Bursa
Bu konu başlığı altında 266 tez
Bursa birinci amatör ligindeki futbolcuların özyeterlik ve saldırganlık düzeylerinin incelenmesi
Öfkenin saldırganlığa dönüşmesi kişilere maddi ve manevi zararlar vermektedir. Bir spor dalı ile meşgul olmanın saldırgan davranışlar üzerinde etkisi olduğunu inceleyen pek çok araştırma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı; amatör futbolcuların özyeterlik inançlarının ve saldırganlık düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, 2012-2013 sezonunda Bursa ilinde amatör ligde futbol oynayan bireyler, örneklemini ise Bursa ili merkez ilçesinde 1. amatör liginde futbol oynayan 17-25 yaş arası, %33.3 17 yaş 37 kişi, %11.7 18 yaş 13 kişi, %9.0 19 yaş 10 kişi, %5.4 20 yaş 6 kişi, %8.1 21 yaş 9 kişi, %32.4 21 yaş ve üzeri 36 kişi olmak üzere, %9.9 1-2 yıldır spor yapan 11 kişi, %9.0 3-4 yıldır spor yapan 10 kişi, %18.0 5-6 yıldır spor yapan 20 kişi, %22.5 7-8 yıldır spor yapan 25 kişi, %40.5 8 yıl ve üzeri spor yapan 45 kişi olmak üzere 1-10 yıldır spor yapan, amatör futbolculardan oluşan 111 denek oluşturmaktadır. Yöntemsel olarak çalışma evreni, basit tesadüf güvenlik esasına bağlı alındı. Araştırmada Riggs ve arkadaşları tarafından geliştirilen (2002) "Özyeterlik İnancı" ve Kiper tarafından geliştirilen (1984) "Saldırganlık Envanteri" kullanılmıştır. Veriler SPSS 21 paket programı ile analiz edilmiştir. Analizde yapılan tüm çalışmalar 0.05 anlamlılık düzeyinde sınanmıştır. Bu çalışmada elde edilen veriler, Tanımlayıcı İstatistik, Korelasyon, Anova, Manova ve Regresyon Analizi ile incelenmiştir. Araştırma da özyeterliğin yıkıcı saldırganlık ve edilgen saldırganlık üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı, atılgan saldırganlık üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda öz yeterliğin atılgan saldırganlık üzerinde olan etkisini incelemek için yapılan basit doğrusal regresyon analizinde öz yeterliğin atılgan saldırganlık üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi olduğu görülmüştür. (p=.001, p<.05). Diğer bir ifade ile örneklem grubuna yer alan futbolcuların öz yeterlik düzeyleri arttıkça atılgan saldırganlık düzeyleri düşmektedir. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, Öz Yeterlik, Futbol, Spor.
Feminist yaklaşımın kadınların gözünden değerlendirilmesi Bursa örneği
Feminizm en genel anlamıyla tanımlandığında kadın ve erkeğin eğitim, hukuk, ekonomi, siyaset, sosyal yaşam gibi alanlarda eşit olması gerektiğini savunan akımdır. Bir toplumun gelişmesi ve ilerlemesi o toplumda yaşayan insanların özgürlüğü ve haklarıyla ilişkilidir. Bu nedenle feminizm kadınların da erkeklerle eşit sosyal ve siyasal haklara sahip olmasını savunarak toplumların gelişimine katkı sağlamaktadır. Feminizm ilk kez bu gelişme için çaba gösteren bir toplum olan Fransa'da 18.yy da ortaya çıktığı görülmektedir. Ancak feminist tartışma etkisini her dönemde sürdürmeyi başarmıştır. 21.yüzyılda yaşadığımız bu dönemlerde kadın haklarının hala konuşuluyor olmasının ve erkeklerin kadınlar üzerinde oluşturmuş olduğu tahakkümün tartışılıyor olmasının yanında kadınların da bu konuda ne düşündüğü ve feminizm hakkında ne kadar bilgi sahibi oldukları araştırılmak istenmiştir. Bu çalışmada Türk kadınının feminizm kavramından haberdar olup olmadığı, feminizm kavramından ne anladığı, kendi hakları üzerinde ne kadar durduğu araştırmaya çalışılmıştır. Çalışma Bursa örneği üzerinden yürütülmüştür. Bursa ilinde kadınların feminizme bakış açısını değerlendirmek adına Bursa ilinin tarihi, eğitim durumu, demografik durumu, ekonomik durumu gibi bilgilere yer vererek Bursa ili genel bir bakışla değerlendirilmiştir. Bu kısım anket verilerinin değerlendirilmesi ile devam ettiğinden Bursa ilinin genel durumu ele alınmak durumunda kalınmıştır. Araştırmanın uygulamalı kısmı olan anket verilerinin değerlenmesiyle sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Sonuçta Bursa'da yaşayan kadınların feminizm kavramından uzak olmadığı ve kadınların kendi haklarının savunuculuğunu yaptığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kadın, Feminizm, Feminist Teori, Toplumsal Cinsiyet, Özel Alan, Kamusal Alan, Erkek Tahakkümü, Eril Egemenlik. Ataerkillik.
Sürdürülebilir tüketim ve çevre bilinci üzerine bir araştırma: Bursa ili örneği
Sürdürülebilir tüketim kavramının terminolojiye girişi 1992 yılında Rio Dünya Konferansı ile olmuştur. Sürdürülebilir tüketime yönelik araştırmalar; tüketicilerin yaşam tarzlarının, sosyal çevrelerinin, tüketim eğiliminin, teknolojinin, eski alışkanlıklarının, bulundukları coğrafyanın ve hatta küresel ve toplumsal olayların sürdürülebilir tüketim davranışlarına etkisini sorgulamaktadır. Ayrıca tüketim araştırmaları işletmelere ve politika yapıcılara da sürdürülebilirlik yolunda önemli ipuçları vermektedir. Bu çalışmada Bursa İl'inde 400 kişi ile çevrimiçi anketler yapılarak tüketicilerin sürdürülebilir tüketim ve çevre bilinci üzerine davranışları incelenmiştir. Anket verileri yüzde değerler ve ki-kare analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada tüketicilerin sürdürülebilir tüketim davranışlarının belirlenmesi, çevre ve israf sorunlarının çözülmesine katkı sağlamak amaçlanmıştır. Anket sonuçlarında tüketicilerin yaşları ile alışveriş yaptıkları yerler arasında ve gelir düzeyleri ile gıdaların çöpe atılma nedenleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ankete katılanların %72,2 'si gıda alışverişlerini marketlerden yapmayı tercih ederken %10,25'i internet üzerinden yaptığını ifade etmiştir. İnternet üzerinden gıda alışverişi yapanların ise %85,36 'sının 18-39 yaş aralığında olduğu tespit edilmiştir. Gıda maddelerinin %30,25 'i tüketilmemesi ve fazla alınması nedeniyle atılırken %40 'ı bozulması nedeniyle atılmaktadır. Hane halkının %7,5 'i gıda israfına yönelik hiçbir önlem almazken %41,5 'i aldığı önlemlerin yeterli olmadığını düşünmektedir. Araştırmanın sonuçlarına göre %27'lik bir oranla en çok ekmek ve unlu mamullerin israf edilmiştir. Elde edilen verilerden yola çıkarak tüketici farkındalığını arttırmaya yönelik çalışmalar yapılması, özellikle gıda israfını önlemeye ilişkin etkin önlemler alınması gerekmektedir.
