Motifs
Bu konu başlığı altında 143 tez
Türk halk şiirinde pınar motifi
?Yoksa yamacında çınar bir de pınarÖlmüşsün ha yaşamışsın neye yarar.?Halk edebiyatı nazım türleri açısından son derece zengindir. Halk edebiyatı nazım ürünleri; anonim halk edebiyatı, âşık edebiyatı ve dini-tasavvufi halk edebiyatı olmak üzere üç başlıkta incelenir. Bu nazım ürünlerinde birçok motif işlenmiştir. Halk edebiyatında karşımıza sık çıkan motiflerden biri de pınar motifidir.Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak veya bu suyun çıktığı yer, memba anlamına gelen pınar halk edebiyatının birçok nazım türünde motif olarak işlenmektedir. Bazı yörelerde pınar; bulak, bulah, büngül, göze, büngür, bıngıldak, göz? vb. isimlerle karşımıza çıksa da özelliklerini yitirmemektedir.Toplumun su ihtiyacını karşılama görevini üstlenen pınarlar, zamanla birbirini sevenlerin buluştuğu ya da birbirini bekledikleri mekânlar olmuştur. Önceleri mekân olarak kullanılan pınarlar gerek yaşantı sonucu gerekse anlatıcının kabiliyeti neticesinde benzetme, abartma, kişileştirme ve mecaz anlamlarıyla da sık sık karşımıza çıkmaktadır.Halk, edindiği birtakım yaşantılar neticesinde pınarı mani, ninni, türkü ve ağıtlarında, manzum şekilde yazılan bilmece ve tekerlemelerde, koşma, semai, varsağı ve destanlarda, ilahi ve hikmetlerde bu anlam ve görevlerde başarılı bir şekilde işlemiştir.Gerek ihtiyaçtan gerekse yüklenen anlamdan dolayı pınar halk edebiyatı ürünlerinde duygu ve düşüncenin ifade edilmesinde bir motif olarak sıkça kullanılmıştır.Bu çalışmada amacımız pınarın bir motif olarak halk edebiyatı nazım türlerinde ne derece önemsenip kullanıldığını ayrıca ne tür anlamlar kazandığını örneklerle göstermektir.ANAHTAR KELİMELER: Pınar, motif, su kültü, subaşı, göze, halk şiiri
Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nın tasvir sanatında mücadele/savaşım sahneleri
Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nın mücadele/savaşım sahneleri bu dönemin mühür ve mühür baskıları üzerinde görülür. Mezopotamya'da erken dönemlerde (MÖ IV. bin) silindir mühürler üzerinde görülen tasvirlerde yer alan; ritüel, tapma, mitolojik ve mücadele/savaşım sahnelerindeki figürler ve motiflerin, üslup özellikleri ile Anadolu'da yaygın ve yoğun olarak ortaya çıkmasında, bu uluslararası ticaretin etken olduğu anlaşılmaktadır. Bu tez çalışmasında mücadelede yer alan figür sayısına göre gruplamalar yapılmıştır. Mücadele tasvirleri mühürler üzerinde; ritüel ve mitolojik sahnelerde iki, üç, dört ve çok figürlü olarak görülürken, savaşım frizlerinde sadece mücadele figürleri yer almaktadır. Savaşım frizlerinde de yukarıdaki gruplara benzer alt gruplar vardır. İkili mücadele gruplarında en çok aslanla olan mücadeleler öne çıkmaktadır. Aslan ve boğa ile yapılan mücadeleler genellikle bir gücün sembolü olarak her zaman sevilen bir tasvir olmuştur. Bu gruptaki mücadelenin önemli figürleri; demonlar, kahramanlar, tanrılar ve insanlardır. Aslan ve boğa ile yapılan mücadelelerde hayvanların baş aşağı, dik kalkmış oldukları ve silahın kullanıldığı görülmektedir. İki figürden oluşan mücadelelerin genellikle bir ya da bir kaç tanrısallığın huzurunda ritüel, tapınım ve sunum sahnelerinin içerisinde yer aldığı görülür. İkili mücadelelerde kalabalık bir grup da tanrısallık ile adam mücadelesidir. Üç figürlü mücadele gruplarında en çok aslan, ceylan ve avcıdan oluşan av sahneleri görülür. Avlanma da bir mücadele olarak değerlendirilerek bu çalışmada yer verilmiştir. Dörtten fazla sayıda figürlerin bulunduğu mücadele sahneleri ise çok figürlü mücadele olarak gruplandırılmıştır. Mücadele sahnelerinde benzer mücadele biçimlerinin farklı mühürler üzerinde ortaya çıkması bu mücadelelerin sembolik bir ifadeye işaret ettiklerini düşündürmektedir. Heraldik kuşarikkular, boğa-adamlar, çıplak kahramanlar, kahramanlar, ceylanlar ve aslanların olduğu çok figürlü mücadele ile çok figürlü savaşım sahnelerindeki tasvirlerde çoklu bir mücadele olduğu için figürler içerisinde korumacı ve saldırgan olanlar çok net anlaşılamamaktadır. Vahşi doğadaki insan kontrolünü zaman zaman ortaya koyan mücadele tasvirlerinde, özellikle silindir mühürler üzerindeki sahnelerde, doğayı çok iyi gözlemleyen mühür kazıcıların mühür alanına gerçekçi aktarımlarını yansıttıkları görülür.
