Political behavior

60 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Siyasal tutumları oluşturan ve değiştiren faktörler: Muğla örneği

Birey kavramı açılımları ve siyasi önemi açısından; günlük dilde oldukça geniş bir anlam ifade etmesine rağmen genellikle ihmal edilmekte ve tek bir insan olarak algılanmaktadır. Ancak kavram tek bir insandan fazlasını içermektedir. Bireyler yaşadığı çevresindeki varlığını ve etkinliğini kanıtlama ihtiyacı duydukları için doğdukları andan itibaren başta aileleriyle başladıkları daha sonra ise genişleyen çevreleri doğrultusunda tutumlarını belirlemektedir. Bireylerin zaman içerisinde değişen ve değişmeyen tutumları oluşabilmektedir. Siyaset alanında bireyin rolü büyüktür. Birey varsa siyaset vardır. Bu anlamda siyasetin psikolojisini ele almak büyük önem taşımaktadır. Çünkü bireyin psikolojisi siyasi davranışlarını, tutumlarını ve katılımlarını etkilemektedir. Siyasi katılımdaki tutumları değiştiren farklı nedenler vardır. Bireyin karakteristik özellikleri doğrultusunda belirlediği tutumlar dışında cinsiyetinin, yaşının, eğitiminin, mesleğinin, medya ve kitle iletişim araçlarının yani çevresinin etkisiyle belirlediği ve değiştirdiği tutumları da bulunmaktadır. Geniş bir alanı kapsayan siyaset alanında siyasal tutumları inceleyebilmek adına öncelikle siyasal katılım kavramı incelenmelidir. Çalışmada da buna önem verilmiş, siyasal katılım sonrasında siyasal tutumlar incelenmiştir. Çalışmayı desteklemek amacı ile de Muğla ili ölçeğinde anket yapılmıştır. 2019 Yerel Seçimleri örnek alınarak siyasal tutumların oluşumu ve değişiminde etkili olan faktörlerin neler olduğuna dair bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada karşılaştırmalı bir yöntem benimsenmiştir. Hedef kitlenin belirlenmesinde rassal yöntem ve teknikler kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasal Tutum, Siyasal Katılım, Birey, Demokrasi, Muğla

DemokrasiMuğlaSiyasal davranış+3
Latife Çakır
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hukuki, siyasi ve demokratik boyutlarıyla Türkiye'de elektronik seçimin uygulanabilirliği

Seçimler, demokrasinin en önemli unsurları arasındadır. Bu nedenle seçimlerin uygulama süreci oldukça dikkat gerektiren bir meseledir. Bu çalışmada demokrasi konusu temel alınarak, seçim konusunda gerekli tüm detaylara yer verilmeye çalışılmış olup demokratik seçimlerin tanımı, kapsamı ve işleyişi ile seçim sistemleri enine boyuna aktarılmıştır. Daha sonra e-seçim'e giden süreçte teknolojinin topluma aktarılmasında önemli rol oynayan kavramlar incelenmiştir. Sonrasında e-seçim açısından önemli bir rol model olan e-devlet projesi uygulama ve işlevselliği açısından aktarılmıştır. Diğer bölümde e-seçim tanımı yapılarak, kısa tarihçesinden bahsedilmiştir. E-seçim sürecinin uygulamaya geçilmesi açısından önemli görülen boyutlardan bahsedildikten sonra e-seçim konusunda deneyim göstermiş ülkeler ele alınmıştır. Sonraki bölümde e-seçim sürecinin güvenilirlik bağlamında incelemesi yapılmıştır. Türkiye'de mevcut olarak kullanılan "Seçsis" uygulaması aktarıldıktan sonra iki farklı model incelenmiştir. İlk model incelemesinde Havelsan tarafından geliştirilen, fakat uygulamaya alınmayan e-sandık projesi ele alınmıştır. Bu proje belirli bir yerde yapılan e-seçim modeli türüne uygun olarak yerli ve milli yazılımla hazırlanmıştır. Proje ciddi uğraşlar sonucu yapıldığı ve uygulanması sonucunda seçimlerde hızlı sonuçların alınması, mükerrer oyların engellenmesi, güvenlik sağlanması, ekonomik tasarruf sağlanması vb. birçok faydayı da beraberinde getirmesi olası görülmektedir. Diğer model incelemesinde blockchain teknolojisi tabanlı e-seçim sistemi ise internet üzerinden yapılan oylama modeline uygun olarak alternatif bir uygulamadır. Bu teknoloji tamamen güvenlik odaklı ve merkeziyetsiz yapısı ile toplumun güven sorununu çözebilecek kabiliyettedir. Tüm bu bahsedilen konular ekseninde çalışmanın temel amacı Türkiye Cumhuriyeti özelinde e-seçimin uygulanması ile ortaya çıkacak problemlere hem çözüm önerileri sunmak hemde bir yol çizmek maksatlıdır. Şayet Türkiye'de e-seçim uygulanırsa teknolojinin iyi sentezlenmesi ve topluma aşılanması önemli görülmektedir. E-seçim ve teknoloji ayrılmaz bir parçadır.

Demokratik değerlerDemokratik eğilimElektronik+7
Sefa Baygül
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de üniversite gençliğinin siyasal katılım durumu: Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri üzerine bir uygulama

Bireylerin bir toplumda siyasi bilgi ve değerleri veya siyasi davranışları kısacası siyaseti öğrenme süreci siyasal toplumsallaşma ya da siyasal sosyalleşme olarak tanımlanabilmektedir. Bireyler siyasal toplumsallaşma sürecinde siyasal sistem hakkında bilgi edinmeye ve tavır almaya başlarlar. Bireylerin aldıkları bu tavır bazen olumlu bazen ise olumsuz yönde olabilmektedir. Bu tavır, kendini siyasal katılım olarak göstermektedir. Bireyler siyasal sistemden duyduğu rahatsızlığı belirtmek ya da siyasal sisteme karşı oluşturduğu sempatiyle siyasal sistemin devamlılığını sürdürmek amacıyla siyasal katılım gösterirler. "Türkiye'de Üniversite Gençliğinin Siyasal Katılım Durumu: Dumlupınar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğrencileri Üzerine Bir Uygulama" adlı bu çalışma, üniversite gençliğinin siyasal eğilimlerinin olup olmadığı, siyasal katılım düzeylerini, siyasal katılım biçimlerini, siyasal ilgilerini ve siyasal katılımlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler, ilk önce teorik bilgiler ışığında literatür taraması yapıldıktan sonra 500 öğrenciye anket uygulanarak elde edilmiştir. Ankette, bağımsız değişkenler olarak "ailenin gelir düzeyi", "baba mesleği", "yerleşim yerinin büyüklüğü", ve "kitle iletişim araçları" gibi değişkenlerin bağımlı değişken olan "siyasal katılım" üzerine etkisi incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın kuramsal çerçevesini oluşturan birinci bölümde siyasal kültür ve siyasal toplumsallaşma üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde siyasal katılım ve siyasal katılımı etkileyen faktörler ele alınmış, ayrıca Türkiye'de gençlik hareketlerine değinilerek gençlerin siyasete olan ilgisine açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise alan araştırması ile elde edilen bulgular sergilenmiş, veriler tablolaştırılarak gösterilmiş, sonuç ve değerlendirme ile çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasal Kültür, Siyasal Toplumsallaşma, Gençlik, Siyasal Katılım, Oy Kullanma

Dumlupınar ÜniversitesiGençlerOy kullanma+4
Yağmur Becel
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Seçmen bağlılığını etkileyen unsurların incelenmesi