Bursa bölgesinde zeytin yetiştirilen toprakların yarayışlı çinko içeriklerinin belirlenmesinde kullanılacak yöntemler
Bu araştırma Bursa ili zeytin bahçesi topraklarının bitkiye yarayışlı çinko durumunu ve bu topraklarda yarayışlı çinko miktarının belirlenmesinde kullanılabilecek en uygun ekstraksiyon yöntemlerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Yoğun olarak zeytin yetiştirilen bölgelerdeki 50 farklı bahçeden 0-30 ve 30-60cm derinliklerden alınan toplam 100 toprak örneği, 50 yaprak ve 50 meyve örneği araştırma materyalini oluşturmaktadır. Toprakların yarayışlı çinko içeriklerinin belirlenmesinde; (Y1) 3 HCl+ 1 HNO3; (Y2) 0,005 M DTPA + 0,01 M CaCl2 + 0,1 M TEA; (Y3) 0,01 M HEDTA; (Y4) 0,1 N HCl; (Y5) 0,01 M Na2EDTA + 1 M (NH4)2CO3; (Y6) 0,01 N Na2EDTA ve (Y7) 1 N NH4OAc olmak üzere 7 farklı yöntem kullanılmıştır. Yaprakların Zn içerikleri ile önemli ve anlamlı ilişkilerin Y1, Y2, Y3, Y5 ve Y6, meyvelerin Zn içerikleri ile Y2, Y4 ve Y7 ile belirlenen Zn içerikleri arasında önemli ve anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüştür. Bursa ili zeytin bahçelerinin alınabilir Zn içeriklerinin belirlenmesinde Y2, Y4 ve Y5 ile belirtilen yöntemlerin kullanılabileceği görülmüştür. Bununla birlikte sınır değerinin bulunması Zn' nin yanında diğer bazı besin elementlerinin de belirlenmesi toprakların alınabilir mikrobesin elementi içeriklerinin belirlenmesinde yaygın Y2 (DTPA)'nın araştırma bölgesi topraklarının alınabilir Zn içeriklerinin belirlenmesinde kullanılabileceği anlaşılmaktadır.
Yerel demokrasinin gelişimi sürecinde kent konseylerinin rolü ve işlevselliği: Bursa ve Yalova kent konseyi örneği
Dünya, ekonomik, siyasal, yönetsel, teknolojik dönüşüm ve değişim içerisindedir. Ulus devletler güç kaybetmekte, küreselleşme, yerelleşme, demokrasi gibi yaklaşımlar önemli hale gelmektedir. Bu durum, yönetsel anlayışta bir paradigma değişimini beraberinde getirmektedir. Etkinlik, verimlilik gibi ilkelerin yanında şeffaflık, hesap verebilirlik, denetim, yönetişim, katılımcılık gibi ilkeler yeni yönetsel anlayışın temel ilkeleri haline gelmektedir. Yönetimdeki bu dönüşümün yanında toplumsal boyutta da önemli değişimler yaşanmaktadır. Artık 4-5 yılda bir yapılan seçimlere katılan, katılımcı olmayan, sorgulamayan bir toplum yapısından, teknolojik gelişmelerinde etkisiyle daha bilinçli, sorgulayabilen, düşüncesini ortaya koyabilen ve her şeyden anında haberi olabilen bir toplum yapısına doğru gidilmektedir. Burada yönetsel alanda akıllara gelen ilk sorular: Kim Yönetiyor? Nasıl Yönetiyor? sorularıdır. Demokrasi ile yönetmenin önemi sürekli vurgulanmakta, birçok yönetim birimi çalışmalarını meşrulaştırıcı araç olarak demokrasiyi görmektedir. Günümüzde, demokrasinin güç kazanması ise demokrasinin, yerel demokrasiler şeklinde tabandan oluşması ile mümkündür. Bu noktada yerel demokrasinin gelişimi sürecinde, yeni yönetim anlayışının getirdiği ilkeler çerçevesinde "kent konseyi" yapılanması ortaya çıkmıştır. Kent konseyleri, 2005 ve 2006 yılları arasında yasal boyutta desteklenmesi ile birlikte yönetimde halk katılımının benimsenmesi yolunu açmıştır. Öte yandan, yerel demokrasinin gelişim sürecine birçok katkı sağlayabilen veya sağlama kapasitesinde olan kent konseyleri, uygulama noktasında sorunlar yaşamaktadır. Bu minvalde, bu çalışmada; yerel demokrasinin gelişimi sürecinde kent konseylerinin rolü ve işlevselliği, iki uygulama alanı üzerinden incelenecektir. Çalışmanın sonunda ise elde edilen çıktılar neticesinde öneriler geliştirilecektir. Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Yerel Demokrasi, Katılım, Kent Konseyi, Bursa, Yalova.
Coğrafi yönleriyle Karacabey Tarım İşletmesi
İnsan ve mekân ilişkisinin çok yoğun olduğu tarımsal faaliyetler, coğrafya biliminin çalışma alanına girmektedir. Bu biliminin temel ilke ve prensiplerine bağlı kalınarak hazırlanan bu çalışmanın amacı, Karacabey Tarım İşletmesinde (TİM) yürütülen tarımsal faaliyetlere doğal ve beşerî çevre faktörlerin etkisini ve işletmenin tarımsal potansiyelinin bulunduğu bölge ve ülke tarımına sağladığı katkıları ortaya koymaktır. Bu tez çalışması, hem nitel hem de nicel veriler kullanılarak hazırlandığı için karma desenli bir çalışmadır. Bu araştırmayla, Karacabey TİM 'in kuruluşu, potansiyeli, üretim faaliyetleri ve bu faaliyetler ile bölge ve ülkemiz tarımına olan katkısı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda konuyla ilgili literatür incelenmiş, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında veriler üretilmiş, farklı zamanlarda saha çalışmaları yapılarak belirlenen katılımcılar ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin içerik analizleri yapılmış, tablo, grafik ve haritalarla görselleştirilmiştir. Devletin tarım faaliyetlerini düzenlemek ve geliştirmek amacıyla kurduğu tarım işletmelerinden birisi olan Karacabey TİM'in kuruluşu Osmanlı Devleti'nin ilk dönemlerine kadar uzanmaktadır. İşletme, ülkemiz tarım ve hayvancılığına önemli hizmetlerde bulunmuştur. Karacabey Ovası'nın güney kesiminde kurulmuş olan işletme; verimli tarım toprakları, su kaynakları ve elverişli iklim şartları gibi avantajlı doğal ortam şartlarına sahiptir. İşletme çevresi ülkemizin önemli tarımsal nüfusa sahip alanlarından birisidir. Entansif tarım yöntemlerinin uygulandığı Karacabey TİM geçmişte daha çok damızlık hayvan üretiminde söz sahibi iken, son yıllarda ülkemizin tohumluk buğday ve mısır üretimine de katkı sağlamaktadır.
