Kırgızistan
88 theses under this subject heading
Öğretmen eğitimi programlarındaki etnopedagojik ögelerin incelenmesi: Kırgızistan örneği
Bu çalışmada, Kırgızistan'da öğretmen eğitimi programlarında etnopedagoji eğitiminin incelenmesi amaçlanmaktadır. Öğretmenlerin etnopedagojik açıdan yetiştirilmeleri ile ilgili Kırgızistan'da çalışmalar yapılıyor olması ve Türkiye'de henüz bu konuda örnek bir uygulama bulunmaması nedeniyle bu çalışma Kırgızistan'da gerçekleştirilmiştir. Öncelikle alan yazında öğretmen eğitiminde etnopedagoji eğitiminin gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar araştırılmış, bulunan önemli kaynakların Kırgızca'dan Türkçe'ye çevirisi yaptırılarak bu kaynaklardan yararlanılmıştır. Ayrıca, genel olarak etnopedagoji ile ilgili yapılan yayınlar taranarak etnopedagoji kavramının kapsamını açıklamaya yönelik tartışmalar yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmada, nitel araştırma deseni uygulanmıştır. Veriler doküman incelemesi ve görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırmanın gerçekleştirilmesi amacıyla araştırmacı 50 gün boyunca Bişkek, Kırgızistan'da kalmış, orada bulunduğu sürede gerekli dokümanlara ulaşmış ve görüşmelerin planlanması ve gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Görüşmeler, etnopedagoji konusunda çalışmaları bulunan ve öğretmen eğitimi programı kapsamında etnopedagoji dersini yürüten üç öğretim elemanı ve etnopedagoji dersini almış olan beş lisansüstü öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Doküman incelemesi ve görüşmeler sonucunda ortaya çıkan görüşler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda öncelikle Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi'nde öğretmen eğitimi programlarında verilen etnopedagoji dersi hakkındaki bilgiler ortaya konulmuş, daha sonra öğretim elemanlarının öğretmen eğitiminde etnopedagoji eğitimi konusundaki görüşleri ve öğretmen adaylarının etnopedagoji dersi hakkındaki görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Etnopedagoji, Halk Eğitimi, Öğretmen Eğitimi
Geçiş ekonomilerinde yabancı sermaye yatırımları ve Kırgızistan örneği
Son 20 yıl içeresinde doğrudan yabancı sermaye yatırımların (DYSY) dünyada ve özellikle geçiş ekonomisi olarak adlandırılan ülkelerde ekonomik gelişme, büyüme ve kalkınma süreçleri üzerinde önemli bir etken haline gelmiştir.Bu çalışmanın amacı, DYSY'ların ülke ekonomilerinin gelişmesini ne şekilde etkilediği ve özellikle geçiş ülke ekonomileri açısından, DYSY'ları çekmek için gerekli altyapının oluşturulması açısından ülke ekonomisinde ne tür reformların ve yeniliklerin yapılması gerektiği ile ilgili bilgi verilmeye çalışılmıştır.Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSY) geçmişte ve günümüzde birçok ülkenin iktisadi anlamda gelişme sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Bunun temel nedeni az gelişmiş (AGÜ) ve geçiş ekonomi ülkelerinin (GEÜ) hem gelişme süreçlerine başlayabilmeleri hem de istikrarlı kalkınmalarını sürdürebilmeleri için iç kaynakların yanında, dış kaynaklara da gereksinim duymalarıdır. Özellikle, yatırım kaynakların olmaması kısır döngüsünü kırarak dışa kapalı bir ulusal ekonomi modelinden çıkarak diğer dünya ekonomileri ile liberalleştiğinde, başka bir ifade ile dışa açık bir ekonomi haline dönüştügünde, ülke içi yatırımlar yabancı sermaye ile de finanse edilebilir konuma gelmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışmada doğrudan yabancı sermaye yatırımları kapsamında geçiş ekonomi ülkeleri tanımı ve piyasa yapıları ile ilgili teorik tanımlar verilmiştir. DYSY'ların GEÜ'lerine girişin sağlanması için bu ülkelerin özellikleri çerçevesinde gerekli yasal altyapı, uygulanması gereken teşvik politikası ve bölgesel yapılanma gibi konularda gerekli çözüm tavsiyeleri tespit edilmiştir.Bir geçiş ekonomi ülkesi olan Kırgızistan örneğinde DYSY'ların ülke sektörleri bazında ve ülkenin makro ekonomik bazında analiz yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda DYSY'ların Kırgızistan örneğinde, bir geçiş ekonomi ülkesi olarak gelişmesi, büyümesi ve kalkınmasında önemli bir rol oynadığı saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Doğrudan yabancı sermaye yatırımları, geçiş ekonomi ülkeleri, mukayeseli sektöreler analiz ve ekonomik gelişme ve büyüme.
Kırgız Şırdak geleneğinde kullanılan desenlerin ebru sanatında uygulanabilirliği
Bu araştırmada Kırgızistan'ın el sanatlarından biri olan şırdak keçe sanatının tanıtılması, kullanılan motifler ve anlamlarının kayıt altına alınması, farklı bir sanatla ilişkilendirilerek dikkat çekilmesi planlanmıştır. İki farklı sanat arasında köprünün oluşturulması, gelecek kuşaklara aktarılması, disiplinler arası sanatlar ile dikkat çekebileceği hedeflenmiştir. Kırgızistan'ın Narin, Koçkor, Celal-Abad, Issık şehirlerinde bulunan geleneksel el dokuması şırdak halı motiflerinin Türk ebru sanatına uygulanmasıdır. Ebru sanatında akkâse tekniği, bir motifin veya yazı örneğinin kâğıt veya deriden oyulması ile meydana getirilen eserlere denilmektedir. Ebru sanatında akkâse tekniğinin farklı materyal kullanılarak uygulanabilirliğini göstermek ve ebru sanatına şırdak halı motifleri ile farklı bir boyut kazandırmak amacıyla kâğıt üzerine orijinal birebir şırdak halı-kilim motifleri tasarımları yapılarak uygulanmıştır. Kırgız motiflerini tanıtmaya çalışırken, yapmış olduğumuz alan araştırması sonucu elde edilen bulgulardan hareket edilerek ebru sanatı akkâse tekniğine uygulanması gerçekleştirilmiştir. Kırgızistan ile ilgili eserleri okumak, Kırgız halkı hakkında bilgi edinmek, geleneksel el sanatları ve uygulanan motifler ve anlamlarının içerdiği kaynaklar takip edilmiştir. Motiflerin anlamlarını bilen bilirkişiler ile mail ve sosyal medya üzerinden temas kurularak yazılı kaynaklara ulaşılmıştır. Makale, kitap, sergi, festival, sanatsal ve bilimsel çalıştay ve sempozyumların yapılması ile tarihin derinliklerinden günümüze ulaşan şırdak halıların literatüre kazandırılması, gelecek kuşaklara taşınması gerekmektedir. Türk el sanatı olan ebru sanatı teknikleri ile birleştirerek ortak noktaları üzerinden motif uygulamalarını gerçekleştirmek ve kayıt altına alarak, farklı ortak alanlar ile de birleşebileceğini göstermek, dikkat çekmek, bu sanatın yaşatılmasını sağlamasına yardımcı olacaktır.
