Öğretme
Bu konu başlığı altında 56 tez
Beden eğitimi öğretmenlerinin öğretme-öğrenme anlayışları ile mesleki doyum düzeylerinin incelenmesi
Yapılan bu çalışmada beden eğitimi öğretmenlerinin öğretme-öğrenme anlayışları ile mesleki doyum düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Afyonkarahisar ve Muğla illerinde bulunan ilköğretim ve liselerde görev yapan 129 kadın ve 181 erkek olmak üzere toplam 310 beden eğitimi öğretmeni katılmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde "Kişisel Bilgi Formu", "Öğretme ve Öğrenme Anlayışları Ölçeği" ve "Minnesota İş Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Veri analiz sürecinde ise SPSS 22.0 programında One Way ANOVA, Independent Samples test analizi, Pearson Korelasyon analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon analizinden faydalanılmıştır. Çalışmanın sonunda araştırmaya katılan öğretmenlerin öğretme-öğrenme süreci ölçeğinde yapılandırmacı anlayış düzeylerinin yüksek seviyede olduğu, geleneksel anlayış düzeylerinin ise orta düzeyin altında olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin mesleki doyumlarının ise orta seviyenin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin öğretme-öğrenme anlayışlarının yaş grubu, cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem, öğretim durumu, okulun bulunduğu yerleşim yeri, görev yapılan okul türü, haftalık ders saati, mesleği isteyerek seçme durumu, okul yönetiminden yeterli destek alma durumu ve öğretmenlik gelirini yeterli bulma durumlarına göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0.05). Öğretmenlerin mesleki doyum düzeylerinin ise sadece medeni durum, mesleği isteyerek seçme, okul yönetiminden destek alma, öğretmenlik gelirini yeterli bulma ve haftalık ders saati değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur (p<0.05). Bunun yanında öğretmenlerin öğretme-öğrenme anlayışları ile mesleki doyum düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür (p<0.05). Sonuç olarak, beden eğitimi öğretmenlerinde öğretme-öğrenme anlayışlarının mesleki doyum üzerinde belirleyici olduğu söylenebilir. Anahtar kelimeler: Beden eğitimi öğretmenleri, öğretme-öğrenme anlayışı, mesleki doyum
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin öğrenmeye yönelik inançları ile eğitme öğretme özyeterlikleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada, sosyal bilgiler öğretmenlerinin öğrenmeye yönelik inançları ile eğitme öğretme özyeterlikleri arasındaki ilişkinin cinsiyet, öğretmenlikteki görev süresi, yapılandırmacı yaklaşıma dair birikimini nasıl elde ettiği, yapılandırmacı yaklaşımı uygulayabilme düzeyi, okullarda yaygın olarak yapıldığını düşündüğü yaklaşım değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin öğrenmeye yönelik inançları ve öz yeterlik arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalışan bu çalışma, ilişkisel tarama modeline dayalı, betimsel bir araştırmadır. İlişkisel tarama modelleri, iki ve daha çok değişken arasında birlikte değişim varlığını ve/veya derecesini belirlemeyi amaçlayan tarama modelleri olarak tanımlanmaktadır (Karasar, 200). Araştırmanın evrenini, 2014-2015 Eğitim-Öğretim Yılında Isparta il merkezinde yer alan ortaokul kurumlarında ve Burdur il merkezinde görev yapan sosyal bilgiler öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma evreninden verilerin toplanması kapsamında örnekleme yöntemi olarak basit tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Basit tesadüfî örneklem (simple random sampling) her bir örnekleme birimine eşit seçilme olasılığı vererek seçilen birimlerin örnekleme alındığı yöntemdir. Burada her bir örneklem birimine eşit seçilme olasılığı verilmesinin anlamı uzaydan her bir örneklemin eşit olasılıkla seçilmesidir (Çıngı, 1994). Yapılan çalışma sonucunda 216 adet ölçek formu değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma kapsamında öğretmen adaylarının genel bilgilerini toplayabilmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", öğretmenlerin öğrenmeye yönelik inançlarını belirlemek için ''öğrenmeye yönelik inanç ölçeği'' ve öğretmen özyeterliklerini belirlemek için ''öğretmen Özyeterlik ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre öğretmenlerin görev yaptıkları sürenin öğretmenlerin öğrenmeye yönelik inanç özellikleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu, yapılandırmacı yaklaşıma dair birikimini nasıl elde ettiğinin öğrenmeye yönelik inanç özellikleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu ayrıca yapılandırmacı yaklaşımı uygulayabilme düzeyinin öğrenmeye yönelik inanç özellikleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyetin ve görev yaptıkları süreninde öğretmenlerin özyeterlikleri üzerinde bir etkisinin olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: öğrenmeye yönelik inanç, öğretmen, özyeterlik
An action research study on teacher development: A constructivist approach
In this study, firstly, we have explored the nature of seven EFL teachers' perceived needs for change at the outset of the teacher development program. Later, teachers' (in-service) development and their personal theories of effective language teaching have been dealt with thoroughly. We have adopted a problem-centered approach to teachers' development by helping them set up their own agenda for change. We employed a research process where an action research methodology was used. A collaborative and qualitative action research model was used in this study on the basis of Kelly's (1955) personal construct theory as a theoretical and methodological framework. In order to achieve the aim of this study, the teachers' perceptions of effective language teaching were elicited. After the identification of their needs and interests, they were involved in an action research process through input and classroom inquiry phases. After the repertory grid administrations of the teachers, the constructs elicited from them were observed in their classes through notes and checklist. Thus, the content and the structure of the teachers' personal theories, the changes in their theories and the consistency between theIV conceptual and behavioural changes were investigated. The repertory grid data were subjected to Focus, Exchange, Sociogrid and content analysis. Key words: Action Research, Personal Construct Theory, Repertory Grid, In- Service Teacher Development, Teacher Learning and Thinking, Reflective Teaching.
Beşinci sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersindeki öğretme stillerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; beşinci sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersindeki öğretme stillerini incelemektir. Araştırmaya 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Adana ili Seyhan, Çukurova ve Yüreğir ilçelerinde görev yapmakta olan 189 beşinci sınıf öğretmeni katılmıştır. Araştırmada beşinci sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersindeki öğretme stillerini belirlemek için Grasha (1996) tarafından geliştirilen Öğretme Stili Ölçeği (Teaching Style Inventory) kullanılmıştır. Grasha'nın öğretme stili modelindeki dört öğretme stili grubunun her birini tercih eden birer öğretmenin sınıflarında gözlem yapılarak öğretmenlerin sınıf ortamındaki öğretme stilleri gözlemlenmiş ve öğretmenlerin yarı yapılandırılmış bir görüşme formuyla kendi öğretme stilleriyle ilgili görüşleri alınmıştır.Öğretmenlerin öğretme stilleri Grasha (1996) Öğretme Stilleri Ölçeği alt boyut puanlarına göre değerlendirildiğinde; öğretmenlerin temsilci, yol gösterici ve uzman öğretme stillerini baskın olarak tercih ettikleri tespit edilmiştir. Öğretme stilleri, Grasha'nın (1996) önerdiği ve birçok araştırmada kullanıldığı haliyle grup şeklinde değerlendirildiğinde ise, öğretmenlerin en fazla tercih ettikleri öğretme stili grubunun öğrenci merkezli öğretme yaklaşımlarını benimseyen temsilci/yol gösterici/uzman (%86,2) öğretme stili grubu olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin öğretme stillerinin cinsiyete, kıdeme, en son mezun olunan okul türüne ve okutulan sınıf mevcuduna göre dağılımları incelendiğinde en fazla tercih ettikleri öğretme stili grubunun temsilci/yol gösterici/uzman olduğu belirlenmiştir.Gözlem ve görüşme sonuçlarına göre ise öğretmenlerin Grasha (1996) öğretme stili modelinde belirlenen stillere uygun karakteristik özellikleri büyük oranda gösterdikleri görülmüştür. Sosyal Bilgiler Programı yapılandırmacı yaklaşımı temele alsa da öğrenci merkezli öğretme stilleri yerine öğretmen merkezli öğretme stillerini kullanan öğretmenlerin de var olduğu belirlenmiştir. Öğretim programının, öğretmen kılavuz kitapların, öğrenci ders ve çalışma kitaplarının, okul-öğrenci-çevre şartlarına uygun olmaması sebebiyle bazı okullarda kullanılmadığı, geleneksel öğretime devam edildiği ve öğretmenlerin geleneksel öğretme yaklaşımını temele alan öğretmen merkezli öğretme stillerini (uzman/otoriter ve kişisel/model/uzman/otoriter) sınıf ortamında kullandıkları ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin ilgilerinin, yeteneklerinin ve derse katılımının öğretmenin öğretme stilini etkileyen bir faktör olabileceği ve öğretmenin de öğrencilerin öğrenme stillerini şekillendirebileceği tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Öğretme, Öğretim, Öğretme Stili, Sosyal Bilgiler, Öğretmen.
