Terrorism
275 theses under this subject heading
Terörizmle mücadelede uluslararası işbirliği: Şangay işbirliği örgütü örneği
Terörizm tarih boyunca farklı hedef, ideoloji ve yöntemlere sahip çok sayıda örgüt tarafından kullanılan bir strateji olmakla birlikte son yıllarda bilgi, iletişim ve ulaşım teknolojilerinde yaşanan çarpıcı gelişmeler nedeniyle global ölçekli bir tehdide dönüşmüştür. Terörizmin ulus aşan bir karakter kazanması ile birlikte, devletler artık sadece kendi sınırları içerisinde meydana gelen terör eylemlerinden değil, uzak coğrafyalarında sürdürülen terörist faaliyetlerden de olumsuz etkilenir hale gelmiştir. Bu durum devletleri terörizmin olumsuz etkilerini azaltmak için aralarında çeşitli işbirliği mekanizmaları inşa etmeye sevk etmektedir. Bu çerçevede özellikle devletler arası bir platform işlevi gören uluslararası örgütler ön plana çıkmaktadır. Terörizmle mücadele alanında uluslararası işbirliği geliştirmeyi hedefleyen teşkilatlardan birisi de Şangay İşbirliği Örgütü'dür. Bu çalışma terörizmle mücadele alanındaki uluslararası işbirliği arayışlarını ve bölgesel bir işbirliği teşkilatı olan Şangay İşbirliği Örgütü'nün terörizmle mücadele kapasitesini ele almaktadır. Çalışmanın amacı terörizmle mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini ortaya koymak ve Şangay İşbirliği Örgütü'nün terörizmle mücadele alanındaki kabiliyetlerini ve sınırlılıklarını açığa çıkarmaktır.
PKK'nın diasporayı şekillendirme stratejisi: Belçika örneği
Bu tez PKK'nın diaspora stratejisini açıklamayı amaçlamaktadır. PKK'nın AB ülkelerindeki Kürt diasporasına yönelik stratejisini anlamak için Belçika örnek olarak seçilmiş ve iki soruya cevap aranmıştır. İlk olarak PKK'nın Belçika'daki radikal Kürt diasporası ve yerel grupları nasıl örgütlediği ele alınmıştır. Örgütün Belçika'daki organizasyonlarının nasıl bir araya geldiğini açıklamak amacıyla etnik olmayan ulus-aşırı oluşumlar kuramsal çerçevesi altında bulunan 'siyasi-ideolojik yayılma' ve 'ulus-aşırı dil toplulukları' adlı yaklaşımlara başvurulmuştur. Cevabı aranan diğer soru; PKK'nın Belçika'da kurmuş olduğu yapıları hangi amaç için kullandığı, 'ulus-aşırı savunmacı ağlar' kuramsal çerçevesi ışığında ele alınmıştır. Bu kuram gereği, Türkiye'de ve Belçika'da bulunan ‗siyasi fırsat yapısı' detaylandırılmış ve örgütün faaliyetleri ‗bumerang' örüntüsü ile açıklanmıştır. Her iki soru da niteliksel analiz yöntemlerinden ‗örnek olay araştırması' yöntemi ile incelenmiştir. Erişilen bulgular değerlendirilerek PKK'nın diasporaya yönelik izlediği stratejinin üç bağlamda Şekillendiği tespit edilmiştir. Örgütün diaspora stratejisi; uluslararası meşruluk kazanma – hayatta kalma- , Kürtleri temsil eden 'tek' mercii olma ve Türkiye'ye baskı kurma, olarak üç boyuttan müteşekkildir. Anahtar Kelimeler: PKK, diaspora, Belçika, Kürt, Avrupa'da PKK
Kentleşme ve asimetrik askeri mücadele: PKK terör örgütünün Silopi'de "Şehir savaşı" denemesi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin mücadelesi
Bu çalışmada, kentleşmenin savaş olgusu üzerindeki etkisi neticesinde asimetrik askeri mücadelelerin yükselen önemi ve bu bağlamda kentleşmenin PKK terör örgütünün strateji, yöntem ve taktiklerine etkisi incelenmiştir. Geçtiğimiz yüzyıl başında tüm dünyada %16 olan kentsel nüfus oranı 2018 yılı itibariyle %55'e ulaşmış, diğer bir ifadeyle kırsal alan nüfusu azalmış ve insanlar kentlere yönelmiştir. Bu sebeple günümüzün asimetrik örgütlerinin, 20'nci yüzyılda başarılı olan gerilla hareketlerinin temel stratejisi olan kırsal alana dayalı mücadelesi ile hedefe ulaşması mümkün gözükmemektedir. Kentleşmenin bu denli hızlı gelişmesi ve yarattığı etkilerin PKK terör örgütü için iki farklı sonucu olmuştur. Birincisi, PKK terör örgütü, "Uzun Süreli Halk Savaşı" stratejisinin gereği olarak kırsal bölgeye dayalı bir "gerilla savaşı" ortamını kaybetmiştir. İkincisi, mücadelesini siyasal alana paralel olarak kentlere kaydırmıştır. Önümüzdeki süreçte PKK'nın kırsal alandaki eylemlerinde oransal olarak azalma, kentsel eylemlerinde ise doğrusal artış olması beklenmektedir. Çalışmada nicel ve nitel verilere dayanarak açıklayıcı bir metot izlenmiş, akademik yazın ve terör örgütü kaynaklarından istifade edilmiş ve Silopi İlçesi özelinde vaka analizi yapılmıştır.
Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin kritik dönemeçleri
Bu tezin amacı, Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin kurumsallaşmaları sürecinde karşılaştıkları meydan okumalar ile birlikte gelen kritik dönemeçleri ayrıntılı bir şekilde incelemektir. Bu tez, Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin yapısal değişimlerinde etkili olan faktörlere odaklanmaktadır. Tezde öncelikle Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin tarihine değinilmiş, ardından bu servislerin geçtikleri kritik dönemeçler ve bu kritik dönemeçlere neden olan etkenler ele alınmıştır. Kritik dönemeçlerin kurumsal yapılar üzerindeki etkileri incelendikten sonra, kritik dönemeçler sonrası kurumların yapısal durumları incelenmiştir. Son olarak, günümüzdeki kurumsal yapılar mercek altına alınmış ve son durumları irdelenmiştir. Bu tezde, birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. Birincil kaynak olarakCIA ve eski istihbarat çalışanlarının belgeleri kullanılmıştır. Gelişmelerin kronolojik bir sıraya sahip olmasının sağladığı kolaylıkla kırılma noktalarının arasındaki neden- sonuç ilişkisi net bir şekilde ortaya koyulmuştur. Kurumların tarihlerine belirtilen kaynaklar vasıtasıyla yaklaşıldığında, istihbarat kurumlarının, ulusal güvenliği sağlama açısından tehdit önceliklerine, uluslararası sisteme ve teknolojiye duyarlı olarak yapısal değişimler yaşadıkları görülmektedir. Bununla birlikte, kurumların yapısal değişimleri ve icra tarzlarında devlet adamlarının yaklaşımlarının etkili olduğu da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İstihbarat, Kritik Dönemeçler, İstihbarat Teşkilatları, Soğuk Savaş, Terörizm
Birleşmiş Milletler düzeni, terörizm ve yabancı terörist savaşçıların hukuki statüsü
Bu çalışmamızda öncelikle terörizm kavramı temel hatlarıyla ele alınmaktadır. Terörizm, Efesli filozof Heraklitos'un meşhur "her şey değişir, değişmeyen tek şey değişimdir" sözünü doğrularcasına çağlar içerisinde birtakım değişikliklerden geçerek bugünkü halini almış, geldiği noktada ise ulus aşan özelliği bulunan yabancı terörist savaşçı kavramını kendi kapsamından çıkarmıştır. Terörizmi etkisiz kılma adına yürütülecek mücadelede çeşitli yöntemler benimsenebilir. Sınırları aşan ve birden fazla devleti ilgilendiren bir problem söz konusu olduğu için devletlerin birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Bu birlikteliğin tek bir çatı altında yürütülmesi elzemdir ve bu noktada öne çıkan kuruluş ise bütün dünya devletlerini ortak zeminde bir araya getirme özelliğini haiz olan Birleşmiş Milletler'dir. Yabancı terörist savaşçı meselesine yönelik Birleşmiş Milletler'in almış olduğu kararların yanı sıra, devletlerin kendi mevzuatlarında gerçekleştirmiş oldukları değişikliklere de bu çalışmada yer verilmektedir. Tezin amacı, Birleşmiş Milletler'in yabancı terörist savaşçılarla mücadeledeki rolünün ve bu rol yerine getirilirken verilen katkı ve zorlukların incelenmesidir. Anahtar Kelimeler: Terörizm, Yabancı Terörist Savaşçılar, Birleşmiş Milletler, DEAŞ, YPG
TBMM'de bir terör örgütünün metaforik yeniden-kimliklendirilmesi: FETÖ/PDY örneği
Bu tez çalışması, bir terör örgütü olarak FETÖ/PDY'nin Türkiye'nin yasama organı ve milletvekilleri tarafından, 2011 ile 2018 tarihleri arasında nasıl bir yeniden-kimliklendirilme sürecine tabi tutulduğunu anlamaya çalışmaktadır. Bu amaçla tezde, söz konusu dönemdeki meclis konuşmaları, metafor analizi aracılığıyla incelenmiştir. Terör örgütlerine yönelik kullanılan metaforların Türkiye özelindeki bir yansımasını sunmayı amaçlayan bu çalışmada, ilk olarak örgütün tarihsel süreç içerisinde kendi kimliğini ne şekilde inşa ettiği gösterilmiştir. Devamında ise örgütün en çok gündemde olduğu ve ulusal düzeyde bir tehdit olarak ortaya çıktığı dönemlerde kamuoyuna hangi metaforlar aracılığıyla yeniden-sunulduğu incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda örgütün, "FETÖ/PDY mesiyanik bir terör örgütüdür", "FETÖ/PDY devletin kurumlarına sızan bir illegal yapılanmadır", "FETÖ/PDY varoluşsal bir tehdittir" ve "FETÖ/PDY dış devletlerin Türkiye'ye yönelik kullandığı bir araçtır" şeklindeki dört temel metafor üzerinden bir yeniden-kimliklendirilmeye tabi tutulduğu öne sürülmüştür.
Terörizmle mücadelede lider kadro odaklı yaklaşım: Türkiye'nin PKK terör örgütü ile mücadelesi (2015-2020)
Bu çalışma, terörizmle mücadelede dekapitasyon olarak tanımlanmış ve Türkçeye bu çalışma kapsamında "tırpanlama" olarak uyarlanmış lider kadro operasyonlarını destekleyici nitelik arz etmesi için geliştirilen Organizasyonel Tırpanlama kavramını incelemektedir. Karizmatik ve kült kişiliğe sahip terör örgütü liderlerinin etkisiz hale getirilmesini ihtiva eden dekapitasyon/tırpanlama kavramı, alt ve orta düzey terör örgütü liderlerinin hedef alınmasının ayrıca incelenmesi gerektiğini öne süren Organizasyonel Tırpanlama kavramı ile tamamlanmaya çalışılmıştır. Organizasyonel Tırpanlama'nın uygulandığı bir örnek olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin PKK terör örgütü ile 2015 yılı ve sonrasındaki mücadelesinin bir sütunu ele alınmıştır. Bu bağlamda Organizasyonel Tırpanlama'nın uygulanışının analiz edilmesi için İçişleri Bakanlığı koordinatörlüğünde yürürlüğe konan Terör Arananlar platformu ve burada örgüt liderlerine ilişkin sunulan bilgiler incelenmiştir. PKK terör örgütü başta olmak üzere, terör örgütü liderlerinin değişen önem düzeyine göre tasnif edildiği bu platforma başvurularak bir veri seti oluşturulmuştur. Derlenen veri seti sonucunda elde edilen bulgular ışığında, etkisiz hale getirilen PKK terör örgütü mensuplarının sayıca ağırlığının alt ve orta düzey örgüt liderlerinde olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, en tepede bulunan örgüt liderinin yanında alt ve orta düzey örgüt liderlerinin de hedef alındığı Organizasyonel Tırpanlama'nın uygulanışı ortaya konmuştur.