Orta Asya Cumhuriyetlerinde su güvenliği ve hidropolitik yaklaşımlar: Kırgızistan örneği
Orta Asya ülkelerindeki doğal kaynakların planlanmasının Sovyetler zamanında merkezi bir anlayışla yapılmış olması ülkelerin bağımsızlıklarından sonra bir takım konularda anlaşmazlıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunların en önemlisi de su paylaşımı sorunudur. Bölgenin iki ana nehri olarak sayılan Seyhun ile Ceyhun'un petrol ve doğal gaz temininde dışa bağımlı memba ülkeleri Kırgızistan ile Tacikistan'dan çıkmaktadır. Özbekistan, Türkmenistan ve Kazakistan ise gaz ve petrol kaynaklarına zengin, mansap ülkeleri olarak sayılmakta ve suyu ekonomilerine büyük gelir getiren tarım alanlarını sulama için kullanmaktadırlar. Memba ülkelerin HES'leri çalıştırmak için suyu enerji kaynağı olarak görmesi, mansap ülkelerinin ise sulama için suya ihtiyaç duyması ve giderek suyun siyasallaşması bölgedeki sınır aşan su kaynaklarına ulusal çıkarların korunması açısından yaklaşması sonucunu doğurmuştur. Böylece su sorunu bölgede güvenliği tehdit eden unsur haline gelmiştir. Bölge ülkelerinin kendi aralarında yapılan anlaşmalara çoğu zaman uymamaları, uluslararası anlaşmalara taraf olmamaları, su konusunda bir ülkenin aldığı karara diğerlerinin çok sert eleştirerek tepki vermesi, bölgede istikrarı görmeyi zorlaştırmaktadır. Orta Asya sorunlarını içeren çok sayıda tezler mevcuttur, fakat bölgenin su güvenliği konusunu ele alan ve çalışmalar hemen hemen yoktur. Bu çalışmanın amacı da bölge ülkeler arasında su sorununun ülkeler arasında çatışmaya neden olabileceğini araştırmaktır. Anahtar Kelimeler: Orta Asya, Aral Havzası, su sorunları, Kırgızistan,
İkinci Dünya Savaşında Kırgızistan ve Kırgızlar
Kırgızistan'ın 1917 Ekim Devrim'inden itibaren maruz kaldığı Sovyet sömürü düzenin yansımaları Kırgızlar adına köklü değişimlerin yaşanmasına neden olmuştur. SSCB siyasi otoritesini bölgede kurarken, Kırgız idarecilernibaskı altına almaya çalışmıştır. Kırgızistan'da Sovyet ideolojisinin sanayi, tarım, hayvancılık ve diğer üretim kollarındauyguladığı politikalar ve sömürü düzeni, Kırgızları derinden etkilemiştir. Eğitim, kültür ve sosyal alanda hayata geçirilen Sovyet uygulamarı, Kırgızistan'ın kültürel ve sosyal birikimini Sosvyet ideolojisi çerçevesinde değiştirmek üzere planlanmıştır. Ekim devrimi ile Kırgızistan devletinin kurulma süreci ve yönetiminde etkin olan SSCB, II. Dünya Savaşı sırasında Almanlara karşı verdiği savaşta Kırgızları da kullanmaktan geri durmamıştır. Moskova'ya kadar yaklaşan Alman birliklerine karşı en ön cephede Kırgız ve Kazak askerler sürülmüşlerdir. Bu askerlerin toplanma ve cepheye gönderilmeleri çok kısa sürede gerçekleşmiş, yeteri kadar askeri eğitim almadan düzenli ordu birliklerine karşı savaşmak durumunda bırakılmışlardır. Askeri tecrübesizliklerine rağmen çok sayıda kayıplar verme pahasına Almanların durdurulmalarında önemli rol oynamışlar ve Rus – Alman ordularının savaştığı birçok cephede bulunmuşlardır. Kırgızlar, bu süreçte SSCB'ye yalnız asker değil aynı zamanda gerekli sanayi, tarım ve gıda maddeleri desteğinin yanısıra gece gündüz toplumun bütün unsurları çalışmak suretiyle önemli bir iş gücü katkısı sunmuştur. SSCB'nin dağılmasıyla Kırgızistan bağımsızlığını kazanmıştır. Ancak SSCB'nin uluslararsı hukukta meşru görülen hakları Rusya Federasyonu'na verilirken, SSCB'den ayrılan diğer devletler gibi Kırgızistan'da Sovyetler'in çatısı altında kazanmış olduğu meşru haklarını kaybetmiştir.
Uluslararası azınlık hakları bağlamında Uygur Türkleri'nin durumu:(Türkiye, Kırgızistan ve Doğu Türkistan örneği)
Bu çalışma, Çin'in 1949 yılında Doğu Türkistan'da gerçekleştirdiği işgal sonucunda azınlık durumuna düşen Uygur Türklerinin Doğu Türkistan, Kırgızistan ve Türkiye'deki durumunu analiz etmektedir. Çin istila sonrası bazı Uygur Türkleri kültürlerini, inançlarını, dilini serbest şekilde devam ettirmek amacıyla Doğu Türkistan'dan hicret etmişlerdir. Meydana gelen göç hareketleri çok sayıda Uygur Türkünü farklı ülkelere gitmesine sebep olmuştur. Bu çalaşma özellikle Kırgızistan, Türkiye ve Doğu Türkistan'daki Uygur azınlıklar üzerinde durulmuştur. Doğu Türkistan'da kalan Uygurlar, çok zor ve ağır şartlar altında yaşamlarını sürdürmektedir. Günümüzde Doğu Türkistan'daki Uygurlar üzerinde Çin yönetiminin işgal ve baskısı hala devam etmekte olup Türk-İslam varlığını silebilmek için farklı yöntemler uygulanmaktadır. Doğu Türkistan kültürel değerleri, dini inançları, tarihi geçmişi, jeopolitik ve jeostratejik açıdan, Türk-İslam dünyasının önemli ve ayrılmaz bir parçasıdır. Tarihte deniz yollarının keşfedilmediği dönemde Avrasya kıtasında önemli bir noktadır. İpek yolu ile Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan Doğu Türkistan bölgesi, bir köprü vazifesini görmüştür. Çalışmada, öncelikle Uygur Türklerinin tarihi, yaşadıkları coğrafiya, kurdukları devletler ve cumhuriyetler açıklanmıştır. Daha sonra Azınlık kavramı ve tanıtımına yer verilerek uluslararası azınlık hakları bağlamında çeşitli belgeler kronolojik olarak incelenmiştir. Doğu Türkistan'da çeşitli hak ihlallerine maruz kalan Uygur Türkleri detaylı olarak incelenmiştir. Son olarak Kırgızistan ve Türkiye'ye göç eden Uygur azınlıkların günümüzdeki durumu ortaya konmaya çalışılmıştır.
