Modern sanat
Bu konu başlığı altında 218 tez
Disiplinlerarasılık, coğrafi kavramlar ve sanatsal bir edim olarak yürümek
Disiplinlerarasılık, 1960'lardan bu yana, çağdaş sanatta kullanılan üretim yöntemlerinin başında yer almaktadır. Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri, Sağlık Bilimleri ve Sanat alanında bu bağlamda sıkı bir geçişlilik söz konusudur. Örneğin sosyal bilimlerdeki bir ilerleme, sanatın bir parçası haline gelebilmektedir. Bilimsel araştırmalarda izlenen yöntemlerden biri, önce ilgili alanda yaşanan problemin her yönüyle tespit edilmesi, daha sonra da bu problemin çözümüne giden yolların test edilerek sonuca ulaşılmasıdır. Diğer bir araştırma ve geliştirme yöntemiyse farklı bir disiplinde ortaya konulmuş olan bir yeniliğin, başka bir bilim alanındaki araştırmacı ve akademisyenler tarafından yorumlanarak, yeni kullanım alanlarının ortaya konulmasıyla gerçekleşmektedir. "Disiplinlerarasılık, Coğrafi Kavramlar ve Sanatsal Bir Edim Olarak Yürümek" başlığıyla yapılan bu tez çalışması da gündelik hayatın rutin bir olgusu olarak görülen yürümenin çağdaş sanat alanındaki kullanımına yönelik bir tarihçeyi ve bunun günümüze dair yorumunu içermektedir.
Dünya savaşlarının biçimlendirdiği modern heykel sanatı
İnsanoğlu, sanatı içinde bulunduğu koşullar ve dönem dahilinde, kendini ifade etme aracı olarak kullanmış ve bir çok farklı dil geliştirmiştir. Heykel Sanatı da ilk çağlardan beri var olan bir sanat dalı olarak, değişen insan ile birlikte farklı ifade biçimleri kazanmıştır. Aydınlanma Çağı, Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi ile sosyal ve politik alanlardaki değişim, I. ve II. Dünya Savaşları'nın çıkış nedenlerini oluşturmuştur. Dünya Savaşları süresince ve sonrasında sanatçı, maruz kaldığı ve tanık olduğu olaylar karşısında geliştirdiği sanat dili aracılığıyla kişisel tavrını göstermiştir. II. Dünya Savaşı sonrası değişen güç dengeleri, savaşın sonucunda Amerika'yı sanat merkezi haline getirmiş, New York Paris'in yerini almıştır. Amerikan Soyut Dışavurumculuğunda; bir başka değişle New York Okulu gelişiminde, göç etmiş Avrupalı sanatçıların etkisi büyüktür. Bu araştırma kapsamında, Antik çağdan başlayarak heykel sanatının kronolojik gelişimi; dönemin felsefi, politik ve kültürel değişimleriyle birlikte irdelenmiş, Soyut Dışavurumculuk, New York Okulu sanatçıları ve savaş sonrası heykel örnekleriyle incelenmiştir.
Transparanlığın görsel ve estetk bir öğe olarak modern heykel sanatına yansımaları
Transparanlık, genel anlamı ile ısık geçirgenligine sahip maddeler için kullanılan ve görsel olarak algılanan bir kavramdır. Transparanlık, dogada, bazı canlı ve cansız varlıklarda görülebildigi gibi yapay olarak da olusturulabilmektedir. Bu arastırmada transparanlık, yalnızca 'ısık geçirgenligi' çerçevesinde degil, görsel algı baglamında transparan olarak algılanan bir çok biçim üzerinden de değerlendirilmistir. Transparanlık, fiziksel, görüngüsel, algısal olarak çesitlerine ayrılmıs ve örneklendirilmistir. Transparanlık çesitlerinin görsel algı ile olan iliskisi, görsel algıyı etkileyen yakınlık, benzerlik gibi ilkeler ve algının örgütlenme özellikleri açıklanmıstır. Çalısmanın ikinci bölümünde mimari ve resim alanlarında transparanlık etkisi ve kullanımı örnek eserlerle incelenmistir. Üçüncü ve son bölümde ise transparanlıgın tarihsel süreçte heykele nasıl yansıdıgı, dünya ve sanattaki degisimler ısıgında heykel sanatında olan köklü değisikliklerden bahsedilmistir. Modern kavramının sekillenmesi, malzeme, teknik ve anlayısların değismesiyle baslayan bu süreçte transparanlığın heykele yansımaları, fiziksel, görüngüsel ve algısal çerçevede nasıl farklılastıgı, sanatçılar ve eserleriyle birlikte açıklanarak örneklenerek incelenmistir. Anahtar kelimeler Transparanlık, ısık, algı, heykel, modern
Avrupa'da modern seramik sanatı
Sanayi Devrimi'ne kadar olan süreçte Dünya'da değişik kültürlerin etkileriyle gelişme göstermiş olan seramik sanatı, farklı alan ve amaçlar doğrultusunda üretilerek fonksiyonellik ile özdeşleştirilmiş bir disiplin olarak görülmüştür. Avrupa'da temellenen Sanayi Devrimi'nin oluşturduğu koşulların toplumu ve sanatı yenilikçi bakış açısı içinde etkilemesi, seramik sanatını da kalıplarının dışına çıkararak modern bir sanat alanı olarak kabul göreceği gelişim süreci içerisine sokmuştur. Sanayi Devrimi'nin etkisi ile tetiklenen bu gelişim süreci ile birlikte oluşan ekoller ve sanatsal hareketler, günümüz seramik sanatına da yansıyarak, modernist yaklaşımların ve sınıflandırmaların oluşmasına neden olmuş, böylelikle Modern Seramik Sanatına geçişe ilk adım Avrupa'da atılmıştır. Avrupa'da modern seramik sanatının gelişimi ile günümüzde seramik sanatının yeri, durumu ve kapsamı hakkında genel hatlarıyla yapılan araştırma kapsamında, modernleşmeyi hazırlayan etkenler ve süreç kronolojik bir düzen içerisinde verilmiş, seramik sanatının gelişim serüveninde rol oynayan başlıca ülkelere değinilerek gelişimine yön veren Avrupa kökenli sanatçılar hakkında bilgi ve örnekler sunulmuştur.
