Monetary policies

218 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'de uygulanan para politikalarının enflasyon üzerindeki etkisi

Türkiye ekonomisinde, enflasyon ile mücadele edebilmek adına farklı zamanlarda ülkenin o dönem şartları ve yapısına göre, farklı politika kanallarıyla çözüm aranmıştır. Özellikle, ülke ekonomisinde dışa açılma adımlarının atılmaya başladığı 1980 yılı sonrası için, uygulanan politikalar ve alınan kararlar ekonomik açıdan daha önemli hale gelmeye başlamıştır. Bu çalışmada, 1980'den 2023 yılı yarısına kadar, uygulanan para politikalarının içeriği ve enflasyon üzerindeki etkinliği araştırılmıştır. 1980 yılından, küresel finansal krizin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisinin azalmaya başladığı 2009 yılının başlarına kadar, Merkez Bankasının uyguladığı para politikalarının enflasyon üzerinde uzun dönemli bir etki sağlayamadığı görülmüştür. Fiyat istikrarının sağlanamama sebebi, en çok Türkiye ekonomisini, oldukça etkileyen yapısal sorunlardan kaynaklı krizlerin ve sonrasında alınan karar ve politikaların uzun vadede çözüm sağlayamamasının olduğu düşünülmektedir. Yapısal sorunların çözümü adına yapılan reformlar neticesinde para politikasının 2002-2007 yıllarına kadar enflasyon üzerinde etkinliği olumlu sonuçlar üretirken, küresel krizle bu denge tekrar bozulmuştur. Çalışmada Türkiye'de uygulanan para politikasının enflasyon oranı üzerindeki etkisi, 2009:01-2023:04 yılları arasındaki aylık veriler üzerinden birim kök testi ve sonrasında ARDL sınır testi yaklaşımıyla analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan değişkenler; dış ticaret dengesi, mevduat faiz oranı, toplam para arzı, toplam rezervler, tüfe bazlı reel efektif döviz kuru, büyüme oranları ve kukla değişken olarak, 2021 yılının Eylül ayında düşürülmeye başlanan faiz indirimleri olmuştur. Ulaşılan sonuçlara göre, mevduat faiz oranları, para arzı, rezervler ve sanayi üretim endeksi ile enflasyon arasında pozitif ilişki bulunmuştur.

1980 sonrasıARDL Sınır TestiEnflasyon+4
Nazmiye Çabak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de uygulanan para politikaları kapsamında fedakarlık oranının tahmin edilmesi

Başarılı bir para politikası yönetimi çerçevesinde merkez bankalarının, uygulanan para politikasının bütün etkilerini önceden tahmin edebilmesi gerekmektedir. Çağdaş merkez bankacılığının temel amacı olan fiyat istikrarının sağlanması ve sürdürülmesi, bugün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının da temel amacıdır. Literatürde, özellikle 2008 finansal krizinden sonra fiyat istikrarının sağlanmasının yanında, dezenflasyon politikaları maliyetlerinin tartışılması hız kazanmıştır. Buna göre dezenflasyon politikaları toplam çıktı düzeyini istikrarsızlaştırmakta ve toplam üretimde bir kayba neden olarak işsizlik oranlarını arttırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de dezenflasyon politikası döneminde toplam çıktı miktarında bir kayıp olup olmadığını ölçmektir. Tahmin; 2005M01- 2013M12 dönemleri, aylık bazda tüfe ve sanayi üretim endeksi seriler kullanılarak, yapısal VAR (SVAR) modeliyle yapılmıştır. Tahmin sonucunda, teorik beklentileri destekler biçimde Türkiye'de dezenflasyon sürecinde enflasyon oranı ile sanayi üretim endeksi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bir parasal şok karşısında enflasyondaki bir puanlık düşüşün, bir yıllık üretimde kümülatif olarak 0,88 puan azalmaya neden olduğu tahmin edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fedakarlık oranı, Çıktı açığı, Para politikası, SVAR

FaizFaiz politikalarıFedakarlık+5
Burak Kılıçoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Merkez Bankası faiz kuralı çerçevesince Taylor Kuralının incelenmesi

Ekonomik çevrelerce ve iktisat literatüründe para politikalarının kurala mı yoksa duruma mı bağlı bir şekilde yürütülmesi gerektiği uzun zamandır tartışılmaktadır. Genel kanı olarak kurala bağlı bir şekilde yürütülmesi gerektiği belirtilirken kuralın ne olması gerektiği konusunda ise bir fikir birliğine varılmış değildir. Genel olarak ekonomik birimlerce anlaşılabilen, karmaşık olmayan bir kuralın yürütülmesi gerektiği belirtilmektedir. Bahsedilen bu kural aynı zamanda para politikasının reaksiyon fonksiyonudur. Bu çalışmada ekonomik birimlerce anlaşılması kolay ve karmaşık olmayan bir kural olarak Taylor Kuralının geçerliliği Türkiye ekonomisi için test edilmiştir. Klasik Taylor Kuralında döviz kuru yer almadığından dolayı tahmin edilen reaksiyon fonksiyonuna döviz kuru eklenerek Genişletilmiş Taylor kuralı çerçevesince reaksiyon fonksiyonu tahmini yapılmıştır. Reaksiyon fonksiyonu 2002:07 - 2013:11 dönemleri arasında aylık veriler kullanılarak tahmin edilmiştir. Tahmin sonucunda para politikasının performansını gösteren değişkenler arasındaki ilişki de yorumlanmıştır. Belirtilen dönemler arasında oluşturulan reaksiyon fonksiyonu sonucunda üretim açığı, enflasyon açığı ve döviz kurunda yaşanabilecek bir şoka kısa vadeli faiz oranlarının tepkisinin istatistiksel olarak anlamsız olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar uyarınca kısa vadeli faiz oranları istikrarlı bir enflasyon oranı ve üretim miktarını yakalayabilmek adına tek başına yeterli olmadığı belirlenmiştir. Kısa vadeli faiz oranlarının enflasyon oranlarında, üretim miktarında ve döviz kurunda yaşanabilecek şoklara istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif tepkiler verebilmesi için öncelikli olarak kamu kesiminin borç miktarının azaltılması ve kamu borcunun finansman şeklinin gözden geçirilmesi maliye politikası yürütücülerine bu çalışma kapsamında önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Taylor Kuralı, Faiz Reaksiyon Fonksiyonu, VAR Modeli