State practices as a new motivation for terrorism: The case of ISIS
This study is written on the purpose of evaluating the possibility of the emergence of state practices as a new motivation for terrorism. It has been tried to examine the place of exhibiting state practices in the dominated territory in the way of developing spheres of influence that are important for terrorist organizations. For this purpose, within the scope of this study, primarily motivations for terrorism and war were determined, compared, and evaluated. Then, the cases of FARC, LTTE, Al Qaeda, and ISIS were examined and compared in terms of financial, military, ideological, and spheres of influence, then the relationship between state practices and spheres of influence in terms of these organizations was revealed. In order to measure the influence of the organizations, the potential to attract foreign terrorist fighters was determined as a reference point and comparisons were made between organizations according to these potentials. The starting point of this study is to reveal whether the high potential of attracting foreign terrorist fighters of ISIS has a relationship with the state practices it implements. As a result of the study, it has been observed that although the state practice is not sufficient on its own, it creates a multiplier effect on the spheres of influence of terrorist organizations when it is applied under certain conditions. Key Words: Terrorism, State Practice, Foreign Terrorist Fighters, ISIS, Al Qaeda
Terörizmin finansmanı ile mücadelede 11 Eylül saldırılarının etkisi, FATF'in ülke uygulamalarındaki rolü: Türkiye'nin PKK ile mücadelesi örneği
Bu çalışma terörizmin finansmanı ile mücadelede 11 Eylül Saldırılarını etkisini, bu alanda BM'nin girişimlerini, FATF'in terörizmin finansmanı ile mücadeledeki rolü ve ülke uygulamalarına etkisini incelemektedir. Terörizmle mücadele araçları içerisinde terörizmin finansmanı ile mücadelenin rolü ele alınmıştır. BM ve FATF'in 11 Eylül Saldırıları sonrasında terörizmin finansmanı ile mücadelede uluslararası alandaki kurucu ve kapasite artırıcı etkisi incelenmiş; bu etki Türkiye'nin PKK'nın finansmanı ile mücadelesinin analizi üzerinden irdelenmiştir. Türkiye'nin PKK'nın finansmanı ile mücadelesi eski ve yeni perspektif üzerinden ele alınmış, BM ve FATF nezdinde geliştirilen terörizmin finansmanı ile mücadele araçlarının PKK ile mücadelede kullanılıp kullanılmadığı tartışılmıştır. Bu kapsamda uluslararası alanda BM ve FATF nezdinde ihdas edilen hukuki düzenlemeler incelenmiş, ulusal alanda Türkiye'nin yürürlüğe koyduğu terörizmin finansmanı ile mücadele düzenlemeleri ile karşılaştırılmıştır. Uluslararası alanda geliştirilen terörizmin finansmanı ile mücadele araçlarının Türkiye'de PKK'nın finansmanına karşı kullanıldığı ortaya koyulmuştur.
Blok zincir teknolojisi bağlamında kripto paraların, sınıraşan suçlar ve terörizmin finansmanında kullanımı
Teknolojik gelişmelerin insanı ve dahil olduğu her süreci yeniden şekillendirdiği günümüzde, kimi yenilikler görece daha büyük kapasiteli etkiler barındırmaktadır. Çağımızda eğitimden sağlığa, hukuktan güvenliğe, ekonomiden sosyal hayata, kişiler ve uluslararası ilişkiler düzleminde iddialı bir teknolojik yenilik adından sıkça söz ettirmeye başlamıştır. Blockchain. Bu çalışma, çok yönlü bir paradigma değişimini bünyesinde barındıran Blok zincir teknolojisini ve onun en popüler çıktılarından biri olan kripto kara kavramının sınıraşan suçlar nezdinde anlamlandırılmasını ve özellikle de siber suçlar, kara paranın aklanması ve terörün finansmanına konu olması bağlamında literatüre katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Yapılan çalışma neticesinde her ne kadar kimi kripto paraların bu suçlara konu ve kayak teşkil ettiği görülse de global ölçekte bu paraların söz konusu suçlarda araçsal rolünün son derece kısıtlı olduğu görülmüştür. Bununla birlikte gelişmiş ülkelerin merkezi otoriteleri tarafından bu teknolojik yenilik bir tehdit olarak algılanırken bazı gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından küresel eşitsiz koşullarının aşılması bağlamında yeni bir sosyal ve iktisadi fırsat olarak görülmektedir.
Uluslararası terör ve terörizm: Kavramsal bir tartışma
Siyasal şiddetin bir türü olan terörizm, toplumda korku ve endişe yaratarak siyasi değişimin sağlanmaya çalışıldığı illegal bir yöntemi ifade etmektedir. Terörizm, siyasi amaçlar için travmatik sonuçlara sebep olacak şekilde şiddeti kullanırken, hedefinde her zaman siyasi otorite vardır. Tarih boyunca ortaya çıktığı dönemin ve coğrafyanın etkisiyle şekillenen terörizm, sürekli dönüşen dinamik bir yapıya sahiptir. Terörizmin bu yapısı ve devletler tarafından dış politika aracı olarak kullanılması, uzlaşı sağlanan ortak bir tanımın yapılmasını da imkânsız hale getirmektedir. Bu çalışmada uluslararası terör ve terörizm olguları hakkında kavramsal bir değerlendirme yapılmıştır. Böylece terörizmin, değişimi ve dönüşümünün açıklanması ve terörizm ile terör örgütleri arasındaki kavramsal ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmada terörizmle ilgili eksik ve muğlak kalan bazı kavramlar tartışılmış ve terörizmin belirlenmesinde bir model ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Globalization and the challenges of 3rd world countries: A case study of nigerian security challenges
The crux of the matter in this study piece is to examine the nexus between Globalization and the Challenges of 3rd world Countries focusing on Nigerian security challenges as a case study. Since the twentieth century, intensifying global transformations have being recognized as a condition that has breed struggle for society leadership and cultural leadership which has led to spread of religious extremism of the jihadist, Al-Qaeda, Islamic State in Iraq and Syria (ISIS),Al-Shabaab and Boko Haram Islamic sect movements to name a few. In the United States, there was the Al-Qaeda terrorist attack on the World Trade Centre on September 11, 2001 and similar attacks in Britain, Spain and other parts of Europe within the same period of time which have made the act of terrorism to be having a global awareness. Since 2001 till the period of this work, there has being various form of sectarian clashes across local societies, namely in Iraq, Syria and various parts in Africa, including Nigeria. All connected to the spread of international security challenge around the globe. In Nigeria, the Niger Delta Militants and the Boko Haram have been threatening Nigerian national unity with their own preferences in political system and religious believes, but now all are sharing into thesame ideology of embarking on national and global security threats. In this study, the nexus between the globalization process and the security challenges of Third World Countries will be examined through an explanatory analysis.
