Risk assesment

212 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Deniz yolcu taşımacılığı iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları: Risk değerlendirmesi ve önleyici tedbirler

Bu tez çalışması, yolcu gemilerinde hem çalışanların hem de yolcuların karşılaştığı iş sağlığı ve güvenliği (İSG) risklerini belirlemeyi ve bu tehlikeleri kaynağında yok etmeyi veya en aza indirmeyi amaçlamaktadır. Gemilerin dar kullanım alanlarına sahip olması, değişken hava koşulları ve yolcuların acil durum eğitimlerinin bulunmaması, denizdeki güvenlik yönetimini karadaki iş yerlerine kıyasla çok daha zorlu ve önemli hale getirmektedir. Araştırmada tehlikelerin büyüklüğünü ve önceliğini belirlemek için olasılık, frekans ve şiddet unsurlarını temel alan "Fine-Kinney" adlı matematiksel bir yöntem kullanılmıştır. Gemilerdeki riskler fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal olarak beş grupta incelenmiş; ulusal yasalar ve uluslararası denizcilik sözleşmeleri (SOLAS, ISM Code) temel alınarak çeşitli analizler yapılmıştır. Yapılan vaka değerlendirmelerinde; hareketli rampalardan düşme, kimyasal toksik boya kullanımı, ortak alanlardaki enfeksiyon yayılımı, dar alanlarda yük kaldırmaya bağlı fiziksel zorlanmalar ve kalabalık yönetiminin yarattığı zihinsel stres gibi sektördeki tehlikeler değerlendirilmiştir. Çözüm aşamasında sadece kişisel koruyucu ekipmanlara (baret, eldiven vb.) güvenmenin yetersiz kalacağı vurgulanarak, kazaları engellemenin en kalıcı yolunun Risk Kontrol Hiyerarşisi ilkeleri doğrultusunda tehlikeyi kaynağında yok etmek (örneğin takılmaya sebep olan atıl mapaların sökülmesi) veya daha zararsız olanla değiştirmek (örneğin su bazlı boya kullanmak) olduğu kanıtlanmıştır. Sonuç olarak araştırma; çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği alanında eğitimler verilerek desteklenmelerini, statik evraklar yerine dinamik risk analizlerinin yapılmasını ve sivil yolcuların tahliyesini de kapsayan gerçekçi acil durum tatbikatlarının düzenlenmesini önererek denizcilik sektörüne insan odaklı bir güvenlik vizyonu sunmaktadır.

Risk değerlendirmesiİş sağlığı ve güvenliği
Serhat Güler
Kocaeli Health and Technology University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2026
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliğinde psikososyal tehlike ve riskler

Günümüzde iş sağlığı ve güvenliğinin psikososyal boyutu giderek önem kazanmaktadır. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nunda psikososyal tehlike ve risklerin belirlenmesi ve önlenmesi konusuna yeterince önem verilmediği görülmektedir. Literatürde psikososyal tehlike ve risk ayrımı tam olarak yapılamamakla beraber kavramlar iç içe geçmiş durumdadır. Psikososyal faktörlerin iş sağlığı ve güvenliğindeki öneminin net olarak anlaşılamaması, çalışma ortamındaki sorunların gözlemlenmesi ve çözüm bulunması açısından, yetersiz kalınmasına neden olmaktadır. Bir iş yerinde sağlıklı bir çalışma ortamı oluşabilmesi için, bu tehlike ve risklerin, önlenmesi ve belirlenip ortadan kaldırılması zorunludur. Psikososyal tehlike ve psikososyal riskler; stres, depresyon, intihar ve ölüm gibi sonuçlara neden olabilmekte ve işletmenin örgütsel işleyişini bozabilmektedir. Bu çalışmada literatürde, iç içe geçmiş olarak görülen ve bazen birbirinin yerine kullanılan psikososyal tehlike ve risk kavramlarının ayrımının net bir biçimde yapılıp, iki kavram arasındaki farkların ortaya konması amaçlanmıştır. Uygulama kısmında ise, Mersin ilinde inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın şantiyesinde anket çalışması yapılarak, çalışanların psikososyal tehlike ve risk kavramları hakkındaki bilinç düzeylerini ölçmek ve farkındalık oluşturmak hedeflenmiştir. İstatistiksel analizlerin yapılmasında SPSS Paket programı kullanılmıştır.

MobbingPsikososyal etkilerPsikososyal sorunlar+7
Murat Yunusoğlu
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Oto tamirhanelerinde çalışanların maruz kaldığı risklerin belirlenmesi, analiz çözüm önerileri

Oto tamirhanelerinde çalışanların aşırı iş yüklenmeleri, insan-makine-çevre uyumsuzluklarından dolayı birçok iş kazası meydana gelmektedir. Bu iş kazalarına sebep olan risklerin bilinmesi, bu risklerin nelere yol açabileceği ortaya çıkarılması, risklerin maruziyetinin azaltılması ve gerekli önlemlerin alınması, iş güvenliğine riayet edilmesi ve oto tamirhanelerin iş sağlığı ve güvenliği açısından yeniden düzenlenmesiyle işçilerin güvenliği ve sağlığı güvence altına alınabilir, iş performansı arttırılabilir. Bu çalışmada Tarsus oto sanayi bölgesinde yirmiden fazla oto tamirhanesi gezilmiştir. Çalışanlarla görüşülmüş ve görüşme sonunda bir rapor hazırlanmıştır. Rapordan elde edilen verilere göre riskler ile risklerin olasılıkları ve şiddetleri tespit edilerek kayıt altına alınmıştır. Riskler 5x5 L matris yöntemiyle analiz edilerek önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca riskler, iş kazaları, alınması gereken önlemler Tarsus ve gelişmiş ülkelerdeki oto tamirhaneler ile mukayese edilmiştir.

Otomobil sektörüOtomotivRisk değerlendirmesi+1
Oğuz Can Taşyürek
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tehlikeli atık bertaraf tesislerinde meslek hastalığı ve biyolojik faktörler açısından risk değerlendirmesi

Seçilen bir tehlikeli atık bertaraf/geri kazanım tesisinde atığın taşınmasından bertaraf aşamasına kadar ki süreçteki riskler belirlenerek bunların oluşabilme analizi yapılmış ve bunlara bağlı olarak hangi önleyici tedbirlerin alınması gerektiği belirlenmiştir. Yapılan araştırmalardan doğan veri analizlerinin tehlikeli atık sektöründeki biyolojik faktörden kaynaklı oluşmakta olan ve ileride oluşabilecek meslek hastalıkları incelenmiştir. Bu çalışmada, bir Tehlikeli Atık Bertaraf Tesisinde çalışanların atıkları aldıkları mesafelerden bertaraf süresine kadarki olan, maruziyet süreleri, vücutla teması, oluşan havanın solunması gibi etkiler incelenmiştir. Kullanılacak verilerin temin edileceği yer Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) kayıtlarıdır. Tesiste uzun sürelerdir bulunan İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Uzmanı kayıtları, doktor tarafından tutulan sağlık kontrol kayıtları ve atıkların cinsine göre oluşan ve oluşabilecek meslek hastalıkları araştırılmıştır. Biyolojik risklerden kaynaklı elde edilen veriler kapsamında 5*5 L TİPİ MATRİS kullanılmıştır. Genel riskler için ise 5*5 L TİPİ MATRİS ve FİNE KİNNEY kullanılmıştır ve metotlar yardımıyla karşılaştırma yapılarak bu riskler arasındaki farklar karşılaştırılmıştır. Seçilen bir tehlikeli atık bertaraf/geri kazanım tesisinde atığın taşınmasından bertaraf aşamasına kadar ki süreçteki riskler belirlenerek bunların oluşabilme analizi yapılacak ve bunlara bağlı olarak hangi önleyici tedbirlerin alınması gerektiği belirlenmiştir. Yapılan araştırmalardaki veri analizlerde tehlikeli atık sektöründeki biyolojik risk faktörlerin kaynakları ve ileride oluşabilecek meslek hastalıkları incelenmiştir. Anahtar