Seramik sanatında mozaik tekniğinin uygulanması ve Eskişehir Çağdaş Seramik Açık Hava Müzesi örneği
Seramik insan hayatına dahil olduğundan bu yana bünyesindeki değişkenlik, teknik çeşitlilik gibi yapısal özellikleri nedeniyle çeşitli amaçlar için kullanılmıştır. İlk zamanlar ihtiyaçtan dolayı kullanılan seramik malzeme hep bir estetik kaygıyla zaman içinde sanat olgusuna dönüşmüştür. Bu estetik kaygı, doku, doluluk boşluk, dekor, karışık malzeme gibi öğeler ile hem seramik formlarda hem de seramik yüzeylerde kullanılmıştır. Bu öğeler kullanılırken formlarda veya yüzeylerde yeni arayışlar olmuştur. İhtiyaçtan dolayı ortaya çıkan bu yeni arayışlar bazen bir renk, bazen bir leke, bazense çeşitli tekniklerin kullanıldığı yöntemler olmuştur. Bunlardan bir tanesi de sanattaki teknik arayıştan kaynaklanan ve M.Ö. 4000'lerde ilk kez Sümerler tarafından kullanılmaya başlanan mozaik tekniğidir. Mozaik tekniği de seramik sanatında 1900'lerin başında çeşitli sanat akımlarının doğması ile denenmeye başlamış ve yavaş yavaş seramik sanatı içinde yerini almıştır. Bu çalışmada çağdaş seramik sanatında mozaik ve seramik malzemenin birlikteliği incelenerek, günümüz çağdaş seramik sanatıyla mozaik ilişkisi Eskişehir Çağdaş Seramik Açık Hava Müzesi örneği ile değerlendirilip desteklenecektir.
Çağdaş sanatta groteskin estetiği
21.yy sanatını kısımlara ayırmayı, çerçeveye sokmayı amaçlayan tutum, kavramsal, çağdaş, postmodern, güncel gibi bazen eserlerin bulunduğu zamana, bazen de içeriklerine dair, anlamları üzerinde fikir birliğine varılmamış pek çok terim kullanır. Bu terimler genellikle, sanat tarihini teşkil eden, üslup, anlayış, ideoloji vb. ile paslaşan kavramlardır. Bunların yanı sıra insanın özü ve doğasıyla ilgili olduğu düşünülen korku, iğrenme, güzel, çirkin, gibi dürtüler ve grotesk gibi onlara bağlı kavramlar sanat tarihini kısımlara ayıran/ ayırdığı düşünülen sınırları aşarak, kendilerine şu ya da bu şekilde her dönemde yer bulmuştur. Bu ezeli kavramların varoluşları, nasıl algılandıkları, anlamlarındaki değişim ve dönüşümse eserlerin analizinde, farklı perspektiflerin oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Grotesk gibi pek çok anlamı eş zamanlı çağıran ve içinde bulunduğu döneme göre şekil değiştiren bir sıfat/isim/kavram/… ise eser analizinde başkalaşmış sonuçlar elde edilmesini sağlar. Bu anlamda araştırmada grotesk ve groteski meydana getiren çelişkilere açılım getirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Çirkin, İğrenç, Tekinsiz, Grotesk
Renk, ışık ve dokunun çağdaş cam sanatında anlatım biçimlerine yansıması
Bu çalışma; Camın plastik ifade olanaklarına ilişkin renk, ışık ve dokunun çağdaş cam sanatındaki kullanımları ve 1950 sonrası Çağdaş Cam Sanatı Tarihi konusunda Türkçe dilindeki kaynak yetersizliğinin giderilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Beş bölümden oluşan araştırmanın giriş bölümünde araştırmanın amacı, kapsamı ve yöntemi anlatılmış, ikinci bölümünde renk, ışık ve doku ayrı ayrı ele alınmış ve her birinin görsel iletişim aracı olarak tanımları ve biçime yükledikleri anlamsal çözümlemeler ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde cam malzemenin sanatsal bağlamda çağdaşlaşma süreci Avrupa ve Uzak kıtalar olmak üzere iki başlık altında incelenmiştir. Dördüncü bölümde renk, ışık ve dokunun cam malzeme ile olan ilişkileri, teknik açıdan camda renk, doku üretme olanakları ve anlatım ilişkilerine yansımaları araştırılmıştır. Son bölümde ise araştırmacının tez konusu bağlamında gerçekleştirdiği kişisel uygulamalara yer verilmiştir. Renk, ışık ve dokunun çağdaş cam sanatındaki kullanımlarının ele alındığı bu araştırmada, her bir ögenin biçime yüklediği anlamların cam malzemesiyle olan ilişkisi göz önüne alındığı örnekler ve kişisel uygulamalarıyla bu kapsamda yapılan diğer araştırma ve uygulamalar önemli katkılar sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Cam, renk, ışık, doku, çağdaş sanat, cam sanatı
Erken modern çağ ve avangard sanatta akılcılık eleştirileri
Bu tez çalışmasında Avrupa'da akılcılık düşüncesinin gelişimi, bu düşüncenin modernite ve kapitalizm arasındaki bağlarının incelenmesi ile başlanmış, akılcılık olgusuna yönelik eleştiriler felsefe ve avangard sanat alanlarında araştırılmıştır. Romantik gelenek, Baudelaire ve Nietzsche'nin düşünceleri akılcılık eleştirileri çerçevesinde sanat alanını göz ardı etmeden incelenmiş, yakın çağımızın düşünürlerinden örnekler ile karşılaştırılmıştır. Akılcılık ve modernite arasındaki bağ, avangard sanatçıların bakış açıları doğrultusunda incelenmiş, akıl ve modern yaşam hakkındaki görüşleri karşılaştırılarak eserler ile örneklendirilmiştir.
