Laiklik

55 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Devlet bürokrasisinde dine bakış [28 Şubat süreci örneği (1997-2002)]

Tanzimat'tan günümüze devlet bürokrasisinin ve zaman zaman onun güdümüne giren siyaset kurumunun din ile ilişkisi hep var olmuştur. Kurumsal anlamda din, Cumhuriyetin kuruluş sürecinde de yerini almıştır. Bürokratik aktörler toplumu kendi din algılarına göre yönlendirme çabasında olmuşlardır. Geleneksel din algısının dışına çıkan dini grup ve cemaatler çağın dinamiklerine göre takibe alınmış, kontrol edilmeye çalışılmış, işten, görevden veya okuldan uzaklaştırılmışlardır. 28 Şubat sürecinde, askeri vesayetin öncülük ettiği devlet bürokrasisi, siyaset kurumunu da baskı altında tutarak, laikliğin ve rejimin tehlikede olduğu gerekçesiyle kamusal alanda irtica ile mücadele adına başörtüsü ve dini eğitim kurumları gibi dinsel görünümleri ortadan kaldırma, kısıtlama, ötekileştirme, mahrum bırakma icraatlarıyla toplumda büyük gerilimlere yol açmıştır. Bu süreçte seçilmişler, bürokratik vesayetin anti-demokratik baskı ve uygulamalarına direnç gösterememiş, toplumun önemli bir kesimi bazı temel hak ve özgürlüklerden mahrum bırakılmıştır. 28 Şubat postmodern darbesi eğitim, çalışma hayatı, ekonomi, siyaset kurumu gibi alanlarda toplumun her kesimini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışma 28 Şubat sürecinde bürokrasinin din anlayışını, dine bakışını ve topluma etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

28 Şubat 1997 kararlarıAskeri müdahaleBürokrasi+7
Zeki Türkmen
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Siyasal, toplumsal ve ekonomik değişim sürecinde Türkiye'de din-devlet ilişkileri

Bu araştırma, Türkiye'de din-devlet ilişkilerinin siyasal, toplumsal ve ekonomik değişim sürecindeki bir çözümleme ve değerlendirmesini içermektedir. Ülkemizde din-devlet ilişkilerinin gelişim ve değişimi batıdan tamamen farklı olarak ortaya çıkmıştır. Kilise (din), Batıda yaşanan toplumsal ve ekonomik değişim sonucunda, devlet üzerindeki yüzyıllar süren egemenliğini kaybetmiştir. İslamiyette, Hıristiyanlıktaki gibi bir ruhban sınıfını bulunmamaktadır. Ayrıca din-devlet ilişkileri konusunda Batıda yaşanan ekonomik ve toplumsal süreç ülkemizde yaşanmamıştır. Bu nedenlerle ülkemizde din-devlet ilişkileri yukarıdan aşağıya doğru yapılan düzenlemelerle biçimlendirilmeye çalışılmıştır.Araştırmada, tarihsel süreçte yaşanan din-devlet ilişkilerindeki değişim incelenmiş, Türklerde ve Türkiye Cumhuriyeti'ndeki din-devlet ilişkileri dönemler halinde açıklanmış, yönetsel ve hukuksal düzenlemelerdeki din-devlet ilişkisi ortaya konmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nde din-devlet ilişkilerinin çözümlenmesi yapılırken dönemlerin siyasal, toplumsal ve ekonomik yapıları da göz önüne alınmıştır.Günümüzde küreselleşme süreci ile toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel alanlarda büyük bir değişim yaşanmakta ve bu değişim din-devlet ilişkilerini de etkilemektedir. Bu ortamda ülkemizde toplumsal bütünleşmenin sağlanması için din, siyasi çekişmelerin kaynağı olmak yerine, toplumu birleştirmenin araçlarından birisi olmalıdır.

DeğişimDin hizmetleriDin politikası+7
Hüseyin Kara
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Edebi eserlerde din sosyolojisi: Rasim Özdenören örneği

Araştırmamız, Türk-İslâm düşüncesine yazınsal alanda katkı sunan Rasim Özdenören'in eserlerinde toplum-din ilişkisinin araştırılmasına yöneliktir. Son yüzyılda eleştirel, özgün, hoşgörülü savlar sunmanın yanında İslâm inancı ile bağdaşmayan görüşleri kabul etmeyen ve bu yönde uzlaşmacı ve seçmeci anlayışa karşı Müslümanca düşünme ve yaşama üzerine zihinsel arınmanın gerekliliğini vurgulayan düşünür, Rasim Özdenören araştırmaya konu edilmiştir. Özdenören'in Müslümanca düşünme ve yaşama eylemine dair görüşleri; teorik düzeyde, Özdenören'in deneme eserlerinde yer alan ithal kavramlar ve İslami düşünce yaklaşımının incelenmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Pratik düzeyde ise Özdenören ve onu tanıyan kişilerle yapılan görüşmelerin Din Sosyolojisi bilimi çerçevesinde incelenmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Giriş bölümünde araştırmanın kuramsal temelleri ortaya konulmuştur. Birinci bölümde, Rasim Özdenören'in hayatı, düşünsel duruşunun oluşumu ve eserlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, Özdenören'in harf inkılâbına yönelik düşüncesi ve denemelerine konu olan kavramlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Özdenören'in tarih algısı, şehir ve din ilişkisi, Müslümanca düşünme ve yaşama dair görüşlerine ve Rus aydın Dostoyevski ile düşünsel bakımdan ilişkisi çözümlenmiştir. Sonuç olarak bu araştırma, Özdenören açısından Müslümanların İslam inancının tek kaynak olarak kabul edilebilirliğini; yabancı kültürlere ait olan kavram ve kurumların Müslümanların inançlarını düşünsel ve yaşamsal anlamda gerçekleştirmesindeki etkisini araştırmaya yöneliktir. Anahtar Kelimeler: Din Sosyolojisi, Dostoyevski, Rasim Özdenören, Laiklik.

DinDin sosyolojisiDin-toplum ilişkileri+4
Ahmet Meto
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Gazetesi başyazarı Nadir Nadi'nin Demokrasi algısı (1946-1960)

Daha sonra doldurulacaktır.

