Öğretim elemanları
Bu konu başlığı altında 252 tez
Üniversitelerin öğretim, bilimsel araştırma ve topluma hizmet işgörülerini gerçekleştirme bakımından eğitim durumlarının niteliği
Araştırmanın amacı, öğretim elemanlarının ve öğrencilerin yükseköğretimin öğretim, bilimsel araştırma ve topluma hizmet işgörüsünü gerçekleştirme bakımından eğitim durumlarının niteliğine ilişkin görüşlerini tespit etmektir. Araştırmada genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında URAP sıralaması temele alınarak alt, orta ve üst grupta yer alan üç devlet üniversitesindeki eğitim ve tıp fakültelerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel verilerin elde edilmesinde 278 öğretim elemanı ve 855 üniversite öğrencisinden, nitelde ise 31 öğretim elemanı ve 21 üniversite öğrencisinden görüş alınmıştır. Nicel veriler araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretim Elemanlarının Öğretim Hizmetinin Niteliğini Değerlendirme Ölçeği", "Yükseköğretimin Topluma Hizmet ve Bilimsel Araştırma Niteliğini Değerlendirme Ölçeği" ve "Üniversite Öğrencilerinin Öğretim Hizmetinin Niteliğini Değerlendirme Ölçeği" olmak üzere üç ölçek üzerinden toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda üç üniversitenin öğretim elemanlarının yükseköğretimin eğitim durumlarının niteliğine ilişkin öğretim, bilimsel araştırma ve topluma hizmet işgörülerini gerçekleştirme grupleri ve görüşleri belirlenmiştir. Öğretim işgörüsünde üniversite ve fakülte temel etkisi istatistiksel olarak anlamlı fark oluştururken, üniversite ve fakülte ortak etkisinin ise anlamlı fark oluşturmadığı görülmüştür. Bilimsel araştırma ve topluma hizmet işgörülerinde ise fakültenin temel etkisi üç farktörde anlamlı fark göstermezken, üniversitenin temel etkisinin iki faktör için anlamlı fark gösterdiği, tek faktör için anlamlı fark göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Üniversite ve fakülte ortak etkisinin ise üç faktör içinde anlamlı fark oluşturmadığı görülmüştür. Üniversitelerdeki öğrencilerinin yükseköğretimin eğitim durumlarının niteliğine ilişkin öğretim işgörüsünü gerçekleştirme grupleri ve görüşleri de ortaya konulmuştur. Üniversite öğrencilerine göre öğretim işgörüsünde üniversitenin ve fakültenin temel etkisinin iki faktör için istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Üniversite ve fakülte ortak etkisinin ise sadece rehberlik hizmeti ve öğrenci gelişim seviyesinin değerlendirilmesi faktöründe istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür.
Eğitim yönetimi öğretim elemanlarının alanın bilgisine dair epistemik inançları
Bu araştırmanın amacı, Eğitim Yönetimi öğretim elemanlarının alanın bilgisine dair epistemik inançlarını nitel yollar ile derinlemesine inceleyerek keşfetmektir. Çalışma nitel desenlerden betimleyici fenomenoloji deseni ile düzenlenmiş ve araştırmada yüz yüze bire bir görüşmeler aracılığıyla katılımcılara birtakım yarı yapılandırılmış sorular iletilmiştir. Anılan katılımcılar, 2018-19 Akademik Yılı ilk yarıyılı itibariyle Ankara ilinde yer alan 3 devlet üniversitesindeki Eğitim Yönetimi Bilim Dalında görev yapmakta olan toplam 29 öğretim elemanının oluşturduğu çalışma grubudur. Elde edilmiş olan araştırma sonuçları ile ilgili öğretim elemanlarının, alanın bilgisine ilişkin özgün epistemik inançlara sahip oldukları ortaya çıkarılmış ve bu durumun araştırma uyarınca kendilerinin bilginin imkânı, doğruluğu, gerekçelendirilmesi ve sınırlarını değerlendirirlerken etkili olduğu izlenmiştir. Ayrıca katılımcıların eğitim yönetimi alan bilgisi yönünden kişisel epistemolojileri incelendiğinde, ortak birtakım epistemik inançları benimsemiş oldukları da görülmüştür.
İşkoliklik ve tükenmişlik arasındaki ilişki: Hukukçular ve öğretim elemanları üzerinde bir saha araştırması
Bu çalışmanın temel amacı işkoliklik ile işkolikliğin alt boyutları olan çalışmaya güdülenme, çalışmayabağlılık ve çalışma zevk ile tükenmişlik arasındaki ilişki ile duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma vebireysel başarı ile işkoliklik arasındaki ilişkiyi belirlemektir.Bu amaçla araştırmanın evreni olarak İstanbul Avrupa yakasında çalışan avukatlar ile İstanbulÜniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesinde görev yapan öğretim elemanları arasında belirlenenevrenden örneklem seçilerek, araştırma da veri toplama yöntemi olarak anket formundan, Spence veRobbins tarafından geliştirilen işkoliklik envanteri ile Maslach tarafından geliştirilen maslachtükenmişlik envanterinden yararlanılarak veriler toplanmıştır.Çalışmanın ilk bölümünde işkoliklik ile tükenmişliğin genel kavramsal çerçevesi açıklanırken ikincibölümünde yöntem kısmına yer verilerekişkoliklik ile tükenmişlik üzere yapılan saha çalışmasıaçıklanırken üçüncü bölümünde bulgular doğrultusunda işkoliklik ile tükenmişlik tartışılarak kaynakçave ekler verilmiştir.Örneklemin demografik değişkenlere göre işkoliklik ve tükenmişlik düzeylerinin belirlenerek,işkoliklik düzeyindeki artışın tükenmişliği bir bütün olarak artırdığı aynı zamanda tükenmişliğin altboyutu olan duygusal tükenmişliği, duyarsızlaşmayı ve bireysel başarıyı artırdığını ayrıca çalışma zevki,çalışmaya güdülenme ve çalışmaya bağlılık ile tükenmişlik arasında doğrusal bir ilişkinin olduğunu göstermiştir.