Anadolu'da Asur ticaret kolonileri çağı mühür sanatında bir motif olarak hilalli kurs sembolleri ve ilgili tasvirleri
Hilalli kurs bir astral semboldür ve eski Önasya'da kullanımı Akeramik Neolitik Döneme kadar geriye gider. Çok uzun zaman farklı coğrafyalarda kullanılmıştır. Anadolu'da bilinen en erken hilalli kurs sembolü Göbekli Tepe'de görülür. Hilalli kurs Anadolu'da Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nda en çok mühür ve mühür baskıları üzerinde tasvir edilmiştir. Göksel bir sembol olduğu için mühür sanatında her zaman sahnelerin üst kısmında yer alır. Arkeoloji literatüründe "hilal"farklı isimlerle (Ay ve güneş, güneş diski ve hilal vb.) zikredilmekle birlikte, kurs için güneş kelimesi de kullanılmıştır. Sembolün içerdiği anlam birçok araştırmacı tarafından farklı şekillerde yorumlanmıştır. Hilalli kurs Nimet Özgüç'ün belirttiği gibi bir tanrısallık alâmetidir.Ayakta duran, ancak çoğunlukla oturan elinde kadeh tutan tanımlanmış veya tanımlanmamış tanrısallıkların başı ile aynı hizada yer alır.Sembol tanrısallıklar ile ilişkilidir. Tek bir tanrısallığa ait bir sembol değildir. Herhangi bir tanrısallığın farklı hilalli kurs motif tipleri ile tasvir edildiği görülür. Tek başına herhangi bir tanrısallıkla bağlantılı olmadığı durumlar da söz konusudur.Kursu bezemeli ve bezemesiz, hilalli güneş, hilalli yıldız gibi farklı tipleri vardır.Kursu bezemeli hilalli kurslar kendi içinde astral, floral ve geometrik olarak alt tiplere ayrılır. Sembol en fazla ritüel ve tapma sahnelerinde tasvir edilmiştir. Hilalli güneş ve hilalli yıldız da mühür ve mühür baskılarında bir tanrısallık ile ya da tüm sahne ile ilişkili olarak sahnenin üst kısmındadır. Hilalli yıldız ve hilalli kurs tipleri genellikle boğa-adamlar tarafından taşınan âlemlerin tepesinde de vardır. Hilalli güneş âlemler üzerinde tasvir edilmemiştir. Âlemlerin tepesindeki hilalli kursların bazılarının kursu bezemelidir. Kursu bezemesiz örnekleri de vardır. Daha önce pleiadlarla ilişkili olduğu bilinen hilalli kursun; yıldız, hilal, küre, hilalli kurs gibi astral semboller ile de ilişkili olduğu bu tez çalışmasında anlaşılmıştır.Astral semboller pleiadlar gibi hilalli kursun yanlarında tasvir edilmiştir
15. ve 16. yy İznik çini motifleri ve linol baskı resim tekniği ile yorumlanması
Bu araştırma 15. ve 16. yüzyıllarda İznik çini motiflerinin linol baskı resim tekniği ile uygulamaları ve plastik açıdan analizlerini içermektedir. Tarihsel süreçte İznik çini motifleri sadece çini sanatında degil, aynı zamanda taş işçiliğinde, ahşap işçiliğinde, kumaşlarda, kitap süslemeciliğinde, ebru sanatında, halı ve kilim desenleri üzerinde, günümüze yaklaştıkça da küçük ev eşyalarında sıkça kullanılmıştır. Günümüzde de geleneksel motiflerden beslenerek, bu motifleri özgün tasarımlarla farklı alanlarda uygulama arayışları devam etmektedir. Tarama modelinde desenlenen bu araştırma 15. ve 16. yy İznik çini motiflerinin kuramsal çerçevede incelenmesi ve 10 adet linol baskı uygulaması ve bu uygulamaların analizleri ile sınırlıdır. Çini motiflerinin linol baskı tekniğinde uygulanabilirliği üzerine yapılan denemelerde, kolaj tekniği ile tasarlanan kompozisyonlar renkli olarak basılmıştır. Bu araştırma çini motiflerinin linol baskı tekniği ile de uygulanabilirliğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İznik Çini Sanatı, İznik Çini Motifleri, Linol Baskı Resim Tekniği.
Osmanlı çini motiflerinden lale motifinin logolarda kullanımı ve DPÜSEM örneği
Bir marka olmak için işletme veya kurum kendini diğer markalardan ayıran bir görsel kimliğe sahip olmalıdır. Kurum kimliği unsurlarından biri olan logolar ise kurum ya da markanın görünen gücü olarak tanımlanabilir. Bu güç, kurum ya da markanın müşteriye verdiği güvencenin bir göstergesidir. Bu gücü elde etmek için tasarımcılar çok özgün tasarımlar ve kalıcı olan logolar tasarlayarak markayı ön plana çıkartıp daha etkili hale getirmek zorundadırlar. Bu çalışmada lale motifinin güçlü bir marka görsel kimliği oluşturup oluşturamayacağı incelenmiştir. Günümüzde Osmanlı dönemi geleneksel Türk Sanatları hemen hemen her yerde göze çarpmaktadır. Osmanlı sanatının varlığı ve önemi dünyanın her yerinde bilinmektedir. Bu kültür değerini yaşatmak yeni neslin tasarımcıları olan bizlere düşmektedir. Markaların görsel kimliğini kurumsal bir yapıya kavuşturan biz tasarımcılar Osmanlı lale motifini yeni nesil tasarımlara yansıtarak yaşatmalı yeni bu sanat değerlerini kaynak olarak kullanmalıyız. Grafik tasarımcılar tasarımlarını özgün kendine has üsluplarını kullanarak genellikle markanın amacı, misyonu ve hedefleri konusunda araştırmalar yaptıktan sonra tasarlamaktadırlar. Tabi ki bir marka için tasarlanacak logo fizibilite çalışması doğrultusunda ona uygun olan karakterde yapılmalıdır. Ancak çok ünlü markaların görsel kimlikleri bazen çok farklı çıkış noktaları kullanılarak tasarlanmaktadır. Bu doğrultuda lale motifi ile bir marka logosu tasarlarken markanın bir sanat işi ya da ona yakın bir iş yapılmasına gerek yoktur. Bu çalışmanın uygulama aşamasında Dumlupınar Üniversitesine bağlı DPÜSEM'in logo tasarımında lale motifli desenler kullanarak logo kurumsal kimlik tasarımının ilk basamağının gerçekleştirilebileceği kanıtlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Logo, Marka, Çini Motifi, Lale.
