Doğal gaz

Bu konu başlığı altında 90 tez

DoktoraAçık ErişimEN

The dynamics of financial and macroeconomic determinants in natural gas and crude oil markets: Evidence from Oecd/Gcc/Opec countries

This study analyzes the countries in the Organization for Economic Cooperation and Development (OECD), Gulf Cooperation Council (GCC) and Organization of the Petroleum Exporting Countries (OPEC) within the data period to test whether there is long-term or short-term relationship between world's oil and natural gas consumption and the economic growth in the relevant countries. This analysis is undertaken in relation to the variables of world energy prices (Brent, West Texas Intermediate, Dubai, Henry Hub, Japan and Russia) and the liquidity level, stock market and industrial production of the target countries. Within the framework of this study, Augmented Dickey Fuller (ADF), Phillips-Perron (PP) and Kwiatkowski-Phillips-Schmidt-Shin (KPSS) unit root tests, Johansen cointegration and Granger causality analyses are implemented. The empirical findings of this thesis indicate that there are multidirectional relationships between the above-mentioned variables. These relationships can be explained by the factors that each country group owns within the framework of their energy sources, financial markets, economic conditions and geographical positions. The data accrued and analyzed in this thesis is presented as a contribution to guide policymakers, global investors and researchers in constituting an extensive country specific energy, macroeconomic and financial policies.

Natural gasEconomic growthEconomic developments+7
Merve Karacaer Ulusoy
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sanayi tipi brülör-kazan sisteminde yanma emisyonlarının incelenmesi

Bu tezde, sanayi tipi bir brülör-kazan sisteminde yanma emisyonlarını araştırmak için farklı brülör ısıl yüklerinde, hava fazlalık katsayılarında ve kazan boylarında deneysel testler gerçekleştirilmiştir. Sonrasında brülör-kazan test sonuçlarından elde edilen verilerle, yanma sisteminin Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) modeli oluşturulmuştur. ANSYS FLUENT 16 yazılımında bulunan farklı yanma ve türbülans modelleri ile sayısal simülasyonlar gerçekleştirilip, deneysel sonuçlar ile uyumlu yanma ve türbülans modelleri belirlenmiştir. HAD modelinin doğrulanması sonrasında deneysel test parametreleri HAD yöntemiyle de incelenmiştir. Öte yandan aynı sistemde doğal gaz, metan, doğal gaza ısıl yükçe %25, %50 ve %75 oranlarında hidrojen eklenmesiyle oluşan yakıt karışımları ve saf hidrojen (% 100) yanmasıyla oluşan emisyonlar incelenmiştir. Son olarak brülör üzerinde bulunan girdap üreteci yerine yanma emisyonlarını düşürmek amacıyla yeni bir girdap üreteci tasarlanmıştır. Tasarlanan yeni girdap üretecinin kanat sayısı (7, 9, 11, 13, 15, 17) ve kanat açısı (15°, 20°, 25°, 30°) parametrik olarak incelenmiştir. Böylece kanat sayısı ve kanat açısının yanma emisyonları üzerindeki etkileri tespit edilmiştir. Brülör-kazan sisteminde farklı ısıl yükler ile farklı kazan uzunluklarıyla yapılan deneysel çalışmalarda, yanma sonu gaz emisyonları olan NOx, CO ve CO2 değişimleri sınırlı seviyede kalmaktayken farklı hava fazlalık katsayılarında değişimler daha belirgindir. Örneğin, NOx emisyonu 32 ppm, CO emisyonu 46 ppm ve CO2 % 24 oranında değişmektedir. HAD sonuçlarına göre, doğal gaz metan gazı ile de modellenebildiği görülebilir. Ayrıca doğal gaz-hidrojen yakıt karışımında hidrojen miktarı arttıkça alev boyu ve çapının arttığı CO2 ve CO emisyon seviyelerinin düştüğü belirlenmiştir. Yakıt olarak %100 H2 kullanıldığında ise CO ve CO2 emisyonların oluşmadığı fakat NOx emisyonun önemli derecede arttığı görülmüştür. Son olarak yeni tasarlanan girdap üretecinin 11 kanatlı uygulaması en düşük NOx emisyonuyla sonuçlandı. Ayrıca kanat açısının artması baca gazındaki NOx emisyonunun azalmasına neden olduğu saptandı.

BrülörDoğal gazDönmeli akış+2
Mehmet Salih Cellek
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Crude oil, natural gas, politics, and economic growth: Impact and causality analysis in Caspian Sea region

The main objective of this study is to investigate the impact and causality of crude oil and natural gas with economic growth in Caspian Sea region. Alongside, analyzing the impact and causality of regional politics with crude oil and natural gas, and investigating the internal strengths and weaknesses as well as external opportunities and threats of the region are also the significant purposes of the study. Here, the study uses ordinary least square method and Granger causality test by considering time-series data from 1997-2015 to ascertain the impact and causality of crude oil, natural gas, politics, and economic growth. The results show that crude oil and natural gas has a significant impact on economic growth of the region. However, no significant regression model has been found considering the political variables which jointly has a significant impact on crude oil and natural gas. Now, considering Granger causality, from the economic perspective, GDP does granger cause crude oil price and export. It denotes that there is a unidirectional causal relationship between GDP and crude oil price, and GDP and crude oil export. Surprisingly, this direction is unlike for GDP and natural gas. Here, GDP and natural gas have opposite but unidirectional causal relationship—i.e., natural gas price and export do Granger cause GDP. On the other hand, considering political perspective, the findings of the Granger causality test show seven pairs which have a unilateral significant causal relationship between them.