Modern sonrası sanat yaklaşımları ve Türk resmine etkisi
Bu araştırma, ?Modern Sonrası Sanat Yaklaşımları ve Türk Resmine Etkisi? konusunu içermektedir. Araştırmanın amacı, modern sonrası olarak ifade edilen postmodern süreçte oluşan sanat yaklaşımlarının Türk resmi üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Bu dönemde yeni sanat yaklaşımları konu, teknik ve uygulamalar açısından ele alınmıştır. Batı?da 1960 sonrasında meydana gelen sanat yaklaşımlarının Türkiye sanat ortamına etkileri, tuval resmi yanında diğer güncel yaklaşımlara yönelen sanatçılar ve yapıtları, kuramsal çerçevede incelenmiştir. 1980 sonrası Türkiye?de meydana gelen sosyo-ekonomik, teknolojik, siyasal değişimler ve bunlardan yola çıkarak sanat ortamını belirleyen etkenler ele alınmıştır. Araştırma geleneksel tuval resmi ve klasik heykel anlayışından uzaklaşarak günümüzde yerleştirme ve Kavramsal Sanat yaklaşımlarını ele alan sanatçılara yer verilmesi bakımından önemlidir. Tarama modelinde desenlenen bu araştırmanın sınırlılıkları modern, postmodern kavramlarının irdelenmesi ve bu kavramların Batı?da ortaya çıkması sonucu Türkiye?de oluşan yansımaları üzerinedir. Araştırma Türkiye?de 1980 sonrası dönemde dikkat çeken, tuval resmi yanında diğer güncel yaklaşımlara yer veren sanatçılar ile sınırlıdır.Sonuç olarak; Türkiye?de 1980 sonrası dönemde tuval resmi sorgulanarak, izleyiciye yeni malzemelerle farklı yaklaşımlar sunulmuştur. Minimalizm, Kavramsal Sanat, enstalasyon, fotoğraf, video, happening ve Performans Sanat yapan sanatçılar uluslararası sergiler ve bienallerde yerlerini almışlardır. Sanatçılar artık nesnel bir biçimde sanat nesnesini tek başına sergilemek yerine, sanatı geleneksel çizgisinin dışına çıkarmışlardır. Bu sanatçılar sadece resim ve heykele alternatif yaklaşımlar sunmakla kalmayıp aynı zamanda sanatın tanımını da genişletmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Modernizm, Postmodernizm, Modern Sonrası Sanat Yaklaşımları
Günümüz çağdaş Türk sanatında ideoloji ve sanat ilişkisi
Bu tezin amacı, 90'lı yıllardan günümüze çağdaş sanatın geçirdiği dönüşümlerin, ideoloji ve sermaye eksenin de incelenmesidir. Dönemin sosyal ve politik olayları göz ardı edilmeden yapılan bu incelemede görülecektir ki, çağdaş sanatta, muhalif olmanın ya da çağdaş olabilmenin ön koşulu, sanatın ve sanatçının yaşanılan dönemden ve hayattan kopuk olmamasıdır. Birinci bölümde; sanatın eleştirel boyutunun tarihsel köklerinden geldiğini, hayatla olan bağının da ne derece önemli olduğunu görmekteyiz. Ayrıca 20. yüzyıl başlarında ideolojilerin kıskacındaki sanatsal örneklerin incelenmesi, günümüz ile geçmişin kıyaslanabilmesi ve bugünü anlamamız için çeşitli ipuçları sunmaktadır. 1990'lı yıllardan itibaren özellikle Türkiye ve dünya çapında yaşanan sosyo-politik dönüşümlerin çağdaş sanattaki yansımaları gösterilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde incelenen yeni orta sınıf ve ülke siyasetinin hatırı sayılır rolünün çağdaş sanatın üzerindeki etkileri gösterilmeye çalışılmıştır. Bu durum, 2000'li yılların çağdaş sanat pratiklerinin nasıl belirlendiğinin gösterilmesi acısından önemlidir. 90'lardan günümüze seçtiğimiz bu dönemdeki sanatçı ve inisiyatiflerin dönemleriyle hesaplaşmaların da önemli bir yer tuttuğunu görmekteyiz. Günümüz çağdaş muhalif sanatından örneklerin seçilip derlendiği son bölümde politik temalı kolektif sergilerin, özellikle ''Ateşin Düştüğü Yer'' sergisi ve diğer kapsamlı kolektif sergilerin Türkiye'de güncel siyaseti eleştirmeleri ve yeni bir dil yaratma peşinde olmaları kayda değer örneklerdendir. Bu gibi örnekler günümüz çağdaş sanatının eleştirel boyutunun hangi aşamalara ulaştığını göstermesi açısından önemli bir yere sahiptir. Yapılan röportajlarda da ideolojinin gündelik yaşama yansımaları ve sanatçıların üretimlerinde ne gibi etkilere sahip olduğu incelenmektedir.
