Demografik özellikler
219 theses under this subject heading
Yerel yönetimlerde çalışanların iş tatmininin demografik faktörler açısından incelenmesi: Osmaniye Belediyesi örneği
Çalışanlar, tüm örgütler için temel yapı taşlarından biridir. Bu nedenle örgütler çalışanlarının işlerinden memnun olmalarını ve örgütlerine bağlı olmalarını arzularlar. Günümüz rekabet ortamında örgütler stratejik başarı üstünlüğü için çalışanlarının iş tatmini duymalarını isterler. İş tatminine sahip çalışanlar; örgütün amaç ve değerlerini benimsemekte, örgüt için büyük çaba göstermektedirler. Yapılan araştırmaların birçoğu iş tatminini etkileyen birçok faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Bu araştırmaların sonuçlarına bakıldığında ise birçok farklı görüş ortaya konulmuştur. Ayrıca bu kavramın olumlu ve olumsuz sonuçları hakkında farklı tespitlerde bulunulmuştur. Bu çalışmanın temel amacı ise yerel yönetimde çalışan bireylerin demografik farklılıklarının iş tatminleri üzerindeki etkisinin ne derece olduğunu belirlemektir. Bu bağlamda; Osmaniye Belediyesi çalışanlarının iş tatminlerini ölçmek üzere Brayfield ve Rothe tarafından hazırlanan "İş Doyum İndeksi" kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Tatmini, Yerel Yönetim
Ortaokul öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyleri ve bu düzeyleri etkileyen demografik faktörler (Muğla örneği)
Bu çalışmada, Sosyal Bilgiler dersi programında yer alan becerilerden Finansal Okuryazarlık kavramının Üretim, Tüketim ve Dağıtım öğrenme alanına dayalı olarak ortaokul öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyleri araştırılmıştır. Araştırma ulaşılabilirliği ve zamandan tasarruf amacıyla Muğla ili dâhilindeki ortaokullarda yürütülmüştür. Çalışmanın tamamında spesifik olarak araştırma deseni olarak tarama modeli kullanılmıştır. Ölçeği geliştirebilmek için ilgili konu ile ilgili yurtiçi ve yurtdışı litaratür taraması yapılmıştır. Elde edilen argümanlar, ortaokul Sosyal bilgiler programı ve Milli Eğitim Sosyal Bilgiler ders kitaplarından yararlanarak 57 maddelik madde havuzu oluşturulmuştur. Madde havuzundaki maddelerin kapsam geçerliliğini sağlamak amacıyla Davis Tekniği ile Muğla Sıtkı Koçman üniversitesindeki konun uzmanı 6 akademisyenden uzman görüşü alınmıştır. Alınan görüşler neticesinde geriye kalan 52 maddelik ölçekle toplanan veriler SPSS 22 programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda Finansal okuryazarlık ölçeğinin demografik özelliklere ve ölçeğin alt boyutlarına dayalı olarak farklılaşmalar tespit edilmiştir. Literatürde bazı çalışmalara ulaşılan sonuçlar benzerlik gösterirken bazılarından tamamen farklı sonuçlara ulaşılmıştır. Analizler sonucunda öğrencilerin %54,00 yüksek düzeyde finansal okuryazarlığa sahip olduğu saptanmıştır. %7,05 düşük seviyede, % 37,90 orta seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Diğer değişkenlere göre anne okuryazarlığının etki konusunda ön planda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak bu ölçek ile ortaokul öğrencilerin Sosyal Bilgiler dersi dâhilinde kazanması hedeflenen çıktılara ne düzeyle ulaşıldığını ölçebilme açısında katkı sağlamıştır.
Yetişkinlerin açık ve uzaktan öğrenmeyi tercih etme nedenlerinin demografik özelliklerine göre andragojik bir yaklaşımla incelenmesi
İçinde bulunduğumuz yüzyılda eğitim anlayışımız büyük bir değişim içerisine girmiştir. Bu değişim sosyoloji, ulaşım, ekonomi, teknoloji, bilişim ve iletişim gibi birçok alandan önemli ölçüde etkilenmektedir. Bütün bu ve benzeri alanlardaki hızlı gelişim göz önünde bulundurulduğunda, kişilerin eğitimden beklentileri de artmaktadır. Bilgiye ulaşmadaki kolaylık ve günlük yaşamdaki yüksek tempo, eğitimde zaman ve mekân kısıtlamasını ortadan kaldırmaktadır. Özellikle yetişkin eğitimi için birçok özelliğiyle daha avantajlı bir model olan açık ve uzaktan öğrenme her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Bunun öneminin farkındalığıyla, bu tez araştırmasının amacı yetişkinlerin açık ve uzaktan öğrenmeyi tercih etme nedenlerinin yaş, cinsiyet, gelir düzeyi, çalışma durumu, medeni durum ve yerleşim yeri türü gibi demografik özelliklerine göre andragojik bir yaklaşımla incelenmesidir. Andragoji, en temel anlamıyla, yetişkin öğrenmesine yardım etme bilim ve sanatı olarak tanımlanabilir. Andragoji yaklaşımına dayalı yetişkin eğitimi, günlük yaşam problemlerine acil çözüm getirebilen, öğrenenlerin öğrenme süreçlerinin her aşamasına dâhil oldukları, yetişkinlerin günlük yaşamdaki sorumluluklarıyla sürdürebildikleri, yetişkinlerin deneyimlerini öğrenme süreçlerinde kullanabildiği ve bireysel farklılıklardan kaynaklanan farklı eğitim ihtiyaçlarını karşılayabilen bir modeldir. Araştırmanın katılımcılarını Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesine kayıtlı öğrencilerden online anketi dolduran ve cevapları geçerli olan 4247 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada nicel baskın karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın gerçekleştirilmesinde, öncelikle konuyla ilgili alan yazında mevcut olan araştırmalar incelenmiştir. Daha sonra, uzman görüşleri ve pilot uygulama tekniğiyle Açık öğretim öğrencilerinin görüşleri de alınarak, Açık ve Uzaktan Öğrenmeyi Tercih Nedenleri Anketi hazırlanmıştır. Anket öğrencilere online olarak sunulmuştur. Veri toplama sürecinin sonunda, nicel ve nitel verilerden elde edilen bulguların açık ve uzaktan öğrenmeyi tercih nedenleri ile ilgili olarak birbirlerini destekler nitelikte olduğu görülmüştür. Bu bulgu açık ve uzaktan öğrenmenin, örgün öğretime ulaşmada yaşanan zorluklar ve kısıtlı imkânlardan dolayı değil sahip olduğu esnek yapı, hizmet çeşitliliği ve yükseköğretimde yeni fırsatlar sağlayan özelliklerinden dolayı tercih edildiğini gösterir niteliktedir. Yetişkinler zaman ve mekân esnekliği, yeni kariyer fırsatları elde etmek, yaşam boyu öğrenme ve kişisel gelişim gibi nedenlerle açık ve uzaktan öğrenmeyi tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Ayrıca, nitel bir veri olarak yetişkinlerden açık ve uzaktan öğrenmeyle ilgili alınan öneriler incelendiğinde, yetişkin öğrenenlerin açık ve uzaktan öğrenme modeli konusunda farkındalık ve bilinçli olma düzeylerinin yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın alana sağlayacağı katkı bakımdan önemi, alan uzmanlarının öğrenenlerin tercih nedenleri ve alanla ilgili görüşleriyle ilgili bilgi sahibi olarak, sistemin gelişmesinde hedef kitle olan yetişkin öğrenenlerin görüş ve beklentilerine bağlı olarak düzenlemeler ve öğrenme faaliyetler yapılabilecek olmasıdır.