GrowthNatural gasEconomic policies+7
S M Rashed Jahangır
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dünya enerji emtia fiyatları ile Borsa İstanbul (BİST) elektrik endeksi arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Enerji emtiaları, üretim sürecinin vazgeçilmez girdileridir. İnsanlığın kullandığı elektriğin çok büyük kısmı, bugüne kadar fosil yakıt kökenli enerji emtialarından; petrol, kömür ve doğal gazdan üretilmiştir. 2018 yılı itibariyle, fosil yakıtların dünya elektrik üretimindeki payı %64, Türkiye'de ise %67,6 civarındadır. Bu çalışmada, fosil kaynaklı enerji emtialarında dışa bağımlılığı yüksek olan Türkiye'de; petrol, doğal gaz ve kömür getirilerinin düzeltilmemiş ve piyasa faiz oranına göre düzeltilmiş Borsa İstanbul (BİST) Elektrik endeksinin getirisi ile nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Ayrıca, bu emtiaların ticaretinde ABD Doları kullanıldığından, kur değişimlerinin etkilerini görmek amacıyla TL/ABD Doları kuru, emtia fiyat değişimlerinin sektöre özgü olup olmadığını tespit etmek için de BİST 100 endeks getirileri analize dâhil edilmiştir. Bildiğimiz kadarıyla bu araştırma, Türkiye'de BİST Elektrik endeksi getirisinde dünya petrol ve doğal gaz fiyatlarının yanında dünya kömür fiyatlarının da etkisini inceleyen ilk çalışma olma özelliğini de taşımaktadır. Analiz dönemi olarak 17 Mayıs 2010 – 29 Mayıs 2020 dönemi belirlenmiş, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi Granger nedenselliği test etme yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; Petrol ve kömür fiyatlarındaki değişimler ile BİST Elektrik Endeksinin getirisi arasında karşılıklı nedensellik ilişkisi olduğu, doğal gaz fiyatlarındaki değişim ile ne BİST 100 ne de BİST Elektrik Endeksinin getirileri arasında nedensellik ilişkisinin olmadığı tespit edilmiştir.

Borsa endeksiBorsa İstanbulDoğal gaz+7
Tuncay Gümüş
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğal gaz basınç düşürme ve ölçüm istasyonlarında patlayıcı ortam riskinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden incelenmesi

Dünyada ve ülkemizde gerek iş kazalarında gerekse istihdamda başı çeken lokomotif sektörden olan maden, sanayi, petrol, doğal gaz gibi sektörlerde kullanılan malzeme veya kimyasallar nedeni ile patlayıcı ortam oluşmaktadır. Yanıcı madde ve oksijenin patlama oranlarında bir araya gelmesiyle beraber ısı ile buluşması sonucunda, yanıcı maddenin yanmasıyla bir şok dalgası oluşturan kimyasal tepkime olarak tanımlanan patlama ile yangında kimyasal tepkime aynıdır, fakat patlama olayında tepkimenin yanıcı madde kütlesindeki ilerlemesi yangına göre daha fazla olduğundan bir şok dalgası oluşmaktadır. Patlamanın gerçekleşebilmesi için ortamdaki yakıt miktarının, belli bir oran aralığında olmasını gerekir. Bu oran aralığının alt limitine "Alt Patlama Limiti", üst limitine ise "Üst Patlama Limiti" olarak adlandırılmaktadır. Bu değerler, kimyasalın karakteristik özelliklerinden gelir (Mevlevioğlu, Kadırgan, Çiftçioğlu, 2019). (Brauer, Varma, 1981). (Kaya, Kılıç, Öztürk, 2021). (Tommasini, 2013) Bu çalışmanın kaynağını oluşturan doğal gaz, özellikle başta sanayi ve enerji sektörü olmak üzere birçok sektörde kullanılan kimyasalların hammaddesidir. Doğal gaz enerji tüketiminde dünyanın ihtiyacını karşılamada yüksek bir paya sahiptir. Doğal gaz, fosil yakıtlar içinde 2040 yılında oranının yükselmesi beklenen tek yakıttır (Gazbir, 2020). (Kaya, Kılıç, Öztürk, 2021). Bu çalışmada Doğal Gaz Basınç Düşürme ve Ölçüm(RMS) istasyonlarında ortaya çıkan patlayıcı ortamların bulunduğu bölgeler hesaplanarak patlama riskinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden incelenmesi sonucu iyileştirmeye açık alanların analiz edilerek patlamadan korunma önlemlerinin alınması için yapılması gerekenler ele alınmıştır. Çalışmada, patlayıcı ortam hesaplamaları yapılırken TS EN 60079-10-1,2015 ve CEI 31-35 İtalyan standartları birlikte kullanılmıştır. Patlayıcı ortam riskinin oluşma ihtimalinin olduğu birçok sektörde konunun değerlendirildiği tezler hazırlanmıştır. Fakat RMS istasyonlarında patlayıcı ortam riskinin iş güvenliği acısından değerlendirilmesi herhangi bir teze konu olmamıştır (Geng, Murè, Demichela, Baldissone, 2020). Bu bakımdan bu çalışma RMS istasyonlarında patlayıcı ortam riskinin analiz edilerek iş sağlığı ve güvenliği yönünden incelenmesi acısından alanında ilk çalışma olması bakımından elde edilen analiz, bulgular ve öneriler bundan sonraki çalışmalara katkı sağlaması yönünden yararlı olacağı umulmaktadır.

Basınç ölçümleriDoğal gazKazalar+4
Önder Özdemir
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğal gaz sektöründe iş sağlığı ve güvenliği risk analizi: Çorum ili örneği

Doğal gaz yer kabuğunun içindeki fosil kaynaklı petrol türevi bir çeşit yanıcı gaz karışımıdır. Günümüzde önemli bir enerji kaynağı olarak sıklıkla evlerde ve endüstride kullanılmaktadır. Doğal gaz kullanımı belli kanun ve yönetmelikler çerçevesince düzenlenmiştir. Doğal gaz iletimi, dağıtımı işiyle ilgili işletmeler ve çalışanlara yönelik hizmet yerlerinde oluşabilecek riskler için önlemler alınmıştır. Bu tez araştırmasındaki amaç, doğal gaz hizmetlerinin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili risk analizinin gerçekleştirilmesidir. Bu amaca ulaşmak için Çorum Gaz A.Ş.'ne iletilen 2019-2022 yıllarındaki ihbarların risk analizi yapılmış ve ihbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arsındaki ilişki test edilmiştir. Risk analizinde Fine-Kinney risk analiz metodu kullanılmıştır. İhbar çeşitleri ve ihbar önem derecesi ilişkisi için SPSS istatistik programı ile basit uyum analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre risk derecesi ortaya çıkarılmış ve gerekli düzenleyici/önleyici tavsiyelerde bulunulmuştur. Risk analizi sonucunda elde edilen risk skorlarına göre çok yüksek, yüksek ve önemli riskler çıktığı görülmüştür. Düzenleyici/önleyici tavsiyeler sonucunda 2019 yılında ortalama risk skorunda %64,4'lük bir azalma, 2020 yılında ortalama risk skorunda %64,9'luk bir azalma, 2021 yılında ortalama risk skorunda %71,2'lik bir azalma olduğu tespit edilmiştir. İhbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arasındaki ilişki doğal gaz kullanım yoğunluğuna göre sonbahar-kış ve ilkbahar yaz dönemleri şeklinde incelenmiş, ihbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arasındaki ilişkinin mevsime göre değişiklik göstermediği tespit edilmiştir.