Çağdaş sanatta sanat faaliyet alanlarının dönüşümü
Bu çalışmanın amacı Çağdaş Sanatta sanat faaliyet alanında meydana gelen dönüşümü literatür tarama yöntemiyle belirlemektir. 1960'lı yıllardan itibaren ortaya çıkan Çağdaş Sanat modern sanatın ardından gelen ve günümüz sanatını ifade eden bir terimdir. Sanatçılar, geleneksel sanat kurallarını sorgulayarak değişik ifade biçimleri denemiş, küreselleşme ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemelerle birlikte sanat daha erişilebilir ve uluslararası bir boyut kazanmıştır. Ayrıca, toplumsal ve politik konuların vurgulanması da yaygın bir eğilim haline gelmiştir. Çağdaş Sanatta en önemli değişimlerden biri mekan algısının galeri ve müzelerden dışarı çıkarak izleyenlerin günlük hayatına dahil olmasıdır. Bu değişimle birlikte, arazi sanatı, kamusal alan sanatı, Yerleştirme Sanatı, Performans Sanatı, video ve Dijital Sanat gibi yeni sanat disiplinleri ortaya çıkmıştır. Arazi Sanatı, doğal çevreyi sanatın bir parçası haline getirirken, kamusal alan sanatı halka açık mekanlarda sanat eserlerinin sergilenmesini ve kentleşmeye katkı sunma amacı gütmektedir. Yerleştirme Sanatı, mekanın özelliklerini kullanarak izleyiciyi etkilemeyi ve eserin bir parçası haline getirmeyi hedeflediği gibi Performans Sanatı da canlı bedenini sanatın bir aracı olarak kullanmayı ve izleyiciyle doğrudan etkileşime girmeyi teşvik etmektedir. Video ve Dijital Sanat ise teknolojinin gelişimiyle ortaya çıkan çağa ayak uydurarak dijitalleşen neslin dikkatini çeken bir sanat alanı olmuştur. Bu değişimler, sanatın evrimini gösterirken aynı zamanda izleyicilere farklı deneyimler sunmayı hedeflemektedir. Çağdaş Sanat, yeni teknolojilerin kullanımıyla birlikte yenilikçi yaklaşımlar geliştirmiş ve sanatın sergilenme sınırlarını genişletmiştir. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Sanat, Arazi Sanatı, Yerleştirme Sanatı, Performans Sanatı, Video-Dijital Sanat
Modern Irak resminin yetenekli bir temsilcisi: Muhazem al-Nasiri
This master's thesis examines the stylistic features and thematic characteristics of Muzahem Al-Nasiri's paintings within the broader context of Iraqi art. Through a comprehensive analysis of his works, including a compilation of images sourced from web, books, and catalogs, this research explores the intricate interplay of style, form, and content in Al-Nasiri's artistic expressions. With a focus on the artist's preference for working on female figures, the analysis uncovers a distinct artistic style that merges traditional and modern elements, showcasing Al-Nasiri's exquisite brushwork, thoughtful composition, and skillful use of color. The thematic exploration in his paintings reveals a deep connection to Iraqi cultural heritage, intertwining historical narratives, sociopolitical commentary, and personal experiences. The incorporation of Islamic design vocabulary and cultural symbols enhances the artistic identity of Iraq within a global artistic landscape. Situating Al-Nasiri's works within the larger Iraqi art context, this research highlights the significance of his contributions in preserving cultural identity, responding to evolving artistic trends, and offering a nuanced portrayal of femininity and the role of women in Iraqi society. Key conclusions of this thesis include the recognition of Muzahem Al-Nasiri as a prominent figure in Iraqi art, with his paintings representing a captivating blend of tradition and innovation. The analysis reveals his meticulous attention to detail, capturing the beauty and grace of female figures while addressing broader societal and cultural themes. The findings contribute to a deeper understanding of Al-Nasiri's artistic achievements, emphasizing his role in the narrative of Iraqi art history. The research also underscores the importance of further exploration of other influential Iraqi artists and the preservation and documentation of Iraqi art to foster cultural exchange, promote artistic dialogue, and shape a vibrant and inclusive artistic ecosystem. By examining the unique stylistic features, thematic preoccupations, and cultural symbolism inherent in Muzahem Al- Nasiri's paintings, this thesis offers valuable insights into the artist's contributions and their significance within the broader Iraqi art landscape. The transformative power of his works is evident, reflecting a rich tapestry of Iraqi cultural heritage and reinforcing the artistic identity of Iraq in a global context. Keywords: Modern Iraqi art, painting, Muzahem Al-Nasiri, style
Aesthetic trends in mass-produced crafty items in modern Iraq: A case study from Baghdad
This thesis examines the aesthetic trends and design characteristics of mass-produced crafty items in modern Iraq, specifically focusing on textiles, woodwork, ironwork, and leatherwork. Through an exploration of the integration of Islamic design vocabulary within these industries, the research highlights its significant influence on cultural identity and artistic expressions. The textile industry showcases intricate geometric patterns, calligraphy-inspired motifs, and vibrant colors, reflecting Iraq's cultural identity and attention to detail. In woodwork, the fusion of traditional techniques and Islamic design elements is evident through Arabesque motifs, geometric carvings, and decorative inlays, exemplifying the timelessness and intricacy of the craft. The iron industry presents ornate metalwork patterns on doors, windows, and balustrades, embodying the nation's Islamic artistic traditions and a harmonious blend of strength and elegance. Meanwhile, the leather industry features embossed patterns inspired by calligraphy, delicate tooling, and intricate stitching, symbolizing cultural heritage and expert craftsmanship. Overall, the study emphasizes the pervasive presence of Islamic design vocabulary, underscoring Iraq's cultural heritage, artistic traditions, and the enduring legacy of Islamic aesthetics within mass-produced crafty items. By integrating Islamic elements into their designs, artisans pay homage to their cultural roots, preserve traditional craftsmanship, and promote the significance of Islamic aesthetics in contemporary Iraqi crafts.
Ortaöğretim görsel sanatlar dersinde çağdaş sanat uygulamalarına yönelik öğretmen görüşlerinin belirlenmesi
Bu çalışma, çağdaş sanatın 1960'dan günümüze kadar olan sürecini sanat, sanat akımları, sanatçı, eser ve sanat ortamı ilişkileri bağlamında ele alarak analiz etmek ve görsel sanatlar dersinde çağdaş sanat uygulamalarına yönelik öğretmen görüşlerini belirlemek amacındadır. Yaşadığımız dönem içerisinde çağdaş sanatın öğelerinin tanımlanamayacak kadar kapsamlı bir uygulama ve kuramsal alana yayıldığı görülmektedir. Bu doğrultuda çağdaş sanat pek çok disiplin alanını içerisinde barındırır. Günümüzde çağdaş sanatın karmaşık ve disiplinler arası yapısı felsefe, sosyoloji, estetik gibi farklı disiplin alanlarına ilişkin bilgi birikiminin varlığını gerektirmektedir. Bu yapı bileşenlerine bağlı sanatın bu dönüşümü, sanatın, sanatçının, sanat eserlerinin, sanat ortamı koşullarının ve düşünce yapılarının yeni estetik değerler kapsamında algılanması ve analiz edilmesi gibi sanat eğitimi süreçleri büyük önem teşkil etmektedir. Araştırma literatür taraması şeklinde gerçekleştirilmiş ve çağdaş sanatın görsel sanatlar dersindeki yerine ilişkin veriler ve görsel sanatlar öğretmenlerinin görüşlerine dayalı olarak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırma, nitel araştırma desenlerinden literatür taraması kullanılarak çağdaş sanat ve görsel sanatlar eğitimi ile ilgili her türlü yazılı, basılı yayınlar ve web kaynakları incelenerek gerçekleştirilmiştir. Sonrasında ortaöğretim 11. sınıf görsel sanatlar dersinde çağdaş sanat uygulamalarına yönelik öğretmen görüşlerini belirlemek amacı ile 8 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. 28 görsel sanatlar öğretmeninin görüşlerine başvurularak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmeler neticesinde katılımcıların çoğunluğu 11. sınıf görsel sanatlar dersinde çağdaş sanat uygulamalarına ders programında yer verdiğini belirtmiştir. Ancak görsel sanatlar dersinde çağdaş sanat uygulamalarına yeterli düzeyde yer verilmediği ve derse yönelik öğrenci motivasyonunun düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Görsel Sanatlar Eğitimi, Çağdaş Sanat, Küreselleşme, Ortaöğretim 11. sınıf.
