Postural balance

341 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Farklı dinamik denge pozisyonlarında vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller (VEMP) sonuçlarının incelenmesi

''Farklı Dinamik Denge Pozisyonlarında Vestibüler Uyarılmış Miyojenik Potansiyeller (VEMP) Sonuçlarının İncelenmesi'', Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Odyoloji Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Edirne, 2024 Giriş ve Amaç: Bu çalışmada farklı duruş ve pozisyonlarda kişinin denge sisteminde meydana gelebilecek değişikliklerin Servikal Vestibüler Uyarılmış Miyojenik Potansiyeller (c-VEMP) testiyle araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamız etik kurul onayı ve bilgilendirilmiş onam formu alındıktan sonra Trakya Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde 45 sağlıklı ve gönüllü bireyler üzerinde farklı duruş ve pozisyonlarda test tekrarı olacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Tüm gönüllü katılımcılara ilk olarak otoskopik bakı, işitme ve denge muayenesi sonrasında normal işitme varlığı için odyolojik değerlendirmeler yapılmıştır. Normal işitmeye sahip bireyler için c-VEMP testi düz zeminde ayakta gözler açık, ayakta gözler kapalı, Foam Pad üzerinde ayakta gözler açık olacak şekilde 3 farklı durumda uygulanmıştır. c-VEMP yanıtlarında P1-N1 latansları ve amplitüdleri değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda c-VEMP yanıtlarını düz zeminde ayakta gözler açık ve kapalı durumlarında değerlendirdiğimiz zaman, kapalı durum pozisyonunda açık duruma göre istatistiksel olarak anlamlı derecede sol P1-N1 latanslarında uzama gözlenirken, her iki kulağın amplitüdlerinde ise azalma gözlenmiştir (Sağ P1-N1 Amp-p=0,009; Sol P1-N1 Amp-p=0,006; Sol P1; N1-p=0,001). Düz zeminde ayakta gözler açık durum ile Foam Pad üzerinde ayakta gözler açık durumu karşılaştırdığımızda ise her iki kulağın dalgalarının amplitüd ve latanslarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir (p>0,05). Son olarak Foam Pad üzerinde ayakta gözler açık durum ile düz zeminde ayakta gözler kapalı durum sonuçlarını değerlendirdiğimizde, kapalı durum pozisyonunda açık duruma göre istatistiksel olarak anlamlı derecede sağ N1, sol P1-N1 latanslarında uzama ve her iki kulağın dalga amplitüdlerinde azalma gözlenmiştir (Sağ P1-N1 Amp-p=0,012; Sol P1-N1 Amp-p=0,013, Sağ N1-p=0,029; Sol P1-p=0,046; N1-p=0,001) Sonuç: Dengeyi kontrol etmekten sorumlu sistemlerden herhangi birinin ortadan kalkması veya yetersizliği diğer sistemler tarafından telafi edilir; ancak denge bu durumdan etkilenir. Çalışmamız sonucunda vestibüler sisteme ek olarak görsel sistemden gelen bilgilerin proprioseptif sistemden gelen bilgilere göre dengenin korunması açısından daha büyük rolü olduğunu düşünmekteyiz.

Postural denge
Nihal Evran
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı ve genç bireylerde kas kuvveti ve ayak postürünün, denge ile ilişkisinin incelenmesi

Giriş ve Amaç: Bu çalışmada genç yetişkin ve yaşlılarda kas kuvveti, ayak postür indeksi ve denge değişimini incelemek, ayrıca kas kuvveti ve ayak postür indeksi ile denge arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Çalışmada, genç yetişkin gruba Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon öğrencilerinden 52 gönüllü, yaşlı gruba Şarköy ve köylerinde ikamet eden 53 gönüllü (toplam 105 gönüllü) dahil edildi. Tüm katılımcıların demografik bilgileri, düşme ve hastalık geçmişlerine ek olarak ayak postürü Ayak Postür İndeksi (APİ-6), kas kuvveti El Kavrama Kuvveti (EKK), statik denge Tek Ayak Üstünde Durma Testi (TADT- SAĞ ve SOL) ve dinamik denge Modifiye Fonksiyonel Uzanma Testi (MFUT) ile değerlendirildi. Bulgular: Genç grubun yaş ortalaması 21,83 ± 1,823, yaşlı grubun ise 69,04 ± 5,313'tü. Gruplar arasında cinsiyet açısından fark bulunmamakla birlikte (p=0,680) kilo, boy ve beden kitle indeksinde istatistiksel fark bulundu (p<0,001, p=0,006, p<0,001). Gruplar arası karşılaştırmada EKKSAĞ ve EKKSOL'da (p=0,007, p=0,040), TADTSAĞ ve TADTSOL'da (p<0,001, p<0,001), tüm MFUT ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (hepsi p<0,001). Gruplar arasında sol ve sağa ait Ayak Postür İndeksinde fark bulunmadı (p>0.05). Genç grupta EKKSAĞ ile MFUTÖN ve MFUTSAĞ arasında pozitif ilişki bulundu (r=0,429, p=0,002; r=0,354, p=0,010). Genç grupta APİ-6 SAĞ ile MFUTSAĞ ve MFUTSOL arasında negatif ilişki bulundu (r=-0,320, p=0,021; r=-0,302, p=0,030). Yaşlı grupta EKKSAĞ'ın TADTSAĞ, TADTSOL ve MFUTÖN arasında orta şiddette pozitif ilişki bulunurken (r=0,550, p<0,001; r=0,529, p=<0,001; r=0,596, p<0,001) MFUTARKA, MFUTSAĞ ve MFUTSOL arasında zayıf pozitif ilişki bulundu (r=0,377, p=0,005; r=0,450, p=0,00; r=0,430, p=0,001). Yaşlı grupta her iki tarafta ayak postürü ile TADT arasında zayıf negatif ilişki bulundu (rho=-0,299, p=0,030; rho=-0,330, p=0,016).vi Sonuç: Yaşlılarda gençlere göre daha zayıf kas kuvveti ve denge görülürken ayak postüründe fark bulunmadı. Gençlerde kas kuvveti ile dinamik denge arasında zayıf bir ilişkisi varken yaşlılarda hem statik hem dinamik denge ile daha güçlü bir ilişki vardı. Yaşlılarda ayak postürü statik denge ile ilişkiliyken gençlerde dinamik denge ile ilişkilidir.

DinamometrePostural denge
Ömer Tuğkan Özer
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Opere edilmiş tibia eminentia kırığı olan hastalar ile ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu yapılanlar ve sağlıklı bireylerin denge ve fonksiyonel açıdan karşılaştırılması

Günümüzde spor yaralanmaları ve araç kazaları nedeniyle eminentia kırıklarının sayısı artmaktadır ve yetişkinlerde de çocuklarda olduğu kadar sık görülmektedir. Bu kırıklar, birçok açıdan ÖÇB rüptürüne eşdeğer yaralanmalar olarak değerlendirilmektedir. Mevcut literatürde, ÖÇB rüptürü olan hastaların rekonstrüksiyonu sonrası denge sorunları yaşadığı bilinmektedir ancak eminentia kırıklarıyla ilgili denge çalışması bulunmamaktadır. Bu nedenle, eminentia kırığı nedeniyle ameliyat olan hastaları, ÖÇB rekonstrüksiyonu yapılan hastaları ve sağlıklı gönüllüleri denge ölçüm sonuçları ve fonksiyonel skorlar açısından karşılaştırdık. Eminentia grubunda 3 kadın ve 19 erkek, ÖÇB grubunda 4 kadın ve 21 erkek, sağlıklı gönüllülerde ise 2 kadın ve 23 erkek olmak üzere toplam 25 hasta seçildi. Her üç grubun da Korebalance® Premiere-22 denge ölçümleri yapıldı. Ayrıca, her üç grubun fonksiyonel skorlamaları yapıldı. Ek olarak ÖÇB grubunun preop-postop denge ve fonksiyonel skorları da karşılaştırıldı. Eminetia kırıkları da ÖÇB rüptüründe olduğu gibi denge açısından sağlıklı kişilere göre daha kötü sonuçları olduğu görüldü. Özellikle tek ayak statik ölçümlerin istatiksel anlamlı olarak daha kötü çıktığı görüldü. Sağlam dizinde cerrahi yapılan diz ile denge açısından aynı seviyede etkilendiği görüldü. ÖÇB'nin denge açısından operasyon öncesine göre daha iyi skorlar olduğu fakat sağlıklı kişilere göre anlamlı derecede kötü olduğu görüldü. Fonksiyonel skorların ise eminentia ve ÖÇB gruplarında kabul edilebilir düzeyde iyi olmakla beraber sağlıklılara göre daha düşük olduğu ayrıca ÖÇB grubunda ameliyat öncesine göre fonksiyonel skorlarda belirgin iyileşme olduğu görüldü.

