Müzeler
267 theses under this subject heading
İnteraktif medya ile yapılan PR yöntemlerinin bir prototip olarak Kariye Müzesi'nde uygulama önerileri
Müzeler birer sosyal mekân olarak toplum içinde gün geçtikçe daha önemli bir yer edinmektedir. Tarihi mekânların restorasyonun yoğun şekilde gerçekleştirildiği ve geçmişi olan mekânların değer kazandığı bugünlerde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken ancak pek bilinmeyen Kariye Müzesi'nin tanıtımı ve ziyaretçilerinin ilgisini ve bilgisini arttıracak interaktif PR yöntemlerinin neler olabileceği tez kapsamında değerlendirilmektedir. Yapının Bizans sanatının nadir bir örneği olduğu sanat tarihçiler ve mimarlar tarafından ifade edilmektedir. Bir grup genç restoratörle Kariye Müzesi'nde gerçekleştirilen gezi sonrası yapılan röportaj çalışması gözlem verisi sağlarken yetkili kişilerle yapılan röportaj ve mail görüşmeleri bir diğer veri kaynağı olarak kullanılmaktadır. Geçtiğimiz yüzyıl sonu ortaya çıkan geleneksel PR çalışmalarının internetin yaygınlaşmasından sonra genişleyen ağlar sayesinde sosyal ağların desteğiyle yaygınlaştığını görmekteyiz. Ayasofya Müze Müdürlüğü himayesinde faaliyetini sürdüren Kariye Müzesi'nin 2015 verilerine göre Ayasofya Müzesi'nin ziyaretçi sayısının çok altında kalan ziyaretçi sayısına sahip olduğu da görülmektedir. Hâlihazırda restorasyonda olan yapının yürütülen bir PR çalışması olmadığı bilinmekle beraber müzenin sahip olduğu bir PR arşivi de bulunmamaktadır. Dünyanın pek çok yerinde anıt eserlerin birer müzeye dönüştürüldüğü biliniyor. Bu müzelerin ziyaretçisine henüz müzeye gelmeden yapılabilecek imaj çalışmaları ile bir kurumsal dünya inşa etmek gerekmektedir. Ayrıca müze ziyaretçisine cazip gelecek teknoloji uygulamalarının duyurulması ziyaretçiler için etkili bir PR faaliyeti olacaktır. Ziyaretin nasıl faaliyetler ve faydalar içerdiği yazılı, basılı ve dijital medyada duyurulmalıdır. Bu bağlamda tanıtım ve zengin içeriğin potansiyel ziyaretçiye hangi kanallardan sunulacağının önerilmesi birinci hedef olarak görülmektedir. İkinci hedef olarak da müzeye gelen ziyaretçinin gezisinden daha fazla verim aldığı ve bilgiyi özümsediği interaktif sistem önerileri sunmak amaçlanmaktadır.
"Sahne yazım" kavramının müze sergi tasarımlarında incelenmesi
Müzelerde gelişen "Sahne Yazım", sergileme stratejilerini mekânsal deneyim ve kalıcı deneyim sağlamak üzerine kurar. Müze mekanında sanatçılar ve izleyenler arasında kırılgan, dinamik, hissel ilişkiler geliştiren "Sahne Yazım", sergilemede hikaye anlatımı ve dramaturjiyi izleyen ve nesne arasında işleyen bir süreç olarak ele alarak katmanlı bir anlatım oluşturmayı amaçlar. "Sahne Yazım" yeni sergileme teknolojilerini kullanarak müzeyi beden odaklı etkileşimli çoklu medya anlatı mekanlarına dönüştürür. Böylece ziyaretçiyi yoğun bir anlama durumuna teşvik ederken daha derin ve kalıcı çok yönlü duyusal deneyimler sağlar. Tezle, müzelerde gelişen "Sahne Yazım"ın kavramının anlaşılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. "Sahne Yazım" kavram olara ele alınmış kapsam ve ögelerine yer verilmiştir. Bu bağlamda günümüz müzeciliğinde değişen sergi tasarım stratejelerinde yeni bir yaklaşım olan ve içerikten doğan biçimi amaçlayan "Sahne Yazım"ın etkilediği sergileme örnekleri incelenmiştir.
Müze yöneticilerinin postmodern müzelerin pazarlama uygulamalarına yönelik görüşlerinin belirlenmesi: İstanbul örneği
Müzecilik ve turizm arasındaki ilişki, gün geçtikçe önemli bir çalışma alanı haline gelmektedir. Buna karşın turizm pazarlaması alanyazınında, postmodern müzelerin karakteristik özelliklerini ortaya koyan ya da bu müzelerin pazarlanmasında postmodern koşullara olan uyumu araştıran bir çalışmanın henüz yapılmadığı görülmektedir. Bu çalışmada postmodern müzelerin modern müzelerden farklı yanlarını belirlemek, postmodern müzelerin pazarlanmasına yönelik eğilimleri anlamak ve postmodern müzelerin pazarlanmasına ilişkin Türkiye'deki mevcut durumu ortaya koymak amaçlanmaktadır. Nitel bir bakış açısı ile ele alınan çalışmada, araştırmanın her aşaması ve izlenen yol detaylı olarak açıklanmıştır. Verilerin analizinde, veri içindeki örüntü, tema ve kategorileri keşfetmeyi içeren tümevarımsal içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan müzeler, araştırmacının ve uzmanların yargılarına dayanarak İstanbul'daki özel müzeler arasından amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiştir. Araştırmada veri toplama tekniği olarak yarı yapılandırılmış görüşme kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından ilgili kaynaklar referans alınarak hazırlanan ve uzman görüşüne sunulan soruların, araştırmanın amacını desteklediği varsayılmıştır. Çalışma sürecinde toplanan veriler yoluyla, postmodern müzelerin modern müzelerden dokuz farklı açıdan ayrıldığı bulunmuştur: Ek mekânların kullanılması, müzelerin özel etkinlikler için kullanıma açılması, ziyaretçilerin motivasyonları, kullanılan sergileme teknikleri, kullanılan sergileme mekânları, sergilenen eserlerin yapısı, sponsorluk kabulü, şubesinin olması ve sosyal medya kullanımı. Ayrıca araştırma kapsamındaki müzelerin, postmodern koşullar olan üstgerçekliğe, parçalanmışlığa, karşıtlıkların birlikteliğine, üretimle tüketimin yer değiştirmesine ve öznenin merkezsizleştirilmesine yönelik eğilimleri ve uygulamaları olduğu da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Müzecilik, Modern Müze, Postmodern Müze, İstanbul.