FaizFaiz politikalarıMerkez Bankası+4
Onur Sürmeli
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Üretim açığının tahmini ve para politikalarında kullanımı: Türkiye 2002-2014

Gerçekleşen çıktının potansiyel çıktıdan farkını ifade eden üretim açığı kavramı, enflasyonist baskının ölçülmesi açısından önem arz etmektedir. Merkez Bankasının temel hedefi fiyat istikrarının sağlanması olduğundan, üretim açığının asgari hata payı ile tahmin edilmesi, uygulanacak para politikasının etkinliği açısından kritiktir. Çalışmamızda üretim açığı hesaplanmıştır. Bu doğrultuda yapılan hesaplamalar 4 farklı yöntem ile Türkiye özelinde 2002-2014 dönemi için gerçekleştirilmiştir. Bu hesaplamalardan ikisi istatistiksel tekniklerden Doğrusal Trend Modeli ve Hodrick-Presscot (HP) Filtresi iken diğer ikisi yapısal yöntemlerden Çok Değişkenli Yapısal Model ve Yapısal Otoregresyon (SVAR) modeli olarak seçilmiştir. Hesaplamaların sonucunda enflasyonu en iyi açıklayan üretim açığının, SVAR modeli ile tahmin edilen üretim açığı tahmini olduğu sonucuna varılmıştır. HP filtreleme tekniği ise SVAR modelini izleyen en iyi ikinci teknik olarak karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimler: Üretim Açığı, Çıktı Açığı, Potansiyel GSYİH, HP Filtresi, SVAR Modeli, Doğrusal Trend Modeli, Çok Değişkenli Yapısal Model

EnflasyonGayri safi yurtiçi hasılaPara politikaları+1
Suzan Şahin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Para politikasının banka kredi kanalı yolu ile reel etkileri ve banka kredi faiz oranlarına geçişkenliği: Türkiye örneği

Para politikası uygulamaları reel ekonomik faaliyeti parasal aktarım mekanizması kanalları aracılığıyla etkilemektedir. Standart IS-LM modeline dayanan faiz oranı kanalının etkilerini genişleten kredi kanalında, bankalar finansal sistemde özel bir rol oynamaktadır. Kredi kanalının alt dalı olan banka kredi kanalında, para politikası uygulamaları bankaların kredi arzını değiştirerek reel sonuçlar doğurmaktadır. Türkiye ekonomisinde 2002:01-2014:1 dönemi için VAR yöntemi kullanılarak banka kredi kanalının etkinliğini incelemek bu çalışmanın ilk amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla ampirik analiz yapılmadan önce, Türkiye ekonomisin banka kredi kanalının etkinlik koşullarını büyük ölçüde sağladığı belirlenmiştir. Yapılan etki-tepki fonksiyonları sonuçları, banka kredi kanalının etkin olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, para politikasının bankaların kredi arzı üzerindeki etkisinin yanında kredi talebinin en önemli belirleyicilerinden olan kredi faiz oranları üzerindeki etkisi de incelenerek, para politikasının kredi arz ve talebini yönlendirme gücü tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle, politika faiz oranının bankaların ihtiyaç, konut, taşıt ve ticari kredi faiz oranlarına geçiş etkisi aynı dönem için ARDL modeli ve Kalman filtresi yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sonuçları incelenen dönemde en yüksek geçişkenliğin ihtiyaç kredisi faiz oranında bulunduğunu ve politika faiz oranının kredi faiz oranları üzerindeki dinamik etkisinin genel olarak 2008 yılına kadar azaldığı ve küresel finans krizi sonrası daha istikrarlı olduğunu ortaya koymuştur. Çalışmada, TCMB'nin banka kredi kanalı yoluyla makroekonomik değişkenleri etkilediği ve kredi faiz oranlarını ve dolayısıyla kredi talebini etkileme gücünün yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Para Politikası, Banka Kredi Kanalı, Faiz Oranı GeçiĢkenliği, VAR, ARDL, Kalman Filtresi.

ARDL Sınır TestiBanka kredi kanalıBanka kredileri+5
Pınar Karahan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de optimal para politikası ve makro ihtiyati politikalar

2008 Küresel Finansal Krizi finansal istikrar ve makroekonomik istikrar üzerinde önemli sorunlar ortaya çıkarmıştır. Geleneksel para politikalarının tek başına bu sorunların üstesinden gelememesi alternatif politika araçlarının kullanılmasını beraberinde getirmiştir. Bu çerçevede kriz sonrası makro ihtiyati politikaların kullanılması makroekonomi politikaları açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. Makroekonomi politikalarındaki böylesi bir dönüşümden yola çıkarak bu çalışma kriz sonrasında birçok ülkede sıklıkla kullanılan makro ihtiyati politikaların Türkiye'de finansal ve makroekonomik istikrarı sağlamadaki etkinliğini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda bir makro ihtiyati politika aracını içerecek şekilde tasarlanan Yeni Keynesyen DSGD modeli Türkiye ekonomisi için Bayesian yöntemler kullanılarak tahmin edilmektedir. Çalışmada kullanılan yedi adet değişkene ait çeyrek dönemlik veriler 2003 ve 2015 yılları arasını kapsamaktadır. Çalışmanın genel bulguları makro ihtiyati politikaların özellikle finansal dalgalanmaları azaltmada etkili olduğu yönündedir. Diğer önemli bir sonuç ise para politikasının kredi genişlemesine tepki vermesi ve beraberinde makro ihtiyati politikaların kullanılması birçok ekonomik koşul altında makroekonomik istikrarı artırmakta ve dolayısıyla refah artışı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler : Finansal İstikrar, Makro İhtiyati Politikalar, DSGD Modelleri,Optimal Politika Kuralları

Dinamik stokastik genel denge modeliFinansal istikrarMakro ihtiyati politikalar+1
Taner Sekmen
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Monetary policy and bank lending channel