Postural dengeTibiaTibial kırıklar+1
Emre Ağca
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Postür ölçümleri: Farklı lise türlerinde bir araştırma

Bu çalışma; farklı lise türlerinde öğrenim gören öğrencilerin, sırt eğriliklerinin karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırma; Spor Lisesi, Fen, Anadolu ve Meslek liselerinde öğrenim gören yaşları 13-19 aralığında olan 587 gönüllü öğrenci üzerinde uygulanarak yapılmıştır. Öğrencilere Kişisel Bilgi Formu, Vücut Algısı Ölçeği (Hovardaoğlu, 1993) uygulanmış olup sırt eğrilikleri ''Skolyometre'' kullanılarak ölçülmüştür. Araştırmadan elde edilen veriler sonucunda okul türlerine göre eğrilik derecesi, vücut algısı, telefon ve bilgisayar kullanımı bakımından öğrenciler arasında anlamlı farklılıklar mevcuttur. Telefon ve bilgisayar kullanan öğrencilerin eğrilik derecesi daha yüksek bulunmuştur. Spor Lisesi öğrencilerinin aktif spor yaşantısından dolayı diğer türdeki lise öğrencilerine göre sırt eğriliklerinin daha az olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçların bu alanda gelecekte yapılacak olan çalışmalarda literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Postür, Postür Bozukluğu, Skolyoz, Vücut Algısı

Beden algısıBeden imajıDuruş+3
İbrahim Halil Çelik
Siirt University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan dönemdeki bireylerde stomatognatik sistem ile omurga postürü ve pelvis simetrisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma stomatognatik sistem ile omurga postürü ve pelvis simetrisi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya yaş ortalaması 14,01±1,4 yıl olan 91 sağlıklı adölesan birey dahil edildi. Stomatognatik sistem için temporomandibular eklem hareket açıklığı milimetrik cetvelle, servikal eklem hareket açıklığı ve kraniovertebral açı ölçümü gonyometre ile, tragus-duvar mesafesi ölçümü mezurayla, kifoz ve lordoz açı ölçümü Baseline Bubble Inclinometer® ile, skolyoz gövde rotasyon açısı skolyometre, pelvis simetrisi için alt ekstremite uzunluk ölçümleri mezura kullanılarak yapıldı. Verilerin analizi için SPSS ve R programı kullanıldı ve p<0,05 istatistik anlamlılık seviyesi kabul edildi. Çalışmaya dahil edilen adölesan bireylerin kroniovertebral açı ile maksimum ağız açıklığı ve protrüzyon değerleri arasında orta kuvvetli ilişki bulundu (r= 0,445-0,452; p<0,01). Tragus duvar mesafesi ile maksimum ağız açıklığı ve laterotrüzyon değerleri arasında orta kuvvetli ilişki saptandı (r= -0,421; -0,489; p<0,001). Kifoz açı değeri ile maksimum ağız açıklığı arasında kuvvetli (r= -0,679; p<0,001); protrüzyon miktarı ile orta kuvvetli (r= - 0,558; p<0,001); laterotrüzyon değerleri ile zayıf (r= -0,330; -0,340; p=0,001) ilişki saptandı. Skolyoz rotasyon açısı ile maksimum ağız açıklığı (r= -0,276; p=0,008), protrüzyon (r= -0,268; p=0,010) ve laterotrüzyon (r= -0,209; -0,214; p=0,047) değerleri arasında zayıf ilişki bulundu. Lordoz açısı ile maksimum ağız açıklığı (r= -0,389; p<0,001), laterotrüzyon (r= -0,311; p=0,003) değerleri arasında zayıf ilişki saptandı. Bacak uzunluk farkı ile maksimum ağız açıklığı (r= -0,232, p=0,026), protrüzyon (r= -0,227, p=0,030) her iki taraf laterotrüzyon (r= -0,216; -0,214, p<0,05) değerleri arasında zayıf ilişki bulundu. Skolyoz eğriliğinin yönü ile laterotrüzyon (ρ= -0,508; -0,517, p<0,05) değerleri ve aynı taraf tragus duvar (ρ= 0,482; 0,490, p<0,05) mesafesi ve eğriliğin yönü ile zıt taraf lateral fleksiyon ve rotasyon (ρ= -0,487; -0,427, p<0,05) değerleri arasında orta kuvvette ilişki bulundu. Eğrilik yönü ile aynı taraftaki spina iliaca anterior süperior-medial malleol (ρ= - 0,355; -0,349, p<0,05) mesafesi arasında zayıf bir ilişki saptandı. Adölesan dönemdeki bireylerde stomatognatik sistem ile omurga postürü ve pelvis simetrisi arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Stomatognatik Sistem; Omurga; Pelvis; Postür

DengeOmurgaPelvis+1
Emine Betül Demirkapı
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerde fiziksel aktivite düzeyi ve postürün, lumbopelvik ağrı ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Gebe kadınların yarısından fazlası gebeliklerinin herhangi bir döneminde bel ağrısından yakınmaktadır. Ağrı hafif rahatsızlık hissiyle başlayıp, dizabiliteye neden olabilecek kadar farklı şiddetlerde olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı farklı gebelik dönemlerinde gebelerin fiziksel aktivite düzeyi ve postüründeki değişimin lumbopelvik ağrı ve yaşam kalitesi üzerine etkisini değerlendirmektir. Çalışma Ağustos 2020 – Eylül 2021 tarihleri arasında yürütülen yaşları 18-41 yıl arasında değişen 60 gebe kadın ile tamamlandı. Sosyodemografik ve obstetrik öyküleri kayıt edildi. Gebelerin Fiziksel aktivite seviyesinin tespiti için; Hamilelik Fiziksel Aktivite Anketi (PPAQ), Posturü değerlendirmek için; New York Postür Değerlendirme Testi (NYDP), Lumbopelvik ağrı değerlendirmek için: Bel ve Pelvis Ağrısı Değerlendirme Formu (Oswestry Bel Ağrısı Sorgulama Formu), Yaşam kalitesini değerlendirmek için; Nottingham Sağlık Profili Formu (NSPF) kullanıldı. Verilerin analizinde normal dağılım varsayımının sağlandığı durumlarda niceliksel verilerin karşılaştırılmasında ölçüm zamanları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığı tekrarlı ölçümlerde ANOVA ile; normal dağılım olmadığı durumlarda ise Friedman testi kullanıldı. Her üç trimesterde de bel ağrısı ile Nottingham Sağlık Profili birinci ve ikinci bölüm arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,01: r=0,330). Her üç trimesterde bel ağrısı ile New York Postür Değerlendirmesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0,01: r=0,062). Her üç trimesterde toplam aktivite ile Oswestry bel ağrısı ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir(p>0,01: r=0,179).Toplam Aktivite (PPAQ) ile Nottingham Sağlık Profili birinci bölüm ve ikinci bölüm arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. (p>0,01: r=0,104). Her üç trimesterde toplam aktivite ile postür değerlendirme ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0,01: r=-0,117). Sonuç olarak gebelik sürecinin ilerlemesiyle fiziksel inaktivite, postüral problemler, lumbopelvik ağrı artmaktadır. Bu olumsuz değişiklikler gebelerin yaşam kalitesini azaltmaktadır. Konu ile ilgili daha geniş örneklemli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler : Gebelik; Fiziksel Aktivite Düzeyi; Postür; Lumbopelvik Ağrı; Yaşam Kalitesi.

