Turkish painting art

254 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Günümüz Türk resminde şamanist göndermeler

Yapılan bu araştırma ile Türk kültürünün eski inanç sistemi olan Şamanizm'e ait unsurlar incelenmiş ve sanat yapıtlarında kullanılarak günümüze kadar getirildiği görülmüştür. Günümüz resim sanatında Şamanist anlayışın her alanda olduğu gibi Çağdaş Türk resminde ve plastik sanatlarında da etkisi görülmektedir. Çağdaş Türk resminde millî geleneklerden yarlanarak yeni oluşumlar 1940 yılında güçlü bir tepki olarak doğmuştur. 1950'de ise daha yerel değerlerle beslenebilme anlayışı giderek önem kazanmıştır. Bu nedenle Türk kültürünün özünü oluşturan Şamanizm'e ait motifler görsel bir belge niteliği taşımaktadır. Tez konumda, günümüz Türk resminde Şamanist göndermelerin tespiti amaçlanmıştır. Bu kapsamda Bedri rahmi Eyüboğlu, Süleyman Saim Tekcan, Ahmet Yeşil, Rauf Tuncer, Hüsamettin Koçan, Devrim Erbil ve Balkan Naci İslimyeli'nin yapıtlarda sembol, figür, renk gibi imgeleri kullandıkları ve Şamanizm inancına ait göndermeler yaptıkları gözlenmiştir. Yapıtların incelenmesi sonucunda Şamanist inançtan kaynaklı birçok imgeye sanatçıların eserlerinde gerek biçim gerekse içerik olarak rastlanılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Şamanist, Şamanizm, Türk kültürü, Sim

Resim sanatıTürk kültürüTürk resim sanatı+1
Uğur Pekcan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası çağdaş Türk manzara resmi

Tarih boyunca Resim sanatında Manzara resmi farklı biçimlerde yorumlanmıştır. Manzaraya öykünerek resim yapmak birçok sanatçı için sanatsal ifadenin en güzel aktarımıdır. Resimde Manzara teması 20 y.y' da da konu olarak önemini yitirmemiştir. Resimde Manzara teması 1980 sonrası ve günümüze kadar sanatta yaşanan değişimlerden etkilenmiştir. Türk Resminde konu olarak doğa ve etkileşimini biçim ve içerik bakımından yorumlayan bir anlayış bulunmaktadır. Sanatçıların doğaya ekolojik yönden bakıp eserlerine düşünsel ve eleştirel olarak yansıtmaları eserlerde görülmektedir. Eserlerin diğer boyutunda ise sanatçıların yaşadığı kültürel ortam belleklerinin etkili olduğu gözlenmiştir. İlk manzara betimlemelerine Mezopotamya ve mısır uygarlıklarında rastlanmakla birlikte, konuya yardımcı olan fon niteliğindedir. Osmanlılar'da manzara resminin ilk örnekleri tarihsel konulu el yazmalarındaki Topografik resim niteliğinde minyatürlerdir. Manzara, 18 yy'ın ikinci yarısında minyatür sanatının yerini alan duvar resminde de başlıca konudur.19.y.y. askeri ve sivil kökenli ressamlarımız da manzarayı temel konu olarak almışlardır. 19.yy. ile 20.yy. arasında bir köprü kuran 1914 Kuşağı ise manzara resminde nesnel yaklaşımdan uzaklaşan daha özgür bireysel yorumları görmekteyiz.Bu bağlamda sanat doğa ilişkisi Müstakiller ve D gurubu sanatçıların çalışmalarında ortaya çıkmaya başlamıştır. Manzara resim sanatının gelişiminde etken olan cumhuriyetin ilanıyla da daha çok çağdaş sanatın izlerini taşıyan eserler süregelmiştir. Bireysel soyut eğilimlerin 1950'den sonra başladığını görürüz. Üçüncü bölümde soyutlamanın sosyo-ekonomik temel üzerinde manzara temasıyla ele alınışları irdelenmiştir. Resim ve plastik sanatlarda semboller ve formlar kullanarak dile getiren ressamlarımızda da manzara temaları karşımıza çıkmıştır. Ayrıca doğaya karşı artan duyarlılıkta kent manzaralarını eleştirel bir dil geliştiren sanatçılar ve eser örnekleri ele alınmıştır. 1980 sonrası Türk resminde manzara temalı resimler, soyut eğilimlerde manzara resmi, simgeci ve ifadeci manzara resmi ve kent görünümleri olarak sınıflandırılabilir. Günümüzde manzara dediğimiz zaman artık sadece döneme ait doğa manzaraları değil, köyler, kasabalar, kentler, sokaklar ve dünyanın değişmesi, nüfusun artması, çarpık kentleşmeler, sosyal, siyasal, ekonomik yapıdaki gelişmeler, değişmeler, savaşlar, kuraklık, çevre kirliliği, doğaya karşı duyarsızlaşma gibi farklı başlıklar ile ele alınmaktadır. Manzara resmi çevreye dair bir takım sembollerin kullanıldığı karmaşık bir yapı halini almaktadır. Teknolojinin hızlı bir değişime uğrattığı görsel algımız ise sembollere dair anlamları sürekli olarak yinelemektedir artık bu karmaşada bir manzara resmini yalnızca bir manzara resmi olarak ele almak olanaksız hale gelmektedir. Günümüzde de manzara resim sanatı eserleri incelendiğinde sanatçıların kişisel ve özgün özellikler gösterdiği görülmektedir. Sanatçıların kendilerine özgü felsefi ve düşünsel amaçlarla içerik ve biçim bakımından yaratıcılıklarını ortaya koymuşlardır. Teknik ve malzeme açısından sınırlamanın getirilmediği manzara resim sanatında yeni anlamlar ve kavramlar üretildiği gözlemlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğa, Manzara resmi, Çağdaş Türk Resmi

1980 öncesiManzaraModern resim+3
Seda Atalay
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyetin ilanından günümüze Türk resminde kadın imgesi ve biçimsel yaklaşımlar