İlköğretim dördüncü sınıf fen ve teknoloji dersi ?canlılar dünyasını gezelim tanıyalım? ünitesi öğrenme öğretme sürecinde yapılan etkinliklerin öğrencilerin çevre bilgisi, çevreye karşı tutumları ve bunların kalıcılık düzeylerine etkisi
Bu araştırmada, ilköğretim dördüncü sınıf fen ve teknoloji dersi, ?Canlılar Dünyasını Gezelim, Tanıyalım? ünitesi öğretim sürecinin öğrencilerin çevre bilgisi, çevreye karşı tutumları ve bunların kalıcılık düzeylerine etkisi incelenmiştir. Bu boyutuyla araştırma tek grup öntest-sontest kontrol grupsuz deneme modelinde bir araştırmadır. Çalışmada ayrıca öğrencilerin yapılan öğretimle ilgili görüşleri belirlendiğinden, araştırmada aynı zamanda nitel bir boyut da içermektedir. Araştırmanın çalışma grubunu, Hatay ili Reyhanlı ilçesindeki bir devlet ilköğretim okulunun dördüncü sınıf şubelerinden birindeki toplam 27 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin 12' si kız, 15' i erkektir. Ailesinin aylık toplam gelirine göre sekiz öğrencinin 0-600 YTL; 18 öğrencinin 600 ? 1000 YTL, bir öğrencinin ise 1000 ? 1500 YTL 'den fazla gelire sahip ailelerden geldiği belirlenmiştir. Dokuz öğrencinin annesi, altı öğrencinin ise okur-yazar değildir. Araştırma verileri 2008?2009 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, ön ölçüm, uygulama, son ölçüm, kalıcılık ölçümleri ve görüşme şeklinde gerçekleşen bir süreç sonunda elde edilmiştir. Uygulama, beş hafta süreyle, 20 ders saati içinde gerçekleştirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı ilköğretim 4. sınıf fen ve teknoloji dersinin haftada dört saat işlenmesini öngörmektedir. Bu nedenle dersin haftalık ders saatinde herhangi bir değişiklik yapılmamış, uygulamalar için haftanın iki günü ikişer ders saati ayrılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Çevresel Tutum Ölçeği, Çevre Bilgisi Testi, Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır.Uygulama sonrası bütün öğrencilerin her iki ölçek puanlarının da, uygulama öncesinde aldıkları puanlardan yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca kız öğrencilerin erkek öğrencilere, ailesinin aylık geliri yüksek olan öğrencilerin düşük olanlara ve anne-baba eğitim düzeyi daha yüksek olan öğrencilerin anne-baba eğitim düzeyi düşük olan öğrencilere göre çevresel bilgi ve tutumlarında uygulama sonrasında daha olumlu gelişmeler olduğu saptanmıştır. Yapılan görüşmelerde öğrencilerin dersin işlenişi sırasında yapılan etkinlik ve uygulamalardan keyif aldıkları, motivasyonlarının yüksek olduğu, derse aktif olarak katıldıkları, kendilerini daha rahat ifade ettikleri ve daha kolay öğrendiklerini ifade ettikleri görülmüştür. Öğrenciler doğayla etkileşim içinde gerçekleşen etkinliklerden öğrendiklerinin daha kalıcı olduğunu ifade ederken diğer derslerde de benzer etkinliklerin yapılmasını istediklerini vurgulamışlardır.Anahtar sözcükler: çevre eğitimi, çevresel bilgi, çevresel tutum, çevresel farkındalık, ilköğretim
Beden eğitimi ve sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi dersine yönelik öğretme tutkusunu etkileyen faktörlerin incelenmesi
Bu araştırmada beden eğitimi ve sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi dersine yönelik öğretme tutkusunu etkileyen faktörlerin, demografik, kişisel, öğretme tutkusu gibi özellikler bakımından ölçülmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2017-2018 eğitim-öğretim yılı Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Yozgat il ve İlçelerinde özel ve devlet okullarında çalışan beden eğitimi ve sınıf öğretmenlerine yönelik olup toplam 503 öğretmene uygulanmıştır. Karaman (2009) tarafından geliştirilen Öğretmen Tutkusunu Etkileyen Faktörler Tutum Ölçeği, Demografik Bilgi Formu (DBF) kullanılmıştır. Elde edilen veriler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) istatistik programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Veri setinin basıklık ve çarpıklık değerlerine bakılmış normal dağılım gösteren verilerin analizinde paremetrik testler kullanılmıştır. Çalışmanın güvenirliği açısından Cronbach's Alpha testine tabi olmuş, çalışmada ayrıca bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi testi, sıklık analizi ve ki-kare testi kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre; katılımcıların Süreç Motivasyon ve Okul Sistem Özelliklerine dayalı öğretme tutkusunu etkileyen olumlu faktörleri büyük oranda kabul ettikleri, Süreç Demotivasyon ile Girdi Ve Kurumsal Yapı Alt Boyutundaki olumsuz faktörleri de büyük oranda kabul ettikleri görülmüştür.
Ortaokul öğretmenlerinin öğrenme-öğretme sürecindeki dikkat çekme davranışlarının öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırma ortaokul öğretmenlerinin öğrenme-öğretme sürecindeki dikkat çekme davranışlarını, bu davranışlara yer verme düzeylerini ve dikkati etkileyen faktörleri öğretmen ve öğrenci görüşlerine incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tarama modelinde betimsel bir çalışma olarak desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerindeki (Seyhan, Yüreğir, Çukurova, Sarıçam) ortaokullarda görev yapan öğretmenler ve bu okullara devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini belirlemek için oranlı küme örneklemi yöntemi kullanılmış, her ilçedeki mevcut okulların %20 si yansızlık ilkesine bağlı kalınarak seçilmiştir. Araştırmaya toplam 40 okuldan gönüllü olarak 432 öğretmen ve 1023 öğrenci katılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından ilgili literatür ve uzman görüşleri doğrultusunda geliştirilen "Öğretmenlerin Dikkat Çekme Davranışları Anketi" (ÖDÇDA) kullanılmıştır. Anket öğretmen ve öğrenciler için birbirine paralel geliştirilmiş olup, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcıların kişisel bilgilerini almaya yönelik sorular yer almaktadır. İkinci bölüm 5'li likert tipinde düzenlenmiş olup, öğrenme-öğretme sürecinde öğrencilerin dikkatini derse çekmeye yönelik 50 öğretmen davranışından oluşmaktadır. Son bölümde ise konuyla ilgili açık uçlu sorular bulunmaktadır. Veriler 2014-2015 eğitim öğretim yılı, Nisan-Haziran aylarında, araştırmacı tarafından okul ziyaretleri yapılarak toplanmış, öğretmen uygulamaları ortalama 20-25 dk., öğrenci uygulamaları ise ortalama 30 - 35 dakika içinde tamamlanmıştır. Öğrenci uygulamaları öğretimi aksatmayacak şekilde ve öğretmenlerin belirlediği bir ders saati içinde sınıf ortamında, öğretmen uygulamaları ise teneffüslerde ve öğle aralarında yapılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde öncelikle her bir öğretmen ve öğrencinin ÖDÇDA' da yer alan 50 maddeden elde ettikleri puanların aritmetik ortalama ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Öğrenci ve öğretmenlerin puanlarında araştırmada ele alınan değişkenler açısından anlamlı farklılıklar olup olmadığını incelemek amacıyla Kolmogorov-Smirnov testi yapılarak her bir değişkenin tüm düzeylerindeki ölçümlerin normallik sayıltısını karşılayıp karşılamadığına bakılmıştır. Sonuçlar ölçümlerin normallik sayıltısını karşılamadığını gösterdiği için veriler non-parametrik testlerle (Mann Whitney U-Testi, Kruskal Wallis) analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin öğrenme-öğretme sürecinde dikkat çekme davranışlarına yer verme sıklığı konusunda kendilerini öğrencilerden daha olumlu algıladığı görülmüştür. Öğretmenlerin dikkat çekme davranışları cinsiyet, branş, hizmet yılı, öğrencilerin akademik başarı ve dikkat düzeylerine yönelik algıları açısından farklılaştığı saptanmıştır. Öğrencilerin dikkatlerini derse çekme konusunda sorun yaşamadıklarını düşünen öğretmenlerin en sık sergilediği davranışlar; soruları cevaplama, olumlu davranışları takdir etme, öğrenci seviyesine uygun ders işleme, sınıfta sessizliği sağlama, bildiklerini yeni bilgilerle ilişkilendirmelerini sağlama, ses tonunda değişiklik yapma ve konunun önemli yerlerini vurgulama olmuştur. Dikkat çekme amacıyla en az kullanılan strateji mizah olmuş, bu stratejiyi de erkek öğretmenlerin daha sık kullandığı saptanmıştır. Öğrencilerden elde edilen sonuçlar ise öğretmenlerin daha çok sessizliği sağlama ve sınavda soru çıkacağını söyleme yoluyla derse dikkatleri