Modern sanat akımları

Bu konu başlığı altında 53 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ulusal ve uluslararası çerçevede eğitimli ve alaylı moda tasarımcılarını etkileyen çağdaş sanat akımları üzerine bir araştırma

Giyinmek, insanın en temel ihtiyaçlarının başında yer alır. Örtünme ihtiyacının dışında zamanla gelişen moda anlayışı ile kişinin farklı görünme, öznel olma isteklerinden doğan giyinme arzusunu karşılamak adına, moda tasarımcılarının farklı prensiplerden etkilendiği dallardan biri de sanattır. Moda tasarımcısı yarattığı eşsiz ve benzersiz tasarımı ile aynı zamanda sanatçı olarak görülmektedir. Sanat akımları çıktığı dönemlerde ve sonrasında birçok moda tasarımcısına ilham olmuştur. Bu araştırmada giysiyi bir sanat eseri niteliğinde ele alan moda tasarımcıları ve eserleri incelenmiştir. Araştırma, çağdaş sanat akımları ile sınırlandırılmıştır. Çağdaş sanat akımları ile modanın ilişkisine değinilmiştir. Çağdaş sanat akımları ile tasarımlarını sergileyen moda tasarımcılarına, moda tasarımcılarının eğitimleri ve eserlerine yer verilmiştir.

ModaModa tasarımıModa tasarımı eğitimi+6
Zeynep Ülkü Akgün
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanat ve giysi modası ilişkisi içinde yenilikçilik ve gerçeküstücülük

Modernizmin ışığında XX. yüzyılın gelmesi ile birlikte klasik sanat anlayışının yerini giderek modern sanat anlayışına bırakması her alanda köklü değişikliklerin yaşandığı dönemi beraberinde getirmiştir. Moda kavramı sanatla birlikte anılmaya başlamış, sanat ve moda etkileşimi yoğun olarak gündeme gelmiştir. Tasarımcılar sanat eserlerinden ilham almış ve sanatçılar da tasarımcılar ile ortak çalışmalara imza atmıştır. Bu birliktelikteki modern sanat akımlarından önde gelen ve etkisini en uzun sürdüren Gerçeküstücülük akımı araştırmanın konusunu oluşturmaktadır.

GiyimGiysi tasarımıModa+6
İkbal Çetin
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Memento Mori yorumları

Memento mori, insanın ölümlü doğasının felsefi bir hatırlatıcısıdır. Sanat alanında da insanlara fani olduklarını hatırlatmak için kurgulanan bir sanat eseri üretme geleneğine karşılık gelir memento mori. İnsanlara iletilmek istenen mesaj görüntülerin, metinlerin ve performansların dahil olduğu, izleyiciyi kişinin nihai ölümünün bilincine doğru yönlendiren, düşündüren eserler içinde veya eserler olarak verilir. Sanat ve kültür tarihinde memento mori, özellikle orta çağ halk kültüründe ve on altıncı, on yedinci yüzyılların iyi bilinen Hollanda vanitas resimlerinde yaygın olarak görülür. Ancak, memento mori gerek sanatsal gerek kültürel bağlamda bu noktaların ötesine uzanır. Çağdaş kültür ve sanatta da, memento mori varlığını belirgin bir şekilde sürdürmektedir. Sanatçılar memento mori geleneğinin memetik gücünden faydalanarak hem kendi ölümlülükleriyle yüzleşmekte ve izleyici yüzleştirmekte, hem de bu güçlü tema üzerinden hafızaya dayalı eleştrirel tavır sergilemekte ve toplumsal sorgulamalar yapmaktadırlar.

FaniMemento MoriModern sanat+4
Ahu Akkan
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanatta maternal alan

Bu çalışmada insanın ilk mekanı ve ilk ötekisi anne (bedeni) ile olan en erken deneyimlerinin çağdaş sanat üretimlerine ne şekilde yansıdığı, psikanalitik yaklaşımlar eşliğinde ve ilişkiler ile örülen bir "mekan" anlayışı merkeze alınarak irdelenmiştir. Çalışma, rahim içi yaşamdan konuşmanın öğrenilişine uzanan söz öncesini, Julia Kristeva'yı izleyerek, anne bedeni aracılığında dünya ile ilk temasların deneyimlendiği maternal bir alan olarak okur. Bedenin ve ruhun yapılandığı bir mekan olarak anne bedenine, anne ile bebeğin birlikteliğinde oluşmuş ortak bir psişik alana ve aynı zamanda bu psişik alan ile olan ve yaşam boyu kopmadığı öne sürülen bağa gönderme yapan bu çok katmanlı kavram, hatırlanamayan geçmişi tanımlı hale getirerek, şimdideki izlerini görünür kılar. Çalışmanın ilk bölümünde, bir mekan olarak deneyimlenen anne bedeni ile olan duyusal ilişki içinde benliğin kurulduğu bu alandaki deneyimlerin yaşam boyunca algı ve anlamlandırma süreçlerine ve mekânsal deneyimlere ne şekilde yansıdığı sorusu yanıtlanırken, mekanın içinde saklı olan maternal dinamikler de yüzeye çıkar. Çalışmanın ikinci bölümünde çağdaş sanat üretimlerinde mekanı inşa eden bu maternal dinamikler, seçilmiş sanatçıların form, malzeme, teknik, yaklaşım ve amaçlarındaki ortaklıklar temel alınarak irdelenmiştir. Son bölümde yer alan uygulama çalışmaları, insanın mekânsal deneyimlerinin ilişkisel boyutuna ve yaşanan her bir anın geçmişteki tüm yoğun temaslarla örülen bir ağın süzgecinden geçerek anlamlandırıldığına dikkatleri çekerek; erken deneyimlerin insan yaşamındaki önemini, yetişkin çocuklar olarak temel ihtiyaçlarımızın değişmediğinin altını çizerek ele alır. Gerek sanat tarihinden seçilmiş üretimler gerek kişisel uygulamalar "maternal alan"ın kendisine ait özel bir dili ve imgeseli olduğunu göstermiş ve bu özel alanla olan bağın hiçbir zaman kopmadığı yönündeki psikanalitik savı çağdaş sanat üretimlerinde nasıl maddeleştiğini örnekleyerek desteklenmiştir.