In-service education and training needs of instructors working in the accreditation process at vocational qualification test centers
Progression in education is achievable through well-educated teachers, and teacher training can be achieved by well-planned in-service vocational training. In this research, in-service training needs analysis questionnaires were performed on 99 instructors who seek to be assigned in vocational exam center accreditation process. As a result of the assessment of these questionnaires, it was concluded that nearly all instructors have in-service training needs directed at improving their performances. ANOVA analysis was used to assess whether the acceptance level for Important Factors in Training Needs changed depending on the education level. According to the results of the analysis, the importance of the training in terms of "knowing the job description and responsibilities of the organization where the individual will be assigned in Vocational Test Center" has shown differences depending on the education level (F=3.584; p<0.05). When mean values of significance level for almost all statements were examined depending on the training status of participants, it was determined that post graduates agreed that trainings are important at a higher ratio in comparison to other groups. Cronbach Alpha confidence coefficients were calculated to estimate the confidence level of exploratory factor analysis (AFA) in order for determining the Structure Validity and Confidence Analysis of in-service training needs questionnaire. Exploratory factor analysis method was used for statistically determining the structural validity of the questionnaire. Firstly, Kaiser-Mayer-Olkin (KMO) and Bartlett tests were performed to understand whether the questionnaire was compatible for factor analysis. KMO coefficient was calculated to test the sample size. According to the analysis result, statistically significant difference was determined for evaluation of the first aspect of the training needs among instructors with different training levels, however, no significant difference was revealed for the evaluation of the second aspect of training needs. No significant difference was detected at the second aspect of the training needs questionnaire as there were only trainings related to assessment and evaluation, and the instructors participated in this questionnaire had already attended these trainings. According to the TUKEY test results, which was performed to determine the group that caused difference in evaluation of first aspect of training needs, individuals with associate or bachelor's degrees showed the least acceptance level for the first aspect of the training needs, whereas post graduates showed the highest acceptance level. As a result of this, 15 instructors randomly selected among 30, were given 75-hour long training in 2014-2015. At the end of their training " Evaluation Form for In-service Education and Training (EF INSET)" was conducted and results for Training Planning and Program, Competence Level of Trainers, End of Training Gains, General Assessment were presented. Through open ended and Likert-scale questionnaires, observable progression was shown for the benefits of in-service training, Training Planning and Program, Competence Level of Trainers, End of Training Gains, and General Assessment criteria. Performance Evaluation Form for Instructors who have participated In-service Education and Training were filled, demo exams were executed, and technical experts completed performance assessment forms 30 instructors assigned in accreditation process of vocational test center; as a result of the questionnaires, differences between trained and untrained were presented. Performance form of untrained instructors and demo exams were reviewed by technical experts and it was determined that untrained instructors failed to properly achieve exam and documentation processes as they lack knowledge about 17024 accreditation process, don't posses necessary information about National Occupational Standards and not familiar with procedures and presses of Vocational Test Center; therefore, it was planned to provide in-service training to untrained instructors within 2016. The results of Wilcoxon test, which was performed to compare scores of pre- and post-training knowledge and skill-based performance items in the test group, are given in research. According to the analysis results, post-training scores for all knowledge and skill-based performance items have shown statistically significant increase when compared to pre-training scores (<0.05). Accordingly, the in-service training conducted has increased the knowledge and skill-based performance of instructors. Mann Whitney test was performed to compare pre-training knowledge and skill-based performance item scores of the control group and post-training scores of the test group and as a result, post-training knowledge and skill-based performance scores of the test group were statistically shown to be significantly higher than pre-training scores of the control group. According to performance assessment, when pre- and post-training performance assessments compared and demo exams conducted before and after the training were reviewed by technical experts, major differences were determined. Therefore, the obligation to receive these training raised in order for all instructors, wanting to take part in the accreditation process of Vocational Test Center, to conduct the accreditation process in healthy, proper, reliable and objective way and in conformity with the standards. In-service education and trainings are recommended for all current Vocational Test Centers and other exam centers planned to be established in the coming years in order for documentation processes in Turkey to be conducted according to these standards. Key Words: In-service education and training, Vocational Test Center, Accreditation Process, National Occupational Standard
Üniversite öğretim elemanlarının kendilerinde algıladıkları stres düzeyi ile depresyon semptomlarının ilişkisinin incelenmesinde duygusal şemalar, üstbilişsel şemalar ve fonksiyonel olmayan bilişlerin aracılık rolünün karşılaştırılması
Mevcut çalışmanın amacı öğretim elemanlarının kendilerinde algıladıkları stres düzeyi ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkide bilişsel, üstbilişsel ve duygusal şemalarının aracılık etkilerini incelemektir. Çalışma örneklemini farklı üniversite ve disiplinlerden olan 409 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Algılanan Stres Ölçeği, Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği, Üstbiliş Ölçeği, Duygulara İlişkin İnançlar Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği ve çalışmacı tarafından, demografik verileri saptayabilmek için oluşturulan demografik form kullanılmıştır. Araştırmada oluşturulan modeller Lisrel 8.80 paket programında Yapısal Eşitlik Modellemesi ile test edilmiştir. Çalışmada algılanan stres düzeyi ve depresyon düzeyi arasında şemaların aracılık rollerine ilişkin farklı modeller oluşturulmuştur. Test edilen ilk modelde, stres ve depresyon düzeyi arasındaki ilişkide bilişsel ve üstbilişsel şemaların aracılık rollerine bakılmıştır. Ki-kare farklılık testleri sonucunda, stres ile bilişsel şemalar arasındaki ilişkide, üst bilişler üzerinden tam aracılık ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Modele göre, stres ile depresyon arasındaki ilişkide, üst bilişlerin kısmi aracılık etkisinden söz etmek mümkündür. İkinci modelde, bilişsel şemalardan üstbilişsel şemalara bir yol atandığında; ki-kare farklılık testleri sonucunda, bilişsel şemalar ile depresyon arasındaki ilişkide, üst bilişler üzerinden tam aracılık ilişkisinin olduğu belirlenmiştir. Buna göre, stres ile depresyon arasındaki ilişkide, üst bilişlerin; stres ile üst bilişler arasındaki ilişkide bilişsel şemaların kısmi aracılık etkisinin olduğu görülmektedir. Karşılaştırılan üçüncü modelde stres ve depresyon arasındaki ilişkide duygusal şemalar ve bilişsel şemaların aracı rolleri ele alındığında ki-kare farklılık testleri sonucunda, bilişsel şemalar ile depresyon arasındaki ilişkide, duygusal şemalar üzerinden tam aracılık ilişkisinin olduğu belirlenmiştir. Buna göre, stres ile depresyon arasındaki ilişkide duygusal şemaların kısmi aracılık etkisi olduğu, benzer şekilde, stres ile duygusal şemalar arasındaki ilişkide bilişsel şemaların kısmi aracılık etkisinin olduğu görülmektedir. Dördüncü modelde ise, ki-kare farklılık testleri sonucunda, stres ile bilişsel şemalar arasındaki ilişkide, duygusal şemalar üzerinden tam aracılık ilişkisinin olduğu belirlenmiştir. Bu modele göre, stres ile depresyon arasındaki ilişkide duygusal şemaların kısmi aracılık etkisi olduğu görülmektedir. Bootsrapping analizi sonucunda elde edilen bulgulara göre, üst bilişler ile depresyon arasındaki ilişkide bilişsel şemaların; duygusal şemalar ile depresyon arasındaki ilişkide bilişsel şemaların aracı etkisi dışında, modelde bulunan tüm dolaylı etkilerin .05 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir. Çalışmanın sonuçları ilgili alanyazın ışığında tartışılmış, ileride yapılacak çalışmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: algılanan stres, bilişsel şemalar, duygusal şemalar, üstbilişsel şemalar, depresyon
Türkiye'de uygulanan İngilizce öğretmenliği lisans eğitim programının öğrenci, öğretim elemanı ve İngilizce öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, 2006 yılında uygulamaya konulan İngilizce Öğretmenliği lisans eğitim programını üniversite son sınıf öğrencileri, öğretim elemanları ve İngilizce öğretmenleri görüşleri doğrultusunda değerlendirmektir. Bu çalışma İngilizce öğretiminin önemli bir boyutu olan öğretmen eğitimine ilişkin bir değerlendirme sunarak yabancı dil öğretimine yönelik çalışmalara katkı sağlamayı hedeflenmektedir. Betimsel tarama modelinde desenlenen bu çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni, 2016-2017 öğretim yılında eğitim fakültelerinin İngilizce Öğretmenliği bölümünün dördüncü sınıfında okuyan üniversite öğrencileri, ilgili bölümlerdeki öğretim elemanları ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında görev yapan ve meslekte beş yılını doldurmamış İngilizce öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmada, amaçlı örnekleme yöntemlerinden tabakalı amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, 10 üniversitenin son sınıfında okuyan 524 İngilizce öğretmenliği son sınıf öğrencisi, bu üniversitelerde görev yapan 35 öğretim elemanı ve 11 İngilizce öğretmeniyle yürütülmüştür. Araştırma verileri; araştırmacı tarafından geliştirilen İngilizce öğretmenliği lisans programı değerlendirme anketi, İngilizce öğretmenliği program yeterlik ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler ve fark istatistikleri, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS paket programından ve nitel veriler için ise NVİVO-11 programından yararlanılmıştır. Çalışma sonuçları Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yenilen 2018 İngilizce öğretmenliği lisans programıyla karşılaştırılarak incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda ulaşılan sonuçlar aşağıda özetlenmiştir: • Çalışmaya katılan öğrencilerin çoğu üniversiteleri/fakülteleri sınıfların teknolojik altyapısı, internet erişimi ve kütüphane açısından yeterli bulurken, öğretim elemanları sınıfların fiziki yapısını, internet erişimini ve kütüphanelerdeki basılı kaynakları yetersiz bulmaktadır. • Öğrenciler ve öğretim elemanları Erasmus ve Mevlana gibi yurtdışı programları yeterli bulurken, öğretim elemanları gidilen üniversitelerin sınırlı olduğunu ve yurtdışından yeterli sayıda öğrenci gelmediğini düşünmektedir. • Öğrenciler bölümlerdeki öğretim elemanlarını sayı ve nitelik açısından yeterli bulurken öğretim elemanları bölümlerde yeterli sayıda akademik personelin olmadığını ve bunun iş yüklerini çok arttırdığını düşünmektedir. • Öğrenciler İngilizce öğretmenliği lisans eğitim programını güncellik, ilgi ve ihtiyaçlara uygunluk, teori ve uygulama dengesi açısından yeterli bulmaktadır ancak öğretim elemanları programın güncellenmesi gerektiğini düşünmektedir. • Öğrenciler alan bilgisi, meslek bilgisi ve genel kültür bilgisi alanlarında kendilerini yeterli bulmaktadır. Öğrenciler kendilerini en fazla programın alan bilgisi boyutunda yeterli bulmaktadır. • ÖğretimelemanlarıveIngilizceöğretmenlerimeslekbilgisigrubundayeralanderslerinalanayönelikveİngilizceolarakverilmesinigerektiğinidüşünmektedir. • Öğretimelemanlarıveİngilizceöğretmenlerilisansprogramındayeralanİngilizcedilyeterliliğidersleriniyetersizbulmaktavedilyeterliklerinigeliştirmeyeyönelikdahafazladerseklenmesigerektiğinidüşünmektedir. • İngilizceöğretmenlerilisanseğitimindeöğrendikleriniöğretmenlikyaptıklarıgerçekortamlardauygulayamadıklarınıdüşünmektedir. • Öğretimelemanlarıveİngilizceöğretmenleriprogramıngenelkültürbilgisigrubundayeralanderslerinhedefdilinkültürünütanımayayönelikderslerdenoluşmasıgerektiğinidüşünmektevebualandayeralandersleriyetersizbulmaktadır.