Hayat bilgisi dersinde gerçekleştirilen müze uygulamaları
İlkokul, öğrencilerin kendini ve çevresini tanımasını, kendini geliştirerek çevresine uyum sağlamasını ve yaratıcı düşünme, problem çözme, eleştirel düşünme, yansıtıcı düşünme becerilerini geliştirmeyi amaçlar. Hayat Bilgisi dersi bu amaçlara ulaşmak için kullanılan en etkin derslerden biridir. Hayat Bilgisi dersi, çocuğun içinde yaşadığı doğal ve toplumsal olayları, olguları tanımasını, anlamasını, yorumlamasını, ilke, genelleme ve yöntemleri kullanarak analiz etmesini, yeni çözümler önerip değerlendirme yapmasını sağlar. Özellikle 2004 yılında değişen Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programında, öğrencilerin aktif olduğu öğrenme ortamları önerilmiştir. Etkili ve kalıcı öğrenmeler için öğrenme ortamları öğrencilerin gözlem, araştırma ve keşif yapmasına olanak tanımalı, öğrencilere gerçek yaşantılar ve somut nesneler vasıtasıyla ilk kaynaktan veri sağlamalıdır. Geleneksel okulların sınırlı fiziksel imkânlarının aksine müzeler, öğrencilere kendilerini özgür hissettikleri bir öğrenme ortamı sunmaktadır. Özellikle soyut düşünme becerileri henüz gelişmemiş ilkokul öğrencileri için, beş duyuyu kullanarak, keşfederek, araştırarak, bizzat uygulamalara katılarak öğrenme ortamı sağlayan müzelerde yapılan eğitim daha etkili ve kalıcı olabilecektir. Bu araştırmanın amacı, Hayat Bilgisi dersi içinde gerçekleştirilen müze uygulamalarını öğretmen ve öğrenci görüşleri ile bu uygulamalar için yapılmış etkinliklere ilişkin hazırlanmış dokümanlara dayalı olarak incelenmesi olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yaklaşımına uygun olarak gerçekleştirilen bu araştırmanın katılımcılarını, Eskişehir ilinde 2012-2013 öğretim yılında görev yapan daha önce Hayat Bilgisi dersi içinde müze uygulaması yapmış 20 sınıf öğretmeni ile bu uygulamalara katılmış 2., 3. ve 4. sınıfta okuyan 30 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı-yapılandırılmış görüşme formları ve doküman incelemesi ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, sınıf öğretmenlerinin müzelere ilişkin yeterli ve doğru bilgilerinin olmadığı, uygulamalarda ön hazırlığa önem vermediği, daha çok davranışsal boyutta kuralları hatırlattığı, soru cevap ve sohbet dışında öğretmenlerin müze uygulaması öncesinde, sırasında ve sonrasında öğrencilerin kalıcı ve etkili öğrenmeleri için yeteri kadar etkinlik yapmadıkları ortaya çıkmıştır. Sınıf öğretmenlerinin Hayat Bilgisi dersi içinde müze uygulamaları yapmayı ders ile bağlantı kuran, dersi pekiştiren, öğrencilerin düşünce becerilerini geliştiren, kalıcı ve etkili öğrenme sağlayan, eğlenceli, faydalı, olumlu uygulamalar olarak değerlendirdikleri ortaya çıkmıştır. Bu olumlu görüşlerin yanında sınıf öğretmenlerinin küçük bir kısmı da müze uygulamalarını zaman alıcı, riskli, zor ve sıkıcı bulmuştur. Araştırmada müze uygulamalarına ilişkin öğrenci görüşlerine de yer verilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin büyük bir kısmının müze uygulamalarını güzel, eğlenceli, dikkat çekici, heyecanlı, bilgilendirici, yararlı, etkili öğrenmeyi sağlayan uygulamalar olarak değerlendirdikleri görülürken, küçük bir kısmının müze uygulamalarını gürültülü, sıkıcı ve korkutucu bulduğu ve Hayat Bilgisi dersine katkısının olmadığını düşündükleri sonucuna varılmıştır. Araştırmada son olarak öğretmenlerin müze uygulamaları öncesinde ön hazırlık yapması, müzelerin öğrenci seviyesine uygun olarak belirlenmesi, müze uygulamalarının MEB tarafından yapılması ve ücretsiz olması önerilmiştir. Müze uygulamalarında drama, rehber anlatımı, oyun yoluyla öğrenme, bulmaca çözme, canlandırma, arkeolojik kazı ve beyin fırtınası gibi öğrencilerin dersi daha iyi anlamalarını sağlayacak etkinlikler yapılması önerilmiştir.
Türkiye müzelerinde bulunan Erken Bizans Dönemi (M.S. 4 – 6. yy.) İon sütun başlıkları
Bu tez çalışması, Türkiye müzelerinde bulunan Erken Bizans Dönemi (M.S. 4.-6. yy.)'ne ait İon sütun başlıklarının tespitini ve kronolojik bir tipoloji oluşturmayı amaçlamaktadır. Araştırmamız kapsamında İstanbul, Sinop, Antalya, Kocaeli, Tokat ve Yalvaç Arkeoloji Müzeleri'nde, Erken Bizans Dönemi'ne ait 43 İon sütun başlığı tespit edilmiştir. Tespit edilen başlıkların sınırlı sayıda olmasına rağmen araştırmamıza alınan örnekler üzerinden bir gruplama yapılmaya çalışılmıştır. Başlıklar üç grup altında incelenmiştir. Üretim yeri ve tipine göre sınıflandırılan birinci grup, Prokonnesos üretimi Geç Antik Çağ – Erken Bizans Dönemi İon sütun başlıkları adı altında değerlendirilmiştir. İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde bulunan ve Konstantinopolis/Prokonnesos üretimi İon sütun başlıkları ikinci grubu oluşturmuştur. Türkiye müzelerinde farklı bir grup oluşturan İon sütun başlıkları, M.S. IV.-VI. yüzyıl Anadolu İon sütun başlıkları başlığı altında değerlendirilmiştir. Araştırmada, M.S. 4.-6. yüzyıl Anadolu geneli ve Konstantinopolis örneklerinin oran, orantı ve biçimleri ile süsleme unsurları konu alınmış, İon sütun başlıklarındaki değişim değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmamızda tespit ettiğimiz, büyük çoğunluğu M.S. 4. ve 5. yüzyıllara ait olan sütun başlıklarının zamana bağlı olarak biçimsel bozulmaların arttığı ve ait oldukları yapılar kesin olarak tespit edilememekle birlikte, düzenin genellikle üst yapı elemanlarına yer verilmeyen sütunlu cadde, stoa, peristyl ve anıt gibi boyutları itibari ile daha küçük ve ikincil yapılarla sınırlı kaldığı gözlemlenmektedir. M.S. 6. yüzyıldan itibaren İon Düzeni ve buna bağlı olarak İon sütun başlıklarının tamamen ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: İon Sütun Başlığı, Bizans, Geç Antik Çağ Mimarlığı, Erken Bizans Dönemi Mimarlığı, Prokonnesos, İstanbul.