BedenHeykel sanatıMekan+3
Elif Tütem Aslan
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Çağdaş sanatta ekofeminist yaklaşımlar

1970'lerde hız kazanan çevre hareketi, kadın hareketi ile; aynı eril mantalitenin ürünü oldukları teziyle birleşmiş ve ekolojik prensipler ile feminist teoriyi kapsayan "ekofeminizm" anlayışı gündeme gelmiştir. Ekofeminist teorinin temel ilkesine göre; kadınların ve doğanın ehlileştirilme, sömürülme ve tahakküm altına alınma çabasının altında bir iktidar pratiği olarak eril zihniyet yatmaktadır. Bu noktada; bu zihniyeti oluşturan ve sürdüren psiko-sosyolojik örüntüleri düşünmek de önem taşımaktadır. Ekofeminist sanat; ekofeminizmin temel anlayışını; çevre sanatının ekolojik yaklaşımı ile birleştiren bir çevresel sanat türü olarak kabul edilmektedir. Özellikle 1970'lerden itibaren, çevre ve kadın sorunlarını çözmeye yönelik eylemler sanatsal pratiğe dahil olmuştur. Temelde ortak bir söyleme sahip olan ekofeminist tavır; kadın-doğa özdeşliğinin kaynağı ve ifadesi konusunda görüş ayrılıklarına düşmüştür. Sanat literatüründe ekofeminist olarak tanımlanan işlere bakıldığında; kadın-doğa arasında biyolojik özdeşlik kuran (kültürel ekofeminizm) üretimlerin yanında; bu özdeşliğe sosyo-tarihsel süreçleri hatırlatarak karşı çıkan ve bu anlamda iktidar sistemlerine eleştiri getiren (sosyal ekofeminizm) işler de izlenmektedir. Fikir ayrılıklarına rağmen ekofeminist sanatın ortak çabası; "doğanın dili"nden konuşarak insanlara döngüsel ve birbirine bağlı bir ağın parçaları olduğunu hatırlatma ve bu anlamda ötekileştirilmiş tüm tahakküm formları için toplu bir adalet çağrısında bulunma çabasıdır. Anahtar Kelimeler: Ekofeminizm, ekofeminist sanat, çevre sanatı, toplumsal cinsiyet, kültürel ekofeminizm, sosyal ekofeminizm.

EkofeminizmModern sanatModern sanat akımları+3
Merve Demirayak
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Günümüz sanatında mikro-ütopik mekân uygulamaları

Her alanda olumlu ya da olumsuz değişim ve dönüşümün yaşandığı günümüz dünyası, sanat alanında da kavram ve biçimlerin hızla değiştiği bir ortamı kaçınılmaz kılmıştır. İnsan, mekân ve nesne kavramları ve birbirleri ile olan etkileşimleri, sanatçılar ve kuramcılar tarafından sıklıkla incelenen ve yeni baştan tanımlanan yapılar haline dönüşmüştür. Bu dönüşüm süreci içerisinde, mimarinin temel konusu olan mekân ve mekân üretimlerine yönelik eğilimler de sanatçılara yeni kavram ve sorunları değerlendirebilecekleri bir alan yaratmıştır. Böylelikle mekân kimi zaman sanatın bir nesnesi, kimi zaman müdahale alanı, kimi zamansa yeniden üretimin bir unsuru olarak, yeni anlamlar ve görüntüler kazanmıştır. Bu yeni yönelimlerde kuşkusuz ölçek de sanatın diğer bir değişkeni olarak yeni biçim ve anlamların arandığı bir unsur haline gelmeye başlamıştır. Mekânın nesnenin belirleyici ve ayırt edici unsuru olan ölçek ve ölçeğin bağlamı üzerine değişen anlamlarla gerçekte mimari bir unsur olan mekân, sanat nesnesi olarak sanat içerisinde yer bulmaya başlamıştır. Günümüzde ölçek sanatçıların yeni bağlamlarla birlikte sıklıkla değişime soktuğu, manipüle ettiği bir olgudur. Bu anlamda, dünyada örnekleri sıkça rastlanan ölçeklendirilmiş ya da göreceli ölçeklerle küçültülmüş mekanlar izleyicinin karşısına çıkar. Mimari, mimarideki maket ve model unsurları ve dioramaların etkisinde gelişen bu tür sanat çalışmaları günümüz dönemi sanatçılarına hem teknik hem bağlam anlamında örnek teşkil etmiştir. Yapıları küçülterek mekanlardan kesitler alan sanatçılar, mekanların sanat içerisinde küçülen ölçekleri ile birlikte mimari yapıları (ev, apartman, şehirleşme vb.) sanat içerisine dahil ederek anılara, düşlemelere, geçmişe-geleceğe yönelik ütopyan veya distopyan kurgulamaları barındıran yeni biçimleri, farklı konu bağlamlarıyla keşfetmeye başlamışlardır. Bu bağlamda çalışmanın temel tezi; merkezinde ev ve oyun öğelerini barındıran küçük ölçekli mekân uygulamalarını, düşlemin etkisi ile kurulan mikro-ütopik mekân üretimleri olarak çözümlemektir. Çalışma süresince oluşturulmaya çalışılan mikro-ütopik mekân kavramı, tekil bireyin yuva olarak adlandırdığı ev ve çocukların oyunlarda kurduğu tekil mekân yaratıları ile birlikte ele alınarak sosyoloji, felsefe ve sanat bağlamında örnekler ile değerlendirilmiştir. Sanatçı örnekleri üzerinden teoride kalan bu okumalar mikro-ütopik mekân uygulamaları başlığı altında pratiğe dönüştürülmüştür. Çalışma raporunda incelenen bir diğer başlık ev/ yuva kavramını kişisel, mikro-ütopik bir alan olarak çözümlemek, bu kavram ve metaforlarının sanat ürünleri ile olan ilişki ve etkileşimini incelemektir. Ayrıca küçük ölçekli mekân çalışmalarında önemli bir etkilenme alanı olarak dioramalar, başlangıcından günümüze değişen anlam ve biçimleri ile kavram ve uygulama sahalarında değerlendirmeye alınmıştır. Anahtar Sözcükler Oyun, Mekân, Küçük Ölçek, Diorama, Mikro-Ütopya, Ev/Yuva

Heykel sanatıMekanMekan temsilleri+3
Mert Barlas
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de çağdaş sanat piyasasının gelişimi: 2001 krizi ve İktisat Bankası koleksiyonunun satılışı

Bu çalışmada, Türkiye'de çağdaş sanat piyasasının gelişimi süreci ele alınmıştır. Sanat piyasasının oluşumu, Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze tarihsel toplumsal bağlam içinde değerlendirilmiştir. Tezin odağında, Türkiye'de 2001 ekonomik krizinin sanat piyasasının gelişimine etkisi ve kriz sonrası İktisat Bankası Koleksiyonu'nun satılışı yer almaktadır. 1950'li yıllardan itibaren Türkiye'de devletin kültür sanat alanındaki etkinliği azalmaya başlamıştır. Sermaye ve sahiplerinin ve şirketlerin kültür alanındaki ve daha sonra çağdaş sanat alanındaki etkinliklerinin artışı 1970'li yıllarda gerçekleşmiştir. 1980 darbesi sonrası ülkenin küresel kapitalist sisteme entegrasyonu ile paralel şekilde, sanat alanında ulusal ve uluslararası etkinlikler hızla yükselişe geçmiş, özel sektörün de bu alana ilgisi yoğunlaşarak yükselmiştir. İktisat Bankası Koleksiyonu'na Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu tarafından el konulması ve koleksiyonun satışı bu süreçte önem taşıyan bir gelişmedir. 2001 ekonomik krizi sonrası iflas eden bankalar arasında yer alan İktisat Bankası'na ait sanat koleksiyonu, eserlerin nasıl değerlendirileceği üzerine uzun tartışmaların ardından müzayede yolu ile satılmış, koleksiyonda yer alan bazı eserlerin rekor fiyatlara alıcı bulması kamuoyunda geniş ilgi görmüştür. Bu çalışmada, İktisat Bankası Koleksiyonu'nun satılışı, Türkiye sanat piyasasının önemli gelişim evrelerinden biri olan 2001-2010 arasındaki dönemin manzarası içinde devlet dışı aktörlerin artan etkinliği bağlamında değerlendiriliyor. Ayrıca, sermaye sahiplerinin kültür-sanat alanındaki etkinliğinin artışını hazırlayan gelişmelerin tarihsel ekonomi-politik tahlili çalışmanın temel çerçevesini oluşturuyor.

