Cumhurbaşkanı
Bu konu başlığı altında 69 tez
Moğolistan ve Türkiye cumhurbaşkanlarının parlamentoyla ilişkilerindeki konumunun karşılaştırılması
Bugün demokratik bir devletin temel özelliği, devlet gücünün ademi merkezileşmesi ve insan hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması ilkesidir. Bu yüzden devlet gücünün doğru dağılımı, üst düzey devlet kurumları birbirileri gözden geçirmek, koruyarak dengeyi sağlayan sorunu ayrıntılı yasal düzenlemeye tabi olmalıdır. Herhangi bir ülkenin anayasasında, devlet gücünün dağılımı hakkında temel yasal düzenlemeleri dahildir. Bu, en yüksek devlet organlarının yapısını içerir, aralarında uygun bir yetki, eylem ve sorumluluk ilişkisi kurdu. faaliyetlerinin ve organizasyonunun yasal dayanağını tanımlayan bir belgedir. Benzer şekilde Türkiye Cumhuriyeti ve Moğolistan'ın da kendi anayasaya yansımıştır. Bu yansımanın altında, Anayasaların görevlerini her zaman yerine getirdikleri söylenebilir. Türkiye Cumhuriyeti ve Moğolistan demokratik rejime sahip cumhuriyetlerdir. 1989 yılında anayasasının kabul edilmesinden bu yana, Türkiye Cumhuriyeti güç ve yetki dağılımında bir dizi spesifik değişiklik yapmıştır. 1992'de Anayasa'nın kabulünden bu yana değişiklikleri yapmış. Bu iki ülkenin yıllar içindeki uygulamalarına dayanarak en yüksek devlet kuruluşlarının faaliyetlerinin ilişki, Olumsuz ve olumlu tutumların ve belirli faktörlerin en yüksek devlet organlarının faaliyetlerinin tutarlılığı ve karşılıklı bağımlılığı üzerindeki etkisinin anayasa hukuku çerçevesinde incelenip değerlendirilebileceği görülmektedir.
Cumhurbaşkanlığı kararnameleri
Yasama organı, kural koyma adına kanun yapma yetkisine sahiptir. Lakin yasama organının kanun yapma ve değiştirme süreci meşakkatli ve uzun olabilmektedir. Bunun yanında bazı ivedilikle düzenlenmesi gereken konular etkili bir düzenlenmeye ihtiyaç duymaktadır. Bu ihtiyaca binaen yürütme organı, problemlere hızlı bir müdahale adına belirli kuralları çıkarma gücüyle donatılabilmektedir. 16 Nisan 2017 tarihinde Türkiye'de yapılan anayasal referandum ile Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri yayımlama yetkisi ile donatılmıştır. Bu kararnamelerle Cumhurbaşkanı, ilk elden bazı konuları düzenleyebilmektedir. Bunun yanında bu yetki sınırsız olmayıp Anayasada bazı şartlara tabi tutulmuştur. Bu bakımdan Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanının sahip olduğu bu yetkiyi Anayasaya uygun kullanıp kullanmadığını denetleme yetkisine sahip niteliktedir. Bu anlamda, Birleşik Devletler'de Başkanın sahip olduğu Başkanlık Kararnameleri, Anayasal değişiklikten sonraki Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerine benzer niteliktedir. Bu çalışmada Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin kapsamı ve sınırlamaları karşılaştırmalı bir şekilde anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri, Referandum, Kararname, Yürütme Organı, Başkanlık.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ve Türkiye'de seçim ittifakları
16 Nisan 2017 tarihinde halkoyuna sunularak kabul edilen anayasa değişikliği ile Türkiye'de uygulanan hükûmet sisteminde değişiklik yapılarak, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmiştir. İttifak düzenlemesiyle getirilen yeniliklerden partilerin seçimlere ittifak yaparak girmelerine imkân sağlanması olumlu bir gelişmedir. İttifak yapan siyasi partilerin ülke geneli seçim barajı için ittifakın toplam oyları ile hesaplanması da aynı şekilde olumlu bir gelişme olup, yüksek seçim barajı engelinin siyasi partilerin elbirliği ile aşmaları bağlamında temsilde adalet ilkesine de aykırılık taşımamaktadır. Yeni hükümet sisteminin hayata geçmesiyle sonuçlanan; bu sürecin dünyada yaşanan yürütme erkinin giderek yasama erkinden bağımsızlaştırılması eğilimine de uygun olarak işlediği düşünülmektedir. Sistemin başarılı olup olmayacağını zaman gösterecektir. Bu konunun anlaşılabilmesi için yeni hükümet sisteminde siyasal partilerin nasıl şekil alacağı ve parti sistemi yapısının nasıl etkileneceği önem kazanmaktadır. Nitekim Türkiye'nin geçmişinde yer alan siyasal sistem sorunları hükümet sistemi ile ilişkili olduğu gibi, parti sistemiyle de ilişkilidir.
Yeni hükümet sistemi tartışmaları çerçevesinde cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin incelenmesi
Türkiye'de yaşanan gelişmelere bakıldığında, parlamenter yönetim sisteminin zaman zaman tıkandığı dönemler olmuştur. Bu duruma yol açan en önemli etkenler olarak siyasi krizlere neden olan koalisyonlar ve hükümetlerin güvenoyu alamamaları gösterilebilir. Bu tıkanıklar ekonomik, siyasi ve toplumsal açılardan olumsuzluklar yaratmaktadır. İşte bu durumların tekrarlanmaması için yıllardır Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Turgut Özal ve Süleyman Demirel gibi önemli devlet ve siyaset adamlarının gündeme getirdiği, ancak başarılı olamadığı parlamenter yönetim sistemi, 2017 yılında yapılan referandumla değiştirilmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak adlandırılan yeni yönetim sistemi, dünyada yaygın şekilde uygulanan Amerika başkanlık sistemi ve Fransız yarı-başkanlık sistemlerine benzemekle birlikte, birbirlerinden ayrılan noktalar da bulunmaktadır. Bu farklılıklar, başkanlık modelini Türkiye'ye özgü hale getirmektedir. Bu farklılığın ortaya çıkmasında, Türkiye'nin sahip olduğu yapısal özelliklerin, hâkim olan siyasi, sosyal, kültürel faktörler ile tarihsel birikimlerin etkili olduğu söylenebilir.
