Autistic children
202 theses under this subject heading
Samsun ili Atakum ilçesi Ömürevleri ve Cağaloğlu Aile Sağlığı Merkezlerine kayıtlı 18‐36 aylık çocuğu olan ebeveynlerin otizm spektrum bozukluğu hakkındaki bilgi düzeyleri ve farkındalıkları
Giriş ve Amaç: Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) sosyal iletişim ve sosyal etkileşimdeki eksikliklerin yanı sıra kısıtlı, tekrarlayan davranış, ilgi veya etkinlik kalıplarıyla karakterize, yaşam boyu süren bir nörogelişimsel bozukluktur. OSB'nin yaygınlığını saptayabilmek için verilerin doğru raporlanması esastır. Bu nedenle Amerikan Pediatri Akademisi, pediatrik sağlık hizmeti sağlayıcılarının, geçerli ve güvenilir bir tarama aracı kullanarak 18 ve 24 aylık dönemlerde otizm taraması yapılmasını önermektedir. Bu çalışmada 18-36 aylık çocuğu olan ebeveynlerde OSB hakkında bilgi ve farkındalık düzeyinin ve bunların bireysel faktörlerle ilişkisinin incelenmesini amaçladık. Materyal ve Metod: Araştırma Samsun ilinde Ömürevleri ve Cağaloğlu Aile Sağlığı Merkezlerinde 01.08. 2022– 31.01.2023 tarihleri arasında 18-36 aylık çocuk sahibi 354 ebeveyn ile gerçekleştirildi. Anket katılımcıların sosyo-demografik özellikleri, ebeveynlerin otizm spektrum bozukluğu hakkındaki bilinç düzeyi; çocukta olmasının otizmden şüphelenilmesi ve otizmin nedenleri, tanısı ve tedavisi hakkındaki düşünceler ile ilgili M-CHAT ölçeğinden uyarlanan sorulardan oluşturularak katılımcılara yüzyüze uygulandı. Tüm istatistiksel analizler Statistical Package for Social Sciences versiyon 22.0 yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğunu değerlendirmek için analitik yöntemler (Kolmogorov-Smirnov / Shapiro-Wilk'un testi) kullanılmıştır. Farklı gruplardaki oranları karşılaştırmak için uygun olan yerlerde Ki-kare testi (Fisher, Contunity ve Pearson) kullanıldı. Bulgular: Örneklemimiz 231 (%65,3)'i kadınlardan; 123 (%34,7)'ü erkeklerden oluşmaktaydı ve yaş ortalaması 34,9±5,66'ydı. Ebeveynlerin tamamına yakının (%99,2) daha önceden otizm diye bir hastalığı duyduğunu, %20,9'unun ise çevresinde otizmli bir birey olduğu belirlendi. Katılımcıların %68,9'unun tanının deneyimli uzman tarafından klinik görüşme ve gözlem ile konulduğunu ve %81,6'sının çocuğun konuşması geciktiğinde hemen doktora başvuracaklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca OSB'yi daha önceden duymuş olmasına rağmen en önemli bilgi kaynağının sosyal medya olduğu (%28,5), bilgi kaynağı olarak doktorların sadece %19,2 olduğu belirlenmiştir. Bir çocuğun iki kelimelik cümle kullanma yaşına 2 yaşına geldiğinde şeklinde doğru cevap verenlerde lise ve üniversite mezunu ebeveynlerin oranı artmışken, yanlış cevap verenlerde ilkokul ve ortaokul mezunlarının oranı anlamlı derecede yüksekti (p=0,002).M-CHAT sorularına doğru yanıt verme puanlaması incelendiğinde; ilkokul mezunları ile diğer eğitim düzeyinde olanlar arasındave işçi olanlar ile diğer meslek grupları arasında istatistiksel olarak farklılık olduğu saptandı (sırasıyla; p=0,010; p=0,006). Sonuç: Birinci basamakta erken tanı alma şansı olan çocuklar hızlı bir şekilde deneyimli uzmana yönlendirilerek erken müdahale şansı kazanabilirler. Buradaki başarı hem birinci basamaktaki sağlık çalışanlarının hem de çocukların ebeveynlerinin OSB hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarına ne kadar hâkim olduklarına bağlıdır. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Otizm, Farkındalık, Aile Sağlığı Merkezi, Aile Hekimi
Otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerde aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklik
Bu araştırma, otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerin aile yaşam kalitesi algılarını ve psikolojik esneklik düzeylerini inceleyen bir ilişkisel tarama çalışmasıdır. Araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerin aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklikleri arasında istatikstiksel açıdan anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye'de İç Anadolu bölgesinde bir ilde yaşayan 0-18 yaş aralığında otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip 278 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada, ebeveynlerin aile yaşam kalitesi algılarını ölçmek için "Beach Center Aile Yaşam Kalitesi Ölçeği", sosyo-demografik özelliklerine ilişkin bilgi edinmek için "Ebeveyn Kişisel Bilgi Formu" ve psikolojik esneklik düzeylerini ölçmek için ise "Psikolojik Esneklik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi bölümünde, öncelikle betimsel istatistikler yapılmış ve normallik varsayımları kontrol edilmiştir. Ardından ebeveynlerin psikolojik esneklik düzeyi ve aile yaşam kalitesi algıları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek için Bağımsız Gruplar için T-testi; aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklik arasında önemli bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında; aile yaşam kalitesi toplam puan ve tüm alt boyutları, psikolojik esneklik toplam puan ve tüm alt boyutlarının otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip çocuğu olan ebeveynlerin lehine anlamlı düzeyde düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca ebeveynlerde psikolojik esneklik ile aile yaşam kalitesi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: psikolojik esneklik, aile yaşam kalitesi, otizm spektrum bozukluğu, ebeveyn
Tipik gelişen ve Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklarda taklit değerlendirme aracının güvenirlik çalışması
Bu araştırmada otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklarda gecikmeli seyreden gelişim alanlarından biri olarak kabul edilen taklidin değerlendirilmesi amacıyla geliştirilen Taklit Değerlendirme Aracı'nın erken çocukluk döneminde otizm spektrum bozukluğu (OSB) ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocuklarda taklit gelişiminin ölçümlenmesinde güvenirlik düzeyi incelenmiştir. OSB olan ve TGG katılımcı çocukların çalışma grubunu oluşturduğu bu araştırmada Taklit Değerlendirme Aracının güvenirliğine yönelik araştırma sorularına çıkarıma dayalı istatistikler kullanarak yanıt bulabilmek amacıyla betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya 12-30 ayları arasında 50 TGG çocuk ve 24-84 ayları arasında 54 OSB olan çocuk katılmıştır. Çalışmanın bulguları; OSB olan çocuklarda kendiliğinden taklidi ölçümlemede yüksek derecede bir güvenilirlik düzeyine sahip olduğunu, taklit edildiğinin farkına varma davranışlarını ölçümlemede orta derecede bir güvenirlik düzeyine sahip olduğunu, ipucuna dayalı taklidi ölçümlemede ise yüksek derecede güvenirlik düzeyine sahip olduğunu göstermektedir.