Çağdaş sanatta imge olarak dehşet
Sanat eserlerinde korkutucu öğelerin varlığı üzerine başlayan bu araştırmada, korkutucu öğelerin tarihin belli dönemlerindeki sanata etkileri ve sanatçılara yansımaları üzerine incelemelere yer verilmiştir. Sonrasında popüler kültürde karşımıza çıkan varlıklar üzerine bir araştırma serüveni başlamıştır. Birinci başlıkta savaş korkusu ve kendi bilinçaltını ele aldığımız Francisco Goya ile Cehennem ve Demon gibi bir diğer korkutucu öğeler alt başlıklarda ele alınmıştır. İkinci başlık ile birlikte güncel sanat, 1968 sonrası olarak ele alınmıştır. Güncel sanat ile çokça karşımıza çıkan palyaço, zombi ve öteki bedenlerin dehşet ile ilişkileri tanımlanmıştır. Bu öğeler, Çağdaş Sanatta ve içerik olarak çalışmada, 19. yüzyıl düşünürleri Sigmund Freud ve Ernest Jentsch'in Tekinsiz kavramları ve kendinden önceki Tekinsiz kavramlarından etkilenerek Masahiro Mori'nin 1970 yılında ortaya attığı "Tekinsiz Vadi" kuramı üzerinden geliştirilmiştir. Mori'nin Tekinsiz Vadi kuramını açıkladığı grafikte bulunan denklem içerisinde popüler kültüre ait korkunç denilecek nesnelerle karşılaşılmıştır. Çalışmanın ikinci başlığında dehşete düşürücü varlıkların günümüz sanat eserleri ile arasında ilişkiler kurularak çözümlenmiştir. Araştırmamın içeriği kendi atölye çalışmalarımı da etkilediği için popüler kültürün korkutucu nesneleri, popüler kültüre ait teknoloji ile bütünleştirilerek çalışmalarımın ağırlığı dijital boyamalara ya da kinetik heykellere verilmiştir. Bu çalışmada Mori'nin Tekinsiz Vadisi esas alınmıştır ve Mori'nin kavramı ile sanatın içerisindeki korkutucu nesnelerin nasıl ele alındığının cevapları bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Çağdaş Sanat, Dehşet, Korku, Korkunç.
İnsanmerkezcilik ekseninde çağdaş sanatta hayvan bedeni
Bu tez, hayvan bedeninin sanatsal üretim biçimlerinde "nesne" haline gelmesini ve insanmerkezcilik üzerinden değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Hazır nesnenin sanata girmesiyle birlikte, yeni imge üretmeden var olanın kullanımı ve hayvan bedenlerinin canlı olarak sanatta yer almasının neden olduğu fiziksel ve duygusal şiddeti ele almaktadır. Bu kapsamda birinci bölüm insanmerkezcilik üzerine odaklanmıştır. İkinci bölüm insanın kendisini merkezi konuma koyduğu Rönesans ideolojisi ile başlamış ve sanatsal üretimler üzerinden hayvan bedeninin metafor, gösteri nesnesi, deneysel yöntemler ve imge olarak kullanılmasıyla devam etmiştir. Çağdaş sanatta hayvan bedeninin insanmerkezci bakış ile sergilenmesi ile hayvan bedenine olan tahakkümün izlerini aramıştır. Sanat yapıtları üzerinden hayvan haklarını düşünmeyi denemiştir. Tüm bu teorik ve uygulama süreci kişisel uygulamalar için zemin oluşturmuş ve kişisel çalışmalar bu çerçevede oluşmuştur. Hayvan bedeninin varlığı ve yokluğu ile oluşan uygulamalar insan ve hayvan arasındaki mesafeyi görünür kılmaya çalışmıştır. Araştırma süreci hayvan bedeni ve mahremiyeti hakkında 20. yüzyıldan günümüze hayvan bedeninin kullanımı üzerinden kişisel çalışmaları anlamlandırma ve şekillendirmede yol gösterici olmuştur. Tez süresince basılı ve elektronik kaynaklardan yararlanılmış, felsefe, sosyoloji gibi farklı alanlarda incelemeler yapılmış, sanatçı siteleri, söyleşileri ve sanat yazıları incelenmiştir.