The main purpose of this thesis is to evaluate whether the bank lending channel exist or not. Within this context, quarterly data of for the periods between 2002q1 and 2016q4 was taken into the consideration. Additionally, VAR model was used to reach the objective. According to the result of impulse response function, it was reached that producer price index, real exchange rate and policy rate are effective determinants. Additionally, banks balance sheet has important and positive influence on total credits but industrial production index is regarded as partially effective. While considering this result, it was also found that both bank balance and macroeconomic variables used in this thesis is the main determinants of bank total credit. KeyWords: Bank Lending Channel, VAR, Bank Credits

Bank leading channelBank creditsBanks+4
Zafer Adalı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Parasal aktarım mekanizması içerisinde varlık fiyatları kanalının işleyişi:Türkiye uygulaması

Bu çalışmanın ana amacı parasal aktarım mekanizması içerisinde varlık fiyatları kanalının Türkiye'de teori ile eş değer ilerleyip ilerlemediğini incelemektedir. Çalışmanın ikinci kısmında parasal aktarım mekanizması kanalları incelenmiştir. Mekanizmayı daha iyi incelemek amacıyla faiz kanalı, varlık fiyatları kanalı, döviz kuru kanalı, kredi kanalı ve beklentiler kanalı açıklanmıştır. Çalışmanın asıl amacını oluşturan varlık fiyatları kanalı üçüncü kısımda açıklanmıştır. Dördüncü kısımda ise varlık fiyatları kanalının Türkiye'deki tarihsel gelişimi ve Türkiye verileri aracılığı ile gerçekleştirilen ekonometrik analiz yer almaktadır. Bu anlamda 2002: Ocak – 2016: Ekim dönemine ilişkin Türkiye verilerini kullanarak tahmin edilen modelde Johensan eş bütünleşme testi ve Vektör Hata Düzeltme Modeli kullanılmıştır. Para arzı, faiz oranı, hisse senedi fiyatları, yatırım hacmi ve üretim hacmi gibi değişkenler kullanılarak bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bu anlamda etki-tepki fonksiyonlarından elde edilen sonuçlara göre Türkiye'de modelin teori ile eş değer bir şekilde işlediği gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Parasal Aktarım Mekanizması Kanalları, Varlık Fiyatları Kanalı, Vektör Hata Düzeltme Modeli

EşbütünleşmeJohansen yöntemiPara politikaları+3
Gözde Işkın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Optimal para alanları kuramı çerçevesinde Avrupa Parasal Birliğinin içerisinde bulunduğu çıkmazlar

Optimal Para Alanı Kuram'ı ile ilgili temel çalışmayı 1961'de R. Mundell yapmıştır. Bu kuram ekonomik entegrasyonun son aşamalarından biri olan para birliğine dahil olan parasal alanın optimal bir para alanı olup olmadığını belirli faktörlere açıklayan bir kuramdır. Bu kuramda ülkelerin kendi para birimlerinin değerini, parasal alan içerisinde belirlenen kur ile sabitlemesi ve parasal alan dışındaki ülkelerin para birimleri karşısında ise dalgalanmaya bırakması durumu söz konusudur. Mundell, Kenen ve McKinnon bir parasal alanın optimal bir parasal alan olup olmadığını açıklarken birliğe üye olan ülkeler üretim faktörlerinin mobilitesi, ekonominin dışa açıklık derecesi finansal ve ekonomik bütünleşmenin derecesi, enflasyon oranları arasındaki yakınlık derecesi, asimetrik şokları ve fiyat-ücret esnekliği gibi şartların sağlanması gerektiğini açıklamaktadırlar. Ancak zaman içerisinde geleneksel yaklaşımın yetersizliği anlaşılmaktadır. Kurama yönelik eleştiriler yapılmak olup 1970'lere gelindiğinde bir para alanın optimalliği geleneksel yaklaşımdan farklı olarak birlik içerisinde bulunan ülkelerin para birliğine dahil olmalarından dolayı sağladıkları kazanç ve katlandıkları maliyetler ortaya koyularak değerlendirilmektedir. Bu durum fayda maliyet analiz olarak ifade edilmektedir. Ayrıca birliğe dahil olan ülkeler asimetrik bir şokla karşılaştığında şokların olumsuz etkilerini kendi ekonomik göstergeleri sayesinde en aza indirgeyebiliyorlarsa oluşturulan parasal alan optimaldir. Uluslararası ekonomide önemli bir paya sahip olan AB 1999 yılında kaydi olarak Euro'yu kullanmaya başlamıştır. Birliğin geleceği ve birliğe dahil olan ülkeler açısından Euro alanının optimal para alanı olup olmadığı son derece önemlidir. 2008 yılında yaşanan küresel kriz sonrası Avrupa Parasal Birliğinin optimal olup olmadığı konusu yeniden gündeme gelmiştir. Bu noktadan hareketle bu çalışmada, Euro alanının ele alınan yıllar içerisinde, optimal para alanı kuramının belirlenen ölçütler çerçevesinde, seçili ülkelerin ekonomik göstergeleri temel alınarak Euro alanın optimal para alanı olup olmadığı belirlenmektedir. Değerlendirmeye alınan yıllar içerisinde seçili ülkelerin ekonomik göstergeleri incelendiğinde bir parasal alanın optimal alan olmasını sağlayacak olan ekonomik benzerliği yakalayamadığı görülmektedir. Buna ek olarak yaşanan küresel kriz sonrası parasal alana dahil olan merkez ve çevre ülkeler arasındaki ekonomik farklılığın daha da arttığı gözlemlenmektedir. Optimal para alanı kuramı çerçevesinde bir para alanının optimal para alanı olması için, alana dahil olan ülkelerin ekonomik yapıları açısından uyumsuzluğun değil uyumluluğun olması gerekmektedir. Bu doğrultuda Avrupa Parasal Birliğinin optimum para alanı için belirlenen ölçütleri sağlamadığı görülmektedir. Anahtar Kavramlar: Optimal Para Alanı, Ekonomik Entegrasyon, Euro Krizi