Atık arıtmaAtık bertaraf yöntemleriBiyolojik özellikler+7
Hatice Ölçücü Şensoy
Tarsus University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Baraj inşaatlarında iş sağlığı güvenliği ve risk değerlendirmesi

Çalışma, Erdemli İlçesinde inşaat aşamasında olan Sorgun Barajında baraj yeri ve göl alanının mühendislik jeolojisi yönünden yapılabilirliğini araştırmak, duraylılık ve geçirimlilik sorunlarını belirlemek, baraj inşası sırasında teknik yönden ve personel kaynaklı olabilecek hataların iş kazalarına yol açmaması için iyileştirici önerileri sunmak amacıyla yapılmıştır. Risk değerlendirmesinde kullanılan veriler kayıt altına alınırken; sahadaki çalışma esnasında personellerin iş pozisyonundaki davranışları, iş makinalarının topoğrafyadaki durumu, kazı şev stabilitesi gözlemlenmiştir. Risk değerlendirmesinde olası tehlikelerin ortadan kaldırılması veya azaltılması için planlanan önerilerin geliştirilmesinde saha incelemesinden, ilgili kanun ve yönetmeliklerden faydalanılmıştır. Risk analiz metodolojileri incelenerek değerlendirmenin hazırlık aşamasında Tehlike ve İşletebilirlik Analiz Yöntemi (HAZOP) , Olursa Ne Olur (What İf….? ) ve Birincil Risk Analizi (PRA) metotlarından faydalanılmış, değerlendirme yöntemi olarak L Tipi Matris (5 x 5) belirlenmiştir. L Tipi Matris Yönteminin belirlenmesinde bu metodun OHSAH 180001 ' in temelini oluşturan BS 8800 standardında konu olması, uygulanan proseste yeniden tasarlanabilmesi ve yapılandırılabilmesi, anlaşılır sadelikte olması, bir analist tarafından gerçekleştirilmesi, hata-tehlike-eksiklerin derecelendirilip meydana gelebilecek olumsuzlukların kaynağında yok edilmesi veya azaltılması için öneriler geliştirmesi gibi nedenler mesnet olmuştur. Yapılan risk analizi ile iş sağlığı ve güvenliği yönünden iş kazalarının tespiti, azaltılması ve emniyetli bir baraj inşası için yapılması gereken esaslar belirlenmeye çalışılmıştır.

BarajlarRisk değerlendirmesiİnşaat+4
Yılmaz Şakar
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerde biyosidal uygulamalarına katılan çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından bilinç düzeyinin araştırılması ve risk değerlendirmesi: Mersin örneği

6331 sayılı İSG kanununun 2012 yılında yürürlüğe girmesiyle, kamu ve özel sektör ayrımı olmaksızın -bazı istisnai kurumlar- dışındaki bütün paydaşlar için yeni bir dönem başlamıştır. Bu bağlamda; iş yerlerinin tehlike yükü, tehlikelere ilişkin riskler, iş yerindeki uygunsuzluklar ile iş kazası ve meslek hastalıkları arasındaki ilişkilerin belirlenmesi, temel yaklaşımlar olarak dikkat çekmektedir. Ana başlıklar altında sınıflandırılmış tehlike guruplarından olan "kimyasal risk etmenlerinin" işyerlerinde değerlendirilmesi, kimyasal maruziyetinin ciddi sonuçları nedeniyle oldukça önemlidir. Bu durumla ilişkili olarak, yerel yönetimlerin önemli sorumluluklarından olan farklı sahalardaki biyosidal (tarım dışı pestisit) uygulamaları ve sorumlu çalışanların sağlık ve güvenlik durumları ele alınması gereken önemli konu başlıklarından birisidir. Pestisit maruziyetine bağlı ve etken madde türü-maruziyet yoğunluğuyla ilişkili olarak, uygulayıcıların birçok sağlık sorunuyla karşılaştıkları konuyla ilgili araştırıcılar tarafından bilimsel birçok çalışmayla ortaya konmuştur. Biyosidal uygulamaları için hazırlanmış risk değerlendirme raporları incelendiğinde, özellikle tanımlı tehlikeler konusunda farklı değerlendirmeler olduğu gözlenmektedir. Biyosidal uygulamaları gibi tehlikeli durum ve davranışlara ait uygunsuzlukların fazla olabileceği alanlarda, kapsamlı ve eksiksiz bir tehlike kontrol listesinin hazırlanması kurum çalışanları ve toplumun sağlık koşullarının iyileştirilmesi açısından oldukça önemlidir. Bu bağlamda tezin temel amacı; biyosidal uygulama sürecinin, iş sağlığı ve güvenliği açısından sahaya aktarılabilir önerilerle yeniden değerlendirilip düzenlenmesidir. Bu amaçla mevcut durum Bilimsel Araştırma Etik Kurulu'ndan izin alınarak çalışanlara anket uygulanıp belirlenmiştir. Çalışma kapsamında öncelikle iş tanımı içerisinde biyosidal uygulamaları bulunan belediye çalışanlarının mesleki riskler konularındaki bilinç düzeyi ve davranış kalıpları belirlenmiş, derlenen bu verilerden hareketle, çalışanların sahip olmaları gereken bilgi birikimi için somut önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmayla elde edilen sonuçların, biyosidal ürünlerini kullanırken daha güvenli uygulamaların teşvik edilmesi, dolayısıyla sistematik bir sürecin işletilmesi amacıyla kullanılması amaçlanmıştır. Sonuçlara göre; 151 adet biyosidal uygulayıcı personelin %97,4'ü, günde en az 6 saat uygulama yapmıştır. Diğer yandan, en fazla 5 saat çalışan ve dolayısıyla maruziyet süresi en az olan çalışanların oranı, %2,6'dır. Çalışanların %24,1'i günlük olarak kesintisiz 1 saat ilaçlama yaptığını bildirirken, günde 3 saat aralıksız biyosidal uygulaması yaptığını ifade eden çalışanların oranı %34,5'tir. Biyosidal uygulamalarında görevli çalışanların çok büyük bir bölümünün (%97,4) her gün ilaçlama faaliyetinde bulunduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Biyosidal, biyosidal uygulaması, İSG, kimyasal risk, meslek hastalığı, belediye.