Bursa basınında Kıbrıs Barış Harekatı
1974 Kıbrıs Barış Harekatı Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhuriyet Döneminde sınırları dışında gerçekleştirdiği en büyük ve sonuçları bakımından en etkili savaştır. Kıbrıs Adası stratejik önemi dolayısıyla tarih boyunca pek çok devlet tarafından işgal edilmişti. 1571 yılında Ada'nın Osmanlı Devleti tarafından fethi ada halkını ekonomik, kültürel ve dini yönden son derece olumlu etkilemişti. 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması ile Kıbrıs Adası'nın yönetimi İngiltere'ye bırakılmış. Bu antlaşma Kıbrıs Türkleri için yaşanacak olumsuzlukların adeta bir başlangıç noktası olmuştu. Kıbrıs'ta kendini "Rum" olarak tanımlayan halk İngilizlerden de cesaret alarak Türklere karşı her geçen gün baskılarını arttırmışlardı. Rumların amacı "enosis" yani Kıbrıs'ı Yunanistan'a katmaktı. Rumların amacı önce İngilizleri, ardından da Türkleri adadan kovmaktı. 1960 yılına gelindiğinde Adanın tamamını kapsayan Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Cumhurbaşkanı Makarios yardımcısı ise Dr. Fazıl Küçük'tü. Barış içinde yaşamayı düşünen Türkler hayal kırıklığına uğradılar. Çünkü Makarios "Akritas Planı" ile Türklerin tamamını imha etmek için harekete geçti. Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs'taki Türklere uygulanan şiddet ve baskı eylemlerini sonlandırmak için garantörlük yetkisini kullanarak Birleşmiş Milletler'de sorunu çözmeye çalıştıysa da herhangi bir sonuç alınamadı. Nihayet 15 Temmuz 1974 tarihinde "enosis", gerçekleştirmek için Yunanistan Kıbrıs'ta darbe yaparak Rum lider Makarios'u devirdi. Yerine Nikos Sampson'u getirdi. Türkiye bu oldubittiyi kabul etmedi. 1960 Garanti Antlaşması'ndan doğan haklarını kullanarak 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı'nı düzenledi. Böylece hem Kıbrıs'taki Türklerin can ve mal güvenliği sağlanmış oldu, hem de iki toplumlu bir yapı oluşmuş oldu. Anahtar kelimeler: Türkiye, Kıbrıs, Bursa Basını, Kıbrıs Barış Harekatı
COVID-19 pandemisinin kadın istihdamına etkileri: Bursa örneği
2019 yılının son çeyreğinde Çin'in Hubei eyaletine bağlı olan Wuhan şehrinde yeni ortaya çıkan COVID-19 çok kısa sürede küresel düzeyde yayılım göstererek tüm pandemiye neden olmuştur. COVID-19 pandemisi insan sağlığını tehdit etmenin yanı sıra ekonomik, sosyal, toplumsal ve psikolojik olarak birçok alanda etki göstermiştir. Devletler hastalığın yayılmasını önlemek adına bir dizi tedbirler almışlardır. Alınan bu tedbirler ülkelerin ekonomileri üzerinde bazı olumsuz sonuçları gündeme getirmiştir. COVID-19 pandemisinin en büyük ekonomik etkilerinden biri şüphesiz istihdam üzerinde olmuştur. Devletlerin aldığı tedbirler ve karantina uygulamaları sonucunda birçok işletme faaliyetlerini geçici ya da kalıcı olarak durdurmuştur. İşletmelerin yaşadığı kriz ile birlikte yaşanan işten çıkarmalar işgücü piyasası için iş ve gelir kaybı olarak geri dönmüştür. Ancak iş ve gelir kaybı erkekler ve kadınlar açısından aynı düzeyde olmamıştır. Bu tez çalışması COVID-19 pandemisinin kadın istihdamı üzerindeki etkilerini saptamak amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda COVID-19 pandemisi sürecinde kadın istihdamı ile ilgili literatür taranmış, istatistiklerle kadın istihdamı anlatılmaya çalışılmış ve Bursa ilinde COVID-19 pandemisi sürecinde işten ayrılan kadınlarla görüşme yapılarak bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırma bitiminde ulaşılan sonuç; işgücü piyasasında halen ikincil konumda olan kadınların COVID-19 pandemisi sürecinden erkeklere göre daha çok olumsuz etkilendiği olmuştur. Anahtar Kelimeler: COVID-19, Pandemi, İşsizlik, İstihdam, Kadın İstihdamı
2000-2020 yılları arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği ve polikliniğinde takip edilen enfektif spondilodiskit tanılı hastaların retrospektif incelenmesi
Spondilodiskitin klinik bulguları özgül olmadığı için tanıda zorluklar ve gecikmeler yaşanabilir. Tedavi başarısı için etkene yönelik tedavi verilmesi esastır. Çalışmamızda spondilodiskit hastalarının klinik yansımaları, tanı yöntemleri, tedavi seçenekleri incelenerek hastaların morbiditesinin azalması için erken tanı alabilmesi ve etkin tedavi seçeneklerinin belirlenmesi amaçlandı. Çalışmamızda 1 Ocak 2000 ile 31 Aralık 2020 tarihleri arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği ve Polikliniği'nde takip edilen 18 yaş ve üstündeki enfeksiyöz spondilodiskit tanılı hastalar retrospektif değerlendirildi. Çalışmamıza 336 hasta dahil edildi. Hastaların 55 (%16,4)'i tüberküloz spondilodiskit, 86 (%25,6)'sı brusellar spondilodiskit, 195 (%58)'i piyojenik spondilodiskit tanılıydı. Piyojenik spondilodiskit hastalarının 107 (n=195, %54,9)'si toplum kökenli, 88 (n=195, %45,1)'i postoperatif gelişen spondilodiskitti. Tüm gruplar arasında en sık şikayet bel ağrısıydı (%77). En sık etkilenen vertebra tüberküloz spondilodiskitinde torakal vertebra (%45,5), brusellar spondilodiskitte lomber vertebra (%51,1), piyojenik spondilodiskitte lomber vertebra (%53,8) idi. Tüberküloz spondilodiskiti tanısı için 55 hastanın 53 (%96,3)'üne girişimsel işlem yapıldığı, hastaların 32 (%58)'sinde histopatolojinin tanıyı desteklediği ve 19 (%34,5)'unda kültürde üreme olduğu saptandı. Brusellar spondilodiskit tanısında brusella aglütinasyon testi ile 82 (%93), kültürde üreme ile 12 (%13,9) hastaya tanı konulduğu görüldü. Piyojenik spondilodiskit tanısında 195 hastanın 94 (%48,2)'üne girişimsel işlem yapıldığı, histopatoloji ile 83 (%42,5), kültürde üreme ile 72 (%36,9), hastaya tanı konulduğu saptandı. Tedavi ortanca süresi tüberküloz spondilodiskitinde 450 gün (240-1440 gün), brusellar spondilodiskitte 210 gün (36-720 gün) ve piyojenik spondilodiskitte 150 gün (15-960 gün) olarak saptandı. Cerrahi tedavinin tüberküloz spondilodiskitinde 35 (%63,6), brusellar spondilodiskitte 3 (%3,5) ve piyojenik spondilodiskitte 72 (%36,9) hastaya yapıldığı saptandı. Tedavi sonrası tüm hastaların 204 (%60,7)'ünde sekelsiz iyileşme görüldü. Spondilodiskit tanısı, şüphe duyulan hastalarda modern tıp yöntemlerinin birlikte kullanılmasını gerektirir. Uygun ve yeterli süre tedavi için etkenin saptanması önemlidir. Anahtar kelimeler: Spondilodiskit, tüberküloz, brusella, piyojenik, postoperatif