Öğretim elemanlarının artırılmış gerçeklik teknolojisini ders materyali olarak kabullerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yükseköğretimde Artırılmış Gerçeklik (AG) teknolojisinin ders materyali olarak kullanılmasına yönelik öğretim elemanlarının görüşlerinin Teknoloji Kabul Modeline (TKM) göre incelenmesidir. Yapılan araştırmada örneklem belirlenmesinde amaçlı örneklem yöntemi kullanılmıştır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde görev yapmakta olan 11 öğretim elemanı örneklem olarak seçilmiştir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmışır. Veri toplamak için görüşme tekniği kullanılan çalışmada, yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme soruları, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış olan TKM ölçeğinde bulunan her bir faktörü anlam ve kapsam olarak temsil edecek şekilde hazırlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretim elemanları AG teknolojisi ile hazırlanmış öğretim materyallerini ders ortamlarında kullanabileceklerine dair olumlu görüş sunmuşlardır. Bununla birlikte elde edilen diğer bulgular araştırmanın sonuç ve tartışma bölümünde ele alınmıştır. Son olarak araştırmanın sonuçları doğrultusunda yükseköğretimde teknoloji kabulü ve AG kullanımı için öneriler sunulmuştur.
Öğrencilerin öğretim elemanlarından algıldıkları mobbing düzeylerinin örgütsel adalet algı düzeyleri üzerine etkisi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının maruz kaldıkları mobbing (psikolojik taciz) davranışlarıyla örgütsel adalet algı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini, Kayseri ve Uşak İlleri 2014 –2015 eğitim öğretim yılı 29 Öğretim Elemanı 268 öğrenci oluşturmaktadır. Mobbinge (Psikolojik tacize) maruz kalanları belirlemek üzere Einarsen (1996) tarafından geliştirilmiştir. Ölçeğin orijinal Norveççe formu 21 maddeden oluşmaktadır. Mobbingi ölçmek için Cemaloğlu (2007) tarafından Türkçe'ye 21 soruluk ölçek olarak, üç ayrı dil uzmanından yardım alınarak uyarlanan olumsuz davranışlar ölçeği (NAQ) kullanılmıştır. Öğretim elemanları ve öğrencilerin örgütsel adalet algılarını ölçmek üzere, Niehoff ve Moorman (1993) tarafından geliştirilen Örgütsel Adalet Ölçeği'nden (JusticeScale) yararlanılmıştır. Öğretim elemanlarının olumsuz davranışlara maruz kalma düzeyi ile örgütsel adaletin adil etkileşim boyutu arasında negatif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki görülmüştür. (p<0,05, r=-0,37) Buna göre öğretim elemanlarının maruz kaldıkları olumsuz davranışların düzeyi arttıkça örgütsel adalet algıları düşük düzeyde de olsa azalmaktadır, diyebiliriz. Araştırmaya katılan öğrencilerin örgütsel adalet ölçeğinin Adil Etkileşim Boyutu ile ilgili sorulara verdikleri cevaplara göre 1. Sınıf öğrencileri ile 4. Sınıf öğrencileri ve 2. Sınıf öğrencileri ile 4. Sınıf öğrencileri arasında anlamlı farklar görülmüştür. Tablo 17'deki Tukey testi sonuçlarına göre 4. Sınıf öğrencilerinin adil etkileşim boyutu ile ilgili algı düzeyleri 1. Sınıf ve 2. Sınıf öğrencilerine göre anlamlı bir şekilde daha yüksek çıkmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin olumsuz davranışlar ölçeği ile ilgili sorulara verdikleri cevaplara göre Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Spor Yöneticiliği, Antrenörlük ve Rekreasyon bölümünde öğrenim gören öğrencilerin algıları arasında anlamlı farklar görülmüştür. Tukey testi sonuçlarına göre; Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği öğrencilerinin olumsuz davranışlar ile ilgili algı düzeyleri spor yöneticiliği ve rekreasyon bölümü öğrencilerine göre anlamlı şekilde daha yüksek çıkmıştır. Antrenörlük bölümü öğrencilerinin olumsuz davranışlar ile ilgili algı düzeyleri spor yöneticiliği ve rekreasyon bölümü öğrencilerine göre anlamlı şekilde daha yüksek çıkmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin örgütsel adalet ölçeğinin adil etkileşim boyutu ile ilgili sorulara verdikleri cevaplara göre Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği öğrencileri ile Rekreasyon bölümünde öğrenim gören öğrencilerin algıları arasında anlamlı fark görülmüştür. Tablo 19'deki Tukey testi sonuçlarına göre Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği öğrencilerinin adil etkileşim boyutu ile ilgili algı düzeyleri Rekreasyon bölümü öğrencilerine göre anlamlı bir şekilde daha yüksek çıkmıştır.