?Seçmen Bağlılığını Etkileyen Unsurların İncelenmesi? başlıklı bu araştırmada, seçmen davranışı tüketici davranışı temel alınarak incelenmiştir. Seçmen bağlılığını etkileyen ve bu davranışlara yön veren unsurlar belirlenerek seçmen üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur. Araştırmanın temel amacı, seçmen davranışlarını etkileyen unsurlar çerçevesinde, seçmen bağlılığının oluşumunu değerlendirmektedir. Bu amaçla daha önce oy kullanan kişilerden oluşan 401 yanıtlayıcı üzerinde seçmen bağlılığını belirlemeye yönelik ifadelerden oluşturulan anket uygulaması yapılmıştır. Araştırma teorik ve uygulama bölümü olarak üç bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölümde teorik bilgiler yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise, seçmen davranışını etkileyen unsurların seçmen bağlılığının oluşumuna etkisi test edilmiştir. Literatür ve elde edilen analizler sonucunda seçmenin algılanan risk düzeyinin seçmen bağlılığı için bir başlangıç noktası olduğu belirlenmiştir. Seçmenin risk algılamasının artması bilgi arayışına sebep olmaktadır. Bilgi araştırması sonucunda seçmen fikir lideri olmaya başlar. Fikir liderliği ise seçmen bağlılığının belirleyiciliği konusunda odak nokta olmaktadır. Seçmenin ilgilenim düzeyindeki ve bilgi araştırmasındaki artış seçmeni fikir lideri olmaya yöneltmektedir. Bu durum seçmenin memnuniyeti ve sadakatini arttırabilmektedir.

Seçmen davranışıSiyasal davranışSiyasi pazarlama
Tuba Üzüm
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Politik sistemlerin doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına etkisi

Günümüzde hızla artan küreselleşmenin etkisiyle Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSY) ülkeler için vazgeçilmez bir yatırım unsuru haline gelmiştir. Özellikle ekonomik büyüme ve kalkınma için önemli olan DYSY, yöneldiği ülkelere sermaye, bilgi ve teknoloji birikimi, beceri, teknik bilgi (know-how), piyasaya giriş ve istihdam fırsatları sağlamaktadır. Bu nedenlerden dolayı hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler DYSY'yi arttırmak için birbirleriyle rekabet etmektedirler. Bu noktada DYSY'nin belirleyicilerinin neler olduğu önem kazanmaktadır. Konuya ilişkin literatürde DYSY'nin politik ve ekonomik belirleyicilerinin ön planda olduğu gözlenmektedir. Bu çalışma ise DYSY'nin politik belirleyicilerinden olan ve ülkelerin yönetim şekillerini ifade eden politik sistemler ve beraberinde politik istikrarsızlık kavramının DYSY üzerindeki etkisini ele almaktadır. Bir ülkenin demokratik, otokratik ya da karma yönetim şekline sahip olmasının o ülkeye yönelen DYSY üzerinde bir etkisi olup olmadığının araştırılması çalışmanın esas amacını oluşturmaktadır. Çalışmada DYSY'nin politik belirleyicilerinin yanı sıra ekonomik belirleyicileri de incelenmekte; GSYİH büyüme oranı, kişi başına GSYİH, dış ticaret hacmi, enflasyon seviyesi, altyapı yatırımlarına verilen önem, ucuz işgücü ve sahip olunan doğal kaynak miktarı DYSY'yi etkileyebilecek ekonomik değişkenler olarak kullanılmaktadır. Bu çerçevede World Bank ülke gruplamasına göre orta gelir düzeyine sahip 48 ülke 1998-2015 yılları arasındaki 18 yıllık dönemde panel veri analizi ile ele alınmaktadır. Çalışmadan elde edilen ampirik sonuçlar ekonomik büyüme oranı yüksek olan, aynı zamanda büyük piyasalara ve bol miktarda doğal kaynağa sahip olan ülkelerin DYSY için daha cazip olduğunu vurgulamakta; ülkelerin yönetim şekillerinin ve politik istikrarsızlığın ise DYSY üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığını belirtmektedir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıSiyasal davranışSiyasal etki+4
Fatma Merve Ekiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Lozan'daki Türk heyeti üyelerinin Türkiye'nin siyasi ve sosyo-kültürel gelişimindeki rolleri

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından imzalanan antlaşmaların sonuncusu olan Lozan Barış Antlaşması diğer barış antlaşmalarından (Versailles, Neuilly, Saint-Germain, Trianon) çok farklı özellikler taşımaktadır. Diğer barış antlaşmaları galip devletler tarafından mağluplara zorla imzalattırılmıştır ve çok ağır şartlar ihtiva etmektedir. Türkler ise kendisine dayatılan Sevr Antlaşmasını yok sayarak zorlu bir mücadeleye girişmiş ve 4 yıl süren bu mücadeleden zaferle ayrılmasını bilmiştir. Lozan'da Milli Mücadele'nin askeri safhasının devamı olan diplomatik ve hukuki bir savaş verilmiştir. Kasım 1922'den Temmuz 1923'e kadar süren ve her safhasında çok çetin müzakerelere sahne olan bu dönemde Türk Heyeti, tüm kadrosu ile özverili bir çalışma örneği göstermiş ve Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasına önemli katkılarda bulunmuşlardır. Lozan görüşmeleri sırasında Türk heyetinde görev alan delegelerin yanı sıra tüm müşavirler Türkiye'nin yetişmiş aydınları olduğundan Lozan Barış Antlaşması sonrasında da hizmetlerine devam etmişlerdir. Siyasi ve sosyal alanda önemli devlet görevlerine getirilen bu isimlerden bazıları başbakanlık, bakanlık, milletvekilliği, büyükelçilik gibi görevleri yürütmelerinin yanında sosyal ve kültürel alanda da önemli hizmetler vermiş ve eserler ortaya koymuşlardır. Bu çalışmada Barış Anlaşmasının müzakerelerinde görev yapan Türk Heyeti üyelerinin hizmetleri tüm yönleriyle ele alınarak Türkiye'nin sosyo-kültürel gelişimindeki rolleri ortaya konulmuştur.

Cumhuriyet tarihiLozan AntlaşmasıLozan Konferansı+7
Mehmet Bozaslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların güç mesafesi ve örgütsel adalet algılarının politik davranışlar ile ilişkilerinin incelenmesi üzerine bir araştırma

Güç, sonucu başkalarının tutumlarını ve davranışlarını etkileyen politikalardır. Kaynağı ve türü ne olursa olsun, güç toplumda mesafe oluşmasına neden olur. Bireyler arasında gücün eşit şekilde dağılıp dağılmadığı, güç mesafesiyle açıklanabilir. Çalışanların, örgütlerindeki uygulamaları, prosedürleri ve olayları adalet algılarıyla değerlendirmeleri ise örgütsel adalet kavramına işaret etmektedir. Diğer yandan, kişileri, etkilemek ve ikna edebilmek ve neticesinde kişisel çıkar sağlamak maksadıyla kullanılan taktik ve stratejiler politik davranış olarak adlandırılmaktadır. Güç mesafesinin yüksek olduğu örgütlerde, politik davranışların daha sık görülmesi ve çalışanların örgütsel adalet algısının da olumsuz olması beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı, çalışanların güç mesafesi ve örgütsel adalet algıları ile politik davranışlar arasındaki ilişkileri incelemektir. Çalışmada, 109 çalışandan anket tekniği ile toplanan veriler istatistiksel analizler yardımıyla değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda, güç mesafesi algısının azalmasıyla, politik davranışların ve politik davranışların boyutları olarak tavizci davranmanın, ikiyüzlü davranmanın, göze girmeye çalışmanın, koalisyon kurmanın ve çıkar odaklı davranmanın azalacağı belirlenmiştir. Ayrıca çalışanların örgütsel adalet algısının, politik davranışların çıkar odaklı davranmak boyutu üzerinde anlamlı ve negatif etkisinin olduğu, politik davranışların diğer boyutları olarak tavizci davranmak, ikiyüzlü davranmak, göze girmeye çalışmak ve koalisyon kurmak üzerinde ise benzer bir etkinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Adalet algısıGüç mesafesiPolitik davranış+2
Ali Burak Ulus
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal pazarlama aracı olarak dinin kullanımı ve siyasal katılmaya etkisi: Kastamonu ili örneği