Uluslararası azınlık hakları bağlamında Ahıska Türklerinin durumu (Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan örneği)
Stratejik önemi olan Ahıska ve çevresinin Rus Çarlığı tarafından işgali sonrası Ermeni nüfusun bölgeye yerleştirilmesi, Ahıska Türkleri için o dönem başlayıp günümüze kadar devam eden çeşitli sorunlara neden olmuştur. Bölgeyi iyice egemenliğine alan Ruslar, bu kez Sovyetler döneminde 14 Kasım 1944'te, Ahıska Türklerini yaşadıkları yurtlarından, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'a sürgüne göndererek onları azınlık durumuna düşürmüştür. 1956'da başlattıkları haklarını geri kazanma mücadeleleri arzu ettikleri şekilde sonlanmasa da bugün yaklaşık 10 farklı ülke de hayatlarını devam ettiren Ahıskalıların durumu uluslararası bir boyut kazanmıştır. Bilindiği gibi son yıllarda azınlık, göç ve sürgün kavramları uluslararası siyasetin ve uluslararası hukukun gündeminde çokça yer almaktadır. Günümüzde azınlık durumunda yaşayan Ahıska Türkleri hem Sovyetler Dönemi öncesi hem de sonrası sayısız ayrımcılıkları yaşamış ve en temel insani haklardan faydalanamamışlardır. Bu çalışmada sürgüne uğrayan Ahıska Türklerinin günümüzde yaşadıkları Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan örnekleri üzerinden bu ülkelerdeki uluslararası azınlık haklar çerçevesinde güncel konumları değerlendirilmiştir. Ahıska Türkleri bugün azınlık olarak yaşadıkları Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan'da sosyal hayatlarıyla ilgili eğitim, demografik yapı/nüfus, din/inanç durumu, ekonomi, sosyal yaşam ve siyaset gibi konular ışığında değerlendirildiğinde bu ülke vatandaşlarının sahip olduğu hakların büyük çoğunluğuna sahip oldukları anlaşılmıştır. Ahıska Türklerinin 76 yıl önce yaşamış oldukları sürgünün bugün uluslararası bir niteliğe bürünmesi ve azınlık olarak bazı hakları elde etmiş olmalarına rağmen yaşadıkları bu ülkelerdeki ekonomik, sosyal, kültürel ve eğitimle ilgili sıkıntıları devam etmektedir.
Türkiye ve Kırgızistan üniversite öğrencilerinin iletişim beceri düzeylerinin farklı değişkenler açısından karşılaştırması
İletişim becerisi, sosyal beceriler kapsamı içerisinde aranan en önemli becerilerden biridir. Bu bağlamda üniversite öğrencilerinin iletişim becerileri üzerinde yapılan araştırmalar önemlidir. Bu araştırmada, kardeş devletler olan Türkiye ve Kırgızistan'da eğitim gören üniversite öğrencilerinin iletişim beceri düzeylerinin farklı değişkenler açısından karşılaştırması olarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada kullanılan bu değişkenler duygusal zekâ, sosyal zekâ, ruhsal zekâ ve problem çözme becerileridir. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ve Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünde eğitimi alan toplamda 308 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Türkiye çalışma grubunu Türkiye'de eğitimini sürdüren 253 katılımcı, Kırgızistan araştırma grubunu Kırgızistan'da eğitimini sürdüren 55 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada korelasyonel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında ''İletişim Becerileri Envanteri'', ''Problem Çözme Envanteri'', ''Tromso Sosyal Zekâ Ölçeği'', ''Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği'' ve ''Ruhsal Zekâ Özellikleri Ölçeği'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatikler, t-testi, Pearson korelasyon analizi ve Çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın Korelasyon analizi sonucunda, Türkiye'de eğitim gören üniversite öğrencilerinin iletişim beceri düzeyleri ile ruhsal zekâ, sosyal zekâ, duygusal zekâ düzeyleri arasında pozitif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda iletişim becerileri ile problem çözme becerileri arasında negatif yönlü ilişki söz konusudur. Araştırmada elde edilen bu sonucun Kırgızistan'da eğitim gören öğrenciler için de geçerli olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: duygusal zekâ, iletişim becerileri, problem çözme becerileri, ruhsal zekâ, sosyal zekâ.
Türkiye ve Kırgızistan üniversite öğrencilerinin iletişim becerisi, benlik saygısı ve iyimserlik düzeylerinin farklı değişkenler açısından karşılaştırılması
Bu araştırma, Türkiye'deki Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ve Kırgızistan'daki Kırgızistan – Türkiye 'Manas' Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü ve Kırgızistan Oş Devlet Üniversitesi Psikoloji bölümünde lisansöğrenimine devam eden öğrencilerin iletişim becerisi, benlik saygısı ve iyimserlik düzeylerinin farklı değişkenler açısından karşılaştırmak amacıyla yapılmış nicel bir araştırmadır. Araştırma grubun 233 kadın ve 137 erkek olmak üzere toplam 370 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından çalışmaya katılanların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla hazırlanan kişisel bilgi formu, çalışmaya katılanların iletişim becerilerini tespit etmek amacıyla Ersanlı ve Balcı (1998) tarafından geliştirilen İletişim Becerileri Envanteri (İBE), benlik saygılarını tespit etmek amacıyla Arıcak (1999) tarafından geliştirilmiş olan Benlik Saygısı Ölçeği ve Balcı ve Yılmaz (2002) tarafından öğrencilerin iyimserlik düzeylerini tespit etmek amacıyla geliştirilen İyimserlik Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Öğrencilerin iletişim becerileri benlik saygıları ve iyimserlik düzeylerinin cinsiyet değişkeni arasındaki farklılaşma durumunu incelemek için bağımsız örneklem T-Testi, öğrencilerin iletişim becerileri benlik saygıları ve iyimserlik düzeylerinin yaş, okuduğu üniversite, sınıf, kardeş sayısı, ailenin ekonimik durumu, baba eğitim durumu ve anne eğitim durumu değişkenleri arasındaki farlılaşma durumunu incelemek için tek yönlü ANOVA testi, benlik saygısı ve iyimserlik düzeyleri ile iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Korelasyon testi, benlik saygısı ve iyimserlik düzeyi değişkenlerinin iletişim becerileri üzerindeki etkisine ilişkin Çoklu Regresyon testi uygulanmıştır. Veriler SPSS 23 paket programı ile analiz edilmiştir. Bu araştırmanın bulgularında, öğrencilerin iletişim becrerileri ve iyimserlik düzeyleri cinsiyet değişkenine, iletişim becerileri ve benlik saygısı okuduğu üniversiteye, benlik saygısı öğrencinin aile ekonomik durumuna göre farklılaştığı görülmüştür. Diğer tarftan; iletişim becerileri ile benlik saygısı ve benlik saygısı ile iyimserlik düzeyleri arasında orta düzeyde pozitif ilişki olduğu, Çoklu Regresyon analizi sonucunda benlik saygısı ve iyimser düzeyleri değişkenleri ile iletişim becerileri arsaında orta düzeyde ve anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Ancak, İletişim becerileri,benlik saygısı ve iyimserlik düzeyleri; yaş, sınıf, anne – baba eğitimi durumu bakımından anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Anahtar Kelimeler: İletişim becerileri, benlik saygısı, iyimserlik düzeyi.