Detachment of terrorism from religion case study of Al-Shabab in Kenya
Kenya has been attacked several times in the last five years by Al-Shabaab, a terrorist group originally from Somalia. Kenya is accused of meddling with the group's affairs, which include the establishment of a sharia state in Somalia. AlShabaab which means youth, is an Islamic group that uses religion (Islam) to justify their aims and activities which comprise of terrorism among other inhumane activities just like the other Islamic terrorist groups. Terrorism has been associated with some ideologies, but after the 9/11 attacks, religious ideologies become the predominant. Despite there being many religions, the main focus was narrowed down to one religion that is Islam, this is the consequence of the Islamic terrorist groups like Al-Qaida, Boko Haram and the al-Shabaab, who all have one analogy, Islamic faith. The connection between the Al-Shabaab (the group which has been culpable for many deaths in Kenya alone) and the Islam religion which also means peace, was reviewed. Furthermore, the review on other two Western religions (Christian and Jew) has disclosed their perspective on terrorism. The reviewing also involved the impact of terrorism and religion on global politics, Kenya's domestic and foreign policies The literature research which consists of, written books, journal, and the Holy Scripts acknowledge that, no western religion advocates of terrorism. Al-Shabaab has been conducting their callous activities against Islamic teachings with killing innocents and destroying of properties, this is evidently shown in the Quran verses and the Islamic teachings which value human lives above all. Al-Shabaab is a political group which uses religion to attain support from the locals for manpower support and foreign sympathizers mostly for financial support. Their attacks on Kenyan soil are not religious as they claim, it is clearly due to the military operation of the African Union led by the Kenyan troops in Somalia. Islam and the other two western religions don't promote or encourage terrorism therefore al-Shabaab's claim that they are fighting for Islamic cause is unfounded. The Kenyan government underestimation of al-Shabaab made the group have many successful attacks which almost brought religious tension in Kenya affecting the domestic politics. Since al-Shabaab group has only targeted Kenyan citizens the foreigners in Kenya have not been affected that much which might be the reason the foreign politics isn't affected. Keywords: Religion, Terrorism, Alshabab 9/11
Causes of boko haram insurgency and it's socio-economic impact in Nigeria
Since Nigeria's independence in 1960, she has never been confronted with so much internal security issues like terrorism, which have strongly affected its national policy in recent years. The focus of this thesis is to analyze the causes and socio-economic impacts of Boko-Haram in Nigeria. It is certain that Boko Haram remains the biggest unrest confronting Nigeria now and has not only security, but also socio-economic consequences, High rate of poverty, unemployment, injustice, illiteracy, corruption and disparities between North/South regions of Nigeria are some of the causes of Boko Haram insurgency. Regarding the socio-economic impacts, it is seen that Boko Haram insurgency has had negative effect on the Foreign Direct Investment, Gross Domestic Product, the tourism sector, the local currency. In addition, it has led to dislocation of Nigerians, losing their lives and properties. The thesis concludes by stating that political, socio-economic and religious reasons contributed to Boko Haram terrorism to be emerged and its socio-economic impacts in Nigeria can be seen at the several levels.
Birinci Dünya Savaşı'ndan günümüze Ermeni terörizmi
Çeşitli ülkelerde yıllardan beri görülen Ermeni olayları günümüzde daha çok politik olarak devam etmektedir. Ancak daha önceki dönemlerde gerçekleştirilen kanlı eylemler "Uluslararası Terörizm" faaliyetleri arasında tarihte yerini almıştır. Gerçekleştirilen bu eylemlerin kanlı ve insanlık dışı olması ise daha fazla korku ve endişeyi meydana getirmiştir. Ermeni örgütlerinin hedefinde Türkiye ve Türkiye Cumhuriyeti diplomatları yer alır. Tüm Ermenilerin ortak sesi olduklarını iddia eden bu örgütler, Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Azerbaycan'ı parçalayarak kendi hayali projelerini hayata geçirmeyi amaçlamaktadır. Özellikle son yıllarda gündemi oldukça meşgul eden Ermeni meselesinin ortaya çıkışı ve bunu destekleyen ülkelerin amacının ne olduğu önceki dönemlerde Ermeni terör örgütlerinin de arkasındaki güçlerin kimler olduğunu gün yüzüne çıkartmıştır. Sözde Ermeni Soykırımı'nın bazı ülkelerce kabul edilmesi ve tarihi gerçeklerin saptırılarak özellikle Karabağ ve Hocalı olaylarının üzerinin örtülmesinin önüne bir türlü geçilememiş ve Ermeni devletinin yaptığı insanlık dışı olaylar yanına kar kalmıştır. Bu çalışmada geçmişten günümüze süre gelen Ermeni terörü ele alınarak tarihi gerçeklerin ışığında günümüzde de hala aynı zihniyetin ortaya çıkabileceğinin araştırılması amaçlanmıştır.