Demokrat PartiDemokratikleşmeLaiklik
Dilek Tarikçi
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Negatif din özgürlüğü

Toplumun, gündelik yaşamın ve hukukun laikleşmesi ile modernleşme ve modern devlet arasında göz ardı edilemez bir bağlantı bulunmaktadır. Bu bağlantı mutlak bir belirleme ilişkisi olmasa da modern hukuk ve toplum düzeninin laikleşme sürecinin bir ürünü olduğunun ve söz konusu laikleşme sürecinin de Aydınlanma'nın düşünce mirasıyla bağlantılı olmasının yanında en nihayetinde kapitalist üretim biçimiyle olanaklı hale geldiği görülmektedir. Bu bağlamda din ve vicdan özgürlüğü de içerik itibarıyla laik modern toplumun mümkün kıldığı bir özgürlüktür. Niteliği itibarıyla din özgürlüğünün pozitif görünümü modern anayasacılıkta neredeyse tartışmasız bir şekilde kabul görse de negatif din özgürlüğü konusu tartışmalı alanda kalmaktadır. Çalışmada negatif din özgürlüğünün tarihsel arka planı, negatif din özgürlüğüyle ilişkileri bağlamında laikleşme ve laikleşmeme tezleri ele alındıktan sonra yargı kararları da dikkate alınarak negatif din özgürlüğünün, temel bir yurttaş hakkı olarak kıymeti ve laikliğin niteliği itibarıyla talep edilebilir ve devlete pozitif yükümlülükler yükleyen bir hak olarak kabul edilip edilemeyeceği hukuk kuramı sınırları içinde tartışılmaktadır.

Din-hukuk ilişkileriHak ve özgürlüklere saygıHukuk felsefesi+6
Serdar Ünver
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk düşünce tarihinde Ali Fuad Başgil

Türkiye'nin büyük siyasî ve toplumsal dönüşümler yaşadığı bir sürece bizzat tanıklık etmiş olan Ali Fuad Başgil (1893-1967) eğitimci, hukukçu-sosyolog, siyasetçi ve bilim adamı gibi birçok kimlikle tanınan önemli bir şahsiyettir. Türk milletini çok seven Başgil, onun ilerlemesini, refah ve huzura ulaşmasını, demokratik hususlar çerçevesinde gelişmesini istemiş ve bu konuda büyük bir gayret sarf etmiştir. Hükümet, anayasa, demokrasi, Türkçe meselesi, din ve laiklik, 27 Mayıs ihtilali ve nedenleri, hürriyet gibi daha pek çok konuyu kaleme alarak kamuoyunda büyük bir yankı uyandırmıştır. Bu anlamda söyledikleri ve yazdıkları, hem Türkiye'nin siyasi ve toplumsal dönüşümünü görmek hem de onun fikri tekâmül seyrini anlamak açısından önemlidir. Sonuçta hukuk, siyaset ve düşünce alanındaki fikir ve eylemleri ile Ali Fuad Başgil, Türkiye'de önemli bir yere sahip olmuştur. Türkiye'nin demokrasi, ilim ve medeniyet gelişimine büyük bir katkı sağlamış ve ele aldığı kavramlarla, ülkemizde bu alana ilişkin önemli bir literatür boşluğunu doldurmaya çalışmıştır. Onun fikirleri, mücadelesi ve eserleri, yaşadığı dönemin ve hatta bugünün olumsuzluklarının kaynağını göstermede temel bir referans oluşturmaktadır. Bu bakımdan eserleri bir belge niteliği olarak görülebilir.

Başgil, Ali FuatDemokrasiDin+7
Kübra Koç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hoşgörünün felsefi temelleri

İnsan tabiatı gereği ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bir arada yaşamak zorundadır. Bir arada yaşama zorunluluğunun beraberinde getirdiği zorlukların nasıl aşılabileceği, önemlidir. Bu zorlukları aşma ve bir arada yaşama imkânı olan hoşgörünün felsefi temellerini, imkânını, sınırını ve amacını ortaya koymak hoşgörü bilincini oluşturmak bakımından önemlidir. İlk bölümde, bir arada yaşama problemine çözüm olarak sunulan hoşgörü kavramı ve aynı anlamda kullanılan, tolerans ve müsamaha kavramlarının, kelime ve terim anlamları açısından değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu çalışmayla hoşgörünün tarihsel seyri, felsefi bir problem olarak gelişim aşamaları kaydedilmiştir. İkinci bölümde; evrensel ve mutlak hakikatin varlığı üzerinde durulmuştur. İnsanın hakikat arayışında dogmatik ve empirik anlayışın, hoşgörü açısından etkisi değerlendirilmiştir. Hoşgörünün; hakikat, özgürlük, toplumsal sözleşme, güç teorisi, demokratik toplum ve laiklik açısından imkânı, sınırlılıkları ve önemi ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde hoşgörünün felsefi temelleri üzerinde durulmuştur. Bir arada yaşamaya engel olan farklılıkların sebepleri üzerinde durulmuş, güç istenci ve toplumsal sözleşmenin hoşgörülü olmaya katkısı incelenmiştir. Demokrasi ve laiklik hoşgörü bakımından değerlendirilmiştir. Ayrıca Batı, Doğu, İslam Dünyası ve günümüz hoşgörü bakımından kısaca gözden geçirilmiştir. Bilinmelidir ki bütün toplumlar açısından hoşgörünün toplumsal barışı sağlamada çok önemli olduğu sonucu yadsınamayacak bir gerçektir.