Kırgızistan'da doğrudan yabancı yatırımlara yönelik teşvikler ve Orta Asya ülkeleri ile kıyaslanması
Dünyanın en ücra köşesine bile ulaşan küreselleşme her ne kadar farklı etki ve sonuçlara yol açsa da gün geçtikçe avantajlarından faydalanılmaması güçtür. Çok Uluslu Şirketlerin belirli sebeplerden dolayı tercih ettikleri ülkelerdeki doğrudan yabancı yatırımları da küreselleşmenin kısmi avantajlardan biri olarak görülmektedir. Yarattıkları olumsuz etkileri göz ardı edecek kadar önemli istihdam, üretim ve teknoloji transferi gibi dışsallıklar meydana getirdiklerinden dolayı potansiyel yatırım ülkelerinde aradıkları koşullara titizlikle davranılmaktadır. Bu koşulların sağlanması yönünde ülkeler bu yatırımları çekmek için çeşitli teşvik ve düzenlemelere gitmektedirler. Geçiş ekonomilerinin küresel ekonomiye dâhil olduklarında yaşadıkları ekonomik, siyasal ve yapısal değişimlerin beraberinde karşılaştıkları kaynak yetersizliği sorunlarını uygulamaya koydukları farklı politikalar yardımıyla bertaraf etmeye çalışmışlardır. Bu süreç içinde oluşturdukları izlenim ve ulaştıkları ekonomik durum çerçevesinde günümüzde yabancı yatırımlara olan bağımlılıkları eksilmemiştir. Bundan dolayı, Orta Asya ve özellikle araştırma odağı olan Kırgızistan'da doğrudan yabancı yatırımların teşviki ve bu yöndeki düzenlemelerin seyri önemli husus olarak gösterilebilir. Tezin birinci bölümünde doğrudan yabancı yatırımlar ve teşvik hususları ile ilgili teorik bilgiler ele alınmıştır. Bu bilgiler nezdinde tezin ikinci bölümünde geçiş ekonomilerinin bağımsızlıklarını elde ettiklerinden itibaren geçirdikleri yapısal ve ekonomik reformlar ve ortak özellikleri hakkında bahsedilerek Kazakistan, Özbekistan ve Tacikistan hakkında doğrudan yabancı yatırımlar, teşvik olanakları, vergi sistemleri ile ilgili bilgilere yer verilmesi amaçlanmıştır. Tezin son bölümünde ise, Kırgızistan'ın doğrudan yabancı yatırımlara yönelik vergi ve yasal mevzuatındaki gelişmeler ve ülkenin genel durumu itibariyle yatırım çekme potansiyeli açısından değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır. Ülkelerin güncel verileri, vergi sistemleri, teşvik tedbirleri ve yapısal özellikleri araştırılarak, genel ülke profili üzerinden siyasi ve ekonomik durum göz önünde bulundurularak bir kıyaslama yapılması hedeflenmiştir.
Kırgızistan'ın sağlık turizmi potansiyeli ve sürdürülebilir sağlık turizmi için bir model önerisi
Bu çalışmada Kırgızistan'ın sağlık turizm potansiyelinin belirlenmesi ve sürdürülebilir bir sağlık turizmi modeli önerilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda araştırmanının evrenini Kırgızistan sağlık turizmi paydaşları oluşturmuştur. Örneklemde ise olasılıksız örnekleme yöntemlerinden biri olan kartopu örneklemesi tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışma nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın ana verileri yapılandırılmış görüşme tekniğiyle 21 sağlık turizmi paydaşından elde edilirken ikincil veriler çalışmanın destekleyici verileri olmuştur. Çalışmada veriler 30.06.2023 – 30.10.2023 tarihleri arasında toplanmıştır. Veriler MAXQDA programı kullanılarak analiz edilmiş ve bir GZFT (Güçlü Yönler, Zayıf Yönler, Fırsatlar, Tehditler) analizi yapılmıştır. Çalışmada öne çıkan bulgular değerlendirildiğinde, Kırgızistan'ın sağlık turizmi arz unsurlarının sanatoryumlar, termal turizm, doğal kaynaklar, geleneksel tedaviler ve kültürel değerler olduğu, sağlık turizmi potansiyelinin termal turizm ve spa-wellness, medikal turizm, doğa temelli turizm, Issık Göl ve göçebe kültürü olduğu söylenebilir. Bununla birlikte Kırgızistan sağlık turizminin güçlü yönlerinde bozulmamış doğa, mevcut sağlık turizmi kaynakları, diğer doğal kaynaklar, gelişime açık yapı, personel potansiyeli ve iklim unsurlarının öne çıktığı görülürken zayıf yönlerinde gelişmemiş olması, hizmet kalitesinin yetersizliği, devlet desteğinin olmaması ve alt yapı eksikliği dikkat çekmektedir. Kırgızistan'ın sağlık turizmindeki fırsatlarında sağlık turizmi potansiyelinin olması, sağlık turizminde merkez olma potansiyeli, Kırgızistan'ın dağlık yapısı ve alternatif tıp potansiyeli öne çıkmaktadır. Tehdit olarak ise turizmin sürdürülebilir olarak gelişmemesi, çevre kirliliği, bilinçsizlik, siyasi istikrarsızlık, turist güvenliği ve hijyen gibi başlıklar öne çıkan unsurlar olarak tespit edilmiştir. Kırgızistan'ın sağlık turizmi gelişimini etkileyen en önemli faktörün ise hizmet kalitesi olduğu ortaya çıkmıştır. Kırgızistan'da geliştirilebilecek sağlık turizmi türleri ve aktivitelerinde termal turizm başlığı altında öne çıkanların, kımız tedavisi, kaplıca turizmi, tıbbi çamur tedavisi, klimatizm ve tuz mağaraları olduğu, medikal turizmde ise kardiyovasküler tedaviler, dental turizm, plastik cerrahi ve kozmetik cerrahi olduğu ve ayrıca sanatoryum ve kurotlarda sunulan hizmetlerin de geliştirilebilir olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda planlama, eğitim, yönetim, finans ve yatırım, pazarlama stratejileri ve denetim- kontrol olmak üzere 5 temadan oluşan Kırgızistan'da sürdürülebilir sağlık turizmi modeli ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte çalışmanın sonunda modele yönelik uygulama aşamaları ile uygulama süreci sunulmuş ve bulgular değerlendirilerek teorik ve pratiğe yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Kırgızistan'ın somut olmayan kültürel mirasının turistik ürün olarak pazarlanması
Bir halkın medeniyeti, dili, kültürü ve örf adeti o halkın kimliğini oluşturur. Belirli bir toplumun yıllarca kimliğini kaybetmemesi ve bir millet olarak hayatını sürdürebilmesi için öz ana dilini kullanarak, unutulmamasını sağladığı kadar, kültürünü ve örf adetlerini de sürdürerek yaşatması da oldukça önemli bir kuraldır. Turizm küreselleştikçe ülkelerin ekonomisinin en önemli konumunu almıştır. Teknoloji ve iletişim geliştikçe insanların dünyanın bir ucundan diğer ucuna gitme olasılığı daha da kolaylaşmış ve böylece dünya küçülmeye başlamıştır. Bu sebeple turizm sektörü de hızla gelişen ve dünya ekonomisinin önemli bir parçası konumuna gelmiştir. Son yıllarda insanlar farklı amaçlarla dünyayı dolaşmaktadır. Bunun içinden kültür turizmi öncelik olarak insanlar kendilerini geliştirme açısından, dünyayı tanımasında, halkların birbiriyle kaynaşmasında, aynı zamanda bir halkın kültürünü sürdürebilirliği, kendisini dünyaya tanıtması ve gelişmesi açısından çok önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada Kırgız geleneksel kültürü incelenerek, bu kültürün içinden somut olmayan kültürel miras unsurları turistik ürün olarak pazarlanabilecek ve bu turistik ürünler nasıl pazarlanabilecek sorunlarına çözüm arayarak, bir sonuca ulaşmak amaçlanmaktadır. Araştırmada niteliksel analiz yöntemlerinden biri nitel soru formu yöntemi tercih edilmiştir. Nitel soru formu katılımcıları özel sektörden ve sivil toplum kuruluşların temsilcilerinden oluşmuştur. Toplanan verilerin değerlendirilmesinde analitik genelleme yapılmıştır. Analiz sonucunda Kırgızistan'ın somut olmayan kültürel mirasının turistik ürün olarak değerlendirmesine yönelik bir takım öneriler sunulmuştur.
