Ergenlik

217 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde intihar eğiliminin yordanması: Yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve Aleksitimi'nin rolü

Bu araştırmada, ergenlerde intihar eğiliminin yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimi tarafından yordanıp yordanmadığı; ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeylerinin (düşük/orta/yüksek) farklılaşıp farklılaşmadığı ve yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesi (evet/hayır) durumuna göre intihar eğilim puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Bu araştırma betimsel çalışmalardan ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni intihar eğilimi, bağımsız değişkenleri ise cinsiyet, yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimidir. Çalışmanın amacı çerçevesinde birçok çalışma grubundan veri toplanmıştır. Yaşam Nedenleri Ölçeği'nin yapı geçerliğini test edebilmek için lise 1, 2, 3 ve 4'e devam eden 253 ergenden (95 erkek (%37.5), 158 kadın (%62.5)), ölçüt bağıntılı geçerlik için 236 ergenden (87 erkek (%36.9), 149 kadın (%63.1)), test tekrar test güvenirliği için 135 ergenden (80 erkek (%59.2), 55 kadın (%40.8)) veri toplanmıştır. Son olarak ise, çalışmanın araştırma sorulanının cevabına ulaşabilmek için 699 ergenden (260 erkek (%37.6), kadın 439 (%62.8)) veri toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "İntihar Olasılığı Ölçeği", "Yaşam Nedenleri Ölçeği", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" ve "Toronto Aleksitimi Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca "Yaşam Nedenleri Ölçeği" uyarlama çalışmasında ölçüt bağıntılı geçerliğe kanıt sağlayabilmek için "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ve "Beck Umutsuzluk Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23 ve AMOS programlarından yararlanılmıştır. Öncelikle Yaşam Nedenleri Ölçeği'nin geçerliği için doğrulayıcı faktör analizi ve ölçüt bağıntılı geçerlik çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach alpha iç tutarlık katsayısı ve test tekrar test yöntemlerinden yararlanılmıştır. Ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeylerinin (düşük/orta/yüksek) farklılaşıp farklılaşmadığını belirleyebilmek için ki-kare analizinden yararlanılmıştır. Yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesi (evet/hayır) durumuna göre intihar eğilimlerinin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koyabilmek için bağımsız gruplar için t-Testi ve intihar eğiliminin yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimi tarafından yordanıp yordanmadığını belirleyebilmek için aşamalı çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, ilk olarak ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeyleri anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı görülmüştür. İkinci olarak, değişkenler arasındaki ilişkiler incelendiğinde, ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri arasında genel çalışma grubunda negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Aynı grupta intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. İntihar eğilimi ile aleksitimi arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca kız ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri ve intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler görülmüşken, erkek ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri ve intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler, intihar eğilimi ile aleksitimi arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Üçüncü olarak ergenlerin intihar olasılıklarının "genel çalışma grubu'nda" psikolojik iyi oluş, yaşam nedenleri ve aleksitimi tarafından yordandığı görülmüşken, "kız ergenlerde" psikolojik iyi oluş ve yaşam nedenlerinin ve "erkek ergenlerde" yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitiminin anlamlı yordayıcılar olduğu görülmüştür. Son olarak ergenlerin psikolojik yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesine göre intihar eğilimine ilişkin puanları anlamlı biçimde farklılaştığı ve psikolojik yardım ihtiyacı olduğunu belirten ergenlerin intihar eğilimi puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırma çerçevesinde elde edilen bulgular alan yazını ışığında tartışılmış, yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.

AleksitimiErgenlerErgenlik+6
Yakup Durmuş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi vizyonunun öğrenci görüşlerine göre gerçekleşme durumu

Bu çalışmada, "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi vizyonunun öğrenci görüşlerine göre gerçekleşme durumu", Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) 2018, 9-12. sınıflar öğretim programının vizyonu üzerinden konu edinmektedir. Buna göre dersin vizyonu; "Dinin hayatı anlamlandırmadaki rolünü fark eden, milli, manevi ve ahlaki değerleri benimseyen, farklılıklarla bir arada yaşama becerisi kazanmış bireyler yetiştirmektir" şeklindedir. Yapılan çalışmanın ana problemi, DKAB dersi vizyonunun öğrenciler açısından gerçekleşme durumu nedir? Sorusunu araştırmak ve bununla birlikte lise öğrencilerinin DKAB dersi vizyonunun gerçekleşme durumunu nasıl tanımladıklarını ve davranışlarına yansımalarını anlamaktır. Buna göre çalışmada DKAB dersi vizyonunun öğrenci görüşlerine göre gerçekleşme durumunun anlaşılması amaçlanmaktadır. Çalışmada, lise öğrencilerinin din öğretimi davranışları kendi değerlendirmeleri çerçevesinde anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu duruma uygun olarak eğitim araştırmalarında sıklıkla başvurulan ve nitel durum araştırması yöntemlerinden olan tek durum çalışması deseni uygulanmıştır. Çalışmada, lise DKAB programını tamamlama kriteri dikkate alınarak ve örneklemin çeşitlenmesi gözetilerek farklı okul türlerinden 12. sınıf öğrencileri ile görüşmeler yapılmıştır. Buna göre; Eskişehir ilinden iki Sosyal Bilimler Lisesi, bir Fen Lisesi, dört Anadolu Lisesi olmak üzere toplamda yedi lisenin öğrencilerinden oluşan otuz katılımcı üzerinde yarı yapılandırılmış nitel görüşme yöntemi uygulanmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda, katılımcıların genel olarak DKAB Öğretim Programı vizyonu beklentileri ile büyük ölçüde uyumlu, bilişsel, duyuşsal ve davranışsal özellikleri gösterdikleri anlaşılmıştır.

DeğerlerDin kültürü ve ahlak bilgisi dersiErgenlik
Safiye Akşit
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde bilinçli farkındalık, dijital bağımlılık ve yaşam doyumu arasındaki ilişki

Amaç: Bu araştırma ergenlerde bilinçli farkındalık, yaşam doyumu ve dijital bağımlılık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Materyal ve metot: Bu araştırmada İlişkisel tarama modeli kullanılacaktır. Araştırmanın örneklemini; 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Malatya il merkezinde bulunan lisede eğitim gören 557 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler "Sosyodemografik Bilgi Formu", "Gençler İçin Dijital Bağımlılık Ölçeği", "Çocuk Ve Ergen Bilinçli Farkındalık Ölçeği" ve "Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. SPSS 25.0 istatistik programı kullanılarak istatistiksel analizler yapılmıştır. Bulgular: Araştırmanın sonuçlarına göre ergenlerin yaşam doyumu düzeylerinin cinsiyete ve yaşa göre anlamlı şekilde farklılaşmadığını, okul türü, anne ve baba öğrenim durumu, gelir durumu ve internet kullanım süresine göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Fen lisesinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin yaşam doyumu Anadolu lisesinde ve Mesleki-teknik lisede öğrenim gören akranlarına göre anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Ebeveyni lisans üstü eğitime sahip ergenin yaşam doyumu ebeveyni ilkokul mezunu olan ergene göre daha yüksek bulunmuştur. Gelir durumu yüksek olan öğrenciler gelir durumu çok düşük ve düşük olan öğrencilere göre daha fazla yaşam doyumuna sahip olduğu tespit edilmiştir. Son olarak internet kullanım süresi 1-3 saat arasında olan öğrencilerin, internet kullanım süresi 6 saat ve üzeri olan öğrencilere göre yaşam doyumunun daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Ergenlerde bilinçli farkındalık ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide dijital bağımlılık aracı bir rol oynamaktadır. Anahtar kelimeler: Bilinçli Farkındalık, Dijital Bağımlılık, Yaşam Doyumu