Avrupa BirliğiEuroOptimum para alanı+3
Saadet Dündar
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru politikaları-dış ticaret hadleri ilişkisi Türkiye uygulaması (1984-2007)

Çalışmada döviz kuru ile dış ticaret hadleri arasındaki ilişki incelenmiştir. İlk olarak döviz kuru politikaları ve döviz kurları, çeşitleri itibariyle ele alınmış daha sonra dış ticaret hadleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Döviz kuru ile dış ticaret hadleri arasındaki ilişki teorik olarak da incelemesi yapıldıktan sonra 1984- 2007 yılları arası, Türkiye'de uygulanan döviz kuru politikaları dört farklı döneme ayrılmıştır. İlk olarak 1984-1988 dönemi esnek kur politikası, ikinci dönem 1989 -1994 esnek kur politikası, üçüncü dönem 1994-2001 sabit kur politikası ve son olarak 2001-2007 esnek kur politikası dönemleri olarak döviz kuru ve dış ticaret hadlerinin aylık verilerinden yararlanılarak, VAR analizi yöntemi kullanılarak, ekonometrik analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar granger nedensellik, etki-tepki fonksiyonları ve varyans ayrıştırma yöntemlerinden yararlanılarak yorumlanmıştır. Analiz sonucunda ilk dönemde döviz kuru ile dış ticaret hadleri arasında anlamlı bir ilişki ve nedensellik bulunamamıştır. İkinci dönemde ise döviz kuru değişkeninden dış ticaret hadlerine doğru bir nedenselliğin olduğu sonucu elde edilmiştir. Üçüncü dönemde ise döviz kuru ile dış ticaret hadleri arasında zayıf bir ilişkinin varlığı sonucuna ulaşılmıştır. Son dönemde ise döviz kurundan dış ticaret hadlerine doğru bir nedenselliğin varlığı sonucuna ulaşılmıştır ve iki değişken orta derecede ilişkili çıkmıştır.

Döviz kuruDöviz kuru politikalarıDış ticaret hadleri+6
Şevki Keskin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Avrupa Birliğinde KOBİ'lerin finansal ve teknolojik politikalarının karşılaştırılması

Türkiye-AB/AT ilişkileri konusu, ülkemiz gündeminin ilk sıralarını işgal etmeye devam etmektedir. Avrupa Topluluğu'na Yunanistan'la birlikte ilk tam üyelik başvurusunu yapan ülke olan Türkiye, ne yazık ki hedefe henüz ulaşamamıştır. Kendisinden sonra harekete geçen çok sayıda ülke üye olmuş veya üyeliğini garanti altına almış olmasına rağmen, Türkiye-AB ilişkilerinin kaderi hala tartışılmaktadır. Bu tartışma B gündeminde de önemli bir yer tutmaktadır.AT'nin kuruluş gayelerinden en önemlisi ekonomik gücün artırılması düşüncesidir. Bir araya gelen Avrupa ülkeleri, korumacı politikaları, bir yana bırakıp, ticareti liberalleştirerek bu amaca ulaşabileceklerini düşünmüşlerdir. Diğer yandan, ABD ve Japonya'dan oluşan iki süper güce karşı durabilmek için de birleşmek, bütünleşmek gerekli idi. Ancak bu şekilde, bu ülkelere karşı rekabette kuvvetli hale gelinebilecekti.Avrupa Topluluğu ekonomik bütünleşmenin bugün geldiği noktaya, çeşitli aşamalardan geçilerek ulaşılmıştır. ?Gümrük Birliği?nden ?ortak Pazar?a geçilmiş, oradan da ?tek para?nın yürürlüğe sokulmasıyla ?parasal birlik? gerçekleştirilmiştir. Bu şekilde AT: ekonomi, para, maliye politikalarının uyumlaştırılması yolunda önemli mesafeler kat etmiştir.Toplam beş bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde KOBİ ile ilgili açıklamalar yapılmış, ikinci bölümde Avrupa Birliğinde KOBİ'lere yönelik teknoloji politikalarına değinilmiş, üçüncü bölümde Avrupa Birliğinde küçük ve orta ölçekli işletmeler konusunda genel bilgilere yer verilmiş, dördüncü bölümde Türkiye'de küçük ve orta ölçekli işletmeler konusuna değinilmiş ve beşinci bölümde ise küçük işletmelerin sorunları ve çözüm önerileri üzerinde durulmuştur.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, KOBİ, Finansal ve Teknoloji Politikaları, Parasal Birlik, Küçük İşletmeler

Avrupa BirliğiKOBİPara politikaları+3
Mehmet Fatih Onuş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

2001 krizi öncesi ve sonrasında Merkez Bankası bağımsızlığının Türkiye'de makroekonomik göstergelere etkisi

Kriz, kavramı beklenmedik ve ani bir biçimde gelişen, mali piyasalarda tahrip gücü yüksek dalgalanmalardır. Kriz kavramı tarihte ekonominin olduğu her alanda vardır. Yıllar boyunca krizle mücadele edebilmek için çeşitli yöntemler uygulanmış fakat kriz yönetimi konusunda yetersiz kalınmıştır. Bir ülke için merkez bankası, bu kriz yönetiminin tam ortasında bulunmaktadır.Merkez bankalarının kuruluşu genelde, ticari bankaların tek başına banknot ihraç imtiyazını elde etmesiyle devlet bankası olma unvanını elde ederek gerçekleşmiştir. Uygulanan her türlü para politikasının kaynağı olan merkez bankaları şu anda dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile farklı statülere sahiptir. Bu gün Avrupa'nın ileri gelen ülkeleri incelendiğinde merkez bankalarının hükümete bağlı hatta hükümet bünyesinde olduklarının görülebilmektedir. Türkiye'de ise Şubat 2001 kriziyle birlikte TCMB yapısal anlamda tam bir değişime gitmiştir. Bu çalışmada 1990-2009 yılları arasındaki parasal ve ekonomik veriler kullanılarak çoklu regresyon analizi tekniğiyle parasal değerlerin makro ekonomik göstergeler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Regresyon analizlerinin sonucunda; TCMB'nin yapısında meydana gelen söz konusu değişim makro ekonomik göstergeleri pozitif yönlü etkilediği gözlemlenmiştir. Yani merkez bankasının fiyat istikrarı odaklı ve bağımsız bir yapıya sahip olması makro ekonomik göstergeler açısından pozitif yönlü etkisi bulunmaktadır.Bağımsız ve fiyat istikrarı odaklı yeni dönem (2001 sonrası), TCMB'nin makro ekonomik göstergeler üzerinde meydana getirdiği pozitif etki göz önüne alındığında merkez bankasının tek amacının fiyat istikrarı olması ve bağımsız bir yapıya sahip olması için gerekli düzenlemelerin gerçekleştirilmesi ülke gelişimi açısından çok büyük önem arz etmektedir.Anahtar Kelimeler: TCMB, Kriz, Çoklu Regresyon Analizi, Yapısal Dönüşüm, Fiyat İstikrarı