Yozgat Müzesi'nde bulunan hellen otonom, hellenistik krallık ve roma eyalet sikkeleri
Bu çalışmanın ana kapsamını Yozgat Müzesi sikke koleksiyonu dâhilindeki Hellen otonom kentler, Hellenistik Krallıklar ve Roma İmparatorluğu Dönemi'nde Yunan kentleri tarafından darp edilen 395 adet sikke oluşturmaktadır. Koleksiyon dâhilindeki sikkelerden ilk gurubu oluşturan 95 adet sikke Arkaik, Klasik, Hellenistik dönemlerde bağımsız kentlerin basmış olduğu otonom sikkelerdir. Bu başlık altında batıda Thrakia'dan doğuda Kilikia Bölgesi'ne kadar özellikle Küçük Asya'nın batısında yoğunlaşan farklı darphanelerden sikkeler yer almaktadır. İkinci grubu oluşturan ve 234 adet örneği bulunan Hellenistik krallıklardan Makedonia, Thrakia, Pontos, Bergama, Kappadokia, Seleukos, Ptolemaios, Parthia Krallığı ve Pers satrap sikkeleri değerlendirilmiştir. Hellenistik Krallık sikke örnekleri Batı'da Makedonia ve Doğu'da Parthia Bölgesi'nden farklı örnekler bulunmaktadır. Üçüncü ve son grubu oluşturan 66 adet sikke ise Roma İmparatorluk Dönemi Eyalet sikkeleridir. Bu dönem kapsamında batıda Thrakia Bölgesi'nden doğuda Kommagene Bölgesi'ne kadar farklı darphanelere ait örnekler yer almaktadır. Sikkenin basıldığı dönemde egemen olan ve tasviri bulunan imparatorların tespiti yapılmış, Augustus döneminden Gallienus'a kadar, yaklaşık 300 yıllık bir süreç içerisinde darp edilen sikkeler ele alınmıştır. Ele alınan örnekler ait oldukları darphanelerin tanımlanmasının ardından, detayları ile metin içinde anlatılmıştır. Sikkenin ait olduğu darphane ve otoriteler özelinde genel hatları ile sikke basım süreçleri hakkında bilgiler verilmiştir. Tez kapsamında sikkeleri tespit edilen kentlerin genel olarak nümismatik tarihçeleri kısaca değerlendirilmiş ve Yozgat Müzesi koleksiyonunda hangi dönemlere ait sikkeleri olduğu vurgulanmıştır.
Artırılmış gerçeklik teknolojisi ve müze içi eser bilgilendirme ve tanıtımlarının artırılmış gerçeklik teknolojisi yordamıyla yapılması
Teknoloji, hızla gelişen yapısıyla, bireylerin ve toplumların hayatında vazgeçilmez bir yere sahiptir. Teknolojinin gelişimi ve yarattığı yeni iletişim mecraları, yeni fikirlerin her türlü alanda uygulanabilir formlarını üretmeye başlamıştır. Artırılmış gerçeklik teknolojisi, bu özelliklere bağlı olarak, pek çok alana hitap eder. Müzecilikte, artırılmış gerçeklik teknolojisi dünyada pek çok müzede farklı tanıtım şekilleriyle kullanılmaya başlamıştır. Artırılmış gerçeklik teknolojisi geliştikçe, müzecilik alanında kullanımı daha da yaygınlaşacak ve müzeler için önemli bir gereksinim olacaktır. Bu çalışmada; müzecilikte teknoloji ve artırılmış gerçeklik teknolojisi bileşenleriyle beraber incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde müzecilik ve teknoloji tabanlı müzecilik alanları literatür taramalarla incelenmiştir. İkinci bölümde, artırılmış gerçeklik teknolojisi ile ilgili kavramlar geniş bir şekilde açıklanmış; uygulama alanları ve müzecilikte uygulanabilirliği analiz edilmiştir. Elde edilen veriler çerçevesinde müzecilikte eser bilgilendirme ve tanıtımlarının, artırılmış gerçeklik yordamıyla yapılmasına örnek teşkil edecek sonuçlar yorumlanmıştır.
Çağdaş müzecilikte teşhir ve mekân
İnsanlığın misyonlarından biri olarak düşünülmesi gereken "kuşaktan kuşağa aktarım" olgusu, müzelerin ortaya çıkmasında etken bir rol oynamaktadır. Müze nedir? Müzeler; içerisinde eserlerin konulduğu birkaç vitrinden mi ibarettir? Gelecek kuşaklara bu aktarım nasıl verimli bir şekilde yapılabilir sorularının cevabını da "Çağdaş Müzecilik" kavramı vermektedir. Her müzenin bir hikâyesi vardır. Bir müze ilk kurgu aşamasındayken öncelikle bu hikâyenin ortaya çıkarılması gerekir. Bu hikâye; ziyaretçiyi, sıkıcı, rutin müze gezisinden çıkarıp, ziyaretçinin o müzenin hikâyesinin içerisine girmesini, "öz" ünü almasını sağlamaktadır. İşte tam bu esnada işin içine çağdaş müzecilik kavramı girmektedir ki bu kavram müzelere özgünlük, anlaşılabilirlik, erişilebilirlik katmaktadır. Hikâye ile birlikte mekân ve tasarım kavramları işin içine girmektedir. Mekân ve tasarım ile birlikte, hikâye birleştiğinde kuşaktan kuşağa aktarım konusunda başarılı olunacağı gibi, müzeleri artık sıkıcı mekânlar kategorisinden de çıkarmak mümkün olacaktır. Çağdaş müzecilik kavramında sadece vitrinlere yer verilmemektedir. Vitrinler ile birlikte, vitrinlerin içindeki nesneler ile paralel birçok unsur müzeler içerisinde yer almaktadır. Bunların arasında interaktif uygulamalar, grafik uygulamaları, diaromalar, maketler, realistik silikon heykeller ile yapılan canlandırmalar, ses sistemleri, günümüz bilgisayar teknolojisinin sunduğu hemen hemen tüm imkânlar sayesinde günümüz müzeciliğine yeni bir soluk getirilmeye çalışılmaktadır. Çağdaş müzecilikte teşhir ve mekân konulu bu tezde yukarıda anılan unsurların nasıl ve ne şekilde olması gerektiğini tarif ederek, yapılacak bu işlerin güvenlik boyutunun da sorgulanarak, engelli ziyaretçiler de dâhil olmak üzere toplumun her kesimine hitap edebilecek bir müzenin nasıl olması gerektiği anlatılmaktadır.
Toplumsal bellek bağlamında bir hafıza mekânı olarak Gaziantep Panorama 25 Aralık Müzesi
Geçmişle gelecek arasında bir köprü görevi gören bellek, olayların gelecek kuşaklara aktarılması aşamasında anlam kazanmaktadır. Toplumsal bellek, bireysel hatırlamalar arasındaki köprüleri anlama, görme ve bunların çözümlenmesiyle ilgilidir. Toplumsal bellek, hatırlama ediminde bireyler arasındaki köprüyü birleştiren bir çerçeve çizmektedir. Modern toplumlar öncesinde kendiliğinden oluşan bir toplumsal bellek varken, bugün riteülsizleşmeden kaynaklı birbirine içkin bir bellek yıkımı ve bellek inşası vardır. Toplumsal bellek bağlamında hatırlama ve unutma edimi ile bellek yıkımı ve bellek inşası birbirine zıt gibi görünen ama aynı sonucu ifade eden kavramlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla inşa edilebilen bir kavram olan toplumsal bellek ile toplumsal kimlik arasında da tek yönlü bir ilişki yoktur. Çünkü bellek kimliği inşa eder, kimlik de belleği inşa etmektedir. Bu inşa sürecinde de toplumlar artık bellek ortamları olmadığı için kendi bellek mekânlarını yaratırlar. Toplumsal belleğin dışsallaşmış haline de hafıza mekânları denilmektedir. Geçmişi bugünde yeniden inşa eden ve aktaran hafıza mekânlarından biri de müzelerdir. Çalışma alanı olarak seçilen Panorama 25 Aralık Müzesi kuruluşu, amacı, koleksiyonu, misyonu, üslubu açısından nasıl bir hafıza mekânına karşılık geldiği çalışmanın varmaya çalıştığı sonuç olmuştur. Ayrıca müzenin, Gaziantep kentinin sahip olduğu Gazi kimliğine ne derece katkı sağladığı ve toplumda nasıl karşılık bulduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda müzenin toplumda veya kentteki karşılığını ölçmek için nicel araştırma yönetmelerinden anket ve görüşme tekniği kullanılmıştır. Anketten elde edilen bulgular frekans analizi ile tablo oluşturularak amacına uygun şekilde değerlendirilmiştir.
