Milli Eğitim Bakanlığı

66 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de batılılaşma hareketlerinin piyano müzik eğitimine etkisi tarihsel bir yaklaşım

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden itibaren başlayan ve Cumhuriyet ile ivme kazanan Batılılaşma hareketleri, Türkiye'nin sosyo-kültürel ve eğitimsel yapısında köklü değişimler yaratmış; bu dönüşümün en belirgin yansımalarından biri de müzik ve piyano eğitimi alanında görülmüştür. Bu araştırmanın amacı; Türkiye'de 1839 Tanzimat Fermanı ile başlayan ve günümüze kadar uzanan Batılılaşma hareketlerinin, piyano müzik eğitimi üzerindeki pedagojik ve kurumsal etkilerini tarihsel bir perspektifle incelemektir. Piyanonun, Tanzimat'tan Cumhuriyet devrimlerine, çok partili dönemden neo-liberal politikalara kadar uzanan sosyo-politik dönüşümlerle iç içe geçmiş köklü bir eğitim olgusu olarak ele alınması, araştırmanın önemini oluşturmaktadır. Nitel araştırma yaklaşımlarına dayalı tarihsel araştırma modelinde tasarlanan çalışmada, veri toplama ve analiz aracı olarak "doküman analizi" tekniği kullanılmıştır. Alanyazındaki resmî belgeler, akademik kitaplar, makaleler ve lisansüstü tezler incelenerek; piyano eğitiminin gelişimi 1839-1923, 1923-1950, 1950- 1980 ve 1980-2025 olmak üzere dört temel dönem üzerinden kronolojik ve tematik olarak sentezlenmiştir. Araştırma bulgularına göre; birinci dönemde; piyano, sarayda ve mekteplerde bir Batılılaşma sembolü olarak girmiş, geleneksel meşk sisteminden nota sistemine geçilmiştir. İkinci dönemde; Erken Cumhuriyet'in "Milli Musiki" hedefiyle çağdaş ulus inşasının stratejik ve ideolojik bir taşıyıcısı olmuştur. Üçüncü dönemde; popüler kültürün yükselişiyle birlikte piyano eğitimi, devlet eliyle akademik kurumlara çekilmiştir. Son dönemde ise; neo-liberalizm ve dijitalleşmenin etkisiyle piyano eğitimi, devlet tekelinden büyük ölçüde çıkarak informel ve küresel bir ağa entegre olmuştur. Sonuç olarak; Batılılaşmanın veya Türk modernleşmesinin önemli bir göstergesi olan piyano eğitimi; devletin "yukarıdan aşağıya" dikte ettiği ideolojik bir proje olarak başlamış, zamanla kurumsallaşmış ve süreçle teknoloji tabanlı, bireysel ve uluslararası akademik standartları yakalamış bir eğitim disiplinine evrilmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriCDMilli Eğitim Bakanlığı+5
Engin Şahin
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışları kapsamında hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörler: Çorum ili için bir araştırma

Bireylerin tasarruf yapabilmesi ve yaptığı tasarrufları değerlendirmesi yatırımların gerçekleşebilmesi için ön koşuldur. Bireyler tasarruflarını değerlendirirken genellikle finansal yatırım araçlarından döviz, altın, vadeli mevduat hesabı gibi araçları tercih ettikleri, hisse senedini çok fazla tercih etmedikleri söylenebilir. Bu nedenle örgütsel davranış temelinde farklı sektördeki çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırılması önem arz etmektedir. Bu bağlamda çalışmada Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışı kapsamında hisse senedi tercihini etkileyen faktörlerin bağımsız örneklem T testi, tek yönlü Anova testi, post-hoc ikişerli karşılaştırma testleri ve lojistik regresyon analiziyle davranışsal finans çerçevesinde belirlenmesi amaçlanmıştır. Analizlerden önce günevirlik, normallik testleriyle faktör analizi uygulanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan 551 çalışana 27 soruluk anket uygulanmış, anket verileri SPSS 27.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Bağımsız örneklem T testi ve tek yönlü Anova testi sonuçlarına göre cinsiyet, öğretmenlerin eğitim kademesi, gelir düzeyi, ev sahibi olma durumu, hisse senedine yatırım yapma süresi, portföy büyüklüğü ve finansal eğitim durumuna göre katılımcılar arasında farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu testlerde katılımcıların kendine güven yönlü, bilgi yönlü, duygusal ve sosyal yönlü davranışsal eğilimler temelli hisse senedi yatırımlarında farklılık tespit edilmiştir. Lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre erkek çalışanlar ve gelir düzeyindeki artışın hisse senedine yatırım yapma olasılığını arttırdığı belirlenmiştir. Ev sahibi olma, yaş, eğitim ve medeni durumun hisse senedine yatırım yapma olasılığına istatistiksel olarak anlamlı etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Konuyla ilgili çalışmalar değerlendirildiğinde farklı sektörlerde çalışanlar için hisse senedine yapılan yatırımlar davranışsal finans kapsamında araştırılmıştır. Ancak Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırıldığı ve lojistik regresyon analizi yönteminin kullanıldığı çalışmalara rastlanmamıştır. Bu yönüyle çalışmanın yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Davranışsal finansHisse senetleriLojistik regresyon analizi+7
Resul Şen
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Temel eğitimde vizyon ve konsensüs arayışları toplam kalite yönetimi modeli ve bir anket uygulaması

ÖZET Günümüzde bilgi teknolojisi ile birlikte, hızlı bir değişim yaşanmaktadır. Ancak, bu değişime hazırlıklı olan, değişimde belirleyici olan örgütler ayakta kalabilmektedir. Ekonomik sosyal ve kültürel gelişmede, ülkemiz için, büyük önem taşıyan ve eğitim sisteminin ilk basamağını oluşturan temel eğitimimiz, öğretim süresi ve eğitim kalitesi yönünden yetersizdir. Klasik örgüt yapısı ve yönetim anlayışı ile, kıt kaynaklar verimli ve etkili kullanılmamaktadır. Savurganlıklar önlenememektedir. Temel eğitimimiz, bugünkü mevcut yapısı ile, bilgi toplumu olmamızı sağlayacak, 21. Yüzyıl insanını yetiştirecek yapı ve yönetimden uzaktır. Temel eğitimde verimliliğin, kalitenin, sağlanması, çevresindeki değişimlere uyabilen, araştırıcı,' öğrenmeyi ' öğrenebilen, doğru düşünebilen, yaratıcı, üretici, girişimci, kendini ülkesini ve toplumu sürekli geliştirmeye çalışan, iletişim kurabilen, insanların yetiştirilebilmesi için, öncelikle temel eğitimin reorganizasyonu şarttır. Üretim ve hizmet işletmelerinde başarıyla uygulanan Toplam Kalite Yönetimi'nin temel eğitim örgütlerinde de uygulanması ile 21. Yüzyılın bilgi toplumunu meydana getirecek olan bireylerin yetişmeleri sağlanabilir. Temel eğitimde TKY'e geçilmesi için, öncelikle temel eğitimin mevcut yapı ve organizasyonu TKY uygulamalarına uygun biçimde yeniden yapılandırılmalı, Toplam Kalite eğitimine hemen başlanılmalıdır. En akılcı yatırım, insana yapılan yatırımdır.

Eğitim sistemiKütahyaMilli Eğitim Bakanlığı+3
Hüseyin Demirdaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

MEB ilkokul ve ortaokul eğitim kurumlarına atanan aday öğretmenlere uygulanan mentorluk süreci

Bu çalışmanın temel amacı "MEB eğitim kurumlarında aday öğretmenlere yönelik uygulanan mentorluk sürecinin değerlendirilerek aday ve danışman öğretmenlerin uygulanan mentorluk süreci ile ilgili olumlu, olumsuz görüşlerinin belirlenmesidir. Çalışmada temel yöntem olarak tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde nicel ve nitel analiz yöntemlerinden faydalanılmıştır. Ayrıca, yapılan bu çalışma keşfetmeye dayalı durum çalışması deseninde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Gaziantep iline Mart 2016'da atanıp, Eylül 2016'da Gaziantep ilinde çalışmaya başlayan 669 mente (aday öğretmen) ve aday öğretmenlere danışmanlık yapmak üzere atanan 154 mentor (danışman öğretmen) olmak üzere toplam 823 öğretmen oluşturmuştur. Örneklemin seçiminde rastgele örnekleme yöntemlerinden birisi olan tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aşamasında araştırmacı tarafından mentorlara ve mentilere yönelik olarak hazırlanan "mentorluk sürecinin analizi anketi" ile yarı yapılandırılmış özellik gösteren "görüşme formu" kullanılmıştır. Anket verilerinin nicel analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılarak tanımlayıcı ve anlam çıkarıcı istatistik yöntemleri kullanılmıştır. Görüşme formu verilerinin nitel analizinde ise betimsel ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; mevcut uygulamanın mesleki gelişime katkı sağlama, yeni bilgi ve beceriler kazandırma ve tecrübe aktarımı sağlama yönlerinden katkı sağladığı tespit edilmiştir. Mentor ve mentiler bu konuda benzer fikir sahibidirler. Ancak, mentilerin uygulamanın kişisel gelişime katkı, motivasyon sağlama, mesleğe karşı ilgiyi arttırmaya katkıları ile ilgili olarak kararsız oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Adaylık Eğitimi, Hizmet İçi Eğitim, Mente, Mentor, Mentorluk.