BağımsızlıkEkonomik krizFiyat istikrarı+5
Murat Dağlı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon hedeflemesinde döviz kuru müdahalelerinin etkinliği:Türkiye örneği

Enflasyon hedeflemesi rejimi, para politikasının en önemli amacının düşük ve istikrarlı bir enflasyon oranını sürdürmek olduğunun vurgulanması ve bunun para otoritesi tarafından benimsenmesidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2002?2005 yılları arasında ?Örtük Enflasyon Hedeflemesi? uygulamıştır ve 2006 yılı başından itibaren ?Açık Enflasyon Hedeflemesi Rejimi? uygulamaya devam etmektedir. Enflasyon hedeflemesi rejiminin esnek döviz kuru sistemi ile birlikte uygulandığı, söz konusu rejimde merkez bankalarının döviz kurundaki aşırı oynaklığı yumuşatmak amacıyla döviz piyasasına müdahalelerde bulunduğu görülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada Türkiye?nin açık enflasyon hedeflemesi rejimine geçtiği Ocak 2006?dan Ağustos 2012?ye kadar olan dönemde TCMB?nin döviz piyasasına yapmış olduğu dolaylı alım ve satım müdahalelerinin etkinliğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Finansal zaman serilerinde oynaklığın modellenmesinde genellikle GARCH modelleri tercih edilmektedir. Bu çalışmada yapılan tanısal testler sonucunda ve kukla değişken kullanımına da izin veren T-GARCH (1,1) modeli en uygun model olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen ampirik bulgulara göre, TCMB?nin döviz piyasasına alım ve satım müdahaleleri ortalama döviz kuru düzeyi üzerinde anlamlı bir etki yaratmamaktadır. Oynaklık üzerinde ise, alım ve satım müdahaleleri oynaklığı arttırıcı etki yaratmaktadır, ancak bu sadece alım müdahaleleri için istatistiksel anlamlılık taşımaktadır. Ayrıca, döviz kuru üzerinde negatif şokların pozitif şoklardan daha büyük etki yaptığı, başka bir deyişle, kaldıraç etkisinin mevcut olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru, Döviz Kuru Sistemleri, Enflasyon Hedeflemesi, Açık Enflasyon Hedeflemesi, Örtük Enflasyon Hedeflemesi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Faiz Koridoru, Rezerv Opsiyonu, Zaman Serileri, ARCH/GARCH Modelleri, T-GARCH Modeli

ARCH modelDöviz kuruDöviz kuru politikaları+5
Gamze Kerimoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel krizi sonrasında TCMB para politikası

Dünya ekonomisi son 30 yılda ciddi bir finansallaşma geçirmiştir. Bu finansallaşmanın etkisiyle sık sık finansal krizler yaşanmıştır. Yaşanan bu finansal krizler gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomilerini ciddi oranda etkilemiş ve ülkeler bu duruma para politikaları aracılığıyla yön vermeye çalışmışlardır. Bir ülkede başlayan finansal kriz sadece o ülkede kalmamış diğer ülkelere de sıçrayarak o ülkelerin ekonomilerini de olumsuz yönde etkilemişlerdir. 2007 yılında konut balonunun patlaması sonucu ABD'de ortaya çıkan kriz kısa sürede diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yayılarak küresel bir boyut kazanmıştır. Krizi kontrol altına almak isteyen gelişmiş ülkelerin merkez bankaları genişleyici para politikası uygulayarak piyasaya bol miktarda likidite sağlamıştır. Uluslararası finans piyasalarında oluşan bol likidite görece faizlerin yüksek olduğu gelişmekte olan ülkelere transfer olmuştur. Bu durum Türkiye'de önemli ölçüde kredi hacminde genişlemeye ve döviz kurunda oynaklığın artmasına yol açmıştır. Bunun yanında ihracat hacminin daralmasına karşılık yurtiçi talebin artmış olması cari açığı artırmış ve finansal istikrara yönelik risklerin oluşmasına neden olmuştur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ise finansal piyasalarda oluşan riskleri önlemek amacıyla 2010 yılı sonunda yeni bir para politikası stratejisi geliştirmiştir. Bu strateji çerçevesinde fiyat istikrarı ve finansal istikrar amacı gözetilerek yeni para politikası araçları kullanılmaya başlanmıştır. Çalışmanın amacı 2008 küresel krizi sonrasında uygulanmaya başlayan para politikası araçlarının ve uygulanan stratejinin değerlendirilerek sonuçlarının analiz edilmesidir. Bu kapsamda çalışmada 2008 küresel krizinden bahsedilmiş, krizin ABD ekonomisine ve Türkiye ekonomisine etkileri incelenmiş, ABD ekonomisinin krize karşı aldığı tedbirler açıklanmış, TCMB'nin kriz öncesi ve kriz sonrası uyguladığı politikalar incelenmiştir.