Bursa Arkeoloji Müzesi'nde yer alan iki adet zırhlı torso
Yüksek lisans tezimizin konusunu Bursa Arkeoloji Müzesi'nde yer alan iki adet mermerden yontulmuş zırhlı torso oluşturmaktadır. Araştırmamıza önce zırhlı heykellerin kökeni ile başlanmış ve bu bölümde ayrıca konu ile ilişkili daha önce yapılan yayınlar irdelenmiştir. Diğer bir bölümümüzü Antik Çağda Anadolu'da zırhlı heykel üretimi yaptığı bilinen Aphrodisias, Dokimeion ve Prokonnesos gibi atölyelerin üslup bakımından incelenmesi oluşturmuştur. Bir diğer bölümde çalışmamızın konusunu oluşturan torsoların hangi atölye/atölyelere ait olabilecekleri sorusu tartışmaya açılmıştır. Tipoloji bölümümüzde ise zırhlı torsolarımız tip olarak incelenerek benzer örnekler ile karşılaştırılmıştır. Çalışmamızın bir diğer bölümü zırhlı heykellerimizin üzerinde yer alan zırh, giysi ve aksesuarların ikonografik incelenmesine ayrılmıştır. Son bölümümüz ise tarihleme konusuna ayrılmıştır. Atölyeler bölümünde yaptığımız değerlendirme sonucunda her iki heykelimizin de Prokonnesos Atölyesi'nde yontulmuş olabileceği sonucuna varılmıştır. Heykellerimizle tip olarak benzeyen heykellerin de Prokonnesos Atölyesi üretimi oldukları görülmüştür. Zırh üzerinde kabartma olarak verilen tanrısal atribütlerle imparator, kökenini tanrısal kahramanlara dayandırarak güçlü bir savaşçı olduğunu göstermektedir. Pteryges rozetleri üzerinde yer alan kabartma figürlerin ise imparatorun yanında savaşa katılmış olan lejyonları temsil ettiği ortaya konmuştur. Tarihleme konusunda Kat. 1'de gösterilen heykelin, Hadrian'a ait olduğu ve Gölyazı'da bir duvar üzerinde tespit ettiğimiz kaide de dikkate alınarak, Hadrian'ın Apollonia'yı ziyaret ettiği tarihlerde yapılmış olabileceği teyit edilmiştir. Diğer torsomuz ise Septimius Severus'a ait olması nedeniyle MS 2. yüzyılın sonu, MS 3. yüzyılın başı tarihinde yontulmuş olmalıdır.
Kültür varlıklarının korunması ve sergilenmesi kapsamında: Apollonia ad Rhyndacum Nekropolü açık hava müze önerisi
Kültür Varlıklarının Korunması ve Sergilenmesi Kapsamında: Apollonia ad Rhyndacum Nekropolü Açık Hava Müze Önerisi Kültür varlıklarını koruma bilinci 19. yüzyılda Avrupa'da gelişim göstermeye başlamıştır. Çağdaş ve bütüncül koruma ilkelerinin temelleri bu dönemde atılmıştır. Kültür varlıkları bulunduğu çevre ile birlikte değerlendirilmelidir. Bütüncül koruma anlayışının yansıması olarak koruma ve sergileme uygulamaları kapsamında açık hava müzeleri, çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Tez çalışması hazırlanırken ulusal ve uluslararası mevzuatlar ve açık hava müze örnekleri irdelenmiştir. Elde edilen sonuçlar ile tez dört bölümden oluşturulmuştur. İlk bölümde çalışmanın ana materyali olan kültür ve kültür varlıkları kavramları incelenmiştir. İkinci bölümde ise ulusal ve uluslararası mevzuatlarda kültür varlıklarının korunması ve korumanın gelişim sürecine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise çalışmanın ana konusunu oluşturan kültür varlıklarının koruma ve sergileme yaklaşımı olarak açık hava müzeleri ele alınmıştır. Açık hava müzelerinin oluşturulma kriterlerinde Kültürel Miras Alanlarının Yorumlanması ve Sunumu Tüzüğü baz alınmıştır. Dördüncü bölümde ise Apollonia a.R. Kenti ve kentte yer alan nekropol alanı irdelenmiştir. Nekropol alanındaki çalışmalardan bahsedilmiştir ve yapılması öngörülen açık hava müzesinde kullanılması planlanan bilgilendirme tabelaları sunulmuştur.
Dijital enstalasyon yöntemlerinin kamusal alanda kullanımı: panorama 25 aralık Gaziantep savunması kahramanlık panoraması ve müzesi
Bu çalışmada, Panorama 25 Aralık Gaziantep Savunması Kahramanlık Panoraması Müzesi'nin kurumsal yapısı ve mimarisi, yeni medya sanatı bağlamında da sergi pratikleri incelenmiştir. Nitel bir araştırma desenine sahip olan tezde; literatür ve belge taraması ile birlikte 'yarı yapılandırılmış görüşme' tekniği uygulanmıştır. Savaş döneminde işgalci devletlerin Antep'e ve Antep halkına yaptıklarının sonraki nesillere hatırlatılması amacıyla yapılan müze içerisinde, panorama, dioramalar ve geleneksel yöntemlerle yapılmış yağlıboya eserlerin yanı sıra, dijital olarak üretilmiş etkileşimli projeksiyon enstalasyonları, video art çalışması, animasyon projeksiyonu, sinevizyonlar, tanıtım videoları, kiosklar, QR belge tarama ve yeşil perde fotoğraf çekme alanı yer almaktadır. Toplumsal belleğin sürekliliği için müzelerle ilgili sosyal medya çalışmalarının, kamusal alanda yeni medya teknolojilerinin etkin bir şekilde kullanılmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Projeksiyon haritalama çalışmaları belli zaman dilimlerinde ve özellikle gece gösterimi yapılabilen uygulamalar olduğu için kalıcılığı kısıtlı olmaktadır. Bu bağlamda VR uygulaması ile sayısallaştırılmış mekânlar üzerinde projeksiyon haritalama uygulamalarının istenilen zamanda ziyaretçiler tarafından görülmesini olanaklı kılmak amaçlanmıştır. Müze binası dekonstrüktivist ve heykelimsi yapısıyla kamusal alanda dijital enstalasyon uygulamasına elverişlidir. Projeksiyon haritalama için müzede sergilenen eserlerden ve Millî Mücadelede yer almış kahramanların fotoğraflarından ve o dönem kullanılan belgelerden yola çıkılarak hazırlanan hareketli grafik animasyon çalışması, hem iki boyutlu hem de üç boyutlu olarak maket üzerine çalışılmıştır. Binanın maketi üzerine bir projeksiyon çalışmasının nasıl uygulanacağını göstermek için, hareketli grafik animasyon içeren bir video uygulaması yapılmıştır.