Türkiye'de sosyal medyanın seçimler üzerindeki etkisi: 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Twitter örneği
İnsanlık yirmi birinci yüzyılın en büyük itici gücü olan teknolojinin omuzlarında yükselen ağ toplumu gerçeğiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Enformasyon çağı toplumlarını bir araya getiren dijital dünyanın sosyal medya platformları bugün iletişimin en yaygın kullanıldığı alanlardır. Bu çalışma da kültürlerin buluşması ve sosyal etkileşimin yakınlaşmasıyla global/ küresel bir köye dönüşen dünyada siyasi aktörlerin iletişimi sosyal medya üzerinden ele alınmıştır. Araştırmada küresel ölçekte iletişimin geldiği noktada sınırları ortadan kaldıran küreselleşme açılımlarının iletişime etkileri, siyasal iletişimin dönüşümü, sanal ortamlarda nasıl karşılık bulduğuna yer verilmiştir. Konunun gelişimi açısından iletişim, siyaset, medya ve küreselleşme gibi kavramların tanım ve tarihi süreçlerine değinilmiştir. Türkiye'de siyasal iletişim bağlamında sosyal medyanın seçimler üzerindeki etkisi, özellikle adaylar ve seçmen açısından en yoğun etkileşimin yaşandığı 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yansımaları, son olarak sosyal medyanın en aktif mecrası olan Twitter analizleri verilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında detaylı bir literatür taraması yapılmış ve ilgili kaynaklara dayanarak birinci ve ikinci bölüm oluşturulmuştur. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise adayların Twitter hesaplarını incelenerek araştırmanın kapsadığı 9-24 Haziran 2018 tarihlerinde seçimler ile ilgili atılan tweetlerin içerik analizi yapılmıştır.
Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri: Türkiye ve Fransa mukayesesi
Türkiye'de siyasi yapıyı büyük ölçüde dönüştüren 2017 Anayasa değişiklikleri, pek çok alanda farklı yönleri itibariyle çalışılmaktadır. Bunun başlıca sebebi olarak, asli kuruculuğa ilişkin yeni ve kapsamlı tercihler barındıran bu reformun, aynı zamanda çözülmeyi bekleyen çeşitli belirsizlikleri de bünyesinde taşıyor olması gösterilebilir. Bu bağlamda akla gelen ilk kavramlardan biri de kuşkusuz Cumhurbaşkanlığı kararnameleridir. Nitekim yürütme organına Anayasanın tanıdığı asli düzenleme yetkisini anlatan bu normlar bakımından, gerek hukuki yapısı, mahiyeti ve özellikleri gerekse yargısal denetimi cihetiyle önemli soru işaretleri belirmiş ve bu durum, hem doktrin hem de uygulama zemininde duraksamalara yol açmış hâldedir. Dolayısıyla, sistemin işleyişi açısından hayati değeri haiz olan bu araçların, tanımlanıp anlamlandırılması ve tabi oldukları hukuki rejimin açıklığa kavuşturulması zorunluluk arz etmektedir. Literatürde giderek bu ihtiyacı karşılamaya dönük yeni çalışmalar ortaya çıkmakta ve bu yolda bilimsel tartışmalar yürütülmektedir. Bahse konu araştırmalara göz atıldığında, genellikle ya sırf Türkiye'de kabul edilen sistemin teşrih edilmeye çalışıldığı veya bir başkanlık sistemi olması itibariyle çoğunlukla ABD'de uygulanan başkanlık kararnameleriyle bir karşılaştırmaya girişildiği görülmektedir. Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin hukuki rejimine ilişkin belirsizliklerin açıklığa kavuşturulmasında, karşılaştırmalı hukuk verilerinin yararlı olacağına katılmamak mümkün değildir. Zira ABD'de başkanlık sisteminin uygulanması esnasında tebarüz eden ve belirgin bir istikrar kazanan kararnameler rejiminin bütün yönleriyle ele alınmasının, böyle bir araştırmadan ilk beklenen veriler arasında yer alacağı kuşkusuzdur. Ne ki bunun yanı sıra, yürütme kararnamelerinin başkanlık rejimleri dışındaki örneklerini araştırmanın da büyük imkânlar sağlayacağı aşikârdır. Bu örnekler içinde en dikkat çekeni ise, Fransa'da V. Cumhuriyet rejimiyle birlikte yerleşen tecrübedir. Gerçekten Fransız sisteminde gerek anayasal hükümler, gerek yargı içtihatları, gerekse akademik çalışmalar yönüyle, onlarca yıla yayılmış mühim bir birikim bulunmakta ve sistemin içerdiği belli başlı çözümler, bizim henüz tartışmaya başladığımız soruların cevaplandırılmasına katkı sağlamaya namzet görünmektedir. Bu yönüyle, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin diğer örneklerden başka Fransız sistemiyle de mukayesesinin literatüre soluk getireceği söylenebilir. Bu çalışmada, Fransız sisteminde yürütmenin düzenleyici işlemlerini araştırdıktan ve tespit ettikten sonra, bu incelemeden elde edilen mukayeseli verilerin yeni Türk sisteminde karşı karşıya kalınan problemlere uygulanmasının mümkün olup olmadığı ve hâlen mevcut olan belirsizliklere bir çözüm getirip getirmeyeceği sorgulanmaktadır. Bu kapsamda özellikle düzenleme yetkisinin ülkemizdeki gelişim süreci ile Fransa'da kararnamelerin izlediği tarihi seyir arasında benzerlikler keşfedilmiştir. Bunun gibi yeni sistemde ortaya çıkan bazı önemli soruların cevaplandırılması yolunda, Fransız sisteminin incelenmesiyle erişilen bulguların yol gösterici olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Bir siyasal iletişim aracı olarak sosyal medya kullanımı: 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri Twitter örneği