Seçilmiş Türk halı ve kilim motiflerinin glitch sanat yaklaşımıyla dijital yöntemler kullanılarak yeniden yorumlanması
Teknolojinin gelişmesiyle beraber sanat ve tasarım alanları dijital ortamlarda gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Bu dijital sanatın oluşmasını sağlamıştır. Böylelikle geleneksel çalışmalar dijital ortamlarda yeniden stilize edilebilmişlerdir. Zaman içerisinde dijital araçların kullanımında veri aksaklıkları ile karşılaşılmıştır. Bu veri aksaklıkları sonucu sanat alanında yeni bir estetik bakış açısı olan Glitch sanat oluşmuştur. Sanatçılar bu veri aksaklıklarını kullanarak yeni sanat eserleri yaratmışlar. Dijital sanatın bir türü olan Glitch sanatı birçok alan ile beraber çalışmaktadır. Teknolojik gelişmeler birçok alanda yenilik sağlayarak bu alanların gelişmesine katkı sağlamıştır. Bu alanlardan biri de moda ve tekstil alanıdır. Moda ve tekstil alanı üretim süreçlerinde teknolojiden yaralanmıştır. 21.yy'da özellikle teknoloji ile bağı tasarım alanlarında daha fazla görülmektedir. Çalışmada geleneksel motifleri Glitch sanat ile stilize ederek dijital transfer baskı kumaşların tasarımlarının gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Türk halı ve kilimlerinde yaygın olarak kullanılan motifler arasından seçilmiş Anadolu motifleri PhotoMosh programında Glitch sanat ile stilize edilmiştir. Daha sonra Adobe Illustrator programı aracılığıyla dizayn edilerek renklendirilmiştir. Dijital transfer yöntemi ile %100 poliester çözgülü kumaşa tasarımı gerçekleştirilen desenlerin aktarılma işlemi ısı transferi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, dijitalleşmenin getirdiği yeniliklerin ve imkanların kültürel öğelerle desteklenerek moda alanında özgün ve yenilikçi baskı kumaş tasarımları oluşturmadaki etkisinin öneminin vurgulanması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler; halı ve kilim motifleri, dijital transfer baskı kumaş, dijital sanat, glitch sanatı
Marzuban-name metninde geçen hayvan tasvirleri üzerine bir inceleme
14. yüzyıl Anadolusu beylikler döneminde Türkçe okuma bilen beylerin istekleri doğrultusunda ve halkın anlayabilmesi açısından pek çok dinî, ahlâkî ve tasavvufî eser Türkçeye tercüme edilmiştir. Bu eserlerden birisi olan Marzubân-nâme padişahlığa hazırlanacak şehzadeler için çevrilmiş bir nasihat kitabıdır. Eser, içindeki hayvanların insan özelliği göstermesi açısından fabl türüne yakındır. Marzubân-nâme'de bulunan elli üç hikâyenin yirmi ikisinde ana karakterler hayvanlar olup on yedi hikâyede insanlar ile hayvanlar birlikte yer almaktadırlar. Eserdeki hayvanlar; insan özellikleri taşıyanlar, insanlarla konuşanlar ve doğal özellikleri ile bulunanlar olmak üzere üç grupta toplanabilir. Hayvanlar, bazen olumlu bazen de olumsuz yönleriyle eserde yer almıştır. Bu çalışmadaki amaç, Marzubân-nâme adlı eserde ana veya yan karakter olarak geçen tüm hayvanların sembolize ettiği olumlu veya olumsuz anlamları incelemek, farklı yönlerini ortaya koymak ve Türk kültürüne göre yapılmış değişiklikleri tespit etmektir. İnceleme yapılırken Prof. Dr. Zeynep Korkmaz'ın Marzubân-nâme Tercümesi adlı çalışması esas alınmıştır. Eserde kırk beş tane hayvan bulunmaktadır. Her hayvan için çeşitli karakter özellikleri çıkartılmış, her bir özellik için bu çıkarımın yapıldığı cümlelerden örnekler verilmiştir. Ayrıca hikâyelerde verilmek istenen nasihatler değerlendirilip hikâye özetlerinin altında Nasihat başlığıyla verilmiştir. Sonuç olarak eserdeki hayvanların hangi değerleri temsil ettiği ve bunların Türk kültürüne aktarılırken değişip değişmediği hakkında bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Marzubân-nâme, hayvan hikâyeleri, motif, Eski Anadolu, fabl
Çankırı el dokumaları: Merkeze bağlı camilerdeki kilim örnekleri
Çankırı El Dokumaları: Merkeze Bağlı Camilerdeki Kilim Örnekleri olarak hazırlamış olduğumuz bu çalışmada, merkeze bağlı yirmi dört camide bulunan havsız kirkitli dokumalar araştırma kapsamı içerisinde incelenmiştir. Havsız kirkitli dokuma olarak ifade edilen kilim, cicim, zili ve sumak teknikli dokumalar yerinde incelenerek tespit edilmiş ve fotoğraflarla belgelenerek bir katalog düzeninde ele alınarak ayrıntılı bir şekilde tanıtılmaya çalışılmıştır. Giriş bölümünde, konunun tanımı, önemi, amaçları, kapsamı, yöntem ve havsız kirkitli dokuma yaygılar hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, Orta Asya'dan Cumhuriyet'e Türk el dokumacılığının tarihi gelişimi üzerinde durulmuş; üçüncü bölümde ise, Anadolu el dokumalarında kullanılan teknikler, dördüncü bölümde ise tezgâh, malzeme ve boyalar hakkında bilgi verilmiştir. Beşinci bölümde Çankırı ili hakkında bilgilerin yer aldığı bölümde Anadolu ve Çankırı kilimlerinin genel özellikleri ve motifler konusunda yazılı kaynaklardan ve alan çalışmaları sırasında elde edilen bilgilerden faydalanılarak havsız kirkitli dokuma yaygıları hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Altıncı bölümde ise merkeze bağlı camilerde tespit edilen havsız kirkitli dokuma yaygıları (kilim, cicim, zili, sumak) tek tek ele alınarak genel özellikleri hakkında bilgiler verilmiştir. Araştırma sonucunda, ulaşılan veriler uygun tablo yöntemleriyle analiz edilmiştir. Havsız kirkitli dokumalarda görülen motiflere anlamları ve görselleriyle beşinci bölüm içerisinde yer verilmiştir. Yapılan bu değerlendirmelerle kilimlere ait tablo bilgileri oluşturulmuştur. Bu çalışma ile dokumaların günümüzdeki durumu da tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda ulaşılan bilgilere göre camilerde dokumaların var olduğu görülmüş ve bu araştırmayla dokumaların kayıt altına alınması sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çankırı, Camii, Havsız Kirkitli Dokuma, Kilim, Motif
Mardin ve çevresinde dövme geleneği ve giysi tasarımlarına uygulanabilirliği
İnsanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olan dövme, is, çivit, öd, anne sütü gibi maddelerinin kullanılması ile elde edilen karışımın deri altına iğneler ile işlenmesine denir. Dövmeyi Mardin ve çevresinde kadınlar ve kızlar bedenlerinde dini ve kültürel bir simge olarak taşımışlardır. Yörede dövmeyi, bedenin bir nevi ruhunun aynası olarak görmüşlerdir. Vücuda işlenen dövmeler süslenme, nazar, tılsım, bereket ve güzellik getirdiğine inanılmaktadır. Tez çalışması 3 aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada dövme işaretlerinin (tamga, damga) tarihsel değerlendirilmesi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlarda, Orhun Yazıtları başta olmak üzere, Özgün, Turfan yazmalarındaki yazıtlara ve Uyuk Arjan Yazıtlarındaki işaretler Çağatay ve Nogay Türklerine ait para üzerindeki Türk Tamgaları, Göbeklitepe (Şanlıurfa) tapınaklarındaki dikili taşlar üzerindeki semboller ile Mardin ve çevresindeki dövmelerin bazı işaretlerin bu yazıtlardaki işaretler ile benzerlikleri araştırılmıştır. İkinci aşamada, Mardin ve çevresinde geleneksel yöntemlerle yapılan dövme sanatı ve motiflerini ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Dövme motiflerin tanımları ve uygulandığı uzuvlara göre yüzdeki dövmeler, eldeki dövmeler, ayak ve vücudun görünmeyen yerlerdeki dövmeler olarak sınıflandırılmıştır. Bu aşamada, geleneksel yöntemlerle yapılan dövmeler ile günümüz moderitesiyle yapılan dövmelerdeki değişim ve dönüşümlerindeki farklılıklar incelenmiştir. Ayrıca bu aşamada, kaynak kişilerle yapılan görüşmelerde bir dizi anket çalışması yapılmış ve elde edilen veriler analiz edilmiştir. Son aşamada ise, dövme sanatınınım giyilebilir tasarımlara uygulanabilirliği belirlenmiş ve yeni tasarım modelleri geliştirmiştir. Tasarımda geleneksel yöntemlerle yapılan dövme/dek motiflerinin genel görünümünden esinlenilmiştir. Dövmenin uygulandığı bölge ve dövme motifinin özgünlüğüne bağlı kalınarak makine nakışı ve dijital baskı tasarımları uygulanmıştır.