Müzelerin araştırma işlevi ve müzelerde araştırma faaliyetleri yönetimi üzerine bir değerlendirme
21. yüzyılın başlarında müzecilik alanında iletişim temelli bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu yaklaşımla birlikte müzenin işlevleri koruma, araştırma ve iletişim olmak üzere üç ana başlık altında toplanmıştır. Müzelerin koruma ve iletişim işlevlerine odaklanılırken diğer bir önemli işlev olan araştırmanın ne olduğunun ve kapsamına ne gibi faaliyetlerinin girdiğinin tespiti çoğu zaman yapılamamaktadır. Araştırma esasen müzenin var oluşunun temelinde yatar ve müzelerdeki işleyişin, işlevlerin ve etkinliklerin çekirdeğini oluşturur. Müze araştırması nesne ve alan araştırmasıyla başlar. Ancak bu işlev aynı zamanda birçok farklı çalışmayı da bünyesinde barındırmaktadır. Nesne ve alana yönelik araştırmaya ek olarak toplama, koruma ve iletişim gibi müze işlevlerine ilişkin araştırma ile izleyici araştırmaları, pazar araştırmaları ve yönetimsel araştırmalar gibi müzebilimsel araştırmalar da müzelerde yürütülen araştırma faaliyetlerinin kapsamına girmektedir. Etkili bir araştırma işlevi yürütebilmek için önceden hazırlanmış bir faaliyet planına ve belirli bir politikaya ihtiyaç vardır. Temel işlev olan ve diğer bütün işlev ve hizmetlere dayanak oluşturan araştırma işlevine önem verilmeli ve araştırma faaliyetleri yönetim aşamaları etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Tezde müzelerde araştırma faaliyetlerinin ne olduğunun ve neleri kapsadığının irdelenmesi ile araştırma faaliyetlerinin nasıl etkin bir şekilde yönetilebileceğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Ayrıca dünyadaki örneklere bakarak bir değerlendirme yapılmış, araştırma işlevinin yerine getirilmesinin birçok açıdan toplum için faydalı olacağı ortaya konmuş, müzelerde araştırma faaliyetlerinin yeterli düzeyde yapılmasını engelleyen unsurlar tespit edilmiş ve bu unsurları ortadan kaldırmak için önerilerde bulunulmuştur. Tezde, konu ile ilgili ulusal ve uluslararası kitaplar, makaleler, tezler ve bildiriler incelenmişve müzelerde araştırma faaliyetlerinin ne şekilde uygulandığı saptanmıştır. Sonuç olarak konu hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Müzelerde araştırma faaliyeti yönetiminin bir araştırma birimi tarafından, araştırma politikasına dayanarak, üniversitelerle iş birliği kurarak ve uzmanlar ile gönüllülerden destek alarak ve en sonunda bulguları toplumla paylaşarak yapılması gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: müze, müze işlevleri, araştırma işlevi, koleksiyon, araştırma faaliyeti yönetimi, araştırma politikası.
Sanat müzelerinde etkileşimli alanlar
Çağdaş müzecilik anlayışının benimsenmesiyle beraber, nesne odaklı yaklaşım yerini izleyici odaklı yaklaşıma bırakmıştır. İzleyici odaklı yaklaşım, müze ve çevresinde değişimlere yol açmış, izleyiciyi ön planda tutan etkinlik ve uygulamalar yapılmıştır. Teknolojik gelişmeler ve sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişle yaşanan toplumsal dönüşümler de, bu değişimleri desteklemiştir. Müzelerin toplumsal rolünün ve toplumla kurduğu ilişkinin zamanla değişmesi ve teknolojik gelişimin olanakları, sergileme yöntem ve tekniklerini etkileyerek sergilerin yapısını değiştirmektedir. Sergileme alanlarının da değişime uğradığı ve izleyicilere yönelik etkileşimli galerilerin ve alanların oluşturulduğu görülmektedir. Oluşturulan etkileşimli galeri ve alanlarda, süreç ve süreçte edinilen bilgiler ön plana çıkmaktadır. Tezle, fiziksel bağlamda sanat müzelerinin etkileşimli alanlarındaki sergilemenin anlaşılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda, sanat müzeleri etkileşimli alanlarının doğası hakkında ve daha spesifik olarak hedef kitle için sanat nesnesinin dönüştürülmesi, yorumlanması, ve sunulmasıyla ilişkili sanat müzelerinin etkileşimli alanlarının sergi tasarım stratejileri hakkında veriler toplamak hedeflenmiştir. Tez kapsamında, sanat müzelerinde etkileşimli galeriler ve sergi alanlarına yönelik çalışmalar ve yaklaşımlardan yola çıkılarak anket yöntemiyle saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonunda etkileşimli galeri ve alanların çoğunlukla aile ve çocukları hedef aldığı, eğitimsel ihtiyaçlarla düzenlendiği ve müze koleksiyonuyla ilişkili olmak üzere bilginin aktarılması ve deneyimin sağlanması için çeşitli sergileme yöntem ve tekniklerin kullanıldığı anlaşılmıştır.
Kent müzelerinde barış kültürü: Adalar Müzesi örneği
Kent ya da kentleşme olgusu günümüze kadar çeşitli dönüşümlerden geçmiştir. Günümüzde kentlere olan göç hızla devam etmektedir ve bu da birtakım ihtiyaçları beraberinde getirmektedir. Kentler kendi kimliklerini keşfetmeye ve nereye gittiklerini anlamaya gereksinim duyarlar. Kent müzesi, kent kimliğini ve kentlilik bilincini geliştiren, kentte yaşayan farklı etnik, dinsel, kültürel, toplumsal gruplar arasında karşılıklı anlayış, karşılıklı saygı ve ortak yaşam kültürünü güçlendiren bir müze türüdür. "Kent Müzelerinde Barış Kültürü; Adalar Müzesi Örneği" adlı tez çalışmasının amacı, barış kültürünün gelişiminde kent müzelerinin önemini ortaya koymak ve Adalar Müzesi'ni bu bağlamda incelemektir. Tezde kentlilik kimliği altında, insanların birbirini anlamaya çalıştığı, ön yargılardan uzak durulmasını sağlayan, kentlerin vazgeçilmez özelliği olan çok kültürlü toplumsal uzlaşının sağlanmasında -dolayısıyla barış kültürünün gelişimine katkısında- kent müzelerinin rolünün ne olduğu ve bunun önemi üzerinde durulmuştur. 2010 yılında kent müzesi olarak açılan Adalar Müzesi'nin, barış kültürüne olan katkısının irdelenmesi ve barış kültürüyle kent müzeleri ilişkisini araştırmak amacıyla gerçekleşmiştir. Bu bağlamda çağdaş bir kent müzesi olarak açılan Adalar Müzesi, kuruluş çalışmaları ve yürüttüğü iletişim çalışmaları (sergileme ve eğitim faaliyetleri) açısından incelenmiştir. Bu çalışmanın ana problemi, Adalar Müzesi, kuruluş ve müzenin iletişim işlevleri ile ilişkili çalışmalarında, çok kültürlü toplumsal uzlaşının sağlanmasına ya da diğer bir ifade ile barış kültürünün gelişimine yönelik faaliyetler yürütmüş müdür? Yöntem olarak da tezin ana sorusuna yönelik veri toplamak amacıyla iki ayrı çalışma yapılmıştır. 1. Müzenin vizyon, misyon ve temel politika belgeleri ile temel iletişim çalışmaları olan sergilerinin ve eğitim programlarının değerlendirilmesi. 2. Adalar Müzesi yetkilileriyle gerçekleştirilen görüşmeler. Araştırma sonunda, Adalar Müzesi'nin, Adalar'ın yaşam biçimindeki ve düzenindeki değişim ve gelişmelerin araştırılmasını, bölgenin diğer çevrelerle ilişkisini ve var olan kimliklerin, dil, din, ırk ve inanç ayrımı gözetmeksizin müze içinde yer almasını kuruluş aşamasının başından itibaren ortaya koyduğu, Müze'nin özellikle geçici sergilerinde Adalar'daki çok kültürlülüğün ve "Adalılık" kimliği-kültürü içinde sürdürülen dayanışmanın ve barışçıl yaşamın vurgusuna dikkat çekildiği tespit edilmiştir.
