Bursa
Bu konu başlığı altında 281 tez
Bithynia'dan Prusias'a Osmanlı'dan günümüze Bursa yöresi mutfak ürünleri: Otel menülerinde kullanım düzeyi üzerine bir araştırma
Günümüzde insanları seyahat etmeye teşvik eden nedenler arasında önemli bir etken olarak yer alan gastronomi turizmi, son yıllarda hızla gelişim göstermektedir. İnsanlar bir şehrin mutfak kültürünü tanımak, yemeğin üretim aşamasını görmek ve tarihi geçmişini öğrenmek için yemeğin ortaya çıktığı bölgeyi veya yeri keşfetmek istemektedir. Bu çalışmada Bursa ili mutfak unsurlarının geçmişten bugüne süregelen zaman içinde Bithynia'dan, Bizans imparatorluğuna, Osmanlı'dan günümüze kadar uzanan yolculuğunu ve bu süreçte zamanla gelişerek yiyecek içecek endüstrisinde hizmet veren işletmelerinin menülerinde kullanım düzeyini araştırmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede Bursa ilinde faaliyet gösteren yiyecek ve içecek işletmeleri ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış, sonucunda elde edilen bulgular ile çalışmanın sonucu ortaya çıkmıştır. Bulgular arasında zincir otel işletmelerinin menülerinde özel istek doğrultusunda yer verildiği, otel işletmelerine gelen misafirlerin yöresel yiyecekleri yerinde yemek istemeleri ve bu doğrultuda yerel restoranlara gelen misafirlerin amacının yöresel yemeği tatmak olduğu gibi sonuçlar ortaya çıkmıştır.
Suç korkusunun toplum ve birey davranışları üzerindeki etkileri: Bursa örneği
Suç korkusu özellikle 1960 yılından sonra gündeme gelmeye başlamış popüler olan konulardan biridir. Suç korkusu üzerine yapılan araştırmaların çoğunluğu Amerika ve Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde ise suç korkusu üzerine yapılan çalışmalar son yıllarda artmaya başlamıştır. Suç korkusuna yönelik yapılan çalışmalarda ilk başlarda suç korkusu bireysel bir sorun olarak değerlendirilmiş ancak bu sorunun sonuçlarının tüm toplumu etkileyen ve giderek büyüyen sosyal sorun halini aldığı fark edilmiştir. Suç korkusu kavramı üzerinde çok çeşitli tanımlamalara yer verilmiş olsa da üzerinde en çok uzlaşılan tanıma göre suç korkusu, "bir suça ya da kişinin suç ile ilişkilendirdiği sembollere karşı geliştirdiği bir duygusal korku veya endişe reaksiyonudur." (Ferraro, 1995, s. 23). Kısaca suç korkusu bireylerin herhangi bir suçtan zarar görmekten korkmalarıdır. Bu çalışmada suç korkusunun kavramsal tanımlamaları, kentleşme ve suç korkusu arasındaki ilişki ve suç korkusunun toplum ve birey davranışları üzerindeki etkileri irdelenilerek, Bursa ilinde 2701 kişi ile yüz yüze görüşme yöntemi uygulanarak gerçekleştirilen anket çalışması sonucu elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences (SPSS) 22,0 istatistiksel veri analizi programı kullanılarak analize tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler üzerinden gerçekleştirilen analizlerin sonuçları, literatürde var olan suç korkusuna yönelik yaygın düşünce ile örtüşmekte olduğu görülmektedir. İnsanların bir kısmı herhangi bir suça maruz kalmasalar bile suç mağduru olma korkusu ile çeşitli sosyal aktivitelerden kendisini sınırlandırma yolunu seçmektedir. Toplumda var olan ve suçun kendisinden daha yüksek oranda olduğu bilinen suç korkusunun azaltılmasına yönelik öneriler sunulmaya çalışılmıştır.
Tanzimat'ın Bursa'da uygulanması (1839-1863)
Bu tezin temel amacı Tanzimat'ın ilanından 1863 yılına kadar Osmanlı merkezinin taşrada gerçekleştirdiği uygulamalar Bursa örneği üzerinden incelemektir. Tezin ilk bölümünde 1839-1850 yılları arasında taşrada ekonomik reformun nasıl yürütüldüğü; ikinci bölümünde 1857-1859 yılarında Bursa'da gerçekleştirilecek olan emlak sayımın nasıl yapıldığı; son bölümünde ise Tanzimat'ın altyapı yarımlarından olan Gemlik-Bursa yolunun nasıl meydana getirildiği ortaya çıkarıldı. Yapılacak incelemelerde merkez ve taşra ayrı ancak birbiriyle bağımlı birer mevcudiyet olarak düşünüldü. Tez boyunca reformların merkezde nasıl planlandığı ve taşrada zaman içinde nasıl şekillendirildiği ayrıntılarıyla ortaya konuldu ve reformların Osmanlı taşrasının dünya kapitalist ekonomisiyle nasıl bütünleştirdiğini tartışıldı.
Mutabakatta saklı çatışmanın otantik liderlik ekseninde tahlili: Bursa ilinde çalışan ilaç mümessilleri üzerine bir saha araştırması
Literatüre bakıldığında liderlik stilleri ile ilgili birçok görüş bulunmaktadır. Bu kapsamlı çalışmanın birinci bölümünde lider, yönetici, liderlik kavramı ve liderlik yaklaşımları ile ilgili bilgiler verilmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Bursa ilinde bulunan ilaç firması mümessillerinin ve yöneticilerinin liderlik tarzlarını nasıl algıladıkları ele alınacaktır. İlaç firması çalışanlarının yöneticileri ile çatışmaları ya da kendi aralarındaki çatışmaları irdelenirken yöneticilerin çalışanları ile ya da yöneticinin firma ile çatışması da göz önünde bulundurulacaktır. Çatışmalara zemin hazırlayan iletişim eksikliği, söz almama, susma, hatalı da olsa yöneticinin ya da grubun aldığı kararları dışlanma korkusu ile kabul etme gibi, paradoksal çatışmaları otantik liderlik tarzı ve alt bileşenleri yöntemi ile yaklaşıp çözüm arama yoluna gidilecektir. Otantik liderlik ve alt bileşenleri ile çatışmanın çözümüne giderken mutabakatta saklı çatışma bileşenleri ile bu çözüm yollarını harmanlayıp firma içi çatışmaları asgari seviyeye indirmek amaçlanacaktır. Tüm bu çözüm yolları firma içi uyumu ve verimi sağlayarak sürdürülebilir uyumun devamlılığını sağlamak için girişilen pozitif çabalar olacaktır. . Mutabakatta saklı çatışmanın yol açtığı bu ve benzeri problem ve çatışmaları otantik liderlik tarzı ve bileşenleri yolu ile nasıl çözülebileceği sorusuna cevap arayan bir saha çalışması olacaktır. Anahtar Kelimeler: Abilene Paradoksu, otantik liderlik, çatışma, mutabakat
Bursa kumaş üretiminin günümüzde tekstil sektörü içindeki yeri
Türkiye'de pamuk tarımına dayalı olarak gelişmeye başlayan tekstil sektörü zamanla ihracat yapabilen bir sektör haline gelmiştir. Yıllar içerisinde artan kapasite ve yakalanan ihracat başarısı, Türkiye'yi dünyanın önde gelen tekstil tedarikçilerinden biri haline getirmiştir. Gelişen tekstil sanayisi, hammadde tedarikçisi olduğu hazırgiyim ve konfeksiyon sanayisinin de gelişmesini sağlamıştır. 1980'li yıllardan itibaren dünyanın belli başlı tekstil ve konfeksiyon ihracatçıları arasında yer alan Türkiye'de kumaş üretiminin yoğunlaştığı başlıca iller; Bursa, Denizli, İstanbul, İzmir, Adana, Kayseri, Mersin ve Uşak'tır. Bursa, ulaşım yollarının kesiştiği bir noktada bulunmasının yanında ipeğin üretim ve ticaret merkezi olmasıyla geçmişten günümüze öne çıkmış bir tekstil kenti özelliği taşımaktadır. Sahip olduğu bu nitelikleri, teknolojinin imkânlarıyla sürekli geliştiren Bursa, Türk tekstil sektöründe olduğu kadar dünya pazarında da önemli bir yere sahiptir. 20.yy.'a kadar ipek üretimi ve dokuması ile öne çıkan bursa'da; bölgesel savaşlar ve bu savaşların toplum üzerindeki ekonomik ve sosyal etkileri sebebi ile zayıflayan ipek üretim ve tüketimi Cumhuriyet döneminde Atatürk önderliğinde devlet sermayesi ile kurulan İpek iş, Merinos, Gemlik Suni gibi fabrikalar sayesinde tekrar canlanmıştır. İpek hammaddesinin doğal üretim sürecinden kaynaklı sıkıntılar sebebi ile 1930'lardan sonra Bursa'da Sentetik ipek ve yün üretimine ağırlık verilmiştir. Bursa'da tekstil sanayisinin gelişmesinde destek olan Kurumlardan Bursa Ticaret Ve Sanayi Odası (BTSO), ortak akıl ve strateji geliştirmek üzere kurulmuş olup, kurulduğu günden bu yanada tekstil sektörünün gelecek vizyonunu belirlemektedir. Kentin ekonomisine öncülük etmekte, Uluslararası Tekstil Ar-Ge Proje Pazarı Zirvesi ve diğer AR-GE çalışmalarına katkı sağlamakta ve Üniversite-Sanayi ortaklığını, geliştirmiş olduğu projelerle güçlendirmektedir. (BTSO) önderliğinde, teknik tekstil sektörlerinde inovasyona yönelik katma değerli üretimin güç kazanması amacıyla kurulan BUTEKOM Mükemmeliyet merkezi, sektörde yenilikçi fikirlerin hayata geçmesinde öncülük etmektedir. Gelişen teknolojinin imkânlarını kullanan Bursa dokuma kumaş sektörü, tekstil dokuma kumaş teknolojisindeki gelişmeleri yakından takip etmektedir. Bursa kumaş üretiminde neredeyse her sahada ilerlemiş durumdadır, ister ev tekstili, isterse giyim sektöründe başarılı işlere imza atmış firmalara ev sahipliyi etmektedir, fakat bu çalışma giysi kumaşı üzerine yoğunlandırılmış, araştırma o sınırlama çerçevesinde yapılmıştır.
