomik sorunlarEkonomik sorunlar+5
Osman Mutlu
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğretmenlerinin istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutumları ile öğretim doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğretmenlerinin istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutumları ile iş doyumu düzeylerini bazı değişkenlere göre incelemek ve bu iki durum arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Yapılan bu araştırma, nicel araştırma olup ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evreni, 2012 – 2013 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Avrupa Yakası'nda bulunan resmi ortaokullarda görev yapan kadrolu branş öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise; çok aşamalı örnekleme yöntemiyle seçilmiş olan Bakırköy, Fatih ve Zeytinburnu ilçelerinden toplam 15 okul ve 216 kadrolu branş öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri, demografik özellikleri belirlemeye yönelik 5 sorudan oluşan "Kişisel Bilgi Formu"; Tanhan ve Şentürk (2011) tarafından geliştirilen, 5'li likert tipi, 16 madde ve 2 alt boyuttan (duyuşsal boyut, davranışsal boyut) oluşan "Sınıf İçi İstenmeyen Öğrenci Davranışlarına Yönelik Öğretmen Tutumları Ölçeği" ve 2006 yılında Ho, C. L. ve Au, W. T. tarafından geliştirilen 2011 yılında Arslan, Akın, Satıcı ve Kayış tarafından Türkçe forma uyarlanan 5'li likert tipi, 5 maddeden oluşan "Öğretim Doyumu Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesi "SPSS for Windows ver: 11,5" programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunu oluşturan öğretmenlerin demografik özelliklerini betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış, sonra ölçeğin toplam puanları için x, ss, x Sh değerleri saptanmıştır. Karşılaştırma analizlerinden, gruplar içerisinde normal dağılım özelliği göstermeyen (n<30) dağılımlar için non-parametrik teknikler, normal dağılım özelliği gösteren dağılımlar için ise, parametrik analiz teknikleri kullanılmıştır. Çözümlenen verilerin manidarlıkları .05 düzeyinde sınanmış, diğer manidarlık düzeyleri ayrıca belirtilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutumlarının cinsiyet, yaş, mesleki kıdem değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur. Ancak eğitim düzeyi ve çalıştığı okuldaki görev süresi bakımından anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Öğretmenlerin öğretim doyumu düzeyi ise, yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterirken; cinsiyet, eğitim düzeyi ve çalıştığı okuldaki görev süresi bakımından anlamlı bir farklılık göstermemiştir.Ortaokul öğretmenlerinin sınıf içi istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutumları ile öğretim doyumu puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere uygulanan Pearson Çarpım Moment Korelasyon analizi sonucunda da puanlar arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür.

EğitimEğitim bilimleriEğitim kurumları+7
Burcu Alay
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk Milli Eğitimine damgasını vuran bir eğitim lideri ''Hasan-Ali Yücel''

Eğitim Lideri Hasan-Âli Yücel'in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde; I. Neşriyat ve I. Coğrafya Kongreleri ile I. ve II. Milli Eğitim Şuraları gerçekleştirildi. Tercüme ve ansiklopedi büroları açılarak Ülkenin, konularla ilgili ve bilgili aydınları bir araya gelip, özgür bir ortamda düşünüp, tartışarak, eğitim ve kültür sorunlarına çözümler aradılar. Amaç, Türkiye'yi çağdaş medeniyet seviyesinde bir ülke haline getirebilecek eğitim sistemini oluşturmaktı. Kitap seferberliği ile işe başlandı. Ardından, ilk kez bir Milli Eğitim Planı yapıldı. Yapılan plan hızla uygulamaya sokularak, Köy Enstitüleri kuruldu. 1942-43 yılında okul sayısı 113 iken 1949'da 275'e, kurs sayısı da 42'den 470'e ulaştı. Böylece tüm yurt okul haline dönüştürüldü. Dünya edebiyatı klasiklerinin çevirisine başlandı ve 1946 yılı sonuna değin 496 eser Türkçe' ye çevrildi. Devlet dili Türkçeleştirildi. Sanata ve kültüre önem verilerek, Birinci Devlet Resim ve Heykel Sergisi açıldı. Musiki Muallim Mektebi kuruldu. Devlet Konservatuarının kuruluş yasası çıkarıldı. Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü kuruldu. Edebiyat-ı Cedide Müzesi açıldı. Üniversiteler Kanunu çıkarıldı. Ankara Üniversitesi kuruldu. UNESCO'nun kuruluşuna imza atıldı. Çeşitli dergiler yayımlandı.Hümanizm, özgürlük ve milliyetçilik kavramları benimsenerek yapılan tüm bu atılımlar, sadece yedi yıl ve yedi aylık bir süreye sığdırıldı. Anahtar kelimeler: Hasan Âli-Yücel, Eğitim Lideri, Milli Eğitim Bakanı, Türk Milli Eğitimi

BiyografiEğitim liderliğiEğitim tarihi+4
Türkan Filiz Şentürk
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

MEB merkezi hizmetiçi eğitim kurslarının etkinliği ve yönetim becerilerine katkıları (Sağlık meslek liselsi yöneticileri kapsamında bir araştırma)

Bu araştırma Sağlık Meslek Lisesi yöneticilerinin MEB merkezi hizmetiçi eğitim kurslarının etkinliği ve yönetim becerilerine katkılarına ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla araştırmanın, hizmetiçi eğitim kurslarının amaçlarına ulaşıp ulaşmadığını belirlemek, öneriler sunmak, hazırlanacak yeni hizmetiçi eğitim programlarının geliştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Çalışmanın veri toplama aracı beşli likert tipi ölçektir. Veriler, SPSS istatistik programına aktarılmış ve betimsel analiz yöntemine göre incelenmiştir. Çalışmaya 2009?2010 Eğitim Öğretim yılında Türkiye'de Sağlık Meslek Liselerinde görev yapan toplam 75 yönetici katılmıştır.Çalışma sonunda hizmetiçi eğitime yönelik; kadın yöneticilerin erkek yöneticilere oranla, 25?35 yaş grubundaki yöneticilerin ve ön lisans mezunu yöneticilerin diğer gruplara, 6?10 yıllık mesleki kıdeme sahip yöneticilerin diğer gruplara oranla daha olumlu düşüncelere sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca, çoğu yöneticinin çok az sayıda hizmetiçi eğitim etkinliklerine katıldıkları ortaya çıkmıştır.Çalışmadan ortaya çıkan sonuçlara göre yönetici atamalarında bayanlara ve gençlere öncelik tanınması, kurs sayısının artırılması, hizmetiçi eğitim etkinliklerine sürekliliğin sağlanması ve bu etkinliklere katılımın teşvik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca etkinlikler sonunda başarılı olanların ödüllendirilmesi de bu etkinliklere katılımı teşvik edecektir.Anahtar kelimeler: Hizmetiçi eğitim, SML yöneticileri, yönetim becerileri.

Beceri kazandırmaEğitimHizmet içi eğitim+7
Hasan Göçebe
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

7. sınıf MEB fen ve teknoloji dersi ders, öğrenci çalışma ve öğretmen kılavuz kitaplarının incelenmesi (İstanbul ili, Ümraniye, Çekmeköy ve Sancaktepe ilçeleri örneği)

Bu çalışmanın amacı 2007-2008 öğretim yılında uygulamaya konulan 7. sınıf Fen ve Teknoloji dersi, ders, öğrenci çalışma ve öğretmen kılavuz kitaplarının, öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri bağlamında incelenmesinin yapılmasıdır. Çalışma, Haziran 2007 tarih, 2597 sayılı Tebliğler Dergisi'nde ?Ders Kitapları İle Eğitim Araçlarının İncelenmesi ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönerge?de belirtilen ?içerik?, ?dil, anlatım ve üslup?, ?öğrenme, öğretme ve ölçme ? değerlendirme? ile ?teknik tasarım ve düzenleme? ölçütlerine göre araştırmacı tarafından geliştirilen, öğrenci, öğretmen ve veli anketleriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma, betimsel bir araştırmadır. Küme örnekleme yoluyla seçilen İstanbul ili, Ümraniye, Çekmeköy ve Sancaktepe ilçelerinde bulunan 29 ilköğretim okullarında görev yapan 49 7. sınıf fen ve teknoloji öğretmeni ile bu okullardan rastgele seçilen 277 7. sınıf öğrencisi ve bu öğrencilerden 125'inin velisi çalışma grubunu oluşturmaktadır. Anket formları yardımıyla toplanan verinin çözümlenmesinde SPSS 16.0 programı kullanılmıştır. Çözümlemelerde, frekans, yüzde ve çapraz tablolamadan yararlanılmıştır.Çalışma sonunda özetle şu sonuçlara ulaşılmıştır: genel itibariyle velilerin içerik, dil, anlatım ve üslup, öğrenme, öğretme ve ölçme ? değerlendirme ve teknik tasarım ve düzenleme boyutlarında tamamen olumlu görüşe sahip oldukları belirlenmiştir. İçerik boyutuyla ilgili, öğretmenlerin büyük ölçüde olumlu, öğrencilerin ise olumsuz baktıkları belirlenmiştir. Öğretmenler, dil, anlatım ve üslup boyutuyla ilgili tamamen olumlu görüşe sahip iken, öğrenciler nispeten bazı hususlarda olumsuz bakış açısına sahiptir. Öğrenme, öğretme ve ölçme ? değerlendirme boyutuyla ilgili öğretmenlerin büyük ölçüde olumlu, öğrencilerin ise bazı hususlarda olumsuz baktıkları izlenimi edinilmiştir. Teknik tasarım ve düzenleme boyutunda, öğretmen, öğrenci ve velilerin tamamen olumlu görüş bildirdikleri tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Ders kitabı, öğrenci çalışma kitabı, öğretmen kılavuz kitabı.

Ders kitaplarıDers programlarıFen ve teknoloji dersi+8
Dilek Şat
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Amerikan vizyon oluşturma yöntemlerine ve M.E.B standartlarına uygun stratejik plan hazırlama sürecinin incelenmesi bir örnek olay çalışması

Ulusal sınırları tanımayan, dünyanın her köşesindeki her kurumu etkileyen küreselleşme, kar amacı gütmeyen eğitim örgütlerini de etkisi altına almıştır. Rekabetin kıyasıya yaşandığı günümüz dünyasında eğitim örgütlerinin ayakta kalması, geleceği görmelerine ve gerekli tedbirleri almalarına bağlıdır. Bunun için eğitim kurumlarının kendilerini iyi tanımaları; vizyon, misyon ve değerlerini oluşturmaları, hedef ve amaçlarını belirleyip eylem ve değerlendirme planları hazırlamaları gerekmektedir.Eğitim örgütlerinde stratejik planlamaya yönelik var olan durumu, Amerikan eğitim örgütlerinde uygulanan stratejik plan süreçleriyle kıyaslayarak ortaya çıkarmayı amaçlayan bu çalışmada nitel veriler, Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Yönetimi Değerlendirme ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı (YÖDGED) tarafından 2001 yılı içerisinde adı geçen birimdeki konu ile ilgili uzmanlar tarafından geliştirilen öğrenci memnuniyeti, veli memnuniyeti ve çalışan memnuniyeti anketleriyle desteklenmiştir.İlgili literatür taramasından sonra, Amerikan eğitim örgütlerinde kullanılan stratejik vizyon oluşturma yöntemlerinden Trend Değer Biçimi, Senaryo Planlaması, Delphi Tekniği ve Crawford Slip Metodu'nu kullanılarak görev yapılan okulun stratejik planlamasını yapmakla görevli stratejik takımı belirlemek için kullanmıştır.Belirlenen takımın stratejik plan yapabilmesi için ihtiyaç duyduğu çevre analizi için nitel verilerin ve nicel verilerin toplandığı iki aşamalı bir araştırma yapılmıştır. Öncelikle nitel verilere ulaşmak istemiş, bunun için Crawford Slip Metodunu kullanmıştır. Araştırmacı, takım üyelerinden metoda uygun şekilde verdiği kâğıtlara okulun sorunlarını yazmalarını istemiştir.Çalışma sonunda kâğıtlar toplanıp, takım üyelerinin yazdığı sorunlar kategorize edilip ortak ifadeleri belgelendirilmiştir. Çıkan sonuçlar, takım üyelerine önceden bildirilmiş, birkaç gün sonra da aynı metot sorunların çözümü için uygulamıştır.İkinci aşamada, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) her okulda uygulattığı 18 alt boyut ve 67 önermeden oluşan öğrenci memnuniyet anketi 436 öğrenciye, 16 alt boyut ve 57 önermeden oluşan veli memnuniyet anketi 393 veliye, 6 alt boyut ve 28 önermeden oluşan çalışan memnuniyeti anketi 47 öğretmene okul yönetimi tarafından uygulanmıştır. Okul yönetimi tarafından uygulanan anketlerdeki verilerin çözümlenmesi frekans ve yüzde hesabı kullanılarak yapılmış ve sonuçları yorumlanmıştır. Çevre analizi yapmak için uygulanan bu anketlerde yüzdesi %67'den düşük çıkan sorular, okulun stratejik planlamada ağırlık vermesi gereken gelişmeye açık alanlarını ortaya çıkarmıştır.Stratejik planlaması yapılacak eğitim kurumunun sosyal durumunu, bütçesini, tarihsel gelişimini, başarı durumunu, görev dağılımını, toplam kalite ile ilgili belgeleri inceleyerek stratejik planlama için hazırlık yapılmıştır. Yapılan çevre analizi sonucunda eğitim kurumunun amaçları ve hedefleri ile eylem ve değerlendirme planları belirlenerek Amerikan vizyon geliştirme yöntemlerinin ve M.E.B'nın standartlarının kullanıldığı örnek bir stratejik plan hazırlamıştır.

Amerika Birleşik DevletleriEğitimMilli Eğitim Bakanlığı+4
Elif Bilgin
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00

İlgili konular