Otizm ve tipik gelişim gösteren çocukların şematik bellek performanslarının incelenmesi
Bu araştırmada otizmli ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların şematik bellek performansları karşılaştırılarak incelenmiştir. Araştırmada katılımcı çocukların şematik bellek performanslarını incelemek amacıyla ilişkili ve ilişkisiz farklı ortam ve nesne fotoğraflarının kullanıldığı deney materyalleri alanyazınla tutarlı olarak hazırlanmıştır. Çalışmaya 48-96 ay aralığında olan 20 otizmli ve 20 TGG'li çocuk katılmıştır. Araştırma da otizmli çocuklar ile TGG'li çocukların sözel olmayan zekâ performansları Renkli Matrisler Raven Zekâ testi kullanılarak eşleştirilmiştir. Araştırma kapsamında otizmli ve TGG'li çocukların dil becerileri, Türkçe Erken Dönem Dil Testi (TEDİL-3) uygulanarak değerlendirilmiştir. Çocukların şematik bellek puanları gruplar arasında karşılaştırılmış ve şematik bellek puanlarının, dil puanları ve sözel olmayan zekâ puanları ile ilişkileri grup içinde incelenmiştir. Araştırma sonuçları gruplar arasında TGG'li çocukların şematik bellek performanslarının otizmli çocuklardan daha yüksek olduğunu göstermiştir. Şematik bellek performansları ayrıntılı incelendiğinde TGG'li çocukların ortam ile ilişkisiz nesneleri, ortam ile ilişkili nesnelere göre daha fazla hatırladıkları görülmüştür. Otizmli çocukların şematik bellek performansları incelendiğinde ortam ile ilişkili ve ilişkisiz nesneleri hatırlamaya yönelik anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Araştırma bulguları tartışılmış, ileri araştırmalara yönelik önerilere yer verilmiştir.
Otizmli ve tipik gelişim gösteren çocukların oyun ve dil becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmada otizmli ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların oyun ve dil becerilerinin gruplar arasında karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve bu iki becerinin kendi arasındaki ilişkilerinin grup içinde incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılan okul öncesi dönemde olan 20 otizmli ve 20 TGG'li çocuğun bilişsel gelişim düzeylerini ölçümlemek amacıyla Gazi Erken Çocukluk Değerlendirme Aracı (GEÇDA) uygulanmıştır. Bilişsel performansları birbirine eşit olan otizmli ve TGG'li çocuklar araştırmaya dahil edilmişidir. Araştırmada çocukların oyun becerileri Lifter (2000) tarafından geliştirilen Gelişimsel Oyun Değerlendirmesi (GOD) kullanılarak değerlendirilmiştir. Serbest oyun ortamında Doğal Dil Örneği alımı yapılarak, Türkçe SALT programı aracılığı ile hesaplanan Ortalama Sözce Uzunluğu (OSU), Toplam Sözce Sayısı (TSÖZS) ve Farklı Sözce Sayısı (FSÖZS) değeri dil becerilerinin değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre iki grupta yer alan çocukların OSU değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamazken, TGG'li çocukların TSÖZS ve FSÖZS değerleri istatistiksel olarak otizmli çocuklardan daha fazla bulunmuştur. Çocukların oyun performansları gruplar arasında farklılaşırken otizmli çocuklar ayrımsız oyun kategorisinde TGG'li akranlarından daha fazla oyun davranışı sergilemişlerdir. TGG'li çocuklar ise özel fiziksel birleşimler, çocuk aracılı ve eklemeler oyun kategorisinde otizmli akranlarından daha fazla oyun davranışı sergilemişlerdir. Çocukların OSU, TSÖZS ve FSÖZS değerleri ile oyun becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.
Okul öncesi aktivite kartı sıralaması ölçeğinin otizm tanılı çocuklarda Türkçe uyarlaması, geçerlilik ve güvenilirliği
Bu çalışmada, erken çocukluk döneminde aktivite katılımını ölçmek için kullanılan Okul Öncesi Aktivite Kartı Sıralaması Ölçeği' nin (OAKS) Türkçe kültürel adaptasyonu yapılarak, ölçeğin Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı almış çocuklarda geçerliliği ve güvenilirliği incelemesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 3-6 yaş aralığında, 70 OSB' li çocuğu olan ebeveyn (çalışma grubu) ile 27 normal gelişim gösteren çocuğu olan ebeveynler (kontrol grubu) dahil edilmiştir. OAKS ölçeğinin Türkçe' ye adaptasyon sürecinde Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlemiş olduğu prosedür uygulanmıştır. Ölçek bir hafta arayla tüm ebeveynlere tekrar uygulanmıştır. OAKS ölçeğinin geçerlilik analizlerinde yapı geçerliliği; güvenilirlik analizlerinde ise iç tutarlılık, test-tekrar test yöntemleri kullanılmıştır. OAKS ölçeğinin yapı geçerliliği bilinen gruplar karşılaştırması sonuçlarında; ölçeğin bütün alt alanlarında kontrol grubunun, çalışma grubundan daha yüksek puanlar aldığı bulunmuştur (p<0,01). Eşzamanlı geçerlilik analizlerinde ev işleri, eğitim, serbest zaman (yüksek fiziksel gereksinim) alt alanları hariç, tüm alt alanlarda KAPÖ ile OAKS ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon bulunmuştur. İç tutarlılık kat sayısı (Cronbach Alpha's =0,94) mükemmel düzeyde güvenilir olduğu bulunmuştur. Ölçeğin zamana göre değişmezlik ICC katsayıları; kendine bakım (ICC=0,98), toplumsal mobilite (ICC=0,98), serbest zaman (düşük fiziksel gereksinim) (ICC=0,94), sosyal etkileşim (ICC=0,94), ev işleri (ICC=0,95), eğitim (ICC=97) alt alanlarında mükemmel düzeyde güvenilirlik bulunurken; serbest zaman (yüksek fiziksel gereksinim) (ICC=0,85) alt alanı için iyi düzeyde güvenilirlik bulunmuştur. Sonuç olarak, OAKS ölçeğinin Türkçe versiyonu OSB tanılı çocuklarda aktivite katılımını değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir ölçek olarak bulunmuştur.