Kadın imgesi; dini bir figür, saraydan biri, veya gündelik hayatın içinden bir figür olarak resim tarihi boyunca farklı amaçlar içinde konu edinilmiştir. Türk resim tarihi içinde ise plastik anlamda bir kadın figürü, cumhuriyet döneminin biraz öncesinde Osman Hamdi Bey' le başlar. Sanayi-i Nefise Mektebi' nin kurulmasıyla birlikte eğitim güçlenerek daha geniş bir kitleye yayılır. Sonrasında devletin sanatı desteklemesiyle Avrupa' ya sanat eğitimi için gönderilen ressamlarla Türk resim sanatı farklı akım ve üsluplarla zenginleşmeye başlamıştır. Çağdaş Türk resminin ilk kadın ressamı olan Mihri Müşfik Hanım' ın da çabalarıyla İnas (Kız) Sanayi-i Nefise Mektebi 1914 yılında kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde kadınlara tanınan haklar ve oluşan eşitlik alanıyla 1920' li yıllarda İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, Sanayi-i Nefise Mektebiyle birleşerek kadın-erkek birlikte eğitim görmeye başlamıştır. Kadın resmin içinde model olmak dışında sanat üreten birey olarak da yer edinmiştir. Böylelikle bir kadının sanatçı olarak kadın imgesine yaklaşımı ve duyarlılığı görülmüştür. Bu araştırmada, figüratif resmin öncüsü kabul edilen Osman Hamdi Bey' le başlayarak günümüze kadar Türk resim sanatında kadın imgesinin farklı ressamlar tarafından işlenişi konu edinilmiştir. Osman Hamdi Bey ve dönemi ressamları yurtdışında aldıkları eğitimle figüre akademik bir şekilde yaklaşmışlardır. Biçime önem vermişlerdir. Çallı kuşağıyla birlikte günlük hayattan sahneler, renkli bir palet ve belirgin fırça tuşlarıyla işlenmiştir. Genellikle doğada ve hızlı çalışmışlardır. Güzel Sanatlar Birliği, Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği gibi gruplar ortak biçimsel anlayış dışında bir araya gelmiş gruplardır. Güzel Sanatlar Birliği göze hoş görünen doğa kopyaları yapmayı amaçlamıştır. Müstakil Ressamlar ise sanatçıların ekonomik özgürlüğünü savunmuşlardır ve farklı eğilimlerdeki ressamların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. D Grubu ressamları, empresyonist eğilimlere karşı gelerek, kübist konstrüktivist anlayışta resimler üretmiştirler. Resme rasyonel yaklaşmış, geometrik yapıyı önemsemişlerdir. Liman (yeniler) Grubu ise D Grubu' nun biçimciliğine karşı, toplumsal içeriğin önemini vurgulamıştır. İnsanı ve çevreyi duyarlı bir biçimde yeniden resmin konusu yapmayı amaçlamıştır. Liman Grubu, insanı konu edinirken genel olarak deseni ön planda tutmuştur. Herhangi bir grup içinde değerlendirilemeyen ressamlar da bir başlık altında toplanarak incelenmiştir. Bunlar arasında soyutlama yapanlar, kübist çalışanlar, renk veya açık-koyuya öncelik tanıyan farklı üsluplardaki ressamlar vardır. Günümüz resim sanatında, daha çeşitli üsluplar görülmektedir. Realist, ekspresyonist, hiperrealist, pop sürreal türlerinde üretim yapan ressamlar vardır. Konuya yaklaşımlar günlük hayatın içinden, düşsel bir sahne veya romantik şekillerde olmuştur. Bu sanatçılarda kadın imgesine yaklaşım genel bir tavır olmaksızın, farklı plastik elemanlarla işlenmiştir. Türk resmindeki bu farklı dönemler ve bu dönemlerdeki eğilimlerle birlikte ressamların biçimsel yaklaşımları verilen örneklerle incelenmiştir. Resimlerin hakim sanat akımı dışında ressamların kişisel duygunluklarıyla konuya yaklaşımları da üretimlerine çeşitlilik kazandırmıştır. Resimler incelenirken içeriğin yorumlanmasının yanında plastik elemanlar açısından değerlendirilmeye önem verilmiştir.

BiçimKadın imajıKadınlar+4
Ömer Yüksek
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Güncel sanatta bir ifade aracı olarak kolaj

''Güncel Sanatta Bir İfade Aracı Olarak Kolaj'' isimli bu çalışmada, 20. yüzyıldan itibaren gelişim gösteren kolaj, farklı birikimlere ait sanatçılar üzerinden incelenmiştir. Bu bağlamda, kolajı sanat hayatının önemli bir olgusu haline getiren sanatçıların özgün çalışmalarına yer verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, kolajın sanat tarihindeki ilk kullanımı ve tarihsel gelişimi, farklı sanatçı örnekleri üzerinden ele alınmıştır. İlk kullanımları 15. yüzyıla kadar uzansa da sanat tarihine en belirgin şekilde Kübizm akımıyla girdiği görülmüştür. Daha sonrasında Fovizm akımının öncülerinden Henri Matisse'le ivme kazandığı, Sürrealizm, Dadaizm ve Pop Art akımlarıyla altın çağını yaşadığı vurgulanmıştır. İkinci bölümde, soyut sanatın tüm dünyayı etkisi altına almaya başlamasıyla kolajın soyut sanat içinde kendine özgü bir dil oluşturduğuna ve sadece bir teknik olarak anılmaktan kurtulduğuna yer verilmiştir. 1940 sonrasında üretilen kolajların genellikle dışavurumcu bir etkiye sahip olduğu ve savaş sonrasında tamamen değişen dünyanın travmatik izlerini taşıdığı ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde, kolajın Türk resim sanatıyla ilişkisi, Burhan Doğançay, Özdemir Altan ve Bahar Kocaman gibi birbirinden farklı üsluptaki sanatçıların 2000 sonrası üretimlerine dayanarak incelenmiştir. Dördüncü bölümde, kolajın günümüz sanatında kendi başına bir ifade biçimine dönüştüğü ve sadece bir teknik olarak anılmaktan kurtulduğu, Sergei Sviatchenko, Jazoo Yang, İrfan Önürmen, Daniel Otero Torres ve Karin Olah gibi farklı kökenlere sahip güncel sanatçılar üzerinden açıklanmıştır. Kolajın, günümüze dair problemleri konu aldığı ve sanatçının hayatına, kimliğine, cinsiyetine, deneyimlerine ve savunduğu düşünce biçimlerine göre şekillendiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Kolaj, Güncel Sanat, Soyut, Kâğıt

Güncel sanatKağıtKolaj+5
Furkan Öztekin
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resim sanatında gelenek

Bu araştırmanın amacı; Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda gelenek kavramının yansımalarını, sanatçıların ve konuyla ilgili uzmanların görüşleri ile saptamaktır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmada gelenek ve resim sanatı ilişkisine yer verilmiştir. Araştırmada geleneğin Çağdaş Türk Resim Sanatı'ndaki, yansımaları değerlendirilmiştir. Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda gelenek kavramı ile ilgili uzmanların belirttikleri görüşler, analiz edilmiştir. Sanatçıların eserleri gelenek bağlamında ele alınıp, betimsel olarak değerlendirilmiştir. Gelenek, insanları tarihle bütünleyen, insan kültürüyle ilerleyen bir olgudur. Geleneğin insanları bütüncül bir bakış açısıyla aynı çatı altında topladığı söylenebilir. Küreselleşme ile geleneğin toplumdaki baskın rolü, değişmiştir. Küreselleşme kültürlerarası etkileşimi artırmıştır. Gelenek kimi zaman küreselleşmenin karşıtı olarak görülmüştür. Küreselleşme güncel sanatın çerçevesini olabildiğince genişletmekte ve yeni kavramlar, malzeme ve düşünceler sanatçının yaratıcı itkisine müdahil olmaktadır. Bu bağlam da Çağdaş Türk Resim Sanatı içerisinde, sanatçının gelenek ile ilişkisini araştırmak araştırmanın ereklerinden biridir. Sanat eleştirmenlerinin ve sanatçıların görüşlerinden, Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda geleneğin farklı boyutlarını ve çağdaş sanata yansımalarını çözümlemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Gelenek, Türk Resmi, Sanatçı