Ekonomi politikalarıEkonomik kriz 2008Finansal istikrar+5
Hilal Ataş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Anayasal iktisat teorisinin Türkiye açısından değerlendirilmesi (1980-2018)

II. Dünya Savaşı sonrası sosyal devlet anlayışındaki değişim ve uygulanan Keynesyen politikalarla devletin ekonomik hayattaki hacmi artmıştır. Bu durum 1970'li yıllara kadar sürmüş ve ardından yaşanan stagflasyonla beraber devletin ekonomik hayata müdahalesi sorgulanır hale gelmiştir. Bunun nedeni olarak oy maksimizasyonu hedefiyle hareket eden politikacıların, sahip olduğu devlet yönetimini siyasi amaçlarına alet ederek politik ve ekonomik açıdan yozlaşmayı kolaylaştırmasıdır. Yaşanan bu tip sorunlar Kamu Tercihi Teorisi ve Anayasal İktisat Teorisi, çerçevesinde incelenmiştir. Anayasal İktisat Teorisi temelde kamunun önlenemez şekilde büyümesine bir sınırlama getirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Çözüm olarak ise başta siyasal iktidarların yetkilerinin sınırlandırılması ve bireyin sahip olduğu ekonomik hak ve özgürlüklerin korunması adına oyunun kurallarının iyi belirlenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Çalışmanın içeriğinde Türkiye'de 1980-2018 döneminde önemli ölçüde siyasal iktidarların; bütçe, borçlanma ve kamu harcamaları gibi politika araçlarını kullanarak politika uygulamasının mali disipline olan etkileri değerlendirilmiştir. Türkiye 1980 yılından sonra başta IMF ile yapılan stand-by anlaşmaları olmak üzere; siyasal iktidarlar ve bürokrasiyi kısıtlayacak bir dizi önlemler almıştır. 1994 yılında yaşanan finansal kriz sonucu, bir dizi önlem alınsa da bu durum uzun süre devam ettirilememiştir. 1990'lı yılların sonunda yapılan stand-by anlaşmaları ve 2000'li yılların başında yapılan yasal ve yapısal düzenlemelerle mali kurallar ağırlık kazanmıştır. Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı ile bir dizi yeni önlemler alınarak yasal düzenlemeler yapılmıştır. 2010 tarihli Mali Kurallar Kanun Tasarısı kamuoyu ile paylaşılmış olsa da uygulamada kendisine yer bulamamıştır. Bu sınırda Türkiye'de mali disiplinin bozulmasının başlıca nedenlerine yer verilerek sorunun çözümüne yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Anayasal İktisat Teorisi, Seçim Ekonomisi, Mali Kurallar, Politik Konjonktür Teorileri.

Anayasal ekonomiEkonomi teorileriPara politikaları+4
Cuma Elişen
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Uluslar arası para sisteminin reformu: Dünya merkez bankacılığı mı yoksa serbest bankacılık mı

Over the centuries we have not learned origins or symptoms of crises accurately. As a result of this, we have always had the crises and lastly the 2008 financial crisis (Great Recession). The Great Recession showed we have faulty economic theories and economic policies. Thus, we need theories that can detect the origins of any crises more accurately and then cancel them. Actually, we don't need economic models when crises have already arisen. Here we initially show the flaws of the current monetary system and then proposals to solve these flaws. In this case, we will introduce two type proposals. The first category of proposals is World Central Banking Models: proposals of J.M.Keynes (Bancor Plan), P.Davidson (International Monetary Clearing Union), J.Stiglitz and B.Greenwald (Global Greenback Plan), J.D'Arista (International Clearing Agency Plan), J.A.Ocampo (SDR-based Global Reserve System), P.Alessandrini and A.F.Presbitero (SDR-based International Monetary System). According to these writers the flaws of the current global reserve system are anti-Keynesian bias (deflationary bias), the Triffin Dilemma (the currency asymmetry problem) and the instability-inequality link.The second category is Free Banking Models: proposals of G.Selgin (Productivity Norm and Free Banking), F.Hayek (Denationalization of Money and Nominal GDP Targeting), L.von Mises(Gold Standard with Free Banking), and J.H.de Soto and M.Rothbard(Gold Standard with % 100 Reserves). These authors argue that any government intervention like regulations and bailouts in the production of money or any government based institutions like central banks or treasury cause instabilities (business cycles and thereby economic crises) in the free society. According to them we should create a world freed from governments. But they differ in three issues: the identity of the money issuer, the nature of the money substitutes, and the nature of the private property. These issues led them to propose different monetary reforms. Key Words: origins, the Great Recession, flaws of the current monetary system, proposals of World Central Banking and Free Banking Models

Banking systemIMFKeynesian economy+5
Nurbek Madmarov
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon hedeflemesi: Ülke uygulamalarına örnekler ve Türkiye`de uygulanabilirliği

Ill ÖZET ENFLASYON HEDEFLEMESİ: ÜLKE UYGULAMALARINA ÖRNEKLER VE TÜRKİYE'DE UYGULANABİLİRLİĞİ Harun Uçak Yüksek Lisans Tezi, İktisat Anabilim Dalı Danışman: Prof.Dr. Mahir FİSUNOĞLU Eylül 2003, 119 sayfa İlk defa olarak 1990 yılında Yeni Zelanda da uygulanmaya başlayan enflasyon hedeflemesi para politikası, daha sonraki yıllarda birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülke tarafından uygulanmaya başlanmıştır. Türkiye'de ise 1990'lı yılların sonlarında gündeme gelen enflasyon hedeflemesi, çeyrek yüzyıldır yüksek enflasyonun yaşandığı ülkemizde uygulanabilir bir para politikası olup olmadığı tartışılmaya devam edilmektedir. Bu çalışmanın birinci bölümünde enflasyon hedeflemesinin kavramsal çerçevesi, önkoşulları ve uygulanma dönemindeki stratejik özelliklerine yer verilmektedir. İkinci bölümde, Yeni Zelanda ve İsrail enflasyon deneyimlerine yer verilmektedir. Üçüncü bölümde, enflasyon hedeflemesinin ülkemiz ekonomisi açısından uygun bir para politikası olup olmadığına yer verilmektedir. Enflasyon hedeflemesine geçiş öncesi merkez bankası yasalarında değişiklikler yapılarak, merkez bankasının daha bağımsız bir kurum haline gelmesi sağlanmıştır. Para politikasında nihai hedefin fiyat istikran olarak belirtildiği bu yasal düzenlemelerle birlikte, enflasyon hedefinin uygulanabilirliğinde kamu maliyesinde yapılacak düzenlemelerin de tamamlayıcı bir rolü olacaktır. Anahtar Kelimeler: Enflasyon Hedeflemesi, Para Politikası Hedeflemeleri, Merkez Bankası Bağımsızlığı, TCMB Bağımsızlığı, Türkiye'de Enflasyon.