çekmeye çalıştığını göstermiştir. Cinsiyet açısından kız, sınıf düzeyi açısından beşinci sınıf öğrencileri ile kendini dikkatli ve akademik açıdan başarılı algılayan öğrenciler öğretmenlerin dikkat çekme amaçlı davranışları sık sergilediğini belirtmişlerdir. Araştırma öğretmenlerin ders esnasında yaşanan dikkat dağınıklıklarında kendilerini bir etmen olarak görmedikleri, bu durumu daha çok öğrencilerin özellikleriyle ilgili bir problem olarak algıladıkları saptanmıştır. Öğrenciler dikkat konusunda yaşadıkları sorunların özellikle akademik sorumluluklarını yerine getirmemeleriyle ilgili olduğu konusunda öğretmenleriyle hemfikir olmakla birlikte ikinci sırada öğretmenle ilgili özelliklerinde olumsuz etkilerini vurgulamışlardır. Öğretmenlerinin aksine öğrenciler aile ortamının dersteki dikkat dağınıklarıyla ilgisi olmadığını belirtmişlerdir. Elde edilen sonuçlar ders esnasında yaşanan dikkat dağınıklarının gerek öğrenciler gerekse öğretmenler tarafından fark edildiğini ancak önlenmesi konusunda öğretmen ve öğrenci görüşlerinin farklılaştığını göstermiştir. Öğretmenler bu noktada sorumluluğu öğrencilere yüklemiş, öğrencilerin kendilerini kontrol etmeleri, okul yönetimi ve ailelerin ise öğrencileri bilinçlendirmeleri gerektiğini belirtmişlerdir. Dikkatleri dağıldığında öğretmene odaklanarak, göz kontağın kurmaya çalıştıklarını belirten öğrencilerin öğretmenlerden beklentileri ise öğrencilerle daha fazla ilgilenme, dikkatleri dağıldığında olumsuz davranışlar sergilememe ve dersi monotonluktan kurtarmadır. Anahtar Kelimeler: Öğrenme-öğretme süreci, dikkat, dikkat çekme, öğretmen, öğrenci, ortaokul
Sınıf öğretmeni adaylarının yansıtıcı düşünme eğilimleri ve öğretme-öğrenme anlayışlarının incelenmesi
Sınıf öğretmenleri adayları üzerinden değerlendirilerek yapılan araştırmada,.sınıf öğretmeni adaylarının yansıtıcı düşünme eğilimleri ve öğretme-öğrenme anlayışları arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlanmıştır. Betimsel bir özelliğe sahip olan çalışmada, tarama yöntemi kullanılmış olup buna göre değerlendirme yapılmıştır. Araştırmanın çalışma evreni Ege Bölgesinde yer alan eğitim fakültelerinin sınıf öğretmenliği anabilim dalları olarak tespit edilmiştir. Araştırma örneklemine uygun örnekleme tekniği ile Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalında öğrenim gören %58,3'ü (n=133) kadın, %41,7'si (n=95) erkek. olmak üzere toplam 228 sınıf öğretmeni adayı dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama vasıtası olarak, sınıf öğretmeni adaylarının yansıtıcı düşünme eğilimlerine ilişkin görüşlerini desteklemek ve oluşturmak için Semerci.(2007) tarafından geliştirilen "Öğretmen ve Öğretmen Adayları İçin Yansıtıcı Düşünme Eğilimi Ölçeği", öğretme ile öğrenme anlayışlarını desteklemek amacıyla ise Chan ve Elliot (2004) tarafından geliştirilen, uyarlanan ve Aypay (2011) tarafından Türk kültürüne çevirilen "Öğretme ve Öğrenme Anlayışları Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde araştırmanın amaçları doğrultusunda, yüzde dökümleri alınmış, One-Sample Kolmogorov-Smirnov Test S testi, Mann-Whitney U testi, Kruskall Wallis H testi uygulanmış, pearson momentler çarpımı korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Bu araştırmada önem düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda, sınıf öğretmeni adaylarının genel yansıtıcı düşünme eğilimlerine ilişkin puan ortalamaları cinsiyet, anne eğitim düzeyleri, baba eğitim düzeyleri, mezun olunan lise türüne göre değişkenlik göstermemiştir. Yansıtıcı düşünme eğilimlerine ilişkin puan ortalamaları sadece öğrenim gördükleri sınıf düzeyine göre farklılık göstermiştir. Sınıf öğretmeni adaylarının öğretme ve öğrenme anlayışları cinsiyet, annesinin ve babanın eğitim seviyesi, öğrenim görülen sınıf, mezun olunan lise türü bağımsız değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı saptanmıştır. "Öğretme Öğrenme Anlayışı" ile "Genel Yansıtıcı Düşünme Eğilimi" aralarında istatistiksel bakımdan değerlendirildiğinde anlamlı bir ilişkinin olmadığı saptanmıştır. Genel sonuç olarak sınıf öğretmeni adaylarının hem yansıtıcı düşünme eğilimlerinin hem de öğrenme ve öğretme anlayışlarının iyi düzeyde olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Düşünme, yansıtıcı düşünme, öğrenme, öğretme
Beden eğitimi öğretmen adaylarının epistemolojik inanç ve öğretme-öğrenme anlayışlarının incelenmesi
Amaç: Araştırmanın amacı, Ege Bölgesi'nde bulunan üniversitelerde öğrenim görmekte olan beden eğitimi öğretmen adaylarının, epistemolojik inançlarını ve öğretme-öğrenme anlayışlarını incelemek ve aralarındaki ilişkiyi tespit etmektir. Gereç ve Yöntem: Tarama modelinde gerçekleştirilen bu araştırmanın örneklem grubunu, 2018/2019 öğretim yılında MCBÜ, EÜ, MSKÜ, ADÜ ve PAÜ Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü I. ve IV. sınıfta öğrenim gören 333 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Aypay (2011a, 2011b) tarafından Türk Kültürü'ne uyarlanan Epistemolojik İnançlar Ölçeği ve Öğretme-Öğrenme Anlayışları Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklemler T Testi, Tek Yönlü ANOVA, Scheffe testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Yol Analizi uygulanmıştır. Bulgular: Beden eğitimi öğretmen adaylarının öğrenme süreci, öğrenme çabası ve yapılandırmacı anlayışa ilişkin puan ortalamalarının yüksek düzeyde, doğuştan/sabit yetenek, bilginin kesinliği ve geleneksel anlayışa yönelik puan ortalamalarının ise orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Yol analizi sonuçlarına göre, doğuştan/sabit yetenek ve bilginin kesinliği inançlarının geleneksel anlayışı pozitif yönde, öğrenme süreci-şüphe ve öğrenme çabası inançlarının ise yapılandırmacı anlayışı pozitif yönde yordadığı tespit edilmiştir. Sonuçlar: Beden eğitimi öğretmen adaylarının genel olarak öğrenmede çaba ve sürecin önemine inandıkları ve yapılandırmacı anlayışı benimsedikleri saptanmıştır. Bununla birlikte epistemolojik inançların, geleneksel ya da yapılandırmacı anlayışın benimsenmesine ilişkin olarak belirleyici bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi Öğretmen Adayları, Epistemolojik İnançlar, Öğretme-Öğrenme Anlayışları, Geleneksel Anlayış, Yapılandırmacı Anlayış
Sınıf öğretmenlerinin öğretme motivasyonları ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile öğretme motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Adana ilinde görev yapan 318'i kadın 181'i erkek 499 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Kauffman, Yılmaz-Soylu ve Duke (2011) tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlaması Ayık, Ataş Akdemir ve Seçer (2015) tarafından gerçekleştirilen Öğretme Motivasyonu Ölçeği ile Kışla (2016) tarafından geliştirilen Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Sınıf öğretmenlerinden toplanan veriler SPSS 20 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sorularına yanıt oluşturabilmek amacıyla t-testi, Pearson korelasyon analizi ve ANOVA analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin öğretme motivasyonu puanları ile uzaktan eğitime yönelik tutum puanlarının orta düzeyin üstünde olduğu tespit edilmiştir. Öğretme motivasyon puanları en yüksek grup 1-5 yıl arası kıdeme sahip olan öğretmenlerdir, öğretme motivasyon puanları en düşük olan grup ise 11-20 yıl arası kıdeme sahip olan öğretmenler olmuştur. Uzaktan eğitime yönelik tutumlarda ise en yüksek tutum puanı ortalamasına sahip grup 11-20 yıl arası kıdeme sahip olan öğretmenler iken en düşük tutum puanı ortalamasına sahip grup 1-5 yıl kıdeme sahip öğretmenlerdir.Sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile içsel öğretme motivasyonları ve dışsal öğretme motivasyonları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Ayrıca, öğretmenlerin öğretme motivasyonları ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasında cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Son olarak, sınıf öğretmenlerinin öğretme motivasyonları ile uzaktan eğitime yönelik tutum puanları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar kelimeler:Sınıf öğretmenleri, uzaktan eğitim, tutum, öğretme motivasyonu.