Kastamonu bölgesinde siyasal pazarlama aracı olarak dinin kullanımı ve bu faktörlerin siyasal katılmaya yönelik etkilerini araştıran bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın teorik bölümünde öncelikle siyaset, siyasal katılma ve siyasal pazarlamanın kavramsal çerçevesi ve temel dinamikleri ortaya konulmakta ve dinsel siyasal pazarlamanın genel karakteristikleri üzerinde durulmaktadır. Daha sonra literatürde din ve siyaset ilişkisini açıklayan kuramsal yaklaşımlar ele alınarak bu yaklaşımların gelişimi ve temel nitelikleri incelenmektedir. Bu kısımda son olarak Türkiye'de dönemsel olarak din ve siyaset ilişkisinin tarihsel sürecinden hareketle temel problemlerin arka planı sorgulanmaktadır. Çalışmanın uygulama bölümü, dinin siyasal pazarlama aracı olarak kullanımına ait faktörlere ilişkin olarak bireylerin siyasal tutum ve davranışlarında genel eğilimlerini ve algılarını tespit etmeye yöneliktir.

DinKastamonuSiyasal davranış+3
Özlem Tıraş
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Understanding political attitudes of right wing voters in the post -2002 period: Beyond ideology versus pragmatism

This research aims to deepen and broaden our understanding of the political attitudes of right-wing voters, who are accepted to hold the key to Turkish politics due to their large numbers. While there is a wealth of quantitative macro-level analysis focused on identifying the political preferences and voting behaviour of Turkish voters in the post-2022 period, this research conducts in-depth interviews to understand the meaning-making processes of voters and to draw mental maps of right- wing voters. By this way, this research aims to throw light to how voters combine and interpret ideologies, values, collective memory, traditions, identities, emotions, and changing situational factors and create their own 'subjective political field'. The main argument of this research is that explaining political attitudes of right-wing voters with ideology versus pragmatism approach is highly superficial and inadequate. Going beyond this dichtomy, we try to identify how similar political, economic and cultural factors can strengthen or deter right-wing voting and how it can alienate voters based on voters' subjective political field.

UtilitarianismRight ideologyRight parties+5
Olcay Emre Erdoğdu
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal dönüşümler ve siyasal halkla ilişkiler: Türkiye'de 1946'dan 2002'ye seçim kampanyaları

Seçim süreçlerinde siyasal aktörler, etkili siyasal halkla ilişkiler çabaları göstererek, seçmenleri kendisine oy vermeye ikna ederler ve rızalarını kazanmaya çalışırlar. Siyasal aktörlerin söylemleri, vaatleri, Türkiye'de ve dünyada ekonomik veya toplumsal olgulardan bağımsız değildir. Bu çalışmanın amacı; Türkiye Cumhuriyeti'nde çok partili hayata geçişten itibaren ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin ışığında, seçim kampanyalarını ve kampanyalarda meydana gelen değişimleri siyasal halkla ilişkiler bağlamında incelemek ve bir panoramasını çıkarmaktır. Akademik literatürde, seçim kampanyaları hakkında tek tük belirli dönemlere odaklanmış çalışmalar olsa da siyasal halkla ilişkiler hakkında detaylı bütünlüklü analizler, özellikle de seçilen süre göz önüne alındığında, nadir hatta yok denecek kadar azdır. Araştırmanın önemi; kampanya süreçlerinin ekonomik ve toplumsal yapıyla bağlarını kurması ve zamanın ruhunu birincil verilerden çıkarak bütüncül bir şekilde sunmasıdır. Çalışma, medya araştırmalarına tarihsel bir bakış açısıyla siyasal halkla ilişkilerin dönüşümünü göstermesi ile özgün bir katkı sağlamaktadır. Çalışma, niteliksel yöntemle, betimleyici tarihsel analiz olarak tasarlanmıştır. Araştırmada 1946-2002 yılları arasındaki genel seçimlerin seçim kampanyaları incelenmiştir. Partilerin seçim kampanyalarındaki söylemlerini incelemek üzere araştırma birimi, dönemin gazete, radyo ve televizyon yayımlarıdır. Araştırma sonucunda; kampanyaların başlangıçta seçmenlere partiyi ve lideri tanıtma amacına yönelik icra edilirken zamanla siyasal pazarlama şekline dönüştüğü, halkın seçim süreçlerinde değerli hale gelmesi ile söylemin önem kazandığı, partilerin birinci öncelikli söylemlerinin ekonomik ve ikinci öncelikli söylemlerinin demokrasi odaklı olduğu tespit edilmiştir.

Halkla ilişkilerKampanyaSeçim kampanyaları+5
Serdar Analı
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Din ile siyasal eğilimler arasındaki ilişki (Elâzığ ili örneği)

Din ve siyaset kurumları, bireysel ve toplumsal yaşamı farklı şekillerde etkilese de bu iki kurumun ortak amacı insanlar üzerinden güç kazanmaktır. Sosyolojik gerçekleri tartışılmayacak din ve siyaset kurumları, toplumsal ve bireysel yaşam üzerinde söz sahibidir. İktidar mücadelesinin olduğu siyasal ortamların önemli tartışma ve fikir ayrılığı konularından birisi de din-siyaset ilişkisidir. Bu fikir ayrılıklarının temelini siyaset ve dinin toplum üzerindeki etkisi oluşturur. Dinin, seçmenlerin oy verme davranışına etki eden bir olgu olması, siyasal partiler tarafından bir argüman olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Yöneten ve yönetilenler arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi çerçevesinde, modernleşme ile gelenekselliğin çatıştığı her alanda dinin farklı etkilerinin olması, bu tartışmayı her geçen gün biraz daha alevlendirmektedir. Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte oluşan yeni yapılanmanın yeni oluşumları ortaya çıkarmasıyla din; din-devlet, iktidar-muhalefet ilişkilerinde sürekli karşı olunan veya benimsenen öznelerden bir tanesi olmuştur. Çok partili yaşamla beraber din, tartışma konusu olmanın yanında, siyasal partilerin görünümünü veya imajını ortaya koyan bir kurum olarak da siyasette yerini almıştır. Bu süreçle beraber din, bazı siyasal taraflara göre bir irtica ve laiklik karşıtı bir unsur olarak görülürken, bazı siyasal kesimlere göre ise toplumun mayası ve en üst değeri olarak görülmektedir. Seçmenler siyasal eylemlerde bulunurken siyasal partilerin ortaya koyduğu dini argümanların destekleyicisi ya da eleştireni olurlar. Seçmenlerin siyasal kimliğini oluşturan etmenlerin başında yer alan dinin, siyasi partilerin politikalarını belirlenmesinde de önemli bir role sahip olması, bu araştırmanın konusunu teşkil etmektedir. Din bireylerin yaşam tarzlarından toplumsal birlikteliklerine kadar birçok alanda güçlü bir etkiye sahiptir. Bu etki ayrıca bireyin siyasal tercihlerinin de belirleyicilerinden birisidir. Din kurumunun bu gücünün ortaya konulması çalışmanın önemini oluşturmaktadır. Seçmen, aday, lider üçgeninde şekillenen siyasal mücadele hiçbir zaman dinden bağımsız olmamıştır. Dini aidiyet, seçmen ve siyasal partilerin kimliklerinin oluşturulmasını da beraberinde getirir. Seçmen davranışlarında ve siyasal partilerin politikalarında dinin etkisinin araştırılması araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Hedeflenen amaçla bu çalışmada siyasal partilerin ortaya koyduğu dini politikalar göz önünde bulundurularak Elâzığ ili örneğinde seçmenlerin oy verme davranışında dinin etkisi araştırılmıştır. Alan araştırması yönteminin uygulandığı çalışmada veriler yüz yüze anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda bireylerin siyasal parti liderlerini dini lider olarak görme eğiliminde oldukları anlaşılmıştır. Dini aidiyet hisseden bireylerin siyasal parti ve aday tercihinde dini politikalardan bağımsız hareket etmedikleri görülmüştür. Ayrıca seçmenlerin oy verme davranışında parti politikaları ve liderin dini söylemleri dışında adayların da dini söylemlerinin etkili olduğu anlaşılmıştır.