Doğal gazDoğal gaz sektörüEnerji sektörü+5
Enes Kaya
Hitit University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Buji ile ateşlemeli bir motorun doğalgazlıya dönüşümünün performans ve emisyonlara etkisi

IV BUJİ İLE ATEŞLEMELİ BİR MOTORUN DOĞAL GAZLIYA DÖNÜŞÜMÜNÜN PERFORMANS VE EMİSYONLARA ETKİSİ (Yüksek Lisans Tezi) DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ÖZET Bu çalışmada, buji ile ateşlemeli bir benzin motorunun doğal gazlıya dönüşümünün performans ve emisyonlara etkisi araştırılmıştır. Doğal gaza dönüşüm için, regülatör, gaz karıştırıcı ve yüksek basınca dayanıklı doğal gaz tüpü kullanılmış, doğal gazın oktan sayışırım yüksek olmasından dolayı, motorun termik verimini artırmak düşüncesiyle, konsrüksiyonunun müsaade ettiği ölçülerde, silindir kapağı taşlanarak, sıkıştırma oranı artırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, doğal gazla çalışmanın performans değerlerinde benzine göre azalma, emisyon değerlerinde ise, özellikle HC ve CO gibi zararlı emisyonlarda olmak üzere, önemli ölçüde azalmalar olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanısıra, özgül enerji maliyetinin düşük olması, doğal gazın benzine göre oldukça ekonomik olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Buji ile ateşlemeli motor, doğal gaz, sıkıştırılmış doğal gaz, doğal gaz yakıtlı motor.

Doğal gazDönüşümMotorlar
Ahmet Keskin
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Korozif etkilere maruz kalmış doğal gaz çelik şebeke vanaları ve vana odalarının rehabilitasyonunun araştırılıması

Doğal gaz; yanıcı, kokusuz, renksiz, havadan hafif ve çevreci bir gazdır. Bu özelliklerinin yanında doğal gazın olası sızıntılar veya kaçaklar nedeniyle kontrolsüz yanma ve patlama gibi riskleri de vardır. Doğal gaz çelik boru şebekesi üzerinde acil durumlarda kapatılmak üzere çelik vanalar tesis edilir. Bu vanalar, şebeke personelinin acil durumlarda kolaylıkla müdahalede bulunabilmesi için yeraltında oda şeklinde ve betonarme olarak inşa edilen vana odalarında muhafaza edilirler. Doğal gaz vana odaları şehrin fiziki şartlarına göre trafiğe açık caddelerde, sokak aralarında, yeşil alanlarda ve park içlerinde olabilmektedir.Bu çalışmada, ilk olarak doğal gaz dağıtım şirketlerinde su girişi yaşanan ve korozyonun yoğun görüldüğü vana odalarındaki incelemelere ve gözlemlere öncelik verilmiştir. Özellikle yağmurlu havalarda vana odalarına su girişinin; menhol kapaklarından, havalandırma bacalarından, yeraltında ise doğal gaz borusunun duvarla bağlantı yerlerinden, beton zeminden ve duvarlardan olduğu görülmüştür. Su girişi olmuş olan vana odalarının suları, vidanjörler veya otomatik kontrollü pompa sistemleri kullanılarak boşaltılmaktadır. Vanaların, zaman zaman bir müddet su altında kaldığı tespit edilmiştir. Su girişi olmuş vana odaları, aynı zamanda çamurla ve kirlilikle dolmuş olabilmektedir. Kar yağışlı havalarda yollara dökülen ve klor içeren tuzların da vana odalarında su girişleriyle birlikte birikmektedir. Odalarda nem ve rutubet oranının yüksek olduğu ve tavanda yoğuşmaların da meydana geldiği gözlemlenmiştir. Korozyon oluşumuna çok müsait olan bu ortamlardaki birçok vana ve boruda kaplama altı korozyonu, aralık korozyonu, homojen korozyon ve pitting korozyonları tespit edilmiş ve fotoğraflanarak verilmiştir. Pitting korozyonu sonucu yer yer boru et kalınlıklarında 2-2,5 mm'ye kadar metal kayıplarının meydana geldiği gözlemlenmiştir.Korozyon nedeniyle vana ve borularda meydana gelmiş metal kayıplarının tamirleri için alternatif uygulama çözümleri ASME PCC-2 ve ASME B31 G Amerikan standartları gibi kabul görmüş uluslar arası standart ve uygulamalar araştırılarak, çözüm önerileri verilmiştir. Bunlardan biri olan, uygulamasını yapıp detaylarını verdiğimiz inovasyon ürünü fiber karbon kompozit tamir sistemleri, kolay ve uygulanabilirliği ile ön plana çıkmaktadır. Ayrıca vana odalarındaki korozyon oluşumuna neden olan su girişlerinin önlenmesi sorununa yönelik kökten ve kalıcı çözümler için de öneriler verilmiştir.

Doğal gazKorozyon
Ömer A. Engin
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğalgazın sıvılaştırılması ve ekserji analizi

Termodinamik sistemlerin analizinde kullanılan yöntemler enerji analizi (1. kanun analizi) yöntemi, entropi analizi yöntemi ve kullanılabilir enerji (ekserji) analizi yöntemidir. Bu çalısmanın amacı dogalgazın sıvılastırılmasının anlatılması ve önemli bir degerlendirme yöntemi olan kullanılabilir enerji analizi yönteminin sıvılastırma prosesinde oldukça önemli bir yöntem oldugunu göstermektir. Bütün proseslerde oldugu gibi sıvılastırmada da amaç verimi artırmaktır. Bunun için önemli yöntemler boruları yalıtmak ve kompresör dizaynına baglı olarak kompresör izentropik verimini arttırmaktır. Ancak verimi arttırmak için yapılan bu düzenlemelerden daha etkilisi sistemdeki tersinmezlikleri hesaplamak ve bunların azalması için gerekli önlemleri almaktır.Bu sayede verim artısı saglanacaktır. Bu çalısmada termodinamigin birinci ve ikinci kanunu anlatılmıs ve bagıntılar verilmistir. Daha sonra sıvılastırma prosesinde kullanılan elemanlar anlatılmıstır. Sıvılastırma metodları anlatılmıs ve bunların kıyaslama yolları belirtilmistir. Burada üç temel metod gözönünde bulundurulmustur. Bu metodlar Linde, Claude ve Kaskat metodlarıdır. Linde, Claude ve Kaskat metodları anlatıldıktan sonra referans noktaları belirlenmis ve daha sonra diger noktalar bulunmustur. Bulunan bu noktaların ekserjisi hesaplanmıstır. Elde edilen bu sonuçlar ardından sistemler daha önce verilen parametrelere göre kıyaslanmıs ve her sistemin ikinci kanun verimi hesaplanmıstır. Anahtar Kelimeler: Dogalgaz, Sıvılastırma, LNG, Ekserji, kinci Kanun Verimi