Tarihi ve kültürel oyuncak mirasının tasarlanmasında bir öneri: Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi örneği
Oyun oynama eylemi her çocuğun hayatında vazgeçilmezdir. Öncelikle oyunu kendi hayal gücüyle kurar ve bu hayalini destekleyecek bir ürüne ihtiyaç duyar. Her oyunu daha eğlenceli ve eğitici hale getiren unsur oyuncaktır. Oyuncak çocuğu hem eğlendirmek hem de eğitmek için kullanılabilen çok önemli bir araçtır. Eski zamanlardan beri tasarlandığı yerin özelliklerini taşır. Ayrıca kültürel ve geleneksel oyuncak tasarımları sayesinde çocuklar bulundukları bölgeye ait özellikleri öğrenerek, yaşadıkları çevreyi tanımaya ve tanımlamaya başlarlar. Bu nedenle günümüzde kültürel oyuncaklar çocukların gelişiminde büyük bir önem taşımaktadır. Kültürel mirasın ürünleştirilip oyuncağa dönüşmesi korunması ve sürdürülmesi açısından önemli bir tasarım metodudur. Nitekim birçok ülkede gelecek kuşaklara geleneksel oyuncaklarla tarihin ve kültürün sürdürülebilirliği sağlanmaktadır. Bu nedenlerle tezde de örnek olarak seçilmiş ülkelerin geleneksel kültürel oyun ve oyuncakları bakımından en önemli örnekleri sıralanmış, özellikleri incelenmiş ve tasarım bakımından değerlendirilmiştir. Bu ülkeler arasında Japonya, Rusya, Danimarka ve Fransa yapımı geleneksel oyuncaklar yer almıştır. Geleneksel oyuncak tasarımıyla öne çıkan ülkeler sıralanırken, Türkiye'de büyük potansiyele rağmen bunun yeterli derecede geliştirilemediği görülmüştür. Bu bağlamda Haliç Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü öğrencileri ile yapılan proje kapsamında başarılı bulunan geleneksel oyuncak tasarımları değerlendirilmiştir. Ayrıca bu konuda yapılan özgün bir tasarım örnek olarak sunulmuştur ve endüstriyel tasarım eğitimi konusunda sürdürülebilir bir tasarım metodu olarak denenmiştir.
Mobilya tercihinde etkili olan faktörler: Bursa ilinde bir uygulama
Bu çalışmada değişen tüketim olgusu genel çerçevesi ile ele alınmış ve mobilya sektöründe satın alma davranışını etkileyen faktörler anket çalışması ile değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, ilk kez Türkiye'deki mobilya satın alma davranışlarını etkileyen bir dizi faktör nicel olarak araştırılmış olup, kadın ve erkeklerin satın alma sürecinde belirleyici buldukları faktörler kıyaslanmıştır. Bu sayede Türkiye'deki tüketicilerin genel olarak tüketim harcamalarındaki satın alma tercihlerine etki eden unsurlar hakkında da literatür'e önemli katkılar sunulmuştur. Bütün bu değerlendirmeler önceden belirlenen model ve hipotezlerin test edilmesiyle birlikte nicel olarak yürütüldü. Pilot bölge olarak yoğun mobilya üretiminin olduğu Bursa ili seçilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular düşük ve orta statülü tüketicilerin çoğunlukla kaliteli ve uzun garanti süreli mobilyaları tercih ettiğini, yüksek statülü tüketicilerin ise yüksek fiyatlı mobilyaları tercih ettiğini göstermiştir. Bununla birlikte, çalışma, satışa sunulan mobilyaların kalitesinin tüketicilerde ilgili markaya bağlılığını arttırdığını göstermiştir. Son olarak, tüketicilerin büyük bir çoğunluğu mobilya satın alırken, yalnızca mobilyaların garanti süresi ve kalitesi değil aynı zamanda satış sonrası hizmetler gibi güven unsurlarına dikkat ettiği kaydedildi. Üreticiler tarafından oluşturulacak güven merkezli mobilya satış stratejilerinin satış başarılarını arttıracağını düşünmekteyiz.
Türkiye'de serbest bölgeler ve vergi uygulamaları: Bursa serbest bölgesi özelinde bir değerlendirme
Serbest bölgeler, ülkenin siyasi sınırları içinde olmakla birlikte gümrük ve kambiyo mevzuatının uygulanması bakımından gümrük bölgesi dışında kalan yerlerdir. Serbest bölgeler ihracatı arttırmak, yabancı sermaye girişini kolaylaştırmak ve döviz rezervlerini arttırmak gibi ülkelerin ekonomik amaçlarına hizmet eden oluşumlardır. Türkiye?de 1980?li yıllarda ihracata dayalı ekonomik büyüme modelinin bir sonucu olarak ortaya çıkmış bulunan serbest bölge olgusu, yatırımcı yerli ve yabancı tüm firmalara bir takım avantajlar sağlamaktadır. Serbest bölgelere sağlanan bu avantajlar içerisinde firmaların serbest bölgelere yönelmesinde en etkili olanı vergisel avantajlardır. 2004 yılında çıkarılan 5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşvikine İlişkin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun?la Serbest Bölgeler Kanunu (SBK)?da yapılan değişiklik öncesinde serbest bölgelerde vergi, kambiyo ve gümrük mevzuatı hükümleri uygulanmaz ve firmaların faaliyetlerinden elde edilen kazançlar vergi dışı bırakılırken, bu kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte serbest bölgelerde vergisel anlamda köklü değişiklikler yapılarak, vergi kanunları uygulanmaya başlanmıştır. Çalışmada Türkiye?deki serbest bölgelerdeki vergi uygulamaları üzerinde durularak, vergisel düzenlemelerin serbest bölgede yatırım yapan firmaların kararları üzerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Bursa Serbest Bölgesi özelinde firmalarla görüşülerek anket uygulamaları yapılmış ve yatırım kararlarında vergisel düzenlemelerin önemi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Türkiye?de Serbest Bölge, Gümrük Bölgesi, Serbest Bölgeler, Vergi, Serbest Bölgelerin Vergilendirilmesi, Bursa Serbest Bölgesi.