Bel ağrısıDuruşFiziksel aktivite+4
Özge Çağşar
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Diskinetik serebral palsili çocuklarda gövde kontrolünün yürüyüşe etkisinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı; diskinetik serebral palsi (SP)'li çocuklarda gövde kontrolünün yürüyüşe etkisinin olup olmadığını belirlemektir. Çalışmaya Sanko Üniversitesi FTR bölümü bünyesi altında Gaziantep ilindeki Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri'nde aktif tedavi alan diskinetik SP tanısı almış , 11 erkek, 10 kız 21 çocuk (n=21) dahil edildi. Çalışma pediatrik rehabilitasyon alanında 5 yıl tecrübeli fizyoterapist tarafından yapıldı. Her çocuk aynı ortamda aynı şartlarda yapıldı. Çalışmadaki katılımcıuların arasında yaşları 4-6 arasında olanların yaş ortalaması 4 yıldır, 6-8 yaş grubunda olan çocukların yaş ortalaması 8 idi, 12-18 arasında olan çocukların yaş ortalaması ise 9 olarak belirlendi. Çocukların alt ekstrmite kaslarının MASH ölçümlerinin minimum değeri 1, maksimum değeri 3 olarak ölçüldü. MASH ölçümlerinin median değeri ise kalça fleksörleri için 1,6; kalça ekstansörleri için 1,4; gluteus medius için 1,4; tibialis anterior için 1.4; gastro için ise 1.6 olarak belirlendi. Çocuklarda KMFSS 1 seviyesinde olan 11 çocuk, KMFSS 2 seviyesinde olan 6, KMFSS 3 seviyesinde olan ise 4 çocuk dahil edildi. Çocukların demografik özelliklerini içeren kişisel bilgi formu, kaba motor fonksiyon seviyelerini değerlendiren Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi (KMFSS), alt ekstremite kaslarının spastisite değerlendirmesi için Modifiye Ashworth Skalası (MASH), gövde kontrolü için Gövde Kontrol Ölçüm Skalası (GKÖS) kullanıldı. Yürüme fonksiyonunun değerlendirilmesi için Gillette Fonksiyonel Yürüme Değerlendirme Anketi (GFYDA) kullanıldı. Katılımcıların KMFSS ile yaş arasındaki ilişki grafik olarak gösterildi. İstatiksel analizler için SPSS-24 programı kullanıldı. GKÖS ile GFYDA arasında bir korelasyon bulunmadı.(-0,319). Çalışmanın sonucunda diskinetik çocuklarda gövde kontrolü ile yürümenin ilişkili olmadığı belirlendi.(p>0,05) Anahtar kelimeler: Diskinetik Serebral Palsi; Gövde Kontrolü; Yürüyüş.

DengeGövde kontrolüPostural denge+4
İdris Çazım
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Genç erişkinlerde alt ekstremite fiziksel parametrelerinin denge ile ilişkisinin incelenmesi ve cinsiyete göre karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı genç erişkinlerde statik ve dinamik denge, izokinetik kas kuvveti, eklem pozisyon hissi, Q açısı, düşük ayak derecesi, taban basıncı değişimleri ve fiziksel aktivite düzeylerinin incelenerek bu faktörlerin birbirleriyle ilişkisinin ortaya konulması ve değerlendirme sonuçlarının cinsiyete göre karşılaştırılmasıydı. Çalışmamıza 21-32 yaş aralığında sağlıklı genç 15 kadın 15 erkek gönüllü dahil edildi. Katılımcıların demografik verileri (yaş, boy, kilo, vücut kütle indeksi) ve dominant alt ekstremite bilgileri kaydedildi. Diz ve ayak fiziksel parametrelerinden Q açısı ve Feiss çizgisi değerlendirildi. Fiziksel aktivite seviyelerinin belirlenmesi için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (UFAA) kısa formu kullanıldı. Denge değerlendirmesi Biodex Denge Sistemi ile çift ayak ve tek ayak üzerinde hem statik hem de dinamik koşullarda değerlendirildi. Kas kuvveti ve eklem pozisyon hissi değerlendirmesi Biodex İzokinetik Sistem 4 cihazı ile yapıldı. Taban basıncı değerlendirmesi MatScan Pressure Mat Sistemi kullanılarak alındı. Statik taban basıncı değerlendirmeleri iki ayak mat üzerindeyken ve tek ayak mat üzerindeyken alındı, dinamik taban basıncı değerlendirmesi için iki adım protokolü kullanıldı. Değerlendirmeler her iki alt ekstremite için ayakkabısız koşullarda gerçekleştirildi. Tanımlayıcı verilerin belirlenmesi için cinsiyetler arasındaki farklar Mann-Whitney U testi ve Ki-kare testleri ile, parametreler arasındaki ilişki ise Spearman Korelasyon Analizi ile incelendi. Bireylerin cinsiyete göre Q açıları, dinamik denge skorları, kas kuvveti ve taban basıncı değerleri arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). Denge skorları bütün alt ekstremite değerlendirme parametreleri ile düşük ve orta derecede ilişki gösterdi (p<0,05; r:0,258-0,720). Dinamik denge Q açısı ile (p<0,05; r:0,267-0,345), statik denge düşük ayak derecesi ile ilişkiliydi (p<0,05; r:0,258). Q açısı azaldıkça ve naviküler tüberkül aşağıya düştükçe postüral salınım artmaktaydı. Dinamik denge skorları özellikle kas kuvveti, taban basıncı ve temas alanı verileriyle ilişkili bulundu (p<0,05; r:0,259-0,720). Statik denge skorları alt ekstremiteyle ilişkili parametrelerle anlamlı ilişki göstermedi (p>0,05). Sonuç olarak genç erişkinlerde Q açısı, düşük ayak derecesi, fiziksel aktivite seviyesi, kas kuvveti, eklem pozisyon hissi ve taban basıncı parametrelerinin denge ile ilişkili olduğu bulundu ve değerlendirme sonuçlarında cinsiyete göre farklılıklar vardı. Bu çalışmanın bulgularına göre, genç erişkinlerde denge ile ilişkili fiziksel parametrelerin eş zamanlı olarak değerlendirileceği çalışmalara ihtiyaç olduğu görüldü. Cinsiyete göre farklılıklar dengeye yönelik rehabilitasyon programlarında cinsiyete göre düzenlemeler yapılması gerekebileceğini gösterdi. Özellikle kas kuvveti ve taban basıncındaki değişikliklerin takibinin yapılması ve koruyucu yaklaşımlar için gerekli egzersiz veya ayakkabı-ortez düzenlemelerinin yapılmasının önemi görülmektedir.

Alt ekstremiteKas kuvvetiPlantar basınç+1
Gamze Arın Bal
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ataksik multipl skleroz hastalarında spinal stabilizasyon eğitimi ile birlikte farklı bölgelere uygulanan lokal vibrasyonun postüral kontrol üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma, ataksik Multipl Skleroz hastalarında spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak gastrosoleus kas kompleksine ve servikal-lumbal paraspinal kaslara uygulanan lokal vibrasyonun (LV) postüral kontrol üzerindeki etkilerini karşılaştırmalı olarak incelemek amacıyla tek kör, randomize kontrollü olarak planlandı. Çalışmaya dâhil edilen 36 hasta randomize olarak Gastrosoleus LV, Paraspinal LV ve Egzersiz Grubu olmak üzere üç gruba dağıtıldı. Her grup 8 hafta boyunca, haftada 3 gün tedaviye alındı ve bir tedavi seansı 60 dk sürdü. Egzersiz grubuna spinal stabilizasyon eğitimi verildi. Gastrosoleus LV grubuna, spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak sağ ve sol gastrosoleus kas kompleksine 5'er dk LV uygulandı. Paraspinal LV grubuna ise spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak servikal ve lumbal paraspinal kaslara 5'er dk LV uygulandı. LV, her iki gruba da 80 Hz frekans ve 1 mm amplitüdde uygulandı. Gövde kontrolü, ataksi şiddeti, performansa dayalı denge, kor endurans, stabilite limitleri-postüral salınımlar ve yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri değerlendirildi. Her gruptan ikişer kişi farklı nedenlerle çalışma dışı bırakıldı ve çalışmayı 30 hasta tamamladı. Gruplardaki hastaların vücut kitle indeksi, hastalık durasyonu, son atak tarihi ve klinik tipleri benzerdi (p>0,05). Paraspinal LV grubunun yaş ortalamaları ve EDSS skorları Egzersiz grubuna göre düşüktü (p<0,05). Çalışmanın sonucunda tüm gruplarda gövde kontrolü, ataksi şiddeti, performansa dayalı denge ve kor endurans parametrelerinin geliştiği görüldü (p<0,05). Grupların, stabilite limitlerini farklı yönlerden geliştirdiği görüldü. Gastrosoleus LV grubunun kompozit reaksiyon zamanı, hareket hızı, son nokta ekskürsiyonu ve maksimum ekskürsiyon parametrelerini; Paraspinal LV grubunun kompozit son nokta ekskürsiyonu ve maksimum ekskürsiyon parametrelerini; Egzersiz grubunun ise kompozit hareket hızı, yön kontrolü, son nokta ekskürsiyonu ve maksimum ekskürsiyon parametrelerini geliştirdiği bulundu (p<0,05). LV gruplarının yürüyüş değişkenliğini, Egzersiz grubunun ise yürüyüş hızı ve duruş fazını geliştirmede etkili olduğu görüldü (p<0,05). Çalışmamızın sonuçları, spinal stabilizasyon eğitiminin ve spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak uygulanan LV'nin postüral kontrol üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Detaylı incelemelerde gastrosoleus kas kompleksine uygulanan LV'nin daha çok dinamik denge ve yürüyüş parametrelerinde etkili olduğu, paraspinal kaslara uygulanan LV'nin ise daha çok statik denge, koordinasyon ve endurans parametrelerinde etkili olduğu bulunmuştur.

