Öz yeterlilik
Bu konu başlığı altında 1.137 tez
Aile Merkezli Güçlendirme Modeli'nin besin alerjisi olan çocukların yaşam kalitesine ve ebeveyn öz yeterliğine etkisi
Giriş ve Amaç: Besin alerjisi olan çocuk ve ebeveynleri yaşadıkları zorluklar nedeniyle eğitim ve desteğe ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle bu araştırma, besin alerjisi olan çocuklar ve ebeveynlerine Aile Merkezli Güçlendirme Modeli uygulanarak, modelin besin alerjisi olan çocukların yaşam kalitesine ve ebeveynlerin öz yeterliğine etkisini belirlemek amacı ile yürütüldü. Gereç ve Yöntemler: Eğitim-kontrol gruplarında ön-test ve son-test randomize kontrollü deneysel tasarımda yürütülen araştırma Ağustos 2022- Mayıs 2023 tarihleri arasında Edirne İli Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Polikliniği'nde 64 ebeveyn (eğitim=31, kontrol=33) ile yürütüldü (n=64). Veriler "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Ebeveynler İçin Besin Alerjisi Öz Yeterlik Ölçeği" ve "Besin Alerjisi Hayat Kalitesi Ölçeği - Ebeveyn Formu" ile toplandı. Eğitim grubundaki ebeveynlere Aile Merkezli Güçlendirme Model'inin 4 adımı (1.adım; eğitim oturumu, 2. adım: öz yeterlik geliştirme, 3. adım: eğitime katılım yoluyla benlik saygısını arttırma, 4. adım: değerlendirme süreci) uygulandı. Eğitim grubuna ilk oturumdan hemen önce ve 4. adımdan 1 ay sonra, kontrol grubuna ise 1 ay ara ile ön test son test veri toplama araçları uygulandı. Bulgular: Eğitim grubundaki ebeveynlerin eğitim sonrası öz yeterlik düzeylerinin (87,53±6,94) eğitim öncesine (76,06±12,14) göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulundu (p=0,000). Kontrol grubundaki ebeveynlerin ön-test ve son-test öz yeterlik düzeyleri arasında anlamlı fark yoktu (p=0,318). Eğitim grubundaki çocukların, eğitim sonrası yaşam kalitesi düzeyleri (2,31±1,51) eğitim öncesine (2,96±1,56) göre anlamlı olarak yüksek olduğu bulundu (p=0,004). Kontrol grubundaki çocukların ön-test ve son-test yaşam kalitesi düzeyleri arasında anlamlı fark yoktu (p=0,395). Eğitim grubundaki ebeveynlerin eğitim sonrası besin alerjisi öz yeterlik düzeyleri arttıkça, çocuğun Besin Kaygısı, Sosyal ve Diyet Sınırlılıkları yaşam kalitesinin arttığı bulundu. Sonuç: Eğitim grubundaki ebeveynlerin eğitim sonrası öz yeterlik düzeyleri toplam ve tüm alt boyutlarda arttı. Eğitim grubundaki çocukların eğitim sonrası yaşam kaliteleri toplam ve tüm alt boyutlarda arttı. Aile Merkezli Güçlendirme Modeli" nin besin alerjisi olan çocukların yaşam kalitesini ve ebeveyn öz yeterliğini arttırmada etkili olduğu bulundu. Besin alerjisi olan çocuk ve ebeveynleri ile yapılacak çalışmalarda "Aile Merkezli Güçlendirme Modeli" nin kullanılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Aile merkezli güçlendirme modeli, besin alerjisi, çocuk, öz yeterlik, yaşam kalitesi
Turizm sektörü çalışanlarının öz yeterlilik algısının işten ayrılma niyetine etkisinde aşırı nitelikliliğin rolü
Bu araştırma, öz-yeterlilik algısı ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiye algılanan aşırı nitelikliliğin etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmada, turizm sektöründe çalışan 492 kişilik bir örneklem üzerinden öz-yeterlilik algısının işten ayrılma niyetiyle olan ilişkisi ele alınmış ve algılanan aşırı nitelikliliğin alt boyutları olan işini küçük görme ve kendini üstün görme değişkenlerinin aracı ya da düzenleyici bir etkisi olup olmadığı test edilmiştir. Turizm sektörünün yüksek iş gücü devir hızı ve çalışanların niteliklerinin altında işlerde istihdam edilmesi gibi sorunları nedeniyle bu bağlam incelenmiştir. Nicel araştırma yöntemine dayalı olarak anket tekniğiyle veriler, Google Forms aracılığıyla toplanmış, analizler SPSS ve Yapısal Eşitlik Modellemesi (SEM) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular, algılanan aşırı nitelikliliğin alt boyutlarının aracı bir rol oynadığını göstermiştir. Çalışma, turizm sektöründe insan kaynakları yönetimine yönelik yeni perspektifler geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflenmiştir.
The relationship between self-efficacy with positive and negative feedback among salespeople
This thesis studies the relationship between self-efficacy perception and positive and negative feedback among salespeople. Although self-efficacy is especially known for its motivating effect on people, it also affects people's behavior and attitudes. Like self-efficacy, feedback has a crucial effect on shaping salespeople's behaviors. Because of this similarity in their nature, their relations with each other were investigated. This research also revealed the effect of the feedback sign and acceptance of negative feedback for salespeople. The sample of the study consisted of 175 salespeople who were working in large-sized enterprises operating in different sectors in Turkey. In this research, selfefficacy scale which is adapted by Sujan, Weitz & Kumar (1994) was used for measuring self-efficacy of salespeople. Positive and negative feedback from salespeople were measured by using the scale which is also adapted by Sujan, Weitz & Kumar (1994). For feedback acceptance, "Feedback Acceptance Scale" (Tonidandel, Quinones & Adams, 2002) was used. This study demonstrated that there is a positive significant relationship between self-efficacy and positive / negative feedback, and no significant relationship was found between self-efficacy and negative feedback acceptance. The possible reasons for the absence of that relationship were discussed in conclusion.