Milli Eğitim Bakanlığı ödül sistemine ilişkin yönetici görüşleri: Bursa ili örneği
Milli Eğitim Bakanlığı personel ödül sistemi "Başarı Belgesi, Üstün Başarı Belgesi ve Ödül" den oluşmaktadır. Başarı Belgesi verilebilecek personel MEB Ödül Yönergesi Madde 5- (1) Başarı Belgesi, olağanüstü gayret ve çalışmaları ile emsallerine göre başarılı görev yapmak suretiyle; a) Kamu kaynağında önemli ölçüde tasarruf sağlanmasında, b) Kamu zararının oluşmasının önlenmesinde veya önlenemez kamu zararlarının önemli ölçüde azaltılmasında, c) Kamusal fayda ve gelirlerin beklenenin üzerinde artırılmasında veya sunulan hizmetlerin etkililik ve kalitesinin yükseltilmesinde somut olaylara ve verilere dayalı olarak katkı sağladıkları denetimlerde veya disiplin amirleri ile Başarı Belgesi vermeye yetkili makamlarca tespit edilen personele verilebilir. Üstün Başarı Belgesi verilecek personel Madde 6- (1) Üstün Başarı belgesi, üç defa başarı belgesi alan personele verilir. Ödül verilebilecek personel Madde 7- (1) Ödül, Üstün Başarı Belgesi alan personele verilebilir. Şeklinde düzenlenmiş ve bunlar motivasyon aracı olarak kullanılmaktadır Motivasyon kavramının dilimizde tam bir karşılığını bulmak oldukça zordur. Bu kavram İngilizce ve Fransızca "Motive" kelimesinden türetilmiştir. Türkçe karşılığı olarak güdü, saik veya harekete geçirici olarak belirlenebilir. Motivasyon, bir veya birden fazla insanı, belirli bir gaye veya amaca doğru devamlı bir şekilde harekete geçirmek için yapılan çabaların toplamıdır. Motivasyon (güdüleme) dilimize güdü, harekete geçiren güç olarak yerleşmiştir. Motivasyon (güdüleme) iş görenleri çalışmaya isteklendirme ve örgütte verimli çalıştıkları takdirde kişisel ihtiyaçlarını en iyi şekilde tatmin edeceklerine inandırma sürecidir. Kısaca motivasyon, bir insanı belirli bir amaç için harekete geçiren güç demektir. Motivasyon Kuramları genel olarak: İnsan Doğası Hakkında Motivasyon Teorileri McGregor'un X ve Y Kuramları, Argyris'in Olgunluk Kuramı'dır.Kapsam Teorileri: Abraham Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramı: Herzberg'in Çift Faktör Kuramı, McClelland'ın Başarı İhtiyacı Teorisi, Alderfer'in ERG Teorisi'dir. Süreç Teorileri: Wroom'un Bekleyiş Teorisi, Lawler ve Porter'ın Geliştirilmiş Bekleyiş Teorisi, Skinner'ın Davranış Şartlandırma Teorisi, Adams'ın Eşitlik Teorisi, Locke'un Amaç Teorisi'dir. Bütün teorilerin, kendilerine has yaklaşımları vardır. Hedefleri ile önem verdikleri noktalar farklıdır. Motivasyon konusunda; her zaman, her yerde, her ortamda ve her insana uygulanabilecek bir teori önerilmemiştir. Zaten bu, insanın tabiatına aykırıdır. Motivasyon konusunda bahsedilen teorilerin, hedefleri ve motivasyon konusuna yaptıkları katkılar ise şöyle toparlanabilir: İhtiyaçlar Hiyerarşisi İnsan, sahip olduğu, belirli sıradaki ihtiyaçlarını tatmin edecek davranışları gösterir. Hijyen İhtiyaçlar yine motivasyonun temel faktörlerindendir fakat bazıları motive etmez sadece motivasyon için gerekli ortama katkı sağlarlar. Başarı İhtiyacı Kişinin başarıya olan isteği ne kadar fazla olursa performansı da o kadar fazla olur. ERG İnsan sıra halindeki ihtiyaçlarını tatmine çalışır. (İhtiyaçlar arasında kesin sıra yoktur.) Bekleyiş ( V ) İnsan işi ilgilendiren ödüllere değer biçer ve gayreti ile ödül arasında ilişki olduğunu bilerek hareket eder. Bekleyiş ( L & P ) Ana nokta gayret – ödül ilişkisidir fakat kişi kendi ödülü ile başkalarınınki arasında eşitlik olmasını bekler. Davranış Şartlandırma Ödül ya da ceza kullanılarak davranışların sürdürülmesi, durdurulması, kuvvetlendirilmesi veya zayıflatılması amaçlanır. Eşitlik İnsanlar çabaları sonucu elde ettikleri sonuçlar ile başkalarınınkini karşılaştırma eğilimindedir. Amaç İnsanların motivasyon ve performans dereceleri sahip oldukları amaçlarının ulaşılabilirliğine bağlıdır. Buna göre kişi, en alt düzeydeki ihtiyacını tatmin etmeye çalışacaktır ve ihtiyaçlarını sırasını takip ederek tatmin etme yolunu izleyecektir. Örgütsel adalet teorisinin temelleri Adams'ın (1965) Eşitlik Teorisi'nden ortaya çıkmıştır. Bu kurama göre, bireylerin işlerindeki başarıları ve doyum sağlama dereceleri, iş ortamına ilişkin algıladıkları eşitlik ya da eşitsizlikle ilişkilidir (Luthans, 1997, Akt. Önderoğlu, 2010). Adams(1965), insanlar arası alışveriş ilişkilerinde, eşitsizliği adaletsizlikle eşanlamlı tutmuş, eşitsizliğin iş yaşamında doyumsuzluk, olumsuz duygular, öfke, suçluluk ya da farklı biçimlerde sonuçlanabildiğini ileri sürmektedir. Eşitlik kuramına göre, çalışanlar eğitim, emek ve deneyimlerini işlerine girdi olarak getirmektedir. Yaptıkları işin sonucunda da ödeme ve terfi gibi çıktılar almaktadır. Çalışanın yaptığı iş, sağladığı kazanımla karşılaştırıldığında algılanan oran, eşitlik ya da eşitsizliği belirlemeye yardımcı olmaktadır. Örgütsel adalet konusunda çeşitli araştırmalar yapılmış, bu konuyu ele alan bilim adamları (Thibaut vd. 1975, Bies vd. 1986, Greenberg 1990,1993, Colquitt 2001, Cohen-Charash vd. 2001, Ambrose 2002, Nowakovski vd. 2005 Akt.Önderoğlu, 2010) konuyu farklı açılardan ele almışlardır. Literatürde örgütsel adalet algılarını Cohen-Crahash vd. (2001 Önderoğlu, 2010) dağıtım adaleti, süreç adaleti, etkileşim adaleti şeklinde üç boyutlu olarak ele alırken, Colquit vd. (2001) dağıtım adaleti, süreç adaleti, bireyler arası adalet ve bilgisel adalet olarak 4 boyutlu ele almıştır. Bazı araştırmalarda ise örgütsel adalet 5 boyut olarak ele alınmıştır. Bunlar dağıtımsal adalet, işlemsel adalet, etkileşimsel adalet, ilişki adaleti, bilgi adaletidir. Bu çalışma ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan yöneticilerin Milli Eğitim Bakanlığı Ödül Sisteminin uygunluğu, adil uygulanıp uygulanmadığı ve işe motive edip etmediğine ilişkin görüşlerinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın evreni 2013–2014 eğitim öğretim yılında Bursa ilindeki Merkez İlçelerdeki (Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Gürsu ve Kestel) okullarda görev yapan toplam 1344 yöneticiden oluşmaktadır. Bu araştırma örneklemi için, Bursa ilindeki Merkez İlçelerdeki 123 müstakil ilkokul, ortaokul ve lise edilmiştir. Kurumlara gönderilen 500 ölçekten 459'u geri dönmüş, değerlendirme sonucunda 453 anket kullanılabilir olarak belirlenmiştir. Araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı Ödül Sistemine ilişkin ifadeler ölçeği "Uygun Bulma", "Adil Uygulama" ve "Motive Etme" şeklinde yönergede belirtilen hükümleri içeren ölçek kullanılmıştır. Ölçek boyutlarının örneklemimize uygunluğunu test etmek için doğrulayıcı faktör analizi kullanılmış ve elde edilen verilerle ölçekler doğrulanmıştır. Verilerin analizi sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı Ödül Sisteminde verilen ödüllerin ve veriliş yönteminin uygun bulunduğu, yöneticileri işe motive ettiği, ancak yeterince adil uygulanmadığı saptanmıştır. Bu saptanan sonuçlarda cinsiyet, öğrenim durumu, görev süresi ve görev yapılan kuruma göre anlamlı farklılıklar görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Ödül sistemi, uygun bulma, adil uygulama, motive etme,
Osmanlı Dönemi Bursa hapishanesi