Matematik öğretmen adaylarının demografik özelliklerine göre öğrenme stillerinin değişimi
Bu çalışmada, matematik öğretmen adaylarının demografik özelliklerine göre öğrenme stillerinin değişiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Eğitimi'nin 1 inci, 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü sınıflarında öğrenim görmekte olan 185 matematik öğretmen adayı ile birlikte gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, nicel araştırmalarda sıklıkla kullanılan modellerden biri olan ve genel olarak var olan bir durumu ya da gerçekliği olduğu gibi açıklamayı hedefleyen genel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Türkçe formu Şeker (2013) tarafından oluşturulan "Vermunt'un Öğrenme Stilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veriler SPSS paket programı yardımı ile analiz edilmiş ve grup ortalama puanlarına göre farklılık olup-olmadığını belirlemek için ANOVA ve t testi uygulanmıştır. Veriler, ölçekte yer alan çalışma aktiviteleri, çalışma güdüleri ve çalışmaya yönelik görüşler doğrultusunda demografik özellikler açısından yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen istatistiksel verilere göre, öğrencilerin kullandıkları öğrenme stillerinin iş veya ödev dışında bilgisayar veya akıllı telefonu kullanım sürelerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ancak diğer değişkenlere (cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, gelir durumu ve bilgisayarla tanışma dönemi) göre öğrencilerin öğrenme stillerinin anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Matematik öğretmen adayı, öğrenme, öğrenme stili, demografik özellikler.
Öğretmenlerin örgütsel yabancılaşma, duygusal emek ve öğretme-öğrenme sürecindeki davranışları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda örgütsel yabancılaşma, duygusal emek ve öğretme-öğrenme sürecindeki davranışlar arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Araştırmaya 2022-2023 eğitim öğretim yılında Düzce ili Merkez ilçesindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan 391 öğretmen katılmıştır. Araştırma sonucunda (1) öğretmenlerin örgütsel yabancılaşma algılarının düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. (2) Öğretmenlerin duygusal emek algılarının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. (3) Öğretmenlerin öğretme öğrenme sürecindeki davranışlarının yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. (4) Öğretmenlerin cinsiyetleri ile öğretme-öğrenme sürecindeki davranışlarının toplam puanı ile pozitif davranış alt boyutu arasında kadın öğretmenler lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sendikaya üye olma durumları ile örgütsel yabancılaşmalarının "Kuralsızlık" alt boyutu arasında sendikalı öğretmenler lehine anlamlı fark tespit edilmiştir. Öğretmenlerin meslekteki hizmet süresi ile örgütsel yabancılaşmalarının "Yalıtılmışlık" alt boyutu arasında 21 yıl üstü mesleki hizmet süresine sahip öğretmenler lehine anlamlı fark tespit edilmiştir. Öğretmenlerin öğrenim durumu ile örgütsel yabancılaşmalarının "Güçsüzlük" ve "Yalıtılmışlık" alt boyutları arasında lisans mezunu öğretmenler lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğretmenlerin okul türü ile örgütsel yabancılaşmalarının "Kuralsızlık" alt boyutu ve duygusal emeklerinin "Yüzeysel Davranış" alt boyutları arasında meslek lisesinde görev yapan öğretmenler lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. (5) Öğretmenlerin örgütsel yabancılaşma ve duygusal emek algıları arasında negatif yönlü ve anlamlı; örgütsel yabancılaşma algıları ve öğretme-öğrenme sürecindeki davranışları arasında negatif yönde ve anlamlı; duygusal emek algıları ile öğretme-öğrenme sürecindeki davranışları arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Duygusal Emek, Öğretme-Öğrenme Sürecinde Öğretmen Davranışları, Örgütsel Yabancılaşma
Beden eğitimi ve Spor öğretmenlerinin mesleki memnuniyet ve öğretme motivasyonlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Öğretmenler eğitim ve öğretimin hiç şüphesiz vazgeçilmez unsurlarından biridir. Günümüz şartları düşünüldüğünde öğretmenlerin eğitime büyük katkıları bulunmaktır. Eğitim-öğretim sürecinin etkili ve verimli olması kaliteli bir eğitimin verilmesi ile mümkündür. Eğitim-öğretim sürecinden, gerekli olan verimin alınabilmesi ise ancak öğretmenlerin mesleklerindeki memnuniyet durumları ve öğretme motivasyonlarıyla doğrudan ilişkilidir. Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki memnuniyet düzeylerinin ve öğretme motivasyonlarının bazı değişkenler açısından incelenmesinin mesleklerini icra etmeleri üzerindeki etkisini tespit etmektir. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin bu çalışmadaki mesleki memnuniyetleri ile ilgili görüşlerini tespit etmek amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme formu, öğretme motivasyonları ile ilgili düşüncelerini tespit edilmesinde ise genel tarama modelinde nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak cinsiyetin, medeni durumun, öğrenim durumunun, okul türünün ve katılım gösterilen faaliyet sayısının motivasyon boyutlarını etkilemediği; görev süresi ve ders yükü değişkenlerinin ise motivasyon boyutlarını etkilediği söylenebilir. Ayrıca mesleğe dair görüşler incelendiğinde ise öğretmenlik mesleğinin kutsal ve saygın bir meslek olduğu, değer verilmesi gereken ve topluma yön veren bir meslek olduğu ön plana çıkmıştır. Bunun yanında araştırma grubu beklenti olarak; toplumda beden eğitimi ve spor kültürünü yaygınlaştırmak, sporu seven bireyler yetiştirmek, beden eğitimi ve spor dersine karşı olan ön yargıyı ortadan kaldırmak gerektiğini belirtmişlerdir. Araştırma grubunun beden eğitimi ve spor öğretmenliğini tercih etme sebeplerine ilişkin olarak; beden eğitimi ve sporu sevmeleri, sporcu olmaları ve öğretmenlik mesleğini sevmeleri bu mesleği tercih etmelerinde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırma grubu; imkânların yetersiz olması, beden eğitimi ve spor dersine değer verilmemesi, derse karşı olumsuz önyargılar, okul idaresi ve veliler ile yaşanan sorunlardan dolayı kaygılı olduklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenler; fiziki çevre şartlarının yetersiz olması, araç-gerecin yetersiz olması, okul idaresi ile yaşanan sorunlar ve ders saatlerinin yetersiz olmasından dolayı sorun yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Türkçe gazete ve Cumhuriyet gazetesinin yeni harfleri öğretme çalışmaları