Öğretmen eğitiminde insan hakları eğitimine yönelik program geliştirmeye ilişkin öğrenci-öğretim elemanı görüşleri
Bu araştırmanın amacı, öğretmen eğitiminde insan hakları eğitimine yönelik program geliştirmeye ilişkin öğrenci ve öğretim elemanı görüşlerini belirlemektir. Karma yöntem uygulanan araştırmada eş zamanlı karma desen uygulanmıştır. Bu yöntemin ve desenin seçilme sebebi, nitel ve nicel veri türünün birleştirilmesi, sonuçların karşılaştırılması, doğrulanması ve tamamlanmasına izin vermesidir. Araştırmada Seval Fer ve Faramarz Yaşar Abedi tarafından geliştirilen "İnsan Hakları Eğitimine İlişkin İhtiyacın Belirlenmesi" ve "İnsan Hakları Program Tasarımı" anketleri, ayrıca "Eğitim Fakültesi Öğretim Elemanları ve Öğretmen Adayı Görüşme Formu" kullanılmıştır. Çalışma grubu, Ankara'da bulunan iki devlet üniversitesi ve iki özel üniversitede görev yapan 34 öğretim elemanı ile 632 öğretmen adayından oluşmuştur. Nicel verilerin analizi için frekans, yüzde ve Ki-kare testi; nitel veri analizi için Miles vd. (2019) nitel veri analizi kullanılmıştır. Eğitim fakültesi öğretim elemanları ve öğretmen adayları görüşleri sonucunda, öğretmen eğitiminde İHE'nin mevcut derslerle bütünleştirilip zorunlu olarak uygulanma ihtiyacı bulgusuna varılmıştır. Bu çerçevede insan hakları farkındalığını sağlayabilme, temel hak ve özgürlüklerin yanı sıra yaşama haklarını savunabilme, insan hakları eğitimini önemseyebilme; demokrasi ve çok kültürlülüğü savunabilme gibi hedeflerin belirlenmesi bulgusuna ulaşılmıştır. Hak ve özgürlükler, insan hakları ve İHE'nin temelleri, çoğulculuk ve çok kültürlülük, adalet, eşitlik, ayrımcılık ve demokratik yaşam içeriğinin yer alması gerektiği de bulgular arasındadır. Yanı sıra insan haklarını savunabilmede bireysel ve toplumsal ihtiyaçlara uygun öğretimin düzenlenmesi ile birey odaklı ve etkileşim odaklı öğretim yöntemlerinin kullanılması, ve etkili değerlendirme yöntemlerin kullanılması sonucuna varılmıştır.
Akademisyenlerin örgütsel sinizm ve iş performanslarının incelenmesi: Spor bilimleri örneği
Araştırmada spor bilimleri alanındaki, öğretim elemanlarının örgütsel sinizm ve iş performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de faaliyet gösteren vakıf ve devlet üniversitelerinde spor bilimleri alanında görev yapan 232 öğretim elemanının katılımı ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Demografik Bilgi Formu, Örgütsel Sinizm Ölçeği ve İş Performansı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada Bağımsız Örneklem T-Testi, ANOVA, Pearson Korelasyon Analizi ve Hiyerarşik Doğrusal Regresyon Analizi kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda spor bilimleri öğretim elemanlarının örgütsel sinizm düzeyinin, iş performansı düzeyleri üzerinde negatif yönde bir etkisi olduğu görülmüştür. Buna ek olarak spor bilimleri öğretim elemanlarının duygusal sinizm düzeyinin, iş performansı düzeyleri üzerinde negatif yönde etkisi olduğu görülmüştür.
Hemşirelik lisans programlarında görevli akademisyenlerin duygusal emek düzeyleri ve duygusal emek, iş doyumu ve tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Hemşirelik eğitiminin teorik ve uygulamayı içermesi, hemşire akademisyenlerin hem öğretim sürecinde öğrenciler ile hem de uygulamada birey, aile ve diğer sağlık bakım profesyonelleri ile etkileşim içinde olmalarını gerektirmektedir. Hemşire akademisyenler, eğitimle ilgili sorumluluklarının yanı sıra, akademik kariyerlerinde ilerleyebilmek için araştırmalar yapmak, bilimsel toplantılara katılmak, yayınlarla bilimsel bilgiye katkıda bulunmak ve idari işleri de yerine getirmek zorundadırlar. Bu nedenle duygusal emek akademik yaşamın önemli bir parçasıdır. Bu tanımlayıcı ve ilişkisel araştırma, hemşirelik lisans programlarında görevli akademisyenlerin duygusal emek düzeyleri ve duygusal emek, iş doyumu ve tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesindeki devlet Üniversitelerinde çalışan 474 hemşire akademisyen üzerinde 2019 yılında yapılmıştır. Araştırmanın yürütülebilmesi için etik kurul onayı, ilgili Üniversitelerden resmi izin, ölçüm araçlarının Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapan yazarlar ve katılımcılardan aydınlatılmış onam alınmıştır. Veriler "Tanımlayıcı Özellikler Formu", "Duygusal Emek Ölçeği", "Kopenhag Tükenmişlik Envanteri" ve "Minnesota İş Doyumu Ölçeği" aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Kolmogorov Smirnov, skewness ve kurtosis değerleri, t testi, tek yönlü varyans analizi, Hiyerarşik regresyon modeli ve yapısal eşitlik modeli olan yol analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; akademisyenlerin en fazla doğal, samimi duyguları sergilediği (4.38±0.65), onu sırasıyla derinden rol yapma (2.89±1.22) ve yüzeysel rol yapmanın (1.84±0.79) takip ettiği belirlenmiştir. Hemşire akademisyenlerin, tükenmişlik ve iş doyumu ile ilgili elde ettiği en yüksek puan ortalamaları "İş ile ilgili tükenme" (48.32±15.3) ve "İçsel iş doyumu" (46.32±6.79) alt boyutlarındadır. Duygusal emeğin tükenmişlik ve iş doyumunu etkileyen bir belirleyici olduğu saptanmıştır. Sonuçlar, yüzeysel rol yapma ile tükenmişlik tüm alt boyutları arasında pozitif, doğal duygular ile tükenmişlik arasında negatif ilişki olduğunu göstermiştir. Hemşirelik Fakültesi'nde çalışmak iş ve öğrenci ile ilgili tükenmeyi artırmış iken; araştırma görevlisi/öğretim görevlisi unvanında çalışmak ve kadın olmak kişisel tükenmeyi artırmıştır. Derinden rol yapmanın ve doğal duyguların, iş doyumunu artırdığı; araştırma görevlisi/öğretim görevlisi unvanında çalışmanın, kişisel tükenmenin ve iş ile ilgili tükenmenin ise iş doyumunu azalttığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, akademisyenlerin öğrencileriyle etkileşimleri sürecinde derinden rol yapmanın ve doğal duyguların önemine ilişkin farkındalığının artırılmasına yönelik bilimsel etkinliklere yer verilmesi, akademik ortamda tükenmişlik ve iş doyumunu etkileyen faktörlerin incelenmesine yönelik ileriye dönük araştırmaların yürütülmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademi, duygusal emek, hemşirelik, hemşirelik eğitimi, iş doyumu, tükenmişlik
Hemşirelik öğretim elemanları ve öğrencilerinin elektronik hasta kayıtları ile ilgili görüş ve deneyimlerinin belirlenmesi
Araştırma, hemşirelik öğretim elemanları ve öğrencilerinin elektronik hasta kayıtları ile ilgili görüş ve deneyimlerini belirlemek amacıyla hem nicel hem nitel desenleri içeren karma yöntem yaklaşımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2019-2020 Eğitim-Öğretim Yılı Güz Dönemi'nde Ankara'da yer alan üç kamu ve üç vakıf üniversitesinde görev yapan 133 öğretim elemanı ve 366 öğrenci oluşturmuştur. Nicel aşamada veriler, araştırmacı tarafından hazırlanmış olan veri toplama formu kullanılarak elde edilmiştir. Nitel aşamada veriler, 14 öğretim elemanı ve 14 öğrenci ile yüzyüze bireysel görüşme yöntemi ile yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılarak elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında, öğretim elemanlarının %91'i öğrencilerin ise %96,4'ü elektronik hasta kayıtlarına ilişkin herhangi bir ders veya eğitim almadıklarını ve katılımcıların %70'inden fazlası hemşirelik müfredatında bu kayıtlar ile ilgili ders veya eğitimin olmasının yararlı olacağını belirtmiştir. Araştırmanın nitel aşamasında öğretim elemanları ve öğrencilerin büyük çoğunluğu (n>9) elektronik hasta kayıtlarına erişemediklerini, deneyimlerinin gözlem ile sınırlı kaldığını, teorik-uygulama ortamlarında yapılacak eğitimlerin yararlı olacağını ve bu verilere erişim ile ilgili düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Çalışmada hem öğretim elemanları hem de öğrencilerin klinik uygulamalarda elektronik ortamdaki verilere erişemedikleri ve deneyimlerinin gözlem ile sınırlı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda; eğitim programında yer alan elektronik hasta kayıtları ilişkili ders veya konu içeriklerinin genişletilmesi, konuyla ilgili eğitim yazılımlarının geliştirilmesi ve klinik uygulamalar sırasında öğretim elemanları ve öğrencilerin bu elektronik verilere erişimlerini sağlayacak düzenlemelerin yapılması önerilmektedir.