GeleneklerResim sanatıResimler+2
Duygu Abatay
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Distopik anlatımın 1950 sonrası Türk resim sanatına yansıması

Bu çalışmada 'ütopya' ve 'distopya' kavramları incelenerek, tarihte litarütüre ilk girdikleri dönemden günümüze kadar sanatçıları nasıl etkiledikleri, distopyanın 1950 yılı sonrası Türk resim sanatına olan yansımaları ve Türk resim sanatında distopik anlatım ögelerine rastlanıp rastlanmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda ilk olarak ütopya kavramı ele alınmış ve tanımı yapılmıştır. Tarih sahnesinde birçok filozof, siyasetçi, sanatçı ve bilim insanının ana sorunsalını oluşturan ideal toplum düzeni oluşturma çabası günümüze kadar ulaşmış olan eserler aracılığıyla incelenmiş, Sanayi Devrimi ve modernleşme ile birlikte ütopyanın distopyaya nasıl evrildiği tespit edilmiştir. Distopyanın tanımı yapıldıktan sonra distopya ve ütopyanın birbiriyle olan ilişkisi incelenerek ütopyanın distopyaya neden olduğu ve aynı zamanda distopyanın da içinde ütopyayı barındırdığı soncuna varılmıştır. Distopyanın tarisel sürecine değinildikten sonra edebiyat alanında yazılmış distopik eserler den alıntılar yapılarak distopik anlatım ögeleri belirlenmiş ve bu anlatılarla resim sanatı eserleri ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Belirlenen distopik anlatım ögelerinin 1950 yılı sonrası Türk resmine yansımaları yapılan seçkiyle incelenmiş eserlerinde distopik anlatım ögeleri tespit edilen santçıların sanat yaklaşımları, yapıtları üzerinden incelenerek konu bağlamında bir litarütür oluşturulmuştur. Çalışmanın son bölümünde günümüz toplum yaşantısında oldukça fazla hissetmeye başladığımız distopyanın kişisel çalışmalarıma yansımaları incelenmiştir.

DistopyaResim sanatıTürk resim sanatı+1
Öner Kâmil Gökkaya
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

17. yüzyıldan günümüze resim sanatında limon imgesi

Natürmort türünde hemen hemen her resimde yer alan limon imgesi, kendisine yeni anlamlar yüklenen bir anlatım aracı olarak varlığını sürdürmektedir. 17. yüzyıldan günümüze kadar geçen süreçte ressamların resimlerinde limonu nasıl ve hangi amaçla resmettikleri çeşitlilik göstermiştir. Ressamlar kendilerine ait üsluplarıyla, limonu eserlerinde kullanmışlardır. 17. yüzyıldan önce limon objesine pek fazla rastlanılmasa da, 17. Yüzyıldan sonra natürmort türünde karşımıza sıklıkla çıkmaktadır. Günümüzde de limon objesi sanatçılara esin ve ışık kaynağı olmaktadır. Limonun dokusu, içerisindeki asimetrik dilimler, kabuğu ve rengi ile ressamların her zaman ilgisini çekmektedir ve çekmeye de devam etmektedir. 17. yüzyıldan günümüze imge olarak limonun yerini ve önemini ortaya konulmuş ve bu çerçevede yapılan kişisel limon imgelerinin yorumları paylaşılmıştır. Tez çalışmasında giriş bölümünün ardından alt bölümler olan, problem, varsayım cümlesi, tezin amacı, evren ve örneklem, yöntem ve teknik, verilerin toplanması oluşturmaktadır. Birinci bölümde natürmortun tanımı üzerinde durularak, natürmortun tarihini açıklanmıştır. Dönemin önemli sanatçıları hakkında bilgiler verilip, eserlerinden örnekler bulunmaktadır. Sanatçıları natürmort yapmaya teşvik eden nedenler üzerinde durulmuştur. Resim sanatı tarihinde natürmortlar seyirciye, dönemin ekonomik, sosyolojik, dini konularıyla o dönem hakkında bilgi verirler. İkinci bölümde 17. ve 18. yüzyıl resim sanatında limon imgesine ait bilgiler ve 17. 18. yüzyılda resim sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserleri bulunmaktadır. Üçüncü bölümde 19. ve 20. yüzyıl resim sanatında limon imgesine ait bilgiler ve 19. 20. yüzyılda resim sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserlerine yer verilmektedir. Türk resminde natürmort ve limon imgesi de dördüncü bölümde yer almaktadır. Bu bölümde hem Türk ressamların eserleri incelenmiş hem de sanatçılara ait kısa bilgiler bulunmaktadır. Dördüncü bölümde günümüz sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserlerine yer verilmektedir. Tezin son bölümünde çalışmaya ilişkin sonuç ve değerlendirmeler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Natürmort, Limon, İmge, Işık-gölge

17. yüzyılGölgeIşık+6
Gülay Ergindir
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk resim sanatında 1980 sonrası esinlenme

Bu araştırmada, Türk Resim Sanatı'ında, 1980 sonrası yapıt üreten sanatçıların esin kaynakları incelenmiştir. Esinlenme, sanatçılar için olarak olumlu yönleri de olan çok önemli bir kavramdır. Her sanatçının esin kaynakları vardır. Bunlar kültür, yerel kaynaklar ve sanatçıyı etkileyen somut ya da soyut varlıklardır. Sanatçıların esin kaynaklarını analiz etmemiz sayesinde sanatçı eserlerini daha iyi anlayabiliriz. Sanatçıların, esin kaynaklarından nasıl yaralandıklarını ve onların kendi çalışmalarını hangi yöntem ve teknikle sentezlediklerini öğrenmemiz, bizlere sanatçının eserlerindeki estetiği daha iyi anlayarak, yorumlamamızı sağlayabilir. Yapılan tez çalışmasında, nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Akademik yayınlar, dergiler, makaleler, kitaplar, süreli yayınlar ve sanal kaynaklardan yararlanılarak literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca sanatçı eserleri analiz edilerek esinlenme yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu araştırma, bölümlerden oluşmaktadır. Tez bütününde esinlenme ve beraberinde gelen kavramlar açıklanarak, resim sanatında üretim yapmış, yapmakta olan, sanatçı eserlerinden, esinlenme kaynakları sanatçıların kendileri veya eleştirmenlerce, ifade edilen eserler seçilmiştir. Çalışma, Türk sanatı içinde 1980 sonrası eser üreten on yedi sanatçıyla sınırlandırılmıştır. Seçilen sanatçıların eserlerinde, esinlenmenin varlığı görülmüştür. Esinlenme ilişkileri literatür bağlamında da açıklanmaya çalışılmıştır. Esinlenmelerinin genel analizi yapılmak istendiğinde genel bir yargıda bulunmanın mümkün olmadığı ancak, gelenekten yararlanmanın bir esinlenme kaynağı olarak etkili olduğu, sanatçıların esinlemelerine ragmen kendi sanat biçimlerini son derece özgünleştirdikleri söylenebilir.