Demokratik toplumDinGüç+6
Öznur Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Anayasa Mahkemesi kararlarına göre Türkiye'de cumhuriyet ve devlet anlayışı (Siyasi parti kapatma kararlarının içerik analizi)

Bu çalışmada; öncelikle, yazılı, sözlü bir metni veya sembolü analiz edip rakamlara dönüştürüp bu rakamlar üzerinden yoruma gitmek, diğer bir deyişle rakamları tekrar söze dönüştürmek işlevini gören ?içerik analizi? yöntemi ile haklarında kapatılma davası açılmış siyasi partiler hakkında, Türk Anayasa Mahkemesince verilmiş kararların analiz edilmesi suretiyle, bu kararların dayandığı, Cumhuriyetin/Devletin bir resmi ideolojisi var mıdır? Sorusuna cevap verilmesine çalışılmıştır. Bu minvalde, içerik analizi ile elde edilen sayısal veriler ışığında Türk Anayasa Mahkemesinin, karar verirken, iki temel istinat noktası bulunan bir resmi ideolojiye dayandığı ortaya konmuştur. Buna göre; Cumhuriyetin/Devletin resmi İdeolojisinin bu iki istinatgâhı; Anayasa Mahkemesinin özgün yorumuna dayanan Atatürk İlke ve İnkılâpları?ndan; ?Laiklik? ile Milliyetçilik ilkesinden neşet eden ?Bölünmez Bütünlük? ilkeleridir. Bu itibarla, kararlarının bağlayıcılığının gücü nedeniyle de, Türkiye siyasetinde neredeyse ?oyun kurucu? mesabesinde olan Türk Anayasa Mahkemesi, bu gücü sayesinde ?sınırlı politik alan? teorisini hayata geçirmek suretiyle, siyasal aktörlere siyaset alanını adeta dar etmektedir.Bulunduğu nokta itibariyle, hukuk ve siyasetin kesiştiği yerde bulunan ve vereceği kararlarla Türkiye Demokrasisinin kilitlenmeden sağlıklı işleyişini sağlayabilecek olan Türk Anayasa Mahkemesinin, ?Cumhuriyetin/Devletin bu resmi ideolojisinin muhafızlığı rolü nedeniyle, demokratik rejimlerdeki ?tarafsız hakem?lik yerine ?bağımsız bekçilik?i üstlenmesi, Türkiye demokrasisi üzerindeki ?vesayet?in sürmesine katkıda bulunmaktadır? varsayımı ise bu çalışmanın tartıştığı ikinci ana tema olmuştur. Verdiği kararlar değerlendirildiğinde; bugüne kadar ki kararları ile hak ve özgürlükler temelli ve bireyi eksene alan bir tutumu değil de; resmi ideoloji temelli ve devleti eksene alan tutumu benimsediği sonucuna varılan Türk Anayasa Mahkemesinin, yapılan son Anayasa değişikliği sonrasında değişen üye kompozisyonu nedeniyle mevzubahis tutumunu değiştirip değiştiremeyeceğini ise zaman gösterecektir.Anahtar Sözcükler1. İçerik Analizi2. Türk Anayasa Mahkemesi3. Siyasi Parti Kapatma Kararları4. Laiklik/ Bölünmez Bütünlük5. Resmi İdeoloji

Anayasa MahkemesiAnayasa yargısıAtatürk ilkeleri+7
Hüseyin Murat Işık
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında Türkiye'de din ve vicdan özgürlüğü

İnsanlık tarihi inanç farlılıkları sebebiyle yaşanan savaşlarla doludur. Din adına yaşanan bu savaşlar yapılan katliamlar, din ve vicdan özgürlüğünü uluslararası düzeyde güvence altına alınması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu anlamda atılan adımlardan en önemlisi Avrupa insan Hakları Sözleşmesi'nin kabulüdür; zira Sözleşme'de tanınan hakların ihlâli halinde bireylere, diğer insan hakları sözleşmelerinden farklı olarak yine bu Sözleşme ile kurulan yargı organlarına başvuru hakkı tanınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.9 ile ?düşünce, vicdan ve din özgürlüğü? başlığı altında inanç özgürlüğü ve bu özgürlüğün iki temel boyutu tanınmış, güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile din ve vicdan özgürlüğünün içsel alanına (forum internum) mutlak ve sınırsız bir koruma sağlanmıştır; dışsal alan (forum externum) ise sınırlamalara konu olabilmektedir.

Avrupa İnsan Hakları MahkemesiAvrupa İnsan Hakları SözleşmesiDin hürriyeti+3
Hande Seher Demir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Medeni Hukuk ve Türkiye'de Medeni Hukukun tarihi üzerine bir inceleme (1923-1927)

Osmanlı Devleti'nde hukuk iki kısımdan oluşuyordu. Kaynağını dinden alan şer'i hukuk ve kaynağını örf-adetten alan örfi hukuk. Osmanlı medeni hukuku da bu çerçevede kaynağını dinden alarak gelişti ve 20. yüzyıla kadar uygulandı. Değişen dünya şartlarına uyum sağlamak ve yeni ihtiyaçları karşılamak için 1850'li yıllarda medeni hukukun yenilenmesi amacıyla Mecelle denilen ve kaynağını fıkıhtan alan kanunlar hazırlandı. Fakat I. Dünya Savaşında ağır bir yenilgi alan Osmanlı Devleti siyasi açıdan olduğu gibi hukuki yönden de çökmek üzereydi. Çünkü Mecelle farklı dinlere mensup Osmanlı milletinin ihtiyaçlarını karşılayamıyordu.Milli Mücadelenin kazanılmasıyla dayandığı değerler açısından yeni, farklı bir devlet kuruldu ve bu devlet siyasi anlayışında ki değişiklikleri topluma ve hukuka da yansıtmaya başladı. Bu amaçla eskisinden tamamen farklı, Avrupa sistematiğine dayanan, laik, modern bir Medeni Kanun hazırlamak amacıyla komisyonlar kuruldu. Komisyonların yaptıkları çalışmalar sonucu İsviçre Medeni Kanunu bazı değişikliklerle tercüme edilerek, TBMM'de kabul edildi ve yeni Türk Medeni Kanunu olarak benimsendi.Yeni Türk Medeni Kanunu kabul edildikten sonra doğal olarak bazı tepkilerle ve eleştirilerle karşılaştı. Çünkü din-akıl anlayışına dayalı bir toplum laiklik-akıl anlayışına dayalı yeni kanunlarla karşı karşıyaydı. Anahtar Kelimeler: Kanun, Türk Medeni Kanunu, Medeni Kanun Komisyonları, laiklik, Atatürk devrimleri.