Türkiye'de kiraz üretimi ve pazarlaması: Bursa ili örneği
Türkiye bulunduğu coğrafi konum itibariyle birçok meyve türlerinin yetiştirildiği önemli merkezlerden biridir. Bu meyve türleri içerisinde yer alan kiraz, üretimi ve ihracatı ile ülke ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Türkiye'nin birçok il ve ilçesinde kiraz üretimi yapılmakta olup, modern tarım yöntemleri uygulanmaktadır. Kiraz üretimi yapan bölgeler arasında yer alan Bursa İli 2020 yılı verilerine göre en çok üretim yapan iller arasında 3. sırada yer almaktadır. Bu çalışmada Bursa İli Keles İlçe' sinde kiraz üretimi yapan 52 üreticiden veriler toplanarak bölgenin kiraz üretim potansiyeli ve pazarlama koşullarının analizi yapılmıştır. Anket verileri SPSS 25.0 paket programıyla analiz edilmiştir. İncelenen işletmelerin kiraz üretim alanı ortalama 25 dekar olarak bulunmuştur. İşletme sahiplerinin %50'si 46 ile 60 yaş arasında dağılım göstermektedir. Tarımsal deneyimi 26 ile 35 yıl arasında olan işletmelerin daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bölgede kiraz üretimi haricinde ceviz, badem gibi ürünlerin de üretimi yapılmaktadır. İncelenen işletmelerin %98,1'inde "Türk Kirazı" olarak bilinen Ziraat 0900 çeşidi kiraz üretimi yapılmaktadır. Üretilen kirazların satışları, hasat döneminde kurulan toptancı hallerinde gerçekleşmektedir. Bölge kendi pazarına sahip olması nedeniyle pazara ulaşım konusunda üreticiler sorun yaşamamaktadır. Araştırma sonuçları bölgede kiraz yetiştiriciliğinin ekonomik olarak yapılabildiğini göstermektedir. Dolayısıyla kiraz üretimine yatırım yapacak girişimler için önemli bir alternatif olduğunu söylemek mümkündür.
Uludağ kütlesi kuzeydoğusunda şehirleşmenin olduğu alüvyal fanlar üzerinde taşkın duyarlılık analizi
Alüvyal fanlar dünya üzerinde birçok noktada özellikle yerleşme ve tarım faaliyetleri açısından tercih edilen morfolojik birimlerin başında gelmektedir. Ancak alüvyal fanların ve besleyici havzalarının sahip olduğu morfolojik özelliklerden dolayı bu alanlar sık sık sel-taşkınların görüldüğü sahalar olarak karşımıza çıkar. Bu çalışmanın amacı; üzerinde yoğun kentleşmenin olduğu Marmara Bölgesi'nin en yüksek kütlesi olan Uludağ'ın kuzey-kuzeydoğu yamaçlarında yer alan alüvyal fanların ve besleyici havzalarının taşkın üretme potansiyellerinin araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada kullanılan temel altlık veriler; 1:5000 ölçekli planlardan elde edilen 5m çözünürlüklü Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) verisi, farklı tarihli Corine arazi kullanım verileri, yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri ile arazi çalışmalarıdır. Oluşturulan 5 metre çözünürlüklü SYM'den drenaj havzaları ve alüvyal fan alanları üretilmiştir. Drenaj havzalarına vektör veri tabanlı morfometrik analizler(çizgisel, alansal ve rölyef) uygulanmış ve sonuçlar taşkın duyarlılıkları açısından değerlendirilmiştir. Alüvyal fan alanlarında kullanılan yöntemlerin başında ise havza/fan morfometrik analizleri gelmektedir. Bu kapsamda alüvyal fanların alan, uzunluk, eğim, akış süreci gibi bazı morfometrik parametrelerini kullanarak, gerisindeki drenaj havzaları ile olan morfometrik ilişkileri ortaya konulmuştur. Alüvyal fan alanlarında morfometrik yöntemler dışında beşeri kaynaklı olan arazi kullanım özellikleri, fan yüzeyindeki karayollarının uzanış doğrultuları, köprülerin varlığı ve fan alanlarındaki drenaj alanlarında yapılan yanlış veya yetersiz dere ıslah çalışmalarının da etkisi taşkın duyarlılığı açısından değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, Uludağ kütlesinin kuzeyinde batıdan doğuya doğru Gökdere, Akçaalan, Devrengeç, Çukuryayla, Kaplıkaya, Erikli, Kocabalıklı, Küçükbalıklı, Çardakseki, Değirmenönü ve Deliçay drenaj havzalarının varlığı tespit edilmiştir. Bu havzaların önünde ise alansal olarak birbirinden farklı dördü alüvyal yelpaze dördü ise alüvyal koni olan 8 adet alüvyal fan sistemi tespit edilmiştir. Fanları besleyen havzaların taşkın duyarlılığı açısından Deliçay ve Gökdere yüksek, Kaplıkaya, Çardakseki, Akçaalan, Devrengeç, Küçükbalıklı, Değirmenönü, Kocabalıklı, Erikli ve Çukuryayla havzaları orta duyarlılık derecesine sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu havzaların taşkın üretme potansiyeline karşılık olarak alüvyal fanlarda ise Erikli, Devrengeç ve Çukuryayla çok yüksek, Kaplıkaya, Gökdere ve Akçaalan yüksek, Balıklıdere ve Deliçay orta duyarlılık değerine sahip olduğu tespit edilmiştir.
Bursa Numaniye Dergâhı ve mimari özellikleri
Tasavvufî kimliğiyle ön plana çıkan Bursa'da inşa edilen tarikat yapıları, şehrin mimari karakterini oluşturan eserlerdendir. 18. yüzyılda Hekimoğlu Ali Paşa tarafından vakfedilen Numaniye Dergâhı, günümüze ulaşan tarikat yapıları arasında özgünlüğünü korumasıyla ilgi çekmektedir. Bu çalışmada Bursa Numaniye Dergahı'nın malzeme, teknik, mimari elemanlar ve süsleme unsurları bakımından incelenmesi amaçlanmıştır.