Terörle mücadelede güvenlikçi yaklaşımlar; PKK ve IRA terör örgütleri üzerine karşılaştırmalı bir inceleme
Günümüzde uluslararası bir boyut kazanan terör sorunu, dünya gündemini her geçen gün daha fazla meşgul etmeye başlamıştır. Ülkelerin teröre karşı bütünleşik bir mücadele stratejisi üretememesi, terörü daha da büyütmektedir. Terörle mücadelede günümüz koşullarında stratejilerin geliştirilmesi gerekmektedir. Teröre sadece dar bir bakış açısıyla bakılıp, terör ve terörizm kavramları birbirinden ayırmadan yapılan mücadelelerin bir başarı sağlaması olanak dışıdır. Ülkeler, teröre karşı genellikle güvenlik perspektifinden bakarak, kapsamlı bir strateji üretmekte zorlanmaktadır. Terörizm, onu besleyen sosyal dinamizmler, ekonomik, kültürel ve politik alanlarda da incelenip bu bağlamda stratejiler üretilmelidir. Aksi takdirde uygulanan güvenlik stratejileri terör örgütlerine propaganda aracı sağlamaktan başka bir işe yaramamaktadır. Türkiye, terör örgütlerine karşı mücadelede askeri alanda başarı sağlasa da bu başarıyı diplomasi ile destekleyememektedir. Teröre karşı taktiksel alanda sağlanan başarı sosyal, kültürel ve ekonomik değerler bağlamında pekiştirilmemiştir. Bu nedenle terörle mücadele uzun yıllara yayılmış, günümüzde daha fazla güvenlik ve huzur ortamını bozmaktadır. Yıllar içinde binlerce masum insanın hayatına mal olan terör, Doğu bölgelerinin yaşam koşullarına dolaylı olarak etki etmektedir. Güven ve istikrar ortamının oluşmaması, bölgenin ekonomisine zarar vermekte, işsizlik yüksek seviyelere çıkmıştır. Bu nedenle iş bulmakta zorlanan bölge halkı, batı illerine göç etmek zorunda kalmaktadır. Terör mensupları ile müzakere yollarına girişmek, haince bir hareket sayılmaktadır. Ancak İngiltere'nin IRA'ya karşı uyguladığı güvenlik odaklı politikaları yumuşatarak müzakere sürecine girmesi neticesinde varılan sonuç incelendiğinde gerektiği zaman örgüt üyeleriyle müzakerenin bazen sonuca götürdüğü görülmektedir. Aslında bu müzakereler doğru bir şekilde yapıldığı zaman terörün elini kolunu bağlayabilmektedir. Müzakere olmadan bir sonuca varılamamakta ve terör, masum insanların hayatlarına mal olmaya devam etmektedir. Disiplinli, sağlam iradeli, profesyonel müzakerecilerin çabası, çözüm sürecine giden yolu kısaltmaktadır. Bu müzakereler gizli veya açık olsun, neticede ülkenin faydasına olmalıdır. Teröre karşı mücadele yöntemleri ne kadar doğru ve yapılan stratejik hataların getirdiği sonuçlar nelerdir? Bu tezde bu konulara değinilmiş olup terör ve terörizm ile ilgili kavramlar açıklanmıştır. Terör örgütlerinin stratejileri ve saldırılarda kullandıkları yöntemler araştırılıp özetlenmiştir. Geleneksel Güvenlik Teorileri ve Yeni Güvenlik Teorileri açıklanmış, bu teorilerin getirdiği sonuçlar incelenmiştir. PKK ve IRA karşılaştırılmış olup Türkiye ve İngiliz hükümetinin teröre karşı uyguladıkları güvenlik odaklı politikalar incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Teröre karşı güvenlik odaklı stratejilerin getirdiği sonuçlara değinilmiş ve teröre karşı mücadelenin sosyal, kültürel ve ekonomi politikalarıyla desteklenmesinden sonraki etkiye vurgu yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Terör, terörizm, güvenlik, şiddet, strateji, teori
Küreselleşme ve terörizm: Terörizmin finansal kaynakları
Bu çalışmada, küreselleşme ekseninde terörizm kavramı ele alınmakta ve terörizmin finans kaynakları incelenmektedir. Çalışmanın amacı, terörizmin küreselleşme sürecinden nasıl etkilendiğini vurgulamak ve terörizmin sürekliliğini sağlayan bir araç olarak finansman kaynaklarını irdelemektir. Çalışma dört bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde çalışmanın içeriği, amacı, önemi ve metodolojisi verilmiştir. İkinci bölümde küreselleşme ve terörizm kavramları bir arada ele alınmış, kavramsal ve tarihsel incelemeleri yapılmıştır.Üçüncü bölümde terörizmin finansmana ihtiyaç duymasının nedenleri, bu finans ihtiyacını karşıladığı yasal ve yasal olmayan kaynaklar ile devlet desteğine dayalı gelir sağlayıcı kaynaklar ele alınmıştır. Dördüncü bölümde küreselleşme ekseninde incelenen terörizmin, 21. yüzyılda ulaştığı boyut vurgulanmış ve finans kaynaklarının terörizmin sürekliliğindeki rolü üzerinde durulmuştur. Anahtar kelimeler: terörizm, küreselleşme, terörizmin finansmanı, uluslararası terörizm
Terör saldırıları bağlamında psikolojik dayanıklılık, öz etkililik / yeterlik ve pozitif negatif duygusallık ilişkisi
Terörist saldırılar, doğrudan etkilenen mağdurların yanı sıra toplumların tüm katmanlarını da olumsuz yönde etkilemektedir. Bu çalışmada, literatürdeki terörizm tanımları, terörizmin gelişimi, çeşitleri incelenmiş ve 2016 yılında Türkiye'de yaşanan önemli terörizm saldırıları ortaya konulmuştur. Sonrasında terörist saldırıların toplum üzerindeki etkilerini özellikle dolaylı yoldan etkilenen bireyler üzerinden ölçmeye yönelik olarak terörizm risk algısı, psikolojik dayanıklılık, öz etkinlik/yeterlik ve pozitif negatif duygusallık kavramları irdelenmiştir. Çalışmada İstanbul genelinde gerçekleştirilen bir saha çalışması ile İstanbul'da yaşayan katılımcıların terörizm risk algıları ve terör olaylarıyla bu kişiler üzerindeki psikolojik ve duygusal ilişkiler analiz edilmiştir. Analizde katılımcıların farklı demografik özelliklerine göre, terörizmin alt boyutlarında herhangi bir farklılık olup olmadığı incelenmiş ve terörizm risk algısı ile psikolojik dayanıklılık arasında negatif korelasyon, negatif duygularla pozitif korelasyon tespit edilerek çıkan sonuçlara göre çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Sonuç: Çalışmanın sonuçlarına göre psikolojik dayanıklılığı yüksek bireylerde terörizm risk algısı düşük, negatif duygusallığı yüksek bireylerin ise terörizm risk algılarının yüksek olduğu görülmüştür.