AtaksiEgzersiz tedavisiMultipl skleroz+2
Güngör Beyza Özvar Şenöz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İdiyopatik parkinson hastalarında duyu-algı-motor eğitimin kognitif fonksiyonlar, denge ve yürüyüşe etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Parkinson hastalarında duyu-algı-motor eğitiminin kognitif fonksiyonlar, denge ve yürüyüş üzerine etkilerini araştırmaktı. Çalışmaya 45-75 yaş aralığındaki 40 Parkinson hastası dahil edildi ve iki gruba randomize edildi. Kontrol grubundaki hastalardan rutin yaşamlarına devam etmeleri istendi ve hiçbir müdahale yapılmadı. Çalışma grubundaki hastalara 8 hafta, haftada 3 gün, 60 dakika boyunca duyu-algı-motor eğitim verildi. Her iki grup da çalışmanın başlangıcında, 8. haftasında ve 12. haftasında değerlendirildi. Çalışmada denge ve yürüyüşün değerlendirilmesi için Modifiye Dinamik Yürüme İndeksi (mDYİ), Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ve statik postürografideki Stabilite Limitleri Testi (LOS), Modifiye Duyusal İntegrasyon ve Dengenin Klinik Değerlendirmesi Testi (mCTSIB), Düz Yürüme Testi (WA), Oturmadan Ayağa Kalkma Testi (STS) kullanıldı. Kognitif fonksiyonların değerlendirilmesi için ise Sembol Rakam Modaliteleri Testi (SRMT), Hızlı Hafif Bilişsel Bozukluk Taraması (HHBBT), Stroop Test ve Saat Çizme Testi (SÇT) kullanıldı. Çalışma başlangıcında grupların tüm değerlendirmeler açısından benzer olduğu görüldü (p>0.05). 8. ve 12. hafta değerlendirmelerinde gruplar arasında reaksiyon zamanı hariç tüm LOS testi alt parametrelerinde, WA, STS, mCTSIB testlerinde, mDYİ, FUT, SÇT, HHBBT ve Stroop Test puanlarında tedavi grubu lehine istatiksel olarak anlamlı bir fark gözlendi (p<0.05). SRMT'de ise sadece tedavi grubunda anlamlı gelişim gözlenirken gruplar arasında fark görülmedi (p>0.05). Çalışma sonuçlarında Parkinson hastalarında duyu-algı-motor eğitiminin denge, yürüyüş ve kognitif fonksiyonları geliştirdiği ve bu gelişimlerin tedavi sonrası 1 ay süre ile korunduğu gözlendi. Bu sonuçlar PH kliniğinde fizyoterapi programlarına duyu-algı-motor eğitimin eklenmesi gerektiğini düşündürmüştür.

Duyusal bütünleşmeHafif kognitif bozuklukPostural denge
Büşra Seçkinoğulları
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sirkadiyan ritimdeki bireylerde egzersiz kapasitesi, denge ve bilişsel fonksiyonların yüz yüze ve tele-değerlendirme yöntemleri ile karşılaştırılması

Sirkadiyen ritim, organizmaların biyolojik süreçlerini 24 saatlik döngülerle düzenleyen doğal bir saat işlevi görür. Çalışmanın amacı farklı sirkadiyen ritimdeki bireylerin egzersiz kapasitesi, denge ve bilişsel fonksiyonlarını yüz yüze ve teledeğerlendirme yöntemleri ile karşılaştırmak, tele-değerlendirme yönteminin kullanılabilirliğini araştırmaktı. Çalışmaya katılmaya uygun bireylerin sirkadiyen ritimleri Sabahçıl- Akşamcıl Anketi ile belirlendi. Çalışmaya ara tipe sahip olmayan 18-65 yaş arası 62 sağlıklı birey dahil edildi. Katılımcılar 27 sabahçıl tip 35 akşamcıl tip olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Fiziksel ve demografik özellikleri kaydedildi. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ), yaşam kalitesi değerlendirilmesi EuroQol (EQ-5D-5L) ile yapıldı. Katılımcıların bilişsel fonksiyonları Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği (MOBİD), dengeleri Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT) ve Tek Bacak denge testi, egzersiz kapasiteleri 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT) ve Modifiye Artan Hızda Basamak Testi (MAHBT) ile önce yüz yüze değerlendirildi. Yüz yüze değerlendirmeden sonra bir hafta içerisinde tele-değerlendirme yöntemi ile aynı değerlendirmeler tekrarlandı. Değerlendirmeler sabahçıl gruptaki bireyler için sabah, akşamcıl gruptaki bireyler için öğleden sonra belirlenen bir saatte gerçekleştirildi. Çalışmanın sonucunda hem sabahçıl hem de akşamcıl gruptaki bireylerin yüz yüze ve tele-değerlendirmelerinde IPAQ, EuroQol, MOBİD, tek bacak denge ve ZKYT, MAHBT sonuçlarında anlamlı fark bulunamadı(p>0,05). Sabahçıl bireylerin teledeğerlendirme ile yapılan 6DYT Test Sonrası dispne algılamaları akşamcıl bireylerden daha yüksekti(p<0,05). Her iki grupta yüz yüze ve tele-değerlendirme sonuçlarında 6DYT mesafesi ve 6DYT mesafesi (%) parametrelerinde yüz yüze değerlendirme lehine istatistiki olarak anlamlı fark bulundu(p˂0,05). Akşamcıl bireylerin teledeğerlendirme ile yapılan MAHBT test sonu bacak yorgunluk algılamaları 6 DYT' indekine göre anlamlı derecede yüksekti(p<0,05). Testlerin yüz yüze ve telerehabilitasyon yöntemleri ile sağlıklı kişilerin sirkadiyen ritmiyle uyumlu zaman diliminde karşılaştırılması klinikte ve ev ortamında farklı hasta gruplarında yapılacak olan egzersiz testleri için yol gösterici olacaktır. Anahtar kelimeler: Sirkadiyen ritim,

Maksimal oksijen tüketimiPostural dengeVideo konferans
Berfin Yazlak
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Obstetrik brakiyal pleksus yaralanması olan ve tipik gelişim gösteren çocukların yürüyüş, koşma ve denge parametrelerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı obstetrik brakiyal pleksus yaralanmasının yürüyüş ve koşu parametreleri ile birlikte denge parametreleri üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Çalışmaya, yaşları ortalama 6,35±1,40 yıl olan OBPY tanılı 55 çocuk ve yaşları ortalama 6,09±0,76 yıl olan 45 tipik gelişim gösteren sağlıklı olgu dahil edildi. Her iki grubun demografik bilgileri ve OBPY'li çocukların ayrıca Narakas Sınıflandırma Sistemine göre yaralanma dereceleri kaydedildi. Çalışmada grupların yürüyüş ve koşu değerlendirmeleri GAITRite® (CIR System INC. Clifton, NJ 07012) sistemi ile değerlendirildi. Postural kontrol parametrelerine ait postural salınım değerleri Balance Check Screener kuvvet platformu (Model BP5050; Bertec, Columbus, OH, ABD) ile elde edildi. Sonuç olarak gruplar arası demografik özellikler benzer bulundu (p˃0,05). Çalışma gruplarının yürüyüşün zaman mesafe karakteristikleri karşılaştırılmasında anlamlı fark bulunamadı. Bununla birlikte koşu parametreleri karşılaştırılmasında OBPY olgularında destek yüzeyinin anlamlı artışı bulundu (p<0,05). Ayrıca tipik gelişim gösteren sağlıklı olgulara göre, OBPY'li olguların anterio-posterior salınım değerlerinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artmış olduğu saptandı (p<0,05). OBPY olgularında gözler kapalı medio-lateral yönünde salınım miktarının daha yüksek olduğu ve farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p<0,05). Sert ve yumuşak zeminde gözler açık olarak elde edilen medio-lateral salınım değerleri açısından gruplar arası karşılaştırma sonuçları arasında fark olmadığı görüldü (p˃0,05). OBPY'li olgularda yaralanma sonucu üst ekstremitelerin asimetrik gelişimi ve buna bağlı olarak kompansasyonların açığa çıkmasının, postüral kontrol gelişimini ve koşu parametrelerini de olumsuz etkilediği düşünüyoruz. Bu kapsamda, OBPY'li bireylerde sadece etkilenen ekstremiteyi içeren tedavi yaklaşımları yerine, bütüncül bir bakış açısıyla yürüyüşün zaman mesafe karakteristikleri, postural kontrol ve denge kayıplarının değerlendirilmesi ve bunlara yönelik tedavi stratejilerinin en erken dönemde oluşturularak tedavi programlarına dahil edilmesini öneriyoruz.