1980 sonrasıEsinlenmeResim sanatı+3
Merve Yazıcı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İslam yazı sanatının Erol Akyavaş eserlerindeki soyut sanat anlayışına etkisi

İnsanlar var olduklarından bu yana farklı iletişim yolları aramışlardır. Ama en verimli iletişimini sağlayacak olan görsel anlatım biçiminden faydalanmışlardır. İlk zamanlardan günümüze kadar gelen mağara resimleri ise bunun kanıtı niteliğindedir. Bu resimlerde ise en çok göze çarpan dertlerini anlatabilmek için çizdikleri şeyleri olağanca sadeleştirmeleridir. Dünyada soyut sanatın doğuşu bu mağara resimlerinden ortaya çıkmaktadır. Türkler İslamiyet öncesi dönemlerinde de kendileri için kutsal saydıkları gök, doğa, ay, yıldız, güneş, Türk mitleri gibi unsurlardan faydalanarak savaş aletlerinin, yemek kaplarının, çadırların, kıyafetlerinin bezemesinde de soyut bir yaklaşımda bulunarak, kültürlerini sergilemişlerdir. Ülkemizde modern sanat anlayışı Batılı tekniklerin alınıp ülkeye getirilmesiyle oluşturulmuştur. Zamanla çeşitli akımlarda eserler veren sanatçılar çok geçmeden kendilerini, kültürel yapılarını ortaya koyacak eserler üretmeye başlamışlardır. Eserlerinde köklerine inmeye ve geleneksel motiflerin yanı sıra geleneksel sanatların birçok dalını resim sanatıyla sentezlemişlerdir. Bunların arasında en çok etkinlik gösteren geleneksel sanat ise İslam yazı sanatıdır. Bu sanatçıların özüne dönerek kendini bulma yolculuğunda gelenek ve öz önemli bir yere sahip olmuştur. Yapılan bu çalışmada Türk resim tarihinden başlanılarak modern resme geçiş ve daha sonrasında Türk soyutunu oluşturma gayretlerinden bahsedilmiştir. Daha sonra sanatçı Erol Akyavaş'ın sanatında eserleri üzerinde İslam yazısının soyut sanat anlayışına nasıl destek verdiğine dair kapsamlı bir araştırma yapılmıştır.

Akyavaş, ErolSoyut resimSoyut sanat+4
Berrin Us Gündüz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1880-1980 yılları arasında Türk resim sanatında aşk teması

Bu çalışmada, 1880-1980 yılları arasında Türk resim sanatında üretilmiş aşk temalı eserler incelenmiştir. Yüz yıllık uzun bir dönemi kapsayan bu süreçte birçok ressamın eserleri taranmış ve konuya uygun olanlar tespit edilerek çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma; "Giriş", "1880-1980 Yılları Arasında Sanat Ortamı", "1880-1980 Yılları Arasında Aşk Teması", "Değerlendirme ve Karşılaştırma" ve "Sonuç" olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. "1880-1980 Yılları Arasında Sanat Ortamı" başlıklı bölümde, yüz yıllık süreç içerisinde sanat ortamında yaşanan gelişmeler ve değişimler ele alınmıştır. Çalışmanın ana bölümü olan "1880-1980 Yılları Arasında Aşk Teması" bölümünde ise tespit edilen eserlerin biçimsel ve konusal olarak açıklamaları yapılmıştır. "Değerlendirme ve Karşılaştırma" bölümünde, eserler Konu, Malzeme ve Teknik, Figür Kullanımı ve Ressamlar başlıkları altında değerlendirilmiş; böylece eserlerin farklı tarz ve kaynaklara dayalı çeşitliliği ortaya konulmuştur. Karşılaştırma kısmında ise, Türk resim sanatı dışında üretilmiş aşk temalı eserlerden çalışma içerisinde yer alan eserlere benzer olan resimlerin çalışma kapsamındaki eserlerle karşılaştırılarak benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarılmıştır. Sonuç bölümünde ise, incelenen eserlerin dönemsel değişimleri, Türk resim sanatında aşk temasının yeri ve bu temanın yaygınlığı değerlendirilerek genel bir çerçeve sunulmuştur.

Sanat tarihiTürk resim sanatı
Samet Kenar
Selçuk University
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Boşluk ve devinimin resim dilinde çözümlenmesi

Bu çalışmada boşluk, devinim, bağ, sonsuzluk ve uzantı gibi kavramların sanattaki karşılığını resim dilinde çözümleyerek ve aynı zamanda uygulama yapılarak günümüz sanatındaki yansımalarına bakılacaktır. 20. yüzyılın toplumsal etkileriyle savaş dönemlerini geçiren sanatçılar yoğun bir arayışa girerek artık sanat adına birçok yeniliğe girişmişlerdir. Bu arayışların içinde boşluğun kavramsal olarak sanatın irdelediği bir konu olmuştur. Boşluğun beraberinde getirdiği doluluk duygusu yeni bağlayıcıları destekler ve devinim, uzam, zaman, mekân, espas gibi kavramlar araştırmanın çevresini genişletmiştir. Uzak doğu felsefesiyle ilk olarak şekillenen boşluk kavramı birkaç yüz yıl sonra Batı ve Türk sanatını da etkileyerek benimsenmiştir. Evrendeki boşluğun verdiği sonsuzluk hissi zamanla küçük parçacıkların devinimini gözlemlememi duyusal olarak sezgilerimi artırması tez konusunun şekillenmesinde yardımcı olmuştur. Evren çalışmaları üzerine konumlanan anlamlı cisimler yerine zamanla çizgisel hareketlere dönüşen imgeler isimsiz, biçimsiz bir hal almaya başlamıştır. Bununla birlikte birbiri içine giren çizgiler boşlukta devam ederek devinim konusuna da bir açıklık getirmiştir. Birinci bölümde boşluk kavramına genel bir tanım yapılmaya çalışılacaktır. Literatür taraması ile kavram hakkında sanatçılarıyla beraber örneklendirilecektir. Boşluk kavramını Doğuda, Batıda ve Türk sanatında ele alınış biçimi yorumlanacak aynı zamanda sanatçıların Boşluk kavramı üzerine yaptıkları işlerden bahsedilecektir. İkinci bölümde ise diğer bir kavram olan Devinimin literatür taraması ve genel bir tanım yapılmıştır. Son bölümde ise ele alınan kavramların konusuyla bağlantılı uygulamalara bakılacaktır. Anahtar sözcükler: Boşluk, devinim, espas, bağ, resim.