Doğal gazSıvılaşma
Gürdal Akova
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gaz türbinli kojenerasyon sistemlerinde yakıt olarak doğalgaz kullanımının incelenmesi

Enerji üretiminde, atık enerjinin geri kullanılıp, sistem veriminin dolaylı olarak artırılması için kojenerasyon sistemleri tasarlanmıs, gelistirilmis ve kullanıma sunulmustur. Kojenerasyon sistemleri ile elektrik ve ısı enerjisinin es zamanlı üretimi sağlanmaktadır. Bu sistemler, yakıt rezervlerinin azaldığı günümüzde, sanayi ve konut kullanımı için büyük bir yakıt maliyeti avantajı sağlamaktadır. Bu sistemlerde kullanılacak türbinlerin teknolojik evrimi sürmektedir. Bu teknolojilerin sonuncusu mikrogaztürbinleridir. Hem küçük hacimlerde, hem de kompakt halde bulunan bu türbinler yeni türbin teknolojisidir. Elektrik gereksinimi belli değerlerde olan, bunun yanında da ısı enerjisine de ihtiyaç duyulan kosullarda, mikrogaztürbinli kojenerasyon kullanılabilmektedir. Bu sistemlerde kullanılan yakıtların basında doğalgaz gelmektedir. Doğalgaz yanma verimi ve kullanım sonrası atıklar açısından kullanım kolaylığı sağlamaktadır. Ancak enerji üretiminde hammadde sorununa yeni çözümler getirilebilmek için atıklardan yakıt elde etme çalısmaları sürdürülmekte ve bu çalısmaların basında da biyogaz üretimi gelmektedir. Biyogazın hammaddesi tükenmez bir yakıt olması günümüz kosullarında, biyogazın teknolojik gelisiminin önünü açmaktadır. Arastırmalar, Fachhochschule Gelsenkirchen, Almanya'da, sistem değerlerinin ölçülmesi ile baslamıs ve sistemin düzgün çalısmadığı görülmüstür. Verimi düsük olan sistemin ısı transferi mekanizmaları incelenmis, yeniden tasarlanmıstır. Ancak yapılan inceleme ve testler sonrası elde edilen sonuçlar göstermistir ki, mikrogaztürbininden çıkan gaz sodyum tasımakta, bu sodyumun nereden geldiği açıklanamamaktadır. Türbinden çıkan atık gazın ısı değistiricisine fazla hızlı geldiği ve değistirici içerisinde olması gerektiği gibi dağılmadığı görülmüs, daha etkili bir ısı transferi için türbinden çıkan atık gaz yönlendirilmeye çalısılmıstır. Bu arastırmalara ek olarak ölçüm sonuçları ile Türkiye'de ve Avrupa'da bazı sehirler için sistemin uygulanabilirliği arastırılmıstır, değisik çalısma sürelerinde sistemin ısı ya da elektrik enerjisi ihtiyaçlarını nasıl karsıladığı görülmüstür, geri ödeme süreleri incelenmistir. Anahtar kelimeler: Kojenerasyon, mikrogaztürbini, mikrotürbin, doğalgaz, biyogaz

BiyogazDoğal gazKojenerasyon
Duygu Çakır
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TÜRUSAV (Türkiye-Rusya-Avrupa) enerji denklemi: Rusya Türkiye enerji ilişkilerinin AB enerji güvenliğine etkisi

Enerji unsuru, her geçen gün artan bir ivmeyle uluslararası ilişkilerde devletlerin siyasi, politik ve ekonomik durumlarını belirlemektedir. Büyüyen ekonomilerin, ilerleyişlerini ve gelişimlerini sürdürebilmek için enerji ihtiyaçları daha fazla artmaktadır. Özellikle fosil yakıtların rezervlerinin tükeniyor olması ve çevreye olumsuz etkileri gibi hususlar meseleyi daha da önemli hale getirmektedir. Fosil yakıtlar ile ortaya çıkan sorun, sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarını işaret etmektedir. Tüm bu sebeplerle enerji unsuru hem bölgesel hem de küresel olarak önemli bir faktör haline gelmiştir. Enerji kaynaklarından, petrol ve doğalgaz zenginliğini elinde bulunduran ülkeler bu güçlerini ekonomik ve siyasi arenada bir baskı unsuru olarak kullanabilmektedir. Enerji kaynakları bakımından güçlü olan Rusya, bu gücünü siyasi ve ekonomik çerçevede en aktif kullanan ülkelerin başında yer alır. Çok boyutlu ortaklık düzeyindeki Türkiye ve Rusya ilişkileri, güçlü aynı zamanda rekabet edilebilecek ekonomi olmanın gereklerinden olan enerji unsuru ile ilerleyişini sürdürmektedir. Dünya'daki en büyük gaz üretici Rusya yine dünyanın en büyük gaz piyasası olan Avrupa'ya gaz aktarımını sağlamak istemektedir. Bu kapsamda, Türkiye ortaya çıkan denklemin önemli aktörü durumundadır. Türkiye'de oluşan bu denklemin bir parçası olmak istemektedir. Türkiye petrol ve doğalgazın bulunduğu bölge ülkelerinden ve Rusya'dan gelen enerji kaynaklarını sistemin içerisinde yer alacak şekilde Avrupa'ya aktarımını sağlamayı hedeflemektedir. Türkiye bu bağlamda, hayata geçirilmiş projelerin içerisinde yer almayı başarabilmiştir. Ancak bu başarı, Türkiye'yi güçlü bir enerji aktörü yapmaya yeterli olamamıştır. Türkiye elinde var olan enerji kaynaklarını tam manasıyla değerlendirememektedir. Türkiye'nin yenilenebilir enerji konusundaki potansiyeli yeteri kadar açığa çıkarılamamıştır. Türkiye aktörü olmayı planladığı projelerin bazılarında kilit noktayı korumuştur. Bazı projelerde ise istediği noktada yer alamamaktadır. TÜRUSAV (Türkiye – Rusya- Avrupa) enerji denklemi; Türkiye'nin rekabet edebilen bir ekonomiye erişimde, enerji unsurunun aktörü olabilmesiyle sağlayabilecektir. Avrasya Birliği, Rusya ile gelişen ilişkilerin Rusya ile Türkiye'nin enerji ilişkilerinin şekillenmesinde önemli unsur olarak görülmektedir. Bu çerçevede gelişmekte olan ilişkiler ve ortaya çıkan fırsatlar, Avrupa Birliği'nin enerji güvenliği denkleminde Türkiye'nin önemini artırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Rusya, Türkiye, Avrupa, Enerji Politikaları, Petrol, Doğalgaz