DengeDoğum yaralanmalarıFizik tedavi+4
Azize Reda Tunç
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Investigation of the effect of gyroscopic inertial thruster movement facilitator on arm swing and gait characteristics

Arm swing has a crucial role in gait. It is essential in terms of regulating gait parameters and balance during walking. In the case of bradykinesia, the arms act as a generator to maintain lower extremity movement while walking. The way gyroscopes work makes them useful in arm swings. In our study, the arm swing is facilitated by a new type of gyroscope. As a main purpose, a gyroscope was used to increase arm swing during pendulum exercise and walking. Thirty healthy volunteers were included in the study. The study covers three situations. First, the gyroscope is not installed; second, it is installed but does not work; and finally, it is installed and works. The effect of the gyroscope on the arm swing was evaluated by the Dartfish®, and the gait was evaluated with the Zebris® FDM analysis system. According to the results, the gyroscope increases the arm swing in the pendulum exercise (p<0.05). Furthermore, the step width decreased, and the gait cycle time increased by using the gyroscope (p<0.05). The gyroscope is suitable for facilitating arm swings in healthy volunteers. Our study is essential to demonstrate for the first time the effect of a gyroscope on extremity movements. In the future, a medical device that has the features of a gyroscope can be designed for its use in the treatment of Parkinson's disease and Senile Bradykinesia.

EquilibriumGyroscopeArm+3
Meriç Selim Şipal
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Total kalça artroplastisi sonrası fizyoterapist kontrolünde ev temelli egzersiz programı sonuçlarının incelenmesi ve kontrol grubu ile karşılaştırılması

Şahinoğlu D., Total Kalça Artroplastisi Sonrası Fizyoterapist Kontrolünde Ev Temelli Egzersiz Programı Sonuçlarının İncelenmesi ve Kontrol Grubu ile Karşılaştırılması, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Protez-Ortez ve Biyomekani Programı, Doktora Tezi, Ankara, 2023. Bu çalışmanın amacı total kalça artroplastisi uygulanan bireylerde, ev temelli egzersizin ağrı ile ilişkili faktörler, postüral kontrol ve erken dönem fonksiyonel parametreler üzerine etkisini incelemektir. Çalışmaya 44 kalça osteoartritli birey dahil edildi. Bireyler çalışma grubu (n=23) ve kontrol grubu (n=21) olarak kura çekme yöntemi ile randomize edildi. Çalışma grubunda bulunan bireyler altı hafta boyunca kişiye özel planlanmış ev temelli egzersiz programı ile takip edildi. Kontrol grubunda bulunan bireyler ise egzersiz eğitim broşürü verilerek takip edildi. Çalışma grubunda bulunan bireylerin egzersiz programı iki haftalık aralıklarla kontrol edilerek egzersiz programında düzenlemeler yapıldı. Tüm bireyler ameliyat öncesinde, ameliyattan 2 hafta sonra ve ameliyattan 12 hafta sonra değerlendirilerek verileri kaydedildi. Eklem hareket açıklığı inklinometre ile, kas kuvveti el dinamometresi ile, eklem pozisyon hissi hedef açıyı bulma testi ile, ağrı görsel ağrı skalası ile, bacak boyu uzunluğu mezura ile ve son olarak Q açısı gonyometre ile ölçüldü. Bunların dışında Tampa kinezyofobi ölçeği, Oxford kalça skoru ve uluslararası fiziksel aktivite ölçeği kullanıldı. Fonksiyonel performansın değerlendirilmesi için süreli kalk yürü testi uygulandı. Dengenin değerlendirilmesi için ise dört adım kare testi ve son olarak postüral kontrolün değerlendirilmesi için tetrax postürografi cihazı kullanıldı. Elde edilen verilerden yapılan analiz sonrasında çalışma grubu ile kontrol grubu arasında ağrı, denge, postüral kontrol, kinezyofobi, eklem pozisyon hissi, kas kuvveti, fiziksel aktivite, fonksiyonel seviye ve fonksiyonel endurans parametrelerinde düzelme gözlendi (p<0.05). Her iki grupta da tüm parametrelerde iyileşme gözlendi (p<0.05). Fonksiyonel parametrelerde meydana gelen bu düzelme ile çalışmamızın sonucunda total kalça artroplastisi sonrasında fizyoterapist kontrolünde kişiye özel planlanan ev temelli egzersiz programı bireylerin optimum sürede güven içerisinde ve verimli bir şekilde toplum içerisindeki rollerine geri dönebilmesini sağlamıştır.

ArtroplastiAğrıDenge+5
Dilek Şahinoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İnme hastalarında bobath yöntemi ve Görev odaklı yaklaşım'ın gövde kaslarının mimari özellikleri ve aktivasyonları ile fonksiyonel performans üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma, inme hastalarında Bobath Yöntemi ve Görev Odaklı Yaklaşım (GOY)'ın gövde kaslarının mimari özellikleri ve aktivasyonları ile fonksiyonel performans üzerine etkilerinin incelenmesi ve karşılaştırılması amacı ile planlandı. Çalışmaya dahil edilen 36 hasta randomize bir şekilde Bobath grubu ve GOY grubu olmak üzere iki gruba ayrıldı. Hastalar 8 hafta, haftada 3 gün, günde 1 saat tedaviye alındı. Gövde fonksiyonu Gövde Bozukluk Ölçeği, motor performans İnme Rehabilitasyonunda Hareket Değerlendirme Ölçeği, hedefe ulaşma düzeyi Hedefe Ulaşma Ölçeği, gövde kas kalınlıkları ultrasonografi ve kas aktivasyonları yüzeyel elektromiyografi, denge statik postürografi ve yürüyüş GaitRite Yürüyüş Analiz Sistemi ile değerlendirildi. Çalışma 34 hasta ile tamamlandı. Bobath ve GOY gruplarının yaş ortalamaları 55,76±17,23 ve 48,88±12,43 yıldı. Tanımlayıcı veriler, hastalık süresi ve tedavi öncesi tüm ölçümlerin değerleri gruplar arasında benzerdi (p>0,05). Tedavi sonrası gövde fonksiyonları, motor performans ve hedefe ulaşma düzeyi her iki grupta istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde gelişti (p<0,05). Paretik ve non-paretik rektus abdominis kalınlığı sadece Bobath grubunda arttı ve kas kalınlığındaki artış GOY grubuna üstünlük sağladı (p<0,05). Her iki grupta stabilite limitleri anteroposterior (AP) ve mediolateral (ML) yönde artış gösterdi (p<0,05). Bobath grubunda normal zemin gözler açık (NZGA), pertürbe zemin gözler açık (PZGA) ve kapalı (PZGK) denge testlerinde AP yönünde, GOY grubunda ise PZGK testinde AP ve ML yönünde postüral salınımlarda azalma bulundu (p<0,05). Yürüme hızı her iki grupta artış gösterdi (p<0,05). Bobath grubunda paretik taraf adım uzunluğunda artma, çift destek periyodunda azalma ve GOY grubunda paretik ve non-paretik taraf adım uzunluğunda artma, çift destek periyodunda azalma ve Fonksiyonel Ambulasyon Profili skorunda artma bulundu (p<0,05). Bobath grubunda sadece NZGA testi sırasında paretik latismus dorsi aktivasyonunda azalma bulundu (p<0,05). GOY grubunda ise tüm denge testlerinde non-paretik rektus abdominis aktivasyonu ve stabilite limitleri, NZGA ve yürüme testlerinde paretik latismus dorsi aktivasyonunda azalma bulundu (p<0,05). Kas kalınlığı ve aktivasyonu arasında ilişki bulunmadı (p>0,05). Çalışmamızın sonuçları, Bobath Yöntemi'nin rektus abdominis kalınlığını arttırmada GOY'a göre daha iyi gelişmeler sağladığı ve her iki yöntemin inme hastalarında gövde fonksiyonu, motor performans, hedefe ulaşma, denge, yürüme ve gövde kas aktivasyonu üzerine olumlu etkileri olduğunu göstermektedir.