Müşteri-banka ilişki düzeyi ve müşteri demografik özelliklerinin olumsuz müşteri davranışları üzerindeki etkisi
Hizmet sektöründe müşterilerin hizmet üretimi esnasındaki varlığı sebebi ile müşteri etkileşimi diğer sektörlere göre daha fazladır. Dolayısı ile hizmetin başarısı müşterilerin hizmet karşılaşmasındaki davranış tarzından da etkilenir. Fakat bu durum akademisyenler ve iş dünyası tarafından genel kabul görmüş "Müşteri her zaman haklıdır." sözü nedeni ile göz ardı edilmiş ve hizmet karşılaşmalarında problem çıkartan kişinin çalışanlar olduğuna dair bir genel kanı oluşmuştur. Fakat müşterilerinde normlara uygun davranışlar sergilemediği zamanlar olmaktadır. Olumsuz müşteri davranışları işletmeler ve çalışanlar için gerçektir ve bu problem ile sık sık karşılaşırlar. Olumsuz müşteri davranışı genel anlamda müşterilere ait uygunsuz ve norm dışı davranışlardır. Bu araştırmanın amacı, bankacılık sektöründe olumsuz müşteri davranışlarını kategorize etmek; müşterinin banka ile olan ilişki düzeyinin demografik özelliklerinin olumsuz müşteri davranışları üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Çalışmada karma metot olan keşfedici ardışık desen uygulanmış olup araştırma modeli sıralı olarak iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada 100 banka çalışanından nitel veri elde edilmiştir. Çalışanlardan varsa maruz kaldıkları olumsuz müşteri davranışlarının açıklanması istenmiştir. Elde edilen veriler ile ikinci aşamada 341 banka müşterisine uygulanan anket soruları hazırlanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi ile banka müşterilerine ait olumsuz davranışlar analiz edilmiştir. Belirlenen faktörler; itirazcılar, sözel istismarcılar, kural bozucular, tolerans yoksunları, pazarlık yapanlar, benmerkezcilerdir. Demografik veriler ile müşteri ilişki düzeyinin olumsuz müşteri davranışları üzerindeki etkisini ölçmek için T-test ve tekyönlü anova uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre erkeklerin kadınlara göre bu davranışları sergilemeye daha meyilli oldukları görülmüştür. Müşterilerin çalıştıkları banka sayısı arttıkça itirazcı olma eğiliminin ve banka ile çalışma süresi arttıkça pazarlıkçı olma eğiliminin arttığı bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Olumsuz müşteri davranışı, kötü müşteri, haksız müşteri, problemli müşteri, Fonksiyonel olmayan müşteri davranışı.