Yeni nesil terör örgütü: Fetullahçı terör örgütü ve Türkiye'deki paralel devlet yapılanması
Tarikatlar ve cemaatler kavramları açısından, Ezoterizme dayalı gizli örgütlerin bulundukları ülkelerde siyasi olayları biçimlendirme, suça karışma, terörü bir araç olarak kullanarak uluslararası suç örgütüne dönüşebilmede dünya örnekleri arasında Fetullahçı Terör Örgütü ve Türkiye'deki Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) de yer almaktadır. Uluslararası konjonktüre göre büyük güçlerin istihbarat örgütleri tarafından hedef ülke, hedef ülkenin bulunduğu coğrafi bölge, tarikatın temsil ettiği dini ideoloji ve onla bağlantılı dünyadaki networklar gibi birçok alan için kullanılabilir hale gelmektedirler. Bu tezde devletlerarası gizli savaşların devlet dışı aktörleri konumuna gelen, bulunduğu ortamın şartlarına göre amaçları belirlenen bu gizli örgütlerden FETÖ/PDY detaylı olarak incelenecektir. FETÖ/PDY gerçekleştirmiş olduğu eylemler göz önüne alındığında; gerek uluslararası tanımlamalar, gerekse Türkiye anayasasında belirtilen terör kanunları yönünden incelendiğinde bir uluslararası terör örgütü ve casusluk şebekesidir. FETÖ/PDY pek çok yönüyle bilinen terör örgütlerinden farklılıklar gösteren bir yapıya sahip. Bu nedenle FETÖ/PDY ile mücadele edilirken klasik terörle mücadele yöntemleri tek başına sonuç verici olmayabilir. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan bu çalışma ile Fethullahçı Terör Örgütü'nü (FETÖ) terörizm disiplini açısından analiz etmek, "Yeni Nesil Terör Örgütü" kavramsallaştırması açısından özelliklerini ortaya koymak ve Türkiye'nin bu terör örgütü ile ulusal ve uluslararası mücadele yöntemlerini belirtmektir. FETÖ/PDY ile mücadele edilirken; örgütün lideri, eleman temin etme yöntemleri, yönetim biçimi, ideolojisi, ortaya çıkışında ve örgütlenmesinde yararlandığı boşluklar, uluslararası bağlantıları, hedefleri, eylem ve örgütlenme stratejileri, sosyolojisi ve din anlayışı ayrı ayrı ele alınarak analiz edilmiştir. FETÖ/PDY klasik terör örgütlerinden farklı yollar izleyen ve bir istihbarat servisi özelliklerini gösteren yapısı sayesinde kendini gizleyebilen bir yapıya sahiptir. Yeni Nesil Terör Örgütü Eylemleri terör eylemlerinden farklı olarak korku ve dehşet yaratmamış. Bunun yerine, istihbarat teknikleri kullanılarak hedefleri görev alanı dışına çıkarma, algı yönetimi, medya da stratejik iletişim araçları ile kara propaganda yapma, topyekûn yönetimi değiştirmek için demokrasiye askeri müdahale, gazetecilere yönelik suikast eylemleri gibi kolektif şiddet uygulayarak devlet bürokrasisini çökertmeye yönelik faaliyetler göstermiştir. Bilinen diğer terör örgütlerinin (PKK, ETA, PJAK, İRA, DEAŞ, El Kaide) hedeflerine ulaşmak için izlediği yollar olan; ayrılıkçılık, bölücülük gibi toplum içinde bir devletin oryantasyonunu bozmaya yönelik şiddet içeren eylemlerle, toplumun ayakta durmasını sağlayan moral değerlerini yıkmaya yönelik siyasal amaçlı halk üzerinde korku ve endişe yaratıcı eylemler yaparak başlamak ve sürdürmek yerine, örgütün sapkın görüş ve inanışlarına göre yetiştirmiş olduğu mensuplarını devletin en kritik ve önemli birimlerine gizlilik içerisinde yerleştirerek devleti içerden ele geçirmek yolunu tercih etmiştir. Devlet bürokrasini ele geçirmek amacıyla insan yerleştirme yani sızmacılık en temel faaliyetlerden biri olmaktadır. "Truva Atı" niteliğinde gizli ajandayı saklayarak ülkeyi içerden ele geçirme yöntemi de denilebilir. Dini duyguları kullanarak insanları etkisi atlına almış, dini söylemlerini ABD'nin ılımlı İslam modeline uyarlayarak bu sayede ekonomik güç elde etmiştir. Türkiye'de devletin sağlamakla yükümlü olmasına rağmen eksikliklerin bir türlü tamamlanamadığı eğitim alanındaki boşluklardan yararlanarak örgütüne eleman ve fon temin etmiştir. Amaçları doğrultusunda uluslararası istihbarat örgütleri ve terör örgütleriyle birlikte hareket ederek Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel taşlarını oluşturan hayati öneme sahip güvenlik bilgilerini çalarak kendisini kuran ve yöneten istihbarat örgütü olan CIA ile paylaşmıştır. Ulaşmak istediği hedefler doğrultusunda gerçekleştirmiş olduğu terör eylemleri ile devleti ele geçirecek güce eriştiğini hissettiği noktada baskı ve şiddet uygulayarak lideri olan Fetullah GÜLEN'in kendi doktrinlerine göre saptırılmış şer'i yasaların hâkim olduğu teokratik bir devlet kurmayı hedefleyen bir silahlı terör örgütüdür. Tarihte Şii din adamı Hassan bin Sabbah tarafından 1090 yılında kurulmuş, Alamut kalesini ablukaya alan dini tarikat Haşhaşiler'e benzer paralelleşme faaliyetleri göstermişlerdir. FETÖ örgütü hiyerarşik katı örgütlenme yapısı, rakiplerini ortadan kaldırma konusunda suikast taktiğini birincil savaş ilkeleri olarak benimsemeleri yönünden de Haşhaşilere benzetilmektedir. Selçuklu