BağımlılıkErgenlik
Zeynep Ravza Bolat
İnönü University · Institute of Health Sciences
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Neonatal LPS uygulaması ve üremenin uzun vadeli programlanması: NOS ve Kaspaz-1 inhibisyonlarının rolü

Bu tez çalışmasında, neonatal dönemde bakteriyel endotoksin lipopolisakkarit (LPS) uygulanan sıçanlarda üremenin uzun vadeli programlanması incelenmiştir. Ayrıca, LPS'nin etkisine aracılık eden nitrik oksit (NOS) inhibitörü (L-NAME) ve kaspaz-1 inhibitörü (Q-Vd-OPh), neonatal dönemde LPS ile birlikte kullanılarak bu aracıların rollerinin ortaya konması hedeflenmiştir. Bu amaçla, postnatal 7. günde dişi sıçan yavrularına salin, LPS (50 µg/kg), LPS (50 µg/kg)+ L-NAME (40 mg/kg) veya LPS (50 µg/kg)+ Q-Vd-OPh (1 mg/kg) enjeksiyonu yapılmış; prepubertal dönemde (postnatal 30. gün) de salin veya ikinci LPS enjeksiyonu (50 µg/kg) yapılarak oluşturulan stresin puberteye erişme (vajinal açılma), östrus sikluslarının düzeni (simir testi), sitokin üretimi (IL-1ß, TNF-?), ovaryumda foliküler gelişme ve E. coli'ye spesifik anti-LPS antikorlarının üretimi üzerine etkileri belirlenmiştir. Ortalama olarak postnatal 75. günde proöstrus fazında eter anestezisi yapılan sıçanların sağ ovaryumları ve kan numuneleri alınarak deney sonlandırılmıştır.Puberte, iki defa LPS uygulanan grupta gecikmiş fakat NOS ve interlökin (IL)-1ß inhibitörleri pubertenin gecikmesini engellemiştir. LPS enjeksiyonları primordiyal folikül rezervini azaltmış, NOS inhibitörü bu azalmayı önlerken, IL-1ß inhibitörünün bu azalmaya karşı koruyucu bir rolü belirlenememiştir. İki defa LPS enjeksiyonu yapılan tüm gruplarda LPS'ye karşı spesifik antikor yanıtı gözlenmiştir. Serum NO konsantrasyonları tüm gruplarda benzer bulunmuştur. Serum IL-1ß, tümör nekrozis faktör- alfa (TNF-?) konsantrasyonları ise tespit edilebilir düzeyin altında bulunmuştur.Sonuçta, LPS uygulamalarının (1) puberteyi geciktirdiği, ovaryumdaki primordiyal folikül sayısını azalttığı ve kanda anti-LPS antikorlarını artırdığı tespit edilerek üremeyi uzun vadede programladığı ve (2) bu programlamada NO ve IL-1ß'nın önemli rollerinin bulunduğu görülmüştür.

ErgenlikKaspazlarLipopolisakkaritler+5
Tuba Tapan
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Puberte prekoks tanısı alan ve sağlıklı çocukların yaşam kalitelerinin karşılaştırılması

Puberte Prekoks (PP), pubertal gelişimin fiziki ve hormonal belirtilerinin normal olarak kabul edilen sınırlardan daha erken yaşta ortaya çıkmasıdır. PP, kızlarda meme büyümesinin başlangıç sınırı olan 8 yaştan önce gelişmesi, erkeklerde ise testis büyümesinin 9 yaşından önce başlaması olarak tanımlanmaktadır. PP'li çocukların yaşamış oldukları fiziksel ve hormonal değişiklikler, çocukların fiziksel, duygusal, sosyal ve okul durumlarını etkilemekte, bu durum çocukların psikososyal sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Bu doğrultuda çocukların fiziksel, duygusal ve psikososyal değerlendirilmesinin ele alındığı yaşam kalitesi (YK) kavramının PP'li çocuklarda önemi gündeme gelmektedir. Sunulan bu çalışma ile 8-12 yaş arasındaki çocukların sosyal durumlarının ve YK'larının karşılaştırılmalı olarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Polikliniğinde yapılmıştır. Araştırmaya PP tanısı almış 8-12 yaş arası 105 çocuk ile gerekli karşılaştırmaları yapmak amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bir ilköğretim okulunda eğitim gören benzer tanıtıcı özelliklere sahip 105 sağlıklı çocuk olmak üzere toplam 210 çocuk dahil edilmiştir. Araştırma verileri"Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ)'nin" "8-12 Yaş Çocuk Formu" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmadaki PP'li çocukların sağlıklı çocuklara göre "son bir ay içerisinde okulda devamsızlık yapma ve yüzme aktivitesinde bulunma, okul dışında görüştüğü arkadaşının olma" oranlarının düşük olduğu belirlenmiş, bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p<0,05). Çalışmadaki çocukların ÇİYKÖ çocuk formu ölçek toplam puan (ÖTP) ortalamaları; PP'li çocuklarda 78,71±10,84, sağlıklı çocuklarda 82,43±9,81 olup, bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Yine çalışmadaki PP'li çocukların ÇİYKÖ ebeveyn formu ÖTP ortalamaları 74,51±13,27, sağlıklı çocukların ise 81,90±9,86 olup, bu farkın ileri düzeyde anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,001). Sonuç olarak PP'li çocukların sağlıklı çocuklara göre sosyal durumlarının daha olumsuz ve YK'larının da daha düşük olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda pediatri hemşirelerine; PP'li çocukları erken dönemde belirleyerek multidisipliner ekip anlayışıyla onlara psikososyal destek sağlamaları ve danışmanlık yapmaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Hemşire, Puberte Prekoks, Yaşam kalitesi

ErgenlikErgenlik-erkenYaşam kalitesi+1
Ahu Pınar Turan
Hitit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde sigara kullanımı üzerine anne- baba tutumu ve sosyal destek algısının etkisi