Çankırı Müzesi'nde bulunan bir grup cam eser
MÖ 3. binden itibaren keşfedilen ve günümüzde de kullanımını sürdüren cam, doğada katı halde bulunurken insanoğlu tarafından işlenerek şekil verilmiş ve günlük yaşamda kullanılmıştır. Çankırı Müzesi'nde bulunan bir grup cam eser konulu çalışmanın amacı zengin bir koleksiyona sahip eserlerin bilim dünyasına tanıtılarak gerekli ilgiyi görmesini sağlamaktır. Bu çalışmada, öncelikle Çankırı ili, tarihi ve coğrafyası hakkında bilgi verilerek Çankırı Müzesi anlatılmış, sonrasında ise, camın tanımı, üretim ve bezeme teknikleri, cam yapımında kullanılan aletler, cam fırınları ve camın tarihi gelişimi konusunda genel bilgiler verilmiştir. Çankırı Müzesine kazı, bağış, satın alma ve müsadere yoluyla kazandırılmış 512 adet cam eser bulunmaktadır. Genellikle, üfleme ve kalıplama yöntemleri ile üretilen eserler, içlerine çeşitli sıvalar koyarak onları muhafaza etmek ve mezarlarda ölü hediyesi olarak kullanılmıştır. Sağlam olmaları mezar buluntusu olabileceklerini düşündürmüştür. Alabastron, unguentarium, şişe, sürahi, bardak, kase, gibi kapların yanı sıra yüzük ve bilezik gibi süs eşyaları da çalışma kapsamına alınarak 36 adet eser üzerinde değerlendirme yapılmıştır. Aynı formdaki eserlerden bir adedi değerlendirilmiş, literatürde bilinen benzer formlara göre titizlikle tarihlendirilmiştir
Fotoğrafın müzede kullanım şekilleri ve koleksiyon nesnesi olma kriterleri
Bu tezin amacı, fotoğrafın çeşitli türlerini, müze içinde farklı amaçlara yönelik kullanımları ile birlikte incelemek ve ?sanat ve koleksiyon nesnesi? olma başlığı altında, fotoğrafın müze nesnesi haline gelişini ve bunu sağlayan kriterleri araştırmaktır. Araştırma kapsamında birçok fotoğraf tekniği ve türü incelenmiş, bu teknik ve türlerin müzelerde nasıl sınıflandırıldıkları ve hangi amaçlara yönelik kullanıldıkları araştırılmıştır. Ayrıca müze içinde yer alan fotoğrafların onarım ve koruma koşullarına da değinilmiştir. Bu kısımda, kullanım alanı ne olursa olsun, tüm fotoğrafların özel ısı ve nem koşulları altında tutulmaları ve gerektiğinde özel kimyasal işlemlerden geçirilmeleri üzerinde durulmuştur. Çalışma kapsamında, yurtdışındaki birçok müze ile yazışmalar yapılmış, koleksiyonlarına seçtikleri fotoğrafları ne gibi kriterlere göre değerlendirdikleri incelenmiştir. Bu yazışmaların yanı sıra, mümkün olduğunca çok sayıda veri toplamak amacıyla birçok müze internet üzerinden tek tek incelenmiştir. Fotoğrafın icat edilmesine yön veren ve yol açan çalışmalar, yaklaşık 1727 yılından başlayarak günümüze kadar devam etmiştir. Yaklaşık olarak 20 farklı fotoğraf tekniği, konularına göre ise 20 farklı fotoğraf türü bulunmaktadır. Müze yapıları incelendiğinde görülmüştür ki tüm bu farklı özellikte fotoğraflara müze içinde her departmanda ihtiyaç duyulmaktadır. Elde edilme açısından diğer sanat eserlerinden daha kolay görülen fotoğrafın başlı başına bir koleksiyon malzemesi olma özelliği kazanması ise beraberinde bir takım seçim kriterini getirmiştir. Bu çalışma sırasında ülkemizde henüz bir fotoğraf müzesi olmamasına rağmen yurtdışında yaklaşık 700 fotoğraf müzesinin bulunduğu saptanmıştır. Bu müzelerin koleksiyonlarına fotoğraf seçme kriterleri konusu ise daha önce herhangi bir araştırmaya konu olmamıştır. Bu sebeple tüm müzelerin kriterleri derlenerek, çalışmanın sonunda tek bir liste halinde düzenlenmiş, böylelikle, çalışmanın amaçlarından birini oluşturan, ?Fotoğrafın koleksiyon nesnesi haline gelmesini sağlayan kriterler nelerdir?? sorusuna cevap aranmıştır. Tüm bu elde edilen sonuçlar, yapılan çalışmanın kapsamına giren ve tezin sonunda Ekler kısmında verilen bir takım listelerle desteklenmiştir.