Çocuğunu okul öncesi eğitim kurumuna gönderen (6 yaş) annelerin okul öncesi eğitime ilişkin görüşlerinin bazı demografik özelliklere göre incelenmesi: Malatya ili örneği
Bu araştırmanın amacı, çocuğunu okul öncesi eğitim kurumuna gönderen annelerin okul öncesi eğitim hakkındaki görüşlerini bazı değişkenlere göre incelemek; bu görüşlerin annelerin öğrenim durumlarına ve yaşlarına göre farklılaşmasını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini; çocuklarını bağımsız anaokullarına ve ilköğretim okulları bünyesinde bulunan anasınıflarına gönderen, uygun örnekleme yöntemiyle seçilen anneler oluşturmaktadır.Annelerin okul öncesi eğitimi hakkındaki görüşlerine ait veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ?Annelerin Okul Öncesi Eğitim Hakkındaki Görüşleri? adlı ölçme aracı ile toplanmıştır. Anket uygulanırken ilk olarak okul müdürleriyle görüşülmüş, ardından öğretmenlere ölçme araçları dağıtılarak velilere ulaştırmaları sağlanmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 15.0 paketi kullanılmış, yüzde ve frekans dağılımlarının yanı sıra, khi kare analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; annelerin çalışmıyor olsalar da çocuklarını okul öncesi eğitim kurumuna gönderecekleri, çocuğun ilkokula başlamadan önce okul öncesi eğitim kurumuna gitmeleri gerektiğini düşündükleri, okul öncesi eğitimin çocuğun gelişim alanlarını olumlu yönde katkı sağladığını belirtikleri tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, anne görüşleri, çocuğun gelişim alanları
Kredi kartı kullanım düzeyine etki eden demografik faktörlerin incelenmesi: Türkiye örneği
Kredi kartları tüketicilerin mal ve hizmet satın almak için nakit paranın yerine yaygın olarak kullandığı bir ödeme aracıdır. Kredi kartı kulllanımının nakit para taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırması, kredi notunun yükselmesi ve yapılan alışverişlerden puan kazanma gibi faydaları bulunmaktadır. Kredi kartı kullanımını etkileyen faktörleri inceleyen çalışmalarda kredi kartı sahibinin cinsiyeti, yaşı, eğitim durumu, medeni durumu ve gelir düzeyi gibi demografik değişkenlerin sıklıkla kullanıldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) tarafından 2017, 2018 ve 2019 yıllarında yayınlanan Hane Halkı Bütçe Anketlerini (HBA) kullanarak hanehalkı fertlerinin kredi kartını seçimini etkileyen demografik faktörleri Logit model yardımıyla incelemektir. Çalışmada kullanılan demografik değişkenler bireyin cinsiyeti, yaşı, medeni durumu, eğitim seviyesi ve gelir düzeyidir. Analiz edilen tüm yıllar için benzer sonuçlar gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, hanehalkı fertlerinin cinsiyeti, yaşı, medeni durumu, eğitim durumu ve gelir düzeyi faktörlerinin kredi kartı sahipliğini etkileyen önemli değişkenler olduğu tespit edilmiştir. Özellikle hanehalkı ferdinin sahip olduğu eğitim düzeyi ve gelir seviyesi arttıkça kredi kartı kullanma olasılığı artmaktadır. Ayrıca bireylerin kredi kartı kullanımları medeni duruma ve farklı yaş gruplarına göre de farklılık göstermektedir.
Demografik faktörlerin tüketici davranışları üzerine etkisi: Amasya ili örneği
Günümüz dünyasında alışveriş fikri hızla yayılmaktadır. İnsanların çoğu ihtiyaçlarını karşılamak, yeni ürünler keşfetmek ve sosyalleşmek gibi birçok sebeple alışverişe yönelmekte ve tüketim tercihlerinde bulunmaktadırlar. Tüketim tercihlerinde istek ve ihtiyaçlarını karşılayacak ürüne sahip olmak için ise belli bir satın alma sürecinden geçmektedirler. Çalışmada tüketim, tüketici, tüketici tercihlerini etkileyen faktörler, tüketimin tarihsel gelişimi ve tüketicilerin satın alma davranışlarını açıklayan modellere yer verilmiştir. Tüketicileri rasyonellikten alıkoyan tuzaklardan bahsedilerek tartışılmıştır. Bu kapsamda yapılan bu çalışmanın amacı demografik değişkenlerin tüketici tercihlerine etkisini incelemektir. Çalışmanın sonucunda Amasya'daki 510 tüketici üzerinde yapılan anket sonuçlarına göre tüketicilerin demografik özellikleri, genel alışveriş alışkanlıkları ile satın alma tarzları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tüketici, Tüketici Davranışları, Demografik Özellikler
Kadın yöneticilerin demografik özellikleri açısından liderlik tarzlarının analizi: İstanbul ilinde bir araştırma
Yönetim bilimi alanınında, liderlik kavramı, üzerinde bir çok araştırma yapılmış konuların başında gelmektedir. Yapılan araştırmalara bakıldığında genel olarak hepsinde liderliğin zaman, işletme koşulları ve cinsiyete bağlı olarak farklılık gösterdiği sonucuna varılmıştır. Çalışma yaşamında, en üst yönetim kademelerine yükselen kadın yöneticilerle ilgili her türlü yönetim alanıyla ilgili araştırmalar yapılmakta ve kadının iş dünyasındaki yeri birçok araştırmaya ilham kaynağı olmaktadır. İş hayatında kadın çalışanların ve yöneticilerin giderek artan popülasyonu ve ağırlığı kadınların liderlik özelliklerindeki karakter farklılıkları bu tez çalışmasında çıkış noktası olmuştur. Literatür taraması yapılmış ve liderlik alanında Daniel Goleman tarafından belirlenen liderlik stilleri ile ilgili "Kadın Yöneticilerin Demografik Özellikleri Açısından Liderlik Tarzlarının Analizi: İstanbul İlinde Bir Araştırma" başlığı altında tez çalışması ile liderlik konusunun akademik olarak farklı bir açıdan ele alınması hedeflenmiştir. Bu araştırma temel olarak kadın yöneticilerin liderlik stillerinindemografik farklılıklara ve iş hayatı koşullarına göre değişim gösterip göstermediğini istatistiki yöntemlerle analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmanın ilk iki bölümünde yönetim kavramı, kadın yönetici profili, kadın yöneticilerin özellikleri ile liderlik özellikleri, liderlik fonksiyonları, liderliği belirleyen faktörler, liderlik davranışlarını açıklayan teorilergeniş bir şekilde açıklanmıştır. Daha sonra İstanbul İlinde Kadın Yöneticilerin Liderlik Özelliklerini Belirlemeye yönelik 350 orta ve üst düzey kadın yöneticiye anket çalışması gönderilmiş ve yapılan anketten elde edilen veriler çerçevesinde analiz yapılarak yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yönetim, Kadın Yöneticiler, Liderlik, Liderlik Teorileri