BankalarEkonomik krizEkonomik kriz Şubat 2001+7
Güher Gamze Rastgeldi
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern sanatın doğuşunda kadın imgesi: Türk ve Avrupa resim sanatı karşılaştırması

Nesne olarak sanat yapıtı ve izleyicisi arasındaki ilişki, sanat tarihinin en önemli kırılmalarından birinin yaşandığı 19. yüzyıl ortalarından itibaren yeni bir boyut kazanır. Bu kırılma, sanat yapıtının yalnızca seyredilmek üzere yaratılmış edilgen bir nesne olma özelliğini yok eder. Özne olarak sanatçı ya da izleyiciyle, sanat yapıtının kendisi arasındaki bağımsız ilişki bozulur. Yerine sanat yapıtının da izleyicisi gibi etken olarak özneleştiği bir yer değiştirme ilişkisi kurulur. Modern sanatın düşünsel temelini oluşturan bu ilişki, sanat yapıtını yaşayan bir nesne olarak kurar. Sanatçı, kendisini bir başkası olarak sanat yapıtında yeniden var eder ve bu düşünce 20. yüzyıl sanatını olanaklı kılan bir anlayışa zemin hazırlar. Kadın imgesi ise özne ile nesnenin birbirleri arasında eridiği bu ilişkide tarihsel ve toplumsal bağlamda önemli referans veren bir araştırma alanı sunar. Avrupa'da Sanayi Devrimi; Osmanlı Devleti'nde ise Tanzimat Dönemi'nde başlayan toplumsal anlamda modernleşme hareketleri içerisinde kadınlar sosyal modernleşme dinamikleriyle özdeşleştirilmiş yeni bir kimlikle karşımıza çıkarlar. Batı sanatında Êduard Manet (1832-1883), Türk sanatında ise Osman Hamdi Bey (1842-1910) ile birlikte görmeye başladığımız etken kadın imgeleri, modern resmi açıklamak için önemli birer araştırma alanı olmakla birlikte kültür tarihini anlayabilmek için sosyolojik bir referanstırlar. Bu çalışmada 19. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar hem Avrupa hem de Türk resmindeki kadın imgesi, özne ile nesne arasındaki ilişki çerçevesinde karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve bu ilişkinin her iki toplumda yaşanan modernleşme hareketleriyle olan etkileşimi ortaya koyulmaya çalışılmıştır.

AvrupaAvrupa sanatıKadın imajı+5
Ecem Özensoy
İstanbul Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Contemporary art in urban Turkey:Religious motives and new trends in painting

No matter how enlightened with secular, scientific and technological developments, the contemporary world society has been striving to fill the spiritual gap created by the modern era. This gap, especially deepened in the last decade, has led societies to re-embrace their religious and national values all over the world. This tendency verifies the concept of Post-Secularism, proposed by Jürgen Habermas, as the inevitable consequence of secularism and the continuation of post-modernism. The aim of this study is to examine whether this tendency has also been experienced in today's Turkey through a thorough research in the contemporary art market. In this research, hundreds of oil paintings exhibited during the last decade of the Turkish art market are examined and the most appropriate samples are selected for visual discourse analysis. During the analysis, it is observed that there is an increasing tendency in prevalance to revive the Islamic symbols and traditional Turkish motifs within the contemporary oil paintings in Turkish art market. In order to understand how to read these religious and traditional discourses in the paintings, this thesis is based on the Art Theory of Pierre Bourdieu and the study of Re-invention of Tradition by Eric Hobsbawm.

Religious motifsModern artModern art movements+4
Gülşen İpiçürük
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanatın farklı formlarında dijital sanat, disiplinlerin birbirleri ve animasyon ile etkileşimleri

Yaşadığımız çağın getirdiği teknolojik yenilikler ve imkanlar sonucunda değişen hayat koşulları, aşina olduğumuz sanat formlarından uzaklaşarak daha farklı yapıtların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Günümüz sanatında, kavramsallığın ön plana çıkması ve dijital teknolojilerin bizlere sunmuş olduğu imkanları kullanan sanatçıların yaptıkları deneysel çalışmalar neticesinde tamamen yeni ve özgün sanat formları doğarken, bir çok sanat hareketi de dijital teknolojilerle birlikte gelişerek melez sanat biçimlerini oluşturmuşlardır. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde, günümüz sanat anlayışını kavrayabilmek adına, çağdaş sanat ve çağdaş sanat hareketlerinin gelişimine yardımcı olan deneysellik hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonra çağdaş sanatın en önemli formlarından biri olan kavramsal sanat ve sanatta kavramsallığın getirdiği yenilikler doğrultusunda sanatın değişen anlamından bahsedilmiştir. Yine bu çalışmanın temel konularından biri olan dijital sanat ayrı bir başlık altında anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, çağdaş sanat formlarından; performans sanatı, fotoğraf, video sanatı, interaktif sanat bağlamında animasyon kullanımı ve birbirleri ile etkileşimleri incelenmiştir. Daha sonra bir uygulama ile çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital Sanat, Çağdaş Sanat, Kavramsal Sanat, Performans Sanatı, Fotoğraf, İnteraktif Sanat, Video Sanatı, Animasyon

CanlandırmaEtkileşimli sanatFotoğraf+6
Cansu Ünal
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Performans sanatında beden ve Marina Abramovic örneği

Performans sanatının dünya genelinde ilk gösterilen örnekleri 1900'lü yıllara dayanmakta ve Dada hareketi ile Fütüristler ve Sürrealistler ile ilişkilendirilmektedir. Genel olarak 1960'li yıllardan itibaren "performans sanatı" alışılmışın dışına çıkarak yeni avangart bir dil yakalamıştır. Toplumun yaşadığı siyasal, ekonomik ve gündeme ait sorunlar, performans sanatının oluşumunu güçlü kılan temel etmenler olmuştur. Geleneksel anlayışın dayattığı kuralları ve normları reddetmişlerdir. Disiplinler arası, sınırları olmayan izleyiciyi içinde barındıran yeni bir sanat anlayışı olarak, sanatın sınırlarını genişletmiştir. Performanslarda değişik etmenler, deneysel, doğaçlama, oyun ve hayat, beden, şiddet, kan-acı-, ses, mekân, kimlik başlangıçtan bitişe kadar, performansın içinde hissedilmektedir. Bu etmenlerin her yerde hissedilebilecek temel kavramlar olduğunu savunan performans sanatçıları sanatlarını bu temel düşünceyle şekillendirmişlerdir. Performans sanatçıları kendi iç dünyalarını, duygu ve düşüncelerini özgürce her yerde ifade edebileceklerini, sanatın sanat olması için sadece şık müzelerde ve galerilerde sergilenecek eserler olmadığını, izleyicilere çarpıcı bir dil ile aktarmışlardır. Çalışmada, performanslarında bedenini, mekânı ve izleyicisini de aktif bir şekilde kullanan Marina Abramovic'in hayatı ve sanat anlayışı ilişkisi anlatılmıştır. Kendi bedenini yapıt haline dönüştüren sanatçı, izleyici ile aktif rol sağlayarak, performansının sınırlarını ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmada performans sanatının ortaya çıkışı, geçirdiği süreç, bu sürecin gelişim evreleri anlatılmıştır. Marina Abramovic'in hayatı sanatının, bedeni üzerindeki etkisi ve performans sanatına dair gerçekleştirdiği işler tezin sınırları içinde araştırılarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beden, Marina Abramovic, Performans Sanatı