DinDin-siyaset ilişkileriElazığ+4
Mehmet Fatih Çakar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hüsrev gerede: Hayatı ve siyasi kişiliği (1884-1962)

"Hüsrev Gerede: Hayatı ve Siyasi Kişiliği (1884 - 1962)" adlı çalışmamızın amacı Hüsrev Gerede'nin hayatını müstakil olarak ele almak, aynı zamanda verilen bilgiler ile yaşadığı döneme tanıklık etmektir. Asker kökenli bir aileden gelen Hüsrev Gerede, Kurmay Binbaşı rütbesi ile Birinci Dünya Savaşı yıllarında Kafkas Cephesi'nde Kazım Karabekir Paşa'nın Kurmay Başkanı olarak görev yapmıştır. Mütareke döneminde, İtilaf Devletleri aleyhine çıkan yazıları denetleme ve kontrolünden sorumlu Kurmay Binbaşı olarak Sansür Komisyonu üyeliğinde bulunmuştur. Mustafa Kemal Paşa'nın 9. Ordu Müfettişliği görevine atanmasıyla beraber, 18 kişilik Müfettişlik Heyeti içerisinde Karargâh Kurmay Başkanlığı Haber Alma ve Siyasi Şube Müdürlüğü görevi ile Samsun'a giden heyetin içinde yer almıştır. Hüsrev Gerede, Mustafa Kemal Paşa'nın yanında Havza, Amasya, Erzurum, Sivas ve sonra da Ankara'daki bütün Milli Mücadele faaliyetlerinde fiili hizmette bulunmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne karşı çıkan isyanlara karşı Milli Mücadele'nin amacını anlatarak isyanları sonlandırmak için oluşturulan Heyet-i Nasiha içerisinde yer almıştır. Bolu Ayaklanması'nda isyancılar tarafından Gerede bölgesinde tutuklanmış, Gerede bölgesinin isyancılarının lideri Sefer Bey ile görüşmeleri sonucunda serbest bırakılmıştır. Soyadı Kanunun çıkmasından sonra, kendisinde büyük izler bırakan Gerede hadiselerinden dolayı Mustafa Kemal Paşa, onu Gerede soyadıyla onurlandırmıştır. Osmanlı Mebusan Meclisi içerisinde Trabzon Milletvekili olarak görev almış, Misak-ı Milli belgesinin Meclis'te kabul edilmesinde etkin rol oynamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ise Trabzon, Urfa ve Sivas Milletvekili olarak görev yapmıştır. 1924-1949 yılları arasındaki çeşitli tarihlerde Budapeşte ve Sofya'da Türkiye'nin orta elçilisi olarak, Tahran, Tokyo, Berlin ve Rio de Janerio'da Büyükelçi olarak görev yapmıştır. Hüsrev Bey 1905 yılında asker olarak başladığı görevine 13 Temmuz 1949 tarihinde diplomat olarak emekli olmuştur. Hüsrev Gerede 20 Mart 1962 tarihinde İstanbul' da vefat etmiştir.

Askeri faaliyetlerCumhuriyet tarihiGerede, Hüsrev+5
Esra Alkan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bizans siyasetinde imparatoriçelerin rolü (VI. ve IX. yüzyıllar)

Adını kurucusundan alan Roma imparatorluğu, Romulus öncülüğünde MÖ III. Yy'da bugünkü İtalya'da kurulmuştur. Roma imparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra merkezi günümüzdeki İstanbul olan Konstantinopolis'te Doğu Roma olarak bilinen Bizans( yaklaşık 10 asır devam etmiş) Osmanlı Devletinin 1453 tarihinde İstanbul'un fethi ile bu devlet nihayete ermiştir. Bu çalışmada Bizans İmparatorluğu (Doğu Roma) VI. Ve IX. Asırlar arasındaki devletin siyasi, askeri, ekonomik, dini ve kültürel yönlerden imparatoriçelerin taht üzerindeki etkileri imparatorluluğun kaderini belirleyecek kadar önemli roller üstlendikleri ifade edilmeye çalışılmıştır. İmparatoriçelerin Bizans tarihindeki yeri ve öneminin yanı sıra ortaçağda kadının toplum içerisindeki değeri açısından dikkate şayandır. İmparatoriçeler Bizans tahtında sadece kralın yanında yer alan bir kadın olmamakla birlikte Bizans siyasetinin yüzyıllarca etkisinden çıkmayacağı düşünce ve politikalar üretmişlerdir. Anahtar sözcükler: Roma imparatorluğu, Bizans, İmparatoriçe, Kadın, Din, Siyasi

Bizans DönemiBizanslılarDin+5
Ömer Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Politik psikoloji bağlamında Ermeni kimliğinin siyasallaştırılması (Haytoug dergisi örneği)

ABD'de yaşayan yaklaşık 1 buçuk milyon Ermeni'nin büyük bir çoğunluğu kimliğini siyasallaştırmıştır. Ermeni kökenli Amerikalıların önemli bir kısmı evlatlarını ?düşman Türk? propagandasına maruz bırakarak ve kimliğindeki mağdur öğeleri nesilden nesile aktararak kindar gençler yetişmesine sebep olmaktadır. Ermeni kimliğinin ve bu kimliğin belkemiğini oluşturan diasporanın temeli 1915 olayları veya Türk-Ermeni ihtilafına dayanmaktadır. Diaspora iki çeşit propaganda etkinliği uygulamaktadır. Birincisi dışarıya yönelik, ülkelerin ve toplumların Ermeni davasını kabul ?soykırım? olarak kabul etmesi çabalar; diğer ise içeriye yönelik yani diasporanın kendi içindeki kimlik propagandasıdır. Kimliklerini mağduriyet psikolojisi temelinde yaşatmaya çalışan diaspora, sahip olduğu örgüt ve medya gücü ile mağdur kimliğini yaymaktadır.Ermeni diaspora medyası grup içi bilgilendirme faaliyetleri yanında bireylerin kimlik inşası ve sosyalleşme işlevlerine de destek vermektedir. Örgütler ve örgütlere bağlı medyalar bireylerin aile içerisinde oluşturdukları kimliğe ek olarak bireylerin siyasallaşmasına katkıda bulunmaktadır. Aile içinde öğrenilen değerler iyi, kötü, dost, düşman, kültür, dil, din ve gelenek gibi bazı kimlik özellikleri bireyin okul, dernek ve örgüt gibi sosyalleşebileceği ortamlarda daha detaylı olarak şekillenmektedir. Yapay bir süreç olan bu propaganda mekanizması ve yeni bir toplumsal bellek inşası gençlerin zihinlerindeki algıları yönlendirmeye devam etmektedir.Bu politik psikoloji çalışmasında Ermeni diaspora kimliği betimsel bir yöntem ve içerik analizi kullanarak psikolojik bir perncereden incelenmiştir. Diaspora kimliğinin incelenmesinde daha önce Ermeni diasporası ile ilgili yayımlanmış çalışmalar incelenerek, AYF'nin (Ermeni Gençlik Federasyonu) Haytoug dergisi ve Sassounian davasının mahkeme tutanakları ele alınmıştır. Çalışmanın sonunda ise uzman görüşlerine yer verilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Politik psikoloji2.Ermeni diasporası3.Kimlik4.Haytoug dergisi5.Siyasal İletişim