DengeElektromiyografiFizik tedavi+5
Gülşah Sütçü
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İnmeli hastalarda Bobath eğitimine ek olarak uygulanan gövde propriosepsiyon eğitiminin denge, yürüyüş ve gövde pozisyon hissi üzerine olan etkilerinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı inmeli hastalarda gövde odaklı Bobath egzersizlerine ek olarak uygulanan propriosepsiyon eğitiminin, gövde fonksiyonları, gövde pozisyon hissi, denge, yürüme fonksiyonu, günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesi üzerine etkilerini araştırmaktır. Çalışmaya 27 inmeli birey dâhil edildi. Bireyler randomize olarak iki gruba ayrıldı. Birinci gruptaki bireylere rutin fizyoterapiye ek olarak gövde odaklı Bobath egzersizleri ile birlikte propriosepsiyon eğitimi uygulandı (Grup 1), ikinci gruptaki bireylere ise rutin fizyoterapiye ek olarak gövde odaklı Bobath egzersizleri uygulandı (Grup 2). Propsioseptif eğitim olarak gövdenin posterio-lateral bölgesine TENS ve foam stick uygulamaları yapıldı ve gövde repozisyon egzersizleri kullanıldı. Rutin tedaviye ek olarak uygulanan egzersizler her iki grupta da 8 hafta, haftada 3 gün ve günde 40 dakika süre ile uygulandı. Bireyler tedavi öncesi ve tedavi sonrası olmak üzere iki defa değerlendirildi. Gövde fonksiyonları, Gövde Bozukluk Ölçeği; gövde pozisyon hissi, gövde repozisyon hatası (GRH); denge ve yürüme performansı, Berg Denge Ölçeği, Fonksiyonel Uzanma Testi ve 2 dakika yürüme testi; motor fonksiyonlar ve mobilite, İnme Rehabilitasyonu Hareket Değerlendirme Ölçeği ve Fugl Meyer Değerlendirme Ölçeği; günlük yaşam aktiviteleri, Barthel İndeksi ve yaşam kalitesi İnmeye Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak değerlendirildi. Çalışmaya katılan hastalardan 1. Grupta yer alan 11 hastanın yaş ortalaması 63.1±13.6 iken 2. Gruptaki 12 hastanın yaş ortalaması 62.3±10.2 yıl idi. Tedavi öncesi ve tedavi sonrası yapılan grup içi analizler sonucunda gövde fonksiyonları, gövde pozisyon hissi, denge ve yürüme performansı, motor fonksiyonlar ve mobilite, günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesinde her iki grupta da istatiksel olarak anlamlı gelişmeler olduğu bulundu (p<0,05). Tedavi sonrasında GRH parametresi dışındaki tüm değerlendirilen parametrelerde gruplar arasında anlamlı farklılık olmadığı bulundu (p>0,05). Grup 1'deki katılımcıların tedavi öncesi ve tedavi sonrası GRH değerlerinin farklarının ortalaması Grup 2'ye göre anlamlı derecede daha düşük bulundu (p<0.05). Bu çalışmadan elde edilen sonuçlara göre Bobath egzersizleri gövde fonksiyonlarının yanı sıra gövde pozisyon hissinin geliştirilmesinde de etkilidir. Bunun yanında Bobath egzersizlerine ek olarak uygulanan propriosepsiyon eğitimi gövde pozisyon hissinin daha fazla gelişmesini sağlamıştır. Gövdeye ve/veya farklı vücut bölümlerine uygulanacak, farklı içerikli duyu eğitimlerinin etkinliği araştırmak için yeni çalışmalar planlanması gerektiğini düşünmekteyiz.

DengeHasta eğitimiNöroterapi+6
Osman Karaca
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Parkinson hastalığı olan bireylerde skapular disfonksiyonun algısal postüral düzenlemeler ve yürüme üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışma Parkinson hastalığı olan bireylerde skapular disfonksiyonun varlığının algısal postüral düzenlemeler ve yürüme üzerine etkisini incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya yaş ortalaması 60,80±6,55 olan 10 sağlıklı birey, yaş ortalaması 62,36±8,49 olan 11 skapular disfonksiyonu ve Parkinson hastalığı olan birey ve yaş ortalaması 61,11±7,32 olan 9 skapular disfonksiyonu olmayıp Parkinson hastalığı olan birey katılmıştır. Katılımcıların demografik bilgileri ve hastalık durumları kaydedildikten sonra skapular disfonksiyon değerlendirmeleri, denge değerlendirmeleri (Zamanlı Kalk ve Yürü Testi, Tandem Duruş Testi, Fonksiyonel Uzanma Testi, Dinamik Yürüme İndeksi ile) ve yürüme hızları (10 Metre Yürüme Testi ile) değerlendirilmiştir. Ardından sağ ve sol adım alma sırasında algısal postüral düzenleme (APD) süresi (inersiyal ölçme ünitesi ile), adım alma ve yürüme sırasında skapula çevresindeki kasların aktivasyonları (yüzeyel elektromiyografi ile) değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda çalışmaya katılan Parkinson hastalarının %55'inde skapular disfonksiyon görüldü. Skapular disfonksiyonun, sağ ve sol APD süreleri ile negatif yönlü, yürüme hızı ile pozitif yönlü orta düzeyde ilişkiye sahip olduğu bulundu (sırasıyla r= -0,470, r= -0,588, r= 0,497, p<0,05). Üç grup karşılaştırmasında yürüme dengesi, sağ ve sol APD süreleri bakımından anlamlı fark olduğu bulundu (p<0,05). Sağlıklı grup ile skapular disfonksiyonu ve Parkinson hastalığı olan bireyler grubu karşılaştırıldığında yürüme dengesi, sağ ve sol APD sürelerinin anlamlı olarak farklı olduğu bulundu (p<0,017). Sonuç olarak çalışmamızda skapular disfonksiyonun Parkinson hastalığı olan bireylerde erken evrelerden başlayarak görülebileceği ve kas aktivasyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği düşünülmüştür. Parkinson hastalarında yürüme dengesi, yürüme hızı ve APD süreleri üzerinde de erken dönemlerden itibaren skapular disfonksiyonun bozucu etkileri olabileceği ortaya konulmuştur.

DuruşParkinson hastalığıPostural denge+4
Gamze Polat
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında kognitif yorgunluğun denge üzerine akut etkisinin incelenmesi

Multipl Skleroz (MS) hastalarında kognitif yorgunluğun denge üzerine akut etkisini incelemek amacıyla yapılan bu çalışmaya; Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS) skoru 0-4 olan, kognitif bozukluğu olmayan, 20-50 yaş arasında 50 MS hastası dahil edildi. Hastalar randomize olarak kontrol ve çalışma grubu olacak şekilde ikiye ayrıldı. Çalışma grubuna 30-45 dakika boyunca kognitif yorgunluğa neden olacak kognitif aktiviteler yaptırılırken, kontrol grubu 30 dakika boyunca dinlendirildi. Her iki gruba da klinik denge değerlendirmeleri, statik postürografi değerlendirmeleri ve kognitif yorgunluk değerlendirmesi uygulamalardan hemen önce ve hemen sonra olmak üzere iki kere uygulandı. Kognitif yorgunluk, Görsel Analog Skala (VAS) ile değerlendirildi. Klinik denge değerlendirmeleri için Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ve Tek Bacak Üstünde Durma Testi (TBÜDT) kullanıldı. Statik postürografi değerlendirmeleri için ise Modifiye Duyusal İntegrasyon ve Dengenin Klinik Değerlendirilmesi m(CTSIB), Stabilite Sınırları Testi (LOS), Tandem Yürüme (TW), Düz Yürüme (WA), Ritmik Ağırlık Aktarma (RWS) ve Tek Taraflı Duruş (US) kullanıldı. Çalışma grubuna Sözel Akıcılık Testi, MS için Kısa Uluslararası Bilişsel Değerlendirme(BICAMS) ve Paced İşitsel Seri Toplama Testi (PASAT)'ni içeren kognitif aktiviteler uygulandı. Çalışmanın sonunda iki grup karşılaştırıldığında çalışma grubu VAS'a göre kognitif yorgun bulundu (p<0,001). Statik postürografik denge testlerinden m(CTSIB)'de çalışma grubunun ölçümleri sonucunda sert zemin gözler açık, yumuşak zemin gözler açık ve kompozit skorda postüral salınımın arttığı bulundu (p<0,001, p<0,005, p<0,001). İki grup karşılaştırıldığında ise sert zemin gözler açık, sert zemin gözler kapalı, yumuşak zemin gözler açık ve kompozit skorda farklılık bulundu (p<0,001, p<0,007, p<0,005, p<0,001). LOS'da çalışma grubunun değerlendirmelerinde hareket hızı (MVL) ve son nokta ekskürsiyonda (EPE) artış bulundu (p<0,001, p<0,009). Kontrol grubunun reaksiyon süresi (RT) azalırken, son nokta ekskürsiyonda (EPE) ve maksimum ekskürsiyonda (MXE) artış gözlemlendi (p<0,019, p<0,010, p<0,005). İki grup karşılaştırıldığında ise sadece MXE'de fark gözlendi (p<0,009). TW değerlendirmelerinde hem çalışma grubunda hem de kontrol grubunda sadece hızda artış bulunurken, iki grup karşılaştırıldığında bu artış istatistiksel olarak anlamlı değildi (p<0,002, p<0,001, p>0,60). WA'da çalışma grubunun adım uzunluğunun arttığı bulundu (p<0,005). Gruplar karşılaştırıldığında sadece adım uzunluğu farklı bulundu (p<0,026). RWS'de kontrol grubunda sadece ön/arka doğrultusundaki on-axis hızında artış bulundu (p<0,012). Gruplar karşılaştırıldığında ise anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). US'de ise kontrol grubunun sağ bacak gözler kapalı pozisyonda fark bulunurken, iki grup karşılaştırıldığında anlamlı bir fark bulunmadı (p≤0,05, p>0,05). Klinik denge değerlendirilmesi için kullanılan FUT'un grup içi değerlendirmesinde çalışma grubunun uzanma mesafesinin azaldığı bulunurken, kontrol grubunun uzanma mesafesi değişmedi (p<0,001, p>0,438). Gruplar karşılaştırıldığında ise fark anlamlıydı (p<0,001). TBÜDT'de çalışma grubunda gözler açık sol bacakta, gözler açık sağ bacakta ve gözler kapalı sol bacakta duruş süresinin azalması anlamlı bulundu (p<0,002, p<0,004, p<0,007). Kontrol grubunda, gözler açık sol bacakta, gözler açık sağ bacakta ve gözler kapalı sağ bacakta duruş süresinin artışı istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001, p<0,001, p<0,02). Gruplar karşılaştırıldığında, gözler açık sol bacakta, gözler açık sağ bacakta, gözler kapalı sol bacakta ve gözler kapalı sağ bacakta duruş süreleri farkı anlamlı bulundu (p<0,001, p<0,001, p<0,004, p<0,001). MS hastalarında kognitif yorgunluğun denge üzerine akut etkisinin ilk defa incelendiği bu çalışma bulguları doğrultusunda, kognitif yorgunluğun kognitif bozukluğu olmayan hastalarda dahi görülebileceği ve dengeyi olumsuz etkilediği gösterildi. Anahtar Kelimeler: Multipl skleroz, kognitif yorgunluk, statik denge, dinamik denge