Bu tezin konusu, "Türkçe Gazete ve "Cumhuriyet gazetesi"nin Yeni Harfleri Öğretme Çalışmalan"dır.Harf İnkılâbı kısa sürede gerçekleşmemiştir. Her ne kadar "yeni harfler^' Cumhuriyet Dönemi'nde kabul edilmiş olsa da Arap harflerinin yetersizlikleri, "yeni harfler^'in kullanılmasının yararlarına dair tartışmalar Cumhuriyet'ten çok daha önceye dayanmaktadır. Tanzimat Dönemi'nde başlayan tartışmalar, Meşrutiyet Dönemi'nde yoğunlaşmıştır. Bu tartışmalara son noktayı 1 Kasım 1928 yılında "yeni harfler^"i kanunlaştıran Mustafa Kemal Atatürk koymuştur.Halkın "yeni harfler^'i benimsemesinde ve öğrenmesinde basının rolü büyüktür. Basın, Türk toplumunu derinden etkileyen "yeni harfler^'i yakından takip etmiş ve büyük ölçüde desteklemiştir. "Yeni harfler^"in kanunlaşmasından önce dönemin birçok gazetesi "yeni harfler^'e sayfalarında yer vermeye başlamıştır. Böylece halkın "yeni harfler^'i öğrenmesi kolaylaşmıştır. Bu dönemde diğer gazetelerden farklı bir gazete ortaya çıkmıştır: "Türkçe Gazete."Bu gazete bu çalışmanın omurgasını oluşturmuştur. Öyle ki gazete, tamamı "yeni harfler-le çıkan ilk gazete olma özelliğine sahiptir. Dönemin gazetelerinden biri olan "Cumhuriyet gazetesi" de bu çalışmada "Türkçe Gazete^yle birlikte ele alınmıştır. Bu çalışma, "yeni harfler^'in basın üzerindeki etkisinin yanı sıra basının Harf İnkılâbı'nın yayılmasında üstlendiği rolü ortaya koyması bakımından önemlidir.Anahtar Kelimeler: "Yeni harfler^'", "Türkçe Gazete", "Cumhuriyet gazetesi"
Sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile öğrenme ve öğretme anlayışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile öğrenme ve öğretme anlayışlarının farklı değişkenlere göre incelenmesi ve iki değişken arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma nicel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılarak yürütülmüştür. Çalışma kapsamında betimsel tarama modellerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Muş il merkezinde bulunan resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinden oluşmakta olup araştırmanın örneklemi evren içerisinden, kolay ulaşılabilir durum örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen 281 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak; Bolat (2017) tarafından geliştirilen "Eğitim Program Okuryazarlığı Ölçeği" ve Chan ve Elliot (2004) tarafından geliştirilen ve Aypay (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Öğretme ve Öğrenme Anlayışları Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Bonferroni testi ve Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıklarının, okuma ve yazma bakımından yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri; öğrenim düzeyi, öğretim kademesi ve kıdem -VIdeğişkenlerine göre farklılık göstermemektedir. Katılımcıların eğitim programı okuryazarlık düzeyleri; cinsiyet değişkenine göre ölçeğin genelinde, eğitim programını inceleme sıklığı değişkenine göre ise tüm boyutlarda anlamlı şekilde farklılık göstermiştir. Buna göre kadın öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri erkek öğretmenlere göre daha yüksek düzeydedir. Ayrıca araştırmada sınıf öğretmenlerinin; öğrenme ve öğretme anlayışlarının yapılandırmacılık boyutunda yüksek düzeyde olduğu, ölçeğin genelinde ve geleneksel boyutta ise orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin öğrenme ve öğretme anlayışları; öğrenim düzeyi ve eğitim programını inceleme sıklığı değişkenlerine göre farklılık göstermemekte olup cinsiyet ve öğretim kademesi değişkenlerine göre yapılandırmacılık boyutunda, kıdem değişkenine göre ölçek genelinde ve geleneksel boyutta anlamlı şekilde değişkenlik göstermiştir. Buna göre; öğretmenlerin öğrenme ve öğretme anlayışları puan ortalamalarına yönelik olarak ölçeğin genelinde; 21 yıl ve üstü kıdeme sahip olan öğretmenlerin puan ortalamaları diğer kıdem gruplarındaki öğretmenlere göre daha yüksek düzeydedir. Sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile öğrenme ve öğretme anlayışlarının yapılandırmacılık boyutu arasında anlamlı, pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada ulaşılan bu sonuçlar perspektifinde uygulamaya ilişkin ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.
Spor eğitimi veren öğretim elemanlarının öğretme yaklaşımlarıyla öğretmen adaylarının öğrenme yaklaşımları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada üniversitelerin spor bilimleri alanında görev yapan öğretim elamanlarının öğretme yönelimlerinin belirlenmesi ve beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının öğretme ve öğrenme anlayışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma Doğu ve Güneydoğu bölgelerinden 5 farklı üniversiteden 80 öğretim elemanı ve 796 beden eğitimi ve spor öğretmen adayına ulaşılmıştır. Katılımcı gruptan öğretim elamanlarının görüşlerini belirlemek için Öğretme Yönelimleri Ölçeği, öğretmen adaylarının görüşlerini belirlemek için Öğretme ve Öğrenme Anlayışları Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek formlarından elde edilen verilerin analizleri lisanslı SPSS 22.0 Paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın öğretme yaklaşımları envanteri ve alt boyutlarına göre öğretim elemanlarının yaş, cinsiyet, medeni durum, üniversite, akademik unvan, hizmet yılı açısından anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Öğretme yönelimleri envanteri ve alt boyutları arasında pozitif yönlü ve yüksek düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırmanın öğretme ve öğrenme anlayışları ölçeği ve alt boyutlarına göre öğretmen adaylarının yaş, sınıf, üniversite, akademik birim alt boyutlarında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Ancak cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Öğretme ve öğrenme anlayışları ölçeğinin; yapılandırmacı anlayış alt boyutuyla zayıf düzeyde ve pozitif yönlü, geleneksel anlayış alt boyutu ile ise yüksek düzeyde pozitif ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, spor bilimleri alanında görev yapan öğretim elemanlarının ağırlıklı olarak öğrenci merkezli anlayışı benimsedikleri ve öğretmen merkezli anlayışı da terk etmedikleri görülmüştür. Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının öğretme ve öğrenme anlayışları sonuçlarına göre öğretmen adaylarının yapılandırmacı anlayışı benimsedikleri tespit edilmiştir.