DevrimlerHukuk tarihiLaiklik+5
Erhan Taş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Şerif Mardin'e göre din ve ideoloji

Bu çalışma Şerif MARDİN penceresinden dine ve ideolojiye bakmayı amaçlamaktadır.Şerif Mardin, Türkiye'de din, siyaset, ideoloji gibi konularda düşünce dünyamıza büyük katkıları olan bir sosyologdur.Bu çalışmada Şerif Mardin'in hayatı, eserleri, bilimsel anlayışına kısaca değinildikten sonra, ?Şerif Mardin ve Din ? başlığı altında onun dine bakışı açıklanmaya çalışılmıştır. Yine bu başlık altında İslamcılık konusu işlenmiştir.Türk devriminde ideoloji ve din,Türkiye'de din ve laiklik konularında Mardin'in söyledikleri anlaşılmaya çalışılmıştır.Şerif Mardin ve ideoloji konusunda ideolojinin tarihsel gelişimine göz atılmış, toplumsal değişme ?ideoloji ilişkisi ele alınmıştır.Mardin, ideolojilerin var olmaya devam ettiğini belirtir. Dinler ve ideolojiler geçmişte olduğu gibi bugün de dünya gündemindedir.Son olarak günümüz Türkiye'sinde İslami canlanışa bakış bölümünde, İslami canlanış faktörlerinin, eğitimin yaygınlaşması, büyüyen bir iktisadi yapı ve köyden kente göç olduğunu belirtir.Anahtar Sözcükler1.Din2.İdeoloji3.İslamcılık4.Kültür5.Laiklik

DinKültürLaiklik+2
Seydi Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Laik eğitim uygulamaları açısından Cumhuriyet Dönemi Türk eğitimi (1923-1960)

ÖZET Yaklaşık 200 yıllık modernleşme tarihimiz dikkate alındığında ilk önce Tanzimat'la başlayan daha sonra Meşrutiyet yönetimleri ve nihayetinde Cumhuriyet İdaresi altında yapılmaya çalışılan iş hep aynıydı. Batılılaşmak, muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak, medenileşmek. Fakat bu yapılırken, yani Batılılaşırken Batı' dan nelerin alınıp nelerin alınamayacağı konusunda ortaya çıkan politik ve entellektüel yorumlar, tartışmalar modernleşme tarihimiz açısından önem arz etmektedir. Kökleri zamanımıza kadar uzanan bu tartışmalardan hiç şüphesiz eğitim kurumu da payına düşeni almakta idi. Sosyolojik bir kurum olarak eğitim; toplumdaki diğer kurumlarla (yani aile, siyaset, ekonomi, din, hukuk) olan bağlantıları çerçevesinde belirlenen bir takım göstergelere göre şekillenir. Eğitimin laikleşmesi, yeni bir neslin yaratılması çalışmalarında, Atatürk tarafından elzem görülmüş ve pratiğe geçirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti' nin ihtiyaç duyduğu vatandaş modelini yaratabilecek bir anlayış olarak inkılap kadroları tarafından yürürlüğe konmuş ve Cumhuriyet Dönemi'ne damgasını vurmuş olan bu uygulama, devletlerarası rekabet sürecinde ülkemizi beşeri kaynaklar açısından evrensel standartlara ulaştırma çabası olarak değerlendirilebilir. Eski döneme bir tepki olarak doğan, yeni kurulmuş ve kalkınmakta olan bir toplumun kendisini anlayacak ve anlatacak yeni kuşaklara ihtiyacının olması kaçınılmazdı. Bu aşamada laik eğitime ve bu anlayışla yetişen öğretmene duyulan ihtiyaç her zamankinden daha fazla hissedilmiştir. Eğitimin gücünden istifade etme eğilimleri, Cumhuriyet Dönemi'nde belirgin bir şekilde artmıştır.

BatılılaşmaCumhuriyet DönemiDemokrat Parti+4
M. Cem Şahin
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de 1945-1950 Dönemi çok partili siyasal hayata geçiş ve din

"Türkiye'de 1945-1950 Dönemi Çok Partili Siyasal Hayat Geçiş ve Din" adlı tezde, Türk siyasal yaşamı içerisinde bir etken olarak din unsurunun yeri ve önemi ele alınmaktadır. Tez altı bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölüm kavramsal açıklamaların yapıldığı, iktidarların din-siyaset ilişkisi bağlamında tipolojilerine yer verildiği, Batı ve İslam toplumlarında din-siyaset ilişkisi tarihinin incelendiği bölümdür. İkinci bölümde Türkiye tarihi açısından din siyaset ilişkisi incelenmeye çalışılmıştır. Türkiye tarihi önce Osmanlı İmparatorluğu dönemi, sonrada Cumhuriyet'in tek partili dönemi olarak ayrı ayrı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, çok partili döneme geçişi sağlayan etkenler ve yeni dönemde tek partili dönemin, laiklik anlayışından uzaklaşması ele alınmaktadır. Geçiş döneminin genel karakteristiğine değinilirken, çok partili yaşama geçme yönünde baskılarını hissettiren siyasal, ekonomik, toplumsal etkenler incelenmektedir. Dördüncü bölümde, geçiş süreciyle beraber, iktidar partisi C.H.P.'nin pek çok alanda olduğu gibi, din politikasında da değişim geçirdiğine değinilmektedir. Bu bölümde C.H.P.'nin meşhur VII. Kurultay'ına yer verilmiş, din eğitimi konusunda yaşanan değişimler anlatılmıştır. Beşinci Bölüm muhalefet cephesinde yer alan partilerin din konusundaki yaklaşımlarına yer verilen kısımdır. Bu bölümde ağırlıklı olarak D.P. yer almaktadır. Muhalefet cephesinde yer alan irili ufaklı partilerin dine yaklaşımları, muhafazakar kesimle olan ilişkileri ve C.H.P.'den farkları yansıtılmaya çalışılmıştır. Altıncı Bölüm dini cemaat ve tarikatlara değinilen bölümdür. Bu tarikat ve cemaatların tarihi geçmişlerine değinilmiş, yapılarıyla ilgili açıklamalar yapılmış ve siyasal yaşamımızdaki etkinlikleri de alınmıştır.