Kırgızistan'da turistik ürün çeşitlendirilmesi ve pazarlanması
Turizm sektörü gün geçtikçe gelişmekte ve dünya ekonomisine çok büyük katkıda bulunmaktadır. Turizmin gelişmesine katkıda bulunan turistik ürün yapısı hızla çeşitlenmekte ve pazarlanmaktadır. Bu çalışmada Kırgızistan'da turistik ürün yapısını çeşitlendirmek ve pazarlamak konusu ele alınmıştır. Kırgızistan doğa açısından çok büyük potansiyele sahip olmakla birlikte keşfedilmeye devam etmektedir. Günümüzde Kırgızistan turizm sektörü açısından büyük potansiyele sahip bir Orta Asya ülkesidir. Özellikle Dağ turizmi, Kış turizmi, Kültür turizmi, Yayla turizmi vb. turizm çeşitleri açısından çok zengin ve gelişmeye ihtiyaç duymaktadır. Bu araştırmanın amacı, nitel araştırmaya yer verilip görüşme yöntemiyle Kırgızistan'da turistik ürün çeşitlendirilmesi ve pazarlanmasına yönelik önceden yapılan çalışmaları inceleyerek, hangi turistik ürünleri çeşitlendirmek ve bu süreçte hangi yollara başvurmak daha sonra nelere dikkat edilmesi gerektiğinin belirlenmesidir. Bu araştırmada sonuç elde edebilmek için Kırgızistan'ın turizm sektöründe çalışan uzmanların görüşleri alınmış ve çözüm önerileri sunulmuştur.
Kırgızistanda ürkün olayı ve olayın Türkistandaki yankıları
Kırgızlar, kadim Türk boylarından birisidir. Milattan önceki devirlerde kendi devletlerini kurmuşlardır. Kırgızlar tarihi süreçte siyasi otorite boşluğundan faydalanarak her ne kadar kendi devletlerini kurmaya çalışsalar da Hunların, Göktürklerin, Uygurların, Moğolların, Timurluların ve Rusların hâkimiyeti altında yaşamaktan kurtulamamışlardır. I. Petro zamanında Çarlık Rusya'sının uluslararası politikası şekillenmiştir. Bu politikaların ana hedefi Rusya'nın sıcak denizlere inmek istemesi ve dünya siyasetine dâhil olmak istemesidir. Bu amaç ile Ruslar yayılmacı ve sömürgeci politikaları gereği dikkatlerini Orta Asya'ya çevirmişler. XIX. yüzyılın ikinci yarısı Çarlık Rusya'sı Hokand Hanlığını işgal etmiş ve Kırgızlarda Rus hâkimiyetine girmiştir. Rusya'nın bölgeyi tamamen işgali XIX. yüzyılın sonlarına doğru olmuştur. Rusların bölgeyi işgali ve yerli halka zulümleri neticesinde yönetime karşı yerli halk tarafından zaman zaman ayaklanmalar olmuştur. Bu ayaklanmaların en önemlisi ise çalışmamıza konu olan 1916 yılında ki isyandır. Ayaklanmanın başlamasında etkili olan neden Çar II. Nikola'nın 25 Haziran 1916 yılında çıkardığı fermanla Orta Asya Türklerinden cephe gerisinde çalıştırmak üzere işçi talep etmesiydi. Yerli halk Rus esaretine girdiği günden beri baskı, zulüm ve sömürüye maruz kalmış, birde buna işçi talebi eklenince halkın ayaklanma kaçınılmaz olmuştu. Ayaklanma ilk olarak 4 Temmuz'da Hocent'te başlamış, sonrasında büyüyerek Yedi Su, Issık Göl, Bişkek, Yarkent gibi bölgelere de yayılmıştır. Krupotkinin bölgeye genel vali olarak atanması ile birlikte ayaklanmaları kanlı bir şekilde bastırılmıştır. Kayıtlar 300 000'den fazla Kırgız'ın olaylar neticesinde öldürüldüğünü, çoğunun cezalandırılarak sürgün edildiğini ve topraklarını müsadere edildiğini aktarmaktadır.
Türk iş adamlarının Kırgızistan'a yönelik doğrudan yatırım perspektifleri
Dünya ekonomisinin küreselleşme sürecinde dış yatırım en az uluslararası ticaret kadar bir öneme sahiptir. Modern dünyada uluslararası yatırım işbirliği süreçlerinde yer almayan ülke neredeyse hiç kalmamıştır. Ulusal ekonomiyi güçlendirme bağlamında yabancı yatırımlar Kırgızistan için son derece önemlidir. Ayrıca bu konu Kırgız toplumunun çıkarlarının yabancı yatırımcıların çıkarlarıyla örtüşmediği gerçeğiyle karmaşıklaşmaktadır. Bu çalışmada yatırım çeşitleri, Kırgızistan ekonomisi ve yatırımları, Kırgızistan ve Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler ele alınmaktadır. Tezin amacı, Türk iş adamlarının Kırgızistan'a yönelik doğrudan yatırım perspektiflerinin analizini yapmak, ayrıca ülkedeki konumlarını, yatırımcıların karşılaştıkları sorunları araştırarak onlara yönelik çözüm yollarını geliştirmektir. Araştırmada görüşme yöntemiyle elde edilen veriler temelinde belirtilen amaçlara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımı, Çok Uluslu Şirketler, Teşvikler, Türk İş Adamları, Türkiye, Kırgızistan.