Yerel lezzetlere yönelik tutumların demografik özellikler açısından incelenmesi ve davranışsal niyetler üzerindeki etkisi: Gaziantep üzerine bir araştırma
Bu araştırma, Gaziantep'i ziyaret eden turistlerin Gaziantep'e özgü yerel lezzetlere yönelik tutumlarının demografik özellikleri açısından incelenmesi ve yerel lezzetlere yönelik tutum faktörlerinin hangilerinin ne ölçüde Gaziantep'e yönelik davranışsal niyetleri üzerinde etkili olduğunun belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma Gaziantep'in yerel lezzetlerini deneyimleyen 831 yerli turiste kolayda örnekleme yöntemiyle anket çalışması ile uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler ve oluşturulan hipotezlerin analizinde SPSS programı yardımıyla Çoklu Regresyon analizi, T testi ve ANOVA testi kullanılarak yapılmıştır. Turistlerin yerel lezzetlere yönelik tutumlarının boyutlarını belirlemek amacıyla yapılan faktör analizi neticesinde; hijyen, maliyet, fiziki hizmet kalitesi, özgün hizmet kalitesi, gıda kalitesi, davranışsal niyet olmak üzere 6 faktör belirlenmiştir. Orijinal ölçekte hizmet kalitesini ölçen ifadeler tek faktör altında toplanırken, bu çalışmada iki faktör altında toplandığı görülmüştür. İfadelerin ölçtüğü kavramlar dikkate alınarak oluşan bu iki faktör "fiziki hizmet kalitesi" ve "özgün hizmet kalitesi" olarak isimlendirilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda yerel yiyeceklere yönelik tutum değişkenlerinden maliyet, özgün hizmet kalitesi ve gıda kalitesi değişkenlerinin istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif olduğu sonucuna varılmıştır. Hijyen ve fiziki hizmet kalitesi değişkenlerinin davranışsal tutum üzerindeki etkisinin istatiksel olarak anlamsız olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Yerel lezzetlere yönelik tutum faktörlerinden Hijyen faktörünün katılımcıların cinsiyetleri açısından farklılık gösterdiği; kadınların erkeklere göre hijyen tutumlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Gıda Kalitesi faktörünün katılımcıların yaşları açısından farklılık gösterdiği görülürken, Davranışsal Niyet faktörünün de katılımcıların Gaziantep'e geliş amaçları açısından farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yerel lezzetlere yönelik tutum faktörlerinin katılımcıların aylık gelirleri ve medeni durumları açısından farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: Yerel lezzetler, Gastronomi, Davranışsal Niyet
Dijital ebeveynliğin demografik özellikler, beş faktör kişilik kuramı ve bilişsel esneklik açısından incelenmesi
Dijital ebeveynlik, dijital teknolojilerin büyük bir hızla geliştiği 21. yüzyılda ortaya çıkan bir kavramdır. Dijital çağda dijital ebeveynlerden çocuklarının dijital fırsatlardan en üst düzeyde faydalanmasını sağlaması ve çocuklarını dijital risklerden en üst düzeyde koruması beklenmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, ebeveynlerin dijital ebeveynlik tutumu, beş faktör kişilik özellikleri ve bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkileri belirlemektir. Buna ilave olarak çalışmada, ebeveynlerin ve lisede öğrenim gören çocuklarının ekran kullanım sürelerinin ve amaçlarının belirlenmesi; ebeveynlerin dijital ebeveynlik tutumlarının ebeveynlerin ve çocukların çeşitli özelliklerine göre değişip değişmediğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ilinde lisede öğrenim gören çocuğa sahip 275'i anne ve 108'i baba olmak üzere 383 ebeveyn oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Dijital Ebeveynlik Tutum Ölçeği, Beş Faktör Kişilik Özellikleri Ölçeği ve Bilişsel Esneklik Envanteri ile toplanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre dijital medyanın etkin kullanımını onaylama ile bilişsel esneklik ve sorumluluk kişilik özelliği arasında pozitif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Dijital medya risklerinden koruma ile nevrotiklik kişilik özelliği arasında pozitif yönde; sorumluluk kişilik özelliği arasında negatif yönde ilişki olduğu belirlenmiştir. Bilişsel esneklik ile dışadönüklük, yumuşak başlılık, sorumluluk ve deneyime açıklık kişilik özellikleri arasında pozitif yönde; nevrotiklik kişilik özelliği arasında negatif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte ergenlerin ekranı genellikle eğlence amaçlı kullandıkları; ebeveynlerin ise genellikle iletişim amaçlı ekran kullandıkları belirlenmiştir. Ayrıca ergenlerin ekran kullanım süreleri arttıkça ebeveynlerin dijital medyayı daha riskli algıladıkları saptanmıştır. Araştırmanın bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış; araştırmacılara ve uygulayıcılara çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Satış geliştirme faaliyetlerinin satın alımlar üzerine etkisi: İçeçek ürünleri üzerine bir uygulama