Aday öğretmenlerAtamalarHizmet içi eğitim+5
Ahmet Pala
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

Developing EFL teachers' competencies through an INSET program in Turkish MONE context: An exploratory case study

Professional development and continuous deepening of knowledge and skills are critical components of educational systems' change and growth. Teachers participate in short- and long-term activities to enhance their knowledge, skills, values, and attitudes towards teaching and learning throughout their careers. Considering this process, the primary purpose of this research was to focus on the competency development of English language teachers through an in-service teacher training (INSET) program prepared in the context of Turkish MONE. In addition, this study investigated the relationship between participants' competency levels and the changes in their learning gains, perspectives, and subjective evaluations based on their teaching and learning experiences after participating in an INSET program. Keeping these aims in mind, the research was designed as an exploratory case study, including pre-, while- and post-training phases. As for the pre-phase, the snowball sampling method was utilized to determine the self-perceived competency levels of 267 participants through the English Teachers Field-Specific Competencies Assessment Scale. Simultaneously, 27 English teachers filled in written interview forms prepared by the researcher to obtain in-depth knowledge on the relevant subject. Based on the results obtained from the data, a new training program was designed using the framework of the INSET programs prepared by the Ministry of National Education, General Directorate of Teacher Development and Training for the while-phase of the research. The training evaluation form and KWLA chart were used to collect the necessary data from 24 EFL teachers recruited by a purposive sampling criterion to evaluate the effectiveness of the INSET program and learning gains. Following this, for the post-training phase, the maximum variation sampling method was used to collect data from the wide range of perspectives possible about the five teachers' sustained learning gains and possible challenging situations they faced while implementing what they learned in their educational contexts through semi-structured interviews, lesson observations, and bi-weekly reflective teacher journals. In terms of data analysis, thematic content analysis was employed to analyse all qualitative data from both deductive and inductive perspectives. Additionally, the SPSS software was used to perform descriptive and inferential statistics for the analysis of the obtained quantitative data. The necessary steps (e.g. consent form, member-check, thick description and triangulation) were taken to ensure the reliability and validity of the processes from the pre- to the post-training phases of all these data collection and analysis procedures. The main results indicated that participants were uncertain about their professional skills in teaching English to students with special needs. It was also revealed that teachers had similar views on improving students' English-speaking abilities. In addition, it was found that education level, professional experience, and participation in previous INSET programs statistically affect teachers' self-perceived competency levels. It was understood that developing language skills, more specifically speaking skills was the most common need, followed by the demand to progress their digital skills. Besides, during the INSET program, the teachers were generally found to develop their professional skills, namely, skills related to managing the learning and teaching process. Regarding the effectiveness of the INSET program, teachers also expressed their agreement that the trainers fulfilled the training objectives and that the instruction was highly qualified for them. However, they recommended taking part in a more practical INSET program and more diverse topics to be included in other programs. Furthermore, in the post-training part, the results revealed that although personal or contextual dynamics may affect the level of influence differently, the INSET program mostly benefited teachers, especially by developing a more positive attitude towards professional growth and enhancing their professional skills. Lastly, teachers identified students' opportunities, the school's insufficient technical, financial, or physical circumstances, overloaded curricula and coursebooks, language difficulties, insufficient lesson time, and students' bias toward language learning as the factors responsible for their difficulties in applying and adapting new knowledge and skills in their educational contexts. In the light of the findings, in addition to short-term INSET programs, it is suggested that EFL professional development communities be organized to increase teachers' professional expertise, meet students' learning needs, develop cooperation between teachers, engage in joint activities between different classes and age groups, and provide feedback on other teachers' practices at 'Professional Development Centres' to be established within the Provincial Directorates of National Education. Keywords: teacher competencies, INSET program, professional development

In service trainingIn service training programsProfessional development+6
Ayşe Zambak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi toplumuna geçiş sürecinde Türkiye: Bir kamu kurumunda bilgi teknolojileri kullanımına ilişkin bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, okul idarecileri ve öğretmenlerin görüşleri temelinde, Milli Eğitim Bakanlığı bilgi iletişim teknolojileri (MEBBİS) kullanımının kurumsal işleyişe sağladığı katkıları irdelemek, eleştiri ve öneri getirmektir.Araştırma ile genelde bilgi toplumunun özellikleri ile bir üretim faktörü olarak bilginin organizasyonel dönüşüme yapmış olduğu etkiler değerlendirilmiş, özelde ise eğitim sektörünün politika belirleyicisi olan Milli Eğitim Bakanlığının kurumsal işleyişi irdelenmiştir.Bu bağlamda, örneklem içerisindeki sistem kullanıcılarından elde edilen geri bildirimlere dayalı analiz sonuçları ve yorumları bu alandaki literatüre önemli katkı sağlayacaktır.Araştırmanın evreni, Türk Eğitim Sisteminde yer alan Anadolu Liseleri ile sınırlıdır. Araştırmanın evrenini temsil eden örneklem, Türk Eğitim Sektörü içerisinde yer alan Buca ilçesindeki Anadolu Liseleri öğretmen ve yöneticileri ile sınırlıdır. Bu amaca yönelik olarak söz konusu örneklem grubuna uygulanan ve analiz kapsamında değerlendirilebilir bulunan 100 adet anket, SPSS 17.0 istatistik programı kullanılarak testlere tabi tutulmuş ve elde edilen sonuçlar ilgili bölümde sorgulanmıştır.

Bilgi teknolojisiBilgi toplumuKamu kuruluşları+2
Rıdvan Berberler
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

MEB islâm ansiklopedisi ile TDV islâm ansiklopedisindeki hadis ilmi ile ilgili maddelerin karşılaştırılması

Kur'an'dan sonra dinin ikinci temel kaynağı sünnettir. Sözlü sünnet olarak nitelendirilen hadislerin Hz. Peygamber'e aidiyetinin tespiti hususunda sahâbe döneminden itibaren bazı ölçütler benimsenmiştir. Zaman içerisinde bu kurallar geliştirilerek hadis ilminin önemli konularını oluşturmuştur. Dinî ilimlerin tedvin edilmeye başlandığı II. (VIII.) yüzyıldan itibaren hadise dair eserler yanında İslâm dünyasında ansiklopedik eserlerin de ilk nüveleri meydana çıkmaya başlamıştır. Dünyada ansiklopedilerin yaygınlaşması ile İslâm dinine yönelik ansiklopedik çalışmaların da arttığı görülmüştür. Günümüzde toplu bilgiye ulaşmanın en işlevsel yollarından biri olan ansiklopedilere müracaat etme geleneği diğer ilimlerde olduğu gibi hadis ilmi için de uygulanabilir bir durumdur. Yakın dönemin önemli iki ansiklopedik eseri olan "Millî Eğitim Bakanlığı İslâm Ansiklopedisi" ile "Türkiye Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopedisi" eserlerinin hadise dair olan ortak maddelerinin değerlendirilmesini ve mukayesesini yapmak sağlıklı bilgiye ulaşmak için önem arzetmektedir. Öte yandan MİA, şarkiyatçılar tarafından hazırlanan "Encyclopaedia of Islam" eserinin esas alınması ile meydana getirilmişken DİA ise Müslüman ilim adamları tarafından telif edilen bir eserdir. Bu yönüyle hadis maddeleri bağlamında bir tarafta çoğunluğu Müslüman olmayan batılı yazarların ve diğer tarafta ise Müslüman olan müelliflerin aynı konulara olan bakış açıları da incelenmiş olacaktır. Her iki ansiklopedide hadis ilmine dair 150'si doğrudan ve 172'si ise dolaylı olmak üzere toplam 322 madde tespiti yapılmıştır. Belirlenen kriterler çerçevesinde 13'ü hadis usûlü ve 9'u ise şahıs isimlerine dair olmak üzere bunlardan sadece 22 tanesi değerlendirilerek mukayeseleri yapılmıştır.