Yükseköğretim örgütlerinde örgütsel demokrasi ile politik davranışlar arasındaki ilişki
Bu çalışmada, öğretim elemanlarının kurumlarında algıladıkları örgütsel demokrasi düzeyi ile politik davranışlarla karşılaşma sıklıklarının belirlenmesi ve bu iki değişken arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Ankara'da bulunan üç devlet ve üç vakıf üniversitesinde, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında görev yapmakta olan 283 öğretim elemanından veri toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler nicel teknikler ile analiz edilmiş ve ulaşılan bulgularda, öğretim elemanlarının kurumlarında algıladıkları örgütsel demokrasi düzeyinin ve genel olarak politik davranışlarla karşılaşma sıklıklarının orta düzeyde olduğu; vakıf üniversitesinde çalışan öğretim elemanlarının devlet üniversitesinde çalışan öğretim elemanlarına göre örgütsel demokrasi algılarının daha yüksek, politik davranışlarla karşılaşma sıklıklarının ise daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğretim elemanlarının kurumlarında algıladıkları örgütsel demokrasi düzeyinin ve politik davranışlarla karşılaşma sıklığının kurumdaki hizmet süresi açısından farklılık gösterdiği saptanmıştır. Son olarak, örgütsel demokrasi ile politik davranışlar arasında orta düzeyde negatif yönlü bir ilişki olduğu ve örgütsel demokrasinin, politik davranışlarla karşılaşma sıklığını yordadığı tespit edilmiştir.
Opinions of social work lecturers and social work students about the relationship between education and youth unemployment: Example of Mbale district, Uganda
This research aims at examining the relationship between education and youth unemployment in Uganda using Mbale district as a study area. The youth population is rising yet the economy is stagnant thus few job opportunities. Through education, the youths are expected to be able to either create jobs or increase their chances to access jobs on the labour market. However, many are unemployed despite being graduates. The question here is to understand why there are many unemployed youths despite attaining education. A qualitative research design was adopted which included the usage of two different but closely related semi-structured interview guide forms with a total of 20 participants, 15 social work students and 5 social work lecturers. This study was carried out between January and March 2019. The analysis of these participants' opinions was carried out with MAXQDA 2018 software using thematic coding and data analysis. The results of the analysis reveal that indeed unemployment among the youths in the district is high and this has become a general concern to the public and policymakers. Uganda's education system is found to be fostering a mismatch between the graduates and the market needs, commercialization of the education system, inadequate and under skilled educational instructors and poor curriculum development are some of the main challenges identified. Insufficient entrepreneurial skills, low level of aggregate demand for labour in the economy, corruption, poverty are among the other causes of youth unemployment in the district. Education may not have a direct relationship with unemployment however it has a strong link with other labour related issues. From the findings, there is a need for resources allocation towards primary schools as they are the foundations to Uganda's education system and review the education curriculum so that students can be allowed to specialize from an early age.
Yabancı dil olarak Türkçenin öğretiminde öğretim elemanlarının bilişim teknolojileri öz yeterlik algıları ile teknoloji uygulamaları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, yabancı dil olarak Türkçe öğreten öğretim elemanlarının bilişim teknolojileri öz yeterlik algıları ile teknoloji uygulamaları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya Türkiye'deki farklı üniversitelerde bulunan Türkçe Öğretim Merkezlerinde ve dil kurslarında görev yapan öğretim elemanları ile farklı ülkelerdeki Yunus Emre Enstitüleri'nde ve üniversitelerde görev yapan toplam 157 öğretim elemanı katılmıştır. Öğretim elemanlarının hangi bilişim teknolojilerini hangi amaçlarla ve ne sıklıkla kullandıklarını belirlemek ve bunları farklı değişkenler bağlamında irdelemek amacıyla "Demografik Bilgi Formu" ve "Öğretim Elemanlarının Bilişim Teknolojileri Kullanımlarına İlişkin Anket Formu" kullanılmıştır. Öğretim elemanlarının genel ve yabancı dil öğretimi alanında bilişim teknolojileri öz yeterlik algılarını incelemek için ise Ekici, Taşkın Ekici ve Kara (2012) tarafından geliştirilen ölçeğin bir kısmının uyarlandığı "Öğretim Elemanlarının Bilişim Teknolojilerine Yönelik Öz Yeterlik Algıları Ölçeği" ve "Öğretim Elemanlarının Bilişim Teknolojilerini Yabancı Dil Öğretiminde Kullanmalarına Yönelik Öz Yeterlik Algıları Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretim elemanlarının en sık kullandıkları bilişim teknolojilerinin taşınabilir bellekler, e-posta, arama motorları, kelime işlemci ve sunum hazırlama yazılımları, çevrimiçi sözlükler, sosyal paylaşım siteleri, tarayıcılar ve anti virüs yazılımları olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, bilişim teknolojilerini en çok ders ile ilgili materyal bulma, ders materyali hazırlama, öğrencileri motive etme ve etkinlik hazırlama amacıyla kullandıkları görülmüştür. Genel ve yabancı dil öğretimi alanında bilişim teknolojileri öz yeterlik algıları yükseğe yakın olarak bulunmuştur. Genel ve yabancı dil öğretimi alanında bilişim teknolojileri öz yeterlik algılarının yaş, öğrenim durumu, öğretim deneyimi, çalışılan kurum ve aldıkları sertifika değişkenlerine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Cinsiyet değişkeni irdelendiğinde genel bilişim teknolojileri öz yeterlik algılarına ilişkin erkeklerin lehine bir sonuca ulaşılırken, yabancı dil öğretimi alanında bilişim teknolojileri öz yeterlik algılarında cinsiyet değişkeninin anlamlı bir fark yaratmadığı belirlenmiştir. Ayrıca, kendini tanımlama değişkeni her iki öz yeterlik alanında en etkili değişken olarak ortaya çıkmıştır. Her iki öz yeterlik algıları arasındaki ilişki incelenmiş ve aralarında pozitif yönde ve orta üstü düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Son olarak ise öğretim elemanlarının genel ve yabancı dil öğretimi alanında bilişim teknolojileri öz yeterlik algılarının düşük ve yüksek düzeyde olmasını etkileyen değişkenler araştırılmış ve yalnızca kendini tanımlama değişkeninin anlamlı bir fark yarattığı sonucuna varılmıştır.