Yeşil tedarik zinciri süreçlerinde yenilikçi teknolojilerin kullanımı: Bursa ilinde bir araştırma
Bu çalışmada, işletmelerin yeşil tedarik zinciri süreçlerinde yenilikçi teknolojileri kullanımına yönelik bir değerlendirme yapmak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, anket yöntemiyle 50 firmadan veriler elde edilmiş ve SPSS 26 programıyla analiz edilmiştir. Öncelikle, yeşil tedarik zincirinin satın alma, tasarım, üretim, paketleme, pazarlama, dağıtım ve tersine lojistik süreçlerinde yenilikçi teknolojilerin kullanım oranları ve yenilikçi teknoloji kullanımının sektör, faaliyet yılı, çalışan sayısına bazlı dağılımı sonuçları verilmiştir. Yenilikçi teknolojilerin yeşil tedarik zinciri süreçleri ile ilişkisini test etmek amacıyla korelasyon analizi yapılmış ve her bir sürecin yenilikçi teknoloji kullanımı ile anlamlı ve pozitif bir ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ardından, yenilikçi teknolojilerin yeşil tedarik zinciri süreçleri üzerine bir etkisinin olup olmadığını test etmek amacıyla basit doğrusal regresyon yapılmış ve yenilikçi teknolojilerin her bir süreç üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu görülmüştür. Son olarak, yenilikçi teknolojilerin yeşil tedarik zinciri süreçlerinde kullanım farklılığını test etmek için one-way anova analizi yapılmış ve farkın nereden kaynaklandığını bulmak için Post-hoc testleri kullanılmıştır. Sonuçlara göre, nesnelerin interneti, robotik, 3D/4D katmanlı üretim, yapay zeka, artırılmış gerçeklik, simülasyon, konum algılama sistemleri, akıllı sensörler ve sosyal medya yeşil tedarik zinciri süreçlerine göre anlamlı bir farklılık gösterirken; kuantum bilişim, blok zincir, büyük veri, siber fiziksel sistemler, bulut ve otomatik depolama ve erişim sistemlerinin ilgili süreçlerde kullanımı arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür.
Bursa Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde ev sineği (Musca domestica) popülasyonlarında bazı insektisitlere karşı oluşan direncin belirlenmesi
Musca cinsi içerisinde yer alan sinekler kutuplar hariç dünyanın tropik ve subtropik iklim kuşaklarında geniş bir yayılım alanına sahiptir. Enfeste oldukları insan ve hayvanlarda huzursuzluk başta olmak üzere çeşitli rahatsızlıkları oluşturmanın yanında birçok etkene de vektörlük yapmaları ile hem insan hem hayvan sağlığını olumsuz etkilerler. Bakteriler, mantarlar, virüsler ve parazitler olmak üzere birçok patojenin hem naklinde hem de biyolojik gelişiminde önemli bir rol oynarlar. Musca domestica L. Musca cinsi içerisinde en çok gözlemlenen türdür. Çalışma 2013-2014 yıllarında yaz dönemlerinde Bursa iline bağlı 11 ilçeden toplanan popülasyonlardan elde edilen F2 ve F3 larvaların Diflubenzuron ve Pyriproxfen'e karşı geliştirdikleri direncin besleme yöntemiyle ölçülmesi esasına dayanmaktadır. Bu amaçla 0.01/0.1/1/10/100 ppm dozlarda Diflubenzuron ve Pyriproxyfen içeren özel besi yerleri hazırlanmıştır. Bu besi yerlerine 48-72 saat yaş aralığındaki larvalar yerleştirilmiş ve 14 gün sonunda ergin çıkış oranları kaydedilmiştir. Buna ek olarak kontrol gruplarında besi yerlerinde sadece süt kullanılmıştır. Ergin çıkış oranları kullanılarak popülasyonlar üzerinde EPA-PROBİT analiz programı kullanılarak LC50 dozları hesaplanmıştır. Arazi popülasyonlarının LC50 değerleri duyarlı WHO (Dünya Sağlık Örgütü) popülasyonlarının LC50 değerleriyle karşılaştırılıp RF (direnç katsayısı) değerleri hesaplanmıştır. Hesaplanan RF oranı dört kategoride değerlendirilmiştir. Bu kategoriler <10'dan küçükse düşük direnç, 10-40 arası ise orta derece direnç, 41-160 arası ise yüksek direnç ve >160 ise çok yüksek direnç vardır şeklinde yorumlanmıştır (Rupes, Zdarek, Svandova, &Pinterova, 1976). Pyriproxyfen için 2013-2014 yılları arasında en yüksek RF değeri Yıldırım ilçesi popülasyonunda 3,2 olarak tespit edilmiştir. Diflubenzuron için 2013-2014 yılları arasında en yüksek RF değeri Kestel popülasyonunda 9,33 olarak saptanmıştır. Sonuç olarak tüm popülasyonlarla yapılan denemeler göz önüne alındığında ulaşılan en yüksek RF değeri 9,33 olarak hesaplanmış ve değerlendirme kriterlerine göre (<10) düşük seviyede direnç tespit edilmiştir. Bu sonuç bize Bursa bölgesinde bu iki aktif maddeye karşı düşük seviyede direnç oluştuğunu göstermektedir. Bundan sonraki yıllarda uygulanacak vektör mücadesi programları hazırlanırken elde edilen sonuçların dikkate alınması hususu larval mücadelede önemli bir yer tutacaktır. vi Bu çalışmanın amacı vektör mücadelesinde son yıllarda kullanımı artmış olan ve etkinliği uçkun mücadelesine göre daha yüksek olan böcek gelişim düzenleyicilerinin etkinliğini ve bu aktif maddelere karşı gelişen direncin Bursa ili özelinde ölçülmesini amaçlamaktadır.
Bursa (Türkiye) ili sahil ve göl kıyısında yayılış gösteren likenler üzerinde taksonomik ve ekolojik incelemeler
Bu çalışmada, Bursa ili sahil şeridindeki (Altıntaş, Eğerce, Gemlik, Karacaali, Kumla, Kurşunlu, Mudanya, Narlı, Tirilye) lokalitelerinden denizden itibaren 0-5 m, 10 m, 20 m ve 30 m' den, İznik ve Uluabat Göllerinin ise kuzey, güney, doğu, batı yönlerinden kıyıdan benzer uzaklıklarda çeşitli substratlardan örnekleme yapılmıştır. 29.09.2019-04.11.2021 tarihleri arasında 72 lokaliteden 277 liken örneği toplanmış ve teşhis edilen örneklerin Ascomycota' ya ait 52 cins altında 107 liken taksonu olduğu belirlenmiştir. Tespit edilen taksonlardan 1 tanesinin Türkiye için yeni kayıt, 24' ünün ise Bursa için yeni kayıt olduğu saptanmıştır. Türkiye için yeni kayıt olan tür; Pyrenocollema elegans R. Sant. (1992). Bursa için yeni kayıt olan türler; Bagliettoa parmigerella (Zahlbr.) Vězda & Poelt 1981, Caloplaca rubelliana (Ach.) Lojka 1876, Caloplaca virescens (Sm.) Coppins 1980, Flavoplaca flavocitrina (Nyl.) Arup, Frödén & Søchting 2013, Flavoplaca microthallina (Wedd.) Arup, Frödén & Søchting 2013, Heteroplacidium compactum (A. Massal.) Gueidan & Cl. Roux 2008, Kuettlingeria teicholyta (Ach.) Trevis. 1857, Lecania atrynoides M. Knowles 1913, Lecania turicensis (Hepp) Müll. Arg. 1862, Lecidea sarcogynoides Körb. 1855, Leprocaulon microscopicum (Vill.) Gams ex D. Hawksw. 1974, Placolecis opaca (Dufour) Hafellner 1984, Polyozosia agardhiana (Ach.) S.Y. Kondr., Lőkös & Farkas 2020, Porpidia rugosa (Taylor) Coppins & Fryday 2005, Pyrenodesmia aractina (Fr.) S.Y. Kondr. 2020, Rinodina occulta (Körb.) Sheard 1967, Rufoplaca arenaria (Pers.) Arup, Søchting & Frödén 2013, Rufoplaca subpallida (H. Magn.) Arup, Søchting & Frödén 2013, Sarcogyne lapponica (Ach. ex Schaer.) K. Knudsen & Kocourk 2008, Toniniopsis aromatica (Sm.) Kistenich, Timdal, Bendiksby & S. Ekman 2018, Verrucaria fusconigrescens Nyl. 1872, Verrucaria polysticta Borrer 1834, Verrucaria tectorum (A. Massal.) Körb 1863, Verrucaria transiliens (Arnold) Lettau 1912.