CemaatlerDinLaiklik+4
Demirhan Fahri Erdem
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

TBMM'deki partilerin din siyaseti (1951-1954)

Bu çalışmada Türk milletinin kalbindeki güncelliğini koruyan "dindar Menderes"in en parlak dönemini oluşturan, (1951-1954 yılları arasında) İkinci Menderes Hükümeti Dönemi'nde din siyaseti ile ilgili yaşananlar, olduğu gibi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin hazırlanması sırasında iktidar ile muhalefetin din politikaları ile ilgili; arşiv belgeleri, Meclis Tutanakları, dönemin basınında yayımlanan haberler, hatıralar olmak üzere birincil kaynaklardan ve incelenen konu ile ilgili tetkik eserlerden yararlanılmıştır. Tezin ağırlık merkezinin "Din Siyaseti" olması dolayısıyla incelenen dönemde Türkiye'de farklı kesimlerin dine yaklaşımlarının tespiti yapılmaya çalışılmıştır. Menderes iktidarı öncesi Türkiye'de devletin tüm birimlerinde ve basın-yayında etkili kişilerin hâkimiyetinin Menderes iktidarları boyunca da devam ettiği anlaşılmaktadır. Hâlbuki özellikle iktidara gelmelerinin hemen ardından Menderes'in din hürriyeti ile ilgili umut verici sözleri ve muameleleri hem halk arasında hem de muhafazakâr basında heyecan oluşturmuştu. Ancak dinini özgürce yaşamak isteyen vatandaşlar daha önce olduğu gibi Menderes iktidarı boyunca da din konusunda benzer sıkıntıları yaşamıştır. Demokrat Parti'nin, 1946'da kuruluşundan iktidar olana kadarki söylemlerinde, kapatılma korkusuyla dini özgürlüklere pek değinmediği bunun yerine "vicdan hürriyeti", "insan hakları" gibi kavramların üzerinde durduğu görülmüştür. Cumhuriyet Türkiye'sinde çok partili hayata geçişin ardından 1950'deki ilk demokratik seçimlerle halk, Demokratları iktidara getirmiştir. Bunun en büyük sebebi ise Türk halkının, Halk Partisi vasıtasıyla maruz kaldığı maddi ve manevi sıkıntıları daha fazla yaşamak istememesidir. Ancak Demokrat Parti'nin kurucularının Halk Partisi kökenli olmasının da etkisiyle özellikle Celal Bayar liderliğinde Demokratların, laiklikten asla taviz vermeyecekleri izlenimini sürdürdükleri görülmüştür. Menderes'in ise iktidarının ilk aylarındaki dindarlara ve din hürriyetine yönelik olumlu yaklaşımını özellikle 1952 Malatya Hadisesi sonrasında devam ettirmediği anlaşılmaktadır. Hatta bahsi geçen hadise sonrası Menderes'in cumhuriyet inkılaplarına, Atatürk'e ve laikliğe en fazla kendisinin bağlı olduğunu ispat etmeye yönelik icraatlarının olduğu da görülmektedir. Bu süreçte dinini özgürce yaşamak isteyen bazı kimseler bir bakıma önceki dönemde olduğu gibi "mürteci" muamelesi görmüştür. Tüm bunlara rağmen incelenen dönemdeki halkın; dini hürriyete daha fazla önem atfeden Millet Partisi, İslam Demokrat Partisi gibi partilere yönelmediği de görülmektedir. Bunun sebebinin ise, CHP'nin karşısında bahsi geçen partilerin güçlü olmaması ve iktidara gelebilme ihtimallerine halkın inanmaması gösterilebilir. Dolayısıyla geçmiş tecrübeler ve yaşanmışlıklar halkın CHP'ye karşı Demokratlara olan bağlılığının ve desteğinin devam etmesine neden olmuştur denilebilir.

Demokrat PartiLaiklikMenderes, Adnan+2
İlker Bayram
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet (1908-1923) Tarihsel, ideolojik ve olgusal bir karşılaştırma

Türkiye yakın tarihinde derin izler bırakan 23 Temmuz 1908 II. Meşrutiyet devrimi ile 1923 Cumhuriyet devriminin karşılaştırmalı tarih yöntemi açısından bir analizini içeren bu tezde her iki yapısal dönüşüm düşünsel, ekonomik ve sosyal yönden değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bilindiği gibi tarihe yön vermiş büyük yapısal dönüşümler, içerdikleri değerlerle birbirlerini etkilerler. Bu bağlamda hem 1908, hem de 1923, 1789'dan beri kıta Avrupası'nda ortaya çıkan devrimler çağının, Avrupa dışı bir coğrafyadaki son halkalarıydı denilebilir. Her iki yapısal dönüşüm, ideolojik olarak benzerlikler taşıdığı kadar aynı zamanda karşıtlıklar da içerir. Tez süresince bu benzerlikler ve karşıtlıklar, devletin ve toplumsal yapının yeniden inşası bağlamında bilimsel düşüncenin geçerlilik ilkeleri çerçevesinde ele alınmıştır. 1908'den 1923'e uzanan tarihsel süreçte bir imparatorluk dağılmış ve yerine yeni bir ulus-devlet ikame edilmişti. İşte tez süresince bu ulus-devletin hangi düşünsel alt-yapı ve saiklerin etkisiyle kurumsallaştırılabildiğini araştırmaya çalıştık. Bu konuda hayli yoğun bir literatürün olduğunu gözden ırak tutmadan üretilmiş bütün referanslar taranmaya ve analiz edilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet üzerine ilk kez bu denli kapsamlı bir karşılaştırma yapılmaktadır. Tarihçiliğin geçmişte yaşanmış olay ve olguları, günümüzün değerleriyle yorumlama uğraşı olduğu genellikle kabul edilir. Historiyografinin bu doğası ve epistemesi ister istemez yapılan her tarih çalışmasına yansır. Kuramlar, ideolojiler, yapılar hep bu mercekten yeniden ele alınır ve analiz edilir. Bu tez süresince, yıllardan beri Türkiye yakın tarihine ilişkin üretilen Modernleşme kuramı, Patrimonyalizm gibi Weberyen analizler, Pozitivist yönelimler, Jakobenizm ve Bonapartizm gibi yaklaşımlar eleştirel bir dizgede ele alınarak yorumlanmıştır. Bu çerçevede baskın Oryantalist ideolojinin son derece yoğun olduğu Türk sosyal bilim dünyasında, yakın geçmişin oryantalist olmayan bir değerlendirmesi ve karşılaştırması yapılmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte milliyetçilik, köycülük, halkçılık ve sosyalizm cereyanlarının ülkemizin yakın tarihinde nasıl doğduğu ve her iki yapısal dönüşüme ne denli etki yaptıkları da bu tez süresince değerlendirilen konular arasındadır. Ülkemizin 20. yüzyılda gördüğü iki devrim hareketini benzerlikler, karşıtlıklar ve kırılma noktaları açısından karşılaştıran bu tez, kendi içinde yeni bakış açılarına, analizlere ve yorumlara yol açma gibi mütevazi bir amacı hedeflemektedir. Anahtar kelimeler: Meşrutiyet, cumhuriyet, karşılaştırmalı tarih, tarih yazıcılığı, devrim, milliyetçilik, halkçılık, laiklik, bürokratik patrimonyalizm, liberalizm, solidarizm, korporatizm, bonapartizm, jakobenizm, tarihsel yorum.