Batı resim sanatıBoşlukEspas+7
Burcu Bayazıt Yılmaz
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yıldız Porselen Fabrikası ressamlarının dönemin sanat ortamındaki yerleri

19. yüzyıl, Osmanlı Devleti için "modernleşme" adımlarının atılmaya başlandığı ve bu doğrultuda birçok yeni kurumun açılmaya başladığı bir yüzyıl olmuştur. Padişah II. Abdülhamid Dönemi ile hız kazanan modernleşme adımları kültür ve sanat alanında da yansımasını bulmuştur. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin açıldığı, arkeolojik çalışmaların ve uluslararası sergilere katılımın arttığı bu dönemde, devletin fabrikalaşma faaliyetlerinde de büyük bir artış görülmüştür. Modernleşen sanayi teknolojilerinin uygulanmaya çalışıldığı bu fabrikalardan biri de "Yıldız Porselen Fabrikası/ Çini Fabrika-i Hümayunu" olmuştur. Üretime başladığı yıldan itibaren pek çok sanatçının çalışmalar yaptığı bu atölye, sarayın prestijini yansıtması bakımından önem kazanmıştır. Ancak bu zamana kadar, Yıldız Porselen Fabrikası resim atölyesinde çalışan ressamlar ile dönemin sanat ortamındaki yerleri arasında bir bağlantı kurulmamış, fabrika resimhanesi ve sanatçılar ayrı ayrı değerlendirilmiştir. "Yıldız Porselen Fabrikası Ressamlarının Dönemin Sanat Ortamındaki Yerleri" isimli bu yüksek lisans tezinde ise, resimhanede çalışan ressamlar ile sanat ürettikleri dönem arasındaki bağlantıyı incelemek amaçlanmıştır. Söz konusu incelemede resim atölyesine dair arşiv belgesi kayıtları ile hatıratlar, ressamların dönemlerindeki yerlerine ışık tutmaları bakımından araştırmanın odak noktasına alınmıştır. Bu doğrultuda, ressamların fabrika resim atölyesi görevleri incelenmiş, arşiv belgeleri yardımı ile resimhanenin dönemin sanat ortamını belirleyici bir rol üstlenip üstlenmediğine dair araştırmalar yapılmıştır. Resim atölyesinde çalıştığı tespit edilen ressamların, aynı dönemde sanat çevresindeki konumları tartışılmıştır.

19. yüzyılAbdülhamid IIAsker ressamlar+7
Miray İnce Koç
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı estetiğinde klasik romantik bireşimi Süleyman Seyyid

Osmanlı'da Batı tarzı resmin benimsenmesinde orduyu modernleştirme çabalarısonucunda kurulan askeri okulların etkisi büyüktür. 1773 yılında kurulanMühendishane-i Bahrî Hümayun, 1795 yılında kurulan Mühendishane-i Berrî-iHümayun ve 1834 yılında kurulan Mekteb-i Harbiye gibi okullarda resim dersleriverilmeye başlanır.Bu okullardaki resim dersleri, teknik anlamda Batılılaşmakisteyen Osmanlı Devleti'ne denk düşen bir öğretim programına sahiptir. Bunaparalel olarak, eğitim amacıyla yurt dışına öğrenciler yollanır.Yurt dışına gönderilen ilk ressamlar arasında, Ferik İbrahim Paşa, Hüsnü YusufBey gibi isimler yer alır. İkinci dönem Fransa'ya resim eğitimine giden sanatçılarOsman Hamdi, Şeker Ahmed Paşa ve Süleyman Seyyid'dir.19. yüzyıl Osmanlı resim sanatında natürmortları ile ün kazanmış bir ressam olanSüleyman Seyyid, doğal olanı doğallıktan çık artmamaya özen göstermiştir.Kompozisyonlarının geneline hakim olan sadelik doğayı severek gözlemlediğiningöstergesidir. Yalın şeylerin saf güzelliğini keşfeden bir göze sahiptir. SüleymanSeyyid'in kuvvetli gözlemi, onu düşsel görüntüler yerine görüneni betimlemeyesevk eder. Kullandığı parlak ışık ve yumuşak tonlar ile sanatçı gözlemlediğigerçeğe duygusallık katmıştır.

Osmanlı DevletiOsmanlı DönemiOsmanlı sanatı+4
Bilge Baş
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve batı resminde müziksel imge çözümlemesi

Bu çalışma Batı ve Türk resim sanatında müzikle bağı bulunan sanatçıların müziksel duyarlılıklarının sanatlarına nasıl yansıdığının incelenmesine yöneliktir. Sanatçıların sanat anlayışları üzerinden müziksel çözümlemeler yapılmaya çalışılmış; İmgede varolan müzik, sanatçılar ve eserleri üzerinden değerlendirilmiştir.19.yüzyılla beraber sanat, hem resim hem de müzik alanında köklü değişimleri de beraberinde getirir. İki sanat arasındaki etkileşimin tarihsel sürecini ve birbirlerinden ne denli etkilendiklerini ilk bölümde ele alınmıştır. İkinci bölümle beraber bir çok gelişmenin ışığında bilimsel yöntemler de dahil edilerek sesten renge incelenmiştir. Resim ile müzik arasındaki bağ ve ressamların görsel yaratı süreçlerinde müziğe olan ilgisi 20.yüzyılda soyut sanatla beraber oldukça güçlenir. Sanatçılar, müzikte duyumsadıkları güçlü etkiden resimde de yaralanmaya giderler. Soyut bir yapıya sahip olan müzik, sanat dalları içinde güçlü etkisini her daim göstermiştir. Soyut sanatla beraber ressamlar müzikten daha verimli bir şekilde yararlanma olanağı bulur. Böylelikle resim sanatındaki soyut anlayış müziği imgede aramada büyük kolaylık sağlar. Müziğe duyarlı ressamların sanat anlayışları içerisinde müziği konumlandırışları büyük farklılıklar taşır. Bu soyut olguyu resim yüzeyine aktarışları her sanatçının kendi sanat anlayışıyla şekillenir. Türk resminde de müziksel anlayış benzerlik göstermekle beraber süreç 1950 sonrasına tekabül eder. Türk sanatçıların resimsel sorunsallarına aradıkları müziksel cevaplar batılı sanatçılar gibi batı müziğinde yoğunlaşır. Buna karşın köklü Türk müziği kültüründen herhangi bir yararlanma görülmemektedir. Türk müziğine, sanat içerisindeki yerine, batı müziğiyle karşılaştırılmasına ve ressamların tutumlarına üçüncü bölümde yer verilmiştir.Sanatçıların müziği sanatlarına ne şekilde dahil ettikleri çalışmamızın dördüncü bölümünde dört ana kategori altında çözümlenmeye çalışılmıştır. Son kategori (müzik nesnesi ele alma) müzikle direk bir bağ kurmamakla beraber, tezin bütünündeki müzik çözümlemesine yardımcı işlevinden dolayı dahil edilmesi çalışmaya büyük fayda sağlamıştır. Diğer üç bölüm ise müziğin görselleştirilmesi ve müziğin etki gücünden resimsel yönde yararlanmaya yönelik çalışmaları içerir. Her sanatçı kendi kategorisinde resim yüzeyinde ya da derinlerde duyumsanan müziğiyle ele alınmıştır. Sonuç bölümüyle beraber ayrı ayrı ele alınan sanatçılara genel bir bakış yapılmış, bununla beraber benliğe işleyen müziğin ve yüzeysel etkili müziğin resimdeki rolüne açıklık getirilmiştir.