BelediyelerBilinçRisk değerlendirmesi+3
Ayşe İslamoğlu
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimlerin adli toksikoloji alanında yapılan çalışmalarında iş sağlığı ve güvenliği açısından risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi

Adli bilimlerin alt dallarından biri olan adli toksikoloji; toksikoloji biliminin ve esaslarının hukuki alanlarda kullanılmasıyla davaların aydınlatılmasında önemli rol oynamaktadır. Yargıya intikal etmiş çoğu vakada canlı veya ölü şahıslardan alınan biyolojik materyaller ile delil niteliğinde olan diğer materyallerin toksikolojik analizlerinin yapılması soruşturmanın seyri açısından oldukça önem arz etmektedir. Soruşturmanın başından sonuna kadarki süreçte, birçok çalışan delil niteliğinde olan materyallerden ve toksikolojik analizlerin gerçekleştirildiği çalışma ortamından kaynaklanan biyolojik, kimyasal, fiziksel, psikososyal ve ergonomik risk etmenleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Adli toksikoloji alanındaki risklerin iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirildiği bir çalışmanın literatürde yer almaması, çok tehlikeli sınıfta yer alan adli toksikoloji laboratuvarlarına kılavuzluk edecek, iş sağlığı ve güvenliğinin önemini belirten ve alınması gereken önlemleri içeren bir kaynak oluşturmak yapılan bu tez çalışması ile hedeflenmiştir. Bu çalışmanın amacı; adli toksikoloji laboratuvarlarında iş sağlığı ve güvenliği açısından karşılaşılabilecek tehlikeleri belirlemek ve bu alanda çalışanların daha sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışabilmesi adına adli toksikoloji laboratuvarlarında yapılan çalışmalara özgü riskleri değerlendirmektir. Bu kapsamda Adana Adli Tıp Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesinde yer alan adli toksikoloji laboratuvarlarının Fine-Kinney yöntemiyle risk değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca Adana ve Mersin illerinde adli toksikoloji alanındaki çalışmalara yaptığı iş ile katkı sağlayan otopsi teknikerleri, laborantlar, biyologlar, kimya teknikerleri, kimyagerler, kimya mühendisleri, doktorlar, evrak işleri sorumluları, temizlik personelleri gibi meslek gruplarından oluşan 60 kişi ile yarı yapılandırılmış soru formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle gönüllülük esasına uygun şekilde görüşülmüş, iş sağlığı ve güvenliği hakkındaki tutum, görüş ve önerileri alınmıştır. Anahtar kelimeler: İş sağlığı ve güvenliği, Adli toksikoloji, Risk değerlendirmesi

Adli bilimlerAdli toksikolojiAdli tıp+4
Feyza Ünel
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Elektrik yapım işi sektörü için analitik hiyerarşi süreci, analitik ağ süreci ve bulanık mantık yaklaşımları ile risk değerlendirmesi: Bir firma örneği

Bu çalışmada elektrik yapım işi sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın; Analitik Hiyerarşi Süreci, Analitik Ağ Süreci ve Bulanık Fine-Kinney yöntemleri ile tehlike kategorileri önceliklendirilmeye çalışılmıştır. Analitik Hiyerarşi Süreci ve Analitik Ağ Süreci yöntemlerinde SuperDesicion paket programı kullanılmış, Bulanık Fine-Kinney metodu için ise Fuzzy Logic kullanılmıştır. Önce Analitik Hiyerarşi Süreci ve Analitik Ağ Süreci sonuçları birbirleriyle karşılaştırılmış, ardından klasik Fine-Kinney metodundan elde edilen verilerle bulanık Fine-Kinney metodundan elde edilen veriler karşılaştırılmıştır. Nihayetinde bu yöntemlerin tümü bir arada değerlendirilerek, karar vericiye mevcut tehliklerin hangilerine öncelik verilmesi konusunda öneride bulunulmuştur. Tüm yöntem sonuçları birbirleriyle karşılaştırıldığında bulanık Fine-Kinney yönteminin en uygun sonuç ürettiği kanısına varılmış ve Elektrik kategorisindeki tehlikelerin öncelikli olarak ele alınarak giderilmesi gerektiği kanısına varılmıştır. Anahtar kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Analitik Hiyerarşi Süreci, Analitik Ağ Süreci, Bulanık Mantık, Bulanık Fine-Kinney, Risk Değerlendirmesi.

Analitik ağ süreciAnalitik hiyerarşi süreciBulanık mantık+7
Umut Ergün
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabetli bireylerin diyabetik ayak risk düzeyleri ve risk faktörlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, diyabetli bireylerin diyabetik ayak risk düzeyleri ile risk faktörlerinin incelenmesi amaçlandı. Tanımlayıcı ve analitik tasarımda planlanan çalışmaya; Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi diyabet eğitim polikliniğine başvuran 278 diyabetli birey katıldı. Araştırma için gerekli etik kurul onayı, kurum izni ve hasta onamları alındı. Veriler, Eylül 2020-Mart 2021 tarihleri arasında Tanıtıcı Özellikler Formu, Diyabetik Ayak Muayene Formu, Diyabetik Ayak Bilgi Ölçeği (DABÖ), Ayak Bakım Davranışı Ölçeği (ABDÖ) ve Diyabetik Ayak Bakımı Öz Etkililik Ölçeği (DABÖÖ) formları kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde, SPSS 15.0 paket programı kullanıldı. Verilerin analizinde sayı yüzde dağılımı, ki kare, Kolmogorov Simirnov, t, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testi, tek yönlü varyans analizi; ile Spearman korelasyon testleri kullanıldı. Çalışmaya katılan diyabetli bireylerin diyabet süresinin (yıl) 13,26±6,33, HbA1c ortalamasının (%) 10,21±2,07, %51,8'inin erkek, %90,6'sının Tip 2 DM olduğu bulundu. Bu çalışmada diyabetli bireylerin %36,3'ünün diyabetik ayak gelişme risk düzeylerinin orta ve yüksek risk düzeyinde olduğu tespit edildi. Erkek cinsiyet, 65 yaş ve üzeri olma, eğitim durumu, yerleşim yeri, alkol, ayak muayenesi olma durumu, ayak bakım eğitimi, ödem, ısı, nöropati, deformite, ampütasyon ve ülser öyküsü, hipertansiyon, periferal arter hastalığı, uygunsuz ayakkabı kullanımı risk faktörü açısından istatiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.001). Belirlenen risk faktörleri için sıralı regresyon analizi yapıldı. Bu analiz sonucunda ayak bileği-kol indeksi (β=-3,26), ısı (sağ) (β=2,38), ülser öyküsü(β=-2,35), sistolik kan basıncı (β=-1,37), ayakkabı uygunluğu (β=-0,72), diyabet süresi (β=0,06) değişkenlerinin diyabetik ayak yara gelişiminde yüksek etkiye sahip olduğu belirlendi. Bu sonuçlar doğrultusunda diyabetli bireylerin organ kaybı yaşamaması için belirlenen risk faktörleri açısından ayak muayenesinin düzenli olarak yapılması, yüksek riskli diyabetik ayağın belirlenerek sıkı takibe alınması önemlidir.