hükümetinin cihan devleti olma yönünde ilerken, Haşhaşiler tarafından bu engellenmiştir. Aynı şekilde küresel bir güç olmak isteyen Türkiye'nin önü FETÖ ile kapatılmaya çalışılmıştır. FETÖ/PDY incelerken uluslararası bağlantıları, yapmış olduğu eylemlerin zamanlaması ve sonuçları dikkate alınarak incelenmelidir. Örneğin örgüt tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi ele alınırken; Irak ve Suriye sınırları içerisinde bir Kürt devleti kurup Ortadoğu enerjisini Akdeniz'e indirmeyi amaçlayan ve bu sayede uluslararası enerji hatlarını kontrolü altına almaya çalışan ABD'nin politikalarıyla, İsrail'in kendisine tehdit olarak gördüğü Irak ve Suriye'nin kurulacak Kürt devleti sayesinde zayıflatılacağı dolayısı ile Ortadoğu'da İsrail'e, Uluslararası arenada da ABD'nin menfaatlerine hizmet eden sonuçlar doğuracağı göz önünde bulundurularak ele alınmalıdır. FETO'nun 15-16 Temmuz darbe girişimi, ülkede bu örgüt ile topyekûn bir mücadeleye neden olmuş, ulusal birlik ve bütünlük, tam bağımsızlık, devletin bekası konusunda tüm siyasi partileri aynı çizgide buluşturmuştur. Geçmişte birçok ülkenin kaderine yön vermiş siyasetçilerin desteğini alan bu terör örgütünün, demokrasi ortamında kendi siyasi ajandasına göre örgütlenme ve güçlenmesiyle, uygun zamanda en son hamlesi yıkıcı, dönüştürücü ve dışa bağımlı ajandasını ortaya çıkarmıştır. Tez terör örgütü olarak hukuki açıdan yargılanan Fethullah Gülen cemaatinin ideolojik düşünce yapısını, örgütlenme biçimini ve uluslararası faaliyetlerini incelemektedir. Türk devletin bu faaliyetlere ve uluslararası örgütlenmesine karşı almış olduğu stratejik mücadele yöntemlerine de değinilecektir. Bu tezin temel amacı; Fetullahçı terör örgütünün örgütlenme modeli, ideolojisi, din anlayışı, örgüte eleman kazanma yöntemleri ve uluslararası bağlantılarını inceleyerek karşı tezler üretmek, hedeflediği insan kaynağına yönelik iyileştirici projeler geliştirmek, tabanını küçülterek marjinal seviyeye indirmekte kullanılacak akademik bir kaynak olmaktır. Anahtar Kelimeler: Yeni Nesil Terör, FETÖ/PDY, ABD, CIA, Ilımlı İslam, Terör, Paralel Devlet Yapılanması.
Realizm kuramı çerçevesinde Arap Baharı
2010 yılında Ortadoğu'da ekonomik sorunların temelinde başlayan halk ayaklanmaları, bölge ülkelerinin uzun yıllar var olan diktatörlerinin devrilmesine ve bölgede demokrasiye bir adım atılmasına yol açmıştır. Arap Baharı olarak isimlendirilen bu halk ayaklanmaları, etkilediği ülkelerde demokrasiyi tesis edememiş ve ülkelerin devlet yapılanmalarını tahrip etmiştir. Bölgenin kurumsallaşamamış ülkelerinin devrilen diktatörlerinin ardında oluşan otorite boşluğu, kaosa neden olmuştur. Zayıflayan devlet yapılanmaları neticesinde oluşan kaos, dış güçlerin müdahalesine zemin hazırlamıştır. Dış güçlerin müdahil olmasıyla bölgesel düzeyde seyreden kaos, bölgede mevcut terör örgütlerinin güçlenmesine yol açmıştır. Terör örgütlerinin bölgede etkisinin artması ise; bölgede güvenlik sorununu maksimum seviyeye çıkarmış ve beraberinde göç sorununu getirmiştir. Devrim niteliği ile başlayan Arap Baharı, darbe ve iç savaşa evrilmiştir. Bu çalışmada tarihsel betimleyici tasarım yöntemi ile bölgede Arap Baharı sürecinden etkilenen ülkelerin zayıflayan devlet yapılanmaları incelenmiş ve bunun sonucunda, dış güçlerin artan etkileri olduğu kanısına varılmıştır.
11 Eylül 2001 sonrası Avrupa'da İslamfobi'nin yükselişi
11 Eylül 2001 tarihinde ABD'ye düzenlenen terör saldırısı sonrası Avrupa ve tüm dünyada İslam korkusu ya da İslam düşmanlığı olarak tanımlanan İslamofobi insanlığın ortak sorunu haline dönüşmüştür. İslamofobi ile birlikte Müslümanlara yönelik ayrımcılık, şiddet, taciz ve küçük düşürme gibi birçok suç işlenmiştir. Medyanın kullandığı ayrımcı söylem ve stratejiler, aşırı sağ siyasetçilerin benimsediği politikalar Müslümanlara karşı işlenen bu suçların artmasına neden olmuştur. Radikal terörizm, İslamofobiyi tetikleyen unsurların başında gelmekle birlikte tek unsur değildir. Bunun yanında Müslümanların yaşam biçimleri, Batı ile entegre olamamaları, dini bayramlar ve ritüelleri, göç, Müslüman kadınların giyimi ve İslam'daki yeri gibi nedenler de İslamofobiyi tetikleyen unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca Batılı ülkelerin de mücadele konusunda yeterli ve etkili stratejilerinin bulunmaması İslamofobiyi arttıran etmenler arasındadır. Bir insanlık suçu olarak değerlendirilen İslamofobi'ye karşı gerekli önlemler alınmadığı takdirde Avrupa'da yaşayan Müslüman ve Hristiyan halk arasında sorunların artarak devam edeceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle AB, ırkçılıkla mücadele, Müslüman göçmenlerin topluma entegrasyonu konusunda çalışmalar yaparak İslamofobi ile mücadele etmektedir. Ancak AB tarafından yürütülen çalışmalar yeterli değildir.