CumhuriyetHalkçılıkKarşılaştırmalı analiz+7
Bahar Arslan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Pozitivist Cumhuriyet'te seküler ahlakın gelişimi ve sınırları: Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiyesi ve Üçüncü Cumhuriyet Fransası'nın karşılaştırmalı incelemesi

Türkiye'de geleneksel resmi tarih yazımının olduğu kadar, ona alternatif olarak geliştirilen eleştirel cumhuriyet tarihi çalışmalarının, geleneksel sekülerleşme teorilerinin ve resmi tarih yazımının varsayımlarının reddedilmesiyle ulaştığı kavram setinin de karmaşık sekülerleşme süreçlerini anlamada yetersiz kaldığı tespitinden hareketle şekillendirilen bu çalışmada Üçüncü Cumhuriyet dönemi Fransası ve Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiyesi'nde sekülarizminin sınırları; seküler ahlak felsefesinin gelişimi ve ilk-orta öğretim düzeyinde ahlak eğitimindeki yeri açısından incelenmiştir. Akıl ve ilerlemeyi düzen arayışıyla eklemleyen pozitivizmin gerek Fransız Üçüncü Cumhuriyeti gerekse Erken Türkiye Cumhuriyeti'nde egemen ahlak anlayışının felsefi temeli olduğu kabul edilmektedir. Oysa ahlaklı davranışın kaynağı ve yaptırımını yeryüzüne indiren seküler ahlak yaklaşımları geniş bir yelpaze teşkil etmekte, pozitivizme indirgenemeyecek bir çeşitlilik sergilemektedir. Kapitalist ulus-devletin gereksindiği emek gücünün yetiştirilmesi, milli kimliğin ve sosyal kaynaşmanın güçlendirilmesi temelinde gelişen "laik okul" eklektik bir ahlak anlayışına sahip olmuş ve zamanla muhafazakâr etkilere açık hale gelmiştir. Seküler bir değerler bütününün okul aracılığıyla sosyalizasyonu her iki örnekte de çeşitli şekillerde sınırlanmıştır. Bu sınırların monolitik, durağan ve dinsel kimliğine indirgenmiş bir soyut toplum tarafından değil, dünya-sisteminin iktisadi ve politik dinamikleri tarafından belirlendiği öne sürülmüştür. Anahtar Kelimeler: Seküler Ahlak, Ahlak Eğitimi, Laiklik, Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiyesi, Fransız Üçüncü Cumhuriyeti

Laiklik
İlkim Özdikmenli Çelikoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Atatürk İnkılâplarına yönelik tepkilerin dini boyutu

1299'da kurulan Osmanlı Devleti, her imparatorluk gibi yükseliş dönemini yaşamış bu sürecin sonunda da duraklama sonrasında da dağılma dönemini yaşamıştır. Bu süreçte çözüm yolları araştırılmış ve bazı ıslahatlara girişilmiş ne var ki yıkılmanın önüne geçilememiştir.Türk inkılâbını, Osmanlı dönemi ıslahat hareketlerinden ayıran çok önemli farklılıklar vardır. Bunların belki de en önemlisi radikal ve devrim niteliğinde olmasıdır ki bu yüzden devrim terimiyle etiketlendirilmektedir. Ancak bu özelliğini Osmanlı dönemi ıslahat hareketlerinden aldığını da söylemeden geçmemek gerekir. Zira o aşamalardan geçmeden inkılâba kalkışabilmek pek mümkün de gözükmemektedir. Zira her inkılâbın bir hazırlık dönemi vardır.Türk inkılâbı ıslahat hareketlerine göre çok daha kapsamlı bir değişimi esas almıştır. Sadece devletin ve kurumların değil, onunla birlikte ferdin ve toplumun geliştirilmesi ve yüceltilmesi amaçlanmıştır. Islahatların mütereddit mahiyetine karşılık, Türk inkılâbı bir kararlılığın ifadesidir. Islahatlarda zaman zaman dıştan gelen baskılarla karşılaşıldığı ve dıştan yönlendirildiği halde Türk inkılâbında herhangi bir dış baskının rolü olmamış ve kendi iç dinamiklerinden beslenmiştir.Bu süreçte her inkılâp için uygun zeminin oluşması beklenmiş ve taviz verilmeden de uygulamaya geçilmiştir. Bu süreç aşama aşama büyük bir titizlikle ve kararlı bir tutumla gerçekleşmiştir. Milli mücadele egemenlik anlamında inkılâbın ilk aşamasını oluşturmuş, hemen ardından siyasal alanda inkılâplara girişilmiş, ardından da toplumsal alanda inkılâp hareketlerine girişilmiştir. Amaç imparatorluktan ulus devlete, teokratik yönetim anlayışından laik yönetim anlayışına geçmek olarak belirlenmiş ve sonuç da bu şekilde gerçekleşmiştir.