Osmanlı Devleti içerisinde XVIII. yüzyıldan itibaren başlayan yenilik hareketleri ve bunların sonucu olarak Osmanlı vatandaşlarının elde ettiği haklarla birlikte suç ve ceza kavramlarında da değişiklikler olmuştur. Bu değişikliklerden belki de en önemlisi, hapis kavramının suçlunun cezasını çekmesine kadar bekletildiği yer olmaktan çıkıp, cezanın çekileceği yer anlamında kullanılmaya başlamasıdır. Suçluların cezalarını bedenen ödeme dönemi Avrupa'dan sonra Osmanlı Devleti içinde de kapanmıştır. Hapis kavramındaki bu değişiklikle birlikte Osmanlı Devleti içerisinde var olan zindanlar hapishaneye çevrilmeye, hapishane olamayan sancaklarda yeni hapishane binaları açılmaya başlanmıştır. Yeniden yapılan binaların yanı sıra kiralama usulüyle de hapishanelerin açıldığı görülmüştür. Bursa Hapishanesi de yaklaşık olarak XIX. yüzyılda açılmış olduğunu tahmin ettiğimiz bir bina olarak, Osmanlı Devleti içerisindeki bu yapılaşmaya örnek olabilecek niteliktedir. Yeni binanın yapımından önce Bursa'da bir hapishanenin mevcut olduğu ancak ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığı bilinmektedir. Bu sebeple yeni binanın yapımına başlanmışsa da maddi sıkıntılar nedeniyle uzun zaman tamamlanması mümkün olmamıştır. Aynı zamanda eski bina bir süre daha işlevini sürdürmüştür. Bursa Hapishanesi mahkûm ve mevkuf sayısı bakımından dönemindeki diğer hapishanelere göre daha yoğun olduğu ve memur sayısı bakımından da iyi durumda olduğu anlaşılmaktadır. Hapishanenin Merkez Vilayet Hapishanesi ismiyle de anıldığı bilinmektedir. Hapishanede çeşitli dönemde mahkûm ve mevkuf olanlar arasında çeşitli milletlerden insanların bulunduğu ve bunların zaman zaman başka bir hapishaneye nakil olmak istedikleri görülmüştür. Aynı şekilde başka hapishanelerden Bursa Hapishanesi'ne nakiller de olmuştur. Mahkûmiyet sürelerini tamamlamadan dışarı çıkan mahkûmlar olmuş bu da bazı dönemlerde af olayının gerçekleştiğini bizlere göstermektedir. Bursa Hapishanesi'nde kadın mahkûmlara ait bir bölümün olduğu ancak onlardan sorumlu bir kadın gardiyanın olmadığı bilinmektedir. Hapishanenin yapım aşamasında ve sonrasında pek çok problemle karşılaşılmıştır. Yaşanan sorunların çoğunlukla maddi odaklı olduğu görülmüştür. Bütün bunlara rağmen binanın yapılmasına devam edilmiştir. Binanın yapımı aşamasına ait elimizde bir plan olmamakla birlikte, yaklaşık olarak aynı tarihlerde yapılmış olan Erikli Hapishanesine ait krokiden yola çıkılarak binanın iki katlı olduğu düşünülmektedir.
Doğrudan yabancı yatırımları etkileyen faktörler: İstanbul, İzmir, Bursa ve Manisa illerinde bir alan araştırması
Yabancı yatırımcı tarafından ev sahibi ülkeye doğru gerçekleştirilen doğrudan yabancı yatırımlar, ev sahibi ülkede yeni bir tesis kurmak, var olan bir tesisi satın almak ya da var olan bir tesise ortak olmak şeklinde gerçekleşmektedirler. Özellikle 1980'lerden sonra küreselleşmenin artması ile beraber doğrudan yabancı yatırımların miktarlarında büyük artışlar meydana gelmiştir. Çok uluslu şirketler tarafından yapılan bu yatırımlar, ekonomik büyümeleri için sermaye malı ithal etmek zorunda olan gelişmekte olan ülkeler için büyük bir döviz kaynağı haline gelmiştir. Doğrudan yabancı yatırımlar, döviz arzını arttırmanın yanında gittikleri ülkelere teknoloji transferi yaparak ülkelerin üretim yapısını geliştirmektedir. Bu bağlamda son yıllarda doğrudan yabancı yatırım çeken ülkeler sürdürülebilir bir ekonomik büyüme performansı göstermişlerdir. Doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme üzerinde etkili olması doğrudan yabancı yatırımları etkileyen unsurların da önemini arttırmaktadır. Bu çalışmadaki amaç Türkiye'de doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile kurulan firmaların yatırım kararlarında etkili olan faktörleri tespit etmektir. Bu amaçla Türkiye'de kurulmuş 28 yabancı sermayeli şirketin üst düzey yöneticileri ile mülakat yapılmıştır. Yapılan alan araştırması sonucunda yabancı yatırımcıların Türkiye'de yatırım yapmasında en etkili olan faktörlerin sırası ile Türkiye'nin coğrafi konumu ve pazarlara olan yakınlığı, Türkiye'nin piyasa büyüklüğü ve talep hacmi, Türkiye'nin nitelikli işgücüne sahip olması, finansal piyasaların gelişmişlik durumu, Türkiye'deki ücretlerin düşük olması ve Türkiye'nin büyüme rakamları olduğu saptanmıştır. Bunun yanında uluslararası derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'ye verdiği puanlar, enflasyon, döviz kuru ve doğal kaynaklar gibi bazı unsurların firmaların yatırım kararlarında çok etkili olmadığı tespit edilmiştir. Bu sonuç bağlamında, Türkiye'nin çevre ülkelerle ulaşım ağını geliştirerek coğrafi konumunun avantajlarını arttırması, eğitim sisteminde doğru reformlar yaparak yabancı dil eğitimini üst düzey hale getirmesi ve mesleki eğitim ile hayat boyu öğrenme kapsamında iş gücüne yatırım yapması önemlidir. Bu çalışmanın birinci bölümünde doğrudan yabancı yatırımlarla ilgili teorik bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde de doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme, istihdam ve ihracat ile olan ilişkisinin yanında doğrudan yabancı yatırımları etkileyen faktörleri inceleyen çalışmalar sistematik bir şekilde rapor edilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Türkiye'de faaliyet gösteren ve doğrudan yabancı sermaye yatırımı ile kurulan 28 firmanın yöneticileri ile yüz yüze görüşme yönetimiyle yapılan anketlerden elde edilen veriler tablolar halinde verilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar son bölümde verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırımlar, Türkiye, Alan Araştırması, Yüz Yüze Görüşme Yöntemi
Kuzeybatı Bursa masalları
"Kuzeybatı Bursa Masalları" adlı bu çalışmada Bursa şehrinde ve köylerinde yaşayan kaynak kişilerden derlenen 61 masal metni incelenmiştir. Bu incelemede masalların yapı, tip ve motif özellikleri tahlil edilmiştir. Kaynak kişiler özenle seçilerek ve bizzat görüşülerek masallar video kayıt sistemi ile derlenmiştir. Bursa sahasında derlenen halk anlatılarından masal özelliklerini taşıyanlar ayırılarak masallar tespit edilmiştir. Bu amaç doğrultusunda çalışma üç bölüme ayrılmış ve Giriş kısmında; Bursa masal geleneğinin araştırma amacı ve önemine değinilmiştir. Birinci bölümde masal kavramı, masalların özellikleri ve masallarda yer alan unsurlar, örneklerle açıklanmıştır. İkinci bölümde araştırma alanımız olan Bursa ilinin sosyo-kültürel özellikleri; tarihî, demografik ve ekonomik yapısından yola çıkarak ortaya konulmuş, ardından Bursa üzerine hazırlanan tez çalışmalarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Bursa masallarının formel unsurları, halk kültürü unsurları ve arasözlerinin yapısal incelemesine yer verilmiştir. Ardından derlenen masal metinlerinin tip tasnifi yapılarak motif unsurları tespit edilmiştir. Sonuç bölümünde Bursa ilinin anlatıcı-dinleyici bağlamı, sosyo-kültürel özelliklere göre işlevsel açılardan karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Son olarak ekler kısmında ağız özelliklerine göre masal metinleri sıralanmıştır. Bu sıralama sonunda masal metinlerinde geçen yöreye ve ağız özelliklerine özgü kelimelerden oluşan bir sözlük hazırlanmıştır.