Karabük ili Eflani ilçesi çember dokumaları ve güncel tasarımlar
İki veya daha çok iplik grubunun çeşitli düzenlerde birbirlerinin arasında geçerek kenetlemesi işlemine ve bu kenetlenme sonucu oluşan ürünlere ''dokuma'' denmektedir. Anadolu kadını el dokumacılığını örtünme, kendini veya evini süsleme, çeyiz vb. amaçlarla yürüttüğü gibi, yük hayvanlarının süslenmesinde ve daha birçok alanda kirkitli veya mekikli el dokumalarını kullanmışlardır. Kirkitli dokumalar kadar teknik ve uygulaması daha farklı özellikler taşıyan, farklı tezgâh yapısı gerektiren mekikli dokumalar tüm yurtta teknik, renk, kullanılan araç-gereç, motif ve kompozisyon özellikleri, kullanım alanlarına göre yöresel özellikler göstermekte ve üretildiği bölgede yerel kültürü yansıtan bir yapıya sahip olmaktadır. Yörede yapılan çember dokumalarında motifi oluşturan atkı iplikleri çözgü ipliklerinin arasından motif özelliğine ve genişliğine göre el yardımıyla ve bez ayağı tekniğine uygun olarak yerleştirilmektedir. Araştırmanın genel amacı Karabük İli Eflani İlçesi çember dokumalarının genel özellikleri, kullanılan araç gereçler, motif, renk ve komposizyon özellikleri, Yöre ekonomisine katkısı, ürün çeşidi ve kullanım açılarından araştırılan sonuçlar doğrultusunda yeni tasarımlar oluşturmaktır.
"Kasım Oğlan" ile "Gövher Kız ve Şiralı Bey" destanlarının motif indeksi
Sözlü gelenek eserleri içinde önemli yere sahip olan destanlar, ait olduğu toplumun hafızasını taşıyıp nesilden nesile aktaran ürünlerdir. Bu eserler, yapılan çalışmalar sayesinde bir topluma ait barındırdığı kültürel miras tespit edilmek ve gelecek nesillere aktarılmak açısından önem arz etmektedir. Bu düşünceden yola çıkarak, Türkmen destan geleneği içinde yer alan "Kasım Oğlan" ile "Gövher Kız ve Şiralı Bey" destanları incelenmiş, bunların motifleri belirlenmiş ve motif indeksi oluşturulmuştur. Bu kapsamda, anlatının parçalanamayan en küçük birimi olarak tarif edilen motif, sözlü gelenek içinde uzun yıllar anlatılagelen destanların zihinsel hafızada kalmasını sağlayan bir unsurdur. Bu tez çalışmasında metin merkezli halkbilimi kuramları içinde yer alan "Tarihi-Coğrafi Fin" yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemin en önemli eseri, dünyaca ünlü folklorist Stith Thompson'un; halkbilimi ve halk edebiyatı alanlarında yapılan çalışmalarda başucu kaynağı olarak kabul gören "Motif Indeks of Folk Literature" (Halk Edebiyatı Motif İndeksi) adlı kataloğudur. Adı geçen eserdeki motif dizinine uygun olarak "Kasım Oğlan" ile "Gövher Kız ve Şiralı Bey" destanlarının motifleri tasnif edilmiş ve her iki destanda sıklıkla karşılaşılan motiflerin benzer ve farklılıkları tespit edilerek genel bir mukayese yapılmıştır. Çalışma sonucunda her iki destanın motifleri harf ve sayı dizinine uygun olarak sıralanmıştır. Destanların Türkmen sahası destan geleneği içerisinde yer almasından dolayı benzer motiflerin daha fazla olduğu fakat farklı motifleri de barındırdığı tespit edilmiştir.
Türk kültüründe yerel sembolik motifin sanattaki yeri ("Denizli – horoz örneği")
Sanat, mağara duvarlarında çizgi ve renklerle hayat bularak sembol / simgelere kavuşmuştur. Yaşam mücadelesi ile sezgileri gelişen insan, hayvan sembolleri ile en doğal dürtü olan korku, hayvan gücüne ulaşabilme, avlarının bereketli geçmesi isteği gibi çerçevesinde oluşan ritüeller geliştirmiştir. Sanat eserinin oluşumunda, devlet yapısı, dinsel ahlaksal öğeler, coğrafi ve sosyolojik özellikler bulunmaktadır. Toplumlar kültür ve sanat alanında karşılıklı etkileşim ve alış/veriş içerisindedir. Ancak, sanatta özgünlük; kendi özünü koruyup çeşitli unsurlardan beslenerek geleceğe dair ipuçları verecek özgün gelişmeler sonucu taşımakla sağlanmıştır. Türkler tarihi süreç içerisinde kendi özgün anlatım dilini oluşturarak kültür ve sanat dünyasına çok önemli eserler kazandırmıştır. Bu özgün ve yani anlatım biçimi binlerce yıllık zaman dizininde damıtılarak olgunlaştırılmış ve dünya sanatı içinde müstesna bir yerde konumlandırılmıştır. Bu bağlamda Türk kültürü son derece anlamlı ve önemli kabul edilen sembolik, mitolojik ve dinsel motifleri kullanarak özgün ve zengin bir repertuvar oluşturmuşlardır. Toplumun hafızasında yer eden çeşitli görsel ve mitolojik hayvan sembollerinin ayrı bir önemi vardır. Bu motiflerin önemli bir kısmı belirli bir bölge ya da yöre ile ilgili görülmektedir. Türk kültüründe de sembolleştirilmiş birçok hayvan figürü bulunmakla birlikte, bu çalışmada "Horoz" sembolü ele alınmakta ve tüm boyutları ile incelenmektedir. Konu Anadolu coğrafyası kapsamında değerlendirildiğinde horoz kavramının Denizli ili ile özdeş kabul edildiği bilinmektedir. Bu çalışmada yukarda zikredilen konu tüm boyutları ile ele alınarak bir anlamda disiplinler arası değerlendirme gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda sadece görsel sanatlar alanında değil, şiir, edebiyat ve müzik alanlarındaki yansımaları da ele alınarak incelenmiştir. Araştırmada bilimsel yayınlar, kitap ve makaleler yanı sıra yerel basında yer alan husus ile ilgili yayınların da taraması yapılarak konuya özgün bir boyut kazandırılmıştır.