Otizmden kurtulma yanılgısıyla yaşamak: Annelerin deneyimlerine ilişkin bir gömülü teori çalışması
Araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu tanılı /şüphesiyle takip edilen çocuğa sahip annelerin deneyimlerini derinlemesine anlamak ve bunu açıklayan bir gömülü teori inşa etmektir. Araştırmada Charmaz'ın (2014) yapılandırmacı gömülü teori yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmanın veri kaynakları 1) "Kadınlar Kulübü" isimli forum, 2) araştırma öncesinde otizmli çocuğa sahip annelerin deneyimlerini anlamaya ilişkin yapılmış olan dokuz görüşmenin transkripsiyonları ve 3) derinlemesine nitel görüşmelerdir. Araştırmanın başlangıç örneklemine, 10 katılımcının ortalama 1,5 yıl boyunca Kadınlar Forumu'nda yaptıkları paylaşımlar ve daha önce dokuz anne ile yapılan derinlemesine nitel görüşmelerin transkripsiyonları analiz edildiğinde ulaşılmıştır. Teorik örnekleme ise derinlemesine nitel görüşme yapılan dört anneden oluşmaktadır. Yapılandırmacı GT yaklaşımının veri analizi prosedürlerine göre yapılan analiz sonucunda inşa edilen gömülü teorinin en soyut kavramını, ebeveynlerin otizmden kurtulma düşüncesi oluşturmaktadır. Bu ana kategori etrafında oluşan alt kategorilerle beraber, en son aşamada "otizmden kurtulmaya çalışırken yol ayrımlarıyla ve iniş-çıkışlarla dolu bir annelik deneyimlemek" kavramsallaştırması altında gömülü teori yapılandırılmıştır. Gömülü teori, annelerin deneyimlerini üç süreç (tanı öncesi süreç, doktor süreci, otizm tanısı alma/ otizm şüphesiyle özel eğitime yönlendirilme sonrası süreç) ve üç yol ayrımı (doktora gitme kararı, özel eğitime başlatma kararı, yeniden doktora gitme/özel eğitime başlatma kararı) şeklinde açıklamaktadır. Araştırma sonucunda inşa edilen gömülü teori, alan yazında yapılmış olan ilgili çalışmalar ve var olan kuramsal açıklamalar bağlamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: gömülü teori, otizm spektrum bozukluğu, özel gereksinimlilik, ebeveynlik
Otizm spektrum bozukluğuna sahip olan çocukların ebeveynlerine yönelik hanen more than words eğitim programının ebeveyn ve çocuk davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, otizm spektrum bozukluğunun (OSB) müdahalesinde kullanılan Hanen-More Than Words programının birincil olarak katılımcı ebeveynlerin duygu durumları, özyeterliği, etkileşimsel davranışları ve aldıkları sosyal destek üzerindeki; ikincil olarak ise çocuk etkileşimsel davranışları ile çocukların dil gelişimleri üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü uygulama alanı olan Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Dil ve Konuşma Terapisi Ünitesinde yürütülmüştür. Çalışmaya, toplam 14 OSB'li çocuk ve ebeveyni katılmıştır. Ebeveyn değerlendirmelerinde 'Durumluk- Sürekli Kaygı Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Anne Baba Stres Ölçeği, Anne-Babalık Becerilerinde Özyeterlik Ölçeği, Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği' kullanılmıştır. Çocukların etkileşimsel davranışlarını ölçmek için 'Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu' kullanılmış, dil gelişimleri ise 'Dil Gelişimi Tarama Envanteri' ve 'Türkçe Erken Dil Gelişim Testi' aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında kullanılan değerlendirme araçlarından farklı zaman aralıklarında veri toplama aşaması tamamlandıktan sonra verilerin analizinde müdahale öncesi ve müdahale sonrası ön-test son-test arası farklar hesaplanmıştır. Müdahale etkinliğini değerlendirmek için non-parametrik düzende Wilcoxon testi değerlendirmeleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ebeveynlerin More Than Words programı sonrasında gerçekleşen özyeterlik düzeylerindeki, durumluk kaygı ve stres düzeylerindeki ve birçok etkileşimsel davranışlarındaki değişim oranının More Than Words programı öncesinde gerçekleşen değişim oranından istatistiksel olarak farklı olduğu (p < 0.05) görülmüştür. Araştırmada yer alan OSB'li çocukların birçok etkileşimsel davranışı ve sözel dil performanslarındaki değişim oranının More Than Words programı öncesi ve sonrası dönem arasında istatistiksel olarak farklılık göstermesi (p < 0.05), More Than Words programının OSB'li çocuklar ve ebeveynleri üzerinde olumlu bir etkisinin olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: otizm spektrum bozukluğu, hanen-more than words, dil gelişimi, ebeveyn odaklı müdahaleler
Kardeşi otizmli olan ve olmayan ergenlerin kardeş ilişkileri ve sosyal kaygı düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada otizmli kardeşe sahip olan ve otizmli kardeşe sahip olmayan toplamda 200 ergenin kardeşlik ilişkileri ile sosyal kaygı düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada İstanbul Şişli de ikamet eden ergenler katılımcıları oluşturmaktadır. İlk önce iki ayrı gruba da yani otizmli kardeşi olan ve ve otizmli kardeşi olmayan gruba iki farklı kişisel bilgi formları hazırlanmıştır ve buna uygun ergenlere bu bilgi formu dağıtılmıştır ve ardından kardeşlik ilişkileri ölçeği ile sosyal kaygı ölçeği uygulanmıştır. Bu verilerin kullanılmasında SPSS uygulanmıştır ve iki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (One way) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Çıkan analizler sonucunda ise otizmli kardeşe sahip olan ergenlerin daha fazla sosyal kaygı yaşadıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Otizm, Sosyal kaygı, Kardeşlik ilişkileri
Otizm spektrum tanısı konulmuş çocuğa sahip ailelerin psikolojik süreçlerinin stres ve tükenmişlik bağlamında incelenmesi
Otizm tanısı almış çocukların rehabilite edilmesinde ebeveynlerin pek çok belirleyici rolleri bulunmaktadır. Otizmli çocukların ailelerin psikolojik süreçlerinin stres ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Otizmli çocuklar ve ailelerine yönelik araştırmada İstanbul Ataşehir ve İstanbul Kadıköy ilçelerindeki özel eğitim okullarındaki 103 aileyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada 'Kişisel Bilgi Formu', 'Aile Stresini Değerlendirme Ölçeği' ile 'Maslach Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmış ve veriler SPSS: programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, otizmin ebeveynler tarafından inkar edilmesinin rehabilitenin önünde bir engel niteliği taşıdığını, kabullenmenin ise otizm rehabilitesinin ilk adımı olarak kabul edildiğini ortaya koymuştur. Çalışmada ayrıca engel düzeyi hafif olan çocuklar ile engel düzeyi ağır olan çocukların duygusal tükenme, tükenmişlik, karamsarlık, ana-baba ve aile sorunları ile aile stres ortalamalarının benzer düzeyde olduğu; buna karşın işlev yetersizliği, kişisel başarı ve duyarsızlaşma konusunda hafif OSB tanılı çocukların lehine olacak şekilde farklılaştığı yönünde sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmanın Ataşehir ve Kadıköy bölgesindeki 103 aileden oluşması, ulaşılan sonuçları sınırlı hale getirmektedir. Anahtar Kelimeler: OSB, OSBli Çocuklar, Ebeveynler, Stres, Tükenmişlik.