Sigara kullanımı gibi bağımlılık yapıcı madde kullanımları genellikle ergenlik dönemine denk gelmekte ve ergenin hayatını birçok yönden olumsuz etkilemektedir. Anne baba tutumu ve ergenin algılamış olduğu sosyal destek kaynakları, ergenin istenmeyen zararlı alışkanlıklar edinmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada sigara kullanan ve kullanmayan ergenlerin anne-baba tutumları ile algıladıkları sosyal destek düzeylerini karşılaştırmak ve bu iki değişkenin ergenin sigara kullanım davranışı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, tanımlayıcı ve kesitsel tipte yürütülmüş olup, 18.04.2024–08.06.2024 tarihleri arasında Çorum merkezde Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet liselerinde gerçekleştirilmiştir (N=14,756). Çalışmaya, belirlenen örneklem kriterlerini karşılayan ve ebeveyn izni alınarak katılım sağlayan 640 öğrenci dâhil edilmiştir. Veri toplama sürecinde "Öğrenci Tanıtıcı Bilgi Formu", "Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ)" ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ)" kullanılmıştır. Bulgular, SPSS Statistics V26 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Tanımlayıcı veriler; frekans, yüzde, minimum, maksimum, ortalama ve standart sapma şeklinde sunulmuş; verilerin normal dağılım gösterip göstermediği Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiştir. İki grup arasındaki farklılıklar bağımsız örneklemler t testi veya Mann Whitney U testi ile incelenmiş; kategorik değişkenler için Pearson ki-kare ve Fisher exact testleri uygulanmıştır. Değişkenler arası ilişkiler ise Spearman korelasyon katsayısı ile analiz edilmiştir. Katılımcı olarak 640 ergenin yer aldığı bu çalışmada %53,44'ünü erkekler oluşturmakta ve bu erkek öğrencilerin de %66,9'u (n=119) sigara kullanmaktadır. Sigara kullanan erkek öğrenci oranı kızlara göre anlamlı düzeyde yüksektir (p<0,001). Sigara kullanan ergenlerin %51,7'si çoğu arkadaşının, kullanmayanların ise %35,9'u bazı arkadaşlarının sigara kullandığını belirtmiş ve aralarındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,001). Sigara kullanan ergenlerin ABTÖ psikolojik özerklik ve denetleme/kontrol alt boyutlarından aldıkları puan kullanmayanlara göre daha düşük olup, bu farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Yine sigara kullanan öğrencilerin ÇBASDÖ aile, arkadaş alt boyutlarından ve ÇBASDÖ toplam puanlarının kullanmayan öğrencilere göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Ergenlerin ABTÖ kabul/ilgi alt boyutu ile ÇBASDÖ aile, arkadaşlar, özel bir insan alt boyutları ve ÇBASDÖ toplam puanı arasında (sırası ile; r=0,298; r=0,374; r=0,605; r=0,480), ABTÖ psikolojik özerklik alt boyutu ile ÇBASDÖ özel bir insan alt boyutu ve ÇBASDÖ toplam puanı (sırası ile; r=0,224; r=0,108) arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmış olup, pozitif yönde bir ilişki belirlenmiştir. Ergenin sigara kullanan arkadaşının olması, ailede sigara kullananların olması, sigara kullanımı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Psikolojik özerklik ve denetleme/ kontrol değerinin düşük olması sigara kullanımı üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, sigara kullanan ergenlerin anne babaları tarafından psikolojik özerkliklerinin, denetleme ve kontrollerinin daha az sağlandığı ve kendilerinde aile ve arkadaş desteğini kullanmayanlara göre daha yüksek algıladıkları belirlenmiştir. Ailelerin çocuklarına psikolojik özerklik sağlamaları ve denetimi uygun şekilde yapmaları ergenlerin sigara kullanımı konusunda koruyucu olabilecektir. Doğru sosyal destek, ergenlerin olumlu duygularını artırırken, hemşireden alınan profesyonel destek bu süreci tamamlayıcı niteliktedir.

ErgenlikSigaraSosyal destek
Hatice Danlı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yahudilikte dini sorumluluk çağı: Bar Mitzva ve Bat Mitzva

İnsan hayatının doğum, ergenlik, evlilik ve ölüm gibi belli evreleri dönüm noktası olarak addedilmektedir. Bir aşamadan diğerine geçişi ifade eden ve bu dönemlerde uygulanan ritüeller geçiş törenleri olarak isimlendirilmektedir. Birçok dinde olduğu gibi Yahudilikte de bu törenlere önem verilmekte ve çeşitli uygulamalar gerçekleşmektedir. Bu çalışmanın da konusunu teşkil eden ve bahsi geçen törenlerden biri olan bar mitzva (erkekler için) ve bat mitzva (kızlar için) çocukluktan ergenliğe geçişin sembolü olarak görülmekte ve genç Yahudi bireyler bu süreçle birlikte dini hükümlerden sorumlu sayılmaktadırlar. On üç yaşını doldurmuş erkekler için kullanılan bar mitzva ve on iki yaşını doldurmuş kızlar için ifade edilen bat mitzva kavramları zamanla bu dönemlerde kutlanan törenlerin de adı olmuştur. Genel kabule göre, günümüze eş değer bar mitzva törenlerinin görülmeye başlaması on altıncı yüzyıla dayanmakta ve bu törenlerde Tora okuma, tefilin takma, deraşa verme ve seuda düzenleme gibi uygulamalar yerine getirilmektedir. Bat mitzva törenleri ise Yahudilikte kadının konumuna ilişkin dile getirilen farklı görüşlerin de etkisiyle yirminci yüzyılda düzenlenmeye başlamıştır. Bar mitzva ve bat mitzva törenleri Türk Yahudi toplumu da dahil, birtakım farklılıklar içermekle birlikte neredeyse bütün Yahudi cemaatleri tarafından kutlanmaktadır. Bu çalışmayla bar ve bat mitzvanın tarihsel sürecinden yola çıkılarak Yahudiler nezdindeki önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bar Mitzva, Bat Mitzva, 13. Yaş, Geçiş Töreni, Yahudilik

Bar MitzvaBat MitzvaDini tören+7
Hamide Erdağ
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Altı-onsekiz yaş arası solid tümör ve lenfoma tanılı tedavi bitiminden en az 1 yıl geçmiş remisyonda veyahut kür sağlanmış hastalarda pubertal gelişimin incelenmesi

Çocukluk çağı kanserlerinde sağkalımın artması ile tedaviye bağlı geç etkiler daha sık görülmektedir. Endokrin geç etkilerden birisi de pubertal bozukluklardır. Ayrıca çocukluk çağı kanserlerinden kurtulanlarda pubertal bozuklukla beraber obezite, büyüme ve gelişme geriliği, malnütrisyon, tiroid ve hipofizer sorunlar gibi endokrinolojik sorunlar karşımıza çıkabilmektedir. Bu çalışmada lenfoma ve solid tümör tanısı alıp iyileşmiş hastalarda pubertal gelişimin incelenmesi ve pubertal gelişimi etkileyebilecek birtakım endokrin geç etkinin araştırılması amaçlanmıştır. 101 çocukluk çağı kanserinden kurtulan hasta ve 101 sağlıklı çocuk çalışmaya alınarak karşılaştırmalı olarak puberte değerlendirilmiştir. Ayrıca hasta grubunda hipofizer yetmezlik, hipotiroidi gibi pubertal bozukluklara eşlik edebilecek endokrin geç etkiler araştırılmıştır. Çalışmamızda 7 hastada (%6,9) pubertal bozukluk, 14 hastada (%13,8) boy kısalığı, 13 hastada malnütrisyon (%12,9), 16 hastada obezite (%15,9), 23 hastada hipotiroidi (%22,7), 18 hastada hipofizer yetmezlik (%17,8) ve 3 hastada (%2,9) gonadal yetmezlik geliştiği ve bazılarının birliktelik gösterdiği görülmüştür. Sonuç olarak çalışmamız çocukluk çağı kanserlerinden kurtulanlarda tedaviye bağlı pubertal bozukluklar ve buna eşlik edebilecek hipotiroidi, gonadal yetmezlik gibi birçok endokrin geç etkinin azımsanmayacak sıklıkta görülebileceğini göstermiştir. Çocuk hekimlerinin pediatrik kanserden kurtulan çocukların pubertal ve endokrin geç etkiler geliştirebileceği, izlem ve muayenesinin bu farkındalık ile yapılmasının gerektiğini düşünmekteyiz.