Kastamonu efsaneleri
Bu çalışmanın amacı, Türk kültür mirası için önemli bir merkez olan Kastamonu ve ilçelerinde sözlü gelenek yoluyla anlatıla anlatıla günümüze kadar gelmiş efsaneleri derleyerek yazıya geçirip, üzerilerinde incelemeler yaparak Halk Edebiyatı literatürüne katkı sağlamak ve bu değerleri gelecek kuşaklara aktarmaktır. Kastamonu Efsaneleri adlı bu çalışma, yöredeki halk kültürü ürünlerinden biri olan efsanelerin tespiti, konu ve fonksiyonları bakımından sınıflandırılması, incelenmesi ve motif yapılarının çıkarılmasından oluşmuştur. Bu çalışmada, kaynak taraması ve alan araştırması yöntemleri kullanılmıştır. Alan araştırması yöntemi ile efsane derlemesi yapılırken ?görüşme tekniği? kullanılmıştır. Derlenen, Kastamonu Efsaneleri 8 ana başlıkta sınıflandırılmıştır. Bu başlıklar sınıflandırılan efsaneler tasnif edilmiş ve numaralandırılmış biçimde verilmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında, Kastamonu ve ilçelerinde anlatılan efsanelerin sosyal çevreye uyum sağlayarak varlıklarını sürdürdükleri görülmüştür. Ayrıca aynı efsane metninin farklı kişilerce anlatımında değişik varyantlarının da olduğu tespit edilmiştir. Bu efsane metinlerinin içinde benzer motiflerin varlığı görülmüştür.Anahtar Sözcükler: Kastamonu, Halk Kültürü, Efsane, Motif
Tuva-Türk destanlarında şekil değiştirmeler
Destanlar, toplumların sözlü gelenek içerisinde oluşturup, yaydığı ve gelecek nesillere aktardığı kültür miraslarıdır. Destanlarda, kahramanlıklar, zaferler, başarılar, göçler, yenilgiler, ihanetler, dostluklar, düşmanlıklar, acılar ve sevinçler her yönüyle yer alır. Zengin bir kültür ve sanat hazinesi olan Türk destanları Türklerin kültürlerine çok yönlü olarak ışık tutar. Türk destanlarının vazgeçilmezleri kahramanlardır ve destanlar kahramanları etrafında şekillenir. Kahramanı kahraman yapan ise yüce değerler uğruna ortaya koyduğu mücadelelerdir. Zaman zaman olağanüstüyü de içerisine alan bu mücadeleler milletlerin kültür kodları hakkında önemli verileri barındırır. Kahramanın girdiği mücalelerde işini kolaylaştıran ve onu başarıya ulaştıran en önemli unsurlardan birisi "şekil değiştirme"dir. Şekil değiştirme, Türk kültürü içerisinde doğan ve gelişen destanlarda yaygın olarak görülebilen bir motiftir. Bugüne kadar Türk destanları şekil değiştirme motifi açısından tez ölçeğinde ele alınıp incelenmemiştir. Bu çalışma Türk destan ailesine mensup anlatmalarda yer alan şekil değiştirme motifi üzerine yapılan tez boyutunda ilk çalışma olma özelliği taşımaktadır. Tuva Cumhuriyeti, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra özerk cumhuriyet statüsü kazanan Türk topluluklarından biridir. Zengin bir kültüre sahip olan Tuvaların, tarihi, coğrafyası ve yaşayışları hakkında bilgi edinmek için başvurulacak en önemli kaynaklardan biri "maadırlıg tool" dedikleri destanlarıdır. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Tuva destanları yazıya geçirilmeye ve incelenmeye başlanmıştır. Bu destanların önemli bir kısmı da Türkiye Türkçesine aktarılarak yayımlanmıştır. Bu çalışmada Metin Ergun-Mehmet Aça, Ekrem Arıkoğlu-Buyan Borbaanay ve Salih Mehmet Arçın tarafından, Tuvaca ve Türkiye Türkçesi çevirileriyle birlikte yayımlanmış olan toplam on yedi destan (Alday-Buuçu, Boktu-Kiriş, Bora-Şeeley, Kangıvay-Mergen (2), Aldın-Çaagay (2), Aldın-Kurgulday, Erelzey-Mergen, Haragalzay-Mergen Alkışlar, Han-Şilgi Attıg Han-Hülük, Arı-Haan, Arzılan Kara Attıg Çeçen Kara Möge, Şöögün Bora Attıg Şöögün-Köögün, Mögaa Şagaan-Toolay, Tanaa-Herel, Ton-Aralçın Haan, Bayan-Toolay, Haan Tögüldür) şekil değiştirme motifi açısından incelenmiş ve kimlerin, ne zaman, ne şartlar altında, hangi yerde, nasıl şekil değiştirdği tespit edilerek şekil değiştirmelerin destanın seyrini nasıl değiştirdiği belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Destan, Dönüşüm, Motif, Şekil Değiştirme, Tuva.
Aksaray Müzesi envanterine kayıtlı sandukaların süsleme özellikleri
Taş; mimaride tarih boyunca kullanılmış, yapıların tüm cephelerinde, taç kapılarda, minare, mihrap, minber, eyvan, çörten ve pencere kenarları gibi mimari unsurların yanı sıra sandukalar ve mezar taşlarının da ana yapı malzemesi olmuştur. Sandukalar, İslamiyet'ten sonra Anadolu'da özellikle Selçuklular Döneminde saygın kişileri ebedileştirmek için yaygın olarak kullanılmıştır. Taş işlemeciliğinin en zengin örnekleri ile üzerleri süslenen sandukaların kullanımı Beylikler ve Osmanlı Dönemlerinde giderek azalmıştır. O dönemlere ait örnekler günümüzde mezarlıklar, türbeler ve müzelerde yer almaktadır. Bu çalışmada Aksaray Müzesi teşhirinde bulunan süslemeye yer verilen dokuz adet sandukalı mezar taşı incelenmiş ve eserler ait oldukları dönem ve süsleme özelliklerine göre açıklanmıştır. Eserlerin XIII. yüzyıl sonları ile başlayıp XVI. yüzyılın ilk yarısını içine aldığı görülmektedir. Süslemelerde ağırlıklı olarak bitkisel motifler kullanılmıştır. Bununla birlikte geometrik şekiller, süsleme unsurlu yazı, sade yazı ve birbirine ulanan sütunlardan oluşan süsleme ile palmetin dış çevresini oluşturan süsleme kullanılmıştır. Ayrıca mimari unsurlu süslemelerden mukarnas, günlük kullanım eşyası olan sembolik unsurlardan kandil ve vazonun da yer aldığı eserler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aksaray Müzesi, taş süsleme, sanduka
Maysa ve Bulut animasyon dizisinde yer alan dokumalardaki motiflerin incelenmesi
Özellikle yeni teknolojilerin etkisiyle hızlı bir şekilde küreselleşen dünyamızda popüler kültür olarak adlandırılan kitle kültürü yaygınlaşmaktadır. Kitle kültünün etkisi altında kalan topluluk ya da gruplara ait kültürler çeşitli öğelerini teker teker kaybetmektedirler. Bu kaybolan öğeler çoğunlukla örf, adet, anane gibi somut olmayan kültürel miras öğeleridir. Bu öğelerin kaybolmasını engelleyerek, kültürel çeşitliliğin ve devamlılığın sağlanabilmesi için toplumsal kültürün yeni kuşaklara aktarımı şarttır. Kitle kültürünün etkilerine karşı kullanılabilecek en etkili araç yine kitle kültürünün yaygınlaşmasında en büyük rolü oynayan televizyonlardır. Özellikle çocukların ilgisini çeken ve başından kalkmak istemedikleri animasyon dizilerinin kültür aktarım aracı olarak kullanılması son derece etkili olmaktadır. Doküman incelemesi şeklinde gerçekleştirilen bu çalışmada "Maysa ve Bulut" animasyon dizisinde yer alan ve dokumalarda kullanılan motifler belirlenerek, bu motiflerin alanyazında yer alan motifler ile tutarlılığı incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda Maysa ve Bulut animasyon dizisinde toplam 54 farklı motifin kullanıldığı belirlenmiştir. Bu motiflerin 20 tanesi doğum ve çoğalma ile ilgili motifler, 22 tanesi hayatı simgeleyen motifler, 2 tanesi ölümü simgeleyen motifler, 7 tanesi günlük hayata dair betimlemeler ve 3 tanesi de tanımlanamayan motiflerdir. Belirlenen motiflerin büyük çoğunluğunun alanyazında yer alan motifler ile uyumlu olduğu belirlenmiştir.