Kadın epilepsi hastalarında öz yönetim ve cinsel fonksiyonlar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Epilepside öz yönetim hastaların nöbet frekanslarını azaltmak ve genel sağlık durumlarını güçlendirmek amacıyla geliştirdikleri davranışsal düzenlemelere olan bağlılık ve adaptasyon yetenekleri olarak tanımlanmaktadır. Cinsel fonksiyon bozuklukları veya cinsel doyum problemleri epilepsi hastalarında sıkça bildirilmiştir. Çalışmamızda kadın epilepsi hastalarında cinsel işlevlerin sorgulanması, öz yönetim ile cinsel işlevler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi ve damgalanmanın buradaki rolünün incelelenmesi amaçlanmıştır. Epilepsi tanısı bulunan ve kliniğimizde takip edilen 63 gönüllü kadın hasta örneklemimizi oluşturmaktadır. Örneklemimizdeki tüm hastalara kişisel veri formu, epilepsi öz yönetim ölçeği, kadın cinsel işlev ölçeği, yeni cinsel doyum ölçeği ve epilepsi tutum envanteri uygulanmıştır. Çalışmadaki örneklemde bilgi yönetimi ve ilaç yönetimi alt boyutları daha ön planda olmak üzere öz yönetim uygulamalarında düşüklük saptanmıştır. Epilepsi tutum envanteri puanı ile öz yönetim ölçeği arasında pozitif yönlü ilişki bulunmuştur (p=0,03; r=0,273). Cinsel işlev açısından hastaların %65'inde disfonksiyon belirlenmiştir. Öz yönetim alt boyutlarından bilgi yönetimi ile cinsel işlev alt boyutlarından istek arasında pozitif yönlü ilişki saptanmıştır (p=0,04; r=0,25). Cinsel işlev bozukluğu saptanan hastaların saptanmayanlara göre yaşı ve sahip oldukları çocuk sayısı yüksek bulunmuştur (p=0,005 ve p=0,013). Cinsel işlevlerde bozulma kadın epilepsi hastalarında sık gözlenmektedir. Öz yönetim güçlüğü ve damgalanma birbiriyle ilişkili ve ikisi de desteklenmelidir. Hastanın epilepsi bilgi yönetimi konusunda iyi olması damgalanmanın azaltılmasında ve cinsel işlevlerin iyileştirilmesinde önemlidir. Öz yönetimin güçlendirilmesi, cinsel doyumun arttırılmasında yardımcı olacaktır. Epilepsi hastalarının takibinde öz yönetimi güçlendirme stratejilerinin kullanılması cinsel işlev bozuklukların azaltılmasında da faydalı olacaktır. Anahtar kelimeler: Epilepsi, öz yönetim, cinsel disfonksiyon, damgalama
Multipl skleroz hastalarında hastalık öz yönetimi ve öz yönetimi etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi
Multipl Skleroz, merkezi sinir sisteminde demiyelinizasyon ve aksonal hasarla giden, kronik, inflamatuar, otoimmün, nörodejeneratif hastalıktır. Motor, duyusal, görsel, bilişsel, genitoüriner, nöropsikiyatrik semptomatolojiye sahiptir. Bilişsel fonksiyonlarda koruyucu rolü, beyindeki global ve fokal atrofilere olumlu etkileri gösterilen kognitif rezerv, patolojinin etkileriyle başa çıkabilmede alternatif beyin ağları veya kognitif stratejiler kullanabilme yeteneğidir. Kronik hastalık süreçlerindeki stratejilerden öz yönetim; semptomlar, tedavi, fiziksel ve psikososyal sonuçlara uyumlanarak bunların yönetilebilmesini kapsamaktadır. Çalışmamızda multipl skleroz hastalarında hastalık öz yönetimi ile dizabilite, kognisyon, kognitif rezerv, yorgunluk, yaşam kalitesi arasındaki ilişkileri değerlendirmeyi amaçladık. Demiyelinizan hastalıklar polikliniğimizde multiple skleroz tanısı ile takipli, dâhil edilme kriterlerini karşılayan, 79 gönüllü hastada yüz yüze görüşme yöntemi ile yapılan kesitsel tipteki çalışmamızda; Sosyodemografik ve Klinik Veri Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Bilişsel Rezerv İndeksi Anketi, Modifiye Yorgunluk Etki Ölçeği, Multipl Skleroz Öz Yönetim Ölçeği, EuroQol Genel Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Kısa Tekrarlanabilir Batarya uygulandı. Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS), Zamanlı 25 Adım Yürüme Testi, Dokuz delikli PEG testi puanlamaları yapıldı. Olgularımızın %92,4'ünde normal kognisyon saptanırken, kognitif bozukluk görülen %7,6'sının tanı yaşları anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır. Kısa Tekrarlanabilir Batarya kapsamındaki diğer testlerle öz yönetim arasında anlamlı ilişki saptanmamasına karşın SDMT puanları ile pozitif yönlü anlamlı ilişki izlendi. Multipl Skleroz Öz Yönetim Ölçeği'nden aldıkları puanlar ile EDSS puanları, Modifiye Yorgunluk Etki Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği ve hastalık süreleri arasında negatif yönlü; öz yönetim ve EuroQol skorları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki görüldü. Multipl skleroz hastalarında öz yönetime dair kanıta dayalı yöntemlerin geliştirilmesine yönelik kognitif, fiziksel, psikososyal, demografik parametrelerin ele alındığı, çok merkezli çalışmaların yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Multiple skleroz, hastalık öz yönetimi, kognisyon, kognitif rezerv, yaşam kalitesi
Örgütsel adalet ve bilgi paylaşımı arasındaki ilişkide örgütsel güven ve öz yeterliğin rolü: Durumsal aracılık modeli
Bu araştırma, örgütsel adalet ve bilgi paylaşımı arasındaki ilişkide örgütsel güven ve öz yeterliğin rolünün ortaya koyulması amacıyla yürütülmüştür. Araştırma kapsamında örgütsel adaletin, bilgi paylaşımı üzerindeki doğrudan etkisi yanında örgütsel güven aracılığıyla oluşturduğu dolaylı etki irdelenmiş, bu dolaylı ilişkide öz yeterliğin düzenleyici rolünün durumsal aracılık modeliyle ortaya koyulması hedeflenmiştir. Araştırmada örgütsel adalet alt boyutları olan dağıtım adaleti, prosedür adaleti ve etkileşim adaleti; örgütsel güven, alt boyutları olan yöneticiye güven ve örgüte güven ile birlikte ele alınmıştır. Araştırma verileri Türkiye'de kalkınma ajanslarında görev yapmakta olan personel ile yapılan anketler aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma hipotezleri, oluşturulan modeller üzerinde test edilmiştir. Araştırma bulguları; örgütsel adalet, prosedür adaleti ve etkileşim adaletinin bilgi paylaşımını pozitif yönde etkilediğini ancak dağıtım adaletinin bilgi paylaşımı üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığını göstermiştir. Örgütsel güvenin örgütsel adalet ve bilgi paylaşımı ilişkisine aracılık ettiği ortaya koyulmuştur. Bununla birlikte yalnızca dağıtım adaleti boyutu ve bilgi paylaşımı ilişkisinde örgütsel güven, yöneticiye güven ve örgüte güven boyutlarının tamamının aracı rol oynadığı saptanmıştır. Öz yeterliğin, örgütsel güven ve yöneticiye güven ile bilgi paylaşımı ilişkisinde düzenleyicilik etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, örgütsel adalet, dağıtım adaleti ve etkileşim adaletinin yöneticiye güven aracılığıyla bilgi paylaşımı üzerindeki etkisinde ve dağıtım adaletinin örgütsel güven aracılığıyla bilgi paylaşımı üzerindeki etkisinde öz yeterliğin düzenleyici etkisi bulunduğu belirlenmiştir.