Abramovic, MarinaBedenGösteri sanatları+4
Özge Bodur
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanat akımları ressamlarının psikolojik durumlarının eserlerine yansıması

20. yüzyıldan itibaren sanat dünyasında hakimiyetini sağlamış olan çağdaş sanat akımları, ortaya çıktığı andan itibaren resim sanatı da dahil olmak üzere bütün sanat dallarını kökten etkilemiştir. Bu akımlar içerisinde yer alan temel akımlar olarak nitelendirebileceğimiz empresyonizm, kübizm, fütürizm, dadaizm, sürrealizm ve konstrüktivizm akımları ve bu akımların ressamların eserleri üzerindeki etkileri, bu çalışmada ressamların yaşamsal ve zihinsel dünyalarının bahsi geçen sanat akımları üzerindeki etkisi de dikkate alınarak iki yönlü olarak incelenecektir. Burada cevabı aranan sorulardan biri de ressamlar özelinde, onların hayatları içerisinde karşılaştıkları zorluklar ve geçirdikleri mücadele dönemlerinin, doğuştan ya da sonradan oluşan bazı zihinsel ya da duygusal durumlarının eserlerine yansıyıp yansımadığı, eğer yansıdıysa da bunun izlerinin eserlerinde nasıl ortaya konulduğunun tespitidir. Anahtar Kelimeler: Ressam, Psikolojik Profil, Çağdaş Sanat Akımları, Sanat, Duygu.

EtkileşimModern sanatModern sanat akımları+6
Nilüfer Şasev Özbek
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

"Bad" Painting in contemporary art

Hereby this thesis titled "Bad" Painting in Contemporary Art explores the progress of the term "Bad" Painting from the late 1970s until today. The main focus of this thesis is the recent meaning of "Bad" Painting and its discourse that is started by curator Marcia Tucker in 1978. In other words, "Bad" Painting is a term and a curatorial discourse rather than an art movement. In this context, in chapter II, the term "Bad" Painting is analyzed in formal and conceptual sense and how the term was evolved in time is examined. In chapter III, the term was exemplified with the exhibitions that specifically include the term "Bad" Painting in their titles. In chapter IV, the continuity of the term "Bad" Painting in contemporary art was examined through contemporary artists and related exhibitions. As a result, the aim of this thesis is to re-examine the term of "Bad" Painting formally and conceptually and underline its continuity in contemporary art.

Bad PaintingFigurative pictureModern art+5
Dilara Altuğ
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk sanatında düş, bellek ve gerçeküstücülük

İnsanların bilinçaltının sırlarını, inceliklerini, düşlerin gizemini çözmek, insanlar için hep merak konusu olmuştur. Gerçeküstücü eylemin ön planında olan düştür. Çünkü insanlığın bu zamana kadar hep merak ettiği ve yorum yaptığı bir konudur. Kişinin asıl benliğini oluşturan öğeler, hep bastırılmıştır. Bunların üzerindeki baskı kalktığı zaman ortaya çıkan dışavurumlar sanata yansıtılmıştır. Burada asıl önemli konu Gerçeküstücü eylemde nesnenin değiştirilmesi unsurudur. Nesnenin dönüştürülmesi, değiştirilmesi meselesi düşlerde de ortaya çıktığı gibi Gerçeküstü akımın oluşumunda önemli katkısı vardır. İmgeye dış dünyanın baskısıyla verilen tanımlar Gerçeküstücü düşüncede tamamen değiştirilmiştir; nesneler sanatçının iç dünyasına göre dıştan bir etki olmadan tanımlanmaya başlanmıştır. İnsanın iç dünyası sürekli bir fantezi dünyasıdır. Sanatçılar buradaki sentezi dışa aktarmaya çalışarak insanın iç dünyasını anlamaya ve ona yönelmeye başlamışlardır. Sanatçının kişiliği eseri aracılığıyla derinliğini yansıtır, tarz ve kişilikleriyle şekillenen sanat eseri gitgide daha dışavurumcu bir hal almış, bilinçaltının artık dışa yansıma için yol aradığı psikolojik durum kendini göstermiştir. Düş dünyasına nüfuz eden bilinçaltı artık sanat hayatına da nüfuz etmeye başlamıştır. Mantık ve estetik yargının engellediği ruhsal sanat ortamı, bu olguların göz ardı edilmesiyle kendini rahatça yansıtma gücünü elde etmiştir. Artık fizik ötesi bir âlem içerisinde yeni bir evren anlayışı Gerçeküstücü bir tavırla insan hayatına nüfuz etmektedir. Düşsel durum insanın kendini daha iyi kavramasına, hayal gücü dünyasını keşfetmeye olanak sağlamıştır. Gerçeküstücülük bu amacı görünür kılarak sunmuştur. Otomatizm, büyü, mistisizm, mizah, gerçeküstücü nesnelerle fantastik olanı arayan ve bu tekniklerle asıl gerçekliğe ulaşmaya çabalayan sanatçılar arzu ve isteklerini dışa yansıtarak belleklerindekileri boşaltmış ve iç dünyanın çözümüne ulaşmaya çalışmışlardır. Biçim ve renk olgularından ziyade Gerçeküstücülükte esas alınan öge duygudur. Çağdaş Türk Sanatında oluşmaya başlayan akımlar Güzel Sanatlar Akademisi'nden bir grup sanatçının yurtdışına gidip oradaki sanat ortamlarıyla kaynaşmasıyla ve yeni ağlarla yeni sanat çevrelerini tanımasıyla oluşmuştur. Bu bağlamda yeni sanat anlayışları Türk Resmine hâkim olmaya başlamıştır. Bunlardan biri de Gerçeküstücülüktür. Gerçeküstücülük ile birlikte fantastik ögelerden ve farklı sanat akımlarından da yararlanan Türk Sanatçılar, Çağdaş Sanatı geliştirmede ve uygulamada önemli adımlar atmışlardır. Bu sanat akımında önemli olan nokta düşler ve bilinçaltının derinliklerinde yatan sırlardır. Amaç bilinçaltının usun boyunduruğundan çıkartılarak insanı daha iyi tanımlamaya, onun sınırlarını aşmaya yöneltmektir. İnsanın iç dünyasını, fantezilerini ön plana çıkarmaya çalışan sanatçılar, nesnelere bambaşka anlamlar yükleyerek, doğayı yorumlamışlardır.Etkilendiği akım yıkıcı olmasına rağmen, Gerçeküstücülük yıkıcı bir faaliyet değil, yapıcı bir ifade aracı olarak kendini göstermiştir. Türk Sanatçılar bu bağlamda Batı Sanatını inceleyerek Türk Resminde o etkiyi oluşturmuşlardır.