Batı resim sanatıMüzikMüzik sanatı+5
Berrak Aktan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bir arketip olarak gölge

Araştırmamın temeli, gölgenin sanatsal anlamda kazandığı önem ve kullanım şekli ile insan psikolojisi üzerinde yarattığı etkileri incelemektir. İlk bölümde gölgenin genel tanımı, eski inanışlarda hangi kavramlar ile karşımıza çıktığı üzerinde durulmuştur. Ruh ile gölgenin aynı sayıldığı toplulukların bu kavramları nasıl adlandırdığı incelenirken insana ve dünyaya düalist bir bakış açısıyla yaklaşılmıştır. Bu düalite Platon ve İbn-i Arabi ile desteklenmiş, yansıma ve gölge olarak dünya düşüncesi iki düşünür etrafında irdelenmiştir. İkinci bölümde gölge kavramına psikoloji açısından bakılmış, Sigmund Freud?un rüyalara verdiği önem gölgesel anlamda araştırılmıştır. Carl Gustav Jung?un arketipleri incelenmiş ve gölge arketipi üzerinde durulmuştur. Bilinçaltı ve kolektif bilinçdışı kavramları Jung?un gölge arketipi üzerinden irdelenerek sunulmuştur. Üçüncü bölümde sanat üzerinden incelediğimiz gölgenin resmin başlangıcına kadar uzanan serüveni araştırılırken Plinius?un mitinden destek alınmıştır. Eskiçağ, Ortaçağ, Gotik, Rönesans ve Barok dönemlerinde gölgenin kullanımına örneklerle bakılmış, Caravaggio, Rembrandt ve George de La Tour üzerinde durulmuştur. Doğal gölge kullanımı Bosch ve Bruegel bağlamında incelenmiş, gölgenin sembolik kullanımı Carducho ve Poussin üzerinden irdelenmiştir. Gölgenin, kişiliğin su yüzüne çıkartılmayan yönüne Komar ve Melamid resmi doğrultusunda vurgu yapılmıştır. Metafizik resim ve Giorgio De Chirico?nun resimlerindeki gölgenin gizemli hali incelenirken, Salvador Dali ve René Magritte?in eserleri Sigmund Freud ve Michel Foucault düşünceleri ışığında irdelenmiştir. Gölgenin kurgusal yorumlanması kısa örnekler ile incelenmiş ve sinemada kullanımı Alman Dışavurumculuğu ile açıklanmıştır. Gölge oyununun kısa bir tarihsel geçmişine değinilirken, sanatçılar tarafından farklı yorumlanması incelenmiştir. Türk Resim Sanatı?nda gölge kullanımı Adnan Çoker, Balkan Naci İslimyeli ve İnci Eviner üzerinden örneklerle incelenmiş ve araştırma sonlandırılmıştır.

ArketipGölgePsikolojik etki+7
Işık Sungurlar
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk sanatçısı Cihat Burak resimlerinde kadın ve hayvan temasının kurgulanışı

Bu yüksek lisans tezi çağdaş Cihat Burak'ın resimlerindeki kadın ve hayvan imgelerinin ortaklığı ve bu ortaklığın plastisitesi üzerinde durmuştur. Kadın, ataerkil toplumlarda hane içinde nasıl evcilleştirilmişse; hayvanın da aynı evcilleştirme süreci içinde içinde oluşuna mizah ve hiciv ile yaklaşan Cihat Burak, bu ortaklığı görsel bir üsluba dönüştürmüştür. İlk olarak sanatçının resmettiği hayvanların dünya tarihindeki bir çok kültürde nasıl anlamlar ifade ettiği, sanat tarihine nasıl yansımış olduğu ve Cihat Burak'dan önce ve sonra en çok hangi dönemlerde ve hangi sanatçılar tarafından kullanılmış olduğu incelenmiştir. Cihat Burak'ın resimleri arasında sıkça odalık türünde resimlerin bulunması ve bunu kadın hayvan ilişkisi üzerinden anlatmış olması, sanatçının kadın ve hayvan resimlerini oryantalizm ile ilişkilendirdiği sonucunu doğurmuştur. Bu yüzden kadının nesne olması ve erkeğin özne olması durumunun Cihat Burak'ın kendine has ironik anlatım biçimi ile nasıl aşıldığı tartışılmış, sanat tarihinde oryantalist örneklerle odalık kavramı incelenmiş ve Cihat Burak resimlerindeki odalık geleneğine karamizah ile yapılan göndermeler örneklerle gösterilmiştir.

Burak, CihatHayvanlarKadınlar+6
Ayşegül Kırmızı
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Cihat Burak'ın resimlerinde hayal ve mizah

Bireyin algısına kılavuzluk eden, hayallerdir. Nesnenin ilişkiler sistemi, hayali için de geçerlidir. Nesnenin anlatımı, hayalde karışık, düşüncede ise nettir. Bu karışık yapı dolayısıyla da hayal, düşünceyi de özünde barındırır. Anı ise, hayallerin canlanmasıdır. Mizah ise çelişkilerin saklanılmak istenirken açığa çıkmasından başka bir şey değildir. Cihat Burak, toplumsal eleştiriye yatkınlığı, kullandığı biçim ile içeriğin karşılıklı etkileşim içinde olmasını da gerekli kılmıştır. İnsanların gülünç, abartılı, sorumsuz ve benzeri hallerini resimlemiş, gözlemlerini bize olduğu gibi yansıtmıştır. Hazırlanan bu çalışmada da Cihat Burak'ın sanatı bu bağlamda incelenmiştir.