Amerika Birleşik DevletleriDergilerDiaspor+12
Bahar Senem Çevik Ersaydı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal ilişkilerin Türk seçmeninin siyasal davranışına etkisi

Sosyal ilişki, toplumsal yaşamın en temel ve en önemli öğelerinden biridir. Bu önem örgütlü toplumlarda çok daha belirleyici bir özellik sergilemektedir. Sosyal ilişki biçimlerimiz, tutumlarımızı, davranışlarımızı, inançlarımızı, kültürümüzü ve kimliğimizi oluşturmaktadır. Bireylerin davranışlarının oluşmasında ve şekillenmesinde yaşadığı toplumsal yapı içerisindeki birçok faktör etkili olabilmektedir. Sosyal yapının bir parçası olarak birey, ilişkide ve iletişim içerisinde bulunduğu, aile, okul, arkadaş grupları, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, cemaatler, meslek kuruluşları gibi sosyal gruplardan ve kitle iletişim araçlarından etkilenmekte; bunların etkisiyle siyasal davranışlarını oluşturmaktadır. Seçmen olarak bireyin siyasal davranışının oluşması sürecinde birey çeşitli iç ve dış faktörlere maruz kalmaktadır. Hiç şüphesiz bu faktörler arasında sosyal grupların ve bu gruplarla gerçekleştirilen iletişim sürecinin önemli bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Seçmen, siyasal davranışını oluştururken, uyma, ikna ya da itaat duygusu çerçevesinde içerisinde bulunduğu grubun etkisinde kalır. Grup normu ve değerleri doğrultusunda grup üyelerinin bir konuya karşı benzer bir tutum ve davranışı gerçekleştirmeleri beklenmektedir. Sosyal ilişki gruplarının seçmen olarak bireyin, siyasal davranışına etkileri farklı düzeylerde ve şekillerde gerçekleşebilmektedir. Bu sosyal ilişkinin biçimi, sosyal ilişkinin süresi, sosyal ilişkinin oluşturduğu tutumlar ve değerlere göre farklıdır. Ancak, bunların nasıl gerçekleştiği ve ne düzeyde etkilerinin bulunduğunun bilimsel bir araştırma kapsamında tüm yönleriyle ortaya konulması gereği bulunmaktadır. Çünkü, genelde sosyal bilimler alanında özelde de seçmen davranışı çalışmalarında sosyal ilişkilerin seçmen davranışına etkisi bugüne kadar araştırmaya ve değerlendirmeye tabi tutulmamıştır. Bu çalışmada sosyal ilişkilerin seçmenin siyasal davranışına etkisi belirlenmeye çalışılacaktır. Literatürde sosyal ilişkilerin siyasal tercihe etkisine ilişkin bütüncül bir çalışmanın olmaması; çalışmanın temel motivasyonlarından biridir. Bu çalışmada, bireylerin siyasal davranış bağlamında, sosyal ilişki deneyimlerinin açıklanması, keşfedici ve betimleyici nitelikte bir alan araştırması yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede, bu çalışmada "Sosyal İlişkilerin Türk Seçmeninin Siyasal Davranışına Etkisi"nin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu yönüyle özgün ve literatüre katkı sağlayacak olan ve Türkiye'nin 12 kentinde yapılan çalışmada nicel veri toplama tekniği kullanılmıştır. Çalışmada alan araştırması yöntemi esas alınarak ve veriler 12 ilde 2579 örneklem üzerinde yüz yüze anket tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; siyasal sosyalleşme sürecindeki temel rolü dolayısıyla aile, siyasal davranış üzerindeki etkisi olan sosyal grupların başında gelmektedir. Akrabalarla sosyal ilişkilerin siyasal davranışa etkisi sosyal ilişkilerin gerçekleşme düzeyi ile doğru orantılıdır. Komşularla sosyal ilişkiler, farklı kimliğe ve siyasal kültüre ait olan bireylerin sosyal birlikteliği olarak değerlendirildiğinden siyasal davranışa etkisi diğer sosyal gruplara göre çok daha düşük düzeyde görülmektedir. Arkadaşlarla sosyal ilişkilerin sadece sosyal değil siyasal boyutu da bulunmaktadır. Arkadaşlarla sosyal ilişkilerin siyasal davranışa etkisinde meslekte çalışma süresi, arkadaşların siyasal tercih için yönlendirmede bulunması ve arkadaşların siyasi görüşleri önemli faktörler olarak değerlendirilmektedir. Cemaat üyelerinin bir bölümünün cemaatin önde gelenlerinin isteği doğrultusunda bir siyasi parti ya da adaya oy verdiği belirlenmiştir. Bu etkide sosyal çevreden dışlanma endişesi ya da sosyal çevrenin baskısından daha ziyade dini inançların öne çıktığı görülmektedir. STK üyelerinin faaliyetlere katılım düzeyi arttıkça diğer bir ifade ile STK ile sosyal ilişki sıklığı arttıkça bu sosyal grubun siyasal davranışa etkisi de artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal İlişkiler, Sosyal Gruplar, Siyasal Toplumsallaşma, Siyasal Davranış, Seçmen

Seçmen davranışıSeçmenlerSiyasal davranış+4
Adem Doğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İşgören seçiminde ve örgüt içi iş yaşamında siyasi ayrımcılık: Otel işletmelerinde bir araştırma