Batı resim sanatıDüşlerGörsel sanatlar+7
Özge Kahraman
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mona Hatoum'un ürünlerine bilişsel dilbilimsel metaforik bir yaklaşım

Tarihte sanatçıya yüklenen ilahi rol, hem sanatçının bilgi üretme çabasını göz ardı etmiş hem de izleyiciyi bir sanat ürünü karşısında edilgen konumda bırakmıştır. Tarihsel süreç içerisinde değişen sanat üretim biçemleri ve sanat algısı, çağdaş sanat ile birlikte disiplinlerarası bir konuma kendini yerleştirmiştir. Sanatçılar ürünlerini düşünsel boyutu yüksek, karmaşık kavramsal ve metaforik içeriklerde üretmeye başlamışlardır. Bu noktada hem sanatçının deneyimleri ve edindiği problemler bağlamında ortaya koyduğu sanat ürünü artık bir bilgi nesnesi haline gelmiş hem de izleyici geçmişteki edilgen konumundan kurtularak sanat ürününü deneyimleyebileceği bir konuma yerleşmiştir. Bu araştırmada, Bilişsel Dilbilimsel yaklaşımlarda çoğunlukla içeriklerinin metaforik anlamda zengin oluşu dolayısıyla şiir ve atasözü incelemelerinde karşımıza çıkan yazınsal eserleri incelemede kullanılan bir yaklaşım biçimi olan Çağdaş, bir diğer adıyla Bilişsel Metafor Teorisi'nin, görsel sanatlar alanında sanat eserlerinin analizinde bir yöntem olarak uygulanabilirliği araştırılmıştır. Bu doğrultuda ulusal ve uluslararası literatür taranmış olup bilişsel bilimler, bilişsel dilbilim, eğitimbilimlerinde metafor kullanımı ve sanatta metafor kullanımı ile ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Ulaşılan ilgili araştırmalarda ülkemizde bilişsel metafor teorisinin sanat ürünlerini inceleme yöntemi olarak fazlaca kullanılmadığı ancak uluslararası literatürde sıklıkla başvurulan bir yöntem olduğu görülmüştür. Çalışmanın kavramsal açıklamaları içeren bölümünde biliş/üstbiliş, bilişsel dilbilim, metafor, imge metafor gibi kavramlar, literatür tarama yöntemi ile araştırılıp incelenmiştir. Bu veriler doğrultusunda, bilişsel dilbilimin alt araştırma alanlarından biri olan Çağdaş Metafor Teorisi, günümüzün önemli sanatçılarından biri olarak kabul edilen Mona Hatoum'un ürünlerindeki metaforik anlatımların incelenmesi amacıyla kullanılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde sanatçının hayatı, eserleri, röportajları ve hakkında yazılan eleştiri yazılarına yer verilerek incelenmiştir. Bu çalışma nitel bir araştırmadır. Araştırmanın temel problemini George Lakoff ve Mark Johnson'ın Çağdaş/Bilişsel Metafor Teorisi'ni sanat ürünlerini incelemek, sanat ürününü oluşturan metaforları çözümlemek için olanaklı hale getirmek oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler ışığında sanat eğitiminin süreç ve yöntemlerine ilişkin yeni öneriler sunmak araştırmanın alt problemini oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü'nden rastgele seçilen öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılarak bir uygulama gerçekleştirilmiş; öğrencilerin ürünleri alımlama biçimleri bilişsel dilbilimsel metaforik yaklaşımın olanaklarıyla incelenmiştir. Katılımcıların yorumları göz önünde bulundurularak Hatoum'un ürünlerindeki metaforik anlatılar Bilişsel Metafor Teorisi bağlamında açımlanmıştır. Bulgular, metaforun hedef ve kaynak alanları açısından incelenmiştir. Teori'nin de desteklediği üzere görüşmeler sonucunda ortak metaforik açılımlar elde edildiği gibi kültürel, çevresel ve bireysel farklılıklar da açığa çıkmıştır. Araştırmanın alt amaçları doğrultusunda görüşmeler incelendiğinde katılımcıların kavramsal okumalar yapmakta güçlük çektiği ve daha somut anlatılarla kendilerini ifade etmeye çalıştığı gözlemlenmiştir. Sanat eğitimi alan öğrencilerin eser analiz edilen, sanat ürünlerine yaklaşımlarda bulunulan derslerde aktif katılımcı rolü oynamasının öğrencilerin kavramsal düşünme yetisini geliştireceği; bu derslerde metaforun doğasına ve oluşumuna ilişkin bilgilere yer verilmesinin yaratıcı sanatsal düşünme etkinliğine katkıda bulup, sanatsal üretimlerini zenginleştireceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Dilbilim, Çağdaş Metafor Teorisi, Çağdaş Sanat, Mona Hatoum

Bilişsel dil bilimBilişsel erişiBilişsel yapı+6
Hande Naz Duyuler
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanat nesnesi olarak ağaç