Otizm spektrum bozukluğu ve mental retardasyon tanısı alan çocuklarda uyku sorunları ile davranışsal sorunlar arasındaki ilişki
Merkezlerine devam eden Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ve Mental Retardasyon (MR) olan çocukların uyku bozuklukları ve davranışsal sorunlarının incelenmesidir. Araştırma örneklemi, beş özel eğitim merkezinde eğitim gören toplam 59 kız 101 erkek olmak üzere 160 çocuk, ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırmada üç tip ölçek kullanılmıştır. Çocuklarda var olan uyku sorunları için "Çocuklarda Uyku Ölçeği (ÇÜÖ)", davranışsal sorunların tespitine yönelik olarak "4-18 Yaş Çocuk ve Ergenler için Davranış Değerlendirme Ölçeği (ÇEDDÖ / 4-18)" ve eğitimciler tarafından doldurulan "Eğitsel Değerlendirme Ölçeği" olarak belirlenmiştir. OSB ve MR çocuklarında uyku sorunları ve davranışsal sorunlar arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığına yönelik yürütülen analizler sonucunda, davranış sorunları ile uyku sorunları arasında zayıf düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür. Cinsiyet değişkeni ve davranış bozukluğu arasındaki ilişki incelenmiş ve cinsiyet değişkeninin davranışsal sorunlar açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Davranışsal sorunların temel gruplar açısından farklılık gösterip göstermediğine yönelik yürütülen testler sonucunda davranışsal sorunların alt boyutları kapsamında anlamlı olarak farklılaşmadığı görülmektedir. Çalışmamızın sonuçları, OSB ve MR olan çocuklarda uyku sorunları ve davranış sorunları arasında negatif bir ilişki olduğu, davranışsal sorunların demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermediği sonucu elde edilmiştir. Çalışmamızın sonuçları, OSB ve MR çocuklarında uyku ve davranışları üzerine yapılacak müdahalelere aile eğitimleri ve ailelerin bilgilendirilmesine dikkat çekmektedir.
Otizmli çocuğu olan ebeveynlerin otizme yönelik söylemleri
Bu çalışmanın amacı, otizm tanısı almış çocuğu olan ebeveynlerin otizme ve otizmli çocuklarına dair ne tür açıklamalarda bulunduklarını ve bu açıklamalarına kaynaklık eden "açıklayıcı repertuarların" neler olduğunu incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 4 ile 11 yaşları arasında otizmli çocuğu olan, İstanbul'da yaşayan 10 ebeveynle yarı-yapılandırılmış birebir derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, katılımcıların onayı dahilinde ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş ve daha sonra yazıya aktarılmıştır. Görüşme metinleri "söylem analizi" ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada kullanılan söylem analizi, Wetherell ve Potter'ın (1988) "açıklayıcı repertuarlar" yaklaşımına dayanmaktadır. Görüşmelerin analizi sonucunda, ebeveynlerin otizme yönelik açıklamalarına kaynaklık eden 6 farklı repertuara ulaşılmıştır: "Farklılık olarak otizm", "tıbbi problem olarak otizm", "engel/yetersizlik olarak otizm", "dini imtihan olarak otizm", "ötekileştirilme deneyimi olarak otizm", "kişisel gelişim imkanı olarak otizm". Katılımcıların açıklamalarına kaynaklık eden bu repertuarların, otizme yönelik toplumsal söylemlerle bağlantılı olduğu kadar katılımcıların dini inançları ve bireysel deneyimleriyle de ilişkili olduğu görülmektedir. Buna göre, katılımcılar, otizmli bir çocuğa sahip olma durumunu zorlayıcı ve yıkıcı bir durum olarak tanımlarken bir yandan da bu durumla baş etmede dini inanç alanından ve bireysel gelişim söyleminden destek almaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Otizm, ebeveyn kabulü, ötekileştirme, söylem analizi, açıklayıcı repertuarlar
Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuklara bakım veren kişilerin algıladıkları sosyal destek ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkide adil dünya inanç düzeyinin aracı etkisi
Amaç: OSB tanısına sahip çocuklara bakım veren kişilerin algıladıkları sosyal destek ile tükenmişlikleri arasındaki ilişkide adil dünya inancının aracı etkisini incelemek bu araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Buna ek olarak, algılanan sosyal destek, adil dünya inancı ve tükenmişlik ile ilgili bulguların sosyodemografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Yöntem: Araştırmaya OSB tanısına sahip 6-18 yaş arasındaki çocuklara bakım veren 345 katılımcı katılmıştır. Veriler Sosyodemografik Özellikler Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), Adil Dünya İnancı Ölçeği (ADİÖ) ve Tükenmişlik Ölçeği Kısa Formu (TÖ-KF) ile toplanmıştır. Adil dünya inancı ölçeğinin kişisel ve genel olmak üzere iki alt boyutu analiz sürecinde ele alınmıştır. Bulgular: Araştırmada ulaşılan sonuçlara göre bakım veren kişilerin algıladıkları sosyal destek arttıkça bireysel/genel adil dünya inançlarının arttığı ve tükenmişliklerinin azaldığı, bireysel/genel adil dünya inançları arttıkça tükenmişliklerinin azaldığı görülmüştür. Bakım veren kişilerin algıladıkları sosyal destek ile tükenmişlikleri arasındaki ilişkide bireysel/genel adil dünya inancının kısmi medyatör etkisi olduğu bulgulanmıştır. Buna ek olarak, algıladıkları sosyal destek, bireysel/genel adil dünya inançları ve tükenmişliklerinin; bakım verenin eğitim düzeyi, çocuğun yaşı, çocuğun cinsiyeti, çocuğun okula devam durumu, bakım verenin yakınlık derecesi, çocuğun otizm düzeyi gibi birtakım sosyodemografik değişkenlere göre farklılaştığı saptanmıştır. Sonuç: Araştırmanın belirtilen değişkenlerinin literatür araştırmalarında sınırlı araştırmada çalışılmış olması sebebiyle bu araştırmanın literatüre önemli ölçüde yarar sağladığı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Algılanan Sosyal Destek, Bireysel/Genel Adil Dünya İnancı, Tükenmişlik, Bakım Verme
Otistik Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı alan bir çocuğun babası olmanın zorlukları