Günümüzde iletişim teknolojilerinde yaşanan baş döndürücü gelişmeler, toplumsal hayatın her alanında birtakım değişikliklere yol açmıştır. Bu alanlar arasında yer alan siyaset olgusu da öne çıkan konular arasında yerini almış bulunmaktadır. İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte siyaset yapma biçimlerinde ve siyasal kampanya faaliyetlerinin yürütülmesinde de önemli değişiklikler medyana gelmektedir. Özellikle Web 2.0 ile birlikte gelişmeye başlayan sosyal medya araçlarının getirdiği yenilikler, siyasal aktörler tarafından siyasal kampanya dönemlerinde yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Gün geçtikçe toplumsal hayattaki yerini sağlamlaştıran sosyal medya araçları, kullanıcılarına hem kendi içeriklerini üretebilecekleri hem de zaman ve mekân kısıtlaması olmadan iletişime geçebilecekleri bir ortam sunmaktadır. Bu durum siyasal aktörlerin ilgisini çekmekte siyasal aktörler de bu araçları, siyasal kampanya sürecinde aktif bir biçimde kullanmaktadır. Buradan hareketle bu çalışmada, Türkiye'deki siyasal aktörler tarafından yoğun bir şekilde kullanılan bir ortam olan Twitter, bir siyasal iletişim aracı olarak ele alınmıştır. Siyasal iletişimde sosyal medya kullanımını Twitter üzerinden değerlendiren bu çalışmada, 24 Haziran 2018'de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimine katılan 6 adayın, Twitter'dan ne şekilde yararlandıkları ve yararlanma düzeyleri içerik analizine tabi tutularak değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, Cumhurbaşkanlığı seçimine katılan siyasal aktörlerin Twitter'ı genellikle bilgi paylaşımı ve aday propagandası yapmak amacıyla kullandığı ve söz konusu aktörlerin sosyal medyayı kampanya süreci boyunca geleneksel medya organlarının bir uzantısı olarak değerlendirdiği tespit edilmiştir. Siyasal aktörler, Twitter'ın sunduğu çift yönlü iletişim fırsatını yeterince değerlendirememiş, seçmenlerle karşılıklı etkileşimde bulunmak yerine tek yönlü bilgi paylaşımını ve monolog iletişim tarzını sürdürmüş ve seçmeni kampanya sürecine dâhil etmemiştir. Anahtar Kelimeler: Siyasal İletişim, Yeni Medya, Sosyal Medya, Twitter.
Kazak kimliğinin yaratılmasında iletişimin rolü: Cumhurbaşkanın ulusa sesleniş konuşmalarına dair inceleme
Bu çalışmada Kazakistan'ın kurucu devlet başkanı N. Nazarbayev'in bir ulusal kimlik yaratma çabasının hangi yollardan geçtiğini derleyip nitel analiz yöntemiyle sunulması amaçlanmıştır. Bu amaçla ulusa sesleniş konuşmaları kronolojik olarak takip edilerek analiz yapılmıştır. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bağımsız devletlerin kurulması, yeni ulusal kimlik paradigmaları yaratmıştır. Küreselleşme sürecinde ulusal kimlik ve ulusal öz bilinç konuları yabancı bilim adamlarının araştırmalarında ele alınmakta; azınlıkların çok etnikli ülkelerde ezilebileceği vurgulanmaktadır. Nazarbayev de bu gerçekten hareketle bir Kazakistan Cumhuriyeti milli kimliği yaratmak için birtakım politikaları benimsediği anlaşılmaktadır. Bu politikaları ulusa sesleniş konuşmalarında belirli bir stratejide ortaya çıkmaktadır. N. Nazarbayev'in ulusa sesleniş konuşmalarında Kazakistanlı kimliğin ön planda tutarken makale ve kitaplarında Kazak kimliğine dair açık ve belirgin vurguları daha sık yapmaktadır. Ulusa seslenişinde sivil kimliği ön planda tutarken harici çalışmalarında Kazak etnik kimliğinin ön planda olduğunu söylenebilir. N. Nazarbayev, Kazak dili ve kültürü üzerine vurgular yaparken Kazak dili ve kültürü üzerine yapılan vurgular zamanla sıklaşmış ve daha açık belirgin hal almıştır. Zamanla kültürel ve dil anlamında Kazak etniğinin alttan üste doğru yükselişini görülse de diğer anlamlarda demokrasi ve hukukun üstünlüğü ile sivil kimliğin koşulları sağlanmıştır. Uzun süren liderin politik hareketleri, süreklilik gösteren istikrar ve barış ülkede sivil kimliği güçlendirmiştir. Nazarbayev'in konuşmalarına bütüncül bir bakış açısıyla analiz edildiğinde, sonuç olarak, Kazak kimliği ile değil, Kazakistan kimliği ile karşılaşılmıştır. Liderin tasarlamış olduğu kimlik bir kazak kimliğinden daha çok, "Kazakistan ulusal kimliği" olduğu söylenebilir. Sonuç olarak liderin ulusal konuşmalarında vurguladığı ve algılamış olduğu milli kimlik Kazak kimliği değil "Kazakistanlı" kimliğidir.
2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde retoriksel stratejiler
Bu çalışma, 10 Ağustos 2014 tarihinde ilk kez halkoylaması ile yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimindeki adaylar, Ekmeleddin İhsanoğlu, Recep Tayyip Erdoğan ve Selhattin Demirtaş'ın seçim kampanyalarında kullandıkları retoriksel stratejilerin irdelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, retorik teorisi içinde 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren gelişmeye başlayan ve yeni/çağdaş retorik olarak adlandırılan retoriksel yaklaşımların kuramsal bakış açısıyla 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi retoriksel bir durum olarak ele alınmış ve katılımcı eleştirel retoriğin yöntemsel perspektifi benimsenmiştir. Araştırmada adayların ürettikleri retoriğin bağlamı olarak seçim kampanyaları incelenmiş, katılımcı eleştirel retoriğin yöntemsel perspektifiyle, adayların katıldıkları Diyarbakır, İstanbul ve İzmir mitingleri/toplantılarında katılımlı gözlemle veri toplanmış, adayların seçim kampanyalarının hazırlığında ve işleyişinde çalışanlarla görüşmeler yapılmıştır. Bu verilerle birlikte kampanya sürecinde adayların yaptıkları seçim bildirgesi tanıtım toplantıları, miting/toplantı konuşmaları ve TRT propaganda konuşmalarında kullandıkları retoriksel stratejiler analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, İhsanoğlu'nun başvurduğu başlıca retoriksel stratejilerin uzlaşmacılık, akademik ve uluslararası diplomatik deneyimler ve sakin, rasyonel kişilik üzerinde temellenirken; Erdoğan'ın retoriksel stratejilerinin hizmet siyaseti, milli iradestatüko karşıtlığı ve cesur, meydan okuyucu bir kişilik üzerinde inşa edildiği; Demirtaş'ın retoriksel stratejilerinin ise radikal demokrasi ilkelerine dayalı bir halklar arası eşdeğerlik ilişkisi üretmeye dönük olarak kurgulandığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, adayların başvurduğu retorik stratejilerin dahil oldukları siyasal hareketlerin konjonktürel konumlanışlarını, kırılmalarını ve dönüşümlerini betimlediği ifade edilmiştir. Anahtar kelimeler: Retorik, katılımcı eleştirel retorik, cumhurbaşkanlığı seçimleri, seçim kampanyaları.
Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin Türk demokratikleşme sürecine etkisi
1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile birlikte Cumhurbaşkanlığı makamı Türk siyasi hayatında önemli bir yer tutmuştur. Asıl olarak Türk devlet geleneğinde de devlet başkanlığına verilen önemin yeri ayrıdır. 1921 Anayasası ile kısa bir süre uygulanan Meclis Hükümeti Sistemi ve 1924 Anayasası ile kabul edilen güçler birliği ilkesi istisna tutulursa Türkiye tam anlamıyla Parlamenter Hükümet Sistemini 1961 Anayasası'nda kabul etmiş ve o dönemden bu yana Parlamenter Hükümet Sistemi ile yönetilen bir ülke olmuştur. Cumhurbaşkanı genel olarak parlamenter sistemlerde uygulanan yöntemle, parlamento tarafından seçilmekteydi. Ancak 2007 yılında 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresinin dolması ile birlikte 11. Cumhurbaşkanı seçiminde yaşanan kriz Türkiye için yeni bir süreci başlatmıştır. 11. Cumhurbaşkanı seçiminde yaşanan Cumhurbaşkanı seçim krizi anayasal değişikliği beraberinde getirmiştir. Cumhurbaşkanı seçimi birinci turunda toplantı yeter sayısı olarak 367 oy sağlanamayınca erken seçim kararı alınmış ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesi yönünde anayasa değişikliğine gidilmiştir. 21 Ekim Referandumu ile de Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişiklik paketi kabul edilmiştir. Yaşanan bu süreçle birlikte Türkiye'de yürütme erkinin başı olan Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi ilkesi ilk kez kabul edilmiştir. Bu tezde, yapılan bu anayasal değişikliğin ülkemiz açısından getireceği sonuçlar değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme yapılırken iki farklı açıdan durum ele alınmıştır. Bunlardan biri Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesinin demokrasi üzerinde yapacağı etki diğeri ise hükümet sistemi açısından yapacağı etkidir.
T.C. döneminde Cumhurbaşkanlığı makamının değişimi: Anayasal, siyasal ve uygulama boyutundan inceleme
Son dönemlerde, Türkiye'de başkanlık sistemi konusunda tartışmalar gündeme gelmektedir. Tartışma konularından biri de Cumhurbaşkanının konumudur. Türkiye'de geçmiş yıllara bakıldığında zayıf yürütme yapılanması uygulamada aksaklıklara ve sorunlara sebep olmuştur. Bu nedenle yürütmenin güçlendirilmesi adına sık sık anayasa değişiklikleri yapılmakla birlikte günümüzde de bu çerçevede yeni bir anayasa hazırlanmıştır. Bu tez çalışmasında; öncelikle T.C. anayasaları çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı makamı karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Cumhurbaşkanının konumu hükümet sistemleri bağlamında değerlendirilmekte ve Türkiye'de hükümet sistemlerinin değişimi üzerinde durulmaktadır. Ayrıca yeni anayasa tasarısının başkanlık sistemine ve Cumhurbaşkanlığı makamına olası etkilerine yer verilmektedir. Çalışmada anayasal değişimler çerçevesinde Cumhuriyet döneminde Cumhurbaşkanlarının uygulamaları ve siyasal sistemdeki konumları değerlendirilmekte olup tek başlı bir yürütme yapılanması savunulmaktadır. Anahtar kelimeler: Cumhurbaşkanı, Hükümet Sistemleri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Ordu, Siyasal Partiler
Siyasal istikrar bağlamında Türkiye'de 1980 sonrası dönemde parlamenter hükümet sistemi uygulamaları
1215 tarihli Magna Carta Libertatum ile İngiltere'de başladığı kabul edilen Parlamenter Sistem dünyanın birçok ülkesinde uygulanmaktadır. İngiltere'de geleneklere bağlı olarak ortaya çıkan parlamenter sistem, başta Türkiye olmak üzere uygulandığı birçok ülkede, aynı istikrarı sağlayamamaktadır. Türkiye'de özellikle 1991-2002 arasındaki koalisyon dönemlerindeki hükümet istikrarsızlıklarının siyasal istikrarsızlığa sebep olması dolaylı olarak ekonomi, eğitim gibi diğer alanları da etkilemiştir. Demokrasiye karşı yapılan askeri darbeler, koalisyon dönemi hükümet bunalımları, 1994 ve 2001 yıllarındaki ekonomik krizler ile yaşanan bu olumsuz süreçler halk nezdinde parlamenter demokrasiye olan güveni de sarsmıştır. Türkiye'de parlamenter hükümet sisteminde yaşanan en önemli problemlerden birisi de cumhurbaşkanı ile başbakan arasındaki çift meşruluk sorunudur. Cumhurbaşkanı ile başbakan arasında yaşanan bu krizler farklı siyasi görüşe mensup olmalarından ziyade aynı partiye mensup yöneticiler arasında da sorun teşkil etmiştir. Bu da parlamenter sistemin en önemli siyasi çıkmazlarından biri olarak görülmektedir. Turgut Özal ile Yıldırım Akbulut, Süleyman Demirel ile Tansu Çiller, Ahmet Necdet Sezer ile Bülent Ecevit vs. arasında bu siyasi krizler yaşanmıştır. Bu çalışmayla Türk Siyasetindeki siyasi çıkmazlar, ekonomik krizler, askeri darbeler ile koalisyon dönemlerindeki hükümet istikrarsızlıkları üzerine değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Parlamenter Sistem, Siyasal İstikrar, İstikrarsızlık, Demokrasi, Koalisyon, kuvvetler ayrılığı
Cumhurbaşkanlığı sisteminin Türk kamu yönetimi üzerindeki etkisi