İnsanlık tarihi boyunca doğa, sanatçılara üretim süreçlerinde ilham kaynağı olmuştur. Sanatçılar doğa üzerine düşünmüş ve onu eserlerinde kimi zaman gerçekçi, kimi zaman da soyutlama ağırlıklı ele almışlardır. Doğa ve doğada yer alan nesneleri sanatta konu edinirken sanatçılar, yaşadıkları dönemin, toplumsal, ekonomik, politik, çevresel tüm dinamikleri ile ilgilenmişlerdir. Bu dinamiklerin ışığında doğadan bir kesit olarak ele alınan ağaç kavramı da, sanat tarihinde geçmişten günümüze işlenmekte olan bir konudur. Sanatçılar içinde yaşadıkları dönemin üslup özellikleri, dünya görüşü, doğaya bakışı üzerinden ağaç kavramını ele almışlardır. Bu araştırma geçmişten günümüze resim sanatında ve günümüz sanat pratiklerinde ağacı ele alan öncü sanatçılar üzerine kurulmuştur. Araştırma ağaç temasını, mitolojiden çağdaş sanata kronolojik bir sıra ile ele alarak, resim sanatında ağaç konusunu eserler üzerinden ele alma amacını taşımaktadır. Çağdaş sanat nesnesi olarak ağacın kültürel açıdan yeri ve önemi incelenecektir. Bu bağlamda tezde modernizmden önce ağaç kavramına değinerek günümüz sanatında ağacın temsil ettiği anlamlar açıklanarak, kavramsal olarak ağacın sanattaki yeri ve işlevi açıklanacaktır. Günümüz sanatında bir anlatım dili olarak ağaç olgusu, kavramsal ve kültürel açıdan açıklanarak genel bir değerlendirme ile bir sonuca bağlanacaktır. Oldukça geniş bir tema olmakla birlikte ağaç kavramı, Batı Sanat Tarihi'nde iz bırakmış sanatçıların eserlerinden örnekler ile sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda tezin giriş bölümünde somut bir varlık olarak ağaç kavramı, geçmişten bugüne sanatın ve kültürlerin en önemli simgesel unsuru olarak açıklanmıştır. Ağaç kavramı kültürel olarak değişik anlamları bünyesinde barındırmaktadır. Ağaca yüklenen kültürel anlamlar kategorize edildiğinde, "dilek ağacı", "kozmik ağaç", "yaşam ağacı", "kutsal ağaç" gibi sınıflandırmalar ortaya çıkmaktadır. Toplumların kültürel unsurlarına bağlı olarak ağaç kavramına yükledikleri anlamlar farklılaşmaktadır. Giriş bölümünde ağacın mitolojiden modernizme kadar sanat tarihinde kavram olarak ele alınışı hakkında bilgi verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde doğadan bir kesit olarak ağaç kavramı ele alınmaktadır. Günümüz sanat anlayışında toplumların farklı kültürel yapılarına bağlı olarak sanata yükledikleri anlamlar değişmektedir. Bu değişimi de belirleyenler arasında mitoloji ve sanat tarihi önemli bir noktadadır. Mısır ve Uzak Doğu toplumlarında sanatsal yaratının nesnesi olan doğa ve doğanın bir parçası olan ağaç; ölümsüzlüğün, varoluşun simgesel yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Konfüçyüs, Tao, Zen Budacılığı doğada yaşanan olayları gözlemleyerek doğanın düzenini merak etmişlerdir. Bütün bu kültürel çeşitliliklere ve farklılıklar ışığında bu bölümde mitoloji ve ağaç teması işlenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde kültürel bir gösterge olarak ağaç kavramı ele alınmıştır. Ağaç kavramı da sanatta kendisine yüklenen anlamlar dahilinde, kimi zaman doğanın bir kesiti kimi zaman metaforik anlamlar yüklenerek sanatta yer almıştır. Doğadaki tüm elemanlar bir bütünlük ve entropi yasasına göre var olurlar. Sanatçının doğayı ele alışı da gerek malzeme gerek ise kavram boyutunda sonsuz bir çeşitliliğe sahip olabilir. Doğayı gözlemleyen bazı sanatçılar doğal dengenin, süreklilik ve bütünlük içinde var olan yapısını, ağaca indirgeyerek ifade etmeye çalışmışlardır. Tezin dördüncü bölümünde Batı Sanat Tarihi'nden bir kesit olarak ağaç konusu ele alınmıştır. Erken Rönesans Dönemi'nden modernizme kadar olan süreçte, dönem sanat özellikleri bağlamında ağacı ele alan örnek sanatçı eserlerine yer verilmiştir. Tezin beşinci bölümünü çağdaş sanatta bir anlatım dili olarak ağaç kavramı oluşturur. İlk olarak1960 sonrası sanatta yaşanılan değişimler açıklanmıştır. Müze ve galeri gibi sanat eserlerinin izleyici ile buluştuğu alanlara "alternatif bir mekan olarak doğa" konusu açıklanmıştır. Ağacın temsil problemi ve salt kendisinin sanat eserine dönüşme süreci, örnek eserler üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Bu eserler ile biçimsel ve kavramsal yönden ilişkili bulunan kişisel üretim sürecindeki eserler, yine bu bölümde yer almaktadır. Sonuç bölümünde her bölümün özeti yapılmıştır. Özellikle çağdaş sanatta ağaç kavramı, kişisel eserler üzerinden açıklanmıştır. Anahtar Sözcükler: Ağaç, Kültür, Çağdaş Sanat

Ağaç malzemelerAğaçlarModern sanat+2
Mustafa Oral Ünlü
Düzce University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanatta çirkinlik bağlamında kadın bedeni

Çirkinlik, hem dişil hem de eril canlılar ile ilgili bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Çirkinlik genel olarak her kültürün kendi değer anlayışına göre belirlediği bir kavram olarak karşımıza çıkmakta ve felsefi, tıbbi, sosyolojik ve edebi literatürlerde daha çok kadına yöneltildiği görülmektedir. Önceki dönemlerde kadının aşağı türden bir varlık olarak benimsenmesi 20. yüzyıl da saygısızlık ve kabul edilemez bir durum olarak görülmüştür. Ancak çelişkili bir biçimde kadın, artık güzelliğiyle kıymetlendirilmese de kadın fiziği değer kazanmıştır. Fotoğrafın icadı, sinemanın doğuşu, kitle iletişim araçlarının gelişmesi gibi birçok etmen kadın bedeninin sembolik bir unsur olmasını sağlamaktadır. Buna bağlı olarak, çirkinliğin doğası gereği biyolojik kökende kişilerde var olan özellik olmasının yanı sıra biyolojik olarak ötekilere benzemediği kişilerde toplumun belirlediği güzellik durumuna uymadığı için dışlanması ve dışlanmayla birlikte o kişi de travmatik durumlar ortaya çıkmaktadır. Medyanın afişe etme kültürü insanın ötekileştirilmesine, yaftalanmasına yönelik bir tutum içerisindedir. Bu bağlamda; hayvan, taş, bitki gibi doğaya ait olan neden yaftalanmıyor ? Ya da insan için hangi ön bellek dahilinde bu tarz bir dışlama yapılıyor ? Çağdaş sanatta çirkin kadın bedeninin işleniş biçimlerine bakıldığında, sanatçıların kadın bedeninin metalaşmasına yönelik eleştirel türde üretim yaptıkları görülmektedir. Bu bağlamda, sanatçıların çalışmalarında kadın bedenini "ideal olma" gerekliliğinin dışına çıkarıp, kadın bedenini biçimsizleştirici unsurların yer aldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı; kusursuzluk, mükemmellik, ideal güzellik gibi toplumun kadın bedeni üzerinden dikte ettiği normlara karşı çağdaş sanatın kadın bedenini bozarak ve biçimsizleştirerek sanatsal olarak eleştirme biçimlerini irdeleme ve bu bağlamda sanatçı çalışmaları incelemektir. Araştırmanın yöntem çerçevesi, çağdaş sanatta yapılan çalışmaların incelenmesi, literatür taraması, kadın bedeni üzerinden oluşturulan ideal güzellik algısını yapıbozuma uğratarak sanatçı gözünden sunulmasıdır. ' Çağdaş Sanatta Çirkinlik Bağlamında Kadın Bedeni' isimli tez çalışması üç ana başlık altında incelenmiştir. Çalışma kapsamında öncelikle "çirkin kavramı" incelenmiş olup, bu bölüm altında; "çirkinlik bağlamında beden", "çağdaş sanat öncesi çirkin beden kavramının sanata yansımaları", "öteki bağlamında çirkin beden" ve bu bölümün alt başlıkları olarak da "çirkin bedenin ucube olarak sanatta ele alınması" ve "kadın bedeninin arzu nesnesine dönüştürülmesi" konularına yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; "çirkinliğin kadın bedeni üzerinden çağdaş sanatta ifade ediliş biçimleri" ana başlığı altında; " kadın bedeninin çirkinlikle ilişkilendirilmesi", "çirkinliğin kadın bedeni üzerinden çağdaş sanatta ele alınışı", "arzu nesnesine dönüşen kadın bedeninin çağdaş sanatta inceleniş biçimleri" incelenecek olup; çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise; "çirkinliğin uygulama çalışmalarında ifade edilişi"ne yer verilecektir. Anahtar Sözcükler: Çirkinlik, Kadın, Beden, Biçimsizlik, Çağdaş Sanat