BilişBiliş bozukluklarıBilişsel işlevler+3
Kübra Turan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Non-radyografik aksiyal spondiloartrit ve ankilozan spondilit hastalarında denge ve yürüyüş parametrelerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, non-radyografik aksiyal spondiloartrit (nr-axSpA) ve ankilozan spondilit (AS) hastalarının yürüyüş ve denge parametrelerini, lumbopelvik stabilitelerini, gövde pozisyon duyularını ve omurga postürlerini karşılaştırmaktır. Çalışmamıza yaş ve cinsiyete göre tabakalı randomizasyon yapılan 24 AS'li birey (41,33±9,67 yıl, 17 kadın), 23 nr-axSpA'lı birey (36,22±8,32 yıl, 17 kadın) ile benzer yaş ve cinsiyet özelliklerine sahip 24 sağlıklı birey (37,83±3,13 yıl, 17 kadın) dahil edildi. Tüm bireylerin yürüyüş parametreleri pedobarografik yürüyüş analiz sistemi ile, statik dengeleri stabilometrik sistem ile, gövde pozisyon duyuları ve omurga postürleri dijital inklinometre ile, lumbopelvik stabiliteleri stabilizer basınçlı biofeedback ünitesi ile değerlendirildi. Aksiyal spondiloartritli (axSpA) bireylerin hastalığa ait özellikleri, spinal mobilite, hastalık aktivitesi, fiziksel fonksiyon, genel sağlık durumu ve yaşam kalitesi sonuçları kaydedildi. Değerlendirme sonucunda, radyografik etkilenimden bağımsız olarak AS ve nr-axSpA'lı bireylerin klinik özelliklerinin, yürüyüş ve denge parametrelerinin, lumbopelvik stabilitelerinin ve gövde pozisyon duyularının benzer olduğu bulundu (p>0,05). Nr-axSpA'lı bireylerin statik arka ayak basınçlarının sağlıklı bireylere göre azaldığı (p=0,049); AS ve nr-axSpA'lı bireylerin sağlıklı bireylere göre dinamik ön ayak basınçlarının arttığı (p=0,047), arka ayak basınçlarının ise azaldığı (p=0,044); radyografik etkilenimden bağımsız olarak AS'li bireylerin sağlıklı bireylere göre kadanslarının azaldığı (p=0,027), adım genişliğinin arttığı (p=0,045), AS ve nr-axSpA'lı bireylerin ise sağlıklı bireylere göre ivmelerinin azaldığı (p<0,001), duruş sürelerinin arttığı (p=0,006); radyografik etkilenime bakılmaksızın statik denge parametrelerinden lateral yer değiştirme miktarının axSpA'lı bireylerde sağlıklı bireylere göre daha fazla olduğu (p<0,001); lumbopelvik stabilizasyon, gövde pozisyon duyusu ve lumbal lordoz derecesinin axSpA'lı bireylerde sağlıklı bireylere göre daha azaldığı bulundu (p<0,001). Çalışmanın en önemli sonucu olarak spinal mobilite ve torakal kifoz derecesinin radyografik süreçten etkilendiği belirlendi. AS'li bireylerin spinal mobilitelerinin nr-axSpA'lı bireylere göre azaldığı, torakal kifoz derecelerin ise arttığı tespit edildi. Sonuç olarak, AS ve nr-axSpA hastalarında rehabilitasyon programı oluşturulurken hastalık yükü açısından benzerlikler ve özellikle omurga parametreleri ve statik plantar basınç açısından farklılıklar göz önünde bulundurularak kişiye özel stratejilerin ortaya konulması gerektiğini düşünmekteyiz.

DengeOmurgaPostural denge+3
Yasemin Akkubak
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Effects of aging and exercise on dynamic postural control: Analysis of muscle synergies

This study aims to investigate human motor control mechanisms providing coordination of voluntary dynamic movements under the effects of "natural aging" and "participation in regular exercise". Electrophysiological activities of selected lower extremity muscles and ground reaction forces are recorded simultaneously by surface electromyography and force platform, respectively during "voluntary body sway" (VBS). The healthy older physically active group (master athletes) and the healthy sedentary groups (young and older) are included to the study. Principal Component Analysis is used to determine the number of muscle modes and the composition of muscle modes i.e., reciprocal or co-activation contraction patterns. Synergy index is calculated with the Uncontrolled Manifold (UCM) Hypothesis. The results of the UCM analysis for the dominant side are for the first time compared with the non-dominant side. The main findings of the study: there was no age or exercise effect i) on the number of muscle modes (the same for all groups) and ii) on contraction pattern (reciprocal pattern for all groups), iii) the young sedentary group had lower values for UCM variance components than the older groups, probably depending on experiencing the lowest task difficulty, iv) synergy index was highest for older sedentary group, and lowest for master athletes, v) older sedentary group showed less flexible, more rigid motor control strategies, vi) UCM variance components and synergy index values were different in the multi-muscle coordination of dominant and non-dominant lower extremity. Re-examining the VBS movement by dividing it into phases was recommended to reach more detailed information about muscle synergy patterns. It was revealed that the differences in multi-muscle coordination between dominant and non-dominant limbs should not be neglected.