Türkiye`de müze yapılarında uygulanmış tip projelerin koleksiyonlar ve coğrafi farklılıklar açısından incelenmesi
Ülkemizde, 1846 yılında Aya İrini'de ilk müzenin kuruluşu ile başlayan müzecilik faaliyetleri, çöküntü halindeki Osmanlı İmparatorluğu döneminde gerekli yatırımların yapılamaması nedeniyle Cumhuriyet Dönemi'ne kadar pek fazla ilerleme gösterememiştir. Yalnızca Osman Hamdi Bey'in kişisel gayretleriyle bazı adımlar atılmış ve ülkemizin ilk müze binası olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri binası inşa edilmiştir. Cumhuriyet Dönemi ile birlikte kültür mirasının korunması konusunda gerekli yasal ve kurumsal oluşum başlatılmıştır. Bu dönemde Türkiye'de pekçok ilde yeni müzeler kurulmuştur. Ancak bunların çoğu küçük müzeler, hatta müze depoları şeklindedir. Cumhuriyet Dönemi'nde başlayan bu yeni yapılanma hareketi, II. Dünya Savaşı'nın ülkenin ekonomik yapısı üzerindeki olumsuz etkileri sonucunda 1940-60 yılları arasında bir duraklama dönemi geçirse de 1960 sonrası yeni bir ivme kazanmıştır. Bu dönemde Türkiye'de çok sayıda yeni müze binası inşa edilmiştir. Yapılan bu müze binalarından bazıları, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlattırılmış olan bir müze projesine göre yapılmıştır. Bu durum önceden planlanmayan bir "tip proje uygulaması" olarak bilinmektedir. Bu tezin amacı, söz konusu müze tip projesinin nerelerde uygulandığını araştırmak ve bu müzelerin tip projeden kaynaklanan olumlu veya olumsuz yönlerini, dünyadaki çağdaş müzecilik anlayışı ışığında irdelemektir. Birinci bölümde "mimarlık" ve "mimari tasarım süreci" kavramları açıklanarak bu kavramlar ışığında mimarlıkta "tip proje" olgusu irdelenmiştir. IIİkinci bölümde, çağdaş müzeciliğin tanımı ve işlevleri ifade edilmiş, dünyada ve Türkiye'de müze binalarının gelişimi incelenmiş ve Türkiye'deki müze tip projesinin nasıl gerçekleştiği, nerelerde uygulandığı açıklanarak bu müzeler hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde, tip projeye göre yapılmış müzelerden üç tanesi seçilerek çağdaş müzecilik bağlamında irdelenmiştir. Dördüncü bölümde ise sonuç ve önerilere yer verilmektedir.
Arkeolojik mirasın korunmasında ören yeri müzelerinin rolü
ÖZET Ülkemizde ören yeri müzeleri ile ilgili yapılan ilk çalışma olan bu tezin amacı, ören yeri müzelerinin arkeolojik mirasın korunmasında neden gerekli olduğunu tespit etmek; ülkemizde mevcut ve kurulmakta olan ören yeri müzeleri için tanım, yer ve bina, bölümler, yönetim ve kadro, koleksiyon ve sergileme, güvenlik ve eserlerin korunması ile ilgili öneriler getirmektir. Bu tezde kütüphaneler ve internet aracılığıyla yabancı ve Türkçe kitaplar, tezler, süreli yayınlar taranmış; ABD, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya, Macaristan ve Yunanistan'daki müzelerin bağlı olduğu kurumlar, müze müdürlükleri, T.C. Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Çatalhöyük Ören Yeri Müze Projesi yetkililerden yazdı açıklamalar alınmış; gönderilen kanun metinleri, müze rehber kitapları, kataloglar, broşürler, istatistiki bilgiler incelenmiş; ülkemizde ören yeri müzesi olarak değerlendirilebilecek Side, Gordion, Milet, Aphrodisias, Pamukkale (Hierapolis) Arkeoloji Müzeleri ziyaret edilmiş, müze müdürleri ve Çatalhöyük Ören Yeri Müze Projesi yetkilileri ile görüşülmüştür. Bütün bu yöntemlerle tezde sunulan bilgileri destekleyecek slayt, kanun metinleri; müze kataloglarından, broşürlerden ve konuyla ilgili yayınlardan fotoğraf, harita, çizim gibi malzemeler elde edilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan bu tez, Giriş; Tanımlar; Ören Yerlerinin Tahrip Nedenleri; Ören Yeri Müzelerinden Örnekler; Arkeolojik Mirasın Korunmasında Ören Yeri Müzelerinin Rolü; Ülkemizde Mevcut ve Kurulmakta Olan Ören Yeri Müzeleri için Öneriler ve Sonuç olmak üzere yedi bölümden oluşmaktadır. Bu tezde, ören yeri müzelerinin uluslararası alanda veya ülkemizde resmi herhangi bir tanımının yapılmadığı; ABD ve Avrupa'da ören yeri müzelerinin, ülkemizde ise ören yeri müzesi niteliğinde müzelerin olduğu; Akropolis, Çatalhöyük, Troia, Zeugma ve Aphrodisias'ta ören yeri müzelerinin kurulması konusunda girişimlerde bulunulduğu; Akropolis, Çatalhöyük ve Aphrodisias'ta ören yeri müzelerinin projelendirildiği tespit edilmiştir. Bu tez kapsamında yapılan araştırmalar sonucunda arkeolojik eserlerin kendi ortamında korunmasına ve araştırılmasına imkan vermek; ören yerlerinin güvenliğini sağlamak; ören yerinin ve ören yeri müzesinin bulunduğu bölgenin tanıtımını yapmak için ören yeri müzelerinin gerekli olduğu; mevcut kanunlar, teşkilatlanma şeması ve kadro yapısı değiştirilerek, arkeolojik mirasın korunması için ören yeri müzelerinin kurulması gerektiği sonucuna varılmıştır. n
Beylerbeyi Sarayı ziyaretçi profili ve saray müzelerde ziyaretçiyi katılımcı boyuta taşıma konusunda bir eylem planı önerisi
Altı bölümden oluşan bu tezde, Beylerbeyi Sarayı Müzesi'nin halkla olan iletişimini güçlendirmek ve topluma geniş bir alanda hizmet veren bir kurum haline getirmek amacıyla eğitsel, sosyal ve kültürel etkinliklerin düzenlenmesinin gerekliliği saptanmış ve ziyaretçiyi katılımcı boyuta taşıyacak bir eylem planı önerilmiştir. Tez kapsamında birinci bölümde, insanların geçmişten günümüze müzeyle olan ilişkisine değinilmiş, müze ilişkisi içinde yer alan ziyaretçi, gönüllüler ve etkinliklerin tanımları yapılarak müzenin günümüzdeki konumu belirtilmiştir. Tezin ikinci bölümünde, müzeler ve müze ziyaretçileri hakkında daha ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde, müze etkinliklerinin neler olabileceği, ziyaretçilerin bu etkinliklere ne şekilde katılabileceği incelenmiştir. Dördüncü bölümde, saray-müze tanımı doğrultusunda dünyadan ve ülkemizden saray-müze örneklerine bakılarak buralarda ziyaretçiyi katılımcı boyuta taşıma konusunda ne gibi etkinliklerin düzenlendiği saptanmış, yurtdışı ve yurtiçi saray-müzelerin karşılaştırılması yapılmıştır. Beşinci bölümde, Beylerbeyi Sarayı Müzesi'nin tarihçesi, idari yapısı, bahçe ve binaları, koleksiyonları, ziyaretçi profili ve etkinlikleri hakkında bilgiler verilerek etkinliklerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Altıncı bölümde, Beylerbeyi Sarayı Müzesi'nde ziyaretçiyi katılımcı boyuta taşıma projesi kapsamında müze ziyaretçilerine uygulanan anketlerin değerlendirilmesi, yönetmeliklerin içeriği ve bunlar doğrultusunda müze için önerilen etkinlikler ve bu etkinliklerde görev alması tavsiye edilen elemanların nasıl sağlanacağı konularında çözümler getirilmiştir. Sonuç olarak, Beylerbeyi Sarayı Müzesi'nin çağdaş müzeler arasında yer alması için yurtdışı saray-müze örneklerinde olduğu gibi eğitsel, sosyal ve kültürel etkinliklere yer vermesi gerektiği ve müzenin bu etkinlikleri düzenlemesi için yeterli kaynaklara sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Müzenin tüm kaynaklarının halkın hizmetine sunulması müzeyi halka yakınlaştırarak tarih bilincinin yerleşmesini ve toplumun gelişimine daha çok katkıda bulunan bir kuruma dönüşmesini sağlayacaktır. III
Müzelerde sponsorluk
Bu tezde, "sponsorluk nedir", "sponsorluğun müzecilikle ilişkisi nedir" gibi sorular üzerinden hareket edilerek, müzelerde uygulanan sponsorluk çalışmaları, sponsorluk tarihi ve bu süreç içerisinde sponsorluğun müze işletmesine ne gibi katkılarda bulunduğu incelenmeye çalışılmıştır. Sponsorluğun müzelere nasıl kazanç sağladığı ve sponsorluk kurumunun faaliyet gösterebilmesi için müzelerin nasıl bir yapılanmaya sahip olması gerektiği irdelenmiş, sponsorluk mevzuatı ve uygulamaları incelenmiştir. Tüm bu çalışmalar yurtiçinden ve yurtdışından örnekler verilerek desteklenmeye çalışılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda; sponsorluk kurumunun müze işletmesi açısından vazgeçilmezliği tespit edilmiş ve sponsor kurumla müze işletmesi arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi için gereken idari yapılanmaya dikkat çekilmek istenmiş, müze sektörünün içinde bulunduğu dar boğaz ve kurumsal yapılanma eksikliğine çözüm olabileceği düşünülen öneriler getirilmiştir.