Animasyon∕canlandırma filmlerinin mesajları üzerine göstergebilimsel bir analiz: Kırgızistan örneği
XXI. yüzyılın küreselleşmenin himâyesi altında geçtiğinde şüphe yoktur. Sosyal bilimlerde küreselleşme üzerine kimi zaman zıt düşüncelerin söylendiği bilinmektedir. Küreselleşmeyi kimi olumlu değerlendirirken, kimi de onun olumsuz taraflarına daha çok işaret etmektedir. Günümüzde küreselleşme dünyanın farklı ülkelerini etkisi altında bulundurarak en uzak yerlerine bile yavaş yavaş sızmaktadır. Küreselleşmenin etkilerine maruz kalmayan yok diyecek kadar az sayıda ülke bulunmaktadır. Küreselleşme sürecinin belirtileri arasında Batı kültürünün, biliminin, hayat tarzının hegemonyası; merkezi bir denetim sistemine dahil edilen iletişim araçlarının yaygınlaşması; uluslararası şirketlerin milli mali ve finansal kuruluşlarını denetim altına alması; dünyada hâkim ideoloji olarak liberal demokratik ekonomik sisteminin kabul edilmesi ve buna benzer diğer faktörler yer almaktadır. Ayrıca, kültürün metalaştırılarak kullanılması sonucunda kültür endüstri fenomeni ortaya çıkmıştır. Kitle iletişim araçlarını denetimi altında tutan şirketler kendi değerlerini onların aracılığıyla yayarak yaygınlaştırmaktadırlar. Egemen ideoloji temelinde benzer içeriğe sahip medya mesajları insanların düşünce tarzlarını biçimlendirmeye yöneliktir. Sanattan başlayarak sinemaya kadar tüm kültür ürünleri belli standartlara göre üretilerek homojenleşmeyi beraberinde getirmişlerdir. Bu manipülasyonların sonucunda farklı toplumlarda kültürel homojenleşme söz konusu olmaktadır. Kültürel bir araç olan canlandırma filmlerinde sunulan mesajların çocuk izleyiciler tarafından filtrelenmeden direk bilinçaltına yazıldıkları bilinmektedir. Bundan dolayı, canlandırma filmlerinde sunulan ideolojik mesajların çözümlenmesi gerekmektedir. Doktora tez çalışmasının asıl amacı canlandırma filmlerinde çocuk izleyicilere küreselleşme bağlamında hangi kültürel kodlarının iletildiğini, hangi düşünce biçiminin ve yaşam tarzının sunulduğunu ortaya çıkarmaktır. Bu araştırmada uygulama bölümü iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda örneklem olarak 2017-2018 yıllar arasında yayınlanan Ferdinand, The Grinch (Grinç), Coko (Koko), Next Gen (Yeni Jenerasyon), Hotel Transilvanya 3: Summer Vacation (Otel Transilvanya: Yaz Tatili), Ralph Breaks the İnternet (Ralph ve İnternet), Викрадена принцеса: Руслан і Людмила (Kaçırılan Prenses: Ruslan ve Ludmila), İnceribles 2 (İnanılmaz Aile 2), Drôles des Petites Bêtes (Böceklerin Gizli Hayatı), Три богатыря и наследница престола (Üç Bahadır: Tahtın Varisi) filmlerin göstergebilimsel çözümlenmesi yapılmıştır. Çalışmanın amacına uygun gelen kadrolar seçilerek Barthes'in modelinde yer alan düz anlam, yan anlam ve mit üçlemesine göre çözümlenmiştir. Göstergebilimsel analiz yapıldıktan sonra kategoriler şu şekilde belirtilmiştir: "iktidar ilişkileri ve liberal sistem"; "kapitalist değerlerin sunulması"; "teknoloji, seçkinlik ilişkisi ve gözetim"; "transhümanizm ve hümanizm"; ""iyilik" ve "kötülük" arasında doğal sınırın kaldırılması"; "din ile alakalı imgelerin sunulması"; "gelenekler ve aile değerleri"; "ölümün sunulması"; "şiddetin sunulması", "toplumsal cinsiyet açısından kadın karakterleri"; "erkek karakterlerinde efeminelik ve queer"; "cinselliğe dönük imgeler üzerinden müstehcenliğin meşrulaştırılması"; "uyumsuz kombinasyonlar"; "popüler kültür bağlamında etik dışı davranışlar, alkol kullanımı ve diğer modern fenomenler". Uygulama bölümünün ikinci kısmında araştırma fenomenolojik analiz niteliğinde olup derinlemesine görüşme tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Görüşme Kırgızistan'ın başkenti Bişkek şehrinde oturan ve çocuk sahibi olan on beş kadın ile gerçekleştirilmiştir. Görüşmenin amacı annelerin canlandırma filmleri konusunda ne kadar bilinçli olup olmadıkları, bazı canlandırma filmlerinde rastlanan zararlı içeriğinin bulunduğu ile ilgili farkında olup olmadıkları, çocuklarının hangi kitle iletişim araçlarını tükettikleri ile ilgili haberdar olup olmadıkları, çocuklara uygun bir canlandırma filminin hangi konuları içermesi gerektiği ile ilgili bilgilere ulaşmaktır. Elde edilen cevaplar kategorisel analiz tekniğine tabi tutularak bir kaç ana başlık altında toplanmıştır, bunlar: "canlandırma filmlerinin en çok izlendiği yerler üzerine", "en çok sevilen kahraman üzerine", "olumlu değerlendirilen canlandırma filmi üzerine", çocukların tercihleri üzerine", "A-4 ve diğer blogerler üzerine", "Maşa ve Ayı dizisi üzerine", "cinsel içerikli mesajlar ve müstehcen sahneler üzerine", "çocukların davranışları üzerine", "denetleme metodları üzerine", "anneler yorum yapmanın önemi üzerine", "göstergebilimsel analize dahil edilen filmlerin değerlendirilmesi", "annelerin canlandırma filmlerinin etkisi üzerine yorumları", "ana dil meselesi üzerine", "Kırgız üretimi canlandırma filmleri ve programlarına talep üzerine", "ideal bir canlandırma filmi üzerine", "annelerin önerileri". Uygulama bölümünün sonuçları ışığında genel sonuç tamamlanmıştır.
Şiire yansıyan milli ruh: Şayloobek Düyşeyev
Kırgızistan 1991 yılında Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından bağımsızlığına kavuşmuştur. Kırgızlar bağımsızlığın ilk yıllarında özellikle milli kimlik ve milli bilinç konusuna çok önem verdiler. Bu doğrultuda çalışma yapan aydınlar ve sanatçılar desteklenerek, teşvik edildi. Kırgız milli kimliği ile ilgili eserler kaleme alan yazarlardan biri de şair Şayloobek Düyşeyev'dir. Bu çalışma Kırgızistan coğrafyasında sahip olduğu milli şuuru ile ün kazanmış şair Şayloobek Düyşeyev'in milli kimlikle ilgili şiirlerini ve kendisini Türkiye'deki ilim çevresine tanıtmak amacı ile hazırlanmıştır. Türkiye'de daha önce hiçbir akademik çalışmaya konu olmayan Şayloobek Düyşeyev'in şiirleri bu alanda yapılan ilk araştırma tezi olarak ilim dünyasına sunulmuştur. Tez, Giriş, Şayloobek Düyşeyev'in Hayatı, Şayloobek Düyşeyev'in Şiirlerinin Türkiye Türkçesine Aktarımı, Çözümlenmesi ve Sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Kırgız edebiyatının güçlü sözlü edebiyatı ile yazılı edebiyatının gelişim süreci hakkında genel bilgi verilmiştir. Şayloobek Düyşeyev'in Hayatı ile ilgili bölümde ise şairin; hayatı, edebi kişiliği ve eserleri ele alınarak, şairin sanat anlayışı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Şayloobek Düyşeyev'in Şiirlerinin Türkiye Türkçesine Aktarımı, Çözümlenmesi bölümünde ise şiirlerindeki milli kimlik teması irdelenmiştir. Her şiirin aktarımı ardından çözümlenmesi yapılarak Şayloobek Düyşeyev'in şiirlerindeki özellikler ve milli kimlik içeren kavramlar ortaya çıkarılmıştır. Şairin şiir dünyasındaki milli ruh kavramları üzerinde durulmuştur.