Burak, CihatHayal gücüMizah+3
Esra Zeynep Özerakın
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatlarda resim ve illüstrasyon

İllüstrasyon, eski çağlardan bu yana çeşitli yönelim ve ihtiyaçlardan doğmuştur ve varlığını hala sürdürmektedir. Günümüzde ise, iletilmek istenen mesajı en basit ve hızlı şekilde anlatabilmemize yardımcı olan bir sanat dalı halini almıştır. İnsanlar üzerinde önemli bir etki bırakma özelliği olan illüstrasyon, belirli düşüncelerin ve aktarılmak istenilen bilgilerin, metinle birlikte ona destek olacak şekilde izleyiciye ve okuyucuya sunulmasında bir aracı haline gelmiştir. Bu çalışmada illüstrasyonun tarihine, plastik sanatlarla olan ilişkisiyle birlikte günümüzde dünya ve Türk sanatındaki yerine değinilerek, sanat alanındaki tartışma yaratan konumunun incelenmesi üzerinde durulmuştur. Bu noktada sanatçının aydınlatıcı rolü üstlendiği resim ve illüstrasyonun sınırları araştırılmış, illüstrasyonun, çalışma alanı olan görsel medya, kitap, dergi, reklam gibi konumlarından çıkıp, "özgün sanat eseri" değerini edinmesi incelenmiş ve tartışılmıştır. İllüstrasyonun plastik sanatlardaki yerinin belirlenmesi bu araştırmanın önemli noktalarından birini oluşturmaktadır. Plastik sanatlar doğrultusunda illüstrasyonun tarihsel gelişimi, bu konuda önem arz eden sanatçıların eserlerinin de örnek gösterilmesiyle birlikte incelenmiştir. Tüm bu araştırmalarla birlikte illüstrasyonun sınırları genişletilmeye çalışılmış ve sanat kavramının değişebilen tanımlamalarına değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: İllüstrasyon, Resim, Sanat

Plastik sanatlarResim sanatıResimler+3
Bige Gürses
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ekspresyonizmin Türk resmine etkisi

Avrupa'da 19 yüzyıldanitibaren bilim ve sanat alanındaki ilerlemeler,doğal olarak resim sanatı alanında da yansımıştır. Sadece resim sanatında değil, edebiyat ve müzik gibi diğer alanlarıda etkilemiş, paralel bir gelişme kaydedmiştir. Fotoğraf makinesinin bulunmasıyla sanat tarihinde yeni bir dönemin başladığını söylemeliyiz.Ancak bunun dışındaki teknolojik gelişmeler de duyarlı olan sanat alanı, kendi zamanının teknolojisini kullanmıştır. Bu gelişmeler, resim sanatının katı kurallarının yıkılmasıyla sonuçlanmıştır.En belirgin özgün örneği, öncelikle ekspresyonizmle ortaya çıkmıştır.

EkspresyonizmResim sanatıResimler+1
Fehim Güler
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Canan Tolon'un yaşamı ve sanatı

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de doğan ve dünya genelinde popüler hale gelen sanatçı Canan Tolon'un eserlerini incelemektir. Bu amacın gerçekleşmesi adına alan yazın taraması gerçekleştirilmiş ve Tolon'un eserleri yorumlanmıştır. Çalışmanın neticesinde Tolon'un dezavantajlarını avantajlara dönüştüren ve dünyadaki yaşam ile ölüm döngüsünü inceleyen bir sanatçı olduğu ortaya çıkmıştır. Tolon aynı zamanda pek çok farklı materyali kullanarak sanat eseri ortaya çıkarabilmektedir.

BiyografiDoğaEnstalasyon+6
Betül Uygun
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tasvir sanatında Osmanlı'dan günümüze portre ve kimlik sorunsalı

Türk tasvir sanatlarının tarihi çok eskiye dayanır. Türk kültürü, göçler ve savaşlarla geçen yüzyıllar boyunca pek çok yabancı kültürle etkileşim içine girmiş ancak erimemiş, gelişmiştir. İlk resimsel örneklerini gördüğümüz Uygur tasvirlerinden bu yana sanatçılar teknikleri ne olursa olsun insana bakmaya devam etmiş, çağlarına ışık tutacak belgesel nitelikli eserler üretmeyi sürdürmüşlerdir. Böylelikle portrecilik tarihi, sosyolojik anlamda insana bakışımızın ve varoluş tarihimizin de bir anlatıcısına dönüşür. Suret tasvirlerimizin izini sürdüğümüz bu çalışmada, Osmanlı'dan günümüze uzanan süreçte, ümmet kültüründen birey kültürüne eviriliş sürecimizin resim sanatımıza yansımaları araştırılmakta; kültürel, sınıfsal ve cinsel temsiliyetler içinde yüze ve bedene bakışımız nasıl değişti gibi sorulara cevap aranmaktadır. Bireyselliğe geçiş sürecimiz; muhalif duruşlarını sergilemekten çekinmeyen, zamanın ruhunu yakalarken taklitçiliğe düşmeyen, insanla beslenen, sorunlarla bireysel anlamda özdeşleşebilen avangard Türk sanatçıları içinden bir seçki yaparak seçili sanatçılar ve eserleri üzerinden incelemeler ile vurgulanmaya çalışılmıştır.

PortreResim sanatıTasvir+3
Pamir Cazım Bezmen
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Görsel belleğin izinde Türk resminde yemek kültürü

Bu çalışmanın temel amacı bir toplumun sosyo-ekonomik yapısını hiyerarşi, inanç, etnisite ve sosyal sınıflar gibi birçok farklı açıdan yansıtan yemek kültürünün resimler üzerinden analizinin mümkün olduğunu göstermektir. Sanat eserleri ve dönemlerin incelenmesinde müzelerin, sanat tarihi, gastronomi bölümlerinin yer aldığı üniversitelerin ve özel kütüphanelerin kaynaklarından yararlanılmıştır. Kültürel veriler incelenerek farklı toplum ve dönemlere ait sanat eserlerinde yer verilen yemek imgesi karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Böylelikle yemek tasviri içeren sanat yapıtlarından yola çıkılarak, bu sanatçıların yaşadığı dönemdeki yemek kültürünün izleri sürülmüştür. Türk yemek kültürünün görsel belleğimizdeki yansımalarına baktığımız zaman, özellikle son iki yüz yılda, modernleşmenin getirdiği yeniliklere ve sorunlara tanık olunmaktadır. Çalışmamız Osmanlı döneminden başlayıp Cumhuriyet dönemini kapsadığından doğal olarak incelenen yapıtların bazıları minyatür bazıları ise Batılı tarzda yapıtlardan oluşmaktadır. Araştırmamızda Antik çağdan başlayan Batı yemek kültürüyle Türk yemek kültürü arasındaki etkileşimlerin izini sürmek amacıyla Batı yemek kültürü ve bunun resim sanatındaki yansımalarının da ele alınması gerekli görülmüştür. Cumhuriyet dönemiyle birlikte saray mutfağının geride bırakılmış olması ve devletin sanatçıları Anadolu'nun çeşitli yerlerine "Yurt Gezileri" kapsamında yollaması, yönetim şeklindeki değişimi de yansıtmaktadır. Bir başka deyişle Osmanlı'dan gelen monarşik yapının, daha halkçı ve demokratik bir yapıya dönüşmesi, resimler üzerinden de okunabilmektedir. Bu döneme ait örneklerde özellikle köy sofralarının, düğünlerin, halktan insanların, işçilerin resmedilmiş olması bu yaklaşımı doğrular niteliktedir. Kronolojik sıralamadan da anlaşıldığı üzere Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki sosyo-kültürel ve politik dönüşümleri yemek sahneli eserler üzerinden okumak mümkündür. Sonuç olarak Türk yemek kültürünün, tıpkı resim sanatında olduğu gibi, çevresindeki kültürlerden yalıtılmış bir biçimde ortaya çıkmadığı görülmüştür. Yemek kültürü yalnızca yenen şeylerden ibaret olmayıp, insanların bir sofra etrafında bir araya geldiği ve yemek yemenin daha sosyal ve ritüelistik yanının temsil edildiği sahnelerden de oluşmaktadır. Bu sahneler resim sanatı tarihinin her döneminde farklı aktarım kalıplarıyla karşımıza çıkmaktadır.