İngilizce öğretim elemanlarının görüşlerine göre ders denetiminde meslektaş rehberliği uygulamasının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı yükseköğretim kurumlarının Yabancı Diller Yüksekokulları'nda görev yapmakta olan İngilizce öğretim elemanlarının görüşlerine göre meslektaş rehberliği uygulamasının incelenmesidir. Meslektaş rehberliği, yurtdışında ve Türkiye'de mesleki gelişim aracı olarak giderek yaygınlaşmaya başlayan bir uygulamadır. Türkiye'de meslektaş rehberliği uygulamasına yönelik çalışmalar incelendiğinde, bu çalışmaların bir kısmının İngilizce öğretim görevlileri üzerinde yapıldığı görülmektedir. Ancak bu çalışmalar tek bir kurumdan seçilen az sayıda katılımcılarla gerçekleştirilen çalışmalardır. Bu nedenle meslektaş rehberliğini uygulamış olan veya uygulama hakkında bilgi sahibi olan farklı kurumlardaki İngilizce öğretim görevlilerinin meslektaş rehberliğine yönelik görüşlerinin belirlenmesinin ve araştırmanın farklı çalışma koşullarındaki daha geniş bir insan kitlesini kapsamasının daha gerçekçi sonuçlar ortaya çıkaracağı, alternatif bir denetim yaklaşımı olan meslektaş rehberliğinin üniversitelerde mesleki gelişim aracı olarak daha sistemli ve etkili bir şekilde uygulanmasını teşvik edeceği ve mesleki gelişime yönelik çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın yöntemi genel taramadır. Araştırmanın çalışma evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi ve İzmir Demokrasi Üniversitesi'nde görev yapan 392 İngilizce öğretim görevlisi oluşturmaktadır. İngilizce öğretim görevlilerinin meslektaş rehberliği uygulamasının olumlu ve olumsuz yönlerine yönelik algılarına ilişkin veriler, araştırmacının geliştirdiği ve Likert tipi beşli derecelendirme ölçeğine göre hazırlanan "Meslektaş Rehberliği Anketi" ile elde edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde; İngilizce öğretim görevlilerinin algılarının düzeyini anlamak üzere aritmetik ortalama ve standart sapma tekniklerine başvurulmuştur. Ayrıca aritmetik ortalamalar arasında değişkenler açısından fark olup olmadığını anlamak üzere t testi ve tek yönlü varyans analizi işlemleri kullanılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen bulgular şunlardır: 1- İngilizce öğretim görevlilerinin meslektaş rehberliği uygulamasının olumlu yönlerine ilişkin algıları "Katılıyorum" düzeyinde iken meslektaş rehberliğinin olumsuz yönlerine ilişkin algıları "Kısmen Katılıyorum" düzeyindedir. 2- İngilizce öğretim görevlilerinin meslektaş rehberliğinin olumlu yönlerine ilişkin algıları arasında "cinsiyet", "mezun olunan bölüm", "kıdem" ve "eğitim durumuna" göre anlamlı farklılık yoktur. 3- İngilizce öğretim görevlilerinin meslektaş rehberliğinin olumsuz yönlerine ilişkin algıları arasında "cinsiyet", "mezun olunan bölüm", "kıdem" ve "eğitim durumuna göre anlamlı farklılık yoktur. 4- İngilizce öğretim görevlilerinin meslektaş rehberliğinin olumlu yönlerine ilişkin algıları ile olumsuz yönlerine ilişkin algıları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Araştırmanın bulguları doğrultusunda, meslektaş rehberliği uygulamasının üniversitelerde sadece İngilizce öğretim görevlileri tarafından değil tüm fakültelerdeki öğretim görevlileri tarafından mesleki gelişim amacıyla daha sistematik bir şekilde uygulanması tavsiye edilmiştir. Ayrıca meslektaş rehberliğinin daha etkili bir şekilde uygulanması amacıyla meslektaş rehberliği süreci boyunca edinilen bilgilerin gizli kalması, öğretim görevlilerine birlikte çalışacakları meslektaşlarını seçme özgürlüğünün verilmesi, geribildirim ve gözlem konularında eğitim alınması ve öğretim elemanlarının ders programlarının bu uygulamaya vakit ayırabilecekleri şekilde ayarlanması önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: Ders Denetimi, Mesleki Gelişim, Meslektaş Rehberliği, İngilizce Öğretim Görevlileri
Yükseköğretim hazırlık okulu temel İngilizce dersi programının öğrenci ve öğretim elemanı görüşleri açısından değerlendirilmesi
Program değerlendirme öğretim sürecinin vazgeçilmez öğesidir. Aynı öğretim programı, uygulanan çevre, öğrenci profili, öğretim uygulamaları vb. öğelerin yaratacağı etkilerden dolayı farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle her kurumun kendi içinde program değerlendirme çalışması yapması kaçınılmazdır. Bu çalışma Dokuz Eylül Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu'nda var olan Temel Ders programının yeterliliklerini ve eksikliklerini ortaya çıkarmak amacıyla yürütülmüştür. Çalışmaya 2017-2018 öğretim yılında Hazırlık sınıfına kayıtlı öğrenciler ve bu öğretim yılında görev alan öğretim elemanları katılmıştır. A, B ve C kurlarından oluşan örneklemi 139 A kuru öğrencisi, 158 B kuru öğrencisi, 26 C kuru öğrencisi ve 60 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak program değerlendirme modellerinden Bloom'un değerlendirme modeli temele alınarak hazırlanan öğrenci ve öğretim elemanı anketi kullanılmıştır. Anketler programın dört temel öğesi olan hedefler, içerik, öğretme-öğrenme süreçleri ve değerlendirme boyutları dikkate alınarak hazırlanmıştır. Anketler oluşturulduktan sonra uzman görüşü alınmış; bu görüşler ışığında gereken düzenlemeler yapılmıştır. Anketlerin güvenirliğini control etmek için ise Cronbach Alfa değerleri hesaplanmış ve anketler bahar dönemi sonunda uygulanmıştır. Çalışmada programın hedeflerinin genel olarak öğrencilerin ihtiyaçlarını karşıladığı bulgusuna ulaşılmıştır. Öğrenciler en fazla konuşma becerisine, öğretim elemanları ise en fazla yazma dersine ilişkin hedefleri yetersiz bulmaktadır. Öğrenciler programın içeriğini yeterince ilgi çekici bulmazken öğretim elemanlarının içerikten memnun olduğu görülmektedir. Öğretme-öğrenme sürecine ilişkin elde edilen bulgular, öğretim elemanlarının öğrencilere göre program uygulamalarına karşı daha olumlu bir bakış açısına sahip olduklarını göstermektedir. Öğrenciler değerlendirme süreciyle ilgili kısmen olumlu görüşe sahiptir. Öğretim elemanları ise genel olarak değerlendirme uygulamalarını yararlı bulmaktadır. Çalışmada son olarak kurlar arası görüşler arasında anlamlı bir fark olup olmadığı incelenmiştir. Kurlar arası farklar incelendiğinde programdan en fazla A kurunun memnun olduğu görülmektedir. Çalışmanın sonunda programın daha ilgi çekici hale getirilmesi, konuşma kulüplerinin etkililiğinin arttırılması, Hazırlık programına bölümde faydalı olabilecek dersler eklenmesi gibi önerilerde bulunulmuştur.