Geleneksel kentsel dokulardaki atıl alanların kamusal mekana dönüşüm potansiyellerinin incelenmesi: Bursa, Hisar örneği
Sanayi devrimiyle birlikte kentlerde hızlı bir kentsel değişim ve dönüşüm gözlemlenmektedir. Yaşanan bu değişimlere katalizör etkisi oluşturan planlama ve tarihi kültürel miras koruma politika ve stratejilerinin yetersizliği kentlerde derin izler bırakmıştır. Alt yapısız, sağlıksız ve kimliksiz kentlerin oluşmasına neden olmuş, kentlilerin fiziksel, sosyo-kültürel ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak zorlaşmış ve sonuç olarak yaşam kalitesi düşmüştür. Bu değişimlerin yaşandığı, kültürel mirasın yoğun olarak gözlemlendiği alanların özgün yapısı bozulmuştur. Bu alanlar pek çok tehditle karşı karşıyadır. Sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kentsel gelişme kavramlarının dünya gündeminde yerini almasıyla sürdürülebilir miras koruma ve yönetimi çalışmaları da başlamıştır. Tarihi, kültürel miras değeri olan kentsel alanların sağlıklı bir şekilde korunması ve günün şartlarına uygun bir şekilde yaşatılarak geleceğe aktarılması amaçlanmaktadır. Bu çalışma ile, tarihi ve kültürel miras niteliği taşıyan kentsel alanların, hızlı kentleşme sürecinde sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için, atıl kent alanlarının kamusal mekan potansiyellerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, tezin alan çalışması için, Bursa ili, Osmangazi ilçesi sınırları içerisinde gündelik yaşamın izlerini taşıyan ve tarihsel alan niteliğinde olan Hisar Bölgesi seçilmiştir. Tez kapsamında, Hisar Bölgesi atıl alanlarının türleri belirlenmiş ve sürdürülebilir koruma ve miras yönetiminin sağlanabilmesine destek olmak için belirlenmiş olan atıl alanların kamusal alan potansiyellerini ortaya çıkarmaya yönelik çalışmalar yapılmıştır. Katılımcı bir yöntemle gerçekleştirilen çalışmada bir odak grup toplantısı yapılmıştır. Atıl alanların bölge ihtiyaçlarına uygun kamusal kullanım alternatifleri bölge halkının da katılımıyla belirlenmiştir. Elde edilen sonuçların bölgede yapılan miras koruma çalışmalarında değerlendirilebileceği ve diğer tarihi kültürel miras alanlarındaki çalışmalara yol göstereceği düşünülmektedir.
Bir sûfi olarak Mehmet Şemsettin Ulusoy'un şehir algısı
Bu çalışma Bursa Niyazî-i Mısrî Dergâhı son şeyhi Şemsettin Efendi'nin içinden süzüldüğü medeniyetin bir özeti olan şehri kendine özgü bir yolla nasıl idrak ettiğini gösterme çabasıyla gerçekleştirilmiştir. Şeyh Efendi'nin verdiği somut bilgilerin ve fikirlerinin bugünkü şehir çalışmaları şablonlarından biri çerçevesinde kullanılabilirliğinin sınanması yoluna gidilmiş akabinde eserleri tematik ve kronolojik olarak insan-mekân-kültür çerçevesinde yeniden kurgulanmıştır. Bunun için eklektik bir metodoloji ile şehre ait unsurlarla bir sûfî duyarlılığı tarihsel bir konumlandırma ışığında birleştirilmiş ve disiplinler arası bir yönelimle incelenmiştir. Şeyh Efendi'nin kendi dergâhından yola çıkarak genişlettiği insan ağını nasıl kurduğu, şehri fiziksel olarak nasıl tarif etttiği, mekâna dâir hangi duyarlılıkları taşıdığı, yüzyıllardır süregelen şehir ve tekke kültürünün silikleşmiş izlerini devletin çöküş arifesindeki fikri sancıların yansıması olan risalelerinden umdeler katarak özgün bir insicamla 'şehir tarihi' başlığı altında nasıl sentezlediği tespit edilmiştir. Şeyh Efendi'nin eserleriyle somutlaştıracak olursak bu çalışma Gülzâr-ı Mısrî'de pîrinin menakıbının daha iyi anlaşılmak istenmesine binâen ihvanın ben-idrakinin yeniden inşasında, Bursa vefeyatnâmelerinin devamı olan Yâdigâr-ı Şemsî ve Bahâr-ı Şemsî'de şehirdeki insan unsurunun yeniden sınıflandırılmasında, Medâr-Devvâr-Karâr ve Hâkisâr-ı Şemsî'de şehir mekânının tanziminde, risaleleri ve Âyine-i Diyâr-ı Şemsî bünyesinde ise zaman şuurunun yeniden kurgulanıp varlık, bilgi ve değerlerin ona göre tanımlanmasında Şemsettin Efendi'nin izini sürmüş ve bir sûfînin şehre niçin, nasıl baktığını, bu bakışın diğer bakışlardan farkını ortaya koymaya çalışmıştır.
Yağmur suyu hasadının Bursa Otobüs Terminalindeuygulanabilirliğinin araştırılması
Gün geçtikçe artan su ihtiyaçlarını mevcut su kaynaklarını kullanmadan yağmur suyundan karşılamak, su sıkıntısının yaşandığı günümüz dünyasında oldukça önemli bir alternatiftir. Başta bina çatıları olmak üzere, yollar, kaldırımlar ve otopark gibi açık alanlardan borularla toplanan yağmur suları filtrelendikten sonra depoya alınmaktadır. Hasat edilen yağmur suları bahçelerin sulanması, tuvaletler, temizlik iş yerleri, araba yıkama gibi birçok alanda ve içme suyu gerektirmeyen tüm uygulamalarda kullanılabilmektedir. Bu çalışma kapsamında yağmur suyu hasadı ile ilgili bilgiler verilmiş, Bursa otogarının çatısından toplanan yağmur sularının otogar binası içinde ve dışında su ihtiyacının karşılanmasındaki kullanım potansiyeli incelenmiştir. Bu amaçla otogarın çatı alanı ve Bursa ili 2021 yılı aylık yağış verileri kullanılarak otogar çatısından toplanacak yağmur suyu miktarı hesaplanmıştır. Ayrıca Bursa Otogarın yeşil alanların sulanması, araba yıkama, yer temizliği ve tuvaletler için yıllık su ihtiyacının karşılanmasında gereken su miktarı hesaplanarak, toplanan yağmur miktarının 100 m³ hacimli 11 tank eklenerek bu ihtiyacın %24,4'ü karşılayabileceği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, yağmur suyu hasat sistemi ve yıllık tasarruf edilen şebeke suyu maliyetleri hesaplanmış ve uygulanan sistemin geri ödeme süresinin 18 yıl olduğu tespit edilmiştir.