Havacılık müzesi ve koleksiyonlarının çağdaş müzecilik kapsamında değerlendirilmesi ile uçak koleksiyonunun kataloglanması
1XX ÖZET İlk müze, Hava Müzesi adxyla 15 Mayxs 1971 'de Izmir Cumaovasx'nda acxlmxstx. Müze orada 1979 yxlxna kadar acxk kalabildi. İstanbul'a taşınmasına karar verilerek 19 85 ' te Yeşilköy'de Havacılık Müzesi adıyla tekrar açıldı. Türk Havacılık Müzesini Dünya havacılık müzeleri ile kıyaslayabilmemiz için. Havacxlik Müzelerinin tarihi gelişiminden bahsetmeliyiz. Dünya 'da en eski hava müzesi 1919 'da Fransa'da açılan Musee de L'Air'dir. ABD 'deki Na tional and Space Museum ve United States Air Force Museum' la birlikte Dünya ' nm en büyük üç müzesi arasında sayılır. 1920- 1945 yıllarında kurulan hava müzeleri II. Dünya Savaşı yıl larında oldukça zarar görmüştür. Savaş sonrası yeniden yapılanma oldukça zaman almıştır. 1970 'li yıllar hava müzeleri için gelişim yılları olmuştur. Yeni müzeler açılmış, eski müzeler yeni mekanlara kavuşmuşlardır. Son yıllarda ise müzelerde ortaya çıkan eğilim uçan uçakların koleksiyonuna sahip olmaktır. Ekonomik problemleri olan ülkelerin hava müzelerinin başta gelen sorunları mekan ve eleman yetersizliğidir. 1971 'de açılan Izmir Hava Müzesi 4600 m2 ' lik bir alana yerleşmişti. Koleksiyonunda 16 uçak vardı. Ayrıca havacılara ait hatıra eşyalar, maketler ve bilgi panolarının yer aldığı 5 bölümlük bir sergilemeye sahipti. İstanbul Yeşilköy'de 1977-1983 yılları arasında yapımı tamamlanan Havacılık Müzesi 1985 yılında hizmete açılmıştır. 9 sergileme salonuna sahip 3000 m2 kapalı, 12000 m2 açık alan olmak üzere 15000 m2 ' lik bir alan üzerine kurulmuştur.XV Müze Hava Kuvvetlerinin 22 Temmuz 1985' te yürürlüğe giren HKY 210-4 sayılı yönergesine ve 30.9.1984 gün ve 18531 sayılı Resmi Gazete 'de yayınlanarak yürürlüğe giren Askeri Müzeler Yönetmeliğine tabidir. Müzede halen 5' i askeri per sonel, 7 'si sivil personel olarak 13 kişi görev yapmaktadır. Müzenin bütçe kaynağını Milli Savunma Bakanlığı kanalıyla genel bütçeden ayrılan ödenek oluşturur. Müzeye eserler satın alma, bağış veya emirle gönderme suretiyle girer. Müze zi yaretçileri genellikle genç yaş grubudur. Yıllık ortalama 60.000 kişilik bir ziyaretçi potansiyeli vardır. Zi yaretçilere hizmet veren bir kafeteryası ve video salonu mev cuttur. Müzenin sosyal etkinlikleri çerçevesinde bir Model Uçak Kulübü bulunmaktadır. Her yıl Ekim ayında Türkiye çapında "Model Uçak Yarışması" düzenlemektedir. Müze koleksiyonları küçük nesneler ve uçaklardan oluşur. Uçakların bir kısmı kapalı hangar ' da bir kısmı açık havada sergilenmektedir. Müzenin etrafı bir tel örgüyle koru maya alınmıştır. Müzede belgeleme sistemi iki aşamalıdır. 1) Müze envanter defteri ve envanter kartları. 2 ) İkmal kayıt ları. Müzede bir fotoğraf arşivi vardır. Müzenin sergilemediği eserleri muhafaza ettiği bir deposu mevcuttur. Müzenin en önemli eser grubu uçaklardır. 40 uçaklık bir koleksiyona sahip müzenin en önemli problemi açık sahada sergilenen uçakların korumasıdır.
Müzelerde çocuk eğitiminin müze koleksiyonları bağlamında değerlendirilmesi ve Rahmi M. Koç Sanayi Müzesi örneğinde irdelenmesi
Türkiye`de bir kadın müzesi için program oluşturma
Türkiye'de bir kadjn müzesi kurulması için koleksiyon ve sergileme programı sunan bu çalışmanın birinci bölümünde, Türk kadınının tarih öncesi çağlardan başlayarak, İslamiyet öncesi ve sonrası ile Cumhuriyet öncesi dönemlerdeki konumu ele alınmış, Cumhuriyet döneminde eşit eğitim ve eşit hukuksal hakların elde edilmesiye birlikte oluşmaya başlayan çağdaş Türk kadını kimli ğininin gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde, çağdaş Türk kadını kimliğinin korunacağı, sergileneceği ve geliştirileceği bir mekan olacak olan kadın müzesinin koleksiyonunun belirlenmesi ve sergilenmesi ile ilgili öneriler getirilmiştir. Bu çerçevede, koleksiyonun oluşturulması için örnek olarak yüz Cumhuriyet kadınının yaşamları ile çalışma ve eserleri değerlendirilmeye alınmış, bu değerlendirmeden yola çıkılarak sergi tasarımı için model önerileri ve ileriye yönelik çalışma programı sunulmuştur. Üçüncü bölüm, Türkiye'de kadın kültürü ve Türkiye'nin kadın politikası üzerine kısa bir değerlendirme yapılarak sonuçlandırılmıştır.