Feminist sanatGüzel sanatlarKadın bedeni+5
Çisel Atar
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern sanatta ifade aracı olarak portre (Psikanalitik bir yaklaşım)

Bu çalışma başlangıcından günümüze kadar birçok sanatçının eserine konu olan portre çalışmalarının, modern dönemde yapılmış olan belli başlı örneklerinden hareketle sanatçının bilinçaltı ile olan ilişkisini sorgulamak ve bunun bir ifade olarak portre çalışmalarına nasıl yansıdığını araştırmayı amaçlamıştır. 19. Yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkan modern sanat anlayışında, sanatçının dış gerçeklikten iç gerçekliğe yönelmesi ile temsil anlayışı diğer alanlarda olduğu gibi portre çalışmalarında da ifadeciliği ön plana çıkarmıştır. Bu yaklaşım ile modern döneme kadar taklit olarak tasvir edilen yüzün, sanatçının geçmiş yaşantısına bağlı olarak bilinçaltı unsurları, sanatçıların farklı üslup ve anlayışlarda çalışmalar üretmesine neden olmuştur. Bu doğrultuda sanatçıların yapmış oldukları portre çalışmaları yazılı ve basılı kaynaklardan nitel tarama yöntemi ile elde edilmiş ve tarama sonunda tespit edilen sanatçı ve portre çalışmaları algısal farklılıklara göre sınıflandırılarak dönemlere göre incelenmiş ve Freud'un psikanalitik çözümleme yaklaşımı ışığında analiz edilmeye çalışılmıştır. Psikanalitik yöntem ile yapılan değerlendirme sonucunda portre çalışmalarının, sanatçının bilinçaltına bağlı olarak özgün bir yaklaşım ortaya koydukları görülmüştür. Böylece portrenin sadece bireyin temsili ve taklidine değil aynı zamanda sanatçının bir ifade aracına nasıl dönüştüğü de ortaya konulmuştur.

Modern sanatModern sanat akımlarıPortre+5
Selcan Kethüdaoğlu
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Disiplinlerarası yaklaşım olarak çağdaş sanatta portre algısı

Sanat alanında yapılan tüm üretimler sanatçının öznel dünyasını ve yaşamsal gerçeğini ifade etmektedir. Bu ifade etme durumunda sanatsal bir söylem olarak portre, sanatçı ve izleyici açısından da oldukça önemli bir konuma sahiptir. Portre kısaca sanatsal üretime konu olan ve "özne" konumunda olan bireylerin kişilik, karakter, duygusal hali gibi birçok fiziksel ve ruhsal alanda bilgi verebilmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde portre bir sanatsal üretim olmasının yanı sıra yapıldığı ana ve onun özel koşullarına sanatçı/izleyici için şahitlik eder. Üretim olanaklarının sanayi devrimiyle artışı ve yaşanan toplumsal değişimlerin sonucunda hayatın her alanında olduğu gibi sanatın her alanında da farklılıklar gözlenmeye başlamıştır. Bu durum 1960 sonrası sanat bağlamında da öznel ve özgür bir yapı kazanmıştır. Özellikle 20. yüzyılda inanılmaz bir ivme ile artış kazanan ve günümüze kadar da devam eden bilimsel ve teknolojik alanlarda yaşanan baş döndürücü yenilikler dikkat çekicidir. Bu dönemde yaşanan değişimler ve gelişmeler toplumu etkilediği kadar sanatçıları ve onların üretimlerini de doğrudan etkilemiştir. Bu çalışmada dünya sanat tarihi içinde etkili bir yere sahip olan portreler ve sanatçıları hakkında üretimleri üzerinden bilgilendirmelerde/yorumlamalarda bulunulmuştur. Ayrıca sanatçıların portreye ilişkin toplumsal ve bireysel yaklaşımlarının yanı sıra ifade biçimleri üzerinde de durularak günümüz sanatına etkileri incelenmiştir. Özellikle teknolojik gelişmelere paralel olarak malzeme çeşitliliği ve kavramsal boyutta konu zenginliği ile yeni bir ifade olanağı kazanan portre uygulamaları çağdaş sanat dinamikleri açısından değerlendirildiğinde farklı deneyimlere olanak tanımıştır. Sanat alanında özellikle 1960 sonrası yıllara tarihlenen yeni ifade arayışları portre sanatına da kavramsal bir anlam kazandırmıştır. Portre uygulamaları disiplinlerarası süreç bağlamında sanatçının ifade aracı olarak deneysel bir süreç olarak ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın ana teması özellikle deneyime dayanan sanatsal üretimlerde portre ana temasına odaklanarak güncel örneklerin araştırılması/incelenmesi olarak değerlendirilebilinir. ANAHTAR KELİMELER:Sanat, Çağdaş Sanat, Disiplinlerarası Sanat, Portre, Otoportre

DisiplinlerarasıModern sanat akımlarıOtoportre+3
Çağatay Çevik
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş sanatta melez yaklaşımlar

Çağdaş Sanatta melez Yaklaşımlar başlıklı bu çalışma; yaşadığımız ortamda, bilim ve teknolojiden ekonomik ve toplumsal alanlara kadar, ortaya çıkan türlü değişimler bugünün sanatçısını etkilemekte, ona yeni anlatım olanakları sunmakta, bu arada da modernist sanatın dışına itmektedir. Kantçı bir estetikten beslenen modernist sanat, pürizme eğilimliydi. Bugün sanatın pür (arı, katışıksız) kalamayacağı iyice ortaya çıkmış görünmektedir. Modernizmin kapı dışarı etmek istediği figür, temsil, konu anlatma, öyküleme ve resimleme (ilüstrasyon) gibi yöntem ve değerler bugün yeniden gündemdedir.Kübizm ile başlayan ve farklı sanatsal eğilimlerde kendini gösteren kolaj, montaj, asamlaj gibi `sanat dışı' nesne, kavram ve yöntemlerin sanatta kullanılması bugün artarak devam etmektedir. `Sanat dışı' nesne, kavram ve yöntemlerin sanata dâhil edilmesi melez oluşumların fitilini ateşlenmesiyle teknolojik, bilimsel, toplumsal ve siyasal açılardan değişimlerin yaşandığı bir süreç olmasıyla toplumda yaşayış ve düşünüşteki farklılıkları da beraberinde getirmiştir. Sanata ilişkin kalıpların ve yargılarımızın da değiştiği, birbirini izleyen bir sürü akımın, hareketin sonunda günümüzde sanat üretilen ve izlenen bir nesne olmaktan çıkıp, düşünce olgusuna dönüşmesine ve sanat nesnesi bir bilgi nesnesine dönüşmüştür. Bugün bu anlatım yöntemlerine dijital teknoloji de dâhil edildiğinden çalışma alanı daha da genişlemiştir.Günümüz sanatında yeni eğilimler, farklı teknik, malzeme ve disiplinlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan melez oluşumlar kültürel ve sosyal arka plan dâhilinde, bilimsel ve teknolojik öğelerin çoğalarak sanatta yeni disiplinler açmıştır. Bu açılımların doğrudan yaşamın içine akması ve sanatçıların toplumdaki duruşlarının temsille olan ilişkisini değiştirmiş ve melez sanat yapıtlarının meydana gelmesiyle disiplinlerarasılığa geçişi, iletişimi ve çağına uygunluğa imkân tanımasıyla gelişen teknolojinin hayatımıza ve dolayısıyla çağdaş sanatta melez yansımalarını teknolojinin sunduğu olanaklarla görmekteyiz.