Altay, Tuva ve Hakas Destanlarında ölüp dirilme motifi
Türk Halk Edebiyatının önemli anlatı türlerinden olan destanlar, Türk milletinin tarihini, gelenek ve göreneğini, inanış ve düşünüş sistemini anlamanın kapılarını açan birer anahtar konumundadırlar. Arkaik dönemin izlerini taşıyan ve sözlü gelenekte oluşarak halkın belleğinde nesilden nesle aktarılan bu destanlar içerisindeki önemli motiflerden biri ölüp dirilmedir. Türk mitolojisinde ölüp dirilme iyi insanlar, özellikle toplumun menfaatini gözeten kahramanlar için tasarlanmış bir motiftir. Türk halk hikâyelerinde de görülen bu motif daha çok arkaik kahramanlık destanlarında ön plana çıkmaktadır. Destanlarda kahramanlar, genellikle Erlik Bey ve Erlik Bey'in hâkimiyetindeki kötü insanlar tarafından hile ile öldürüldüğünde diriltilebilmişlerdir. Dirilen kahraman, eskisinden daha güçlü ve daha bilge bir konuma ulaşarak yarım kalan mücadelesini tamamlamış, düşmandan intikamını almış ve halkını refaha ulaştırmıştır. Bu çalışmada ölüp dirilme motifi, oldukça zengin bir sözlü edebiyata sahip olan Altay, Tuva ve Hakas Türklerinin destanlarında incelenmeye tabi tutulmuştur. Altay sahasından 14, Tuva sahasından 8, Hakas sahasından 8 destanda ölüp dirilme motifi tespit edilmiştir. Tespit edilen her ölüp dirilme motifi, kahramanın ölüm nedeni, ölüm tipi, dirilme tipi ve dirilme sonrası olmak üzere dört kategoride ele alınmıştır. Çalışmada ölüp dirilme motifinin destanın seyrine olan etkisi üzerinde durulmuştur. Ayrıca destan kahramanının ölüp dirilme şekli ile şamanın ölüp dirilerek erginlik kazanması arasındaki tipolojik benzerlik gösterilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada ölüp dirilme motifinin kendi içinde sınıflara ayrılması ve destan içerisindeki amacının belirlenebilmesi amaçlanmıştır. Çalışma ölüp dirilme motifi üzerinde daha önce tez bazında çalışma yapılmamış olması münasebetiyle önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Altay, Hakas, Ölüp Dirilme Motifi, Şamanizm, Tuva
Hakas destanlarında şekil değiştirme motifi
Destanlar, resmî birer tarih belgesi olmamakla birlikte tarihî gerçekliği, anlatım yöntemleri ile kurgulayarak yeniden üreten ve destan türüne özgü icra geleneği içinde toplumun hafızasında önemli yer tutan anlatılardır. Hakasların "alıptığ nımah" adını verdikleri kahramanlık destanları, Türk mitolojisi, Şamanizm inancı, eski Türk topluluklarının geleneklerini ortaya koyma açısından ve dize sayısı 15 binden 30 bine kadar ulaşan büyük hacimleri ile Tük destanları arasında özel bir yere sahiptir. Hakas kahramanlık destanlarında kahramanların doğaüstü güçleri vardır. Daha doğarken bu güçleri beraberlerinde getirirler ve bir kahramanlık gösterdiklerinde bir yakınları veya aile büyüğü tarafından ad alırlar. Adlarında atlarının adı da mutlaka geçer. Asıl kahraman atı olmadan kahraman olamaz. Kahramanın atı onu tehlikeden korur ve düşebileceği zaaflardan alıkoyar. Asıl kahramanların belirgin özellikleri vardır. Ezilenlere devamlı yardım eder, düşmanları yendiklerinde onların mallarını fakirlere dağıtır ve köleleri serbest bırakır. Güzelliklerini ay ve güneşten alan kadın kahramanların çoğunlukta olması Hakas destanlarının bir diğer önemli özelliğidir. Ak Çibek Arığ, Huu İney, Ay Huucın, Altın Arığ, Kün Sarığ Han ve Alp Han Kız yiğitlikleri ve güzellikleriyle ünlü kadın kahramanlardan birkaçıdır. Destanlarda sıkça kullanılan ortak motifler vardır ki bunlar ait olduğu milletin iç dünyasını yansıtır. Motifler destanı besleyen damarlardır ve destanı sürekli canlı tutar. Kahramanın maceradan maceraya koşarken kullandığı en önemli motiflerden biri de "Şekil Değiştirme" motifidir. Şekil değiştiren kahramanlar başka bir canlının (kuş, kurt, yılan) kimliğine bürünebileceği gibi, cansız bir nesne (yüzük, taş) de olabilir. Hakaslar tarih boyunca çeşitli mücadeleler vermiş ve bu mücadeleleri konu alan pek çok kahramanlık destanı yaratmışlardır. Zengin bir kültür hazinesi olan ve içerisinde Türk destanlarına ait pek çok motif bulunan Hakas destanları ile bu destanları besleyen ana damarlardan biri olan "Şekil Değiştirme" motifi çalışmamızın temel konusunu oluşturmaktadır. "Şekil Değiştirme" motifi incelenirken Hakasçadan Türkiye Türkçesine aktarılan Altın Çüs, Ak Çibek Arığ, Ay Huucın, Han Kicegey, Kara Kuzgun, Han Orba, Huban Arığ, Altın Arığ, Kök Han, Hara Molat, Alıp Sarığ Plat Hıs, Altın Taycı ve Kün Sarığ Han başlıklı 13 Hakas destanı ele alınmıştır. Bu destanlarda şekil değiştirme motifleri tespit edildikten sonra tasnifi ve tahlili yapılarak kimlerin, ne zaman, ne şartlar altında, nerde, nasıl şekil değiştirip destanın seyrini nasıl etkilediği belirlenmeye çalışılmıştır.