Öğretmenlerde iş becerikliliğinin belirleyicileri ve sonuçları: Öz-yeterlik, lider-üye etkileşimi ve sosyal ilişki gereksiniminin rolü
Öğretmenler, eğitim örgütlerinin yalnızca bilgi aktaran unsurları değil; aynı zamanda değişen koşullara uyum sağlayan, karmaşık sosyal ilişkileri yöneten ve proaktif roller üstlenen aktörlerdir. Bu bağlamda, öğretmenlerin mesleki rollerini etkili biçimde yerine getirebilmeleri sahip oldukları bireysel kaynaklara ve içinde bulundukları örgütsel ilişkilerin niteliğine bağlıdır. Bu kapsamda çalışmada, öğretmenlerin iş becerikliliği davranışları, öz-yeterlik, lider-üye etkileşimi, sosyal ilişki gereksinimi, iş tatmini ve yaşam doyumu arasındaki ilişkileri yapısal eşitlik modeliyle incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 526 öğretmen (265 kadın, 261 erkek) oluşturmaktadır. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin öz-yeterlik düzeylerinin tüm iş becerikliliği boyutlarını (görev, ilişkisel ve bilişsel) anlamlı ve olumlu yönde etkilediğini, en güçlü etkinin ise görev becerikliliği üzerinde olduğunu ortaya koymuştur. Lider-üye etkileşiminin ise bilişsel ve ilişkisel becerikliliği anlamlı biçimde etkilediği ancak görev becerikliliği üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Bu durum, öğretmenlerin okul yöneticileriyle kurdukları ilişkilerin işlerine dair algılarını ve meslektaşlarıyla etkileşimlerini şekillendirdiğini, ancak görevlerini yeniden yapılandırma davranışlarının daha çok bireysel inisiyatifle belirlendiğini göstermektedir. Bunlarla birlikte yalnızca bilişsel beceriklilik davranışlarının, iş tatmini ve yaşam doyumu üzerinde olumlu bir etkisi olduğu görülmüştür. Bu da öğretmenlerin işlerine atfettikleri anlamın, davranışsal değişikliklerden daha etkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca öz-yeterlik ve sosyal aidiyet düzeyleri düşük olan öğretmenlerin işlerini anlamlandırma süreçlerinde okul müdürlerinin desteğine daha fazla ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin iyi oluşunu ve mesleki verimliliğini artırmaya yönelik anlayışın geliştirilmesi için okul yöneticileri ve öğretmenler için katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Ortaokul öğrencilerinin Wattpad uygulaması kullanımı ile okuma ve yazma öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin dijital okuma ve yazma sitesi Wattpad'i kullanma alışkanlıkları ile Wattpad'in ortaokul öğrencilerinin okuma ve yazma öz yeterliklerine etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmada belirlenen amaca ulaşmak için nitel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. İlişkisel tarama modeli iki veya daha fazla değişken arasında birlikte değişim varlığını, derecesini tespit etmeyi hedeflemektedir. Araştırma, MEB'e bağlı Bitlis il merkezinde bulunan ve Wattpad'in yaygın olarak kullanıldığı tespit edilen "100. Yıl Atatürk Ortaokulu, "Selahaddin Eyyübi Ortaokulu" ve "Şehit Mahir Ayabak Ortaokulu"nda 2016-2017 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öncelikle Wattpad kullandığı tespit edilen 60 ortaokul öğrencisine "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmış. "Kişisel Bilgi Formu"ndan elde edilen veriler incelenerek Türkçe ders notu ortalaması, cinsiyet ve sınıf seviyesi denk tutulmaya çalışılarak Wattpad kullanmayan 60 ortaokul öğrencisi belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Okur Öz Yeterlik Ölçeği" ve "Yazma Öz Yeterlik Ölçek" inden yararlanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde SPSS 24 for Mac kullanılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metodları (Ortalama, Standart sapma, frekans) kullanılmıştır. Cinsiyet ve Wattpad kullanım durumunun bağımsız değişken olduğu karşılaştırmalarda iki yönlü ANOVA ve iki yönlü MANOVA, farkın hangi gruplardan kaynaklandığının tespitinde Post-Hoc test olarak Bonferroni testi, niteliksel verilerin karşılaştırılmasında Ki-Kare testi, nitel ve nicel ilişkilerin değerlendirilmesinde normal dağılım gösteren verilerde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve normal dağılmayan verilerin karşılaştırılmasında ise Sperarman's rho kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre Wattpad'den kitap okuyan ve yazan ortaokul öğrencilerinin bu siteyi kullanım alışkanlıklarına yönelik olarak Wattpad'i kullanan kız öğrencilerin sayısının erkek öğrencilerden fazla olduğu, Wattpad'i okuma ve yazma amacıyla kullanan ortaokul öğrencilerinin büyük bir bölümünün bu siteyi arkadaşı vasıtasıyla tanıdığı, bu sitede günlük bir saat geçirdiği, bu siteye erişimi en çok cep telefonuyla sağladığı, mekân olarak genellikle evde bu siteyi kullandığı, Wattpad katılımcıların tamamının bu siteyi kitap okuma amacıyla kullandığı, bir bölümünün de hem okuma hem de yazma amacıyla kullandığı, öğrencilerin en çok macera türündeki kitapları okumayı tercih ettikleri, genç kurgu türünde kitap okuyan kız katılımcıların oranının erkek katılımcılardan yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin Wattpad'de geçirdikleri vakit ile okur öz yeterlikleri ve yazma öz yeterlikleri arasında bir ilişki bulunmadığı, Wattpad sitesini kullanan ortaokul öğrencileri ile kullanmayan ortaokul öğrencilerinin okur ve yazma öz yeterliklerinin karşılaştırılması sonucunda iki grup arasında ve cinsiyetler arasında bir ilişki bulunmadığı, her iki grubun da okuma ve yazma öz yeterlik sonuçlarının iyi düzeyde ve birbirine yakın çıktığı, Wattpad'den kitap okuyan ortaokul öğrencilerinin anne-baba eğitim düzeyi dijital ortamdan kitap okumayan ortaokul öğrencilerinin anne-baba eğitim düzeyinden anlamlı derece yüksek çıktığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Wattpad, dijital okuma, dijital yazma, öz yeterlik
Aday öğretmenlerin MEB aday öğretmen yetiştirme programına yönelik tutumlarının ve mesleki öz yeterliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, Siirt il merkezi ve ilçelerine bağlı devlet okullarında (anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise) aday öğretmen olarak görev yapan öğretmenlerin aday öğretmenlik programı ile ilgili tutumlarının ve özyeterlik inançlarının incelenmesidir. Araştırmada aday öğretmenlerin 2015-2016 eğitim öğretim yılı itibariyle uygulamaya konan MEB Aday Öğretmen Yetiştirme Programına yönelik tutumlarının ve mesleki özyeterlik inançlarının belirlenmesi amacıyla tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim döneminde Siirt il merkezi ve ilçelerinde görev yapan 587 aday öğretmen oluşturmaktadır. Tüm aday öğretmenlere ulaşılmış ve olumlu dönüt alınan toplam 476 kişi araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Aday Öğretmen Bilgi Formu", "Aday Öğretmen Tutum Ölçeği" ve "Öğretmen Özyeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen verilerin istatistiksel analizinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Aday öğretmenlerin kişisel bilgilerinin dağılımı frekans ve yüzde ile gösterilmiştir. Araştırmada kullanılan Aday Öğretmen Tutum Ölçeği ve Öğretmen Özyeterlik Ölçeğinden alınan puanların normal dağılıma uyma durumlarının incelenmesinde Kolmogorov-Smirnov testi yapılmış olup, her iki ölçekten elde edilen puanların normallik şartını sağlamadığı belirlenmiştir. Bu sebeple gruplar arası farklılığın araştırılmasında nonparemetrik testler kullanılmış olup, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis H testine başvurulmuştur. Üç ve üçten fazla gruplu değişkenlerde farklılaşan grupların tespitinde parametrik olmayan çoklu karşılaştırma testlerinden Dunn's testi kullanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizinde %95 güven aralığı dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır. Sonuç olarak Siirt ilinde görev yapan aday öğretmenlerin; 2015-2016 Eğitim Öğretim yılı itibariyle uygulamaya konan MEB Aday Öğretmen Programına yönelik tutumlarının olumlu yönde olduğu ve mesleki öz yeterliklerini yüksek düzeyde algıladıkları belirlenmiştir. Ayrıca aday öğretmenlerin çeşitli değişkenlere göre özyeterlik ve tutumlarının anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aday Öğretmen Yetiştirme Programı, Mesleki Öz Yeterlik, Aday Öğretmenlik
Destek eğitim odası uygulamalarına ilişkin öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı; 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Siirt ilinde ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde destek eğitim odasında görev yapan öğretmenlere yönelik destek eğitim odası öğretmen özyeterlik ölçeğini geliştirmeye çalışmak, geliştirilen ölçeği çeşitli değişkenler açısından karşılaştırmak ve destek eğitim odası uygulamasına yönelik öğretmen görüşlerini belirlemektir. Araştırma kapsamında karma yöntem modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Siirt ilinde destek eğitim odalarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunda elde edilen bulgulara göre, Destek Eğitim Odası Öğretmen Özyeterlik Ölçeği; Mesleki Yeterlik, Kendine Güven ve Uygulama boyutları olmak üzere 3 boyuttan oluşmuştur. Elde edilen ölçeğin değişkenlere göre karşılaştırılması sonucunda cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık oluşmazken, hizmet yılı, branş, görev yapılan öğretim kademesi ve çalışılan yetersizlik türleri değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırmanın nitel boyutunda elde edilen bulgulara göre ise, öğretmenlerin destek eğitim odasının amacının farkında oldukları, kazanımları belirlemede en fazla ihtiyaçlara göre hareket ettikleri görülmüştür. Öğretim yöntem ve tekniklerde ağırlıklı olarak anlatım ve soru-cevap, ölçme ve değerlendirme araçlarında ise testler ve yazılı sınavlardan yararlandıkları belirlenmiştir. Destek eğitim odasının avantajlarına yönelik en fazla verilen cevap bireysel eğitim imkanı olurken, dezavantaj olarak sosyalleşme sorunu olmuştur. Uygulamada karşılaşılan sorunların başında motivasyon eksikliği ve fiziki koşullar gelirken, sorunlara yönelik çözüm bulma konusunda öğrencileri motive edici faaliyetlerde bulundukları görülmüştür. Öğretmenlerin destek eğitim odası uygulamasına yönelik önerileri olarak materyal temini ve fiziki koşulların iyileştirilmesi sonucu elde edilmiştir.
Öğretmen adaylarının ve aday öğretmenlerin öğretmenlik mesleği genel yeterlikleri ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlikleri
Bu araştırma ile Siirt Üniversitesinde öğrenimlerine devam eden öğretmen adaylarının ve Siirt'te kamu okullarında görev yapan aday öğretmenlerin öğretmenlik mesleği genel yeterliklerini ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik algı düzeylerini belirlemek ve bunlar arasındaki ilişkinin durumuna bakılması amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2019-2020 ve 2020-2021 eğitim-öğretim yıllarında Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesinde, İlahiyat Fakültesinde ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda 4. sınıfta öğrenim gören 1935 öğretmen adayı ile 2020-2021 eğitim- öğretim yılında Siirt'te kamu okullarında görev yapan ve henüz adaylık döneminde bulunan 987 aday öğretmen oluşturmaktadır. Evrenden tabakalı örnekleme yoluyla seçilen 325 öğretmen adayı ve basit tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 300 aday öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğretmen adayları ve aday öğretmenler öğretmenlik mesleği genel yeterlik ölçeğinin toplamında, mesleki beceri ile tutum ve değerler yeterlik alanlarında kendilerini çok yeterli; mesleki bilgi yeterlik alanında ise yeterli görmektedirler. Bölüm, okumaya ayrılan zaman, internete ayrılan zaman, televizyon izlemeye ayrılan zaman, bilimsel, sosyal ve sanatsal faaliyetlere katılım değişkenlerine göre öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleği genel yeterlik algıları farklılaşmaktadır. Bilimsel, sosyal ve sanatsal faaliyetlere katılım değişkenlerine göre öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleği genel yeterlik algıları farklılaşmaktadır. Öğretmen adayları ve aday öğretmenler 21. Yüzyıl becerileri öz yeterlik ölçeğinin toplamında ve alt boyutlarında 21. yüzyıl becerileri öz yeterliklerine çok yüksek düzeyde sahip oldukları görüşündedirler. Okumaya ayrılan zaman, internete ayrılan zaman ve not ortalaması değişkenlerine göre öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik düzeyleri farklılaşmaktadır. Cinsiyet ve bilimsel, sosyal ve sanatsal faaliyetlere katılım değişkenlerine göre aday öğretmenlerin 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik düzeyleri farklılaşmaktadır. Öğretmen adaylarının algılarına göre öğretmenlik mesleği genel yeterlik düzeyleri ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlikleri düzeyleri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Aday öğretmenlerin algılarına göre öğretmenlik mesleği genel yeterlik düzeyleri ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlikleri düzeyleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmen adaylarının ve aday öğretmenlerin öğretmenlik mesleği genel yeterliklerinin 21. yüzyıl becerileri öz yeterliklerinin anlamlı yordayıcısı olduğu görülmüştür.
Öğretmen adaylarının öz yeterlilik inançları ile mesleki kaygıları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının öz yeterlik inançları ile mesleki kaygı düzeylerini ve bunlar arasındaki ilişkiyi belirlemektir. İlişkisel tarama modelinde yapılan araştırmanın evreni 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Siirt Üniversitesinde öğrenim gören 1863 öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini, tabakalı örnekleme tekniğiyle seçilen 319 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada "Öz Yeterlik Ölçeği" ve "Mesleki Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik, parametrik fark analizleri ve korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda öğretmen adaylarının genel mesleki kaygılarının düşük, öz yeterlik inançlarının ise yüksek olduğu saptanmıştır. Öğretmen adaylarının öz yeterlik inançları ile mesleki kaygıları arasında orta düzeyli anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının özyeterlik inançları mesleki kaygı düzeylerini anlamlı yordayıcısı olduğu görülmüştür.
Okul öncesi öğretmenlerinin çevre eğitimi yeterliliklerine ilişkin bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin çevre eğitimi yeterliliklerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda okul öncesi öğretmenlerinin çevre eğitimi yeterliliklerine yönelik görüşlerinin neler olduğu, çevre eğitimi konusundaki yeterlik düzeyleri ve çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmada betimsel araştırma modeline başvurulmuş hem nitel hem nicel verilerin birlikte kullanıldığı eş zamanlı karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda tarama yöntemi, nitel boyutunda ise olgu bilim yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada, 2021-2022 öğretim yılında Diyarbakır ilinde MEB'e bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenlerinden, nicel veri toplamak amacıyla 250, nitel verileri toplamak amacıyla ise 30 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmada nicel veri toplanma aracı olarak "Çevre Eğitimi Öz-Yeterlik Ölçeği" kullanılmış olup, örnekleme olarak basit seçkisiz ve uygun örnekleme yöntemine başvurulmuştur. Nitel veri toplama aracı olarak ise araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, kolay ulaşılabilir durum örneklemesine başvurulmuştur. Farklılık analizlerinde iki bağımsız grubun karşılaştırılmasında t testi, üç ve daha fazla bağımsız grubun karşılaştırılmasında ANOVA testi kullanılmıştır. ANOVA testinde farklılık bulunduğunda farklılığa neden olan grupların belirlenmesinde Post-Hoc Scheffe testinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutundaki verilerin analizi için içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin çevre eğitimi öz-yeterlik algılarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Görev yaptığı okulun sosyoekonomik düzeyi yüksek olan katılımcıların ortalamasının, orta ve düşük olanlara göre daha yüksek olduğu, cinsiyet, yaş, mezuniyet düzeyi, çevre eğitimi ile ilgili eğitim almış olma, herhangi bir sivil toplum kuruluşuna üye olma, görev yaptıkları okulun mesken durumu değişkenlerinde ise katılımcıların ortalamalarında anlamlı bir farklılık olmadığı görüşmüştür. Araştırmanın nitel boyutunda, okul öncesi öğretmenlerinin, öğrencilerine çevre bilinci kazandırma konusunda kendilerini yetersiz bulduklarını, fakat çevre eğitimi konusunda yeterli bulduklarını ifade ettikleri tespit edilmiştir. Verilen cevaplar ayrıntılı olarak incelendiğinde, okul öncesi öğretmenleri bu çelişkili durumun sebebini "okulda verilen çevre eğitiminin aile ve toplum tarafından yeteri kadar desteklenmemesi" olarak ifade etmişlerdir.
Tip ıı diyabetli hastaların hastalık yönetimine katılım düzeylerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Tip 2 diyabetli hastaların hastalık yönetimine katılım düzeylerinin belirlenmesi ve katılım düzeylerini etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışmamızın evrenini Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dâhiliye, Endokrin, Diyabet polikliniklerinde Ekim 2017-Mart 2018 tarihleri arasında tedavi, kontrol veya yatış yapan hastalar, örneklemini ise araştırma kriterlerine uygun olan 375 hasta birey oluşturmuştur. Çalışma verilerinin elde edilmesinde hasta tanıtım formu, Tip 2 Diyabete İlişkin Öz-etkililik Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan verilerin istatistiksel analizinde, ki kare testi, ANOVA testi, t testi ve Pearson korelasyon analizleri uygulanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %60,53'ünün kadın ve yaş ortalamasının 54,76±13,35 olduğu saptanmıştır. Diyabet yönetimine ilişkin öz-etkililik ölçeği özel beslenme ve kilo alt boyutu puanlarının bakım için yardım alma ve gelir durumuna, fizik egzersiz skorlarının yaş, öğrenim durumu ve egzersiz yapma durumuna, kan şekeri puanlarının hastalığa uyum, tedavi şekline göre dağılımları arasındaki farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Diyabetli bireylerin hastalıklarını daha iyi algılamalarını ve hastalıklarının yönetimlerinde etkin bir rol oynamalarını sağlayacak olan hemşirelik uygulamalarının planlanması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Tip 2 diyabet; Diyabet yönetimi; Öz etkililik.
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hastalarda öz-yeterlilik ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olan hastalarda öz yeterlilik ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi, amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Bu çalışmanın evrenini Mardin Devlet Hastanesi ve Kızıltepe Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Servisinde Mart 2018-Ağustos 2018 tarihleri arasında KOAH tanısı ile tedavi olan hastalar, örneklemini ise kabul edilme kriterlerine uygun 127 hasta oluşturmuştur. Veriler hasta tanıtım formu, Yaşam Doyum Ölçeği (YDÖ), Genel öz yeterlilik Ölçeği (GÖYÖ) ile araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %62, 2 si erkek ve yaş ortalamasının 66. 04±13. 44olduğu belirlenmiştir. Hastaların yaşam doyumu ile öz yeterlilikleri arasında pozitif yönlü, orta düzeyde bir ilişki olduğu istatistiksel açıdan önemli olduğu saptandı (p<0.05). Araştırmaya katılan hastaların yaşları ile genel öz yeterlilik puanları arasında istatistiksel olarak önemli negatif yönlü zayıf bir ilişki olduğu bulundu (p<0.05, r:-0.27). Araştırmaya katılan hastaların yaşları ile yaşam doyumu puanları arasında istatistiksel olarak önemli negatif yönlü orta düzeyde bir ilişki olduğu bulundu (p<0.05, r:-0.18). Sigara kullanmayanların Genel öz yeterlilik puanları daha yüksek bulundu (p<0, 05). Ancak hastaların sigara içme durumu ile yaşam doyumu arasında önemli bir ilişki saptanmamıştır. (p>0,05). KOAH'lı hastaların öz yeterlilik ve yaşam doyumlarının saptanarak, uygun hemşirelik girişimlerinin planlanması ve uygulanması, hastaların öz yeterlilik ve yaşam doyumlarını düşüren sebeplerin belirlenerek bu sebeplere yönelik hemşirelik girişimlerinin uygulanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: KOAH; Öz yeterlilik; Yaşam doyumu.
Gebelerde emzirme öz yeterliliği ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Bu çalışma gebelerde emzirme öz-yeterliliğini incelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel türde bir araştırmadır. Araştırma Gaziantep'te bulunan SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniklerine başvuran gebeler üzerinde yapılmıştır. Araştırma Ekim 2019 - Haziran 2020 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın verileri Ekim 2019 - Mart 2020 tarihleri arasında toplanmıştır. Çalışmanın örneklemini SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran başvuran 330 gebe oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu" ve "Prenatal (Doğum Öncesi) Emzirme Öz Yeterliliği Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23 paket programı kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzde değerleri ile, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi ve tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Çalışmada gebelerin yaklaşık %70'nin 30 yaşın altında olduğu tespit edilmiştir. Gebelerin yaklaşık yarısının üniversite ve üzerinde, %82.7'sinin ise orta öğretim ve üzerinde bir eğitiminin olduğu görülmüştür. Gebelerin emzirme öz-yeterlilik algılarının ortanın üzerinde olduğu saptanmıştır. Gebelerin eğitim düzeyinin, yaşlarının, gebelik sayısının ve aylık gelir durumunun emzirme öz-yeterliliğini etkilediği belirlenmiştir. Üniversite ve üzeri eğitim alan, 30-34 yaş grubunda ve 2. gebeliği olan, aylık geliri aylık giderinden fazla olan gebelerin emzirme öz-yeterliliklerinin diğerlerinden yüksek olduğu saptanmıştır. Genç yaştaki gebeler ile eğitim ve gelir düzeyi düşük olan gebeler öncelikli olmak üzere, tüm gebelere emzirme öz-yeterliliklerinin arttırılması konusunda eğitim verilmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gebe, Anne Sütü, Emzirme, Öz-Yeterlilik, Emzirme Öz-Yeterliliği
Madde kullanım bozukluğu tedavisi gören hastaların bağımlılık profili ve genel özyeterlilikleri arasındaki ilişki
Bu çalışma madde kullanım bozukluğu tedavisi gören hastaların bağımlılık profili ve genel özyeterlilikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde yapılmış bu çalışmanın verileri Aralık 2020- Mayıs 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın evrenini İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alkol Madde Araştırma Tedavi Merkezi'nde ayaktan tedavi gören hastalar oluşturmuştur. Çalışma, dâhil edilme kriterlerini karşılayan 170 hasta ile tamamlanmıştır. Veri toplanmasında Kişisel Veri Formu, Genel Özyeterlilik Ölçeği (GÖY) ve Bağımlılık Profili İndeksi Ölçeği (BAPİ) kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde; sayı, yüzde, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Post Hoc testleri ve Spearman Korelasyon testi kullanılmıştır. Çalışma bulgularına göre hastaların % 86,5'inin erkek, madde kullanımına başlama yaş ortalamasının 17.4 yıl olduğu, hastaların çoğunluğunun alkol % 41,8 ve esrar % 42,4 kullanımı ile maddeye başladığı tespit edilmiştir. BAPİ toplam/şiddet skoru puan ortalaması 11,56±4,06'dır. BAPİ alt boyutlarında en yüksek puan madde kullanmanın kişinin yaşamına etkisi alt boyutundadır. Çalışmaya dâhil edilen hastaların BAPİ skorları ile alkol madde başlama ortamı değişkenleri arasındaki farklılıkların anlamlı olduğu tespit edilmiştir. GÖY puan ortalaması 59.4±11.9'dır. Hastalardan keyif almak için maddeye başlayanlarda, şu anda çalışanlarda ve tedaviye zorla getirilenlerde GÖY skorlarının daha düşük olduğu saptanmıştır. BAPİ skoru ile GÖY skorları arasında ters yönlü zayıf bir ilişki olduğu belirlenmiştir (r = - 0,278). Sonuçlara bakıldığında madde kullanımına bağlı yasal sorun yaşama, tedaviye zorla getirilme, tedaviden beklentinin psikolojik sorunları iyileştirmek olması, daha önce psikiyatrik psikolojik tedavi görme, gelir durumu ve GÖY skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak hastaların, bağımlılık profili toplam ortalamasının düşük bağımlılık şiddeti düzeyinde olduğu ve özyeterlilik inancında azalmanın bağımlılık şiddetini arttırdığı söylenebilir. Bu nedenle, bağımlılık şiddeti ve özyeterlilik inancının madde kullanım bozukluğu tedavi sürecinde ele alınması ve üzerinde çalışılması gereken önemli faktörlerdir. Anahtar Kelimeler: Madde Kötüye Kullanımı, Özyeterlilik, Bağımlılık, Psikiyatri Hemşireliği
Bağırsak stomalı hastaların öz- etkililik düzeylerinin stoma uyumuna etkisi
Bu araştırma, bağırsak stoması olan hastaların öz-etkililik düzeylerinin stoma uyumuna etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışma tanımlayıcı ve kesitsel türde planlandı ve Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Genel Cerrahi Servisi Stoma Terapi ve Yara Bakım Ünitesinde yürütüldü. Çalışmaya araştırma kriterine uyan 62 bağırsak stomalı hasta dahil edildi. Araştırma için etik kurul onayı, kurum izni ve hasta onamları alındı. Veriler 1 Haziran- 30 Eylül 2021 tarihleri arasında, Tanıtıcı Özellik Bilgi Formu, Ostomili Bireylere Yönelik Öz-Etkililik Ölçeği ve Ostomi Uyum Ölçeği (OUÖ-23) formları kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde Student t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve LSD çoklu karşılaştırma testleri, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Dunn çoklu karşılaştırma testleri kullanıldı. Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 53,12±12,30 yıl olup; % 71'inin kadın, %83,9'unun evli, %32,2' sinin ilkokul ve ortaokul mezunudur. Stoma açılma süresi 8,45±4,69 ay olup, %80,6'sı kanser nedeniyle açılmış ve %54,8'inin geçici kolostomisi vardır. Hastaların stoma açılma süresi ile öz- etkililik ve stoma uyumları arasında zayıf düzeyde, anlamlı bir korelasyon olduğu, öz etkililik düzeyleri arttıkça stoma uyumlarının arttığı tespit edildi (p<0,05). Sonuç olarak; öz–etkililik hastaların stomaya uyumunu etkileyen önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle hastaların öz etkililik düzeylerini destekleyecek eğitimlerin planlanması ve bu yönde girişimsel çalışmaların yapılması önerilmektedir.
Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuğu olan ebeveynlerin günlük rutinleri kullanımları ile öz yeterliliklerinin incelenmesi
Bu araştırmada, Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı bulunan çocukların ebeveynlerinin günlük rutinleri kullanım durumları, ebeveyn öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve günlük rutinleri kullanım durumu ile ebeveyn öz yeterliliğinin bazı demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre planlanmış olup, kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya Otizm Spektrum Bozukluğu tanılı çocuğu olan 102 (84 anne ve 18 baba) ebeveyn katılmıştır. Veri toplama aracı olarak literatür taraması sonucunda 5 alan uzmanı ve 1 istatistik uzmanından görüş alınarak oluşturulan "Otizm Spektrum Bozukluğu Tanılı Çocukları Olan Ebeveynlerin Günlük Rutinleri Kullanım Durumu Kontrol Listesi", "Demografik Bilgi Formu" ve "Çocuğu Otizm Spektrum Tanısı Almış Ebeveynlerde Ebeveyn Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler çocukların cinsiyetine, yaşına, tanı aldığı yaşa göre; ebeveynlerin ise yaşına, öğrenim düzeyine, sosyo-ekonomik düzeyine, çocuk sayısına ve cinsiyetine göre analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistik yöntemleri kullanılmıştır. Bulgulara göre; ebeveynlerin öz yeterlilikleri cinsiyete, yaşa, öğrenim düzeyine, çocuğun tanı aldığı yaşa, çocuk sayısına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmamıştır; ancak ebeveyn yeterlilik ölçeğinin alt boyutlarında ve günlük rutinleri kullanım durumuna yönelik yapılan analizlere maddesel boyutta bakıldığında anlamlı farklılıkların ortaya çıktığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar literatür kapsamında bulgulanmış ve tartışılmıştır.
Yoksulluk ve duygusal-davranışsal sorunlar arasındaki ilişki: Öz-yeterliğin ve ebeveyn izleminin aracı rolü
Yoksulluk, başta çocuklar olmak üzere tüm insanlığı etkileyen küresel bir sorundur. Bu araştırmada çocuk yoksulluğu ve duygusal-davranışsal sorunlar arasındaki ilişkide çocukların öz-yeterliği ile ebeveyn izleminin aracı rolleri incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmış; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye'nin sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerinden biri olan Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki devlet ortaokullarında öğrenimini sürdüren 368 öğrenci ile her öğrencinin bir ebeveyni çalışma grubunu oluşturmuştur. Çalışmada yer alan öğrencilere Kişisel Bilgi Formu, Güçler ve Güçlükler Anketi, Çocuklar için Öz-yeterlik Ölçeği ve Ebeveyn Bilgisi: İzleme Ölçeği uygulanırken çocuk yoksulluğuna dair bilgiler ebeveynlere uygulanan Yoksulluk Algı Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinde parametrik ve parametrik olmayan test yöntemleri kullanılmış; paralel aracılık modeli Sobel yöntemi ile test edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre öğrencilerin cinsiyetleri ile çocuk yoksulluğu, duygusal-davranışsal sorunlar, öz-yeterlik ve ebeveyn izlemi düzeyleri arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Buna karşın akademik başarı düzeyi, kardeş sayısı, ebeveynin çalışma ile okuryazarlık durumu ve babanın hayatta olma durumu ile çocuk yoksulluğu, duygusal-davranışsal sorunlar, öz-yeterlik ve ebeveyn izlemi değişkenleri arasında anlamlı bir fark saptanmıştır. Yapılan aracılık analizi sonucunda öz-yeterliğin, çocuk yoksulluğu ile duygusal-davranışsal sorunlar arasındaki ilişkiye; ebeveyn izleminin ise çocuk yoksulluğu ile davranışsal sorunlar arasındaki ilişkiye kısmi aracılık ettiği tespit edilmiştir. Araştırma bulguları ilgili alanyazın ışığında tartışılarak araştırmacılara, uygulayıcılara ve politika yapıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Fen bilimleri dersinde aktif öğrenmeye dayalı etkinliklerle yapılan Ters-Yüz Sınıf modelinin incelenmesi
Bu çalışmada, "Madde ve Isı" ünitesi kapsamında aktif öğrenme etkinlikleriyle yürütülen ters yüz sınıf (TYS) modelinin öğrencilerin akademik başarılarına, kalıcılığa, üstbilişsel farkındalıklarına ve özyeterliklerine etkisini incelemek ayrıca uygulamaya yönelik öğrencilerin ve velilerin görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde Ankara'daki bir devlet okulunda 6. sınıf düzeyinde iki şube deney grubu (n=55), iki şube kontrol grubu (n=50) olmak üzere, toplam 105 öğrenciyle yapılmıştır. Deney grubuna TYS modeli uygulanmış, kontrol grubunda mevcut öğretim programına göre dersler yürütülmüştür. Çalışmada karma yöntem desenlerinden açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda yarı deneysel deneme modeli olan ön test-son test kontrol gruplu model kullanılmış olup veri toplama aracı olarak "6. Sınıf Madde ve Isı Başarı Testi, Çocuklar İçin Üstbilişsel Farkındalık Ölçeği ve Fen ve Teknoloji Dersi Özyeterlik Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, deney grubu öğrencilerinin TYS uygulamasına yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla durum çalışmasından yararlanılmıştır. Ayrıca görüş formu aracılığıyla çalışmaya katılan öğrenci ve velilerin görüşleri alınmıştır. Çalışmanın nicel verileri SPSS-23 programı ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi ve betimsel analizle açıklanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre TYS modelinin öğrencilerin akademik başarılarını, kalıcılığı, üstbilişsel farkındalıklarını ve özyeterliklerini deney grubu lehine artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin ve velilerin TYS modeline ilişkin genel olarak olumlu görüş bildirdikleri ve nitel verilerin nicel verileri desteklediği belirlenmiştir. TYS modelinin öğretimin etkililiği bakımından öğrencilere önemli katkılar sağladığı görülmüştür. Çalışmada TYS modelinin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için öğrencilerin teknolojik araç ve internet erişimine sahip olmaları ve öğrencilerin videoları izleyip ön öğrenmelerini yaparak sınıfa gelmeleri gerektiği ile ilgili önerilerde bulunulmuştur.
Okuldan işe başarılı geçişte bağlamsal ve psikososyal yordayıcılar
Bu araştırmada bağlamsal faktörlerin (ekonomik kısıtlılıklar ve ötekileştirilme deneyimleri) ve psikososyal kaynakların (genel öz yeterlik ve kariyer uyumluluğu) okuldan işe geçiş sürecindeki rolünün ele alınması amacıyla Çalışma Psikolojisi Kuramı temelinde geliştirilen okuldan işe geçiş modelinin bir bölümünün test edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda ekonomik kısıtlılıklar, ötekileştirilme deneyimleri, genel öz yeterlik, kariyer uyumluluğu, algılanan gelecekteki istihdam edilebilirlik ve gelecekteki insana yakışır iş arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bu araştırmanın katılımcıları 2022-2023 öğretim yılında uygun örnekleme yöntemiyle ulaşılan 762 son sınıf üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Ekonomik Kısıtlılıklar Ölçeği, Yaşam Boyu Ötekileştirilme Deneyimleri Ölçeği, Genel Öz Yeterlik Ölçeği, Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği-Kısa Formu, Algılanan Gelecekteki İstihdam Edilebilirlik Ölçeği ve Gelecekteki İnsana Yakışır İş Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada modeli test etmek ve değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ekonomik kısıtlılıkların algılanan gelecekteki istihdam edilebilirliği ve gelecekteki insana yakışır iş algılarını yordadığı ancak psikososyal kaynaklar olan genel öz yeterlik ve kariyer uyumluluğunu yordamadığı tespit edilmiştir. Ötekileştirilme deneyimlerinin ise genel öz yeterliği, kariyer uyumluluğunu, algılanan gelecekteki istihdam edilebilirliği ve gelecekteki insana yakışır işi yordadığı görülmüştür. Modelde genel öz yeterlik değişkeninin ise sadece kariyer uyumluluğunu yordadığı saptanmıştır. Ayrıca kariyer uyumluluğunun algılanan gelecekteki istihdam edilebilirliği yordadığı ancak gelecekteki insana yakışır işi yordamadığı tespit edilmiştir. Son olarak çalışmada algılanan gelecekteki istihdam edilebilirliğin gelecekteki insana yakışır işi yordadığı saptanmıştır. Bu araştırmanın bulguları bağlamsal faktörlerin başarılı okuldan işe geçiş sürecinde önemli role sahip olduğunu gösterirken, aracı değişkenler olan psikososyal kaynakların bu ilişkide sınırlı düzeyde aracılığa sahip olduklarını göstermiştir.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının ölçme değerlendirme okuryazarlıkları, tutum ve özyeterlik algıları arasındaki ilişki
Bu araştırmada fen bilgisi öğretmen adaylarının ölçme değerlendirme okuryazarlık düzeyleri, tutum ve özyeterlik algıları arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda çalışma iki veya ikiden fazla değişkenin birbiriyle ilişkili olup olmadığını belirlemeyi ve değişkenlerin sebep-sonuçları üzerindeki etkisini araştırmayı hedefleyen korelasyonel araştırma türündedir. Bu amaçla veriler ölçme değerlendirmeye ilişkin özyeterlik algı ölçeği, tutum ölçeği ve ölçme değerlendirme okuryazarlık envanteri aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan veriler kaydedilip gerekli analizler yapıldıktan sonra yarı yapılandırılmış görüşme formu ile katılımcıların ölçme değerlendirmeye ilişkin görüş ve önerileri alınmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 akademik yılında Fen Bilgisi Eğitimi Ana Bilim Dalı üçüncü ve dördüncü sınıfında eğitim alan 194 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmada veriler istatistiksel analiz yöntemleriyle, görüşme formundan elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları öğretmen adaylarının ölçme değerlendirmeye ilişkin tutum ve özyeterlik algılarının birlikte ölçme değerlendirme okuryazarlık düzeylerini yordamadığını göstermiştir. Sınıf düzeyleri açısından ölçme değerlendirme okuryazarlık düzeyleri, tutum ve özyeterlik algıları anlamlı farklılık göstermezken ölçme değerlendirme dersi akademik başarı durumları yüksek olan katılımcılar lehine farklılıklar tespit edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme sonuçlarında ise lisans programlarında verilen ölçme ve değerlendirme dersinin yetersiz bulunduğu ifade edilmiştir.
Okul öncesi öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisinin ve çevrimiçi öğretmen yeterliklerinin incelenmesi
Bu çalışma, okul öncesi öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi (TPAB) ve çevrimiçi eğitim yeterliklerini değerlendirmeyi hedeflemektedir. Özellikle, geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmeyi ve TPAB öz-yeterlikleri ile çevrimiçi eğitim öz-yeterlikleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Eğitimde teknolojiyi etkili bir şekilde kullanma ihtiyacının önemi dikkate alındığında, okul öncesi öğretmenleri için özel olarak tasarlanmış bir TPAB ölçeğinin geliştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu ölçek, okul öncesi döneme özgü durumları, kavramları, alanları ve gelişim bilgisini kapsayan, aynı zamanda okul öncesi öğretmenlerinin sahip olması gereken becerileri içermektedir. Okul öncesi öğretmenleri için özel olarak tasarlanmış TPAB ölçeğinin geliştirilmesi, onların özel gereksinimlerine yönelik bir değerlendirme aracına olan ihtiyacı karşılamaktadır. Ölçeğin geçerliliği ve güvenilirliği sağlanmış olup, yol analizi okul öncesi öğretmenlerinin TPAB ve çevrimiçi öğretim öz-yeterlik puanları arasındaki ilişkiyi doğrulamaktadır. Ayrıca, çalışma öğretmenlerin çevrimiçi eğitim sürecinde kendi yeterlik seviyelerini nasıl değerlendirdiğini ve TPAB'ın bu yeterliklerle ne ölçüde uyumlu olduğunu araştırmaktadır. Yol analizi aracılığıyla, okul öncesi öğretmenlerinin TPAB öz-yeterlikleri ile çevrimiçi eğitim öz-yeterlikleri arasındaki anlamlı ilişki incelenmiştir. Ek olarak, çalışmada yaş, eğitim düzeyi, çalışma süresi, çalışılan okul türü ve hizmet içi eğitim gibi demografik değişkenler de araştırılarak, öğretmenlerin teknolojiyi etkili bir şekilde kullanma öz-yeterliklerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Bu çalışma, okul öncesi öğretmenlerinin TPAB ve çevrimiçi eğitim yeterliklerini daha iyi anlamaya katkıda bulunarak, öğretmen eğitimi ve profesyonel gelişim alanına ışık tutmaktadır.