Bursa (Merkez) tarihi çarşıları
Bursa şehri, Osmanlı döneminin, şehircilik anlayışını yansıtan önemli bir şehirdir. Osmanlı döneminde çarşılar; ekonomik, sosyal, kültürel ve mekânsal açılardan şehrin merkezinde yer alan önemli yapılardır. Bursa'nın Osmanlı'ya başkentlik yapması ve önemli ticaret yollarının kesiştiği bir noktada bulunması Bursa çarşısının gelişiminde önemli rol oynamıştır. Ayrıca, Osmanlı şehirciliğinin temelinde Türkmenistan- İran, Anadolu- Bizans ve İslam şehircilik anlayışları vardır. Bu etkileşim, Bursa çarşısının şekillenmesinde rol oynamış, İslam çarşılarında görülen ticari düzen ve çarşı çevresinde konumlanan mimari yapılar, Bursa çarşısında uygulanan düzene katkı sağlamıştır. Bursa'nın fethi ile şehircilik faaliyetlerine başlayan Osmanlı Devleti, 1400 yılında bedestenin inşasıyla birlikte çarşının merkezini belirlenmiş ve kendinden sonraki Osmanlı şehirleşmesine referans sağlamıştır. Bu tez çalışmasında; Bursa merkez bölgesinde yer alan üstü örtülü çarşılar ve yine aynı bölgede bulunan özgün işlevini kaybedip, çarşı olarak işlevlendirilmiş olan yapılar, Osmanlı Dönemi hâkimiyetine giren Bursa'nın ilk şehirleşmeye başladığı tarihten günümüze kadar olan süreçte çarşı alanının gelişimi, şehir düzenindeki konumu ve önemi ele alınmıştır. Sanat Tarihi disiplininde ele alınan bu tez çalışması; mimarlık, tarih ve sosyoloji gibi diğer bilimi dallarına kaynaklık edeceği düşünülmektedir.
Çevre bilincinin yeşil ürün satın alma davranışı üzerindeki etkisi: Bursa örneği
Çevre kirliliği yirminci yüzyılın son çeyreğinden sonra üzerinde durulan konuların başında gelmektedir. Çevre kirliliğinin asgari düzeye düşürülmesi için gerek ülkemizde gerekse de diğer dünya ülkelerinde önemli adımlar atılmaktadır. İnsanlarda çevre bilincinin oluşturulması için çevreye karşı duyarlı tüketicilerin artırılmasına ve ürün satın alma aşamasında çevre dostu/yeşil ürünlere yöneltilmektedir. Benzer şekilde üretim yapan işletmeler de bu doğrultuda yeşil pazarlamaya doğru yönelmektedir. Çevreye karşı duyarlılığın tespiti ve bu doğrultuda pazarlama faaliyetlerinin şekillendirilmesi büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada öncelikle çevre bilinci ile ilgili konular olan çevre sorunları, toprak, su, gürültü vb. çevre kirlilikleri ile ilgili konulara yer verildikten sonra çevre etiği, çevre eğitimi, çevre eğitiminin amaç ve esaslarına, çevre koruma modellerine ve insan ile doğa arasındaki etkileşim ele alınmıştır. Son olarak yeşil pazarlama ile ilgili konulardan olan yeşil pazarlama stratejilerine, pazarlama karmasına, yeşil reklam, yeşil satın alma davranışı, yeşil işletmecilik ve işletmeleri yeşil ürün geliştirmeye yönelten sebepler üzerinde durulmuştur. Araştırmanın uygulama bölümünde ise, çevre bilincinin yeşil ürün satın alma davranışına olan etkisi Bursa ili örneği üzerinden ele alınmıştır. Araştırmaya katılım sağlayan kişilerin çevre bilinçlerinin yeşil ürün satın alma davranışı üzerinde pozitif etki olup olmadığı ve çevresel duyarlılık boyutlarının yeşil ürün satın alma davranışına etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Bu iki hipotez incelendiğinde, katılımcıların çevre bilinçlerinin yeşil ürün satın alma davranışı üzerinde etkisinin anlamlı ve zayıf bir etki söz konusu iken, çevresel duyarlılık boyutlarının yeşil ürün satın alma davranışı üzerinde pozitif yönlü anlamlı bir etkinin olmadığı saptanmıştır.
COVID-19 pandemi döneminde bursa ilinde görev yapan sağlık çalışanlarının yeme tutumlarının incelenmesi
İnsanlık var olduğu sürece salgın hastalıklarla çok defa yüzleşmiştir. Ve bu yüzleşmede çağına göre yüksek derecede mücadelede bulunmuştur. Günümüzde çaresi olan fakat çıktığı dönemde ciddi tahribatlar vermiş olan kolera, sıtma, tüberküloz, veba gibi salgın hastalıklar, yüzleşmek zorunda kalan ülkelerde ciddi travmalara ve iktisadi sorunlara sebep olmuştur. Yakın tarihte SARS,H1N1, EBOLA, MERS gibi hastalıklarla mücadele kabiliyeti kazanılmasının ardından tüm dünyayı saran Çin Halk Cumhuriyeti kaynaklı yeni tip koronavirus insanlığı bilinmezliğiyle özellikle esir almıştır. Bu araştırmada COVİD-19 pandemi döneminde Bursa ilinde görev yapan sağlık çalışanlarının yeme tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma deseni içinde yer alan betimsel tipte anket yöntemi ile gerçekleşmiştir. Araştırma verileri 2022 yılı içerisinde Bursa'da sağlık kurumlarında aktif görev yapan 104 sağlık personelinden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında 'Sosyo-Demografik Bilgi Formu', 'Hollanda Yeme Davranışı Anketi (DEBQ)' ve 'Üç Faktörlü Yeme Anketi (TFEQ-R18)' kullanılmıştır. Ulaşılan veriler matematik temelli istatistik programı SPSS 26 ile çözümlenmiş ve analiz edilmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde; cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışma süresi, COVID-19'a yakalanma durumu ve pandemi döneminde yemek yeme alışkanlığında değişiklik olma durumu ile yeme tutumları arasında istatistiksel anlamlı farklılık bulunurken; pandemi döneminde sıvı (kafein, çay vb.) tüketiminde artış olma, eğitim düzeyi ve aylık kazanç durumları ile yeme tutumları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. Sonuç olarak COVID-19 pandemi döneminde sağlık çalışanlarında demografik değişkenlerin yeme tutumları üzerinde ilişkili olduğu görülmektedir.