MelezModern sanatModern sanat akımları
Kadir Akyol
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antik Mısır sanat yapıtlarının çağdaş sanat ve tekniklerle günümüz tekstil ve modasında kullanımı

Antikçağda en bilinen medeniyetlerden biri olan Mısır medeniyetinin geçmişi neredeyse M.Ö. 4000 yılına dayanmaktadır. Medeniyetin oluşumundan itibaren Antik Mısır sanat yapıtları varlığını göstermektedir. Antik Mısır sanatı ilk dönemlerden son dönemlere kadar her alanda gelişim göstermiş ancak Roma'nın işgali ile benliğini kaybetmiştir. Bunun sonucunda Antik Mısır sanatı bir süre çöl kumları ile örtülü kalmıştır. Napolyon'un 1799 yılında Mısır'a yaptığı sefer sonrası Antik Mısır sanat yapıtları gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Jean François Champollion'un hiyeroglif yazıyı çözümlemesi, Howard Carter'ın Tutankhamun'un mezarını bulması ve Nefertiti büstünün 1923 yılında sergilenmesi ile Antik Mısır sanat yapıtları büyük bir ilgiyle günümüze ulaşmıştır. Bu tez çalışmasında Antik Mısır sanat yapıtları incelenmiş ve bu incelemeler doğrultusunda yapıtların günümüz tekstil ve modasına etkilerinin tespit edilmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın sonunda elde edilen bilgi, fikir ve tekniklerden yararlanılarak ceket tasarım uygulaması yapılmıştır.

Antik figürlerAntik ÇağGiysi tasarımı+7
Canan Eren
İstanbul Beykent University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan-doğa ilişkisi bağlamında güncel sanat

İlkel toplumlardan modern toplumlara kadar olan süreç içerisinde insanın doğa ile ilişkilerine bakıldığında; modern toplumlarda özellikle de sanayi devrimi ile birlikte bu ilişkinin değiştiği görülmektedir. İnsanın doğa ile olan ilişkisi açısından köklü değişimin meydana geldiği toplumsal kırılma noktalarının, sanatsal alanda yansımalarını görebilmek adına, ilkel toplumlardan modern toplumlara kadar gelinen süreç de sanatın, insan-doğa ilişkisindeki yerinin incelenmesi gerekir. "Modern ve modern sonrası toplumların" değerlendirilerek, insan-doğa ilişkisinin güncel sanat içerisindeki yeri bu araştırmanın temelini oluşturmaktadır.

DoğaGüncel sanatModern sanat+5
Enes Kurtaran
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Modern dönem ve sonrası günümüz sanatında portre yaklaşımları

Klasik anlamda Portre, göğüs veya dize kadar olan gövde bölümünün yer aldığı bir kişinin yüzünün tasvirinin yapıldığı resim ve fotoğraflara verilen sanat türü olarak tanımlanır. Ancak bu tanımın dışında dönemin beklentilerine göre vücudun tamamını içeren portreler de bulunmaktadır. Her ne biçimde ifade edilmiş olsa da portrelerde zaman, kişinin yüzünde bir anlığına durur ve bu anlık ifadede yaşamın izleri yer alır. İfadenin resim yüzeyine yansıması sanatçı ve model arasındaki bağ ile biçimlenir. Modelin beklentileri, yansıtılmak istenen sanatçının yaratım sürecini doğrudan etki altında bırakabileceği gibi, sanatçının bir dışavurum aracına da dönüşebilmiştir. Büst portreler, fayyum, otoportre, sipariş portreler, grup portreler, dışavurum aracı olarak kullanılan portreler gibi birçok sınıfta incelenebilecek portre sanatı, toplumun kültürel yapısıyla da doğrudan ilişki içindedir. Değişen sanat anlayışıyla birlikte portre sanatının içeriği de değişmiştir. Teknolojinin gelişmesi ile de anlam ve biçim olarak yeni bir bakış açısı kazanan portre sanatı, sanatçılarının üretim süreçlerinde klasik metotların dışına çıkmasına olanak sağlamıştır. Özellikle 1960 sonrası dönemde sanattaki çok yönlü eğilimler portre sanatına da kavramsal bir bakış açısı kazandırmış ve portre, sanatçının ifade aracına dönüşmüştür. Çağdaş sanatta her ne kadar klasik dönemin bakış açısının dışında bir bakış açısıyla portre varlığını sürdürse de portreyi portre yapan biçimsel benzerlikler bulunmaktadır. Hangi dönemde yapılırsa yapılsın merkezine aldığı bireyin yüzü olduğu sürece, portre izleyicisi üzerinde bir kimliğin ve kişinin biricikliği karşısında etki yaratır ve onunla temasa geçer. Bu doğrultuda ele alınan modern ve sonrası dönemde portre sanatının gelişim süreci incelenmiş ve günümüz sanatında portre sanatına getirilen farklı bakış açıları zaman ve mekânsal boyutunda referans sanatçılar üzerinden yorumlamıştır. Eser analizleri dönemin toplumsal yapısı ve sanat algısı ile ilişkilendirilmiştir. Günümüz sanatını doğru temellere oturtmak adına geniş kapsamlı literatür taraması yapılmış, kronolojik bir yöntemle portre sanatı tarihsel açıdan analiz edilmeye çalışılmıştır.

ModernModern sanatModern sanat akımları+2
Sinan Meraklı
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mekân ve izleyici bağlamında çağdaş sanat yapıtında etkileşim

Mağara resminden itibaren ileti aktarımıyla birlikte toplum belleğinin oluşumu noktasında, mekân önemli bir hale gelmektedir. Mağaradaki resimlerden müzelere doğru taşınan ileti, özerkleşme süreciyle birlikte estetik bir alana konumlanmaktadır. Bu bağlamda anlam aktarımı ve işlevsellik gündeme gelmiştir. Sanat ortamının geçirdiği aşamalara bağlı kalınarak, avangart hareketlerin sanatın dönüştürme gücünün tezahüründe, öncü sanatçılarla birlikte; sanat ortamının değişen mekânları üzerinden müze, galeri, sokak vb. mekânlar doğrultusunda izleyicinin yapıtla kurduğu ilişki bağlamında ele alınmıştır. 1990 sonrası nasıl bir izleyici yapıt ilişkisi olduğu irdelenmiştir. Mekân olgusunun anlama katkısı üzerinden sanatçıların kurguladıkları işler doğrultusunda açıklanmıştır.

AvangardEtkileşimMekan+6
Ece Ceren Göçmen
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
10

İlgili konular