Tarım ürünlerinde rekabet gücü açısından Türkiye-Kırgızistan karşılaştırması
1990'lı yılların başında SSCB'nin dağılmasıyla birlikte Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Azerbaycan ve Kazakistan bağımsızlıklarını ilan etmiştir. Bu durum Türkiye için bir fırsat oluşturmuş, akraba ülkelerle siyasi ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi imkânı ortaya çıkarmıştır. Ekonomisinde tarım sektörünün önemli bir yer tuttuğu Kırgızistan, Türk Dünyası ülkeleri arasında Türkiye ile dış ticaret hacmi en düşük ülkedir. Kırgızistan ile Türkiye'nin tarım ürünlerinde karşılıklı üstünlüklerin tespiti ve buna yönelik uygulanacak etkin politikalar, iki akraba ülke arasındaki dış ticaret hacminin arttırılmasına katkı sağlayacaktır. Bu kapsamda çalışmada, iki ülke arasındaki mevcut ticari ilişkilerin ortaya konulması ve tarım ürünleri çerçevesinde karşılıklı üstünlüklerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. 2010-2019 dönemini kapsayan çalışmada Türkiye ve Kırgızistan'ın tarım sektöründeki karşılaştırmalı üstünlükleri açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler yaklaşımı ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dış ticaret verilerine ulaşılabilen 56 tarım ürünü alt grubu için 5 endeks (RCA, RXA, RMA, RC ve 〖∆NRCA〗_j^(1-2)) değeri hesaplanmış ve analiz sonuçları dönem ortalamaları üzerinden yorumlanmıştır. Analiz bulguları çerçevesinde; RCA ve RXA endekslerine göre Türkiye 24 üründe karşılaştırmalı avantaja sahipken, Kırgızistan 22 üründe karşılaştırmalı avantaja sahiptir. RMA endeksine göre Türkiye 44 üründe avantajlı konumdayken Kırgızistan için bu rakam 36'dır. RC endeksine göre Türkiye'nin 31 üründe uluslararası piyasada karşılaştırmalı üstünlüğü bulunmakta iken Kırgızistan'ın 16 üründe karşılaştırmalı üstünlüğü bulunmaktadır. 〖∆NRCA〗_j^(1-2) endeksine göre ise Türkiye 56 ürün grubundan 31'inde Kırgızistan karşısında karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptir. Özellikle ülkelerin karşılıklı üstünlüğünü dikkate alarak şekillendirilecek bir dış ticaret süreci, iki akraba ülkenin dış ticaret hacminin daha da artmasına katkı sağlayacaktır.
Türkistan'da meydana gelen siyasi gelişmeler ve Türkistan milli ayaklanması Kırgız isyanı üzerine bir değerlendirme (16. yy. – 20. yy. arası)
1916 İsyanı Türkistan tarihinin en büyük trajedilerinden bir tanesidir. Çarlık döneminin baskıcı siyasetine karşı Müslüman Türklerinin en şiddetli isyanı olmuştur. Çarlık Rusya'sı Türkistan'ı önce bölgelere, sonra da eyaletlere ayırmıştır. Bölünmüş olan bu topraklara Rusları yerleştirmiştir ve bu topraklarda yeni Rusya yaratmayı amaçlamıştır. Bunun sonucunda Türkistan coğrafyasında bulunan halk uzun süre Rusya'nın sömürgeci politikası altında siyasal, sosyal, ekonomik ve idari yönde yıkımlar yaşamıştır. Birinci Dünya Savaşı esnasında İtilaf Devletleri safında giren Çarlık Rusya, Batı Cephesinde ciddi oranda kayıplar vermiştir. Ve bu durum karşısında Rusya'nın 1916 'da çıkarttığı kararname ile Türkistanlıların askeri muafiyetini kaldırarak cephe gerisine almak istemiştir. Fakat Türkler Rus hükümetinin bu çağrısını reddetmiştir. Bu durum halk nezdinde protestolara neden olmuştur. Ayaklanma ilk olarak 4 Temmuz 1916'da Hokand'ta başlamıştır. Küçük çapta başlayan isyan hareketi kısa süre içerisinde birçok bölgede yayılma alanı bulmuştur. Bu olay Kırgızistan'da ise Ürkün olarak bilinir. Rus İmparatorluğu Kırgızistan'da koloni politikasını uygulamıştır. En iyi yerler Ruslara verilmiş yerli halk kendi toprağından edilerek kırsal alanlara göç ettirilmiştir. Kırgız Türkleri Rus askerleri ve Rus yerleşimciler tarafından öldürülmüştür. Ülkenin kuzeyindeki ayaklanmacılar öldürülmüş diğer 120 bini Çin'e kaçmıştır. Ayaklanma çok ağır şekilde bastırılmış ve Türkistan halkını her açıdan çok yıpratmıştır. Bu çalışma, Türkistan Türklerinin Ruslara karşı her alandaki mücadeleleri ele almaktadır. Anahtar Kelimeler: Türkistan, Kırgız, Çarlık Rusya, Orta Asya, Hokand, 1916 İsyanı, Basmacılar, Enver Paşa, Korbaşılar, Ceditçilik
Türkiye'nin Türk Cumhuriyetleri ile dış ticaret ilişkilerinin AB süreci açısından değerlendirilmesi ve imalat sanayiinde bir uygulama
Sovyet Birligi'nin dagılmasıyla birlikte 1990'lı yılların basında bagımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyetleri (Türkmenistan, Azerbaycan,Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan) serbest dünya ekonomisine geçmey ebaslamıstır. Bu süreçte tarih, ırk, boy ve din açısından köklü geçmisi olanTürkiye ile yakın iliskilere baslamıslardır. Bu süreçte söz konusu ülkeler Türk Mütesebbisleri için fırsat kapısı olmustur. Özellikle ticari anlamda olmaküzere Türkiye bu ülkelere rehber konumunda olmustur. Gerek ihracatgerekse direk yatırım konularında Türk Cumhuriyetleri Türkiye'ye kapılarını açmıs ve isbirliklerine girmislerdir. Aynı dönemde, hatta daha öncelerinedayanan bir baska süreç daha vardı, o da Türkiye'nin Avrupa Birligine girmeadaylıgı. Bu çalısmada, özellikle son zamanlarda Avrupa Birligi'nindirektiflerine karsı daha hassas davranan Türkiye'nin bu sürecin TürkCumhuriyetleri ile olan dıs ticaret iliskilerine etkisi incelenmistir.Türk Cumhuriyetleri'ne ihracat yapan Türk islemelerine anketuyugulaması yapılmıstır. Bu daha çok kesif yöntemi içermekte olup hem nitelhem de nicel degerlendirmeler amaçlanmıstır.Avrupa Birligi'nin çok boyutlu etkisinin Türkiye açısından TürkCumhuriyetleri ile olan iliskilerine kaçınılmaz bir sekilde etkisi söz konusudur.Türk ihracatçılarının düsüncelerine göre Avrupa Birligi süreci bu yöndeolumsuz etkisi mevcuttur. Çünkü Avrupa Birligi kendi içindeki ülkelerikorumak için kolaylıkları saglarken bir güç olusturma amacıyla dıs ülkelerleözellikle ticari iliskilere sıcak bakmamaktadır.