Diabetes mellitusDiabetik ayakRisk değerlendirmesi+1
Neşe Koçakgöl
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

3 – 6 yaş grubu anaokullarında çocuk eksenli risk etmenleri

2012 yılında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte, çalışanların iş kazaları ve meslek hastalıklarına maruz kalmaması için önleme politikaları geliştirilmesi hedef olarak benimsenmiş, bu amaçla da birçok yönetmelik yayınlanarak uygulamaya alınmıştır. Çalışma ortamlarında bulunan ve çalışanlar dışında misafir, müşteri, kuruluş dışından hizmet alımı esnasında çalışma ortamında bulunan diğer kişiler, vb hedef kitle olarak değerlendirilmekte ve önleyici yaklaşım çerçevesinde risk değerlendirmeleri, acil durum planları, iş sağlığı güvenliği kültürünün yerleştirilmesine yönelik eğitimler, mesleki yeterlilik eğitimleri, vb. pek çok konu gündeme gelmiştir. Tüm bu uygulamalarda, yetişkin çalışma ortamları öngörülmektedir. Göz ardı edilen ancak, çok önemli olan çalışma ortamlarından biri de çocuk kreş ve anaokullarıdır. Tehlike sınıfları tebliğine bakıldığında anaokulları az tehlikeli olarak değerlendirilmektedir. Ancak, bu ortamlarda küçük çocukların olması sebebiyle yaşanabilecek ve çocukları etkileyecek önemli tehlike ve riskler söz konusu olabilmektedir. Yaşlarının küçük olması sebebiyle olası kazaları öngörebilmeleri, önlem alabilmeleri, acil durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini bilmeleri mümkün değildir. Bu sebeplerle çalışanlar dışındaki çocuk eksenli risk faktörlerini belirlemek üzere İstanbul'da farklı bölgelerdeki birkaç anaokulunda risk değerlendirmesi, vaka incelemeleri, anaokulu öğretmenleri ile mesleki problemleri hakkında anket ve çocuklar hakkında check – list çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma kapsamında; En sık rastlanan kaza durumları ve sebepleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Risk değerlendirmesi yapabilmek için check-list hazırlanarak olası tehlike ve riskler tespit edilmeye çalışılmıştır. Öğretmenlerle Mesleki problemler hakkında anketler yapılmıştır. Böylece problemlerin iki ayağı olarak öğrenci - öğretmen perspektifli problemlerin sentezi yapılabilmiştir. Sonuç olarak; anaokullarında 3-6 yaş arası çocuklar arasında en çok görülen kaza-yaralanma vakalarının sebepleri, şekilleri, görülme sıklıkları ve alınması gereken önlemler tespit edilmiş, evsel çocuk kazaları üzerine yapılan literatür çalışmaları anket, Check-list ve risk değerlendirmesi sonuçlarıyla karşılaştırılmış, iş güvenliği kültürünün anaokulu öğretmenleri üzerinde ne derece önem teşkil ettiği ve iş güvenliği kültürünün anaokullarında ne derece hakim olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır.

Bebek ölümleriEv kazalarıMesleki risk+7
Mustafa Hakan Koç
İstanbul Aydın University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Otomotiv servislerinde güvenlik riskleri, önlemleri ve risk analizlerinin karşılaştırılması

Bu çalışma;30 Haziran 2012'de 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu'nda yer alan, işverenlerin ve tüm çalışanların uymaları gereken sağlık ve güvenlik standartlarını kapsamaktadır. Otomobilin icadı ile başlayan otomotiv tamir sektöründe iş güvenliği ise,'iş yeri tanıtımı, atölye düzeni, yangın, çalışma ortamı şartları, çevre, kullanılan makine ekipmanlar, çalışanların eğitimi, kişisel koruyucular ile risk değerlendirmesi' konu başlıkları altında incelenmiştir. Risk değerlendirme yöntemleri olan L matris ve Hata Türleri Ve Etkileri Analizi risk değerlendirme yöntemleri karşılaştırma sonuçları aşağıdaki gibi elde edilmiştir: 1. L matrisinde mevcut tehlikeli durumlar için "olasılık" ve "şiddet" skalası mevcuttur. Hata Türleri Ve Etkileri Analizinde ise olası hataları nedenleri ve etkileri önem kazanır. 2. L matriste takım çalışması ve fazla deneyim gerektirmez iken, Hata Türleri Ve Etkileri Analizi deneyimli risk değerlendirme ekip üyelerine ihtiyaç duyar. 3. Değişken bakımından Hata Türleri Ve Etkileri Analizi daha fazla veri gerektirir. 4. Hata Türleri Ve Etkileri Analizi kalite sistemi ile uyumlu çalışılabilmekle birlikte L matris yönteminde bağımsız olarak çalışılabildiği bildirilmiştir.

OtomotivRiskRisk değerlendirmesi+2
Esma Baykan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Country risk assessment by applying multi-criteria decision-making methods: A case study ranking countries in the Middle East & North Africa

The Middle East and North Africa (MENA) region has been attracting many foreign investors for decades, but the current geopolitical situation has not shown a welcoming face towards them. Consequences of war, terror, riots and political changes in the region have forced many international companies to reconsider their future plans in the region or withdraw their investments from the region. On the other hand, there are also companies that have faith in the emerging market of the MENA with fewer competitors in the region. It should be hereby emphasized that narrowing down the best possible investment decision or decisions on future cooperation need accurate research on the current situation as well as an analysis and forecast of the upcoming situation in terms of various factors within the country concerned and also the region. The Multi-Criteria Decision Making (MCDM) analysis can help investors to choose the best alternative from a set of relevant criteria. In this research, three well-known MCDM methods, TOPSIS, ELECTRE, and PROMETHEE, were used to rank twenty-three countries based on twenty key indicators. The data required for this study was collected from the accessible databanks comprising the numbers published by the governments within the years 2000-2015. The outcome of these findings provides a set of country rankings for an interested group of decision makers, policy makers, stakeholders, researchers and other involved parties who are interested in the Middle East and North Africa region which is constantly on the move in the so-called Arab Spring or post-Arab Spring environment.