İnformal ortamlarda fen etkinlikleri tasarımına ilişkin öğretmen ve öğretim elemanlarının görüşlerinin incelenmesi
İnformal ortamlarda fen öğretimi sürecini daha etkili hale getirecek önerilere ulaşmak üzere; öğretmen ve öğretim elemanlarının informal ortamlarda fen etkinliği tasarım ve uygulama süreci ile ilgili görüşlerini ortaya koymak bu araştırmanın temel amacıdır. Bu amaç doğrultusunda 304 fen bilimleri öğretmeni ve 34 öğretim elemanından veriler toplanmıştır. Örneklem grubu seçilirken amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu ölçüt öğretmenler için Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda araştırmanın yapıldığı 2018-2019 eğitim öğretim yılı içerisinde aktif olarak görev yapan fen bilimleri öğretmenleri olarak belirlenmiştir. Öğretim elemanları için ise bu ölçüt, Yükseköğretim Kurumu'na bağlı üniversitelerin eğitim fakülteleri fen bilgisi öğretmenliği lisans programında yer alan fen alan derslerini veren öğretim elemanları şeklindedir. Araştırmada daha derin bilgiler edinmek adına öğretmenler sahip oldukları özelliklere göre alt gruplara ayrılmıştır. Bu özellikler eğitim alma durumu, uygulama yapma durumu, uygulama yapma sıklığı, uygulama yapmak istenen sıklık ve kıdem şeklindedir. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak, öğretmenlere ve öğretim elemanlarına uygulanması için iki bölümden oluşan iki ayrı anket hazırlanmıştır. Daha ayrıntılı ve derinlemesine veri toplayabilmek adına anketler online ortama taşınmıştır. Bu anketler resmi internet sitelerinden ulaşılan iletişim adreslerine gönderilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Öğretmen örneklem grubunun her bir alt grubunun ve öğretim elemanı örneklem grubunun vermiş oldukları cevaplar veri toplama aracındaki her bir açık uçlu soruyu temel alacak şekilde kendi içinde analiz edilmiştir. Analiz süreci sonunda elde edilen bulgular, betimsel istatistiklerden frekans (f) ve yüzdelik (%) kullanılarak çözümlenmiş, tablolar şeklinde açıklanmıştır. Toplanan verilerin analizleri sonucunda, öğretmen ve öğretim elemanlarının öğrenme, gezi ve üst düzey, bilimsel süreç ve sosyal becerileri geliştirme amacıyla informal ortamları kullandıkları, gezi öncesi süreçte ortam seçme, plan yapma ve izin alma, gezi sırası süreci oluşturma ve bu süreci yönetme bulgularına ulaşılmıştır. Öğretmen ve öğretim elemanlarının gezi sonrası sürece pek önem vermedikleri, daha çok öğrenci merkezli strateji/yöntem ve teknikleri kullanmak istedikleri, öğrenci ve ortamı temel alan kriterleri başarılı bir süreç oluşturmada önemsedikleri görülmüştür. Ayrıca, öğretmen ve öğretim elemanları bu süreçleri tasarlama ve uygulamada birçok zorlukla karşılaşmaktadırlar. Genel olarak bakıldığında öğretmen ve öğretim elemanlarının informal ortamlarda fen öğretimi sürecini planlama ve uygulamada bilgi düzeylerinin istenilen boyutta olmadığı görülmektedir. Öğretmenlerin alt grupları kendi aralarında karşılaştırıldığında eğitim alan ve uygulama yapan öğretmenlerin diğer öğretmen gruplarına göre daha çok bilgi sahibi oldukları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin informal ortamları kullanma mevcut durumunun istenen düzeyde olmamasına rağmen, kullanmak istedikleri sıklık sorulduğunda cevaplarında frekans artışı olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin informal ortamları daha çok kullanmak istemeleri olumlu bir sonuçtur. Ayrıca bakıldığında, informal ortamları bir öğretim yılında en az kullanan öğretmenlerin bu süreci planlama ve uygulamada daha doğru hazırlıklar yaptıkları görülmektedir. Kıdemler karşılaştırıldığında ise en az kıdeme sahip olan öğretmenlerin daha çok amaç ve kazanım odaklı olduğu, en deneyimli öğretmenlerin ise daha çok öğrenci güvenliği odaklı davrandığı görülmektedir. Anahtar kelimeler: informal öğrenme ortamları, fen öğretimi, öğretmen görüşleri, öğretim elemanı görüşleri
Investigating the instructors' attitudes towards the use of information and communication technologies (ICT) in higher education
The aim of this study is to investigate the instructors' attitudes towards the use of ICT in education and to explore differences in the attitudes between instructors who are grouped according to six demographic variables: age, gender, academic rank, academic discipline, years of teaching experience and location of current occupation. After an extensive review of literature, a web-based online questionnaire was prepared. The questionnaire was sent to 5646 people via e-mail. 302 instructors from twenty one different universities across Turkey have responded to the questionnaire. The response rate to the survey is 5.35%. The responses to the survey were analyzed by using IBM SPSS Statistics version 21 for Windows; reliabilities were tested by Cronbach's Alpha analysis. Independent sample t-test and one-way ANOVA were applied to determine the differences in the attitudes towards the use of ICT in education between instructors who are grouped according to six demographic variables. The findings indicate that the instructors' attitudes towards the use of ICT in education are positive. The findings also show that there is no statistically significant difference between instructors with different demographic characteristics of age, gender, academic rank and location of current occupation in terms of their attitudes towards the use of ICT in education. However, the findings show that there is a statistically significant difference in the attitudes towards ICT between instructors with different years of teaching experience. Limitations and suggestions for future research have been discussed at the end the study.
Program evaluation of an English language teacher education practicum: Insights from supervisors, student teachers, and graduates
This study aims to evaluate the practicum program offered at the Foreign Language Education Department (FLED) at an English-medium state university in Turkey to discover (1) the extent to which the Ministry of National Education (MoNE) English language teacher competencies were achieved, (2) its strengths and weaknesses, and (3) the reported needs and possible solutions. Participants of the study were university supervisors, student teachers, and program graduates. Data came from student teacher and program graduate surveys, focus group interviews with student teachers, and individual interviews with university supervisors. For MoNE competencies, the results pointed to an improvement for a better understanding and more use of assessment and evaluation in the classroom and use of activities appropriate for learners with special needs. Higher ratings were elicited for teaching practices and understanding oneself as a professional. Knowledge, skills, dispositions, field experiences and student teaching internship, and quality of instruction were found to be the strengths of the practicum experience in contrast to learner diversity and technology components of the teacher education program. Strengths of the program included experiences in classrooms at various grade levels, seminar discussions and peer feedback, good relationships with cooperating teachers, and involvement and guidance by university supervisors while suggestions pointed to an earlier or more practice or observation, different school contexts, cooperation with cooperating teachers, and improvement in assessment, observations, and technology use.
Müzik eğitimi anabilim dalı öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının müzik öğrenme ve öğretim yaklaşımları dersine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırma, müzik eğitimi anabilim dalı öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının görüşleri ile müzik öğrenme ve öğretim yaklaşımları dersinin öğretim sürecine ilişkin teorik ve uygulamalı sonuçların saptanması, müzik eğitimi anabilim dalı öğrencilerinin dersin sonunda kendilerini yeterli hissetme durumlarına bakılarak müzik eğitimi verebilme becerilerine ışık tutmak, var olan durumun tespit edilerek karşılaşılan sorunların ortaya çıkarılması ve alınan görüşler doğrultusunda değerlendirilip öneriler getirilerek, müzik eğitimi anabilim dallarındaki müzik öğrenme ve öğretim yaklaşımları dersinin geliştirilmesine katkı sağlanmasını amaçlayan, karma araştırma yönteminin kullanıldığı tarama modelli bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dallarında, üçüncü ve dördüncü sınıfta öğrenim görmekte olan müzik öğretmeni adayları ve Müzik Öğrenme ve Öğretim Yaklaşımları dersini veren öğretim elemanları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı ve Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı üçüncü ve dördüncü sınıfta öğrenim gören 121 öğrenci ile bu üniversitelerde MÖÖY dersini veren öğretim elemanları