Bu çalışmada, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin Türk kamu yönetimine ne gibi etkilerinin olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır. Uzun yıllardır Parlamenter Hükümet Sisteminin uygulandığı ülkemizde bu sistemin aksayan yönlerinin olduğu birçok sorunlara yol açtığı genellikle kabul edilen bir görüştür. Bu sistemden kaynaklanan sorunları gidermek için sistem içinde değişiklikler yapılmasını öneren bazı yaklaşımlar olduğu gibi yeni bir hükümet sistemine geçilmesini savunanlar da olmuştur. Tüm bu sistem tartışmaları en sonunda Başkanlık Sistemine çok yakın bir sistem önerisi olan ancak kendine özgü bazı tasarımları da içinde barındıran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandum ile uygulamaya geçmesiyle nihayete ermiş bulunmaktadır. Sert kuvvetler ayrılığına dayanan, yürütmenin tek başlı olarak tasarlandığı hükümet sisteminin siyasi, idari ve hukuki düzlem başta olmak üzere pek çok önemli değişimleri de beraberinde getirmesi kaçınılmaz gözükmektedir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin çeşitli etkilerinin olabileceği alanlardan birisi de kamu yönetimi alanıdır. Yeni hükümet sistemine geçilmesiyle birlikte kamu yönetiminde politika belirleme, uygulama, örgütlenme ve işleyiş alanlarında ne gibi etkilerinin olduğu ya da olabileceği bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çalışma ile elde edilen sonuçlar neticesinde yeni hükümet sisteminin, kamu yönetiminin daha etkin, verimli, hesap verebilirlik düzeyi yüksek, politika belirleme süreçlerinin daha aktif olarak kullanılabileceği, denetimin daha kolay ve geniş bir alanı kapsayacak şekilde yapılabileceği bir alana evrilmesini kolaylaştıracağını söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Hükümet Sistemleri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Cumhurbaşkanlığı, Kamu Yönetimi, Yönetim, Denetim
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde uygulamada yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri
Türkiye'de yapılan 16 Nisan 2017 referandumuyla Türk tipi başkanlık sistemi olarakda adlandırılan ve kendine özgü bazı farklı yönle bulunan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmiştir. Türkiye'de 24 Haziran 2018 seçimlerinden itibaren Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi uygulanmaktadır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin Türkiye'de yeni uygulanmaya başlanması nedeniyle bazı sorunlar yaşanmaktadır. Bu çalışmada Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde uygulamada yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri ele alınmaktadır. Bu kapsamda yetki devri sorunu, bürokrasinin hantallığı sorunu, Cumhurbaşkanlığı politika kurulları ve ofislerinin uygulamadaki etkinliği, kamu politikalarının oluşturulması ve uygulanmasında politika kurulları ve ofislerle bakanlıklar arasında yaşanan koordinasyon sorunu, Cumhurbaşkanının iş yükü sorunu, bakanların Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine uyum sağlayamama sorunu, bakanlıkların sayısının düşürülmesinden kaynaklı iş yükü sorunu, Cumhurbaşkanı yardımcı sayısının yetersizliği, milletvekili seçilme yaşının 18'e indirilmesi, TBMM'nin bilgi edinme ve denetleme yollarından yazılı soru önergeleri, TBMM'nin yasama işlevinin azalması, bakan yardımcıları arasında yaşanan koordinasyon sorunu ele alınmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden literatür taraması yöntemi ve yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi uygulanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kapsamında milletvekilleri, bakanlıkların üst düzey bürokratları, Cumhurbaşkanlığı teşkilatında yer alan kurum\kuruluş\başkanlıkların üst düzey bürokratları, başkent teşkilatındaki kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey bürokratları ve partilerin üst düzey yöneticileriyle görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler neticesinde Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin uygulanmasından kaynaklı bazı sorunlar yaşandığı ve bu sorunların giderilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Çalışmanın teorik kısmında belirtilen sorunların yapılan uygulama araştırmasıylada varlığı ortaya çıkarılarak sorunların çözümüne yönelik öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Hükümet Sistemi, Parlamenter Hükümet Sistemi
Yazılı basında 2007 Cumhurbaşkanlığı seçim süreci: Cumhuriyet,Zaman ve Hürriyet gazetelerinin içerik analizi- Nisan- Mayıs- Haziran- Temmuz- Ağustos 2007
Türkiye ve medya açısından 11. Cumhurbaşkanlığı seçimi araştırılması gereken bir konu olmuştur. Türkiye 2007 yılının Nisan ayından başlayan seçim sürecinde çalkantılı bir iç siyaset dönemi yaşamıştır. Basının üç temel gazetesinden olan Cumhuriyet, Zaman ve Hürriyet Gazetelerinin seçim sürecindeki politikalarını araştırmak bu tez çalışmasının hedefidir. İçerik analizi yöntemiyle 10 Nisan 2007 ile 30 Ağustos 2007 arasındaki elli iki günün birinci sayfalarındaki tüm haberler incelenmiştir. Bu nedenle tez kapsamında üç gazetenin birinci sayfalarının incelenmesi bu araştırmanın sınırlılıklarını oluşturmaktadır.Bu çalışma, 2007 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin Cumhuriyet, Hürriyet ve Zaman Gazetelerinde belirli kelimeleri ön plana çıkartarak taraflı, gazetenin yayın politikasına göre yansıttıklarını ispatlayacaktır.Birinci bölümde Türkiye ve dünyada medyanın kısa tarihçesi ve gelişimine yer verilmiştir. İkinci bölümde medya ve siyaset arasındaki karşılıklı ilişkiyi göstermek amacıyla medya ve demokrasinin önemi anlatılmıştır. Üçüncü bölüm ise Türkiye'nin siyasi yapısında seçim sistemi ve seçimlerin nasıl yapıldığı hakkındadır. Dördüncü bölümde tez araştırmasının sonuçları ve yorumlar yer almıştır.