AnsiklopedilerDiyanet İşleri BaşkanlığıHadis+2
Hasan Özcan
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel adaletin örgütsel vatandaşlık davranışı ve iş tatmini üzerine etkisi: Libya'da bir araştırma

Çalışmada, örgütsel adalet ve örgütsel vatandaşlık davranışı ile iş tatmini arasındaki ilişkiyi tespit ederek, örgütsel adalet ve örgütsel vatandaşlık davranışının iş atatmini üzerine olan etkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu bağlamda Libya-Trablus Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatı çalışanlarına yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada üç temel kavram üzerine odaklanılmıştır. Birincisi, örgütsel adalet, ikincisi örgütsel vatandaşlık davranışı ve üçüncüsü ise iş tatmini kavramıdır. Örgütsel adalet, bir çalışanın örgütteki adalet algısıdır. Çalışanın örgüte yaptığı katkı karşılığında örgütten aldığı paya yönelik algısı olarak tanımlanabilir. Örgütsel adalet, dağıtımsal adalet, prosödürel adalet ve etkileşimsel adalet boyutları değerlendirilmektedir. Çalışmada örgütsel adalet, bu üç temel boyutu ile ele alınmıştır. Örgütsel vatandaşlık davranışı (ÖVD), örgütlerde çalışan ve yöneticilerin resmi iş tanımlarının ötesinde veya resmi iş tanımının herhangi bir bir parçası olmayan bir davranış olarak olarak kabul edilen gönüllü bir davranış türü olarak kabul eedilmektedir. Örgüt yararına, tüm olumlu ve yapıcı davranışları kapsamaktadır. Çalışanların ve yöneticilerin kendi özgür iradeleriyle herhangi bir karşılık beklemeden çalışma arkadaşlarını destekleyen ve örgüte fayda sağlayan davranışlardır. Çalışmada örgütsel vatandaşlık davranışı örgüte ve bireye yönelik örgütsel vatandaşlık olarak iki temel boyutla ele alınmıştır. Çalışmada üzerinde durulan kavramlardan üçüncüsü ise iş tatmini kavramıdır. İş tatmini, çalışanların işle ilgili özellikleri algılama durumudur. Çalışanın iş şartları olan iletişim, işin yapısı, sağlanan fayda, ödül, yönetici tatmini ve promosyon gibi hususlara ilişkin algı durumudur. Çalışma, Libya-Trablus Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında çalışan 266 çalışanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışanların araştırma kapsamına dahil edilmesinde kolayda örneklem yöntemi tercih edilmiştir. Örnekleme dahil edilen çalışanlardan konuya ilişkin verilerin toplanmasında anket tekniği kullnılmıştır. Ankette çalışanların sosyo-demografik özellikleri, örgütsel adalet, örgütsel vatandaşlık davranışı ve iş tatmine ilişkin ölçeklere yer verilmiştir. Kullanılan ölçekler beşli Likert ölçeği olarak tasarlanmıştır. Çalışmada toplanan verilerin sınıflandırılmasından sonra ölçeklere ilişkin güvenilirlik ve geçerlilik analizleri yapılmıştır. Yapılan istatistiki analizler sonucunda örgütsel adalet ve örgütsel vatandaşlık davranışı ile iş tatmini arasında pozitif bir ilişkinin olduğu ve iç müşteri ilişkileri yönetimi arasında pozitif yönlü bir ilişkin olduğu, örgütsel adalet ve örgütsel vatandaşlık davranışının iş tatminini olumlu etkilediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Adalet, Örgütsel Vatandaşlık Davranışları, İş Tatmini, Libya.

LibyaMilli Eğitim BakanlığıÇalışanlar+3
Abdulkaber Ibrahım Abdulhafed Elsteel
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel adalet ile iş doyumu arasındaki ilişki: Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü örneği

Bu çalışmanın amacı, örgütsel adalet algıları ile iş doyumu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü'nde çalışan 412 personel katılmıştır. Örgütsel adalet algıları ve iş doyumlarını belirlemek üzere ilişkisel bir çalışma modelinde tasarlanan bu araştırmada, örgütsel adalet algılarının ölçülmesi için Moorman (1991) tarafından tasarlanan 18 maddelik ölçek kullanılmıştır. Bu ölçek örgütsel adalet algısını üç boyutta (prosedürel, etkileşimsel ve dağıtımsal) ele almaktadır. Katılımcıların iş doyumlarını ölçmek için de Weiss, Dawis, England ve Lofguist (1967) tarafından geliştirilen Minnesota İş Doyumu Ölçeği (Minnesota Satisfaction Questionnaire - MSQ) kullanılmıştır. Ölçek iş doyumunu içsel doyum ve dışsal doyum olmak üzere iki boyutta ele almaktadır.Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların örgütsel adalet algıları ile iş doyumu arasında pozitif yönde bir ilişki vardır. Prosedürel adalet ve etkileşimsel adalet değişkenlerinin içsel ve dışsal doyum puanlarının açıklanmasında anlamlı yordayıcılar oldukları görülmektedir. Çalışanların prosedürel ve etkileşimsel adalet algılarının iş doyumu üzerinde dağıtım adaletinden daha yüksek bir ilişki düzeyine sahip olduğu saptanmıştır. Bayan çalışanların içsel ve dışsal doyum düzeylerinin erkeklere oranla daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, katılımcıların içsel ve dışsal doyum düzeyleri hizmet yılına bağlı olarak anlamlı farklılık göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Örgütsel adalet, prosedürel adalet, etkileşimsel adalet, dağıtımsal adalet, iş doyumu, içsel doyum, dışsal doyum.

Kamu personeliMilli Eğitim BakanlığıÖrgütsel adalet+1
Yılmaz Yıldızhan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

1992 ve 2005 tarihli Türk dili ve edebiyatı öğretim programına göre hazırlanan MEB edebiyat (Türk edebiyatı) ders kitapları üzerine karşılaştırmalı bir değerlendirme çalışması

Bu araştırma, 1992 ve 2005 tarihli Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programına göre hazırlanan ve MEB tarafından yayımlanan Türk Dili ve Edebiyatı-Edebiyat ve Türk Edebiyatı ders kitaplarına ilişkin öğretmen düşüncelerini ve bu düşünce düzeylerini demografik değişkenlere göre karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır.Araştırmada bütüncül bir yaklaşımla nicel ve nitel boyutlu betimsel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara ili merkez ilçelerinde (Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Pursaklar, Sincan, Yenimahalle) bulunan ortaöğretim kurumlarında 2010-2011 eğitim-öğretim yılında görev yapan Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenleri oluşturmaktadır. Nicel araştırmanın örneklem grubunu Ankara ili merkez ilçelerinde bulunan ortaöğretim kurumlarında görev yapan 400 Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel araştırmanın katılımcıları da Ankara ili merkez ilçelerinde bulunan ortaöğretim kurumlarında görev yapan 75 Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeninden meydana gelmektedir.Araştırma ile ilgili nicel veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen 1992 ve 2005 tarihli Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programına göre hazırlanan ve MEB tarafından yayımlanan Türk Dili ve Edebiyatı-Edebiyat ve Türk Edebiyatı ders kitaplarına ilişkin öğretmen anketinden elde edilmiştir. Anket dört bölümden oluşmaktadır. Ankette öncelikle öğretmenlere ait kişisel bilgilere yer verilmiştir. Anket ?İçerik?, ?Dil ve Anlatım?, ?Hazırlık ve Değerlendirme?, ?Fiziksel Yapı-Görsel Düzen-Tasarım? bölümlerinden oluşan 64 maddeden meydana gelmiştir. Ayrıca 1992 ve 2005 tarihli Türk Dili ve Edebiyatı öğretim programına göre hazırlanan MEB tarafından yayımlanan Türk Dili ve Edebiyatı-Edebiyat ve Türk Edebiyatı ders kitaplarına ilişkin öğretmen görüşme formu da düzenlenmiştir.Araştırmanın amacı ve ana problemi çerçevesinde oluşturulan alt problemlere ilişkin toplanan nicel verilerin istatistiksel çözümlemelerinde analizler için elde sonuçlar 0.05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Çalışmada yer alan analizler için SPSS 20.0 paket programı kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlemelerinde ise içerik analizinden yararlanılmıştır.Bu çalışmada ilk olarak Kolmogorov-Smirnov testi ile verilerin normal dağılıma uyup uymadığı incelenmiştir. Ölçekte yer alan maddelerin normal dağılıma sahip olduğu durumlarda iki grubun karşılaştırılmasında Independent Sample t testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında ise Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) kullanılmıştır. Eğer varyans analizi sonucunda gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuşsa hangi grupların birbirinden farklı olduğunun tespit edilmesi için çoklu karşılaştırma (multiple comparisons) testlerinden Tukey testi uygulanmıştır. Grupların karşılaştırılmasına ilişkin testlerde varyans homojenliği varsayımı Levene testi ile incelenmiş ve hangi test istatistiğinin dikkate alınacağına karar verilmiştir.Öğretmenlerin eski ders kitabına ilişkin içerik, dil ve anlatım, hazırlık ve değerlendirme ve fiziksel yapı-görsel düzen-tasarım değerlendirmelerinin Türk Dili ve Edebiyatı öğretimi konusunda almış oldukları eğitimi yeterli bulma durumuna göre, alanları ile ilgili eksikliklerinin olma durumuna göre, meslekleri ile ilgili hizmet içi eğitim seminerine katılma ihtiyacına göre, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak daha önce uyguladıkları 1992 yılı Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programındaki bilgi ve becerilerin yeterliliği açısından, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak uyguladıkları 2005 yılı Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programındaki bilgi ve becerilerin yeterliliği açısından farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.Öğretmenlerin yeni ders kitabına ilişkin içerik, dil ve anlatım, fiziksel yapı-görsel düzen-tasarım değerlendirmelerinin cinsiyete göre, yükseköğretim programına göre, Türk Dili ve Edebiyatı öğretimi konusunda almış oldukları eğitimi yeterli bulma durumuna göre, 1992 yılı Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programı konusunda herhangi bir kurs, seminer vb. etkinliğe katılma durumuna göre, 2005 yılı Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programındaki bilgi ve becerilerin yeterliliği açısından ve Türk Edebiyatı ders kitabını kullanma amaçlarına göre farklılık gösterdiği söylenebilir.Öğretmenlerin eski-yeni ders kitabı farkına ilişkin içerik, dil ve anlatım, fiziksel yapı-görsel düzen-tasarım değerlendirmelerinin cinsiyete göre, 1992 yılı Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programı konusunda herhangi bir kurs, seminer vb. etkinliğe katılma durumuna göre farklılık gösterdiği söylenebilir. 2005 yılı Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programı konusunda herhangi bir kurs, seminer vb. etkinliğe katılan öğretmenler hazırlık ve değerlendirme açısından yeni ders kitabını daha olumlu görmektedirler. Dil ve anlatım, hazırlık ve değerlendirme boyutlarında meslekleri ile ilgili hizmet içi eğitim seminerine katılma ihtiyacına göre farklılık gösterdiği söylenebilir. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak uyguladıkları 2005 yılı Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programındaki bilgi ve becerilerini yeterli gören öğretmenlerin yeni ders kitabını fiziksel yapı-görsel düzen-tasarım açısından daha olumlu gördüğü belirtilebilir. Çalışmada bu bulgular ışığında çeşitli öneriler sunulmuştur.Anahtar kelimeler: Türk Dili ve Edebiyatı Öğretimi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programları, Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitapları, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri

Ders kitaplarıEdebiyat dersiEdebiyat eğitimi+8
Özlem Bayrak Cömert
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatındaki fetihnâmelerin değerler eğitimi bakımından incelenmesi

Bu araştırmada, Türk Edebiyatında yer alan Fetihnâmelerin, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okullarda uygulanması istenilen "Değerler Eğitimi Projesi" bakımından incelenmesi amaçlanmaktadır. Osmanlı Devleti döneminde yazılan fetihnâmelerin incelenmesi sonucunda, eserlerde bir askerî harekâtın başlangıcından sonlandırılmasına kadar geçen dönemin ayrıntılarıyla anlatıldığı görülür. Aynı zamanda eserlerde, devletin siyasî ve askerî yöneticilerinin seferlerin tüm safhasındaki duygu, düşünce ve niyetlerinin yer aldığı görülmektedir. Bu bakımdan değerler eğitimi projesinde yer alan değerlerin hangilerinin ne sıklıkta kullanıldığı, askerî harekatlarda özellikle padişahların ve devlet adamlarının hangi değerler ile öne çıktıkları, fetihnâmelerin yazıldığı dönemlerde toplumsal yaşamda hangi değerlerin önem arz ettiği üzerine metinler incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda sorumluluk, özgüven, vatanseverlik, şefkat (merhamet), çalışkanlık, vefalı olma, adil olma, yardımseverlik, kardeşlik-birlikte yaşama ve doğruluk değerlerinin fetihnâmelerde sıklıkla kullanıldığı görülmektedir. Fetihnâmeler şekil bakımından, sefer kararının alınması, hazırlıkların yapılması, sefere çıkılması, toprakların ele geçirilmesi ve sonrasında, birtakım değerlerin belli yerlerde konumlandırılması düzeninde oluşturulmuştur. Fetihler sonlandırılıncaya kadar vatanseverlik, sorumluluk, özgüven ve çalışkanlık değerlerinin sıklıkla yer aldığı, akabinde, toprakların ele geçirilmesiyle şefkat(merhamet), adil olma, misafirperverlik, saygı, temizlik, sabırlı olmak, sevgi, kardeşlik-birlikte yaşama değerlerinin bunları takip ettiği görülmektedir. Sonuç olarak, Osmanlı devleti yöneticilerinin sömürge etmek niyetiyle yeni topraklar ele geçirmediği, aksine bazı yüce değerler etkisiyle fetihler yaptıkları bilgisi eserlerde yer almaktadır. Anahtar Sözcükler: Değerler, Eski Türk Edebiyatı, Fetihler, Fetihnâme, Millî Eğitim Bakanlığı, Osmanlı Devleti, Zafernâme.

DeğerlerDeğerler eğitimiEski Türk edebiyatı+7
Aydın Özdemir
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Eğitim Bakanlık Denetçilerinin ortaöğretim kurumlarındaki psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin denetiminde karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri

Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim kurumlarında görev yapmakta olan yönetici ve rehber öğretmenlerin psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri alanındaki çalışmalarının Milli Eğitim Bakanlık Denetçileri tarafından denetiminde yaşanan denetim sorunlarını ve bu sorunların üstesinden gelebilmek için sunulan önerileri belirlemek; ve ulaşılan sonuçlar eşliğinde PDR hizmetlerinin denetimindeki etkililiğin arttırılması yönünde öneriler geliştirmektir. Bu araştırma nitel bir çalışmadır. Ortaöğretim kurumlarında görev yapmakta olan yönetici ve rehber öğretmenlerin psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri alanındaki çalışmalarının, Milli Eğitim bakanlık denetçileri tarafından denetiminde yaşanan sorunları; ve bu sorunların üstesinden gelebilmek için sunulan önerileri belirlemek üzere örneklem dahilindeki bireylerin görüşleri, görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini, Milli Eğitim Bakanlığı?nda görev yapan, Ankara?da 262, İzmir?de 19, ve İstanbul?da 34 olmak üzere, toplam 315 başdenetçi, denetçi ve denetçi yardımcısı oluşturmaktadır. Araştırma, denetçi görüşlerinin alınması yoluyla gerçekleştirilen nitel bir çalışma olduğundan, denetçiler içinden gönüllü olanları dikkate alınarak, 40 denetçi ile görüşme yapılmıştır. Seçilen bu kişiler ortaöğretim kurumlarında görev yapmakta olan yönetici ve rehber öğretmenlerin psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri alanındaki çalışmalarının denetiminde yaşanan sorunları; ve bu sorunların üstesinden gelebilmek için sunulan öneriler hakkında yeterli bilgiye ve tecrübeye sahiptir.Denetçilere, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile 9 soru sorulmuş, yanıtlar veri kaybının olmaması için kaydedilmiştir.Araştırmada, önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Bakanlık denetçilerinin bir kısmının, denetim öncesi denetlenenlerle süre yetersizliğinden dolayı ön görüşme yapmadığı; ön görüşmenin denetimin amaçlarına ulaşması açısından önemli olduğu; rehberlik hizmetlerinin her zaman bu alandan mezun denetçiler tarafından denetlenemediği; rehber öğretmenlerin ve diğer çalışanların iletişim ve işbirliğinde sorunlar yaşandığı; rehber öğretmenlerin mesleki yeterliliklerin arttırılması gerektiği; okul yöneticilerinin rehberlik hizmetleri ile ilgili görev ve sorumluluğunu yerine getirmediği vb. sonuçlara ulaşılmıştır.Yapılan denetimin amaçlarına etkili şekilde ulaşabilmesi için, araştırma sonuçlarına dayalı olarak birtakım öneriler sunulmuştur. Denetimde ön görüşme yapılmasına önem verilmesi; rehberlik hizmetlerinin denetiminin bu alandan mezun denetçiler tarafından yapılmasının sağlanması; hizmet içi eğitimlere ağırlık verilerek, denetçilerin PDR alanındaki mesleki yeterliklerinin artırılması; mevzuatın güncellenmesinin sağlanması, vb. yapılan önerilerden bazılarıdır. Anahtar Kelimeler: Milli Eğitim Bakanlığı, Denetçi, Ortaöğretim, Rehberlik, Rehber Öğretmen, ?