Cumhuriyet Dönemi Türkiye-Kırgızistan ilişkileri
Tarihsel bağımız olan ve aynı kökene sahip olduğumuz Kırgız Türkleri ile 1920'li yıllarda kesilen irtibatımızı Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra yeniden tesis etme fırsatı doğmuştur.Bağımsızlığını kazanmasından itibaren Kırgızistan ile Türkiye, arasındaki ilişkiler yoğunlukla kültürel alanda gelişmiştir. Son yıllarda ticari ilişkilerde de canlanma görülmektedir.Türkiye açısından Kırgızistan kültürel, sosyal, ekonomik ve özellikle siyasi yönlerden önemlidir. Bölgesel güç olmak, yıllar önce kopma noktasına gelen kardeşlik bağlarını yeniden oluşturmak ve dünyanın yeni stratejik merkezi olan bu coğrafyada söz sahibi olabilmek için Kırgızistan ile ilişkileri geliştirmek faydalı olacaktır.Bu çalışma cumhuriyet dönemindeki Türkiye ve Kırgızistan arasındaki ilişkileri incelemek maksadıyla hazırlanmıştır.
Sovyetler Birliği Döneminde Kırgızistan
Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra kurulmuş olan yeni Türk devletlerinden birisi de Kırgızistan olmuştur. Yüzölçümü yönünden fazla büyük olamamakla birlikte doğusunda Doğu Türkistan (Sincan-Uygur Özerk bölgesi), batısında Özbekistan, kuzeyinde Kazakistan ve güneyinde Tacikistan bulunmaktadır.Kırgızistan coğrafi olarak; Bişkek, Issık-Köl, Tanrı Dağları, Celalabad ve Oş bölgeleri olarak beş kısımdan oluşmaktadır. Yüzölçümü 198.500 km2, nüfusu 5.18 milyon olup başkenti Bişkek'tir.Kırgızistan bölgede ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel boyutlarıyla yeniden yapılanma, çağdaş medeniyeti yakalama da büyük çaba sarf etmektedir.Bağımsızlıktan günümüze kadar bilhassa Türkiye ve komşularıyla ilişkilerini geliştirme çabasındadır. Bu nedenle Sovyetler Birliğinin yıkılışından sonra bu eksikliklerini gidermede demokrasiye ve serbest ekonomiye geçişi en iyi şekilde uygulama projelerini ortaya koymak için din, gelenek ve milli hasletler yönünden de kendilerini bulma çabasında büyük gayret göstermeleri gerekmektedir.Kırgızlar bağımsızlık sonrası Askar Akayev döneminde büyük atılımlar yapmışlardır. Sanayi, tarım, ziraat ve turizmde atılımlar yaparak yer altı zenginliklerini kendi menfaatleri doğrultusunda kullanma çabasına girmişlerdir.Hala pek çok tehditlerle uğraşmak zorunda kalan Kırgızistan emin adımlarla yoluna devam etmektedir.
Fergana Türklerinin doğum, sünnet, düğün ve ölüm merasimleri
Türk-Ata Türkleri Kırgızistan'ın Oş ve Celal-Âbad bölgelerinde yaşamaktadırlar. Onlar genel Türk tarihinin gerçeklerine rağmen Türk adıyla varlıklarını sürdürmüş ve kendilerine ait inançlarını, gelenek ve göreneklerini korumuşlardır. Fakat Türk-Ata Türkleri hakkında pek fazla bilgi bulunmamaktadır ve bu sebeple akraba Türk toplulukları tarafından da pek tanınmamaktadır. Bu sebeple bu konu, Türk-Ata Türklerinin arasında saha araştırması yaparak âdetleri hakkında yazılı kaynak hazırlamak, diğer akraba Türk topluluklarına tanıtmak ve Türkoloji araştırmacılarının dikkatine sunmak amacıyla ele alınmıştır.Tez giriş, üç bölüm, ekler ve sonuçtan ibarettir. Girişte, Türk-Ata Türkleri hakkında genel bilgi verilmiştir. Birinci bölümde doğum âdetleri, doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası olarak kendi içinde üç kısımda incelenmiştir. İkinci bölümde düğün âdetleri yine kendi içinde, düğün öncesi, düğün sırası ve düğün sonrası olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise ölüm âdetleri tıpkı birinci ve ikinci bölümlerdeki gibi üç bölümde ele alınmıştır. Ek kısmında, ele alınan âdetler sırasında ziyafet sofrasını süsleyen ve mutlaka bulunması gereken yemek çeşitleri ve yemekler ile merasimlere ait fotoğraflar yer almaktadır.Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, Türk-Ata Türkleri ile ilgili ilk halk bilimi çalışmasıdır.Anahtar Kelimeler: Türk-Ata Türklerinin Doğum, Düğün ve Ölüm Âdetleri.
Kırgız Atalar Kültü ve Kırgız Atalar Kültünün yaşayan kültüre etkileri
Bu çalışmada Kırgız Türklerinin İslam dinine kadarki ve İslam dininden sonraki dini inançları; bu inançlar çerçevesinde teşekkül eden dinî kültür ve oluşan bu kültürün hayata bakış açılarını nasıl etkilediği ele alınmıştır. Öncelikle çalışmamıza daha geniş bir bakış açısı kazandırması amacıyla ?Kırgız Türklerinde Din ve Kült? başlığı altında, Kırgızların İslam dinine kadarki dini inançları olan Gök Tanrı Dini, Atalar Kültü, Bakşı Kültü, Tabiat Kültü, Totemin İzleri anlatılmış ve örneklerle ortaya konmuştur. Bunun devamı olarak Kırgızların İslam dinini kabul ettikten sonra günümüze kadarki dini hayatı ayrıntılarıyla verilmiştir. Özellikle SSCB döneminde Kırgızların dini inançlarının gereklerini yerine getirmekte yaşadıkları sıkıntılar ele alınmıştır. Ayrıca Kırgız Türklerinin kültürel hayatlarının bir parçası olan geçiş dönemlerindeki dini törenlerin üzerinde ayrıntılı olarak durulmuş ve söz konusu törenlerin halk edebiyatı ürünlerine yansımalarını gösterebilmek için Manas başta olmak üzere diğer destanlardan örnekler verilmiş, ata ruhlarının ve ata mezarlarının önemi anlatılmıştır. Kırgızistan'ın muhtelif bölgelerinde bulunan ata mezarları, adak yerleri, bu yerlerle ilgili inançlar ve bu ziyaretgâh yerlerinin tarihî dönemlerde ve günümüzdeki durumu ayrıntılarıyla verilmiştir. Ayrıca sözü geçen evliya kültlerinin Kırgız Sözlü Kültür Geleneğine ait ürünlere birer motif olarak yansıması metinlerle örneklendirilerek değerlendirilmiştir. Orta Asya'nın kadim halkı olan Kırgız Türkleri çok eski tarihlerden bugüne kadar birçok önemli siyasi, sosyal olay yaşamalarına rağmen milli kimliklerini, milli değerlerini, dini inançlarını eski dinin izlerinin kalıntılarıyla beraber korumuş, kuşaktan kuşağa aktarmayı başarmışlardır denilebilir.