Endokrin bezlerEndokrin sistemErgenlik+5
Fevzi Aydoğdu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Akran zorbalığı ile ergenlerin algıladıkları aile işlevselliğinin incelenmesi

Akran Zorbalığı İle Ergenlerin Algıladıkları Aile İşlevselliğinin İncelenmesi Bu araştırma, ergenlerin akran zorbalığı davranışına yönelme durumlarını, sosyo-demografik özellikler, aile işlevselliği ve ergenin özelliklerine göre değişip değişmediğinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın verileri 2018-2019 eğitim öğretim yılında halen eğitimine devam eden lise 1-2-3-4. sınıf öğrencilerinden elde edilmiştir. Araştırma Ankara İli Çankaya İlçesi Özel Kampüs Temel Lisesinde eğitim görmekte olan 343 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. İncelenen değişkenlere ilişkin veriler "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği" Türkçe uyarlaması T.Ayas (2008) ve M. Pişkin (2002), "Aile Değerlendirme Ölçeği" Bulut (1990) ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler seçkisiz olmayan örneklem yöntemlerinden amaçsal kotalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında ergenin özelliklerinden en fazla zorbalık davranışı gösterme durumu cinsiyet faktöründe görülmektedir. Buna göre erkekler kızlara oranla daha çok zorbalık davranışı sergilemektedir. Ergenlerin aile işlevselliğinin tüm boyutlarında görülen sağlıksızlık ergenin zorbalık davranışı gerçekleştirmesinde en önemli etken olarak bulunmuştur. Özellikle aile işlevselliğinin roller, iletişim, duygusal reaksiyon gösterebilme, gereken ilgiyi gösterme, davranışın kontrol edilebilmesi ve yaygın işlevlerde görülen sağlıksızlık ergenlerin zorba ve kurban olma durumlarını arttırmaktadır. Araştırmanın bulgularına göre ergenin sosyo-demografik özelliklerinden zorbalık davranışını etkileyen en önemli faktörlerin anne-baba mesleği olduğu özellikle de anne ve babası memur olan öğrencilerin zorbalık davranışına daha çok yöneldiği görülmüştür. Bu araştırmanın özellikle okul sosyal hizmeti, akran zorbalığı ve aile işlevselliği ile ilgili literatüre önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile işlevselliği, akran, akran zorbalığı, ergen, okul sosyal hizmeti

Aile işlevleriAile işlevleriAkran+7
Nilüfer Ünal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
20
DoctorateOpen AccessTR

Adet görme durumuna ve adetle ilgili bilgi düzeyine göre ergenlerin ruhsal sorunlarının incelenmesi

Bu çalışmada 11-15 yaşları arasında olan menarş öncesi, menarş ve menarş sonrası durumunda olmalarına ve adetle ilgili bilgi düzeylerine göre genç kızların depresyon, durumluk-sürekli kaygı, fiziksel görünüm düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Adana ilinde yaşayan ilköğretim okullarının 5,6,7 ve 8.sınıflarına devam eden kız öğrenciler oluşturmuştur. Örneklem grubunu, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün alt, orta ve üst sosyoekonomik düzeyi yansıtacak şekilde verdiği okullar arasından altı okul seçilerek, bu okulların 5,6,7 ve 8. sınıflarına devam eden ve rastlantısal olarak seçilen kız öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmaya toplam 644 kız öğrenci katılmıştır. Çalışmada gençkızların depresyon düzeylerini belirlemek için "Çocuklar için Depresyon Ölçeği", kaygı düzeylerini belirlemek için "Spielberger Çocuklar İçin Durumluk- Sürekli Kaygı Envanteri", beden algılarını saptamak için ise "Piers-Harris Çocuklar İçin Özkavramı Ölçeği, Fiziksel Görünüm Alt Ölçeği" kullanılmıştır. Çocuklar için Depresyon Ölçeği, Spielberger Çocuklar için Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri'nin araştırma kapsamında güvenirlik ve geçerlik çalışmaları yapılmıştır. Araştırma sonucunda, adet görme durumuna ve bilgi düzeyine göre, gençkızlar ın depresyon puanlan açısından anlamlı farklılıklar elde edilmiş VIancak adet görme durumu ve bilgi düzeyi ortak etkisi anlamlı bulunmamıştır. Yapılan 3x3'lük varyans analizi sonuçlarına göre menarş ve menarş sonrası durumunda olanlarla, bilgi düzeyi düşük olanların daha yüksek depresyon düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Gençkızların sürekli kaygı puanları açısından menarş öncesi, menarş ve menarş sonrası durumunda olmalarına ve adetle ilgili bilgi düzeylerine göre anlamlı farklılık olduğunu, ancak menarş öncesi, menarş ve menarş sonrası durumunda olmaları ile bilgi düzeyleri etkileşiminin sürekli kaygı üzerinde etkili olmadığını göstermiştir. Scheffe-F testi ile farkın kaynağı incelendiğinde menarş ve öncesi gruplarla, bilgi düzeyi düşük olanların daha yüksek düzeyde sürekli kaygı yaşadıkları bulunmuştur. Buna göre menarş ve öncesi gruplarla, bilgi düzeyi düşük olanların daha kaygıya eğilimli olduğu söylenebilir. Gençkızların durumluk kaygı puanları arasında menarş öncesi, menarş ve menarş sonrası durumunda olmalarına ve adetle ilgili bilgi düzeylerine göre anlamlı farklılık olduğunu, ayrıca menarş öncesi, menarş ve menarş sonrası durumunda olmaları ile bilgi düzeyleri etkileşiminin durumluk kaygı üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Farkın kaynağına bakıldığında, menarş ve menarş sonrası durumunda olanlarla, bilgi düzeyi düşük olanların daha yüksek düzeyde durumluk kaygı yaşadıkları bulunmuştur. Sceffe-F testi sonuçlarına göre menarş ve menarş sonrası durumunda olanlarla, bilgi düzeyi düşük olanların durumluk kaygılarının daha yüksek olduğu söylenebilir. Varyans analizi bulguları gençkızların fiziksel görünüm puanları arasında menarş öncesi, menarş ve menarş sonrası durumunda olmalarına ve adetle ilgili bilgi düzeylerine göre anlamlı farklılık olduğunu, ayrıca menarş öncesi, menarş ve menarş sonrası durumunda olmaları ile bilgi düzeyleri etkileşiminin fiziksel görünüm üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Araştırma sonuçlarına bakıldığında menarş öncesi, menarş ve menarş sonrası durumunda olanlarla yüksek, orta ve düşük düzeyde bilgi sahibi olan kızların Fiziksel Görünüm Alt Ölçeği'nden aldıkları puanlar arasında anlamlı farklılık vardır, farkın menarş ve menarş sonrası durumunda olanlarla, bilgi düzeyi düşük olanların arasında olduğu bulunmuştur. Yapılan Scheffe-F testi sonuçlarına göre menarş ve menarş sonrası durumunda olanlarla, bilgi düzeyi düşük olanların fiziksel görünümlerinden hoşnut olmadıkları söylenebilir. Ayrıca menarş öncesi, vıımenarş ve menarş sonrası durumunda olmaları ile bilgi düzeyleri etkileşiminin fiziksel görünüm üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler : Menarş, Menarş ve Bilgi Düzeyi, Adet Görme Durumu, Depresyon, Kaygı, Fiziksel Görünüm

Cinsel gelişimDepresyonErgenler+5
Sema Bengi Gürkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Puberte öncesi ve sonrası dönemdeki çocuklarda ve gençlerde kabakulak virüsünün seroepidemiyolojisi

ÖZET Bağışıklanmamış ilkokul dönemi ve genç yetişkin yaş grubunda yer alan kişilerin kabakulak virusu enfeksiyonuna karşı duyarlılıklarını tespit ve doğal immuniteye yaşın etkisini göstermek amacıyla planlanan bu çalışmada 94'ü 5-15, 99'u 16-21 yaş gruplarında yer alan toplam 193 kişiye ait serum örneği kabakulak virusuna karşı oluşan IgG, IgM ve IgM+G antikor cevabı yönünden ELISA yöntemiyle teste tabi tutulmuştur. Çalışmaya dahil edilen 5-15 yaş grubundaki çocuklara ait serum örneklerinin %58.5'i ile genç yetişkinlere ait serum örneklerinin %88.8'inde kabakulak virusuna karşı en az bir tür immunglobülin cevabı tespit edilmiştir. Bu çalışma ile kabakulağa karşı doğal immunitenin yaşa paralel olarak arttığı, ancak genç yetişkinlerin %11.2'sinin halâ seronegatif olduğu, böylece doğal immunitenin yeterli olmadığı görülmüştür.