Cumhuriyet Döneminde Ayasofya
Ayasofya (Saint Sophia) kelime anlamı olarak ?ilahi hikmet? anlamına gelir. Ayasofyalar: birinci Ayasofya, ikinci Ayasofya ve bugün Ayasofya müzesi olarak gördüğümüz bina ise üçüncü Ayasofya'dır. Üçüncü Ayasofya 27 Aralık 537'de açıldı. İustinianus'un yaptırmış olduğu bu bina ilk yapıldığında yapım hataları taşıyordu. Bu yapım problemlerinin birincisi ve en önemlisi Ayasofya'nın kubbesiydi.Ayasofya'nın ilk kubbesi daha basıktı. Bu basıklıktan dolayı kubbe daha fazla baskı uyguluyordu. 557'de olan depremde kubbe zarar görmüştü. 7 Mayıs 558'de oluşan depremde tamamıyla çöktü. Kubbe binanın ilk mimarlarından birisi olan Genç İsidoros tarafından onarıldı. Kubbe bu onarımda yaklaşık olarak 6.25 m. yükseltildi. Ayasofya'nın tamiri bir çeşit tamirler tarihidir.IV. Murad zamanından Sultan Abdülmecid zamanına kadar Osmanlılar Ayasofya ile fazlaca ilgilenmediler. Sultan Abdülmecid Ayasofya'yı restore etti. Ayasofya'da Abdülmecid zamanında yapılan Fossati restorasyonu Ayasofya'nın müze oluşuna giden yolda birinci adımdı.Ayasofya'nın müze oluşunda ikinci adım ise Cumhuriyetin ilk dönemlerinde Thomas Whittemore'a Ayasofya mozaik çalışmaları için izin verilmesidir. Atatürk Ayasofya'yı haç ve hilalin çatışmasından kurtararak kültürel ve dinler arası çatışmayı engellemek için müze yapılmasını istemişti. Ayasofya 24.11.1934 tarihli bakanlar kurulu kararı ile müze yapıldı. Ayasofya'nın bugünkü statüsü müzedir. Ayasofya'nın statüsünde yapılan bu değişiklik idari tasarruf sonucu oluşturulmuştu.
Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın güvenlik politikalarındaki rolü
Bu çalışmada, Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın güvenlik politikalarındaki rolü incelenmiştir. Dünyada yaşanmakta olan terör gibi güvenlik problemleri, devletlerin uygulamakta olduğu güvenlik politikalarının önemini artırmış bulunmaktadır. Bu nedenle bu politikaların gerek oluşturulması gerekse uygulanması noktasında etkili olan aktörler oldukça önemlidir. Ülkelerin uygulamış oldukları hükümet sistemleri de bu politikaları etkilemektedir. Hükümet sistemlerinde devlet başkanlarına ve Türkiye'de Cumhurbaşkanı'na güvenlik alanında verilen yetkiler onları bu politikaların oluşturulması ve uygulanması aşamalarında merkezi aktör konumunda bulundurmaktadır. Hükümet sistemlerindeki devlet başkanları ve Türkiye'deki Cumhurbaşkanı'nın bu rolünü ortaya koymak için başkanlık, yarı başkanlık, parlamenter hükümet sistemlerinden belirlenen ülke örnekleri ve Türkiye'de Cumhurbaşkanı'na güvenlik alanında verilen yetkiler incelenmiştir. Bu yetkiler incelenirken belirlenen ülke örneklerinde ve Türkiye'de anayasa, kanun vb. ilgili mevzuat esas alınmıştır. İncelenen yetkiler ülkelerdeki devlet başkanları ve Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın güvenlik politikalarında etkili bir rol oynadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Güvenlik, Güvenlik Politikaları, Cumhurbaşkanı, Hükümet Sistemleri.
Kurumsal iletişim kavramının katılımcı demokrasi anlayışına katkılarının Cumhurbaşkanlığı örneğinde incelenmesi: 2009 - 2013 dönemi
Bu araştırma, kurumsal iletişim gibi son dönemde önemi giderek artan bir kavramın, demokrasinin en modern ve ileri şekli olarak kabul edilen Katılımcı Demokrasi anlayışına yaptığı katkıları, Türkiye'nin kurumsal iletişimde gelişmiş devlet kurumu olan Cumhurbaşkanlığı örneğinde incelenmesi amacına yöneliktir. Daha önce benzer bir çalışmanın Cumhurbaşkanlığı Kurumu özelinde yapılmaması sebebiyle bu çalışma özgün bir değere sahiptir. Bu araştırmada, "Teknolojik gelişmeler çerçevesinde oluşturulan kurumsal iletişim çalışmalarının Cumhurbaşkanlığı kurumu özelinde katılımcı demokrasi anlayışına katkısı nedir?" sorusuna cevap aranmıştır. Katılımcı demokrasinin gereği olarak vatandaşların yönetime ne kadar katıldıkları, demokratik haklarının farkında olup olmadıkları, kamu kurumlarından memnun olup olmadıkları, devlet ile ilişkilerinin ne seviyede olduğu, devlet kurumlarına güvenip güvenmedikleri gibi sorular araştırma konusu yapılmıştır. Bu araştırmada, Cumhurbaşkanlığına başvuru yapan vatandaşların katılımcı demokrasi anlayışlarını derinlemesine anlamlandırmak ve katılımcıların bakış açısıyla katılımcı demokrasi anlayışını yorumlamak için nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni seçilmiştir. Araştırma için 2009-2013 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı Kurumsal iletişim Başkanlığı Halkla İlişkiler Müdürlüğüne şahsen, dilekçe ve e-posta yolu ile başvuru yapmış katılımcıların belirlenmesinde, olasılığa dayanmayan amaçlı örnekleme tekniklerinden ölçüt örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın verileri geliştirilen yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada, elde edilen veriler nitel veri analizi ile incelenmiş, içerik ve betimsel analiz yöntemiyle yorumlanmıştır. Bulgular, araştırmanın alt problemlerine göre katagorize edilerek yorumlanmıştır. Vatandaşların, "demokrasi" ve "katılımcı demokrasi" gibi temel kavramlar hakkındaki görüşleri Cumhurbaşkanlığı makamına başvurmayı bir demokratik hak olarak görüp görmedikleri, vatandaşların Cumhurbaşkanlığına müracaat etmesinde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün şahsının ne ölçüde önemli bir etken olduğu, yönetimle ilişkilerindeki beklentileri, vatandaşla devlet arasında ki güven ilişkisi, Cumhurbaşkanlığı tarafından sunulan hizmetin kalitesi ve bilgi alma adına hangi iletişim araçlarından ve yöntemlerinden yararlanıldığı şeklinde yedi kategoriden oluşmuştur. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; Vatandaşların görüşlerinin katılımcı demokrasi anlayışıyla örtüştüğü, Cumhurbaşkanlığı kurumuna demokratik hakları olduğu için başvurdukları, başvurularında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kişiliğinin önemli bir rol oynadığı, Cumhurbaşkanlığı dışındaki diğer devlet kurumlarıyla ilişkileri hakkında olumsuz kanaat belirttikleri görülmüştür. Ayrıca, katılımcı demokrasi için önemli olan ''bilinç ve farkındalık'' olgularının katılımcılarda gayet gelişmiş olduğu, Cumhurbaşkanlığı kurumunun sunduğu hizmetlerin katılımcı demokrasinin gelişmesine önemli bir katkı sunduğu ve kurumsal iletişimde başarılı olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, vatandaşların teknolojinin sunduğu yeni olanaklara uyum sağladığı, gelişen teknolojik imkânlar ile yönetime daha fazla katıldığı, üst yönetime kolaylıkla ulaşabilme ve sorgulayabilme imkânı buldukları görülmüştür. Bu kapsamda da ilgili kurumlara bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: kurumsal iletişim, katılımcı demokrasi, sosyal medya, demokratikleşme, demokratik hak, halkla ilişkiler
Bir siyasal iletişim aracı olarak politik mizahta karikatürün kullanılması: 2014 Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Salih Memecan tarafından çizilen siyasi karikatürlerin analizi
Siyaset mekanizması kendini ifade edebildiği, hedef kitlesini ikna edebildiği ve onlar üzerinde meşruiyetini kazandığı ve devam ettirebildiği sürece varlığını sürdürebilmektedir. Tüm bunları da siyasal iletişim yöntem, teknik ve araçlarıyla gerçekleştirebilmektedir. Bu yöntem, teknik ve araçlardan biri olarak değerlendirebileceğimiz politik mizahın bir türü olan karikatür de genel olarak iktidara karşı bir muhalefet ve eleştiri aracı olarak kullanılsa da zaman zaman iktidarın kendi hegemonyasını devam ettirebilme, muhalefeti itibarsızlaştırma ve yapılan icraatlara destek bulma amacıyla da kullanıldığı görülmektedir. Bu çalışmamızda 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Salih Memecan tarafından Sabah Gazetesi Bizimcity köşesinde çizilen karikatürlerin analizi yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın birinci bölümünde; Siyaset ve İletişim kavramlarının ardından Temel İletişim modelleriyle ilgili genel bilgi verilmiştir. Siyasal İletişim kavramı açıklanarak kavramın tarihçesi, ülkemizdeki gelişimi, işlevleri ve güncel olarak uygulanan yöntem ve teknikleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde; politik mizah ve karikatür konuları detaylı olarak incelenmiştir. Mizah kavramından başlanarak mizahın tür ve çeşitleri açıklanmış ve politik mizah kavramı anlatılmıştır. Daha sonra karikatür kavramı, çeşitleri, dünyadaki ve ülkemizdeki tarihi gelişimi devreler halinde ele alınmıştır. Son olarak da karikatür bir iletişim biçimi olarak formüle edilmiş ve bu formüldeki aşamalar açıklanmıştır. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise; ilgili bölümde yapılacak analizin amaç, kapsam ve yönteminin neler olduğu açıklanmış ve Salih Memecan'ın 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde çizdiği 23 karikatür konularına göre 3 kategoriye ayrılarak içerik analizi yöntemiyle yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyaset, Siyasal İletişim, Politik Mizah, Karikatür, Cumhurbaşkanlığı Seçimi.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde ortaya çıkabilecek olası sorunlar ve çözüm önerileri
Bu çalışmada, Türkiye'nin siyasi kültürü ve uygulamaları bağlamında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi anlatılarak ortaya çıkabilecek sorunların incelenmesi ve bu sorunların çözümüne dair önerilerde bulunulması amaçlanmaktadır. Hızlı karar almanın yürütmenin güçlü olmasından geçtiği düşüncesiyle birçok ülke ABD'de başkanlık sisteminin uygulanmasıyla birlikte başkanlık sistemine geçmiştir. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçerek güçlü yürütme ile birlikte istikrarsız hükümetler oluşmasını engellemek istemektedir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi anlatılırken dünya üzerinde uygulanan parlamenter sistem, başkanlık ve yarı-başkanlık sistemleri incelenerek bu sistemlerde ortaya çıkan sorunlar ışığında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemindeki sorun çıkarabilecek alanlara dair önerilerde bulunulmuştur. Çalışmada, ülkelerin istikrarlı yönetimler ortaya çıkarabilmeleri için siyasi kültürlerine uygun hükümet sistemi yapmaları gerektiği anlatılmıştır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Türkiye için iyi bir sistemdir. Ancak sistemin düzenlenmesi ve uygulamasında ortaya çıkabilecek sorunlar giderilirse sistemin faydalı yönlerinden daha fazla istifade edilebilir. Bu çalışmada, hükümet sistemlerinin sorunsuz işleyebilmesi ve sorunlar karşısında çözüm üretebilmesi için şartlara göre revize edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Başkanlık Sistemi, Sorunlar, Çözüm Önerileri, Siyasi Kültür
Kanuni idare ilkesi bağlamında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi
"Kanuni İdare İlkesi Bağlamında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" başlıklı tez çalışmasında, Anayasa'ya yeni bir hukuki işlem türü olarak dahil edilen Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin anayasal kapsamı, hukuki niteliği ve normlar hiyerarşisindeki yeri öğretideki farklı görüşler çerçevesinde açıklanmıştır. 6771 sayılı Anayasa Değişikliği Kanunu, hükümet sistemi değişikliğinin ötesinde Anayasa'nın yürütme bölümünde radikal bir değişim ve dönüşüm gerçekleştirmiştir. Bu değişimin önemli sonuçlarından biri de kanunilik güvencesi kapsamında bulunan idari birimlerin teşkilatlanma yetkisinin Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin düzenleme alanına bırakılmış olmasıdır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanuni idare ilkesinin unsurlarından olan "kanun" ve "idarenin kurulması" kavramları kapsamında incelenmiştir. Son olarak, yasama ve yürütme fonksiyonlarına ilişkin temel prensiplerin kanuni idare ilkesi ile kesiştiği zemin üzerinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesine yönelik tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Cumhurbaşkanı'nın düzenleyici işlemleri
2017 yılında yapılan Anayasa değişiklikleri neticesinde yürütme ikili yapıdan tekli yapıya dönüşmüş ve Cumhurbaşkanı yürütmeden tek başına sorumlu hale gelmiştir. Doğrudan yürütmenin başı olması sebebiyle Cumhurbaşkanı'nın düzenleyici işlem yetkisi yeniden düzenlenmiştir. Yeni halinde Cumhurbaşkanı yürütmeye ilişkin konularda, kanuna dayanmaya ihtiyaç duymaksızın fakat kanuna aykırı olmamak kaydıyla Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilecek ayrıca yine Anayasa'da sayılan yönetmelikleri ve Anayasa'da sayılmayan (adsız) düzenleyici işlemleri yürürlüğe koyabilecektir. Olağanüstü hal ilan edilen dönemlerde de Cumhurbaşkanı'na kanun hükmünde Olağanüstü Hal Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarma yetkisi tanınmıştır. Bu çalışmada Cumhurbaşkanı'na verilen düzenleyici işlem tipleri incelenecek olup birinci bölümde idarenin düzenleme yetkisi ele alınmış ve Cumhurbaşkanı'nın düzenleyici işlem yapma yetkisi genel olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Cumhurbaşkanı'nın asli düzenleyici işlemleri olan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve OHAL Cumhurbaşkanlığı kararnameleri üçüncü bölümünde ise Cumhurbaşkanı'nın türev düzenleyici işlemleri Cumhurbaşkanlığı Yönetmeliği ve Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan adsız düzenleyici işlemler incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Adsız Düzenleyici İşlemler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Cumhurbaşkanı, Yönetmelik.
The role of presidents in foreign policy making since the foundation of Turkish Republic
In the wake of Cold War changing dynamics of international politics bring about diversification of determinants of foreign policy. Foreign Policy Analysis (FPA) provides an opportunity for analyzing the diversification by opening the "black-box" of the state. However, in the studies related with Turkish foreign policy, attempts to open the black-box the remain incapable in order to meet requirements of the diversification. The main concentration of the research is to fill the deficiency in the literature by investigating how a foreign policy output is shaped regarding role of the institutions and domestic powers. The study aims to investigate influence of the Presidents on foreign policy decision making and emphasize changing of the influence from a president to other president based on legal context within frame of authority given by the constitutions and balance of domestic political context involving de facto situation materialized beyond legal conditions. In addition, the presumption that the leadership styles of the Presidents shape their impact on the process will be discussed by using the leadership profile analysis method.
Türkiye'de Cumhurbaşkanının konumu
Yasama ve yürütme kuvvetlerinin birbirlerinden ayrıldığı kuvvetler ayrılığına dayanan sistemler; parlamenter sistem ve başkanlık sistemi olarak ortaya çıkmış, daha sonra bunlara yarı başkanlık sistemi eklenmiştir. Devlet başkanı parlamenter ve yarı başkanlık sisteminde ikili yürütme yapısının bir tarafını, başkanlık sisteminde ise tek başına yürütme organını oluşturmaktadır. Devlet başkanının seçimi ve anayasal yetkilerine göre bu üç sistem karakterize edilmektedir. Devlet başkanının uygulamada anayasal yetkilerini nasıl kullandığı ise siyasal sistemin işleyişini göstermektedir. Buradan hareketle devlet başkanının konumunu belirleyen üç unsur tespit edilmiştir: Devlet başkanının seçimi, devlet başkanının anayasal yetkileri, devlet başkanının anayasal yetkilerini kullanması ve uygulamadaki durum. Bu üç unsur bir bütün halinde değerlendirildiğinde devlet başkanının güçlü ya da zayıf konumda olduğu ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de 1921 Anayasasında 1923 yılında yapılan değişiklikten, 1982 Anayasasında 2017 yılında yapılan değişikliğe kadar, Anayasalarımızda yürütme organı ikili yapıya sahip olmuştur. Devlet başkanı olan Cumhurbaşkanı, yürütme organının daha az yetkili tarafı şeklinde düzenlenmiştir. Bununla birlikte, bu süreçte görev yapan Cumhurbaşkanlarının uygulamada anayasal yetkilerinin ötesinde güce sahip olabildikleri görülmüştür. 2017 Anayasa değişikliği ile ise ikili yürütme yapısı terk edilmiş ve Cumhurbaşkanı gerek anayasal yetkiler gerekse de uygulama açısından güçlü bir konuma sahip olmuştur. Bu çalışmada Cumhuriyet dönemi tüm Anayasalarımız dikkate alınarak Cumhurbaşkanının konumu açıklanmıştır. Aynı zamanda devlet başkanının anayasal yetkilerini ölçme yöntemi kullanılmış, 1961 ve 1982 Anayasası ile bu Anayasaların çağdaşı olan başka ülkelerin Anayasaları, devlet başkanlarının anayasal yetkilerine göre birbirleriyle karşılaştırılmıştır.