Atatürk, Mustafa KemalDevrimlerDin+3
Mehmet Ali İnal
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed Arkoun'un modern İslam düşüncesindeki yeri

Modern İslam Düşüncesi, Müslüman toplumlarda yaşayan ilim ve fikir adamlarının; din, toplum, medeniyet, kültür, felsefe ve benzeri konularda ürettikleri görüşlerin, kanaatlerin ve bilgilerin tamamını kapsar. Modern İslam Düşüncesi, "bugüne İslam diye gelen din" hakkında sorgulama yaparken doğal olarak İslam'ın kitabı olan Kur'an'ı tek ölçüt olarak ele almaktadır. Zira Kur'an, yorumlamada her ne kadar geleneksel dini ilimlerin tahrifatına uğramış olsa da, metin olarak bozulmadan bugüne intikal etmiştir. Bu kaynak dışında, başta sünneti oluşturan hadisler olmak üzere fıkhî, kelami, mezhebi, tasavvufi tüm dini metinler ve bu metinler etrafında oluşmuş usuller, anlayışlar ve kurumlar modernistlerin tenkit odakları olmaktadırlar. Modernistlere göre sadece Kur'an'dan ilham alınarak çağdaş sorunların üstesinden gelinebilir. İslamiyet'in yeniden zamana damgasını vurması ancak bu metotla gerçekleşebilir. Bu çalışmada Modern İslam Düşüncesinde önemli bir yere sahip olan Muhammed Arkoun incelenmiştir. Arkoun, Kuran çalışmalarıyla şöhret bulmuştur. Bütün yönleriyle ele alınmaması Arkoun'un Türkiye'de eksik tanınmasına neden olmuştur. Arkoun'u İslam, Kur'an, Sünnet, Felsefe, Tarih, Laiklik ve Siyaset çerçevesinde ele alarak bu eksikliği gidermeye çalışacağız. Anahtar Kelimeler: İslam, Kur'an, Sünnet, Laiklik, Tarihsellik, Siyaset, İslam düşüncesi, modern dönem, Müslüman düşünür.

Arkoun, MuhammedDin sosyolojisiEleştirel düşünce+7
Serdar Mintaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Dinin Türk seçmen davranışı üzerindeki etkisi: Denizli ili örneği

Türkiye'de Cumhuriyet'in kuruluşundan beri din-siyaset ilişkisi birbirlerine tehdit olarak algılanan iki önemli toplumsal alanın üstünlük mücadelesi olarak resmedilmiştir. Bu nedenle çok partili hayata geçişle birlikte siyaset sahnesinde dini söylem ve sembollerin halk nazarında bıraktığı etki seçmen davranışları üzerinden çözümlenmeye çalışılmıştır.Bu çalışma, Denizli kentine yönelik olarak, din faktörünün, seçmen davranışı üzerindeki etkilerini araştırmayı konu edinmiştir. Dinin Türk siyasal hayatına yön veren bir unsur olduğu pek çok siyaset ve sosyal bilimci tarafından kabul edilmesine rağmen, dindarlığın ve dini algılama biçiminin seçmen davranışlarında hangi düzeyde etkili olduğu konusunda yeterli bir araştırma yoktur.Geleneksel yapının korunduğu veya korunmaya çalışıldığı toplumlarda dinin sosyal ve siyasal hayatta önemli bir faktör olduğu, yaygın bir kabuldür. Ancak bu çalışmanın temel varsayımı Türkiye gibi geçiş dönemi toplumlarında dinin siyasete etkisinin sanıldığı kadar tek ve ilk belirleyici olmadığı yönündedir. Bu nedenle seçmen davranışlarında politikacıların dindar kişiler olması tercihi, dini nitelikteki sorunların çözümüne yönelik politikalar üretilmesi seçmenler için ancak ikincil bir beklentidir. Çünkü geçiş dönemi toplumları ekonomik kalkınmayı kendilerine hedef belirlediklerinden, maddi beklentilerinin tatmini manevi ihtiyaçların gözetilmesinden çok daha önce gelmektedir.Yapılan pek çok araştırma seçmenin demokratik mekanizmanın işlemesinde önemli bir etkinliği olan ?oy?unu dini eksenli çatışmalara taraf olarak kullanmadığını göstermektedir. Denizli örneğinde yürütülen bu araştırma da benzer yargılara ulaşmış, seçmenin oyunu belirleyen etkenin din değil, ekonomi ve sosyal refah konuları olduğu ortaya konmuştur. Din, dindarlık ve laiklik gibi değişkenler toplumsal hayata ve siyasi konulara tavır alışları bir ölçüde etkilese de sistemin işleyişi için en önemli mekanizmalardan biri olan seçimler üzerinde belirgin bir etki yaratmadığı söylenebilir.

DenizliDinDin-siyaset ilişkileri+6
Ferihan Polat
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Laiklik teorileri açısından 1938-1950 dönemi Türkiyesi'nde laiklik anlayışı

Öteden beri insan hayatını etkileyen başlıca iki kurumun ?din? ve ?devlet? olduğu nazaraalındığında; bu iki kurumun birbirleriyle olan ilişkilerinin anlaşılmasının önemi daha da açığaçıkmaktadır. Türkiye'de cumhuriyet rejimine geçilmesinden bu yana, devletin temelnitelikleri arasında, üzerinde en çok tartışma yürütülen ilke ?laiklik? olmuştur. Gerek bukavramın Fransa kökenli olması ve gerekse bu kavramın içerdiği anlamın, yer ve zamana görefarklılık arz etmesi, ülkemizde bu konuya ilişkin tartışmaların yeni boyutlar kazanmasına yolaçmıştır. Dolayısıyla, bu ilkenin sağlıklı ve kapsamlı bir analizine duyulan ihtiyaç gündengüne artmıştır.Bu çalışmanın amacı, resmi ideolojinin 1938-1950 dönemi Türkiyesi'nde tesis ettiğilaikliğin türünü ve karakteristik özelliklerini ortaya koymaktır. Türkiye Cumhuriyeti tarihiaçısından 1938-1950 dönemi, son derece önemli bir dönüm noktasıdır. Zira söz konusu zamandilimindeki laiklik politikaları yalnızca o dönem açısından etkili olmayıp, aynı zamandagünümüze değin uzanan siyasi rejim tartışmalarının da zeminini oluşturmaktadır. Dolayısıyla,laiklik eksenindeki polemiklerin hala güncelliğini koruması, 1938-1950 dönemindeki dindevletilişkilerinin aydınlatılmasını daha da önemli kılmaktadır.Bu teze esas teşkil eden konu ve kurallar, salt soyut bir çerçevede ele alınmamış; devlet,siyaset ve bilim adamlarının çeşitli konuşmaları ve yazıları, anayasa, yasa, tüzük, tamim gibipozitif hukuk normları ile çeşitli idari ve adli uygulamalar çerçevesinde, lehte ve aleyhtegörüşler objektif olarak ele alınmaya çalışılmış ve yeri geldikçe de somutlaştırılmak suretiyledeğerlendirilmiş; diğer ülkelerdeki uygulamalar ile ülkemizdeki sürecin benzerlik vefarklılıkları ortaya konmaya çalışılmıştır.Çalışmamızın ilk bölümünde, laikliğin tarihsel serüveni, farklı coğrafya ve farklı tarihişartlarda geçirdiği evreler ele alınmış; bu ilkenin değişik teorik ve pratik perspektiflerdeki yeriirdelenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise, öncelikle Osmanlı İmparatorluğu'nun sondöneminde yaşanan, laikliğin öncülü sayılabilecek gelişmeler ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ilkonbeş yılındaki Kemalist laikleşme hamleleri mercek altına alınmış; sonrasında ise MustafaKemal Atatürk dönemiyle İsmet İnönü dönemi arasında, din politikası açısından devamlılıkilişkisi olup olmadığı sorgulanmış; nihayet İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığı görevinivyürüttüğü 1938-1950 yılları arasındaki süreçte, Türkiye'deki siyasi sistemin, laikliği nasılalgıladığı ve uyguladığı incelenmeye çalışılmıştır. Bu sayede, ilgili döneme ilişkin resmiideolojinin tesis ettiği laiklik modelinin türü ve karakteristik özellikleri ayrıntılı olarak ortayakonmuştur.Anahtar Kelimeler:Laiklik, sekülarizm,İnönü, CHP, Atatürk, din, Kemalizm