EnflasyonEnflasyon hedeflemesiMerkez Bankası+1
Harun Uçak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Para kurulu sistemi ve uygulamaları

ÖZET PARA KURULU SİSTEMİ VE UYGULAMALARI Omurzak JOLDOSHBAEV Yüksek Lisans Tezi, İktisat Ana Bilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Nejat ERK Şubat 2004, 69 sayfa Geçirdiğimiz son seneler Para Kurulu Sistemine olan ilginin yeniden canlandığına şahit olmuştur. Bu çalışma başarılı Para Kurulu Sistemi için gerekli unsurların tartışmasını yapacaktır, uygun makroekonomik politika uygulamasına ek olarak, otoriteler Para Kurulu Sistemine geçiş döneminde gidişatın teknik yönlerini hazırlarken dikkatli olmalılar. Hazırlıkların boyutu ülkeden ülkeye değişmektedir, ama bununla birlikte gerekli olan genel değişiklikler; merkez bankası kanununun değişmesi, hükümetin nakit ve borç idare faaliyetlerinin yeniden organize edilmesi şeklinde sıralayabiliriz. Son zamanlarda bankacılık sektöründe problemler yaşamış olan ülkeler için ek hazırlıklar gerekecektir. Anahtar Kelimeler: Para Kurulu, Sabit Kur, Konvertibilite, Döviz Kuru.

Döviz kuruKonvertibilitePara Kurulu+2
Omurzak Joldoshbaev
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal istikrarsızlık sorunu ve iktisat politikası bağlamında Türkiye örneği

Finansal piyasaların giderek büyümesi, finansal liberalleşme programlarının uygulanması yoluyla yurtiçi piyasaların uluslararası finansal sisteme eklemlenmesi, ulusal finansal yapıları iktisadi değişkenlerdeki değişimlere karşı daha duyarlı hale getirmiştir. Bu koşullar altında, özellikle gelişmekte olan ülkelerde finansal istikrarsızlık sorunu öne çıkmıştır. Son yıllarda finansal istikrarsızlık ve finansal krizlerin neden olduğu sosyal ve ekonomik maliyetler, merkez bankaları açısından finansal istikrar olgusunun önemini arttırmıştır. Dolayısıyla, finansal istikrarsızlığın ülke içi dinamikler ve uygulanan ekonomik politikalardan nasıl etkilendiğinin bilinmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada, finansal istikrarsızlık olgusunun kavramsal düzlemde değerlendirilmesine ek olarak, finansal istikrarsızlık ile iktisat politikası değişkenleri arasındaki ilişkiler Türkiye örneği üzerinden analiz edilmektedir. Para ve maliye politikası değişkenleri ile finansal istikrarsızlık göstergeleri arasındaki ilişkiler araştırılmaktadır. Bu bağlamda, para ve maliye politikası değişkenlerindeki beklenmedik değişimlere finansal istikrarsızlığın nasıl tepki verdiği incelenmektedir.Faiz, fiyatlar genel düzeyi ve kamu borçları ile finansal istikrarsızlık göstergeleri arasında dikkat çekici ilişkilere ulaşılmıştır. Yüksek fiyat düzeyindeki oynaklıklar finansal istikrar açısından olumsuz sonuçlara neden olmaktadır.Uygun vektör otoregresyon modellerinden elde edilen etki-tepki fonksiyonları, faiz ve kamu borçlarına yönelik şokların finansal istikrarsızlık sorununu arttırdığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal istikrarsızlık, finansal kriz, para politikası, maliye politikası, vektör otoregresyon, etki-tepki fonksiyonları

Finansal krizMaliye politikalarıPara politikaları+1
Cevat Bilgin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal yapının politika başarımına etkisi:Enflasyon hedeflemesini uygulayan ülkeler üzerine bir inceleme

Ekonomi literatüründe yaygın olarak, yüksek enflasyonun temel sebebi, para otoritelerinin enflasyonist bir eğilim göstermesi olarak kabul görmüştür. Bu itibarla çalışmada para otoritelerinin zaman tutarsızlığına değinilerek bu problemin çözümüne ilişkin mevcut para programlarının açıklaması yapılmıştır. Bu programlardan özellikle 1990'lardan günümüze en çok uygulanan ve başarılı olan programın enflasyon hedeflemesi olduğu sonucuna varılmıştır. Enflasyon hedeflemesi rejiminin ayrıntılarında farklılıklar görülen bir çok tanımı bulunmakla birlikte bazı temel özelliklerinde uzlaşma sağlanmıştır. Enflasyon hedeflemesi, belirlenmiş bir enflasyon oranı için belirli bir dönemde gerçekleştirilmek üzere bir hedef veya hedef aralığının ilan edilerek taahhüt edilmesi, para politikasının en önemli amacının düşük ve istikrarlı bir enflasyon oranını sürdürmek olduğunun vurgulanması ve para otoriteleri tarafından da benimsenmesi şeklinde tanımlanabilir. Oyun-teorik para politikası literatüründe ağırlıklı olarak işlenen konu durumundaki para politikasının, zaman tutarsızlığından kaynaklanan enflasyonist eğilimini ortadan kaldırmaya yönelik çözüm önerileri çerçevesinde yapılan temel çalışmaların tanıtılması ve enflasyon hedeflemesi rejiminin kuramsal ve uygulama yönü hakkında bilgi verilmesi, tez çalışmasının temel amacını oluşturmaktadır.