Bursa Kapalıçarşı ve Hanlar bölgesi folkloru
Araştırmanın başlangıcında, Bursa Kapalıçarşı'sı ve Hanlar bölgesi ile ilgili gerekli literatür araştırması gerçekleştirilmiştir. Daha sonra Bursa Kapalıçarşı ve Hanlar Bölgesi'nin, sosyo kültürel hayata ilişkin inanışlara, geleneklere, ritüellere, yaşayışlara, değerlere ne derece yansıdığı, geleneksel el sanatlarına, tarih ve kültür belleğine katkılarının ne şekilde olduğu tespit edilmiştir. Bursa'da günümüzde var olan ve yaşayan kültürel mekânlar olarak değerlendirdiğimiz Kapalıçarşı ve Hanlardan yola çıkılarak hazırlanan çalışmada, öncelikle çarşı ve hanların, dönemsel olarak içerisinde yaşamış insanların, gelenekleri ve kültürel değerleri kültür değişmeleri kapsamında değerlendirilmiştir. Aynı zamanda, Yaşayan İnsan Hazinesi olarak değerlendirilen meslek icracılarının kuşaklararası aktarımları, kültürel bellek ve kültür miras kavramları çerçevesinde ele alınmıştır. Böylece, kültürel değerlerin geçmişten günümüze değişimi, alış veriş ve eğlence kültürü, yeme içme alışkanlığı, sözlü kültür aktarımı ve günümüzde hala varlığını koruyan gelenekleri, folklor disiplininin gerektirdiği yöntem ve teknikler ile ortaya çıkarmak ve çözümlemek amaçlanmıştır. Çarşı ve hanlar bölgesinde gelişen ve değişen sosyal hayatla birlikte şehirlerin de kentleşme olgusu içerisinde nasıl geliştiği, zaman içerisinde geçirdiği tüm evreler dikkate alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın amacı, kapsamı, önemi ile yöntem ve tekniklerinin ele alındığı giriş bölümünün akabinde kültür, kültürel mekân, Çarşı, Han gibi kavramlar açıklanmıştır. Kültür değişimi, kültür etkileşimi ve kent belleğini oluşturan dinamiklerle kent markası üzerinde durulmuştur. İlgili çalışmalar etraflıca ele alınmıştır. Bu tezin ikinci bölümünde Bursa Hanlar Bölgesi'nin Yaşayan Kültürel Mekânları üzerinde detaylı bir tasnif çalışması gerçekleştirilmiştir. Hanlar Bölgesi'nin çarşı kültürü ve kültürel mekânlarının günümüzdeki durumları açıklanmıştır. Üçüncü Bölümde Bursa Hanlar Bölgesi ve Çarşılarının Yaşayan İnsan Hazineleri UNESCO bağlamında çözümlenerek bölge, insan-mekân, mekân-kültür perspektifiyle incelenmiştir. Burada, tezin merkezini oluşturan Bursa Hanlar Bölgesi'nin Yaşayan İnsan Hazineleri olarak değerlendirilen meslek icracıları ile gerçekleştirilen görüşmeler de yer almaktadır. Dördüncü bölümde Bursa Hanlar Bölgesi'nin yaşayan kültür unsurları gelenekler, geleneksel ürün ve uygulamalar, etkinlikler, kutlama, tören, festivaller ve inançlar bağlamında değerlendirilmiştir. Bu araştırmanın son bölümünde ise; Hanlar Bölgesi'nin işlevleri detaylandırılarak açıklanmıştır. Özetle, halkbiliminin yöntem ve araştırma tekniklerinden faydalanarak, Bursa Kapalıçarşı ve Hanlar bölgesi yaşayan insan Hazineleri, meslek icracılarının aktarımları ve kültür değişmeleri bağlamında mekân-kültür, insan-kültür ve kültürel miras kavramlarıyla çözümlenmiştir. Bu doğrultuda Yaşayan kültür, değişen çarşı kültürü ve mekânları ile gelenek temsilcilerinin günümüzdeki icra durumları saha araştırması neticesinde ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Bursa, Han, Kapalıçarşı, Kent, Kültür, Kültür Değişmeleri Yaşayan İnsan Hazineleri
19. yüzyıl seyyahlarının gözünden Batı Anadolu'da Ermeniler
19. Yüzyıl, tüm Dünya'da politik, ekonomik, sosyal ve teknolojik birçok gelişmenin yaşandığı önemli bir tarihi dönemdir. Bilhassa ulaşım ve iletişim teknolojilerinin gelişimi, toplumları birbirlerine daha da yakınlaştırmıştır. Bununla beraber, Fransız İhtilali sonrası ortaya çıkan yeni düşünce akımları toplumları etkilemiş, imparatorlukları temelden sarsmıştır. Bu dönemde, toplumlar ve kültürler birbirlerine yakınlaşsa da devletlerin merkezi otoriteyi kuvvetlendirme politikalarının bir gereği olarak ülkeler arası sınırlar daha belirgin hale gelmiştir. Pasaportlar ve seyahat izin belgeleri, daha sistemli kullanılmaya başlanılarak, kişilerin neden göstermeksizin seyahat veya göç etmesi engellenmeye çalışılmıştır. Bu belgeler, kişilerin niçin seyahat ettiğini, nerelere uğradığını, uğradığı bölgelerde nelerle karşılaştığını göstermesi açısından oldukça mühimdir. Öncesinde olduğu gibi 19. Yüzyılda da Osmanlı Devleti, Batılı seyyahlar için bir merak unsurudur. Hristiyanlar açısından önemli birçok merkezi bünyesinde barındıran Batı Anadolu, hem dini hem kültürel hem de ticari açıdan yabancılar için oldukça popüler bir bölgedir. Seyyahların kaleme aldığı notlar, yazarlarının değer yargılarıyla, o dönemde sözünü ettikleri bölge ve orada yaşayan halk hakkında birçok önemli ipucu edinmemizi sağlar. Bu bağlamda, Batılı seyyahların,geldikleri dönemde, Batı Anadolu'da beş yüz yıldan fazla geçmişleri bulunan Ermeniler hakkında yazıya döktükleri gözlem ve düşünceler, hem Ermenileri hem de Batı Anadolu'yu tanımamız açısından oldukça mühimdir. Ermeniler yüzyıllar boyu, Türk hakimiyeti altında, devletlerine sadık bir şekilde yaşadılar. Osmanlı toplumuna sayısız katkısı bulunan bu millete haiz birtakım topluluklar, İmparatorluğun dağılış döneminde Avrupalı emperyalist güçlerin kışkırtmalarıyla önce kendi cemaatlerine sonra devletlerine yabancı hale getirildiler. Bu çalışmada Ermenilerin 19. Yüzyılda Batı Anadolu toplumunun gelişimine ne ölçüde katkıda bulundukları seyyahların gözlemleriyle incelenmiş olup, nüfus, kültür, eğitim, ekonomi başlıkları altında Batı Anadolu Ermeni cemaati mercek altına alınmıştır.