ve Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalı, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalı MÖÖY dersini veren toplamda 5 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Bu araştırma karma desenli bir araştırmadır. Veri toplama aracı olarak uzman desteği ile hazırlanan anket formu ve yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Anketten elde edilen veriler SPSS programı, anova ve t testi kullanılarak analiz edilmiş, bulgular yüzde (%) dağılımları ile tablolaştırılmıştır. Görüşme formundan elde edilen veriler ise içerik analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin verdiği cevaplara göre MÖÖY dersi öğretim sürecinde özel öğretim yöntemlerinden Orff-Schulwerk yönteminin yaygın olarak kullanıldığı, online eğitim sürecinde zorluklar yaşandığı yaşanan zorlukların öğretim sürecini büyük ölçüde etkilediği, MÖÖY dersinin sonunda kendilerini yeterli hissetme durumları incelendiğinde gitar anadalı öğrencilerinin diğer branşlardaki öğrencilere göre kendilerini daha yeterli hissettiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Öğretim elemanlarının MÖÖY dersinde yapılan uygulamalı çalışmalar konusunda verdikleri bilgiler doğrultusunda online eğitim sürecinin zor ve verimsiz bir süreç olduğu, üç öğretim elemanının dersin dönem süresi ve haftalık ders saati süresini yeterli bulmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonunda çıkan sonuçlara bakılarak dersin daha verimli hale getirilmesi için dersin verildiği dönemin ikinci sınıf değil dördüncü sınıfa yakın bir dönemde olması, iki saat olan ders saatinin arttırılması, öğrencilere sunulan ankette yer alan verilere göre derslerde daha yaygın olarak üzerinde durulan Orff-Schulwerk yönteminin yanında diğer yöntemlerin de (Kodaly, Dalcroze,Suzuki) dersin daha kalıcı ve zengin olması açısından içeriğe daha fazla dahil edilmesi önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Müzik, müzik eğitimi, müzik öğrenme ve öğretim yaklaşımları
Çevrim içi sınavlarda uygulanabilecek kimlik doğrulama şemalarına ilişkin öğretim elemanı ve üniversite öğrencilerinin görüşlerinin incelenmesi
Dijitalleşmeye giden dünyada eğitim süreçlerinde de büyük dönüşümler yaşanmaktadır. Sadece öğrenme süreçlerinde değil, ölçme değerlendirme süreçlerinde de özellikle çevrim içi ortamlarda büyük yenilikler oluşmaktadır. Bu çevrim içi sınavlara erişim için çeşitli kimlik doğrulama faktörlerine bağlı kimlik doğrulama şemaları kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı çevrim içi sınavlarda uygulanabilecek kimlik doğrulama şemalarına ilişkin öğretim elemanı ve üniversite öğrencilerinin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma 2022-2023 eğitim yılında gerçekleştirilmiştir. Çalışma 9 farklı üniversitede, 9 farklı bölümde görev yapan öğretim elemanları ile gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte çalışma 7 farklı üniversitenin, 8 farklı bölümünde öğrenim gören öğrencilerin katılımından oluşmaktadır. Bu doğrultuda 10 öğretim elemanı ve 8 öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Çalışma öncesinde katılımcılara konuya ilişkin bir video- animasyon izletilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Bilgi güvenliği unsurlarına göre değerlendirilen kimlik doğrulama şemalarının tercih edilme durumları incelenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda öğretim elemanlarının verdiği yanıtlara göre kullanılabilirlik için yaygın kullanılan kimlik doğrulama şeması parola olarak belirlenmiştir. Öğretim elemanları gizlilik için sırasıyla parola, tek kullanımlık şifre ve fiziksel aygıtı, güvenlik için yüz tarama ve parmak izi şemalarını tercih etmişlerdir. Yapılan araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin verdiği yanıtlara göre kullanılabilirlik için yaygın kullanılan kimlik doğrulama şeması parola olarak belirlenmiştir. Tercihler gizlilik için sırasıyla parola, tek kullanımlık şifre ve fiziksel aygıt olmuştur. Güvenlik için yüz tarama ve parmak izi olmuştur. Verilen yanıtlar bilgi güvenliği unsurları (kullanılabilirlik, gizlilik, güvenlik) bakımından değerlendirildiğinde elde edilen sonuçlar parola ve tek kullanımlık şifre gibi yaygın kullanılan kimlik doğrulama şemalarının, kimlik hırsızlığıyla mücadele etmek ya da güvenliği sağlamak için yeterli olmadığı yönündedir. Bu tür kimlik doğrulama şemalarının kolay bir şekilde unutulabilir, kaybolabilir, tahmin edilebilir, çalınabilir ve paylaşılabilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Biyometrik faktöre bağlı kimlik doğrulama şemaları güvenlik bakımından yüksek güvenliğe sahip olsa da yaygın kullanımı nedeniyle kullanıcılar için birtakım endişeler taşımaktadır. Bu tür sistemlerin yaygınlaşması kullanıcıların biyometrik faktöre bağlı kimlik doğrulama şemalarını benimseyebilmeleri için güvenirlik kazanılabilir ve sistemlere entegre edilerek denemelerde bulunulabilir. Bunun sonucunda çevrim içi sınavların, sınava girecek öğrenci tarafından gerçekleşmesiyle ölçme değerlendirme sonuçlarının güvenirliği artırılabilir.
Duygusal zekanın kariyer seçimindeki etkilerini belirlemeye yönelik öğretim elemanları üzerine bir uygulama
Dünyada yaşanan sosyo ekonomik gelişmeler ve küreselleşme süreci sonucunda modern yaşamla birlikte duygusal zekâ gerek iş hayatında gerekse sosyal hayatta gittikçe önem kazanan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan bakıldığında duygular insanların hem zekâ düzeyine hem de hayattan aldığı doyuma önemli katkılar sağlamaktadır. Bu bağlamda; bireyin kendisinin ve diğer bireylerin duygularını doğru şekilde algılaması, değerlendirip ifade etmesi, bu duygular arasında doğru bir biçimde ayrım yaparak düşünce ve davranışlarında kullanması ile ilgili üstün becerileri içeren duygusal zekâ, bir öğretim elamanının kariyer seçiminde ve iş hayatındaki başarısının belirlenmesinde kayda değer bir öneme sahiptir. Tüm örgüt çalışanlarında olduğu gibi üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarına da rekabet gücü veren duygusal zekâ, onların işlerinde daha pozitif olmalarını sağlamakta ve kariyer seçimlerinde başarılarını artırmaktadır. Çalışmanın amacı, duygusal zekânın kariyer seçimindeki etkilerini tespit etmeye ve değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesine yöneliktir. Bu kapsamda Trabzon ilinde Eğitim Öğretim faaliyeti gösteren Avrasya Üniversitesinde çalışmakta olan 145 öğretim elemanı üzerine anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, anket yöntemiyle elde edilen veriler, SPSS 18.0 paket programı kullanılarak; ölçeklerin güvenilirliği için Cronbach α değerleri hesaplanmış, demografik faktörlerin ise yüzde ve frekans değerleri ölçümlenmiştir. Araştırma ölçeklerinde yer alan değişkenlerine ilişkin tanımlayıcı verilerin ortalama, standart sapma, varyans, basıklık ve çarpıklık değerleri belirlenmiştir. Duygusal zekânın kariyer seçimindeki etkilerini belirlemeye yönelik yapılan bu araştırmanın hipotezlerinin test edilmesi, korelasyon ve regresyon analizleriyle ölçümlenmiştir. Böylece duygusal zekânın kariyer seçimindeki etkileri bulunmuştur.
İş tatmini ve değişkenleri: Gümüşhane Üniversitesi öğretim elemanları örneği
İş tatmini, bireyin genel olarak çalışma hayatından aldığı hazzı ve mutluluğu ifade etmektedir. İş tatmini, kişinin iş ve işyeri hakkındaki genel hissiyat ve düşünce kalıpları hakkında fikir oluşmasını sağlayan dinamik bir değişkendir. Bu tatmin kişilerin fiziksel ve zihinsel sağlıklarının yanı sıra, ruhsal sağlıklarının bir yansımasıdır. Akademik kurumlarda görev yapan akademisyenlerin görevlerini daha iyi icra edebilmeleri, daha iyi hizmet ortaya koyabilmeleri açısından işlerinden aldıkları tatmin seviyelerinin belirlenmesi ve iyileştirilmesi önem teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı, öğretim elemanlarının iş tatmini seviyesini belirlemek, demografik özelliklere göre farklılaşıp, farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Araştırma bölümünde Gümüşhane Üniversitesinde görev yapan 101 akademisyen üzerinde yüz yüze anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 16.0 paket programına aktarılarak çeşitli testlerle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda akademisyenlerin genel iş tatmini seviyelerinin yüksek olduğu anlaşılmıştır. Demografik özelliklere göre iş tatmini seviyesinde karşılaştırma yapıldığında, yaş, cinsiyet, medeni durumlara göre anlamlı bir fark bulunamamış, toplam çalışma süresine göre ise anlamlı fark bulunmuştur. Yapılan araştırmada iş tatmini genel seviyesi alt boyutlarıyla birlikte ele alınmış iki kısımda değerlendirilmiştir. İçsel ve dışsal tatmin boyutları seviyesinde incelendiğinde unvan değişkeni bazı anlamlı farklılıklar göstermiştir. Anahtar Kelimeler: İş Tatmini, Çalışma Psikolojisi, Akademisyen, İşgören, Gümüşhane Üniversitesi