Enflasyon hedeflemesiKurumsal yapıMerkez Bankası+1
F. Özlem Özkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ekonomisinde para politikası uygulamalarında dönüşüm: 1923-2013 Dönemi

Çalışmanın amacı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Cumhuriyet'in kurulmasından günümüze kadar uzanan süreçte uyguladığı para politikaları ve para politikası uygulamalarındaki değişimi incelemektir. Çalışmanın girişten sonraki ikinci bölümünde para politikasının amaçları, araçları, stratejileri ve aktarım mekanizmaları anlatılmıştır. Çalışmanın diğer bölümlerinde Türkiye'de uygulanan para politikası uygulamalarının dönemler itibariyle sonuçları ele alınmıştır. Çalışmada para politikası uygulamaları ve politika uygulamalarında değişim incelenirken, 1980 yılı öncesi ve 1980 yılı sonrası dönem olmak üzere iki ana bölüme ayrılmıştır. Bu iki ana bölümde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın para politikaları alt dönemler halinde incelenmiştir. 1980 yılı öncesi dönemi oluşturan üçüncü bölümde, Cumhuriyet'in ilanından 24 Ocak 1980 kararlarına kadar geçen süreçte TCMB'nin para politikası uygulamaları ve politikalarda değişim yer almıştır. Çalışmanın son bölümünde 24 Ocak 1980 kararlarından son ekonomik kriz de (2007-2009) dâhil günümüze kadar para politikasında meydana gelen gelişmeler alt dönemler itibariyle ortaya konmuştur. 2007-2009 kriz döneminde para politikasında geleneksel olmayan araçlara niçin ihtiyaç duyulduğu, bu araçların ekonomiye etkisi üzerinde durulmuştur. Sonuç ve öneriler kısmında para politikasındaki değişimler ve uygulanan para politikalarının etkileri gösterilmeye çalışılmıştır.

Makro ihtiyati politikalarPara politikalarıPara politikası araçları+1
Sevgi Kumsarı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 2000 sonrası dönemde para politikası bağlamında enflasyon ve faiz ilişkisi

Enflasyonu birçok faktörün yanında faiz de belirlemektedir. Acaba enflasyon ile faiz arasındaki ilişki tek yönlü müdür? Analiz döneminde faiz oranı ve enflasyon oranı arasındaki ilişkinin para politikası bağlamında çok yönlü incelenmesi ve para politikasının etkinliğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Analiz dönemi 2001-2018 yılları arasını kapsamaktadır. Çalışmada Türkiye'de söz konusu dönemde para politikası ile belirlenen enflasyon ve faiz arasındaki ilişki betimleyici araştırma yönteminin yanı sıra Granger Nedensellik Testi başta olmak üzere bazı ekonometrik testlerden faydalanılarak ortaya konulmuştur. Tez çalışmasında ekonometrik testlerin de yardımıyla enflasyonun yükselmesinin faiz oranı artışlarına neden olduğu aynı zamanda tersi bir ilişkinin de geçerli olduğu sonucuna varılmıştır.

EnflasyonFaizFaiz oranları+1
Abdallah Mohamed Youssouf
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

IMF tanımlı Merkez Bankası stand-by bilançosu ve para politikalarının ekonomik analizi

Ülkemizdeki para politikası uygulamalarının genel çerçevesi düşünüldüğünde, bilançonun yapısı ve kalemlerdeki gelişmelerin önemi giderek artmaktadır. Merkez Bankası operasyonlarının yansımalarına ilişkin içerdiği bilgiler nedeniyle en çok ilgilenilen veri setlerinin başında Merkez Bankası bilançosu gelmektedir. Bu noktada 1999 yılında yapılan Stand-by çerçevesinde oluşturulan IMF Tanımlı Stand-by Bilançosunun getirdiği kolaylıkların ve yeniliklerin neler olduğu önem kazanmaktadır.

EkonomiEkonomik etkiIMF+4
Tuğba Çomu
Çukurova University
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Para politikasındaki gelişmeler ve Türkiye uygulaması

Bretton Woods sisteminin yıkıldığı 1970'li yıllardan günümüze gerek dünya ekonomisinde gerekse iktisat teorisinde yaşanan gelişmeler neticesinde, uzun dönemde para politikasının nihai ve öncelikli amacının fiyat istikrarı olması gerektiği konusunda, iktisatçılar ve merkez bankacılar arasında yaygın bir kanaat oluşmuştur. Para politikasının, uzun vadede öncelikli amacının fiyat istikrarını sağlamak olması gerektiği üzerinde bir görüş birliğinin sağlanmasından sonra, bunun gerçekleştirilmesi için hangi para politikası rejiminin en uygun olduğu konusundaki tartışmalar daha da hızlanmıştır. Tüm bu gelişmeler paralelinde, iktisat politikalarının uygulanması ve sonuçlarının değerlendirilmesi hususunda, 1990'ların sonlarında yeşeren ve iktisadi ekoller arasındaki metodolojik yakınlaşmaya bağlı olarak Yeni Neoklasik Sentez (YNS) modelleri çerçevesinde bir uzlaşma zemini oluşmuştur. Metodolojik olarak YNS, dinamik genel denge teorisini kullanarak mikro iktisat ile makro iktisat arasındaki ayrımı ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. YNS, para politikası rejimi olarak enflasyon hedeflemesini benimsemektedir. YNS'e göre, enflasyon hedeflemesi hem fiyat istikrarını gerçekleştirmekte, hem de üretim ve istihdam düzeyindeki dalgalanmaları azaltmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, makroekonominin 20. yüzyılın sonlarında ve 21. yüzyılın başlarında yaşadığı dönüşüm ve bu dönüşüm çerçevesinde para politikası modellemesinde ortaya çıkan değişimlerin Türkiye'deki uygulamalara yansımalarını araştırmaktır. Çalışmada öncelikle para politikasının tarihsel gelişimi, YNS çerçevesinde gelişen teorik konular ve uygulanan para politikaları analiz edilmekte, ardından da makroekonomik modelleme alanında yaşanan gelişmeler incelenmektedir. Çalışma, bir dinamik stokastik genel denge modeli olan YNS modelinin Türkiye için uygunluğunun, genelleştirilmiş momentler yöntemi (GMM) ile araştırılmasıyla son bulmaktadır. Elde edilen sonuçlar, teorik geçerliliği kabul edilmiş modelin Türkiye için uygun olduğunu göstermektedir.

Enflasyon hedeflemesiGenelleştirilmiş momentler yöntemiMakroekonomi+4
Fındık Özlem Alper
Çukurova University
2014
00

Related subjects