Bu araştırma işletmelerde işgören seçiminde ve örgüt içi iş yaşamında işgörenlere yönelik siyasi ayrımcılığın var olup olmadığını işgören ve yönetici algılamalarıyla ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu kapsamda, Ankara'daki dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan 407 işgörene ve 108 yöneticiye anket uygulanmıştır.Araştırma amacına yönelik olarak uygulanan anket dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, işgörenlerin demografik ve çalıştıkları işletmeye ilişkin özelliklerine ait çeşitli sorular yer almakta olup, ikinci bölümde, işgörenlerin işe seçimi sürecinde ve işe girdikten sonraki çalışma yaşamlarında (örgüt içi iş yaşamı) etkili olduğu düşünülen kriterlerin önemlilik düzeylerine ilişkin ifadelere yer verilmiştir. Anketin üçüncü bölümünde, işgören seçiminde ve örgüt içi iş yaşamında yapıldığı düşünülen siyasi ayrımcılığı belirlemeye yönelik olarak 13 ifade yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise, siyasi ayrımcılığın diğer ayrımcılık türleri içerisindeki yerini belirleyebilmek amacıyla, katılımcıların yedi ayrımcılık türünden hangisi/hangilerine ve ne düzeyde maruz kaldıkları/uygulandığını düşündükleri araştırılmıştır.Araştırmada katılımcıların demografik ve işletmeye ilişkin özellikleri frekans ve yüzde dağılımlarıyla analiz edilmiştir. Bununla birlikte, katılımcıların iki, üç ve dördüncü bölümde yer alan her bir ifadeye ilişkin görüşleri frekans ve yüzde dağılımlarının yanı sıra aritmetik ortalama ve standart sapma değeri hesaplanarak çözümlenmiştir. İşgörenlerin ve yöneticilerin görüşlerinin, işgören seçim sürecinde ve örgüt içi iş yaşamında dikkate alınan kriterlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği ilişkili ölçümler için t-Testi, işletmelerde işgören seçiminde ve örgüt içi iş yaşamında siyasi ayrımcılık yapılıp yapılmadığına ilişkin işgören ve yönetici görüşleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı bağımsız örneklemler için t-Testi, yönetici ve işgörenlerin işletmelerde işgören seçiminde ve örgüt içi iş yaşamında siyasi ayrımcılık yapılıp yapılmadığına ilişkin görüşlerinin demografik ve işletmeye ilişkin özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediği, iki grup için bağımsız örneklemler için t-Testi, ikiden fazla grup için ise varyans analizi kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada, ayrımcılık türleri içerisinde siyasi ayrımcılık türünün, yoğunlukla görülen bir ayrımcılık türü olmasa da etnik ve dini ayrımcılık gibi birçok araştırmada bulgulanan ayrımcılık türlerinden daha fazla düzeyde var olduğunun düşünüldüğü bulgulanmıştır. Katılımcıların işgören seçim sürecinde ve örgüt içi iş yaşamında siyasi düşünce ve faaliyetler kriterini az düzeyde önemli olarak gördükleri ve her iki süreç açısından az düzeyde de olsa siyasi ayrımcılık yapıldığını düşündükleri ortaya konulmuştur. Bu bulgular ışığında, işletmelerde siyasi ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Ayrımcılık, siyasi ayrımcılık, işgören seçim süreci, örgüt içi iş yaşamı.

AyrımcılıkOtellerPersonel+7
Ömer Emre Arslan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

İşgörenin görev bağımlılığı, politik davranışları, rol çatışması ve belirsizliğinin tükenmişlik üzerindeki etkisi: Sağlık kurumlarında bir inceleme

Tükenmişlik kavramı, son yıllarda üzerinde çok çalışılan konulardan biridir. Günümüz işletmeleri, özellikle hizmet sektörü, çalışanlarının psikolojik olarak daha çok tükenmişlik yaşadığı bir gerçektir. İnsanlarla yüz yüze ilişki içinde olan hastane çalışanları bu durumdan oldukça fazla etkilenmektedir. İşgörenin tükenmişlik düzeyi örgütsel bağlılık, rol çatışması, iş tatmini ve buna benzer faktörlerden etkilenmektedir. Bu çalışmada, hastane çalışanlarının, görev bağımlılığı, politik davranışları, rol çatışması ve belirsizliğinin tükenmişlik düzeyine etkisi üzerinde durulmuştur. Bu amaçla sözü edilen kavramlar ve boyutları için araştırma modeli oluşturulmuş ve test edilmiştir. Modeli test etmek için, Adana'da ikinci basamak sağlık kurumu olarak sınıflandırılan devlet ve özel hastanelerinde 393 hastane çalışanından anket yöntemi ile veri elde edilmiş ve bu veriler analize tabi tutulmuştur. Analiz sonuçlarının ilk bulgusu, tükenmişlik düzeyinin demografik özelliklere göre farklılaşmasıdır. Hiyerarşik regresyon analizi uygulanmış ve kontrol değişkeni olarak ise cinsiyet, gelir, yaş, pozisyon ve hastanedeki çalışma süresi alınmıştır. Araştırmanın ikinci bulgusu ise, politik davranışların tükenmişlik düzeyine etki etmemesine rağmen tükenmişliğin boyutları olan duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı üzerinde etkili olmasıdır. Görev bağımlılığının tükenmişlik üzerinde etkisi bulunmamakla birlikte alt boyutları üzerinde etkili olmuştur. Rol çatışması ve belirsizliğinin, tükenmişlik üzerinde etkisi yoktur ancak alt boyutlar üzerinde etkisi vardır sonucuna varılmıştır. Yapılan çoklu regresyon analizi sadece politik davranışların tükenmişlik üzerinde etkili olduğunu, görev bağımlılığı, rol çatışması ve belirsizliğinin tükenmişlik üzerinde etkisi olmadığını göstermiştir. Araştırmanın son bulgusu ise devlet hastanesinde çalışanların, özel hastane çalışanlarına göre tükenmişliği daha fazla yaşamalarına rağmen özel hastane çalışanlarının politik davranışları, görev bağımlılığı, rol çatışması ve belirsizliğini daha fazla yaşadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Düşük Kişisel Başarı, Rol Çatışması, Rol Belirsizliği, Görev Bağımlılığı, Politik Davranışlar

BağımlılıkBelirsizlikDuyarsızlaştırma+7
İlknur Öztürk
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

David Easton'un siyasal sistem teorisi bağlamında Türkiye'de siyasal iletişim ve siyasal katılma (Erzurum seçmeni üzerine bir araştırma)

?David Easton'un Siyasal Sistem Teorisi Bağlamında Türkiye'de Siyasal İletişim Ve Siyasal Katılma (Erzurum Seçmeni Üzerine Bir Araştırma)? isimli bu çalışma, Türk seçmeninin, (Erzurum seçmeni özelinde) oy verme davranışlarına etki eden faktörleri ve siyasal sisteme girdi sağlaması açısından sıklıkla yapmış oldukları siyasal katılma faktörlerini tahlil etmeye yönelik bir keşif çalışmasıdır.Bu çalışma, ikisi teorik biri alan araştırması olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, siyaset kavramı, siyasal kültür ve siyasal kültürün kavramsallaştırılması, siyasal sistem kavramı, siyasal sistem kuramının ayırt edici özellikleri ve siyasal sistemlerde yapısal işlevselci kuram David Easton'un siyasal sistem kuramı bağlamında incelenmiştir. İkinci bölümde ise siyasal sistemlerde siyasal iletişim ve siyasal katılma kavramları analiz edilmiştir. Çalışmamızın son bölümünü ise metodoloji ve alan araştırması oluşturmaktadır.Alan araştırması Erzurum merkezde 15-29 Nisan 2009 tarihleri arasında 578 seçmen üzerinde tesadüfi örnekleme dayalı olarak yüz yüze gerçekleştirilmiştir.Alan araştırması sonuçlarına göre ise, Erzurum seçmeni oy verirken, partiye, aday imajına, medyaya, partinin ideolojisine ve menfaatlerine göre oy kullandıkları ve siyasal sisteme girdi sağlaması içinde, siyasal sisteme, siyasal eylem, siyasal ilgi siyasal kampanya aktiviteleri, siyasal üyelik ve salt oy kullanma faktörleri çerçevesinde katıldıkları görülmüştür.