Çağdaş sanat nesnesi olarak ağaç
İnsanlık tarihi boyunca doğa, sanatçılara üretim süreçlerinde ilham kaynağı olmuştur. Sanatçılar doğa üzerine düşünmüş ve onu eserlerinde kimi zaman gerçekçi, kimi zaman da soyutlama ağırlıklı ele almışlardır. Doğa ve doğada yer alan nesneleri sanatta konu edinirken sanatçılar, yaşadıkları dönemin, toplumsal, ekonomik, politik, çevresel tüm dinamikleri ile ilgilenmişlerdir. Bu dinamiklerin ışığında doğadan bir kesit olarak ele alınan ağaç kavramı da, sanat tarihinde geçmişten günümüze işlenmekte olan bir konudur. Sanatçılar içinde yaşadıkları dönemin üslup özellikleri, dünya görüşü, doğaya bakışı üzerinden ağaç kavramını ele almışlardır. Bu araştırma geçmişten günümüze resim sanatında ve günümüz sanat pratiklerinde ağacı ele alan öncü sanatçılar üzerine kurulmuştur. Araştırma ağaç temasını, mitolojiden çağdaş sanata kronolojik bir sıra ile ele alarak, resim sanatında ağaç konusunu eserler üzerinden ele alma amacını taşımaktadır. Çağdaş sanat nesnesi olarak ağacın kültürel açıdan yeri ve önemi incelenecektir. Bu bağlamda tezde modernizmden önce ağaç kavramına değinerek günümüz sanatında ağacın temsil ettiği anlamlar açıklanarak, kavramsal olarak ağacın sanattaki yeri ve işlevi açıklanacaktır. Günümüz sanatında bir anlatım dili olarak ağaç olgusu, kavramsal ve kültürel açıdan açıklanarak genel bir değerlendirme ile bir sonuca bağlanacaktır. Oldukça geniş bir tema olmakla birlikte ağaç kavramı, Batı Sanat Tarihi'nde iz bırakmış sanatçıların eserlerinden örnekler ile sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda tezin giriş bölümünde somut bir varlık olarak ağaç kavramı, geçmişten bugüne sanatın ve kültürlerin en önemli simgesel unsuru olarak açıklanmıştır. Ağaç kavramı kültürel olarak değişik anlamları bünyesinde barındırmaktadır. Ağaca yüklenen kültürel anlamlar kategorize edildiğinde, "dilek ağacı", "kozmik ağaç", "yaşam ağacı", "kutsal ağaç" gibi sınıflandırmalar ortaya çıkmaktadır. Toplumların kültürel unsurlarına bağlı olarak ağaç kavramına yükledikleri anlamlar farklılaşmaktadır. Giriş bölümünde ağacın mitolojiden modernizme kadar sanat tarihinde kavram olarak ele alınışı hakkında bilgi verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde doğadan bir kesit olarak ağaç kavramı ele alınmaktadır. Günümüz sanat anlayışında toplumların farklı kültürel yapılarına bağlı olarak sanata yükledikleri anlamlar değişmektedir. Bu değişimi de belirleyenler arasında mitoloji ve sanat tarihi önemli bir noktadadır. Mısır ve Uzak Doğu toplumlarında sanatsal yaratının nesnesi olan doğa ve doğanın bir parçası olan ağaç; ölümsüzlüğün, varoluşun simgesel yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Konfüçyüs, Tao, Zen Budacılığı doğada yaşanan olayları gözlemleyerek doğanın düzenini merak etmişlerdir. Bütün bu kültürel çeşitliliklere ve farklılıklar ışığında bu bölümde mitoloji ve ağaç teması işlenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde kültürel bir gösterge olarak ağaç kavramı ele alınmıştır. Ağaç kavramı da sanatta kendisine yüklenen anlamlar dahilinde, kimi zaman doğanın bir kesiti kimi zaman metaforik anlamlar yüklenerek sanatta yer almıştır. Doğadaki tüm elemanlar bir bütünlük ve entropi yasasına göre var olurlar. Sanatçının doğayı ele alışı da gerek malzeme gerek ise kavram boyutunda sonsuz bir çeşitliliğe sahip olabilir. Doğayı gözlemleyen bazı sanatçılar doğal dengenin, süreklilik ve bütünlük içinde var olan yapısını, ağaca indirgeyerek ifade etmeye çalışmışlardır. Tezin dördüncü bölümünde Batı Sanat Tarihi'nden bir kesit olarak ağaç konusu ele alınmıştır. Erken Rönesans Dönemi'nden modernizme kadar olan süreçte, dönem sanat özellikleri bağlamında ağacı ele alan örnek sanatçı eserlerine yer verilmiştir. Tezin beşinci bölümünü çağdaş sanatta bir anlatım dili olarak ağaç kavramı oluşturur. İlk olarak1960 sonrası sanatta yaşanılan değişimler açıklanmıştır. Müze ve galeri gibi sanat eserlerinin izleyici ile buluştuğu alanlara "alternatif bir mekan olarak doğa" konusu açıklanmıştır. Ağacın temsil problemi ve salt kendisinin sanat eserine dönüşme süreci, örnek eserler üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Bu eserler ile biçimsel ve kavramsal yönden ilişkili bulunan kişisel üretim sürecindeki eserler, yine bu bölümde yer almaktadır. Sonuç bölümünde her bölümün özeti yapılmıştır. Özellikle çağdaş sanatta ağaç kavramı, kişisel eserler üzerinden açıklanmıştır. Anahtar Sözcükler: Ağaç, Kültür, Çağdaş Sanat
Çağdaş sanatta çirkinlik bağlamında kadın bedeni
Çirkinlik, hem dişil hem de eril canlılar ile ilgili bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Çirkinlik genel olarak her kültürün kendi değer anlayışına göre belirlediği bir kavram olarak karşımıza çıkmakta ve felsefi, tıbbi, sosyolojik ve edebi literatürlerde daha çok kadına yöneltildiği görülmektedir. Önceki dönemlerde kadının aşağı türden bir varlık olarak benimsenmesi 20. yüzyıl da saygısızlık ve kabul edilemez bir durum olarak görülmüştür. Ancak çelişkili bir biçimde kadın, artık güzelliğiyle kıymetlendirilmese de kadın fiziği değer kazanmıştır. Fotoğrafın icadı, sinemanın doğuşu, kitle iletişim araçlarının gelişmesi gibi birçok etmen kadın bedeninin sembolik bir unsur olmasını sağlamaktadır. Buna bağlı olarak, çirkinliğin doğası gereği biyolojik kökende kişilerde var olan özellik olmasının yanı sıra biyolojik olarak ötekilere benzemediği kişilerde toplumun belirlediği güzellik durumuna uymadığı için dışlanması ve dışlanmayla birlikte o kişi de travmatik durumlar ortaya çıkmaktadır. Medyanın afişe etme kültürü insanın ötekileştirilmesine, yaftalanmasına yönelik bir tutum içerisindedir. Bu bağlamda; hayvan, taş, bitki gibi doğaya ait olan neden yaftalanmıyor ? Ya da insan için hangi ön bellek dahilinde bu tarz bir dışlama yapılıyor ? Çağdaş sanatta çirkin kadın bedeninin işleniş biçimlerine bakıldığında, sanatçıların kadın bedeninin metalaşmasına yönelik eleştirel türde üretim yaptıkları görülmektedir. Bu bağlamda, sanatçıların çalışmalarında kadın bedenini "ideal olma" gerekliliğinin dışına çıkarıp, kadın bedenini biçimsizleştirici unsurların yer aldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı; kusursuzluk, mükemmellik, ideal güzellik gibi toplumun kadın bedeni üzerinden dikte ettiği normlara karşı çağdaş sanatın kadın bedenini bozarak ve biçimsizleştirerek sanatsal olarak eleştirme biçimlerini irdeleme ve bu bağlamda sanatçı çalışmaları incelemektir. Araştırmanın yöntem çerçevesi, çağdaş sanatta yapılan çalışmaların incelenmesi, literatür taraması, kadın bedeni üzerinden oluşturulan ideal güzellik algısını yapıbozuma uğratarak sanatçı gözünden sunulmasıdır. ' Çağdaş Sanatta Çirkinlik Bağlamında Kadın Bedeni' isimli tez çalışması üç ana başlık altında incelenmiştir. Çalışma kapsamında öncelikle "çirkin kavramı" incelenmiş olup, bu bölüm altında; "çirkinlik bağlamında beden", "çağdaş sanat öncesi çirkin beden kavramının sanata yansımaları", "öteki bağlamında çirkin beden" ve bu bölümün alt başlıkları olarak da "çirkin bedenin ucube olarak sanatta ele alınması" ve "kadın bedeninin arzu nesnesine dönüştürülmesi" konularına yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; "çirkinliğin kadın bedeni üzerinden çağdaş sanatta ifade ediliş biçimleri" ana başlığı altında; " kadın bedeninin çirkinlikle ilişkilendirilmesi", "çirkinliğin kadın bedeni üzerinden çağdaş sanatta ele alınışı", "arzu nesnesine dönüşen kadın bedeninin çağdaş sanatta inceleniş biçimleri" incelenecek olup; çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise; "çirkinliğin uygulama çalışmalarında ifade edilişi"ne yer verilecektir. Anahtar Sözcükler: Çirkinlik, Kadın, Beden, Biçimsizlik, Çağdaş Sanat
Çağdaş sanatta tuhaf kavramının kişisel anlatı olarak ele alınışı
"Çağdaş Sanatta Tuhaf Kavramının Kişisel Anlatı Olarak Ele Alınışı" isimli bu çalışmada alışılmışın dışında, şaşkınlık verici ve esrarengiz nitelikleriyle merak uyandıran tuhaf kavramı, kişisel mitolojiler ekseninde çağdaş sanattaki örnekler üzerinden incelenmesi amaçlanmıştır. Üç ana başlık altında ilerleyen bu çalışmanın ilk bölümünde tuhafın kendisine içkin olan tekinsizlik, doğaüstü ve öteki, kavramları ile olan ilişkisi incelenmiş, buna ek olarak tuhaf kavramının çağdaş sanata uyumlanmasında kilit rol oynayan Marcel Duchamp, tuhaf kavramı bağlamında ele alınmıştır. Tezin ilk bölümde tuhaf kavramını karşılayan en uygun ortamlardan biri olan kamusal alan, seçili sanatçıların işleri bağlamında yorumlanmıştır. Tezin ikinci bölümünde anlatılar üzerinden şekillenen kabulleri teresine çeviren tuhaf nitelikteki çağdaş sanat üretimlerine odaklanılmış, bunun yanında mitolojik verilerden yararlanılarak yeni anlatılara konu olan hayvan figürünün tuhaf kavramına öykünen örnekleri üzerinde kuvvetle durulmuştur. Üçüncü bölümde ise tezin içeriğine uygun olarak uygulama çalışmalarına yer verilmiştir.
Yaratıcı unsur olarak çağdaş sanatta kurmaca kavramı
Kurmaca kavramı, uzun yıllar edebiyat alanına ait bir kavram olarak anılmıştır. 1960 sonrası çağdaş sanat pratiklerinde görüldüğü üzere, kurmaca zamanla çağdaş sanatın da bir parçası haline gelmiştir. İki farklı sanat dalı arasında disiplinler arası bir etkileşim olduğu gibi, kurmaca kavramının edebiyattan plastik sanatlara doğrudan geçtiği düşünülmemektedir. Bu nedenle kurmacanın çağdaş sanatta nasıl oluşmuş ve gelişim göstermiş olduğunun araştırılması gerekli görülmüştür. Böylelikle kurmaca kavramının edebiyat alanında ve çağdaş sanattaki yansımaları tarihsel olarak araştırılmış ve kurmacanın plastik sanatlarda iki şekilde ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Kavram, edebiyat alanında incelenirken çağdaş sanata hizmet edecek yönlerine öncelik verilmiş ve edebiyata dair bir araştırma halini alması engellenmiştir. Kurmaca kavramının plastik sanatlardaki varlığının yegâne göstergesi olarak dört adet sanatçının hayali evrenler oluşturduğu çalışmaları incelenmiştir. Kişisel uygulamalar bölümünde ise kurmaca karakterlerin mekânla buluşması ve bu buluşmanın hikâye ile desteklenmesi sayesinde kurmaca kavramının plastik sanatlarda nasıl tezahür ettiği aktarılmıştır.
Çağdaş Türk enstalasyon sanatı bağlamında Cengiz Çekil
1960'lı yıllardan itibaren varlığını göstermeye başlayan çağdaş sanat, modernizme karşı başkaldırı niteliğindedir. Geleneksel sanat anlayışını sorgulayarak yenilikleri ve farklılıkları savunan bu sanat anlayışı, tüm dünyayı etkisi altına almayı başarmıştır. Birçok yeni akımın oluşmasına sebep olmuş ve sanatçıların eserlerini her şekilde üretebilmelerine imkan tanımıştır. Bu akımlar içerisinde bir anlatım aracı olarak ortaya çıkan enstalasyon, Marcel Duchamp'ın ortaya atmış olduğu "Ready-made" kavramıyla ortaya çıkmıştır. Hazır nesneleri kapsayan bu kavram, sanat alanında her türlü sıradan nesnenin birer sanat eseri olabileceği fikrine dayanmaktadır. Bu akımda önemli olan nesnenin çalışmaya nasıl ve ne şekilde yerleştirilecek olmasıdır. Bundan dolayı da ortaya mekan kavramı çıkmıştır. Mekan ve nesne, enstalasyonda birbirinden ayrı düşünülemeyecek olan iki kavramıdır. Seçtikleri nesne ile onu sergileyecekleri mekan arasında bağ kuran sanatçılar, kendi düşüncelerini artık boya ve fırça kullanmak yerine akıllarına gelen her türlü malzeme ile izleyicisine aktarabilme fırsatı yakalamıştır. Eserlerini açık ya da kapalı mekanlarda sergileyerek aynı zamanda izleyicilerini de çalışmalarına dahil etmişlerdir. Türkiye'de de oldukça rağbet gören enstalasyon, Türk sanatçılarının çalışmalarında da sıklıkla yer almaktadır. Bu alanda çalışma üreten ve enstalasyonun Türkiye'ye tanıtılmasında öncü isimler arasında bulunan Cengiz Çekil, yapmış olduğu başarılı çalışmalar ile adını sıklıkla duyurmayı başarmış büyük bir sanatçıdır. Bu çalışmada; enstalasyonun ortaya çıkış serüveni ele alınmış ve bu alanda eserler üreten Cengiz Çekil'in çalışmaları detaylı bir şekilde incelenerek çözümlemelerde bulunulmuştur.