Üretici işletmelerin ve ürün markalarının sayılarındaki artışa karşın, ürünlerin temel özelliklerinin giderek birbirine daha çok benzemesi ve bu nedenle artan rekabet koşulları, işletmelerin büyüme planlarındaki satış miktarlarına ulaşamamalarına neden olmaktadır. Günümüzün ekonomik koşullarının da getirmiş olduğu güçlükleri dikkate alarak işletmeler büyüme planlarını kısa dönemlerde gözden geçirmekte, acil tedbirler almaktadırlar. Bu sebeple son yıllarda tutundurma karmasının önemli bir elemanı olan satış geliştirme yöntemi işletmeler tarafından çok sık kullanılır hale gelmiştir. Çalışmada, tutundurma, satış geliştirme yöntemleri, bu yöntemlerin planlanması, değerlendirilmesi ve uygulama şekilleri hakkında literatür taraması yapılmış ve içecek ürünlerinde tüketicilere yönelik uygulanan satış geliştirme yöntemlerini içeren bir uygulama çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmadaki amaç, tüketicilerin eğitim, yaş, gelir, cinsiyet ve medeni durum gibi demografik özellikleri ile içecek ürünlerinde uygulanan satış geliştirme yöntemlerinden etkilenimleri arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının belirlenmesidir. Çalışma sonucunda tüketicilerin demografik özellikleri ile içecek ürünlerinde uygulanan satış geliştirme yöntemlerinden etkilenimleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Genelde tüketicilerin satın alma davranışları demografik özelliklerinden bağımsız gerçekleşmektedir. Anahtar Kelimeler: Tutundurma,Tutundurma Karması, Satış Geliştirme, Tüketici Demografikleri
Nurses opinion toward coronavirus vaccine at kirkuk city
Arka plan: İnsanlar ne kadar durdurmaya çalışırsa çalışsın, aşılar virüsün yayılmasını durdurmanın tek yoludur. Öte yandan bazı insanlar aşılanmaya çok karşıdır. Aşı olmaktan korkanlar COVID-19 aşısını erteleyebilir veya yaptırmayabilir. Amaç: Bu çalışma Kerkük şehrinde hemşirelerin coronavirüs aşısına yönelik görüşlerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca Kerkük kentindeki koronavirüs aşılarına ilişkin hemşire görüşleri ile demografik özellikleri arasındaki ilişkiyi bulmaya çalışılıyor. Yöntemler: Tanımlayıcı kesitsel araştırma deseni, Kasım 2021 ile Nisan 2022 tarihleri arasında Irak'ın Kerkük kentinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma Kerkük Genel Hastanesi'nde çalışan 850 hemşireden 200'ü olasılık dışı (amaçlı) örneklem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 22 numaralı ankette yer alan maddeler. Veri toplama süresi ortalama 20 dakikadır. Çalışmada verilerin analizi SPSS versiyon 22 ile tamamlanmıştır. Bulgular: Tüm çalışma örneğinin sosyo-demografik özellikleri gösterilmektedir. Sonuç, hemşirelik personelinin koronavirüs aşısı hakkındaki görüşünü ve yüksek önem ve orta derecede anlamlı olduğunu göstermektedir. Hemşirelik personelinin koronavirüs aşısı hakkındaki görüşleri arasında önemli farklılıklar vardı. Sonuç: Sadece birkaç hemşirenin koronavirüs aşısı hakkında kötü bir tutumu var. Hemşirelerin çoğunluğunun aşı konusunda iyi bir tutumu vardır. Anahtar Kelimeler: Hemşire görüşü, Corona virüs, Aşı, Kerkük şehri.
Gelişmekte olan ülkelerde demografik geçiş ve yoksulluk ilişkisi
Nüfus ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki, çok eski zamanlardan bu yana önemli bir tartışma ve inceleme konusu olmuştur. Malthus?un, nüfus artışının ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediği yönündeki teorisini ortaya atmasıyla, nüfus ve ekonomi ilişkisi üzerine tartışmalar yeni bir boyut kazanmıştır. Nüfus artışı ve ekonomik büyüme ilişkisini ele alan görüşlerin bir kısmı nüfus değişmelerinin ekonomi üzerinde negatif etki yarattığını öne sürerken, bazıları bu etkinin pozitif olduğunu, bir diğer kısmı ise nüfus değişmelerinin ekonomi üzerinde etkisi olmadığını (nötr) savunmaktadırlar. Ancak, bu yaklaşımların ortak noktası, nüfusun sadece büyüklüğünde meydana gelen değişmelere odaklanmış olmalarıdır. Son yıllarda ise, nüfusun yaş yapısındaki değişmelere odaklanan çalışmalar ön plana çıkmıştır Bu çalışmalara göre, nüfusun yaş yapısında meydana gelen değişmelerin, ülkelerin demografik, sosyal ve ekonomik yapıları üzerinde önemli etkileri olduğu gözlemlenmektedir. Nüfusun yaş yapısında meydana gelen değişimler, yüksek doğum ve ölüm oranlarından düşük doğum ve ölüm oranlarına doğru gidişi ifade eden ve demografik geçiş olarak adlandırılan süreç esnasında meydana gelmektedir. Demografik geçiş süreci esnasında, toplam nüfus içinde, çocuk ve yaşlılardan oluşan bağımlı nüfusun payının azalması ve çalışan nüfusun payının artması, ülkeler için, gerekli eğitim ve istihdam olanaklarının yaratılması koşuluyla, bir ekonomik büyüme fırsatı yaratmaktadır. Bu fırsat, özelikle, yoksulluğun hala yoğun olarak görüldüğü gelişmekte olan ülkeler için büyük önem arz etmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin birçoğu, demografik geçiş sürecini henüz tamamlamamış bulunmakta ve nüfusları yaşlanmadan önce, çalışma çağındaki nüfusun payının artmasını ekonomik büyümeye dönüştürebilme ve doğru politikalarla içinde bulundukları yoksulluğu azaltabilme şansına sahip bulunmaktadırlar. Bu tez çalışmasında, nüfus ve ekonomi arasındaki ilişki, nüfusun yaş yapısındaki değişmelerin ekonomik büyüme ve yoksulluk üzerindeki etkileri temel alınarak incelenmiştir. Nüfusun yaş yapısındaki değişmeler sonucunda, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye?de, bu değişimlerin, gerekli politika ve düzenlemelerin gerçekleştirilmesi halinde, ekonomik büyümeyi hızlandırıcı ve yoksulluğu azaltıcı sonuçlar yaratacağının ortaya konulması amaçlanmıştır.. Anahtar Kelimeler: Demografik Geçiş, Bağımlı Nüfus, Ekonomik Büyüme ve Yoksulluk.