ErgenlikErgenlikKabakulak virüsü+1
F. Hilal Korkut Onaç
Çukurova University
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde bilişim teknolojileri kullanımı ve saldırganlık ilişkisi

Bu çalışma; ergenlerin bilişim teknolojilerini kullanımı ile saldırganlık arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın evrenini 2007?2008 eğitim ve öğretim yılında Adana ili Seyhan İlçesi sınırları içerisinde bulunan orta öğretim kurumları 9?10?11. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. 2006?2007 yılında orta öğretim kurumlarında eğitimin 4 yıla çıkartılmasından dolayı 12. sınıf öğrencileri araştırma kapsamına alınamamıştır. Seyhan ilçesinde bulunan orta öğretim okulları, bulundukları mahallelerin sosyo-ekonomik durumuna göre ve ilçe milli eğitim müdürlüğünden alınan bilgiler doğrultusunda sınıflandırılmıştır. Bu okullar arasında kolay ulaşılabilir örneklem seçme yoluna göre sosyo-ekonomik düzeyi farklı toplam 6 orta öğretim okulu belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini 6 orta öğretim okulunun 9. , 10. ve 11.sınıflarına devam eden 249 erkek ve 270 kız toplam 526 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplamak amacıyla ?Saldırganlık Ölçeği? ve ?Bireyi Tanıma Formu? kullanılmıştır. Ölçek ve anket ile toplanan verilerin çözümlenmesinde frekans dağılımı ve kay-kare teknikleri kullanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi p< 0,5 olarak alınmıştır.Araştırma sonuçları bilgisayar ve internet kullanan ergenlerin saldırganlık ortalamalarının kullanmayan ergenlere göre daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bilgisayar oyunu oynayan ve oynamayan ergenlerin saldırganlık puanları ortalamaları arasında da anlamlı fark bulunmuştur. Savaş ve strateji oyunlarını tercih eden ergenlerin saldırganlık puanları daha yüksek bulunmuştur. Bilişim teknolojisinin kullanım yerine göre saldırganlık düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Bilgisayar ve interneti kullanım sürelerinde artışa paralel olarak saldırganlık düzeylerinde anlamlı fark bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Ergenlik, saldırganlık, bilgisayar, internet.

ErgenlikSaldırganlıkİnternet
Onur Ulusoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin algıladıkları sosyal destek düzeyi ile sosyal yetkinlik beklentisi düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi

Bu çalışmanın genel amacı bazı değişkenlere göre (cinsiyet, sınıf düzeyi, ailenin sosyo- ekonomik düzeyi, anne ve babanın eğitim durumu, annenin çalışıp çalışmaması, kardeş sayısı, yakın arkadaşın oluş olmaması) öğrencilerin ailelerinden ve arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek düzeyi ve sosyal yetkinlik beklentisi düzeylerini incelemektir.Araştırmanın örneklemini Adasokağı Lisesi, Adana Erkek Lisesi, Şehit Temel Cingöz Lisesi ve Yüreğir Lisesinde okuyan ve seçkisiz olarak belirlenen 678 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak Yıldırım (1997) tarafından geliştirilen Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Bilgin (1999) tarafından geliştirilen Sosyal Yetkinlik Beklentisi Ölçeği, Bacanlı (1990) tarafından geliştirilen Sosyo-Ekonomik Düzey Ölçeği ve araştırmanın bağımsız değişkenleri ile ilgili bilgi toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen veriler değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Moment Korelasyon Analizi, ikili gruplarda Bağımsız Gruplar t Testi, ikiden fazla gruplarda Tek Yönlü Varyans Analizi ile değerlendirilmiştir.Yapılan analizler sonucunda aileden ve arkadaşlardan algılanan sosyal destek düzeyi ile sosyal yetkinlik beklentisi düzeyi arasında düşük düzeyde bir ilişki olduğusonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın alt amaçlarına yönelik analizlerin sonucunda ise bazı değişkenlerin aileden ve arkadaşlardan algılanan sosyal destek ve sosyal yetkinlik beklentisi düzeyleri ile arasında anlamlı farklılık olduğu bazı değişkenlerle ise aralarında anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Algılanan Sosyal Destek, Sosyal Yetkinlik Beklentisi, Ergenlik

Algılanan sosyal destekErgenlik
Begüm Şencan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi şiddet ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı aile içi şiddet ile öfke ifade tarzları arasındaki ilişkiyi incelemektir.Araştırmanın örneklemini 14-18 yaş grubu arasında yer alan öğrenciler oluşturmuştur. Öğrencilerin aile içi şiddet görüp görmediklerini belirlemek için Aile İçi Durum Anketi uygulanmış; öğrencilerin öfke ifade tarzlarını tespit etmek için de Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen bulgularda lise öğrencilerinin aile içinde şiddet yaşama ya da yaşamama durumlarındaki sürekli öfke ve öfke ifade tarzları cinsiyete ve sınıf düzeyine göre incelenmiş ve bazı anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Ölçeği alt ölçeklerinden aldıkları puanlar cinsiyetlere göre farklılık göstermemektedir. Aile içinde şiddet yaşayan ergenlerin aile içinde şiddet yaşamayan ergenlere göre Öfke Kontrol alt ölçeği hariç diğer alt ölçeklerden (Sürekli Öfke, Öfke İçe, Öfke Dışa) yüksek puanlar aldıkları görülmüştür. Aynı zamanda ergenlerin sınıf düzeylerine göre Sürekli Öfke alt ölçeğinden aldıkları puanlar arasında da anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Aile, Aile İçi Şiddet, Ergenlik, Öfke, Öfke İfade Tarzları.

Aile içi şiddetErgenlerErgenlik+4
Mehmet Gök
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde davranış problemlerinin anne-babadan ve öğretmenlerden algılanan duygusal istismar açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim kurumlarına devam eden ergenlerde görülen davranış problemlerinin anne-baba ve öğretmenden algılanan duygusal istismar ile bir ilişkisi olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini, Mersin'in merkez ilçelerinde bulunan toplam dört devlet lisesine devam eden 247'si kız, 187'si erkek olmak üzere 434 lise öğrencisi oluşturmaktadır.Araştırmada, ergenlerin anne ve babadan algıladıkları duygusal istismarı ölçmek için Alantar (1989) tarafından geliştirilen ?Anne-Baba Genç İlişkiler Ölçeği?, öğretmenlerinden algıladıkları duygusal istismarı ölçmek için yine Alantar (1989) tarafından geliştirilen ?Algılanan Öğretmen Davranışı Ölçeği?, öğrencilerin sınıf içi davranışlarını belirlemek amacıyla Conners (1969) tarafından geliştirilen ?Conners' Öğretmen Derecelendirme Ölçeği? ve araştırmaya katılan öğrenciler hakkında bazı genel bilgileri toplamak amacıyla ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Kruskal-Wallis Testi, Mann Whitney U testi ve Regresyon Analizi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda erkek ergenlerin kız ergenlere göre davranış problemlerini daha fazla sergiledikleri belirlenmiştir. Kız ergenlerin annelerinden algıladıkları duygusal istismar düzeyi, erkek ergenlerden daha yüksek bulunurken, erkek ergenler duygusal istismarı öğretmenlerinden kız ergenlere göre daha yüksek düzeyde algılamaktadırlar. Kız ve erkek ergenler arasında babadan algılanan duygusal istismar açısından anlamlı farklılaşma olmadığı saptanmıştır. Cinsiyet etkisi kontrol edildiğinde, öğretmenden algılanan duygusal istismar, anneden algılanan saygı-kabul düzeyinin düşüklüğü ve babadan algılanan aşağılama düzeyinin yüksekliğinin ergenlerde davranış problemlerini anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir.