Easton, DavidErzurumOy kullanma+7
Hasan Topbaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Seçmen ihtiyaçlarının siyasal söyleme etkisinde halkla ilişkiler ve tanıtım uygulamalarının rolü

168 ÖZET Bu tezde, seçmen ihtiyaçlarının siyasal söylemler üzerindeki etkilerini ortaya koymak amacıyla kapsamlı bir çalışma yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, öncelikle tutumlar konusu ele alınarak, tutumların siyasal davranışlara olan etkileri belirlenmiş, bireylerin tutumlarına uygun biçimde siyasal partilerin ne gibi çalışmalar yapması gerektiği ortaya konmuştur. Ardından kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı bağlamında seçmenlerin, kitle iletişim araçları ve siyasal partilerin uygulamaları üzerindeki etkileri gündeme getirilmiştir. Daha sonra Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidine bağlı olarak ihtiyaçların nasıl bir diziliş içerisinde bulunduğu, hangi ihtiyaçların öncelikli olduğu, bölgelere göre ihtiyaçların ne tür bir değişim gösterdiği ele alınmıştır. Farklı ortamlardaki ihtiyaçları tatmin etmek amacıyla hangi tür siyasal söylemlerin kullanılması gerektiği konusunda aydınlatıcı bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, seçmenlerin siyasal kararlarında etken olan faktörler ele alınmış, bu kararları etkileyen unsurlara değinilmiş, seçmenlerin çeşitli özellikleri hakkında genel bilgiler verilmiş ve siyasal söylemlerin hangi unsurlar doğrultusunda belirlenmesi gerektiğine açıklık kazandırılmıştır. Üçüncü bölümde, ülkemizde yapılan ve yıllara göre değişen çeşitli kampanyalar ele alınarak, bu çalışmaların kullanılan siyasal söylemlerle halkın hangi tür ihtiyaçlarına hitap ettikleri, neden başarılı oldukları ve partilerin çalışmalarında hangi unsurları göz önünde bulundurdukları ayrıntılarıyla açıklanmıştır. Siyasal söylemler farklı açılardan ele alınmış; söylemlerin hangi unsurlara dayanılarak oluşturulduğu ve seçmenlerin hangi ihtiyaçlarına hitap ettiği tespit edilmiştir.169 Dördüncü bölümde halkla ilişkiler ve tanıtım uygulamaları başlığı altında, halkla ilişkiler ve tanıtım faaliyetlerinin özellikleri açıklanmış, bu uygulamaların seçmen ihtiyaçlarının belirlenmesinde ve seçmenlerle etkili iletişim kurulmasında ne ölçüde etkili olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca, bu uygulamalar doğrultusunda seçmenlerle ne tip iletişim kurulması ve hangi tip söylemlerin kullanılması gerektiği konusunda bilgiler verilmiştir, Son bölümde, daha önceki bölümlerde iddia ettiklerimiz ile partilerden edindiğimiz bilgilerin geçerliliği yapılan anket çalışmasıyla test edilmiştir. Araştırmamızın sonucunda seçmenlerin siyasal söylemlere çok büyük bir oranda önem verdikleri, siyasal partilerin de seçmenlerin ihtiyaçlarına göre söylemlerini şekillendirdikleri ortaya çıkmıştır.

Halkla ilişkilerSeçmen davranışıSeçmenler+4
Murat Ellialtı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Seçmenlerin motive edilmesinde siyasal afişlerin rolü: 1999 genel ve yerel seçimlerinde CHP ve MHP'nin kullanmış oldukları siyasal afişler örneği

ÖZET Siyasal İktidarların, yönetilenlerle şekillendiği demokratik sistemlerde, seçmen davranışının önemi büyüktür. Seçmenlere beklentileri, ihtiyaçları ve hazları doğrultusunda mesaj verebilen, istenilen rolü çok iyi oynayabilen ve etkili bir siyasal kampanya yürüten siyasi parti veya partiler daha başarılı olmakta ve iktidara daha yakın hale gelmektedir. Seçmen davranışları içten ve dıştan gelen bir çok faktör etki etmektedir. Bu faktörler sosyolojik, psikolojik ve kültürel faktörler olabileceği gibi, siyasal partinin misyon ve göstergeler, seçim kampanyaları esnasında yürüttükleri propaganda ve siyasal iletişim faaliyetlerinde kullandıkları kitle iletişim araçları ve yöntemleri gibi faktörlerde etkili olmaktadır. Siyasal kampanyalarda kullanılan araçlar herhangi bir parti, aday ya da gündem konularıyla ilgili değişik enformasyonları seçmenlere ileterek, onların karar verme süreçlerini etkilemekte parti veya adaylara oy verme yönünde motivasyonunu güçlendirmektedir. Bu araçlardan bir tanesi de siyasal afişlerdir. Siyasal partiler, seçim kampanyaları sırasında kullanmış oldukları siyasal afişlerdeki sloganlarında seçmenleri kendi lehine motive etmek amacıyla motivasyon kuramlarından yararlanmaktadır. Çalışmamız, genellikle sosyal psikologlar ve işletmeciler tarafından birey ve iş gören davranışlarını açıklamakta kullanılan motivasyon kuramlarının genelde siyaset özelde siyasal afişler bağlamında incelenmesi üzerine oturtulmaya çalışılmaktadır. Bu bağlamda, üç ana bölümden oluşan çalışmamızın, birinci bölümünü, motivasyon kavramı ve kuramlarının incelenmesi, ikinci bölümünü, seçmen davranışlarına etki eden faktörler ve siyasal kampanyaların açıklanması, üçüncü bölümünü ise; MHP ve CHP'nin 18 Nisan 1999 Genel ve Yerel Seçimleri ile 3 kasım 2002 Genel Seçimlerinde kullanmış oldukları siyasal afişlerin motivasyon kuramları çerçevesinde incelenmesi konusuna ayrılmıştır. 272

AfişlerCumhuriyet Halk PartisiMilliyetçi Hareket Partisi+4
Hasan Topbaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Siyasal motivasyon ve ikna

Bu tezin amacı, Türk seçmeninin oy verme davranışını etkileyen siyasal kişi (lider, aday, kadro) ve siyasal kurum (ideoloji, program, işlev ve misyon) faktörlerini incelemektir. Tezin birinci bölümünde motivasyon kuramları özetlenmektedir. Motivasyon kuramları üç ana sınıfa ayrılmaktadır: Bunlar; a) temel kuramlar, b) ihtiyaç kuramları, c) zihinsel kuramlardır. İkinci bölümlerinde ilk olarak, konunun kavramsal taslağı çıkartılmaktadır. İkinci olarak kavramların göstergeleri belirlenmektedir. Son olarak da kavramsal taslak model haline getirilmekte ve değişkenlerin birbirleriyle ilişkileri bu modelde gösterilmeye çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde Ankara'nın Keçiören ilçesinde ikamet eden seçmenler üzerinde gerçekleştirilen alan araştırmasının bulguları sunulmaktadır. ilk iki bölümde zikredilen kuramsal öngörüler, bu bölümde test edilmektedir. Böylece tezde öngörülen yaklaşımın olgusal gerçekliğe uygunluğu gözlemlenmeye çalışılmaktadır. Tezle elde edilen sonuçlara göre, insan davranışını açıklamak amacıyla geliştirilen motivasyon kuramları siyasal davranışın açıklanmasında da önemli ölçüde işe yaramaktadır. Motivasyon kuramlarının öngörüleri ve kavramları, siyasal davranışı açıklamak amacıyla kullanılabilmektedir. Ancak bu kuramların, konunun kendine özgü niteliklerinden dolayı bazı uyarlamalara tabi tutulması gerekmektedir. Elde edilen bir diğer sonuca göre seçmeni, siyasal davranışın kaynaklan harekete geçirmektedir. Bu hareketin yönü, gücü ve ısrarı ise seçmenlerin siyasal değerleri, beklentileri ve tutumları tarafından belirlenmektedir. İknacı, hedef kitle üzerinde, motivasyonel bir güç yaratabildiği takdirde başarılı olabilmektedir. Bu nedenle motivasyon, ikna çalışmalarında merkezi bir konuma sahiptir. Buna göre; seçmenin nasıl motive edileceğinin bilinmesi, onda istenilen siyasal davranışın yaratılmasını kolaylaştırmaktadır.