Bu çalışmanın amacı; otistik bir çocuğun babası olmanın zorluklarını incelemektir. Yapılan araştırmaların çoğunlukla otistik bir çocuğun annesi ile yapıldığı ve baba ile yapılan araştırmaların yetersiz olduğu görüşü bu çalışmanın yapılması gerekliliğini ortaya koymuştur. Otistik bir çocuğa sahip aileler içinde annenin olduğu kadar babanın da çocukla ilgilenme aşamasında psikolojik süreçlerden geçtiği düşünülmektedir. Bu süreçlerin belirlenmesi alan yazına olumlu katkı sağlayacaktır. Araştırmanın evreni İstanbul'da yaşayan otistik çocuk sahibi babalar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise çalışma evreninden %95 güven aralığı % 0,5 düzeyinde hata payıyla hesaplanarak basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen İstanbul'da Beylikdüzü ilçesinde Beylikdüzü Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezindeki 100 otistik çocuğun babası oluşturmaktadır. Araştırma İstanbul Beylikdüzü İlçesinde Temmuz 2019 – Eylül 2019 tarihlerinde uygulanacaktır. Veri toplamada, "Sosyo-demografik Bilgi Formu" Depresyon Anksiyete ve Stres 21 Ölçeği (DASÖ 21), Sürekli Öfke Ölçeği (SLÖÖ) ve Öfke İfade Tarzı (Öfke-Tarz) Ölçeği kullanılacaktır. Elde edilen veriler, araştırmanın problemlerine uygun olarak, betimsel istatistiklerde; ortalama, standart sapma, yüzde, ölçümler arası anlamlı fark için; hipotez testlerinden T-Testi ve Varyans Anlizi (ANOVA); veriler parametrik teknikleri kullanmakta elverişli olmadığında testlerin non-parametrik karşılıkları Mann Whitney U-Testi ve Kruskal Wallis H- Testi; eğişkenler arası ilişkinin test edilmesinde, korelasyon tekniği ve değişkenler arası etkinin test edilmesinde regresyon tekniği kullanılarak IBM SPSS 22.0 paket programıyla analiz edilecektir. Anahtar Kelimeler: Otizm, Otizmle Yaşamak, Otizm ve Babalar
5-11 yaş grubundaki otizmli çocukların eğitim mekanlarının fiziksel ve psikolojik konforunun sağlanması için iç mekan tasarımı
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) bireyi ve yakın çevresini doğrudan etkileyen, sözlü ve sözsüz iletişim, sosyal etkileşim ve ilişkilerde çeşitli belirtiler gösteren, spektrum bozukluğu olarak tanımlanmıştır. İlk çocukluk döneminde, farkedilen OSB, yapılı çevre ile doğrudan ilişkidedir. Tasarlanan mekanların, OSB li bireye uygunluğu, bireyin fiziksel ve psikolojik konforunu desteklemesi OSB nin etkileriyle etkin bir şekilde baş etmeyi sağlar. Özellikle, örgün eğitimin başladığı 5-11 yaş grubundaki OSB lilerin eğitim mekanlarının tasarımı, bireyin gelişimi için önemlidir. Mekan tasarımı, eğitim mekanlarının tasarımı ve OSB ile ilgili çalışmalar dünya literatüründe yer alsa da, ülkemizde bu konuyla ilgili çalışma çok azdır. Bu çalışma, OSB li bireylerin kendilerine uygun mekanlarda eğitim görmesi ve literatürde oluşmuş olan büyük boşluğun giderilebilmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşmiştir. Araştırmada, farklı örneklem gruplarından (Türkiye ve ABD'deki OSB li bireylerin özel eğitim öğretmenleri, Türkiye'deki OSB li bireylerin aileleri) anket yoluyla okul tasarımı ile ilgili görüş alınarak, mekan tasarımında bireyi olumsuz etkileyen veya mekanda eksik, zayıf olan öğeler belirlenmiştir. Araştırmanın diğer aşaması olan, Ball State Health and Environmental Design Lab'de OSB li bireylerin davranışı ve ışık rengi ilişkisiyle ilgili araştırma yapılmıştır. Araştırma, TÜBİTAK yurt dışı doktora sırası araştırma bursu desteğiyle gerçekleşmiştir. Araştırmanın farklı ülkelerde, farklı örneklem gruplarıyla yapılması konuyu birçok yönden ele almayı ve detaylı önerilerin verilmesini sağlamaktadır. Böylelikle, üretilen yeni bilgi, OSB li bireylerin eğitim mekanlarındaki fiziksel ve psikolojik konforunu sağlamaktadır. Ayrıca, bundan sonra yapılacak çalışmalar için de bir adımdır.
Otizmli çocuğa sahip ailelere uygulanan aile eğitim programının ailelerin stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeylerine etkisinin incelenmesi
Yapılan araştırmada, otizmli çocukların ebeveynlerine uygulanan ebeveyn eğitim programının ebeveynlerin stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Bartın ili merkez ilçesindeki okullara devam eden, 5-17 yaş arasında otizmli çocuğa sahip ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırma, deney ve kontrol gruplarında aile eğitim programı öncesi ve sonrasında ölçmeyi gerektiren ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılarak tasarlanmıştır. Ailelerle odak grup görüşmeleri gerçekleştirilerek ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan ebeveyn eğitim programına 15 ebeveyn katılmış, program haftada bir gün olacak şekilde planlanmış ve toplam 9 hafta sürdürülmüştür. Kontrol grubunda yer alan ailelere herhangi bir eğitim uygulanmamıştır. Deney ve kontrol grubunda yer alan ebeveynlerin stresle baş etme düzeyleri, "Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri", yaşam kalitesi düzeyleri "Otizmde Yaşam Kalitesi Anketi" ve sosyal destek düzeyleri "Yenilenmiş Anne-Baba Sosyal Destek Ölçeğinden" elde edilen veriler aracılığı ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların ölçeklerden aldıkları ön test-son test puanları arasındaki farkın tespit edilebilmesi için grup içi analizlerde Wilcoxon, gruplar arası analizlerde Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçların anlamlılık düzeyleri 0,05 olarak ele alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, uygulanan ebeveyn eğitim programının stresle baş etme, yaşam kalitesi ve sosyal destek düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkili olduğu belirlenmiştir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip anneler ile sağlıklı çocukların annelerinin tükenmişlik düzeylerinin ve stresle başa çıkma modellerinin incelenmesi