Dalakçı kilimlerinde yer alan motiflerin ajur süsleme tekniġi ile seramik yüzeylerde uygulanması
Dokuma sanatı geçmişten günümüze kadar varlığını devam ettiren bir sanattır. İnsanlar duygu ve düşüncelerini yaptıkları dokumalardaki motiflere aktarmışlardır. Bu motifler, farklı yörelerdefarklı isimlerle adlandırılsa da görsel açıdan birbirine yakındır. Kırşehir dokumalarında yer alan bukağı motifi Muğla dokumalarında da görülebilmektedir. Bu çeşitliliğe sahip motif kültürünü farklı disiplinlerde kullanmak mümkün. Günümüz modern seramik çalışmalarında farklı formlar üzerine Kırşehir Mucur Dalakçı Köyü kilim motiflerinden bir kısım seçkiler bu çalışmada kullanılmıştır. Çalışmada bu kilimlerdeyer alan motiflerin seramik sanatına ajur süsleme tekniği ile estetik bir kaygı içerisinde uyarlanması ve farklı iki disiplinin birleştirilmesi amaçlanmıştır. Mucur Dalakçı Köyü kilimlerinde; akrep motifi (kıvrım), seleser motifi, elibelinde (eliböğründe) motifi, ev motifi, yarım ev motifi, kurtağzı (tazı kuyruğu) motifi, gerdan ayağı motifi, sandık oyu (bıçkır/ parmak) motifi, aşık (aşığı) motifi, bukağı (kazan kulpu) motifi, pıtrak motifi, çıtlık (başlı çıtlık) motifi, saçbağı (çıngıraklı oy/ saçaklı oy) motifi, aşk-birleşim (ying-yang) motifi, koçboynuzu motifi, kıvrım (tek dallı oy) motifi, kaşık sapı motifleri yer almaktadır. Uygulama ve teknik yaklaşımlar dikkate alınarak seramik çalışmalarda görülen özgün ifade farklılıklarının irdelenmesi ayrıca çalışmanın amaçları arasındadır. Kırşehir Mucur ilçesi Dalakçı köyü kilimlerinde geçen akrep, bukağı, çıtlık, elibelinde, kurtağzı, pıtrak ve seleser motifleri olmak üzere toplam yedi adet motif kullanılmıştır. Bu motiflerin uygulanabilirliği için eskiz çalışmaları hazırlanmış ve uygulama aşamasında ajur süsleme tekniğine uygun araçlar yardımı ile seramik yüzeylere (vazo, tabak, kâse) aktarımı yapılmıştır. Günümüzde yapılacak olan yeni çalışmalarda, farklı disiplinleri bir arada kullanabilmek açısından bu çalışma önemli görülmektedir.
Mardin masalları: İnceleme-metin
Mardin masallarını derleme ve inceleme olmak üzere iki aşamada ele alan bu çalışmanın amacı yörede anlatılan masalları derleyip incelemek ve aynı zamanda Mardin şehrinde masal anlatma geleneğinin günümüzdeki durumunu tespit etmektir. Tarihte pek çok önemli uygarlığa ev sahipliği yapmış Mardin, folklorik malzeme açısından zengin bir kenttir. Fakat Mardin yöresinin masalları ile ilgili yapılan çalışmalar sınırlı sayıda ve dar bir çerçevede kalmıştır. Bu bakımdan bu çalışmada "Alan Araştırması Yöntemi" ile masal metinleri kayıt altına alınmış ve masallar bağlamsal özellikler, tip, motif ve formel unsurlar yönünden incelenmiştir. Masallarda tespit edilen tipler Aarne-Thompson'ın "The Types of the Folktale" ve Eberhard-Boratav'ın "Typen Türkischer Volksmarchen" (TTV) kataloglarına göre tasnif edilmiştir. Mardin masallarında yer alan motiflerin ise Stith Thompson tarafından hazırlanan "Motif- Index of Folk-Literature" adlı çalışmaya göre karşılıkları tespit edilmiş ve Mardin masallarında nadir ve sık geçen motifler tahlil edilmiştir. Kaynak kişilerden alınan bilgilere göre Mardin'de masal anlatma geleneği zayıflamaya başlamıştır. Kitle iletişim araçlarının kırsal kesimlere ulaşması, köy ve şehir hayatındaki yaşamın birbirine benzemesi, şehre göçün başlaması ve geleneği bilen kaynak kişilerin vefat etmesi gibi nedenler bu geleneği olumsuz etkilemiştir. Mardin il merkezi ve ilçelerinde yürütülen çalışmada kaynak kişiler ile yapılan görüşmeler neticesinde 120 masal kaydedilmiştir. Fakat bazı masalların eksik olması sebebiyle 80 masal incelenmiştir. Yapılacak yeni derleme çalışmaları ile yörenin sözlü kültür ürünleri kaybolmaktan kurtulacak ve gelecek nesillere ulaştırılacaktır.