DavranışDavranış bozukluklarıDuygusal istismar+3
Sinem Şimşek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin cinsiyete göre akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarını incelemektir.Araştırmanın örneklemini, yatılı ilköğretim bölge okulları ve ilköğretim okullarının sekizinci sınıfına devam eden 625 ergen oluşturmaktadır. Çalışmada ergenlerin akran ilişkilerini incelemek amacı ile `Akran İlişkileri Ölçeği'; sosyal destek algılarını incelemek amacı ile `Çocuklar için Sosyal Desteği Değerlendirme Ölçeği'; yaşam doyumlarını incelemek amacı ile `Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği (Kısa Formu)' kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde 2X2 çok yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; akran ilişkileri açısından kız ve erkek ergenler açısından farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Kız ergenlerin `Akran İlişkileri Ölçeği' nin `Bağlılık', `Güven ve Özdeşim', `Kendini Açma' ve `Sadakat' alt ölçeklerinden aldıkları puanların erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Araştırmada incelenen sosyal destek algısı değişkeni okul türü açısından farklılık göstermiş ve yatılı ilköğretim bölge okulunda kalan ergenlerin aile ve arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek düzeyleri ailesi yanında kalan ergenlerinkinden daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca yaşam doyumu düzeyleri açısından, ergenlerin aile ve arkadaşlarından aldıkları yaşam doyum düzeyi farklılaşmazken, okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde; ailesi yanında kalan kız ergenlerin okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeylerinin, YİBO' ya devam eden erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Ergenlik, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, Akran İlişkileri, Algılanan Sosyal Destek, Yaşam Doyumu

AkranAkran ilişkileriAlgılanan sosyal destek+9
Didem Şimşek
Çukurova University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinde görülen kuraldışı davranışların yordayıcılarının incelenmesi

Bu araştırmada ergenlerin anne baba tutumlarının ve yaşam doyumlarının kuraldışı davranışları düşük ya da yüksek düzeyde göstermeyi ne derece yordadığını belirlemek; bununla beraber ergenlerde görülen kuraldışı davranışların cinsiyet, yaşam doyumları (düşük, orta, yüksek) ve aile tutumları (demokratik, otoriter, izin verici, ihmalkâr) açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma Adana ili merkez ilçelerinde yer alan 12 ortaöğretim kurumunun 9., 10., 11. ve 12. sınıfa devam eden 471'i kız, 410'u erkek olmak üzere toplam 881 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Örnekleme alınan öğrenciler 14 ile 19 yaşları arasında olup yaş ortalamaları 16.3, standart sapmaları ise .49'dur. Ergenlerin kuraldışı davranış düzeylerine ilişkin veriler ?Kuraldışı Davranış Ölçeği? (Kaner,2001), anne baba tutumlarına ilişkin veriler ?Anne Baba Tutum Ölçeği? (Dornbush, 1991), yaşam doyumuna ilişkin veriler ?Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği? (Huebner, 1994), kişisel veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden Mann Whitney-U, Kruskal Wallis ve Lojistik Regresyon Analizi'nden yararlanılmıştır.Araştırma sonucunda ergenlerin en sık gösterdiği kuraldışı davranışların ?sözlü ya da yazılı sınavlarda fısıldamak?, ?sınavlarda kopya çekmek?, ?yasaların kullanmanıza izin vermediği otomobil, motosiklet gibi taşıt araçlarını kullanmak? ve ?tartışma sırasında karşısındakine öfkelenerek dövmek? davranışları olduğu bulunmuştur. Araştırmada cinsiyete göre kuraldışı davranış puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı araştırılmış; yapılan analiz sonuçlarına göre erkeklerin Kuraldışı Davranış Ölçeği'nden aldıkları toplam puan ortalamalarının, kızların toplam puan ortalamalarından anlamlı şekilde daha yüksek olduğu bulunmuştur.Araştırmada ergenlerin aile tutumlarına göre kuraldışı davranış puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığına bakılmıştır. Yapılan Mann Whitney U testi sonucunda elde edilen bulgulara göre; anne baba tutumları ihmalkâr, izin verici ve otoriter olan ergenlerin, aileleri demokratik tutum sergileyen ergenlere kıyasla daha fazla kuraldışı davranış gösterdikleri bulunmuştur.Araştırmada ergenlerin yaşam doyumlarına göre kuraldışı davranış puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığına bakılmıştır. Yapılan analizler sonucunda arkadaşlardan, okuldan, çevreden, aileden, benlikten ve genel olarak algılanan yaşam doyumu düşük ve orta düzeyde olan ergenlerin, algılanan yaşam doyumu yüksek olanlara göre daha fazla kuraldışı davranış gösterdikleri bulunmuştur. Ayrıca yapılan Lojistik Regresyon Analizi sonuçlarına göre; aileden algılanan ?kontrol/denetim? ile ?okul?, ?aile? ve ?benlik?'ten algılanan yaşam doyumu değişkenlerinin kuraldışı davranışlarda yüksek düzeyde bulunmayı açıklamada anlamlı katkılar yapan değişkenler olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Cinsiyet, Kuraldışı Davranış, Anne-Baba Tutumları, Yaşam Doyumu

AdanaAna-baba tutumuErgenlik+8
Yasin Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeylerinin sosyo-demografik değişkenler ve öfke düzeyi ile öfke ifade tarzları arasındaki ilişki açısından incelenmesi

Bu araştırmada, bilişsel esneklik düzeyi ile öfke düzeyi ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişki ve bilişsel esneklik puanlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik düzey gibi sosyo-demografik değişkenlere göre değişip değişmediği incelenmiştir.Araştırmanın örneklemini lise 9, 10, 11 ve 12. sınıflara devam eden 447 erkek, 553 kız olmak üzere toplam 1000 öğrenci oluşturmuştur. Veriler ?Bilişsel Esneklik Ölçeği? (BEÖ), ?Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Ölçeği? (SÖÖİTÖ) ve ?Kişisel Bilgi Formu? ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, t testi ve varyans analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmada, tüm grupta bilişsel esneklik puanları ile SÖÖİTÖ alt ölçeklerinden sürekli öfke, öfke içte ve öfke dışta arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunurken, öfke kontrolü alt ölçeği arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca, bilişsel esneklik puanları sınıf düzeyleri açısından dokuzuncu sınıflar lehine anlamlı bir şekilde farklılaşırken cinsiyet, anne-baba eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik düzey açısından böyle bir farklılık bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler : Bilişsel Esneklik, Öfke, Ergenlik