Türkiye'de müşterilerin katılım bankacılığını tercih etme nedenleri
Bu çalışmada müşterilerin katılım bankacılığını tercih etme nedenleri araştırılmıştır. Bu kapsamda çalışmada öncelikle çalışmanın teorik alt yapısı geniş bir şekilde açıklanmıştır. Sonra Gaziantep'teki katılım bankalarını kullanan müşterilerden anket tekniği kullanılarak elde edilen 248 veri analiz edilmiştir. Elde edilen bu verilerin analizi sonucunda; müşterilerin demografik özellikleri ile katılım bankacılığını tercih etme nedenlere ilişkin görüşlerin farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca müşterilerin gelecekte katılım bankalarını çalışmaya devam etme niyetleri ile katılım bankalarını tercih etme nedenleri arasında görüş farklılığı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Katılım Bankacılığı, Demografik Özellikler, Gelecekte Katılım Bankacılığı ile Çalışma Niyeti
Etik karar vermeye etki eden faktörler: İşletme bölümü öğrencileri üzerine bir çalışma
Bu araştırmanın amacı farklı üniversitelerde işletme bölümü okuyan öğrencilerin etik karar verme süreçlerini hangi faktörlerin etkilediğini, bireylerin kişilik özellikleri, dini yönelimleri, dünya görüşleri ve demografik özelliklerinin etik kararlar üzerinde etkili olup olmadığını belirlemeye çalışmaktır. Çalışmaya çeşitli üniversitelerde okuyan 512 işletme öğrencisi katılmıştır. Anket yöntemi ile elde edilen veriler faktör analizi, t-testi, regresyon analizi gibi tekniklerle analiz edilmiştir. Analiz sonucunda öğrencilerin cinsiyet, okudukları okul, iş tecrübeleri ve empatik kişilik özellikleri ile etik kararlar arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ancak dini yönelim, bencil kişilik özelliği, olumsuz dünya görüşü ile etik karar arasında ilişkiye rastlanmamıştır.
Çalışanların kurumsal sosyal sorumluluk algılarının demografik özelliklerine göre analizi: Gaziantep'teki bir işletmede uygulama
Bu çalışmanın amacı kurumsal sosyal sorumluluk kavramı hakkında genel bilgiler vermek ve çalışanlarının demografik özelliklerinin, çalıştıkları firmaların kurumsal-sosyal sorumluluk düzeylerine ilişkin algılarında anlamlı farklılık olup olmadığını test etmektir. Bu bağlamda Gaziantep ilinde faaliyet göstermekte olan bir firmada çalışan doksan beş kişiden anket yöntemi ile toplanan veriler analiz edilmiş, kurumsal-sosyal sorumluluk algısının çalışanların cinsiyetine göre anlamlı farklılık gösterdiği, topluma karşı sosyal sorumluluğun çalışılan pozisyona göre anlamlı farklılık gösterdiği, müşterilere karşı sosyal sorumluluğun eğitim durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği bulguları elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Sosyal Sorumluluk
Eğitim fakültesi öğrencilerinin düşünme stilleri ile düşünme ihtiyaçları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, eğitim fakültesi öğrencilerinin düşünme stilleri ile düşünme ihtiyaçları arasındaki ilişkiyi ve bu iki değişkenin, cinsiyet, okudukları bölüm, sınıf düzeyleri, ortaöğretimde öğrenim gördükleri alan, aile aylık geliri ve ailenin en uzun süre ikamet ettiği yere göre değişip değişmediğini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin farklı bölümlerinde öğrenimine devam eden 820öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Düşünme stillerine ilişkin veriler "Düşünme Stilleri Ölçeği" (Sternberg ve Wagner (1992); Türkçe'ye uyarlama Buluş (2005) ile toplanmıştır. Düşünme ihtiyacına ilişkin veriler "Düşünme İhtiyacı Ölçeği"(Cacioppo ve Petty (1982); Türkçe'ye uyarlama Gülgöz&Sadowski, 1996)" ile toplanmıştır. Öğrencilerin kişisel bilgilerini elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20. kullanılmıştır. Verilerin analizinde; pearson korelasyon testi, t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre eğitim fakültesi öğrencileri en çok yasama, en az ise muhafazakâr düşünme stilini kullanmaktadır. Eğitim fakültesi öğrencilerinin düşünme stilleri ile düşünme ihtiyacı, cinsiyet, okudukları bölüm, ailenin aylık gelir miktarı ve ailenin en uzun süre ikamet ettiği yer arasında anlamlı bir fark bulunurken; sınıf düzeyi, ortaöğretimde öğrenim gördüğü alan arasında istatiksel açıdan anlamlı bir fark saptanmamıştır. Eğitim fakültesi öğrencilerinin düşünme ihtiyacı ile düşünme stilleri, sınıf düzeyleri ve ailenin en uzun süre ikamet ettiği yer arasında anlamlı bir farklılaşma bulunurken; cinsiyet, ortaöğretimde öğrenim gördükleri alan, ailenin aylık geliri arasında istatiksel açıdan anlamlı bir fark saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Düşünme Stilleri, Düşünme İhtiyacı
Bankacılık sektöründe hizmet kalite düzeyinin müşteri memnuniyetine etkisi Gaziantep ilinde bir uygulama
Bu arştırmanın amacı; Gaziantep'teki bankaların müşterilere sunmuş olduğu hizmetleri değerlendirmek ve müşteri memnuniyetine etki eden hizmet kalite düzeyini belirlemektir. Bu kapsamda araştırmada anket tekniği kullanılarak elde edilen 410 verinin analizleri sonucunda; güvenilirlik ve hizmetlerde empati değişkenlerinin müşteri memnuniyetini etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada müşteri memnuniyetinin demografik özelliklere farklılıkgösterdiği tespit edilmiştir.
Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin başarı yönelimi, kendini engelleme davranışları ve demografik özelliklerinin okula yabancılaşmayı yordama düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin başarı yönelimi, kendini engelleme davranışları ve demografik özelliklerinin okula yabancılaşmalarını anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını ortaya çıkartmaktır. Araştırma, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşma düzeylerini etkileyen başarı yönelimleri, kendini engelleme davranışları ve demografik özelliklerinin saptanması ve bunların birbirleriyle etkileşimlerinin belirlenmesini amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümünde öğrenim gören 370 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Çağlar (2012) tarafından geliştirilen Öğrenci Yaban¬cılaşma Ölçeği, Akın (2006a) tarafından geçerlik güvenirlik çalışması yapılan 2X2 Başarı Yönelimleri Ölçeği, Özgüngör (2008) tarafından Türkçeye çevrisi, geçerliği ve güvenirlik çalışması yapılan Engelleyici Davranış ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 programında çözümlenmiştir. Değişkenler arası ilişkilerin ortaya çıkarılması amacıyla korelâsyon analizi yapılmıştır. Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin başarı yönelimlerinin, kendini engelleme davranışlarının ve okula yabancılaşma düzeylerinin cinsiyet ve bölüm seçme kararı değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesinde bağımsız gruplar t-testi, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşma düzeylerini yordayıcı değişkenlerin ortaya çıkarılması için de çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre analizler sonucunda sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşma düzeylerinde cinsiyet ve bölüm seçme kararına göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Cinsiyete göre başarı yöneliminin öğrenme-yaklaşma ve öğrenme-kaçınmaalt boyutlarında anlamlı farklılık bulunurken, bölüm seçme kararına göre başarı yönelimi alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Ayrıca cinsiyet ve bölüm seçme kararına göre kendini engelleme davranışları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Yapılan çoklu regresyon analizleri sonucunda sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşmanın Güçsüzlük alt boyutunu sırasıyla, öğrenme-yaklaşma, öğretim elemanları ile zayıf ilişkiler, öğrenme-kaçınma, kendini engelleme ve çok düşük akademik başarı düzeyi; Kuralsızlık alt boyutunu, öğrenme-yaklaşma, akademik başarı notu, performans-yaklaşma, öğrenme- kaçınma, öğretim elemanlarıyla zayıf ilişki; Soyutlanma alt boyutunu, sınıf arkadaşlarıyla çok iyi düzeyde ilişki, performans-yaklaşma, sınıf arkadaşlarıyla orta düzeyde ilişki ve bölümü seçme ; Anlamsızlık alt boyutunu, performans-kaçınma, öğrenme-kaçınma, kendini engelleme, bölüm seçme, öğretim elemanlarıyla zayıf ilişki ve cinsiyet, Okula yabancılaşma toplam puanını, öğrenme-yaklaşma, kendini engelleme, bölüm seçme, öğretim elemanları ile zayıf ilişkiler, akademik başarı notu, performans-kaçınma, öğrenme-kaçınma değişkenlerinin yordadıkları anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmenliği öğrencileri, okula yabancılaşma, başarı yönelimi, kendini engelleme
Politik pazarlamada Recep Tayyip Erdoğan'nın liderlik algısının seçmenlerin demografik özellikleri açısından incelenmesi
Pazarlama, işletmenin hedeflerini gerçekleştirmek, mevcut ve potansiyel müşterilerin istek ve arzularını tatmin etmek için mal ve hizmetleri üreticiden tüketiciye veya kullanıcıya doğru yönlendiren organizasyon faa¬liyetlerinin bütünüdür. Herhangi amaca ulaşmak için kullanılan yöntem, devlet işlerinin düzenleyip yürümek için izlenen yoldur. Pazarlama tekniklerinin kar amacı gütmeyen kuruluşlarda uygulanmaya başlamasıyla siyaset alanında da bazı yeniliklere rastlanmıştır. Siyasetin bir ürün gibi düşünülerek projelere dahil edilmesi ve pazara sunulması politik pazarlama kavramını doğurmuştur. Politik pazarlama kavramı 1950 ve 1960'lardan itibaren ilk kez Amerika Birleşik Devletleri'nde kullanılmaya başlanmış ve bilimsel çalışmalara konu olmuştur. Politik pazarlama sadece kavramın tanımlandığı değil, çeşitli etkilerinin de belirlendiği çalışmalara gerek duymaktadır..Bu çalışma, politik pazarlama' da Recep Tayyip Erdoğan'ın seçmenler tarafından ne tür bir lider olarak algılandığını ve bu algının seçmenlerin cinsiyet, yaş, eğitim durumu, aylık gelir ve meslek açısından farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi amacını taşır. Bu kapsamda Gaziantep'te bulunan 500 seçmen ile anket yapılıp veriler toplanmıştır. Tesadüfi olmayan yöntemlerden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Keşifsel bir çalışma olup, elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiş; t testi ve tek yönlü varyans analizleri(ANOVA) yapılmıştır.Araştırma sonucuna göre; Demografik özellikler açısından seçmenlerin liderlik algısının farklılaştığı sonucuna varılmıştır.