Görsel bellekMutfakResimler+3
Gizem Tatlıcı
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resminde 1980 sonrası mekân sorunu

İnsanlar bir resmi gözlemlerken önce bütünü, daha sonra o bütünü oluşturan bağlantıların öğelerini görürler. Mekân, bu öğelerden biridir. Bu tez çalışması, bir resmi oluşturan öğelerin mekân içindeki rolleri ve birbirleri ile olan bağlantılarını değerlendirme düşüncesinden yola çıkarak oluşturulmuştur. Resim sanatı tarihini, mekânın ifade biçimindeki değişimlerin daha açık tabirle tercihlerin tarihi olarak değerlendirmek mümkündür. Bu çalışma kapsamında öncelikle mekân kavramı ve resim sanatında mekânın tanımı yapılmıştır. Çağdaş Türk resmine kadar gelinen dönemde, Rönesans'tan başlayarak resim sanatında mekân olgusunun dönem ve akıma göre değişimi, dünyada o günün şartları, sanatçıların bakış açıları, kültürel ve toplumsal değişimler, resimde mekânın hangi aşamalardan geçerek günümüze geldiği incelenerek ortaya konulmuştur. Dünyanın önde gelen sanatçılardan örnekler verilmiş ve bu örnekler; iç mekân, dış mekân, iç ve dış mekânın birlikte kullanımı başlıkları altındaki görseller üzerinden anlatılmıştır. Çağdaş Sanat 1950'lerde soyut dışavurumculuğun ortaya çıkması ile başlamıştır. Birçok sebepten dolayı Türkiye'de kabul görmesi ve yaygınlaşması 1980'li yılları bulmuştur. Bu nedenle 1950'den 1980'lere kadar gelinen dönemde çağdaş resmin Türkiye'de gecikme sebepleri anlatılmıştır. Türk resminin 1980'den günümüze kadar gelinen zaman dilimi araştırılmış, Türk sanatçıların kullandıkları resim üslupları, mekâna yaklaşım tarzlarına yer verilmiştir. Sanatçıların çalışmaları iç mekân, dış mekân, iç ve dış mekânın birlikte kullanımı başlıkları altında incelenmiştir. Çağdaş Türk resmi incelendiğinde dünya resim sanatı genelinde olduğu gibi tuvalde mekân yaratımı konusunda her biri farklı sanat anlayışlarının bir arada varlılarını devam ettirdikleri saptanmıştır. Bu tez çalışmasında aynı dönemde üretimde bulunan sanatçıların çok yönlü bakış açıları, oluşturdukları mekân resimleri üzerinden incelenmiştir. Anahtar Kelimeler; mekân, Türk resmi, çağdaş resim, üslup, tuval resmi

MekanModern resim sanatıResim sanatı+1
Ayşe Çelik
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk resim sanatının görsel ideolojisi: 1850-1950

Sanatın toplumları eğitici ve dönüştürücü işlevi tarih boyunca yönetici erkin toplumun ideolojik düzeyini belirlemek için sanatı araçsallaştırmalarına sebep olmuştur. Toplumsal formasyonun ana bileşenlerinden biri olan sanat her devirde, icra edildiği dönemin ideolojik düzeyini görselleştirmiştir. Nicos Hadjinicolaou 'Sanat Tarihi ve Sınıf Mücadelesi' adlı eserinde, toplumsal yapının ideolojik düzeyinin resim sanatında egemen ideolojiyi olumlayıcı ya da eleştirel görsel ideolojiler olarak ortaya çıktığını belirtmektedir. Bu çalışmayla, Nicos Hadjinicolaou'nun kuramı doğrultusunda, Türk resim sanatının görsel ideolojilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Osmanlı Devleti'nde Batılılaşma çabalarının etkileri, Tanzimat'ın ilanıyla beraber siyasi ve idari alandan toplumsal yapıya doğru genişlemeye başlamıştır. Meşrutiyet'in ilanıyla beraber toplumsal yapıda görülen değişimler, yönetici erkin egemen ideolojisi olan Osmanlıcılık ve Batılılaşmanın yanında farklı ideolojik sistemlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Balkan Savaşları döneminde Osmanlıcılık ideolojisi yerini Türkçülük ideolojisine bırakmıştır. Savaş yıllarında kurulan Şişli Atölyesi ile ilk kez, resim sanatı devletin resmi propaganda aracı olarak kullanılmış ve üretilen savaş temalı resimler dönemin yönetici erkinin ideolojisini görselleştirmiştir. Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle beraber, Batılılaşma ideolojisinin yerini çağdaşlaşma, Türkçülük ideolojisinin yerini milliyetçilik ideolojisi almıştır. Cumhuriyet döneminin yönetici erki, toplumsal yapının ideolojik düzeyini belirlemeyi devletin resmi politikası haline getirmiştir. Ulus kimliğinin inşa sürecinde resim üretimi, Cumhuriyet devrimlerini görselleştirerek toplumu eğitici bir işlev yüklenmiştir. Osmanlı Devleti'nde Batılı anlamda tuval resminin başlamasından günümüze kadar, toplumsal yapıda var olan ideolojiler resim sanatında görselleştirilmiştir. Bu görselleştirmeler, resim üretiminin gerçekleştiği dönemde toplumsal yapıya egemen olan ideolojiyle uyum içerisinde olan yapıtlarda 'olumlayıcı görsel ideoloji', egemen ideoloji ya da toplumsal yapıda var olan diğer ideoloji biçimleriyle çatışma içerisinde olan yapıtlarda 'eleştirel görsel ideoloji' olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, geniş bir literatür taramasıyla, resim üretiminin gerçekleştiği toplumsal yapının ideolojik düzeyi belirlenerek Türk resim sanatında nasıl görselleştirildiği irdelenmiştir.

Egemen ideolojiGörsel ideolojiResim sanatı+4
Eylem Arslan Gül
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects