Self-efficacy

946 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Öz duyarlılığın psikolojik dayanıklılık, psikolojik iyi oluş ve öz yeterlilik üzerindeki etkisi

Bu çalışmada öz duyarlılığın psikolojik dayanıklılık, psikolojik iyi oluş ve öz yeterliliğin hemşireler üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bununla birlikte öz duyarlılığın psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinde psikolojik iyi oluş ve öz yeterliliğin aracılık rolü de araştırılmıştır. Bu amaçla, Osmaniye ilinde bulunan özel ve devlet hastanelerinden basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 447 hemşireye uygulanan anket ile veriler toplanmıştır. Verilerin analizi için, doğrulayıcı faktör analizi, Pearson korelasyon (ölçek puanlarının ilişkisi), bağımsız gruplar t testi, tek yönlü ANOVA testi (demografik özelliklere göre karşılaştırmalar) kullanılmıştır. Ayrıca modelin hipotezlerini test etmek için bootstrap tekniği ile Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öz duyarlılık ile psikolojik dayanıklılık arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ancak özduyarlılık ile psikolojik iyi oluş ve öz yeterlilik arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Ayrıca literatürle benzer olarak, öz yeterlilik, psikolojik iyi oluş ve psikolojik dayanıklılık arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu sonucu çıkmıştır. Yapılan aracılık analizi sonucunda ise, öz duyarlılığın psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinde öz yeterliliğin ve psikolojik iyi oluşun aracılık rolü olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır.

Psikolojik dayanıklılıkPsikolojik iyi oluşYeterlilik+2
Gülesin Tut
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının aktif vatandaşlık öz yeterliliklerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Ege Bölgesi örneği)

Bu araştırmada Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının aktif vatandaşlık öz yeterliliklerinin ne düzeyde olduğu tespit edilerek, cinsiyet, öğrenim görmekte olduğu sınıf düzeyine, öğrenim görmekte olduğu üniversiteye, lisans eğitimine başlamadan önceki yerleşim alanına, sivil toplum kuruluşlarına üyelik durumlarına, siyasi gündemi takip etme durumuna ve aile ortalama gelir düzeyi değişkenlerine göre incelenmesi amaçlanmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinin bir çeşidi olan anlık tarama modeli ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılı Ege bölgesindeki devlet üniversitelerinde Sosyal Bilgiler öğretmenliği programında öğrenim gören öğretmen adaylarıdır. Araştırmaya Ege bölgesinde yer alan 9 devlet üniversitesinde öğrenim gören 749 1. ve 4. Sınıf Sosyal Bilgiler öğretmen adayı katılım sağlamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak aktif yurttaşlık öz yeterlilik ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının aktif vatandaşlık öz yeterlilikleri yüksek düzeyde tespit edilirken cinsiyet, sivil toplum kuruluşlarına üyelik durumu, siyasi gündemi takip etme durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiğinin sonucuna ulaşılmıştır.

Aday öğretmenlerSosyal bilgiler eğitimiSosyal bilgiler öğretimi+2
Şevket Süvari
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özelliklerinin çalgı öz yeterlik durumlarını yordaması (Ege Bölgesi örneği)

Bu araştırmanın amacı, müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özelliklerinin çalgı öz yeterlik durumlarını yordama durumunu incelemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; Türkiye'nin Ege Bölgesinde bulunan müzik eğitimi anabilim dallarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, Ege Bölgesinde yer alan Muğla, Denizli, Aydın, İzmir illerindeki müzik eğitimi anabilim dallarınında sürdürülmüş ve bu bölümlerde öğrenim gören birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmanın verileri; şeker (2016) tarafından geliştirilmiş olan "Çalgı Performansına İlişkin Öz Yeterlik Ölçeği", John, Donahue, ve Kentle (1991) tarafından geliştirilip, Türkçe uyarlaması Karaman, Doğan ve Çoban (2010) tarafından yapılan "Beş Büyük Kişilik Faktör Envanteri" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Çalışmada sıklık, açıklayıcı, tek yönlü varyans (ANOVA), bağımsız örneklemler t-testi, pearson ilişki, basit doğrusal regresyon analizleri kullanılmış ve veriler SPSS 12.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlarda, müzik öğretmeni adaylarının çalgı öz yeterlik durumları 10 puan üzerinden 5.54 olarak tespit edilmiş ve bu durum ortanın biraz üzerinde olarak yorumlanmıştır. Çalgı öz yeterlik ölçeğinde en yüksek ortalamanın kendini yeterli görme ve psikolojik göstergelerde olduğu, en düşük ortalamanın ise kendini yetersiz görme alt boyutunda olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda çalgı öz yeterlik ölçeği ile çalgı solo performans ve çalgı not ortalaması arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Diğer taraftan beş büyük kişilik faktör envanterinden elde edilen bulgular incelendiğinde; en yüksek ortalamanın sırasıyla açıklık, uyumluluk, öz denetim ve dışa dönüklük alt boyutlarında, en düşük puan ortalamasının ise nevrotizim alt boyutunda olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra dışa dönüklük, öz disiplin ve açıklık kişilik özelliği ile solo performans arasında p<,05 düzeyinde pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken, açıklık kişilik özelliği ile not ortalaması arasında da p<,05 düzeyinde pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özellikleri ile çalgı öz yeterlik durumları arasındaki ilişki incelendiğinde ise; dışa dönüklük, uyumluluk ve öz denetim alt boyutları ile çalgı öz yeterlik ölçeğin alt boyutlarından kendini yeterli görme ve psikolojik göstergeler arasında pozitif yönde p<,05 düzeyinde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Aynı zamanda nevrotizm alt boyutu ile çalgı öz yeterlik ölçeği ve kendini yetersiz görme arasında da pozitif yönde p<,05 düzeyinde anlamlı ilişkiler saptanırken, açıklık kişilik özelliği ile; çalgı öz yeterlik ölçeği, ölçeğin kendini yeterli görme ve psikolojik göstergeler alt boyutları arasında p<,05 düzeyinde, pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca açıklık kişilik özelliği ile kendini yetersiz görme alt boyutu arasında p<,05 düzeyinde, negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özellikleri ve çalgı öz yeterlik durumları arasında anlamlı ilişkiler olsa da, beş büyük kişilik özelliklerinin müzik öğretmeni adaylarının çalgı öz yeterlik durumlarını yeterince önemli olmayan düşük bir düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: müzik eğitimi, çalgı eğitimi, çalgı öz yeterlik, beş büyük kişilik özelliği

Aday öğretmenlerBeş faktör kişilik modeliKişilik özellikleri+5
Aze Bölek
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Polikliniğine başvuran tip 2 diyabetik hastaların diyabet öz yönetiminin değerlendirilmesi

Bulgular: Bu çalışmada Tip 2 diyabetik hastalarının diyabet öz yönetimlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız, kesitsel bir çalışma olarak planlanmış olup Mart-Nisan 2021 tarihleri arasında, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları polikliniğine başvuran 377 Tip 2 Diyabet tanılı hasta üzerinde, katılımcılarla birebir anket uygulaması ile veri toplanarak yapılmıştır. Diyabete yönelik değerlendirmenin yapılması amacıyla araştırmacı tarafından literatür taranarak hazırlanan sosyodemografik form ve Tip 2 diyabetli kişilerde diyabet öz yönetim ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler uygun istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiş ve tüm analizlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 62,1 ± 12,2 yıl olup katılımcıların %55,4'ü erkek ve %44,6'sı kadın olarak saptanmıştır. Katılımcıların %80,6'sı evli, %44,9'ü ilkokul mezunu, %44,8 emekli, vücut kitle indeksi (VKİ) ortalaması 29,7±4,9, %44,6'sı obez olarak bulunmuştur. Katılımcıların diyabet öz yönetim ölçeğinden aldığı puanlar karşılaştırıldığında; cinsiyet, eğitim seviyesi, VKİ durumu, ailesinde diyabet hastalığı olanlar, diyabet eğitimi alma, diyabet tanı süresi, diyabete ek başka kronik hastalık varlığı, diyabet tedavi şekli, tedaviyi düzenli kullanımı, grip aşısı yaptırma, zatürre aşısı yaptırma, son 1 yılda diyabetle ilgili hastaneye başvuru ve pandemi döneminde diyabet takipleri açısından anlamlı fark saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: Çalışmamızdan sonuç olarak tip 2 diyabetli hastalarında diyabet özyönetiminin diyabetin önemli bir basamağı olduğu, hastaların her muayene sırasında diyabet eğitimlerinin verilmesi önemlidir. Anahtar Kelimeler: Tip 2 diyabet, öz yönetim, diyabet öz yönetim ölçeği

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Eğitim ve araştırma hastaneleri+4
Fatih Karamanlı
Muğla Sıtkı Kocman University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Astımlı çocuk ve adölesanların hastalıklarına yönelik tutumları ile öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Dünya'da prevelansı gittikçe artış gösteren kronik bir hastalık olan astım öz yeterlilik ve tutum algısını etkileyen bir hastalıktır. Yüksek öz yeterlilik ve olumlu tutumun hastalık semptomlarının iyileşmesinde etkili olduğu bilinmektedir. Bu çalışma astımlı çocuk ve adölesanların hastalıklarına yönelik tutumları ile öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Araştırma Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmunoloji Polikliniğinde astım tanısı ile izlenen 10-18 yaş grubu 200 çocuk ve adolesan ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Tanıtıcı Bilgi Formu, Astımlı Çocuklar ve Adölesanlar İçin Öz Etkililik Ölçeği ve Çocuğun Kendi Hastalığına Yönelik Tutumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; araştırma kapsamına alınan çocukların %77.0'ının 10-14 yaş grubunda yer aldığı, %40.5'inin kız olduğu, %72'sinin ortaokulda okuduğu ve %91.5'inin astım ilaçlarını düzenli kullandığı saptanmıştır. Bu çalışmada astımlı çocuk ve adölesanlar için öz etkililik ölçeği puan ortalamaları 53.3±21.6, astım hastalığına yönelik tutumları ölçeği puan ortalamaları 3.3±1.0 bulunmuştur. Çalışmaya katılan çocuk ve adölesanların düşük öz yeterlilik ve hastalığa yönelik tutumlarının nötr olduğu sonucuna varılmıştır. Çocuk/adölesanların astım hastalığına yönelik tutumları ve astımlı çocuklar ve adölesanlar için öz etkililik puanları arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Evde sigara içilmesi, son bir yılda astım atağı geçirme, astımın okul başarısını olumsuz etkilemesi ve kokuya duyarlılığın olması değişkenlerinin çocuk/ adölesanların hastalıklarına karşı tutumlarının %20.5'ini açıkladığı bulunmuştur. Ayrıca ev tozuna alerjisi olma durumunun çocuğun öz etkililik düzeyinde önemli bir değişken olduğu saptanmıştır. Astımlı adölesan/çocukların hastalığa yönelik tutum ve öz yeterliliklerinin geliştirilmesi önerilmektedir.

AstımErgenlerHemşirelik+3
Jiyan Ürün
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ders araştırma modelinin, öğretmenlerin profesyonel gelişimleri ve öz-yeterlik algıları ile öğrencilerin öz-düzenleme becerileri üzerindeki değişimin incelenmesi

Eğitim alanında yapılan reformları incelediğimizde başarının ön koşulunun değişimi okuma ve hızlı cevap verme olduğu dikkat çekmektedir. Başarılı eğitim sistemlerinin kurulması, öz-düzenlemeli öğrenme ortamlarının oluşturulması ve yaşam boyu öğrenme becerilerinin kazandırılması için yüksek kalitede öğretmen profesyonel gelişim programlarına ihtiyaç vardır. Bu kapsamda İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü (İl MEM) ve Intel Eğitim Vakfı işbirliği ile İstanbul genelinde, 2013-2015 eğitim yılları arasında Ders Araştırma Modeli (DAM) öğretmen eğitimi planlanmıştır. Araştırmanın amacı, DAM'ın, öğretmenlerin profesyonel gelişimleri ve öz-yeterlik algıları ile öğrencilerin öz-düzenleme becerileri ve geliştirdikleri ürünlerdeki değişime etkilerini incelemektir. Çalışma grubunu, İstanbul İl MEM bünyesinde 39 ilçeden 27 ortaokul-lise öğretmeni ile bu öğretmenlerin 383 öğrencisi oluşturmaktadır. Eylem araştırması deseniyle yürütülen çalışmanın nicel boyutunda öğrencilere "Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği", öğretmenlere ise "Öğretmen Öz-yeterlik Ölçeği" uygulanmıştır. Nitel boyutunda ise, DAM kapsamında farklı zamanlarda 3 ve üzeri ders tasarımı uygulayan 10 öğretmenin tasarımı ile seçilen 10 öğrencinin süreçte geliştirdikleri ürünler seçilmiş ve öğretmen tasarımları öğretmen tasarımı rubriği ve öğrenci ürünleri ise öğrenci ürünleri değerlendirme rubriği ile analiz edilmiştir. Ayrıca, süreçle ilgili görüşlerini almak için 20 öğretmenle üç kez odak grubu görüşmesi yapılmış, veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Seçilen öğretmenlerin öz-yeterlilik algılarının, öğrencilerinse öz-düzenleme becerilerinin gelişiminin eğitim öncesi ön-testler ve eğitim sonrası son-testlerde farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi için bağımlı örneklem "t" testinden faydalanılmıştır. Araştırma bulguları öğretmen boyutunda, DAM uygulama sürecinin, öğretmenlerin meslektaşları ile etkileşimini, işbirliğini, akran öğrenmesini ve öz-yeterlik algısını güçlendirdiği, disiplinler arası ilişkilendirmeleri ve çevrimiçi araçları öğretim süreçlerine etkin şekilde dahil ederek yaratıcı ve yenilikçi tasarımlar oluşturmaya katkı sağladığını ortaya koymuştur. Öğrenci boyutunda ise, DAM uygulamaları sonunda öğrenci ürünlerinin çevrimiçi araçların kullanımı, özgün içerik, yaratıcılık ve bilişüstü öğrenme stratejilerini destekleme kriterlerinde gelişim gösterdiği gözlemlenmiştir.

Ders araştırma modeliMesleki gelişmeÖz düzenleme becerisi+7
Zühal Yılmaz Doğan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen güçlendirmeye ilişkin lisede görev yapan öğretmenlerin algıları

Bu araştırmanın amacı öğretmen güçlendirmeye ilişkin lisede görev yapan öğretmenlerin algılarının belirlenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini İzmir iline bağlı kamu liselerinde görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmaktadır. İzmir il merkezine yakın ve ulaşılabilirlik açısından kolay olmaları sebebiyle araştırma Balçova, Bornova, Çiğli, Gaziemir, Güzelbahçe, Konak, Narlıdere ve Urla ilçelerinde yürütülmüştür. Bu ilçelerde kamu liselerinde görev yapmakta olan 627 öğretmene rastlantısal örnekleme yöntemi ile ulaşılmıştır. Araştırma verileri "Öğretmen Güçlendirme Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırma sonuçları öğretmenlerin ölçeğe verdikleri cevapların genel aritmetik ortalamasının (x̄=3.59) "katılıyorum" düzeyinde olduğunu göstermektedir. Ayrıca öğretmenlerin mesleki gelişim (x̄=3.64), statü (x̄=3.89), özyeterlik (x̄=3.94), özerklik (x̄=3.49) ve etki (x̄=3.47) alt boyutlarına verdikleri cevapların aritmetik ortalaması da "katılıyorum" düzeyinde tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucuna göre araştırmaya katılan öğretmenlerin genel anlamda mesleki gelişime açık oldukları, yaptıkları öğretmenlik mesleğinin statüsünün yüksek olduğunu düşündükleri ve fikirlerini uygulayabilme gücüne sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğretmenler çalıştıkları kurumda kendilerini inisiyatif sahibi görmekte, kararlarını herhangi bir dış baskı olmadan kendi iradesiyle alabilen ve okul yaşamında etkili olan öğretmenler olarak hissetmektedirler. Ancak öğretmenler karara katılım (x̄=3.29) alt boyutu için okulda kendilerini "kararsızım" düzeyinde gördüklerini ifade etmişlerdir. Bundan dolayı çalıştıkları kuruma olan aidiyet hislerinin ve motivasyonlarının artması maksadıyla, eğitim-öğretim faaliyetlerinin ana unsuru olan öğretmenlerin okulda kendilerini ve eğitim-öğretim faaliyetlerini ilgilendiren konularda karara katılımı artırılmalı ve teşvik edilmelidir. Değişkenlere ilişkin sonuçlar incelendiğinde Öğretmen Güçlendirme Ölçeği'ne verilen cevaplara göre cinsiyet, mesleki kıdem ve okul türü değişkenlerinde anlamlı bir farklılık olduğu fakat yaş, eğitim durumu ve mevcut kurumdaki çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.

GüçlendirmeKararlara katılmaLise öğretmenleri+7
Abdullah Ökmen
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmenlerin öğretim programı okuryazarlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Öğretmenlerin öğretim programı ve onunla ilgili terimlere ilişkin bilgi ve farkındalıkları; ilgili programı öğretim faaliyetlerinde kullanabilmeleri, eğitim ortamı oluşturabilmeleri, eğitim-öğretim faaliyetlerinde başarılı olabilmeleri için çok önemli rol oynamaktadır. Öğretim programlarının doğru anlaşılması etkili bir uygulamanın ön koşuludur. Bu nedenle öğretim programı okuryazarlığı becerisine sahip öğretmenler eğitimin kalitesinin artırılmasında önemli bir faktördür. Bu çıkış noktasından hareketle bu çalışmada, öğretmenlerin öğretim programı okuryazarlık düzeylerinin yaşam boyu öğrenme eğilimi, teknolojik-pedagojik alan bilgisi yeterliği ve öz-yeterlik algı düzeyleri ile olan ilişkisinin ve bu faktörlerden ne düzeyde etkilendiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada, araştırmanın genel amacı doğrultusundaki alt problemleri göz önünde bulundurularak nicel yaklaşıma dayalı olan betimsel, nedensel karşılaştırma ve ilişkisel modeller kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Van ilinde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmuştur. Bu araştırmada, veri toplama aracı olarak "Eğitim Programı Okuryazarlığı Ölçeği", "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği", "Teknolojik Pedagojik İçerik Bilgisi Ölçeği" ve "Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Öz Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin öğretim programı okuryazarlık, TPAB yeterlik ve öz yeterlik algı düzeylerinin yüksek; yaşam boyu öğrenme eğilimi düzeylerinin ise çok yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada ayrıca öğretmenlerin öğretim programı okuryazarlık düzeyleri ile yaşam boyu öğrenme eğilimi, TPAB yeterliği ve öz yeterlik algı düzeylerinin ilişkili olduğu; ifade edilen faktörlerin program okuryazarlığını anlamlı bir şekilde yordadığı; bütün olarak bağımsız değişkenlerin öğretmenlerin program programı okuryazarlığının %44'ünü açıkladığı belirlenmiştir.

Teknolojik pedagojik alan bilgisiYaşam boyu öğrenmeÖz yeterlilik+2
Nurullah Özcanlı
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının beş zihin alanına yönelik algı ve öz yeterliliklerinin çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının beş zihin algılarını ve bu zihin alanlarını geliştirmeye yönelik öz yeterlilik algılarını ortaya koymaktır. Betimsel tarama modeli ile yürütülen bu çalışmada öğretmen adaylarının beş zihne ilişkin algıları cinsiyet, bölüm ve sınıf düzeyi; beş zihin alanını geliştirmeye yönelik öz yeterlilik algıları ise cinsiyet ve bölüm bağımsız değişkenleri açısından araştırılmıştır. Tabakalama örnekleme modelinin kullanıldığı bu çalışmaya 1159 öğretmen adayı katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 'Beş Zihin Algı Ölçeği' ve 'Beş Zihnin Geliştirilmesi Anketi' kullanılmıştır. Geçerlik ve güvenirlik çalışması yapıldıktan sonra veri toplama araçları, etik kurul izni alınarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler, bilgisayar paket programı ile betimsel istatistiklerin yanı sıra bağımsız örneklemler için t test, tek yönlü ANOVA ve iki yönlü Kay-Kare testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmen adaylarının disiplinli, sentezleyen, yaratıcı ve etik zihin algıları 'Çoğunlukla katılıyorum'; saygılı zihin algıları ise 'Tamamen katılıyorum' düzeyindedir. Öğretmen adaylarının beş zihin algıları; cinsiyet (etik zihin hariç diğerleri), bölüm (saygılı zihin hariç diğerleri) ve sınıf düzeyi (disiplinli ve sentezleyen zihin) açısından anlamlı farklılık göstermektedir. Ayrıca öğretmen adaylarının yetiştireceği bireylerin disiplinli, saygılı ve etik zihin alanlarını geliştirmeye yönelik öz yeterlilik algıları 'Tamamen katılıyorum'; sentezleyen ve yaratıcı zihin alanlarını geliştirmeye yönelik öz yeterlilik algıları ise 'Çoğunlukla katılıyorum' düzeyindedir. Öğretmen adaylarının beş zihin alanını geliştirmeye yönelik öz yeterlilik algılarında cinsiyet (etik zihin) ve bölüm (disiplinli zihin) açısından anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Tüm sonuçlardan yola çıkarak sunulan önerilerden en önemlisi, beş zihin alanının öğretmen yetiştirme sistemine entegre edilerek bireylerin geleceğe hazırlanmasına katkı sağlamasıdır.

Öz yeterlilikÖğretmen yetiştirme
Fadime Yılmaz Aksak
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma öz-yeterlik algılarının mizah tarzları ve süpervizyon yaşantıları açısından incelenmesi

Bu araştırmada, psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma öz-yeterliklerinin mizah tarzları ve süpervizyon yaşantıları açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma öz-yeterlikleri; mizah tarzları, oturum sayıları, süpervizyon niceliğinden (alınan süpervizyon sayısından) duydukları memnuniyet, süpervizyon niteliğinden duydukları memnuniyet, danışan olarak bulundukları psikolojik danışma yaşantısı, kişisel-mesleki gelişim deneyimleri, cinsiyet ve akademik başarı değişkenleri açısından incelenmiştir. Psikolojik danışman adaylarının mizah tarzlarının cinsiyete ve akademik başarıya göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığına da bakılmıştır. Son olarak bu çalışmada psikolojik danışma öz-yeterliklerinin mizah tarzları, oturum sayıları, süpervizyon niceliğinden duyulan memnuniyet, süpervizyon niteliğinden duyulan memnuniyet, danışan olarak bulunulan psikolojik danışma yaşantısı, kişisel-mesleki gelişim deneyimi, cinsiyet ve akademik başarı değişkenleri tarafından yordanması araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2013-2014 Öğretim Yılında Anadolu Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Osmangazi Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Programlarının son sınıflarında örgün öğrenim gören 285 üniversite öğrencisinden (207 kadın, 79 erkek) oluşmaktadır. Araştırmanın verileri "Psikolojik Danışma Öz-Yeterlik Ölçeği", "Mizah Tarzları Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları ile elde edilen bilgilerin çözümlenmesinde paket program kullanılmıştır. Verilerin analizi sırasında betimleyici istatistikler, İki Yönlü ANOVA, Tek yönlü ANOVA ve bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda bağımsız değişken düzeyleri arasında gözlenen farklılıkların kaynağını bulmak için Tukey Çoklu Karşılaştırma testi gerçekleştirilmiştir. Korelasyon katsayısı ve adımsal regresyon analizi de yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre mizah düzeyleri yüksek olan psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma öz-yeterliklerinin, mizah düzeyleri düşük olan psikolojik danışman adaylarına göre anlamlı biçimde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Oturum sayısına göre psikolojik danışma öz-yeterliği incelendiğinde de oturum sayısı arttıkça psikolojik danışma öz-yeterliğinin de yükseldiği görülmüştür. Süpervizyon niceliğinden duyulan memnuniyet açısından incelendiğinde alınan süpervizyon sayısından duyulan memnuniyet arttıkça psikolojik danışma öz-yeterliğinin de anlamlı derecede yükseldiği sonucuna ulaşılmıştır. Süpervizyon niteliğinden duyulan memnuniyet arttıkça da psikolojik danışma öz-yeterliğinin anlamlı derecede yükseldiği görülmüştür. Psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma öz-yeterliği ile kişisel-mesleki gelişim deneyimleri arasındaki ilişki de anlamlı bulunmuştur. Danışan olarak bulundukları psikolojik danışma yaşantısı, cinsiyet ve akademik başarı değişkenlerine göre psikolojik danışma öz-yeterlikleri arasında ise anlamlı farklılıklar görülmemektedir. Psikolojik danışman adaylarının mizah tarzları cinsiyete ve akademik başarıya göre incelendiğinde ise sadece saldırgan mizah tarzında erkek psikolojik danışman adaylarının lehine anlamlı farklılıklara rastlanmıştır. Erkek psikolojik danışman adaylarının kadın psikolojik danışman adaylarına göre saldırgan mizah tarzını kullanma düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Cinsiyet ve akademik başarıya göre kendini geliştirici, katılımcı ve kendini yıkıcı mizah tarzlarının; akademik başarıya göre ise saldırgan mizah tarzının anlamlı olarak farklılaşmadığı görülmüştür. Son olarak süpervizyon niceliğinden duyulan memnuniyetin, mizah tarzlarından kendini geliştirici mizah tarzının ve kişisel-mesleki gelişim deneyiminin psikolojik danışma öz-yeterliğinin anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Diğer taraftan oturum sayısı, süpervizyon niteliğinden duyulan memnuniyet, danışan olarak bulunulan psikolojik danışma yaşantısı, cinsiyet ve akademik başarı değişkenlerinin psikolojik danışma öz-yeterliğini yordamadığı saptanmıştır.

Mesleki gelişmeMizahPsikolojik danışma+5
Begüm Satıcı
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between teacher efficacy and technological pedagogical content knowledge within the scope of efl pre-service teachers

The present study aimed to investigate (a) perceptions of Turkish EFL pre-service teachers related to their overall teacher efficacy and its three sub-scales: student engagement, classroom management, and instructional strategies; (b) level of their Technological Pedagogical Content Knowledge (TPACK); and, (c) the relationship between levels of teacher efficacy and TPACK of Turkish pre-service teachers of English language. Involving the analysis of quantitative and qualitative data, "Data Triangulation" was employed in this study. The research was carried out in the contexts of English Language Teaching in Educational Faculties in Anadolu University, Marmara University, Yıldız Technical University, and Yeditepe University in 2013-2014 Spring Term. A total of 110 fourth-year students in these universities responded to all of the questions in the instruments. Data were collected through 3 main instruments: (1) English Teachers' Sense of Efficacy Scale to gather information related to their understanding of their efficacy levels (Chacon, 2005); (2) TPACK-Deep Scale for gaining information about combining technology, pedagogy, and content knowledge in the ways of both learning and teaching processes (Kabakçı-Yurdakul, Odabaşı, Kılıçer, Çoklar, Birinci, and Kurt in 2012); and (3) Open-ended questions to assess their self-report of how efficaciously they integrate and use technology in their teaching experiences during the last part of their undergraduate studies. Additionally, "Teacher's Background Information" part was also used in order to detect the participants' technology use in English language teaching in a more detailed way. Quantitative data were analysed by descriptive statistics including frequency, percentage, mean and standard deviation, correlation analysis, and bivariate regression methods; and, qualitative data were analysed with constant comparison method. The findings of the analysis of descriptive statistics indicated high levels of teacher efficacy beliefs of the Turkish EFL pre-service teachers. Additionally, the participants reported to have high levels of TPACK. Furthermore, correlation analysis demonstrated a meaningful relationship between overall teacher efficacy and TPACK competence. As for the further analysis, the results of regression analysis showed that TPACK has an influence on all three sub-scales of teacher efficacy which are "Student Engagement", "Classroom Management", and "Instructional Strategies". The results of the open-ended questions also supported the relationship between TPACK and teacher efficacy. Thus, quantitative data results were supported with qualitative data. As it was carried out to reveal the relationship between teacher efficacy and TPACK for the first time, this study proved to have valuable contributions in order to improve training process of Turkish EFL pre-service teachers. At the end of the study, there are some implications for educators and educational researchers.

Candidate teachersPedagogical content knowledgeTechnological knowledge+4
Manolya Tunçer
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişimsel yetersizliği olan çocukların ebeveynlerinin sosyal destek ve öz yeterlik düzeyleri ile yaşam doyum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; erken çocukluk döneminde bulunan (0-6 yaş) ve gelişimsel yetersizliği olan çocukların ebeveynlerinin algıladıkları sosyal destek düzeyleri, öz yeterlik düzeyleri ile yaşam doyumları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve bu ilişkinin yordayıcı olabilecek değişkenlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Eskişehir ve Zonguldak illerinde yaşayan ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile bir üniversite bünyesindeki araştırma ve uygulama merkezine devam etmekte olan erken çocukluk döneminde bulunan gelişimsel yetersizlik tanısı olan çocukların 225 ebeveyni oluşturmaktadır. Katılımcıların 139'unun kadınlar, 86'sını ise erkekler oluşturmaktadır. Araştırmada gelişimsel yetersizliği olan çocuklara ve ebeveynlerine ait kişisel bilgileri elde etmek üzere, araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek düzeyi "Yenilenmiş Ana Baba Sosyal Destek Ölçeği/YASDÖ" kullanılarak ölçülmüştür. Ebeveynlerin öz yeterlikleriyle ilgili algılarını belirlemek üzere; "Ebeveyn Öz Yeterlik Ölçeği Türkçe Versiyonu/EÖYÖ-TV" kullanılmıştır. Son olarak ebeveynlerin yaşam doyum düzeyleri "Yaşam Doyum Ölçeği/YDÖ" kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek ve bu destekten memnuniyet düzeyleri ile gelir düzeyleri arasında düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca, ebeveynlerin öz yeterlik algılarının çocuklarının tanı türlerine farklılaştığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, ebeveyn öz yeterliği ve sosyal destek değişkenleri ile ebeveynlerin yaşam doyumu puanları arasında yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İki değişkenin birlikte yaşam doyumundaki toplam varyansın önemli bir bölümünü açıkladığı belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, her iki değişkenin de yaşam doyumu üzerinde önemli (anlamlı) birer yordayıcı olduğu ortaya çıkmıştır. Bulgular tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Gelişimsel yetersizlik, gelişimsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynler, sosyal destek, öz yeterlik, ebeveyn öz yeterliği, yaşam doyumu.

Aile içi ilişkilerBüyüme bozukluklarıEbeveynler+6
Melih Çattık
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa birinci amatör ligindeki futbolcuların özyeterlik ve saldırganlık düzeylerinin incelenmesi

Öfkenin saldırganlığa dönüşmesi kişilere maddi ve manevi zararlar vermektedir. Bir spor dalı ile meşgul olmanın saldırgan davranışlar üzerinde etkisi olduğunu inceleyen pek çok araştırma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı; amatör futbolcuların özyeterlik inançlarının ve saldırganlık düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, 2012-2013 sezonunda Bursa ilinde amatör ligde futbol oynayan bireyler, örneklemini ise Bursa ili merkez ilçesinde 1. amatör liginde futbol oynayan 17-25 yaş arası, %33.3 17 yaş 37 kişi, %11.7 18 yaş 13 kişi, %9.0 19 yaş 10 kişi, %5.4 20 yaş 6 kişi, %8.1 21 yaş 9 kişi, %32.4 21 yaş ve üzeri 36 kişi olmak üzere, %9.9 1-2 yıldır spor yapan 11 kişi, %9.0 3-4 yıldır spor yapan 10 kişi, %18.0 5-6 yıldır spor yapan 20 kişi, %22.5 7-8 yıldır spor yapan 25 kişi, %40.5 8 yıl ve üzeri spor yapan 45 kişi olmak üzere 1-10 yıldır spor yapan, amatör futbolculardan oluşan 111 denek oluşturmaktadır. Yöntemsel olarak çalışma evreni, basit tesadüf güvenlik esasına bağlı alındı. Araştırmada Riggs ve arkadaşları tarafından geliştirilen (2002) "Özyeterlik İnancı" ve Kiper tarafından geliştirilen (1984) "Saldırganlık Envanteri" kullanılmıştır. Veriler SPSS 21 paket programı ile analiz edilmiştir. Analizde yapılan tüm çalışmalar 0.05 anlamlılık düzeyinde sınanmıştır. Bu çalışmada elde edilen veriler, Tanımlayıcı İstatistik, Korelasyon, Anova, Manova ve Regresyon Analizi ile incelenmiştir. Araştırma da özyeterliğin yıkıcı saldırganlık ve edilgen saldırganlık üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı, atılgan saldırganlık üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda öz yeterliğin atılgan saldırganlık üzerinde olan etkisini incelemek için yapılan basit doğrusal regresyon analizinde öz yeterliğin atılgan saldırganlık üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi olduğu görülmüştür. (p=.001, p<.05). Diğer bir ifade ile örneklem grubuna yer alan futbolcuların öz yeterlik düzeyleri arttıkça atılgan saldırganlık düzeyleri düşmektedir. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, Öz Yeterlik, Futbol, Spor.

BursaFutbolFutbolcular+4
Gökhan Çetinoğlu
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim fakülteleri öğretim üyelerinin ve öğrencilerinin sayısal vatandaşlık özyeterliklerine ilişkin algılarının değerlendirilmesi

Sayısal teknolojilerin, özellikle internet teknolojisinin, bilgi devrimi sonrasında toplumsal tabana oldukça hızlı bir biçimde yayılması ve çevrimiçi yaşantının bireylerin günlük yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline gelmesi sonucu vatandaşlığın yeni bir formu olan sayısal vatandaşlık bireylerin öğrenmeleri ve geliştirmeleri gereken bir yeterlik olarak kendine yer bulmuştur. Özellikle 2000'li yıllarla birlikte bir bütün olarak iletişim ve eğitim sektörlerinin sayısal teknolojilerle iç içe geçmesi, beraberinde iletişim fakültelerinde sayısal teknolojilerin kullanımının yaygınlaştırılması, bu teknolojileri kullanabilecek ve öğretebilecek kişilerin istihdam edilmesi ve sayısal teknolojilere hakim "sayısal vatandaşların" yetiştirilmesi gerekliliğini getirmiştir. Bu bağlamda, bu araştırmanın genel amacı iletişim fakültelerinin birer üyesi olarak öğretim üyeleri ve öğrencilerin sayısal vatandaşlık özyeterlik algılarının belirlenmesidir. Araştırma, betimsel bir çalışmadır. Öncelikle sayısal vatandaşlık ile ilgili alanyazın taraması yapılmıştır. Daha sonra ölçümün yapılabilmesi için Likert tipi bir ölçek geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçek üç bölümden oluşmuştur. İlk bölümde bireylere ilişkin genel bilgiler toplanmıştır. İkinci bölümde sayısal vatandaşlığın gerçekleşebilmesi için bir ön koşul olarak bireylerin teknoloji hakimiyetleri ölçülmüştür. Üçüncü bölümde ise Mike Ribble (2008) tarafından ortaya atılan sayısal vatandaşlığın dokuz bileşeni çerçevesinde hazırlanan ifadeler katılımcılara yöneltilmiştir. Daha sonra sorular SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. Ardından örneklem içerisinden gönüllü olan kişilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel ve nitel verilerin yorumlanması ile de bazı çıkarımlarda bulunulmuştur. Katılımcıların genel olarak sayısal vatandaşlık özyeterlik algılarının yüksek olduğu görülmüştür. Bununla birlikte sayısal vatandaşlığın bileşenleri üzerinden cinsiyete, statüye, bölümlere, gelir gruplarına ve unvana göre belirlenen gruplar arasında karşılaştırmalar yapıldığında çeşitli farklılıklar çıkmıştır. Nicel veriler yarı yapılandırılmış görüşme sonucunda elde edilen verilerle karşılaştırıldığında bir fark olduğu gözlemlenmiştir. Bu fark kendisini şu şekilde göstermiştir: Likert ölçeği sonucunda hem öğretim üyelerinin hem de öğrencilerin kendilerini sayısal vatandaşlık konusunda yeterli gördükleri gözlemlenmiştir; ancak yarı yapılandırılmış görüşmelere katılan öğretim üyeleri kendilerini, öteki öğretim üyelerini ve öğrencileri bu konuda yetersiz gördüklerini belirtmişlerdir. Bununla birlikte öğrenciler de yarı yapılandırılmış görüşmeler esnasında öğretim üyelerinin sayısal vatandaşlık konusunda yetersiz olduklarına inandıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca katılımcıların üyesi oldukları kurumun ve ayrıca hükümetin konu ile ilgili çalışmalarını yetersiz gördüğü, konuyla ilgili olarak çeşitli eleştirilerinin ve geleceğe ilişkin endişelerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu da gerek belirtilen farkın sebebinin anlaşılması için fiili durumun ölçülmesini gerekse bireylerin yetersiz gördüğü noktaların ve endişelerinin giderilmesi için çeşitli çalışmaların yapılması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sayısal Vatandaşlık, Sayısal Yerliler, Sayısal Göçmenler, Bilgi Toplumu, Likert Ölçeği.

Bilgi toplumuSayısal iletişimSayısal vatandaşlık+6
Taner Kızılhan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sakatlık geçirmiş sporcuların stresle başa çıkabilme, öz yeterlik inancı ve sportif kendine güven durumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, sakatlık geçirmiş sporcuların stresle başa çıkabilme, öz-yeterlik inançları ve sportif kendine güven durumlarının değerlendirilmesidir. Çalışmada 133 kadın (yaş: 20.95±4.62), 88 erkek (yaş:21.97±4.90) olmak üzere toplamda 221 (yaş: 21.35±4.74) sporcu katılmıştır. Verilerin toplanmasında Stresle Başa Çıkabilme, Öz-Yeterlik inancı ve Sportif Kendine Güven ölçekleri kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde, t-Testi, One Way Anova, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, sakatlık geçirmiş kadın ve erkek sporcuların S.S.K.G, D.S.K.G, öz-yeterlik inançları ile stresle başa çıkabilme alt boyutlarından sosyal geri çekilmede anlamlı farklılık bulunmuştur (p< 0.05). Sakatlık geçirmiş ve sakatlık geçirmemiş sporcuların öz-yeterlik inançlarında ve stresle başa çıkabilme alt boyutlarında gevşemede anlamlı farklılık (p<0.05) bulunmuştur. Sakatlık geçirmiş sporcuların lig seviyeleri açısından öz-yeterlik inançlarında ve stresle başa çıkabilme alt boyutlarından kaçınma boyutunda anlamlı farklılık (p<0.05) bulunmuştur. Sakatlık geçirmiş sporcuların spor yaşları açısından öz-yeterlik inançları, D.S.K.G, S.S.K.G ve stresle başa çıkabilme alt boyutları anlamlı fark (p>0.05) bulunmamıştır. Sakatlık geçirmiş sporcuların spor branşlar açısından öz-yeterlik inançların da, D.S.K.G ve S.S.K.G' de ve stresle başa çıkabilme alt boyutlarından bilişsel ve fiziksel başa çıkabilme, kaçınma, sosyal geri çekilme alt boyutlarında anlamlı farklılık (p<0.05) bulunmuştur. Sakatlık süreleri açısından öz-yeterlik, stresle başa çıkabilme ve sportif kendine güven durumların da anlamlı fark (p>0.05) bulunmamıştır. Sakatlık yeri açısından öz-yeterlik inancı ile D.S.K.G, S.S.K.G ve stresle başa çıkabilme alt boyutlarında anlamlı fark (p>0.05) bulunmamıştır. Sonuç olarak sakatlık geçirmiş ve geçirmemiş sporcuların stresle başa çıkabilmeleri, öz yeterlik inançları ve sportif kendine güven durumları cinsiyet, lig seviyesi, sakatlık yeri ve sakatlık süresine göre farklılaşabilmektedir.

SporSpor yaralanmalarıSporcular+3
Canan Ertoğan
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim öğretmen adaylarının ve öğretmenlerinin öz-yeterlik algıları ile kaygı ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada, özel eğitim öğretmen adaylarının ve özel eğitim öğretmenlerinin yeterlik algıları ile kaygı ve tükenmişlik düzeyleri çeşitli değişkenlere göre incelenmiştir. Katılımcıları, 212 erkek, 416 kadın özel eğitim öğretmen adayı ve özel eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, "Kişisel Bilgi Formu", araştırmacı tarafından geliştirilen "Özel Eğitim Öğretmenliği Yeterlik Anketi", Spielberger ve arkadaşları (1970) tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlaması Öner ve Compte (1983) tarafından yapılan "Sürekli Kaygı Ölçeği" ve Yellice-Yüksel, Kaner ve Şekercioğlu (2008) tarafından geliştirilen "Öğretmen Mesleki Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma modeli betimsel-bağıntısal olan bu araştırmada veriler SPSS 23 paket programı ile analiz edilmiştir. Betimsel analizlerin yanında, t testi, Anova ve Correlasyon analizleri de yapılmıştır. Araştırmanın bulgularında, yeterlik algısı puan ortalamalarına bakıldığında eğitim durumu, lisans programı ve okul türü değişkenlerinden elde edilen farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir. Kaygı puanları incelendiğinde cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, lisans programı, meslekte geçen yıl ve okul türü değişkenlerinden elde edilen puan ortalama farklarının anlamlı olduğu görülmektedir. Tükenmişlik puan ortalamalarına bakıldığında, cinsiyet değişkeni puan ortalamasının anlamlı olduğu görülmektedir. Yeterlik, kaygı ve tükenmişlik puan ortalamaları ilişkisel olarak incelendiğinde, yeterlik ile kaygı ve tükenmişliğin negatif yönlü bir ilişkisinin olduğu görülmektedir. Yeterlik arttıkça kaygı ve tükenmişlik azalmaktadır. Anahtar Sözcükler: Özel eğitim, Yeterlik, Kaygı, Tükenmişlik, Özel eğitim öğretmenliği

Aday öğretmenlerEğitim psikolojisiKaygı+6
Hamdi Gönüldaş
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Okulların örgütsel yapısı ve cinsiyetçilik: Örgütsel adalet, öz-yeterlik, iş-aile çatışması ve örgütsel sessizlik değişkenleri ile bir modelleme çalışması

Amaç: Bu çalışmanın amacı örgütsel yapı ve cinsiyetçilik üzerine okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin görüşlerini incelemek ve bu iki kavram arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Bu ilişkiyi incelemek için "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik" ve "İş-Aile Çatışması" değişkenlerinin aracı etkisi ile bir yapısal eşitlik modelinin oluşturulması ve bu modelin test edilmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Bu çalışmada "Örgütsel Yapı", "Cinsiyetçilik", "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "İş-Aile Çatışması" ve "Örgütsel Sessizlik" değişkenleri arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmaya yönelik oluşturulan bir modeli test etmek hedeflediğinden nicel araştırma desenlerinden biri olan ilişkisel desen kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Kütahya Merkez ilçede bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı özel okullar ve devlet okullarında çalışan öğretmenler ve okul yöneticileri oluşturmaktadır. 400 katılımcının 18'i anaokulu, 94'ü ilkokul, 121'i ortaokul ve 167'si lise kademesinde çalışmaktadır. Bu araştırmada veriler "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik", "İş-Aile Çatışması", "Örgütsel Adalet" ölçme araçları ile araştırmacı tarafından uyarlanan "Okullarda Örgütsel Yapı" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" ölçme araçları kullanılarak toplanmıştır. Araştırma için elde edilen verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-testi, ANOVA, korelasyon analizleri kullanılmıştır. Ölçme araçlarının yapı geçerliklerinin sağlanmasında doğrulayıcı ve açımlayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modelinin test edilmesinde yol analizinden yararlanılmıştır. Söz konusu analizlerde IBM SPSS Statictics 20, Lisrel 8.51 ve IBM SPSS AMOS 22.0 programlarından faydalanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" algıları 2.82 ortalama ile "kararsızım" yani nötr düzeyinde hesaplanmıştır. Ölçme aracının alt boyutlarına göre katılımcıların algıları incelendiğinde ise "Yönetim Becerileri" için 2.43, "Tercih Etme" için 3.36 ve "İnsan İlişkileri" için ise 2.66 ortalama değerleri elde edilmiştir. "Tercih Etme" boyutunun ortalama değerinin diğer boyutlara göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca dikkat çeken bir bulgu katılımcıların % 70.2'sinin örtük cinsiyetçi veya cinsiyetçi algılara sahip olmasıdır. Öğretmen ve idarecilerin okulun örgüt yapısı ile ilgili algılarının 3.76 ortalama ile "katılıyorum" düzeyinde olduğu bulunmuştur. Katılımcıların "İş Bölümü", "Teknik Yeterlilik", "Hiyerarşi", "Biçimlendirme" ve "Nesnellik" alt boyutları düzeyinde algılarının ise sırası ile 3.79, 4.12, 3.66, 3.84 ve 3.38 ortalama değerleriyle "katılıyorum" düzeyinde olduğu görülmüştür. Katılımcıların hem bürokratik yapıyı (X= 3.63) hem de profesyonel yapıyı (X= 3.96) "katılıyorum" düzeyinde algıladıkları görülmektedir. Bu bulgular ışığında katılımcılar tarafından Kütahya merkez ilçesinde bulunan okullar "Weberci okul türü" olarak algılanmaktadır. Oluşturulan yol analizinde "Okullarda Örgütsel Yapı" değişkeninin "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik" ve "İş-Aile Çatışması" aracı değişkenleri ile "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" üzerinde dolaylı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Yapılan bu araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlara göre kadınlar için belli toplumsal cinsiyet rollerinin kabul edildiği, bu kabulün de onların yönetici olmayı tercih etmelerinin önünde bir engel olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, katılımcıların "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" algıları bütün demografik değişkenlere göre farklılaşmaktadır. Özellikle de "Tercih Etme" boyutunda farklılaşma olan değişkenlerin sayısı diğer boyutlardan daha fazladır. Bu çalışmada katılımcıların algılarının genel ortalamaları incelendiğinde, okulların hem profesyonel yapısını ifade eden "Uzmanlaşma" hem de bürokratik yapısını gösteren "Otorite" ortalamalarının yüksek olduğu görülmektedir. Hem bürokratik yapının hem de profesyonel yapının yüksek düzeyde algılanması Kütahya merkez ilçesinde bulunan okulların genel olarak "Weberci okul türü" olarak algılandığını göstermektedir. Bu çalışmada oluşturulan modelde "Okullarda Örgütsel Yapı" değişkeninin "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik" ve "İş-Aile Çatışması" aracı değişkenleri ile "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" üzerinde dolaylı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre okulların bürokratik ve profesyonel yapısı arttıkça çalışanların örgütsel adalet ve öz-yeterlik algılarının artacağı, bu olgunun da çalışanların örgütsel sessizliğini ve iş-aile çatışması algısını azaltacağını ve bunlara bağlı olarak da kadın yöneticilere yönelik cinsiyetçi algıların azalacağı sonucu ortaya çıkmaktadır. Tam tersi durumda okulların bürokratik ve profesyonel yapısı azaldıkça ise çalışanların kadın yöneticilere yönelik cinsiyetçi algılarının artacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Çalışma sonucunda ulaşılan bulgular göz önünde bulundurularak uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Okullarda Örgütsel Yapı, Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik, Örgütsel Adalet, İş-Aile Çatışması, Öz-Yeterlik, Örgütsel Sessizlik

CinsiyetçilikÖrgüt yapısıÖrgütsel adalet+3
Çiğdem Oktar
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Üst biliş stratejilerinin öğretmen adaylarının üst bilişsel farkındalıklarına ve öz yeterliklerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, üst biliş stratejilerinin kullanıldığı öğretimin, Sınıf Öğretmenliği Bölümü?nde okuyan öğretmen adaylarının üst bilişsel farkındalıklarına, fen öğretimi öz yeterlik inançlarına ve öğretmen öz yeterlik inançlarına etkisini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 3. sınıflarında okuyan 87 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Deney grubu 44, kontrol grubu ise 43 öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırmada hem nicel hem de nitel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde ön test-son test kontrol gruplu deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırma Fen ve Teknoloji Öğretimi-II dersi kapsamında yürütülmüştür. Deney ve kontrol grubunda işlenen Fen ve Teknoloji dersinin içeriği YÖK?ün öğretmen yetiştirme programına göre oluşturulmuştur. Deney ve kontrol grubunda dersler aynı yöntemlerle işlenmiştir. Buna ek olarak deney grubunda üst biliş stratejilerinden günlük tutma ve soru sorma kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilere öntest ve sontest olarak Bilişüstü Farkındalık Envanteri, Fen Öğretimine Yönelik Öz Yeterlik ?nancı Ölçeği ve Öğretmen Öz Yeterlik Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın nicel bölümünden elde edilen verilerin analizinde bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t-testi, wilcoxon işaretli sıralar testi ve kruskall wallis h-testi kullanılmıştır. Karşılaştırmalarda anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. vii Araştırmanın nitel bölümünde deney grubundaki öğrencilerin üst bilişsel farkındalıklarındaki değişimin izlenmesi için amaçlı örnekleme yoluyla altı öğrenci seçilmiştir. Görüşme yapılacak bu öğrencilerin belirlenmesinde, deney grubundaki öğrencilerin ön testlerden aldıkları puanlar hesaplanmış ve bu puanlar düşük, orta ve yüksek grup olarak gruplandırılmıştır. Daha sonra her gruptan ikişer öğrenci görüşme yapılmak üzere belirlenmiştir. Ardından bu öğrencilerin durumları geçen dönem aynı dersi veren öğretim üyesiyle görüşülüp onaylanmış, öğretim üyesinden gelen öneri doğrultusunda üst gruptaki bir öğrenci değiştirilmiştir. Yapılan görüşmeler betimsel analiz yöntemiyle incelenmiştir. Deneysel işlem sonrasında, üst biliş stratejileri öğretmen adaylarının üst bilişsel farkındalıklarını ve öğretmenlik öz yeterlik inançlarını artırmıştır. Fen öğretimi öz yeterlik inançlarını ise ön test ile anlamlı farklılık oluşturacak kadar artırmamıştır. Öğrencilerle yapılan görüşme sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin üst bilişsel becerilerden; planlama, izleme ve değerlendirme becerisi kazandığı; kendini kontrol etme becerisini yeterince kazanamadıkları anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda şu önerilerde bulunulmuştur: Üst biliş stratejileri bir düşünme ve öğrenme modeli olarak öğretmen yetiştiren kurumlarda verilen Öğretim ?lke ve Yöntemleri ya da Özel Öğretim Yöntemleri dersi içinde yer almalıdır. Araştırma sonucunda, üst biliş stratejileri olarak kullanılan günlük tutma ve soru sormanın öğrencilerin üst bilişsel farkındalıklarını ve mesleki yeterlik algılarını olumlu etkilediği anlaşılmıştır. Bu nedenle öğretmen eğitimi programlarında özellikle öğretmenlik meslek derslerinde, öğrencilerin, düşünceleri ve öğrenme süreçleri üzerinde düşünmelerini sağlamak amacıyla kullanımı teşvik edilmelidir. Öğretmen adaylarına üst bilişsel becerilerin kazandırılmasında fakültede görev yapan öğretim üyelerine önemli görevler düşmektedir. Bu öğretim üyelerinin üst bilişin ve üst bilişsel stratejilerin öneminin farkında olması için kurslar ya da seminerler düzenlenmelidir. Anahtar Kelimeler: Üst Biliş Stratejileri, Üst Bilişsel Farkındalık, Fen Öğretimi Öz Yeterliği, Öğretmen Öz Yeterliği.

Aday öğretmenlerBilişüstü farkındalıkÖz yeterlilik+2
Hatice Yıldız
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Beden eğitimi öğretmenlerinin bilgi paylaşımına yönelik tutumları ile mesleki öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Beden eğitimi öğretmenlerinin bilgi paylaşımına yönelik tutumları ile mesleki öz yeterlikleri arasındaki ilişkisinin incelendiği bu araştırmada, ayrıca cinsiyet, yaş, çalıştıkları kurum, eğitim durumları ve meslekte geçirdikleri süre değişkenlerine göre farklılıkları araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim yılı içerisinde Türkiye genelinde görev yapan 30.345 beden eğitimi öğretmeninden, örneklem grubu ise 416 beden eğitimi öğretmeninden oluşmuştur. Araştırmanın verileri; Kişisel Bilgi Formu, Bilgi Paylaşımına Yönelik Tutum Ölçeği, Öğretmen Öz yeterlik Algısı Ölçeği ile elde edilmiştir Araştırmada elde edilen veriler; SPSS 21 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Verilerin normallik analizi Kolmogorov-Smirnov testi ile yapılmış olup, normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Beden eğitimi öğretmenlerinin bilgi paylaşımına yönelik tutumları ve öz yeterlik inançlarının cinsiyete, çalıştığı kuruma göre karşılaştırılmasında Mann-Whitney U Testi; yaş, öğretmenlik mesleğinde geçirdiği süre ve eğitim durumlarına göre karşılaştırılmasında ise Kruskal-Wallis Testi kullanılmıştır. Beden eğitimi öğretmenlerinin bilgi paylaşımına yönelik tutumları ve öz yeterlik inançları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı Spearman Korelasyon Testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre beden eğitimi öğretmenlerinin bilgi paylaşımı ve öğretmen öz yeterlik algıları arasında negatif yönde anlamlı ilişki vardır. Yüksek mesleki öz yeterlik algı düzeyine sahip beden eğitimi öğretmenleri bilgi paylaşımına yönelik olumsuz tutum geliştirmektedirler. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi öğretmeni, Bilgi paylaşma tutumu, Mesleki öz yeterlik.

Beden eğitimiBilgi paylaşımıMesleki yeterlilik+4
Gültekin Demir
Hitit University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Antrenörlerin öz yeterlilik ve antrenörlüğe yönelik tutum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Orta Karadeniz örneği)

Bu çalışmanın amacı, Orta Karadeniz bölgesinde yer alan 5 ilde (Çorum, Samsun, Amasya, Ordu, Tokat) 2020/2021 sezonu için vizeli ve lisanslı farklı branşlardaki antrenörlere; antrenörlerin öz yeterlilikleri ile antrenörlerin tutum düzeylerinin arasındaki ilişkiyi incelenmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmamızda ölçme aracı olarak (Koçak,2020).tarafından geliştirileren Antrenörlüğe Yönelik Tutum Ölçeği ile (Koçak, 2020) tarafından geliştirilen Antrenör Öz Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin normal dağılımdan gelip gelmediğine kolmogorov-smirnov testi ile bakılmıştır. Veriler parametrik şartları sağladığı durumda, bağımsız iki grup için independent samples T -Testi, ikiden fazla grup için F testi (ANOVA) ile analiz edilmiş olup, ikiden fazla gruplu karşılaştırmalar için ANOVA kullanılırken, hangi grubun diğerlerinden farklı olduğunu belirlemek için homojenlik varsayımının sağlayanlarda scheffe, homojenlik varsayımını sağlamayanlarda tamhane's T 2 testleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkinin yönünün ve kuvvetinin belirlenmesinde pearson korelasyon analizi kullanılarak, yanılma düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. Verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilirse, iki gruplu karşılaştırmalar için Mann-Whitney U, çoklu grup karşılaştırması için kruskal Wallis testleri uygulanarak. Değişkenler arasındaki ilişkilerin test edilmesi için Spearman sıra sayılar korelasyon katsayısından faydalanılmış olup; Antrenörlük Öz yeterlilik toplam ve tüm alt ölçek puanları ile Antrenörlere yönelik tutum ölçekleri toplam ve tüm alt ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak çalışmamıza katılan antrenörler genel olarak yarısının 8 yıla kadar tecrübeye sahip oldukları görülmektedir.Antrenörlerin büyük bir oranı kamu sektöründe çalışan antrenörler olduğu, milli takım düzeyinde antrenörlük yapanların sayısının az olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmamda iller arasında AÖY ve alt ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir yeterlilik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır..Antrenörlerin antrenörlük kademeleri arttıkça buna bağlı olarak performans yeterliliklerinde arttığı sonucuna ulaşılmıştır. 5. ve 4. kademe antrenörler diğer alt kademedeki antrenörlere göre daha çok performans yeterliliklerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Akademik öz yeterlilikAntrenörAntrenör+5
Cemil Sağlam
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Spor bilimleri alanında yükseköğrenim gören öğrencilerde akademik öz yeterlik ve akademik başarı ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada spor bilimleri alanında yükseköğrenim gören öğrencilerin akademik öz yeterlik ve akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Spor Bilimleri alanında yükseköğrenim gören son sınıf öğrencilerinden oluşan 455 kişi katılmıştır. Katılımcılara 6 sorudan oluşan kişisel bilgi formu ve 33 maddeden oluşan "Akademik Öz Yeterlik Ölçeği" uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 21 programı ile analiz edilmiştir. Analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 ve p<0,01 olarak kabul edilmiştir. Verilerin normal dağılım varsayımını karşılayıp karşılamadığı Kolmogorov-Smirnov Testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen sonuca göre verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Buradan hareketle, katılımcıların akademik öz yeterliklerine yönelik inançlarının cinsiyete göre değerlendirilmesinde Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Yaş, öğrenim gördüğü bölüm, refah düzeyi ve genel akademik not ortalamasına (GANO) göre değerlendirilmesinde ise Kruskal-Wallis Testi kullanılmıştır. Gruplar arasında anlamlı bulunan farklılığı belirlemek için LSD Testi kullanılmıştır. Öte yandan katılımcıların akademik öz yeterlik düzeyleri ile GANO arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı Spearman Korelasyon Testi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak akademik öz yeterlik düzeyleri yüksek olan öğrencilerin genel akademik not ortalamalarının da yüksek olduğu ve kadın öğrencilerin erkek öğrencilere göre akademik öz yeterlik düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.

Akademik başarıAkademik başarıAkademik öz yeterlilik+3
Ceylan Güney
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya merkezde görev yapan beden eğitimi öğretmenleri ile taşrada görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin mesleki öz yeterliliklerinin incelenmesi ve karşılaştırılması

Kütahya merkezde görev yapan Beden Eğitimi Öğretmenleri ile Taşrada görev yapan Beden Eğitimi Öğretmenlerinin mesleki öz yeterliliklerinin incelenmesi ve karşılaştırılması

Beden eğitimiKütahyaMesleki başarı+2
Alpaslan Kantarcıoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Konya ilindeki beden eğitimi öğretmenlerinin kendini sevme ve öz yeterliliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; Konya ilinde beden eğitimi ve spor öğretmeni olarak çalışan öğretmenlerin kendini sevme ve öz yeterliliklerini incelemektir Araştırmanın örneklemini, Konya'da çalışan 350 adet beden eğitimi ve spor öğretmenine anket yapılmıştır. Rastgele örnekleme tekniği kullanılarak araştırma örneklemi belirlenmiştir. Araştırmada; Doğan (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan "Kendini Sevme-Öz Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada, Mann Whitney U ve Kruskall Wallis H testleri, sonuçların normal bir dağılıma sahip olmaması nedeni ile kullanılmıştır. Yapılan korelasyon analizi neticesinde kendini sevme puanı arttıkça öz yeterlik puanın da arttığı tespit edilmiştir. Kendini sevme ve öz yeterliğin yaşa göre farklılaştığı ve 36 yaş ve üstündekilerin kendi sevme düzeylerinin diğerlerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Kadınlar ile erkekler arasında kendini sevme ve öz yeterlik açısından erkek lehine farklılık olduğu belirlenmiştir. Beden kitle endeksine göre kendini sevme ve öz yeterliğin farklılaştığı ve kilo arttıkça kendini sevme ve öz yeterliğin azaldığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi, Öğretmen, Öz Yeterlilik, Kendini Sevme

Beden eğitimiKonyaSevgi+2
Metehan Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları ile öğrencilerin fen dersi tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları ile öğrencilerin fen dersine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeli kullanılan araştırmada çalışma grubunu belirlemek üzere küme örnekleme stratejisi kullanılmıştır. Bu kapsamda 55 öğretmen ve bu öğretmenlerin 1041 öğrencisi araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırma verileri Fen ve Teknoloji Dersi Öz Yeterlik Ölçeği (Bıkmaz, 2002) ile Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Ölçeği (Yaşar ve Anagün, 2008) kullanılarak toplanmıştır. Öğretmen grubundan elde edilen araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-testi ve ANOVA teknikleri kullanılmıştır. Öğrenci grubundan elde edilen araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Ayrıca öz yeterlik inanç düzeyi ile fen dersine yönelik tutumlar arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin fen bilgisi dersine yönelik öz yeterlik inançlarının yüksek olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte sınıf öğretmenlerinin cinsiyetleri, mesleki kıdemleri, mezun oldukları fakülte türü, görev yaptıkları okul türüne ve öğretmenlik mesleklerini isteyerek yapmalarına göre fen bilgisi dersine yönelik öz yeterlik inançlarının istatistiksel olarak değişmediği belirlenmiştir. İlkokul öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik olumlu tutuma sahip olduğu bulunmuştur. Bu kapsamda kız öğrenciler, şehir merkezindeki öğrenciler ve fen ile ilgili mesleği seçmek isteyen öğrencilerin tutum puanları diğerlerine göre daha yüksektir. Ayrıca ailelerin gelir düzeyi ve öğrenim durumu yükseldikçe fen bilimleri dersine yönelik tutumları da artmaktadır. Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimi öz yeterlik inanç düzeyleri ile öğrencilerinin fen dersine yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişki olmadığını sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Fen öğretimi öz yeterlik inancı, fene yönelik tutum, öğrenci tutumu, öğretmen öz yeterliği

Fen bilgisi eğitimiFen bilgisi öğretimiMesleki yeterlilik+7
Ali Çibir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2017
00

Related subjects