Avrupa BirliğiDoğal gazEnerji+6
Meryem Odabaş
Bursa Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An analysis of the energy resources in the Eastern Mediterranean as a game changer in the region

The world countries experience a new practice with the globalization process. Growing trade volume and the number of population and decreasing natural resources increase the importance of fossil energy resources. The unequal distribution of fossil energy resources, as one of the most important inputs of economic and daily life, deepens its geostrategic dimension. In this context, oil and natural gas reserve discoveries in the Eastern Mediterranean and especially around the island of Cyprus are closely related to the energy supply security of the countries neighboring the Mediterranean. The aim of this study is to discuss the importance of newly discovered energy reserves in the Eastern Mediterranean region, which can already be likened to a multivariate equation. The study focuses on the role of energy resources in the Eastern Mediterranean as a game-changing factor in the region, which contains many problems, crises and cooperation opportunities.

Natural gasEast MediterraneanEnergy+4
Öykün Berk Sever
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kazakistan'da petrol ve doğal gaz rezervleri ve bunların Kazakistan dış politikasına etkisi

Sovyetler Birliği'nin dağılması ve iki kutuplu dünya sisteminin ortadan kalkmasıyla başlayan yeni dönemde ortaya çıkan bağımsız devletler, uluslararası düzende belirlenen koşullar çerçevesinde yeni ortama uymak için çaba sarf etmektedir. Fakat yine de büyük güçler bu düzenin ana oyuncuları rolünde devam etmek istemektedir. Enerji güvenliği açısından değerlendirildiğinde günümüzde Orta Asya, hidrokarbon kaynakları açısından zengin bölgelerden biri olarak ön plana çıkmaktadır. Dünya üzerinde geniş coğrafyaya sahip ve enerji kaynakları açısından zengin olan Kazakistan Cumhuriyeti, Orta Asya'da bağımsızlığına kavuşan diğer ülkeler arasında önemli bir konumdadır. Ancak Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra büyük güçlerin ilgi noktası haline gelen Kazakistan'da, demografik yapının ve askeri gücün zayıflığı, ülkenin güvenliğini tehdit eden önemli unsurlardır. Bu nedenle bağımsızlığına yeni kavuşan Kazakistan'ın serbest piyasa ekonomisine geçmesi ve büyük güçlerin enerji kaynaklarına olan ilgisini kullanarak kendi askeri, siyasi ve iktisadi olanaklarını kullanması bunların yanı sıra demografik yapı konusunda bazı adımların atması, ülkenin kalkınması doğrultusunda stratejik önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan Kazakistan dış politikasının oluşturulmasında, petrol ve doğal gazın önemi anlatılmakta ve enerji kaynaklarının çök yönlü ülke politikasında nasıl kullanıldığı incelenmektedir. Tezin temel amacı, Kazakistan'da petrol ve doğal gaz üretimi ve gelişimi için büyük güçler ve şirketler tarafından yapılan projelerin ve işlevlerin tespit edilerek bunların Kazakistan enerji politikasına yönelik etkisinin analiz edilmesidir. Ortaya çıkan veriler ışığında ülkenin çok yönlü politikasında ve ekonomi kalkınmasında petrol ve doğal gazın, itici güç olup olmadığı tartışılmaktadır.

Doğal gazEnerji politikalarıKazakistan+2
Togzhan Turganbayeva
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde enerjinin önemi ve Trans Anadolu doğalgaz boru hattı

Uluslararası ilişkilerde enerjinin son derece önemli hale geldiği günümüzde Türkiye-Azerbaycan ilişkileri enerji ilişkilerine dayalı olarak şekillenmektedir. Bu gelişme, ilişkileri bu düzeyde sürdürmek için karşılıklı siyasi irade ile desteklenen, iki ülkenin dış politika ve bölgesel politikadaki önceliklerine dayanmaktadır. Türkiye'nin Azerbaycan ile ilişkileri, tarihi, kültürel, etnik ve dini bağların yanı sıra stratejik ortaklık seviyesi ile belirlenmektedir. Enerji işbirliği, ikili ilişkilerde kilit bir faktör olmuştur. Türkiye'nin Azerbaycan ile ilişkileri, bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilerin belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Azerbaycan doğal kaynakların çıkarılması, işlenmesi ve uluslararası piyasalara ulaştırılmasına yönelik bağımsız enerji politikaları geliştirilmesini amaçlamıştır. Ancak bağımsızlığının ilk dönemlerinde karşılaşmış olduğu çok sayıdaki dış ve iç problem sebebiyle kendi enerji stratejisini geliştirme imkânı bulamamıştır. Azerbaycan`ın enerji siyasetinde bu süreçte en çok işbirliği içinde olduğu ülke Türkiye olmuştur. Bu işbirliğinin neticesinde enerji kaynaklarının taşınması noktasında iki ülke arasında çok sayıda başarılı projeler yapılmış ve bu projelerin geliştirilme süreci günümüzde de sürmeye devam etmektedir. Projelerin hayata geçirilmesiyle Türkiye, Azerbaycan petrol ve doğalgazının Batılı tüketicilere ulaştırılmasında bir köprü olmuştur. Projeler Azerbaycan'ın bölgesel bir aktör şeklinde pozisyonunu pekiştirmekle birlikte, Türkiye'yle enerji ağırlıklı işbirliğinin daha da artırılmasına olanak vermiştir. Bu projeler arasında önemli girişimler olan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ile Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) projeleri, iki halkın ve devletin gelecekteki ilişkilerinin de temelini oluşturmuştur. Bu çalışma ile TANAP'ın iki ülke arasındaki enerji ilişkilerine katkıları irdelenecektir. Çalışmanın bu alanda bilime ve literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