ELECTRE methodNorth Africa countryMiddle eastern countries+6
Ahmad Mohammadı Dehcheshmeh
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

BİST GYO (XGMYO) endeksinde faaliyet gösteren işletmelerin finansal analizleri ve risk değerlendirmeleri

Bilanço ve gelir tabloları, işletmelerin finansal durumlarını gösteren tablolar olarak adlandırılmaktadır. İşletmelerin finansal tabloları kullanarak durum analizi yapmak için kullanılan yöntemlere de finansal analiz denilir. Finansal analizler, finansal bilgi kullanıcılarına işletmelerin geçmiş ve geleceği hakkında sayısal bilgi üretip ve raporlayıp sunarlar. Ayrıca yöneticiler açısından ileriye dönük program yapabilmek ve yatırımcılar adına önemli bilgiler üretmektedir. Halka açık şirketlerin bağımsız denetim kuruluşları tarafından dönemler itibarı ile finansal denetimleri yapılmaktadır. Bu finansal raporlar Kamuyu Aydınlatma Platformunda yayınlanmaktadır. Şirketler faaliyetlerini sürdürürken birçok risk türüne maruz kalmaktadırlar. Bu risklerden bazılarını azaltma imkânlarına sahip değil iken, bazıları da şirketin kendinden ve içinde bulunduğu sektörden kaynaklanmakta olup, bunları da azaltma yoluna gitmektedir. Böylece faaliyetlerini likidite, kur, faiz riski vb. riskler arasında sürdürmeye çalışırlar. Finansal analiz ile de şirketlerin taşımış ve karşılaştıkları bu riskleri ölçmeye, tahmin etmeye ve önleyecek mekanizmaları oluşturmaya çalışacak sayısal veri ve oranlar elde etmeye çalışılır.Bu çalışmada, BİST GYO endeksinde işlem gören 10 adet gayrimenkul yatırım ortaklıklarının finansal tablolarının oran analizi yöntemi kullanılarak finansal analiz ve risk değerlendirilmesi yapılmıştır.

Analiz yöntemleriBorsa İstanbulFinansal analiz+5
İsmet Tural
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Örnek bir örme kumaş sektöründe hazop ve 5*5 uygulamalarının karşılaştırılması

İş kazalarının artmasıyla iş sağlığı ve güvenliği her geçen gün daha da ön plana çıkmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği başta çalışanların güvenliğini olmak üzere üretim ve işletme güvenliğini sağlamak için gerekli olan planlı çalışmaları yapmaktadır. Bu çalışmaların odak noktasında da disiplinli ve düzenli bir şekilde yapılmış olan risk değerlendirmesi yer almaktadır. Yapılan risk değerlendirmesiyle işletme için tehlikeler tespit edilip tehlikelerden kaynaklanan riskin büyüklüğü tahmin edilerek mevcut kontrollerin yeterliliği dikkate alınıp riskin kabul edilir olup olmadığına karar verilmektedir. Gerekli olan düzeltici ve önleyici faaliyetlere karar verilerek iş kazalarının önüne geçilmektedir. Tekstil sektörü ülkemizin lokomotif sektörlerinden biridir. Bu anlamda ihracatınında yüksek olduğu bir sektör olması da önemlidir. Tekstil sektörü kendi içinde geniş bir ürün yelpazesine sahiptir. Böyle önemli bir sektörün üretim aşamalarındaki hususlarda göz ardı edilemez. Makine ağırlıklı olan tekstil sektöründe, sanayi devriminden sonra üretimde hız sağlanırken birtakım sorunlarında artışı gözlemlenmiştir. Sektör içinde makineleşmenin artması ve çalışılan alanlarda daha çok insan bulunmasıyla birlikte iş kazaları ve meslek hastalıkları da artmıştır. Bu durum tekstil için iş sağlığı ve güvenliği önemini ortaya koymuştur. Her ne kadar tekstil sektöründe işverenler iş sağlığı ve güvenliği maliyetlerini fazlalık olarak görüp göz ardı etmeye çalışsalarda devlette bu sektörle ilgili birtakım çalışmalar yapmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından işverenlerin eğitimi ve iş mevzuatından kaynaklanan yükümlülükleri konusunda bilinçlendirilmeleri amacıyla el kitapları serisi arasında ''10 Soruda Tekstil Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemleri'' yer almaktadır. Bunun gibi tekstil sektörü için yapılmış başka kaynaklarda vardır. Devletin bu girişimleri tekstil sektörünün bir kısmında önlemek ödemekten ucuzdur mantığını oluşturmuştur. İş kazaları ve meslek hastalıkları yapılan araştırmalar göre %50'sinin kolaylıkla önlenebileceği, %48' inin sistemli bir çalışma ile önlenebileceği, %2'sinin ise önlenemeyeceği ortaya çıkmıştır. Bu sebeple işyerlerinde tehlike kaynakları belirlenebilirse oluşabilecek riskler öngörülebilecek, kontrol altına alınabilecektir. Böylelikle iş kazaları azaltılmış olacak ve tehlikeler ortadan kaldırılabilecektir. Bunu ancak sistemli bir çalışma olan risk değerlendirmesiyle gerçekleştirmek mümkündür. Bu çalışmada da risk değerlendirme metodolojilerinden HAZOP ve 5x5 matris yöntemi kullanılmıştır. Çalışma için tekstil alt sektörlerinden olan örme kumaş imalatı yapan İstanbul'da bir firma seçilmiştir. Mevcut tehlikeler belirlenip tehlikelerin sonuçları ortaya koyulmuş, hafifletici ve önleyici mevcut kontroller var mı diye gözden geçirilmiş ve alınacak önlemler belirlenmiştir. Öncelikle 5x5 matris yöntemi için oluşturulan tablo içinden HAZOP için örnek birkaç tehlike belirlenip HAZOP çalışmasıyla da aynı tehlikeler için risk değerlendirmesi yapılmıştır.

Risk değerlendirmesi
Tüba Kabakulak
İstanbul Aydın University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Perakende marketçilik sektöründeki hile risklerinin ölçülmesi-Değerlendirilmesi ve bir uygulama

Her işletmede ve her sektörde ortaya çıkan hile riski önemli derece sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışan personellerden şirket yöneticilerine kadar , uygun pozisyon olması halinde hile risk hali kaçınılmazdır.Bu tezimizde perakende marketçilik sektöründeki hile riski ile alakalı bir takım gelişmeleri ve neticelerini ortaya koyacağız.Perakende marketçilik sektöründe hile riskini önleyebilmek ve zamanında müdahale ederek bu riskin ortadan kalkmasını önlemeye çalışmaktır. Şirketlerdeki iyi bir iç kontrol mekanizması ve dahil edilen iç denetim biriminin önemini kapsamaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı; perakende marketçilik sektöründe hile riskinin ölçülmesi ve değerlendirilmesidir. Risk unsuru taşıyan alanları değerlendirilebilir ve raporlanabilir düzeye getirmek başlıca amacımdır. Bu riskin büyüklüğü yada küçüklüğü arasında bir fark olmadığını ve küçük bir risk gibi görünen olayların ileride doğabilecek neticelere yol açmasını gösterebilmektir.Uygulama olarak ise anketlere ve şirket yetkilileri ile birebir görüşmelere, risk raporlamalarına yer verilecektir. Şirketlere konulan prosedürler hileden cayma sebepleri arasındadır.En güvenilir risk, önlenebilir olan risktir.