Türkiye'deki spor tesislerinin engelliler için yeterlilik düzeylerinin kullanıcılar açısından araştırılması
1. ÖZET Bu çalışmada, Türkiye'deki spor tesislerinin engelliler için yeterlilik düzeyindeki standartlarını belirlemede var olan mevcut durumu tespit etme, beklenti, memnuniyet düzeylerini belirleme ve model önerisi oluşturma amaçlanmıştır. Araştırmaya; Elazığ, Bingöl, Ankara, Tokat, Kayseri, Antalya, Sakarya, Konya, İstanbul, Mersin, Samsun, Bitlis, Malatya, Adana illerinde engelli spor dalları ile uğraşan 232 akademisyen, 195 antrenör, beden eğitimi bölümlerinde okuyan 595 öğrenci, özel eğitim okullarındaki 458 beden eğitimi öğretmeni, 87 bedensel engelli, 89 işitme engelli ve 149 görme engelli sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Bunların toplam sayıları 1825'tir. Araştırmaya katılan katılımcılara ait bilgilerin tespiti için "Kişisel Bilgi Formu" oluşturulmuştur. Araştırma ile ilgili veriler, literatür taraması Demiröz, V.M. tarafından 2009 yılında geçerlilik ve güvenirliliği yapılan "Spor Tesisleri ve İşletmeciliği" anketi kullanılmıştır. Formlar, görme engelliler için Braille alfabesine dönüştürülerek ve yüz yüze sorulan sorular yardımıyla, işitme engelliler için işaret dili uzmanları ile bedensel engelliler ve diğer katılımcılar için ise yüz yüze sorulmak suretiyle doldurulmuştur. Elde edilen veriler, SSPS 22,0 istatistik paket programı ile değerlendirilmiş ve anlamlılık düzeyi (P<0.05) olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda, spor tesislerinin engelli spor dalları için yeterlilik düzeyindeki standartlarının belirlenmesinde kullanıcılar açısından değerlendirilmesinde engelli sporcular lehine toplam puanları açısından (görme engelli sporcu 34.06±1,21, işitme engelli sporcu 42.02±1,50, bedensel engelli sporcu 40.04±1,43) istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Sonuç olarak, spor tesislerinin engelli spor dalları için yeterlilik düzeyindeki standartların kullanıcılar açısından yeterli olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademisyen, Engelli Sporcu, Antrenör, Beden Eğitimi Öğretmeni, Spor Tesisi.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin öğretmeye yönelik hedef yönelimleriyle öğretim yaklaşımları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, Elazığ il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerindeki eğitim kurumlarında görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin, öğretmeye yönelik hedef yönelimleri ve öğretim yaklaşımlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma, betimsel araştırma (tarama) yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Elazığ il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerindeki eğitim kurumlarında görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklem grup ise Elazığ il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerindeki eğitim kurumlarında görev yapan 279 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmaktadır. Elde edilen veriler, SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, standart sapma, ortalama, independent t-testi, one-way ANOVA, ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerin anlamlılık seviyesi ise p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmeye yönelik hedef yönelimleri ile öğretim yaklaşımlarına göre erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere göre yönelim ve yaklaşımlarının daha yüksek seviyede olduğu belirlenmiştir. Hedef yönelimi ölçeği ve alt boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda, ölçekle alt boyutları arasında orta düzeyde ve pozitif ilişki tespit edilmiştir. Öğretim yaklaşımları envanteri ve alt boyutları arasında, yüksek düzeyde ve pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmeye yönelik hedef yönelimi ölçeği ile öğretim yaklaşımları envanteri arasındaki korelasyon analizi sonucunda ise orta düzeyde ve pozitif bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi ve Spor Dersleri, Öğretmenler, Öğretim YaklaĢımları, Öğretmeye Yönelik Hedef Yönelimi.
Beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü öğretim elemanlarının öğretme yaklaşımlarına yönelik görüşleri ile öğretmen adaylarının epistemolojik inançları ve öz-yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde görev yapan öğretim elemanlarının görüşleri doğrultusunda kullandıkları öğretme yaklaşımlarının belirlenmesi ve aynı bölümde öğrenim gören öğretmen adaylarının öğrenmeye yönelik epistemolojik inançlarıyla öz-yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının kişisel bilgilerinden elde edilen bağımsız değişkenlere göre epistemolojik inançları ile öz-yeterlik inançları arasındaki ilişkiler tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırma karma yöntemle (nicel ve nitel) yapılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında ilişkisel tarama tipi araştırma yöntemi, nitel aşamasında ise olgu bilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasındaki katılımcı grubu basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Buna göre Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinde yer alan yedi farklı üniversitesinden 1135 beden eğitimi ve spor öğretmeni adayına ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel aşamasındaki katılımcı grubu ise yine aynı üniversitelerden tesadüfi yöntemle seçilmiş gönüllü 50 öğretim elemanından oluşmaktadır. Araştırmanın nicel aşamasındaki katılımcı grubun görüşlerini belirlemek için kişisel bilgi formu, öğrenmeye yönelik epistemolojik inanç ölçeği ve öğretmen öz-yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nitel aşamasındaki katılımcı grubun görüşlerini belirlemek amacıyla kişisel bilgi formu ve 7 adet açık uçlu sorunun yer aldığı form kullanılmıştır. Ölçek formlarından elde edilen nicel verilerin analizleri lisanslı SPSS 22.0 paket programı, nitel verilerin analizleri ise lisanslı QSR NVIVO-8 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın öğrenmeye yönelik epistemolojik inanç ölçeğinde öğretmen adaylarının yaş ve anne eğitim durumlarına göre toplam ölçek puanında, cinsiyet, okul türü, sınıf, baba eğitim durumu ve spor eğitimi aldıkları üniversitelere göre ise alt boyutlarda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Ancak gelir durumlarına göre herhangi bir anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Öğretmen öz-yeterlik ölçeğinde ise yaş, sınıf, gelir durumu değişkenlerine göre genel ölçek puanlarında, okul türleri ve spor eğitimi aldıkları üniversitelere göre alt boyutlarda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Ancak cinsiyet ve anne-baba eğitim durumlarına göre anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir (p>0.05). Öğretim elemanlarının öğretme yaklaşımlarıyla ilgili sorulara bildirdikleri görüşlerden; derslere en çok kaynak ve literatür taraması yaparak hazırlandıkları (f=71), öğrencilerin derse katılımlarını dikkatleri toparlayıcı (f=22) ve soru-cevap (f=18) etkinlikleriyle sağladıkları, öğrencilerden en çok aktif olmalarını bekledikleri (f=41), derslerde en çok öğretmen merkezli yöntemleri tercih ettikleri (f=71), ders dışı zamanlarda öğrencilerden araştırma yapmalarını ve ödev hazırlamalarına yönelik beklentilerinin olduğu (f=51) ve son olarak en çok geleneksel ölçme değerlendirme teknikleri kullandıklarını ifade ettikleri belirlenmiştir (f=60). Sonuç olarak, beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının öğrenmeye yönelik epistemolojik inançları (=76.851) ile öğretmen öz-yeterlik inançlarının (=92.048) orta düzeyde olduğu ve bu inançların aralarındaki ilişkinin ise pozitif yönde ve zayıf düzeyde olduğu tespit edilmiştir (r=0.240). Öğretim elemanlarının ağırlıklı olarak öğretmen merkezli yaklaşımları benimsedikleri belirlenmiştir (f=71). Ancak bir ders süresince sadece bir yaklaşıma uygun yöntem ve teknikleri kullanmadıkları; dersin, öğrencinin, zamanın ve sınıfın durumuna göre ağırlıklı olarak (f=71) öğretmen merkezli, daha az bir oranda (f=46) ise öğrenci merkezli yaklaşımla öğretim etkinliklerini yaptıkları tespit edilmiştir. Beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştiren programlarda öğretim süreçlerinde ağırlıklı olarak öğrenci merkezli yaklaşımların kullanılmasının öğretmen adaylarının gerek öğrenmeye yönelik epistemolojik inançlarını gerekse öğretmen öz-yeterlik inançlarını olumlu anlamda etkileyeceği düşünüldüğünden öğretmen adaylarının mesleki eğitimlerini aldıkları tüm süreç boyunca kendi öğrenmelerinin sorumluluğunu almaları desteklenmelidir. Anahtar Kelimeler: Öğretme Yaklaşımı, Epistemoloji, Öz-yeterlik, Beden Eğitimi, Öğretmen Adayları, Öğretim Elemanları
Sınıf öğretmenelerinin etkili öğretimi sağlamaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bilginin yapısında meydana gelen değişiklikler eğitim programlarının yeniden gözden geçirilmesine neden olmuş ve geleneksel eğitim anlayışından uzaklaşılmasıyla öğrenci merkezi alan yaklaşımların ön plana çıkarılması önem kazanmıştır. Böylelikle öğrenciyi merkeze alan çağdaş eğitim anlayışı öğretmenlerin öğrenme öğretme sürecindeki rollerini değiştirmiştir. Bununla beraber etkili öğretimde gündeme gelmiştir. Etkili bir öğretim için, eğitim öğretim etkinliklerinin üretim yerleri olan sınıfın fiziksel yapısı, öğrenci özellikleri, öğretimin yeterliği büyük önem taşımaktadır. Etkili öğretim, öğrenmenin gereğini ve değişik dönemlerde gelişim aşamalarındaki öğrencilerin özelliklerini anlamayı ve uygulamayı gerektirir. Eğitimin gerçekleşebilmesi için öğretimin, belli hedeflere yönelik öğrenmeleri oluşturmak üzere planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda hazırlanan araştırma, sınıf öğretmenlerinin etkili öğretimi sağlamaya ilişkin görüşlerinin belirlemeye yönelik betimsel bir araştırma niteliği taşımaktadır. Araştırmanın evreni, Konya ili Kulu ilçesinde bulunan 39 ilköğretim okulunda, 225 sınıf öğretmeni olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi, Konya ili Kulu ilçesinde bulunan 39 ilköğretim okulunda görev yapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan sınıf öğretmenlerinden oluşmuştur.Araştırma sonucunda etkili öğretimin gerekliliği ve uygulandığında istenilen başarının gerçekten tatmin edici olduğu ortaya çıkmıştır. Etkili öğretim öğrenci merkezli olduğu görüşü savunulmuş, daha iyi verim alınabilmesi açısından geri bildirimler etkili öğretim için gerekli olduğu düşüncesi ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin etkili öğretim için gerekli mesleki nitelikleri taşıması gerekmektedir. Öğrenme ortamlarının nitelikleri, etkili öğretimi sağlamada önemlidir. Bu sayede etkili öğretimde öğrenmenin kalıcılığı daha fazla olur. Katılımcıların çoğunluğunun, etkili öğretim öğrencilerde derse olan istekliliği artırarak, sosyal ve akademik gelişimlerine katkı sağlar görüşünde olduğu sonucuna varılmıştır. Etkili öğretim eğitim programlarının amaçlarına ulaşmasında, kazanımlar öğrencilere bildirilmeli ve soyut kavramlar somutlaştırılmalıdır. Etkili öğretim sınıfta öğrencilerin sosyal, duygusal gelişimi, dil ve zihinsel gelişimi açısından yararlıdır. Ayrıca toplumsal etkileşim sağlandığından, öğrenciler arası farklılıkların anlaşılmasını ve kabul edilmesi de kolaylaşır sonucuna varılmıştır.