Otizm spektrum bozukluğu, nedeni tam anlamıyla bilinmeyen, farklı alanlarda meydana gelen güçlük ve anormallikler ile oluşum gösteren gelişimsel bir bozukluğudur. Bu tanı ilk defa literatüre Leo Kanner tarafından 1943 yılında kazandırılmıştır. Her otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip çocuklar aynı özellikleri göstermemektedir. Derecesine göre farklılık gösterebilmektedir. Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukların anneleri, çocuklarının yaşadıkları sorunlar karşısında nasıl davranacaklarını, sorunların çözümünde hangi yolu izleyeceklerini bilememekte olmaları ve bu sorunların kendi yaşantılarını hangi boyutta etkileyeceklerini öngörememeleri endişeye neden olmaktadır. İstanbul ilinde özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan ve uygulama okullarında eğitim gören otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 2-16 yaş arasında çocukların anneleri ile normal gelişim gösteren çocukların annelerinin tükenmişlik seviyelerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma kapsamında, İstanbul ilinde yaşayan otizm spektrum bozukluğu tanısı konmuş çocuk ve sağlıklı çocuğa sahip anneler ile 141 kişiye yüz yüze görüşme tekniği ile online ortama dayalı anket uygulanmıştır. Veri toplama işlemi; Annelerin yaşadığı tükenmişliği ölçmek Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen Maslach Tükenmişlik Ölçeği (Maslach Burnout İnventory) ve Stres belirtilerini ölçmek için; DasGupta (1992; akt. Hovardaoğlu,1997) tarafından stres belirtilerini saptamak amacıyla geliştirilen belirti listesinin Türkçe formu ve araştırmacının hazırlamış olduğu Demografik Bilgi Formu kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların anneleri ile normal gelişim gösteren çocukların annelerinin zihin kuramı, bağlanma ve duygu düzenleme stratejileri bakımından karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, otizmli ve Normal Gelişim Gösteren (NGG) çocukların annelerinin zihin kuramı işlevleri, bağlanma biçimleri ve duygu düzenleme becerileriyle ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmanın evrenini Otizmli çocukların anneleri ve NGG çocukların anneleri oluşturacaktır. OSB çocukların annelerine Algı Aba Terapi Merkezi ve Mavi İlmek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde anket çalışması yapılması planlanmaktadır. Bu çalışmada veriler uygulanacak anketler aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmada NGG çocukların oluşturacağı kontrol grubu, benzer yaştaki öğrencilerin bulunduğu çeşitli ilköğretim okullarında okuyan çocukların annelerinden oluşmaktadır. Çalışma kapsamında 56 otizmli çocuk annesi ile 53 NGG çocuk sahibi annesi araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma için, Otizmli çocukların annelerine araştırma değişkenlerini ölçmek amacıyla anketler uygulanacaktır. Öncesinde bilgilendirilmiş onamları alınan katılımcılara anket uygulaması yapılarak, vermiş oldukları yanıtlara ilişkin numerik verilerin girişi yapılmış ve girişleri yapılan veriler bilgisayarda "Statistical Package for Social Sciences (SPSS 23) yazılımı ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların demografik değişkenlerini incelemek amacıyla betimleyici istatistiksel yöntemler kullanılacaktır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişki ve demografik değişkenler bakımından farklılaşma düzeyini incelemek amacıyla örneklemin normal dağılması halinde ikili bağımsız grup bulunan değişkenler için "Bağımsız Örneklem t Testi" uygulanmıştır. Normal dağılım göstermemesi halinde Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi uygulanmıştır. İlişkinin incelenmesi amacıyla Pearson Korelasyonu uygulanmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, otizmli çocuk sahibi anneler ve NGG çocuk sahibi annelerde zihin kuramı işlevleri açısından anlamlı farklılık saptanmamıştır. Duygu durum düzenleme güçlüklerinden açıklılık alt boyutu otizmli çocuk sahibi annelerde yüksek; kabulsüzlük ve stratejiler alt boyutları ise NGG çocuk sahibi annelerde anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Korelasyon bulgularına göre, otizmli çocuk sahibi annelerin yaşı ile kaçınan bağlanma alt boyutu arasında negatif yönlü korelasyon saptanmıştır. Otizmli çocuk sahibi annelerin yaşı ile duygu düzenleme güçlüğü açıklık alt boyutu pozitif yönlü ve anlamlı ilişkili bulunmuştur. Araştırma bulgularının, otizm tanısı almış çocuk sahibi anneler ve NGG annelerin bağlanma stilleri, zihin okuma işlevleri ve duygu düzenleme güçlüğü arasındaki ilişkilerdeki farklılıkların anlaşılması açısından önemli bulgular sunduğu düşünülmektedir. İleri çalışmalarda, demografik özellikler bakımından yakın niteliklere sahip ve daha geniş örneklem gruplarıyla araştırma yürütülebileceği düşünülmektedir. Ayrıca, özel gereksinimli çocuklar olarak tanımlanan otizm spektrum bozukluk tanısı alan çocukların aldıkları eğitime ek olarak birincil bakım veren olan annelere yönelik psikososyal müdahalelerin yürütülmesine yönelik araştırma bulgularının yardımcı olabileceği düşünülmektedir.
COVID-19 sürecinde Otizm Spektrum tanısı olan çocukların annelerinin depresyon, sağlık anksiyete ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi ve sağlıklı çocukların anneleri ile karşılaştırılması
Araştırmanın amacı, COVID-19 sürecinde otizmli çocuğu olan annelerin depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik düzeyleri ile normal gelişim gösteren çocukların ailelerin depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. COVID-19 hastalığı Çin'in Wuhan kentinde Aralık 2019'da ortaya çıkmış, bu hastalık Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi olarak bildirilmiştir. Hastalığın teşhisinde genel ve kişiye özel birçok belirtiler saptanmış olup genel olarak tanımlanan semptomları arasında ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yorgunluk, tat alma duyusunda değişiklik yer almaktadır. Tüm dünyayı etkisi altına almış bu virüs özel gereksinimli çocukları ve bakım verenlerini de zorlu bir sürece süreklemiştir. Bu çalışma OSB tanısı konan 60 ve normal gelişim gösteren 80 çocuğun anneleri ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada annelerin depresyon düzeylerini ölçmek için Beck Depresyon Ölçeği, sağlık anksiyetesinin düzeyini ölçmek amacıyla Sağlık Anksiyetesi Ölçeği, tükenmişlik düzeylerini ölçmek amacıyla ise Maslach Bakım Veren Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmamızda bağımlı değişkenler (depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik) otizm teşhisi almış çocukların anneleri ve normal gelişim gösteren çocukların anneleri ile kıyaslanmıştır. COVID-19 sürecinde OSB'li çocukların annelerinin yaşadıkları depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik düzeyleri daha yüksek bulunmuş ve sağlıklı çocukların annelerine göre anlamlı farklar saptanılmıştır. Annenin eğitim durumuna göre sağlık anksiyetesi bulgularının eğilimin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak ikili grupların karşılaştırıldığı bu araştırmada OSB tanısı almış çocukların annelerinde depresyon, tükenmişlik ve sağlık anksiyetesinin puanlarına bakılmış olup normal gelişim gösteren çocukların annelerinden daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Buna ek olarak çocuğun cinsiyeti, ölçekler ile bir ilişki içerisinde değildir. Pandemi sürecinde annenin çalışma durumunun da depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik puanları üzerinde bir etkisi yoktur. Anahtar Kelimeler; Otizm, depresyon, sağlık kaygısı, COVID-19, tükenmişlik, anneler