2010 yılı sonrası Türkiye' de terörle mücadele
Kapsamı ve amacı çok derin bir konu olan terör, yakın tarihten bakıldığında anlaşılmayacak kadar karmaşık bir düzeni oluşturmaktadır. Terör ifadesi ve terörizm çok eski tarihlere dayanan ve günümüze kadar çeşitli değişimlere uğrayarak gelen fakat ana düşüncesinden kopmayan bir olgudur. Tüm terör faaliyetlerinin çıkış noktası şiddettir. Devleti, buna bağlı olarak halkı güçsüz duruma düşürme çabası başka bir deyişle var olan devletin etkinliğini ve güvenirliliğini azaltarak, devlete hükmetme, devirme ya da istediği bir bölgede özerklik arayışıdır. Türkiye Cumhuriyeti jeopolitik konumu nedeniyle oldukça stratejik ve aynı zamanda kritik bir bölge üzerinde yer almaktadır. Türkiye öncelikli bu sebep yüzünden uzun yıllar terörle mücadele etmek zorunda kalmış bir ülke olmuştur. Yapılan araştırmada Türkiye' de terörle mücadele çalışmalarında devlet kavramı ele alınmıştır. Terörle mücadele devletin etkisi araştırılmış ve terör eylemlerinin devlete etkisi de değerlendirilmiştir. Devletin terörle mücadele kapsamında etkin şekilde yürüttüğü çalışmalar ve gerek terör eylemlerini durdurmak gerekse teröre karşı önlem almak konularında devletin varlığı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Terör, terörle mücadele, devlet.
Asimetrik savaş stratejisi çerçevesinde PKK'nın yapısal dönüşümü: Şehir terörizmi ve Hendek Olayları
Bu çalışma ile terör örgütü PKK'nın tarihi ve şehir odaklı gelişen yapısal dönüşümünün ortaya konulması hedeflenmiş, söz konusu dönüşümün en önemli göstergesi olan "Hendek Olayları" vaka örneği olarak incelenmiştir. PKK, Marksist/Leninist temelde kurulmuş ve 90'ların ikinci yarısına kadar Mao'nun kır gerillacılığı yöntemleri ile terör eylemleri gerçekleştirmiştir. Mevcut konjonktüre uyum sağlayabilen bir terör örgütü olan PKK, Abdullah Öcalan'ın yakalanmasıyla birlikte dağılmanın eşiğine gelmiş, bu minvalde taktik ve yöntemleri değişmeye başlamıştır. Nihai amacına kırsal alanlardaki terör eylemleri ile değil, şehirlerde yoğunlaşarak ulaşabileceğini düşünen terör örgütü, bu bağlamda çeşitli oluşumlar ve yapılanmalar tesis etmiştir. Yerel ve bölgesel gelişmeleri de yeni terörizm stratejisine eklemleyen PKK, 2015-2016 arasında, örgütlendiği meskûn mahallerde alan hâkimiyeti elde etmek ve kurtarılmış bölgeler oluşturmak amacıyla birçok şehir merkezinde yoğun terör eylemleri gerçekleştirmiştir. Sonuç olarak PKK, demokratik uygarlık ve doğrudan demokrasi/komünalizm teorilerini şehir gerillacılığı anlayışı ile bütünleştirerek kendine has bir terörizm stratejisi geliştirmiş, yapısal dönüşümünü şehir merkezli özyönetim paradigması temelinde oluşturmuştur. Bu sürecin gelişimi ve sonucu, "Hendek Olayları, terör örgütü PKK'nın demokratik özerklik ve şehir merkezli özyönetim paradigması temelinde gelişen yapısal dönüşümünün göstergesidir" hipotezi ile test edilmiştir. Bu çalışma tümelden tikele bir seyir izlediği için birinci bölümde savaşın dönüşümüne, yeni nesil savaş olgusuna ve asimetrik yöntemlere yer verilmiştir. İkinci bölümde asimetrik yöntemlerin temel bileşeni olan terörizm, kavramsal ve tarihsel yönleriyle irdelenmiş, terörizmin türleri, nedenleri ve terörizmle mücadele anlayışı ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde PKK terör örgütünün tarihi ve yapısal dönüşümü analiz edilmiştir. Son bölümde ise şehir merkezli dönüşümün bileşenleri ve Hendek olayları ile güvenlik güçlerinin meskûn mahal/hendek operasyonları incelenmiştir.
Kitle imha silahları tehlikesi ve terörizminin KBRN ile ilişkisinin incelenmesi
Konvansiyonel silahlarla, belirli bir bölgeye ancak yapılabilecek noktasal bir saldırıdan daha tehlikeli olan KBRN silahları ile yapılabilecek saldırıların daha etkili nitelikte olması, KBRN silahları ile kitle imha silahları oluşturma isteği, devletler dışındaki aktörler olan teröristlerin de dikkatini çekmiştir. Bu çalışmada teröristlerin kitle imha silahı kullanabilmeleri potansiyeli doğrultusundaki bilgi ve becerileri de incelenmiştir. Web of Science veri tabanındaki dokümanların incelenmesinden elde edilen verilerle bibliyometrik analizler yapılmıştır. Microsoft Excel programı ve VOSviewer version 1.6.18 veri analizleri programı yardımı ile KBRN ve terörizm konusunda yapılan çalışmalar incelendiğinde 2009 yılında 15 çalışma sayısı ile 137 çalışma içinden 10.949 oranla konuya eğilimin en fazla olduğu yıl olarak görülmüştür. En az çalışılan yıl 2003 ve 2007 yıllarında 2.190 oran ile de sadece 3 çalışma izlenmiştir. Çalışma da 1970-2019 yılları arası Global Terörizm Veri Tabanı (GTD)'na dayanılarak KBRN terörizm saldırıları tablo olarak oluşturulmuştur. Dünya'yı KBRN terörü açısından 12 bölgeye ayrılan GTD veri sonuçları incelendiği de KBRN terörüne en çok 123 vaka ile Güney Asya, 2 vaka ile en az Orta Amerika Karayipler'de görüldüğü tespit edilmiştir. Araştırmada nitel ve nicel verilerin kullanıldığı iki yönlü karma bir araştırma yapısı kullanılmıştır. Akademik çalışmaların literatür taraması yapılarak konunun akademik boyutu incelenmesi yanı sıra gerçekleştirilmiş eylemlerin analizinin de yapılması dolayısıyla yeni veriler oluşturulmuştur