HileHileli işlemlerPerakende sektörü+4
Tuğçe Bayrak
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hile riskinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi: Tekstil sektöründe bir uygulama

Küreselleşme,bilgi teknolojisi ve artan rekabet tüm dünya ülkelerinde hile riskini arttıran temel unsurlardır.Hilenin işletmeler üzerindeki olumsuz etkisine karşın Türk tekstil sektörünün hileyi önlemek,ortaya çıkarmak ve karşılık vermek için geliştirilmiş bir sistemi yoktur.Bu çalışmanın temel amacı etkili bir iç kontrol ve kurumsal yönetim ilkelerinin tekstil sektöründe ne derece yer aldığından yola çıkarak hile riskinin ölçülmesi ve değerlendirilmesidir.Çalışmada sektöre yönelik önceden hazırlanan sorular departman çalışanlarına ve departman yöneticilerine mülakat yöntemiyle sorular sorularak cevap alınmaya çalışılmaktadır.Konunun hassasiyeti, kapsamı ve çalışmada kullanılan yöntem dolayısıyla çalışma 2 firmayla sınırlı tutulmuştur.Uygulama sonucunda, tekstili sektöründe uygulanan kontrollerin yeterli olmadığı sonucuna varılmaktadır.Hile riskinin önlenmesi ve ortaya çıkarılmasında önemli bir fonksiyon üstlenen iç kontrol ve kurumsal yönetim ilkelerinin işletmeler tarafından benimsenmesi ve bu sayede hile riskinin azaltılması sağlanmalıdır.

HileHileli işlemlerMuhasebe hata ve hileleri+4
Asuman Öksüz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

ISO 31000: 2018 risk yönetimi standardı ve örnek üretim işletmesi üzerinde uygulaması

Teknolojik gelişmeler ve küreselleşme ile birlikte işletmelerin iş yapma biçim ve yöntemleri son derece değişiklik göstermiş ve karmaşık hale gelmiştir. İşletmeler faaliyetlerini yürütürken çok sayıda belirsizliğe ve riske maruz kalmaktadır. Özellikle günümüzde iş yapma biçimleri ile beraber risklerin çeşitliliği de artmış bulunmaktadır. Bu durumun doğal bir neticesi olarak iş yapma süreçlerinin mümkün olduğunca sekteye uğramaması ve daha iyiye evrilebilmesi için risk yönetimi mekanizmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Risk, bu süreçte arızi bir unsur olmaktan ziyade, işletmelerin her zaman maruz kalabilme ihtimali olduğu ve yönetmeye hazır oldukları bir unsur olarak görülmelidir. Bilimsel temeller üzerine inşa edilmiş ve uluslararası mecrada kabul görmüş risk yönetim standartlarının uygulanması işletmeler için son derece elzemdir. Bu amaçla ISO 31000 risk yönetim standardı, işletmelerin risk yönetimi sistem ve süreçlerini inşa etmeleri ve risk yönetim evrelerini yürütmeleri açısından başat bir aktör konumundadır. İşletmelerin zamanın gereklerine ayak uydurabilmesi, değişime adapte olabilmesi ve stratejik amaçlarını gerçekleştirebilmesi gibi durumlar sağlıklı bir risk yönetim süreciyle mümkündür. Ancak bu şekilde işletmeler daha uzun ömürlü olabilir ve büyüme hedeflerini gerçekleştirebilirler. Çalışmamızda risk kavramı, riskin türleri, risk yönetimi süreçleri detaylıca irdelenmiş ISO 31000 risk yönetim standardı tafsilatıyla açıklanmış ve örnek bir üretim işletmesi üzerinde uygulaması gösterilmiştir.

ISO 31000 : 2018Kurumsal risk yönetimiRisk değerlendirmesi+4
Mehmet Ağgül
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yapısal risk ve kontrol riski değerlendirmelerinin denetim sürecine katkılarının bankacılık ve reel sektör açısından değerlendirilmesi

Ekonomik hayatın önemli unsurları olan şirketler ve bankalar her gün gerçekleştirdikleri faaliyetler sırasında pek çok risk ile karşılaşmakta ve gelişen ekonomik ortamda bu risklerin etkin bir şekilde yönetilmesi her gün daha fazla önem kazanmaktadır. Risk Yönetimi sürecinin önemli bir parçası olan yapısal risk ve kontrol riski değerlendirmeleri, şirket yönetimlerine risklerini önceden tespit ederek bu riskleri önlemeye yönelik aksiyonları alma imkânı sağlamakta, firmanın maddi ve manevi zarara uğramasını engellemektedir. Bu çalışmanın temel amacı; yapısal risk (içsel risk) ve kontrol riski (artık risk) değerlendirmelerinin denetimin etkinliğini artırdığı tezini savunmaktır. Denetim öncesi gerçekleştirilen yapısal risk ve kontrol riski değerlendirmelerinin denetim evreninin belirlenmesi ve yüksek riskli alanların önceliklendirilmesi açısından son derece önemli olduğu düşünülmektedir. İşletmenin önceden tespit edilmiş riskli alanlarına odaklanılarak denetimin etkinliği artırılmakta, zaman ve personel açısından kaynak verimliliği sağlanabilmektedir. Çalışma kapsamında günümüzün en önemli kavramlarından olan sürdürülebilirlik kavramı üzerinde de durularak; risk kontrol değerlendirmelerinin gerek işletmelerin sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmalarına katkılarına gerekse risk kontrol değerlendirmeleri ile desteklenen risk yönetimi ve denetim faaliyetlerinin işletmelerin kurumsal sürdürülebilirliği üzerindeki katkılarına değinilmektedir. Yapısal risk ve kontrol riski değerlendirmelerinin denetim sürecine yaptığı katkılar çalışma kapsamında reel sektör ve bankacılık sektörü göz önünde bulundurularak değerlendirilmektedir. Risk kontrol değerlendirmelerinin yasal zorunluluklar nedeni ile bankacılık sektöründe daha etkin bir şekilde yapılmakta olduğu vurgulanarak reel sektörde yer alan firmaların bu konuya yaklaşımları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmektedir. Çalışmada ayrıca yerel işletmeler ile yabancı menşeli işletmelerin risk kontrol değerlendirmesine bakış açılarına da yer verilerek bu işletmeler arasındaki farklılıklar üzerinde de durulmaktadır. Çalışma kapsamında banka ve şirketlerin uygulamalarını paylaşmak istememeleri nedeni ile risk kontrol değerlendirmesi uygulamalarına yer verilememiş olsa da firmaların faaliyet raporları ve sürdürülebilirlik raporları üzerinden içerik analizi yapılarak bankacılık sektörü ve reel sektör açısından risk kontrol değerlendirme sürecine bakış açısı yorumlanmaya çalışılmaktadır. Bu çalışma süresince risk kontrol değerlendirmesi süreci ve denetim ilişkisi hususunda yerli ve yabancı kaynaklardan yararlanılarak literatür taraması yapılmış olup reel sektör ve bankacılık sektörü karşılaştırmasını içeren herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Literatürde bu alanda yer alan araştırmalar daha çok risk yönetimi, kurumsal risk yönetimi, operasyonel risk yönetimi ya da denetim konularında yapılan akademik çalışmalardır. BIST Sürdürülebilirlik endeksinde Kasım 2017-Ekim 2018 döneminde yer alan 50 firmanın faaliyet raporları ve sürdürülebilirlik raporları üzerinde gerçekleştirilen içerik analizi çalışmamız sonucunda yapısal risk ve kontrol riski değerlendirmelerinin en etkin şekilde bankacılık sektöründe yapıldığı gözlenmiştir. Bankacılık sektörü kadar olmasa da etkin risk kontrol değerlendirmesi yaptığı düşünülen işletmeler Sermaye Piyasası Mevzuatına tabi olan halka açık işletmelerdir. Bu işletmelerden özellikle Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi'ne (BIST) tabi işletmelerin yapısal risk ve kontrol riski değerlendirmelerini diğer işletmelere göre daha etkin bir şekilde yaptıkları düşünülmektedir. Bankaların risk kontrol değerlendirmesi yöntemini kullanmalarının en önemli sebeplerinden birinin tabi oldukları yasal mevzuatın onları risk kontrol değerlendirmesi yapmaya zorunlu tutması olduğu görülmüştür.