AzerbaycanDoğal gazDoğal gaz boru hatları+6
Muhammed Tolga Sözen
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye için birincil enerji kaynaklarının büyüme üzerine etkileri

Büyüme ve enerji tüketimi ilişkisi İktisat ve Ekonometri alanlarında birçok araştırmaya konu olmuştur. Bu konuda yapılan araştırmaların kökeni 1970'li yıllara kadar uzanmaktadır. Halen güncelliğini korumakta olan bu çalışma alanı ile ilgili son yıllarda ülkemizde de farklı yöntemler izlenerek araştırmalar yapılmaktadır. Geçmiş yıllarda daha çok toplam enerji tüketimi veri alınırken günümüzde elektrik ve yenilenebilir enerji tüketimi ile enerji kaynağı bazında büyüme ilişkisi ele alınmaya başlamıştır. Bu çalışmada Türkiye'nin birincil enerji kaynaklarından petrol, doğal gaz ve kömür tüketimi ile büyüme ilişkisi ele alınmış olup bu yönüyle özgün bir çalışma olması umulmaktadır. Araştırmada 1990-2016 dönemi verileri kullanılarak ekonometrik analizler gerçekleştirilmiştir. VAR, eşbütünleşme analizi ve diğer ekonometrik yöntemler kullanılarak petrol, doğal gaz ve kömür tüketiminin büyümeyi etkileyip etkilemediği incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde büyümeye, enerji kavramına ve enerji tüketimi ile büyüme arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde kullanılan yöntemler teorik olarak açıklanıp, dördüncü bölümde uygulama sonuçları paylaşılmıştır. Bulgularımız Türkiye'de petrol, doğal gaz ve kömür tüketimi ile büyüme arasında uzun dönemde eşbütünleşik bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Eşbütünleşik ilişki olmasına rağmen değişkenler arasında nedensellik yoktur. Kısa dönemde de Hata Düzeltme Mekanizması petrol ve kömür tüketimi için çalışmaktadır. Anahtar kelimeler: Büyüme, birincil enerji kaynakları, petrol, doğal gaz, kömür

BüyümeDoğal gazEkonomik büyüme+7
Hüseyin Ataş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğalgaz ana iletim istasyonları için çok yönlü kollektör tasarımı ve analizi

Dünyadaki enerji talebinin hızla artış gösterdiği günümüzde, ülkeler temiz, ucuz ve alternatif enerji kaynaklarına ulaşmak için yatırımlar yapmaktadır. Enerji politikaları gereği arz kaynaklarının çeşitlendirilmesi, enerji fiyatlarının değişkenliği, uzun vadeli anlaşmalar, ülkelerin ihracat kapasiteleri, coğrafi mesafeler, doğalgaz sondaj çalışmaları gibi nedenlerle farklı ülkelerden, belirli miktarlarda, belirli sürelerde gaz ithalatı sağlayacak alternatif yön, basınç ve kapasitelerde çalışabilecek kompresör istasyonlarında uygun borulama tesisatının geliştirilmesine gerek duyulmuştur. Bu çalışmada, doğalgaz iletim sisteminde ihtiyaç duyulan kompresör istasyonlarının projelendirme aşamasında bulunduğu coğrafi konumu dikkate alarak çok yönlü, alternatif basınç ve debilerde çalışabilmesine imkân sağlayabilecek kolektör tasarımı yapılmıştır. Böylece, dört farklı güzergâh üzerindeki iletim hatlarının kesişme bölgesinde bulunan kompresör istasyonu, hizmeti yapılabilecektir. Bu istasyon farklı yönlere ayrılan iletim hatlarına, değişken debilerde yönlendirme olanağı da sağlamaktadır.

Boru hatlarıDoğal gazDoğal gaz iletim hatları+1
Ersin Gök
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yüksek basınçlı bir doğal gaz boru hattı montajında iş güvenliği bakımından risk değerlendirmesi

Bu çalışmanın amacı; Yüksek basınçlı bir doğal gaz boru hattı yapım işinde elektrik ark kaynağı uygulamalarında iş güvenliği bakımından risk analizini yaparak alınması gereken önlemlerin bu riskleri matematiksel olarak hangi ölçekte minimize edeceğini göstermektir. Toplamda 60 km boyunca ve iki buçuk yıl süresince yapımı devam eden projenin en önemli aktivitesi olan kaynak aktivitesinin insan sağlığına etkileri ve yapım aşamasında yaşanan iş kazaları, iş kayıpları ve çalışmaların durdurulmasının nedenleri incelenmiştir. Bu kapsamda yıl ve ay bazında kaza olma ihtimalleri değerlendirilmiş ve çözüm önerilerinin bu durumları sayısal olarak hangi boyutta düşürebildiği izah edilmiştir.

Boru hatlarıDoğal gazDoğal gaz boruları+4
Veysel Yılmaz
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Media's influence in foreign policy options: The Eastern Mediterranean case

The Eastern Mediterranean Crisis started in the early 2000s when the Republic of Southern Cyprus formed its own Exclusive Economic Zone (EEZ) and made an agreement with the riparian countries. On the other hand, Turkey created its own regional maps and notified the United Nations.The desire to obtain all these natural gas resources has mobilized Turkey, Israel, Egypt and Greece and started a kind of invisible war between these countries. While the states are producing their own strategies, media is standing out in terms of format of developments presenting. In this study, first of all, reflections were observed about the Eastern Mediterranean Crisis in Sabah, Sözcü and Hürriyet which are the most read newspapers in Turkey. Firstly, whether these reflections have an effect on Turkey's foreign security policies, then how much and how they play a role in Turkey's geo-political decisions, and the interpretations of the decisions taken by state actors and the approach they implement are examined. The primary purpose of this study is to examine how effective the media is in making geopolitical decisions on Turkish state actors, with its interpretation, criticism, and approach. Keywords: Eastern Mediterranean Crisis, Hydrocarbon, Geopolitics, Media and Politics, Turkey.