DenetimDenetçilerEğitim denetimi+7
Fatih Kaya
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

2000-2008 yılları arasındaki Talim ve Terbiye Kurulu kararlarının değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, Talim ve Terbiye Kurulu (TTK)' nun 2000 - 2008 yıllarını kapsayan dönemde aldığı kararların nicel ve nitel incelemesini yapmaktır.Türk Milli Eğitim Sisteminin öğretim programlarını, ders kitaplarını ve bütün eğitim ? öğretim araçlarını belirleyen, yönlendiren ve Türk toplumunun ihtiyaçları doğrultusunda gelecek kuşakların yetişmesi ve eğitilmesi için temel hedef ve kararları tespit eden Talim ve Terbiye Kurulu' nun 2000 - 2008 yılları arasındaki kararları, belgesel tarama tekniği ile ele alıp incelenmiş, elde edilen veriler bir sistem içinde bütünleştirilerek, genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Ayrıca bu amaca bağlı olarak incelenen Talim ve Terbiye Kurulu Kararları' nın eğitim uygulamalarına yansımaları da incelenmiştir.Bu araştırma, Talim ve Terbiye Kurulunun ' nın 2000 - 2008 yılları arasındaki almış olduğu Yönetmelik, Eğitim Programları, Ders Kitapları, Ders Dağıtım Çizelgesi ve Şûra kararlarıyla sınırlı tutulmuştur.TTK' nın 2000 - 2008 yılları arasında alınan kararların büyük çoğunluğunu ders kitaplarıyla ilgili kararların oluşturduğu görülmektedir. 2000 - 2008 yılları arasındaki kararların %69' u Ders Kitabı, %13' ü Eğitim Programları, %8' i Yönetmelik, , %7.8' i Ders Dağıtım Çizelgesi, %2' si çeşitli konular, %0.2' si ise Eğitim Şûralarıyla ilgili düzenlemelerden oluşmaktadır.

EğitimEğitim kalitesiEğitim sistemi+5
Durmuş Ali Cihan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ödüllendirmenin ortaöğretim okullarındaki öğretmenleri ve yöneticileri güdüleme düzeyi ( Ankara ili örneği )

Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim okullarındaki yönetici ve öğretmenlerin MEB ödül sistemi hakkındaki görüşlerini ortaya koymak ve öğretmenlere yönelik olarak uygulanmakta olan resmi ödüller ile ödül olabilecek nitelikteki diğer özendiricilerin, yönetici ve öğretmenleri güdüleme düzeyini belirlemektir.Araştırmanın çalışma grubunu 2009/2010 eğitim-öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde bulunan 26 ortaöğretim okulunda görev yapmakta olan 306 öğretmen, 49 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırma için gerekli verilerin toplanması amacıyla araştırmacı tarafından bir anket geliştirilmiştir. Anket hazırlanırken Şenufuk (2004) tarafından geliştirilen anketten faydalanılmıştır. Anket üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde yönetici ve öğretmenlerin MEB ödül sistemi hakkındaki görüşlerini, üçüncü bölümde ödül sisteminin motivasyon sağlama düzeyini, öğrenme amaçlı sorulara yer verilmiştir.Toplanan verilerin analizi, SPSS 16.00 for Windows paket programı yardımıyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, ortaöğretim kurumlarında görev yapmakta olan öğretmen ve okul yöneticilerinin ödül sistemi hakkındaki görüşleri olumsuzdur. Ödül sisteminin, çalışanlara duyurulması, ödüllerin belirleme sürecine çalışanların katılımının sağlanması ve ödül kriterlerinin açık olması en fazla olumsuz görüş belirtilen konular olmuştur. Yönetici ve öğretmenlerin ödül sistemi hakkındaki görüşlerinin sekiz demografik özelliğin dördünde (yönetici-öğretmen, ödül alıp-almama, okul türü, öğrenim durumu) anlamlı farklılıklar bulunmuştur.Araştırma sonucunda; ödüllerin genel olarak yönetici ve öğretmenleri oldukça güdülediği görülmüştür. Yönetici ve öğretmenleri en çok güdüleyen ödüller aşağıdaki gibidir.1-Mesleki gelişim için yurtdışı gezi olanağı sağlanması.2-Eğitim-Öğretim alanında yeni buluşlar ve katkılar sağlayanlara iki maaş ödül verilmesi.3-Öğrencilerin kendisine değer verdiğini bilmesi ve hissetmesi.Yönetici ve öğretmenlerin ödüllerin güdüleme düzeyine ilişkin görüşlerine göre, sekiz demografik özelliğin dördünde (Cinsiyet, öğretmen-uzman öğretmen, branş, okul türü) anlamlı farklılıklar bulunmuştur.Sonuç olarak, ödüllendirmenin yönetici ve öğretmenleri motive etmesine rağmen uygulanmakta olan MEB ödül sisteminin adil ve şeffaf bir değerlendirmeyi sağlamadığı, uygulayıcı konumundaki üst yöneticilerin objektif bir tutum sergilemediği görülmüştür.

AnkaraMilli Eğitim BakanlığıMotivasyon+5
Ahmet Keskin
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal sosyal sorumluluk projesi olarak Gönül Köprüsü Projesinin değerlendirilmesi

Bu araştırma ile ?Kurumsal Sosyal Sorumluluk? kavram açıklanmış ve Ülkemizde bu kapsamda gerçekleştirilen kurumsal sosyal sorumluluk projelerinden biri olan ?Gönül Köprüsü? Projesi'nin öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi yapılmıştır.Çalışma, teorik ve uygulama olmak üzere iki temel kısımdan oluşmaktadır. Teorik kısımda, genel olarak kurumsal sosyal sorumluluk kavramı, kavramın ilişkili olduğu ve karıştırıldığı diğer kavramlar açıklanarak, Türkiye'de kurumsal sosyal sorumluluk hakkında bilgi verilmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı ile özel sektör işbirliğinde gerçekleştirilen kurumsal sosyal sorumluluk projelerinden bahsedilmiştir. Bu projelerden birisi olan ?Gönül Köprüsü? projesi hakkında ise detaylı bilgi verilmiştir.Uygulama kısmında ise, nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve araştırma verileri ?Gönül Köprüsü? projesine Ankara ve Van illerinden katılan toplam 60 öğrenciyle yarı yapılandırılmış görüşme formu ile yapılan yüz yüze görüşmelerden elde edilmiştir. Görüşmeler sonunda katılımcıların onayı alınarak kaydedilen ses kayıtları deşifre edilmiştir. Verilerin analizinde ise ?içerik analizi? yöntemi kullanılmış ve oluşturulan kodlar tablolaştırılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre; ?Gönül Köprüsü? projesi ile öğrencilerin zihinlerinde var olan doğu-batı önyargısı ortadan kalktığı ve öğrenciler üzerinde olumlu yönde değişiklikler olduğu görülmüştür. Genel olarak, proje ile istenilen sonuçlara ulaşıldığı sonucuna varılmıştır. Araştırma sonuçlarının bundan sonra düzenlenecek olan Gönül Köprüsü projesi ve buna benzer projelerin hazırlanmasında yol gösterici olabileceği ayrıca bu tür araştırmaların yapılmasını teşvik edeceği düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluk, Eğitim Projeleri, Gönül Köprüsü

EğitimEğitim kurumlarıGönül Köprüsü Projesi+6
Binnur Uzun
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver'in eğitim ve kültür anlayışı

Bu araştırmanın amacı, Cumhuriyetimizin ikinci Milli Eğitim Bakanı olan Hamdullah Suphi Tanrıöver'in eğitim ve kültürle ilgili görüş ve uygulamalarını tozlu raflarda kalmaktan kurtararak, Türk toplumunun kullanımına sunmaktır.Bu araştırmada, geçmiş zamanlarda meydana gelmiş olay ve olguların araştırılması, geçmişin eleştirel bir gözle incelenmesi ve analizi için gerekli verilerin yazılı kaynaklardan ve belgelerden elde edilmesi nedeniyle tarihi yöntem kullanılmıştır.Araştırmada; Hamdullah Suphi Tanrıöver'in öğretmenlik hayatı, Türk Ocakları Başkanlığı, Bükreş Büyükelçiliği ve Milli Eğitim Bakanlığı dönemlerindeki görüş ve uygulamalarına genel olarak değinilmeye çalışılmıştır. Hamdullah Suphi Tanrıöver'in içinde yetiştiği dönemin genel özellikleri, bu dönemde etkili olan fikir akımları ve dönemin eğitim sisteminin genel durumu hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. Özgeçmişi, öğretmenlik hayatı, evlenmesi, büyükelçiliği, hitabeti, şairliği ve edebi şahsiyeti, eserleri, vefatı ve hakkında yazılan yazılar üzerinde durulmuştur. Eğitim anlayışı, Milli Eğitim Bakanı oluş süreci, yapmış olduğu örgütleme çalışmaları, örgün öğretim kurumları üzerindeki çalışmaları, İstiklal Marşı'nın kabul edilmesindeki çalışmaları, karşılaştığı sorunlar ve bu sorunlara karşı ürettiği çözüm önerileri açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak; milliyet, medeniyet, milliyetçilik konularına ve Atatürk inkılâplarına bakışı, Türk Ocakları Başkanlığı dönemindeki faaliyetleri ve Gagauz Türkleri ile ilgili çalışmaları hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.Bu bulgular ışığında Hamdullah Suphi Tanrıöver'in eğitim ve kültür hayatımızı etkileyen fikirleri ile uygulamaları hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Türk eğitim ve kültür hayatına yapmış olduğu katkılar, tarihi belgeler incelenerek tarafsız bir yaklaşımla ortaya konulmuştur.