BankacılıkBankacılık sektörüBorsa İstanbul+7
Seda Karaman
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yapısal riskin bağımsız denetim riskinin denetçi açısından kabul edilebilirliği üzerindeki rolünün değerlendirilmesi

Günümüz Türkiye şartlarında bağımsız denetime tabi olan işletme kapsamının artışına paralel olarak bağımsız denetçi ve denetim kuruluşlarının sayısı da hızlı bir artış göstermiştir. Denetlenen işletmelerin finansal tablolarındaki hatalardan ve hilelerden dolayı bağımsız denetçinin denetim riskini hedeflenen düzeye indirememesi yapısal risk faktörünü ve kontrol ortamlarının risk seviyelerini doğru tespit ederek denetim riskinin makul bir düzeyde sağlanamamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle denetçinin hangi durumlarda yapısal riskin kabul edilebilir olmadığına karar vermesi veya yapısal riski çok yüksek olsa dahi kontrol testleri sonucu denetim riskini hedeflenen düzeye indirebileceğini yorumlanması ve bazı ölçek yeni yöntemlerle ulaştığı sonuca bağlı kararını vermesi gerekmektedir. Çalışmamızda, bağımsız denetçilerin, denetim öncesi müşteri firmayı ve sektörü tanıma, firma hakkında bilgi ve referans toplama ve denetime olan ihtiyacın bilinmesi ayrıca varsa önceki denetçi ile görüşülerek firmanın finansal durumu ve yönetimin profili hakkında bilgi alınarak, bu denetim işinin etik kurallar gereği mesleğin itibarına leke düşürecek bir durum taşımadığı farkındalığı ile denetim öncesi yapısal riski ve kontrol riski analizini hangi politika ve prosedürlerle yapıldığını araştırarak, denetçinin hangi durumlarda müşteriyi kabul veya reddetme kararı aldığı incelenmiştir.

Bağımsız denetimBağımsız denetim kuruluşlarıBağımsız dış denetim+7
Murat Yılmaz
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Examination of fire safety measures taken in refunctioned hospital buildings

Fire is a disaster which can cause great harm to buildings and their occupants in a short time. In the face of such a disaster, importance of protecting of health care facilities becomes more important because of physical and mental conditions of their occupants and stored combustible and flammable materials in health care buildings such as hospitals. In Istanbul, many private health care institutions serve people. These institutions often rent or buy the buildings which were designed and constructed for different types of functions and then renovate them into health care premises. During this renovation process, fire safety measures are neglected or considered as less important. But in fact, these measures should be taken very carefully and be applied properly during these renovation works. Additionally, importance of adapting fire safety measures into the new function of these buildings emphasize in the Turkey's Regulation on Fire Protection. This study focuses on buildings located in Istanbul which are built for different functions but renovated into health care buildings and are still in use. Buildings which are built as health care buildings are beyond the scope of this study. The aim of this research is to investigate how fire safety measures are applied to these buildings which refunctioned into health care premises. In this way, the importance of applying fire safety measures properly according to owners of health care institutions can be analyzed. In health care buildings, certain rooms within patient-access areas constitute a particular fire hazard. These are known as "fire hazard rooms" and may include: chemical stores, cleaners' rooms, linen stores, disposal rooms, laboratories, lift-motor rooms, storerooms, kitchens, X-ray film and record stores, boilerhouses, flammable stores, laundries, main electrical gear, medical gas stores, medical records, pharmaceutical (manufacturing) areas. Healthcare staff must therefore make every effort to prevent fires from starting and must be prepared to respond if a fire breaks outs. When fires do occur in hospitals, improved fire alarm systems and fire suppression systems such as sprinklers should help to reduce the damage. All health care buildings must be subdivided into separate smoke compartments where patients can be moved without having to leave the building or change floors. Every health care institution needs to plan how the occupants will be kept safe in case of fire or smoke. Due to the fact that so many patients may be medically unstable and dependent on mechanical support equipment, complete evacuation of the facility in case of fire is to be initiated only as a last resort, and must proceed in a planned and orderly manner. Risk analysis is systematic use of available information to determine how often specified events may occur and the magnitude of their consequences. A fire risk assessment involves a physical inspection of the building to determine the adequacy of the existing fire precautions and the need for any additional measures. However, of equal importance to the physical inspection is a review of fire safety management in the organisation and consideration of the human factors – how people will respond to an emergency and whether they will take appropriate action. There are various risk analysis methods exist. Checklist method is chosen for this study. The checklist method employs the creation of a checklist of potential fire hazards and consideration of fire protection measures, either in place or to be added, to arrive at an assessment of the fire risks. The creation of a checklist of potential fire hazards allows a systematic check of potential fire hazards that are in place. 15 refunctioned hospital buildings were examined on-site with the help of their technical drawings. There are many big deficits in examined case buildings. These major deficiencies should be approached from many perspectives such as; the architects/engineers or firms who are responsible from renovation works, management or board of the premises, law-makers and users of buildings. For a good fire safety policy in buildings, priority should be occupant safety. Coordination between lawmakers, boards of institutions, designers and occupants becomes highly important issue in these kind of buildings. This study aims to arise awareness of the fire precautions which are being neglected during renovation works for refunctioned buildings.

Hospital buildingsRisk assesmentFire+1
Furkan Eruçar
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuk hastalarda cerrahi öncesi COVID-19 yönünden risk değerlendirme