Simülasyon ve fantazmagori kavramlarının postmodern mimari bağlamında çağdaş sanattaki yerinin incelenmesi
1960' lı yıllarda başlayan teknolojik gelişmeler toplumsal ve kültürel olmak üzere birçok değişime neden olmuştur. Bu değişimlerin etkileri kent manzaralarına yansımaktadır. Değişen mimari yapılar, sadece fiziksel olarak kent yapısını etkilememekte, aynı zamanda sanatta da birtakım değişimlere neden olmaktadır. Postmodern mimari ile birbirinin birer kopyası haline gelen yapılar tekinsiz birer nesneye/mekâna dönüşmektedir. Birbirine benzeyen ve giderek kaotik hale gelen kentler kültürel kimliklerini kaybederek, bireyde hep aynı yerde olduğu hissini uyandırmaktadır. Dolayısıyla bireysel ve toplumsal hafızayı da etkilediği görülmektedir. Aynı zamanda metal ve beton yığınları içerisinde doğaya hüküm süren insanlığın giderek bireyselleştiği gözlenmiştir. Bu bağlamda çalışma, Jean Baudrillard'nın Simülasyon ve Walter Benjamin'in Fantazmagori kavramları çerçevesiyle ele alınacaktır. Çalışmanın birinci bölümünde, Simülasyon, Fantazmagori, Flaneur ve Soylulaştırma gibi konuya ilişkin kavramlar, ele alınan örnekler üzerinden tartışılmıştır. İkinci bölümde, Modernizm ve Postmodernizm kavramları açıklanmış, adı geçen dönemlerin mimari ve görsel sanatlar üzerinden tarihçelerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise, yazar tarafından üretilen sanatsal çalışmalar ve konu bağlamında üretilen çağdaş sanat eserleri, bir ve ikinci bölümde ele alınan konular ile kent ve hafıza mefhumları bağlamında yapıt analizine tabi tutulmuş ve tartışılmıştır.
Çağdaş sanatta acının sıradanlaşması
Bu tezin amacı, toplum içerisinde var olan şiddet olgusunun yarattığı acıyı ve bu acının sebep olduğu "hissizleşme" problemini sanatla ilişkili olarak ele almaktır. Ayrıca bu araştırmada, hissizleşme durumunun en temel kaynağına inilerek sorunsalın kendisi irdelenmiştir. Ele alınan bu problem toplum, sanatçı ve izleyici arasındaki yerini ve plastik anlatımda ifade biçimlerini sorgulamayı amaçlar. Bu tezde toplumun her döneminde kronikleşen şiddet olgusunu ve oluşturduğu problemi, bütünsel olarak farklı noktalarından ele alarak "Şiddet", "Acı" ve "Hissizleşme" kavramı üzerinden çözümlenmesi yapıldı. Kendi dönemi içerisinde yaşayan sanatçıların, toplum içerisinde oluşan travmalardan ne denli etkilendikleri ve bu durum içerisinde nasıl bir tavır takındıkları irdelenmiştir. Yapılan bu araştırmalar, sanatsal üretimlerimin temel çıkış noktasını oluşturmaktadır.
Kimlik sorunsalı bağlamında çağdaş sanatta ötekileştirme
Kimlik, çok boyutlu ve karmaşık yapısıyla birçok disiplinin güncesinde irdelenen ontolojik bir kavramdır. Düşünce tarihi ile birlikte psikoloji, sosyoloji ve felsefe gibi alanların farklı perspektiflerinde incelenen bu kavramın tanımladığı, varlığın manasına erişme arzusu ise 'benlik' olgusunu ortaya koymuştur. Psikoloji, kimliği kişinin süreklilik arz eden ve tutarlı zihinsel bağlantılara sahip olması durumuyla açıklarken Sosyoloji, bireyi kendine özgü bir 'kişi' yapan; değerler, inançlar, düşünce ve deneyimlerinden oluşan bütünsel bir şemada ifade eder. Felsefe ise bu kendilik halini bilinç ile betimlemiştir. Dolayısıyla 'kendilik bilinci', özne olan 'ben'in varlığını 'öteki' üzerinden tanıması ve anlamlandırmasıdır. Bu bağlamda ancak diyalektik yöntem üzerinden sağlıklı biçimde sürdürülen ben-öteki ilişkisi, monolog bir tutumda içkin yapısını kaybederek 'ötekileştirmeye' dönüşmektedir. Bu tez oluşturulurken elde edilen yazınsal ve görsel bulgular literatür tarama yöntemi ile erişilen kaynaklardan edinilmiştir. Psiko-sosyal ve sanat tarihsel zeminde kimlik sorunsalını araştırmak ve ötekinin felsefi uzantılarını saptamak bu çalışmanın amacıdır. Ayrıca kimlik, benlik ve öteki kavramlarının sanatçının duyusal algılayış biçimiyle sentezlenerek yeni bir form olan sanatsal ürünlere dönüştürme süreci incelenecektir. Öteki sorunsalı, yaşamı konu alan sanat tarihinin seyri boyunca aynı önemde incelenmiş olup her dönem için gündemde kalmaya devam edeceğinden konunun sanat bağlamında ele alınması ve ifadesi önem arz etmektedir.