Öğretmenlerin öğrenme-öğretme ortamlarında bilişsel farkındalık stratejilerini kullanma düzeyleri
Bu tez çalışması; öğretmenlerin öğrenme-öğretme ortamlarında bilişsel farkındalık stratejilerini kullanma düzeylerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Betimsel özellikte olan bu çalışmada tarama (survey) yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; öğretmenlerin kişisel bilgileri ve öğrenme-öğretme ortamlarında bilişsel farkındalık stratejilerini kullanma düzeyleriyle ilgili maddelerden oluşan ve araştırmacı tarafından hazırlanarak geçerlik-güvenirlik çalışmaları yapılan bir ölçek kullanılmıştır. Ölçek, Tunceli il merkezine bağlı 13 ilk ve ortaöğretim kurumunda görev yapmakta olan 371 öğretmene uygulanmıştır. Ancak yetersiz doldurma ve rastgele işaretlemeler nedeniyle 358 ölçek işleme konulmuştur. Elde edilen veriler SPPS 16.0 for Windows Evaluation Version paket programı ile analiz edilmiştir.Yapılan analiz sonuçlarına göre; araştırmaya katılan öğretmenlerin bilişsel farkındalık stratejilerini öğrenme-öğretme ortamlarında kullanma düzeyleri genel olarak değerlendirildiğinde; bilişsel farkındalık stratejilerini öğrenme-öğretme ortamlarında genellikle kullandıkları tespit edilmiştir. Madde bazında incelendiğinde ise; öğretmenlerin öğrenme-öğretme ortamlarında ?Günlük tutma? boyutunu diğer boyutlara göre daha az kullandıkları dikkat çekici diğer bir sonuçtur. Öğretmenlerin cinsiyet değişkeni açısından dağılımları değerlendirildiğinde; kadın öğretmenlerin, erkek öğretmenlere göre öğrenme-öğretme ortamlarında daha fazla bilişsel farkındalık stratejilerini kullandıkları tespit edilmiştir. Mesleki kıdem değişkeni açısından incelendiğinde ise; genel olarak mesleki kıdem süresi fazla olan öğretmenlerin, mesleki kıdem süresi az olan öğretmenlere göre daha fazla bilişsel farkındalık stratejisi kullandıkları elde edilen bulgular arasındadır. Öğretmenlerin görev yaptıkları eğitim kademesine göre değerlendirildiğinde; ortaöğretim kademesinde görev yapmakta olan öğretmenlerin daha az bilişsel farkındalık stratejisi kullandıkları dikkat çeken diğer bir sonuçtur. Öğretmenler mezun olunan fakülte türü açısından karşılaştırıldığında; dikkat çekici bir fark tespit edilememiştir. Öğrenme-öğretme ortamında bulunan öğrenci sayısına göre incelendiğinde ise; öğrenci sayısı az olan öğretmenlerin bilişsel farkındalık stratejilerini daha fazla kullandığı tespit edilmiştir.Sonuç olarak; araştırmaya katılan öğretmenler öğrenme-öğretme ortamlarında, genel olarak bilişsel farkındalık stratejilerini kullandıklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerin; cinsiyet, mesleki kıdem, görev yapılan eğitim kademesi ve öğrenci sayısı faktörlerinin, öğrenme-öğretme ortamlarında bilişsel farkındalık stratejilerini uygulama düzeylerini etkilemekte olduğu söylenebilir.
Sosyal bilgiler dersinde bireysel ve grupla zihin haritası oluşturmanın öğrenci başarısına, kalıcılığa ve öğrenmedeki duyuşsal özelliklere etkisi
Bu çalışmanın amacı, Sosyal Bilgiler dersinde bireysel ve grupla zihin haritası oluşturmanın öğrenci başarısına, kalıcılığa; derse ilişkin tutuma, motivasyona etkilerini belirlemektir. Aynı zamanda, yapılan uygulamalara dönük olarak, sürece ilişkin algıları ortaya çıkarmak da hedeflenmiştir. Araştırma, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Elazığ ilinde İstiklal İlköğretim Okulunda altıncı sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada iki deney biri de kontrol grubu olmak üzere üç grup bulunmaktadır. Deney I grubunda bireysel zihin haritası, deney II grubunda ise grupla zihin haritası uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise geleneksel yöntem kullanılmıştır. Deney I grubunda 25, deney II grubunda 24 ve kontrol grubunda ise 25 öğrenci bulunmaktadır. Uygulamalar Sosyal Bilgiler dersinde ?Ülkemizin Kaynakları? ünitesinde gerçekleştirilmiştir.Araştırmada nicel ve nitel araştırma desenleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın verileri başarı testi, tutum ve motivasyon ölçekleri, gözlem ve görüşme formlarıyla toplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutu öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desene uygun olarak yürütülmüştür. Nitel boyutta ise uygulama sonrasında deney gruplarının her birinden seçilen öğrencilerle ve uygulama öğretmeniyle görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca uygulama süresince gözlemler yapılmış ve her hafta öğrencilerden düzenli olarak öğrenme günlükleri toplanmıştır.Araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi 64 sorudan oluşmaktadır. Başarı testinin ortalama güçlüğü .57, KR-20 güvenirlik kat sayısı ise .94 olarak belirlenmiştir. Beşli likert tipinde geliştirilen ve 29 maddeden oluşan tutum ölçeği sevme, fayda, ilgi, istek ve güven olmak üzere beş alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçeğin KMO değeri .95; Barttlet testi sonucu 8.152; Cronbach Alpha katsayısı .606 olarak belirlenmiştir. Motivasyon ölçeğinde toplam 23 madde bulunmaktadır. Ölçeğin KMO değeri .890; Barttlet testi sonucu 4.395 ve Cronbach Alpha katsayısı ise .792 olarak belirlenmiştir. Motivasyon ölçeği içsel motivasyon, dışsal motivasyon ve önemseme alt boyutlarından oluşmaktadır. Nicel verilerin analizinde SPSS-16 istatistik programı, nitel verilerin analizinde ise N-VIVO-8 programı kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, grupla zihin haritası yönteminin kullanıldığı deney II grubu öğrencilerinin geleneksel yöntemin kullanıldığı kontrol grubu öğrencilerine göre daha başarılı oldukları görülmüştür. Her üç grubun kalıcılık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir. Grupların toplam tutum puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Deney I ve deney II gruplarının tutum puanlarının kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin ilgi alt boyutunda deney I grubunun tutum puanı kontrol grubunun tutum puanından daha yüksek çıkmıştır. Grupların motivasyon toplam puanlarının istatistiksel açıdan farklılaşmadığı; ancak içsel motivasyon alt boyutunda deney I ve deney II gruplarının lehine bir farkın ortaya çıktığı görülmüştür.Araştırmanın nitel boyutunda ise gerek bireysel gerekse grupla zihin haritası uygulamaları sonucunda yedi tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar, uygulamanın nasıl yapılması gerektiği, uygulama için nelerin gerektiği, uygulamanın beğenilen yönleri, uygulamada yaşanan problemler, uygulamanın yararları, uygulama sonucunda ortaya çıkan duyuşsal durum, uygulamanın tekrar yapılması biçimindedir. Ortaya çıkan bu temalar ve gerçekleştirilen kodlamalar araştırmanın nicel ve nitel sonuçlarının birbiriyle paralel olduğunu göstermiştir. Çünkü araştırmanın her iki boyutunda birbirini destekler sonuçlara ulaşılmıştır. Bu bağlamda gerek bireysel gerekse grupla zihin haritası uygulamalarının ilköğretimin birinci ve ikinci kademelerinde daha fazla kullanılması önerilmiştir. Böylece zihin haritası tekniğinin olumlu etkilerinden daha fazla yararlanmak söz konusudur. Daha çok katılımcının bulunduğu ve daha uzun uygulama süreli çalışmaların yapılması önerilmektedir. Yine, farklı ders ve konular kapsamında da benzer çalışmaların yürütülmesi ve yine benzer çalışmaların bilgisayar destekli biçimde de gerçekleştirilmesi önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Zihin haritalama, bireysel zihin haritası, grupla zihin haritası, duyuşsal özellikler, motivasyon, tutum, algı, Sosyal Bilgiler.