Bilişsel esneklikErgenlerErgenlik+3
Aycan Diril
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde çocukluk örselenme yaşantıları ve öfke ifade biçimleri ile benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmada 14?18 yaş aralığında bulunan öğrencilerde görülen çocukluk örselenme yaşantıları ve öfke ifade biçimleri ile benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 9, 10, 11 ve 12. sınıfa devam eden 450 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin çocukluk örselenme yaşantılarına ilişkin veriler ?Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği?, öfke ifade biçimlerine ilişkin veriler ?Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Ölçeği?, yaşam doyumlarına ilişkin veriler ?Yaşam Doyum Ölçeği?, benlik saygısına ilişkin veriler ?Rosenberg'in Benlik Saygısı Envanteri?, kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Katsayı tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre erkek öğrencilerin kızlara göre duygusal ve cinsel istismar puanları daha yüksek bulunmuştur. Kız ve erkek öğrencilerin fiziksel istismar puanları arasında herhangi bir farklılık görülmemiştir. Geçmişlerinde fiziksel, duygusal, cinsel istismara uğrayan öğrencilerin, uğramayan öğrencilere kıyasla sürekli öfke, öfke dışa, öfke içe puanları daha yüksek; öfke kontrol puanları daha düşük bulunmuştur. Son olarak geçmişlerinde fiziksel, duygusal ve cinsel istismara uğrayan öğrencilerin, benlik saygısı ve yaşam doyum puanları, uğramayan öğrencilere göre daha düşük bulunmuştur.Bu araştırma sonuçları çocuklukta geçirilen örselenme yaşantılarının ergenlik dönemlerinde onların öfkelerini ifade etme biçimlerini, benlik saygılarını ve yaşam doyumlarını olumsuz yönde etkilediğine işaret etmektedir.Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Örselenmiş Çocukluk Yaşantıları, Öfke İfade Tarzları, Benlik Saygısı, Yaşam Doyumu

Benlik saygısıErgenlerErgenlik+5
Şalibe Korkut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin cinsiyet, sosyo-ekonomik ve öğrenim kademesi düzeylerine göre bilişsel esneklik, uyum ve kaygı puanları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim ikinci kademe, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencilerinin cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve öğrenim kademesine göre uyum, kaygı ve bilişsel esneklik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemektir.Araştırmanın örneklemi, 11?24 yaşları arasında, 630 kız, 402 erkek olmak üzere, toplam 1032 ön ergenden ve ergen Adana ili, Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir ilçelerinde yer alan on ilköğretim, on bir ortaöğretim okulundan ve Çukurova Üniversitesi'nin bölümlerinden evrendeki oranlarına göre Tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Araştırmaya katılan grubun, bilişsel esneklik puanlarını belirlemek amacıyla ?Bilişsel Esneklik Ölçeği?, Uyum düzeylerini belirlemek için ise ?Hacettepe Kişilik Envanteri? ve Kaygı düzeylerini belirlemek içinde ?Spielberg'in Süreklilik-Durumluluk Kaygı Envanteri kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS 11.5 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. İlk önce araştırmaya katılan katılımcıların kişisel bilgileri ile ilgili özelliklerinin belirlenmesi amacıyla betimsel istatistikler hesaplanmıştır. İkinci aşamada ise Kaygı ve Uyum düzeylerinin bilişsel esneklik puanlarına, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve öğrenim kademesine göre anlamlı bir fark olup olmadığını anlamak için varyans analizi yapılmıştır.Katılımcıların cinsiyet değişkeni açısından durumluluk kaygı düzeylerine göre farklılık olduğu ancak cinsiyet değişkeninden etkilenmediği belirlenmiştir. Diğer taraftan cinsiyet değişkeni açısından genel, sosyal ve kişisel uyum düzeylerine göre farklılık olduğu ve uyum düzeyi arttıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak cinsiyete değişkenine göre sadece kişisel uyum düzeyi açısında bilişsel esneklik puanlarının etkilendiği görülmektedir.Katılımcıların sosyo-ekonomik düzey değişkeni açısından durumluluk kaygı düzeylerine göre farklılık olduğu, kaygı düzeyi azaldıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak sosyo-ekonomik düzey değişkeninden etkilenmediği belirlenmiştir. Diğer taraftan sosyo-ekonomik düzey açısından genel, sosyal ve kişisel uyum düzeylerine göre farklılık olduğu ve uyum düzeyi arttıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak sosyo-ekonomik düzey değişkenine göre bilişsel esneklik puanlarının etkilenmediği görülmektedir.Katılımcıların öğrenim düzeyi değişkeni açısından durumluluk ve süreklilik kaygı düzeylerine göre farklılığın olduğunu kaygı düzeyi azaldıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak öğrenim kademesi değişkeninden etkilenmediği belirlenmiştir. Diğer taraftan öğrenim kademesi açısından genel, sosyal ve kişisel uyum düzeylerine göre farklılık olduğu ve uyum düzeyi arttıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak öğrenim kademesi değişkenine göre bilişsel esneklik puanlarının etkilenmediği görülmektedir.Son olarak, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve öğrenim kademesi değişkenlerinin kaygı ve uyum düzeylerinin ortak etkilerinin bilişsel esneklik puanlarında anlamlı bir farklılık oluşturmadıkları bulgusu elde edilmiştir.

Bilişsel esneklikCinsel kimlikErgenler+5
Sinan Öz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin yaşam doyumlarının yordayıcıları olarak anne-baba tutumları ve duygusal zeka

Bu araştırmada ergenlerin algıladıkları anne-baba tutumları ve duygusal zekalarının yaşam doyumlarını ne derecede yordadığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma Adana ili merkez ilçelerinde yer alan dokuz lisenin 9., 10., 11. ve 12. sınıfına devam eden 476 kız, 379 erkek olmak üzere toplam 855 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Ergenlerin yaşam doyumlarına ilişkin veriler "Çokboyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği" (Huebner, 1994), anne-baba tutumlarına ilişkin veriler "Anne-Baba Tutum Ölçeği" (Lamborn, Mounts, Steinberg Dornbush, 1991), duygusal zekaya ilişkin veriler "Bar-on Duygusal Zeka Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu", kişisel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Çok Değişkenli Regresyon Analizi'nden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda anne-babadan algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik, kontrol/denetim ile duygusal zeka toplam puanı ve genel yaşam doyumu arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Anne-babadan algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik, kontrol/denetim ve duygusal zekanın kişilerarası beceriler, uyum, stres yönetimi, olumlu etki, genel ruh hali boyutlarının, lise öğrencilerinin genel yaşam doyumunu açıklamada anlamlı katkılar yapan değişkenler olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin aile doyumunun anne-babadan algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik, kontrol/denetim ve duygusal zekanın stres yönetimi, olumlu etki, genel ruh hali boyutları tarafından; arkadaş doyumunun ise anne-babadan algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik ve duygusal zekanın kişilerarası beceriler, uyum ve genel ruh hali boyutları tarafından yordandığı bulunmuştur. Ergenlerin okul doyumunun yordayıcılarının anne-babadan algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik, kontrol/denetim ve duygusal zekanın kişilerarası beceriler boyutları olduğu; çevreden algıladıkları doyumun yordayıcılarının ise anne-babadan algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik, kontrol/denetim ve duygusal zekanın kişisel beceriler, stres yönetimi, olumlu etki boyutları olduğu belirlenmiştir. Lise öğrencilerinin benlik doyumunun sadece duygusal zekanın genel ruh hali boyutu tarafından yordandığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Yaşam doyumu, anne-baba tutumları ve duygusal zeka