Active ageingBody coordinatioPosture+7
Esranur Yıldıran
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erken dönem multipl skleroz hastalarında yürüyüşü başlatmanın incelenmesi

Amaç: Katılımın en büyük bileşeni olan yürüyüşün, Multipl Skleroz ( MS) hastalarında erken dönemden itibaren etkilendiği ve ambulasyonun ilerleyen evrelerde devamının sağlanması için kapsamlı değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir . Bunun için yürüyüşün kararlığa ulaştığı fazdaki kinetik ve kinematik analizlerin yanı sıra yürüyüşü başlatma fazının da göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Yürüyüşü başlatmanın incelenmesinin, birçok açıdan yürüyüşe dair öngörü oluşturabilmesi ve klinik anlamda belirti vermeyen hastaları ayırt etmede etkili olabilmesi nedeniyle çok boyutlu yürüyüş değerlendirmesinde yer alması gerekmektedir. Yürüyüşü başlatma becerisinin değerlendirilmesinde, antisipatuar fazdaki basınç merkezi değişikliklerinin ve kas aktivasyonlarının incelenmesinin yanısıra, kararlı lokomasyona geçiş için gerekli olan ilk üç adımın zaman mesafe karakteristiklerinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmadaki amacımız; fonksiyonel kaybı olmayan ve minimal fonksiyonel kaybı olan erken dönem MS hastalarının sağlıklılara göre farkını ortaya koymak ve engellilik oluşmadan hastaların yürüyüş açısından prognozuna dair bir görüş oluşturmaktır. Yöntem:Çalışmaya dahil edilen MS hastalar ve sağlıklı gönüllülerden hastaneye başvurularının ardından tabakalı rastgele örnekleme ile örnekleme yapılacak ve her grupta %10 kayıp kabul edilerek 11 gönüllü değerlendirmeye alınacaktır. Değerlendirmeye alınan gönüllülere Mini Mental Test, IPAQ, 10 Metre Yürüyüş Testi ve MS hastalarına EDSS yapılacaktır. Uygun gönüllülerde yürüyüşü başlatmaya ait antisipatuar postüral ayarlamalar için EMG kaydı alınacak, spasyotemporal parametreler için GAİTRite kaydı alınacak ve basınç merkezlerine ait değişikliklerin ölçümü için BERTEC denge değerlendirme sistemi kullanılacak ve veriler kaydedilecektir. Sonuç: Bu çalışmadan elde edilecek erken dönem MS hastalarının yürüyüşü başlatmaya ait parametrelerinin sağlıklıklar ile ve kendi aralarındaki farklara ait sonuçlar literatürde paylaşılacaktır. Tartışma: Çalışma sonucu elde edilen sonuçlar literatürdeki benzer çalışmalarla tartışılarak ortaya konulacaktır.

DuruşFonksiyonel yetkinlikMultipl skleroz+2
Mustafacan Salamci
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Koklear implant kullanıcısı genç yetişkinlerin çift görev koşulu altında denge ve bilişsel becerilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; koklear implantlı genç yetişkinlerin çift görev koşulunda denge becerilerini incelemektir. Bu amaçla, 18 ile 40 yaşları arasında 15 koklear implant kullanıcısı genç yetişkin ve 15 sağlıklı birey çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada denge değerlendirmeleri Bilgisayarlı Dinamik Postürografi aracılığıyla Duyu Organizasyon Testi kullanılarak yapılmıştır. Ek bilişsel görev olarak Geriye Doğru Rakam Hatırlama görevi uygulanmıştır. Koklear implant kullanıcıların görsel (p=0.016), vestibüler (p<0.001) ve birleşik denge skorları (p<0.001) kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük elde edilmiştir. Koklear implant kullanıcılarının tek görev koşulunda Durum 3 (p=0.003), Durum 4 (p=0.007), ve Durum 6 (p<0.001) denge skorlarının kontrollere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük elde edilmiştir. Koklear implant kullanıcılarının çift görev koşulunda Durum 3 (p=0.041) ve Durum 6 (p<0.001) denge skoru, kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük elde edilmiştir. Koklear implant kullanıcılarının çift görev koşulunda Durum 1 skoru (p=0.002), tek görev koşulundaki denge skoruna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşüş gösterirken, çift görev koşulunda Durum 6 skoru (p=0.011) ise tek görev koşulundaki denge skoruna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek elde edilmiştir. Koklear implantlı bireylerin hem tek görev hem de çift görev koşulundaki denge becerilerine ait bulgulara göre çift görev koşulunun unilateral koklear implantlı bireylerin denge performansının bozulduğu sonucuna varılmıştır. Koklear implant kullanıcılarının çoklu görev koşullarındaki denge becerileri ve düşme riski açısından implantasyon sürecinde Çift görev performanslarının koklear implant kullanıcılarında vestibüler rehabilitasyon sürecine dahil edilmesi önerilebilir.

Bilişsel becerilerDengeGenç yetişkinler+5
Emre Orhan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Rotator kılıf patolojilerinde postür, skapular biyomekani ve yaşam kalitesinin incelenmesi

Bu çalışma rotator kılıf patolojilerinde postür, skapula biyomekaniği ve yaşam kalitesini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya rotator kılıf patolojisine sahip 28-57 yaş arasındaki 30 birey ve sağlıklı 25 birey dahil edildi. Postürü değerlendirmek için New York Postür İndeksi, torakal kifoz ve lumbal lordozu değerlendirmek için fleksi ruler, omuz protraksiyonu ve baş protrüzyonu değerlendirmek için fotografik ölçüm kullanıldı. Skapular diskineziyi değerlendirmek amacıyla Gözlemsel Skapular Diskinezi, Skapula Yardım Testi, Skapula Retraksiyon Testi, Lateral Skapular Kayma Testi (LSKT) ve inklinometre yardımı ile skapula yukarı rotasyon açısı ölçümleri yapıldı. Yaşam kalitesini değerlendirmek için ise Omuz Ağrı ve Özür İndeksi (SPADI) ve Kısa Form-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) yapıldı. Grupların karşılaştırılması Mann-Whitney U Testi ile; kategorik değişkenler ise Ki-kare Testi ile analiz edildi. Karşılaştırma sonuçlarına göre rotator kılıf patolojisine sahip bireylerde torasik kifozun arttığı (p<0,05), fakat lumbal lordoz açısında bir farklılık olmadığı görüldü (p>0,05). Rotator kılıf patolojisi (RKP) olan bireylerde sağlıklı bireylere göre omuz protaksiyonu görülen birey sayısı fazlayken (p<0,05), baş protrüzyonu açısından bir farklılık bulunmadı (p<0,05). RKP olan bireylerde skapular diskinezisi olan bireylerin sayısı sağlıklılardan yüksek olurken (p<0,05); özellikle 90° elevasyonda skapulanın laterale kayma miktarı ve LSKT pozitif olan birey sayısının fazla olduğu (p<0,05) bulundu. Bununla birlikte 90° omuz abduksiyon açısında dominant ve non-dominant tarafta skapula yukarı rotasyon açısında azalma görülürken (p<0,05); 0°, 45°, 135° ve son abduksiyon açılarında fark bulunmadı (p<0,05). Bütün bulguların ağrı, fonksiyonu etkileyerek omuz özürlülük skorunu yükselttiği (p<0,05) ve yaşam kalitesini fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, ağrı, genel sağlık, enerji, sosyal işlevsellik, emosyonel rol parametreleri açısından düşündüğümüzde tüm yönleri ile etkilediği bulundu (p<0,05). RKP'nin postür, skapula biyomekaniği ve yaşam kalitesi üzerinde etkisi olduğu görülmektedir. RKP olan bireylerin rehabilitasyon programına torakal kifoz ve omuz protraksiyonuna yönelik, aynı zamanda skapula yukarı rotasyonunu arttırıcı egzersizler dahil edilmelidir.

DuruşOmuzOmuz eklemi+5
Buse Kurban
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Propriyosepsiyon ve denge kontrolü ile el ikinci ve dördüncü parmakların uzunluk oranı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Hamilelik döneminde fetüsün maruz kaldığı testosteron hormonunun beynin gelişimsel farklılaşmasında önemli rol oynadığı bilinmektedir. El ikinci ve dördüncü parmakların uzunlukları oranı (2D:4D) prenatal testosteron maruziyetini ortaya koymak için kullanılan indirekt bir yöntemdir. Düşük 2D:4D oranı yüksek prenatal testosteron seviyesine maruz kalındığını göstermektedir. Literatürdeki birçok çalışma 2D:4D parmak oranı ile spor performansları arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bu çalışmaların büyük bir kısmı mücadele, motivasyon, risk alma ve maksimal oksijen tüketimi gibi alanlarda yoğunlaşmıştır. Diğer taraftan hemen hemen tüm spor dallarında önemli rol oynayan denge kontrolü ve propriyosepsiyon hakkında 2D:4D parmak oranı ile olan ilişkiye yönelik bir çalışmaya rastlanmamıştır.Tüm bu bilgiler doğrultusunda tasarladığımız çalışmada, prenatal testosteron maruziyetinin indirekt göstergesi olan 2D:4D parmak oranı ile propriyosepsiyon ve denge kontrolü arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmamızda aktif sporla uğraşmayan, 20-26 yaş aralığında sağlıklı 40 erkek gönüllü öğrenci ile çalışılması planlanmaktadır. Gönüllülerin 2D:4D oranını belirlemek için elleri bir tarayıcı aracılığıyla taranacak ardından sırasıyla sabit denge, dinamik denge ve propriyosepsiyon testleri uygulanacaktır.

DengeFetüsParmaklar+4
Cihad Ödemiş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00

Related subjects