Kadın ve erkek yöneticilerin güç algılamalarında demografik faktörlerin rolü: Bankacılık sektöründe bir uygulama
Bu çalışmanın amacı bankacılık sektöründe çalışan kadın ve erkek yöneticiler tarafından algılanan güç kaynaklarının (ödüllendirme, cezalandırma, yetki, uzmanlık, karizmatik, politik ve başarı gücü) neler olduğunu belirlemek ve demografik faktörlerin (cinsiyet, statü, eğitim ve yaş) bu kaynaklar üzerine etkisini ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın amacını gerçekleştirebilmek için, Abdullah Karaman (1999) ve Çiğdem Kırel'in (1998) geliştirmiş olduğu anketler Adana genelinde faaliyet gösteren 200 özel banka yöneticisine uygulanmıştır. Araştırma sorularını cevaplarını bilmeye yönelik ikili değişkenler için t-testi ve ikiden fazla değişken için ANOVA testi yapılarak demografik özelliklerin farklılaşmaları araştırılmıştır. Tespit edilen farklılıkların hangi gruptan kaynaklandğını bulmak amacıyla Tukey testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, cinsiyet, yaş, eğitim, hizmet süresi, farklı departmanlar, medeni hal faktörlerinin kadın ve erkek yöneticilerin güç kaynaklarının tercihine yönelik algısı üzerine bir etkisi bulunmuştur. Ayrıca cinsiyet değişkeni ile cezalandırma gücü, yaş değişkeni ile uzmanlık, karizmatik ve cezalandırma gücü, eğitim değişkeni ile uzmanlık, hizmet süresi, ödüllendirme ve cezalandırma gücü, farklı departmanlar arasında yasal, uzman ve karizmatik güç ile, örgütsel pozisyon değişkeni ile uzmanlık ve karizmatik güç ile, medeni hal değişkeni ile karizmatik güç arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. 1-4 yıl hizmet süresine sahip yöneticilerin ödüllendirme ve karizmatik güç algıları, 25-30 yaşındaki yöneticilerin uzmanlık ve karizmatik güç algıları, 40 yaş üstü yöneticilerin cezalandırma gücü algıları diğer yönetici gruplarından farklıdır. Bekar yöneticilerin karizmatik güç algısı diğer yönetici gruplarından farklıdır. Araştırma sonuçlarına göre kadın yöneticilerin en fazla ödüllendirme gücünü, daha sonra sırasıyla, başarı, karizmatik, uzmanlık, yetki, politik ve en az da cezalandırma gücünü kullanırken; erkek yöneticilerin ise en fazla ödüllendirme gücünü, daha sonra sırasıyla başarı, karizmatik, uzmanlık, yetki, politik ve en az da cezalandırma gücünü kullanmakta oldukları belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Güç kaynakları, demografik faktörler, özel bankalar, yöneticiler
Sağlık personelinin iş/aile çatışmalarının ruh sağlığına etkisi: Duygusal zekanın aracılık rolü
Bu çalışmada bireyin iş/aile çatışmalarının ruh sağlığına olan etkisi ve bu etkide duygusal zekânın aracılık rolü incelenmiştir. İş ve aile hayatı bireyin yaşamının önemli bir kısmını oluşturan iki önemli yaşam alanıdır. Gerek iş ve aile yaşamının gerektirdikleri gerekse bireyin yeterli zaman, enerji ve kaynağa sahip olmaması bireyin iş/aile çatışması yaşamasına neden olmaktadır.Özelikle değişen toplumsal yapıyla birlikte kadınların çalışma hayatı içerisinde daha fazla yer alması, iş yaşamında da çalışanlardan beklentilerin artması iş/aile çatışmalarını kaçınılmaz kılmıştır. Araştırmada iş/aile çatışması, duygusal zekâ ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiler ve etkiler, ayrıca duygusal zekânın aracılık rolü değerlendirilmiştir. Araştırma Ankara ilinde bulunan birden fazla sağlık kurumunda uygulanmıştır. Sağlık personelinin demografik özelliklerini, iş/aile çatışmalarını, ruh sağlıklarını ve duygusal zekâlarını ölçmeye yönelik sorular sorularak elde edilen veriler istatistik paket programıyla regresyon, korelasyon, t testi, anova ve aracılık analizlerine tabi tutulmuştur. Buna göre iş/aile çatışmaları ile ruh sağlığı arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İş/aile çatışmalarının bireyin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Duygusal zekânın ise değişkenler arasında tam aracılık rolüne sahip olduğu anlaşılmıştır. Araştırma sonucunda iş/aile çatışmalarının olumsuz etkilerinin azaltılması veya ortadan kaldırılması için duygusal zekâ' nın önemli bir aracı olduğu anlaşılmıştır.
Sosyal sorumlu tüketici davranışı ve bir uygulama
Tüketim sonucu oluşan çıktıların dünyaya olan etkisiyle tüketicilerin sorumlulukları artmıştır. Değişen ve çeşitlenen tüketim alışkanlıkları toplumu olumsuz etkilemektedir. Sosyal sorumlu tüketici davranışını ele alan bu tez çalışmasında ilk bölümde konu, ilgili kavramlarıyla açıklanmıştır. İkinci bölümde yapılan uygulamayla, tüketicilerin sosyal sorumluluk seviyelerinin demografik ve sosyo-ekonomik özellikler yönünden farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Çalışmada internet üzerinden tüketicilere anket uygulanmıştır. Türkiye'de yaşayan tüketicilerin yapılan analizler sonucunda sosyal sorumlu tüketici davranışı seviyeleri 4 faktör açısından incelenmiştir. Bu faktörler, (1)"Satın Alma ve Kullanımda Çevresel Etki (SKÇE)", (2)"Kurumsal Sosyal Sorumluluk Performansına Dayalı Satın Alma Davranışı (KSSP)", (3)"Tüketici Geri Dönüşüm Davranışı (TGD)" ve (4)"Geleneksel Satın Alma Kriteri (GSK)" şeklindedir. Ayrıca Tek Yönlü MANOVA analizi ile tüketicilerin yaş, cinsiyet, eğitim, araç sahibi olma ve memleketlerinin bulunduğu coğrafi bölge bilgisine göre tüketicilerin sosyal sorumluluk seviyelerinin farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Sorumluluk, Tüketici ve Müşteri, Sosyal Sorumlu Tüketici Davranışı
Ortopedik ve görme engelli bireylerin özgüven düzeylerinin beden algıları açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortopedik ve görme engelli bireylerin cinsel özgüvenlerinin beden algıları ve demografik özelliklere göre incelemektir. Araştırmanın örneklemi farklı illerde yaşayan, google form ve mail yoluyla katılan 52 ortopedik ve 44 görme engelli toplam 96 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada kişisel bilgi formu, Çelik tarafından (2015) geliştirilen Cinsel Özgüven Ölçeği ve Secord ve Jourard tarafından (1953) geliştirilen ve Hovardaoğlu (1989) tarafından geçerlik çalışması tamamlanan Beden Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik yöntemlerden t testi ve değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacı ile regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Parametrik olmayan yöntemlerden ise; Mann Whitney U ve Kruskal Wallis analiz yöntemleri kullanılmıştır. Tüm veriler 0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre beden algısı iki engel grubunda cinsel özgüvenini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Görme engellilerin cinsel özgüven puanlarının ortopedik engellilerden daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bu farkın da cinsel özgüven ölçeğinin kendini açığa vurma ve cinsel farkındalık alt boyutlarında görme engelliler lehine olduğu ortaya çıkmıştır. Görme engelli erkeklerin beden algıları görme engelli kadınlardan daha yüksek çıkmıştır.