Natural gasEast MediterraneanNewspapers+5
Nebiye Güner
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rusya federasyonu ve Avrupa Birliği ticari ve siyasi ilişkilerinde enerjinin yeri

Her geçen gün küresel enerji tüketimi hızlı bir şekilde artmaktadır. Daralan enerji kaynaklarıyla birlikte enerji rezervleri yetersiz olan ekonomiler, enerji rezervlerine hakim olma mücadelesine girmekte ve enerji ihtiyaçlarını karşılamak için enerji ithal etmek zorunda kalmaktadır. Avrupa Birliği (AB) doğal gaz ve petrol kaynaklı enerji ihtiyacını özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Rusların ilgili kaynakları diplomatik bir araç olarak kullanmasından rahatsız olmakta ve bağımlılığını azaltmaya gayret etmektedir. Enerji kaynaklarının ihracatından elde edilen gelirle ekonomisi büyüten Rusya Federasyonu (RF), enerji ihracatının sürdürülebilirliğini sağlayacak politikalar yürütürken, bölgedeki ulusal güvenliğini ve çıkarlarını korumayı hedeflemektedir. Bu nedenle enerji ihracatının büyük bölümünün AB ülkeleriyle işbirliği içinde kalmaya çalışarak yakın çevresinde de gücünü kaybetmemek için politakalar izlemektedir. Enerji ticareti, AB ve RF ilişkilerinin uzun süredir devam eden bir koludur. RF, AB'nin petrol, gaz ve katı yakıtlarının ana tedarikçisidir. AB'nin yurtdışından güvenilir enerji kaynakları talebi ve RF'nin geniş fosil yakıt kaynaklarından yararlanma arzusu, enerji sektöründe güçlü bir karşılıklı bağımlılığa yol açmıştır. Araştırma çerçevesinde, RF ve AB arasındaki enerji işbirliği ile ilgili çok çeşitli konular ele alınmıştır. RF ve AB ithalat-ihracat rakamları, sahip oldukları enerji rezervleri, imzaladıkları siyasi, çok çeşitli ticari ve kültürel anlaşmalardır. RF ve AB'nin küresel enerjideki rolü, aralarında enerji diyaloğunun ana yönleri ve eğilimleri, sorunlar ve beklentiler, mevcut aşamada enerji işbirliğinin önemi, enerji verimliliği, enerji güvenliği, işbirliğinin jeopolitik ve jeo-ekonomik yönleri de incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde RF'nin tarihi, sahip olduğu enerji kaynakları ve potansiyelinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde AB'nin kuruluşu, enerji rezervleri ve politikaları, enerji üzerinden işbirliği yaptığı ve bağımlı olduğu ülkeler incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Rusya-AB ilişkilerin tarihi, onları birbirine bağlayan doğal gaz boru hatları, işbirlikleri, ilişkilerindeki krizler ve öneriler ele alınmıştır. Sonuç bölümünde ise çalışmamızda ulaştığımız neticeler değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: AB, Rusya, Rusya-AB enerji ilişkileri, Doğal Gaz Boru Hatları, Enerji Politikaları.

Avrupa BirliğiDoğal gazDoğal gaz boru hatları+7
Shargiyya Guliyeva
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Endüstriyel tesislerde doğalgaz kurulumu ve kullanımı nedeni ile oluşan riskler ve önleme tedbirleri

Günümüzde sanayi ve teknolojide çok hızlı gelişmelerle karşılaşılmaktadır. Diğer yandan üretim için enerji gereksinim artmakta gerek endüstriyel işletmelerde gerekse konutlarda enerji ihtiyacını karşılamak için çeşitli alternatif enerji kaynaklarından yararlanılmaktadır. Ülkemizde özellikle son yıllarda temiz bir enerji kaynağı olması nedeniyle doğal gaz kullanımı yaygınlaşmaktadır. Ancak doğal gaz dağıtım tesisatlarında ve kurulumunda yeterince önlem alınmadığı takdirde iş kazaları kaçınılmaz olmaktadır. Gerek sanayi gerekse konutlarda artan enerji ihtiyacını karşılayabilmek için ülkemizde hemen hemen tüm şehirlere doğal gaz götürülmeye çalışılmaktadır. Doğalgazın geldiği şehirlerde ikinci aşama olarak iç tesisat yapımları başlamaktadır Bu tez çalışmasında endüstriyel tesislerde doğalgaz tesisatları ve kurulumu iş sağlığı ve güvenliği bakımından incelenmiş, riskler Fine Kinney metodu kullanılarak değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Yapılan çalışmaya göre en yüksek risklerin kaynak kaçağı olduğu görülmüştür.

Doğal gazDoğal gaz kullanımıDoğal gaz tesisatı+7
Mehmet Akın Çınar
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kriyojenik sıcaklık etkisindeki kendiliğinden yerleşen betonlarda kırılma mekaniği performansının belirlenmesi

Günümüzün en temel ısınma araçlarından biri olan ve ülke olarak diğer ülkelerden ithal ettiğimiz doğalgazın temininde tek bir ülkeye bağımlı olmamak son derece önemlidir. Bu nedenle doğalgazın yüksek hacimlerde depolanması büyük önem arz etmektedir. Doğalgazın depolanması için sıvılaştırılması gerekmekte olup sıvılaşma esnasında doğalgazın hacmi yaklaşık 600 kat küçülmekte ve sıvı haldeki doğalgazın sıcaklığı -162oC olmaktadır. Bu düşük sıcaklıklar kriyojenik sıcaklık olarak adlandırılmaktadır. Beton muhafaza tanklarının doldurma ve boşaltma anındaki termal etkilere ve beklenmedik sızıntı durumlarına karşı dayanıklı olması gerekmektedir. Bu çalışmada, doğalgazın depolandığı beton muhafazalı tankların herhangi bir sızıntı, termal şok vb. durumlarda kriyojenik sıvı ile betonun teması sonucunda ortaya çıkabilecek etkiler ve beton davranışı incelenmiştir. Bu kapsamda beton muhafazalı kriyojenik depolama tankları için kullanımı önerilebilecek yüksek dayanıklı kendiliğinden yerleşen beton tasarımı gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kriyojenik etkiyi temsil etmek amacıyla sıvı nitrojen kullanılarak bir ve beş çevrim donma çözülme etkisi sonucunda dayanım özelliklerindeki değişim incelenmiştir. Ayrıca beton içerisindeki nem durumunun etkisini araştırmak üzere numuneler suda ve havada olmak üzere iki farklı kür işlemine tabi tutulmuştur. Enerji yapılarının stratejik önem derecesinin yüksek olması nedeniyle, tasarımları yapılan bu betonların, dayanım parametreleri geleneksel dayanım ölçütlerinin yanı sıra iki parametreli kırılma mekaniği test yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Kırılma mekaniği parametrelerinin belirlenmesi amacıyla üç farklı boyutta, her farklı boyut için üç farklı çentik uzunluğuna sahip kirişler üretilmiştir. Üretilen kirişler üzerinde mekanik testler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler geleneksel tasarım metotları ve kırılma mekaniği parametreleri ile ilişkilendirilerek sonuçlara ulaşılmıştır. Sonuç olarak, hava kürü numunelerinin su kürü numunelerine göre kriyojenik çevrime daha dayanıklı olduğu belirlenmiştir. Bir çevrim kriyojenik işlem ardından KIC ve CTODc değerleri artış göstermiştir. Beş çevrim sonucunda ise, bir çevrime kıyasla KIC ve CTODc değerlerinde düşüş görülmüştür. Anahtar sözcükler: Doğalgaz, Kendiliğinden Yerleşen Beton, Kırılma Mekaniği, Kriyojenik sıcaklık