Tarihi ve kültürel mimari yapılardaki motiflerin CNC ahşap işleme olanakları kullanılarak modern yapılarda uygulanması: Amasya Mehmet Paşa cami örneği
Artvin ilinde bulunan modern mimaride yapılan Şehitlik köyü camisine, tamamı mermer olan Amasya Mehmet Paşa minberi ve mimari motifleri örnek alınarak ahşap işlemeler uygulanmıştır. Ahşap süsleme tekniklerinin detaylı bir şekilde uygulandığı bu eserdeki işlemlerin çoğu CNC ile yapılmıştır. Yapıdaki tüm ahşap işlemelerde masif paneller ve kereste kullanılmıştır. Kabartmalar, grift hatlar ve bitkisel motifler yoğun kullanılmıştır. Tezin 2. ve 3. bölümlerinde daha çok tarihi ve kültürel mimari yapılardaki motifler, analizleri, çizimleri ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Genel olarak Türk-islam kültüründen etkilenen cami anlayışı dönem dönem farklılıklar göstermiştir. Anadolu Selçuklu, erken-klasik-geç Osmanlı dönemi ve çağdaş dönem ile farklı çizgiler bulunmaktadır. Bilgisayar destekli üretimin önemli parçası olan CNC ile çalışmalar yapılmıştır. Modern mimaride yapılan bu esere, tarihi kültürel değere sahip erken dönem Osmanlı motiflerini barındıran işlemeler ve inşasının yanı sıra günümüz CNC teknolojisini kullanarak çalışmalar yapılmıştır. Bu tez çalışması kapsamında ağaç türlerine göre CNC parametreleri, en uygun ağaç türünü, yüzey pürüzlüğü ve ahşap malzemenin ıslanabilirlik dereceleri, parametrelere göre harcanan elektrik enerjisi ve işlem süresi belirlenmiştir. Ağaç türleri olarak iroko, sapelli, ceviz, dişbudak ve ladin kullanılmıştır. CNC parametreleri olarak 3 farklı bıçak çapı (3, 6 ve 9 mm), 3 farklı devir hızı (12000,15000 ve 18000 d/dk) ve 3 farklı kesme hızı (3000, 6000 ve 9000 mm/dk) belirlenmiştir. En düşük yüzey pürüzlülük değeri İroko örneklerinden elde edilmiştir. En düzgün yüzey 6 mm çaplı bıçakla elde edilirken, yine 15000 d/dk işlem gören örneklerden ve 3000 mm/dk kesme hızında daha kaliteli yüzeyler oluşmuştur. Islanabilirlik değerlerine bakıldığında ladin, dişbudak ve sapelli türleri, ceviz ve irokodan daha iyi sonuçlar vermiştir. Dişbudak ve Ceviz örneklerinin işlenirken diğer ağaç türlerine göre birim zamanda daha fazla elektrik tüketimine neden olduğu tespit edilmiştir.
Nizip efsaneleri
Nizip Efsaneleri adlı bu çalışmamızda, Gaziantep'e bağlı Nizip ilçesinin kültürel mirası olan efsane ve menkıbelerin unutulmadan, kayıt altına alınması amaçlanmıştır.Efsanelerle ilgili saha çalışması yapılmadan önce yöre ile ilgili bir araştırma planı hazırlanmış; kaynak kişiler tespit edilerek, gerekli araç ve gerecin temini sağlanmıştır.Çalışmamızın birinci bölümünde, Nizip'le ilgili genel bilgiler verilmiş; Nizip folkloru üzerine yapılan çalışmalar üzerinde durularak, efsane kavramı açıklanmıştır.İkinci bölümde, çalışmamızda kullandığımız on yedi kitap özeti ve dört makale özetine yer verilmiştir.Üçüncü bölümde, derleme çalışmasında kullandığımız, gözlem ve görüşme yöntemlerine değinilmiştir.Son bölümde, efsane metinleri tasnif edilerek metinlerin incelenmesi yapılmış; metinlere ait motifler üzerinde durulmuştur.Çalışmanın sonunda ise Sonuç, Kaynakça ve Ekler bölümleri yer almıştır.
İstanbul Tarihi Yarımada'nın tarihi çeşmelerinde bulunan motiflerin takı tekniklerinde uygulanması
Bu araştırmada; İstanbul tarihi yarımada tarihi çeşmelerinde kullanılan kalem işleri ve taş işlemesi ile yapılan, bitkisel, geometrik, simgesel, yazılı, hayvansal ve barok-rokoko tarzı unsurlar içeren süslemelerin, desenlerin, kompozisyonların ve motiflerin, takı teknikleri(ajur, telkari, mine, kabartma) ile kullanılması sağlanarak geleneksel öğelerin yeniden kullanılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini İstanbul Tarihi Yarımadada bulunan tarihi çeşmeler oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemesini ise Tarihi Yarımada bölgesindeki tarihi çeşmelerde kullanılan motiflerden seçilmiştir.Çalışma kapsamında önce Tarihi Yarımadada bulunan çeşmelerin birkaçı ele alınarak eskiz çalışmaları yapılmış, bu çalışmalar içerisinden yine çoğu tasarıma dönüştürülmüştür. Ajur, telkari, mine, kabartma gibi takı teknikleri kullanılarak tasarımlar geliştirilip çizilmiştir.Çalışma sonucunda Geleneksel Türk El Sanatlarında kullanılan motiflerin takı ile yorumlanarak günlük hayatta kullanımının sağlanması ve bu yolla gelecek nesillere aktarılması sağlanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Tarihi Yarımada Çeşmeleri, Motif, El Sanatları, Takı Teknikleri
Midyat taş mimarisinde görülen motiflerin Selçuklu motifleriyle karşılaştırılması ve bu motiflerin çağdaş mimariye ve sanat eğitimine katkısı
Bu araştırmada bize bizi anlatan Midyat mimari yapılarına bölgede kurulan medeniyetlerin, üretim ve geçim kaynaklarının, yapılarda kullanılan malzemelerin, iklim ve sosyo-kültürel yaşam gibi bölgesel etkenlerin yanında, etnik ve dini faktörlerin yapılara olan etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dinlerin ve dillerin mimariye yansıması konusunda taşlara işlenen yaşanmışlıkların Selçuklu mimari yapılarında da benzer etkilerinin olduğu görülmüştür.Bölgelerde yaşanan savaşlar, doğal afetler ve dış güçlere rağmen yapıların ayakta kalmalarının nedeni, yapılarda çoğunlukla taş malzemenin kullanılmasının etkili olduğu görülmüştür. Bu açıdan Midyat Taş Mimarisinin tarihteki yaşanmışlıkları günümüze taşımasındaki önemi bir kat daha artmaktadır.Bu yapıların tarihi taşıması, tarih sürecinde yaşananları anlatması ve bu yapıların çağdaş mimariyle harmanlanarak günümüz mimari yapısının temelini oluşturması bakımından önemi üzerinde durulmuştur. Tarihi ve mimari yapılardan yola çıkarak içinde bulunulan sosyo-kültürel çevrenin sanat eğitimine etkisinin olup olmadığı görülmeye çalışılmış, sanat-mekan ilişkisi göz önünde bulundurularak Midyat'taki ilköğretim öğrencilerine yaptırılan resimlerle bölge insanının mimari düşünce yapısı ve mimari algısı ortaya konulmaya çalışılmıştır.İVSonuç olarak yapılan araştırmayla Selçuklu dönemi mimarisi ve Midyat tarihi mimarisinde taş işlemeciliğinde kullanılan motiflerin benzerliklerinin olup olmadığı ve bu mimarilerden yapılan sentezlerin çağdaş mimariye ne denli etkisi olduğu ve bu etkilerin sanat alanları, modern mimari, sosyo-kültürel yaşam içerisinde ne gibi yansımalarla ortaya çıktığı araştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Midyat, Selçuklular, Taş İşlemeciliği, Sanat Eğitimi, Mimari Yapılar.