MotivasyonSeçmen davranışıSeçmenler+5
Cengiz Anık
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Politik devresel dalgalanmalar teorisi ışığında Türkiye'de 1980 sonrası dönemde uygulanan seçim politikaları

Makroekonomik politikanın ekonomik zaman serilerinde görülen dalgalanmaları gidermek bir yana, söz konusu dalgalanmaların nedeni olduğu düşüncesi Politik Devresel Dalgalanmalar Teorisinin çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu düşünceye gerekçe olarak politikacının seçimlerden önce oyunu maksimum ya da oy kaybım minumum yapmak hedefiyle seçmenin arzu ettiği ekonomik sonuçları oluşturacak biçimde ekonomiyi manipüle etmesi gösterilmektedir. Söz konusu manipülasyonun yaygın olarak bilinen ismi seçim ekonomisi politikalarıdır. Seçim ekonomisi politikaları hususunda Türkiye'deki tartışmanın ilk zamanlarda tarım ürünlerine yönelik devlet müdahalesi örneğinde başladığı görülmektedir. Zamanla bu tartışma enflasyon ve işsizlik oram gibi politika sonuçlarından, para arzı ve bütçe dengesi gibi para ve maliye politikalarının yürütülmesinde büyük önem taşıyan değişkenlere kadar yaygınlaşmıştır. Bu çalışmada 1986.01-2001.04 dönemine ait aylık veri seti kullanılarak seçim ekonomisi politikaları araştırılmıştır. Bu amaçla literatürde yaygın olarak kullanılan tek denklem (Arima) yaklaşımının yanında sistem denklemi (VAR ve SUR) yaklaşımının da kullanılması tercih edilmiştir. Sistem denklemleri faiz oram, fiyatlar genel seviyesi, para arzı, döviz kuru, sanayi üretim endeksi ve konsolide bütçe dengesi olmak üzere toplam altı değişkenden yararlanarak oluşturulmuşlardır. Ayrıca, konsolide bütçe dengesi yerine faiz dışı bütçe dengesi, harcamalar, faiz dışı harcamalar, diğer cari harcamalar, personel harcamaları, yatırım harcamaları, KİT'lere transferler ve diğer transferler değişkenleri kullanılarak her bir sistem yeniden oluşturulmuş ve tahmin edilmiştir. Hem tek denklem hem de sistem denklemi yaklaşımı ile fiyatlar genel seviyesi ve maliye politikası araçlarının seçim ekonomisi politikalarına hizmet ettiği güçlü bir şekilde gösterilmiştir. Seçim ekonomisi politikalarının para arzı üzerindeki etkisi ise yalnızca tek denklem yaklaşımı ile tespit edilebilmiştir.

1980 sonrasıDevresel dalgalanma teorileriParti politikaları+7
Uğur Sivri
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle psikolojisi, ideoloji ve etki paradigması

Kitlelerin oy verme davranışlarında, tutum değişikliği göstermelerinde ve yönlendirilmelerinde öne çıkan unsurlar bulunmaktadır. Bu unsurlar kitle psikolojisi, ideoloji ve etki paradigması olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla, kitlelerin yaşamları şekillendirilmeye veya sınırlandırılmaya çalışılmıştır. Bu durum gelişen teknoloji ile birlikte kitle iletişim araçlarıyla ve enformasyonlarla kitlelere aktarılmıştır. Siyasal iktidarların, bu enformasyonları özümsemeleri ile birlikte kitleleri etkileyebildikleri ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte kitlenin psikolojisi de önemli bir rol oynamaktadır. Kitlelerin göstermiş olduğu eğilimler ve mazoşist istekler, önderin ve siyasal iktidarın devamlılığını ve meşruiyetini sağlamıştır. Bu bağlamda İkinci Dünya Savaşı'nda kitlelerin öndere ve iktidara karşı göstermiş olduğu tutumlar belirli kuramların ortaya çıkmasına da aracılık etmiştir. Harold Lasswell'in geliştirmiş olduğu iletişim formülü anaakım bir şekilde işleyiş göstermiştir. Çizgisel bir anlayışa sahip olan bu formül, doğrudan etki kuramının başlangıcını temsil etmektedir. Bu çerçevede, ideoloji de doğrudan etki yerine dolaylı etkinin de var olabileceğini ortaya çıkarmıştır. Kitleler bu unsurlar doğrultusunda edilgen bir yapıda değerlendirilmiştir. Kitlelerin oy verme, davranış veya tutum değişikliği göstermelerinde, siyasal iktidar ve önderin etkisi olduğu kadar, kendi özgürlüklerinden kurtulmak istemeleri de etkilenmelerine ve yönlendirilmelerine ortam hazırlamıştır. Buna bağlı olarak, kitlelerin siyasal tutumları ile birlikte medya etkisinin, ideolojinin, siyasal iktidarın veya önderin kitle psikolojisindeki rolü; birincil kaynaklar ve detaylı bir literatür taramasıyla ilişkilendirilerek açıklanmıştır.

Etki paradigmasıKitle iletişim araçlarıKitle iletişimi+6
Hasan Mert Yılmaz
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel yaşamda sessizlik olgusu: Akademik örgütlerde biçimsel gruplardaki sessizlik üzerine nitel bir araştırma

Bu çalışma, akademik örgütlerde biçimsel gruplardaki sessizlik davranışının öncüllerinin ve anlamlarının açığa çıkarılmasını amaçlamaktadır. Bu doğrultuda nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim yaklaşımı benimsenerek, söz konusu spesifik bağlamda sessizliği tecrübe etmiş 36 öğretim üyesinin (profesör, doçent ve yardımcı doçent) katılımıyla derin ve geniş kapsamlı bir inceleme gerçekleştirilmiştir. Bu noktada temel veri geliştirme aracı olarak yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat tekniğine başvurulmuştur. Ayrıca veri zenginliği sağlayabilmek adına verilerin çeşitlendirilmesi yoluna gidilerek gözlem, ön görüşme ve doküman incelemesi gibi veri toplama araçları da kullanılmıştır. Elde edilen bulgular akademik örgütlerde biçimsel gruplardaki sessizliğin psikolojik (risk algısı, etkili olmayacağı inancı ve kendini gizleme niyeti), sosyo-kültürel (sosyal öğrenme ve toplum kültürü), bireysel (taktik sergileme eğilimi, örgütsel pozisyon ve deneyim düzeyi), durumsal (toplantının atmosferine ve gündemine ilişkin özellikler), yönetsel (yönetim anlayışı, kararların dayatılması, ekipçilik anlayışı ve oybirliği beklentisi), örgütsel bağlama (bireyler arası ilişki, grup ve güç dinamikleri) ve sisteme ilişkin (yükseköğretim sistemi) faktörlere bağlı olarak geliştiğini ortaya koymuştur. Diğer taraftan araştırma verilerinin içine gömülü olan anlamlar kazılarak tümevarımsal değerlendirmelerde bulunulmuş ve akademik örgütlerde biçimsel gruplardaki sessizliğin politik bir davranış biçimini yansıttığı sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede söz konusu çalışma, spesifik bağlamına özgü güçlü tespitleriyle örgütsel yaşamdaki sessizlik olgusuna yönelik özgün tanımlamalar ve farklı anlayışlar geliştirmiştir. Bu anlamda daha sonraki çalışmalara rehberlik edebilecek önemli ipuçları sağlamakta, ayrıca konuya ilişkin araştırılmayı bekleyen birtakım yeni sorulara da ışık tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sessizlik, politik davranış, nitel yöntem, olgubilim araştırması, akademik örgütler, biçimsel gruplar, Türkiye.

AkademisyenlerSessizlikSiyasal davranış+4
Nuray Akar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00

Related subjects