Ana-baba tutumuDuygusal zekaErgenlik+3
Sümbül Yalnızca Yıldırım
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Madde kullanımı olan ve olmayan ergenlerde aile işlevlerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırmada, madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin algıladıkları aile işlevleri, aile işlevlerinin madde kullanımı üzerine etkisi, araştırmaya katılan ergenlerin sosyo-demografik özelliklerinin madde kullanımına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma vaka- kontrol çalışmasıdır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı yüzde dağılım ve tanımlayıcı istatistikler, Kolmogorov Simirnov normallik testi, Mann Whitney U testi yapıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edildi. Çalışmamızın vaka grubunu Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Çocuk ve Genç Psikiyatri Polikliniği biriminde tedavi gören geçmişte ve verilerin toplandığı zamanda madde kullanımı olan 14-18 yaşları arasında 96 ergen oluşturdu. Kontrol grubunu ise Manisa Merkezde bulunan üç liseden 311 ergen oluşturdu. Veriler Ekim 2021– Mart 2022 tarihleri arasında, 'Tanıtıcı Bilgi Formu' ve 'Aile Değerlendirme Ölçeği' kullanılarak toplandı. Bulgular: Madde kullanan ergenlerin %77,1'inin 15 yaş ve üzerinde, %50'sinin erkek, %58,3'ünün çekirdek aile, %92,7'sinin kaldıkları yerin ev olduğu, %40,6'sının büyükşehirde yaşadığı, %57,3'ünün gelirinin gidere eşit, %80,2'sinin anne ve babaların sağ olduğu, %53,1'inin anne eğitimin durumunun ilkokul üzeri, %69,8'inin anne mesleğinin ev hanımı olduğu, %60,4'ünün baba eğitim durumunun ilkokul üzeri, %39,6'sının baba mesleğinin işçi olduğu bulundu. Madde kullanmayan ergenlerin ise, %75,2'sinin 15 yaş ve üzerinde, %53,1'inin erkek, %77,8'inin çekirdek aile, %98,7'sinin kaldıkları yerin ev olduğu, %65,6'sının büyükşehirde yaşadığı, %74,6'sının gelirinin gidere eşit, %91'inin anne ve babaların sağ olduğu, %70,4'ünün anne eğitimin durumunun ilkokul üzeri, %54,3'ünün anne mesleğinin ev hanımı olduğu, %86,5'inin baba eğitim durumunun ilkokul üzeri, %49,8'inin baba mesleğinin işçi olduğu saptandı. Sonuç: Ergenlerin madde kullanma durumları ile aile değerlendirme alt boyutları ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), tüm alt boyutlarda madde kullanan ergenlerin, madde kullanmayan ergenlerin ortalama puanlarından daha yüksek olduğu bulundu. Anahtar Kelimeler: Madde kullanım bozukluğu; ergenler; aile işlevleri, hemşirelik.

Aile işlevleriErgenlerErgenlik+1
Hacer Tunç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde kendilik algısı ve kimlik gelişimi süreçlerinin akran zorbalığı ile ilişkisi

Ergenlik dönemi bireylerin kimlik arayışı sürecini yaşadıkları ve kimlik aidiyeti oluşturdukları bir dönemdir. Ergenlik dönemiyle birlikte ergenlerin fiziksel, bilişsel, sosyal ve benzeri gelişim alanlarındaki gelişimlerini büyük oranda tamamlamaları beklenir. Ancak ergenlik ergen için birçok gelişim fırsatı sunmasının yanında belirli olumsuz durumların da oluşma riskini taşır. Bu araştırmanın amacı ergenlik döneminde sıklıkla rastlanılan sorunlardan biri olan akran zorbalığı davranışının ergenlerin kendilik algısı ve kimlik gelişimi süreçleri ile olan ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırma ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2019-2020 eğitim ve öğretim yılında Malatya ilinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 12 devlet lisesinde öğrenim gören 411 öğrenciden oluşmuştur. Çalışma grubunun belirlenmesinde tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ''Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği'', ''Sosyal Karşılaştırma Ölçeği'' ve ''Genişletilmiş Objektif EGO Kimlik Statüsü Ölçeği'' kullanılmıştır. Elde edilen veriler değişkenler arası ilişkinin düzeyi ve yönünün belirlenmesi için korelasyon (r, rs) analizi ile incelenmiştir. Değişkenlerin, cinsiyet türüne göre farklılaşmasını tespit etmek için bağımsız örneklemler t test ve Mann Whitney U Testi; lise türüne göre farklılaşmasını tespit etmek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Kruskal Wallis - H Testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre akran zorbalığı yapma ve akran zorbalığı kurbanı olma durumları ile kendilik algısı ve kimlik gelişiminin kimlik arayışı boyutu arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın bağımsız değişkenlerinden biri olan cinsiyet değişkeni için erkek cinsiyetinde olmanın akran zorbalığı açısından dezavantaj oluşturduğu, bir diğer bağımsız değişken olan lise türüne göre ise akran zorbalığında meslek ve anadolu lisesi öğrencilerinin dezavantajlı olduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulguları değerlendirildiğinde akran zorbalığının ergenlerde kimlik gelişimi ve kendilik algısı için önemli risk faktörlerinden biri olduğu söylenebilir.

Akran zorbalığıBenlik algısıErgenler+5
Gökhan Gümüş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Son 15 yılda çocuk endokrin polikliniğine erken ergenlik yakınmasıyla başvuran hastaların değerlendirilmesi

Amaç: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bölümünde son 15 yılda santral erken puberte ve prematür telarş tanısıyla takipli hastaların demografik, antropometrik ve laboratuvar özeliklerinin incelenmesi, santral erken puberte tanılı hastalarda tedavinin final boy üzerine etkisine bakılması ve santral erken puberte tanısı ile takipli hastalarda makorin ring finger protein 3 (MKRN3) gen mutasyonu varlığının araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Polikliniği'ne Ocak 2002- Aralık 2017 tarihleri arasında erken ergenlik yakınmasıyla başvuran hastaların dosyaları geriye yönelik incelenip 103 hastanın şikayetlerinin başlama yaşı, tanı yaşı, ağırlık ve boyu, vücut kitle indeksi, puberte muayenesi, kemik yaşı, anne ve baba boyu kaydedildi. Tedavisi tamamlanan santral erken puberte hastalarının tedavi sonrası ağırlık, ağırlık SDS, boy, boy SDS ve final boyları değerlendirildi. Ayrıca santal erken puberte tanılı 40 hastadan MKRN3 geninde olası mutasyonlara bakılması için genetik analiz yapıldı. Bulgular: Santral erken puberte tanılı olguların 62'si (% 88,5) kız, 8'i (% 11,5) erkekti. Santral erken pubertede tanı yaşı ortalaması 7,6 yıl olarak bulundu. Çalışmamızda santral erken puberte ile izlenen kız hastalardan 2'sinde opere astrositom, 3'ünde hidrosefali, 1 hastada hipofizde pars intermedia kisti, 1 hastada psödötümör serebri tanıları vardı. Erkek hastalardan ise 1 olgu hidrosefali tanısı almıştı. Tedavi sonrası final boya ulaşan hastaların final boy ortalaması 158,8±5,4 cm idi. Final boy ile hedef boy arasında anlamlı fark saptanmadı. Hastaların final boyu öngörülen boydan anlamlı fazlaydı. Tedavi öncesi ve sonrası hastaların ağırlık standart deviasyonlarında farklılık saptanmadı. Gen analizi yapılan 22 hastada MKRN3 geninde mutasyona rastlanılmadı fakat 11 hastada heterezigot 1 hastada homozigot rs2239669 varyantı tespit edildi. Sonuç: Bu çalışma, santral erken puberte tanılı hastalarda GnRH analogları ile pubertenin durdurulması tedavisiyle final boyun hedef boyu yakalanabileceğini gösterdi. Gen analizi yapılabilen hastalarımızda MKRN3 gen mutasyonu görülmedi, bu hastalarda toplumda yaygın görülen ve zararsız olduğu öngörülen rs2239669 varyantı bulundu.

EndokrinolojiErgenlikErgenlik problemleri+5
Ezgi Burgaç
Çukurova University
2018
00

Related subjects