Otizm spektrum bozukluğu tanısı alan çocuklarda DPOAE test bataryası ile işitmenin değerlendirilmesi
2013 yılına kadar "Yaygın Gelişimsel Bozukluk" olarak ifade edilen Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), 2013'te DSM-5'in yayınlanması ile bugünkü ismini almıştır. Tanıda; iki temel hedef basamağı üzerinden ilerlemektedir. İlki toplumsal alanlarda iletişim ve etkileşimdeki yetersizlikler, ikincisi ise birey tarafından kısıtlandırılmış ve rutine bindirilmiş ilgi alanlarıdır. Amerikan Psikiyatri Birliği (2013). OSB, yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkar ve etkileri birey üzerinde yaşam boyu devam eder. (Asha. org., t.y.). Otizmli evlada sahip ailelerin yakındığı bir diğer klinik tablo yüksek işitsel hassasiyet (hiperakuzi) durumudur. OSB 'li bireyler işitsel uyaranlara karşı genellikle öngörülemeyen ve aşırıya kaçan tepkiler vermektedir. Tager-Flusberg, Paul ve Lord ( (2005); Klintwall, Holm, Eriksson, Carlsson , Olsson ve Hedvall (2011). İşitme; bir kaynaktan çıkıp, atmosferde yayılan akustik dalgaların, dış kulak yolundan iç kulağa transfer edilmesi, iç kulaktaki sinir hücrelerinin de uyarılmasıyla karakter ve anlam kazanarak üst merkezlere iletilmesiyle oluşur. Akyıldız (1998). İşitme sistemi değerlendirilirken objektif ve subjektif olarak adlandırılan test bataryaları kullanılmaktadır. Periferik işitsel fonksiyonun değerlendirilmesinde otoakustik emisyonlar önemli bir yere sahiptir. Otoakustik emisyon testi, kısa sürede yapılabilmesi, kolay uygulanılabilirliği, sonuçlarının kolaylıkla yorumlanabilmesi ve hastanın aktif katılımına ihtiyaç olmaması (objektif) onu son derece önemli kılmaktadır. OAE 'lar temelde uyaran tipine göre; uyarılmış (Evoked) ve spontan (SOAE) olmak üzere ikiye ayrılırlar. Uyarılmış OAE 'lar ise kendi içinde stimulus frekans otoakustik emisyonlar (SFOAE), geçici uyarılmış otoakustik emisyonlar (TEOAE) ve distorsiyon ürünü otoakustik emisyonlar (DPOAE) olmak üzere üç çeşittir. Bu çalışma, DSM-5'e göre otizim tanısı almış çocukların işitsel uyaranlara karşı verdikleri aşırı tepkinin, kokleada bulunan sensöriyel mekanizmayla ilişki olup olmadığı düşüncesinden doğmuştur. Çalışmada; 6-17 yaşlarında normal işitmeye sahip sağlıklı 20 gönüllü bireye ait sağ ve sol kulak olmak üzere 40 kulak (Kontrol grubu) ve 6-17 yaş arası normal işitmeye sahip OSB tanısı almış 20 bireye ait sağ ve sol kulak olmak üzere 40 kulak (Otizm grubu) DPOAE kullanılarak değerlendirildi. 1 kHz.-1.5 kHz.-2 kHz.-3 kHz-4 kHz ve 6 kHz. 'de, sinyal gürültü oranları (SNR) ve amplitüde değerleri (λ) değerlendirildi. Bu çalışmada otizmli bireylerin DPOAE değerleri, kontrol grubuna göre SNR değerlerinde (3-4-6) kHz. 'de ve amplitüde değerlerinde (4-6) kHz. 'de yüksek olarak elde edilmiştir (p<0,05). Çalışma sonuçları otizmli çocukların iç kulak kaynaklı hiperakuziye sahip olabileceklerini düşündürmüştür. Ancak başka çalışmalarda santral işitsel yollar ve medial olivokoklear sistem uyumsuzlukların da hiperakuziye neden olabileceği ileri sürülmüştür. Bu nedenle ileriki çalışmalarda, hem iç kulağı hem de limbik sistemi değerlendiren çalışmaların kombine bir şekilde yapılması bu problemin çözümü için faydalı olabilir.
0-6 yaş otizmli çocuğu olan annelerde bağlanma, savunma mekanzimaları, aleksitimi ile suçluluk ve utanç duyguları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, 0-6 yaş grubu otizm tanısı almış çocuğu olan annelerin bağlanma, aleksitimi, savunma mekanizmaları ve suçluluk ve utanç düzeyleri arasındaki ilişkinin anlamlı olarak farklılık gösterip göstermediği incelemektir. Araştırma çalışma grubu, toplamda 0-6 yaş döneminde otizm tanısı almış çocuğa sahip 140 anneden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Veri Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği ,Savunma Biçimleri Envanteri, Suçluluk ve Utanç Ölçeği ve Toronto Aleksitimi Ölçeği kullanılmıştır. Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği 12 madde, Suçluluk ve Utanç Ölçeği 16 madde, Savunma Biçimleri Envanteri 26 madde ve Toronto Aleksitimi Ölçeği 20 maddeden oluşmaktadır. Araştırmada veri analizi tekniği olarak regresyon kullanılmıştır. Veriler SPSS Programı ile analiz edilmiştir. 0-6 yaş grubunda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuğa sahip annelerin kaygılı bağlanma stili, aleksitimi alt boyutlarını pozitif yönde ilişki görülmektedir. Diğer bir ifadeyle annelerin kaygılı bağlanma düzeyleri arttıkça duygu tanıma güçlüğü düzeylerinin arttığı bulunmuştur. Annelerin kaygılı bağlanma stili, immatür ve nevrotik savunma düzeyleri arasından anlamlı bir ilişki bulunmaktadır ve pozitif yönde ilişki görülmektedir. Annelerin kaygılı bağlanma stili, utanç ve suçluluk alt boyut düzeylerini pozitif yönde ilişki görülmektedir. Buna göre kaygılı bağlanma oranı arttıkça suçluluk ve utanç düzeyleri de artmaktadır. 0-6 yaş grubunda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuğa sahip annelerin kaçınma bağlanma stili, aleksitimi alt boyutlarını pozitif yönde ilişki görülmektedir. 0-6 yaş grubunda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuğa sahip annelerin kaçınma bağlanma stili, immatür ve nevrotik savunma düzeylerini pozitif yönde ilişki görülmektedir. Son olarak araştırmanın "0-6 yaş grubunda otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuğa sahip annelerin kaçınma bağlanma stili, utanç ve suçluluk alt boyut düzeylerini pozitif yönde ilişki görülmektedir fakat kaçınma bağlanma düzeyinin suçluluk negatif davranış değerlendirmeleri ve suçluluk onarımı negatif yönde ilişki görülmektedir. Bu sonuca göre kaçınma bağlanma düzeyi arttıkça suçluluk negatif davranış düzeyi azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Aleksitimi, savunma biçimleri, bağlanma stilleri, suçluluk, utanç, otizm