Lise öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretme-öğrenme anlayışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın genel amacı; Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı lise öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretme-öğrenme anlayışları arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, liselerde görev yapan öğretmenlerin epistemolojik inançları ile öğretme öğrenme anlayışları ortaya çıkarılmaya çalışılmış ve epistemolojik inançlarla öğretme öğrenme anlayışları arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Araştırmanın genel amacına bağlı olarak aşağıdaki alt amaçlara cevap aranmıştır: 1. Lise öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının düzeyi nedir? 2. Lise öğretmenlerinin epistemolojik inançları; a) insiyet, b) kıdem, c) branş, d) öğrenim durumu, e) görev yapılan kurum türü ve f) görev yaptığı okul türü değişkenlerine göre değişmekte midir? 3. Lise öğretmenlerinin öğretme- öğrenme anlayışları nedir? 4. Lise öğretmenlerinin öğretme- öğrenme anlayışları; a. cinsiyet, b. kıdem, c. branş, d. öğrenim durumu, e. görev yapılan kurum türü ve f. görev yaptığı okul türü değişkenlerine göre değişmekte midir? 5. Lise öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretme öğrenme anlayışları arasında bir ilişki var mıdır? Araştırma betimsel nitelikte ve tarama modelindedir. Araştırmanın evreni, 2012–2013 eğitim-öğretim yılında, Trabzon İl merkezi ve ilçelerde toplam 112 lisede çalışan, yaklaşık 2670 öğretmeni kapsamaktadır Örneklem ise, gönüllük ve yansızlık kuralına göre seçilen ve ölçeği doldurmayı kabul eden 1581 öğretmenden oluşturulmuştur. Veriler, beşli likert türü maddelerin yer aldığı iki farklı ölçekle elde edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, "t" testi ve "Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova)"; Mann Whitney U testleri kullanılmıştır. Saptanan farkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için de Bonferroni Testi uygulanmıştır. Öğretmenlerin epistemolojik inançlar ile öğretme-öğrenme anlayışları arasındaki ilişkilerin belirlenmesi için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı (r) analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinden elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir: 1. Araştırmaya katılan lise öğretmenlerinin, epistemolojik inançların "bilginin kaynağı uzmandır ve öğrenme yetenek işidir" boyutunda gelişmiş epistemolojik inanca sahip oldukları, "öğrenme çabaya bağlı değildir" boyutunda güçlü bir inanç taşımadıkları, "bilgi tek ve kesindir" boyutunda ise pozitivist nesnelci inanca daha yakın durdukları tespit edilmiştir. 2. Araştırmada, epistemolojik inançların bazı boyutlarında cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenlerin lehine bulgular ortaya çıkmıştır. Epistemolojik inançların bazı boyutlarında, öğretmenlerin düşük kıdemlerde gelişmiş(sofistike) olan inançlarının kıdemleri arttıkça gelişmemiş(naif) inançlara doğru evrildiği görülmüştür. Öğretmenlerin epistemolojik inançları arasında branş değişkenine göre anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. 3. Araştırmada, lisans mezunu öğretmenlerle lisansüstü mezunu olan öğretmenlerin epistemolojik inançlarının, lisansüstü öğretmenlerin lehine, anlamlı düzeyde farklılaştığı anlaşılmıştır. Öğretmenlerin epistemolojik inançları arasında görev yaptığı kurum türüne göre ve okul türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. 4. Araştırmada, lise öğretmenlerinin yapılandırmacı öğrenme anlayışını benimsedikleri, geleneksel öğrenme anlayışı konusunda ise kararsız olduklarıanlaşılmıştır. 5. Araştırmada, kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere kıyasla yapılandırmacı öğrenme yaklaşımını daha çok benimsedikleri anlaşılmıştır. Geleneksel anlayış boyutunda ise cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır. Öğretmenlerin öğretme-öğrenme anlayışlarının yapılandırmacı anlayış ve geleneksel anlayış boyutlarında kıdem değişkenine göre anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Buna göre, 1-5 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin, yapısalcı öğrenme anlayışını yüksek kıdemdeki öğretmenlere göre daha çok benimsedikleri, geleneksel öğrenme anlayışını ise benimsemedikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin yapılandırmacı ve geleneksel öğrenme anlayışları arasında branş değişkenine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. 6. Araştırmada, lisansüstü öğrenim gören öğretmenlerin lisans mezunu öğretmenlere göre yapılandırmacı öğrenme yaklaşımını daha çok benimsedikleri, öğretmenlerin öğrenme anlayışları arasında görev yaptıkları kurum türü ve okul türü değişkenlerine göre ise anlamlı bir farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır. 7. Araştırmada, gelişmiş epistemolojik inanç ve öznel bilgi anlayışı ile yapılandırmacı yaklaşım arasında pozitif; geleneksel pedagojik anlayış arasında ise negatif bir korelasyon olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda, Milli Eğitim Bakanlığı'nın, liselerde görev yapan her branştaki öğretmenlerin gelişmiş epistemolojik inançlara sahip olmaları için çaba göstermesi, bu amaçla üniversitelerle işbirliği yaparak çalıştaylar, seminerler ve konferanslar düzenlemesi, eğitim fakültelerine epistemolojik tabanlı dersler eklenmesi, mevcut öğretmenlere hizmetiçi eğitimle epistemolojik inançlarının geliştirilmesi, üniversitelerin öğretmenlere yönelik lisansüstü kontenjanlarını artırmaları, alanda nitel, alan odaklı ve farklı bağlamdaki epistemolojik inançlar üzerine çalışmalar yapılması önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Epistemolojik inançlar, Öğretme-öğrenme anlayışı, Yapısalcı yaklaşım, Geleneksel yaklaşım, Lise öğretmenleri
The importance of motivational techniques from the perspective of prospective teachers
The purpose of this study is to discover the importance of motivational strategies as perceived by prospective teachers. The prospective teachers` perceptions of most and least important motivational strategies were examined. This study seeks to answer the following questions: What motivational strategies are most valued by prospective EFL teachers? What motivational strategies are least valued by prospective EFL teachers? Does participating in practicum affect the perception of which strategies are most important? Does teaching experience affect the perception of which strategies are most important?" This research was a survey-based study. There were 77 participants in this study all of whom were EFL prospective teachers at Akdeniz University. Data was collected through a questionnaire which consisted of two sections. In the first section participants provided demographic data about their grade and amount of teaching experience and whether they had attended practicum. In the second part the importance of motivational strategies as perceived by prospective teachers was examined. Findings revealed that the motivational strategies that were given the most emphasis were show students you care about them, increase the amount of English you use in the class, give clear instructions by modelling, and recognize students` effort and achievement. The motivational strategies that were least favored by prospective teachers were respectively: invite senior students to share their English learning experiences, make tasks challenging, ask students to work towards the same goal and let students suggest class rules. Additionally, a significant relationship was not found between prospective teachers` selection of motivational strategies and their state of attendance to practicum and amount of teaching experience they have. Finally, the data showed that the prospective teachers are aware and willing to implement motivational strategies in their classrooms. They considered all items to be above average importance with the exception of one strategy which was let students suggest class rules. Keywords: Motivational Strategies, Prospective Teachers