BakanlarEğitim düşüncesiKültür+2
Murat Demir
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İlçe milli eğitim şube müdürlerinin yetiştirilmesi

IV ÖZET Yüksek Lisans Tezi İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlerinin Yetiştirilmesi Mustafa AKDAŞ Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı 2004; Sayfa: XIV + 100 Dünyada, eğitim yöneticiliğinin artık profesyonel bir meslek halini alması, ülkemizde de eğitim yöneticilerinin, eğitim yoluyla yetiştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Eğitim yönetiminin çok önemli bir halkasını teşkil eden şube müdürlerinin, çok belirgin ve bilimsel olmayan ölçütlere göre atanması yerine, ilk defa 1999 yılında bu konuda çıkarılan bir yönetmelik ile sınavla seçilip, hizmet içi eğitimle yetiştirilmeye başlanması önemli bir adımdır. İş başındaki şube müdürlerinin görüşlerine dayalı olarak yürütülen bu araştırma, betimsel nitelik arz eder. Araştırmanının evrenini, 1 Temmuz 2000 tarihinde yönetici seçme sınavına girerek, katıldıkları hizmet içi eğitim sonunda başarılı olanlardan, ataması yapılan şube müdürleri oluşturmaktadır. Örneklemi ise, bu grup içerisinden ilgili birimden isimleri alınan 352 şube müdüründen, anketi cevaplayan 293 şube müdürü oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, örneklem grubunda yer alan, şube müdürlerine uygulanan anketle elde edilmiştir. Anket, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olup, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış ve güvenirlik katsayısı Alpha 0.81 olarak hesaplanmıştır. Anketlerin uygulanması, Milli Eğitim Bakanlığı Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı (EARGED) tarafından yapılmıştır. Anketle toplanan veriler, SPSS for Windows 10.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde, yüzde, standart sapma, frekans, f, t testi, varyans analizi yöntemleri kullanılarak aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir. Hizmeti içi eğitim, amaçlara uygun olarak ve kursiyerlerin aktif katılımını sağlayacak şekilde verilmekte; motivasyonu sağlamakta ve katılımcıların sorun çözme becerisini geliştirmektedir. Fiziki mekanların eğitime uygun olduğu ve öğretim görevlilerinin katılımcılarla iyi iletişim kurdukları belirlenmiştir. Hizmet içi eğitim programının iş başında geçerliliği, öğretim görevlilerince araç- gerecin kullanılması, katılımcıların materyallereV ulaşmaları, görüş ve önerilerine başvurulması, yaşanmış olaylara yer verilmesi konularında kararsız kalmışlardır. Süreyi yetersiz görerek, hizmet içi eğitimin uygulamaya dönük olmadığını belirtmişlerdir. Şube müdürleri, hiyerarşik yapıdaki statülerinin açık olmadığını, yetkilerinin yetersiz, sınırlarının açık ve net belirginleşmediğini ifade etmiş; okul müdürleri, diğer astları ve üstleri ile iletişimde sorun yaşamaktadırlar. Yetki ve sorumluluklarının dengeli olmadığını; mevzuat bilgisinin iyi bir şube müdürlüğü için yeterli görülemeyeceğini ifade etmişlerdir. Kendilerini eğitimsel liderlik gösterebilecek durumda görmüyorlar, eğim öğretim işlerine yeterince zaman ayıramıyorlar, ilçenin eğitim politikasına yenilik getirebilecek konumda olduklarını düşünmüyorlar. Şube müdürleri, karar verirken yetkilerini, yeterince kullandıklarını, üstleri tarafından verilen görevleri, sorumluluk alanında gördüklerini, görev verirken rehberlik yaparak yönetmeliklere bağlı kaldıklarını ifade etmişlerdir. Şube müdürleri, çözemedikleri sorunları üstlerine iletmekte, günlerinin çoğunu rutin işlerle geçirmektedirler. Şube müdürleri, görevleri sırasında, gerekli sosyal ortamın mevcut olduğu, görevleri sırasında baskı gruplarının etkisinde kaldıkları, karara katılma ve okul müdürleri ile öğretmenleri etkilemeleri konusunda da kararsız kalmaktadırlar. Liderlik, Vizyon Geliştirme, Halkla İlişkiler, Kriz Yönetimi, Kurum Kültürü, İletişim ve Sosyal Etkileşim Becerileri, İnsan Kaynakları Yönetimi, ve Mesleki Etik konularında ayrılan süre, kapsam, yeterli görülmüş; anlatımında seçilen yöntemler ile hazırbulunuşluk düzeyi uygun bulunmuştur. Kamu ve Eğitim yönetimi, Toplantı, Zaman ve Stres Yönetimi, kapsam, süre, yöntemler ile hazırbulunuşluk olarak yeterli bulunmuştur. Bütçe konusuna ayrılan süre, kapsam bakımından yetersiz bulunmuş; ancak, yöntem ve hazırbulunuşluk bakımından uygun bulunmuştur. Toplam Kalite Yönetimi süre, kapsam, seçilen yöntemler ile hazırbulunuşluk düzeyi olarak yeterli bulunmuştur. Yönetimin Temel Kavramları ve Yönetim Süreçleri süre, içerik seçilen yöntemler ile hazırbulunuşluk düzeyi olarak yeterli bulunmuştur. İletişim ve Sosyal Etkileşim Becerileri konusu, yöntem, kapsam ve hazırbulunuşluk bakımından uygun bulunmuş, ancak süre bakımından, şube müdürleri arasında görüş birliği oluşmamıştır. Teknoloji Kullanma ve Araştırma konusuna ayrılan süre, yöntem ve kapsam bakımından yetersiz, ancak hazırbulunuşluk düzeyi olarak yeterli bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Eğitim Yöneticiliği, Şube Müdürü, Hizmet İçi Eğitim

Eğitim yönetimiMilli Eğitim BakanlığıMüdürler+2
Mustafa Akdaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Eğitim Bakanlığı hizmet içi eğitim etkinliklerinin meslek lisesi öğretmenleri tarafından değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, meslekî ve teknik orta öğretim kurum/kuruluşlannda görevli yönetici ve öğretmenlere Mili Eğitim Bakanlığı Hizmetiçi Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından verilen hizmetiçi eğitim uygulamalarının, öğretmen görüşlerinin alınarak değerlendirmesinin yapılmasıdır. Betimsel nitelikte olan bu araştırmanın evrenini 2001, 2002 ve 2003 yıllarında Ankara İli Büyük Şehir sınırları içerisinde okul türüne göre, Endüstri Meslek Lisesi, Kız Meslek Lisesi, Ticaret Meslek Lisesi ve Mesleki Eğitim Merkezlerinde(Çıraklık Eğitim Merkezi) görevli olup 123 Hizmetiçi eğitim merkezinde eğitim faaliyetine katılan 3296 meslek dersi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma için 250 öğretmen, Tabakalı Örnekleme - Orantılı Paylaşım (Stratified Sampling- Proprtional Allocation) Metodu ile belirlenmiş ve tamamına anket uygulanmış,dönen anketlerin 199'u geçerli kabul edilmiştir. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS (The Statistical Package for Social Science) paket programı kullanılmıştır. Veriler özelliklerine göre gruplandınlarak frekansları, yüzdeleri, aritmetik ortalama ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Bu araştırma ile elde bulgular, öğretmenlerin; hizmetiçi eğitim ihtiyacının belirlenmesinde görüşlerine yeterince başvurulmadığı, kursiyerlerin seçiminde müracaatlarının objektif değerlendirilmediği, hizmetiçi eğitim merkezlerinin konaklama, eğitim ortamı ile öğretim materyalleri ve personel yönünden yeterli olmadığı, hizmetiçi eğitim faaliyetlerinde uygulanan programların ihtiyaçları karşılamadığı, hizmetiçi eğitim faaliyetine katılan eğitim görevlilerinin yeterli olduğu, kursiyerlerin faaliyet konuları hakkında önceden bilgilendirilmedikleri için etkin olamadıkları, faaliyet sonunda verilen belgenin özlük haklarına yansıtılması gerektiğini ve hizmetiçi eğitim faaliyetine katılan kursiyerlere ödenen yolluk, yevmiye ve ders ücretlerinin ihtiyaçlarının karşılamada yeterli olmadığına inandıklarını göstermiştir.

EğitimHizmet içi eğitimMeslek liseleri+6
Feridun Saka
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

I. Meclis dönemindeki eğitim ve kültür faaliyetleri ve Milli Eğitim Bakanları

BakanlarEğitimEğitim faaliyetleri+6
Ayşegül Sertkaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Örgüt yapısının örgütsel iletişime etkisi (Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Örgütü örneği)

Bu araştırmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı merkez örgütünde, biçimsel örgüt yapısının örgütsel iletişime etkisinin belirlenmesidir. Bu amaçla, biçimsel örgüt yapısının boyutları olan merkezileşme, karmaşıklık ve biçimselleşme derecelerinin örgütsel iletişime etkisi MEB Merkez Örgütünde görev yapmakta olan yöneticilerin ve personelin görüşleri alınarak incelenmiştir. Araştırma, tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak örgüt yapısının örgütsel iletişime etkisini belirlemeye yönelik, beşli likert tipinde 39 maddeden oluşan bir ölçek kullanılmıştır. Uzman görüşleri doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen ölçek, merkezileşme, biçimselleşme ve karmaşıklık boyutunun alt boyutları olan dikey farklılaşma, yatay farklılaşma, uzmanlaşma, bölümlendirme ve denetim alanı olmak üzere toplam yedi boyuttan oluşmaktadır. Araştırmanın evreni, Milli Eğitim Bakanlığı merkez örgütüne bağlı Genel Müdürlüklerde ve Daire Başkanlıklarında görev yapmakta olan daire başkam, şube müdürü, şef, uzman ve memurlardan oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Örgütünde random yöntemiyle seçilen yedi genel müdürlük ve üç daire başkanlığında görev yapan Daire Başkam, Şube Müdürleri, Şef, Uzman ve Memurlardan oluşan toplam 200 yönetici ve personelden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin istatistiksel analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-testi, tek yönlü varyans analizi ve tukey-HSD testi kullanılmıştır. Farklılıkların anlamlılığının sınanmasında anlamlılık düzeyi oc =.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular aşağıda sıralanmıştır. 1. Örgüt yapısının merkezileşme boyutuna ilişkin olarak, merkezileşme düzeyinin fazla olmasının örgüt içi iletişimi olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Karar alımının üst düzeyde yapılması, astların karar alımı ile ilgili iletişim sürecinin dışmda kalmasına yol açmaktadır.Ill 2. MEB merkez örgütünde görevli yöneticilerin ve personelin örgüt yapısının dikey farklılaşmasının neden olduğu iletişim sorunlarına düşük ve orta düzeyde katıldıkları görülmüştür. MEB örgüt yapısmda dikey farklılaşmanın fazla olduğu, ancak bu durumun örgütsel iletişim için engel oluşturmadığı görülmektedir. 3. MEB merkez örgütünde görevli yöneticilerin ve personelin görüşlerine göre, örgüt yapısındaki yatay farklılaşma iletişim sorunlarına neden olabilmektedir. Bu anlamda MEB örgüt yapısındaki yatay farklılaşmanın örgütsel iletişimi engellediği söylenebilir. 4. Araştırmaya katılan MEB merkez örgütü yöneticileri ve personelinin algılarına göre, MEB merkez örgütünde uzmanlaşmanın düşük olduğu ve iş bölümünün açık bir şekilde yapılmadığı, bu durumun da iletişim sorunlarına yol açabildiği görülmektedir. 5. MEB merkez örgütü yapısındaki bölümlendirme şeklinin işe dönük olmadığı, bu yüzden işlevsel olmayan bölümler arasında iletişim aksaklıklarının meydana gelebildiği gözlemlenmektedir. 6. Araştırmaya katılan MEB merkez örgütü yöneticileri ve personelinin algılarına göre, MEB merkez örgütünde denetim alanının dar olduğu ve üst- ast iletişimini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. 7. Araştırmaya katılan MEB merkez örgütü yöneticileri ve personelinin algılarına göre, MEB merkez örgütünde biçimselleşme derecesi iletişim sorunlarına çok az yol açmaktadır. Bu bulgular MEB merkez örgütünde biçimselleşme düzeyinin düşük olmasından kaynaklanan iletişim problemlerinin az düzeyde meydana geldiğini göstermektedir. 8. Örgüt yapısının oluşturan boyutlardan merkezileşmenin örgütsel iletişime etkisi ile ilgili olarak, kadın ve erkeklerin görüşleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir.IV 9. Örgüt yapısının oluşturan boyutlardan bölümlendirmenin örgütsel iletişime etkisi ile ilgili olarak, kadın ve erkeklerin görüşleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. 10. Örgüt yapısının oluşturan boyutlardan denetim alanının örgütsel iletişime etkisi ile ilgili olarak, kadın ve erkeklerin görüşleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. 11. Araştırmaya katılan MEB merkez örgütünde görevli yönetici ve personelin örgüt yapısının merkezileşme boyutuna ilişkin görüşlerinin görev değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmektedir. 12. Örgüt yapısının örgütsel iletişime etkisine ilişkin olarak araştırmaya katılan MEB merkez örgütünde görevli yönetici ve personelin görüşlerinin kıdem değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmektedir. Sonuç olarak, Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Teşkilatı örgüt yapısının örgütsel iletişimi olumsuz etkilediği, hiyerarşik kademeler arasında dolaşan bilginin bozulduğu söylenebilir, örgüt yapısıyla bilginin örgütte izlediği yol çelişmektedir. Bu sorunların aşılabilmesi için MEB Merkez Teşkilatı örgüt yapısının işe dönük olarak yeniden yapılandırılması, dikey farklılaşmasının azaltılması ve karar alımına katılımın artırılması gerektiği söylenebilir.

Merkez örgütüMilli Eğitim BakanlığıÖrgüt yapısı+1
Türker Kurt
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Milli Eğitim Bakanlığı'nda kariyer yönetimi

ÖZET Bu araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı merkez örgütünde bireysel ve örgütsel kariyer yönetimi uygulamalarının analitik bir yaklaşımla incelenmesi ve açıklanması amaçlanmıştır. Tarama modeline dayalı olarak yürütülen araştırmanın evreni 2003 Eylül- Ekim aylarında, Milli Eğitim Bakanlığı merkez örgütünde görevli 379 şube müdürü ve 68 bağımlı daire başkanından oluşmaktadır. Yöneticilerin 354'ü bilgi toplama aracım doğru ve eksiksiz yanıtlamıştır. Evrenin %79'unu temsil eden bu grubun, evreni temsil eder nitelikte olduğu sayıltısı ile istatistiksel analizler yapılmıştır. Yöneticilerin bireysel kariyer yönetimiyle ilgili görüşleri, örgütsel kariyer yönetimi algılama ve uygulanma düzeyi ile ilgili görüşlerini belirlemek amacıyla, araştırmacı tararından geliştirilen, "Bireysel ve Örgütsel Kariyer Yönetimi Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek, Likert tipi beşli derecelendirme esasına dayanmaktadır. Bilgi toplama aracında, bireysel kariyer yönetimi kapsamında; bireysel kariyer planlama, bireysel kariyer geliştirme ve kariyer motivasyonu alt boyutlarında toplam 18 madde bulunmaktadır. Örgütsel kariyer yönetimi kapsamında ise örgütsel kariyer yönetim süreci, örgütsel kariyer planlama ve örgütsel kariyer geliştirme alt boyutlarında toplam 27 madde bulunmaktadır. Bu maddeler, örgütsel kariyer yönetimi algılama düzeyi ve uygulanma düzeyi olarak iki grupta da kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular aşağıda özetlenmiştir: 1. Yöneticiler, bireysel kariyer planlama aşaması öncesinde; tarz, motivasyon, beceri ve iç engeller unsurlarını değerlendirdiklerini düşünmektedirler. 2. Yöneticiler, örgütsel bir destek ve yardım almaksızın kendilerim değerlendirdiklerini ve hedeflerini belirlediklerini düşünmektedirler. 3. Yöneticilerin, örgütsel kariyer yönetimi süreci, örgütsel kariyer planlama ve örgütsel kariyer geliştirmeye yönelik algılan yüksektir.4. Araştırmaya katıları yöneticiler görev gruplarına göre karşılaştırıldığında; daire başkanı ve şube müdürlerinin örgütsel kariyer planlamayı algılama ile ilgili görüşlerinin benzer olmadığı görülmüştür. Daire başkanları bu boyutta şube müdürlerinden daha olumlu bir tutum içindedirler. 5. Araştırmaya katılan yöneticiler, Milli Eğitim Bakanlığı merkez örgütünde, kariyer yönetimi sisteminin uygulanmadığım düşünmektedirler.

Kamu kuruluşlarıKariyer yönetimiMilli Eğitim Bakanlığı+2
Figen Ereş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

İş yaşamında toplam kalite yönetimi ve etik ve Millî Eğitim Bakanlığı'nda bir uygulama

229 ÖZET Dürüst diye nitelenen kişi yaptığı şeyleri doğru yapar, işi tam ve eksiksiz olarak yerine getirir, işi zamanında tamamlar ve sözünü tutar. Aynı şey teşkilatlar için de geçerlidir. Peter Drucker'e göre; dürüstlükte ilerleme kaydetmenin gerekli bir basamağı Yunanlı fizikçi Hipokrat'ın "primum non nocere"'yi okumak veya bunların ötesinde zarar vermemektir. Drucker bu konudaki tavsiyesini şöyle açıklamıştır: "Doktor, avukat veya yönetici gibi hiçbir profesyonel, müşterisi için gerçekten iyi şeyler yapmaya söz veremeyebilir. Yalnızca yapabileceği şey, denemektir. Ancak bilerek zarar vermeyeceğine söz verebilir. Yoksa müşterisinin güvenini kazanamayabilir. Profesyonel etiğin temel kuralı "primum non nocere".dir. Bu kuralı uygulayan yöneticiler teşkilatlarının ve çalışanlarının, karar verme aşamasında ve işleriyle ilgili her bakımdan isteklerine önem verir." Çalışanlarına müşteriye ve teşkilata bilerek zarar vermemeye söz vererek, yaptıkları davranışın sonuçlarını düşünerek hareket ederler. Bu kural aynen çalışanlara ve teşkilata uygulanabilir. Günümüzde Toplam Kalite Yönetimi ve İş Ahlâkı üzerinde ne kadar durulursa durulsun yine de bazı konularda özellikle ahlâkî davranışlar üzerine yapılan değerlendirmeler ve Toplam Kalite adına varılan kararlarda istenen sonuçlara ulaşabilmek ve çalışanların memnuniyetini sağlayabilmek için alınması gereken tedbirler tesbit edilmelidir.230 Bulunan her eksikle çözüm önerilerini beraber bularak personelin de yardımıyla işbirliği sağlanmalı ve iş yaşamında mükemmelliğe ulaşılabilmelidir. Üç Bölümden oluşan çalışmamın Birinci Bölümünde Toplam Kalite Yönetimi ile konunun iş ve günlük hayatımızdaki önemine değinilmiştir. İkinci Bölümde Etik'in tarihsel gelişimi, felsefî yönü ile Toplam Kalite Yönetimim ile İş Etik'inin iç içe oluşuna dair niteliksel özellikler ve felsefî görünüşüne yer verilmiştir. Üçüncü Bölümde Millî Eğitim Bakanlığındaki bazı Genel Müdürlüklerde Etik ve Toplam Kalite Yönetimi ile ilgili anket çalışmaları bulunmaktadır.

Milli Eğitim BakanlığıToplam kaliteToplam kalite yönetimi+2
Çiğdem Şavik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin Eğitim Bölgeleri ve Eğitim Kurulları uygulamalarına ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın temel amacı, 1999 yılında yürürlüğe girmiş olan Eğitim Bölgeleri ve Eğitim Kurulları yönergesine dayanarak yapılan uygulamalarının incelenmesidir. Buna göre, Eğitim Bölgeleri ve Eğitim Kurulları uygulamaları konusunda okul yöneticilerinin görüşleri alınmıştır.Araştırmanın evreni, İzmir ilinde kent merkezinde bulunan ilçelerin eğitim bölgelerindeki okul müdürleridir. Buna göre araştırma 12 ilçede yani 19 eğitim bölgesinde yapılmıştır. Örneklem, 19 alt evrenden oluşmuştur. Ayrıca, her eğitim bölgesinde oransız eleman örnekleme yöntemlerine göre birer okul seçilmiştir. Böylece örneklem, 19 koordinatör okul müdürü ve 19 ilköğretim veya ortaöğretim kurumu müdürleri olarak toplam 38 yönetici olarak oluşmuştur. Görüşme 37 yönetici ile yapılabilmiştir.Araştırmada, nitel yöntem kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacının hazırladığı yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesi için araştırmacı verileri belli temalara ayırmış, işlemeyi kolaylaştırmak için kodlamalar yapmıştır.Araştırmanın sonuç kısmı şu şekilde özetlenmiştir:Genel olarak yöneticiler bulundukları ilçe Eğitim Bölgelerine ayrılırken, oluşturulan komisyonda yer almak istemektedirler. Aynı zamanda eğitim bölgeleri okul tür ve sayılarından ziyade coğrafi koşullar göze alınarak belirlenmiştir.Okul yöneticileri Eğitim personelinin ortak kullanımını olumlu bulmuştur. Bölgedeki eksik olan eğitim personelinin bu şekilde tamamlandığını ve belli okullarda personelde yığılma olmadığını belirtmişlerdir.Eğitim Bölgeleri ve Eğitim Kurullarında alınan kararların sadece kağıt üzerinde kaldığı ve uygulanabilirliğinin düşük olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Toplantılarda alınan kararlar, üst yönetimlerce yeterli şekilde değerlendirilmemektedir.Okul çevresinin Danışma Kurullarına olan katılımları yetersiz bulunmuş, yerel yönetimlerin sağladığı katkılar ise ilçelere göre değiştiği belirlenmiştir. Bazı ilçelerde özellikle yerel yönetimler okullara çok katkıda bulunmuştur. Yerel yönetimler dışında okulun çevresini oluşturan diğer örgütlerin katılımları neredeyse hiç yoktur.Eğitim Bölgeleri ve Eğitim Kurulları yönergesi okulların kaynakları ortak verimli ve etkili şekilde kullanımını sağlayamamaktadır. İlköğretim okullarının kaynakları kendileri sağlamaktadırlar, ortaöğretim kurumlarına ise bakanlığın sağladığı kaynaklar bulunmaktadır. Dolayısı ile ilköğretim okullarının aynı bölge içerisinde kaynakları ortak kullanımı söz konusu değildir. Ortaöğretim kurumları ise ancak kendi giderlerini karşılayabilmektedir.Okullar, sahip oldukları imkanlardan kira geliri elde ettikleri için, fiziki alanlarını diğer okulların kullanımına sunamamaktadırlar. Okulların sosyal-fiziki alanlarını ortak kullanmadıkları, bu konuda çok sıkıntıların yaşandığı sonucu çıkmıştır.Aynı eğitim bölgesinde farklı fiziki yapıdaki okulların bulunmaktadır. Öğrencilerin adrese dayalı sistemle okullara kayıt olmaları okullardaki öğrenci yığılmalarını azaltırken, eğitimde fırsat eşitliğine aykırı durum olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.

Eğitim Bölgeleri ve Eğitim Kurulları YönergesiEğitim bölgesiEğitim yönetimi+5
Deniz Tatar
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Eğitim Bakanlığının tavsiye ettiği 100 temel eser'deki hikaye kitaplarının ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin zihinsel becerilerini geliştirmedeki işlevleri

Bu araştırmanın amacı 100 Temel Eser'de yer alan hikâye kitaplarının ilköğretimikinci kademe öğrencilerinin zihinsel becerilerini geliştirmedeki işlevlerini irdelemektir.Çalışmanın ilk kısmında 100 Temel Eser genel olarak değerlendirilmiştir. Daha sonraZihinsel (Bilişsel) Alan ve bu alanda çalışmış kuramcıların fikirlerine yer verilmiştir. Yinebu bölümde ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin zihinsel gelişimleri hakkında bilgiverilmiştir. Çünkü çocukların zihinsel gelişimleri için seviyelerine uygun kitaplarokumaları çok önemlidir. Çocuklara verilecek her türlü metnin zihinsel iletiler yönüyleözenle seçilmiş olması gerekmektedir. Bu sebeple; çalışma için 100 Temel Eser'de yeralan hikâye kitaplarından 4 tanesi seçilmiştir. Bu kitaplar; Dede Korkut HikâyelerindenSeçmeler, Mevlana'nın Mesnevisinden Seçme Hikâyeler, İnsan Ne İle Yaşar, Yalnız Efeadlı hikâye kitapları ve bu hikâye kitaplarının içinde yer alan 78 hikâyedir.Hikâye kitapları, Türkçe Öğretim Programında yer alan Eleştirel Düşünme ve YaratıcıDüşünme zihinsel becerilerinin, altı adet alt zihinsel becerileri çerçevesinde incelenmiştir.Bu beceriler; Kuşku Temelli Sorgulayıcı Bir Yaklaşımla Konulara Bakma Becerisi, Sebepsonuçİlişkilerini Bulma Becerisi, Çıkarımda Bulunma Becerisi, Olaylara Farklı BakabilmeBecerisi, Sorunlara Benzersiz ve Kendine Özel Çözümler Bulma Becerisi, Bir Fikre ÇokFarklı Açılardan Bakma Becerisi'dir.Son olarak hikâyeler tek tek incelenerek hikâyelerde hangi zihinsel unsurlara yerverildiği tespit edilmiştir. Ve bu tespitlerden yola çıkılarak değerlendirmeler ve yorumlaryapılmıştır.

100 temel eserEğitim araçlarıHikaye+5
Eftal Süngü
Başkent University · Institute of Educational Sciences
2011
00

Related subjects