Çocukları otizm tanısı almış annelerin çocuklarını kabul-red düzeyleri ile depresyon arasındaki ilişki
Çocukları otizm tanısı almış ebeveynlerin hayatları birçok yönden etkilenmektedir. Otizmli çocukların hem bakımı hem de gelişimi sıradan çocuklara kıyasla daha fazla özen gerektirmektedir. Bu durum ebeveynlerin ruh halini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Yapılan çalışmalarda çocukları otizm tanısı almış ebeveynlerin depresyona daha yatkın oldukları belirtilmektedir. Otizmli çocuklar söz konusu olduğunda depresyonun yanında ebeveynlerin çocuklarına karşı geliştirdikleri kabul-red düzeyleri de fazlasıyla önem arz etmektedir. Otizmli çocuğa sahip ebeveynlerin kabul-red düzeyi çocuğun sağlıklı gelişimini doğrudan etkileyebilmektedir. Konuyla ilgili araştırmalar incelendiğinde otizmli çocuğa sahip olma ile ebeveynlerin kabul-red düzeyi/sıcaklık-şefkat alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bu araştırmada otizm tanılı çocuğa sahip olan annelerin çocuklarını kabul-red düzeyleri ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Ayrıca otizm tanılı çocuğa sahip annelerin depresyon ve kabul-red düzeylerinin annelerin demografik özelliklerine ve çocuğun otizm tanısı ile ilgili özelliklerine göre farklılık gösterme durumlarının araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel ve betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde hizmet veren Asya Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezine, İstanbul ABA Terapi Merkezine veya Algı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezine tedavi ve rehabilitasyon amacıyla gelen otizm tanılı çocuğa sahip anneler oluşturmaktadır. Araştırmada gerekli koşulları sağlayan 300 anneye ulaşılmıştır. Araştırmada kolayda örnekleme yöntemi ile örnekleme birim seçimi yapılmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 20 programı ile analiz edilmiştir. Annelerin tanıtıcı özelliklerinin dağılımı frekans ve yüzde ile gösterilmiştir. Ölçeklerden alınan puanlar ortalama ve standart sapma ile gösterilmiştir. Ölçeklerden alınan puanların tanıtıcı özelliklere göre farklılaşma durumları Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H ile analiz edilmiştir. Annelerin kabul-ret düzeyleri ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişki Spearman korelasyon analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın verileri %95 güven düzeyinde analiz edilmiştir. Araştırmada çocukları otizm tanısı almış annelerin depresyon düzeyleri ile çocuğa karşı duyulan düşmanlık tutumu arasında pozitif yönlü; yine annelerin depresyon düzeyleri ile çocuklarını red tutumları arasında pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir.
Otizmli çocuğu olan ebeveynlerin aile stresi psikolojik dayanıklılık ve duygu düzenleme güçlükleri ilişkisinin incelenmesi: Avcılar örneği
Kavram olarak otizm ilk kez 1943 yılında Amerikalı psikiyatrist Leo Kanner" tarafından tanımlanmıştır. Otizm, davranışsal nitelikleri de içeren nöro-gelişimsel bozukluk olmakla birlikte, sözel iletişimsel bozukluklarda, karşılıklı etkileşim gerektiren sosyal alanlarda ve stereotipik davranımlarının etkisiyle ortaya çıkabilmektedir(Kanner, 1943). Otizm spektrum bozukluğu tanısı almış olan çocuklar genel olarak ailedeki stres kaynağının nedeni olarak görülmektedir. Bununla birlikte, ailenin diğer bireylerinin karşılıklı ilişkileri ve aileyi etkileyebilecek diğer faktörlerinde (örn., evlilik niteliği, aile içi uyum, ebeveyn stresi, kardeşlik ilişkisi) çocuğun davranışlarıyla birlikte ailenin karşılaştığı zorluklarla başa çıkma becerilerini etkileyebildiği görülmüştür. Duygular; davranışsal, ruhsal ve zihinsel ve uyaranlarda ortaya çıkan, çevresel bir uyarana karşı oluşturulan yanıtlardır (Turnbull ve ark., 2006). Bireyler karşılaştıkları herhangi bir olay karşısında duygusal yönden bir tepki ve ya cevap oluşturmadan önce bazı zihinsel unsurlar karşılaştıkları herhangi bir duruma duygusal olarak tepki vermeden önce bilişsel ögeler oluştururlar ( Onat ve Otrar, 2010)
Otı̇zm spektrum bozukluğuna sahı̇p çocuklarda akustı̇k ses analı̇zı̇
Otizm spektrum bozukluğu, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan nörogelişimsel bir bozukluktur. Bu çocuklarda, insanlarla ilişki geliştirememe, aşırı soğukluk, konuşma gelişiminde gecikme, konuşma geliştikten sonra iletişimsel olmayan kullanım, rutini korumakta ısrar, basit tekrarlama gibi bir dizi karakteristik özellik mevcuttur. Duygu barındırmayan, tek düze bir konuşma ve artikülasyonda da bazı güçlükler olabilir. Bu çalışmanın amacı, atipik otizm, Asperger sendromu veya yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almış çocukların ses analizi yapılarak ses özelliklerindeki farklılıkları ortaya koymaktır. Çalışmaya 4-14 yaş arası 100 birey katılmıştır. Çalışmaya katılan bireylere /a/, /e/, /i/ fonemleri 2 saniye süre ile söyletilmiştir. Elektroglottografi cihazı, CSL ve Sona-Match programı kullanılmıştır. Yapılan ses analiziyle temel frekans (F0), formant frekans, vokal shimmer ve vokal jitter yüzdelikleri gibi parametreler değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, 4-12 yaş arasındaki bireylerde ortalama F0 değerleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken 13-14 yaşlarında ise cinsiyetler arasında anlamlı farklılık olduğu görüldü. Her iki cinsiyette de boy ve kilo ile F0 arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Yaş gruplarına bağlı olarak F0 değerinin düştüğü ve kızların erkeklere göre daha yüksek F0 değerine sahip olduğu görülmektedir. Elde edilen veriler boy, kilo ve cinsiyete göre değerlendirildiğinde her iki cinsiyette de boy ve kilo ile F0 arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Ses parametrelerindeki değişikliklerin daha fazla sayıda katılımcıyla incelenmesi parametrelerdeki spesifik değişikliğin bir tanı kriteri olarak kabul edilmesi için büyük bir adım olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Otizm, ses analizi, formant frekans, temel frekans.