COVID-19 pandemisi sırasında çocuk hastalarda cerrahinin yarattığı risk ve alınması gereken önlemler konusu yeterince araştırılmamıştır. Bu çalışmada, Çocuk Cerrahisi uygulanacak hastalarda riski belirleyecek bir yöntem oluşturulması ve bu yöntemin etkinliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma Bir Üniversite Hastanesinin Çocuk Cerrahisi Kliniği'nde 05.03.2021- 30.07.2021 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırma prospektif, tanımlayıcı ve kesitsel niteliktedir. Belirlenen tarih aralığında çalışma kriterlerine uyan ve onam veren tüm hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS, for Windows 21.0 istatistik paket programı kullanılmış, Karşılaştırmalarda Ki-kare, Fisher-exact test kullanılmıştır. PCR (Polimeraz zincir reaksiyonu)testi sonucu ve semptom ilişkisi değerlendirmede Kappa ve McNemar testleri kullanılmış ve P<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. COVID-19 PCR (Polimeraz zincir reaksiyonu) testinin pozitif sonuçları dikkate alınarak formun duyarlılık, özgüllük, pozitif kestirim değeri (PKD), negatif kestirim değerleri (NKD) hesaplanmıştır. Çalışmaya alınan 236 hastanın 31'ine (% 13.1) COVID-19 tanısı konmuştur. Bu olgulardan sekizinde (8/31: %25.8) hiç semptom saptanmamıştır. Yaş grupları, cinsiyet ile COVID-19 tanısı arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Çocukta, öksürük, burun akıntısı, bulantı-kusma, halsizlik/kırıklık bulguları ile ailede ateş, öksürük, kas ağrısı, nefes darlığı, baş ağrısı, tat-koku alamama bulguları COVID-19 tanısıyla ileri derecede ilişkili bulunmuştur (p < 0.001). Ailede son 14 gün içinde COVID-19 tanısı, COVID-19 temas/şüphesi ile karantina ya da solunum sistemi hastalığı konulan kişi varlığı ile COVID-19 tanısıyla anlamlı olarak ilişkili bulunmuştur (p< 0.001). Tanı değerleri incelendiğinde; çocukta herhangi bir semptomun saptanması; duyarlık: % 74.2, özgüllük : %91.7, PKD: % 57.5. NKD: %91.7, üç ve daha fazla bulgu saptanması; duyarlık: % 25.8 özgüllük : % 100, PKD: % 100, NKD: % 89.9 ve formda herhangi bir soruya olumlu yanıt olması; duyarlık: %83, özgüllük: % 81.9 PKD: % 41.2 NKD: % 97.1 olduğu görülmüştür. Sonuçta bu yöntem ile, ameliyat öncesi çocuklarda COVID-19 yönünden risk araştırılmasının oldukça etkin olduğu görülmüştür. Asemptomatik olguları saptamak için daha geniş sorgulama formları geliştirilebilir. Bu tür sorgulama formları teletıp gibi uygulamalar için faydalı olabilir. Anahtar kelimeler: COVID-19, Çocuk Cerrahisi, Risk Faktörleri, Risk Değerlendirme Formu

COVID 19CerrahiKorona virüs enfeksiyonları+4
Pakize Aygün
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İtfaiye çalışanlarının çalışma şartlarına yönelik risk değerlendirmesi ve güvenli çalışma önerileri

Günümüzde iş kazaları ve meslek hastalıklarının artmasıyla birlikte iş sağlığı ve güvenliğine verilen önemde artmaktadır. Her sektörde ve her çalışma alanında iş kazaları olabilmekte ve meslek hastalıkları oluşabilmektedir, bunun sonucu olarak risk değerlendirmesi işletmeler için mecburi hale gelmektedir. Ülkemizde uygulanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu içeriğinde de risk değerlendirmesinin her işletme için mutlak gerekliliği önemle belirtilmektedir. Bu çalışmamızda, itfaiyelerde iş sağlığı ve güvenliğinin önemine değinilerek, Türkiye'de itfaiye teşkilatlarının istasyonlarında ve itfai olaylar esnasında meydana gelebilecek kazalar, tehlikeli durumlar, riskler ve meslek hastalıkları iş sağlığı ve güvenliği açısından irdelenerek konuya yönelik alınan önlemler ve uygulamalar 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Uşak Tekstil Organize Sanayi Bölgesi İtfaiye Grup Amirliği'ndeki birimler ve müdahale sırasında gerçekleştirilen uygulamalar iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında incelenmiştir. Yapılan incelemeler ile beraber 5x5 matris metodunda risk değerlendirmesi hazırlanmıştır. Bu risk değerlendirmesinin sonucu olarak da daha güveli çalışma şartlarının oluşturulmasına yönelik öneriler sunulmuştur.

GüvenlikRisk analiziRisk değerlendirmesi+3
Yılmaz Karadaş
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Diş hekimliği fakültesinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden incelenmesi: Risk değerlendirmesi örneği

Sağlık Bakanlığı Sağlıkta Kalite Standartları kriterlerinde önemli bir yere sahip olan risk yönetimi hasta, hasta yakını, ziyaretçi, çalışan, tesis ve çevre güvenliği ile hastanede sunulan hizmetlere ilişkin tanımlanan diğer risklerin önlenmesi veya kaynağında mücadele edilerek en az seviyeye indirilmesi açısından yol gösterici olmaktadır. Sağlık sektörü karmaşık yapılı bir sektör olduğundan ve riskler birimlere özgü olabileceğinden risk analizi yaparken hangi metodun kullanılmasının daha doğru olduğunu bilmek ve buna yönelik analizler yapmak önemli bir adımdır. Yaptığımız bu çalışmada iki çeşit risk analiz metodu kullanarak hangi yöntemin daha kullanılabilir olduğunu görmek ve risklerin iki metot arasında ne kadar farklı derecelenebileceğini tespit etmek için L tipi matris ve Fine Kinney Metodu birlikte kullanılmıştır. Yapılan değerlendirmede elde edilen veriler sonucunda belirlenen 47 risk L tipi Matris metoduna göre değerendirildiğinde, 15'i önemli düzeyde, 30'u orta düzey, 2'si tolere edilebilir risk; Finne Kinney metoduna göre hesaplandığında ise 9'u olası, 14'ü önemli, 12'si esaslı ve 12'si tolere edilemez risk belirlenmiş ve bunlara neden olan tehlikeler tespit edilerek her risk için alınması gereken önlemler belirtilmiştir Belirlenen riskler ve önerilen önlemler dikkate alındığında yapılacak olan iyileştirmeler hasta ve çalışan güvenliğinde önemli olumlu sonuçlar sağlayarak hizmet kalitesinin de arttırılmasında önemli rol oynamaktadır.

Diş Hekimliği FakültesiDiş hekimleriRisk analizi+4
Yağmur Erdal
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliğinde risk değerlendirmesi: Uşak Üniversitesi yemekhanesinde bir uygulama

Çalışma hayatında teknolojik ve bilimsel gelişmelerle birlikte iş sağlığı ve güvenliği önemli bir konu haline gelmiştir. Çalışma ortamından veya işin yürütümünden kaynaklanan tehlike ve risklerin belirlenmesi iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesinde büyük yer tutmaktadır. Yemekhane ortamı iş sağlığı ve güvenliği kapsamında incelenmesi gereken çalışma alanlarındandır. Yemekhane alanlarında fiziksel, biyolojik, ergonomik, kimyasal ve psikolojik açıdan birçok tehlike ve risk mevcuttur. Yoğun iş yükü ve hızlı çalışma yapılan yemekhane sektöründe iş sağlığı ve güvenliği açısından ortaya çıkan problemlerin belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla yapılan bu çalışma da tehlike ve risklerin belirlenmesi için risk değerlendirmesi yapılmıştır. Risk değerlendirmesi ile iş sağlığı ve güvenliğine yönelik alınması gereken önlemler 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu araştırmada risk analiz yöntemi olarak L tipi matris metodu kullanılmıştır. L tipi matris metodu ile birlikte yemekhane ortamındaki tehlike ve riskler belirlenerek risk düzeylerine göre önleyici tedbirler belirlenmiştir. Yapılan çalışma kapsamında iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına öneriler sunulmuştur.

RiskRisk analiziRisk değerlendirmesi+5
Kübra Özdemir
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00

Related subjects