Beş Şehir romanındaki Bursa ve İstanbul şehirlerinin şehir ve medeniyet bağlamında karşılaştırılması
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Türk Edebiyatı İçerisindeki ehemmiyeti ve bu yazara yönelik çok sayıda yapılmış çalışma ve yayın bilinmektedir. Tanpınar'ın şehir ve şehircilik konusundaki görüşlerini ihtiva eden çalışmalar genel itibariyle onun edebi ve felsefi bakış açısını ortaya koymaya yöneliktir. Bu çalışmada Tanpınar'ın bu yönünün dışında Şehir ve Medeniyet hem edebi hem de sanat tarihi ve şehircilik açısından irdelenmeye çalışılacaktır. Romanlar mekân; kişi, olay, zaman gibi kavramların birlikte kullanılarak anlatıya dayalı oluşturulan bir edebi türdür. Burada ele alınan mekân işyeri, konut, eğitim kurumu gibi kapalı bir yeri içermekle beraber, bu mekanların içinde yer aldığı bir mahalle, sokak veya şehir de olabilmektedir. Günümüz Dünya edebiyatında bu konuda yazılan çok sayıda eser olduğu gibi, Türk Edebiyatının yazın alanında da çok sayıda yazar şehir konusunu ele alarak konu edinmişlerdir. Türk romancılığında Tanzimat ile başlayan ve sıklıkla ele alınan şehirlerden biri ve en kayda değer olanı İstanbul ise diğeri de Bursadır. Osmanlı İmparatorluğunun payitahtı olmasının yanı kayda değer doğal güzelliklere sahip olması özelliklede İstanbul Boğazı Eyüp, Tarabya gibi birçok doğal güzelliği barındırması bu bölgelerde yaşayan insanların ekonomik, sosyal, kültürel durumları ile tarihi birçok özelliği İstanbul'un seçilmesinde ve romanlarda sıklıkla yer almasında etkili olmuştur. Bursa ise hem doğal güzelliği hem de ilk başkent olması hasebiyle ayrıca Osmanlı hayat tarzının çok yakın zamanlara kadar yaşatılması bakımından da dikkate haiz bir değere sahiptir. İstanbul ve Bursa şehirleri, Türk Edebiyatına ait ilk romanlarının görüldüğü Tanzimat ve sonrasında ki dönemlerden başlayarak roman yazarlarının sıklıkla ele aldıkları ve kullandıkları en önemli mekânlardan bir olmuştur. Bu durum daha çok roman kurgusunun içinde geçeceği bir mekân ihtiyacından kaynaklanmıştır. Gerek İstanbul'un gerekse Bursa'nın romanda yer alan ve yazarın yarattığı kişilerinin yaşamına etki eden yönünün ele alınması hatta şehrin bir romanın en önemli karakterlerinden biri olması Türk Edebiyatının bu alandaki en önemli eserlerini veren Ahmet Hamdi Tanpınar sayesinde olmuştur. Türk romancılığının başlangıç aşamasında, gerek İstanbul gerekse Bursa şehri sadece mekân olarak yer alırken; zamanla durum değişerek romandaki karakterlerin hayatlarına, karakterlerine ve ruh dünyalarına pek çok bakımdan etki eden önemli bir unsura dönüşmüştür. Edebiyatımızda İstanbul'a sıkça yer veren en önemli romancılarımızdan Ahmet Hamdi Tanpınar ise İstanbul ve Bursa'yı eserlerinde en üst seviyede ele alarak doğal güzelliklerinin ötesinde; şehirleri bir roman kahramanı havasına büründürerek onları bu şekliyle ele almıştır. Araştırma romanlarda ele alınan mekânlar, sosyal süreçleri yansıtan bir görev üstlenerek uygarlıkların kendi zamanlarındaki durumlarının günümüze yansımalarına sebep olurlar. Ahmet Hamdi'nin romanlarında bu durum oldukça kuvvetli bir biçimde aktarılmıştır. İnsanı ve onun yaşadığı devri bilinen bir zaman dilimi ve toplumun bir kesitinde sürdürdüğü bu yaşam tarzını ele alırken onun yaşamını sürdürdüğü mekânı da ele alması ile cemiyetteki değişim ve dönüşümleri de gözler önüne sermesi sebebiyle elverişli bir malzeme ortaya koyar. Ahmet Hamdi'nin romanları bu bakımdan oldukça önemli bir yere sahiptir
Bursa'da yer duygusu inşasında hafıza mekânı olarak kentsel kültürel miras alanları
Kentteki tarihi doku bir alanı diğerlerinden ayıran kentsel kimliğinin yanı sıra yer duygusu inşasında da önemli alanlardır. Çünkü kentsel kültürel miras ile toplum arasında duygusal bir bağ oluşmaktadır. Bu bağ yer duygusu kavramı ile ilişkilidir. Bu çalışma, Bursa'nın tarihi kent merkezi içinde yer alan Kaleiçi olarak da bilinen Hisar Bölgesi'ni ele almaktadır. Çalışmada, öncelikle Bursa Hisar Bölgesi'ndeki kentsel kültürel miras alanları ve araştırma alanı içinde bu yerlerin önemi ortaya konulmuş, daha sonra ise bu alanları yer duygusu bağlamıyla değerlendirilmiştir. Bu durumda Hisar Bölgesi'nde yer alan tarihi çevre ve plansız kentleşmenin etkisi ile tarihi özelliğini yitirmiş çevre arasındaki yer ile olan ilişkilerdeki farklılaşma incelenmektedir. Bu anlamda çalışmada yer duygusu kavramı; yer kimliği, yer bağlılığı ve yer bağlağımlılığını kapsayacak şekilde bir şemsiye kavram olarak ele alınmaktadır. Çalışmada karma yöntem ile hem nicel hem de nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Buna göre araştırma sahası içinde yer alan yerel halk, çalışan ve ziyaretçi gruplarına anket, ölçek çalışması ve derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Veriler SPSS ve MAXQDA programları ile analiz edilirken, nitel veriler betimsel analiz yoluyla aktarılmıştır. Buna göre yer duygusunun alt bileşenleri, yere karşı işlevsel, duygusal ve bilişsel bağlanma olarak ele alınmıştır. Sonuç olarak kişilerin tarihi yapılara işlevsellik kazandırıldığında kullanımı arttırdığı, alternatif bir yer oluştuğunda tarihi yapıları ve ya çevreleri tercih ettiği görülmektedir. Bunun yanı sıra bir mahallenin tarihi özelliğinin bulunması beraberinde eski mahalle kültürü ve komşuluk anlayışını da getirmektedir. Kişilerin yere olan bağlılığında mekânsal özelliklerden çok sosyal bağlamların ön planda olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca kişilerin ikamet yeri olması, aile ve dostlarının aynı alanda yaşaması o yere olan yer duygusunu güçlendirmektedir. Tarihi yapılara atfedilen kimlik, kültür gibi kavramlar bu yapılara olan bağlılığı yükseltmektedir. Tarihi çevrelerdeki fiziksel mekânın değişimi veya eski özelliğini kaybetmesi kişilerin bu alana karşı olan yer duygusunu zayıflatmaktadır.
Bursa İli özel eğitim merkezlerinde görev yapan uzmanların iş stresi ve iş doyumlarının incelenmesi
Bu çalışma, özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde engellilere hizmet veren uzman profesyonellerin iş stres ve doyum düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma Bursa ilinde on özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde yapılmış, analizler çalışmaya gönüllü olarak katılan 150 uzman profesyonel üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırmada, "İş Stresi" ve "Minnesota İş Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Bursa ilinde 150 katılımcının % 63'ü Öğretmen, % 9'u Çocuk Gelişim Eğitmeni, % 13'ü Fizyoterapist, % 8'i Psikolog, % 7'si Sosyal Hizmet Uzmanı'dır. Stres ölçeği ile iş doyumu ölçeğinin ilişkilerin tümünün anlamlı ve negatif yönde oldukları görülmüştür. İş doyumu ölçeğinin alt boyutlarının ise, kendi aralarında pozitif ve oldukça yüksek düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür.
Bursa'da yaşayan sosyal gruplar arasındaki toplumsal cinsiyet algısı üzerine bir inceleme
Türkiye'de toplumsal cinsiyet ile ilgili çalışmalar daha çok sosyoloji, psikoloji ve antropoloji gibi alanlarda yapılmaktadır. Ancak toplumsal cinsiyetin kültürden doğrudan etkilenmesi, bu konunun halk bilimi alanında da çalışılmasını gerekli kılmaktadır. Bu alandaki çalışmalar, 2000'li yıllardan sonra yaygınlaşmıştır ancak henüz istenilen seviyeye ulaşmamıştır. Toplumsal cinsiyet konulu çalışmaların azlığı bizi bu tarz bir çalışma yapmaya yöneltmiştir. Bursa'da yaşayan Manav, Yörük, Türkmen ve Göçmenlerin toplumsal cinsiyet algılarını geçiş dönemlerindeki gelenekler üzerinden ortaya koymayı amaçlayan bu tez çalışması giriş, beş bölüm, sonuç ve ekler kısmından oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacına, yöntemine, veri toplama tekniğine, veri toplama sürecine, evren-örneklemine, varsayımlarına ve sınırlılıklarına yer verilmiş; toplumsal cinsiyet ile ilgili yapılan çalışmalar makaleler, bildiriler, tezler ve kitaplar başlıkları altında sıralanmıştır. Birinci bölümde "Tarihte ve Bugün Farklı Yönleriyle Bursa" başlığı altında Bursa'nın tarihi, coğrafi konumu, sosyo-kültürel dokusu, nüfusu ve ekonomik durumu ele alınmıştır. İkinci bölümde "Türk Toplumunun Değişim Ekseninde Kadın" başlığı altında anaerkil dönemde, bozkır kültüründe, tarım döneminde ve modern dönemde kadının Türk toplumundaki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde "Feminizm ve Toplumsal Cinsiyet" başlığı altında feminizm kavramının tanımı, ortaya çıkışı, tarihsel gelişimi ve Türkiye'deki feminist hareketler ele alınmış; toplumsal cinsiyet kavramı ve toplumsal cinsiyetle ilgili temel kavramlar açıklanmıştır. Çalışmanın alan araştırmasını oluşturan dördüncü bölümünde Bursa'da yaşayan Manav, Yörük, Türkmen ve Göçmenlerin geçiş dönemi gelenekleri verilmiş; bu gelenekler toplumsal cinsiyet açısından değerlendirilmiştir. Beşinci bölümde ise kaynak kişilere uygulanan anket formlarından elde edilen bilgiler, "Toplumsal Cinsiyet Üzerine Yapılan Anketlere Ait Bulgular ve Yorumlar" başlığı altında yorumlanmıştır.