BetonDoğal gazEnerji+5
Ümit Yurt
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The natural gas and the protracted conflict in Cyprus

Using strategic action fields (SAFs) concept from Fligstein and McAdam's a theory of field, the thesis examined the Turkish and Greek communities' natural gas struggle in the same field and how they shaped the protracted Cyprus conflict. The struggles and interactions in the context of natural gas and the protracted Cyprus conflict, two embeddedness strategic action fields (SAFs) in Cyprus, are comparatively analysed in this thesis. The results show that the processes and results in natural gas SAF are based on the limited successes and failures of the protracted Cyprus conflict SAF that is its antecedent. On one hand Natural gas in Cyprus waters not only encouraged resumption of the Cyprus talks to solve the protracted Cyprus conflict but also sparked a debate on rights, equality and ownership based on the protracted Cyprus conflict. On the other hand, natural gas in Cyprus waters is used by parties as a game changer for a more favourable peace settlement to the protracted Cyprus conflict. Additionally, intervention of the international actors and governments from outside created a temporary stability that included consent of the two sides.

Field theoryNatural gasAction research+3
Muhsin Dölkeleş
Ankara Social Science University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye enerji piyasasının çok değişkenli doğrusal regresyon analizi ile incelenmesi

Enerji ekonomik kalkınma için temel etmendir. Son yıllarda enerji ekonomisi üzerine çalışmalar yaygınlaşmıştır. Ancak bu çalışmalar bir enerji kaynağının incelenmesi üzerine odaklanmaktadır. Bu çalışmada dünya ve Türkiye enerji tüketimi içinde en büyük paya sahip olan üç enerji kaynağı doğal gaz, elektrik ve petrol tüketimi birlikte incelenmektedir. Bu incelemede kullanılan yöntem Çok Değişkenli Doğrusal Regresyon Modeli'dir. ÇDDR modeli aynı bağımsız değişken setine sahip doğrusal regresyonlar sistemidir. Bu modelde denklemler arası doğrusal kısıtlamalar denklemler arasında standart F istatistiği ile sınanabilmektedir. Çalışmanın amacı adı geçen bu üç enerji kaynağının Türkiye verileri için talep denkleminin tahmin edilmesidir. Bu amaçla Türkiye 2001:01-2010:06 dönemi aylık verileri ile doğal gaz, elektrik ve petrol tüketimlerinin bağımlı değişken ve bu enerji kaynakların fiyatlarının, gelirin ve nüfusun bağımsız değişken olduğu ÇDDR modeli kurulmuştur. Petrol fiyatı dışındaki tüm katsayıların bütün modellerde istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Elde edilen katsayılar iktisadi olarak yorumlanmış ve arz ve talep hareketinin genel beklentinin dışında Türkiye enerji piyasasına özgü şekilde hareket ettiği saptanmıştır.

Doğal gazEkonometriEkonometrik analiz+11
Erginbay Uğurlu
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa Birliği ülkelerinde enerji ithalat bağımlılığı: Belirleyici faktörlerin incelenmesi üzerine bir araştırma

Günümüzde enerji, insan yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Ülkelerin, üretim ve sanayilerinin gelişmesindeki en önemli faktörlerden biridir. Aynı zamanda ülkelerin, gelişmişlik, kalkınma ve refah düzeyleri üzerinde de etkisi yadsınamaz bir unsurdur. Enerji ithalatı, ülke içindeki kaynakların enerji ihtiyacını karşılamada yetersiz kalması sonucu, eksik kalan enerjinin ithalat yoluyla karşılanması durumudur. Ülkelerin ithal enerji ürünlerine olan bağlılığı, enerjide dışa bağımlı hale gelmesine yol açmaktadır. Enerji bağımlılığı ise ülkeleri, ekonomik ve siyasi yönden etkileyen; dış politikasını şekillendirmede önemli payı olan bir kavramdır. Bu çalışmada Avrupa Birliği ülkelerinde enerjide dışa bağımlılığı etkileyen faktörler incelenmiştir. Enerji ithalat bağımlılığı bağımlı değişken olarak, ekonomik büyüme, reel efektif döviz kuru ve doğal gaz ithalatı bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Çalışmada 26 AB ülkesi için 2012-2020 dönemine ait yıllık veriler yer almaktadır. 2019 ve 2020 yıllarında yaşanan Covid-19 salgınının etkilerini görebilmek adına bir model oluşturulmuştur. Diğer bir modelde ise tüm yıllar analize dahil edilerek Avrupa borç krizinin etkileri de ele alınmıştır. Panel veri analizi yönteminin kullanıldığı çalışmada tanı testlerinin sonuçlarına göre sabit etkili ve rassal etkili Arellano, Froot ve Rogers tahmincileri ile analiz yapılmıştır. Analiz sonucunda ekonomik büyüme, reel efektif döviz kuru ve doğal gaz ithalatının enerji ithalat bağımlılığı üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.

Avrupa BirliğiDoğal gazEkonomik büyüme+7
Zafer Avcı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

İlgili konular