Finansal okuryazarlığın geliştirilmesine yönelik çabalar konusuna banka yöneticilerinin bakışı ve katkısı: Bursa örneği
Günümüzde finansal piyasalarda meydana gelen bir takım değişmelerle birlikte, finansal sistemde belirli nedenlerle yer alan bireyler çeşitli sıkıntılar, fırsatlar ve seçeneklerle karşılaşmaktadır. Finansal piyasalardaki ürün çeşitlerinin fazlalığı, teknolojik gelişmeler ve yenilikler, ürünlerin içerik ve işleyişlerinin karmaşıklaşması bireylerin finansal sistem içerisinde bilinçli bir şekilde yer almalarını gerekli kılmaktadır. Bireylerin tüm bu durumlara çözüm üretebilmeleri finansal okuryazar olabilmeleri ile mümkündür. Aynı zamanda finansal okuryazarlık, uzun vadede birikim ve yatırıma yönelik kararlarda finansal farkındalığı temel alır. Bu çalışma için konunun araştırılmasında nitel araştıma tekniklerinden olgu bilimi deseni, veri toplama ararcı olarakta mülakat tekniği kullanılmış ve finansal okuryazarlığın geliştirilmesi hususunda banka yöneticilerinin katkılarının ve bakış açılarının tespitine yönelik sorular hazırlanarak banka yöneticileriyle yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler, 26 farklı bankada görev yapan ve değişik unvanlara sahip 30 banka yöneticisiyle gerçekleştirilmiştir. Görüşme neticesinde ulaşılan veriler analizi için nitel veri modellerinden betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca "finansal okuryazarlık" ve "finansal eğitim" kavramlarının tanımı, kapsamı ve etkileri; bireysel, ulusal ve küresel açılardan araştırılmıştır. Finansal okuryazarlığın geliştirilmesi adına Türkiye ve Dünya'da yapılan çalışmalarla ilgili literatür araştırması yapıldıktan sonra, Bursa'daki banka yöneticilerinin finansal okuryazarlığın geliştirilmesine yönelik çabalar hususunda bakışları ve katkıları tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Finansal Okuryazarlık, Finansal Farkındalık, Finansal Eğitim, Banka Yöneticisi
GE5299 numaralı Bursa Cöngü (Giriş-dil incelemesi-metin-dizin)
Bu tez çalışması, Klasik Osmanlı Türkçesi döneminden Türkiye Türkçesine geçiş aşaması olan 19. yüzyıl dil özelliklerinin ve imla-telaffuz ilişkisinin belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Böyle bir çalışmayla 19. yüzyılın dil özellikleri ve buna bağlı olarak yapılan imla-telaffuz ilişkisi incelemeleri, telaffuz özelliklerinin imlaya büyük oranda yansıdığı cönk metni üzerinden takip edilmiştir. Bu çalışmanın malzemesini Bursa İnebey Yazma Eser Kütüphanesi'nde kayıtlı bulunan GE5299 numarasıyla kayıtlı Bursa cöngü oluşturmaktadır. Çalışmaya öncelikle bu metnin çeviri yazısı yapılarak başlanmıştır. Daha sonra söz varlığının ortaya konabilmesi için Dizin hazırlanmıştır. Bu dizinde alfabetik olarak dizilen kelimeler ve/veya ibareler biçimsel, anlamsal ve gramatikal özelliklerine göre verilmiştir. 19. yüzyılda imla-telaffuz ilişkisini belirlemek amacıyla da "Cönklerin Söz Varlığı ve İmla-Telaffuz İlişkisi Üzerine Değerlendirmeler" bölümünde incelenen cönk metninde yer alan ve özellikle özgün biçimlerinden veya genel yazım eğilimlerinden farklı yazılan kimi kelimeler ve eklerin imlası üzerinde durulmuştur. Sonuç bölümünde ise, elde edilen bulgulara yer verilmiş ve genel bazı değerlendirmeler yapılmıştır.
2018-2021 yılları arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen maluliyet raporlarının retrospektif olarak incelenmesi ve güncel yönetmelik/cetvellere göre yeniden değerlendirilmesi
Maluliyet raporlarının düzenlenmesi Adli Tıp pratiğinde önemli bir yer tutmaktadır. Trafik kazası, iş kazası gibi travmatik olaylara bağlı maluliyet hesabında olayın meydana geldiği tarihe göre farklı yönetmelikler kullanılmaktadır. Bu sebepten dolayı, aynı olay ve aynı yaralanmalara sahip kişiler arasında olay tarihi farklı olduğu için farklı maluliyet oranları hesaplanmaktadır. Bu çalışmada maluliyet hesabında kullanılan bu yönetmelikler incelenerek aralarındaki farkların saptanması ve bu farkların nasıl giderileceği hususunda çözüm önerileri sunulması amaçlandı. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından 2018-2021 yılları arasında düzenlenmiş 359 olguya ait maluliyet raporları incelendi. Raporlarda yer alan tıbbi veriler ve hastane bilgi yönetim sisteminde yer alan tıbbi kayıtlar incelenerek her olgu için yaş, olay türü, ameliyat sayısı, hastane yatışı sayısı gibi olaya ait tıbbi özgeçmişi ve hangi arızalardan oran verilebileceğine ait veriler elde edildi. Her olgu için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği (ÇGMK cetveli) ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (Engelli cetveli) hükümleri dikkate alınarak maluliyet oranları hesaplandı. Elde edilen veriler istatistiksel analiz yöntemleri ile analiz edildi. ÇGMK yönetmeliğinden alınan maluliyet oranların ortalamasının 16,9±24,7, Engelli yönetmeliğinden alınan maluliyet oranların ortalamasının ise 13,1±20,4 olduğu saptandı ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı. ÇGMK cetvelinden alınan maluliyet oranları ile Engelli cetvelinden alınan maluliyet oranları arasında pozitif yönde güçlü düzeyde korelasyon (rho=0,808) olduğu saptandı. Oran verilerin arızaların dağılımına bakıldığında eklem hareket kısıtlılığı başta olmak üzere en sık lokomotor sistem arızalarından oran verildiği görüldü. Olgular onarlı yaş gruplarına ayrılarak incelenmesinde her iki cetvelde de yaş grupları arasında maluliyet oranı açısından anlamlı fark olmadığı saptandı.
Öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları ve dijital okuryazarlık durumlarının incelenmesi: Bursa ili örneği
Dünya üzerinde çok büyük etkileri olan Covid-19 salgınının, eğitim üzerindeki önemli etkileri ve bu etkilere bağlı olarak yaşanan ani değişimler uzaktan eğitime olan ihtiyacı hızla artırmıştır (Can, 2020). Uzaktan eğitime olan ihtiyacın artmasından dolayı bunun en büyük uygulayıcısı olan öğretmenlerin de uzaktan eğitime yönelik tutumları, dijital okuryazarlık durumları hiç olmadığı kadar önem kazanmıştır. Çalışmada, Bursa ili kamu ve özel okullarında 2020 – 2021 eğitim-öğretim döneminde görev yapan 432 öğretmenin uzaktan eğitime yönelik tutumları ve dijital okuryazarlık durumları ele alınmıştır. Bu çalışmada, betimsel araştırma türlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Bursa'daki okullarda görev yapan tüm öğretmenlere Google Forms ile hazırlanan anketler mail ve Whatsapp iletişim uygulaması ile gönderilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlere Ağır (2007) tarafından geliştirilen Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği, Üstündağ ve diğerleri (2017) tarafından geliştirilen Dijital Okuryazarlık Ölçeği uygulanmış ve cinsiyet, yaş, kurum türü, görev yaptığı kademe, mesleki kıdem değişkenleri açısından uzaktan eğitime yönelik tutum ve dijital okuryazarlık durumları incelenmiştir. Veriler SPSS v23 paket program kullanarak analiz edilmiştir. Veriler analiz edilmeden önce dağılımlarının normalliği incelenmiştir ve tüm boyutların normal dağılım gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla parametrik analizlere başvurulmuş, başvurulan bu testlerden t testi ve ANOVA kullanılmıştır. ANOVA sonuçlarından çıkan anlamlılık durumuna göre Post hoc testleriyle gruplar arasındaki anlamlı farklılık ortaya konulmuştur. Araştırmada p anlamlılık değeri <.05 olarak alınmıştır. Çalışma sonunda öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları düşük düzeyde çıkmıştır. Ayrıca öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları görev yaptığı kademe, mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Öğretmenlerin dijital okuryazarlık durumları iyi çıkmıştır. Ayrıca öğretmenlerin dijital okuryazarlık durumları ile cinsiyet, yaş değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonunda elde edilen sonuçlara göre uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Dijital okuryazarlık, öğretmen tutumları, uzaktan eğitim
Bursa Uludağ Üniversitesi Ertuğrul 36 nolu eğitim Aile Sağlığı merkezine kayıtlı prediyabet tanılı hastaların risk faktörlerinin ve tedavi yaklaşımlarının değerlendirilmesi
Plazma glikoz düzeyinin normalden yüksek olduğu fakat diyabetin tanı kriterlerine ulaşmadığı durumlar prediyabet olarak adlandırılmaktadır. Prediyabetin görülme sıklığı diyabetten daha fazladır ve önlem alınmazsa diyabete ilerleme oranı yüksektir. Türkiye Diyabet Epidemiyolojisi Çalıșması (TURDEP) verilerine göre 2002 yılında Türkiye'de prediyabet prevalansı %6,7 iken, on yıl sonra tekrarlanan TURDEP 2 araştırmasında bu oranın %30,4'e yükseldiği saptanmıştır. Diyabet ve diyabete bağlı kronik komplikasyonların önlenebilmesinde prediyabet tanısının klinik önemi giderek artmaktadır. Çalışmamızda Bursa Uludağ Üniversitesi'ne bağlı hizmet vermekte olan Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı prediyabet tanılı hastaların; risk faktörlerini, semptomlarını, ilaç kullanma, diyet ve egzersiz yapma durumlarını araştırmak ve ilaç kullanan hastalar ile kullanmayan hastaların metabolik parametrelerindeki değişimleri incelemek amaçlanmıştır. Çalışmamız Ertuğrul 36 Nolu EASM'de kayıtlı, araştırma için uygun kriterleri karşılayan 114 prediyabet tanılı hastaya telefonla ulaşılarak anket çalışması şeklinde yürütülmüştür. Telefon görüşmesinde prediyabet için var olan risk faktörleri, ilaç kullanımları ve diyabet semptomları sorgulanmıştır. Hastaların antropometrik ölçümleri ve laboratuvar tetkik sonuçları ise kayıtlı muayene notlarından retrospektif olarak kaydedilmiştir. Araştırmadaki katılımcıların %86'dan fazlasının VKİ'nin 25 kg/m2'den yüksek olduğu, doktorlar tarafından en çok bilgi verilen başlığın ise diyet ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliği önerileri olduğu bulunmuştur. Çalışmada ilaç kullanan hastaların AKŞ ve HbA1c değerlerine bakıldığında, ilk ölçümlerine göre son ölçümlerinin anlamlı olarak azaldığı görülürken, ilaç kullanmayan hasta grubunda bu değerlerdeki azalmanın anlamlı olmadığı görülmüştür. Ayrıca ilaç kullanan hastaların HOMA değerlerinde ilk ve son ölçüm arasında anlamlı bir azalma olduğu saptanmıştır. Literatürde yapılan çalışmalar göstermektedir ki prediyabet tanısı hastalara en erken dönemde konulmalı ve hastalığın diyabete ilerlemesi uygun yaklaşımlar ile önlenmelidir. Bu araştırmada elde ettiğimiz veriler doğrultusunda, prediyabetin tedavisinde metforminin etkin bir tedavi yaklaşımı olduğunu söyleyebiliriz. Anahtar kelimeler: Prediyabet, AKŞ, HbA1c, HOMA, aile sağlığı merkezi.
Bursa ilinde Deveci armudu bahçelerinin toprak verimliliği ve bitki besleme durumları
Bursa ilinde deveci armudu yetiştirilen yirmi bahçenin verimlilik durumlarını toprak, bitki ve meyve analizleri ile belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bahçelerden Eylül ayında iki derinlikten (30 ve 60 cm) toprak ve bitkilerden yaprak ve meyve örnekleri alınarak besin elementi analizleri yapılmıştır. Elde edilen değerler sınır değerlerle karşılaştırılarak bitkilerin beslenme durumları tespit edilmeye çalışılmıştır. Toprakların orta kireçli, orta bünyeli ve hafif tuzlu sınıfına girdikleri tespit edilmiştir. Toprakların pH ortalamalarının derinliğe göre 8,12– 8,42 arasında değiştiği ve hafif alkali sınıfına girdikleri görülmüştür. Toprakların organik madde içerikleri ilk derinlikte ortalama % 2,21, ikinci derinlikte ise % 1,06 olarak belirlenmiştir. Toprak örneklerinin ilk derinlikte ortalama % 0,125 azot (N), 34,45 mg kg⁻¹ fosfor (P), 147,70 mg kg⁻¹ potasyum (K), 4160 mg kg⁻¹ kalsiyum (Ca), 241,54 mg kg⁻¹ magnezyum (Mg), 92,35 mg kg⁻¹ sodyum (Na), 17,55 mg kg⁻¹ demir (Fe), 20,37 mg kg⁻¹ bakır (Cu), 2,09 mg kg⁻¹ çinko (Zn), 6,63 mg kg⁻¹ mangan (Mn) ve 0,55 mg kg⁻¹ bor (B) içerdiği belirlenmiştir. Bahçelerden alınan yaprak örneklerinin ortalama % 2,08 N, % 0,15 P, % 1,26 K, % 1,58 Ca, % 0,29 Mg, % 0,10 Na, 105,22 mg kg⁻¹ Fe, 10,74 mg kg⁻¹ Cu, 46,16 mg kg⁻¹ Zn, 198,52 mg kg⁻¹ Mn ve 25,77 mg kg⁻¹ B içerdiği belirlenmiştir. Meyve örneklerinde N, P, K, Mg, Na, Cu, ve Mn yeterli seviyenin üzerinde, Ca, Fe, Zn ve B az ve fazla olarak tespit edilmiştir. Üreticilerin deveci armudu üretiminde toprak analizi yaptırmadan gübre uyguladıkları, dengesiz gübreleme sonucu bitki besleme sorunlarının ileride artarak verimde azalmaların yaşanabileceği sonucuna varılmıştır.