Ebeveynlerin iyi oluşlarında bilinçli farkındalık, öz-anlayış ve ebeveynlik stresinin rolü: Bursa ili örneği
Bu araştırmada normal gelişim gösteren 6-14 yaş arası çocuğa sahip olan ebeveynlerin iyi oluş düzeyleriyle bilinçli farkındalık, öz-anlayış ve ebeveynlik stresi arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Ek olarak araştırmada ebeveyn rolü, yaşı, eğitim düzeyi, algıladığı sosyo-ekonomik durumu, herhangi bir işte çalışıyor olma/olmama durumunun ebeveynlerin iyi oluşları üzerindeki etkisine bakılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 yılı bahar döneminde Bursa ili sınırlarında yaşayan normal gelişim gösteren 6-14 yaş arası çocuğa sahip 785 (449 anne, 336 baba) ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla PERMA İyi Oluş Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Öz-Anlayış Ölçeği ve Anne Baba Stres Ölçeği kullanılmıştır. Aynı zamanda ebeveynlerin sosyo-demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından Kişisel Bilgi Formu geliştirilmiştir. Veriler IBM SPSS 26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerden önce verilerin tek yönlü ve çok yönlü uç değerleriyle normallik varsayımları incelenmiştir. Ölçeklerden alınan puanların normalliği toplanan verilerin dağılımına ait çarpıklık ve basıklık katsayıları ile birlikte histogram grafiklerinin incelenmesiyle değerlendirilmiştir. Ayrıca çoklu regresyon analizi sayıltılarını karşılayıp karşılamadığına bakılmıştır. Analizlerde ebeveyn rolü ve çalışma durumu için bağımsız gruplar için t testi; yaş, eğitim düzeyi ve algılanan sosyo-ekonomik durum değişkeni için tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Ebeveynlerde bilinçli farkındalık, öz-anlayış ve ebeveynlik stresinin iyi oluşu yordayıp yordamadığını kontrol etmek ve her bir değişkenin yordama gücünü ortaya koymak amacıyla çoklu regresyon ve adımsal regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre ebeveynlerin iyi oluş düzeyleri yaşlarına ve algıladıkları sosyo-ekonomik duruma göre anlamlı farklılık gösterirken ebeveyn rolüne (anne, baba), eğitim düzeylerine ve herhangi bir işte çalışıyor olma durumuna göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Bilinçli farkındalık ve öz-anlayış ebeveynlerin iyi oluş düzeylerini anlamlı bir şekilde ve pozitif yönde yordarken ebeveynlik stresi anlamlı bir şekilde ve negatif yönde yordamaktadır. Ayrıca bilinçli farkındalığın ebeveynlerin iyi oluş düzeylerini yordayan en güçlü bağımsız değişken olduğu ve bunu sırasıyla, öz-anlayış ve ebeveynlik stresinin izlediği sonucuna ulaşılmıştır.
Uludağ Üniversitesi Çocuk Endokrinoloji Polikliniğinde 2009-2019 yılları arasında tanı almış tip 1 diabetes mellituslu çocuklarda otoimmün tiroidit, glutene duyarlı enteropati ve diğer otoimmün hastalıkların sıklığının saptanması ve bu otoimmün hastalıklarla ilişkili risk faktörlerinin retrospektif olarak belirlenmesi
Tip 1 Diabetes Mellitus (Tip 1 DM), pankreas beta hücrelerinin hasarlanması sonucunda mutlak insülin eksikliği ile seyreden immün, genetik ve çevresel faktörlerin kompleks etkileşimiyle ortaya çıkan otoimmün kronik bir bozukluktur. Bu çalışmada amacımız; Tip 1 DM'a sıklıkla eşlik eden otoimmün hastalıkları incelemektir. Bu çalışmada Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Çocuk Endokrinoloji Polikliniğinde 2009-2019 tarihleri arasında tip 1 DM tanısı almış 725 olgunun dosyaları tanı anındaki Glutamik Asit Dekarboksilaz Antikoru (GAD-65 antikoru), anti-insülin antikoru, antitiroit antikorları, doku transglutaminaz antikoru, C-peptit ve insülin düzeyleri, hormonal değerlendirmeleri, biyokimyasal ve demografik özellikleri ile antropometrik ölçümleri açısından geriye dönük olarak incelenmiştir. Hastaların %3'ünde otoimmün tiroit hastalığı saptanmış olup bunların %95,20'sinde Anti-tiroit peroksidaz (anti–TPO), %94,10'unda ise anti-tiroglobulin (anti-TG) pozitif bulundu. Çalışmaya dahil edilen hastalar arasında çölyak hastalığı bulunanların oranı %2,90 (n=21) idi. Bir hastada hem çölyak hem de otoimmün tiroit hastalığı mevcuttu. Bir hastada otoimmün tiroit hastalığı, Sjögren sendromu ve otoimmün hepatit, bir hastada çölyak hastalığı ve otoimmün hepatit ve bir hastada da çölyak hastalığı ve vitiligonun bir arada görüldüğü belirlenmiştir. Tip 1 DM'li hastalarda otoimmün tiroidit ve çölyak hastalığı sıklığının giderek artmakta olduğu görülmüştür. Tip 1 DM tanılı hastaların rutin izleminde bu iki hastalığın göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bunun için en iyi ve hızlı değerlendirme yolu otoantikorların serolojik olarak çalışılmasıdır. Anahtar Kelimeler: Tip 1 DM, otoimmün tiroit hastalığı, çölyak hastalığı.
Uludağ dağ ekosisteminin kaynak ekonomisi açısından incelenmesi
Dağ-orman ekosistemlerinin, turistik-rekreasyonel kullanım, tarımsal üretim gibi alternatif kullanım alanlarına dönüştürülmesi ve sürdürülemez şekilde aşırı kullanımı konusunda endişeler bulunmaktadır. Bu kapsamda, bu tezde, Bursa, Uludağ Milli Parkı ekosistemi oduna dayalı ve odun dışı kaynak kullanımlarına yönelik kapsamlı bir ekonomik inceleme gerçekleştirilmiştir. Oduna dayalı ve odun dışı ekosistem faydaları dikkate alınarak Uludağ Milli Park'ı dağ-orman ekosistemi için teorik bir yönetim modeli geliştirilmiş ve ekonometrik model sonuçları vasıtasıyla ifade edilmiştir. Oduna dayalı üretim değeri ve faydası, Faustman dağ-orman rotasyonu modeli ile hesaplanmış ve gösterilmiş, alternatif orman arazisi kullanım seçeneklerini içerecek şekilde genişletilmiştir. Zaman içerisinde değişen değerler ve maliyetler nedeniyle alternatif alan kullanımları arasında geçişler yapma kararları da araştırılmıştır. Meşçere düzeyindeki model, meşçere etkileşimlerinin dağ-orman arazisi kullanım kararları üzerindeki etkisini incelemek amacıyla, Milli Park ekosistem geneline genişletilmiştir. Bu kapsamda odun dışı orman ürünlerine de ekonomik değer analizine dahil eden Hartman yaklaşımı kullanılmıştır. Hartman yaklaşımı ile odun dışı ekonomik değerleri temsil eden, tarımsal üretim, otlatma, arıcılık, biyoçeşitlilik, su kaynakları, karbon tutulumuna dayalı dağ-orman ekosistemi değerleri ekonomik değer analizine dahil edilmiştir. Bu kapsamda toplam 2 227 052 303,33 $/Yıl değeri Uludağ Milli Parkı'nın toplam ekonomik değerinin bir yaklaşımı olarak dağ-orman ekosistemlerini temsil eden değerler dikkate alınarak tahmin edilmiştir. Bursa ve Türkiye kapsamında kamuoyu ve karar vericiler için önemli göstergeler sağlayabilecek bu sonuçların, Uludağ Milli Park'ı ekosistemindeki çevresel mal ve hizmetlerin sürdürülebilirliği ve optimâl kullanımının sağlanması ve hizmet kalitesinin geliştirilmesi noktasında önemli katkıları olması beklenmektedir.