Atatürk, Mustafa KemalCumhuriyet Halk PartisiDin+6
Emrah Şimşir
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ali Fuad Başgil perspektifinden anayasal meseleler (1933-1967)

Ali Fuad Başgil, 1893-1967 yılları arasında yaşamıştır. Başgil, döneminin önde gelen anayasa hukukçuları arasında yer almıştır. Başgil, Tek Parti ve Demokrat Parti dönemleri ile 27 Mayıs Darbesi ve sonrasındaki çok partili hayatı yaşamış bir ilim adamıdır. Türk siyasal hayatından güncelliğini ve serüvenini hiç yitirmeyen laiklik anayasa yargısı, özgürlük, insan hakları, demokrasi, iktidar ve meşruiyeti gibi konular Ali Fuad Başgil'in çalıştığı konular arasında yer almıştır. Çalışmada bahsi geçen konular Başgil'in çalışmalarından yola çıkılarak anayasal boyuttan ele alınmıştır.

AnayasaAnayasa değişiklikleriAnayasa hukuku+5
Alper Bağcılar
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kemal H. Karpat'a göre Türkiye'de modernleşme ve demokrasi sorunları

Modernleşme süreci üzerinde farklı yaklaşımlar olmakla beraber, sürecin siyasal yönünün demokrasiyi içerdiğini söyleyebiliriz.Türkiye, özellikle 19. yüzyılın başlarından itibaren modernleşme çabalarına sahne olmuştur. Türkiye'de modernleşme ve demokrasi sürecinde, genelde merkezi devlet geleneğine paralel bir anlayışla hareket edildiği görülmüştür. Süreçte, özellikle laiklik anlayışı, bürokrasinin seçkinci tutumu ve ordunun yönetime müdahaleleri öne çıkan sorunlar olmuştur.Türkiye'deki modernleşme ve demokrasi süreci ile bu sürecin problemleri, Kemal H. Karpatın eserleri çerçevesinde incelenmiştir. Karpat'a göre, Türkiye'de modernleşme ve demokrasi sürecinin en önemli aktörlerinden biri "orta sınıf" olarak adlandırılabilecek kesimdir. Karpat, Türkiye'de demokrasi mücadelesinin orta sınıf etrafında cereyan ettiğini belirtmektedir. Anahtar Kelimeler: Modernleşme, demokrasi, orta sınıf, laiklik, Kemal H. Karpat.

DemokrasiLaiklikModernleşme+1
Erkan Toygar
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi din politikaları ve toplumsal tepkiler (1923-1960)

Bu tezin konusu "Cumhuriyet Dönemi Din Politikaları ve Toplumsal Tepkiler (1923-1960)"dir. Tezde daha çok dönemin din politikaları ele alınmış ve bu politikaların toplum tarafından nasıl karşılandığı değerlendirilmiştir. Çünkü daha çok toplumun temel dinamiklerini değiştirmeye dönük politikalar olarak tarihe geçmişlerdir. Tezde Laiklik yanlısı ve Laiklik karşıtı politikalar yer almaktadır. Bunların yanında TBMM, Hükümet, Üniversiteler, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer kurum ve kuruluşların hareketleri de incelenmiştir.Ele alınan dönem, toplumun temel taşlarının yeniden inşa edildiği dönemdir. Rejim değişikliği, tek partili dönemden çok partili döneme geçiş birçok sarsıntıyı ve inkılabı beraberinde getirmiştir. Toplumun da hazır olup olmaması ortaya çıkan din politikalarını şekillendirmiştir. Bu tez, dönemin iktidar partilerinin yayın organlarının, siyasal muhaliflerin yayın organlarının taranması ve kaynakçada belirtilen nüshaların kaynak olarak kullanılmasıyla oluşturulmuştur. Toplum düzeni için yapılan din politikalarının bazıları kabul edilmiş, bazıları ise büyük tepkiler ortaya çıkarmıştır. Yapılan politikalar özellikle laiklik ve din çerçevesinde şekillenmiştir. Muhalif karşıtı kesim laikliğin önündeki engelin din olduğunu belirtirken, dindar kesim dini toplumun yapı taşı olarak görmüş ve dinin bozulmak istenmesine müsaade edilmemiştir. Toplum, dini eğitim için engellerin farkında olup gizli olarak eğitimlere devam etmiştir. Gizli yapılan eğitimler daha çok tarikatları ortaya çıkarmıştır. Tarikat liderleri de bu durumdan faydalanmışlardır.Araştırma dönemimizi hazırlayan, dönemi ortaya çıkaran ve yararlanılan basılı eserler de kaynakçada gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Laiklik, Din, Laiklik Uygulamaları, Cumhuriyet Dönemi, Toplumsal Tepkiler.

Cumhuriyet DönemiDinDin politikası+4
Şeyma Dutar
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyeti'nin laikleşme sürecinde dinde ulusal dil sorunu

Cumhuriyet DönemiDin öğretimiDini yayınlar+6
Başak Gez (ocak)
Dokuz Eylül University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
1994
00

Related subjects